top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Hiç okula gitmeden harfleri çözdü, engelini kalemiyle aşıp 5 yılda tam 3 roman yazdı

    Rize’de yaşayan 36 yaşındaki serebral palsi hastası Ercan Mehmet Aksüt, engelini kalemiyle yıktı. Sağlık sorunları nedeniyle eğitim hayatından mahrum kalan Aksüt, 14 yaşında internetten izlediği videolarla kendi kendine okuma yazma öğrendi. İşte bugüne kadar 3 roman kaleme alan ve kitap fuarlarının ilgi odağı haline gelen azimli yazarın, "Engelim motivasyon kaynağım oldu" dedirten başarı hikayesi. Rize’de doğuştan serebral palsi (beyin felci) hastası olan Ercan Mehmet Aksüt, imkansızlıklara rağmen imkansızı başardı. Hiç okula gitmemiş olmasına rağmen kendi çabasıyla okuma yazma öğrenen Aksüt, edebiyat dünyasına üç önemli eser kazandırarak engelli bireylerin sesi oldu. Bedensel engeli nedeniyle konuşma ve yürümede zorluk çeken Aksüt, yaşıtları okul sıralarındayken evinde televizyon ve internetten izlediği derslerle 14 yaşında harfleri tek başına çözdü. İçindeki yazma tutkusunu halk eğitim merkezinde aldığı eğitimle taçlandıran Aksüt; 'Umutsuz Ruhlar Mezarlığı', ‘Sandıktaki Sır' ve ‘Mor Cennet' adlı üç roman kaleme alarak 5 yıla büyük bir başarı sığdırdı. Rize Kitap Fuarı'nda okurlarıyla buluşan ve büyük ilgi gören Aksüt, yazarlık serüvenini şu sözlerle özetledi: "Bedensel engelim aslında benim en büyük motivasyon kaynağım. Okuma yazmayı öğrendiğim günden beri romanların dünyasındayım. Bir gün 'Neden ben de yazmayayım?' diyerek yola çıktım. Eğer engelli olmasaydım, belki de bu tutkuyu asla keşfedemeyecektim." Son kitabında bakımevlerinde şiddete maruz kalan engelli bireylerin gerçek hayat hikayelerini kurgusal bir dille ele alan Aksüt, toplumsal sorunlara dikkat çekmeyi hedefliyor. Yazma tutkusundan vazgeçmeyen Aksüt’ün bir sonraki hedefi ise nitelikli bir polisiye roman yazarak kalemini bu türde de kanıtlamak. Dört yıldır Aksüt ile birlikte çalışan öğretmeni Cengiz Azman, genç yazarın azmine hayran kaldığını belirterek, "Bir eğitimci olarak Ercan’ın hiç okula gitmeden okuma yazma öğrenmesi ve üç kitap yayınlaması mucizevi bir durum. Onun bu gayreti tüm Türkiye’ye örnek olmalı" ifadelerini kullandı.

  • İç savaştan fakülte birinciliğine giden başarı hikayesi

    Suriye'deki iç savaş nedeniyle ülkesinden ayrılmak zorunda kalan 23 yaşındaki El Abrash, eğitim almak için geldiği Sakarya Üniversitesi Teknoloji Fakültesi'ni birincilikle tamamlamanın gururunu yaşıyor. Lise son sınıfa giderken mermiler ve bombalar altında okulunu tamamlayamadan babasını bırakıp annesi ve kardeşiyle Suudi Arabistan'a göç eden Mahmoud El Abrash (23), yüksek öğrenimi için annesinden de ayrılıp kardeşiyle Türkiye'ye geldi. İstanbul'da dil eğitimi almasının ardından Sakarya Üniversitesi (SAÜ) Teknoloji Fakültesi Mekatronik Bölümüne kabul edilen El Abrash, yoğun çalışma temposuyla bölümünü ve fakülteyi birinci bitirmeyi başardı. Eğitim hayatı boyunca annesini bir kez görebilen, mezuniyet töreninde ve nişanında ailesinin yanında olamamasından dolayı buruk sevinç yaşayan El Abrash, düğününe kadar ailesini Türkiye'ye getirmenin hayalini kuruyor. "Hayali iyi bir akademisyen olmak" Yüksek lisans eğitimi için İstanbul'daki özel bir üniversiteden burslu ön kabul alan El Abrash, iyi bir akademisyen olmayı hedefliyor. El Abrash, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Suriye'de lise son sınıfa kadar okuduğunu belirterek, "Orada mermiler ve bombalar altında okumak zorunda kaldım. Can güvenliğimiz için annem ve ikizimle Suudi Arabistan'a gitmek zorunda kaldık." dedi. Misafir vizesi olduğu için üniversiteyi Suudi Arabistan'da okuyamadığını, ikiz kardeşiyle Türkiye'ye gelmeye karar verdiklerini ifade eden El Abrash, İstanbul'da Türkçe dil eğitimi aldıktan sonra Sakarya Üniversitesi'ne kabul edildiğini ifade etti. Okulun ilk döneminde bütün derslerini düşük puanla geçebildiğini anlatan El Abrash, "İkinci dönem Allah'a şükür bölümümü birincilikle bitirdim. Daha sonra başarım gittikçe artmaya başladı. Birinci ve ikinci yıl akşama kadar kütüphanelerde kalıyordum Türkçem zayıf olduğu için dersleri iki dilde okumam gerekiyordu. Önce İngilizce sonra Türkçe okuyordum o da beni çok yoruyordu. Ama hasadını aldım, iki yıl temeli attıktan sonra son iki yıl kolay geçti. Derslerime devam ederek, severek, çalışarak bu başarıyı elde ettim. Fakülte çapında birinci olan ilk uluslararası öğrenci oldum. Bu çok büyük gururdu. Keşke ailem burada olsaydı bu sevinci onlarla kutlayabilseydim. Hatta nişanım da burada oldu ama gelemediler. İnşallah kısa sürede onları da yanıma getirebilmek nasip olur. Belki düğünümü ailemle yapabilirim." diye konuştu. Annesini 5 yılda bir kez görebildi Babasının Suriye'de annesinin Suudi Arabistan'da ikiz kardeşiyle kendisinin de Türkiye'de yaşadığını aktaran El Abrash, annesini 5 yılda sadece bir kez görebildiğini ikiz kardeşinin ise hiç göremediğini kaydetti. "Borcumuzu bu millete, bu vatana hizmet edip ödeyeceğiz" Sakarya'nın insanından ve devletin kendilerine sağladığı hizmetlerden çok memnun olduğunu anlatan El Abrash, Sakara Üniversitesi'nden mezun olduğu için iftihar ettiğini dile getirdi. Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına da yeni geçtiğini ifade eden El Abrash, "Türk insanı beni nasıl iyi karşıladılar ve bana nasıl iyi davranıp ilgi gösterdilerse... Biz bunu bir borç olarak görüyoruz. İnşallah bu borcu ödeyip daha fazlasını bu millete, bu vatana hizmet edip ödeyeceğiz. Elimizden gelenin daha fazlasını yapmak istiyorum." ifadesini kullandı.

  • Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor

    Çorumlu 2 çocuk annesi kadın girişimci köyüne üretim tesisi kurdu. Hem atık malzemeleri değerlendiriyor hem de katma değer sağlıyor. Devletten 3.9 milyon TL'lik hibe desteği alarak işe başlayan Ebru Zorlu, bir tane bile fazladan ağaç kesilmesine gerek kalmadan üretim yapıldığına dikkat çekiyor. Yılda 6 bin ton üretim yapılıyor ancak talebi karşılayabilmek için 12 bin tonluk üretim hedefi bulunuyor. İşte genç girişimcinin ilham veren hikayesi.... Çorum'da ailesinin 1996 yılından beri sürdürdüğü kereste üretimi ve ahşap ev yapımı işinden artan ahşap atıkları değerlendirmek isteyen 2 çocuk annesi genç yatırımcı Ebru Zorlu, pelet üretim tesisi kurmaya başladı. 2Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Zorlu, devlet desteği almak için Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'na (TKDK) başvurdu. IPARD II 11. Başvuru Çağrı Döneminde projesi desteklenen Ebru Zorlu, 7,2 milyon liralık yatırımı için 3,9 milyon lira hibe desteği aldı. 3Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Çorum Merkez ilçesine bağlı Kayaca köyü mevkiinde tesisisi kuran Zorlu, 2023 yılının sonunda üretime başladı. Tesiste ekonomik değeri kalmayan kereste atıklarını katma değerli ürüne dönüştürülerek hem ekonomiye katkı sağlıyor hem de doğanın korunmasında büyük rol oynuyor. 4Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Bir yakının tavsiyesi üzerine devlet desteği olduğunu öğrendiğini belirten Ebru Zorlu, “Ailem 1996 yılından beri her türden kereste üretimi ve ahşap ev yapımı işi ile uğraşıyor. Bu üretimleri gerçekleştirirken ortaya çıkan atıkların değerlendirilmesi amacıyla pelet üretim işine yatırım yapmaya karar verdik. TKDK'dan, hayvancılık tesisi kuran bir yakınımızın ‘birçok sektöre destek veriyorlar, gidin görüşün' demesiyle haberdar olduk. Projemizi anlattığımızda katma değerli ürünler sektörüne başvuru yapabileceğimizi söylediler. Projemiz tamamlanana kadar hep yardımcı oldular” dedi. 5Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Tesiste yapılan üretim için fazladan ağaç kesilmesine gerek kalmadığını kaydeden Zorlu, Tesisimizde çam kerestesi üretimimiz sırasında ortaya çıkan ekonomik değeri olmayan kereste atıkları ve talaşı üretim ortamından uzaklaştırarak depolamak için ayrıca bir zaman, işgücü ve para harcıyorduk. Ya da isteyenlere veriyorduk. Şimdi bu atıklar pelet üretim tesisimizin hammaddesi oldu. 6Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Orman ürünleri işleyen diğer tesislerin atıklarını da çok uygun fiyatlarla satın almak suretiyle onlarında atıklarından kurtulmalarına ve aynı zamanda para kazanmalarına vesile oluyoruz. Pelet üretimimizde hammadde teminimiz orman ürünlerinin atıklarının değerlendirilmesi ve geri dönüşümüne dayandığından dolayı bizim tesisimizin ihtiyacı için bir tane bile ağacın fazladan kesilmesi gerekmiyor. Yatırımımızla hem kendi atık çam tomruk, kereste parçalarını ve talaşlarını hem de diğer tesislerde ortaya çıkan atıkları alıp çam peletine dönüştürüyoruz” diye konuştu. 7Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor 15 kişinin tesiste istihdam edildiğini kaydeden Zorlu, “2023 yılı biterken yatırımımızı tamamladık ve pelet üretimine başladık. Şuan tesisimizde kereste imalatı ve pelet üretimi bölümlerimizde 15 çalışanımızla, tek vardiyada yılda 6 bin ton pelet üretimi yapıyoruz. Müşteri kitlemiz çoğaldıkça iki vardiya ile çalıştığımızda üretim kapasitemiz yıllık 12 bin tona çıkacak. 8Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Ev kullanıcıları için 6 milimetre, endüstriyel tesislerde kullanılmak üzere de 8 milimetre boyutlu, hiçbir kimyasal katkı kullanmadan, yüzde yüz çam odunu ve kereste artıklarından elde ettiğimiz çam talaşından pelet üretiyoruz. Ürünümüz için Türk Standartları Enstitüsü (TSE) ve Avrupa Birliğine (AB) ihraç sertifikaları aldık. Şimdilik genellikle Karadeniz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki illerde bulunan müşterilerimize satış yapıyoruz” şeklinde konuştu. 9Kadın girişimci köyüne fabrika kurdu! Tonlarca üretim yapıyor ama siparişlere yetişemiyor Yatırım sayesinde Sıfır Atık projesine destek verdiklerini belirten Zorlu, “Kömüre göre neredeyse tamamı yanan, geride ihmal edilebilecek oranda kül bırakan, kalorisi yüksek, karbonmonoksit (CO) salınımı kabul edilebilir değerin altında, depolanması kolay, çevre dostu olan değerli bir ürünü yeniden ekonomiye kazandırıyoruz. Çevre dostu bu yatırımımızla, 2017 yılında devletimizin başlattığı ve bugün dünya gündeminde yer bulan Sıfır Atık projesine de katkı sağladığımızı düşünüyoruz. 7,2 milyon yatırım tutarlı projeme 3,9 milyon lira destek sağlayan devletime ve bu yatırımın hayat bulmasında katkı sağlayan herkese çok teşekkür ediyorum”ifadelerini kullandı.

