top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Mardinli Genç Kızdan Türkiye Birinciliği! Geliştirdiği Projeyle TEKNOFEST'e Damga Vurdu

    Mardin'in Kızıltepe ilçesinde yaşayan 24 yaşındaki yazılım mühendisi Gazali Kepenç, geliştirdiği akıllı ilaç yan etki takip sistemiyle TEKNOFEST 2026'da Türkiye birincisi oldu. Şanlıurfa'da düzenlenen yarışmada 32 takımı geride bırakarak zirveye yerleşen Mardinli genç, aynı zamanda Ticarileştirme Potansiyeli Ödülü'nü de kazanarak çifte başarıya imza attı. Kırsal mahalleden Türkiye birinciliğine uzanan başarı hikâyesi, ailesine büyük gurur yaşattı. Mardin'in Kızıltepe ilçesine bağlı kırsal Çınarcık Mahallesi'nden çıkan genç bir yazılım mühendisi, teknoloji alanındaki başarısıyla adından söz ettirdi. Henüz 24 yaşında olan Gazali Kepenç, sağlık alanında önemli bir soruna çözüm üretmek amacıyla geliştirdiği yenilikçi projeyle Türkiye'nin en büyük teknoloji organizasyonlarından TEKNOFEST 2026'da birincilik elde etti. Kocaeli Sağlık ve Teknoloji Üniversitesinden yeni mezun olan Kepenç, yaklaşık 7 ay boyunca üzerinde çalıştığı projeyle Şanlıurfa'da düzenlenen yarışmaya katıldı. Blokzincir kategorisinde finale kalan 32 takım arasından sıyrılarak Türkiye birincisi olan genç mühendis, projesinin uygulanabilirliği ve sağlık sektörüne sağlayabileceği katkılar dolayısıyla Ticarileştirme Potansiyeli Ödülü'ne de layık görüldü. MARDİN'İN KIRSAL MAHALLESİNDEN TÜRKİYE ZİRVESİNE Kızıltepe'nin Çınarcık Mahallesi'nde yaşayan Gazali Kepenç'in başarısı, ailesi ve yakın çevresinde büyük sevinç yarattı. Üniversite eğitimini tamamladıktan sonra teknoloji alanındaki çalışmalarını sürdüren genç mühendis, danışman öğretmeninin bilimsel makalesinden esinlenerek insanların hayatına dokunabilecek bir proje geliştirmeye karar verdi. Yaklaşık 7 ay süren araştırma ve yazılım çalışmalarının ardından ortaya çıkan proje, TEKNOFEST jürisinin beğenisini kazandı. Özellikle sağlık alanında ilaç güvenliğinin artırılmasını amaçlayan sistem, kişilerin kullandıkları ilaçların yan etkilerini kimlik bilgilerini paylaşmadan bildirebilmelerine imkân tanımayı hedefliyor. İLAÇLARIN YAN ETKİLERİNİ TAKİP EDEN SİSTEM GELİŞTİRDİ Gazali Kepenç'in Türkiye birinciliği kazandığı proje, blokzincir teknolojisini kullanarak ilaçların yan etkilerinin güvenli şekilde kayıt altına alınmasını ve takip edilmesini amaçlıyor. Geliştirilen sistemde, doktor tarafından reçete edilen bir ilacı kullanan hasta, yaşadığı yan etkilere ilişkin tek seferlik değerlendirme yapabiliyor. Bu değerlendirmeler, kişisel bilgiler gizlenerek blokzincir altyapısına aktarılıyor. Böylece aynı ilaçla ilgili yan etki bildirimlerinin izlenmesi ve olası risklerin erken fark edilmesi hedefleniyor. Sistemin hayata geçirilmesi halinde ilgili sağlık otoritelerinin gelen bildirimleri inceleyerek ilaç güvenliği konusunda değerlendirme yapabilmesi öngörülüyor. "SAĞLIK BAKANLIĞI BU İLAÇLA İLGİLİ SIKINTI OLDUĞUNU GÖREBİLECEK" Projesinin çalışma sistemini anlatan Gazali Kepenç, insanların ilaçların yan etkilerini bildirmekten çekinmesinin kendisini böyle bir çalışma yapmaya yönlendirdiğini söyledi. Kepenç, geliştirdiği sistemi şu sözlerle anlattı: "Projem akıllı ilaç yan etki takip sistemi ile alakalı. Bu sistemle aslında insanların ilaçların yan etkilerini bildirmekten çekinmesi sebebiyle hazırladım. Bu amaçla doktor hastaya bir reçete yazdığında o reçeteyle kişi kendisi bu ilaçları kullandıktan sonra tek seferlik bir yorum yapabiliyor. Yorum yaptıktan sonra bu yorumlar kişisel bilgileri gizleyerek blokzincire düşüyor ve bu Sağlık Bakanlığı tarafından kontrol edilebiliyor. Aynı ilaç üzerinden 30-40 yorum geldiyse Sağlık Bakanlığı o zaman diyor ki: 'Bu ilaçla ilgili bir sıkıntı var.' Sistemim tamamen bunun üzerine odaklı." BİRİNCİLİĞİN YANINDA İKİNCİ BİR ÖDÜL DAHA KAZANDI TEKNOFEST 2026'da elde ettiği Türkiye birinciliğinin yanı sıra Ticarileştirme Potansiyeli Ödülü'nü de kazanan Kepenç, projesinin yalnızca bir yarışma çalışması olarak kalmamasını, gelecekte sağlık alanında kullanılabilecek bir sisteme dönüşmesini hedefliyor. Jürinin projenin uygulanabilirliğine dikkat çektiğini belirten genç mühendis, "Projemin hayata dönüştürülebileceğini gördükleri için jüri bana Ticarileştirme Potansiyeli Ödülü de verdi." ifadelerini kullandı. Bu ödül, Kepenç'in geliştirdiği yazılımın gelecekte daha kapsamlı çalışmalarla geliştirilmesi ve sağlık teknolojileri alanında değerlendirilmesi açısından da önem taşıyor. "BU KADAR KİŞİ ARASINDAN BİRİNCİ OLMAK ÇOK GURUR VERİCİ" TEKNOFEST'e katılırken Türkiye birinciliği elde etmeyi beklemediğini ifade eden Gazali Kepenç, aldığı sonuç karşısında büyük mutluluk yaşadığını anlattı. Yarışmanın başvuru aşamasından itibaren binlerce kişinin yer aldığını belirten Kepenç, uzun süren çalışmalarının karşılığını almanın kendisi için unutulmaz bir deneyim olduğunu söyledi. Genç mühendis, "Bu kategoriye en başından beri başvuran binlerce insan var. Bu kadar kişi arasından birinci olabilmek çok gurur verici. Aslında en büyük hedefime ulaşmış oldum." dedi. GençlikKulübü "HEDEFİM KIZLARIN DA BAŞARABİLECEĞİNİ MEMLEKETİMDE GÖSTERMEKTİ" Gazali Kepenç'in başarısının arkasında yalnızca teknoloji alanında derece elde etmek değil, aynı zamanda memleketindeki genç kızlara örnek olmak da bulunuyor. Kırsal bir mahallede büyüyen ve eğitim hayatını başarıyla tamamlayan Kepenç, özellikle kız çocuklarının bilim ve teknoloji alanlarında önemli başarılara imza atabileceğini göstermek istediğini belirtti. Kepenç, "Hedefim, kızların da gerçekten bir şeyler başarabileceğini kendi memleketimde gösterebilmekti. Bunu başardığımı düşünüyorum." ifadelerini kullandı. Daha önce de farklı projeler geliştirdiğini anlatan Kepenç, büyük emek verdiği son çalışmasıyla Türkiye birinciliğine ulaşmasının kendisini ayrıca mutlu ettiğini dile getirdi. GENÇLERE TEKNOFEST ÇAĞRISI: "EMEKLERİNİZ BOŞA GİTMİYOR" Teknolojiye ilgi duyan gençlere de seslenen Gazali Kepenç, TEKNOFEST'in yalnızca bir yarışma olmadığını, aynı zamanda gençlerin kendilerini geliştirebilecekleri önemli bir fırsat sunduğunu vurguladı. Bilim, teknoloji ve yazılım alanında çalışma yapmak isteyen gençlerin bu tür organizasyonlara katılmasını öneren Kepenç, şöyle konuştu: "Çok güzel destekleri var. Emek verdiğinizde hiçbir şekilde çabanız boşa gitmiyor. Bu alanda çok güzel eğitimler veriliyor ve iş imkanları sağlanıyor. Bu yüzden TEKNOFEST, bence çok heyecan verici ve gurur duyulacak bir alan." 8 ÇOCUK BABASI İSRAFİL KEPENÇ: "KIZIMLA İFTİHAR EDİYORUM" Gazali Kepenç'in Türkiye birinciliği, en büyük mutluluğu ise ailesine yaşattı. Kızıltepe'nin kırsal Çınarcık Mahallesi'nde yaşayan baba İsrafil Kepenç, 3'ü kız olmak üzere 8 çocuğunun bulunduğunu belirterek tüm çocuklarının eğitimine büyük önem verdiğini söyledi. Özellikle kız çocuklarının eğitim almasını önemsediklerini ifade eden baba Kepenç, çocuklarının elde ettiği başarıların kendileri için en büyük mutluluk kaynağı olduğunu dile getirdi. Kızının Türkiye genelinde önemli bir başarı elde etmesinin kendisini duygulandırdığını anlatan İsrafil Kepenç, "Kızım gurur verici bir tablo ortaya koydu. Verdiğimiz emeği boşa çıkarmadı. Beni çok gururlandırdı. Onunla iftihar ediyorum." dedi. MARDİNLİ GENÇ KIZIN BAŞARISI ÖRNEK OLDU Kızıltepe'nin kırsal Çınarcık Mahallesi'nden çıkarak Türkiye'nin önemli teknoloji yarışmalarından birinde zirveye ulaşan Gazali Kepenç'in başarı hikâyesi, eğitim ve teknolojinin gençlerin hayatında oluşturabileceği fırsatları bir kez daha ortaya koydu. Sağlık alanında kullanılabilecek yenilikçi bir yazılım geliştiren 24 yaşındaki mühendis, hem elde ettiği Türkiye birinciliği hem de kazandığı ticarileştirme ödülüyle önemli bir başarıya imza attı. Kepenç, şimdi geliştirdiği projenin ilerleyen süreçte gerçek hayatta kullanılabilecek bir sağlık teknolojisine dönüşmesini ve insanlara fayda sağlamasını hedefliyor.

