Boş arama ile 861 sonuç bulundu
- “Gökhan Çıkrıkçıoğlu Fotoğraf stüdyosu”: İzmir’in Masalsı Anılar Atölyesi
İzmir’in kalbinde yer alan Gökhan Çıkrıkçıoğlu Photography + Film, yüzlerce çiftin en özel gününü ölümsüzleştiren bir fotoğraf ve film stüdyosu olarak dikkat çekiyor. Düğün hikâyeleri, video çekimleri, aile ve etkinlik fotoğrafçılığı alanında uzmanlaşan işletme, her kareye duygu ve samimiyet katıyor. Çeşme’de başlayan yolculuğunu İzmir’de büyüterek sürdüren marka, kısa sürede “Çeşme’nin göz bebeği” olarak anıldı ve bugün İzmir’in en çok tercih edilen stüdyolarından biri haline geldi. “Masalınızın içinde bir anı tutmak isterseniz, kalbimiz ve kameralarımız yanınızda” mottosuyla hareket eden işletme, sadece fotoğraf değil; çiftlerin en mutlu anlarını bir masala dönüştürüyor. Profesyonel ekip, güçlü teknik altyapı ve yaratıcı bakış açısıyla Gökhan Çıkrıkçıoğlu Photography + Film, İzmir’den yükselen bir marka olarak her geçen gün büyümeye devam ediyor. 📌 İletişim Gökhan Çıkrıkçıoğlu Photography + Film’e ulaşmak için; 📞 0552 848 77 37 numarasından arayabilir, Instagram hesabı @ gokhancikrikcioglu üzerinden takip edebilir veya 📍 329 Sokak No:2/1 Efeler Mahallesi, Şirinyer – Buca / İzmir adresinde ziyaret edebilirsiniz.
- "Yılın çırağı" seçilen genç, kendi fabrikasını kurup istihdam oluşturmayı hedefliyor
"Ahiliğin başkenti" olarak nitelendirilen Kırşehir'de, metal kesim ve demir doğrama atölyesinde çalışırken "yılın çırağı" seçilen 16 yaşındaki Mahmut Efe Kayışlı, kendi fabrikasını kurarak istihdam oluşturmayı hedefliyor. Kılıçözü Sanayi Sitesi'nde metal kesim ve demir doğrama atölyesinde 2 yıla yakın süredir çalışan Kayışlı, aynı zamanda Badem Pınarı Mesleki Eğitim Merkezinde öğrenimini sürdürüyor. Meslek edinme hevesiyle kısa sürede metal alanında kendini geliştiren Kayışlı, genç yaşına rağmen CNC tezgahında kesim, büküm ve doğrama yaparak tüm ekipmanları ustalıkla kullanıyor. Kayışlı, Ahi Evran Veli'nin asırlar önce temellerini attığı ve Anadolu'dan dünyaya yayılan Ahilik geleneğinin ilkelerini gelecekte kurmayı hedeflediği fabrikasında gençlere de aktarmak istiyor. Kırşehir'de "yılın çırağı" seçilen Kayışlı, AA muhabirine, atölyede kaynakla demir kapı, tezgah, korkuluk, metal kesim ve montaj işleri yaptığını belirterek, mesleğiyle altın bileziğe sahip olduğunu söyledi. Ustasından mesleki becerinin yanı sıra sevilen ve sayılan esnaf olmanın inceliklerini de öğrendiğini anlatan Kayışlı, ustasıyla atölyede ağabey kardeş gibi çalıştıklarını dile getirdi. Almanya'da eğitim aldı Kayışlı, CNC kesim alanında uygulamaların her geçen gün yenilendiğini ve kendini geliştirmeye çalıştığını belirterek "Geçen ay Almanya'da 1 haftalık eğitim aldım. Galiba Türkiye'den gidenlerden en genci bendim. Oradakilerin hepsi 40'lı yaşlardaydı. En genç ben olduğum için de gurur duydum. CNC makinesinde kullandığımız programlarla ilgili eğitim aldım. Yeni model uygulamaları gördüm, tecrübe ettim." diye konuştu. Hedeflerinden de bahseden Kayışlı, "CNC tezgahlarının da olduğu makine üreten fabrika kurmak istiyorum. Hayalim Kırşehir'de makine üreten bir fabrika açmak ve istihdam oluşturmak. İleride usta olduğumda bu mesleği başkalarına öğretmek istiyorum. Bu meslekte nasıl ürünler yapılabilir, bunlar hangi alanlarda kullanılır, hepsini öğretmek isterim." dedi. Kayışlı, "yılın çırağı" seçilmesinin ardından hem kendisinin hem de ailesinin mutlu olduğunu dile getirdi. Ailesine ve ustasına verdikleri destekten dolayı teşekkür eden Kayışlı, "Bu yaşta yılın çırağı seçildim, inşallah usta olduğumda 'Yılın Ahisi' seçilmeyi hedefliyorum. Ustam her zaman malzemenin kaliteli olanını