Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Konya'da sanayiden ringe uzanan başarı hikayesi: Dünya Kupası şampiyonu oldu
Konya'da sanayide kaportacılık yapan Tamer Kurt, sabah işte çalışıp akşam yaptığı antrenmanla hazırlandığı Dünya Kupası'nda kick boksta rakiplerimi eleyerek şampiyon oldu. Sanayide ustalaşmayı da hedefleyen sporcu, hem mesleğinde hem sporda zirveye çıkmak istediğini söyledi. Konya'da oto sanayide kaportacılık yapan Tamer Kurt, bir yandan da merak üzerine başladığı kick boksta kendini geliştirerek başarı elde etti. Sabah saatlerinde sanayide çalışan, akşamlarını ise antrenman salonunda geçiren Selçuklu Belediyespor Kulübünün milli sporcusu Tamer Kurt, Hindistan'da gerçekleştirilen Dünya Kupası'nda 60 kilo full contact gençler kategorisinde şampiyon oldu. "Sabahları iş, akşamları antrenman" Spora başlamadan önce kardeşiyle sürekli kavga ettiğini ve bu nedenle ailesinin boksa gitmesine karşı olduğunu anlatan milli sporcu 17 yaşındaki Tamer Kurt, "Sabahları iş, akşamları antrenman şeklinde hayatımı devam ettiriyorum. Küçükken kardeşimle çok kavga ederdik. Sürekli kardeşimi döverdim. Babam da bu yüzden spora ilk başta sıcak bakmadı, daha çok kavga edeceğimi düşündü. Tam aksine spora başlayınca ne kavga ettim, ne de mevzu yaptım. Hep ılımlı bir insan olmaya çalıştım. Kavgadan çekindim, kavga edenlerden uzak oldum. Sanayide kaportacıyım. Çoğu insan yaptığımın çok zor bir şey olduğunu söylüyor, beni tebrik ediyor. Çok azimli olduğumu söylüyorlar bu da benim çok hoşuma gidiyor ve daha azimli oluyorum, daha çok çalışıyorum. Bu sporda pek bir hedefim yoktu, dövüşmeyi öğrenmek istiyordum. Sonrasında baktığım sporun daha ciddi ve biraz daha resmi bir spor olduğunu öğrendim. Salonumuzdaki abiler, ablalar güzel dereceler elde edip salonumuza dönüş yaptığı zaman çok heves ettim. Ben de onlar gibi derece elde etmek istedim. Sonrasında yavaş yavaş küçük maçlardan, büyük maçlara doğru çalışarak, çabalayarak, şampiyon olarak geldim. Şampiyon oldukça daha iyisini yapasım geldi. Çok çalıştım, daha iyilerini elde ettim Allah'a şükür" dedi."İleride kaportacı olarak dükkan açmayı düşünüyorum" Azimle çalıştığı alanda hedeflerini anlatan Tamer Kurt, "Geçtiğimiz aylarda Hindistan'da gerçekleşen Dünya Kupası'nda rakiplerimi eleyerek kick boks 60 kilo full contact alanında gençlerde şampiyon oldum. Hedefim dünya şampiyonu olmak, en zirveyi görmek. Sonrasında ileriki maçlara da aynı şekilde, her girdiğim maçta güzel bir derece, güzel bir şampiyonluk elde etmek istiyorum. İleride kaportacı olarak dükkan açmayı düşünüyorum. Kendimi sanayi alanında biraz daha geliştirmeyi isterim hedefim o. İki alanda da hedefim var, sanayide çok güzel bir usta olup dükkan açıp ismimi duyurmak, sporda ise dünya şampiyonu olmak, büyük kitlelere hitap etmek isterim" ifadelerini kullandı."Bu sürecin sonunda şampiyonluğa, başarıya ulaştık" Selçuklu Belediyesi Kickboks antrenörü Fatih Koçyiğit ise, "Tamer'i biz spor okullarından seçtik. Yetenekli bir çocuktu. Altyapı takımına aldık. Altyapı takımından A takımına geçti. Ardından maçlara, müsabakalara girdi ve Türkiye şampiyonu oldu, Milli takıma girdi. Milli takımda Hindistan'da düzenlenen Dünya Kupası'nda şampiyon oldu. Tabii bu azim, çalışma, artı kendisi ekstradan gündüzleri sanayide çalışıyor. Sanayiden çıkıp antrenmana geliyor, antrenman yapıyoruz beraber ardından bu sürecin sonunda şampiyonluğa, başarıya ulaştık" diye konuştu.