  • 47 girişim arasından seçilen RareSum, Cenevre’de Türkiye’yi temsil edecek

    Akbank’ın inovasyon merkezi Akbank LAB ile Birleşmiş Milletler’in telekomünikasyon ajansı International Telecommunication Union (ITU) iş birliğiyle ikinci kez düzenlenen AI for Good Innovation Factory Türkiye programında kazanan girişim RareSum oldu. 47 girişim arasından seçilen girişim, Cenevre’de Türkiye’yi temsil edecek. Akbank LAB’in lokal partnerliğinde, ReFi Türkiye çatısı altında ikinci kez hayata geçirilen AI for Good Innovation Factory Türkiye, bu yıl da girişimlerin yapay zekâyı sağlık, tarım ve su yönetimi gibi insan hayatına doğrudan temas eden alanlarda çözüm üretme kabiliyetlerini değerlendirdi. Program, Türkiye girişimcilik ekosisteminin küresel yapay zekâ gündemiyle daha güçlü biçimde entegre olmasına ve yerel çözümlerin uluslararası görünürlük kazanmasına zemin hazırladı. AI for Good Innovation Factory Türkiye’ye bu yıl başvuran 47 girişim arasından seçilen 5 finalist, geliştirdikleri çözümleri jüri karşısında sunarak Türkiye’yi Cenevre’de temsil edecek girişim olmak için yarıştı. Jüri değerlendirmesi sonucunda nadir hastalıklar alanında sağlık profesyonellerine yapay zekâ destekli araştırma ve karar destek çözümleri sunan RareSum birinci seçildi. Girişim, dünyanın farklı ülkelerinden teknoloji liderleri, yatırımcılar, kamu temsilcileri ve girişimcilik ekosistemi paydaşlarını bir araya getiren AI for Good Global Summit’te Türkiye’yi temsil edecek ve 20 bin dolarlık büyük ödül için yarışacak. Girişimler, yapay zekâyı tarımdan sağlığa uzanan alanlarda çözüm üretmek için kullanıyor Programa başvuran girişimler arasından seçilen diğer finalistler; su yönetimi platformu Blueit; konuşma ve dil terapisi süreçlerini yapay zekâ ile destekleyen Diltigo; tarımda dijital dönüşümü destekleyen, veri odaklı hassas tarım çözümleri sunan FarmLabs ve uzaktan algılama ve yapay zekâ alanlarında öncü teknolojilerle sürdürülebilir ve akıllı çözümler sunan Smart City & Partners oldu. AI for Good Innovation Factory Türkiye, güçlü jüri kadrosu ile küresel platformda Türkiye’yi temsil edecek girişimi seçti Programın jürisinde Akbank LAB İnovasyon Merkezi Müdürü Osman Emre Geredeli; Parton Big Data Kurucusu ve Türkiye Yapay Zekâ Platformu Eş Başkanı Profesör Altan Çakır; Founder One Genel Partneri Ali Şahin; Altınbaş Üniversitesi İşletme Fakültesi Öğretim Görevlisi, AU INOVA Araştırma Merkezi ve INOVA NeuroLab Direktörü Dicle Yurdakul ve Türkiye Girişimcilik Vakfı Genel Müdürü Mehru Öztürk yer aldı. AI for Good Innovation Factory Türkiye Spotlight Session ismi verilen sunum gününde, 5 dakikalık sunumlarının ardından jürinin sorularını yanıtlayan finalistler, jüri puanlaması ile değerlendirildi. Yarışmanın birincilik ödülüne layık görülen RareSum, Birleşmiş Milletler tarafından atanmış, alanında uzman isimlerden mentorluk desteği, Hızlandırma Programı kapsamında önceki girişimlerle deneyim paylaşımı, iş birliği ve karşılıklı destek için bağlantı kurma imkânı ve AI for Good Innovation Factory Büyük Finali’nde yarışma imkânlarının sahibi oldu.

