top of page

Boş arama ile 1048 sonuç bulundu

  • Devlet destekleri ve kredilerle kurdu: Ev hanımıydı iş kadını oldu

    Bartın'da yaşayan iki çocuk annesi Fatma Bostancı, arı keki, fandom şekeri, şurup, petek gibi arıcılık malzemeleri üreten atölye kurdu. Destek ve kredilerle yaklaşık bir ton fondan şekeri günlük üretim kapasitesi bulunan atölye, işyeri ve depoda toplam beş kişi istihdam ediliyor. Bartın'da yaşayan Fatma Bostancı, evinde arı maskesi eldiven ve pantolon paketleyerek başladığı ticari hayatında, devlet destekleri ve kredilerle birlikte arıcılık malzemeleri üzerine yaklaşık 8 milyon TL'lik yatırım ile üretim atölyesi kurdu. Atölyede arı keki, fondan şekeri şurup ve petek üretimini yapan makineleri satın alan Bostancı, bir mağaza ve bir depo da kiralayarak, ürünleri Bartın ve çevre illerde pazarlamaya başladı. Ak Arıcılık ismiyle hizmet vermeye başlayan Bostancı, Türkiye genelinde uygun ve kaliteli arıcılık malzemeleri satan bir işkadını olarak tanınmaya başladı. Günlük 1 ton fandom şekeri üretim yapabilen Bostancı, internet ve sosyal medya üzerinden Türkiye'nin bir çok iline ürünlerini satıyor. Diğer ürünleri ise siparişe göre ürettiklerini anlatan Fatma Bostancı, "Önce maske satışıyla başladım Evden, internetten arı maskesi satıyordum. Sonra dükkan kiraladık, şimdi de makineleri aldık. Arıcılık malzemelerini üretip satmaya başladık. Atölyede ve işyerlerimizde toplam 5 kişi istihdam ediyoruz. Şu anda 1 ton günlük fandom şekeri üretiyoruz, şurup üretimini siparişe göre yapıyoruz. Petek üretimine ise yeni yeni başlıyoruz" diye konuştu.

  • 4 Kazla Başladı, Bugün Yüzlerce Yavru Üretiyor! Iğdırlı Kadının Azim Dolu Başarı Hikâyesi

    Iğdır'da Bir Kadın Emeğiyle Başarı Hikâyesi Yazdı Iğdır'da yaşayan girişimci kadın Sona Tuncer, birkaç kazla başladığı üretim serüvenini yıllar içinde örnek gösterilecek bir başarı hikâyesine dönüştürdü. Azmi, emeği ve kararlılığıyla dikkat çeken Tuncer, bugün kurduğu çiftlikte yılda yaklaşık 800 kaz yavrusu üreterek hem ailesinin geçimine katkı sağlıyor hem de geleceğe umutla bakıyor. Kaz yetiştiriciliğini, Ardahan'da çobanlık yaptığı yıllarda öğrenen Sona Tuncer, ilk olarak evinin bahçesinde yalnızca 4 kaz beslemeye başladı. küçük adımlarla çıktığı bu yolculukta üretime olan inancını hiç kaybetmeyen Tuncer, zamanla işini büyüterek bölgenin dikkat çeken üreticilerinden biri haline geldi. Daha önce küçükbaş hayvancılıkla uğraşan aile, önemli bir karar alarak koyunlarını sattı ve tüm yatırımlarını kaz yetiştiriciliğine yönlendirdi. Eski koyun ahırını modern bir kaz çiftliğine dönüştüren aile, bugün 70 anaç kazdan elde ettikleri üretimle her yıl yüzlerce yavru yetiştiriyor. Ailenin başarısında en büyük destekçilerden biri de 15 yaşındaki oğulları Erhan. okul tatillerinde anne ve babasına yardım eden Erhan, üretim sürecinin her aşamasında görev alarak aile ekonomisine katkı sunuyor. En büyük hayalinin daha modern ve büyük bir tesis kurmak olduğunu ifade eden Sona Tuncer, gerekli desteklerin sağlanması halinde üretim kapasitesini birkaç kat artırabileceklerini belirtiyor. Tuncer, büyüyecek işletmesiyle sadece kendi ailesine değil, bölgedeki birçok kişiye de istihdam sağlamayı hedefliyor. Sona Tuncer'in hikâyesi, kırsalda üretmek isteyen kadınlara ilham verirken, doğru destek ve kararlılıkla küçük bir girişimin nasıl büyük bir başarıya dönüşebileceğinin de en güzel örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

  • 22 yaşında kurduğu marka ile ihracata uzandı! Buğultay Tiryaki: "Ülkemize döviz kazandırmak istiyorum"

    Birçok genç kariyer planını üniversite sonrasına bırakırken, Bursa'da yaşayan 22 yaşındaki Buğultay Tiryaki farklı bir yol seçti. Lise yıllarında elektrik-elektronik eğitimi alırken pandemi döneminde ev tekstili sektöründe çalışmaya başlayan genç girişimci, edindiği tecrübeyi cesaretiyle birleştirerek 2022 yılında kendi markasını kurdu. İlk olarak e-ticaret üzerinden kırlent kılıfları satarak ticarete adım atan Tiryaki, kısa sürede ürün gamını genişletti. Bugün masa örtülerinden koltuk örtülerine, mutfak tekstilinden oda kokularına kadar birçok ürünü kendi markasıyla üretiyor. Sadece satış yapmayı değil üretmeyi de hedefleyen genç girişimci, ürünlerinde hazır desenleri kopyalamak yerine kendi tasarımlarını geliştiriyor. Üretimin her aşamasını yakından takip eden Tiryaki, özgün tasarımın uzun vadede markasını güçlendireceğine inanıyor. Bugün yurt dışındaki pazaryerlerine ve kurumsal müşterilere üretim yapan Buğultay Tiryaki'nin en büyük hedefi ise ihracat ağını büyütmek. Ona göre başarının gerçek ölçüsü sadece ciro değil; ülkeye döviz kazandırmak ve yeni istihdam oluşturmak. Genç yaşına rağmen eğitimini de yarıda bırakmayan Tiryaki, lise eğitimini açıktan tamamladıktan sonra üniversiteye hazırlanıyor. İşletme ve ilerleyen yıllarda hukuk eğitimi almayı hedefleyen girişimci, gençlere "Risk almaktan korkmayın, çalışın ve eğitimi asla bırakmayın." mesajını veriyor. Uzun vadede markasını dünya pazarında büyütmeyi amaçlayan Buğultay Tiryaki, daha fazla üretim yapmak, gençleri istihdam etmek ve Türkiye'nin üretim gücüne katkı sağlamak için çalışmalarını sürdürüyor.