- Bahçedeki ilkel kazandan Avrupa'ya uzanan 30 yıllık başarı hikayesi
Antalya'nın Akseki ilçesinde yaşayan Abdullah Güven, Toroslar'da yetişen 31 farklı bitkiden doğal yağ üreterek ürünlerini Türkiye'nin 81 iline ve Avrupa'ya gönderiyor. Antalya'nın Akseki ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki Abdullah Güven, Toros Dağları'ndan topladığı şifalı bitkilerden ürettiği doğal yağlarla hem Türkiye'ye hem de Avrupa'ya ulaşarak ekonomiye katkı sağlıyor. Yaklaşık 30 yıldır bitki yağları üreten Güven, ilk yıllarda bakır kazanlarda ilkel yöntemlerle yalnızca kekik yağı çıkarırken bugün modern sistemlerle 31 çeşit bitkiden doğal yağ elde ediyor. Üretilen yağların gramı 4 lira ile 18 lira arasında değişirken en pahalı yağlar gramı 18 lira olan kekik, andız, ardıç, sedir, elma yağı. Üretime başladığı ilk yıllarda özellikle kekik bitkisini kurutup satan, ardından evinin bahçesinde son derece ilkel ortamlarda kazanda kaynattığı kekik bitkisini damıtarak yağını almaya başlayan Güven, aradan geçen 30 yıllık sürede Kekik bitkisinin yanına 30 bitki daha ekleyerek tesisleşti. Son olarak incir çekirdeği yağını da çıkarmaya başlayan Güven bugün Toroslarda yetişen 31 bitkinin yağını çıkartıp kargoyla tüm ülkeye gönderiyor. "EN FAZLA KEKİK YAĞI ÜRETİYORUZ" En çok kekik yağı ürettiklerini ve en fazla talebin de kekik yağına olduğunu belirten Abdullah Güven, yağ üretiminin zahmetli bir süreç olduğunu dile getirdi. Güven, "Yağ çıkarmak oldukça zahmetli ve zor bir iştir. Toroslarda yetişen bitkilerin ayrı bir lezzeti ve şifası vardır. İnsanlara faydalı olmaya çalışıyoruz. Bunun için de memnunuz. Yaptığımız yağların içinde en fazla kekik yağı üretiyoruz. Kekik yağının satışı daha çok. İnsanlar kekik yağını daha fazla tüketiyorlar" dedi. "AKSEKİ KEKİĞİNE DÜNYA ÇAPINDA ÖVGÜ" Akseki'de yetişen kekiklerin kalitesine dikkat çeken Güven, bölgenin iklimi ve doğasının bitkilere eşsiz aroma kattığını söyledi. Akdeniz Üniversitesi akademisyenlerinin yıllarca bölgedeki kekikler üzerine çalışma yaptığını aktaran Güven, "Bizim yöremizde yetişen kekiklerin yağı incelenmiştir. Almanya'da da çalışmalar yapılmıştır. Türkiye'nin birçok yerinden alınan numuneler arasında en iyisinin Akseki'de yetiştiği söylenmiştir. Buradaki iklim çok farklı olduğu için bitkilerin aroması ve kalitesi de çok güzel oluyor" diye konuştu. "KAZANDA YAĞ 4 SAATTE ÇIKIYOR" Bitki yağlarının üretim süreci hakkında bilgi veren Abdullah Güven, kazanlarda yapılan işlemlerin saatler sürdüğünü belirterek "Kazanlara bazen 80-100 kilogram, bazen de 300 kilogram bitki atıyoruz. Yapraklı türlerde miktar daha az oluyor. Bitkileri 100-120 derece arasında kaynatıyoruz. Yaklaşık bir saat sonra yağ vermeye başlıyor. Üç saat boyunca devam ediyor ve toplam 4 saatte yağ tamamen çıkmış oluyor" ifadelerini kullandı. "HER YAĞIN AYRI BİR ŞİFASI VAR" Ürettiği 31 çeşit yağın farklı alanlarda kullanıldığını belirten Güven, vatandaşlardan olumlu dönüşler aldıklarını söyledi. Kekik yağının üşütme ve virüslere karşı tercih edildiğini anlatan Güven, lavanta yağının rahat uyumaya yardımcı olduğunu, nane yağının mide bulantısına ve ağız yaralarına iyi geldiğini ifade etti. Okaliptüs yağının nefes açıcı ve sinek kovucu özelliği bulunduğunu belirten Güven, ardıç yağının eklem ağrıları ile nefes darlığına iyi geldiğinin bilindiğini anlattı. Menengiç yağının bağışıklık sistemini güçlendirdiğini dile getiren Güven, "Bizim yağlarımız doğal olduğu için halk daha çok tercih ediyor. Alan vatandaşlar sürekli yeniden sipariş veriyor. Türkiye'nin her yerine kargo ile gönderiyoruz. İnsanlara şifa dağıttığımız için mutluyuz" dedi. "İNCİR ÇEKİRDEĞİ YAĞI DA ÜRETMEYE BAŞLADI" Daha önce 30 çeşit bitki ve tohumdan yağ çıkaran Abdullah Güven, son olarak incir çekirdeği yağı üretimine başladığını belirtti. Vatandaşlardan olumlu geri dönüşler aldığını ifade eden Güven, özellikle çocuk sahibi olmak isteyen ailelerin kendilerine teşekkür ettiğini söyledi. "BU İŞİ BÜYÜTECEĞİZ" Oğlu ile birlikte sürekli yeni bitkiler üzerine araştırmalar yaptıklarını belirten Güven, Toros Dağları'ndaki hangi bitkilerden yağ çıkarabiliriz diye sürekli araştırmalar yapıyoruz. Bu işi büyüteceğiz. Büyük bir fabrika yapacağız. Ruhsatını aldık. Hedefimde ve hayalimde hep bu vardı. O hedefime ulaşarak ülke ekonomisine katkı sağlamak istiyorum" diye konuştu.
- Köylüler tarlasından servet topluyor: Eken 3 ayda evini, arabasını alıyor
Geleneksel tarımı bir kenara bırakıp o gizemli meyveye şans verdiler, sadece 3 ayda yatırımlarını dörde katladılar. Bir zamanlar "geçinemiyoruz" diyen köylüler, şimdi tarlalarından fışkıran servetin keyfini sürüyor. İşte kısa sürede lüks hayatın kapısını aralayan o üretimin detayları... Tarım dünyası, bugünlerde ezber bozan ve duyanları hayrete düşüren bir başarı hikayesini konuşuyor. Yıllarca pirinç ve mısır ekerek sadece karınlarını doyurabilen üreticiler, rotayı egzotik bir ürüne kırınca adeta zenginliğin kapısını araladı. Hindistan’ın Kundhei köyünde başlayan bu tarım devrimi, geleneksel yöntemleri bir kenara itenlerin nasıl kısa sürede sınıf atlayabileceğini gözler önüne seriyor. Köylüleri birer iş insanına dönüştüren ve tarlalardan servet fışkırmasını sağlayan bu formülün arkasında ise tek bir ürün var: Tayvan Mucizesi Sarı Karpuz! YATIRIMINI SADECE 3 AYDA 4'E KATLADI 2021 yılında küçük bir deneme üretimiyle başlayan bu serüven, şimdilerde adeta tam zamanlı bir darphaneye dönüşmüş durumda. Çiftçilerin paylaştığı gelir tablosu ise kelimenin tam anlamıyla dudak uçuklatıyor. Geleneksel mahsullerin yanına bile yaklaşamadığı bu kazançlı sistem şu şekilde işliyor: Düşük Sermaye, Dev Ciro: Sadece 50 bin rupilik bir başlangıç maliyeti, sezon sonunda tam 200 bin rupilik bir gelire ulaşıyor. Net Kâr Rekoru: Tüm masraflar çıktıktan sonra 3 ay gibi kısa bir sürede elde edilen 150 bin rupilik net kâr, bölgede daha önce görülmemiş bir rekor olarak kabul