Boş arama ile 893 sonuç bulundu
- Çay dağıtımına yetişemeyince ’cincır’ ile servise başladı
Bartın’da 1 yıl önce çay ocağı işletmeye başlayan Basri Akbıyık, çay dağıtımına yetişemeyince ’cincır’ olarak bilinen elektrikli kaykay ile çay servisine çıkmaya başladı. Bartın Kırtepe Mahallesi Hükümet Caddesi’nde 1 yıl önce çay ocağı işletmeye başlayan Basri Akbıyık, esnafın çay talebine yetişemeyince elektrikli araç ile hizmet vermeyi düşündü. ’Cincır’ olarak bilinen elektrikli kaykay alan Akbıyık, elinde tepsisi ile cincır üstünde çay dağıtımına başladı. Hızlı bir şekilde çay dağıtımı gerçekleştirmeye başlayan Akbıyık, çok fazla yorulmadan dağıtımı yapmaya başladı. Cincırlı çay hizmetini görünce ilk zamanlar şaşıran esnaf da zamanla alışırken, hizmetten memnun kalmaya başladı.
- Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu
Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ödüller 19. kez sahiplerini buldu Garanti BBVA’nın Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle hayata geçirdiği ve bu yıl 19. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı. 28 Nisan’da düzenlenen gala gecesinde açıklanan sonuçlarla birlikte, başarılı kadın girişimciler beş farklı kategoride ödüllerini aldılar. Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkakki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor.
- Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi
Malatya’da yaşayan 64 yaşındaki ayakkabı tamircisi Muharrem Han, 45 yıldır baba mesleği ayakkabı tamirciliğini ilk günkü özenle sürdürüyor. 1962 Malatya doğumlu Muharrem Han, yıllardır baba mesleğine hayat veriyor. Ayakkabı tamirciliğine 16 yaşında başlayan usta Han, "Babam hem devlet memuruydu hem de bu işi yapıyordu. Ben de onun yanında yetiştim. Yıllardır bu işi yapıyorum ve mesleğimden memnunum" dedi. Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Deprem sürecinde iş yerlerinin zarar gördüğünü ifade eden Han, devletin ve yetkililerin hızlı müdahalesi sayesinde yaraların sarıldığını dile getirdi. Yapılan çalışmalardan memnuniyet duyduğunu belirten Han, "İş yerlerimizi kısa sürede yaptılar. TOKİ konutları da hızlı bir şekilde teslim edildi. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun" şeklinde konuştu. "Çırak yok denecek kadar az" Yılların ustası Han’a göre mesleğin en büyük sorunu ise çırak yetişmemesi. Gençlerin üniversite dışında da bir meslek öğrenmeleri gerektiğini belirten Han, "Türkiye genelinde çırak yok denecek kadar az. Herkesin bir meslek sahibi olması gerekiyor. Küçük yaşta öğrenilirse daha iyi olur" ifadelerini kullandı. Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Ayakkabı tamirine olan talebin değiştiğini de aktaran Han, artık daha çok bakım ve onarım işleri yaptıklarını belirterek, "Eskisi kadar yoğunluk yok. Genelde ayakkabılar bakıma geliyor" diye konuştu.