  • Gaziantep'te kadın girişimcinin başarı hikayesi: Bir hayvanla başladı, şimdi entegre tesis hedefliyor

    Gaziantepli kadın girişimci, yaklaşık 10 yıl önce yerleştiği kırsal mahallede başladığı hayvancılığı geliştirerek 80 başlık sürünün ve 2 işletmenin sahibi oldu. Kırsal Zülfikar Mahallesi'nde satın aldıkları bağ evine yerleşmeleriyle birlikte hayvancılıkla tanışan 36 yaşındaki Melda Köklü, köy yaşamına alışmaya çalışırken hayvancılığa ilgi duymaya başladı ve deneme amacıyla bir büyükbaş hayvan alarak yetiştiriciliğe adım attı. Kırsal Zülfikar Mahallesi'nde satın aldıkları bağ evine yerleşmeleriyle birlikte hayvancılıkla tanışan 36 yaşındaki Melda Köklü, köy yaşamına alışmaya çalışırken hayvancılığa ilgi duymaya başladı ve deneme amacıyla bir büyükbaş hayvan alarak yetiştiriciliğe adım attı. Başlangıçta araştırarak öğrenmeye çalıştığı hayvancılıkta zamanla deneyim kazanan Köklü, karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya devam etti. Bu süreçte yanında bir kişiyi istihdam eden Köklü, yaklaşık 10 yılda hayvan sayısını 80'e çıkardı. Köklü, kurduğu iki ayrı çiftlikte hem besicilik hem de süt sığırcılığı yapıyor. Başlangıçta araştırarak öğrenmeye çalıştığı hayvancılıkta zamanla deneyim kazanan Köklü, karşılaştığı zorluklara rağmen çalışmaya devam etti. Bu süreçte yanında bir kişiyi istihdam eden Köklü, yaklaşık 10 yılda hayvan sayısını 80'e çıkardı. Köklü, kurduğu iki ayrı çiftlikte hem besicilik hem de süt sığırcılığı yapıyor. Ürettiği süt, peynir ve yoğurdu bakkal ve marketlere satan Melda Köklü köye taşındıktan sonra hayvancılık yapmaya karar verdiğini, çeşitli zorluklarla karşılaştığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. Ürettiği süt, peynir ve yoğurdu bakkal ve marketlere satan Melda Köklü köye taşındıktan sonra hayvancılık yapmaya karar verdiğini, çeşitli zorluklarla karşılaştığını ancak hiçbir zaman pes etmediğini söyledi. Köklü, "Yaklaşık 10 yıl önce köye taşındık. Köyde hayvancılık yapma isteği geldi. 'Neden yapamayayım? Yaparım, niye olmasın?' dedim. 1 hayvanla başladım. Şu an 2 işletme sahibiyim. Allah, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan razı olsun. Bize verdiği destek ve teşviklerle hayvancılıkta ilerlemeye çalıştım. Çok büyük hedeflerim var. Kendi çiftliğimi kurup üretim yaparak ekonomiye destek olmak istiyorum." dedi. Köklü, "Yaklaşık 10 yıl önce köye taşındık. Köyde hayvancılık yapma isteği geldi. 'Neden yapamayayım? Yaparım, niye olmasın?' dedim. 1 hayvanla başladım. Şu an 2 işletme sahibiyim. Allah, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'dan razı olsun. Bize verdiği destek ve teşviklerle hayvancılıkta ilerlemeye çalıştım. Çok büyük hedeflerim var. Kendi çiftliğimi kurup üretim yaparak ekonomiye destek olmak istiyorum." dedi. Kadınlara hayvancılıkla uğraşmaları ve emeklerinin arkasında durmaları çağrısında bulunan Köklü, işini büyütme aşamasında olduğunu belirtti. Kadınlara hayvancılıkla uğraşmaları ve emeklerinin arkasında durmaları çağrısında bulunan Köklü, işini büyütme aşamasında olduğunu belirtti. Yetiştiricilikte 80 hayvana ulaştığını ve hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Köklü, kendi entegre tesisini kurmak için Milli Emlak'a arazi başvurusunda bulunduğunu söyledi. Yetiştiricilikte 80 hayvana ulaştığını ve hedeflerini gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüğünü ifade eden Köklü, kendi entegre tesisini kurmak için Milli Emlak'a arazi başvurusunda bulunduğunu söyledi. Başvurusunun onaylanması halinde entegre tesis kurmak istediğini belirten Köklü, hayvancılığın yanı sıra üretim ve pazarlama süreçlerinde de yer alarak faaliyetlerini geliştirmeyi hedeflediğini dile getirdi. Başvurusunun onaylanması halinde entegre tesis kurmak istediğini belirten Köklü, hayvancılığın yanı sıra üretim ve pazarlama süreçlerinde de yer alarak faaliyetlerini geliştirmeyi hedeflediğini dile getirdi.

