Search this site
Boş arama ile 1096 sonuç bulundu
- Mardin’de kurduğu gül bahçesiyle bölge kadınlarına istihdam sağladı
Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Artuklu ilçesi Yaylabaşı Mahallesi'nde güller, gün doğmadan bahçelere gelen kadınlar tarafından özenle toplanarak üretim sürecine hazırlanıyor. 2016 yılında köyüne dönerek projeyi başlattığını belirten Şahin Karademir, 30 yıllık kozmetik ihracatı tecrübesini bölgeye taşıdığını söyledi. Tarıma elverişsiz arazileri teraslama yöntemiyle üretime kazandırdıklarını ifade eden Karademir, "2016'da şu an içinde bulunduğumuz araziyi üçüncü gül bahçemiz yaptım. Ondan önce iki tane daha yaptık. Buraları büyük iş makineleri ile teraslandırdım. Çünkü gerçekten düz olmayan, kıraç yerlerde bu yöntemle araziyi üretime uygun hale getirdik. Ardından güllerimizi ektim ve bu süreçte onuncu yılımızı dolduruyoruz. Hem köydeki insanlarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi hem de çevre köylerden gelen kadınları ve gençleri bu işe dahil ettim, istihdam oluşsun diye projeyi başlattım. Şu an gördüğünüz gibi insanlar bahçenin içinde çalışıyor" dedi. Yüzlerce vatandaş dönemsel olarak istihdam ediliyor Susuz tarım modeline dikkat çektiklerini vurgulayan Karademir, "Susuz tarım özellikle bölgemizde suyun önemini vurgulamak ve ekosistemi canlandırmak adına bu projeyi hayata geçirdim. Su bütün dünyada önemli bir sorun ama özellikle bölgemizde daha da kritik bir konu. Ben de susuz, doğal ve organik üretim yapmak üzere 2016'da memleketim Mardin'in Yaylabaşı Mahallesi'nde bu gül bahçelerini tesis ettim. Şu an yüzlerce insan dönemsel olarak çalışıyor. Güller sabahın erken saatlerinde toplanmaya başlanıyor. Kadınlarımız hem köyümüzden hem çevre köylerden geliyor ve gülleri topluyor. Ardından köyümüzde kurduğumuz Destilasyon tesisinde geleneksel yöntemlerle bu ürünlerin damıtmasını yapıyoruz. Japonya'dan da daha önce çalıştığımız müşterilerimiz buraya gelerek hem gül bahçelerimizi hem de Destilasyon alanlarımızı ziyaret etti. Bu da bizim ekosistem, susuz tarım ve turizm açısından planladığımız önemli bir adımdı" diye konuştu. Rosa Damascena gülünün bin yıllar öncesine dayandığını vurgulayan Karademir, "Rosa Damascena gülü, Mezopotamya'da bin yıllar öncesine dayanan bir geçmişe sahipti. Biz bu gülü yeniden memleketimize kazandırmış olduk. Bu gül kozmetiğin temel hammaddelerinden biridir. Gül suyu ve gül yağı olarak ürün elde ediyoruz. Gül yağı özellikle büyük kozmetik firmalarının parfümlerinde kullanılan çok değerli bir üründür. Dört ton gülden yaklaşık 1 kilogram yağ elde ediliyor. Kokusu ve kalıcılığı oldukça yüksektir" ifadelerini kullandı. Bahçede çalışan kadın işçiler de projeden memnun olduklarını belirtti. Leyla Kalın, sabah erken saatlerde çalışmaya başladıklarını ifade ederek, "Sabah saat 4.30'da gelip gülleri topluyoruz. İşimizden memnunuz. Bize bu imkanı sağlayan Şahin Karademir'e teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Serçem Kalın ise çalışmayı sevdiklerini vurgulayarak, "Sabah 04.30'da işe başlıyoruz. İşimizi seviyoruz, bize iş imkânı verdiği için çok teşekkür ederiz" dedi.
- Genç girişimci hibe desteğiyle hayalini gerçeğe dönüştürdü: Şimdi 350 büyükbaşla üretim yapıyor
TKDK hibe desteğiyle hayata geçirilen büyükbaş hayvancılık yatırımları, kırsal kalkınma projeleri ve genç çiftçi destekleri yeniden dikkat çekiyor. Kahramanmaraş'ta 25 yaşındaki bir girişimci, aldığı 400 bin avroluk destekle Avrupa standartlarında modern bir besi çiftliği kurarak üretime başladı. Yüzlerce büyükbaş hayvanın bulunduğu tesiste kullanılan otomasyon sistemleri, güneş enerjisi planları ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik hedefler, tarım ve hayvancılık sektöründe örnek gösterilen projeler arasında yer aldı. Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Mustafa Tekdemir, uzun yıllardır ailesinin sürdürdüğü tarım ve hayvancılık faaliyetlerini daha ileri taşımak için önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Mustafa Tekdemir, uzun yıllardır ailesinin sürdürdüğü tarım ve hayvancılık faaliyetlerini daha ileri taşımak için önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Genç girişimcinin hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü. Genç yaşta kendi işletmesini kurma hedefiyle harekete geçen Tekdemir, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan hibe desteğinden yararlanarak modern bir besi çiftliği kurdu. Genç girişimcinin hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştüGenç yaşta kendi işletmesini kurma hedefiyle harekete geçen Tekdemir, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan hibe desteğinden yararlanarak modern bir besi çiftliği kurdu. TKDK hibe desteğiyle dikkat çeken yatırım Son dönemde "TKDK destekleri nasıl alınır?", "Genç çiftçi hibesi ne kadar?", "Devlet destekli hayvancılık yatırımı yapılabilir mi?" soruları sıkça araştırılırken, Elbistan'da hayata geçirilen proje dikkat çekti.Mustafa Tekdemir'in hazırladığı projenin kabul edilmesiyle birlikte 400 bin avro hibe desteği almaya hak kazandığı öğrenildi. Bu destekle ilçeye bağlı Kışla Mahallesi'nde Avrupa standartlarında modern bir işletme kuruldu. TKDK hibe desteğiyle dikkat çeken yatırımSon dönemde "TKDK destekleri nasıl alınır?", "Genç çiftçi hibesi ne kadar?", "Devlet destekli hayvancılık yatırımı yapılabilir mi?" soruları sıkça araştırılırken, Elbistan'da hayata geçirilen proje dikkat çekti.Mustafa Tekdemir'in hazırladığı projenin kabul edilmesiyle birlikte 400 bin avro hibe desteği almaya hak kazandığı öğrenildi. Bu destekle ilçeye bağlı Kışla Mahallesi'nde Avrupa standartlarında modern bir işletme kuruldu. Büyükbaş hayvancılıkta yeni nesil çiftlik modeli Türkiye'de modern besi çiftlikleri ve teknolojik hayvancılık yatırımları giderek yaygınlaşırken, Tekdemir'in kurduğu tesis de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İşletmede kullanılan sistemlerin verimliliği artırmaya yönelik planlandığı belirtilirken, tesisin çevre dostu uygulamaları da dikkat çekiyor. Genç girişimci, kendi imkanlarıyla bu ölçekte bir yatırım yapmasının oldukça zor olduğunu belirterek devlet desteklerinin üretim açısından büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti. Büyükbaş hayvancılıkta yeni nesil çiftlik modeli Türkiye'de modern besi çiftlikleri ve teknolojik hayvancılık yatırımları giderek yaygınlaşırken, Tekdemir'in kurduğu tesis de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İşletmede kullanılan sistemlerin verimliliği artırmaya yönelik planlandığı belirtilirken, tesisin çevre dostu uygulamaları da dikkat çekiyor. Genç girişimci, kendi imkanlarıyla bu ölçekte bir yatırım yapmasının oldukça zor olduğunu belirterek devlet desteklerinin üretim açısından büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütüyor Hayvancılık yatırımı kadar yem maliyetleri de üreticilerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Mustafa Tekdemir, hayvanların yem ihtiyacının önemli bölümünü kendi arazilerinde yetiştirdikleri ürünlerden karşıladıklarını belirterek maliyet avantajı sağladıklarını söyledi. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütmenin işletmeye önemli katkı sunduğunu ifade eden Tekdemir, üretim süreçlerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütüyor. Hayvancılık yatırımı kadar yem maliyetleri de üreticilerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Mustafa Tekdemir, hayvanların yem ihtiyacının önemli bölümünü kendi arazilerinde yetiştirdikleri ürünlerden karşıladıklarını belirterek maliyet avantajı sağladıklarını söyledi. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütmenin işletmeye önemli katkı sunduğunu ifade eden Tekdemir, üretim süreçlerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Avrupa standartlarında sistemler kullanılıyor Modern hayvancılık teknolojileri ve otomasyon sistemleri son yıllarda sektörde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Çiftlikte ızgaralı sistemler ve otomatik sıyırıcı sistemlerin bulunduğunu belirten Tekdemir, temizlik işlemlerinin büyük bölümünün teknoloji sayesinde gerçekleştirildiğini anlattı. Yer altına inşa edilen beton gübre depolama alanlarının da çevresel etkileri azaltmaya katkı sağladığını ifade etti. Avrupa standartlarında sistemler kullanılıyor. Modern hayvancılık teknolojileri ve otomasyon sistemleri son yıllarda sektörde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Çiftlikte ızgaralı sistemler ve otomatik sıyırıcı sistemlerin bulunduğunu belirten Tekdemir, temizlik işlemlerinin büyük bölümünün teknoloji sayesinde gerçekleştirildiğini anlattı. Yer altına inşa edilen beton gübre depolama alanlarının da çevresel etkileri azaltmaya katkı sağladığını ifade etti. Güneş enerjisi yatırımıyla maliyetleri düşürmeyi hedefliyor Enerji maliyetlerinin yükseldiği dönemde birçok üretici güneş enerjisi sistemlerine yöneliyor. Mustafa Tekdemir de çiftlikte güneş enerjisi sistemini devreye almayı planladıklarını belirterek enerji giderlerini azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Modern sistemlerin hem iş gücü verimliliğini artırdığını hem de işletme maliyetlerini düşürdüğünü ifade eden genç girişimci, benzer yatırım yapmak isteyenlere devlet desteklerini yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.