seçmemizi, işimizi doğru düzgün yapmamızı ister. Bunlar da zaten Ahilik prensiplerindendir. Ustamın öğretisiyle Ahilik ahlakına uygun bir şekilde çalışmaya devam edeceğim." ifadelerini kullandı. "Maddi manevi her zaman arkasındayız, o bizim evladımız" Kayışlı'nın ustası Ramazan Doğan da isteği ve hevesi olduğu için Mahmut Efe ile çalıştığını, mesleğin tüm inceliklerini öğretmeye gayret gösterdiğini söyledi. Azimle ve özveriyle çalışan Kayışlı'nın verilen emekleri boşa çıkarmadığını vurgulayan Doğan, şunları kaydetti: "Yeni programların çıktığını araştırdık, 'Bizim gözde, başarılı bir elemanımız var, hak ettiğini düşünüyoruz' dedik. O şekilde Almanya'ya gönderdik. Bir hafta eğitim aldı, yeni programlar üzerine çalışma yaptı. Kendisi zaten oraya giden katılımcılardan en genciydi çünkü bunu hak ediyor. Yılın çırağı olmasıyla gurur duyduk. Emeğimizin karşılığını da almak güzel bir duygu. İnşallah yeni nesiller de bu tecrübeleri edinmek isterler. Kendisinin maddi manevi her zaman arkasındayız, o bizim evladımız. Başarılı ve toplumda saygın bir iş insanı olursa gurur duyarız. Emeklerimiz ve çabasıyla bu seviyeye geldi. İnşallah daha iyi olacaktır."
- İş hayatından kopmayan gazi 21 yıldır protez bacağıyla dükkanının yolunu tutuyor
Bingöl'de uzman çavuşluk yaparken terör örgütü PKK'nın yola döşediği el yapımı mayının patlaması sonucu gazi olan ve protez bacakla ayağa kalkan 56 yaşındaki Yüksel Ünal, Adana'da 21 yıldır oto lastik dükkanı işletiyor. Askerlik hizmetini 1992'de tamamlayan Ünal, çocukluk hayalini gerçekleştirmek için uzman çavuş olarak Türk Silahlı Kuvvetlerine katıldı. Ünal, Kars, Ağrı, Tunceli, Erzincan, Siirt, Van, Bitlis ve Elazığ'da görev yaptıktan sonra tayin olduğu Bingöl'de 16 Kasım 2000'de teröristlerin yola döşediği el yapımı mayının patlaması nedeniyle bacaklarından yaralandı. Gazilik ünvanı verilen ve diz altından ampute edilen sağ bacağına 2001'de protez takılan Ünal, bir süre devletin sağladığı imkanlarla Adana Otogarı'nda otomasyon görevlisi olarak çalıştıktan sonra emekli oldu. Evde oturmak istemeyen Ünal, aldığı emeklilik tazminatıyla 2004'te merkez Yüreğir ilçesi Kozan Caddesi'nde oto lastik dükkanı açtı. Ünal, 21 yıldır protez bacağıyla yolunu tuttuğu dükkanında lastik tamiri ve satışı yapıyor. İş yerinde 4 işçiyi istihdam eden gazi Ünal, mesleğini severek sürdürüyor. "Askerlik dönemim çok iyi geçti, görevime doyamadım" Evli ve 3 çocuk babası Yüksel Ünal, gazilik ünvanını ömür boyu gururla taşıyacağını söyledi. Askerliğin çocukluk hayali olduğunu vurgulayan Ünal, "Askerliği çok seviyordum. Üniformaya karşı büyük zaafım vardı. Vatanımıza ve devletimize görev yapma aşkıyla asker olmak istedim. Askerlik dönemim çok iyi geçti, görevime doyamadım. Askerlerim evladım gibiydi." dedi. Ünal, iş yerinden elde ettiği kazancın bir kısmıyla 4 üniversite öğrencisine burs verdiğini anlattı. İşini yaparken zorlanmadığını dile getiren Ünal, şöyle konuştu: "İş yerini açtıktan sonra bacağımın yokluğunu hiç hissetmedim. Hatta bazıları 'Komutanım, senin ayağının olup olmadığı belli bile değil helal olsun, çok iyi şeyler başarıyorsun' diyorlar. Ayağımın yokluğunu sadece akşam protezimi çıkardığımda hissediyorum. Gazi olmanın onurunu ve mutluluğunu fazlasıyla yaşıyorum. Devletimizden ve milletimizden Allah razı olsun. Özellikle çocuklarım, babalarının gazi olmasından dolayı gurur duyuyorlar." Hayatın her şeye rağmen devam ettiğini belirten Ünal, "Gazilerimiz asla hayata küsmesin, onlardan en büyük isteğim budur. Şu anda devletim bana hangi görevi verirse versin, yapmaya hazırım. Kanımın son damlasına kadar görevimi yerine getiririm." diye konuştu.