- Kadın girişimci 8 ülkede "elektriksiz" aydınlatma çözümü sunuyor
Kadın girişimci Hümeyra Ergin Işık, geliştirdiği pigment teknolojisiyle, enerjiden kozmetiğe savunmadan ulaşıma çeşitli sektörler için "elektriksiz aydınlatma" çözümleri üretiyor. Firmasını TÜBİTAK destekleriyle kuran girişimci Hümeyra Ergin Işık, Teknopark İstanbul'da faaliyet gösteriyor. 1999 Marmara Depremi'nde yaşadığı travmanın ardından karanlıktan korktuğu için kendi çözümünü üretmeye karar veren Işık, alternatif yenilenebilir ışık kaynağı geliştirdi. "Pigmentimiz 5 saniyede şarj oluyor" Light Way Kimya Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Işık, AA muhabirine, kimyager olduğunu ve 10 yıllık özel sektör tecrübesinden sonra 2019 yılında "Elektriksiz de ışık mümkün" mottosuyla AR-GE merkezi kurduğunu ve elektriğe alternatif çözüm sunmaya başladığını söyledi. Uluslararası Buluş Fuarı ISIF 2020'de Türkiye'ye altın madalya kazandırdıklarını ve 2021'de ilk zemin kaplama projelerini Libya'da hayata geçirdiklerini anlatan Işık, ürünlerinin hem yol boyası hem de tabelalarda kullanıldığını aktardı. Işık, 2022 yılında pigmente çeşitli mikroorganizmalar katarak "Bio-Cube" çalışmalarına başladıklarını belirterek, ışık seviyesinin yükselmesiyle gece lambaları, ampuller, iş kıyafetleri ve şehir aydınlatmaları gibi birçok sektöre girdiklerini ifade etti. Geliştirdikleri pigmentin özelliklerine ilişkin bilgi veren Işık, şöyle konuştu: "Pigmentimiz 5 saniye şarjla 12 saate kadar aydınlatma sağlıyor. Işık, güneş ve ısıyla şarj olabilen ürünle, çağımıza bir yenilenebilir enerji kaynağı daha kazandırmış olduk. Hatta pigmentimiz, tünel ve otoyollarda araçlar geçerken onların tekerleklerinin baskısıyla harekete duyarlı şekilde de şarj oluyor. Halihazırda 11 patent başvurumuz var. Büyük bir holdingden yatırım alarak üçüncü şirketimizi kurduk. Güneş enerji panellerinin gece de elektrik üretmesini mümkün kılacak bir çözüm geliştiriyoruz. Türkiye İhracatçılar Birliği tarafından İnovasyon Döngüsü kategorisinde 'inovasyon şampiyonu' ödülüne layık görüldük." Işık saçan kozmetik ürünleri Sektörden gelen teklifler neticesinde 2023 yılında kozmetik firmaları Luciole'yi kurduklarını anlatan Işık, geliştirdikleri ürünün, normal, asetonla silinebilen bir oje olduğunu ve 20 rengi bulunduğunu belirtti. Işık, ürüne ilişkin "Parmağınızın ucunda adeta bir fener varmış gibi oluyor. Ya da çantanın içinde aradığınızı çok kolay bulabiliyorsunuz. Ojeler, yaklaşık 30 dakikalık aydınlatma sağlıyor. Dünyada teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyet gösteren ilk renkli kozmetik şirketi olarak ABD'de, İsveç'te, Danimarka'da, Almanya'da birçok bayimiz var ve ürünler satılıyor. Bu yıl göz kalemleri, rujlar, saç boyaları hepsi çıkacak." bilgisini verdi. Savunma sanayi sektörüne ilişkin olarak da Işık, elektriğin kesilmemesi gereken kritik geçitlerde ve alanlarda da aydınlatma çözümleri sunduklarını söyledi. Işık, şirketin üzerinde çalıştığı en yenilikçi projelerden birinin ise güneş panelleri üzerine sürülen ve gün batımından sonra bile elektrik üretebilen bir teknoloji olduğunu anlatarak, şöyle devam etti: "Bizim ışık, laboratuvar koşullarında panelin üzerine sürdüğümüzde, 2 saat daha fazla elektrik üretimine devam ediyor. Yani, gün batıyor, güneş gidiyor ve LumX Pigment'in ışığı gece elektrik üretimi sürüyor. Bunun da AR-GE çalışmalarına başladık. Şu anda bir solüsyon üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu şeffaf bir solüsyon. Panelin üzerine döküyoruz, gündüz hiçbir verimliliğini düşürmüyor ve güneş battıktan sonra kendi ışığı yukarıya çıkıyor ve o ışık elektrik üretimine devam ediyor. Panellerin üzerinden mesela bir kuş sürüsü ya da bulut geçtiğinde elektrik üretiminde dramatik düşüşler olurken, bizim pigmentimiz düşüşleri önlüyor. Yani yüzde 70 yerine yüzde 15 düşüş oluyor." Evlerde tasarruf imkanı Geliştirdikleri ürünle insanların evlerini istediği renkte boyayabileceğini de belirten Işık, kuzey ışıkları benzeri rengarenk çalışmalar yapabildiklerini ifade etti. Hümeyra Ergin Işık, gündüz duvar boyalarının enerji depolayıp geceleri ışık verebildiğine işaret ederek, doğal şekilde enerjiden tasarruf ederek evlerde de elektriksiz aydınlatmanın mümkün olduğunu söyledi. Ürünün yollarda kullanımı için ilgili kurumlarla görüşmelerini sürdürdüklerini aktaran Işık, şunları kaydetti: "'Kendinden aydınlanan' ve 'ışığı depolayabilen' nitelikteki ürünümüz, özellikle deprem gibi doğal afetlerde veya elektrik kesintilerinde hayat kurtarıcı rol üstlenebiliyor. Işık seviyesinin yüksekliği ve kolay şarj edilebilirliği sayesinde, acil durum çantalarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesini hedefliyoruz. Şu anda Türkiye, ABD, İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Almanya ve Hollanda olmak üzere 8 ülkede bayiliklerimiz var. Bu yılın sonuna kadar 20 ülkeye ulaşmayı hedefliyoruz. Özellikle Asya ve Orta Doğu pazarlarında da güçlenmek istiyoruz."