ediliyor. Çifte Kazanç Kapısı: Hızlıca hasat edilen karpuzların ardından arazi hemen pirinç ekimine hazır hale geliyor. Böylece çiftçiler, tek bir araziden yılda iki kez büyük gelir elde ediyor. BİR-İKİ HASAT SONRA LÜKS HAYAT BAŞLIYOR Üreticiler, Tayvan mucizesi olarak bilinen bu egzotik meyvenin kilogram fiyatının, yerel kırmızı karpuzları tam ikiye katladığını belirtiyor. Hasat döneminde yaşanan yoğun talep ve yüksek kâr marjı, üreticilerin yüzünü güldürüyor. Üretim alanını genişleten çiftçiler için artık ev ya da araba sahibi olmak yıllarca süren bir hayal değil; sadece bir-iki hasatlık, yani 15 günlük bir süreç haline gelmiş durumda. "Aarohi" ve "Vishala" gibi özel türlerle tarlalarını donatan köylüler, tarımda inovasyonun gücünü kanıtlıyor. PEKİ, BU KARPUZU BU KADAR DEĞERLİ KILAN NE? Piyasadaki diğer ürünleri gölgede bırakan ve alıcıların kapış kapış aldığı sarı karpuzun sırrı üç temel özelliğe dayanıyor. İlk olarak, bu ürün tam bir görsel şölen sunuyor. Dışı klasik yeşil olsa da kesildiğinde ortaya çıkan parlak sarı renk, lüks restoranların ve sofraların yeni gözdesi haline gelmesini sağlıyor. İkinci olarak, bal gibi tadıyla öne çıkıyor. Geleneksel kırmızı karpuzlara oranla çok daha yüksek bir şeker ve aroma oranına sahip olması, tüketici talebini patlatıyor. Son olarak ise hızlı döngüsüyle üreticisini zengin ediyor. Ekildikten sadece 90 gün sonra hasada hazır hale gelmesi, çiftçilere yılda birden fazla kez büyük ciro yapma imkanı tanıyor. Kundhei köyünün yazdığı bu başarı hikayesi, doğru ürünü doğru teknikle toprakla buluştururan her üreticinin kısa sürede nasıl bir servet biriktirebileceğinin en net kanıtı olarak literatüre geçiyor.
- Baba-oğul birlikte büyüttü: Bakkaldan market zincirine evrilen süreci anlattılar
Yozgat'ın Çandır ilçesinde 1986 yılında küçük bir bakkal olarak başlayan esnaflık hikayesi, bugün Seç Market çatısı altında iki kuşağın birlikte büyüttüğü modern bir markete dönüştü. Çandır'da yaşayan Sebahattin Yüceer, yaklaşık 40 yıl önce açtığı bakkal dükkanıyla esnaflığa adım attı. Uzun yıllar mahalle esnafı olarak hizmet veren Sebahattin Bey, 2019 yılında işleri oğlu Mustafa Yüceer'e devretti. Perakende sektöründeki dönüşüm ve artan rekabet koşullarıyla birlikte baba-oğul, daha güçlü ve sürdürülebilir bir yapı için Yıldız Holding perakende grubu çatısı altında faaliyet gösteren Seç Market sistemine dahil olmaya karar verdi. 2023 yılında mağaza Seç Market'e dönüştü. "KURUMSALLAŞMA ADINA SEÇ MARKET'İ TERCİH ETTİK" Baba Sebahattin Yüceer dönüşüm sürecini şu sözlerle anlattı: "1986 yılında bu dükkanda bakkaliyeye başladım. 2019 yılında oğlum Mustafa'ya devrettim. Aradan birkaç yıl geçince kurumsallaşma adına Seç Market'i tercih ettik." Küçük yaşlardan itibaren babasının yanında çalışarak esnaflığı öğrenen Mustafa Yüceer ise Seç Market'e geçişin yalnızca bir tabela değişimi olmadığını ifade etti. Mustafa Yüceer, dönüşüm sonrasında ürün çeşitliliğinden operasyonel süreçlere kadar birçok alanda gelişim yaşadıklarını belirterek şunları söyledi: "Yaklaşık 5 yaşından beri bu sektörün içindeyim. 2019 yılında işleri babamdan devraldım, 2023 yılında Seç Market iş ortaklığıyla mağazamızı açtık. Biz Yıldız Holding'i zaten biliyorduk ve güveniyorduk. Bu nedenle mağazamızı gönül rahatlığıyla kurduk. Seç'e geçtikten sonra ürün çeşitliliğimiz ve müşteri güveni arttı. Uzun yıllardır bu işi yapıyorduk ama aslında bildiğimiz, işin sadece yüzde 20'siymiş. Yüzde 80'ini Seç'ten öğrendik." "78 FARKLI TOPTANCI YERİNE TEK SİSTEMLE ÇALIŞIYORUZ" Daha önce çok sayıda toptancıyla çalıştıklarını ifade eden Mustafa Yüceer, Seç Market'in dijital altyapısı ve tedarik sistemi sayesinde operasyonel yüklerinin önemli ölçüde azaldığını belirtti. "Eskiden 78 tane toptancımız vardı. Günümüz, müşteriden çok toptancılarla geçiyordu. Şimdi ise tek bir sistem üzerinden binlerce ürüne ulaşabiliyoruz. Seç Portal sayesinde ürünleri, stokları ve satışları cep telefonumuzdan takip edebiliyoruz. Bu sistem bize zaman ve verimlilik kazandırdı." "HEM BİZ KAZANIYORUZ HEM MÜŞTERİLERİMİZ KAZANIYOR" Seç Market'in kurumsal yapısının hem kendilerini perakende sektöründeki yoğun rekabette güçlendirdiğini hem de müşteri güvenini ve mağazaya ilgisini artırdığını belirten Mustafa Yüceer sözlerini şöyle sürdürdü: "Günümüz şartlarında perakende sektöründe ayakta kalmak çok zor. Özellikle işi kurumsal bir yapı içinde yürütmezseniz ayakta kalmanız neredeyse imkansız. Seç Market burada devreye girerek bize büyük ulusal zincir marketlerle rekabet şansı veriyor. Müşterimiz uygun fiyatlarımızla, ürünlerin tazeliğiyle, çeşitliliğiyle kazanıyor. Biz de müşterilerimizi mutlu gördükçe mutlu oluyoruz." Seç Market Genel Müdürü Furkan Akiner: "Esnaflık kültürünün geleceğe taşınmasına katkı sunuyoruz" Seç Market Genel Müdürü Furkan Akiner, Yüceer ailesinin hikayesinin Seç Market iş modelinin Anadolu'daki güçlü örneklerinden biri olduğunu belirterek şu değerlendirmede bulundu: "Baba-oğul esnaflık yapan Sebahattin Bey ve Mustafa Bey'in hikayesi, mahalle esnafının değişen perakende dünyasında nasıl güçlenebileceğini gösteren çok kıymetli bir örnek. 40 yılı aşan esnaflık yolculuğu bugün ikinci kuşakla birlikte güçlenerek devam ediyor. Seç Market olarak 'esnaf sıcaklığında modern perakende' anlayışıyla yerel esnafın kendi kimliğini ve mahalle kültürünü koruyarak daha güçlü bir yapıya kavuşmasını hedefliyoruz. Esnaf kendi işinin sahibi olmaya devam ederken güçlü tedarik altyapısı, dijital çözümler, operasyonel destek ve ürün çeşitliliği gibi modern perakendenin avantajlarından faydalanıyor. Biz yalnızca bir mağaza dönüşümüne değil, nesiller boyu süren esnaflık kültürünün geleceğe taşınmasına da katkı sunuyoruz. Önümüzdeki dönemde de Türkiye'nin dört bir yanında esnafımızla omuz omuza vererek, esnaflık kültürünü yaşatan ve nesilden nesile aktaran bu tür ilham verici hikayelerin sayısını artırmayı hedefliyoruz."
