Boş arama ile 893 sonuç bulundu
- Semih Hot: Bir Hayali Sektörün Zirvesine Taşıyan Lider
Düğün ve davet organizasyonları denildiğinde Türkiye’de akla gelen markalardan biri haline gelen SVADBA’nın arkasında, vizyonu ve liderliğiyle fark yaratan bir isim var: Semih Hot. Başarıyı sadece bir sonuç olarak görmeyen Hot, kurduğu sistem ve geliştirdiği bakış açısıyla organizasyon sektörüne yeni bir soluk kazandırdı. Onun için her etkinlik, sadece planlanan bir organizasyon değil; insanların hayatında unutulmaz bir anıya dönüşen özel bir deneyim. İş dünyasına olan ilgisi genç yaşlarda başlayan Semih Hot, insan ilişkilerindeki gücünü ve detaylara verdiği önemi işine yansıtarak kısa sürede fark yarattı. Kurduğu SVADBA markası ise zamanla büyüyerek Türkiye’nin en prestijli organizasyon yapılarından biri haline geldi. Bugün Bayrampaşa’dan Tuzla’ya kadar uzanan çok sayıda lokasyonda hizmet veren SVADBA, hem mekan çeşitliliği hem de kalite anlayışıyla sektörde öne çıkıyor. Özellikle Çamlıca’daki Boğaz manzaralı mekanları, İstanbul’un en dikkat çeken düğün ve davet alanları arasında yer alıyor. Semih Hot’un liderlik anlayışının merkezinde ise ekip ruhu ve gelişim var. Çalışanlarının potansiyelini ortaya çıkaran bir sistem kuran Hot, her detayın titizlikle planlandığı bir hizmet anlayışı benimsiyor. Bu yaklaşım, markanın büyümesindeki en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda yenilikçi adımlarıyla da dikkat çeken Hot, organizasyon süreçlerinde dijital sistemleri aktif şekilde kullanarak müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Dekorasyondan planlamaya kadar birçok alanda fark yaratan uygulamalar, SVADBA’yı sektörde ayrı bir konuma yerleştiriyor. Sadece iş dünyasında değil, sosyal alanda da aktif olan Semih Hot; eğitim projeleri, çalışan gelişimi ve genç girişimcilere verdiği desteklerle de adından söz ettiriyor. Gelecek hedeflerinde ise markayı uluslararası arenaya taşımak var. Dijitalleşme ve globalleşme odaklı büyüme planlarıyla SVADBA’nın sadece Türkiye’de değil, dünyada da adından söz ettirmesi hedefleniyor. Semih Hot’un hikâyesi, bir markanın nasıl güçlü bir vizyonla büyüyebileceğini gösterirken; aynı zamanda başarının, tutku ve doğru stratejiyle nasıl kalıcı hale geldiğinin de bir örneği olarak öne çıkıyor.
- Semih Hot: Vizyoner Bir Liderin Zirve Yolculuğu
Başarının sırlarını yeniden yazan bir lider düşünün: Semih Hot , düğün ve davet organizasyonlarında Türkiye’nin en prestijli markalarından biri olan SVADBA ’yı bir hayalden bir başarıya dönüştürdü. Hem şirketin vizyonunu belirleyen hem de sektöre ilham veren bu lider, yenilikçi yaklaşımıyla bir markayı sektörün zirvesine taşıdı. Semih Hot’un liderlik serüveni, sadece bir organizasyon firmasını yönetmekten çok daha fazlasını içeriyor. Onun için başarı; müşteri memnuniyetinden öte, sektörde yeni standartlar belirlemek ve unutulmaz anılara ev sahipliği yapmak anlamına geliyor. Çocukluğundan itibaren iş dünyasına olan merakı ve insanlarla bağ kurma yeteneği, onu bu alanda benzersiz bir noktaya taşıdı. “Hayaller büyük olmalı. Çünkü ancak büyük hayallere ulaştığınızda gerçek bir fark yaratabilirsiniz,” diyor Semih Hot. Bu yaklaşımı, SVADBA’yı yalnızca bir marka değil, bir vizyonun sembolü haline getirdi. Zirveye Giden Strateji Semih Hot’un liderlik anlayışının temelinde ekip çalışması ve sürekli gelişim bulunuyor. Çalışanlarının her biri, Semih Hot’un “ekip ruhu” yaklaşımıyla bireysel yeteneklerini en iyi şekilde ortaya koyuyor. Her bir şube, düğün ve davet sektöründe kaliteyi temsil ederken, bu başarıda CEO’nun etkisi açıkça hissediliyor. SVADBA’nın bugün sahip olduğu Bayrampaşa’dan Tuzla’ya kadar uzanan 9 farklı lokasyon, hem mekan çeşitliliği hem de sunulan hizmet kalitesiyle sektörde fark yaratıyor. Özellikle Çamlıca Sosyal Tesisleri’nde Boğaz manzaralı şubeler, İstanbul’un en seçkin düğün mekanları arasında yer alıyor. Semih Hot, sektörde inovasyonun öncüsü. Organizasyonlarda kullanılan dekorasyon konseptlerinden dijital rezervasyon sistemlerine kadar birçok yeniliği SVADBA bünyesinde hayata geçirdi. Kendi sözleriyle: “Müşterilerimizin en mutlu günlerine eşlik etmek bir onur. Ancak biz sadece eşlik etmekle kalmıyoruz; onlara hayal ettiklerinden daha fazlasını sunmayı hedefliyoruz.” Hot’un vizyonuyla SVADBA, hem estetik anlayışıyla hem de modern hizmetleriyle sektörde rakipsiz bir konumda. Liderlikte İlham Veren Bir Figür Semih Hot, sadece iş dünyasında değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde de aktif bir isim. Çalışanları için düzenlediği kişisel gelişim eğitimleri, sürdürülebilirlik projeleri ve genç girişimcilere verdiği mentorluk desteğiyle de fark yaratıyor. SVADBA’nın gelecek vizyonunda dijitalleşme büyük bir yer tutuyor. Semih Hot, markayı global bir platforma taşımayı ve Türkiye’nin dışında da etkinlikler düzenlemeyi hedefliyor. Dijital dönüşümle birlikte, organizasyonların planlama sürecini müşteriler için daha erişilebilir ve keyifli bir deneyim haline getirmek üzerine çalışıyor. Semih Hot’un liderliği sadece bir iş başarısından ibaret değil; aynı zamanda azmin, ekip çalışmasının ve vizyonun gücüne dair önemli bir örnek. Kendisi, sektörde iz bırakmak isteyenler için şu mesajı veriyor: “Başarı bir hedef değil, bir yolculuktur. Bu yolculukta ekip arkadaşlarınız, hayalleriniz ve yaptığınız işe duyduğunuz tutkuyla ilerlersiniz.” Semih Hot, liderlikte sadece bir başarı değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı. Vizyonu ve yenilikçi yaklaşımlarıyla, SVADBA’yı sektörde bir ikon haline getirirken, iş dünyasında da adından sıkça söz ettiriyor. Onun hikayesi, yalnızca sektörü değil, aynı zamanda geleceği de şekillendiren bir yolculuk.
