Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Almanya'da öğrendi, Antalya'da uyguladı: Topraksız tarımda dikkat çeken başarı
Yurt dışında edindiği bilgileri Türkiye’ye taşıyan ziraat mühendisi, Antalya Serik’te kurduğu modern tesisle topraksız tarımda yüksek verim elde etti. Ürünler yurt dışına ihraç ediliyor. Yurt dışında edindiği bilgileri Türkiye’ye taşıyan bir girişimci, Antalya’da kurduğu modern tesisle dikkat çekiyor. Topraksız tarım yöntemiyle üretime başlayan ziraat mühendisi, kısa sürede yüksek verim elde ederek sektörde örnek gösterilen isimlerden biri haline geldi. Serik’te modern üretim tesisi kurdu Antalya’nın Serik ilçesinde hayata geçirilen projede, klasik yöntemlerin dışına çıkılarak toprak kullanılmadan üretim yapılıyor. Almanya’da aldığı eğitim sonrası Türkiye’ye dönen girişimci, bu modeli kendi memleketinde uygulamaya başladı. 10 dönümde 175 bin kök üretim. Kurulan tesiste yaklaşık 10 dönümlük alanda üretim gerçekleştiriliyor Bu alanda: 175 bin kök çilek yetiştiriliyor. Yıllık 100 ton üretim hedefleniyor. Yüksek verim alınması amaçlanıyor. Pestisit neredeyse yok denecek kadar az, Topraksız tarımın en önemli avantajlarından biri, zararlı kontrolünün daha kolay yapılabilmesi. Uzmanlara göre bu sistemde: Topraktan gelen hastalıklar ortadan kalkıyor. Üretim daha kontrollü ilerliyor. Kimyasal kalıntı minimum seviyeye düşüyor. Ürünler yurt dışına gönderiliyor Antalya’da üretilen çilekler yalnızca iç piyasayla sınırlı kalmıyor. Elde edilen ürünler: Rusya, Ermenistan, Gürcistan başta olmak üzere birçok ülkeye ihraç ediliyor. 15 milyon liralık hedef Projenin ekonomik boyutu da dikkat çekiyor. Yıllık üretim hedefi doğrultusunda yaklaşık 15 milyon TL ciro bekleniyor. Aynı zamanda tesis, günlük onlarca kişiye istihdam sağlıyor. Yeni nesil tarıma örnek oldu Uzmanlara göre bu model, klasik tarıma alternatif olarak giderek daha fazla önem kazanıyor. Daha az alanla daha fazla üretim imkânı sunan topraksız tarım, özellikle genç girişimciler için yeni bir fırsat kapısı olarak görülüyor.
- Sessizliğini sanatla aştı: İşitme engelli Sinem’in başarı hikayesi
Mersin’de Akdeniz Belediyesi bünyesinde faaliyet gösteren Kültür ve Sanat Evleri, dezavantajlı kadınların hayatına dokunmaya devam ediyor. Adanalıoğlu Kültür ve Sanat Evinde eğitim alan doğuştan işitme engelli 40 yaşındaki Sinem Erserin, el sanatlarıyla hem kendini ifade ediyor hem de ürettiği eserleri satarak ekonomik kazanç elde ediyor. Sosyal hayata katılımı artırmak ve kadınların meslek edinmesini sağlamak amacıyla çalışmalarını sürdüren merkezler, birçok başarı hikayesine ev sahipliği yapıyor. Bu hikayelerden biri olan Sinem Erserin, kurs sayesinde hem özgüven kazandı hem de yeteneklerini geliştirme fırsatı buldu. El sanatları kursuna katıldıktan sonra büyük bir değişim yaşayan Erserin, yapay çiçek tasarımı, ahşap ve seramik boyama gibi birçok alanda üretim yapıyor. Azmi ve çalışkanlığıyla dikkat çeken Erserin, ortaya koyduğu el emeği ürünleri satarak kendi gelirini de elde ediyor. "Kelimelerle değil, renklerle konuşuyor" Kurs öğretmeni Yasemen Özügüzel, Sinem’in kısa sürede büyük bir gelişim gösterdiğini belirterek, "Sinem ilk geldiğinde içine kapanıktı. Ancak fırçayı eline aldığında içindeki yeteneği hemen fark ettik. O, kendini kelimelerle değil renklerle ifade ediyor. Öğrettiğimiz teknikleri hızla kavrıyor ve büyük bir başarıyla uyguluyor. Azmi tüm kursiyerlere örnek oluyor" dedi. "Burası bizim ailemiz oldu" Sinem’in annesi Akgül Erserin ise kızındaki değişimin kendisini çok mutlu ettiğini ifade ederek, "Kızımı buraya gönül rahatlığıyla bırakıyorum. Burası artık bizim ailemiz oldu. Sinem burada çok mutlu. Kendi emeğiyle para kazanması ve özgüven kazanması beni gururlandırıyor" diye konuştu. Akdeniz Belediyesinin sunduğu bu imkanlar sayesinde birçok kadın hem meslek öğreniyor hem de sosyal hayata daha güçlü katılıyor. Sinem Erserin’in azim dolu hikayesi ise fırsat verildiğinde hiçbir engelin başarıya engel olamayacağını bir kez daha gözler önüne seriyor.