  • Matematik şampiyonu Lina yine başardı

    TRABZON’da yaşayan, katıldığı STEM Olimpiyatları’nda dünya birincisi olan 4’üncü sınıf öğrencisi Lina Saka (10), bu kez Uluslararası Copernicus Matematik Olimpiyatları’nda 100 tam puanla Türkiye birincisi olarak başarılarına bir yenisini daha ekledi. Yomra ilçesinde yaşayan Mehmet Salih ve Ayça Saka çiftinin kızları Lina, matematik merakıyla katıldığı çeşitli sınavlarda dereceler elde etmeye devam ediyor. Geçen yıl kasım ayında ABD'deki Güney Illinois Üniversitesi (SIU) ve Singapur Uluslararası Matematik Yarışmaları Merkezi (SIMCC) tarafından ortaklaşa düzenlenen Amerikan Matematik Olimpiyatı'na katılan Lina Saka, 40 ülkeden binlerce öğrencinin yer aldığı organizasyonda tam puan alarak kendi seviyesinde Türkiye birincisi ve dünya 310’uncusu olmuş, Singapur'a gitmeye hak kazanmıştı. Lina, bu yıl ayrıca FISO Olimpiyatları’na katılıp, gümüş madalya kazanarak Dubai’de düzenlenecek organizasyona davet edilirken, 153 ülkenin katıldığı STEM Olimpiyatları’nda, uluslararası yarışmanın matematik kategorisinde tüm soruları doğru yanıtlayıp, dünya birincisi olan tek Türk öğrenci unvanını elde etmişti. Matematik şampiyonu Lina yine başardı Temmuzda İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenecek olan final yarışmasında Türkiye’yi temsil etmeye hazırlanan Lina, son katıldığı Uluslararası Copernicus Matematik Olimpiyatları’ndan 100 tam puan alarak yeniden Türkiye birincisi olup, Amerika’da düzenlenecek finallerde ülkesini temsil etmeye hak kazanarak başarılarına bir yenisini daha ekledi. 'BU BAŞARIYI KAYBETTİĞİMİZ ARKADAŞLARIMA HEDİYE EDİYORUM' Lina Saka, yeni başarısını ve birinciliklerini Kahramanmaraş’taki okul saldırısında hayatını kaybeden öğrencilere armağan ettiğini ifade ederek, “Yakın zamanda girmiş olduğum Corpernicus sınavlarında Türkiye birincisi oldum. Bu yıl 23 Nisan Çocuk Bayramı'na üzgün girdik çünkü kaybettiğimiz arkadaşlarımız oldu. Ben kendime bir söz vermiştim. Corpernicus sınavından iyi bir sonuç alarak bu başarımı kaybettiğimiz arkadaşlarıma hediye etmek istiyordum. Atatürk’ün dediği gibi, Türk’ün zekası ve çalışkanlığını herkese göstermek istiyorum. FİSO ve TİMO sınavları beni zorlamıştı ama diğer sınavlarım kolay geçti. Soruları yaptıkça, yapabileceğim tarzda sorular olduğunu düşünerek sınavımı bitiriyorum ve kendime güveniyorum. Bu başarının en büyük sırrı her zaman dediğim gibi disiplinli ve düzenli çalışmak. Nobel ödülü almak ve savcı olmak istiyorum. Kendimi çok gururlu hissediyorum. Bu başarıyı kendimce benimsemek yerine ülkemize ve kaybettiğimiz arkadaşlarıma hediye etmek istiyorum” dedi. ‘LİNA SİNGAPUR’DA ÜLKEMİZİ TEMSİL EDECEK’ Ayça Karadeniz Saka da kızının Singapur’daki final yarışmasına hazırlandığını belirterek, “Lina, öncelikle Amerikan Matematik Olimpiyatları’na girmiş ve Türkiye birincisi olarak Singapur’a gitmeye hak kazanmıştı. Daha sonra FİSO sınavıyla Dubai’ye gitmeye ve STEM Olimpiyatlarında dünya birinci olarak Roma’ya gitmeye hak kazanmıştı. Spirit of Math sınavında da bir yanlışla Kanada’da Toronto Üniversitesi’ne davet edildi. TIMO sınavına da girerek gümüş madalya aldı. Olimpiyat sürecinde çok beklediğimiz ve önem verdiğimiz sınavlardan biri olan Copernicus sınavına girdi. İstanbul’da yüz yüze olan bir sınavdı. Dünya’da yaklaşık 4 bin öğrencinin katıldığı bir sınavdı. Lina tüm soruları doğru yaparak 100 tam puanla Türkiye birincisi oldu. Bu sınavla birlikte Amerika New York’ta Columbia Üniversitesi’nde davet aldı. Finallere katılacak inşallah. Aldığı davetlerle Lina’yı tüm ülkelere götürebilme şansımız yok ama Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç’in desteğiyle birlikte Singapur’a götüreceğiz. Orada ülkemizi temsil edecek. Amerika’ya götürmek de en büyük istediğimiz, inşallah tüm desteklerimizi gösterip, hep birlikte oraya da gideceğiz. İnşallah orada da ülkemizi temsil edecek” ifadelerini kullandı. ‘PES ETMEDEN ÇALIŞMAYA DEVAM EDİYOR’ Lina’nın kendine olan güveninin artığını ve azimle çalışmayı sürdürdüğünü söyleyen Ayça Saka, “Çok gururluyuz. Artık şaşırmıyoruz ve sınav sonuçları beklediğimiz gibi oluyor. Lina kazandıkça kendine olan güveni artıyor. Bu durumun şımarıklığına girmediği için çok mutluyuz. Bilinçli ve çalışarak bir şeyleri kazandığının farkında o yüzden ‘ben oldum’ demiyor. Başarılarıyla gündemde olan bir çocuk; güzel destek mesajları da alıyoruz. Bazen olumsuz şeyler de yaşıyoruz ama anne olarak o arayı dengede tutmak bazen zor oluyor. Hem eğitimini destekliyoruz hem de psikolojik olarak süreç bazen zorlu olabiliyor. Dışarıdan da destek alıyoruz ve AOE Akademi’deki Ali Osman öğretmenimiz sayesinde tüm destekler üzerimizde. Önümüzdeki yıl ortaokul bizi bekliyor. Lina yine olimpiyatlara girmek istediğini söylüyor. Bakalım önümüzdeki yıl bize neler getirecek?” diye konuştu.

  • Çay dağıtımına yetişemeyince ’cincır’ ile servise başladı

    Bartın’da 1 yıl önce çay ocağı işletmeye başlayan Basri Akbıyık, çay dağıtımına yetişemeyince ’cincır’ olarak bilinen elektrikli kaykay ile çay servisine çıkmaya başladı. Bartın Kırtepe Mahallesi Hükümet Caddesi’nde 1 yıl önce çay ocağı işletmeye başlayan Basri Akbıyık, esnafın çay talebine yetişemeyince elektrikli araç ile hizmet vermeyi düşündü. ’Cincır’ olarak bilinen elektrikli kaykay alan Akbıyık, elinde tepsisi ile cincır üstünde çay dağıtımına başladı. Hızlı bir şekilde çay dağıtımı gerçekleştirmeye başlayan Akbıyık, çok fazla yorulmadan dağıtımı yapmaya başladı. Cincırlı çay hizmetini görünce ilk zamanlar şaşıran esnaf da zamanla alışırken, hizmetten memnun kalmaya başladı.

  • Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması 19. kez sahiplerini buldu

    Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nda ödüller 19. kez sahiplerini buldu Garanti BBVA’nın Ekonomist Dergisi ve KAGİDER iş birliğiyle hayata geçirdiği ve bu yıl 19. kez düzenlenen Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması sonuçlandı. 28 Nisan’da düzenlenen gala gecesinde açıklanan sonuçlarla birlikte, başarılı kadın girişimciler beş farklı kategoride ödüllerini aldılar. Garanti BBVA’nın, Ekonomist Dergisi ve Türkiye Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER) iş birliğiyle bu yıl 19.sunu gerçekleştirdiği Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması’nın sonuçları açıklandı. 28 Nisan akşamı gerçekleştirilen ödül töreninde, beş kategorinin birincileri ödüllerini aldılar. Yarışmada, Gurvita kurucusu Bahar Şamhili Tanju, “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” seçildi. Bahar Alan, Novavera girişimiyle “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi”, Hülya Tomak Blueit girişimiyle “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” oldu. İpek Tüysüzoğlu, Yugen girişimiyle “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” seçilirken, “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” ödülünü ise Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi adına Sıla Elevli aldı. “Her hikaye kendi içinde eşsiz ve değerli” Ödül töreninde konuşan Garanti BBVA Genel Müdürü Mahmut Akten, “Bu akşam sadece bir ödül töreni için değil, 20 yıla yayılan güçlü bir dönüşümün parçası olarak buradayız. Kadın girişimciliğini geçmişten bugüne hep bütünsel bir yaklaşımla ele aldık. Finansman, eğitim, pazar erişimi ve cesaretlendirme olmak üzere dört temel alanda kurguladığımız modelimizle somut etki yaratmayı hedefledik ve bu yolda emin adımlarla yürüyoruz. Son beş yılda kadın girişimcilere sağladığımız finansman 350 milyar TL’yi aştı. Türkiye Kadın Girişimci Akademisi ile 6.000 kadın girişimciye ulaştık; Ticaretin Kadınları platformu ile onları yeni pazarlara taşıdık. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması da bu yaklaşımımızın en güçlü yansımalarından biri. 2007 yılında 103 başvuruyla başlayan bu yolculuk bugün 50 bini aşkın başvuruya ulaşarak ekosistem içinde başlı başına bir markaya dönüştü. Başvuruların ve ilginin her geçen gün artması, bize bu alanda yapacak daha çok işimiz olduğunu da gösteriyor. Bugün girişimcilik daha erken başlıyor, yeni nesil girişimciler ise daha en başından global düşünüyor. Verdiğimiz desteklerin yanı sıra, kadın girişimcileri küresel ağlarla buluşturarak uluslararası başarı hikâyelerine katkı sağlamayı da hedefliyoruz. İnanıyoruz ki kadınların ekonomiye eşit katılımı yalnızca bir eşitlik meselesi değil, aynı zamanda güçlü bir kalkınma meselesi. Bu akşam burada gördüğümüz tüm girişimciler yalnızca kendi başarılarını değil, başka kadınlara ilham veren güçlü hikâyeleri temsil ediyor. Biz de bu yolculuğun bir parçası olmaktan büyük bir gurur duyuyor, ‘Birlikte yaparız’ diyerek bu hikâyeyi birlikte büyütmeye devam ediyoruz.” dedi. KAGİDER Yönetim Kurulu Başkanı Esra Bezircioğlu, “Garanti BBVA ve Ekonomist Dergisi ile birlikte sürdürdüğümüz iş birliğinin, kadın girişimciliğini destekleyen güçlü ve sürdürülebilir bir etki alanına dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, 19 yılı geride bırakırken bir yarışma olmanın ötesine geçerek; kadınların potansiyelini görünür kılan, ilham veren ve cesaretlendiren güçlü bir platform haline gelmiştir. 2007 yılında 103 kadının ‘ben de varım’ diyerek başvurduğu bu yolculuk, bugün 50 bini aşkın girişimcinin hikâyesine ev sahipliği yapıyor. Bugün her başvuruyla birlikte karşımıza çıkan hikâyeler, kadınların üretme gücünü, kararlılığını ve dönüşüm yaratma kapasitesini açıkça ortaya koyuyor. Kadın girişimciler yalnızca ekonomik değer üretmekle kalmıyor; geliştirdikleri yenilikçi, sürdürülebilir ve kapsayıcı iş modelleriyle de toplumsal fayda yaratarak daha kapsayıcı bir geleceğin inşasına katkı sağlıyor. Ödüllendirdiğimiz her başarı; cesaretin, azmin ve istikrarlı emeğin güçlü bir yansıması olurken, başka kadınlara ilham veren ve “ben de yapabilirim” duygusunu pekiştiren çok kıymetli örnekler de sunuyor. KAGİDER olarak inancımız çok net: Kadınların iş dünyasında daha güçlü temsil edilmesi sürdürülebilir kalkınmanın en önemli anahtarlarından biridir. Bu nedenle kadın girişimcilerin yolculuklarını desteklemeye, onları görünür kılmaya ve başarı hikâyelerini çoğaltmaya kararlılıkla devam edeceğiz. Çünkü biliyoruz ki; kadınların güçlenmesi yalnızca bugünü değil, geleceği de dönüştürür” dedi. Ekonomist Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Talip Yılmaz, “Ekonomist Dergisi, kadın konusuna ayrıca önem veren, önceliklendiren bir yayın politikası izliyor. Kadının iş hayatındaki yerini önceliklendiren haber ve araştırmalar hazırlıyor. Etkinlikler düzenliyor. Bu kapsamda Türkiye’nin Kadın Girişimcisi Yarışması, alanında Türkiye’nin en uzun soluklu çalışması. Garanti BBVA ve KAGİDER gibi çok değerli iki kuruluşla birlikte hayata geçirdiğimiz ve 19 yaşında olan bu yarışma, Türkiye’nin kadın girişimciliği ekosisteminin gelişmesine büyük katkı sundu. Bu güne kadar 50 binin üzerinde kadın girişimci yarışmayı katıldı. Kadın girişimciliği ekosisteminin girişimcilik ekosisteminden aldığı pay yüzde 3-4’erden aradan geçen yıllar içinde yüzde 18’lere yükseldi. Yine kadın girişimciliğinde geleneksel sektörlerin yanında bugün e-ticaret, oyun teknoloji, bilimin farklı dallarında alanında işler olduğunu görüyoruz. Bu başarıda muhakkakki topluma rol model olan yarışmanın ve yarışmacılarımızın büyük etkisi oldu,” dedi. Kazananlar hakkında Bahar Şamhili Tanju – “Türkiye’nin Kadın Girişimcisi” / Gurvita Gurvita, geleneksel üretim yöntemlerini modern tüketim alışkanlıklarıyla buluşturarak katma değerli gıda ürünleri geliştiren bir girişim olarak öne çıkıyor. Kemik suyu gibi yüksek besin değerine sahip ürünleri daha erişilebilir ve sürdürülebilir bir modelle Türkiye’de ve yurt dışında başarıyla sunuyor. Bahar Alan – “Türkiye’nin Yöresinde Sürdürülebilir Fark Yaratan Kadın Girişimcisi” / Novavera Zeytinyağı Novavera, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla yüksek kaliteli zeytinyağı üretimi gerçekleştirerek hem yerel kalkınmaya katkı sağlıyor hem de uluslararası pazarlarda Türkiye’yi temsil ediyor. Hülya Tomak – “Türkiye’nin Teknolojide Gelecek Vadeden Kadın Girişimcisi” / Blueit Blueit, su tüketimi ve yönetimi konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen teknoloji tabanlı çözümleriyle sürdürülebilir kaynak kullanımına ve daha yaşanılabilir bir dünyaya katkı sunuyor. İpek Tüysüzoğlu – “Türkiye’nin Kadın Sosyal Etki Girişimcisi” / Yugen Yugen, nar kabuğu gibi doğal atıklardan alternatif deri üretimi gerçekleştirerek döngüsel ekonomi ve sürdürülebilir üretim alanında yenilikçi bir model ortaya koyuyor. Sıla Elevli – “Türkiye’nin Kadın Kooperatifi” / Tekfındık Kadın Girişimi ve İşletme Kooperatifi fındık tarımını geleneksel sınırlarının ötesine taşıyarak modern teknolojiler ve sürdürülebilir üretim modelleriyle yeniden kurgulayan bir yapı sunuyor. Yürütülen çalışmalarla bölge tarımını veri odaklı ve yüksek verimli bir yapıya dönüştürürken, kadın üreticilerin ekonomik hayata katılımını güçlendiren ve yerel kalkınmaya somut katkı sağlayan kapsayıcı bir model geliştiriyor.

  • Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi

    Malatya’da yaşayan 64 yaşındaki ayakkabı tamircisi Muharrem Han, 45 yıldır baba mesleği ayakkabı tamirciliğini ilk günkü özenle sürdürüyor. 1962 Malatya doğumlu Muharrem Han, yıllardır baba mesleğine hayat veriyor. Ayakkabı tamirciliğine 16 yaşında başlayan usta Han, "Babam hem devlet memuruydu hem de bu işi yapıyordu. Ben de onun yanında yetiştim. Yıllardır bu işi yapıyorum ve mesleğimden memnunum" dedi. Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Deprem sürecinde iş yerlerinin zarar gördüğünü ifade eden Han, devletin ve yetkililerin hızlı müdahalesi sayesinde yaraların sarıldığını dile getirdi. Yapılan çalışmalardan memnuniyet duyduğunu belirten Han, "İş yerlerimizi kısa sürede yaptılar. TOKİ konutları da hızlı bir şekilde teslim edildi. Emeği geçen herkesten Allah razı olsun" şeklinde konuştu. "Çırak yok denecek kadar az" Yılların ustası Han’a göre mesleğin en büyük sorunu ise çırak yetişmemesi. Gençlerin üniversite dışında da bir meslek öğrenmeleri gerektiğini belirten Han, "Türkiye genelinde çırak yok denecek kadar az. Herkesin bir meslek sahibi olması gerekiyor. Küçük yaşta öğrenilirse daha iyi olur" ifadelerini kullandı. Baba mesleğini 45 yıldır sürdüren ustadan gençlere ‘meslek öğrenin’ tavsiyesi Ayakkabı tamirine olan talebin değiştiğini de aktaran Han, artık daha çok bakım ve onarım işleri yaptıklarını belirterek, "Eskisi kadar yoğunluk yok. Genelde ayakkabılar bakıma geliyor" diye konuştu.

  • Kadın girişimci 8 ülkede "elektriksiz" aydınlatma çözümü sunuyor

    Kadın girişimci Hümeyra Ergin Işık, geliştirdiği pigment teknolojisiyle, enerjiden kozmetiğe savunmadan ulaşıma çeşitli sektörler için "elektriksiz aydınlatma" çözümleri üretiyor. Firmasını TÜBİTAK destekleriyle kuran girişimci Hümeyra Ergin Işık, Teknopark İstanbul'da faaliyet gösteriyor. 1999 Marmara Depremi'nde yaşadığı travmanın ardından karanlıktan korktuğu için kendi çözümünü üretmeye karar veren Işık, alternatif yenilenebilir ışık kaynağı geliştirdi. "Pigmentimiz 5 saniyede şarj oluyor" Light Way Kimya Kurucusu ve Üst Yöneticisi (CEO) Işık, AA muhabirine, kimyager olduğunu ve 10 yıllık özel sektör tecrübesinden sonra 2019 yılında "Elektriksiz de ışık mümkün" mottosuyla AR-GE merkezi kurduğunu ve elektriğe alternatif çözüm sunmaya başladığını söyledi. Uluslararası Buluş Fuarı ISIF 2020'de Türkiye'ye altın madalya kazandırdıklarını ve 2021'de ilk zemin kaplama projelerini Libya'da hayata geçirdiklerini anlatan Işık, ürünlerinin hem yol boyası hem de tabelalarda kullanıldığını aktardı. Işık, 2022 yılında pigmente çeşitli mikroorganizmalar katarak "Bio-Cube" çalışmalarına başladıklarını belirterek, ışık seviyesinin yükselmesiyle gece lambaları, ampuller, iş kıyafetleri ve şehir aydınlatmaları gibi birçok sektöre girdiklerini ifade etti. Geliştirdikleri pigmentin özelliklerine ilişkin bilgi veren Işık, şöyle konuştu: "Pigmentimiz 5 saniye şarjla 12 saate kadar aydınlatma sağlıyor. Işık, güneş ve ısıyla şarj olabilen ürünle, çağımıza bir yenilenebilir enerji kaynağı daha kazandırmış olduk. Hatta pigmentimiz, tünel ve otoyollarda araçlar geçerken onların tekerleklerinin baskısıyla harekete duyarlı şekilde de şarj oluyor. Halihazırda 11 patent başvurumuz var. Büyük bir holdingden yatırım alarak üçüncü şirketimizi kurduk. Güneş enerji panellerinin gece de elektrik üretmesini mümkün kılacak bir çözüm geliştiriyoruz. Türkiye İhracatçılar Birliği tarafından İnovasyon Döngüsü kategorisinde 'inovasyon şampiyonu' ödülüne layık görüldük." Işık saçan kozmetik ürünleri Sektörden gelen teklifler neticesinde 2023 yılında kozmetik firmaları Luciole'yi kurduklarını anlatan Işık, geliştirdikleri ürünün, normal, asetonla silinebilen bir oje olduğunu ve 20 rengi bulunduğunu belirtti. Işık, ürüne ilişkin "Parmağınızın ucunda adeta bir fener varmış gibi oluyor. Ya da çantanın içinde aradığınızı çok kolay bulabiliyorsunuz. Ojeler, yaklaşık 30 dakikalık aydınlatma sağlıyor. Dünyada teknoloji geliştirme bölgesinde faaliyet gösteren ilk renkli kozmetik şirketi olarak ABD'de, İsveç'te, Danimarka'da, Almanya'da birçok bayimiz var ve ürünler satılıyor. Bu yıl göz kalemleri, rujlar, saç boyaları hepsi çıkacak." bilgisini verdi. Savunma sanayi sektörüne ilişkin olarak da Işık, elektriğin kesilmemesi gereken kritik geçitlerde ve alanlarda da aydınlatma çözümleri sunduklarını söyledi. Işık, şirketin üzerinde çalıştığı en yenilikçi projelerden birinin ise güneş panelleri üzerine sürülen ve gün batımından sonra bile elektrik üretebilen bir teknoloji olduğunu anlatarak, şöyle devam etti: "Bizim ışık, laboratuvar koşullarında panelin üzerine sürdüğümüzde, 2 saat daha fazla elektrik üretimine devam ediyor. Yani, gün batıyor, güneş gidiyor ve LumX Pigment'in ışığı gece elektrik üretimi sürüyor. Bunun da AR-GE çalışmalarına başladık. Şu anda bir solüsyon üzerinde çalışmalar yapıyoruz. Bu şeffaf bir solüsyon. Panelin üzerine döküyoruz, gündüz hiçbir verimliliğini düşürmüyor ve güneş battıktan sonra kendi ışığı yukarıya çıkıyor ve o ışık elektrik üretimine devam ediyor. Panellerin üzerinden mesela bir kuş sürüsü ya da bulut geçtiğinde elektrik üretiminde dramatik düşüşler olurken, bizim pigmentimiz düşüşleri önlüyor. Yani yüzde 70 yerine yüzde 15 düşüş oluyor." Evlerde tasarruf imkanı Geliştirdikleri ürünle insanların evlerini istediği renkte boyayabileceğini de belirten Işık, kuzey ışıkları benzeri rengarenk çalışmalar yapabildiklerini ifade etti. Hümeyra Ergin Işık, gündüz duvar boyalarının enerji depolayıp geceleri ışık verebildiğine işaret ederek, doğal şekilde enerjiden tasarruf ederek evlerde de elektriksiz aydınlatmanın mümkün olduğunu söyledi. Ürünün yollarda kullanımı için ilgili kurumlarla görüşmelerini sürdürdüklerini aktaran Işık, şunları kaydetti: "'Kendinden aydınlanan' ve 'ışığı depolayabilen' nitelikteki ürünümüz, özellikle deprem gibi doğal afetlerde veya elektrik kesintilerinde hayat kurtarıcı rol üstlenebiliyor. Işık seviyesinin yüksekliği ve kolay şarj edilebilirliği sayesinde, acil durum çantalarının vazgeçilmez bir parçası haline gelmesini hedefliyoruz. Şu anda Türkiye, ABD, İsveç, Danimarka, Norveç, Finlandiya, Almanya ve Hollanda olmak üzere 8 ülkede bayiliklerimiz var. Bu yılın sonuna kadar 20 ülkeye ulaşmayı hedefliyoruz. Özellikle Asya ve Orta Doğu pazarlarında da güçlenmek istiyoruz."