- ChatGPT'nin kullanıma sunulmasından bu yana yüksek başarı gösteren öğrenci sayısı arttı.
ChatGPT'nin ortaya çıkışından bu yana ABD'deki üniversite öğrencilerinin akademik başarıları hızla artıyor ve bu durum yapay zekanın eğitimde "not şişirmesine" neden olduğu endişelerini artırıyor. ABD'de yapılan yeni bir çalışma, ChatGPT'nin ortaya çıkışından bu yana üniversitede A notu (iyi ila mükemmel) alan öğrenci sayısının önemli ölçüde arttığını gösteriyor ve bu durum yapay zekanın eğitimde "not enflasyonuna" katkıda bulunduğu endişelerini artırıyor. Araştırmanın yazarı, Kaliforniya Üniversitesi Berkeley'den Profesör Igor Chirikov, Axios'a verdiği demeçte, "Daha önce C notu alan öğrencilerin artık A notu aldığını görüyoruz" dedi. Yapay zekâ, öğrenme ve araştırmayı etkili bir şekilde destekleyebilir, ancak yanlış kullanıldığında olumsuz sonuçlara da yol açabilir. (Görsel: Getty Images) Yapay zekâ, öğrenme ve araştırmayı etkili bir şekilde destekleyebilir, ancak yanlış kullanıldığında olumsuz sonuçlara da yol açabilir. (Görsel: Getty Images) Bu çalışma, ABD'nin Teksas eyaletindeki büyük bir araştırma üniversitesinde 2018'den 2025'e kadar olan sınav puanı verilerini analiz etmektedir. Sonuçlar, ChatGPT'nin 2022 sonlarında piyasaya sürülmesinden bu yana, İngilizce kompozisyon yazımı veya programlama gibi yapay zekanın öğrenmeyi etkili bir şekilde destekleyebildiği konularda A notu sayısının yaklaşık %30 arttığını göstermektedir. Öte yandan, heykelcilik veya laboratuvar çalışmaları gibi yapay zekanın uygulanmasının zor olduğu konularda puanlarda neredeyse hiç önemli bir değişiklik görülmedi. Sayın Chirikov çalışmada üniversitenin adını açıklamadı, ancak üniversitenin yüksek kabul standartlarına sahip ve çeşitli alanlarda 50.000'den fazla öğrencisi bulunan bir üniversite olduğunu belirtti. "Bunun sadece bir üniversiteye özgü bir sorun olduğunu düşünmüyorum. Bu eğilim tüm yükseköğretim sisteminde görülüyor," dedi Chirikov. Profesör, "not şişirmesi" olgusunun aslında 2000'li yılların başından beri var olduğunu, ancak yapay zekanın bu eğilimi, özellikle ödevlere büyük ölçüde dayanan derslerde, daha da kötüleştirdiğini sözlerine ekledi. Denetimsiz ödevler, öğrencilerin çalışmalarını tamamlamada yapay zekâ desteğinden yararlanmaları için elverişli bir ortam sağlar. Chirikov, yapay zekanın yanı sıra, bunun nedenlerinden birinin de öğretim görevlileri üzerindeki baskıdan kaynaklandığına inanıyor. Amerika Birleşik Devletleri'ndeki birçok üniversitede, öğrenci değerlendirmeleri öğretim üyelerinin terfi veya sözleşme yenileme fırsatlarını etkileyebildiğinden, bazı üniversiteler bu konuda daha hoşgörülü davranmaktadır. Biraz daha yüksek not vermek, velilerden ve öğrencilerden gelen şikayetleri azaltmaya yardımcı olur. Ortalama not daha yüksek olduğunda okulun imajı da daha iyi olur. Profesör Chirikov, "Yapay zekâ ortaya çıkmadan önce bile birçok öğrenci A notu almak için kolay dersleri seçiyordu. Yapay zekâ bu eğilimi daha da güçlendirdi," derken, yapay zekânın akademik performansı etkilemesini önleyecek "sihirli bir çözüm" olmadığını da kabul etti. Yapay zekâ destekli sınavların yaygınlaşmasıyla birlikte, birçok öğretim görevlisi kopya çekmeyi önlemek için sınav yöntemlerini değiştirmeye başladı; örneğin öğrencilerden elle yazmalarını veya yüz yüze sözlü sınavlara girmelerini istemeye başladılar. Ancak Chirikov, yapay zekayı eğitimden tamamen ortadan kaldırma girişiminin uzun vadede mümkün olmadığını savunuyor. Üniversitelerin, öğrencilerin yapay zekayı kullanmalarına olanak tanıyan yeni ödev türleri geliştirmeleri gerekiyor, ancak bu teknolojinin öğrenme sürecinde nasıl kullanıldığı konusunda şeffaf olmaları şart. "Yapay zekâ entegre edilmiş ödevleri tasarlarken daha yaratıcı olmalıyız," dedi. "Öğrenciler büyük dil modelleri kullanabilirler, ancak bunları nasıl kullandıklarını açıkça açıklamaları gerekiyor." Zor olsa da, Chirikov, yükseköğretimin teknolojiyi yasaklamaya çalışmak yerine yapay zekâ çağına uyum sağlamaya daha fazla yatırım yapması gerektiğini vurguladı. Kaynak: https://vtcnews.vn/sinh-vien-gioi-gia-tang-ke-tu-khi-chatgpt-xuat-hien-ar1018838.html
- Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor
Çorumlu 2 çocuk annesi kadın girişimci köyüne üretim tesisi kurdu. Hem atık malzemeleri değerlendiriyor hem de katma değer sağlıyor. Devletten 3.9 milyon TL'lik hibe desteği alarak işe başlayan Ebru Zorlu, bir tane bile fazladan ağaç kesilmesine gerek kalmadan üretim yapıldığına dikkat çekiyor. Yılda 6 bin ton üretim yapılıyor ancak talebi karşılayabilmek için 12 bin tonluk üretim hedefi bulunuyor. İşte genç girişimcinin ilham veren hikayesi.... Çorum'da ailesinin 1996 yılından beri sürdürdüğü kereste üretimi ve ahşap ev yapımı işinden artan ahşap atıkları değerlendirmek isteyen 2 çocuk annesi genç yatırımcı Ebru Zorlu, pelet üretim tesisi kurmaya başladı. Zorlu, devlet desteği almak için Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'na (TKDK) başvurdu. IPARD II 11. Başvuru Çağrı Döneminde projesi desteklenen Ebru Zorlu, 7,2 milyon liralık yatırımı için 3,9 milyon lira hibe desteği aldı. Çorum Merkez ilçesine bağlı Kayaca köyü mevkiinde tesisisi kuran Zorlu, 2023 yılının sonunda üretime başladı. Tesiste ekonomik değeri kalmayan kereste atıklarını katma değerli ürüne dönüştürülerek hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de doğanın korunmasında büyük rol oynuyor. Bir yakının tavsiyesi üzerine devlet desteği olduğunu öğrendiğini belirten Ebru Zorlu, “Ailem 1996 yılından beri her türden kereste üretimi ve ahşap ev yapımı işi ile uğraşıyor. Bu üretimleri gerçekleştirirken ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi amacıyla pelet üretim işine yatırım yapmaya karar verdik. TKDK'dan, hayvancılık tesisi kuran bir yakınımızın ‘birçok sektöre destek veriyorlar, gidin görüşün' demesiyle haberdar olduk. Projemizi anlattığımızda katma değerli ürünler sektörüne başvuru yapabileceğimizi söylediler. Projemiz tamamlanana kadar hep yardımcı oldular” dedi. Tesiste yapılan üretim için fazladan ağaç kesilmesine gerek kalmadığını kaydeden Zorlu, Tesisimizde çam kerestesi üretimimiz sırasında ortaya çıkan ekonomik değeri olmayan kereste atıkları ve talaşı üretim ortamından uzaklaştırarak depolamak için ayrıca bir zaman, işgücü ve para harcıyorduk. Ya da isteyenlere veriyorduk. Şimdi bu atıklar pelet üretim tesisimizin hammaddesi oldu. Orman ürünleri işleyen diğer tesislerin atıklarını da çok uygun fiyatlarla satın almak suretiyle onlarında atıklarından kurtulmalarına ve aynı zamanda para kazanmalarına vesile oluyoruz. Pelet üretimimizde hammadde teminimiz orman ürünlerinin atıklarının değerlendirilmesi ve geri dönüşümüne dayandığından dolayı bizim tesisimizin ihtiyacı için bir tane bile ağacın fazladan kesilmesi gerekmiyor. Yatırımımızla hem kendi atık çam tomruk, kereste parçalarını ve talaşlarını hem de diğer tesislerde ortaya çıkan atıkları alıp çam peletine dönüştürüyoruz” diye konuştu. 15 kişinin tesiste istihdam edildiğini kaydeden Zorlu, “2023 yılı biterken yatırımımızı tamamladık ve pelet üretimine başladık. Şuan tesisimizde kereste imalatı ve pelet üretimi bölümlerimizde 15 çalışanımızla, tek vardiyada yılda 6 bin ton pelet üretimi yapıyoruz. Müşteri kitlemiz çoğaldıkça iki vardiya ile çalıştığımızda üretim kapasitemiz yıllık 12 bin tona çıkacak. Ev kullanıcıları için 6 milimetre, endüstriyel tesislerde kullanılmak üzere de 8 milimetre boyutlu, hiçbir kimyasal katkı kullanmadan, yüzde yüz çam odunu ve kereste artıklarından elde ettiğimiz çam talaşından pelet üretiyoruz. Ürünümüz için Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ve Avrupa Birliğine (AB) ihraç sertifikaları aldık. Şimdilik genellikle Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illerde bulunan müşterilerimize satış yapıyoruz” şeklinde konuştu.
