Search this site
Boş arama ile 1096 sonuç bulundu
- Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı
Afyonkarahisar’da üçüncü iş yerini açan 36 yaşındaki kadın girişimci Melek Koçer, yerli ve yabancı turistlere hediyelik eşya satıyor. Evli ve 3 çocuk annesi Koçer, Afyonkarahisar Valiliği öncülüğünde İhsaniye ilçesine bağlı Ayazini köyünün turizm destinasyonuna dönüştürülmesinin ardından, 2021 yılında açtığı hediyelik eşya dükkanıyla ticarete adım attı. Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı Yöresel ve özel tasarım hediyelik eşya satan Koçer, 2024 yılında Afyonkarahisar‘ın Akmescit Mahallesi’nde, bu yıl da Taci Ahmet Mahallesi’nde yeni iş yerleri açtı. Koçer, kazancıyla hem ailesinin geçimini sağlıyor hem de bölge turizmine ve ekonomisine katkı sunuyor. – “Birçok kadına iş kapısı oluşturduk” Koçer, AA muhabirine, Ayazini köyünde hediyelik eşya dükkanı açma fikrinin Şirince ve Kapadokya gezilerinin ardından oluştuğunu söyledi. Frigya’daki, ailesinden kalma evinin bir bölümünde Frigya’yı anlatan az sayıda ve çeşitteki ürünleri satarak ticarete başladığını ifade eden Koçer, şunları kaydetti: “Bunların satışı bize ilham oldu ve devam ettirmek istedik. Zamanla Ayazini köyündeki kadınların yaptığı el emeği kolyeler, doğal taşlarla ürettiğimiz takıları, soba, kuzine, tütsülükler, buhurdanlıklar, sabunlar, kolonyalar, gıda ürünleri, Afyonkarahisar ve Frigya’yı anlatan farklı objeler, kupalar, fincan takımları da ekledik. Bunu ticarete dönüştürdük ve birçok kadına iş kapısı oluşturduk.” -“Asla vazgeçmeyin, mücadele edin ve üretin” Koçer, Afyonkarahisar‘da zamanla iki hediyelik eşya dükkanı daha açtığını anlattı. Bu iş yerlerinde de hediyelik eşya çeşitlerini artırdığını dile getiren Koçer, “İlk yıllarda küçük başladım, sermayem yoktu ama cesaretim vardı. Çoğu zaman ağladım, yıprandım ama asla vazgeçmedim. Ürün satamadığım çok zamanlar oldu. İnsanlar gelmedi, rafları dolduramadığım zamanlar oldu ama hiçbir zaman mücadelemden vazgeçmedim. Bunu da tüm kadınlara örnek olması açısından da söylüyorum: Asla vazgeçmeyin, mücadele edin ve üretin. Şimdi, 15-20 kadının da ekmek kapısı burası. Herkesin yaptığı parçalar, ürünler var. Burada onlara iş imkanı sağlamaktan da ayrıca çok mutluyum.” diye konuştu. -“Siz iyi bir insan olun, iletişiminiz güçlü olsun, doğru ve dürüst olun, her yol size açılır” Koçer, yerli ve yabancı turistlerin yöreye ait doğal ürünlere daha çok ilgi gösterdiklerini söyledi. Yaklaşık 5 yılda yakaladığı başarı hikayesini duyanların şaşırdıklarına dikkati çeken Koçer, şöyle konuştu: “Siz iyi bir insan olun, iletişiminiz güçlü olsun, doğru ve dürüst olun, her yol size açılır. Benim iletişimim güzel. İnsanları sadece bir müşteri olarak görmüyorum. Ben, insanlarla konuşmayı çok seviyorum. Geldiklerinde muhabbet kuruyorum. O esnada hem muhabbet ediyoruz hem de ticaret oluşturuyoruz. Böylelikle bir sürü dostluk kazandık. Allah, bize bir tane kapı açtı. Şu an 3 tane kapımız oldu. İnşallah, 4 olur, 5 olur, 6 olur. Daha çok insana ekmek kapısı olur. Bundan dolayı da çok mutluyuz.”