- Hamurdan Şampiyonluğa: Chef Osman Son’un Sıra Dışı Yolculuğu
İstanbul’un arka sokaklarında bir bulaşıkhanede başlayan bir hikâye… Ama bu hikâye sıradan değil. Çünkü bu hikâyenin kahramanı sadece mutfakta değil, ringde de zirveye çıkan bir isim: Chef Osman Son. 1999 yılında bulaşıkhane bölümünde mesleğe adım atan Osman Son, o günlerde sadece tabak yıkıyordu ama aslında geleceğini inşa ediyordu. Mutfakta geçirdiği her gün, onu biraz daha ileri taşıdı. Hamurla tanıştı, pizzaya aşık oldu ve zamanla bu alanda kendine özgü bir stil geliştirdi. Geleneksel teknikleri modern dokunuşlarla birleştirerek adeta “pizza sanatı” yarattı. Bu azim 2017 yılında büyük bir başarıyla taçlandı. 38 şef arasından sıyrılarak Pizza Türkiye Şampiyonu oldu. Ama onun hikayesi burada bitmedi, asıl yükseliş yeni başlıyordu. 2024 ve 2025 yılları ise adeta ödül yağmuru gibi geçti: 🏆 Altın Melek Ödülleri – Yılın En Başarılı Chef’i 🏆 Uluslararası Başarı ve Ödül Gecesi – Türkiye’nin En Başarılı Pizza Chef’i 🏆 7. Uluslararası Başarı Ödülleri – Yılın En Başarılı Chef’i 🏆 Altın Meslek ve Kariyer Ödülleri – Yılın En Başarılı Pizza Chef’i Ama Chef Osman’ı farklı kılan sadece mutfaktaki başarısı değil… Küçük yaşlardan beri tutkuyla bağlı olduğu Kyokushin karate sayesinde Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonlukları kazanan milli bir sporcu. Disiplin, sabır ve mücadele ruhunu ringden alıp mutfağa taşıdı. Onun için pizza yapmak sadece bir iş değil, bir disiplin ve karakter meselesi. Bugün yolculuğuna The Hangout Restaurant’ta pizza şefi olarak devam eden Osman Son, her tabağa emeğini ve hikayesini koyuyor. En büyük hayali ise kendi markasını kurmak ve lezzetini dünyaya taşımak. Chef Osman Son’un hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Başlamak için mükemmel şartlara değil, vazgeçmemeye ihtiyacın var.