- Muz lifinden ayakkabı üreten kadın girişimci dünyaya açıldı
Mersin’in Bozyazı ilçesinde yaşayan girişimci Beste Cercis, muz ağaçlarının atık olarak görülen liflerini değerlendirerek çevre dostu ayakkabılar üretiyor. Geleneksel yöntemleri modern tasarımla buluşturan bu girişim, sürdürülebilir üretim anlayışıyla dikkat çekiyor. Ailesiyle birlikte Bozyazı’ya yerleşen Cercis, bölgede muz ağaçlarının liflerinden geçmişte yararlanıldığını fark etti. Yörede yaşayan kadınların, muz ağacının atık gövdesinden lif elde ettiğini ancak zamanla bu geleneğin terk edildiğini öğrenen Cercis, bu potansiyeli yeniden canlandırarak ekonomik değere dönüştürdü. KOSGEB DESTEĞİYLE GİRİŞİM HAYATA GEÇTİ Girişimcilik eğitimlerine katılan Cercis, muz liflerinden ürün geliştirme fikrini KOSGEB desteğiyle hayata geçirdi. Yaptığı AR-GE çalışmaları sonucunda üretim sürecini şekillendiren girişimci, Bozyazı’daki atölyesinde kadın istihdamına da katkı sağlıyor. GELENEKSEL EL EMEĞİYLE ÜRETİLİYOR Üretim sürecinde muz ağaçlarının yılda bir kez meyve verdikten sonra atıl kalan gövdeleri kullanılıyor. Bu gövdeler lif haline getirilerek kadınlar tarafından dokuma, eğirme ve bükme gibi geleneksel yöntemlerle işleniyor. Hazırlanan materyaller, Ankara’daki ustalar tarafından farklı tasarımlara sahip ayakkabılara dönüştürülüyor. SIFIR ATIK VE PATENTLİ TASARIMLAR Cercis, geri dönüşüm odaklı yaklaşımını tasarımla birleştirerek kendi markası altında patentli ürünler geliştirdiğini belirtiyor. Üretilen ayakkabılar aynı zamanda sıfır atık sertifikasıyla belgeleniyor. Bu yönüyle girişim, çevre dostu üretim modelleri arasında öne çıkıyor. ULUSLARARASI PLATFORMDA TANITIM Girişimin hikayesi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından yürütülen “Anadoludakiler Projesi” kapsamında da yer aldı. Ürünler ayrıca Birleşmiş Milletler toplantıları çerçevesinde New York’taki Türkevi’nde düzenlenen sıfır atık temalı sergide sergilendi. Bu etkinlikte ürünlerin uluslararası katılımcılara tanıtılması, markanın bilinirliğini artırdı. YURT DIŞINDAN TALEP ARTIYOR Cercis, kurduğu e-ticaret altyapısıyla ürünlerini hem yurt içinde hem de yurt dışında satışa sundu. Özellikle Körfez ülkelerinden gelen talebin artması dikkat çekti. Girişimci, kamu destekleri ve kredi imkanlarıyla işini büyütmeye devam ettiğini ifade etti. KADIN GİRİŞİMCİLERE ÇAĞRI Sıfır sermayeyle başladığı bu yolculukta önemli bir mesafe kat ettiğini belirten Cercis, özellikle kadın girişimcilere verilen teşviklerden çekinmeden yararlanmaları çağrısında bulundu. Sürekli gelişim ve üretim odaklı yaklaşımın başarıda belirleyici olduğunu vurguladı.
- Tarladan şampiyonluğa uzanan yol:
Trakya'nın küçük bir köyünde başlayan ve minderde Avrupa’nın zirvesine uzanan muazzam bir başarı öyküsü, tüm Türk kadınlarına ilham kaynağı oluyor. Tarladan şampiyonluğa uzanan yol: Kıymet Rümeysa Tezcan Avrupa Şampiyonu! Trakya'nın küçük bir köyünde başlayan ve minderde Avrupa’nın zirvesine uzanan muazzam bir başarı öyküsü, tüm Türk kadınlarına ilham kaynağı oluyor. Kalıpları ve önyargıları yıkarak şampiyonluk kürsüsüne çıkan Kıymet Rümeysa Tezcan, azmin ve aile desteğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya kanıtladı. Bulgaristan’da düzenlenen U17 Avrupa Güreş Şampiyonası’nda altın madalya kazanarak Avrupa Şampiyonu olan Kıymet Rümeysa Tezcan, Trakya’ya büyük bir gurur yaşattı. Uzunköprü'ye bağlı Küçük Danişment Köyünden dünya minderlerine uzanan bu başarı, toplumsal önyargılara karşı kazanılmış sessiz bir zafer olarak nitelendiriliyor. Spor dünyası, azmin ve kararlılığın ilmek ilmek işlendiği tarihi bir şampiyonluğa tanıklık etti. Bulgaristan'da gerçekleştirilen U17 Avrupa Şampiyonası'nda ay-yıldızlı mayoyla mücadele eden Kıymet Rümeysa Tezcan, tüm rakiplerini devirerek altın madalyayı boynuna taktı ve Türk bayrağını dalgalandırdı. MİNDERDE ÖNYARGILARI DA DEVİRDİ Rümeysa'nın kazandığı bu tarihi zafer, sadece bir spor başarısı olmanın ötesinde anlamlar taşıyor. Toplumda kökleşmiş olan cinsiyetçi kalıpları ve "erkek sporu" algısını elinin tersiyle iten genç şampiyon, minderde hem rakipleriyle hem de önyargılarla güreşerek her ikisinden de zaferle ayrıldı. Sergilediği bu dik duruş, imkan ve destek verildiğinde Türk kadınlarının neleri başarabileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. TARLADAN ŞAMPİYONLUĞA UZANAN YOL Bu büyük zaferin arkasında lüks salonlar değil, Rümeysa'nın doğup büyüdüğü o küçük köyün samimi ve disiplinli hikayesi yatıyor. Günlük yaşamında tarlada ve bahçede ailesine yardım eden, alın teri dökerken bile aklı her an minderde olan Rümeysa'nın en büyük dayanağı ise ailesi oldu. Kızlarının tutkusuna sırt çevirmeyip her antrenmana yetişebilmesi için seferber olan ailesi, o küçük köy odasından dünya sahnesine uzanan köprünün mimarı oldu. Hocalarının genç yetenekteki cevheri keşfetmesi ve bunu disiplinli bir çalışmayla harmanlamasıyla tamamlanan bu başarı, doğru yönlendirme ve güçlü bir takım çalışmasının en güzel meyvesi olarak kayıtlara geçti.