- Şehir hayatını bırakarak 30 kovanla arıcılığa başlayan çift, siparişlere yetişemiyor
Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı"ndan yararlanarak 30 kovan desteği alan Aysel ve Kamil Işık çifti, 3 yılda kovan sayısını 350'ye çıkardı. Van'da kent yaşamını bırakıp Çatak ilçesine bağlı Övecik Mahallesi'ne yerleşen Aysel ve Kamil Işık çifti, devletten aldıkları destekle başladıkları arıcılıkta 3 yılda kovan sayısını 350'ye çıkarmalarına rağmen siparişlere yetişmekte zorlanıyor. Kentte 13 yıl gıda ticaretiyle uğraşan 35 yaşındaki Kamil Işık, 2007'de aynı yaştaki Aysel Işık ile hayatını birleştirdi. Bu evlilikten 4 çocukları olan Işık çifti, 3 yıl önce kentin gürültülü ve yoğun yaşamından uzaklaşarak Çatak ilçesinin Övecik Mahallesi'ne yerleşti. Kente 120 kilometre mesafedeki Çatak ilçesi ile Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesi arasındaki Kato Dağı eteklerinde arıcılık yapmaya karar veren çift, İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün arıcılık konusundaki eğitimlerine katılarak sertifika aldı. Daha sonra Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı'na başvurarak 30 kovan desteğinden yararlanan çift, bu süreçte işlerini büyüterek kovan sayısını 350'ye çıkardı. Kovanlarından yılda ortalama 2,5 ton bal alan çift, ürünlerini kentte kahvaltı salonu işletenlere ve il dışından sipariş edenlere satıyor. Şehrin yoğun temposundan uzaklaşarak doğayla iç içe zaman geçiren çift, çocuklarının da yardımıyla bu yıl üretilen balın hasadını yapmaya başladı. İşlerini büyütmelerine rağmen siparişleri yetiştiremeyen çift, kovan sayısını artırarak arıcılıkta söz sahibi olmayı hedefliyor. "Devletimizden güzel destek aldık" Aysel Işık, üreticilerin devlet tarafından desteklenmesinin önemli olduğunu söyledi. Doğal koşullarda organik bal ürettiklerini belirten Işık, "Uzun bir süre şehirde yaşadık. Ardından mahallemize döndük. Devlet desteğiyle Kato Dağı eteklerinde arıcılık yapıyoruz. Bal hasadına başladık. Emeğimizin karşılığını alıyoruz. Katkısız ve şekersiz organik bal üretiyoruz. İşimizi severek yapıyoruz. Talep çok fazla. Balımızı alanlar memnun kalıyor, herkes çok beğeniyor. Güzel dönüşler alıyoruz. Siparişlere yetişebilmek için kovan sayısını artırmayı hedefliyoruz." dedi. Organik üretim yaptıkları için yoğun talep aldıklarını ifade eden Işık, şunları kaydetti: "Devletimizden güzel destek aldık. Çok memnunuz. Bu yıl 2,5 ton bal elde etmeyi düşünüyoruz. Arılar çocuklarımın da ilgisini çekiyor. Onların bu mesleği öğrenmelerini sağlamaya çalışıyoruz. Arıların bakımını birlikte yapıyoruz. Şehir hayatını bırakmanın pişmanlığını yaşamıyoruz. Buranın havası çok güzel. Doğal bir ortamda çocuklarımızı büyütüyoruz. Şehir dışından, kahvaltı salonlarından, tanıdıklarımızdan hasat başlamadan sipariş alıyoruz. Siparişlere yetişmekte zorlanıyoruz." "Bu yıl yüksek bir verim almayı bekliyoruz" Devletten aldığı destekle arıcılık yapmaya başlamanın mutluluğunu yaşadığını dile getiren Kamil Işık ise bu yılın ilk hasadını eşi ve çocuklarıyla yaptığını belirtti. Kentin gürültülü ve yoğun yaşamından uzaklaşıp baba mesleği arıcılığa başladıklarını anlatan Işık, şöyle devam etti: "Devlet desteğiyle arıcılığa başladık. Kovan sayısını artırdık. Bal hasadı mesaimiz başladı. Siparişlerimiz var. Bu yıl yüksek bir verim almayı bekliyoruz. Doğal bir ortamda yaşamanın, üretim yapmanın, şehrin gürültüsünden kurtulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Eşim ve çocuklarımla arıların bakımını yapıyoruz. Çocuklarımın bu mesleği öğrenmelerini istiyorum. Elde ettiğimiz gelirle geçimimizi sağlıyor, çocuklarımızı okutuyoruz. Bize bu imkanı veren devletimizden Allah razı olsun." "Arıcılığı anne ve babamdan öğreniyorum" Anne ve babasına yardımcı olan 13 yaşındaki Kenan Işık da "Annem, babam ve kardeşlerimle arılara bakıyoruz. Hasadımız başladı. Elde ettiğimiz balı satıyoruz. Arıcılığı anne ve babamdan öğreniyorum. Güzel zaman geçiriyoruz." diye konuştu. 6 yaşındaki Asima Işık, "Kardeşlerimle maske takarak arıların içine giriyoruz. Anneme, babamıza yardım ediyoruz. Arıları seviyoruz. Bize zarar vermiyorlar. Peteklere dokunuyoruz. Bal yemeyi çok seviyorum." ifadelerini kullandı.