- Mardin'de gül bahçesi kurdu! Bölge kadınlarına istihdam sağladı
Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Artuklu ilçesi Yaylabaşı Mahallesi'nde güller, gün doğmadan bahçelere gelen kadınlar tarafından özenle toplanarak üretim sürecine hazırlanıyor. 2016 yılında köyüne dönerek projeyi başlattığını belirten Şahin Karademir, 30 yıllık kozmetik ihracatı tecrübesini bölgeye taşıdığını söyledi. Tarıma elverişsiz arazileri teraslama yöntemiyle üretime kazandırdıklarını ifade eden Karademir, "2016'da şu an içinde bulunduğumuz araziyi üçüncü gül bahçemiz yaptım. Ondan önce iki tane daha yaptık. Buraları büyük iş makineleri ile teraslandırdım. Çünkü gerçekten düz olmayan, kıraç yerlerde bu yöntemle araziyi üretime uygun hale getirdik. Ardından güllerimizi ektim ve bu süreçte onuncu yılımızı dolduruyoruz. Hem köydeki insanlarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi hem de çevre köylerden gelen kadınları ve gençleri bu işe dahil ettim, istihdam oluşsun diye projeyi başlattım. Şu an gördüğünüz gibi insanlar bahçenin içinde çalışıyor" dedi. Yüzlerce vatandaş dönemsel olarak istihdam ediliyor Susuz tarım modeline dikkat çektiklerini vurgulayan Karademir, "Susuz tarım özellikle bölgemizde suyun önemini vurgulamak ve ekosistemi canlandırmak adına bu projeyi hayata geçirdim. Su bütün dünyada önemli bir sorun ama özellikle bölgemizde daha da kritik bir konu. Ben de susuz, doğal ve organik üretim yapmak üzere 2016'da memleketim Mardin'in Yaylabaşı Mahallesi'nde bu gül bahçelerini tesis ettim. Şu an yüzlerce insan dönemsel olarak çalışıyor. Güller sabahın erken saatlerinde toplanmaya başlanıyor. Kadınlarımız hem köyümüzden hem çevre köylerden geliyor ve gülleri topluyor. Ardından köyümüzde kurduğumuz distilasyon tesisinde geleneksel yöntemlerle bu ürünlerin damıtmasını yapıyoruz. Japonya'dan da daha önce çalıştığımız müşterilerimiz buraya gelerek hem gül bahçelerimizi hem de distilasyon alanlarımızı ziyaret etti. Bu da bizim ekosistem, susuz tarım ve turizm açısından planladığımız önemli bir adımdı" diye konuştu. Rosa Damascena gülünün bin yıllar öncesine dayandığını vurgulayan Karademir, "Rosa Damascena gülü, Mezopotamya'da bin yıllar öncesine dayanan bir geçmişe sahipti. Biz bu gülü yeniden memleketimize kazandırmış olduk. Bu gül kozmetiğin temel hammaddelerinden biridir. Gül suyu ve gül yağı olarak ürün elde ediyoruz. Gül yağı özellikle büyük kozmetik firmalarının parfümlerinde kullanılan çok değerli bir üründür. Dört ton gülden yaklaşık 1 kilogram yağ elde ediliyor. Kokusu ve kalıcılığı oldukça yüksektir" ifadelerini kullandı. Bahçede çalışan kadın işçiler de projeden memnun olduklarını belirtti. Leyla Kalın, sabah erken saatlerde çalışmaya başladıklarını ifade ederek, "Sabah saat 4.30'da gelip gülleri topluyoruz. İşimizden memnunuz. Bize bu imkanı sağlayan Şahin Karademir'e teşekkür ediyoruz'' şeklinde konultu. Serçem Kalın ise çalışmayı sevdiklerini vurgulayarak, "Sabah 04.30'da işe başlıyoruz. İşimizi seviyoruz, bize iş imkânı verdiği için çok teşekkür ederiz'' dedi.
- Depremde evi yıkılan Saliha Alıcı, Dünya Bankası hibesiyle 8 kadına istihdam sağladı
Gaziantep'in İslahiye ilçesinde 6 Şubat depremlerinde evi yıkılan 48 yaşındaki üç çocuk annesi Saliha Alıcı, Dünya Bankası'nın hibe desteğiyle kendi iş yerini kurdu. 6 Şubat depremlerinde Gaziantep'in İslahiye ilçesinde evi yıkılan 48 yaşındaki 3 çocuk annesi Saliha Alıcı, deprem sonrası aldığı Dünya Bankası hibesiyle kendi iş yerini açarak girişimci oldu. Daha önce evinde yemek yaparak geçimini sağlayan Alıcı, bugün işletmesinde 5 çalışan ve 3 öğrenci olmak üzere toplam 8 kişiye istihdam sağlıyor. Gaziantep'te daha önce evinde 30-40 kişilik yemekler hazırlayarak geçimini sağlayan 48 yaşındaki 3 çocuk annesi Saliha Alıcı, 6 Şubat depremlerinden sonra aldığı hibe desteğiyle kendi iş yerini açarak girişimci oldu. Alıcı, ev yemekleri üzerine faaliyet gösteren işletmesinde 5 çalışan ve 3 öğrenci olmak üzere toplam 8 kadına istihdam sağlıyor. Daha önce ev hanımı olan Saliha Alıcı, evinde yaptığı yemekleri zamanla daha fazla kişiye ulaştırmaya başladı. Deprem sonrasında ev yemeklerine duyulan ihtiyacı da göz önünde bulunduran Alıcı, Dünya Bankası tarafından depremzedelere yönelik sağlanan hibe programına başvurdu. Başvurusunun olumlu sonuçlanmasının ardından aldığı destekle kendi iş yerini açan Alıcı, bugün işletmesini büyüterek yoluna devam ediyor."Hibe sayesinde iş yerimi açtım"İşletmesini nasıl kurduğunu anlatan Saliha Alıcı, "Daha önce evde yemek yapıyordum. 30-40 kişilik yemekler çıkartıyordum. Daha sonra bir hibeye başvurdum. Başvurum olumlu sonuçlandıktan sonra böyle bir yer açmaya karar verdik. Güzel oldu. Ev yemekleri üzerine çalışıyoruz. Depremden sonra burada böyle bir şeye ihtiyaç vardı. Dünya Bankası'nın deprem dolayısıyla verdiği hibe sayesinde iş yerimi açtım. Şu anda da bu hale geldik" dedi.8 kişiye istihdam sağlıyorİş yerinde 5 çalışanının yanı sıra 3 öğrencinin de bulunduğunu belirten Alıcı, toplam 8 kişiye istihdam sağladığını söyledi. İşlerinin yolunda gittiğini ifade eden Alıcı, "İşlerim güzel, her şey yolunda gidiyor. Müşterim var, bir problem yok çok şükür" ifadelerini kullandı. Ev yemeklerinden oluşan geniş menü: İşletmesinde sulu yemek ağırlıklı ev yemekleri hazırladıklarını anlatan Alıcı, menülerinde kuru fasulye, bamya ve yeşil fasulye gibi yemeklerin yanı sıra börek çeşitleri, içli köfte, mantı, sarma ve dolmanın da bulunduğunu belirtti.Alıcı, "Ev yemekleri, sulu yemek üzerine çalışıyoruz. Kuru fasulye, bamya, yeşil fasulye, börek türleri, içli köfte, mantı, sarma, dolma, yani aklınıza gelebilecek evde yiyebileceğiniz her türlü yemeğimiz mevcut" diye konuştu.