- Sinoplu gençler sıfır faizli krediyle kurdu, şimdi taleplere yetişemiyor: 10 ayda ikiye katladılar
Sinop'ta yaşayan Mehmet Özcan ve Bilal Epsamlı, çocukluk hayalleri olan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini Genç Çiftçi Projesi kapsamında aldıkları kredi desteğiyle gerçeğe dönüştürdü. 250 koyunla başlayan ikilinin macerası 10 ay gibi kısa bir sürede 500 hayvana ulaştı. Türkeli ilçesine bağlı Hamamlı köyünde yaşayan Mehmet Özcan ve Bilal Epsamlı, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği tesisi açabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığınca genç girişimci sayısının artırılması, gençlerin tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla uygulamaya konulan Genç Çiftçi Projesi'ne başvurdu. Yasal süreçlerin ardından yaklaşık 10 ay önce başvuruları kabul edilen iki girişimci, sıfır faizli ve 60 ay geri ödemeli kredi desteğiyle Hamamlı köyünde 600 metrekarelik alanda küçükbaş hayvan yetiştiriciliği çiftliği kurdu. Devlet desteği sayesinde hayallerini gerçekleştiren girişimciler, 250 koyun alarak yetiştiriciliğe başladıkları tesisteki hayvan sayısını bugün 500'e çıkarmanın mutluluğunu yaşıyor. Mehmet Özcan, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapmanın uzun yıllardır aklında olduğunu söyledi. Daha önce de bir deneme yaptığını ancak çeşitli nedenlerden ötürü tesis açamadığını belirten Özcan, Genç Çiftçi Projesi'nden haberdar olmalarıyla hayallerini gerçekleştirme fırsatı yakaladıklarını dile getirdi. Özcan, Genç Çiftçi Projesi'ni üreticiler açısından çok olumlu bulduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Bu benim çocukluk hayalim, devamlı aklımda olan bir şeydi. Devletin sağlamış olduğu sıfır faizli kredi vardı, krediye müracaat ettik ve aldık. Tesisin kurumun maliyetinin yüzde 60'ını sıfır faizli olarak devlet bize verdi. Kalanını öz sermaye olarak tamamladık. 10 ay önce 250 hayvan aldık. Bunlardan ikinci kuzularımızı almaya başladık. 250 koyunla başladım, şu an 300 anacım var. Toplamda 500 koyun oldu." "Kat kat fazlasını elde ediyorsun" Bilal Epsamlı ise babasının da hayvancılık yapmasından dolayı küçük yaşlardan beri bu işin içinde olduğuna işaret etti. Hayvan yetiştiriciliğini profesyonel anlamda bir tesiste yapabilmek için Genç Çiftçi Projesi'nden yararlanmak istediklerini anlatan Epsamlı, kendileri için hayal olan tesisi proje desteğiyle açabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Bu işe ilgi duyan herkese hayvancılık yapmayı tavsiye eden Epsamlı, "Emek isteyen, çaba isteyen, sabır isteyen bir meslek ama bunları başardıktan sonra kat kat fazlasını elde ediyorsun. Aynı zamanda bereketli bir meslek, kimseye seni muhtaç etmez." diye konuştu.
- Karslı genç anne devletten aldığı hibe desteğiyle dev tesis kurdu! Sıfırdan zirveye yerleşti
Kars'ın Selim ilçesinde yaşayan 28 yaşındaki bir çocuk annesi Dilan Cansız, hayallerini devlet desteğiyle gerçeğe dönüştürdü. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın hibe programına başvurarak 2,5 milyon liralık modern hayvancılık tesisi kuran Cansız, eşi ve çocuğuyla birlikte kendi işinin patronu oldu. Kars'ın Selim ilçesinde yaşayan bir çocuk annesi 28 yaşındaki Dilan Cansız, Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı"ndan hibe destek alabilmek için girişimde bulundu. "Hayvancılık alanında kadın eli-kadın verimliliği" projesini hazırlayarak başvuruda bulunan Cansız'ın projesi kabul gördü. Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı"ndan faydalanan Cansız, yüzde 50 hibeyle ahırını yaptırdı ve ekipman desteği aldı. Aldığı destek ile ahırını yapıp modern ekipmanlar temin ederek hayvancılık faaliyetlerine başlayan Cansız, hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın da Cansız'ın işletmesini ziyaret ederek kolaylıklar diledi. Aile işletmesi kuran Dilan Cansız, aile işletmesini kurarak hayaline kavuştuğunu söyledi.Cansız, "Eşimle bir hayalimiz vardı kendimize bir işletme kurmak istiyorduk. Sosyal medyadan araştırma yaptık. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programını gördük, başvurduk ve onaylandı. İlk önce ahırımızı inşa ettik şu anda da hayvanlarımızı yetiştiriyoruz. Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür ediyorum." dedi. İşletmesini büyüterek üretime katkı sağlamayı hedeflediğini işaret eden Cansız, "Aile işletmesini kurduğum için çok mutluyum, ilerleyen zamanda hedefimiz hem ahırı hem de işletmemizi büyütmek. Yapabilecek herkese bu projeden faydalanmasını tavsiye ediyorum. Kendi hayvanlarımızı yetiştiriyoruz. Eşimle, çocuğumla işimizin patronu olduk, inşallah işletmemizi büyüteceğiz." diye konuştu. Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın da 2025'te 40 aile işletmesine destekte bulunduklarını belirtti.Yaptıkları desteklemelerin çeşitlerini anlatan Aydın, "Hem işletmeye ilişkin yatırımlar hem de makine ekipmana ilişkin her türlü yatırımın yüzde 50'sini bakanlığımızın bu kapsamdaki bütçesinden karşılamış olduk. Dilan Cansız geçen yıl bize başvuruda bulundu. Yaklaşık 2,5 milyonluk projesinin yarısını bakanlığımızın bu kapsamdaki desteklerinden karşılayarak hibe olarak teslim ettik." ifadelerini kullandı. Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programının 2026'da yeni bir döneme başladığını dile getiren Aydın, "Yeni dönemle beraber yeni destekleme kalemleri eklenmiş oldu. Daha önce KDV dahil değildi bu desteklemelere, destekleme oranı bu şekliyle yüzde 50'den yüzde 70'lere kadar olacak şekilde bir hibe programında artışa gidilmiş oldu. Yeni dönem içerisinde Kars ilinde bulunan tüm üreticilerimizi bu destekleme programında başvurulara başlamasıyla beraber başvurularını bekliyoruz." şeklinde konuştu.
- İlçede yıllardır olmayan branşa atandı, sıfırdan klinik kurdu
Isparta’nın Yalvaç ilçesinde yıllar sonra kurulan göğüs hastalıkları kliniği bölgeye nefes oldu. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde uzun yıllardır bulunmayan göğüs hastalıkları branşı, son bir yılda yapılan çalışmalarla yeniden hizmet vermeye başladı. Yalvaç Devlet Hastanesinde göreve başlayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Alperen Koç’un koordinasyonunda kurulan klinikte, birçok tanı ve tedavi uygulaması ilk kez uygulanabilir hale geldi. Hastane yönetimi ve hayırsever katkılarıyla kurulan klinikte; bronkoskopi, torasentez, PPD ve deri prick testleri gibi işlemler yapılmaya başlandı. Ayrıca FeNO ölçümü, kapnografi ile NIV ve HFNO gibi solunum desteğine yönelik sistemler de kliniğe kazandırıldı. Sigara bırakma polikliniğinin devreye alınmasıyla birlikte koruyucu sağlık hizmetleri de aktif hale getirildi. Bunun yanı sıra HFCWO ve Acapella sistemleri ile sekresyon yönetimi de tedavi süreçlerinde kullanılmaya başlandı. Yapılan bu düzenlemelerle birlikte, daha önce ileri tetkik ve tedavi için farklı illere gitmek zorunda kalan hastaların Yalvaç Devlet Hastanesinde tedavi ediliyor. “Sevk ihtiyacını önemli ölçüde azalttık” Klinikte yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Koç, “Yalvaç Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları biriminde yürütülen bu çalışmalar, ilçe düzeyinde de nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunumunun mümkün olduğunu göstermesi yönü ile örnek teşkil etmekte olup hastaların ileri merkezlere sevk ihtiyacı önemli ölçüde azaltılmıştır.” ifadelerini kullandı.