  • Fabrika hayalleri devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü

    Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun sağladığı devlet desteğiyle Erzincan'da yola çıkan iki girişimci, 100 metrekarelik atölyede başladıkları PVC ve cam üretimini, otonom sistemlerle donatılmış 1500 metrekarelik fabrikaya dönüştürdü. Girişimci Yusuf Dündar ile Ömer Şahin Daşdan, 2008 yılında Erzincan’da 100 metrekarelik küçük bir iş yerinde PVC ve cam üretimine başladı. Zamanla artan taleple 2010 yılında iş yerlerini 500 metrekareye çıkaran ortaklar, üretim kapasitelerini daha da artırmak amacıyla 2022 yılında TKDK'ye başvurdu. Başvuruları kısa sürede onaylanan yatırımcılar, kurumdan sağlanan yüzde 60 hibe desteğiyle Erzincan Organize Sanayi Bölgesi’nde otonom sistemli bir fabrika kurmak için çalışmalara başladı. Yaklaşık iki yıl süren sürecin ardından 1500 metrekare kapalı alana sahip, son teknolojiyle donatılmış üretim tesisini faaliyete geçiren iki ortak, yeni fabrikayla hem üretimlerini artırdı hem de ürünlerini artık Erzincan'ın yanı sıra çevre il ve ilçelere de pazarlıyor. "Her geçen gün talepler artıyor" Ömer Şahin Daşdan, 2008 yılından bu yana sektörde faaliyet gösterdiklerini söyledi. TKDK'den yüzde 60 hibe desteğiyle fabrikalarını kurduklarını ifade eden Daşdan, "İşletmemiz Erzincan ve çevre illere hitap etmektedir. Tunceli, Refahiye, Kelkit, Şiran, Gümüşhane gibi il ve ilçelerine üretim yapmaktayız. Her geçen gün işletmemize gelen talepler artmaktadır. Bundan dolayı da işletmemizin kapasitesini arttırmayı hedefliyoruz. TKDK üzerinden önümüzdeki yıllarda yeni teşvikler alarak iş yerimizi büyütmeyi ve geliştirmeyi hedefliyoruz." dedi. Ürünlerini bölge genelinde oluşturdukları bayi ağı aracılığıyla sattıklarını anlatan Daşdan, TKDK desteğinin kendileri için yol gösterici olduğunu belirtti. Bugüne kadar 15'e yakın bayi ağlarının olduğunu dile getiren Daşdan, "Bunu büyütüp yaklaşık 50-60 bayiye çıkartmayı hedefliyoruz. Bununla da ilgili ciddi anlamda bir talep var. TKDK bizim işimizi geliştirmemize öncü olmuştur ve yolumuzu açmıştır." ifadelerini kullandı.

  • Baba mesleğini devam ettiren genç girişimci ürettiği balları ihraç ediyor

    Bursa'da yazılım sektöründe 6 yıl çalıştıktan sonra çocukluğundan bu yana içinde büyüdüğü arıcılığa yönelen genç, baba mesleğini sürdürüyor. Bursa'da yaşayan Muhammed Yasir Tacioğlu (28), 2018'de başladığı yazılımcılık kariyerini sektördeki daralma nedeniyle 2024'te sonlandırmak zorunda kaldı. Tacioğlu, 1977 yılından bu yana arıcılık yapan babasının mesleğini daha kurumsal bir yapıya taşımak amacıyla kendi markalarını kurdu. Çocukluğundan beri arıcılığın içinde olan Tacioğlu, yazılım sektöründe edindiği bilgi ve deneyimleri arıcılığa aktararak üretimin yanı sıra markalaşma, dijital pazarlama ve ihracat alanlarında çalışmalar yapıyor. Tacioğlu, AA muhabirine babasının arıcılığı uzun yıllardır geleneksel yöntemlerle sürdürdüğünü söyledi. Gölyazı Mahallesi'nde bulunan arı sütü çiftliğinde üretim yaptığını dile getiren Tacioğlu, ikisi salgı balı (arıların, bitkilerin canlı kısımlarından veya bu bitkiler üzerinde yaşayan bazı böceklerin salgılarından toplayıp kendi enzimleriyle işleyerek ürettiği özel bir bal türü), altısı ise çiçek balı olmak üzere 8 bal çeşidini tüketiciyle buluşturduklarını anlattı. Babasının işi yaklaşık yarım asırdır aktif şekilde sürdürdüğünü hatırlatan Tacioğlu, "Ben de babamın oluşturduğu bu birikimi gelecek nesillere ve dünyaya taşımak istiyorum. Hedefimiz Türkiye'nin farklı bölgelerindeki zengin flora ballarını dünyaya tanıtmak." dedi. "Aynı çiftlikte hem bal hem arı sütü üretmek oldukça zor" Arı sütü üretiminin zahmetli olduğunu vurgulayan Tacioğlu, birçok aşamanın titizlikle yürütüldüğünü dile getirdi. Tacioğlu, bu sezon sadece Gölyazı'da 30-35 kilogram arı sütü hasat ettiklerini aktararak, şöyle devam etti: "Aynı çiftlikte hem bal hem arı sütü üretmek de oldukça zor. Bu nedenle burada daha çok arı sütüne odaklanıyoruz. Buna rağmen bu çiftliğimizde aynı zamanda yaklaşık 400-500 kilogram bal da hasat ettik. Güzel bir sezonda diğer çiftliklerimizle birlikte arı sütü üretimimiz 200 kilograma kadar çıkabiliyor. Vatandaşların doğal, hakiki arı sütü ve bal tüketmesine önem veriyoruz." Ürünlerin Tarım ve Orman Bakanlığı onaylı laboratuvarlarda analizlerden geçirildiğini aktaran Tacioğlu, kendi tesislerinde de balın nem oranı ve sezonluk değerleri gibi çeşitli ölçümlerin takip edildiğini kaydetti. "Yurt dışından Türk balına talep var" Tacioğlu, özellikle Orta Doğu ve Kuzey Afrika'yı kapsayan MENA bölgesinden talep aldıklarını belirterek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Ürettiğimiz arı sütü ve balın ihracatını da yapıyoruz. En son yaklaşık 3 ton sedir balını Katar'a yolladık. Türkiye'nin arı sütü ve çeşitli balları dünyada birinci sırada olacak kalitededir. İlaç kalıntısı olmayan, yem ve şeker görmemiş bal üretmeye özen gösteriyoruz ve bunların hepsini analizli bir şekilde müşterilerimize sunuyoruz. Katar, Bahreyn, Kuveyt, Birleşik Arap Emirlikleri'ne ihracatımız oluyor. Ayrıca yurt dışındaki fuarlara da katılıyoruz. Bu sayede bağlantılarımız gelişiyor. Balımızı test eden yabancılardan talep de geliyor. Yurt dışından Türk balına ciddi bir talep var. Biz de o talebi elimizden geldiğince karşılamaya çalışıyoruz." Yazılım sektöründen edindiği tecrübeleri arıcılıkta kullandığını aktaran Tacioğlu, dijital pazarlama, yapay zeka destekli uygulamalar ve çevrim içi müşteri kanallarıyla markanın küresel pazardaki görünürlüğünü artırmaya çalıştığını vurguladı. Tacioğlu, baba mesleğini daha ileriye taşımak istediğini belirterek, "Türkiye'nin zengin flora çeşitliliğini, birbirinden farklı ve değerli ballarını dünyanın her yerine tanıtmak istiyorum. Yazılım sektöründe edindiğim tecrübeleri de bu hedef doğrultusunda kullanıyorum. Geleneksel üretim tecrübesiyle teknolojiyi bir araya getirerek markamızı küresel bir marka haline getirmeyi hedefliyoruz." ifadelerini kullandı.