- Sokaktan Bilime Uzanan Bir Başarı: Mirhat Tekin Brusk’un İlham Veren Hikâyesi
Nörobilim uzmanı, çocuk gelişimci ve aile danışmanı Mirhat Tekin Brusk, zorluklarla başlayan hayatını başarıya dönüştüren isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. 25 Haziran 1986’da Batman’ın Gömüşörgü köyünde dünyaya gelen Brusk, ekonomik sıkıntılar nedeniyle henüz 8 yaşında sokakta çalışmaya başladı. Küçük yaşta hayatın yükünü omuzlayan Brusk, tüm imkânsızlıklara rağmen eğitimden vazgeçmedi. Azmi ve kararlılığı sayesinde tam 4 üniversite bitiren Brusk, nörobilim alanında uzmanlaşarak akademik ve mesleki başarıya ulaştı. Eğitim yolculuğunu sadece kendi gelişimiyle sınırlamayan Brusk, yurt içinde ve yurt dışında kurduğu eğitim ve danışmanlık merkezleriyle binlerce kişiye ulaştı. Geliştirdiği “Mirte Dilközem” adlı eğitim modeli ise onu alanında farklı bir noktaya taşıdı. Nörobilim temelli bu model; bireyin tüm gelişim alanlarını hedef alması, farklı tanılı gruplara çözüm üretmesi ve çok disiplinli yapısıyla dikkat çekiyor. Sürekli güncellenen bu sistem, bilimsel gelişmeleri referans alarak özel eğitim alanına yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Brusk’un geliştirdiği model; doğru teknik, doğru zaman, doğru program ve doğru aile yaklaşımı gibi temel prensiplerle çalışıyor. Aynı zamanda bireye özel eğitim anlayışıyla hareket ederek ihtiyaç kadar eğitim verilmesini esas alıyor. Bugün hem eğitimci hem de girişimci kimliğiyle öne çıkan Mirhat Tekin Brusk, kurduğu sistemler ve geliştirdiği yöntemlerle birçok insanın hayatına dokunmaya devam ediyor. Sokakta başlayan bir yaşam… Bilimle şekillenen bir başarı hikâyesi… Mirhat Tekin Brusk, azmin ve kararlılığın neler başarabileceğinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor.
- Türkiye'nin tek kadın dedektifi Hilal Sakar Kimdir?
Kariyerinde birçok ödüle layık görülmüş birden fazla meslekte başarı olmuş Hilal Sakar'ı tanıyanların yanı sıra tanımayanlar ve tanımak isteyenler de internette araştırmalarda bulunarak bilgi sahibi olmaya çalışıyor. Peki, Hilal Sakar Kimdir? Nereli, Ne iş yapar haberimizde yer almaktadır. Hilal Sakar Kimdir? 1981 yılında Gaziantep’te doğan Sakar, aslen Adıyamanlıdır. Mimarlık ve Konservatuvar bölümleri mezunudur. Profesyonel iş hayatına mimarlıkla giriş yapan başarılı iş kadını bir dönem savunma sanayi sektöründe silah üretiminde yer alan alan firmanın ortaklığını yapmıştır. Piyade tüfekleri üreten bu firma sayesinde networkü tamamen emniyet ve askeriye mensupları oldu. Bu dönemde güvenlik güçlerinin yaptığı işe duyduğu saygı ve çocukluğundan beri zor durumda olan insanlara yardım etme duygusuyla birleşince dedektiflik mesleğini yapma kararı aldı. Gerekli izin ve yeterlilik belgelerini aldıktan sonra Türkiye'nin ilk kadın dedektifi olmayı başardı. Güçsüzlere ya da İyi Niyetli İnsanlara Yapılan Haksızlıklara Karşı Duran Güçlü Kadın Türkiye’de dedektiflik mesleğini icra eden ve bu alanda tek kadın olarak öne çıkan Hilal Sakar, evliliklerde adalet arayışını sürdürüyor. İç mimarlık geçmişinden gelen Sakar, uzun yıllar süren evliliğinin sonlanmasının ardından toplumun ve bireylerin haklarını savunmak için dedektiflik mesleğine yöneldi. Hilal Sakar’ın dedektiflik ajansı, evlilik öncesi araştırmalardan, boşanma davalarına delil toplamaya kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Sakar, özellikle evlilik öncesi araştırmalarla, uyumlu gibi görünen ancak altında problemler bulunan ilişkilerin boşanma sürecini önlemeyi hedefliyor. Bu alanda faaliyet gösteren tek kadın dedektif olarak, Hilal Sakar, kadın olmanın hem avantajlarını hem de zorluklarını deneyimliyor. Ancak dürüstlük ve müşterilere gerçekçi beklentiler sunma konusundaki tutumu, güvenilir bir isim olmasını sağlıyor. Bir silah fabrikasının ortağıydım, piyade tüfekleri üretiyordum, kadın