Boş arama ile 872 sonuç bulundu
- Sağlıkçı olarak geldiği deprem bölgesine 21 kütüphane, 135 bin kitap kazandırdı
6 Şubat 2023'teki depremlerde Hatay'a görevli gelen acil tıp teknisyeni Havva Aydanur Ertuğrul, kurduğu dernek sayesinde sosyal medya üzerinden topladığı bağışlarla 3 yılda deprem bölgesine 21 kütüphane kazandırdı, 135 binden fazla kitap dağıttı. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü 112 Acil Sağlık Hizmetlerinde acil tıp teknisyeni olarak görev yapan Ertuğrul, 6 Şubat 2023'teki depremlerin sabahı Hatay'a gönüllü geldi. Antakya'da enkazdan 63 saat sonra kurtarıldıktan sonra ambulansta kitaplarını soran 19 yaşındaki Gürkan Öztürk'e "Sen hangi kitapları istiyorsun? Söyle, ben o kitapların hepsini buraya yığarım" sözleriyle tanınan Ertuğrul, afetten 13 ay sonra Ülkem Okuyor Derneği'ni kurdu. Görevli olduğu Antalya'da mesleğini sürdüren ve arta kalan günlerini de depremden etkilenen kentlerde geçirerek birçok sosyal sorumluluk projesine imza atan Ertuğrul, geçen yıl görevinden istifa ederek sadece dernek işlerine yoğunlaştı. Sosyal medya üzerinden yaptığı çağrılarla özellikle Hatay'daki depremzedelerin her türlü yardımına koşan Ertuğrul, bu zamana kadar 21 kütüphaneyi kazandırdığı deprem bölgesine 135 binden fazla da kitap ulaştırdı. "81 okula kitap desteği sağladık" Havva Aydanur Ertuğrul, depremin ilk günü Hatay'a sağlıkçı olarak gelen ilk ekiplerden olduğunu söyledi. O günden bu yana bölgeden elini çekmediğini anlatan Ertuğrul, şöyle devam etti: "Gürkan enkazdan çıktı ve bir kıvılcım yaktı. Biz de o kıvılcımı bir ateşe çevirdik ve ülkeye ilk kez bir felakette 'kitap da lazım' dedirttik. Bu bizim için çok önemliydi, öncesinde çadır okullar, devamında kütüphaneler derken deprem bölgesinde 21 kütüphane açtık, 81 okula kitap desteği sağladık. Çocuklara kitap okumanın önemini kavratan projeler geliştirdik ve toplamda deprem bölgesinde 135 binden fazla kitap dağıttık." Ertuğrul, kitap okumanın önemine vurgu yaparak, depremden etkilenen çocukların psikososyal açıdan gelişimine de katkı sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi. "Hep birlikte 3 yıldır deprem bölgesine kitap yığıyoruz" Kitap bağışlarının, derneğin sosyal medya hesapları üzerinden toplandığını, bunun da çok kıymetli olduğunu belirten Ertuğrul, şunları kaydetti: "Sosyal medyadan çağrı yapıyoruz, satın alım için de ikinci el alım için de mutlaka bağış sistemini aktif ediyoruz. Bu sayede okullara, çocuklara desteklediğimiz kitapların bir kısmı ikinci el bağış olarak gelirken bir kısmı da bağış olarak geliyor ve satın alım yapıyoruz. İlk günden beri 'bu projeyi de yapamayacağım, kitabımız yok galiba' demedik çünkü hep fazla fazla yığdılar. Ben bir söz verdim, 'sen iste, kitap yığarım' diye bütün ülke bu sözü tutmak için el ele verdi ve hep birlikte 3 yıldır deprem bölgesine kitap yığıyoruz."
- Hakkarili kadın girişimci devlet desteğiyle manda sayısını 20'ye çıkardı
Hakkari'nin Yüksekova ilçesinde 8 yıl önce hayvancılığa başlayan 37 yaşındaki Elif Koca, devlet desteğiyle manda sayısını 20'ye çıkardı. Eşi ve 3 çocuğuyla Gürdere köyünde yaşayan Koca, ekonomik gelir elde etmek, ailesinin süt ve peynir ihtiyacını karşılamak için hayvancılık yapmaya karar verdi. Bu kapsamda, 2018'de İl Özel İdaresi tarafından bölgede yürütülen "Manda Yetiştiriciliği Projesi"ne başvuran Koca'ya 5 manda desteği sağlandı. Köyündeki işletmede 8 yıldır hayvancılık yapan kadın girişimci, manda sayısını 20'ye çıkardı. Kış aylarında ağır hava şartlarına rağmen hayvanlarının bakımını aksatmayan Koca, üretimden elde ettiği sütü yoğurt ve peynire dönüştürerek aile ekonomisine katkı sağlıyor. "Her kadına bu işi tavsiye ediyorum" Koca, devlet desteği sayesinde hayvan sahibi olduğunu söyledi. Yaptığı işle çevresindeki kadınlara ilham verdiğini belirten Koca, şunları kaydetti: "Projem kabul edildi ve bana 5 manda verildi. Şu an 20 mandaya çıkardım. Bu işi çok seviyorum. Bütün kadınlara da tavsiye ediyorum. Manda çok karlı olan bir yetiştiricilik. Hem sütü hem yoğurdu hem de peyniri çok güzel. Sabah evden çıkıp ahıra geliyoruz. Önce ahırı temizliyorum, hayvanlara su veriyorum. Sonra sağım yapıyorum. Elde ettiğimiz sütü, yoğurt, kaymak ve peynir haline getiriyorum. Yoğurdu, peyniri ve sütü satarak aile bütçeme katkıda bulunuyorum." Desteklerden dolayı yetkililere teşekkür eden Koca, "Her kadına bu işi tavsiye ediyorum. Devletimiz her türlü desteği sağlıyor. Mandalara yazın bakmak daha kolay. Yazın yaylada oluyorlar. Kışın ise sürekli ahırdalar ve bakımı zorlaşıyor." diye konuştu.