- 11 yaşında babasını kaybetti, sıfırdan başlayıp 40 kişiye istihdam sağladı
Ünye'de yaşayan Mehmet Abasız, 11 yaşında babasını kaybedip tekstilde çalıştı; bugün kurduğu işletmeyle 40 kişiye istihdam sağlıyor. 11 yaşında babasını kaybetti, sıfırdan başlayıp 40 kişiye istihdam sağladı Mehmet Abasız, Ordu'nun Ünye ilçesinde büyüdü; 11 yaşında babasını kaybetmesinin ardından ailenin geçimine katkı sağlamak için çalışmaya başladı. Yıllar içinde biriktirdiği sermaye ve deneyimle kurduğu işletme, bugün 40 kişiye istihdam kapısı açıyor. 39 yaşındaki Abasız'ın hayatı, 1998 yılında babasının trafik kazasında vefatıyla değişti. Ortaokul yıllarında eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan girişimci, 14 yaşında kardeşiyle birlikte İstanbul'a giderek tekstil sektöründe çalışmaya başladı. Aileye destek olmak için erken yaşta iş hayatına atıldığını belirten Abasız, süreci şu sözlerle anlattı: "1998 yılında babam elim bir trafik kazasında vefat etti. O günden sonra üç kardeşim ve annemle birlikte zorlu bir hayat mücadelesi başladı. Aileme destek olabilmek için okulu bırakmak zorunda kaldım. Çalışma hayatımız 14 yaşında başladı". Uzun yıllar çeşitli tekstil firmalarında çalışan Abasız, memleketi Ünye'ye döndükten sonra biriktirdiği sermayeyle kendi işini kurdu. 8 makine ile başladığı üretim faaliyetlerini büyüterek bugünkü yapıya ulaştı ve işletmesi artık 40 kişiye istihdam sağlıyor. Abasız, yaşadığı zorlukların azim ve çalışkanlıklarını pekiştirdiğini vurguladı: "Bugün elde ettiğimiz başarının arkasında geçmişte çektiğimiz zorluklar var. Belki de o sıkıntıları yaşamasaydık bu kadar mücadeleci olamazdık. Azmimiz ve çalışkanlığımız bizi bugünlere taşıdı". Pandemi döneminde aile desteğiyle işlerini genişlettiklerini söyleyen Abasız, mağaza ve tekstil faaliyetleri kapsamında son dört yılda yaklaşık 100 kişiye istihdam sağladıklarını belirtti. Başarıda hedef koymanın, azimle çalışmanın ve devlet desteklerinin rolüne değindi: "İnsan inanıp çalıştığında başaramayacağı hiçbir şey yok. Ailemin desteğinin yanı sıra devletimizin sağladığı destekler de bizim için çok kıymetli oldu. Üreten işletmelere verilen katkılar nedeniyle devletimize teşekkür ediyorum". Abasız'ın hikâyesi, erken yaşta üstlenen sorumluluk, sektörel deneyim ve yerel sermaye birikiminin küçük ölçekli istihdam yaratmadaki rolünü gösteriyor. Bölgesel istihdama katkı sağlayan işletmelerin, hem aile ekonomilerine hem de yerel piyasaya doğrudan etkisi bulunuyor; Abasız örneği, devlet desteklerinin ve aile dayanışmasının girişimciliği nasıl güçlendirebildiğine dair somut bir örnek sunuyor.
- Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında Büyük Başarı
Türk öğrenciler, uluslararası bilim olimpiyatlarında 1 altın, 7 gümüş, 6 bronz madalya kazandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen gençlerin, uluslararası bilim olimpiyatlarından 1 altın, 7 gümüş, 6 bronz madalya ve 7 mansiyon ödülüyle döndüğünü açıkladı. Bakan Mehmet Fatih Kacır, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Gençlerimiz uluslararası bilim olimpiyatlarında göğsümüzü kabartmaya devam ediyor. İtalya'nın Cesenatico şehrinde düzenlenen, 59 ülkeden 218 öğrencinin yarıştığı 6'ncı? ?Avrupa Kızlar Bilgisayar Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 3 gümüş madalya, 1 bronz madalya, İsveç'in Göteborg şehrinde düzenlenen, 41 ülkeden 199 öğrencinin yarıştığı 10'uncu Avrupa Fizik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 1 gümüş madalya, 1 bronz madalya, 1 mansiyon ödülü, Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen, 27 ülkeden 209 öğrencinin yarıştığı 26'ncı Asya Fizik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 2 bronz madalya, 6 mansiyon ödülü, Romanya'nın Buzau şehrinde düzenlenen, 23 ülkeden 133 öğrencinin katıldığı 30'uncu Genç Balkan Matematik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 1 altın madalya, 3 gümüş madalya, 2 bronz madalya kazanarak ülkemize büyük bir gurur yaşattılar. Türkiye'mizi başarıyla temsil eden tüm öğrencilerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. 6'NCI AVRUPA KIZLAR OLİMPİYATI Bu yıl, 12-18 Mayıs tarihleri arasında İtalya'nın Cesenatico şehrinde 6'ncısı düzenlenen 59 ülkeden 218 öğrencinin yarıştığı Avrupa Kızlar Bilgisayar Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil eden öğrenciler, 3 gümüş ve 1 bronz olmak üzere toplamda 4 madalya elde etti. TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen öğrencilerden Elif Başak Keleş, Nehir Karatopcu ve Zeynep Cansu Mutlu gümüş madalya, Aslıhan Buğa bronz madalya kazandı. 10'UNCU AVRUPA FİZİK OLİMPİYATI12-16 Haziran tarihlerinde İsveç'in Göteborg şehrinde düzenlenen ve 41 ülkeden 199 öğrencinin yarıştığı 10'uncu Avrupa Fizik Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil eden öğrenciler 1 gümüş, 1 bronz ve 1 mansiyon ödülü olmak üzere toplam 3 derece elde etti. TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen öğrencilerden Şenol Tarhan gümüş madalya, Rüzgar Kuşaklı bronz madalya, Mert Andaç Karan mansiyon ödülü kazandı.26'NCI ASYA FİZİK OLİMPİYATI17-25 Mayıs tarihleri arasında Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen ve 27 ülkeden 209 öğrencinin katıldığı 26'ncı Asya Fizik Olimpiyatı'nda Mert Andaç Karan ve Rüzgar Kuşaklı bronz madalya kazanırken; Eren Akarsu, Ömer Akhan, Şenol Tarhan, Yiğit Koca, Kaan Arif Say ve Eyüp Efe Şimşek mansiyon ödülüne layık görüldü. 30'UNCU GENÇ BALKAN MATEMATİK OLİMPİYATI15-20 Haziran tarihleri arasında Romanya'nın Buzau şehrinde düzenlenen ve 23 ülkeden 133 seçkin öğrencinin katıldığı olimpiyatta, Timuçin Tunç Bozkan altın madalya, Ahmet Ekrem Aydın, Mert Gerenli, Çağrı Maraşlı gümüş madalya, Ali Yağız Kahraman ve Batu Emirhan Arık bronz madalya kazandı.