  • Üniversite öğrencilerinden işitme engelli sürücüler için yapay zeka destekli cihaz

    Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi (RTEÜ) öğrencileri Efil Saylam ve Emre Kıran, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yıldıran Yılmaz'ın verdiği bir ders ödevinden yola çıkarak geliştirdikleri, işitme engelli sürücüleri ekran üzerinden uyaran cihazla, TEKNOFEST 2026'da 'Sosyal Yenilikçilik ve Girişimcilik' kategorisinde Türkiye birincisi oldu. RTEÜ Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğrencileri Efil Saylam ve Emre Kıran, Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yıldıran Yılmaz'ın 'Nesnelerin İnterneti' dersinde verdiği bir ödev üzerine, işitme engelli sürücülerin trafikte yaşadığı zorluklara çözüm üretmek için çalışma yaptı. Yaklaşık 1 yıllık çalışma sonucunda, araç içine monte edilebilen ve avuç içine sığacak büyüklükte yapay zeka destekli bir donanım kiti geliştirildi. Trafikte hayati önem taşıyan ambulans sireni, korna ve yaya seslerini anlık olarak dinleyip sınıflandıran cihaz; bu sesleri aracın ön konsolundaki veya harici bir ekrandaki görsel uyarılara dönüştürüyor. Öğrencilerin 'Echo2Code' takımı çatısı altında geliştirdiği yenilikçi ürün, Havacılık, Uzay ve Teknoloji Festivali (TEKNOFEST) 2026 kapsamında düzenlenen TÜBİTAK 2242 Üniversite Öğrencileri Araştırma Proje Yarışmaları'nda büyük ilgi gördü. Öğrenciler projeyle 'Sosyal Yenilikçilik ve Girişimcilik' kategorisindeki yarıştı, jüriden tam not alarak Türkiye birincisi oldu. 'ÖĞRENCİLERE VERDİĞİM BİR PROJE ÖDEVİYDİ' Cihazın geliştirilme sürecini anlatan Doç. Dr. Yıldıran Yılmaz, şunları söyledi: "Geçen yıl verdiğim bir ders kapsamında, İnternet Nesneleri dersi kapsamında öğrencilere verdiğim bir proje ödeviydi ve öğrencilerle geliştirdiğimiz bu projeyi en son geliştirerek TEKNOFEST'te başvurmayı planlamıştık. İşitme engelliler açıkçası trafikte çok sorun yaşıyorlar. Özellikle dış sesleri, çevresel sesleri duyamadıkları için dışarıdan gelen bir ambulans veya farklı bir korna sesi, yaya sesini duyamadıkları için bu hem onların güvenliğini tehlikeye atıyor hem de dışarıdaki insanların güvenliğini tehlikeye atıyor. Böyle bir ihtiyaç hissettik ve ortaya böyle bir projeyi çıkarma ihtiyacı duyduk. Çıkardığımız, geliştirdiğimiz projenin en önemli avantajlarından bir tanesi de internete ihtiyaç duymuyor. Tamamen cihaz üzerinde çalışan bir sistem ve kaydettiğimiz sesleri de dış ortama aktarmadığı için kullanıcı gizliliğini de tam olarak koruyor. Bu cihaz kompakt bir donanımdan oluşuyor. Tamamen ayrı bir cihaz, üzerinde ekran bulunan ve her araca, vasıtaya entegre edilebilecek kolay bir cihaz. Ucuz bir maliyetle bunu yapabildik. Projemiz, işitme engelli sürücülerin araç içindeki güvenliğini artırmak amacıyla geliştirdiğimiz kompakt bir donanım. Bu donanım çevresel sesleri yapay zeka algoritmalarıyla anlık olarak sınıflandırıyor ve cihaz, aracın ön konsolundaki ekran vasıtasıyla görsel olarak bu uyarıları sürücüye iletiyor" dedi. Projenin tasarım ekibinde yer alan Efil Saylam, işitme engelli bireylerin araç kullanırken yaşadıkları zorluklardan yola çıktıklarını belirterek, "Takım arkadaşım Emre'yle beraber bir sosyal sorumluluk projesi yazıyorduk. Bu projeyi yazarken aslında işitme engelli bireylere nasıl dokunabiliriz, bunu düşünüyorduk ve işitme engelli bireylerin aslında araç kullanıp kullanmadığını düşündük. Ve bunu araştırmaya başladık. Daha sonradan fark ettik ki aslında gerçekten araç kullanıyorlar. Trafik aslında tamamen sese dayalı bir şey olmasına rağmen işitme engelli bireyler trafikte olan bu kritik seslerin hiçbirini duymadan aslında hareket ediyorlar. Daha sonradan biz, 'Peki bunları, bu trafiği onlar için nasıl daha güvenli bir hale getirebiliriz? Nasıl bir proje geliştirip onlar için trafiğin gerçekten güvenli bir alan olmasını sağlayabiliriz?' diye düşündük ve böyle bir proje geliştirdik. Ben de açıkçası tasarım ekibindeydim. Projemiz gerçekten çok küçük; bir el, avuç içine sığabilecek kadar küçük bir prototipe sahip şu anda. Araçtan araca değişerek daha da küçültülebiliyor, daha da büyütülebiliyor. Böyle çok küçük bir tasarıma sahip, çok kompakt. Aracın arka camına sabitleniyor" diye konuştu. Projenin yazılım ve yapay zeka modelini geliştiren Emre Kıran ise sistemin çalışmasını anlattı. Kıran, "Ben yazılım tarafında görev aldım. Yapay zeka modelinin geliştirilmesinden sorumluydum. Kendi geliştirdiğimiz yapay zeka modeli kitimiz. Sürekli ortamı dinliyor ve o sesleri siren, korna ve yaya sesi olarak 3 sınıfa ayırıyor. Bunları sınıflandırdıktan sonra aracımızın kendi ekranına veya harici bir ekrana yönlendiriyoruz ve görüntü olarak sürücünün önüne düşürüyoruz. Yani sesleri bir nebze görüntüye çeviriyoruz diyebiliriz. Şöyle söyleyeyim; ben 2024'te TEKNOFEST'te finale gitmiştim. Bölümümüzde sürekli olarak bize TEKNOFEST projelerini, TÜBİTAK projelerini teşvik ediyorlar. O günden beri bir sürü yarışmalar deniyorum. Bugün birinci olduk, çok mutluyum çünkü sürecimin karşılığını aldım" dedi.