- Fabrika hayalleri devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü
Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sağladığı devlet desteğiyle Erzincan'da yola çıkan iki girişimci, 100 metrekarelik atölyede başladıkları PVC ve cam üretimini, otonom sistemlerle donatılmış 1500 metrekarelik fabrikaya dönüştürdü. Girişimci Yusuf Dündar ile Ömer Şahin Daşdan, 2008 yılında Erzincan’da 100 metrekarelik küçük bir iş yerinde PVC ve cam üretimine başladı. Zamanla artan taleple 2010 yılında iş yerlerini 500 metrekareye çıkaran ortaklar, üretim kapasitelerini daha da artırmak amacıyla 2022 yılında TKDK'ye başvurdu. Başvuruları kısa sürede onaylanan yatırımcılar, kurumdan sağlanan yüzde 60 hibe desteğiyle Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde otonom sistemli bir fabrika kurmak için çalışmalara başladı. Yaklaşık iki yıl süren sürecin ardından 1500 metrekare kapalı alana sahip, son teknolojiyle donatılmış üretim tesisini faaliyete geçiren iki ortak, yeni fabrikayla hem üretimlerini artırdı hem de ürünlerini artık Erzincan'ın yanı sıra çevre il ve ilçelere de pazarlıyor. "Her geçen gün talepler artıyor" Ömer Şahin Daşdan, 2008 yılından bu yana sektörde faaliyet gösterdiklerini söyledi. TKDK'den yüzde 60 hibe desteğiyle fabrikalarını kurduklarını ifade eden Daşdan, "İşletmemiz Erzincan ve çevre illere hitap etmektedir. Tunceli, Refahiye, Kelkit, Şiran, Gümüşhane gibi il ve ilçelerine üretim yapmaktayız. Her geçen gün işletmemize gelen talepler artmaktadır. Bundan dolayı da işletmemizin kapasitesini arttırmayı hedefliyoruz. TKDK üzerinden önümüzdeki yıllarda yeni teşvikler alarak iş yerimizi büyütmeyi ve geliştirmeyi hedefliyoruz." dedi. Ürünlerini bölge genelinde oluşturdukları bayi ağı aracılığıyla sattıklarını anlatan Daşdan, TKDK desteğinin kendileri için yol gösterici olduğunu belirtti. Bugüne kadar 15'e yakın bayi ağlarının olduğunu dile getiren Daşdan, "Bunu büyütüp yaklaşık 50-60 bayiye çıkartmayı hedefliyoruz. Bununla da ilgili ciddi anlamda bir talep var. TKDK bizim işimizi geliştirmemize öncü olmuştur ve yolumuzu açmıştır." ifadelerini kullandı.
- Enkazdan kurtarıldıktan sonra protezle ayağa kalkan Tuğba yeşil sahada moral buldu
Hatay'da depremde babasını kaybettiği apartmanın enkazından 45. saatte kurtarılan 16 yaşındaki Tuğba Akın, dizden ampute edilen sol bacağına protezin takıldığı Adana'da futbola başladı. Akın'ın ailesiyle yaşadığı Antakya ilçesindeki Irmak Apartmanı, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremde yıkıldı. Annesi ve iki ablasının yaralı çıkarıldığı enkazdan itfaiye ekiplerince afetin 45. saatinde kurtarılan Tuğba, babası Ahmet Akın'ın yaşamını yitirdiğini öğrendi. Tuğba Akın, vücudundaki yaralar ve kaburgasında oluşan zedelenme nedeniyle İzmir ve Adana'daki hastanelerde yaklaşık 10 ay tedavi gördü. Hastanede gerçekleştirilen operasyonla, enkazda zarar gören sol bacağı dizinden ampute edilen Akın'a, Adana'da Çukurova Üniversitesi bünyesinde kurulan Çocuk İyilik Merkezinde protez takıldı. Yeniden ayağa kalkan Akın, spora duyduğu ilgi dolayısıyla Ampute Futbol 2. Lig ekibi Adana Ampute Engelliler Spor Kulübüne kaydoldu. Kulüp bünyesinde futbol eğitimi alan Akın, antrenör Murat Kaya'nın desteğiyle yeşil sahalara alıştı. Lisansının çıkarılmasının ardından takımla antrenmanlara katılan genç futbolcu, müsabakalarda oynamaya hazır olacağı günü bekliyor. "Futbola devam etmek istiyorum" Lise öğrencisi Tuğba Akın, başından yaralandığı için deprem anına ilişkin çok az şey hatırladığını söyledi. Zorlu tedavi sürecini geride bıraktığını dile getiren Akın, "Çocuk İyilik Merkezi sayesinde protezime kavuştum, bazı şeyleri yapabilmeye başladım. Protezsizken tek ayakla zor oluyordu. Protezle artık bir yere tutunmadan yürümeye alıştım, mutluyum." dedi. Akın, spor sayesinde yeni bir hayata başladığını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Tekerlekli sandalye kullandığım için beni basketbola yönlendirmek istediler. Arkadaşımın tavsiyesiyle futbola yöneldim. Şu an futbola devam ediyorum. Futbolun beni hayata yeniden bağladığını hissediyorum. Oynaması bana zevk veriyor, eğlenceli geliyor. Futbola devam etmek istiyorum." 9. sınıf öğrencisi Akın, spor ve eğitimi bir arada sürdürmeyi istediğini belirterek, "Savcı da olmak istiyorum. İkisini bir arada yürütebileceğimi düşünüyorum. Futbolu bırakmak istemiyorum. Bunun için derslerime gayet iyi şekilde devam ediyorum." dedi. "Kızımla gurur duyuyorum" Anne Azime Akın da depremin ardından hayatlarına Adana'da devam ettiklerini söyledi. Kızının evin neşesi olduğunu anlatan Akın, "Çocuğumun ayağa kalktığını görmek benim için en güzel duygu. Hastanede yattığı dönemde sıkılıp bunalmıştı. Şu an onun mutlu olduğunu görünce ben de çok mutlu oluyorum. Kızım çok akıllı, öğretmenleri de onunla gurur duyuyor. Derslerinde de çok iyi. Kızımla gurur duyuyorum." ifadelerini kullandı.