olarak böyle bir çalışmada bulunmuş olmak beni her zaman gururlandırmıştır. Bu sektörün içinde olmak üretim ve imalatı yönetmek bunu yaparken de sadece savunma bakanlığı askeriye ve emniyete üretim yaptığımızdan muhataplar, son kullanıcılar derken network’üm tamamen değişmişti. Böylelikle işin resmi ve yasal yönünü keşfetmem ile birlikte güçsüzlere ya da iyi niyetli insanlara yapılan haksızlıklara karşı olan yardımcı olma hissiyatımı da birleştirerek dedektifliğe geçiş yaptım, yaklaşık 10 yıldır bu mesleğin içindeyim. Türkiye'nin İlk ve Tek Kadın Dedektifi Dedektiflik mesleğinin sadece filmlerde olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Ülkemizde Onlarca olayı çözmüş ve kayıp insanı bulmuş başarılı bir dedektifimiz var aslında. Üstelik Türkiye’nin ilk ve tek kadın dedektifi Hilal Sakar, ülkece bu mesleği sadece filmlerden bilsek’de Hilal Sakar bir çok kişinin kahramanı olmuş bile 10 yıldır mesleğini yürüten başarılı dedektif Ankara’da bir çok dosyayı doğruları bularak kapatmayı başarmış. Dedektiflik mesleği ile çocukluk hayali olan güçsüzlere ya da iyi niyetli insanlara yapılan haksızlıklara karşı durabildiğini aktaran Sakar, Mesleği yapmak isteyen insanlara özellikle kadınlarada ön ayak oluyor. Ekranların Aranan Yüzü Başarılı iş insanı mesleğinde adını sıkça duyurdu. Dilden dile yayılan başarısı ve sosyal medyada ona olan bu ilgi ulusal basınında dikkatini çekti. Başarıları ve bu ilgiden ötürü birçok gazeteyle röportaj yapan Hilal Sakar, Toplumu bilinçlendirme adına bir çok ulusal ve yerel kanalda programa katıldı. Bizlerde sizin için Hilal hanıma merak edilenleri sorduk işte o soru ve cevapları; Özel Dedektiflik’ mesleği hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Az bilinen altyapısı ve faydası henüz yüzde yüz bilinmeyen bir meslek olarak özel dedektiflik; kişilere ve onların varlıklarına ilişkin bazı hususların bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen yönlerini açık kaynak bilgiler ve bazı profesyonel yöntemler kullanarak araştırıp, somut kanıtlarla ortaya çıkarma mesleğidir. Bu meslek icra edilirken, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği ve Türk Ceza Kanunu açısından suç teşkil edecek fiillerden kaçınılması gerekir. Dedektifin yaptığı araştırma bir kişinin nerede olduğunu ortaya çıkarma olabileceği gibi, bir mülkün, herhangi kıymetli bir emtianın ve eşyanın hangi şartlar ile nasıl kaybolduğu veya zarara uğratıldığının açığa çıkarılması, akabinde bulunması, zararın telafi edilmesi konusunda bilgi ve belge edinme de olabilir. Örneğin; sigortacılık sektöründe art niyetli kişiler sigorta firmalarını maalesef yanlış hikayeler, tahrif edilmiş veya manipüle edilmiş belgeler ve tutanaklarla dolandırmaktadır. Pahalı ve sigortalanmış hava, deniz ve kara vasıtalarında bu tür sigorta dolandırıcılıkları sıkça yaşanmaktadır. Ayrıca meskenler, ofisler, üretim yapan küçük orta ve büyük ölçekli fabrikalarda, sigortadan para almak için, kundaklama eylemi yapılıp, kazara çıkmış bir yangın gibi göstermek suretiyle dolandırıcılık yapılabilmektedir. Bu da sigorta firmalarını yanlış ödemelere ve büyük zararlara uğratmaktadır. Özel dedektifliğin kapsadığı konularından bahseder misiniz? Evlilik öncesi tarafların araştırılması, boşanma aşamasındaki eşlerin araştırılması, aldatma vakalarında tespit ve kanıtlama, sigorta dedektifliği, kayıp şahısların bulunması, bayi denetleme, marka dedektifliği, kayıp para ve değerli takıların bulunması, kayıp araçların bulunması, şirket içi mali suistimallerin araştırılması gibi konular dedektiflerin araştırma konularıdır. Özel dedektiflik lisansı nasıl alınır? Özel dedektiflik lisansı almak için lisans derecesi ve dedektiflik dersleri almak gerekir. Eğitimini tamamlayan öğrenciler özel dedektiflik sertifikası sınavına girerek mesleğe başlayabilirler.