  • Konya- Uçak tutkunu Burak'ın hayali gerçek oldu

    KONYA'nın Beyşehir ilçesinde yaşayan özel gereksinimli Burak Subaşı'nın (18) yıllardır süren tutkusu, muhtar Olcay Uğur girişimleriyle gerçeğe dönüştü. Pilotluk heyecanını yakından yaşamak isteyen Subaşı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ile Türk Hava Yolları tarafından misafir edilip kokpite alındı. O anları Bakan Abdulkadir Uraloğlu da sanal medya hesaplarından paylaştı. Beyşehir ilçesi Avşar Mahallesi’nde yaşayan özel gereksinimli Burak Subaşı, tahtadan yaptığı uçak maketleriyle yaşattığı havacılık hayali mahalle muhtarı Olcay Uğur’un girişimleriyle gerçeğe dönüştü. Burak Subaşı, babası Turgut Subaşı ve Avşar Mahallesi Muhtarı Olcay Uğur ile Konya’dan İstanbul’a uçtu. Türk Hava Yolları ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteğiyle kokpite giren Burak, uçuş süreçlerini yakından görüp, çeşitli yönlendirme ve eğitimleri de takip etme fırsatı buldu. 'YOL ARKADAŞIYIM' Avşar Mahallesi Muhtarı Olcay Uğur, “Burak’ın hayali benim için sıradan bir istek değildi. Ben onun sadece muhtarı değil, hayallerine ortak olmuş bir yol arkadaşıyım. Kendisine muhtar yardımcılığı görevini verirken de ona olan güvenimizi ve sevgimizi göstermek istedim. Onun yıllardır uçaklara bakarken duyduğu heyecanı, kokpitte yaşadığını görmek benim için tarif edilemez bir mutluluktu. Beyşehir’den İstanbul’a aslında sadece uçmadık, Burak’ın yıllardır kurduğu bir hayale birlikte uçtuk. Burak’ın yüzündeki o mutluluk, bütün çabalara değdi. Bu güzel hayale destek veren Türk Hava Yolları’na, Bakanlığımıza, emeği geçen herkese şehrimiz ve mahallem adına teşekkür ederim" dedi. BAKAN URALOĞLU PAYLAŞTI Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Burak Subaşı’nın kokpitte geçirdiği zaman ve uçuş süreçlerini takip ettiği anları, "Havacılığa gönül vererek kendi imkanlarıyla ahşaptan uçak yapan Burak kardeşimizin, pilotluk heyecanını yakından yaşama hayalini gerçeğe dönüştürdük" notuyla sanal medya hesaplarında paylaşıldı. (DHA)

  • Akhisarlı Gençlerden Büyük Başarı! Türkiye Üçüncüsü Oldular, Ankara Finaline Yükseldiler

    Akhisarlı öğrenciler, İzmir’de düzenlenen ETKİM Genç Tekno Girişim Kampı’nda geliştirdikleri teknoloji odaklı projeyle Türkiye üçüncülüğünü elde ederek Ankara’da gerçekleştirilecek Türkiye Finali’ne katılmaya hak kazandı. Dört öğrenciden oluşan ekibin başarısı, Akhisar’da büyük gurur yaşattı. Millî Eğitim Bakanlığı Yenilik ve Eğitim Teknolojileri Genel Müdürlüğü (YEĞİTEK) tarafından düzenlenen ETKİM Genç Tekno Girişim Programı kapsamında, Akhisarlı öğrenciler önemli bir başarıya imza attı. 5-9 Ekim 2026 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleştirilen Genç Tekno Girişim Kampı’na, Türkiye’nin 20 farklı ilinden 80 öğrenci ve 20 mentör öğretmen katıldı. Gençlere girişimcilik bilinci kazandırmayı, yenilikçi düşünme becerilerini geliştirmeyi ve teknoloji odaklı iş fikirlerini desteklemeyi amaçlayan kampta, öğrenciler beş gün boyunca yoğun eğitim ve mentörlük çalışmalarına katıldı. Akhisarlı Öğrenciler Üçüncülük Kürsüsüne Çıktı Kampın son gününde düzenlenen ve öğrencilerin geliştirdikleri projeleri jüri karşısında sundukları "Demo Day" etkinliğinde Akhisarlı ekip büyük başarı elde etti. Mentör öğretmen Aylin Çavuş Yavaş rehberliğinde çalışmalarını sürdüren Uygar Kanbur, Ahmet Mete Doğru, Süleyman Fatih Bulgurcu ve Alperen Uslu, geliştirdikleri yenilikçi girişim projesiyle jüri üyelerinin değerlendirmesi sonucunda üçüncülük derecesinin sahibi oldu. Bu başarıyla Akhisarlı gençler, Ankara’da düzenlenecek Türkiye Finali’nde projelerini yeniden sunma ve Akhisar’ı temsil etme hakkı kazandı. Mentör Öğretmen Yavaş: "Geleceğe Dair Umudumuz Tazelendi" Elde edilen başarının ardından açıklamalarda bulunan mentör öğretmen Aylin Çavuş Yavaş, öğrencilerin azmine, üretkenliğine ve girişimcilik ruhuna dikkat çekti. Yavaş, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Gençlerimizin yaşadığı sıkıntıların ve kaygıların konuşulduğu bir dönemde; üreten, düşünen ve fikirlerini kararlılıkla savunan öğrencilerle bir arada olmak hepimize derin bir nefes aldırdı. Projeyi bir fikirden alıp kürsüye kadar taşıyan öğrencilerim Uygar, Ahmet Mete, Süleyman Fatih ve Alperen'in enerjisi ve çalışma disiplini bizlere geleceğe dair taptaze bir umut aşıladı. Demo Day'de aldığımız üçüncülük ve Ankara bileti büyük bir gurur, ancak bu gençlerin gözlerindeki üretme tutkusu her şeyin üzerinde." İlçe Millî Eğitim Müdürü Karasu'ya Teşekkür Başarının ekip çalışması ve güçlü bir dayanışmayla elde edildiğini belirten Yavaş, süreç boyunca kendilerine destek veren eğitim yöneticilerine, öğretmenlere ve velilere teşekkür etti. Özellikle Akhisar İlçe Millî Eğitim Müdürü Mükremin Karasu'nun desteklerinin önemine değinen Yavaş, şu açıklamada bulundu: "Bu yolculukta gençlerimizin arkasında duran, bizlere her daim güvenip desteklerini esirgemeyen Akhisar İlçe Millî Eğitim Müdürümüz Sayın Mükremin Karasu’ya şükranlarımızı sunuyoruz. Ayrıca bu pırıl pırıl gençleri büyük bir özveriyle yetiştiren kıymetli meslektaşlarıma, öğretmenlerine ve evlatlarının heyecanına ortak olup destekleyen fedakâr velilerimize yürekten teşekkür ederiz. Şimdi bu inanç ve güçle Ankara’daki Türkiye Finali’ne hazırlanıyoruz." Şimdi Hedef Ankara'daki Türkiye Finali İzmir’de elde ettikleri üçüncülüğün ardından Akhisarlı genç girişimcilerin yeni hedefi, Ankara’da düzenlenecek Türkiye Finali'nde başarılı bir sonuç elde etmek. Teknoloji ve girişimcilik alanındaki çalışmalarıyla dikkat çeken dört öğrenci, mentör öğretmenleri eşliğinde final hazırlıklarına devam edecek. Akhisarlı öğrencilerin elde ettiği derece, gençlerin yenilikçi fikirler geliştirme ve bu fikirleri girişim projelerine dönüştürme konusundaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu.