- Sokaklardan sahalara uzanan başarı hikayesi: Memurluğu bırakıp hayalindeki kulübü kurdu
Denizli'de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Denizli'de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Uzun yıllar devlet memurluğu yapan Fidan, genç sporculara daha fazla katkı sağlamak adına görevinden istifa ederek tüm zamanını futbola adadığını belirterek, "Çocukluktaki hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" dedi. Futbola 8 yaşında başlayan Yunus Emre Fidan, Denizli'de çeşitli kulüplerde hem amatör hem de profesyonel olarak forma giydi. 18 yaşında Eskişehir'de bir kulüpte oynama fırsatı yakalayan Fidan, kısa süre sonra yeniden memleketine dönerek kariyerine devam etti. Futbolculuk sürecini eğitimle desteklemek isteyen Fidan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (KPSS) elde ettiği başarıyla Denizli Adliyesi'nde zabıt katibi olarak göreve başladı. Memuriyet hayatı boyunca futboldan kopmayan Fidan, hafta sonlarını amatör kulüplerde gönüllü antrenörlük yaparak geçirdi. 2016 yılında Denizli'nin Zeytinköy Mahallesi'nde Bağbaşı Spor Kulübü olan kendi spor kulübünü kuran Fidan, başlangıçta sınırlı sayıda öğrenciyle çıktığı yolda kısa sürede büyüme kaydetti. Antrenörlük alanında da destek sağlıyor Antrenmanlarını hafta içi ve hafta sonu yoğun bir tempoyla sürdüren Fidan, yetiştirdiği sporcularla birlikte liglerde önemli dereceler elde etti. Aynı zamanda birçok genç futbolcunun farklı kulüplere transfer olmasına da katkı sağladı. 39 yaşında devlet memurluğundan istifa eden Fidan, artık tüm mesaisini gençlere ayırdığını belirterek, "Hayalim kendi kulübümü kurmak ve özgürce antrenman programlarımı uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada hem başarılar elde ediyoruz hem de gençlerin önünü açıyoruz" dedi. Gençlere hedeflerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Fidan, azim ve istikrarla çalışmanın başarıyı getirdiğini vurguladı. Gençleri yetiştirmekle kalmayan aynı zamanda UEFA A lisansa sahip antrenör Yunus Emre Fidan, minik sporcuların futbol gelişimine katkı sağlarken, üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde eğitim gören gençlere de tecrübelerini aktararak antrenörlük alanında destek veriyor. "Her çocuğun hayali olduğu gibi biz de sokaklarda başladık" Futbola sokaklarda başladığını ve profesyonel olarak farklı kulüplerde oynadığını belirten Yunus Emre Fidan, "20 yıldan beri futbol antrenörlüğü yapmaktayım. 8 yaşında her çocuğun hayali olduğu gibi bizde sokaklarda başladık. Sonrasında ise Denizli'de bir futbol kulübünde sporcu olarak başladım. Sonrasında Denizli içinde hem profesyonel hem de amatör olarak futbolculuk yaptım. 18 yaşında ise Denizli dışına çıkarak Eskişehir'de bir futbol kulübünde futbol oynamaya gittim. Sonrasında ise kısa süre içerisinde Denizli'ye gelerek futbol oynamaya devam ettim. Aynı süre zarfında üniversite sınavlarına hazırlandım. Bu futbolu çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi uygulayabilmek adına üniversitesini bitirdim. Üniversite sürecinin ardından ise tabi futboldan hiç bir zaman kopmadık. Üniversitenin ardından KPSS sınavına girdim ve iyi bir sonuç aldım. Ama bunun sonucunda kendi bölümümden ayrı bir mesleğe geçtim. Ama bu süre zarfında futboldan veya herhangibi bir spordan kopamadık. KPSS'den aldığım puan neticesinde Denizli Adliyesinde zabıt katibi olarak göreve başladım. Göreve başladıktan sonra da hala daha amatör kulüplerde antrenörlük yapmaya devam ediyordum" diye konuştu. "39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek, gençlerimiz ile antrenmanlar yapıyoruz" 39 yaşına geldiğinde devlet memurluğundan istifa ederek hayali olan futbol kulübünü devam eden antrenör Fidan, "Devlet memuru iken hala daha cumartesi ve pazar günleri gönüllü olarak birçok kulüpte antrenörlük yaptım. 2016 yılında ise kendi adıma kulüp açtım. Çok az öğrencim vardı ama belli bir süre sonra öğrenci sayım baya bir yükselmişti. Devlet memurluğunu devam ederken gençlerimizi önünü açmak adına hafta sonları ve hafta içi olmak üzere yoğun bir tempoda antrenmanlarımızı sürdürmekteydik. 39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek gençlerimiz ile birlikte haftanın 7 günü boyunca çok yoğun bir tempoda hazırlıklarımızı ve antrenman sürecimizi sürdürüyoruz. Burada çok yetenekli çocuklarımız yetişiyor. Hem ligde maçlarda şampiyonluklar yaşayarak hem de birçok öğrencimizi farklı kulüplere veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Çocukluk hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" Çocukluktaki hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu ve şimdiki gençler için hayallerinin peşinden koşması gerektiğini belirten Fidan, "Çocukluktaki en büyük hayalim belki de çok uzak bir hayaldi, bir futbol kulübü kurmaktı ve bu futbol kulübünün antrenörü olmaktı. Hiç kimseye bağlı kalmaksızın sadece kendi antrenman periyotlarımı yansıtmak en büyük hayalimdi. ve bunu başardığım için de kendimle çok gurur duyuyorum. Hiçbir zaman hiçbir evladımız hedeflerinden şaşmasınlar. Bu hayata bir defa geliyoruz her zaman ideallerimizi mutlaka yaşamamız gerekiyor" diye konuştu.
- Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor
Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'da çalıştığı otelde Rusların yaptığını beğenmemesi üzerine kendi işinin patronu oldu. 17 ülkeyle çalışan genç girişimci tonlarca ürünü 8 ülkeye gönderiyor. Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'daki otelde çalıştığı sırada hazırladığı kahveyi Rus turistlerin beğenmemesi üzerine yöneticilerinin desteğiyle 2011'de kahve yapma eğitimi almaya karar verdi. Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Aldığı eğitimlerin ardından işletme açan ve 17 ülkeden getirdiği kahve çekirdeklerini kavurarak ihraç etmeye başlayan Aldemir, işletmesinde 5 kişiye istihdam sağlıyor. Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Onur Aldemir, turistlerin yaptığı kahveyi beğenmemesinin hayatında dönüm noktası olduğunu, kendisini bu alanda yetiştirdiğini anlattı. Kahvenin özel bir içecek olduğunu dile getiren Aldemir, şöyle konuştu: Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor "17 farklı ülkeyle çalışıyoruz. Çiğ alıp, işleyip, 8 ülkeye ihracatını sağlıyoruz. Özellikle Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde hizmet sağlayan firmalara gönderiyoruz. Onun yanı sıra Amerika, İngiltere ve Balkan ülkelerine de satış yapıyoruz." Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Aldemir, şunları kaydetti: "İhracatımız, yıllık 8 ile 10 ton arasında. Paket bazlı baktığımız zaman bu durum 10-15 bin paket bandına çıkabiliyor. Depremlerden önce 15-20 ton bandında üretim yapabiliyorduk ancak 6 Şubat 2023 depremlerinde işletmemiz yıkıldı. Sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Şu an küçük bir işletme kotasındayız. Daha büyük bir üretim hacmine çıkmayı hedefliyoruz. Şu an için 8-10 ton bandında olan hacmimizi ilerleyen zamanlarda 20 ton bandına çıkartıp sektördeki rakiplerimizi yakalamayı hedefliyoruz."