- Kadınlar köyden dünyaya bebek ihraç ediyor
Bursa'da dağ köyünde yaşayan kadınlar yöresel bebeklerini kara tezgahta dokudukları ipliklerle yapıp dünyaya ihraç ediyor. Keles ilçesinin Sorgun köyünde köyün kadınları 200 yıllık ninelerinden kalma tezgahlarda kumaş üretip yöresel bebekler yapıyor. Köylü kadınlar bebekleri bu kumaşlarla giydirip Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli ülkelerine gönderiyor. Atalarının giydiği kıyafetlerin minyatürlerini üretip bebeklere giydiren köylü kadınlar, bu sayede Yörük kıyafetlerini yaşatıyorlar. Kadınlar, yöresel bebekleri 250 ila 500 lira arasında değişen fiyatlarla satarak aile bütçelerine katkı sağlıyor. Köyde yaşlısı genci her kadın bu tezgahların başına geçip bebek kıyafeti imâl ediyor. Tek tek elde işlenerek yapılan yöresel 1 yöresel bebeğin yapımı 20 gün sürüyor. Köydeki kadınlar ayda 50 bebek üretimi yapıyor. Kadınların sanat eseri gibi süsledikleri bebekleri çok beğenilip büyük rağbet görüyor. Köyde işitme engelli Nurhayat Yılmaz'da bebek yapım işini öğrenek bebek yapmaya başladı. evinde bebek yaparak satan engelli kız aile bütçesine katkıda bulunuyor. Köyde bebek üretimi ve usta öğreticilik yapan Emine Çiçek, "Oyuncak bebeklere yöresel kıyafetlerimizi giydiriyoruz. Ben hem üretim yapıyorum hem de bu işi öğretiyorum. Bu kıyafetler bizim tarihimizden geliyor. Kültürümüz yaşatmaya çalışıyoruz. Kıyafetlerin bazı bölümlerini kara tezgahta dokuyoruz. Geri kalanlarını elde tek tek işliyoruz. Bir bebeğin yapımı 20 gün sürüyor. Her işçiliği elde tek tek yapılıyor. Çok zahmetli çok beğeniliyor. Her yerden talep geliyor. Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerine de gönderiyoruz. Bebeklerimizin boyutuna göre 250 ila 500 lira arasında değişiyor" dedi. Yüzlerce yıllık kültürlerini yaşattıklarını belirten Sorgun Köyü Dernek Başkanı Muharrem Ulutaş, "Köyümüzde kadınlarımız kültürümüzü yaşatıyor. Yöresel kıyafetler dikerek bunları bebeklere giydiriyorlar. Bebeklerimiz çok talep görüyor. Buradan Türkiye'nin farklı illerine ve dünyanın farklı ülkelerine gönderiyoruz" şeklinde konuştu
- Memurluktan istifa eden genç girişimci Çorum’da hayvancılık hayalini gerçekleştirdi
Çorumlu Esat Er, hastanedeki memuriyet görevinden istifa ederek hayali olan hayvancılık işine girdi. Kömürlükte başladığı üretimde şimdi kendi çiftliğini yönetiyor. Çorum’da yaşayan 30 yaşındaki Esat Er, çocukluk yıllarından beri kurduğu hayallerin peşinden giderek konforlu işini geride bıraktı. Üç yıl öncesine kadar bir hastanede sekreter olarak görev yapan Er, memurluktan istifa ederek doğup büyüdüğü köye dönme kararı aldı. Çevresindeki insanların ‘başaramazsın’ yönündeki uyarılarına kulak asmayan genç girişimci, bugün kendi kurduğu çiftlikte üretim yapmanın gururunu yaşıyor. Kömürlükten modern çiftliğe uzanan başarı hikayesi Hayvancılık serüvenine ailesinin yaşadığı Köprüalan köyünde oldukça kısıtlı imkanlarla başlayan Esat Er, ilk adımını bir kömürlüğü ahıra dönüştürerek attı. Maddi ve manevi birçok zorlukla karşılaşmasına rağmen vazgeçmeyen Er, şu anda 18 büyükbaş hayvan kapasiteli bir çiftliğe sahip. Anne ve babasının desteğiyle günlük bakım işlerini yürüten genç üretici, işine duyduğu tutku sayesinde tüm engelleri aştığını ifade ediyor. Çocukluk hayali gerçek oldu Hastanede çalıştığı dönemde insanlarla uğraşmanın kendisini yorduğunu belirten Er, üretim yapma isteğinin her zaman ağır bastığını dile getirdi. Pandemi döneminin bu kararı almasında etkili olduğunu vurgulayan girişimci, ‘Hayvanlarla ilgilenmek benim çocukluk hayalimdi. Okul ve hayat şartları nedeniyle bu isteğimi ertelemek zorunda kalmıştım. Şimdi ise hayalimi yaşıyorum ve bu mutluluk bana her şeye değer geliyor’ şeklinde konuştu. Gençlere üretim çağrısı Üretimin toplumun geleceği için kritik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Esat Er, gençlerin de benzer girişimlerde bulunması gerektiğini savunuyor. Kendisini Heidi karakterinin dağlara kaçışına benzeten Er, gelecekte birçok insanın şehirden kaçıp köylerine döneceğini öngörüyor. Elindeki hayvan sayısını artırmayı ve tesisini daha da geliştirmeyi hedefleyen Er, Türkiye’nin kalkınması için üretmeye devam edeceğini belirtti.