  • Hamurdan Şampiyonluğa: Chef Osman Son’un Sıra Dışı Yolculuğu

    İstanbul’un arka sokaklarında bir bulaşıkhanede başlayan bir hikâye… Ama bu hikâye sıradan değil. Çünkü bu hikâyenin kahramanı sadece mutfakta değil, ringde de zirveye çıkan bir isim: Chef Osman Son. 1999 yılında bulaşıkhane bölümünde mesleğe adım atan Osman Son, o günlerde sadece tabak yıkıyordu ama aslında geleceğini inşa ediyordu. Mutfakta geçirdiği her gün, onu biraz daha ileri taşıdı. Hamurla tanıştı, pizzaya aşık oldu ve zamanla bu alanda kendine özgü bir stil geliştirdi. Geleneksel teknikleri modern dokunuşlarla birleştirerek adeta “pizza sanatı” yarattı. Bu azim 2017 yılında büyük bir başarıyla taçlandı. 38 şef arasından sıyrılarak Pizza Türkiye Şampiyonu oldu. Ama onun hikayesi burada bitmedi, asıl yükseliş yeni başlıyordu. 2024 ve 2025 yılları ise adeta ödül yağmuru gibi geçti: 🏆 Altın Melek Ödülleri – Yılın En Başarılı Chef’i 🏆 Uluslararası Başarı ve Ödül Gecesi – Türkiye’nin En Başarılı Pizza Chef’i 🏆 7. Uluslararası Başarı Ödülleri – Yılın En Başarılı Chef’i 🏆 Altın Meslek ve Kariyer Ödülleri – Yılın En Başarılı Pizza Chef’i Ama Chef Osman’ı farklı kılan sadece mutfaktaki başarısı değil… Küçük yaşlardan beri tutkuyla bağlı olduğu Kyokushin karate sayesinde Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonlukları kazanan milli bir sporcu. Disiplin, sabır ve mücadele ruhunu ringden alıp mutfağa taşıdı. Onun için pizza yapmak sadece bir iş değil, bir disiplin ve karakter meselesi. Bugün yolculuğuna The Hangout Restaurant’ta pizza şefi olarak devam eden Osman Son, her tabağa emeğini ve hikayesini koyuyor. En büyük hayali ise kendi markasını kurmak ve lezzetini dünyaya taşımak. Chef Osman Son’un hikayesi bize şunu hatırlatıyor: Başlamak için mükemmel şartlara değil, vazgeçmemeye ihtiyacın var.

  • Sokaklardan sahalara uzanan başarı hikayesi: Memurluğu bırakıp hayalindeki kulübü kurdu