- Almanya'da öğrendi, Antalya'da uyguladı: Topraksız tarımda dikkat çeken başarı
Yurt dışında edindiği bilgileri Türkiye’ye taşıyan ziraat mühendisi, Antalya Serik’te kurduğu modern tesisle topraksız tarımda yüksek verim elde etti. Ürünler yurt dışına ihraç ediliyor. Yurt dışında edindiği bilgileri Türkiye’ye taşıyan bir girişimci, Antalya’da kurduğu modern tesisle dikkat çekiyor. Topraksız tarım yöntemiyle üretime başlayan ziraat mühendisi, kısa sürede yüksek verim elde ederek sektörde örnek gösterilen isimlerden biri haline geldi. Serik’te modern üretim tesisi kurdu Antalya’nın Serik ilçesinde hayata geçirilen projede, klasik yöntemlerin dışına çıkılarak toprak kullanılmadan üretim yapılıyor. Almanya’da aldığı eğitim sonrası Türkiye’ye dönen girişimci, bu modeli kendi memleketinde uygulamaya başladı. 10 dönümde 175 bin kök üretim. Kurulan tesiste yaklaşık 10 dönümlük alanda üretim gerçekleştiriliyor Bu alanda: 175 bin kök çilek yetiştiriliyor. Yıllık 100 ton üretim hedefleniyor. Yüksek verim alınması amaçlanıyor. Pestisit neredeyse yok denecek kadar az, Topraksız tarımın en önemli avantajlarından biri, zararlı kontrolünün daha kolay yapılabilmesi. Uzmanlara göre bu sistemde: Topraktan gelen hastalıklar ortadan kalkıyor. Üretim daha kontrollü ilerliyor. Kimyasal kalıntı minimum seviyeye düşüyor. Ürünler yurt dışına gönderiliyor Antalya’da üretilen çilekler yalnızca iç piyasayla sınırlı kalmıyor. Elde edilen ürünler: Rusya, Ermenistan, Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç ediliyor. 15 milyon liralık hedef Projenin ekonomik boyutu da dikkat çekiyor. Yıllık üretim hedefi doğrultusunda yaklaşık 15 milyon TL ciro bekleniyor. Aynı zamanda tesis, günlük onlarca kişiye istihdam sağlıyor. Yeni nesil tarıma örnek oldu Uzmanlara göre bu model, klasik tarıma alternatif olarak giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha az alanla daha fazla üretim imkânı sunan topraksız tarım, özellikle genç girişimciler için yeni bir fırsat kapısı olarak görülüyor.
- Sessizliğini sanatla aştı: İşitme engelli Sinem’in başarı hikayesi
Mersin’de Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kültür ve Sanat Evleri, dezavantajlı kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Adanalıoğlu Kültür ve Sanat Evinde eğitim alan doğuştan işitme engelli 40 yaşındaki Sinem Erserin, el sanatlarıyla hem kendini ifade ediyor hem de ürettiği eserleri satarak ekonomik kazanç elde ediyor. Sosyal hayata katılımı artırmak ve kadınların meslek edinmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren merkezler, birçok başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerden biri olan Sinem Erserin, kurs sayesinde hem özgüven kazandı hem de yeteneklerini geliştirme fırsatı buldu. El sanatları kursuna katıldıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Erserin, yapay çiçek tasarımı, ahşap ve seramik boyama gibi birçok alanda üretim yapıyor. Azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Erserin, ortaya koyduğu el emeği ürünleri satarak kendi gelirini de elde ediyor. "Kelimelerle değil, renklerle konuşuyor" Kurs öğretmeni Yasemen Özügüzel, Sinem’in kısa sürede büyük bir gelişim gösterdiğini belirterek, "Sinem ilk geldiğinde içine kapanıktı. Ancak fırçayı eline aldığında içindeki yeteneği hemen fark ettik. O, kendini kelimelerle değil renklerle ifade ediyor. Öğrettiğimiz teknikleri hızla kavrıyor ve büyük bir başarıyla uyguluyor. Azmi tüm kursiyerlere örnek oluyor" dedi. "Burası bizim ailemiz oldu" Sinem’in annesi Akgül Erserin ise kızındaki değişimin kendisini çok mutlu ettiğini ifade ederek, "Kızımı buraya gönül rahatlığıyla bırakıyorum. Burası artık bizim ailemiz oldu. Sinem burada çok mutlu. Kendi emeğiyle para kazanması ve özgüven kazanması beni gururlandırıyor" diye konuştu. Akdeniz Belediyesinin sunduğu bu imkanlar sayesinde birçok kadın hem meslek öğreniyor hem de sosyal hayata daha güçlü katılıyor. Sinem Erserin’in azim dolu hikayesi ise fırsat verildiğinde hiçbir engelin başarıya engel olamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
- Bursluluk Sınavı Şampiyonu Meclis Kürsüsünde: İnci Yıldız Şentürk Türkiye’ye İlham Oldu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu yıl sadece bir kutlama değil, aynı zamanda büyük bir başarı hikayesinin sahnesi oldu. Aydın’ın Efeler ilçesinde eğitim gören İnci Yıldız Şentürk, akademik başarısıyla hem şehrinin hem de Türkiye’nin gururu haline geldi. Henüz 6. sınıf öğrencisi olan Şentürk, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen İOKBS bursluluk sınavında tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 tam puan aldı ve Türkiye birincileri arasına adını yazdırdı. Disiplinli çalışma alışkanlığı ve kararlılığıyla dikkat çeken genç öğrenci, başarısını 23 Nisan etkinliklerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne taşıdı. Semiha İsen Ortaokulu öğrencisi olan Şentürk’ün bu başarısı, sadece akademik bir derece olarak değil, aynı zamanda yaşıtları için güçlü bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiriliyor. Eğitimciler, bu tür başarı hikayelerinin çocuklara ilham verdiğini ve azimle çalışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade ediyor. Ailesinin de büyük destek verdiği bu süreçte, annesi Demet Şentürk ve babası Hüseyin Şentürk, kızlarının elde ettiği başarıyla büyük bir gurur yaşadı. Küçük yaşına rağmen büyük hedefler koyan İnci Yıldız Şentürk, hem eğitim hayatındaki başarısıyla hem de TBMM’deki temsiliyle geleceğin güçlü bireyleri arasında gösteriliyor. Bu hikaye bir kez daha gösteriyor ki; doğru rehberlik, disiplin ve inanç birleştiğinde başarı kaçınılmaz oluyor.