- Şanlıurfa'da görme engelli kız kardeşler yaptıkları el emeği ürünlerle hayata tutunuyor
Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde yaşayan doğuştan görme engelli Necla ve Leyla Etrez kardeşler, halk eğitimi merkezinde aldıkları eğitimlerin ardından ürettikleri el işi örgülerle hem sosyalleşiyor hem de aile bütçesine katkı sağlıyor. Anneleriyle yaşamını sürdüren 40 yaşındaki Necla ile 35 yaşındaki Leyla Etrez, engellerini aşmak ve üretken bir yaşam sürmek amacıyla 2 yıl önce Viranşehir Halk Eğitimi Merkezinde açılan el işi kursuna kayıt yaptırdı. Usta öğreticilerin desteğiyle kısa sürede örgü tekniklerini kavrayan kardeşler, hırka, patik çorap, atkı, çanta ve bez bebek üretmeye başladı. Kurs sayesinde öz güven kazanan kardeşler, şimdilerde dikiş nakış öğrenmeye çalışarak yeteneklerini geliştirmeyi hedefliyor. "Biz de evimize ek gelir sağlıyoruz" Necla Etrez, AA muhabirine, kız kardeşiyle iki yıl önce kurslara katıldıklarını ve burada aldıkları eğitimle el becerilerini geliştirdiklerini söyledi. Kurs ortamında sosyalleşme imkanı bulduklarını ve güzel vakit geçirdiklerini anlatan Etrez, "Benle Leyla evde yalnız kaldığımız için sıkılıyorduk. Annemin bir dükkanı var, oraya bakıyor. Yaptığımız el işlerini satarak biz de evimize ek gelir sağlıyoruz." dedi. Leyla Etrez de ablasıyla katıldığı kursta yeni insanlarla tanıştıklarını belirterek, güzel vakit geçirip mutlu olduklarını kaydetti. Dikiş nakış eğitimi de aldıklarını vurgulayan Leyla Etrez, "Burada patik çorap, ceket, hırka, elbise yapıyorum. Hepsini burada öğrendim. Halk Eğitimi Merkezi hocalarıma teşekkür ederim." diye konuştu. Etrez, diğer görme engelli bireylere de tavsiyede bulunarak, kurslara katılmalarının hem sosyalleşmelerine katkı sağlayacağını hem de aile ekonomisine destek olmalarına imkan tanıyacağını ifade etti. "Öğrenmeye çok hevesliler" Viranşehir Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Adnan Emre de merkezlerde çeşitli kurslarda eğitimlerin devam ettiğini söyledi. Görme engelli kardeşlerin kursta el işini öğrendiğini, dikişi öğrenmek için de mücadele ettiklerini dile getiren Emre, kardeşlerin karanlık dünyalarına ışık olmaya çalıştıklarını kaydetti. Usta öğretici Remziye Vural da Etrez kardeşlerle yakından ilgilendiklerini belirterek, kısa sürede kurs ortamına uyum sağladıklarını aktardı. Kardeşlerin, görme engellerine rağmen başarılı çalışmalar ortaya koyduklarını ifade eden Vural, şöyle konuştu: "Kursa ilk geldikleri zaman çekimser ve içlerine kapanıklardı. Şu an bizimle çok güzel iletişim içerisindeler. Biz de onları seviyoruz. Onlar da buraya geldikleri için mutlular. Görmedikleri halde güzel ürünler yapıyorlar ve yaptıkları el işleri çok beğeniliyor. Güzel de satış yapıyorlar. Öğrenmeye çok hevesliler. Bazı günler gelemediği zaman beni arayarak kursu özlediklerini söylüyorlar. Bu da bizim hoşumuza gidiyor."