  • Emekle Yoğrulan Bir Başarı Hikâyesi

    Anadolu’nun geleneksel lezzetlerini yaşatmak ve yerel üretim kültürünü geleceğe taşımak amacıyla yola çıkan kadın girişimci Neşe Leblebici, emeğini üretime, üretimini ise istihdama dönüştüren başarılı girişimcilik hikâyesiyle örnek oluyor. Kahramanmaraş’ta faaliyet gösteren işletme, Anadolu’nun kadim üretim kültürünü ve yerel lezzetlerini geleceğe taşıyan Anadoludakiler kapsamında; Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Kalkınma Ajansları Genel Müdürlüğü koordinasyonunda yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından finanse edilen SEECO Projesi kapsamında, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı (DOĞAKA) tarafından sağlanan makine ve ekipman desteğiyle üretim kapasitesini güçlendirdi. Sağlanan destekle birlikte üretim altyapısını geliştiren işletme, bugün 3 şubesiyle faaliyetlerini sürdürüyor. Yıllık 20 ton tarhana ve 15 ton firik üretim kapasitesine ulaşan işletmede 5 kişiye istihdam sağlanıyor. Neşe Leblebici’nin girişimcilik hikâyesi, yerel ürünlerin ve geleneksel üretim bilgisinin kadınların emeği ve girişimcilik gücüyle ekonomik değere dönüştürülmesine önemli bir örnek teşkil ediyor. Anadoludakiler yaklaşımı; Anadolu’nun yerel ürünlerini, geleneksel üretim yöntemlerini ve bu değerleri yaşatan üreticilerin emeğini görünür kılarak yerel kalkınmaya katkı sunuyor. Neşe Leblebici’nin hikâyesi de Anadolu’nun sahip olduğu üretim mirasının desteklerle güçlendirilerek geleceğe taşınmasının somut örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. DOĞAKA, kadın girişimcilerin üretim ve istihdam odaklı çalışmalarını destekleyerek TR63 Bölgesi’nin yerel üretim kapasitesinin ve girişimcilik ekosisteminin güçlendirilmesine katkı sunmaya devam ediyor.

  • Türkiye Innovation Week ödülleri sahiplerini buldu

    Türkiye Innovation Week 2026’da (Türkiye İnovasyon Haftası-TIW26) “Türkiye’nin Girişimcileri Yarışması” ile “İnovaTİM İnovasyon Yarışması”nın ödülleri sahiplerini buldu. Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından Ticaret Bakanlığının desteğiyle Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen TIW26, bu yıl “Humanity 6.0-İnsanlığın Yeni Evresi” temasıyla gerçekleştiriliyor. 13’üncüsü düzenlenen etkinlik kapsamında “Türkiye’nin Girişimcileri Yarışması” ile “İnovaTİM İnovasyon Yarışması”nın ödül töreni düzenlendi. Törende konuşan Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi İletişim Dairesi Başkanı Gökhan Yücel, Türkiye’nin coğrafi konumu ve genç nüfusunun sunduğu avantajlara değinerek, ülkenin, Avrupa, Asya ve Orta Doğu arasında bir bağlantı noktası olmasının yanı sıra uluslararası yatırımcıları bir araya getiren bir merkez niteliği taşıdığını söyledi. Küresel ölçekte artan jeopolitik belirsizliklere dikkati çeken Yücel, Türkiye’nin uzlaştırıcı ve bütünleştirici rolüyle uluslararası platformlarda etkin bir konumda bulunduğunu ifade etti. Yücel, Türkiye’nin her türlü krize karşı cevap verebilme yeteneğine sahip olduğunu kaydederek, “Türkiye, dünyanın her yerinden insanları, sektörleri, rotaları, yolları, inovasyon aygıtlarını, araçlarını ve yöntemlerini birleştiriyor, bağdaştırıyor ve bütünleştiriyor. Sadece bir köprü değil.” diye konuştu. Türkiye Innovation Week ödülleri sahiplerini buldu “Türkiye dünyada süper yat üretiminde İtalya’dan sonra ikinci sırada” Gökhan Yücel, Türkiye’nin bir güç merkezi olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: “Türkiye’yi güçlü merkez yapan en önemli faktör, bilindik güç türlerinin hepsinde söz sahibi olması. Uluslararası ilişkilerde güç genellikle üçe ayrılır. Ben ona birkaç tane daha ekliyorum, sert güç. Fabrikalarınız, limanlarınız, silahlı kuvvetleriniz… Bunların hepsine biz sert güç diyoruz. Türkiye dünyada üretilen ve ihraç edilen her 10 insansız hava aracının yüzde kaçını üretiyor ve ihraç ediyor? Yüzde 70. Belki yüzde 71-72 olmuştur.” Yücel, Türkiye’nin farklı bazı alanlarda da önemli işlere imza attığını anlatarak, şu ifadeleri kullandı: “35 metrenin üzerinde üretilen yatlara mega yat, süper yat denir. Türkiye dünyada süper yat üretiminde İtalya’dan sonra ikinci sırada. Bu 15 sene önce hayal edilebilecek bir şey değildi. Önümüzde Hollanda vardı ve ‘Hollanda geçilmez’ denilirdi. Türkiye ilk 4’te, 5’te bile değildi. Türkiye şu anda dünyada hem metraj hem proje başına düşen metraj hem de toplam metraj bakımından İtalya’dan sonra en fazla mega yat üreten ülke. Dünyanın en uzun 5’inci yüksek hızlı tren hattına sahibiz.” “Türkiye hiçbir zaman insan onurunu geriye atmayacaktır” Gökhan Yücel, ülkenin hava kargo taşımacılığında ve jeotermal enerji alanında geldiği noktaya işaret ederek, sözlerini şöyle tamamladı: “Türkiye’yi iyi tanıyalım. Sert gücüyle, yumuşak gücüyle, akıllı, teknolojik ve siber gücüyle ama her kısımdan çok daha önemli bir güç unsuru var Türkiye’nin elinde. Onunla rakip olabilecek başka bir ülke kolay bulabilir miyiz bilmiyorum, vicdani ve insani güç. Türkiye tüm bu güç unsurlarını kullanırken, silahlı kuvvetlerini, askeri donanımını ve enerji altyapısını geliştirirken, enerji yollarını ve araştırmalarını çeşitlendirirken, kutupta araştırmaları yaparken, aya gitme hedefine sahip olurken, kuantum bilgisayarı olan 15 ülkeden birisiyken, hiçbir zaman insan onurunu geri plana atmamalı ve atmayacaktır.” Genç girişimciler ödüllendirildi Etkinlikte, Gökhan Yücel’in konuşmasının ardından iki farklı yarışmanın ödülleri sahiplerini buldu. “Türkiye’nin Girişimcileri Yarışması”nda “En Hızlı Büyüyen Girişimci” BÜYÜTECH isimli girişimiyle Alparslan Işıklı olurken, “En Fazla Ülkeye İhracat Yapan Girişimci” ödülü ROWND şirketiyle Tayfun Gümüş’ün oldu. “Hedefim Küresel Başarı” ödülü METALWORM girişimiyle Oğuzhan Yılmaz’a verilirken, “Kadın Teknoloji Girişimcisi” ödülüne UMAYANA girişimiyle Hülya Dağöttüren layık görüldü. Yapay zeka ve sürdürülebilirlik projelerine ödül İnovaTİM İnovasyon Yarışması’nın Yapay Zeka Kategorisi’nde birinci Sefa Murat Atıcı ve Yusuf Gündoğdu’nun SAFEYU OS projesi olurken, SURG-IA projesiyle İlknur Aydar ve Göknur Aydar ikinci, MYOGRIP ile Taha Berkay Yılmaz, Sana Ahmed Aboumousa, Dilşad Atasever, Furkan Ak ve Arda Göksu üçüncü oldu. Dördüncülüğe Ali Özen ile Said Berk’in VİZOVA, beşinciliğe ise Cemanur Adıgüzel, Umut Yılmaz, Eren Yırtıcı ve Fuad Saffetoğlu’nun MERGEN projesi layık görüldü. Yarışmanın “Sürdürülebilirlik Kategorisi”nde ise birinciliğe Abdulgazi Şimşek ile Ömer Yılmaz’ın AGRILENS projesi değer bulundu. Esma Nur Yöney, Reyhan Ebrar Tayfur ve Zehra Banu Katırcı’nın BIORELEASE projesi ikinci, Esat Varol ve Rana Demirer’in ISI TASMASI projesi üçüncü, Cem Bütün, Arda Yokuş, Cemre Gülüm ve Muhammet Faruk Yaşlı’nın BIOLEACH projesi dördüncü, Zilan Nupelda Pehlivan, Zeyneb Mustafa, Dilruba Sevim ve Simay Geçer’in PETALGUARD projesi beşinci oldu.