- Reklam dünyasından girişimciliğe geçti, pazar lideri marka yarattı
Bahar Şamhili Tanju, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en önemli gazetelerinden birinde pazarlama ve Reklam Gurup Başkanı olarak görev yaptı. Çalıştığı medya grubunun el değiştirmesi sonrasında, kendisine yeni bir alan seçmeyi düşünürken kemik erimesi rahatsızlığı geçirdi. Bu hastalığın tedavi sürecinde doktorları destek gıda olarak kolajen değerleri yüksek olan ilikli kemik Suyu (bone broth) ve sakatat çorbaları (offal soup) gibi gıdalar tüketmesini önerdiler Kendiniz için yemek hazırlarken sanayi tipi üretime geçmeye nasıl karar verdiniz? Zaman içerisinde bu gıdaların sağlığım üzerindeki olumlu etkisini deneyimledim. Ayrıca kullandığım bu malzemelerle hazırladığım yemekler her zamankinden daha lezzetli oldu, Öyle ki zamanla kemik suyu kullanmadan yemek yapamaz oldum. Ancak; bu gıdayı hazırlamak çok zahmetliydi, iyi bir kemik suyunun 24 saatin üzerinde pişirilmesi gerekiyordu. Üstelik tüm evde ağır bir koku oluyordu. Sonuçta bu değerli gıdayı düzenli olarak evde yapmakta zorlanmaya başladım. Girişimcilik fikri nasıl doğdu? Tıpkı evlerde yapıldığı gibi taze ve jöle kıvamında ürün satın alabilir miyim diye araştırdım. Ancak güvenilir satış noktalarında aradığım tür ürünler yoktu. “Piyasada satılsa çok iyi olur” diye düşündüm. Girişimci olmaya böyle karar verdim. Kendi sağlığıma olan katkısından yola çıkarak herkese fayda ve şifa olsun istedim. Böylece hiç bilmediğim bir alana girmiş ve üretim için araştırma yapmaya başlamış oldum. Ar-ge yaptınız yani… Evet. İlikli kemik suyunu, kemiğin içerisinde bulunan tüm faydayı koruyarak taze, jöle kıvamında üretebilmek için iki üniversite ile dokuz ay ar-ge çalışması yaptık. Hiçbir katkı ve koruyucu kullanmadan ürünü en taze hali ile ürettik. Cam kavanozlarda soğuk zincirde satışa sunabilmek için dolum ve paketleme tekniğini oluşturduk. Pişirme süresi, ısı derecesi, hayvanın hangi bölümündeki kemiğin ne yoğunlukta kullanılması gerektiği gibi ayrıntılar üzerinde çalıştık. Ürünün içeriğini ve lezzet kısmını yemek akademisiyle birlikte hazırladık. Üretime nasıl geçtiniz? Aynı süreçte kendi butik üretim tesisimizi kurduk. Tüm izin belgelerimizi aldık. Ekibimizi oluşturduk. Deneme üretimleri yaparak, ürün prototipini hazırladık. Eş zamanlı olarak markamıza karar verdik. Logo, etiket ve ambalaj tasarımlarımızı da bu dönemde tamamladık. Satış noktalarını nasıl belirlediniz? Ülkemizin çok önemli market zincirlerinden biriyle anlaşma yaptık. 2.5 yıl önce Türkiye’nin ilk ve tek taze ilikli kemik suyunu markası Gurvita’yı markette, soğuk zincirde satışa sunduk. Ürünümüz piyasadaki bulyon ve uzun raf ömürlü konserve kemik sularına benzemiyordu. Bu yüzden, soğuk zincirde sunulan taze ve farklı bir ürünün piyasaya çıktığını anlatmamız gerekiyordu. İletişim çalışmalarınızda hangi stratejiyi uyguladınız? İletişim stratejimizi ürünün rakiplerden ayrışan özellikleri üzerine kurduk. Toplumun önde gelen kanaat liderleri ile işbirliği ve tanıtım çalışmaları yaptık. İletişimimizde ürünün somut faydalarını ön plana çıkardık.. Örneğin, kemiğin, iliğin içerisinde bulunan tüm önemli beslenme değerlerini koruyarak toplam 36 saatlik bir süreçte buharda, ateş görmeden pişirildiği; en yakın rakibinden 7 kat daha zengin beslenme değerlerine sahip, taze ve jöle kıvamında olduğu; soğuk zincirde dağıtıldığı; raf ömrünün kısalığı; sıcak içecek olarak da tüketilebileceği gibi özelliklerini vurguladık. Hangi sonuçları elde ettiniz? Tüm rakiplerimizden ayrıştık. Tüketicimizle yakın bir bağ kurmayı başardık. Bunun sonucunda, pazar payımız yüzde 60’ı geçti. Son dönemde ürün çeşitlerimizi artırdık. Kadın üreticileri desteklemek amacıyla kadın kooperatiflerden temin ettiğimiz ürünlerle yeni çeşitler geliştirdik. Ürünlerimize yurtdışından da büyük talep oluştu. Bugünlerde, ihracat konusu üzerinde çalışıyoruz.
- Ankara'da dev marka yarattı, şimdi memleketine Türkiye'nin en büyük 5. tesisini kuruyor!