- Yurotek: İsveç’ten Dünyaya Açılan Yazılım Markası
İsveç merkezli Yurotek, hem yazılım geliştiren hem de iş garantili yazılım eğitimleri sunan global bir marka olarak dikkat çekiyor. Kurucusu Mehmet Can Seyhan’ın kişisel yolculuğu, bugün binlerce insanın hayatına dokunan uluslararası bir başarı hikâyesine dönüştü. Mehmet Can Seyhan, 2017’de Türkiye’de ilk girişimini kurmaya çalıştı. Yazılım şirketi olarak kendi ürünlerini geliştirmek, dışarıya hizmet vermek ve aynı zamanda sektördeki açığı görerek eğitimler sunmak istedi. Ancak Türkiye’de istediğini elde edemedi. 2019’da İsveç’e taşındı, ardından 2020’de Paris’te ilk yazılım ve yazılım eğitim şirketini kurdu. Burada elde ettiği başarıyla ekibini büyüttü ve yeniden yapılanmaya gitti. 2022’den itibaren merkezini İsveç olarak belirleyen Yurotek, kısa sürede Fransa, Türkiye ve Kanada gibi ülkelerde ofisler açarak global bir yapıya kavuştu. Bugün şirket; yazılım geliştirme, danışmanlık, inşaat, eğitim gibi farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Yurotek’in en dikkat çeken yönü ise sunduğu iş garantili yazılım eğitimleri. Türkçe ve İngilizce verilen bu eğitimlerle öğrenciler yalnızca teorik bilgi edinmiyor; gerçek projeler ve staj fırsatlarıyla sektöre hazırlanıyor. Bugüne kadar yüzlerce kişi Yurotek sayesinde yazılım alanında meslek sahibi oldu. Mehmet Can Seyhan’ın vizyonu, sadece yazılım geliştiren bir şirket kurmak değil; aynı zamanda insanlara yeni bir gelecek inşa etme fırsatı sunmak. Bu yönüyle Yurotek, yalnızca bir teknoloji markası değil, aynı zamanda küresel ölçekte istihdam üreten bir girişim olarak öne çıkıyor.
- Kadın muhtar sayesinde nineler yıllar sonra okulun yolunu tutuyor
Erzincan'da kadın muhtarın girişimiyle üçüncü kez açılan okuma yazma kursu, yıllardır eğitim fırsatı bulamayan ninelerin yeniden okulun yolunu tutmasını sağlıyor. Barbaros Mahallesi Muhtarı İntizar Bayram, ev ziyaretlerinde torun sahibi kadınların okuma yazma kursu talebi üzerine, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne başvuruda bulundu. Bu talebin onaylanması sonrası mahalledeki ilkokulda üçüncü kez kurs açıldı ve bir öğretmen görevlendirildi. Yıllar sonra haftanın belirli günlerinde okulun yolunu tutan nineler, okuma yazma öğrenerek hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. "50 yaşında, 80 yaşında da öğrencimiz var" Muhtar İntizar Bayram, mahalle ziyaretlerinde özellikle kadınların eğitim ihtiyacını yakından gözlemlediğini söyledi. Yaptığı talep üzerine kurs açıldığını ve bir öğretmen görevlendirildiğini ifade eden Bayram, şöyle konuştu: "Bu açtığımız üçüncü kurs. Açılan kurslarda 50-60 kişiye dokunabildik. Bu beni çok mutlu etti. Devamının gelmesini isterim. Kadın erkek fark etmeksizin herkesin gelip okuma yazma öğrenmesi gerekir. Bu yürek ve gönül işi. Öğrenmenin ne yaşı, ne de cinsiyeti var. Açtığımız kurslarda 50 yaşında da öğrencimiz var, 80 yaşında da öğrenmeye hevesli teyzemiz var." Kursiyerlerden 69 yaşındaki Sevgili Çitanak ise okuma yazma bilmediği için yıllarca günlük işlerinde zorluk yaşadığını anlattı. Hastaneye gitmekten, toplu taşımaya binmeye kadar pek çok konuda başkalarına bağımlı kaldığına işaret eden Çitanak, "Hastaneye kendi başıma gidemezdim. Bineceğim toplu taşıma araçlarının numaralarını bilmezdim. Bir gün arabaya bindim, bir yere gidecektim, şoföre sordum. Şoför bana döndü, 'Sen bu yaşa gelmişsin nasıl bilmezsin?' dedi. 'Bir baksana oraya, okuma yazman yok mu, kör müsün?' dedi. Bu yüzden sonuna kadar okumayı öğrenmek istiyorum." diye konuştu. Artık hastane dahil her yere kendi başıma gidebildiğini dile getiren Çitanak, "Mesaj geldiğinde okuyorum. Yani artık kendi işimi kendim görebiliyorum ve çok mutluyum. Çocuklarım da 'Sen yeter ki oku, biz sonuna kadar arkandayız' diyerek destek oluyorlar." dedi. Okuma yazma öğrenen 63 yaşındaki Gülizar Ayaz da çocukluğunda eğitim imkanı bulamadığını ve kurs sayesinde içinde kalan ukdeyi gidermeye çalıştığını belirtti. "Okuyamıyordum, çok üzülüyordum" Küçük yaşta öğretmen olmayı hayal ettiğini ancak bunu gerçekleştirememenin üzüntüsünü yaşadığını anlatan Ayaz, "Muhtarımız ön ayak oldu 'Kurs açacağım gider misiniz' dedi, 'Evet' dedik. Biz de başladık." ifadesini kullandı. Kursiyer 66 yaşındaki Sevim Karakaş ise kurs öğretmeni olan torununun teşvikiyle kursa katıldığından bahsederek, "Okumam yoktu, Kur'an da bilmiyordum, 52 yaşımda öğrendim. Türkçeyi de güzel okuyamıyordum, çok üzülüyordum. Çocuklarım okudu ama ben okuyamadım. Okumanın yaşı yok, herkes gelsin okusun. Öğretmen torunum benim üzüldüğümü görünce 'Gel anneanne seni okutalım' dedi. Ben de geldim, çok mutluyum. Allah razı olsun açanlardan, okutanlardan." şeklinde konuştu. Kurs öğretmeni Feyzanur Işık da kursiyerler arasında anneannesinin de olduğunu belirterek, öğrencilerinin azim ve kararlılığının kendisini de motive ettiğini söyledi.