- Bursluluk Sınavı Şampiyonu Meclis Kürsüsünde: İnci Yıldız Şentürk Türkiye’ye İlham Oldu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı bu yıl sadece bir kutlama değil, aynı zamanda büyük bir başarı hikayesinin sahnesi oldu. Aydın’ın Efeler ilçesinde eğitim gören İnci Yıldız Şentürk, akademik başarısıyla hem şehrinin hem de Türkiye’nin gururu haline geldi. Henüz 6. sınıf öğrencisi olan Şentürk, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından düzenlenen İOKBS bursluluk sınavında tüm soruları doğru yanıtlayarak 500 tam puan aldı ve Türkiye birincileri arasına adını yazdırdı. Disiplinli çalışma alışkanlığı ve kararlılığıyla dikkat çeken genç öğrenci, başarısını 23 Nisan etkinliklerinde Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsüne taşıdı. Semiha İsen Ortaokulu öğrencisi olan Şentürk’ün bu başarısı, sadece akademik bir derece olarak değil, aynı zamanda yaşıtları için güçlü bir motivasyon kaynağı olarak değerlendiriliyor. Eğitimciler, bu tür başarı hikayelerinin çocuklara ilham verdiğini ve azimle çalışmanın önemini bir kez daha gözler önüne serdiğini ifade ediyor. Ailesinin de büyük destek verdiği bu süreçte, annesi Demet Şentürk ve babası Hüseyin Şentürk, kızlarının elde ettiği başarıyla büyük bir gurur yaşadı. Küçük yaşına rağmen büyük hedefler koyan İnci Yıldız Şentürk, hem eğitim hayatındaki başarısıyla hem de TBMM’deki temsiliyle geleceğin güçlü bireyleri arasında gösteriliyor. Bu hikaye bir kez daha gösteriyor ki; doğru rehberlik, disiplin ve inanç birleştiğinde başarı kaçınılmaz oluyor.
- Melisa Tapan Kimdir? Sabancı Ailesinin Yeni Kuşak Temsilcisi Dikkat Çekiyor
Türkiye’de iş dünyası, sanat ve sosyal girişimcilik alanlarında yaptığı çalışmalarla öne çıkan Melisa Tapan, son dönemde kamuoyunun yakından takip ettiği isimler arasında yer alıyor. Sabancı ailesinin üçüncü kuşak temsilcilerinden biri olan Tapan, uluslararası eğitim geçmişi ve çok yönlü kariyeriyle dikkat çekiyor. Melisa Tapan Kimdir? Melisa Tapan, finans, sanat ve sosyal girişimcilik alanlarında faaliyet gösteren bir iş insanıdır. Eğitim hayatını yurt dışında tamamlayan Tapan, lisans eğitimini Londra’da bulunan Richmond University’de Uluslararası İşletme ve Psikoloji alanlarında aldı. Akademik yolculuğunu New York’taki Columbia University’de Ekonomik ve Siyasal Kalkınma üzerine yaptığı yüksek lisans ile sürdürdü. Uluslararası eğitim süreci, Tapan’a farklı kültürleri tanıma ve global bakış açısı kazanma fırsatı sundu. Kariyeri ve İş Hayatı Profesyonel kariyerine dünyanın önde gelen kurumlarında başlayan Melisa Tapan, danışmanlık, finans ve enerji gibi farklı sektörlerde önemli deneyimler elde etti. Kariyeri boyunca; Boston Consulting Group PwC Uluslararası Enerji Ajansı Sabancı Holding, gibi önemli kurumlarda görev aldı. Ayrıca Londra merkezli Marshall Wace bünyesinde yönetici adayı programını tamamladı. Sosyal Girişimcilik ve Sanat Alanındaki Çalışmaları Melisa Tapan’ın kariyerindeki en dikkat çekici adımlardan biri, 2019 yılında kurduğu Gate 27 platformu oldu. Bu girişim, kültür ve sanat alanında sürdürülebilir projeler geliştirmeyi amaçlıyor. Kısa sürede uluslararası sanat kurumlarıyla iş birlikleri kuran Gate 27, genç sanatçılara destek sağlayan ve yaratıcı üretimi teşvik eden bir platform haline geldi. Ailesi ve Özel Hayatı Sabancı ailesinin üçüncü kuşak üyelerinden biri olan Melisa Tapan’ın annesi ve babası da iş dünyasıyla bağlantılı isimlerdir. Köklü bir aileden gelen Tapan, kariyerini kendi ilgi alanları doğrultusunda şekillendirerek özellikle sosyal etki odaklı projelere yönelmiştir. Yeni Nesil Bir İş İnsanı Profili Melisa Tapan, klasik iş insanı profilinin ötesine geçerek; finans, sanat ve sosyal faydayı bir araya getiren çalışmalarıyla yeni nesil liderler arasında gösteriliyor. Özellikle genç kuşak girişimcilere ilham veren Tapan, iş dünyasında sadece ekonomik başarıyı değil, toplumsal katkıyı da ön planda tutan yaklaşımıyla dikkat çekmeye devam ediyor.