Ankara’da kurduğu HİMA Ambalaj ile sektörün önde gelen isimlerinden biri olan Çorumlu iş insanı Mehmet Akkaş, şimdi de doğup büyüdüğü topraklara dev bir yatırım yapmaya hazırlanıyor. Akkaş, Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi'ne Türkiye'nin 5. büyük ambalaj tesisini kuracağını açıkladı. Ankara merkezli HİMA Ambalaj firmasının sahibi, Çorumlu iş insanı Mehmet Akkaş, yıllar önce ayrıldığı memleketi Sungurlu'ya vefa borcunu dev bir yatırımla ödemeye hazırlanıyor. Uzun yıllar Sungurlu'da esnaflık yaptıktan sonra 2009'da Ankara Kahramankazan'da kendi ambalaj tesisini kuran Akkaş, şimdi de sektördeki tecrübesini Sungurlu'ya taşıyor. Akkaş'ın Ankara'daki tesisinde balonlu naylondan streç filme, koli bandından özel baskılı ürünlere kadar geniş bir yelpazede üretim yapılıyor. "MEMLEKETİME YATIRIM YAPMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM" Sektörün en büyüklerinden biri olacak yeni yatırımın heyecanını yaşayan Mehmet Akkaş, doğup büyüdüğü topraklara hizmet etmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Akkaş, şunları kaydetti: “Türkiye’nin önde gelen endüstriyel ambalaj tedarikçilerinden biri olarak bilgi, birikim ve tecrübemizle Sungurlu Organize Sanayi Bölgesine Türkiye’nin 5. büyük ambalaj tesisini kurmayı planlıyoruz. OSB’de arsa tahsisi yapıldı, proje sürecinin ardından inşaata başlayacağız. Üretimin yüzde 70’ini ihraç etmeyi hedefliyoruz. Savunma sanayinin merkezi haline dönüşen Sungurlu’ya biz de yatırım yaparak destek olacağız. Sungurlulu olarak ilçemizin gelişmesi adına elimizden gelen ne varsa yapmaya hazırız.”
- Mersinli Kadın Girişimci Marka Yarattı
Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin üretici kadınlara sunduğu destekler, yeni başarı hikâyeleri doğurmaya devam ediyor. Evde yaptığı makaronlarla yola çıkan Elif Eskici, bugün kendi markasıyla Türkiye’nin dört bir yanına satış yapmaya hazırlanıyor. Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin kadın girişimcilere yönelik destekleri, evde başlayan üretim hikâyelerini güçlü markalara dönüştürüyor. Kent genelinde kurulan Üretici Kadın Stantları sayesinde birçok kadın ekonomik hayata katılırken, bazıları ise kendi işletmesini kurarak başarı öyküsü yazıyor. Bu isimlerden biri olan Elif Eskici, evinde hazırladığı makaron ve çikolatalarla başladığı girişimcilik yolculuğunu bugün kendi markasına dönüştürmenin gururunu yaşıyor. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı satış ve eğitim imkanlarıyla büyüyen Eskici, şimdi ürünlerini Türkiye’nin dört bir yanına ulaştırmaya hazırlanıyor. Yaklaşık 8 yıl önce Mersin’e taşınan ve çocuğunun doğumundan sonra çalışma hayatına ara veren Eskici, mutfağında hazırladığı özel lezzetlerle çevresinden yoğun ilgi görmeye başladı. Gelen siparişlerin artması üzerine Mersin Büyükşehir Belediyesi’nin Üretici Kadın Stantları’nda yer alan Eskici, burada girişimcilik yolunda önemli bir adım attı. Kurduğu “Daphne’s Macaron, Çikolata ve Fruit Pops” markasıyla dikkat çeken Eskici, dünyada büyük ilgi gören Fruit Pops ürününü Mersin’de üretmeye başlayarak farklı bir başarıya da imza attı. Katkı maddesi kullanmadan hazırladığı meyve bazlı ürünler kısa sürede tüketicilerden yoğun talep gördü. Büyükşehir Belediyesi tarafından verilen markalaşma, ticaret, sosyal medya kullanımı ve paketleme eğitimleri ise girişimci kadınların işlerini büyütmelerine önemli katkı sağlıyor. Kadın ve Aile Hizmetleri Dairesi Başkanlığı tarafından yürütülen çalışmalar sayesinde üretici kadınlar sadece satış yapma fırsatı bulmuyor, aynı zamanda iş dünyasında daha güçlü adımlar atabiliyor. Kadın girişimciler arasında oluşan dayanışma ağı da dikkat çekiyor. Üretici kadınlar birbirlerinin ürünlerini satış noktalarında sergileyerek ekonomik iş birlikleri kuruyor ve birlikte büyüyor. Bu dayanışma modeli, kadınların ekonomik güçlerini artırırken yerel üretimin de gelişmesine katkı sunuyor.
- Bursa’ya 87,5 milyon TL’lik yatırım! Yüzlerce kişiye iş kapısı olacak
Bursa'da yaşayanları yakından ilgilendiriyor. Bursa İnegöl OSB’de hayata geçirilmesi planlanan dev otobüs üretim tesisi için ÇED süreci resmen başladı. 450 kişiye istihdam sağlaması beklenen projede yılda bin 600 otobüs üretilecek. Bursa’nın İnegöl ilçesinde otomotiv sektörüne yönelik önemli bir yatırım için süreç resmen başladı. Ulaşım İç ve Dış Ticaret A.Ş. tarafından hayata geçirilmesi planlanan “Otobüs İmalatı Tesisi” projesi için Bursa Valiliği’ne sunulan Proje Tanıtım Dosyası doğrultusunda Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci başlatıldı. Proje, İnegöl Mobilya ve Ağaç İşleri İhtisas Organize Sanayi Bölgesi’nde, Hamzabey OSB Mahallesi 15. Cadde üzerinde bulunan 280 ada 1 nolu parselde gerçekleştirilecek. 37 bin metrekarelik alanın yaklaşık 14 bin 833 metrekarelik kapalı kısmında üretim yapılacak. Projeyle birlikte bölgede önemli bir istihdam oluşturulması hedefleniyor. Dosyada yer alan bilgilere göre fabrikada toplam 450 personelin çalıştırılması planlanıyor. Yetkililer, yatırımın hem Bursa sanayisine hem de İnegöl ekonomisine katkı sağlayacağını değerlendiriyor.