  • Merakı babasının lokantasında başladı, kendi girişimini kurdu

    Kütahya'da küçük yaşlarda babasının lokantasındaki bilgisayarla başlayan yazılım merakını girişimcilik hikayesine dönüştüren Hüseyin Fehmi Kocagöz, Kütahya Tasarım Teknokent'in sağladığı imkanlarla yerli yazılımlar geliştirerek küresel pazarda yer edinmeyi amaçlıyor. Küçük yaşlardayken babasının lokantasındaki bilgisayarı kullanmaya başlayan Kocagöz (40), o zamanlardan itibaren bu bilgisayar üzerinde yazılım geliştirmeye başladı. Zamanla bu alanda kendisini geliştiren lise mezunu Kocagöz, 2010'da bilgisayar alanındaki ilk işletmesini hayata geçirdi. İlk başlarda yazılım ve donanım alanında faaliyet gösteren Kocagöz, daha sonra sadece yazılım alanında yoğunlaştı. Hüseyin Fehmi Kocagöz'ün KOBİ'lerin dijital dönüşümünü desteklemek amacıyla Tavşanlı ilçesinde kurduğu yazılım ve teknoloji şirketi, Kütahya Tasarım Teknokent bünyesine dahil oldu. Kocagöz'ün şirketi, Teknokent'in desteğiyle geliştirdiği yerli ön muhasebe yazılımını dünya pazarına sunmaya hazırlanıyor. "Uygulamamıza 10 dil seçeneği ekledik" Hüseyin Fehmi Kocagöz, AA muhabirine, yazılım geliştirmeye hobi olarak başladığı süreci ticarete taşıdığını söyledi. Kocagöz, bilgisayar malzemesi satışı yaptığı iş yerini daha sonra bir yazılım şirketine dönüştürdüğünü belirterek, Kütahya Tasarım Teknokent bünyesinde faaliyet göstermeye başladıktan sonra teşvikler ve avantajlar sayesinde hızla büyüdüklerini anlattı. Teknokent'te bulunmanın kurumsal itibar açısından önemli katkılar sağladığını vurgulayan Kocagöz, "Normal bir limited şirketinden, devlet teşvikli, projeleri kabul görmüş ve belli hakem ölçütlerinden geçmiş bir yapıya ulaşıyorsunuz. Ayrıca Kütahya Tasarım Teknokent tarafından da 'En hızlı yükseliş gösteren firma' ödülüne layık görüldük." dedi. Kocagöz, geliştirdikleri yazılımın işletmelerin alış ve satış süreçlerini organize eden bir ön muhasebe programı olduğunu dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Uygulamamız tamamen yerli ve milli olarak geliştirildi. İçinde dışarıdan satın alınan herhangi bir modül yahut bağlam kullanılmadı, yüzde 100 yerli. Amacımız yüksek trafikler altında, yüksek hızlarda hizmet verebilen bir uygulama geliştirmekti. Bunu da Türkiye'deki kullanıcı kitlemizle elde ettiğimiz testlerde başardığımıza inanıyorum." Kocagöz, yurt dışı hedeflerine de değinerek, sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'nin birçok ilinde hizmet verdikten sonra Azerbaycanlı kullanıcılarımız için Azerice arayüzlü yeni bir uygulama daha hazırladık. Bunun yanı sıra uygulamamıza 10 dil seçeneği ekledik. Hedefimiz Türkiye'ye yayılan kullanıcı kitlemizi dünya ülkelerine yaymak, küresel ölçekte tanınır bir marka haline dönüşmek ve gelişen yapay zeka dönüşümünde sektörde ağırlık kazanmaktır." Hüseyin Fehmi Kocagöz, geliştirdikleri yazılımın patentini almak için başvuruda bulunduklarını sözlerine ekledi.