- “İsveç Kralı” Mehmet Can Seyhan: Yazılımla Hayatlara Dokunan Bir Başarı Hikâyesi
1994 yılında Ağrı’da doğan Mehmet Can Seyhan, daha 4 yaşındayken babasını kaybetti. 10 yaşında ailesiyle birlikte İstanbul’a taşındı. Küçük yaşta çalışmaya başladı; kuaförlükten tekstile, restoran işçiliğinden anketörlüğe kadar pek çok işte yer aldı. Eğitimine iki yıl ara vermek zorunda kalsa da, azmini hiç kaybetmedi. Lise ve üniversite döneminde hem okuyup hem çalıştı, bir yandan da yazılıma tutundu. Fırat Üniversitesi Yazılım Mühendisliği bölümünden mezun olduktan sonra profesyonel iş hayatına yazılımcı olarak devam etti. 25 yaşında İsveç’e giderek yazılım alanında kariyerine yön verdi. Bir yıl sonra, 26 yaşında Fransa’da ilk yazılım şirketini kurdu. Bugün “İsveç Kralı” lakabıyla tanınan Mehmet Can Seyhan, sosyal medyada paylaşımlarıyla on binlerce kişiye ulaşıyor. CEO’su olduğu Udemig Yazılım Akademisi ile iş garantili ve akrediteli eğitim programları sunarak binlerce insana yazılım öğretti. Avukatlardan öğretmenlere, lise mezunlarından doktorlara kadar çok farklı kesimlerden öğrenciler yetiştirdi. Onlarca kişiyi meslek sahibi yaptı, yeni bir gelecek inşa etmelerine öncülük etti. Seyhan, yazılım öğrenmek isteyen herkesin altı ay boyunca günde en az iki saat ayırarak bu alanda başarılı olabileceğini söylüyor. Onun mottosu ise çok net: “Elon Musk bizden daha zeki değil, sadece daha önce davrandı.” Bugün geldiği nokta sadece bireysel bir başarı değil; aynı zamanda azmin, bilginin ve çalışmanın gücünü gösteren toplumsal bir ilham kaynağı.
- Udemig: İsveç’ten Dünyaya Açılan Yazılım Markası
İsveç merkezli Udemig, hem yazılım geliştiren hem de iş garantili yazılım eğitimleri sunan global bir marka olarak dikkat çekiyor. Kurucusu Mehmet Can Seyhan’ın kişisel yolculuğu, bugün binlerce insanın hayatına dokunan uluslararası bir başarı hikâyesine dönüştü. Mehmet Can Seyhan, 2017’de Türkiye’de ilk girişimini kurmaya çalıştı. Yazılım şirketi olarak kendi ürünlerini geliştirmek, dışarıya hizmet vermek ve aynı zamanda sektördeki açığı görerek eğitimler sunmak istedi. Ancak Türkiye’de istediğini elde edemedi. 2019’da İsveç’e taşındı, ardından 2020’de Paris’te ilk yazılım ve yazılım eğitim şirketini kurdu. Burada elde ettiği başarıyla ekibini büyüttü ve yeniden yapılanmaya gitti. 2022’den itibaren merkezini İsveç olarak belirleyen Udemig, kısa sürede Fransa, Türkiye ve Kanada gibi ülkelerde ofisler açarak global bir yapıya kavuştu. Bugün şirket; yazılım geliştirme, danışmanlık, inşaat, eğitim gibi farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. UDE.MIG’in en dikkat çeken yönü ise sunduğu iş garantili yazılım eğitimleri. Türkçe ve İngilizce verilen bu eğitimlerle öğrenciler yalnızca teorik bilgi edinmiyor; gerçek projeler ve staj fırsatlarıyla sektöre hazırlanıyor. Bugüne kadar yüzlerce kişi Udemig sayesinde yazılım alanında meslek sahibi oldu. Mehmet Can Seyhan’ın vizyonu, sadece yazılım geliştiren bir şirket kurmak değil; aynı zamanda insanlara yeni bir gelecek inşa etme fırsatı sunmak. Bu yönüyle Udemig, yalnızca bir teknoloji markası değil, aynı zamanda küresel ölçekte istihdam üreten bir girişim olarak öne çıkıyor.