- Isparta'da üç kuşaktır atık ahşap sanata dönüşüyor
Isparta'da yaşayan Sezer ailesi, üç nesil olarak atık ahşap parçaları ve eski eşyaları yeniden değerlendirerek hem doğaya hem de ekonomiye katkı sağlıyor. Atölyenin kurucusu 72 yaşındaki Mehmet Fatih Sezer, unutulmaya yüz tutmuş ahşap işlemeciliği sanatını gelecek nesillere aktarmak için 60 yıldır emek harcıyor. Geri dönüştürülebilir malzemeler kullanarak doğanın korunmasına katkı sağlamak amacıyla gönül verdiği işi uzun yıllardır devam ettiren Sezer, bu mesleği çocukları ve torunlarına da öğretti. Emekli bankacı olan Vedat Can Sezer, babasının yaklaşık 60 yıl önce kurduğu ahşap atölyesinde işin başına geçerek atık malzemeleri işleyip geri kazandırıyor. Evli ve iki çocuk babası olan 44 yaşındaki Sezer, babasından usta çırak ilişkisi ile öğrendiği ahşap işleme sanatını kızlarına da öğretti. Vedat Can Sezer, AA muhabirine, emekli olmasının ardından çıraklık yaptığı atölyeye geri geldiğini söyledi. Babası Mehmet Fatih Sezer'in kurmuş olduğu bu atölyede geri dönüştürülebilir objelere hayat vermeye çalıştıklarını belirten Sezer, "Atölyemizdeki ürünler ceviz kabuğundan, ağaç dallarına, tencere ve tava gibi kullanmadığımız, çöpe atılan veya doğada atıl halde bulunan ürünler. Bu ürünleri değerlendirerek hem bütçemize katkı sağlıyoruz hem de çevresel geri dönüşüme destek olduğumuzu düşünüyorum." dedi. Geleneksel ahşap işlemeciliğini geliştirerek genç kuşaklara aktarmak istediğini anlatan Sezer, "Çalışmalarımızı workshop diye nitelendirilen gruplar halinde, atölye etkinlikleriyle farklılık katarak geliştiriyoruz. Burada özellikle gençleri dijital bağımlılıktan uzak tutmak için güzel etkinlikler yapıyoruz. Bu sayede hem sosyalleşmiş hem de geri dönüşüme katkı sağlamış oluyorlar." ifadelerini kullandı. 12 yaşında bu işe başladığını anlatan baba Mehmet Fatih Sezer ise ahşabın kendisi için bir tutku, yaşam sevgisi olduğunu belirterek, "Doğadaki gördüğüm nesneleri toplar atölyeme getiririm. Ziyan olmasın, çöpe gideceğine geri dönüştürelim." dedi. Atölyenin 3. kuşak temsilcilerinden olan Ceren Sezer de bu mesleği okuldan arta kalan zamanlarında dedesi ve babasından öğrendiğini, kendisinin de bu sanatı sonraki nesillere aktaracağını dile getirdi. Z kuşağı temsilcilerinin atık ve çevre bilincine duyarlı olduğunu ifade eden Ceren Sezer, "Çoğu atık zannettiğimiz şeyleri sanata dönüştürebiliriz. Geri dönüşüm ve sıfır atık ile ilgili destekleyici şeyler yapıyoruz. Bu bağlamda atölyemizin çevreye duyarlılık konusunda katkı sağladığını düşünüyorum." şeklinde konuştu.
- Caryn Seidman Becker ve CLEAR'ın 6 Milyon Dolardan 7.6 Milyar Dolara Uzanan Hikayesi
İş dünyasında başarı, genellikle sıfırdan harika bir fikir üretmekle bağdaştırılır. Ancak en büyük vizyonerler, başkalarının havlu attığı, iflas bayrağını çektiği yıkıntılarda geleceğin devlerini görebilenlerdir. İşte Caryn Seidman Becker’ın hikayesi, tam olarak bu vizyonun küresel ölçekteki en somut kanıtlarından biridir. 1. Yıkıntıların Arasındaki Fırsat 2000'li yılların başında kurulan biyometrik kimlik doğrulama şirketi CLEAR, havalimanlarındaki güvenlik kuyruklarını hızlandırma vaadiyle yola çıkmıştı. Ancak yanlış yönetim, operasyonel verimsizlikler ve finansal krizin etkisiyle 2009 yılında tamamen iflas etti ve kapılarını kapattı. Herkes şirketin tarihin tozlu sayfalarına karıştığını düşünürken, eski bir serbest fon (hedge fund) yöneticisi olan Caryn Seidman Becker resmi gördü. Becker, havalimanlarında yaşanan güvenlik krizinin geçici olmadığını, aksine dijitalleşen dünyada hızlı ve güvenli geçişe olan talebin katlanarak artacağını biliyordu. Ortaklarıyla birlikte hareket ederek, batık durumdaki bu şirketi 2010 yılında sadece 6 milyon dolara satın aldı. 2. Güven İnşası ve Altyapı Devrimi Becker işin başına geçtiğinde ilk yaptığı şey, şirketin bozulan itibarını onarmak oldu. Havalimanları ve devlet kurumlarıyla (özellikle TSA ile) sıkı bir güven ilişkisi kurdu. Teknolojik altyapıyı tamamen yenileyerek; iris taraması ve parmak izi teknolojilerini kusursuz hale getirdi. CLEAR, sadece bir havalimanı hızlandırma servisi olmaktan çıkıp, premium bir "güvenli kimlik platformu" haline geldi. "Bir lider olarak göreviniz sadece var olan dalgayı yakalamak değil, gelecekte kırılacak dalgayı öngörüp tüm hazırlığı oraya yapmaktır. CLEAR iflas ettiğinde teknoloji değil, strateji hatalıydı." 3. Çeşitlendirme Stratejisi: Havalimanlarının Ötesine Geçmek Caryn Seidman Becker'ı milyarderler kulübüne taşıyan asıl hamle, CLEAR’ı havalimanı prangasından kurtarmak oldu. Teknolojinin her yerde kullanılabileceğini fark etti: Sektör / Alan Uygulanan Strateji ve Dönüşüm Stadyumlar & Spor Büyük spor müsabakaları ve konserlerde bilet ve kimlik kontrolünü 2 saniyeye indiren entegrasyonlar sağlandı. Sektör / Alan Uygulanan Strateji ve Dönüşüm Dijital Sağlık Pandemi dönemiyle birlikte sağlık doğrulama kartları (Health Pass) geliştirilerek milyonlarca insanın güvenli seyahati sağlandı. Gelecek Hedefi 2026 yılı itibarıyla Apple ve Google gibi devlerin dijital cüzdan ekosistemleriyle rekabet edecek geniş çaplı bir sağlık ve kimlik ağı kuruluyor. 4. Girişimciler İçin Çıkarılacak Dersler Doğru Varlığa Odaklanın: Bir şirket batabilir ancak elindeki patent, teknoloji veya çözmeye çalıştığı problem hala değerli olabilir. Becker, iş modelini değiştirerek teknolojiyi kurtardı. Regülasyonları Avantaja Çevirin: Devlet kurumlarıyla kavga etmek yerine, onların güvenlik standartlarına tam uyum sağlayarak pazarda tekel konumuna geldiler. Önyargılara Kulak Asmayın: "İflas etmiş bir işi kadın başına ayağa kaldıramaz" diyen finans çevrelerine, şirketin değerini 1200 kattan fazla artırarak en net cevabı verdi.