  • Konya'daki profesör ter ve nemden enerji üretebilen batarya icat etti

    Konya'da yer alan Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bünyamin Şahin, ter ve nemden enerji üretebilen yeni nesil batarya geliştirilmesine katkı sağladı. Necmettin Erbakan Üniversitesi (NEÜ) Mühendislik Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Dr. Bünyamin Şahin, Amerika Birleşik Devletleri'nde (ABD) yürütülen çalışma kapsamında, giyilebilir sağlık teknolojilerinde kullanılmak üzere ter ve nemden enerji üretebilen yeni nesil batarya geliştirilmesine katkı sağladı. TÜBİTAK tarafından desteklenen "Yeni Nesil Giyilebilir Sağlık Teknolojileri" başlıklı projeyi yürüten Prof. Dr. Şahin, 12 aylık araştırma programı kapsamında ABD'deki North Carolina State University'de çalışmalarını sürdürdü. Başlangıçta tek bir araştırma projesinde görev alan Türk bilim insanı, çalışma sürecinde gösterdiği performansın ardından ev sahibi araştırma grubunun davetiyle iki farklı uluslararası projeye de dahil edildi. Bu uluslararası projeler kapsamında geliştirilen yeni nesil batarya teknolojisi, North Carolina State University, University of North Carolina at Chapel Hill, Rice University ve Necmettin Erbakan Üniversitesi araştırmacılarının ortak imzasıyla bilim dünyasına kazandırıldı. Mühendislikve Teknoloji Araştırma ekibinin hazırladığı makale, " Science Advances" dergisinde yaklaşık sekiz ay süren uluslararası hakem değerlendirme sürecinden geçti. Hakemlerin talep ettiği revizyonların tamamlanmasının ardından kabul edilen çalışma, Science Advances'ta açık erişim olarak yayımlandı. DOĞADA ÇÖZÜLEBİLİYOR! Araştırma kapsamında geliştirilen batarya, geleneksel kimyasal pillere alternatif olarak çevre dostu malzemelerden üretildi. AkademikKonferanslar ve Yayınlar Batarya, insan teri veya ortam nemi gibi kaynaklardan enerji üretebiliyor. Esnek yapısıyla vücudun farklı bölgelerine yerleştirilebilen sistem, sağlık cihazlarında kullanılabilecek şekilde tasarlandı. Laboratuvar testlerinde sistemin, bireyin fizyolojik verilerini algılayarak Bluetooth üzerinden kablosuz ve kesintisiz biçimde merkezi sisteme aktarabildiği gösterildi. Araştırmacılar, geliştirilen teknolojinin özellikle uzaktan sağlık hizmetleri (telemedicine) uygulamalarında kullanılabilecek önemli bir altyapı oluşturabileceğini değerlendiriyor. GİYİLEBİLİR SAĞLIK CİHAZLARINDA YENİ DÖNEM Çalışmanın detaylarını paylaşan Prof. Dr. Şahin, uzaktan sağlık hizmetlerinin gelecekte bu alanın önemli bileşenlerinden biri olacağını dile getirerek, giyilebilir sağlık teknolojilerinin sürekli veri üreterek hastaların sağlık durumunun uzaktan takip edilmesine imkan sağlayacağını vurguladı. Modern cihazların enerjiye ihtiyaç duyduğunu, bunların ya şarj edilmesi gerektiğini ya da çevreye zarar verebilen kimyasal içerikli klasik pillerin kullanıldığını aktaran Şahin, araştırmanın temel argümanının doğada kendi kendine çözünebilen, doğaya zarar vermeyen, esnek bir pil geliştirmek olduğunu ifade etti. Şahin, vücudun her bölgesinde esneyebilecek nitelikte olan ve o bölgedeki nemle kendi kendine enerji üretebilen bir enerji kaynağı tasarladıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Giyilebilir nitelikli esnek batarya oluşturulmaya çalışıldı. Bu batarya bulunduğu ortamdaki nemden veya biyolojik sıvı (ter) örnekleriyle aktive olmaktadır. Geleceğin sağlık teknolojisindeki uygulamalarını örneklendirebilmek adına, nabız ölçere bu bataryayı entegre ettik. Yapılan testlerin sonucunda nabız ölçerin ihtiyaç duyduğu gerekli enerjiyi sağladığını gördük. Buradan yola çıkarak yeni nesil sağlık ekipmanlarında tasarladığımız bu batarya, gerekli enerjiyi doğal yollarla üretip, kullanıcının fiziksel aktivitelerini aynı anda herhangi bir merkeze aktarabilmektedir. Vücut sıvısı, ter örneği ya da bulunduğu ortamdaki nemle cihazı besleyerek, veriyi algılayıp Bluetooth aracılığıyla bir merkeze gönderebilmesini bilimsel deneylerle ortaya koyduk." TEKNOLOJİ TRANSFERİ AÇISINDAN ÖNEMLİ GELİŞME Bu çalışmanın yalnızca bilimsel bir yayının ötesinde teknoloji transferi açısından da önemli bir kazanım olduğunu vurgulayan Şahin, "Dünyanın önde gelen araştırma gruplarıyla çalışma fırsatı bulduk. Onların akademik birikimi ile ülkemizin araştırma potansiyelini bir araya getirdik. Elde ettiğimiz sonuçların devamı niteliğinde yeni çalışmalarımız da sürüyor." diye konuştu. Şahin, çalışma süresince Nobel Kimya Ödülü sahibi Türk bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar'ın görev yaptığı University of North Carolina at Chapel Hill'de de çeşitli akademik temaslarda bulunduğunu, Sancar ile bir araya gelme fırsatı yakaladığını sözlerine ekledi.