- Melisa Tapan Kimdir? Sabancı Ailesinin Yeni Kuşak Temsilcisi Dikkat Çekiyor
Türkiye’de iş dünyası, sanat ve sosyal girişimcilik alanlarında yaptığı çalışmalarla öne çıkan Melisa Tapan, son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği isimler arasında yer alıyor. Sabancı ailesinin üçüncü kuşak temsilcilerinden biri olan Tapan, uluslararası eğitim geçmişi ve çok yönlü kariyeriyle dikkat çekiyor. Melisa Tapan Kimdir? Melisa Tapan, finans, sanat ve sosyal girişimcilik alanlarında faaliyet gösteren bir iş insanıdır. Eğitim hayatını yurt dışında tamamlayan Tapan, lisans eğitimini Londra’da bulunan Richmond University’de Uluslararası İşletme ve Psikoloji alanlarında aldı. Akademik yolculuğunu New York’taki Columbia University’de Ekonomik ve Siyasal Kalkınma üzerine yaptığı yüksek lisans ile sürdürdü. Uluslararası eğitim süreci, Tapan’a farklı kültürleri tanıma ve global bakış açısı kazanma fırsatı sundu. Kariyeri ve İş Hayatı Profesyonel kariyerine dünyanın önde gelen kurumlarında başlayan Melisa Tapan, danışmanlık, finans ve enerji gibi farklı sektörlerde önemli deneyimler elde etti. Kariyeri boyunca; Boston Consulting Group PwC Uluslararası Enerji Ajansı Sabancı Holding, gibi önemli kurumlarda görev aldı. Ayrıca Londra merkezli Marshall Wace bünyesinde yönetici adayı programını tamamladı. Sosyal Girişimcilik ve Sanat Alanındaki Çalışmaları Melisa Tapan’ın kariyerindeki en dikkat çekici adımlardan biri, 2019 yılında kurduğu Gate 27 platformu oldu. Bu girişim, kültür ve sanat alanında sürdürülebilir projeler geliştirmeyi amaçlıyor. Kısa sürede uluslararası sanat kurumlarıyla iş birlikleri kuran Gate 27, genç sanatçılara destek sağlayan ve yaratıcı üretimi teşvik eden bir platform haline geldi. Ailesi ve Özel Hayatı Sabancı ailesinin üçüncü kuşak üyelerinden biri olan Melisa Tapan’ın annesi ve babası da iş dünyasıyla bağlantılı isimlerdir. Köklü bir aileden gelen Tapan, kariyerini kendi ilgi alanları doğrultusunda şekillendirerek özellikle sosyal etki odaklı projelere yönelmiştir. Yeni Nesil Bir İş İnsanı Profili Melisa Tapan, klasik iş insanı profilinin ötesine geçerek; finans, sanat ve sosyal faydayı bir araya getiren çalışmalarıyla yeni nesil liderler arasında gösteriliyor. Özellikle genç kuşak girişimcilere ilham veren Tapan, iş dünyasında sadece ekonomik başarıyı değil, toplumsal katkıyı da ön planda tutan yaklaşımıyla dikkat çekmeye devam ediyor.
- Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor
Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Yurtpınar Mahallesi’nde yaşayan 38 yaşındaki kabak üreticisi Nurcan Kazıkçı, ata mesleğini sürdürerek hem üretimde hem de pazarlamada örnek bir başarı hikâyesi sergiliyor. Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu ifade eden Kazıkçı, serasında kendi elleriyle ürettiği sebzeleri hem ihraç ediyor hem de pazarlarda açtığı tezgahlarda kendi satıyor. Seranın üç buçuk dönümlük alanında mini kabak üretimi yapan Kazıkçı, ürünlerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini belirtti. İç piyasaya da satış yaptıklarını ifade eden Nurcan Kazıkcı, "Özellikle mini kabaklar yurt dışında yoğun talep görüyor. Arap ülkelerinde dolmalık olarak tercih edilen mini kabaklar, damak zevkine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor" dedi. Serasında sadece kabak değil, farklı ürünler de yetiştiren Kazıkçı, "800 metrekare alanda patlıcanımız var, bir buçuk dönümde de domates ektik. Domatesimiz daha iki haftalık. Günlük olarak çocuklarımla birlikte seradayız, hasat yapıyoruz" şeklinde konuştu. Yoğun bir üretim temposuna sahip olduklarını anlatan Kazıkçı, haftanın büyük bölümünü tarlada ve pazarda geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabah erken saatlerde hasada başlıyoruz. Öğlene kadar toplama yapıyoruz. Ertesi gün pazara gidip ürünlerimi kendim satıyorum. Aile olarak çalışıyoruz; abim, yengem hep birlikte üretimi sürdürüyoruz. " Günlük hasadın mevsime göre değiştiğini ifade eden Kazıkçı, "Kışın 10 kasa çıkan ürün, şu anda havaların ısınmasıyla 45-50 kasaya kadar yükseldi. Mini kabağın kilosu şu an 50 TL. Daha önce 80-90 TL arasındaydı ancak ürün artınca fiyatlar düştü" dedi. Üretimin zorluklarına da değinen Kazıkçı, özellikle hastalık riskine dikkat çekerek, "Kabakta ‘pürüz’ dediğimiz bir hastalık var. Eğer bu olursa sezon kısa sürüyor. Normalde hasat 35-40 günde başlar ve yaklaşık 2 ay devam eder" ifadelerini kullandı. İki çocuk annesi olan Kazıkçı, çocuklarının da zaman zaman üretim sürecine dahil olduğunu belirterek, onların geleceği için eğitimin öncelikli olduğunu vurguladı. "Kadın çiftçiler sürdürülebilirliğin temeli" Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise 2026’nın "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında ilçede kadın üreticilere yönelik ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu kapsamda Yurtpınar Mahallesi’nde Nurcan Kazıkçı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Boğatimur, kadın çiftçilerin tarımdaki rolüne dikkat çekti. Boğatimur, "Nurcan Hanım hem üretim yapıyor hem pazarda satışını gerçekleştiriyor hem de ihracata katkı sağlıyor. Pazara göre ürün seçmesi, Avrupa’ya yönelik üretim yapması çok değerli. Kendisi sürdürülebilir tarımın en güzel örneklerinden biri" dedi. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında yer aldığını vurgulayan Boğatimur, "Aksu’nun her karışında kadın emeği var. Üretimde, paketlemede, satışta kadınlar aktif rol alıyor. Kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler tüm aileye ulaşıyor ve ciddi geri dönüş sağlıyor" diye konuştu. Tarımın zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Boğatimur, sahada edindikleri gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bu iş yıllar süren bir emek gerektiriyor. Çocukların da küçük yaşta üretim sürecine dahil olması sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli. Biz de çiftçilerimize teknik destek sağlamak, özellikle hastalıklarla mücadele ve doğru üretim teknikleri konusunda katkı sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Kadın çiftçilerin her zaman yanında olduklarını belirten Boğatimur, üreticilerin ihtiyaç duydukları her an kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.