- Uzun yıllar süren mide rahatsızlığına iyi gelen aronyanın üreticisi oldu
Kocaeli'de uzun yıllar yaşadığı mide rahatsızlığına iyi gelen aronyanın 3 yıl önce yetiştiriciliğine başlayan 41 yaşındaki Ömer Üstünel, bahçesinde geçirdiği vakitle oto bakım ve onarım işletmesindeki yoğun iş temposunun stresinden uzaklaşıyor. Yaklaşık 30 yıldır oto bakım ve onarım sektöründe olan Üstünel, uzun yıllardır yaşadığı mide rahatsızlığını çözmek için tavsiye üzerine tükettiği aronyanın sağlığına iyi gelmesiyle meyvenin üretimini yapmaya karar verdi. Yaklaşık 3 yıl önce İzmit'in kırsal Gökçeören Mahallesi Sadıklar mevkisinde bulunan 4,5 dönümlük araziye 560 fidan diken Üstünel, geçen yıl ilk hasadını gerçekleştirdi. Bu yıl beklentinin üzerinde mahsul alan iş insanı, yoğun talep gören ürünlerini daha hasat etmeden satmayı başardı. Üstünel, uğraşıyla bir yandan ek gelir sağlarken diğer yandan da İzmit Sanayi Sitesi’nde 10 kişiyi istihdam ettiği işletmesindeki yoğun iş temposundan uzaklaşma imkanı buluyor. "Burada stresimizi atıyoruz" Ömer Üstünel, aronya sayesinde sağlığına kavuşunca bunu başkalarıyla da paylaşmak istediğini, İzmit'te kurduğu bahçede hem üretim yaptığını hem de huzur bulduğunu dile getirdi. Sanayi sitesindeki yoğun tempodan uzaklaşmak için bahçesinin kendisine büyük bir fırsat sunduğunu vurgulayan Üstünel, "Hafta içi sanayide yoğun çalışma temposu var. Hafta sonları ailece buraya geliyoruz, doğayla buluşuyoruz. Aronyanın yanında domates, biber, kavun, karpuz gibi sebzeler de ekiyoruz. Ürünlerimizi ihtiyaç sahipleriyle paylaşıyoruz. Burada stresimizi atıyor, huzur buluyoruz. Cuma günü akşamından gelip hafta sonunu burada geçiriyoruz ailece ve stresimizi de burada atıyoruz." diye konuştu. Soğuk iklim koşullarına dayanıklı aronyanın Kocaeli'de başarılı şekilde yetiştirilebileceğini üretimiyle kanıtladığını ifade eden Üstünel, "Bulunduğumuz bölge karın ilk düştüğü yerlerden biri. Buna rağmen fidanlarımız gayet sağlıklı. Kocaeli'nin iklimi aronya üretimi için uygun." değerlendirmesinde bulundu. Üstünel, ilerleyen yıllarda aronyayı katma değerli ürünlere dönüştürmek istediğini kaydetti. Aronyanın kozmetik ve eczacılık sektöründe büyük potansiyele sahip olduğundan bahseden Üstünel, "Bu yıl 250 kilogram ürün aldık. Yoğun talep sonucu hepsini hasattan önce sattık. Beşinci yılda hedefim 1000 kilogramın üzerine çıkmak. Önümüzdeki yıllarda hem iç piyasada hem de ihracatta bu ürünü değerlendirmeyi hedefliyoruz." dedi.
- Lise öğrencileri geliştirdikleri roketle TEKNOFEST'te birinci olmanın mutluluğunu yaşıyor
Tekirdağ'da lise öğrencileri, geliştirdikleri "Çetin 03" adlı roketle TEKNOFEST Roket Yarışması'nda birinci olmanın mutluluğunu yaşıyor. Çerkezköy ilçesindeki Seval Ahmet Çetin Fen Lisesi bünyesinde 8 öğrenciden kurulu "Bozok Roket Takımı", TEKNOFEST Lise kategorisinde mücadele edebilmek için roket geliştirdi. Yarışmada, yer istasyonuyla kesintisiz iletişim kurabilen "Çetin 03" isimli roket, irtifa, enlem, boylam, ivme ve sistem durumu verilerini düzenli olarak iletebildiği gibi görevlerini de başarılı bir şekilde tamamlayarak birinci oldu. Okulun proje koordinatörü Selçuk Özel, TEKNOFEST Roket Yarışması'nın finalinin 5 Eylül'de Aksaray Tuz Gölü'nde gerçekleştiğini söyledi. Lise kategorisinde mücadele eden 25 takımın içerisinde öğrencilerinin büyük bir başarıya imza attığını aktaran Özel, "Yarışma montaj aşamasıyla başladı. Belli süre içerisinde roketin tüm montaj işlemlerini gerçekleştirip, hakemlerin onayının ardından heyecan yaşamaya başladık. Sonuç bizim için sevindirici oldu." dedi. Özel, tasarlanan roketin yarışmada 9 bin 445 fit yüksekliğe çıktığını belirtti. Roketin yere başarıyla inmesinin ardından heyecan dolu anlar yaşadıklarını anlatan Özel, "Biz kendimizi de o yüksekliğe çıkmış gibi hissettik. Çok farklı ve güzel bir duygu. Her gencin ve öğretmenin tatması gereken bir duygu." diye