  • KOSGEB desteği aldı, hayatı değişti: Şimdi yılda 10 ton üretmeyi hedefliyor

    Sivas'ın Zara ilçesinde başlayan azim dolu bir üretim hikâyesi, bugün KOSGEB desteği ve coğrafi işaret tescilli Zara balıyla Türkiye'ye örnek oluyor. Yıllarca eşiyle birlikte zorlu şartlarda arıcılık yapan kadın girişimci Naciye Erkan, aldığı devlet desteğiyle kendi işletmesini kurarak üretimini büyüttü. Arıcılığı yalnızca mesleği değil, hayatının bir parçası haline getiren Erkan'ın yıllar önce en küçük kızına verdiği isim ise hikâyenin en dikkat çeken ayrıntılarından biri oldu. Sivas'ın Zara ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Naciye Erkan, yıllardır sürdürdüğü arıcılık mesleğini yaklaşık 5 yıl önce yeni bir noktaya taşıdı. Uzun yıllar eşiyle birlikte çalışan Erkan, KOSGEB'e yaptığı başvurunun ardından kovan, ekipman ve karavan desteği aldı. Bu destek sayesinde kendi işletmesini kuran kadın girişimci, bugün coğrafi işaret tescilli Zara balı üretiminin yanı sıra ana arı yetiştiriciliği de yapıyor. Sivas'ın Zara ilçesinde yaşayan 56 yaşındaki Naciye Erkan, yıllardır sürdürdüğü arıcılık mesleğini yaklaşık 5 yıl önce yeni bir noktaya taşıdı. Uzun yıllar eşiyle birlikte çalışan Erkan, KOSGEB'e yaptığı başvurunun ardından kovan, ekipman ve karavan desteği aldı. Bu destek sayesinde kendi işletmesini kuran kadın girişimci, bugün coğrafi işaret tescilli Zara balı üretiminin yanı sıra ana arı yetiştiriciliği de yapıyor. Pembe renkli arıcı kıyafetiyle dikkat çeken Naciye Erkan, yıllardır severek yaptığı meslekte kadınlara örnek olmak istediğini söyledi: "Hem kadınlara örnek olmak hem de bu işi bir kadın da başarabilir diye 5 yıldır işletmemde ayrı çalışıyorum." Kadın girişimci olarak üretmeye devam etmenin kendisi için büyük bir gurur olduğunu ifade eden Erkan, arıcılığın emek isteyen ancak keyifli bir meslek olduğunu dile getirdi. "Bir kadın da başarabilir" Pembe renkli arıcı kıyafetiyle dikkat çeken Naciye Erkan, yıllardır severek yaptığı meslekte kadınlara örnek olmak istediğini söyledi: "Hem kadınlara örnek olmak hem de bu işi bir kadın da başarabilir diye 5 yıldır işletmemde ayrı çalışıyorum."Kadın girişimci olarak üretmeye devam etmenin kendisi için büyük bir gurur olduğunu ifade eden Erkan, arıcılığın emek isteyen ancak keyifli bir meslek olduğunu dile getirdi. Zara balı neden bu kadar değerli? Türkiye'nin coğrafi işaret tesciline sahip ürünlerinden biri olan Zara balı, bölgenin zengin bitki örtüsü sayesinde dikkat çekiyor. Naciye Erkan, Zara'nın kekik, keven ve çok sayıda endemik bitkiye ev sahipliği yaptığını belirterek, bu doğal zenginliğin balın kalitesine doğrudan yansıdığını söyledi. Ürettiği balın analizlerden başarıyla geçtiğini belirten Erkan, ürünlerinin tüm kalite kriterlerini karşıladığını da ifade etti. Zara balı neden bu kadar değerli?Türkiye'nin coğrafi işaret tesciline sahip ürünlerinden biri olan Zara balı, bölgenin zengin bitki örtüsü sayesinde dikkat çekiyor. Naciye Erkan, Zara'nın kekik, keven ve çok sayıda endemik bitkiye ev sahipliği yaptığını belirterek, bu doğal zenginliğin balın kalitesine doğrudan yansıdığını söyledi.Ürettiği balın analizlerden başarıyla geçtiğini belirten Erkan, ürünlerinin tüm kalite kriterlerini karşıladığını da ifade etti. Konteynerde başlayan mücadele bugün başarı hikâyesine dönüştü Arıcılık yolculuğunun kolay olmadığını anlatan Erkan, yıllarca elektrik ve televizyon bulunmayan konteynerlerde yaşadıklarını söyledi: "Çok sıcaktı ve 3 çocuğumu orada büyüttüm. O dönemde çocuklar oynaması gerekirken konteynerin camından sürekli beni izliyorlardı. Zor zamanlardan geçtik ama her şeye rağmen arıcılığı seviyorum." Kene, yılan ve ayılarla karşılaşmanın işin doğal bir parçası olduğunu belirten Erkan, tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmediğini söyledi. Konteynerde başlayan mücadele bugün başarı hikâyesine dönüştüArıcılık yolculuğunun kolay olmadığını anlatan Erkan, yıllarca elektrik ve televizyon bulunmayan konteynerlerde yaşadıklarını söyledi: "Çok sıcaktı ve 3 çocuğumu orada büyüttüm. O dönemde çocuklar oynaması gerekirken konteynerin camından sürekli beni izliyorlardı. Zor zamanlardan geçtik ama her şeye rağmen arıcılığı seviyorum."Kene, yılan ve ayılarla karşılaşmanın işin doğal bir parçası olduğunu belirten Erkan, tüm zorluklara rağmen üretmekten vazgeçmediğini söyledi. 400 kovan, ana arı üretimi ve 10 ton bal hedefi İşe yalnızca 20 kovanla başladıklarını anlatan Erkan, bugün hem kendisinin hem de eşinin 400'er kovana sahip olduğunu belirtti. Bunun yanında 400 ana arı kutusuyla üretim yaptığını söyleyen kadın girişimci, bal, polen, propolis ve arı sütü gibi birçok arıcılık ürününü de ürettiklerini ifade etti. Geçen yıllara göre verimin değişebildiğini belirten Erkan, bu yıl 10 ton bal üretmeyi hedeflediklerini söyledi. 400 kovan, ana arı üretimi ve 10 ton bal hedefiİşe yalnızca 20 kovanla başladıklarını anlatan Erkan, bugün hem kendisinin hem de eşinin 400'er kovana sahip olduğunu belirtti. Bunun yanında 400 ana arı kutusuyla üretim yaptığını söyleyen kadın girişimci, bal, polen, propolis ve arı sütü gibi birçok arıcılık ürününü de ürettiklerini ifade etti.Geçen yıllara göre verimin değişebildiğini belirten Erkan, bu yıl 10 ton bal üretmeyi hedeflediklerini söyledi. Kızına verdiği isim hikâyenin en dikkat çeken ayrıntısı oldu Naciye Erkan'ın başarı hikâyesindeki en dikkat çekici ayrıntılardan biri ise ailesiyle ilgili anlattığı detay oldu. Arıcılığı yalnızca meslek olarak değil, yaşam biçimi olarak gördüklerini belirten Erkan, arılara duyduğu sevgiyi ailesine de yansıttığını anlatarak şu sözleri kullandı: "Arıları çok sevdiğim için 21 yaşındaki en küçük kızıma 'Polen' ismini koyduk." Yıllar önce verdiği bu isim, bugün devlet desteğiyle büyüttüğü üretim yolculuğunun en anlamlı simgelerinden biri olarak öne çıkıyor.