- Siirt’te yetiştiriliyor, Avusturya’ya gidiyor! 7 kadın girişimci başardı: Hedef ilk 5
Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Pirinçli köyünde 7 kadın girişimcinin emeğiyle üretilen ürünler, ulusal marketlerin ardından Avusturya’ya da ihraç ediliyor. Kentte bağcılığın geliştirilmesi için son yıllarda milyonlarca liralık destek sağlanırken, Siirt’in üzüm üretiminde Türkiye’de ilk 5 il arasına girmesi hedefleniyor. Siirt'in Şirvan ilçesi Pirinçli köyünde, bölgenin tescilli lezzetlerinden tayfi üzümünün hasadı düzenlenen törenle başladı. Pirinçli köyünde gerçekleştirilen tayfi üzümü hasat programına Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Dr. Kemal Kızılkaya, Şirvan Kaymakamlığı yetkilileri, Siirt Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Günbat, protokol üyeleri, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Yapılan duanın ardından protokol üyeleri ve çiftçiler bağa girerek sezonun ilk tayfi üzümlerini topladı. Programda konuşan Vali Kızılkaya, kentin 27 farklı üzüm gen kaynağına sahip olduğunu belirterek, "2025 yılı TÜİK verilerine göre kentimizde 27 bin 956 dekar alanda 45 bin 261 ton üzüm üretildi. Bu üretim miktarıyla Siirt, Türkiye genelinde 9. sırada yer alıyor. Üzümümüz sofralık tüketimin yanı sıra pekmez, pestil, cevizli sucuk, şıra ve kuru üzüm gibi katma değerli ürünlere dönüştürülüyor" dedi. Kadınların üretime ve ekonomiye katılımına dikkat çeken Vali Kızılkaya, GAP İdaresi finansmanıyla Pirinçli köyünde kurulan Siirt Tayfi Üzümü Yaprak Salamura İşleme Tesisinde 7 kadın girişimcinin istihdam edildiğini söyledi. Tesiste işlenen yaprakların 'Mavit' markasıyla ulusal marketlerde yer aldığını vurgulayan Kızılkaya, ürünlerin Avusturya'ya da ihraç edildiğini ifade etti. 2020-2025 yılları arasında Siirt Valiliği ve GAP İdaresi destekleriyle 198 dekar alanda modern bağ, 40 dekar alanda ise damla sulama sistemi kurulduğunu kaydeden Vali Kızılkaya, üreticilere 259 adet üzüm sıkma makinesi dağıtıldığını ve bağcılık projelerine toplam 16 milyon 273 bin lira destek sağlandığını belirtti. Vali Kızılkaya, hedeflerinin kentin üzüm üretiminde ilk 5 il arasına girmesi olduğunu sözlerine ekledi. Hasat programında konuşan Siirt Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Günbat ise bahar aylarındaki bol yağışların rekolteye olumlu yansıdığını belirterek, "Tayfi üzümü hem ekonomik değeri yüksek hem de tezgahta dayanıklılık süresi uzun olan bir çeşidimiz. Yağmurların bol olmasıyla bu yıl verim çok güzel. Tüm çiftçilerimize bereketli bir sezon diliyorum" dedi.Üretici Tarık Aziz İdiz de köyde her yıl üzüm ve nar üretimi yapıldığını, elde edilen ürünlerin pekmez, sirke, nar ekşisi gibi türevlere dönüştürülerek Van başta olmak üzere çevre illere pazarlandığını ifade etti.