- Isparta'daki Davraz Kayak Merkezi köylülerin yaşamını değiştirdi
Isparta'da 1995 yılında faaliyete geçen Davraz Kayak Merkezi, küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu çevre köylerde çobanlık yapan vatandaşlar için ekipman kiralamadan işletmeciliğe, sporculuktan eğitmenliğe uzanan bir gelir kapısı oluyor. Davraz Dağı eteklerinde yer alan Çobanisa, Küçükhacılar, Büyükhacılar ve Büyükgökçeli köylerinde yaşayan vatandaşlar, yıllar önce kayak merkezinin kurulmasıyla farklı istihdam alanlarına yöneldi. Küçükbaş hayvancılığın yaygın olduğu yerleşim alanlarında çoğunlukla çobanlık yapan köylüler, kayak sporu ile tanışmalarının ardından sporculuktan eğitmenliğe, ekipman kiralamadan işletmeciliğe uzanan meslek alanlarında faaliyet göstermeye başladı. Böylece Davraz Kayak Merkezi, her sene kayak sezonunda köylerde yaşayan vatandaşlar için önemli bir gelir kapısı haline geldi. Batı Akdeniz'in kış turizminde önemli noktalarından Davraz Kayak Merkezi, Isparta merkez başta olmak üzere Antalya, Ankara, Konya, Denizli, Afyonkarahisar gibi illerden çok sayıda ziyaretçi ağırlıyor. Yabancı turistlerin de ilgi gösterdiği merkeze hazırlıksız gelenler, zirveye çıkmadan hemen önce kayak odası olarak anılan işletmelere uğruyor. Burada kendi bedenlerine göre kayak montu ve pantolon seçen vatandaşlara, boy ve kilolarına uygun ekipman konusunda da destek veriliyor. Çobanlık yapan köylüler kayakçı oldu Kayak ekipmanları kiralama işletmesi bulunan 73 yaşındaki profesyonel kayakçı Mehmet Erdal, kayak merkezinin köy halkı için bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Kayak merkezine yakın Çobanisa köyünde yaşadığını belirten Erdal, bu sporla ilk olarak Bursa'da askerlik yaptığı 1974 yılında tanıştığını ifade etti. Uludağ'da öğrendiği kayak sporunu memleketine döndükten sonra ailesine de öğrettiğini anlatan Erdal, "Bu köyde yaşayanların neredeyse tamamı çobandı. Kayak merkezi açıldıktan sonra çobanlıkla birlikte kayak sporunu da öğrendik. Biz de zamanında çobanlık yaptık. Oğlum Mutlu Menderes Erdal bu işletmeyi kurdu. Şimdi ben, oğlum, gelinlerim ve torunlarım olmak üzere üç kuşak birlikte çalışıyoruz." diye konuştu. Kayak ekipmanının kişiye özel seçilmesinin önemine dikkati çeken Erdal, "Burada en çok üzerinde durduğumuz konu, kayakların kilo ve ayak numarasına göre doğru ayarlanması. Bu hem sporun keyifli hem de sağlıklı yapılması açısından çok önemli." dedi. "Kayak sporunu sevdirmek istiyoruz" Erdal'ın gelini Nihal Erdal da aynı zamanda Türkiye Kayak Federasyonu hakemi olduğunu söyledi. Kayak sporunu ailesinden öğrendiğini belirten Erdal, "Biz kayak yapmayı babamızdan öğrendik. Şimdi de bizden sonrakilere öğretiyoruz. Hiç bu sporu yapmamış kişilere de eğitim veriyoruz. Kayak sporunu sevdirmek istiyoruz." ifadelerini kullandı. İşletme sahibi 48 yaşındaki Mutlu Menderes Erdal ise çocukluğunda kayak yapmayı öğrendiğini dile getirerek, "Davraz Kayak Merkezi kurulduğundan beri bu işin içindeyiz. Yaklaşık 15 yıldır sektördeyim. Kayak, ailemiz için ve çevre köylerdeki bizim gibi aileler için önemli bir gelir kapısı oldu." değerlendirmesinde bulundu. Erdal, kayak ve snowboard kıyafetleri ile ekipman kiralama ücretlerinin günlük ortalama 1200 lira civarında olduğunu, her yaş ve bedene uygun ekipman sunduklarını anlatarak, kayak yapmaya gelen misafirlere annesi tarafından çay ve fırında közlenmiş patates ikram edildiğini söyledi. Gençlere ve öğrencilere de gelir kapısı oluyor Kayak sporunun bölgede yaygınlaşmasıyla kayak odaları da özellikle hafta sonları gençler ve öğrenciler için ek gelir kapısı oldu. Bu işletmelerden birinde çalışan Fevziye Nalçacı, Davraz Kayak Merkezi'nin köyler için büyük fırsat sunduğunu dile getirdi. Hafta sonları kayak odalarında çalıştığını ifade eden Nalçacı, "Gelen müşterilerin ihtiyaçlarına göre hizmet veriyoruz. Kayak merkezinin bölgemiz için önemi büyük. Köyümüzde ve çevre köylerde birçok kişi için ek gelir ve istihdam sağlıyor." dedi.