  • Üniversiteyi bırakmak zorunda kaldı... 5 metrekarelik dükkândan 60 ülkeye ihracat yapan markasını kurdu

    Bazı başarı hikâyeleri büyük sermayelerle değil, vazgeçmemeyi seçen insanların cesaretiyle yazılır. Hilal Akıncı'nın hikâyesi de tam olarak böyle başladı. Üniversite eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan Akıncı, hayallerinden vazgeçmek yerine yeni bir yol çizmeyi seçti. Eğitimine devam edemese de üretme tutkusunu hiç kaybetmedi. Yıllar sonra Merter'de yalnızca 5 metrekarelik küçük bir dükkânda hazır giyim satarak ticaret hayatına adım attı. Ancak onun hedefi yalnızca satış yapmak değildi. Kısa süre içinde kendi tasarımlarını üretmeye karar verdi ve kendi markasını oluşturdu. Attığı bu adım, hayatının dönüm noktası oldu. Küçük bir dükkânda başlayan girişimcilik yolculuğu bugün dünyanın 60 ülkesine ihracat yapan bir tekstil markasına dönüştü. Çocuk giyim başta olmak üzere farklı alanlarda üretim yapan Hilal Akıncı, Türkiye'den dünyaya uzanan bir başarı hikâyesi yazdı. Ancak onu farklı kılan yalnızca ticari başarısı değil, iş ahlakı oldu. Rusya'ya gönderilen milyon dolarlık bir siparişte üretim kaynaklı ciddi bir hata yaşandı. Büyük bir maddi kayıpla karşı karşıya kalmasına rağmen müşterisinin zararını eksiksiz karşıladı. O gün kısa vadede kaybetti, fakat bir yıl sonra aynı müşteri yeniden kapısını çaldı. "Sizin kadar dürüst bir esnaf görmedim." diyerek yeniden onunla çalışmak istedi. Akıncı'ya göre iş dünyasında en büyük sermaye para değil, güvendi. Hilal Akıncı'nın üretkenliği sadece tekstil sektörüyle sınırlı değil. Aynı zamanda resim sanatıyla da ilgilenen Akıncı'nın eserleri sanatseverlerle buluşuyor. İş dünyasında ise kadın girişimcilerin güçlenmesi için uzun yıllardır aktif rol üstleniyor; iş dünyası kuruluşlarında yöneticilik yapıyor, genç girişimcilere deneyimlerini aktarıyor ve kadınların ekonomik hayatta daha fazla yer alması için çalışmalar yürütüyor. Bugün binlerce kişiye ilham veren Hilal Akıncı'nın hikâyesi, başarının yalnızca büyümek ya da ihracat yapmak olmadığını gösteriyor. Onun yolculuğu; zorluklar karşısında vazgeçmemeyi, üretmeye devam etmeyi ve her koşulda güvenilir olmayı seçen bir girişimcinin hikâyesi olarak dikkat çekiyor.

  • Türkiye'nin en büyük işverenleri belli oldu! İşte en fazla çalışana sahip 40 şirket

    Türk iş dünyası, son yıllarda gösterdiği eşsiz uyum yeteneği ve kararlı büyüme stratejileriyle dikkat çekmeye devam ediyor. Şirketlerin faaliyet alanlarını genişleterek elde ettikleri bu ivme, doğrudan ülke istihdamına da olumlu yansıyarak yeni rekorların kırılmasını sağladı. Merakla beklenen 2026 yılı verilerinin açıklanmasıyla birlikte, Türkiye genelinde on binlerce kişiye iş imkanı sunan, bünyesinde en fazla çalışan barındırarak ekonominin itici gücü haline gelen dev şirketlerin tam listesi nihayet netleşti. İşte Türkiye'nin en fazla çalışana sahip 38 şirket Haber7'nin, Trandigview'den derlediği son verilere göre; Türkiye pazarında faaliyet gösteren şirketler son dönemde ciddi bir ivme yakalayarak önemli bir gelişim sergiliyor ve bu büyümenin doğal bir sonucu olarak, 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde en geniş istihdam ağına sahip olan dev kurumlar da resmi olarak gün yüzüne çıktı. İşte en fazla çalışanı olan 38 şirket; Şirket adı - Çalışan sayısı 38) YATAŞ 3.400 37) BRIDGESTONE SABANCI LASTİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş 3.500 36) KERVAN GIDA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 3.500 35) OTOKAR OTOMOTİV VE SAVUNMA SANAYİ A.Ş. 3.700 34) SASA POLYESTER SANAYİ A.Ş. 3.800 33) TOFAŞ TÜRK OTOMOBİL FABRİKASI A.Ş. 4.500 32) KORDSA TEKNİK TEKSTİL A.Ş. 4.600 31) EBEBEK MAĞAZACILIK ANONİM SİRKETİ 4.900 30) BANVİT BANDIRMA VİTAMİNLİ YEM SANAYİİ A.Ş. 5.100 29) İSKENDERUN DEMİR VE ÇELİK A.Ş. 5.100 28) MAVİ GİYİM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 5.800 27) SELÇUK ECZA DEPOSU TİCARET VE SANAYİ A.Ş. 6.100 26) DOĞAN ŞİRKETLER GRUBU HOLDİNG A.Ş. 7.500 25) PEGASUS HAVA TAŞIMACILIĞI A.Ş. 8.400 24) VESTEL BEYAZ EŞYA SANAYİ VE TİCARET A.Ş. 9.600 23) ÜLKER BİSKÜVİ SANAYİ A.Ş.10.200 22) ENERJİSA ENERJİ A.Ş.10.300 21) CARREFOURSA CARREFOUR SABANCI TİCARET MERKEZİ A.Ş.10.600 20) EREĞLİ DEMİR VE ÇELİK FABRİKALARI T.A.Ş.12.300 19) TEKFEN HOLDİNG A.Ş.12.600 18) MLP SAĞLIK HİZMETLERİ A.Ş.13.200 17) AKBANK T.A.Ş. 13.400 16) YAPI VE KREDİ BANKASI A.Ş.14.400 15) QNB Bank AS 14.500 14) TÜRKİYE VAKIFLAR BANKASI T.A.O. 18.200 13) VESTEL ELEKTRONİK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.19.500 12) TÜRKİYE GARANTİ BANKASI A.Ş.19.600 11) TÜRKİYE HALK BANKASI A.Ş. 21.500 10) TÜRKİYE ŞİŞE VE CAM FABRİKALARI A.Ş. 23.800 9) FORD OTOMOTİV SANAYİ A.Ş. 25.700 8) TAV HAVALİMANLARI HOLDİNG A.Ş. 31.200 7) TÜRK TELEKOMÜNİKASYON A.Ş. 36.600 6) ŞOK MARKETLER TİCARET A.Ş. 49.300 5) MİGROS TİCARET A.Ş. 53.300 4) TÜRK HAVA YOLLARI A.O. 63.400 3) HACI ÖMER SABANCI HOLDİNG A.Ş. 64.700 2 BİM BİRLEŞİK MAĞAZALAR A.Ş. 95.600 1) KOÇ HOLDİNG A.Ş. 130.700