- Ev Hanımıyken İşletme Sahibi Oldu: 3 Kızını Üniversitede Okutmak İçin Hayalini Gerçeğe Dönüştürdü
Gaziantep’te yaşayan 41 yaşındaki Fatma Karakılınç, hobi olarak yaptığı yöresel yemekleri mesleğe dönüştürerek kendi işletmesini kurdu. Karakılınç, elde ettiği gelirle üniversitede eğitim gören 3 kızının eğitim masraflarını karşılıyor. Yemek yapmayı her zaman sevdiğini belirten Karakılınç, çocuklarını büyüttükten sonra kendi ayakları üzerinde durabileceği bir iş kurmaya karar verdi. Özellikle Gaziantep’in yöresel lezzetlerinden yuvalama üzerine yoğunlaşan Karakılınç, daha önce dershanelerde aşçılık yaptığını ve Gaziantep Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği kurslara katılarak gerekli belgeleri aldığını ifade etti. Yaklaşık bir yıl önce kendi işletmesini açan Karakılınç; yuvalama, içli köfte, ekşili köfte, mantı ve şiş börek gibi yöresel ürünleri müşterileriyle buluşturmaya başladı. Karakılınç’ın girişimcilik yolculuğunda çevresinden gelen “Yapamazsın” ve “Başaramazsın” şeklindeki yorumlar da oldu. Ancak bu eleştirilerin kendisini daha fazla motive ettiğini söyleyen Karakılınç, en büyük desteği ise eşinden gördü. Eşi de çalıştığı işi bırakarak işletmenin mutfağında kendisine destek olmaya başladı. İşletmede özellikle Gaziantep’in geleneksel yemeklerinden yuvalama yoğun talep görüyor. Bayram dönemlerinde siparişlerin normalin yaklaşık üç katına çıktığını belirten Karakılınç, yurt dışında yaşayan gurbetçilerin de yöresel yemeklere yoğun ilgi gösterdiğini ifade ediyor. Hazırlanan ürünler şoklanarak müşterilere ulaştırılırken, yuvalama Türkiye’nin farklı şehirlerine de kargoyla gönderiliyor. Ancak Karakılınç için bu girişimin en büyük anlamı yalnızca para kazanmak değil. Üç kızının da üniversitede eğitim gördüğünü belirten girişimci kadın, bu işe en çok çocuklarının eğitim masraflarını karşılayabilmek için girdiğini söylüyor. Ev hanımı olarak başladığı yolculuğu kendi işletmesine taşıyan Karakılınç’ın şimdi ise daha büyük bir hedefi var: İşini büyütmek ve şubeler açmak. Fatma Karakılınç’ın hikâyesi, bazen yıllardır hobi olarak yaptığımız bir işin, doğru zamanda atılan bir adımla hem bir mesleğe hem de bir ailenin geleceğine dönüşebileceğini gösteriyor.
- Evde Başladı, Kendi Markasını Kurdu: Kadın Girişimcilerin İlham Veren Hikâyeleri
Türkiye’de kadın girişimciler, teknolojinin sunduğu imkânlarla küçük ölçekli üretimlerini markalara dönüştürmeye devam ediyor. Evden üretim yapan girişimciler; sosyal medya, e-ticaret ve dijital ödeme sistemleri sayesinde fiziksel bir mağazaya ihtiyaç duymadan daha geniş müşteri kitlelerine ulaşabiliyor. Shopalm Kurucu Ortağı Selin Nizam, teknolojinin kadın girişimciler için girişimciliği daha erişilebilir hale getirdiğini belirterek, doğru dijital araçların küçük bütçelerle marka oluşturma imkânı sunduğunu ifade etti. Nizam’a göre girişimciler için önemli olan yalnızca üretmek değil; doğru ürünü belirlemek, müşteriyi tanımak, görünürlük sağlamak ve sürdürülebilir bir satış modeli oluşturmak. Bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri Tülay Karaca’nın hikâyesi. Hayatındaki zorlu bir dönemde daha izole bir yaşam sürmek zorunda kalan Karaca, bu süreci üretime yönelmek için değerlendirdi. Karavanda el emeği ürünler üretmeye başlayan Karaca, ürünlerine gösterilen ilginin ardından hobisini profesyonel bir markaya dönüştürdü. Karavan Evim adıyla battaniye, makrome tasarımlar, dekoratif kırlentler ve el yapımı sabunlar üretmeye devam ediyor. Bir diğer örnek ise iç mimar Kübra Macit. Annelik ve mesleki hayatını birlikte sürdürebilmek amacıyla evden çalışmaya başlayan Macit, online ev dekorasyon ürünleri ve nişan tepsileri hazırlayarak girişimcilik yolculuğuna başladı. İkinci çocuğuna hamile kaldığında iç mimarlığı bırakarak kendi markasına yönelen Macit, çevresinden gelen olumsuz yorumlara rağmen üretmeye devam etti. Bugün İstememiz Var markasıyla isteme ve nişan tepsileri, damat kahvesi setleri, yüzük kurdeleleri ve kişiye özel ürünler hazırlıyor. Her iki hikâye de büyük bir sermaye ya da fiziksel mağazayla başlamadan, küçük adımların zaman içerisinde bir markaya dönüşebileceğini gösteriyor. Selin Nizam, kadın girişimcilerin teknolojiye, dijital ticarete ve doğru bilgiye erişiminin artmasının ekonomik hayata da katkı sağlayacağını vurgularken, yapay zekâ destekli satış ve pazarlama araçları, sosyal ticaret ve uluslararası satışların önümüzdeki dönemde girişimciler için yeni fırsatlar oluşturabileceğine dikkat çekti. Kadın girişimcilerin hikâyeleri, bugün bir evde başlayan küçük bir üretimin; doğru ürün, emek, sabır ve dijital imkânlarla daha geniş pazarlara ulaşabileceğini ortaya koyuyor.