- Ev hanımı kendi işinin patronu oldu
Ev hanımıyken Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı destek ile süs bitkileri serası kuran 50 yaşındaki Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede kendi işinin patronu oldu. Türkiye’nin birçok yerinden sipariş alan kadın, mahallesindeki kadınlara da istihdam sağladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi, kadın girişimciler başta olmak üzere üretim yapmak isteyen vatandaşlara ekipmandan fideye, tohumdan sera kurulumuna, teknik danışmanlıktan pazarlama sürecine kadar önemli imkanlar sunuyor. Yerel üretimin ekonomik değere dönüşmesi sürecinde önemli rol oynayan Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri birçok kişinin hayatını değiştiriyor. Ayda 100 bin TL gelir elde ediyor Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği isimlerden biri de Samsun’un Bafra ilçesi Lengerli Mahallesi’nde yaşayan Filiz Köksal oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı destek programından yararlanarak süs bitkileri serası kuran Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede önemli bir başarıya imza attı. Ev hanımıyken üretime adım atan Köksal, bugün aylık ortalama 100 bin TL gelir elde eden bir işletmenin sahibi oldu. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan destekle kurulan sera, 2024 yılında üretime başladı. Mevsimlik süs bitkileri, salon bitkileri, peyzaj ürünleri ve çilek fidesi gibi 30 çeşit ürünün bulunduğu sera iki yılda hızla büyüyerek iş hacmini artırdı, istihdama katkı sunmaya başladı. Filiz Köksal ev hanımıyken kendini çiçeklerin arasında büyüyen bir başarı öyküsünün içinde buldu. "Türkiye’nin her yerinden talep var" Ev hanımıyken kendi işinin patronu olan Filiz Köksal, "Bir dönüm sera ile başladık. Büyükşehir Belediyemiz hem seramızı kurdu hem de bize toprak ve malzeme desteği sağladı. 30 çeşit dış mekan çiçeği var. Çilek fidelerimiz var. Anaç üzerine yetiştirdiğimiz çiçekleri fide olarak da üretiyoruz. Türkiye’nin her yerine üretim yapıyoruz. Hemen hemen her ilden talep var. Bugüne kadar 30 bini aşkın üretim yaptık. Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne bize sunduğu bu imkanlardan dolayı çok teşekkür ediyorum" dedi. Üretmek isteyen kadınlara ilham veren hikayesini paylaşan Köksal, "İçimde hep üretme isteği vardı, çiçekleri de çok seviyordum. Bu desteği görünce hemen başvurduk. Çok güzel imkanlar sağladı bize Büyükşehir Belediyesi. Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile ev hanımlığından iş hayatına başladım. Benimle birlikte başka kadınlarda iş imkanı buldu. Mahallemizdeki kadınlara da istihdam sunuyoruz. Başlarken bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Ama imkan verildiğinde kadınların başaramayacağı bir şey yok. Büyükşehir ile başardım. Kendi işinin patronu olmak gurur verici. Büyükşehir Belediyesi’nin, devletimizin çok güzel destekleri, teşvikleri var. Yeter ki insanımız üretmek istesin" diye konuştu.
- İEÜ İşletme Fakültesi’nden sınırları aşan başarı
İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) İşletme Fakültesi, finans ve muhasebe alanında dünyanın en saygın kuruluşlarından biri olan Association of Chartered Certified Accountants (ACCA) tarafından akredite edilerek eğitim kalitesini uluslararası düzeyde bir kez daha tescilledi. Güçlü sektör bağlantıları, öğrencilerine sunduğu imkanlar ve geliştirdiği iş birlikleriyle fark oluşturan İEÜ İşletme Fakültesi, küresel ölçekte mezunlar yetiştirmek hedefiyle attığı stratejik adımların karşılığını aldı. ACCA Türkiye Ülke Müdürü Seval Sır, üniversiteye gerçekleştirdiği ziyarette; İşletme, Muhasebe ve Denetim ile Uluslararası Ticaret ve Finansman bölümlerini kapsayan akreditasyon belgelerini, bölüm başkanlarına takdim etti. İzmir Ekonomi Üniversitesi İşletme Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Burcu Güneri Çangarlı, ACCA’nın dünya genelinde 180’den fazla ülkede faaliyet gösteren, son derece saygın ve etkili bir meslek kuruluşu olduğuna dikkat çekti. Fakülte olarak, uluslararası standartlarda güçlü bir eğitim altyapısına sahip olduklarını söyleyen Prof. Dr. Çangarlı, bu akreditasyon sayesinde mezunların iş dünyasına önemli avantajlarla adım atacağını ve kariyer yolculuklarında yüksek rekabet gücüne sahip olacağını ifade etti. "Küresel iş dünyasına hazırlar" Prof. Dr. Çangarlı, "ACCA akreditasyonu, sadece eğitim kalitemizin uluslararası düzeyde onaylanması anlamına gelmiyor; aynı zamanda öğrencilerimizin küresel iş dünyasına hazır bireyler olarak yetiştiğinin de güçlü bir göstergesi. Öğrencilerimiz, mezun olmadan önce uluslararası mesleki standartlarla tanışıyor; analitik düşünme, etik karar alma ve finansal yetkinlikler gibi kritik becerilerini geliştiriyor. Uluslararası akreditasyonlar ve sektör iş birlikleriyle eğitim altyapımızı sürekli güçlendirmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı. "Başarı ekosistemi oluşacak" Prof. Dr. Çangarlı, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu akreditasyon, fakültemizin geleceğe yönelik stratejik hedeflerini daha da ileri taşıyan önemli bir kaldıraç olacaktır. Uluslararası akreditasyonlarla desteklenen eğitim yapımız; küresel iş birliklerini artırma ve uluslararası öğrenci sayısını yükseltme açısından önemli fırsatlar sunuyor. ACCA gibi güçlü bir kuruluşla sağlanan bu iş birliği, fakültemizin finans ve muhasebe alanlarında küresel ölçekte referans noktalarından biri olma yolculuğunu hızlandıracak. Bu sayede öğrencilerimiz ve mezunlarımız için sürdürülebilir bir başarı ekosistemi oluşturulacaktır."