  • 22 yaşında başladı, 30 ülkeye ulaştı: Seydişehirli mucidin ilham veren başarısı

    ASKON Konya'nın "İş’te Bir Asır" projesine konuk olan Seydişehirli sanayici İbrahim Polat, sıfır sermayeyle başladığı yolculukta Türkiye'den 30 ülkeye uzanan başarı hikayesini anlattı. Sanayi dünyasının tecrübeli isimlerini genç girişimcilerle buluşturan proje kapsamında, üretim ve girişimcilik kültürüne yön veren isimlerin hayat hikayeleri kayıt altına alınıyor. Programın son konuğu ise Seydişehirli sanayici ve mucit İbrahim Polat oldu. 22 YAŞINDA SANAYİDE DEVRİM YAPTI 1945 yılında Seydişehir'de dünyaya gelen İbrahim Polat, sanayi hayatına genç yaşlarda adım attı. Henüz 22 yaşındayken sermayesi olmamasına rağmen teknik bilgi ve üretim azmiyle yola çıkan Polat, Türkiye'nin ilk yerli silindir honlama makinelerini geliştirerek önemli bir başarıya imza attı. O dönemde sanayide yabancı makinelere bağımlılığın yoğun olduğu bir ortamda yerli üretime öncülük eden Polat, geliştirdiği makinelerle sektörde dikkat çekti. YERLİ ÜRETİMLE GÜVEN KAZANDI Avrupa'da üretilen benzer makinelerin yarı fiyatına yüksek kaliteli üretim gerçekleştiren İbrahim Polat, yerli sanayiye duyulan güvenin artmasında önemli rol oynadı. Poleks, Pol-Mot ve Pol-Dök markalarıyla üretim kapasitesini büyüten başarılı sanayici, yıllar içerisinde Türkiye'nin önemli sanayi kuruluşları arasında yer almayı başardı. Coğrafi Referanslar Tofaş başta olmak üzere birçok önemli sanayi kuruluşuyla iş birliği yapan Polat, yüksek hassasiyetli üretim anlayışıyla sektörde örnek gösterilen isimlerden biri haline geldi. 30 ÜLKEYE İHRACAT YAPAN DEV YAPI KURDU Sıfırdan başladığı üretim yolculuğunu uluslararası başarıya dönüştüren İbrahim Polat, bugün dünyanın farklı noktalarındaki 30 ülkeye ihracat yapan bir yapının temelini attı. Yerli üretimle dünya pazarlarında söz sahibi olunabileceğini gösteren Polat'ın başarı hikayesi, genç girişimciler için önemli bir örnek olarak öne çıkıyor. AĞAÇ YAŞKEN EĞİLİR Başarısının temelinde teori ile pratiğin birlikte ilerlemesi olduğunu ifade eden İbrahim Polat, sadece üretime değil insan yetiştirmeye de önem verdiğini belirtti. Çocuklarını ve genç çalışanlarını küçük yaşlardan itibaren üretim süreçlerinin içine dahil eden Polat, bilgi ve tecrübelerini yeni nesillere aktarmanın gururunu yaşadığını söyledi. Gençlere erken yaşta sorumluluk verilmesinin önemine dikkat çeken Polat, sürdürülebilir başarının ancak yetişmiş insan gücüyle mümkün olabileceğini vurguladı. İLHAM VEREN BAŞARI HİKAYESİ "Önceleri dışarıdan makine bekleyen bir Türkiye vardı, bugün ise dünyaya makine ihraç eden bir Türkiye var" diyen İbrahim Polat'ın hikayesi, yerli üretime olan inancın, azmin ve kararlılığın başarıya nasıl dönüştüğünü ortaya koyuyor.