- Elektrikli ve hibrit araçlar için sektöre nitelikli eleman kazandırıyorlar
Bursa'da kurulan Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi'nde elektrikli, hibrit ve otonom araç teknolojileri alanında nitelikli personel yetiştiriliyor. Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Eğitim Vakfı çatısı altında, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde, Avrupa Birliği İnsan Kaynakları Geliştirme Programı hibe desteğiyle 2 yıl önce açılan merkezde, teorik eğitimin yanı sıra elektrikli ve hibrit araçlar üzerinde uygulamalı eğitim alanlar, sınava girip konuyla ilgili belge almaya hak kazanıyor. Elektrikli, hibrit ve otonom alanında mevcut eğitim altyapısının ve meslek öğretmenlerinin kapasitelerinin güçlendirilmesine önemli katkılar sağlayan merkez, sektörün eleman ihtiyacına da çözüm sunuyor. Merkezde verilecek eğitimler yakın gelecekte, yapay zeka destekli, programlama ve kodlama içeren, insansı robotların da yer alacağı şekilde zenginleştirilecek. Ayrıca yeşil dönüşümü destekleyecek eleman ihtiyacını karşılayacak bir eğitim süreci oluşturulması da hedefleniyor. "Sanayiye, servis tarafına hizmet verecek personel yetiştirilmesi öncelikli" Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Eğitim ve Teknoloji Kampüsü Yöneticisi Murat Kurtlar, AA muhabirine, merkezde elektrikli ve hibrit araç elektroniği ile teknolojileri, otonom sürüş elektronikleri, yakıt pili ve batarya şarj sistemleri, araç diagnostik, batarya teknolojileriyle ilgili güncel eğitimleri ve belgelendirmeleri yaptıklarını söyledi. Yüzlerce öğrenciye ve eğitimciye eğitim verildiğini aktaran Kurtlar, şunları kaydetti: "Özellikle sanayiye, servis tarafına hizmet verecek personel yetiştirilmesi, öncelikli bir alan. Türkiye'de 2025 yılı sonu itibarıyla 33 milyon araç var. Bunların yaklaşık 370 bini elektrikli, bataryalı ve 670 bin de hibrit araç var. Bu sayı, her geçen yıl katlanarak artıyor. Bir servis ihtiyacı var. Bunu üreten firmalar servislerinde bu desteği verebiliyor ama garanti süresi dışına çıkıldığında bu desteklerin bağımsız servislerde veya diğer bağlantılı alanlarda da verilmesi şart. Bunun sadece bir ilde olması da mümkün değil. Dolayısıyla bu açığı görüp burada hem işbirliği yaptığımız üniversiteler hem de meslek yüksekokulları desteğindeki eğitmenlerimizle eğitim vermeye başladık." Kurtlar, eğitim verildikten sonra da Mesleki Yeterlilik Kurumu koordinesinde, sınav ve belgelendirme yaptıklarını belirterek, "Eğitime katılanlar, sınava girerek e-Devlet'te de gözükecek şekilde bu araçların onarımıyla ilgili ehil olduğunu ispat edecek bir belge alıyor." dedi. Yeni nesil araç bakımıyla ilgili talebin giderek artacağını vurgulayan Kurtlar, bu araçların bilinenden çok daha farklı bir teknolojiye sahip olduğunun bilgisini verdi. Kurtlar, eğitimlerin 10-12 kişilik gruplara verildiğini dile getirerek, "Biri elektrikli diğeri hibrit iki araç üzerinde hem teorik hem pratik uygulamalı eğitimler veriyoruz. Bu alanda çalışan, özellikle meslek liselerindeki, meslek yüksekokullarındaki eğitimcilere de bu eğitimleri veriyoruz." ifadelerini kullandı. "Çok iyi bir avantaj sağlıyor" Yeni Nesil Araç Teknolojileri Sektörel Mesleki Eğitim Yetkinlik Geliştirme ve Mükemmeliyet Merkezi'ndeki çalışmalara değinen Kurtlar, ilerleyen dönemde özellikle yapay zeka odaklı birtakım süreçleri devreye alacaklarını anlattı. Kurtlar, sözlerini şöyle sürdürdü: "Eğitimler, içeriğimizi zenginleştirerek, sahanın ihtiyacı olan ara kademedeki dijital yaka ve yeşil yaka personel yetiştirilmesi konusuna evrilecek. En üst seviyede eğitim vermeye, katılımcıları en iyi şekilde eğitmeye, İŞKUR ile sahada faaliyet yürüten şirket sahipleriyle, onları istihdama katmaya mümkün olduğunca dahil olmaya çalışıyoruz. Amacımız, burada eğitim alan kişilerin sahada da görev almasını sağlamak." Merkezde eğitim alan Veysel Karani Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 11. sınıf öğrencisi Samet Arifoğlu da elektrikli araçlar bölümünde eğitim gördüğünü belirterek, "Burada herhangi bir okulda alamayacağımız eğitimleri alıyoruz. Bir elektrikli aracı gerilimsiz hale getirmeyi, servis soketi sökmeyi, bu gibi birçok şeyi öğreniyoruz. Basit bir eğitim değil. Bizim için çok iyi bir avantaj sağlıyor." ifadelerini kullandı. Veysel Karani Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nin elektrikli araçlar bölümünde öğrenci olan Furkan Şenel de okulda öğrendikleri temel bilgileri merkezde pratiğe dönüştürdüklerini anlattı.