- Kayserili 43 yıllık taş ustası, mesleğini geleceğe aktarmak için yeni ustalar yetiştiriyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı 56 yaşındaki taş ustası Ali İnal, yıllardır sürdürdüğü mesleğini geleceğe taşımak için yeni ustalar yetiştiriyor. Kayseri'nin Talas ilçesi Reşadiye Mahallesi'nde 1970 yılında doğan İnal, ilk ve orta eğitimini tamamladıktan sonra maddi imkansızlıklar nedeniyle okulu bırakarak ev ekonomisine katkıda bulunmak için çeşitli işlerde çalışmaya başladı. Daha sonra merak saldığı taş işlemeciliğine başlayan İnal, ustaları Bayram Yıldırım, Kemal Deveci ve Durdu Yıldırım'ın yanında çalıştı. İnal, bu süre zarfında granit, mermer ve kireç gibi doğal taşları işleyerek, duvar, anıt, minber, kubbe, köprü, han, hamam ve peyzaj gibi projelerin yapımı ve restorasyon işlerinde yer aldı. Taşları kırmak ve şekillendirmek için kullanılan çekiç, tokmak, murç, dişli ve düz kalem gibi aletleri kalfa ve çıraklık dönemlerinde elinden hiç bırakmayan İnal, işinde ustalaştığı mesleğini 43 yıldır severek yapmanın mutluluğunu yaşıyor. Kültür ve Turizm Bakanlığınca verilen "Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcıları" kartına sahip İnal, usta öğretici olarak görev yaptığı Talas Restorasyon Eğitim Merkezinde (TAREM) yeni ustalar yetiştirmeyi hedefliyor. "Taş bizim yaşam alanımız" Taş ustası Ali İnal, orta gelirli bir ailenin çocuğu olarak çalışmak zorunda kaldığı dönemlerde taş oymacılığına başladığını söyledi. Osmanlı'nın baş mimarı Mimar Sinan'ın memleketinde bu mesleğini yapmaktan gurur duyduğunu dile getiren İnal, "Taşa ve ustama olan sevgim, Mimar Sinan'a olan saygım beni taş oymacılığı mesleğine taşıdı. Halen daha dün gibi taşa hevesliyim. İşlemesini ayrı seviyorum ama restorasyon işlerini daha çok seviyorum. Taşla yapılan duvarı, minareyi, kubbeyi, köprüyü, hanı, hamamı çok seviyorum. Eşiğimizden mezarımıza kadar olan taş bizim yaşam alanımız." diye konuştu. "Dünyada zaten kiracıyım, gerçek dünya için çalışıyoruz" İnal, taş işlemeciliği sırasında çıraklara ve kursiyerlere yapılacak işi anlatırken çok keyif aldığını belirtti. Taşa sevgisini anlatamadığını, yaşanılması gerektiğini ifade eden İnal, şunları kaydetti: "Taşla yapamadığım hiçbir şey yok. İşlemesinden restorasyonuna, köprüsünden kubbesine, minaresine, bahçe duvarına kadar her şeyi yapıyorum. Şu anda TAREM'de usta yetiştirmenin ve taş işleminin peşindeyiz. Ustalığı ve taş işlemeciliğini yaygınlaştırmaya çalışıyoruz. Ne kadar çok yaydık, o kadar gururlanıyoruz. Taş ve ahşap ustası artık yok. Bizim amacımız bu işin ve ustaların ölmemesi. Taşı Türkiye'ye yayan bizim Reşadiye. Sonrasında Mimar Sinan bu işi çok güzel yaptı ve halen de yapılıyor ama yetişen taşçı yok. Bizim amacımız, gayemiz ve çalışmamız taşçı yetiştirmek. Tek derdimiz bu. Çoğu hedefime ulaştım Allah'a şükürler olsun. Bizden sonraki nesle bunu aşılamak istiyoruz, bunun dışında başka bir şey düşündüğüm yok. Zenginlik ve fakirlikte hiç gözüm yok. Parayla hiç alakam yok. Bunlar kalıcı şeyler. Dünyada zaten kiracıyım, gerçek dünya için çalışıyoruz." İnal, taş işlemeciliğini öğrenmek ve işte ustalaşmak isteyen herkese ücretsiz eğitim verdiğini sözlerine ekledi.