    Denizli'de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Denizli'de 20 yıldır futbol antrenörlüğü yapan Yunus Emre Fidan, 8 yaşında sokaklarda başladığı futbol serüvenini kendi kulübünü kurarak hayata geçirdi. Uzun yıllar devlet memurluğu yapan Fidan, genç sporculara daha fazla katkı sağlamak adına görevinden istifa ederek tüm zamanını futbola adadığını belirterek, "Çocukluktaki hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" dedi. Futbola 8 yaşında başlayan Yunus Emre Fidan, Denizli'de çeşitli kulüplerde hem amatör hem de profesyonel olarak forma giydi. 18 yaşında Eskişehir'de bir kulüpte oynama fırsatı yakalayan Fidan, kısa süre sonra yeniden memleketine dönerek kariyerine devam etti. Futbolculuk sürecini eğitimle desteklemek isteyen Fidan, üniversite eğitimini tamamladıktan sonra Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (KPSS) elde ettiği başarıyla Denizli Adliyesi'nde zabıt katibi olarak göreve başladı. Memuriyet hayatı boyunca futboldan kopmayan Fidan, hafta sonlarını amatör kulüplerde gönüllü antrenörlük yaparak geçirdi. 2016 yılında Denizli'nin Zeytinköy Mahallesi'nde Bağbaşı Spor Kulübü olan kendi spor kulübünü kuran Fidan, başlangıçta sınırlı sayıda öğrenciyle çıktığı yolda kısa sürede büyüme kaydetti. Antrenörlük alanında da destek sağlıyor Antrenmanlarını hafta içi ve hafta sonu yoğun bir tempoyla sürdüren Fidan, yetiştirdiği sporcularla birlikte liglerde önemli dereceler elde etti. Aynı zamanda birçok genç futbolcunun farklı kulüplere transfer olmasına da katkı sağladı. 39 yaşında devlet memurluğundan istifa eden Fidan, artık tüm mesaisini gençlere ayırdığını belirterek, "Hayalim kendi kulübümü kurmak ve özgürce antrenman programlarımı uygulamaktı. Bugün geldiğimiz noktada hem başarılar elde ediyoruz hem de gençlerin önünü açıyoruz" dedi. Gençlere hedeflerinden vazgeçmemeleri çağrısında bulunan Fidan, azim ve istikrarla çalışmanın başarıyı getirdiğini vurguladı. Gençleri yetiştirmekle kalmayan aynı zamanda UEFA A lisansa sahip antrenör Yunus Emre Fidan, minik sporcuların futbol gelişimine katkı sağlarken, üniversitelerin antrenörlük bölümlerinde eğitim gören gençlere de tecrübelerini aktararak antrenörlük alanında destek veriyor. "Her çocuğun hayali olduğu gibi biz de sokaklarda başladık" Futbola sokaklarda başladığını ve profesyonel olarak farklı kulüplerde oynadığını belirten Yunus Emre Fidan, "20 yıldan beri futbol antrenörlüğü yapmaktayım. 8 yaşında her çocuğun hayali olduğu gibi bizde sokaklarda başladık. Sonrasında ise Denizli'de bir futbol kulübünde sporcu olarak başladım. Sonrasında Denizli içinde hem profesyonel hem de amatör olarak futbolculuk yaptım. 18 yaşında ise Denizli dışına çıkarak Eskişehir'de bir futbol kulübünde futbol oynamaya gittim. Sonrasında ise kısa süre içerisinde Denizli'ye gelerek futbol oynamaya devam ettim. Aynı süre zarfında üniversite sınavlarına hazırlandım. Bu futbolu çocuklarımızı ve gençlerimizi daha iyi anlatabilmek ve daha iyi uygulayabilmek adına üniversitesini bitirdim. Üniversite sürecinin ardından ise tabi futboldan hiç bir zaman kopmadık. Üniversitenin ardından KPSS sınavına girdim ve iyi bir sonuç aldım. Ama bunun sonucunda kendi bölümümden ayrı bir mesleğe geçtim. Ama bu süre zarfında futboldan veya herhangibi bir spordan kopamadık. KPSS'den aldığım puan neticesinde Denizli Adliyesinde zabıt katibi olarak göreve başladım. Göreve başladıktan sonra da hala daha amatör kulüplerde antrenörlük yapmaya devam ediyordum" diye konuştu. "39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek, gençlerimiz ile antrenmanlar yapıyoruz" 39 yaşına geldiğinde devlet memurluğundan istifa ederek hayali olan futbol kulübünü devam eden antrenör Fidan, "Devlet memuru iken hala daha cumartesi ve pazar günleri gönüllü olarak birçok kulüpte antrenörlük yaptım. 2016 yılında ise kendi adıma kulüp açtım. Çok az öğrencim vardı ama belli bir süre sonra öğrenci sayım baya bir yükselmişti. Devlet memurluğunu devam ederken gençlerimizi önünü açmak adına hafta sonları ve hafta içi olmak üzere yoğun bir tempoda antrenmanlarımızı sürdürmekteydik. 39 yaşına geldiğimde devlet memurluğundan istifa ederek gençlerimiz ile birlikte haftanın 7 günü boyunca çok yoğun bir tempoda hazırlıklarımızı ve antrenman sürecimizi sürdürüyoruz. Burada çok yetenekli çocuklarımız yetişiyor. Hem ligde maçlarda şampiyonluklar yaşayarak hem de birçok öğrencimizi farklı kulüplere veriyoruz" ifadelerini kullandı. "Çocukluk hayalimi başardığım için kendimle çok gurur duyuyorum" Çocukluktaki hayalini gerçekleştirdiği için çok mutlu olduğunu ve şimdiki gençler için hayallerinin peşinden koşması gerektiğini belirten Fidan, "Çocukluktaki en büyük hayalim belki de çok uzak bir hayaldi, bir futbol kulübü kurmaktı ve bu futbol kulübünün antrenörü olmaktı. Hiç kimseye bağlı kalmaksızın sadece kendi antrenman periyotlarımı yansıtmak en büyük hayalimdi. ve bunu başardığım için de kendimle çok gurur duyuyorum. Hiçbir zaman hiçbir evladımız hedeflerinden şaşmasınlar. Bu hayata bir defa geliyoruz her zaman ideallerimizi mutlaka yaşamamız gerekiyor" diye konuştu.

  • Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor

    Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'da çalıştığı otelde Rusların yaptığını beğenmemesi üzerine kendi işinin patronu oldu. 17 ülkeyle çalışan genç girişimci tonlarca ürünü 8 ülkeye gönderiyor. Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'daki otelde çalıştığı sırada hazırladığı kahveyi Rus turistlerin beğenmemesi üzerine yöneticilerinin desteğiyle 2011'de kahve yapma eğitimi almaya karar verdi. Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Aldığı eğitimlerin ardından işletme açan ve 17 ülkeden getirdiği kahve çekirdeklerini kavurarak ihraç etmeye başlayan Aldemir, işletmesinde 5 kişiye istihdam sağlıyor. Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Onur Aldemir, turistlerin yaptığı kahveyi beğenmemesinin hayatında dönüm noktası olduğunu, kendisini bu alanda yetiştirdiğini anlattı. Kahvenin özel bir içecek olduğunu dile getiren Aldemir, şöyle konuştu: Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor "17 farklı ülkeyle çalışıyoruz. Çiğ alıp, işleyip, 8 ülkeye ihracatını sağlıyoruz. Özellikle Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde hizmet sağlayan firmalara gönderiyoruz. Onun yanı sıra Amerika, İngiltere ve Balkan ülkelerine de satış yapıyoruz." Ruslar beğenmeyince Malatya'da kendi işini kurdu! Tek başına yapıp 8 ülkeye tonlarca gönderiyor Aldemir, şunları kaydetti: "İhracatımız, yıllık 8 ile 10 ton arasında. Paket bazlı baktığımız zaman bu durum 10-15 bin paket bandına çıkabiliyor. Depremlerden önce 15-20 ton bandında üretim yapabiliyorduk ancak 6 Şubat 2023 depremlerinde işletmemiz yıkıldı. Sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Şu an küçük bir işletme kotasındayız. Daha büyük bir üretim hacmine çıkmayı hedefliyoruz. Şu an için 8-10 ton bandında olan hacmimizi ilerleyen zamanlarda 20 ton bandına çıkartıp sektördeki rakiplerimizi yakalamayı hedefliyoruz."

Arama Yap

bottom of page