- THE'nin 2026 dünya sıralamasında "Eğitim Bilimleri" alanında Türkiye'den 44 üniversite yer aldı
Uluslararası yükseköğretim derecelendirme kuruluşu Times Higher Education (THE) tarafından açıklanan 2026 Alan Bazlı Dünya Üniversiteleri Sıralamaları'nda, "Eğitim Bilimleri" alanında temsil edilen Türk üniversitelerinin sayısı 44 oldu. Yükseköğretim Kurulundan (YÖK) yapılan açıklamaya göre, THE'nin sıralamalarında Türk üniversitelerinin en başarılı oldukları alan "Eğitim Bilimleri" oldu. Bu alanda temsil edilen ve geçen yıl 35 olan üniversite sayısı 44'e yükseldi. Bu alanda Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ), dünyada ilk 100 içerisine girerek 93'üncü sırada yer aldı. ODTÜ'yü 201-250 bandında Boğaziçi, 251-300 bandında Hacettepe, 401-500 bandında da Ankara, Gazi, İnönü ve Yıldız Teknik üniversiteleri takip etti. Türkiye, "Eğitim Bilimleri" alanında "ilk 1000" sıralamasında yer alan toplam üniversite sayısı bakımından ise Avrupa ülkeleri arasında üçüncü, dünyada dördüncü sırada yer aldı. Türkiye, toplamda 44 üniversite ile Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkeleri geride bıraktı. THE 2026 alan bazlı sıralamalar, Türk üniversitelerinin belirli disiplinlerde küresel rekabet gücüne ulaştığının, birçok alanda uluslararası görünürlük ve akademik etki bakımından istikrarlı bir yükseliş sergilediğinin, yükseköğretimde nicelikten niteliğe geçiş sürecinin somut göstergesi oldu. Üniversiteler, eğitim ve mühendislik alanlarındaki güçlü varlığını sürdürüyor "Mühendislik" alanında 6 Türk üniversitesinin listeye girmesiyle geçen yıl 26 olan üniversite sayısı 32'ye çıktı. Geçen yıla göre, "Tıp ve Sağlık" alanında ilk 1000'de yer alan üniversite sayısı 25'ten 26'ya yükselirken, "Sosyal Bilimler" alanında 24'ten 25'e çıktı. Geçen yıla göre "Fen Bilimleri" alanında ilk 1000'de yer alan üniversite sayısı 19'dan 22'ye yükseldi. "Bilgisayar Bilimleri" 17'den 18'e, "Sanat ve Beşeri Bilimler" alanında 11 olan üniversite sayısı 16'ya, "Psikoloji" alanında da 5'ten 7'ye yükseldi. Türk üniversiteleri, özellikle eğitim ve mühendislik alanlarındaki güçlü varlığını sürdürdü. Dünyadaki bölgesel dağılım incelendiğinde, Çin ile birlikte Asya'daki üniversitelerin listede yükseldiği görüldü. Asya'daki üniversitelerin sayısının artmasına rağmen Türk üniversitelerinin sıralamalarda yükselişinin, Türk üniversitelerinin "rekabetçi" yapısını ortaya koyması açısından dikkat çekici olduğu vurgulandı. "Üniversitelerimizin başarısı bizi çok memnun etti" Açıklamada, Yükseköğretim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Erol Özvar'ın değerlendirmelerine de yer verildi. "Üniversitelerimizin uluslararası sıralamalardaki yükselişi memnuniyet verici." ifadesini kullanan Özvar, Türkiye'deki üniversitelerin son yıllarda gösterdiği ilerlemenin dünya sıralamalarına da yansımaya başladığını aktardı. YÖK Başkanı Özvar, "Üniversitemizin sıralamalarda üst sıralara doğru yükselmesi sevindirici bir gelişme. Dünyanın en iyi 100 üniversitesi arasında Türk üniversitelerinin de yer almasını istiyoruz. Üniversitelerimizin bu hedeflere odaklandığı sürece niteliklerini artıracaklarına ve başarıya ulaşacaklarına inancımız tamdır." değerlendirmesini yaptı. Türk üniversitelerinin sıralamalarda özellikle eğitim bilimleri ve mühendislik alanlarındaki yüksek performanslarına dikkati çeken Özvar, şunları kaydetti: "Yükseköğretim kurumlarımızın yıllara dayanan tecrübesi ve insan kaynağı birikimi kuşkusuz ki bu başarının en önemli sebebidir. Bilhassa eğitim bilimleri olmak üzere tüm alanlarda üniversitelerimizin başarısı bizi çok memnun etti. Sıralamaların bize gösterdiği gibi üniversitelerimiz sadece dünyadaki gelişmelerin içinde olmakla kalmıyor, küresel düzeyde eğilimlere öncülük de ediyor. Sonuçlardan memnun olmakla birlikte üniversitelerimizin potansiyelinin daha yüksek olduğunun farkındayız. Türk yükseköğretimini küresel ölçekte rekabetçi, kapsayıcı ve nitelikli bir yapıya kavuşturma vizyonuyla çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
- Kariyerini bırakarak sinemaya yönelen mühendis, ödüllü filmlere imza atıyor