- Hobisini mesleğe dönüştüren kadın kendi işinin patronu oldu
Niğde'de yaşayan 44 yaşındaki Nazan Ata, 14 yıl sürdürdüğü öğretmenliği 8 yıl önce doğum nedeniyle bırakarak başladığı ahşap ve polyester boyama hobisini mesleğe dönüştürdü. Niğde Ömer Halisdemir Üniversitesi Fizik Bölümünden 2004'te mezun olan 2 çocuk annesi Ata, yaklaşık 14 yıl özel okullarda öğretmenlik yaptı. Ata, ikinci çocuğunun doğumu sonrası öğretmenliğe ara verip evdeki ahşap eşyaları boyamaya başladı ve bu alana ilgi duydu. Zamanla kendisini geliştirerek hobisini mesleğe dönüştüren Ata, babasından kalan dükkanı bu yıl yenileyip, yaptığı ürünleri burada satmaya başladı. Ata, el emeği ürünleriyle hem aile ekonomisine katkı sağlıyor hem de kendi işini kurarak girişimci kadınlara örnek oluyor. Nazan Ata, kendi işini kurmasının en büyük nedenlerinden birinin çocuklarıyla vakit geçirmek olduğunu söyledi. Doğum sonrası evde değişiklik yapmak istediğini ve bu şekilde boyama işine başladığını anlatan Ata, evdeki tüm ahşap malzemeleri boyadığını belirtti. Hobisini mesleğe dönüştürmekten mutlu olduğunu dile getiren Ata, şunları kaydetti: "Evde boyanacak bir şey kalmayınca ve bundan çok keyif aldığım için devam ettirmek istedim ama bir yere gidip de başkalarının masalarını boyamak bana cazip gelmedi. Evde boyayıp dışarıya satabileceğim bir şeyler bulayım dedim. Araştırmalarımdan sonra ufak tefek ahşap ve polyesterle tanıştım. Bunları boyayıp dışarıya satmaya başladım. Bu işi 7-8 yıldır yapıyorum. Öğretmenliği bırakıp tamamen bu işe yönelmiştim zaten. Çocuklar da büyüdüğü için beni tutan bir şey olmadı, tamamen profesyonel hale getirelim dedik ve bu dükkanı açtık. Burada polyester ve ahşap boyama yapıyoruz. Biblo, ahşap ürünler, kutu, tepsiler gibi şeyleri boyuyoruz. Ürünlerin boyama süreleri büyüklüklerine göre değişiyor. Küçük ürünleri kısa süreli bitirebiliyoruz ama büyük ürünler zaman alıyor." "Ortaya bir sanat eseri çıkarmanın verdiği haz bambaşka" Ata, iş yerinin vatandaşlara da açık olduğunu belirterek, isteyenlerin gelerek diledikleri ürünü boyayabileceklerini söyledi. Kendi işini yapmanın güzel bir his olduğunu anlatan Ata, "Bir şeyi boyarken kendimi tamamen kaptırıyorum ve o işin içinde buluyorum. Para kazanmak için değil, zevk almak için yaptığım bir işin bana ekstra gelir getirmesinden çok keyif alıyorum. Kadınlar evde boş oturuyorlarsa ya da kendilerine bir hobi arıyorlarsa muhakkak bulsunlar. Ortaya bir sanat eseri çıkarmanın verdiği haz bambaşka. İlla sanat eseriyle de uğraşmaları gerekmiyor, muhakkak kendilerine uğraşacak bir şeyler bulabilirler ve uğraştıkları şeyden belki de para kazanabilirler." ifadelerini kullandı. Ata, işini büyütme hayali kurduğunu belirterek, önce şehir dışına, daha sonra yurt dışına satış yapmak istediğini sözlerine ekledi.
- Lise öğrencisinin asfalt dayanıklılığını plastik atıklarla artırdığı projesi 4 ödül aldı
Adana'da 17 yaşındaki lise öğrencisi Arzu Taştekin'in plastik atıkları kullanarak hazırladığı karışımla asfalt dayanıklılığını artırdığı projesi, ulusal ve uluslararası yarışmalarda 4 ödüle layık görüldü. Bahtiyar Vahabzade Sosyal Bilimler Lisesi 11. sınıf öğrencisi Taştekin, plastik atıkların geri dönüştürülmesi yoluyla alternatif asfalt karışımı üretmek için proje geliştirdi. Kimya öğretmeni Ayşe Ongun Yüce danışmanlığında yürüttüğü proje kapsamında Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) laboratuvarlarında yaklaşık bir yıl çalışma yapan Taştekin, plastiklerin asfalt tabakasının dayanıklılığını yüzde 25'e kadar artırabileceğini fark etti. Taştekin, yüzde 95 oranındaki bitüme yüzde 5 oranında pet şişe, poşet ve deterjan kutuları karışımı ilave edip dayanıklılığı artırılmış asfalt üretti. Projesiyle geçen yıl Tüm Mucitler İcat, İnovasyon ve Araştırma Derneğince düzenlenen "1 Fikir 1 Akdeniz" ve "1 Fikir 1 Türkiye" yarışmalarında birinci olan Taştekin, aynı yarışmanın uluslararası versiyonu olan "1 Fikir 1 Dünya"da da üçüncülük elde etti. Habitat Derneği ve Halkbank işbirliğiyle yürütülen "Bilim Kızlarla Gelecek Projesi"nden de üçüncülük ödülü alan Taştekin, finale kaldığı TRT Genç'te yayınlanan "Bir Fikrin Mi Var?" yarışmasında birincilik hedefliyor. Hem çevreye hem ekonomiye katkı Arzu Taştekin,daha fazla plastik atığın ekonomiye kazandırılmasını amaçladığını söyledi. Asfalt dayanıklılığını artırmada başarılı olduğunu dile getiren Taştekin, şöyle konuştu: "Bir tır geçtiğinde asfaltın dayanımı azalır. Yaklaşık