- Sekreter Olarak Başladı, Türkiye Şampiyonu Oldu: Sevgi Köse’nin Başarı Hikâyesi
Gaziantep’te otomotiv sektörüne yaklaşık 6 yıl önce sekreter olarak adım atan 26 yaşındaki Sevgi Köse, zamanla sektörün tüm inceliklerini öğrenerek kendi iş yerinin patronu oldu. Araç bakım ve oto kaplama sektöründe faaliyet gösteren bir firmada sekreter olarak çalışmaya başlayan Köse, ofiste kalmak yerine ustaların yanında çalışarak mesleği öğrenmeye başladı. Çeşitli mesleki eğitimlere de katılan genç girişimci, zaman içerisinde araç bakım ve kaplama alanında kendisini geliştirdi. Kadın personelin daha az yer aldığı otomotiv sektöründe karşılaştığı “yapamazsın” sözlerine rağmen yoluna devam eden Köse, kendi iş yerini kurmayı başardı. Bugün araç bakımı ve kaplamanın yanı sıra boya, göçük onarımı, PPF kaplama, cam filmi ve araç renk değişimi gibi alanlarda hizmet veriyor. Köse’nin başarısı bununla da sınırlı kalmadı. 2025 yılında İstanbul TÜYAP’ta düzenlenen Türkiye genelindeki yarışmada birincilik elde ederek mesleki başarısını Türkiye şampiyonluğuyla taçlandırdı. Sekreter olarak başladığı sektörde bugün kendi işinin patronu olan Köse, elde ettiği deneyimlerin ardından eğitim çalışmalarına da ağırlık veriyor. Onun hikâyesi, bir mesleğe hangi pozisyonda başladığınızdan çok, kendinizi ne kadar geliştirdiğinizin ve vazgeçmeden ilerlediğinizin önemli olduğunu gösteriyor.
- Devlet desteğiyle başladı, siparişlere yetişemez hale geldi! "150-200 ton civarı bir çilek hasadı bekliyoruz"
Ağrı'nın Eleşkirt ilçesinde 1840 rakımda çilek yetiştiriciliği yapan Yıldıray Karabaş, Tarım ve Orman Müdürlüğü'nün yüzde 75 hibe desteğiyle 500 metrekarelik alandaki üretimini 2,5 dönüme çıkardı. Ağrı İl Özel İdaresi tarafından 'Çilek Yetiştiriciliği Projesi' başlatıldı. Kentte çilek üretiminin artırılması ve üreticilerin desteklenmesinin hedeflendiği projede, yüzde 75 hibe desteğiyle 100 üreticiye kişi başı 500 metrekare alan için 3 bin adet çilek fidesi ile damlama sulama borusu, malç naylonu ve gerekli malzemeler dağıtıldı. Hobi olarak üretim yapmak amacıyla projeye müracaat eden Eleşkirt'in Kazım Karabekir Mahallesi'nde yaşayan Yıldıray Karabaş, 500 metrekare arazisinde çilek yetiştiriciliğine başladı. Arazisindeki fidelerden bol ürün ve gelir elde eden Karabaş, üretimini 2,5 dönüm araziye çıkardı. Bir dönümden 2 tona yakın ürün elde eden Karabaş, arazisinde 5 tona yakın çilek üretmeyi başardı. "BAKIMI ÇOK ZOR AMA PARASI DA ÇOK İYİ" Yıldıray Karabaş, "Daha önce burada çilek yetiştiriciliği yoktu. Hobi olarak yapmaya başladım. Verilen destekler sayesinde üretimi 2,5 dönüm araziye çıkardık. Çileklerimiz iyi. Dekar başına şu anda 1,5-2 ton ürün alıyoruz. Ürünleri sipariş üzerine paketliyorum, gelip alıyorlar. Verim iyi olunca çalışmak da zevkli oluyor. Bakımı çok zor ama parası da çok iyi. Eğer bakabilecek olurlarsa gerçekten de bizim bu yörede aroması en güzel olan çilek yetiştiriciliği çok iyi. Burası geceleri 15 derece oluyor, yazları gündüzün de 21 derece. Bu çilek için ideal bir şey. Hem aromasını kaliteli kılıyor hem de ürünü daha lezzetli yapıyor" dedi. 6 MİLYON LİRALIK PROJE Yıldıray Karabaş, bu yıl hasat programına da ev sahipliği yaptı. İl Tarım ve Orman Müdürü Mehmet Hüseyinoğlu ve üreticilerin katıldığı programda çilek hasadı yapıldı. 2026 yılında yaptıkları proje kapsamında 100 yetiştiriciye 500'er metrekarelik çilek bahçesi kurduklarını belirten Hüseyinoğlu, "Fide dağıtımından damlama sulama sistemlerine, ekipmanlarına kadar tam anlamıyla bir bahçe kurulumu yapıldı. 6 milyon liralık projenin yaklaşık 1,5 milyonu çiftçi katkı payı, geri kalan 4,5 milyonu da özel idare desteğiyle gerçekleştirildi" diye konuştu. "150-200 TON CİVARI BİR ÇİLEK HASADI BEKLİYORUZ" Hüseyinoğlu, "Ağrı'da özellikle iklim şartlarından kaynaklı olarak gece gündüz sıcaklık farkları yüksek olduğu için çok lezzetli ve şeker oranı, aroması yüksek bir ürün elde ediyoruz. Bu anlamda hem üreticilerimizi teşvik etmeye hem de çilek üretimini artırmaya çalışıyoruz. Çileğin dönüm başına verimi 1,5-2 ton arasında değişmekte. Bu yıl verdiğimiz destekle 50 dönümde kurduğumuz bahçeler ile daha önceden kurulan bahçelerden 150-200 ton civarı bir çilek hasadı bekliyoruz" dedi.
- Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı! Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor
Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) tescilli coğrafi ürünleri arasında yer alan ‘Aydın İnciri'nde hasat sezonu ile birlikte tüm dünyaya yayılan lezzet incir cipsi üretimi de başladı. Kentte yaklaşık 40 bin hektar alanda incir üretimi yapılarak, sezonda ortalama 200 bin ton ürün elde ediliyor. İncirin yaklaşık 70 bin tonu kurutularak ihraç ediliyor, bir kısmı ise taze olarak satışa sunuluyor. Bir kısmının da ince dilimler halinde kurutulmasıyla elde edilen "incir cipsi" şeklindeki incirler, yurt içi ve dışında sofraları tatlandırıyor. Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor Nazilli'de inciri daha yüksek fiyatla satmak amacıyla küçük işletmelerde ve evlerde "incir cipsi" olarak adlandırılan kurutulmuş ürün hazırlanıyor. Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor ‘İncir cipsi'nin üretim süreci, bahçelerden taze olarak toplanan incirlerin bıçakla ince ince dilimlenmesiyle başlıyor. Özel kerevetlere serilen incirler, gölgelikli teraslarda ya da evlerin bahçelerinde güneşe maruz bırakmadan gölge alanlarda kurumaya bırakılıyor. Yaklaşık 3-4 gün bekletilen incirler kurutulduktan sonra paketlenerek satışa hazır hale getiriliyor. Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor Birçok üretici, hazırladıkları ‘incir cipsleri'ni sosyal medya üzerinden satışa sunarken bazıları da doğrudan yurt dışına gönderiyor. Bu ürün, kuru incirin yaklaşık 2-2,5, taze incirin ise 5-6 katı fiyatla alıcı buluyor. Ürünü değerlendirmek ve üreticiye daha yüksek gelir sağlamak amacıyla yapılan bu işlemler sayesinde hem istihdam hem de katma değer elde ediliyor. Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor Nazilli'ye bağlı kırsal Kızıldere Mahallesinde yaşayan 30 yaşındaki Nuri Duran, ailesine ait incir bahçelerinden ve taze incirin en güzellerinin yetiştirildiği bahçelerden elde ettiği yaş incirleri cips yaparak ekonomik değer kazandırıyor. Köy halkı da bu işletme sayesinde ürünlerini en iyi şekilde değerlendiriyor. Aydınlı girişimci babasının verdiği 3 çuvalla başladı Şimdi lezzeti tüm dünyaya yayılıyor Çocukluğunda babasının verdiği 3 çuval kuru inciri Karadeniz illerinde cami önlerinde sattıktan sonra incir ticaretini öğrendiğini ifade eden evli ve bir çocuk babası girişimci Nuri Duran, çocukluğundan bu yana elde ettiği tecrübeyi 10 yıl önce işletmesini kurarak büyüttüğünü ifade ediyor. Hedefinin ihracat yapmak olduğunu da belirten Duran, incir cipsinin yanı sıra kuru incir, incir reçeli, dağ kekiği, domates kurusu, domates salçası, zeytin ve erken hasat zeytinyağı, kestane, enginar gibi yaklaşık 65 farklı ürünü işleyerek kazanç elde ettiğini belirtiyor. GÜNEŞE MARUZ BIRAKMADAN KURUTUYORLAR Kızıldere Mahallesi'nin meydanında bulunan cemiyet alanını boş zamanlarda kurutma işi için değerlendiren girişimci, aynı zamanda da 20'den fazla kadına da iş imkanı sağlıyor. Sabah erken saatlerde toplanarak öğleye doğru alana getirilen taze incirleri tek tek dilimleyerek kerevetlere seren kadınlar, geniş alanda güneş görmeden ince ince dilimlenmiş incirleri kurumaya bırakıyor. Sık sık elden geçirilen incirler 3-4 içerisinde kuruduktan sonra ambalajlanarak satışa sunuluyor. Duran, babasının verdiği 3 çuval kuru inciri Trabzon'a giderek cami önlerinde sattığını ve ardından da bu şekilde ilerleyerek kendi işletmesini kurduğunu belirtti. Hikayesinin devamında katma değerli ürünlere yöneldiğini ifade eden Duran: "İncirlerimiz Nazilli dağlarından toplanıyor. Engebeli arazide topladığımız taze incirlerimizi özellikle incir cipsi yapıyoruz. Ve dünyanın tedarik ettiği tek yer olan Nazilli'de üretimini yapıyoruz. Cips ve taze incir olarak katma değer sağlamaya çalışıyoruz. İncir kurusu, taze incir ve incir cipsi olarak satışa sunuyoruz. Sabahın erken saatlerinde toplanan incirlerimizi işletmemize getirip burada eleklerin üzerine ince ince dilimleyip, her şeyden önemlisi güneş görmeden kurumaya bırakıyoruz. İncirlerimiz 3 günde kuruyor. Üçüncü günün sonunda temiz ve hijyenik olarak paketlediğimiz incir cipsilerimizi iç piyasada satışa sunuyoruz. Sezonda da 150-200 ton taze incir işliyoruz. Biz ürünlerimizi sadece iç pazarda değerlendiriyoruz. Tabi büyüdükçe hedeflerimiz arasında Avrupa'ya ve yurt dışına açılmak var" dedi. "HEM CEBİMİZE HEM DE HANIMLARA KAZANÇ KAPISI" İşletme çalışanlarından Gizem Şimşek ise "Ben bu incir cipsi işini 3 senedir yapıyorum. Köyün bayanlarıyla, genç bayanlarıyla, evdeki ev hanımlarıyla beraber toplaştık ‘gelin abla çalışalım' dedik. İncirlerimizi topladık, boyutlarını ayırdık. Topladığımız incirleri sap ve alt kısımlarını kesip ince ince dilimledik. İncir cipslerimizi kerevetlerde, eleklerde kuruttuk. Kuruttuğumuz cipslerin seçimini, boyutlandırmalarını yaptık. Şu şekilde kuruttuğumuz incirlerimizi hazırladık ve değerli müşterilerimizin siparişlerini hazırlayıp hazırlayıp gönderiyoruz. Hem köy hanımlarına destek olduk hem de cebimize destek olduk" dedi.