konuştu. Özel, okula maddi ve manevi destek sunan hayırseverler Seval ve Ahmet Çetin çiftine ithafen rokete "Çetin 03" adını verdiklerini söyledi. TEKNOFEST'in gelecek nesiller için büyük önem arz ettiğini vurgulayan Özel, "Ülkemize katma değer katacak mühendislerine çok ciddi ihtiyaç var. Roket yarışması da bu mühendisleri en iyi derece yetiştiren yarışmalardan bir tanesi. Gelecekte mühendis olmak isteyen her öğrencinin bu yarışmalarda mücadele etmesini tavsiye ediyorum. Çok fazla geliştiriyor." diye konuştu. "Rekabetçi ortamda kendimizi geliştirme fırsatı buluyoruz" 11. sınıf öğrencisi Şahin Soylu da yarışmaya 3 yıl boyunca hazırlandıklarını anlattı. Deneyimlerine özgün tasarımlar eklediklerini ve bu şekilde robotu tasarladıklarını dile getiren Soylu, "Hazırlanırken, yazın sürekli okula gidip, geldik. Roket yarışmasında özgünlüğü tavana çıkarabilmek için birçok farklı şey geliştirdik. Hummalı ve yorucu bir süreçti. Yarışma günü ciddi bir heyecan vardı. Bir hakkımız var ve bu hakkı değerlendirebilmek bizim elimizdeydi. Bu heyecan ve stres yarattı." ifadelerini kullandı. Soylu, yarışmayı kazanmalarının ardından büyük bir sevinç yaşadıklarını belirtti. TEKNOFEST'in büyük bir yolculuk olduğunu vurgulayan Soylu, şunları kaydetti: "TEKNOFEST'i diğer uluslararası yarışmalardan ayıran şeyin, insanı geliştirmeye yönelik olması önemli. İnsanları girişime yönlendirmesi, takım olmayı öğretmesi, ekip halinde çalışmayı öğretmesi, liderlik ve diksiyon bir sürü şeye etkisi var. Bunların hepsinin etkisini üstümüzde hissediyoruz ayrıca bu rekabetçi ortamda kendimizi geliştirme fırsatı buluyoruz." 10. sınıf öğrencisi Furkan Ziya Soylu da hak edilmiş bir birincilik elde ettiklerini ve fazlasıyla mutlu olduklarını söyledi.
- THY, kullanım ömrü biten uçak koltuğu kumaşlarını okul çantası ve kırtasiye malzemesine dönüştürdü
Türk Hava Yolları (THY) Teknik AŞ, kullanım ömrünü tamamlayan uçak koltuğu kumaşlarını okul çantası ve kırtasiye malzemelerine dönüştürerek 6 Şubat 2023'teki Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen Kilis'teki iki okulun öğrencilerine dağıttı. THY İletişim Başkanlığından yapılan açıklamaya göre THY Teknik AŞ, kullanım ömrü sona eren uçak koltuğu kumaşlarını, okul çantası ve kırtasiye malzemelerine dönüştüren yenilikçi ileri dönüşüm (upcycling) projesi başlattı. THY Teknik AŞ çalışanlarının gönüllü araştırma, geliştirme ve üretim faaliyetlerini yürüttüğü projede koltuk kumaşlarının okul çantalarına dönüşümü, şirketin tekstil atölyelerinde gerçekleştirildi. Üretilen çantalar ve kırtasiye malzemeleri, Kilis'te 2023 yılındaki depremden etkilenen iki okulun öğrencilerine dağıtıldı. "Hem çevremizi koruyor hem de çocukların eğitim yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyoruz" Açıklamada görüşlerine yer verilen THY Teknik AŞ Yönetim Kurulu ve İcra Komitesi Başkanı Prof. Dr. Ahmet Bolat, iki yıl önce meydana gelen büyük depremlerin herkesin hayatını derinden etkilediğini belirtti. Deprem bölgelerine destek olmayı insani ve toplumsal sorumluluk gördüklerini kaydeden Bolat, "Kullanımdan kaldırılmış uçak koltuk kumaşlarını okul çantası ve kırtasiye malzemelerine dönüştürerek hem çevremizi koruyor hem de yarınımızın umudu çocukların eğitim yolculuğuna katkı sağlamayı hedefliyoruz. Gündelik çalışmalarına devam ederken bu anlamlı projede yer alan, emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımızı canıgönülden tebrik ediyor, teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Uçak bakım alanında küresel ölçekte saygın konuma sahip THY Teknik AŞ, aynı zamanda çevreci havacılık uygulamaları konusunda da öncülük ediyor. Uçak parçalarının yeniden değerlendirilmesi, enerji kullanımının optimize edilmesi ve operasyonlarda oluşan atıkların azaltılması gibi yenilikçi çevreci girişimlerle şirket, havacılık sektörünün daha yeşil geleceğe ulaşmasına katkı sağlıyor.