- Açık lise mezuniyetinden üniversite birinciliğine: Emine Güneş'in azim ve başarı hikayesi
Karslı genç Emine Güneş, açık lise mezunu olarak başladığı akademik yolculuğunu Iğdır Üniversitesi'ni birincilikle tamamlayarak taçlandırdı. Karşılaştığı zorluklara rağmen gece gündüz demeden çalışarak önemli başarılara imza atan Güneş, hem akademik performansıyla hem de sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Karslı genç Emine Güneş, açık lise mezunu olarak başladığı akademik yolculuğunu Iğdır Üniversitesi'ni birincilikle tamamlayarak taçlandırdı. Karşılaştığı zorluklara rağmen gece gündüz demeden çalışarak önemli başarılara imza atan Güneş, hem akademik performansıyla hem de sosyal sorumluluk alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Birçok kişi için açık lise eğitimi, çeşitli nedenlerle örgün eğitim dışında kalınan bir sürecin devamı olarak görülse de Emine Güneş için bu durum hayallerine ulaşmasının önünde bir engel olmadı. Aksine, azim, disiplin ve kararlılıkla yürüttüğü eğitim hayatında elde ettiği başarılar, açık lise mezunu öğrenciler için de güçlü bir motivasyon kaynağı oldu. Karslı genç sosyal hizmet uzmanı adayı Emine Güneş, eğitim hayatı boyunca karşısına çıkan tüm zorluklara rağmen hedeflerinden vazgeçmedi. Gecesini gündüzüne katarak sürdürdüğü yoğun çalışma temposunun sonucunda Iğdır Üniversitesi'ni bölüm, fakülte ve üniversite birincisi olarak tamamladı. Bu büyük başarı, yalnızca akademik not ortalamasının değil; aynı zamanda sabrın, emeğin ve kararlılığın da bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. 'Akademik başarıyı sosyal sorumlulukla birleştirdi' Üniversite eğitimi süresince yalnızca derslerinde üstün başarı göstermekle kalmayan Güneş, öğrencilik yıllarında birçok sosyal projeye de öncülük etti. Sosyal Hizmet Topluluğu'nun kurucu başkanlığını üstlenen genç isim, üniversite öğrencilerinin sosyal sorumluluk faaliyetlerine aktif katılım sağlaması için çeşitli çalışmalar yürüttü. Toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefleyen projelerde görev alan Güneş, özellikle çocuklar, gençler ve dezavantajlı gruplara yönelik farkındalık faaliyetleri düzenledi. Eğitim, sosyal dayanışma, gönüllülük ve toplumsal bilinç konularında gerçekleştirilen etkinlikler sayesinde çok sayıda kişiye ulaşıldı. 'Iğdır'da bir ilke imza attı' Emine Güneş'in başarıları üniversite sınırlarının da ötesine geçti. Gençlik ve Spor Bakanlığı tarafından desteklenen Üniversite Öğrenci Toplulukları İş Birliği ve Destek Programı (ÜNİDES) kapsamında hazırladığı proje, Iğdır'da kabul edilen ilk proje olarak önemli bir başarı elde etti. Bu proje ile gençlerin sosyal gelişimine katkı sunmayı amaçlayan çeşitli faaliyetler planlanırken, proje aynı zamanda üniversite öğrencilerinin toplumsal sorunlara çözüm üretme kapasitesini de ortaya koydu. Iğdır'da bir ilki gerçekleştiren bu başarı, üniversite camiasında da takdirle karşılandı. 'TÜBİTAK destekli proje başarısı' Güneş, bilimsel alandaki çalışmalarını da sürdürerek TÜBİTAK tarafından desteklenmeye hak kazanan bir proje hazırladı. Akademik bilgi birikimini saha çalışmalarıyla birleştiren genç araştırmacı, sosyal hizmet alanında bilimsel üretime katkı sağlayan çalışmalar gerçekleştirdi. TÜBİTAK desteği almaya hak kazanan proje, genç yaşta elde edilen önemli bilimsel başarılar arasında yer aldı. 'Açık lise mezunları da başarabilir' Başarı hikayesinin en dikkat çekici yönlerinden biri ise açık lise mezunu olması. Eğitim hayatında zaman zaman önyargılarla karşılaşmasına rağmen bu durumun kendisini yıldırmasına izin vermeyen Emine Güneş, açık lise öğrencilerinin de doğru planlama, disiplin ve emekle büyük başarılara ulaşabileceğini gösterdi. Güneş, başarısının arkasında uzun saatler süren çalışmaların, fedakarlığın ve hedeflerinden vazgeçmeme kararlılığının bulunduğunu belirterek gençlere şu mesajı veriyor: 'Açık lise mezunu olmak hiçbir zaman hayallerinizin önünde bir engel değildir. Önemli olan inancınızı kaybetmeden çalışmaya devam etmektir. Ben bu başarıyı gece gündüz emek vererek, yılmadan mücadele ederek elde ettim. Her gencin kendi hikâyesini yazabilecek gücü olduğuna inanıyorum.' 'Gençlere ilham veren bir başarı öyküsü' Açık lise mezuniyetinden üniversite birinciliğine, topluluk başkanlığından ulusal düzeyde desteklenen projelere uzanan bu yolculuk; azim, emek ve kararlılığın başarıya dönüşebileceğinin somut bir örneği olarak görülüyor. Karslı Emine Güneş'in hikayesi, eğitim hayatında çeşitli zorluklarla mücadele eden gençlere umut verirken, başarıya giden yolda şartlardan çok gayretin belirleyici olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Üniversite birinciliği, sosyal sorumluluk çalışmaları, ÜNİDES ve TÜBİTAK projeleriyle adından söz ettiren Güneş, gelecekte de topluma katkı sunacak çalışmalar gerçekleştirmeyi hedefliyor.