  • İstanbul’dan Kastamonu'ya uzanan girişimcilik hikayesi

    Pandemi döneminde İstanbul'da çalıştığı fabrikanın kapanmasıyla eşiyle birlikte Kastamonu'nun Tosya ilçesine taşınan kadın girişimci, hayalindeki atölyeyi kurarak epoksi reçinesinden çeşitli hediyelik ürünler yapmaya başladı. Koronavirüs pandemisi, pek çok insanın hayatında köklü değişikliklere neden olurken bazıları için de yeni fırsatların kapısını araladı. Bu isimlerden biri olan Filiz Yılmaz, İstanbul’da çalıştığı fabrikanın kapanmasının ardından eşiyle birlikte memleketi Kastamonu’nun Tosya ilçesine dönerek hayatında yeni bir sayfa açtı. Yıllardır hayalini kurduğu atölyeyi kurma fırsatını yakalayan Yılmaz, bugün epoksi reçine sanatıyla kişiye özel hediyelik ürünler tasarlayan başarılı bir girişimci olarak dikkat çekiyor. Küçük Bir Odadan Doğan Büyük Hayal İstanbul’da yaşadığı dönemde epoksi ürünlerle hobi olarak ilgilenmeye başlayan Filiz Yılmaz, bu sürecin kendisi için bir dönüm noktası olduğunu ifade ediyor. Evindeki küçük bir odada başlayan bu yolculukta, yabancı sanatçıların çalışmalarını inceleyerek kendini geliştirdi. İlk başlarda sadece yakın çevresine hediye olarak hazırladığı ürünler, kısa sürede talep görmeye başladı. Zamanla bu taleplerin artmasıyla birlikte hobisi kazanca dönüşen Yılmaz, pandemi sürecinde işini kaybetmesine rağmen pes etmedi. Eşiyle birlikte Tosya’ya taşınarak hayalini gerçekleştirme yolunda ilk adımı attı. Atölyeden Yükselen Başarı Hikayesi Tosya’ya taşındıktan sonra ilk olarak bağ evinde küçük bir atölye kuran Yılmaz, burada yaklaşık bir yıl boyunca çalışmalarını sürdürdü. Ancak ulaşım zorlukları ve çevrede yeterince tanınmaması nedeniyle işini büyütmekte zorlandı. Bu durum karşısında geri adım atmak yerine daha cesur bir karar alan Yılmaz, ilçe merkezinde bir dükkân kiralayarak işini profesyonel bir boyuta taşıdı. Bugün iki yılı aşkın süredir atölyesinde üretim yapan girişimci, çevresinin güvenini kazanarak müşteri kitlesini genişletmeyi başardı. Özellikle kulaktan kulağa yayılan tavsiyeler sayesinde işleri hızla büyüyen Yılmaz, kişiye özel tasarımlarıyla büyük ilgi görüyor. Kişiye Özel Tasarımlar Yoğun İlgi Görüyor Filiz Yılmaz’ın en dikkat çeken yönlerinden biri, tamamen kişisel anlam taşıyan ürünler tasarlaması. Müşterilerinden gelen kurutulmuş çiçekler, eski danteller, saç telleri ya da özel fotoğraflar, epoksi reçine ile ölümsüz eserlere dönüşüyor. Bu ürünler arasında dekoratif tepsiler, tespihler, tablolar ve hatta yemek masaları bile bulunuyor. Yılmaz, yaptığı işin aynı zamanda geri dönüşüme katkı sağladığını da belirterek, anı değeri olan eşyaları farklı formlara dönüştürmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını vurguluyor. Tosya’da ilk zamanlarında yaptığı işin bilinmemesi nedeniyle çeşitli önyargılarla karşılaştığını dile getiren Yılmaz, çevresinden “bu iş burada tutmaz” şeklinde yorumlar aldığını söylüyor. Ancak azmi ve kararlılığı sayesinde bu düşünceleri boşa çıkaran girişimci, bugün hem bireysel müşterilere hem de farklı meslek gruplarına ilham veriyor. Öyle ki, bazı mobilya ustaları epoksi konusunda eğitim almak için Yılmaz’a başvuruyor. Bu da onun sadece üretici değil, aynı zamanda öğretici bir rol üstlendiğini gösteriyor. Mutluluk Veren Bir İş Yaptığı işten büyük keyif aldığını ifade eden Filiz Yılmaz, müşteri memnuniyetinin kendisi için en büyük motivasyon kaynağı olduğunu belirtiyor. Ürünlerini teslim ettiğinde insanların yüzündeki mutluluğu görmenin tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yılmaz, bu nedenle işine her geçen gün daha fazla bağlandığını dile getiriyor. Geçmişte malzeme temininde yaşadığı zorlukların artık büyük ölçüde ortadan kalktığını da ekleyen girişimci, Türkiye’de epoksi malzemelerine erişimin kolaylaşmasının işini daha da büyütmesine katkı sağladığını ifade ediyor. Kadın Girişimcilere İlham Oluyor Filiz Yılmaz’ın hikayesi, özellikle küçük yerleşim yerlerinde kendi işini kurmak isteyen kadınlar için önemli bir örnek oluşturuyor. Azim, sabır ve kararlılıkla hayallerin gerçeğe dönüşebileceğini gösteren bu başarı öyküsü, girişimcilik ruhunun en güzel yansımalarından biri olarak öne çıkıyor.

  • Isparta'dan İlham Aldı, Karpaz'da Lavanta Cenneti Kurdu

    Bir gezide gördüğü mor lavanta tarlaları hayatını değiştirdi. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde yaşayan girişimci Ayşegül Bolat, yıllar önce Isparta'da gördüğü lavanta bahçelerinden ilham alarak hayalini gerçeğe dönüştürdü. Türkiye'nin sağladığı hibe desteğiyle Karpaz'da kurduğu lavanta bahçesi bugün hem üretime hem de bölge turizmine katkı sağlıyor. Yaklaşık beş yıl önce harekete geçen Bolat, Türkiye'nin Lefkoşa Büyükelçiliği Kalkınma ve Ekonomik İşbirliği Ofisinin hibe programından yararlanarak Karpaz'da 4 dönümlük arazide lavanta yetiştirmeye başladı. Ancak hedefi yalnızca lavanta üretmek değildi. Hasat ettiği ürünleri katma değeri yüksek ürünlere dönüştürerek işletmesini kısa sürede büyüttü. Bugün bahçesinde yetişen lavantalardan sirke, kolonya, sabun, limonata ve çeşitli kozmetik ürünleri dahil toplam 12 farklı ürün üreten Bolat, yerli halkın yanı sıra turistlerin de yoğun ilgisini görüyor. Özellikle lavantalı limonatası, Kıbrıs'a gelen ziyaretçilerin en çok tercih ettiği ürünlerden biri haline geldi. Mor renge bürünen lavanta bahçesi yalnızca üretim merkezi değil, aynı zamanda fotoğraf tutkunlarının uğrak noktalarından biri olarak da dikkat çekiyor. Böylece tarım, turizm ve girişimcilik aynı projede buluşuyor. İşini daha da büyütmeyi hedefleyen Ayşegül Bolat, lavanta temelli ürün çeşitliliğini artırmak istediğini belirterek kadın girişimcilerin desteklenmesinin önemine dikkat çekiyor. Bir hayalle başlayan bu yolculuk, bugün Karpaz'da üretimin ve kadın girişimciliğinin ilham veren örneklerinden biri olarak gösteriliyor.