- Mersin'de kadın girişimci lavantayı kazanca dönüştürdü
Mersin’de kadın girişimci Fatma Can’ın lavanta bahçesinde başlayan üretim serüveni, farklı ürünlerle büyüdü. Büyükşehir Belediyesinin eğitim, tanıtım ve satış desteklerinden yararlanan Can, lavantadan sabun, yağ, reçel ve dondurma gibi ürünler hazırlarken, ‘Duru Lavanta Köyü’ yerli ve yabancı ziyaretçilerin uğrak noktalarından biri oldu. Mersin Büyükşehir Belediyesi, kadınların ekonomik hayatta daha güçlü yer alabilmesi için yürüttüğü çalışmalarla üretici kadınların yanında olmaya devam ediyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından verilen girişimcilik, eticaret, sosyal medya kullanımı ve paketleme eğitimleriyle kadın girişimcilerin üretim süreçleri desteklenirken, üretici stantları ve Mersinden Kadın Kooperatifi aracılığıyla ürünlerini daha geniş kitlelere ulaştırmaları sağlanıyor. Gülnar’da faaliyet gösteren ‘Duru Lavanta Köyü’ de Büyükşehir Belediyesinin çok yönlü destekleri sayesinde hem üretimini geliştirdi, hem de ziyaretçilerin ilgi odağı haline geldi. "Kadınlara mali kaynak oluşturma çalışmalarımız tüm ilçelerimizde devam ediyor" Mersin Büyükşehir Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığında görev yapan Burcu Sert, kadın üreticilerin ekonomik olarak güçlenmesi için 13 ilçede çalışmalar yürüttüklerini söyledi. Gülnar’daki kadın üreticinin, lavantayı katma değerli ürünlere dönüştürdüğünü belirten Sert, "Gülnar’daki kadın üreticimiz, lavanta bahçesinde katma değerli ürünlerle lavanta yağı, lavanta sabunu, hatta lavantadan dondurma bile yapıyor. Mersin merkez ve ilçelerimizden, hatta yurt dışından gelen ziyaretçilerin çok ilgi gösterdiği bir alan burası" dedi. Büyükşehir Belediyesi olarak üretici kadınlara girişimcilik, eticaret, sosyal medya kullanımı ve paketleme gibi birçok konuda eğitim verdiklerini kaydeden Sert, ‘Duru Lavanta Köyü’ne üretici kadın stantlarında yer vererek tanıtım desteği sunduklarını ifade etti. Sert, "Aynı zamanda bu ürünler Mersinden Kadın Kooperatifi aracılığıyla satın alınarak, kooperatif marketlerinde ve Denizkızı A.Ş. marketlerinde satışa sunulup üreticimiz destekleniyor "diye konuştu. "Kapıdan çıkmadan ödemem mutlaka yapılıyor" Yaklaşık 4 yıldır faaliyet gösteren ‘Duru Lavanta Köyü’nün işletmecisi Fatma Can, işletmenin ilk döneminde Mersinden Kadın Kooperatifinin kendilerini ziyaret ettiğini anlattı. İlk yıl sipariş gelip gelmeyeceğini bilmediğini söyleyen Can, "Bundan 4 yıl önce işletmemiz açıldığında, Mersinden Kadın Kooperatifi ziyaretimize geldi. Ürünlerimiz ve işletmemiz hakkında benden bilgi aldılar. Ürünlerimizin fotoğrafını çektiler. Ürünlerimizi, gerek görürlerse sipariş geçeceklerini söylediler. İlk yılımız olunca o aşamada ben sipariş gelip gelmeyeceğini bilmiyordum. Sonra toplu sipariş geçmeye başladılar. Bu konuda beni tedarik aşamasında da çok sıkıştırmadan, düzenli olarak her yıl sipariş geçmeye başladılar. Ben ürünlerimi teslim ediyorum. Kapıdan çıkmadan ödemem mutlaka yapılıyor. Bu benim için çok motive edici" diye konuştu.