Adana'da mühendislik kariyerini bırakarak sinema sektörüne yönelen Nuri Cihan Özdoğan, çektiği 4 kısa filmin ardından ilk uzun metrajlı filmiyle seyirci karşısına çıkmaya hazırlanıyor. Özdoğan, çocukluğunda babaannesinden dinlediği hikayelerden esinlenerek lise yıllarında öyküler yazmaya başladı. O yıllarda arkadaşı, şu an eşi olan Elif Nur Özdoğan'ın kendisine hediye ettiği senaryo yazımı kitabıyla bu işe daha da merak salan Özdoğan, yönetmenlerin yaşam öykülerini de araştırdı. Özdoğan, 2014'te Niğde Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünden mezun olmasının ardından kariyerini Çukurova Üniversitesi Teknokent'te sürdürdü. Mühendislik kariyerinin yanı sıra 2015'te sinemaya da yönelen Özdoğan, sırasıyla "Sükut", "Sırat", "Sirayet" ve "Aynı Gecenin Laciverti" adlı kısa metrajlı filmlerin yönetmenliğini yaptı. Depremler kariyerini değiştirdi Özdoğan, senaryosu da kendisine ait olan "Sirayet" filmiyle ABD, Kanada, Hindistan'daki festivallerde "Seyirci Ödülü", "En İyi Kısa Film", "En İyi Kurgu" ve "Senaryo Ödülü" aldı. Aynı filmi İngiltere'de Cambridge Üniversitesi tarafından "Yılın Filmi" ödülüne layık görülen Özdoğan, 6 Şubat 2023'teki depremlerin ardından mühendislik kariyerini bırakarak enerjisinin tümünü sinemaya yönlendirdi. Özdoğan, afetin ardından ilk uzun metraj filmi olarak yönetmenliğini ve senaristliğini üstlendiği "Ölü Köpekler Isırmaz"ı çekti. Yasa dışı olarak ithal edilen çöpleri doğaya bırakmakla görevlendirilen iki yakın arkadaşın karakterleri ve dostluklarının yok oluşunu anlattığı filmiyle Özdoğan, 2025'te 44. İstanbul Film Festivali kapsamında yapımcı ve yönetmenleri buluşturan "Köprüde Buluşmalar" platformunda "En İyi Proje Ödülü" kazandı. Özdoğan'ın "Ölü Köpekler Isırmaz" filmi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğünün "Çekim Sonrası Desteği" ile İstanbul Film Festivali ve Başka Sinema işbirliğiyle gerçekleştirilen "Goes to Cannes" programı kapsamında 77. Cannes Film Festivali Film Marketi (Marche du Film) bölümünde uluslararası sektör temsilcilerine de tanıtıldı. 18 filmden biri olarak ilk kez seyirci karşısına çıkacak Uluslararası sinema sektörünün dikkatini üzerine çeken film, dünya prömiyerini gerçekleştirmek üzere Avrupa'nın en prestijli film festivallerinden biri olan 55. Uluslararası Rotterdam Film Festivali'ne davet edildi. "Ölü Köpekler Isırmaz", 29 Ocak-8 Şubat'ta gerçekleştirilecek festivalin cesur yeni kuşak sinemacılarının sinema dünyasına tanıtılmasının hedeflendiği "Bright Future" bölümünde yer alan 18 filmden biri olarak ilk kez seyirci karşısına çıkacak. Kemal Burak Alper'in başrolünü üstlendiği filmde, Burak Can Doğan, Gizem Gülüş Koçoğlu, Özlem Buluttekin Özel ve geniş bir oyuncu kadrosu yer alıyor. "Sinema üzerine bir kariyer kurma hayalim hep vardı" Nuri Cihan Özdoğan, lise yıllarında kaleme aldığı hikayeleri senaryolaştırmaya başladığını söyledi. Mühendisliğin ardından yöneldiği sinema kariyerinde güzel işlere imza attığını anlatan Özdoğan, çektiği kısa filmlerde motivasyonunu artıran ödüller aldığını belirtti. Uzun metrajlı film çekme hayalini de gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını ifade eden Özdoğan, şöyle konuştu: "İşimden istifa edip sinema üzerine bir kariyer kurma hayalim, hedefim hep vardı ama işte hayat şartları... 2023 yılındaki deprem bende bir kırılma yaşattı. Depremden sonra şunu fark ettim ki hepimiz, hayat bize ne getirirse o şartlara uyum sağlamak zorunda kalabiliyoruz ve o şekilde hayatımızı devam ettirebiliyoruz. Madem öyle o zaman kendi hayalimizin peşinden koşarak hayatın bize getirdiği şartları kabul ederek yaşayabiliriz. Orada istifa edip sinema üzerine bir kariyer kurma cesareti gösterdim." Özdoğan, çektiği uzun metrajlı filmin dikkatleri çektiğini ve festivallerden davet aldığını dile getirdi. Filminin Uluslararası Rotterdam Film Festivali'nde dünya prömiyerini yapacak olmasının kariyerine çok büyük katkı sağlayacağını vurgulayan Özdoğan, şunları kaydetti: "Bright Future bölümü, uluslararası sinema camiasının dikkatlerinin üzerinde olduğu bir bölüm. Hem bu filmin yolculuğu hem de sonraki film projelerim için en azından uluslararası arenada da bilinirliliğimizi artıracak ve daha sonraki projelerimizin takip edilmesini sağlayacak bir yolculuğun kapısını açacak diye umuyorum."