- Telefon üretmeyi bırakan Nokia milyarlarca doları nasıl kazanıyor?
Bir dönem dünya genelinde cep telefonu pazarını domine eden Finlandiyalı teknoloji devi Nokia, akıllı telefon devrimini kaçırmasına rağmen halen milyarlarca dolar kazanıyor. Adeta küllerinden doğan şirket şimdi de telekomünikasyon altyapısını domine ederek geliştirdiği patentlerle Apple, Samsung, Microsoft ve Oppo gibi teknoloji devlerinden gelen pasif gelirle büyümeyi sürdürüyor. Bir zamanlar dünyanın en büyük cep telefonu üreticisi olan Nokia, Ocak 2025 itibarıyla akıllı telefon üretimine tamamen son verdiğini duyurdu. Ancak telefon üretiminden çekilen Nokia her yıl milyarlarca dolar kazanmaya devam ediyor. Peki nasıl? Bu kazancın ardında küresel bağlantıyı sağlayan güçlü altyapı üretimi yer alıyor. Yapay zekayı altyapı üretimi ile yakaladı. Finlandiyalı şirket bugün sadece telekom operatörlerine sattığı ekipmanlardan değil, aynı zamanda iletişim endüstrisinde kullanılan geniş bir patent portföyünden de milyarlarca dolar pasif gelir elde ediyor. Nokia'nın ana gelir kaynağı artık tüketiciler değil, Vodafone, T-Mobile ve Orange gibi büyük telekom operatörleri. Dev şirketlere 5G baz istasyonları, yönlendiriciler (routers) ve optik ağ altyapıları satan Nokia, yapay zeka patlamasıyla birlikte veri merkezlerinin şebeke altyapılarını da optimize ederek ciddi bir büyüme yakaladı. Patentlerden milyarlarca dolar pasif gelir Öte yandan Nokia, akıllı telefonların ve hücresel ağların çalışmasını sağlayan binlerce temel patente sahip. Apple, Samsung, Microsoft ve Oppo gibi teknoloji devleri de ürettikleri cihazlarda Nokia'nın teknolojilerini kullanabilmek için her yıl şirkete milyarlarca dolar lisans ücreti ödüyor. Bu kaynaklara ek olara Nokia, telekom ağlarını daha akıllı ve yazılım odaklı hale getirmek için de Nvidia gibi devlerle ortaklıkları artırıyor. 200 milyar dolarlık pazar potansiyeli Küresel ağlar giderek daha çok yapay zeka odaklı ve yazılım merkezli hale gelirken, Nokia da yapay zeka destekli RAN (Radyo Erişim Ağı) pazarı da dahil olmak üzere yeni bir büyüme dalgasına hazırlanıyor. Teknoloji, medya ve telekomünikasyon sektörlerinde pazar araştırmaları yapan danışmanlık şirketi Omdia'nın verilerine göre, bu pazar 2030 yılına kadar 200 milyar dolardan fazla bir potansiyele ulaşabilir. Nokia akıllı telefon devrimini nasıl kaçırdı? 1998'de Motorola'yı geçerek dünyanın en büyük telefon üreticisi olan Nokia efsanevi 3310 modeliyle dayanıklılıkta kült haline gelmişti. 250 milyon satan 1100 modeliyle tarihin en çok satan telefonuna imza atan şirket günde 400 bin cihaz üretirken, şirket yöneticilerinin 2007 yılında trend haline gelen dokunmatik ekranı "geçici bir trend" olarak görmesi ve rakiplerinin aksine Symbian işletim sisteminde diretmesi bir dönemin sonunu getiren en büyük bir stratejik hata oldu. 2011'de Android yerine Microsoft'un Windows Phone sistemine geçiş yapan ve Lumia serisini çıkaran Nokia, yeni seri sosyal medya uygulamalarını desteklemeyince bir darbe daha aldı. Yüzde 49'luk pazar payı birkaç yıl içinde yüzde 3'e kadar eriyen Nokia 2013-2016 yılları arasında telefon bölümünü Microsoft'a satıp telefon pazarından tamamen çekildi.