- Köylülerin kengerden ürettiği sakızın kilogramı 5 bin liradan alıcı buluyor
Tunceli'nin Ovacık ilçesinde köylüler tarafından araziden toplanan kengerin kökündeki beyaz sıvı, kurutma ve gerekli temizleme işlemlerinden geçirilerek satışa sunuluyor. Munzur ile Mercan dağları arasında kurulu Ovacık'ta yetişen birçok bitki, yöre sakinlerine geçim ve besin kaynağı oluyor. İlçenin Koyungölü, Çakmaklı ve Paşadüzü köylerinde yaşayanlar da yıllardır kengerin kökündeki beyaz sıvıdan doğal yöntemlerle sakız üretiyor. Günün belirli saatlerinde araziye çıkan köylüler, ilk olarak çapa yardımıyla kurumuş kengerlerin kök kısmında çukur kazıyor. Ardından bitkinin gövde kısmını bıçakla kesen köylüler, sıvı haldeki beyaz özün toprağa sızarak güneşte kuruyup sakıza dönüşmesini sağlıyor. Sakızları zorlu mesaiyle atıklardan temizliyorlar Bir günlük bekleme süresinin ardından sakızı toplayan köylüler, eve getirdikleri ürünleri taş ve ot parçalarından temizlemek için de uğraş veriyor. Soğuk su altında taşla dövülüp sıcak suda bekletilen sakızlar, kirinden arındırıldıktan sonra satışa hazır hale getiriliyor. Kenger sakızı üretimiyle bilinen köydeki kadınlar, çevreleri ve akrabaları aracılığıyla kendilerine ulaşan müşterilere ürünü gönderiyor. Çakmaklı köyünde yaşayan Emine Sarıgül, AA muhabirine, genellikle temmuz ayında kenger sakızı üretiminin yapıldığını söyledi. Havaların sıcak olmasından dolayı sakız mesaisine geç başladığını ifade eden Sarıgül, "Sabah erkenden araziye gidip kengerin kökünü kazıyorum. Sütü aktıktan sonra ertesi gün tekrar gidip o kengerin kökündeki sakızı topluyorum. Eve getirip biraz biriktirdikten sonra bu defa sakızları yıkıyorum ve taşla dövüp kaynar suda bekletiyorum." dedi. "Güneşin karşısında çalışmak çok zor oluyor" Sarıgül, sakızları saatler süren çalışmayla temizleyip satışa hazır hale getirdiğini anlattı. Kenger sakızına yoğun talep olduğunu dile getiren Sarıgül, "Sakızın tanesini 50 liradan, kilogramını da 5 bin liradan satıyorum. Güneşin karşısında çalışmak çok zor oluyor ve bazen zor anlar yaşıyorum. Kenger sakızını çıkarırken kullanılan çapa insanı bayağı yoruyor. Özellikle sağlık sorunları olanlar ve kanser hastaları bizleri arayıp sipariş veriyor. Kenger sakızı çok sağlıklı bir şey." ifadelerini kullandı. Gülten Sarıgül de Ovacık'ta birçok kişinin kenger sakızı satarak gelir elde ettiğini ve ailesinin de bu işle uğraştığını belirtti. Evlendikten sonra kenger sakızı üretmeyi öğrendiğini söyleyen Sarıgül, "Ürettiğim sakızları satıp para kazandım ve çocuklarımın ihtiyaçlarını karşıladım. Doğaya çıkmak çok güzel. Özellikle biz kadınlar bazen evdeki işlerden bunalıyoruz. Ben de bu vesileyle kendimi dağlara atıyorum, kenger sakızı üreterek stres atıyorum." diye konuştu. Sağlığı korumaya yönelik faydaları var Munzur Üniversitesi Tunceli Meslek Yüksekokulu Tıbbi Hizmetler ve Teknikler Bölümü'nden Doç. Dr. Sevinç Aydın, kengerin Türkiye'nin farklı bölgelerinde yayılış gösterdiğini belirtti. Kengerin önemli bir besin kaynağı olduğuna ve tohumuyla ilgili çalışma yaptığına işaret eden Sevinç, şunları kaydetti: "Bitkinin kramplara, hazımsızlığa ve migrene iyi geldiği bilinmektedir. Ayrıca, karaciğer, safra yolu iltihapları, siroz, kabakulak, vitiligo, ishal, bronşit ve kronik karaciğer hastalıklarında etkili olduğu bilimsel yayınlarda rapor edilmiştir. Özellikle saplarının karaciğer koruyucu ve kan temizleyici olduğu, bitkinin hipoglisemik, anti-inflamatuar, antiparazit, antibakteriyel ve antioksidan etkilerinin de olduğu belirtilmiştir. Bunların yanı sıra diyabet, ağrı kesici, kramp çözücü, hazımsızlığı giderici, sinirleri güçlendirici ve migrene karşı oldukça yararlı olduğu da belirtilmektedir."