- İş kazasında engelli kalınca ahşaptan oyuncak yapma hobisini mesleğe dönüştürdü
Osmaniye'de çalışma yaptığı yüksek gerilim direğinden düşmesi sonucu yürüme yetisini kaybeden 51 yaşındaki Bülent Yiğit, bir köşesini atölyeye çevirdiği evinde ahşaptan oyuncaklar tasarlıyor. Kentte elektrik dağıtım şirketinde çalışan Yiğit, 1996 yılında onarım işlemi yapmak için çıktığı yüksek gerilim direğinden düştü. Belden aşağısı felç kalan Yiğit, tekerlekli sandalye kullanmaya başladı. Yiğit, Kadirli ilçesindeki evinde zamanını verimli geçirmek için çocuk yaşlarda merak saldığı ahşap oymacılığına yoğunlaştı. İkametinin bir köşesini atölyeye çeviren Yiğit, ağaç kabuğu ve tahta parçalarından traktör, biçerdöver, kepçe, kamyon ve helikopter şeklinde oyuncaklar tasarlıyor. Ahşap oyuncakları boyayla renklendiren Yiğit, el emeği ürünlerini Kadirli Belediyesi Engelli Koordinasyon Merkezi'nde satışa sunuyor. "Bir ürünü yapmam 15-20 günü buluyor" Bülent Yiğit, ahşaptan oyuncak yapma hobisinin çocukluğuna uzandığını söyledi. Tasarımlarında çam kabuğu ve kavak ağacı parçalarına ağırlık verdiğini belirten Yiğit, "Modellerin bir kısmını internette gördüğüm resimlerden, bir kısmını da kafamdan yapıyorum. Bir ürünü yapmam 15-20 günü buluyor. Belim ağrıdığı için sandalyede fazla kalamıyorum. Ürünlerimde plastik yok." diye konuştu. Yiğit, belediyenin merkezinin ürünlerini meraklılarıyla buluşturmasına olanak sağladığını dile getirerek, şunları kaydetti: "Eskiden ürünleri sergileyecek bir yer bulamadığım için sergiyi düşünmüyordum ama merkez açıldıktan sonra artık insanlar gelip ürünlerimi görebiliyor. Bu da beni motive ediyor. Engelliler Günü'nde, diğer günlerde burayı ziyaret eden insanlar destek amaçlı ürünlerimi satın alıyor."
- Kangal akkaraman ırkı koyun sürüsünü devlet desteğiyle 6 kat büyüttü
Kars'ta devlet desteğiyle Kangal akkaraman ırkı 100 koyun alan besici, "burada bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız" sözlerine aldırış etmeden sürüsünü 6 kat büyüttü. Merkeze bağlı Ani köyünde yaşayan Aytekin Demirkaya (45), üretime katkıda bulunmak için Valilik, Ziraat Bankası ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğiyle uygulanan "Köyümde Yaşamak İçin Bir 'Sürü' Nedenim Var Projesi"nden faydalanıp 2 yıl önce 100 Kangal akkaraman ırkı koyun aldı. Köy sakinleri ve çevresindeki vatandaşların Kars'ta bu ırk pek beslenmediği için "burada bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız" sözlerine aldırış etmeyen Demirkaya, 100 koyuna gözü gibi bakmaya başladı. Koyunlarla ilgili araştırma yapan, daha sonra Sivas'a gidip hayvanların yayılımı ile beslenmesini yerinde gören Demirkaya, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin de desteğiyle sürüsünü büyüttü. Daha önce büyükbaş hayvancılık yapan Demirkaya, proje sayesinde başladığı küçükbaş besiciliğiyle Kangal akkaraman ırkı sürüsünü 700 başın üzerine çıkarttı. Besici Aytekin Demirkaya, projeden aldıkları destekle hayvanın birinci kalite ırkını temin ederek Kars'a getirdiklerini söyledi. Biraz pahalı ve maliyetli bir hayvan ırkı olmasına rağmen verimin iyi olacağını, gelecekte Türkiye'de bu işi yapanların Kangal akkaraman cinsi koyuna yöneleceğini dile getiren Demirkaya, "Çoğu insan 'burada siz bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız' diye baktı ama biz bunu yaptık, başardık." dedi. Desteklerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür eden Demirkaya, şöyle devam etti: "Biz bu işe aşık olduk, aşık olmazsan bu mesleği kimse yapamaz. Aile işletmesi olarak bu işi yaptık, başardık, tuttuk. Eğer istersen olmayacak hiçbir şey yok, yeter ki azim olsun, çaba gösterilsin. İl Müdürümüz Enver Aydın ve ekibinin çok büyük emekleri oldu." "Yaklaşık 200 yetiştiricimizi bu destekten faydalandırdık" Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın da Kars'ın 600 büyükbaş, 1 milyonun üzerinde küçükbaş hayvan varlığına sahip olduğunu söyledi. Geniş mera ve yayla alanlarıyla hayvancılığı daha ileri seviyelere taşımak ve üreticilerin daha verimli, daha kaliteli hayvancılık yapması için her türlü desteği Tarım ve Orman Bakanlığının verdiğini belirten Aydın, "Köyümde Yaşamak İçin Bir 'Sürü' Nedenim Var Projesi ile Valiliğimiz koordinasyonunda Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle ilimizde yaklaşık 200 yetiştiricimizi bu destekten faydalandırdık ve bugüne kadar da yaklaşık 18 bin küçükbaş hayvanı çiftçimizle buluşturmuş olduk." dedi. Aytekin Demirkaya'yı projeyle desteklediklerini anlatan Aydın, şunları kaydetti: "2024'te bizden almış olduğu destekle başladığı hayvancılığı bu noktalara getirdi. Yaklaşık 100 küçükbaş Kangal ırkı küçükbaş hayvanla başladığı hayvancılığı bugün 700'lere kadar çıkarmış oldu, örnek bir işletme haline geldi. Süreç içerisinde biz hem kendisine teknik destek hem de hastalıklar yönüyle aşılanma gibi Bakanlığımızın diğer faaliyetleri konusunda sürekli destekte bulunmaya devam ediyoruz. Süreç içerisinde ihtiyaç duyduğu diğer hususlarda da inşallah kendisini desteklemekle devam edeceğiz."