  • Hayallerinin peşinden gitti; Buca’nın ilk kadın kepçe operatörü oldu

    Buca Belediyesi’nde kepçe operatörü olarak çalışan Ayça Aydoğdu, azmi ve kararlılığı ile hayalinde mesleğe kavuştu. Aydoğdu, “Kendimize inandığımızda başaramayacağımız hiçbir şey yok” dedi. Buca Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nde kepçe operatörü olarak görev yapan Ayça Aydoğdu, mesleğine duyduğu tutkuyu azimle birleştirerek hayalini gerçeğe dönüştürdü. Kentin farklı noktalarında yürütülen çalışmalarda aktif görev alan Aydoğdu, yaptığı işle hem meslek sevgisinin hem de kararlılığın önemini ortaya koyuyor. Uzun yıllardır iş makinesi operatörü olmayı hedeflediğini belirten Aydoğdu, bu mesleği seçmesinde en büyük motivasyonun hayallerinin peşinden gitmek olduğunu söyledi. Görevini severek yaptığını ifade eden Aydoğdu, “Çok uzun yıllardır bu işi yapmak istiyordum. Bugün sevdiğim mesleği icra ediyor olmak benim için büyük mutluluk. İnsan istediği ve emek verdiği sürece hedeflerine ulaşabiliyor” diye konuştu.Coğrafi Referanslar AYDOĞDU, KADINLARA SESLENDİ: TÜM KADINLAR HALLERİNİN PEŞİNDEN GİTMELİ Kadınların yaşamın her alanında daha görünür olmasının önemine dikkat çeken Aydoğdu, şunları söyledi: “Kendimize inandığımızda başaramayacağımız hiçbir şey yok. Tüm kadınların hayallerinin peşinden gitmelerini ve kendi güçlerinin farkına varmalarını istiyorum.”