  • Erzurum'da genç girişimciler 20 metrekarelik depoda hurdacıdan sepet toplayıp kurdular! 'Tadını önüme koysalar et sanırdım'

    Erzurum'da lezzetini merak ederek araştırmaya başladıkları istiridye mantarı yetiştiriciliğinde kısa sürede büyük bir başarıya imza atan iki genç girişimci, hobi olarak başladıkları üretimi bölgesel bir istihdam kapısına dönüştürmeyi hedefliyor. Atatürk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü mezunu Muhammed Şahin (25) ve lise mezunu Cihat Eymen Avcı (27), Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi'nde kiraladıkları 20 metrekarelik depoda kendi kompostlarını ve mantar tohumlarını üreterek Doğu Anadolu Bölgesi'ne örnek oldu. Atatürk Üniversitesi Gazetecilik Bölümü'nden bu yıl mezun olan Muhammed Şahin (25) ile lise mezunu Cihat Eymen Avcı (27), istiridye mantarının tadını merak ederek yetiştiriciliğini araştırmaya başladı. Yaklaşık 3 ay boyunca çevrim içi eğitimler alan, videolar izleyen ve makaleler okuyan ikili, mantar yetiştiriciliği yapan kişilerden de destek aldı. İlk denemelerini evlerinde gerçekleştiren gençler, başarılı sonuçların ardından Yakutiye ilçesi Rabiana Mahallesi'nde kiraladıkları 20 metrekarelik depoda üretime başladı.Tohum ve torbaları Adana'dan temin eden Şahin ve Avcı, kompost hazırlayarak mantar yetiştiriciliğine devam ediyor. Üretim sürecinde kendi mantar tohumlarını yetiştirmeyi de öğrenen ikili, ilerleyen dönemde üretim alanlarını genişleterek Doğu Anadolu Bölgesi'nde istihdam oluşturmayı amaçlıyor. "KENDİ KOMPOSTUMUZU, KENDİ MANTARIMIZI ÜRETTİK" Üretime mantarın tadını merak ederek başladıklarını anlatan Muhammed Şahin, "Mantar işine tadını merak ederek başladık. Biraz duyumlar aldık, tadının çok güzel olduğunu, et tadına benzediğini söylediler. Biz de bu merakla yaklaşık 3 ay önce başladık. Kendi evimizde bir deneyelim, nasıl yapacağız, ne edeceğiz diye düşündük. Bunun 3 aylık bir eğitim süreci vardı, bu eğitimi aldık. Kayseri'de bu işi yapan bir usta abla da eğitim sürecinde bize destek oldu, yardımcı oldu. İşe başlarken sıcaklığın nasıl olması gerektiğini, kuluçka süresini, kompostun içine ne katacağımızı, ne kadar kepek, kireç, alçı veya mısır koçanı kullanacağımızı araştırdık. Bunun üzerinde durduk. Yabancı dillerde yayımlanan makaleleri Türkçeye çevirerek okuduk. Kendimizce bir şeyler denedik ve başarılı olduk" dedi. "ARAŞTIRMALAR YAPTIK, VİDEOLAR İZLEDİK VE EĞİTİMLER ALDIK" Tohumları ve torbaları Adana'dan temin ettiklerini belirten Şahin, "Önce samanı pastörize ediyoruz, ardından miselleri, yani mantar tohumlarını içine katıp torbalara yerleştiriyoruz. Daha sonra torbaları sepetlere dizdik. Sepetleri hurdacılardan rica ederek temin ettik ve kendimizce bir raf sistemi kurduk. Hava akışının sağlanması için sepetleri bir dolu, bir boş olacak şekilde dizayn ettik. Bu süreçte mantar tohumunu kendimiz üretmeyi de öğrendik. Erzurum'da bu işi yapan çok az kişi var. Biz de genç girişimciler olarak araştırmalar yaptık, videolar izledik ve eğitimler aldık. Kendi kompostumuzu, kendi mantarımızı ürettik, kendi tohumumuzu üretmeyi de öğrendik. Bir sonraki üretim döneminde bu tohumları da kullanacağız. İlerleyen zamanlarda Erzurum'da ve Doğu Anadolu Bölgesi'nde daha büyük projeler hayata geçirerek istihdam sağlamayı düşünüyoruz" diye konuştu. "TADININ BU KADAR ETE BENZEYECEĞİNİ BEKLEMİYORDUM" İstiridye mantarının tadının kendisini şaşırttığını dile getiren Şahin, "Normalde mantar sevmem; kültür mantarını da istiridye mantarını da pek sevmiyordum. Ancak istiridye mantarına tamamen meraktan başladım. Tadı gerçekten et gibi oldu. Kendim üretmeseydim, önüme koyduklarında et olduğunu düşünebilirdim. Etle arasındaki benzerlik oldukça fazla" ifadelerini kullandı. "DESTEK BEKLİYORUZ" Hobi olarak başladıkları işi büyütmek istediklerini vurgulayan Şahin, "Genç girişimciler olarak Tarım ve Orman Bakanımız İbrahim Yumaklı'dan ve Erzurum İl Tarım ve Orman Müdürü Alpaslan Kenger'den destek bekliyoruz. İnşallah daha büyük bir yere geçerek daha fazla istihdam sağlamak ve bu işi büyütmek istiyoruz. İstiridye mantarı üretiminin Doğu Anadolu Bölgesi'nde yaygınlaşmasını istiyoruz" dedi. 'Tadını önüme koysalar et sanırdım' Cihat Eymen Avcı da "Arkadaşımla birlikte hobi olarak başladığımız bu üretimde, insanlara istihdam sağlamak amacıyla büyüklerimizden destek bekliyoruz. Biz de elimizden geleni yapmaya çalışıyoruz" diye konuştu.

  • Yalnızlık hissinden doğan yapay zekâ projesi 5 bin kullanıcıya ulaştı

    Henüz 14 yaşındayken yaşadığı zorbalık ve yalnızlık hissinden yola çıkan Ali Emir Kababıyık, insanların kendilerini rahatça ifade edebilecekleri bir dijital dost geliştirmek için çalışmaya başladı. 2022 yılında ilk adımlarını attığı proje, farklı sürümlerden geçerek BerinAI'ye dönüştü. Kababıyık'ın çıkış noktası, kimseye anlatamadığı düşüncelerini paylaşabileceği ve kendisini anlaşılmış hissedebileceği bir dijital arkadaş hayaliydi. İlk olarak Afra isimli bir sohbet botu üzerinde çalışan genç girişimci, daha sonra projeye Berina adını verdi. 16 Ağustos 2022'de Berina adıyla başlayan çalışma, sonraki yıllarda farklı sürümlerle geliştirildi. 19 Aralık 2024'te BerinAI adı ortaya çıktı ve proje 2025 yılında yeni bir aşamaya taşındı. BerinAI ismi de projenin yaklaşımını yansıtan kelimelerden oluşuyor: Bağlılık, Empati, Rüya, İçtenlik, Naziklik ve Aşk. Bu kavramlar, projenin insan duygularını ve iletişimini merkeze alan yaklaşımını ifade ediyor. Ali Emir Kababıyık, projeyi bugüne kadar ağırlıklı olarak kendi imkânları ve teknik çalışmalarıyla geliştirdiğini belirtiyor. Genç girişimcinin paylaştığı bilgilere göre BerinAI, yaklaşık 5 bin toplam kullanıcıya ulaştı ve çeşitli iş birlikleri geliştirdi. Projenin büyüme süreci ise devam ediyor. Başlangıçta insanların kendilerini ifade edebilecekleri bir dijital dost fikriyle ortaya çıkan BerinAI, bugün internet sitesinde işletmelere yönelik iletişim, sosyal medya iş akışları, pazarlama desteği ve karar süreçlerine yardımcı olan yapay zekâ çözümleriyle de tanıtılıyor. Ali Emir Kababıyık'ın en büyük hedefi, BerinAI'yi küresel ölçekte tanınan büyük bir teknoloji markasına dönüştürmek.

Arama Yap

bottom of page