- Devlet desteğiyle kurduğu fabrikada günde 100 bin paket glütensiz gıda üretiyor
Devletten yaklaşık 200 milyon lira yatırım teşviki ile Kayseri'de 500 milyon liralık glütensiz gıda fabrikası kuran Enes Koç, ürünlerini 5 ülkeye ihraç ediyor. "Glütensiz Sofra" adını verdiği işletmesi için 2018'deki kuruluş aşamasında, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığından (KOSGEB) Genç Girişimci Hibe Desteği alan Koç, fabrikasını Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının verdiği devlet teşviklerinden yararlanarak aldığı ekipmanlarla büyüttü. Yaklaşık 500 milyon liralık yatırıma ulaşan fabrika, bunun 200 milyonunu devletin ekipman desteği ile sağladı. Ekmek, un, irmik, kurabiye, kek, simit, yulaf ezmesi, mısır gevreği, pasta, pizza, sütlü tatlı gibi glütensiz gıda üretmeye başlayan fabrikada 50 kişiye de istihdam sağlandı. "Bu tesislerin komple yatırım maliyeti 500 milyon lira" Fabrika Genel Müdürü Enes Koç, sosyal sorumluluk kapsamında kurulan bir firma olduklarını söyledi. Fabrikada glütensiz yiyecekler ürettiklerini anlatan Koç, devlet desteğiyle seri imalat yapan bir yapıya kavuştuklarını ifade etti. Teşvik aldıklarını anımsatan Koç, şunları kaydetti: "İki yatırım teşviğimiz oldu bu süreçte. Bu tesislerin komple yatırım maliyeti 500 milyon lira civarında. Devletten aldığımız yatırım teşviklerinin bize katkısı 200 milyon lira civarında oldu, kullandığımız yatırım teşvikleriyle beraber. 5 ana kalemde üretim yapıyoruz. Un bölümümüz var, glütensiz un çeşitleri imalatı yapıyoruz. Ekmek imalatımız var, glütensiz ekmek simit, poğaça paket halinde 90 gün raf ömürlü üretiyoruz. Donuk ürün imalatı yapıyoruz. Sütlü tatlı üretimlerimiz var. Bisküvi ve kraker üretimimiz var. Bir sonraki aşamada da şu an yan binamızda kurulan glütensiz makarna hattımız var. 150'ye yakın da barkod üretimimiz var. Ulusal zincir marketlerine gönderiyoruz. Yurt içi bayilerimiz var. Kazakistan, Irak, Avustralya, KKTC, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere şu an ihracat yapıyoruz." Koç, tesislerinde günde yaklaşık 100 bin paket gıda ürettiklerini dile getirdi. Yatırımla ürünlere erişimde kolaylık sağlandığını vurgulayan Koç, ithal ürünlerde de fiyat rekabetinin arttığını ve fiyatta aşağı bir ivme yaşandığını belirtti. Koç, çölyak hastası dışında insanların da erişebileceği ürün yelpazesiyle sağlıklı beslenmek isteyenlere de alternatif oluşturduklarını aktardı. Üniversite-sanayi işbirliğiyle kurulduklarını vurgulayan Koç, farklı danışmanlıklarla ürün lezzetinde daha iyi bir ivme yakaladıklarını sözlerine ekledi.
- Kadın girişimcinin tavuk çiftliği kurma hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde devlet desteğiyle çiftlik kurup hayalini gerçekleştiren Ebru Ceyhan, yetiştirdiği tavukları piliç firmalarına satıyor. İlçede butik işleten 43 yaşındaki Ebru Ceyhan, çocukluğundan gelen çiftlik kurma hedefini hayata geçirmek için araştırma yaptı. Farklı kurumlardan sürü yönetimi ve hayvan yetiştiriciliği eğitimi alan Ceyhan, hazırladığı projeyle 2024 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı"na başvurdu. Ceyhan, projesinin uygun bulunmasıyla geçen yıl Karakütük köyündeki 7,5 dekarlık alana 20 milyon liralık yatırımla 30 bin hayvan kapasiteli tavuk çiftliği kurdu. Yatırımına yüzde 50 hibe alan Ceyhan, 1,7 dekarlık kapalı alana sahip çiftliğini iklimlendirme ve besleme ekipmanlarıyla donattı. Kanatlı hayvan sayısını 28 bine çıkaran Ceyhan, yetiştirdiği tavukları piliç firmalarına satıyor. "Kolay değildi ama çok keyifliydi" Ebru Ceyhan, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmek için çok çalıştığını söyledi. Kanatlı hayvan üretimi yapmaya karar vermesinin ardından İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvurduğunu dile getiren Ceyhan, "Sağ olsunlar arkadaşlar çok yardımcı oldu. Bir yıllık bir süreçti, kolay değildi ama çok keyifliydi." dedi. Ceyhan, çiftliğin inşasında devlet desteğini yanında hissettiğini belirterek, "Veterinerleri, mühendisleri, müdürleri, personeli olsun inşaat sürecinde çok yardımcı oldular, bizi hiç yalnız bırakmadılar. İnşaatımızı haftada bir kontrol edip, mühendislerle, mimarlarla her şeyi test ederek, gözden geçirerek bu süreci tamamladık." diye konuştu. Kapasitesinin büyük kısmı dolan tesisi büyütmeyi hedeflediğini anlatan Ceyhan, şunları kaydetti: "Öncelikle tesisin kapasitesini iki katına çıkarmak istiyorum. Daha sonra başka bir köyde de kurmayı düşünüyorum çünkü bu çocukluk hayalimdi. Kanatlı hayvanları çok sevdim. Aldığım eğitimlerde de bu işin çok keyifli olduğunu gördüm. İnşallah ikinci, üçüncü, dördüncü tesisi kurarak ilerleyeceğiz."