  • Kısa sürede yurt dışına açıldı, hedefi global oyuncu olmak

    Hekimler, eczacılar ve diyetisyenlerden oluşan bir ekiple 2020 yılında kurulan takviye edici gıda markası Vitafenix, kısa sürede geniş bir ağa ulaştı. Pandemi döneminde kendi yaşadığı bir ihtiyaçtan yola çıkarak markayı kuran biyolog Çağatay Çelik, "Bugün geldiğimiz noktada 15 farklı ürün ile Türkiye çapında bin 500'e yakın üye eczanede faaliyet gösteriyoruz" diyor. Hekimler, eczacılar ve diyetisyenlerden oluşan bir ekiple 2020 yılında kurulan takviye edici gıda markası Vitafenix, kısa sürede geniş bir ağa ulaştı. Pandemi döneminde kendi yaşadığı bir ihtiyaçtan yola çıkarak markayı kuran biyolog Çağatay Çelik, "Bugün geldiğimiz noktada 15 farklı ürün ile Türkiye çapında bin 500'e yakın üye eczanede faaliyet gösteriyoruz" diyor. Hedeflerinin global bir marka olmak olduğunu ifade eden Çelik, "Halihazırda Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'de online satışlarımız aktif olarak devam ediyor. Diğer pazarlara giriş yapabilmek için gerekli altyapı ve regülasyon çalışmalarımız da paralel şekilde ilerliyor. Öncelikli hedefimiz, yakın coğrafyadaki pazarlara açılmak. Orta Doğu ve Avrupa, stratejik olarak öncelik verdiğimiz bölgeler arasında. Uzun vadede ise daha geniş bir global ağ kurmayı planlıyoruz" açıklamasında bulunuyor. Öncelikle kendi özgeçmişinizden bahseder misiniz? Vitafenix'i kurana kadar neler yaptınız hangi alanlarda çalıştınız? Orta Doğu Teknik Üniversitesi Biyoloji bölümünden mezun olduktan sonra yüksek lisansımı da aynı üniversitede tamamladım ve bu eğitim geçmişim bilimsel yaklaşımı şirketin temel yapı taşlarından biri haline getirdi. Daha sonra başlayan kariyer yolculuğum aslında sağlık ve yaşam kalitesi odağında şekillendi. Uzun yıllar boyunca ilaç sektöründe çalıştığım için hem ilaç hem de besin destekleri alanını yakından gözlemleme fırsatım oldu. Bu süreçte satış ve pazarlamada farklı rollerde yer aldım; ticari operasyonların en altından en üstüne aktif olarak bulundum. Özellikle global ilaç firmalarında edindiğim deneyim, bana hem bilimsel yaklaşımın hem de regülasyonların ne kadar kritik olduğunu çok net gösterdi. Ancak zaman içinde şunu fark ettim: İnsanların sağlıklı yaşam arayışı hızla artarken, bu ihtiyacı karşılayan ürünlerin kalitesi ve şeffaflığı aynı hızda ilerlemiyordu. Bu farkındalık aslında Vitafenix'in temel çıkış noktası oldu. Yani bu sadece bir ticari girişim değil; aynı zamanda bir ihtiyaçtan doğan, daha güvenilir bir sistem kurma hedefiydi. Vitafenix'i hangi boşluğu doldurmak üzere, hangi fikir ve hedefle kurdunuz? Vitafenix'i kurarken temel motivasyonumuz çok netti. Kaliteli, bilimsel olarak desteklenmiş, şeffaf ve güvenilir kombinasyon ürünleri sunmak. Türkiye'de besin destekleri pazarı çok hızlı büyüyor ancak bu büyüme her zaman kaliteyle paralel ilerlemiyor. Tüketicilerin önemli bir kısmı ürün seçerken ciddi bir bilgi kirliliğiyle karşı karşıya kalıyor. Biz bu noktada farklılaşmak istedik. Her ürünümüzün arkasında bilimsel veri, iyi hammadde, doğru formülasyon ve kalite kontrol süreçleri olmasına büyük önem veriyoruz. Mümkün oldukça ürünlerimizde tatlandırıcı, koruyucu kullanmıyoruz. Ayrıca sadece ürün satmak değil, kullanıcıya doğru bilgi sunmak da bizim sorumluluğumuz. Vitafenix'i aslında bir "ürün markası"ndan ziyade bir sağlık ekosistemi olarak konumlandırıyoruz. Dijital kanallar, veri analitiği ve kişiselleştirilmiş önerilerle bu yapıyı daha da güçlendirmeyi hedefliyoruz. Neler üretiyorsunuz? Vitafenix olarak geniş bir ürün portföyüne sahibiz. Temelde önemli mineral ve vitaminlerin olduğu ürünlerin yanında bağışıklık, enerji metabolizması, zihinsel performans, karaciğer sağlığı, sporcu destekleri ve çocuk sağlığı gibi farklı ihtiyaç alanlarına yönelik ürünler geliştiriyoruz. Ürün geliştirme sürecinde en çok dikkat ettiğimiz konular; biyoyararlanım, doğru dozaj, temiz içerik ve etken maddelerin sinerjisi. Yani sadece içerik eklemek değil, o içeriğin vücutta gerçekten işe yarayıp yaramadığı bizim için kritik. Form bazında da yenilikçi fikirler geliştiriyoruz. Mesela Türkiye'de bir ilk olarak magnezyum içeren ürünümüz Magna P'de sabah ve gece için hazırladığımız iki ayrı formülü tek kutuya koyduk. Ayrıca yakın zamanda piyasaya sunduğumuz, alerji alanında yenilikçi bir ürünümüz var. Bu ürün, Türkiye'de benzeri olmayan bir yaklaşım sunuyor. Bu tür niş ve ihtiyaç odaklı ürünlerle fark yaratmayı hedefliyoruz. Eczane dağıtım ağınız var mı? Evet, eczaneler bizim için önemli bir kanal. Çünkü eczaneler, tüketicinin güven duyduğu ve doğru yönlendirme alabildiği noktalar. 1500^'e yakın eczanede varız. Bununla birlikte biz çok kanallı bir strateji izliyoruz. Kendi web sitemiz üzerinden de doğrudan tüketiciye ulaşıyoruz. Bunun yanında e-ticaret platformları, pazaryerleri ve dijital satış kanalları da aktif olarak kullanılıyor. Özellikle kendi platformumuzda kurduğumuz üyelik ve sadakat sistemi, kullanıcıyla uzun vadeli ilişki kurmamıza yardımcı oluyor. Dünya trendlerinden farklı olarak Türk insanının daha çok tercih ettiği besin destekleri var mı? Evet, bazı belirgin farklılıklar var. Türkiye'de özellikle magnezyum, bağışıklık destekleri, D vitamini, B12 ve demir gibi ürünler çok daha yüksek talep görüyor. Bunun arkasında hem yaşam tarzı hem de beslenme alışkanlıkları yatıyor. Ayrıca son dönemde stres ve yoğun iş temposu nedeniyle enerji ve odaklanma artırıcı ürünlere ciddi bir yönelim var. Bu da global trendlerle paralel ama Türkiye'de daha hızlı büyüyen bir segment. Besin destek ürünlerinin güvenilirliğinden nasıl emin olabiliriz? Sadece eczaneden satın almak yeterli mi sizce? Nelere dikkat etmek gerek? Bu çok önemli bir konu. Eczaneden satın almak elbette önemli bir güven filtresi ama tek başına yeterli değil. Tüketicilerin mutlaka birkaç noktaya dikkat etmesi gerekiyor: Ürünün içeriği şeffaf mı? Etken maddelerin dozları bilimsel olarak anlamlı mı? Üretim standartları (GMP gibi) sağlanıyor mu? Marka, ürünün arkasında bilimsel veri sunabiliyor mu? Biz Vitafenix olarak bu şeffaflığı sağlamayı çok önemsiyoruz. Çünkü uzun vadede güven, markaların en değerli sermayesi. En popüler ürünleriniz hangileri? En çok talep gören ürünlerimiz pazarla paralel olarak magnezyum içeren MagnaP, D3K2, Aktif B kompleks ve Kreatin. Bunlarla beraber genellikle bağışıklık ve enerji kategorisi ürünlerimiz de çok ilgi görüyor. Özellikle yoğun iş temposuna sahip bireyler hem fiziksel hem zihinsel performanslarını destekleyen ürünlere yöneliyor. Bunun yanında çocuk ürünleri kategorimiz de oldukça hızlı büyüyor. Ebeveynler artık çocukları için daha bilinçli seçimler yapıyor ve bu da kaliteli ürünlere olan talebi artırıyor. İhracat planlıyor musunuz? Kesinlikle. Vitafenix'in hedeflerinden biri de global bir marka olmak. Halihazırda Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'de online satışlarımız aktif olarak devam ediyor. Diğer pazarlara giriş yapabilmek için gerekli altyapı ve regülasyon çalışmalarımız da paralel şekilde ilerliyor. Öncelikli hedefimiz, yakın coğrafyadaki pazarlara açılmak. Orta Doğu ve Avrupa, stratejik olarak öncelik verdiğimiz bölgeler arasında. Uzun vadede ise daha geniş bir global ağ kurmayı planlıyoruz. 2026 hedefleriniz nelerdir? 2026 bizim için büyüme ve derinleşme yılı olacak. Hem ürün portföyümüzü genişletmeyi hem de mevcut ürünlerimizi daha fazla kullanıcıya ulaştırmayı hedefliyoruz. Ayrıca dijital tarafta daha güçlü bir yapı kurmak istiyoruz. Kişiselleştirilmiş sağlık önerileri, veri analitiği ve yapay zeka destekli sistemler bu planın önemli bir parçası. İş hayatında performansını artırmak isteyenlere ne tür destek ürünleri önerirsiniz? Bu noktada tek bir ürün önermek yerine, ihtiyaca göre yaklaşmak daha doğru. Ancak genel olarak, enerji metabolizmasını destekleyen vitamin ve mineraller (Magnezyum, D3 ve B vitaminleri olmazsa olmaz), zihinsel odaklanmayı artıran bileşenler, stres yönetimine yardımcı adaptojenler ön plana çıkıyor. Ama burada en kritik nokta şu; Takviye ürünler, sağlıklı yaşamın yerine geçmez; onu destekler. Uyku, beslenme ve egzersiz olmadan tek başına bir ürün mucize yaratmaz.

Arama Yap

bottom of page