- Trafik kazasında bacaklarını kaybetti sporla hayata tutundu
Rize'de 22 yıl önce geçirdiği trafik kazası sonucu iki bacağını da kaybeden 34 yaşındaki Mustafa Beyaz, para tırmanışta Türkiye'yi uluslararası yarışlarda temsil edebilmek için engeline rağmen mücadeleyi bırakmıyor. Rize'de ikamet ettiği sırada 2003 yılında mahallede bisiklet sürerken otobüsün çarpması sonucu ağır yaralanan ve tedavi gördüğü süreçte iki bacağını da diz üstünden kaybeden Beyaz, sporla yaşama tutundu. İlk olarak başladığı su altı dalış sporunda 2019'da Antalya'nın Kaş ilçesinde 7 ülkeden 43 sporcunun katıldığı 3. CMAS-TSSF "Kaş Başka" Serbest Dalış Outdoor Dünya Kupası ile TSSF Serbest Dalış Deniz Bireysel Türkiye Şampiyonası'nda 1 dakika 18 saniyede 28 metreye dalarak 6. sırada yer aldı. Daha sonra para tırmanış branşına ilgi duyan Beyaz, bu yıl ilki Muş'ta, ikincisi de Nevşehir'de gerçekleştirilen Türkiye şampiyonalarında Büyük Erkek AL1 kategorisinde Türkiye birinciliği elde etti. Beyaz, para tırmanışta milli takım formasıyla Avrupa ve dünya şampiyonalarında katılarak dereceler elde etmeyi hedefliyor. "Mental ve fiziksel olarak çok daha çevik hissediyorum" Engelli sporcu Mustafa Beyaz, geçirdiği kazanın ardından yaşadığı zor günlere, sporla tanışarak veda ettiğini söyledi. Sporun hayatında önemli bir yere sahip olduğunu dile getiren Beyaz, sosyal medya hesabı için dağ yaşamını konu alan kamp videoları çektiğini, tırmanış sporuna olan ilgisinin bu şekilde geliştiğini anlattı. Türkiye Dağcılık Federasyonunun faaliyetlerini öğrendikten sonra para tırmanışa yöneldiğini ifade eden Beyaz, şöyle konuştu: "Ben sonradan engelli bir birey olarak hayatın her zaman yaşamaya değer olduğunu düşünüyorum. Zaten sevdiğim bir branş olduğu için bu alanda Türkiye'yi gayet güzel bir şekilde temsil edebileceğimi düşündüm. Spor insana bir amaç elde ettiriyor. Amaç olduğunda da insan kendini motive edebiliyor. Bir amacınız ve geminin de rotası yoksa savrulmaya mahkum olursunuz. Spor benim için çok önemli. Mental ve fiziksel olarak çok daha çevik hissediyorum. Herkesin içinde bir cevher vardır. Herkesin bir tutkusu olması gerekiyor." En büyük hedefi 2028 Paralimpik Oyunları Bu alanda ter dökmekten memnun olduğunu, Gençlik ve Spor Bakanlığınca kendilerine antrenman yapabilecekleri alan ve imkanların da sunulduğunu dile getiren Beyaz, "Aslında Türkiye Şampiyonası'ndan sonraki aşamada hedefim, Los Angeles 2028 Paralimpik Oyunları'nda Türkiye'yi temsil etmek olacak. En büyük hayalim bu zaten." diye konuştu.
- Tokat’tan İzmir’e Uzanan Bir Hayal: Gökhan Çıkrıkçıoğlu’nun Fotoğraf Yolculuğu
1990 yılında Tokat’ın Turhal ilçesinde dünyaya gelen Gökhan Çıkrıkçıoğlu, çocuk yaşta hayatın zorluklarıyla tanıştı. Manevi sıkıntılar nedeniyle İzmir’e yerleşmek zorunda kaldı ve 1,5 yıl boyunca anne ve babasından uzak kalarak amcası ve cici annesinin yanında büyüdü. Ortaokulu bitirdikten sonra ailesinin yanına İzmir’e dönen Çıkrıkçıoğlu’nun fotoğrafçılık serüveni 13 yaşında başladı. Düğün salonlarında orkestraların paralarını yerden toplayarak başladığı bu yolculukta, kısa sürede eline kamera aldı. Genç yaşına rağmen İzmir’de neredeyse çalışmadığı fotoğraf stüdyosu kalmadı. Yaz sezonlarında Çeşme’de yaptığı çekimlerle büyük beğeni kazandı ve kısa sürede “Çeşme’nin göz bebeği” olarak anıldı. Bu başarı, onun hayallerine ulaşma yolunda en büyük motivasyon kaynağı oldu. Askerlik dönüşünde en büyük hayaline kavuştu. 22 yaşında kendi iş yerini açtı ve o günden bu yana yüzlerce çiftin düğün hikâyesini fotoğrafları ve videolarıyla ölümsüzleştirdi. Bugün İzmir’in en çok tercih edilen düğün ve aile fotoğrafçılarından biri olan Gökhan Çıkrıkçıoğlu, yalnızca kareler çekmiyor; masalları anılara dönüştürüyor. “Masalınızın içinde bir anı tutmak isterseniz, kalbim ve kameram yanınızda” sözleri, hem onun mesleğe bakışını hem de hayat felsefesini en iyi şekilde yansıtıyor.