bir ay sonra o asfalta çukurlar oluşmaya başlar. Yüzde 5 oranında plastik kullandığımızda asfaltın dayanımı artıyor ve daha güzel yollar elde ediyoruz. Bunun için pet şişeler, deterjan kutuları ve poşetleri kullandık. Asfaltın kalitesini yükseltip dayanımını artırdım. Hem çevreyi korudum hem de ekonomik olarak ülkeye katkı sağladım." Taştekin, projesini geliştirmeyi istediğini belirterek, "Bu projeyi kişisel yapmadık, diğer arkadaşlarımıza da örnek olmayı amaçlıyoruz. Projeyi daha da geliştirip hem Türkiye hem de dünyada tüm mecralara ulaştırmayı hedefliyoruz." dedi. "Öğrenciler, laboratuvarlarımızı kullanarak kendi yeteneklerini ve zekalarını gösterdiler" ÇÜ Rektörü Prof. Dr. Hamit Emrah Beriş de Adana'nın bilim, kültür, sanat ve spor hayatına katkıda bulunmaya devam ettiklerini dile getirdi. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile işbirliği yaptıklarını anlatan Beriş, şu ifadeleri kullandı: "Öğrenciler, laboratuvarlarımızı kullanarak kendi yeteneklerini ve zekalarını gösterdiler. Duyduğumuzda hepimizi etkileyen ve memnun eden projeler ortaya koydular. Bu projelerle ülke çapında dereceye girmeleri bizim için ayrıca memnuniyet kaynağı oldu. Bunlar çok yeni ve yaratıcı fikirler. Ekonomik olarak ülkemize çok katkı sağlayacak, maliyetleri düşürebilecek ve bu şekilde hem çevre açısından daha az zarara yol açacak hem de ekonomik olarak daha hızlı hareket etmemizi sağlayacak yeni bir asfalt formasyonuna geçmiş olacağız. Bu yüzden bütün paydaşlarımızla hareket edip inşallah bu projenin geliştirilmesi, güçlendirilmesi ve ticarileşmesi noktasında hepimize düşen görevlerin gereğini yerine getireceğiz." Bahtiyar Vahabzade Sosyal Bilimler Lisesi Müdürü Mehmet Şahin Karakaş da liselilere kapılarını açan Rektör Beriş ve akademisyenlere teşekkür etti.
- Çalıştığı üniversitede eğitim hayatını sürdürüyor
Ordu'da 45 yaşındaki Murat Şirin, temizlik personeli olarak görev yaptığı üniversitenin Gazetecilik ve Habercilik Bölümü'nde eğitim hayatına devam ediyor. Ordu Üniversitesi Ulubey Meslek Yüksekokulu temizlik personeli Şirin, üniversite okuma hayalini gerçekleştirmek için 2 yıl önce girdiği Yükseköğretim Kurumları Sınavı'ndan yeterli puanı aldı. Çalıştığı yüksekokulun Gazetecilik ve Habercilik Bölümü'ne kayıt yaptıran 2 çocuk babası Şirin, ikinci sınıfta eğitimine devam ediyor. Murat Şirin, her zaman üniversite okuma hayali kurduğunu ancak çeşitli nedenlerle lise eğitiminin ardından bunu gerçekleştiremediğini söyledi. Uzun yıllar çiftçilikle uğraştığını belirten Şirin, 6 yıl önce de Ulubey Meslek Yüksekokulunda temizlik personeli olarak çalışmaya başladığını ifade etti. Şirin, okulda temizlik yaptığı sırada öğrencileri gördükçe imrendiğini anlatarak, "Öğrencileri gördükçe 'Ben de başaracağım.' diyerek üniversite sınavına girdim. İlk sınavımda başarılı olamadım. Ancak azim ederek ikinci sınavımda başarılı oldum." dedi. Ulubey Meslek Yüksekokulunda 6 bölüm olduğunu dile getiren Şirin, kendini daha fazla geliştirmek amacıyla medya iletişim okumayı istediğini kaydetti. Hedefi lisans eğitimini tamamlamak Üniversite sıralarında okumanın çok güzel bir duygu olduğunu belirten Şirin, "Sabah erken saatlerde üniversiteye gelerek önce temizlik işlerini yapıyorum. Daha sonra sınıf arkadaşlarımla sıralara oturarak derslerimizi işliyoruz. Hem sıra arkadaşlarım hem de hocalarım çok yardımcı oluyor." diye konuştu. Murat Şirin, 12 kardeş olduklarını ifade ederek, "İnşallah kardeşlerim içinde ilk üniversite mezunu ben olacağım. Bunun için de gururlu hissediyorum." ifadelerini kullandı. Üniversite hayali kuranlara azimli olmaları tavsiyesinde bulunan Şirin, "Bu yıl olmazsa gelecek yıl yeniden sınava girsinler. Herkes hayallerinin peşinden gitsin. Üniversite sıralarında oturmak çok farklı bir duygu. Ben bu duyguyu hissettim." dedi. Şirin, hedefinin, ön lisansın ardından lisans eğitimini de tamamlamak olduğunu kaydetti. Ulubey Meslek Yüksekokulu Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi İlkay Uğur ise Murat Şirin'in hem öğrencileri hem de mesai arkadaşları olduğunu söyledi. Şirin'in çok çalışkan ve gayretli olduğunun altını çizen Uğur, "Kendisini sürekli geliştiriyor. Onun azmini diğer öğrencilerimize örnek gösteriyoruz." diye konuştu. Uğur, Murat Şirin'in hem işini eksiksiz yaptığını hem de iyi bir öğrenci olduğunu belirterek, "Onunla hem mesai arkadaşlığı yapmaktan hem de öğrencimiz olmasından çok mutluyuz." ifadelerini kullandı.