- Kadın çiftçi hem üretiyor hem ihraç ediyor hem de pazarda satıyor
Antalya’nın Aksu ilçesine bağlı Yurtpınar Mahallesi’nde yaşayan 38 yaşındaki kabak üreticisi Nurcan Kazıkçı, ata mesleğini sürdürerek hem üretimde hem de pazarlamada örnek bir başarı hikâyesi sergiliyor. Çocukluğundan bu yana tarımın içinde olduğunu ifade eden Kazıkçı, serasında kendi elleriyle ürettiği sebzeleri hem ihraç ediyor hem de pazarlarda açtığı tezgahlarda kendi satıyor. Seranın üç buçuk dönümlük alanında mini kabak üretimi yapan Kazıkçı, ürünlerinin büyük bölümünü Avrupa ülkelerine ihraç ettiklerini belirtti. İç piyasaya da satış yaptıklarını ifade eden Nurcan Kazıkcı, "Özellikle mini kabaklar yurt dışında yoğun talep görüyor. Arap ülkelerinde dolmalık olarak tercih edilen mini kabaklar, damak zevkine hitap etmesi nedeniyle öne çıkıyor" dedi. Serasında sadece kabak değil, farklı ürünler de yetiştiren Kazıkçı, "800 metrekare alanda patlıcanımız var, bir buçuk dönümde de domates ektik. Domatesimiz daha iki haftalık. Günlük olarak çocuklarımla birlikte seradayız, hasat yapıyoruz" şeklinde konuştu. Yoğun bir üretim temposuna sahip olduklarını anlatan Kazıkçı, haftanın büyük bölümünü tarlada ve pazarda geçirdiğini belirterek şunları söyledi: "Sabah erken saatlerde hasada başlıyoruz. Öğlene kadar toplama yapıyoruz. Ertesi gün pazara gidip ürünlerimi kendim satıyorum. Aile olarak çalışıyoruz; abim, yengem hep birlikte üretimi sürdürüyoruz. " Günlük hasadın mevsime göre değiştiğini ifade eden Kazıkçı, "Kışın 10 kasa çıkan ürün, şu anda havaların ısınmasıyla 45-50 kasaya kadar yükseldi. Mini kabağın kilosu şu an 50 TL. Daha önce 80-90 TL arasındaydı ancak ürün artınca fiyatlar düştü" dedi. Üretimin zorluklarına da değinen Kazıkçı, özellikle hastalık riskine dikkat çekerek, "Kabakta ‘pürüz’ dediğimiz bir hastalık var. Eğer bu olursa sezon kısa sürüyor. Normalde hasat 35-40 günde başlar ve yaklaşık 2 ay devam eder" ifadelerini kullandı. İki çocuk annesi olan Kazıkçı, çocuklarının da zaman zaman üretim sürecine dahil olduğunu belirterek, onların geleceği için eğitimin öncelikli olduğunu vurguladı. "Kadın çiftçiler sürdürülebilirliğin temeli" Aksu İlçe Tarım Müdürü Dilek Boğatimur ise 2026’nın "Dünya Kadın Çiftçiler Yılı" kapsamında ilçede kadın üreticilere yönelik ziyaretler gerçekleştirdiklerini belirtti. Bu kapsamda Yurtpınar Mahallesi’nde Nurcan Kazıkçı’yı ziyaret ettiklerini ifade eden Boğatimur, kadın çiftçilerin tarımdaki rolüne dikkat çekti. Boğatimur, "Nurcan Hanım hem üretim yapıyor hem pazarda satışını gerçekleştiriyor hem de ihracata katkı sağlıyor. Pazara göre ürün seçmesi, Avrupa’ya yönelik üretim yapması çok değerli. Kendisi sürdürülebilir tarımın en güzel örneklerinden biri" dedi. Kadın emeğinin tarımın her aşamasında yer aldığını vurgulayan Boğatimur, "Aksu’nun her karışında kadın emeği var. Üretimde, paketlemede, satışta kadınlar aktif rol alıyor. Kadın çiftçilere verdiğimiz eğitimler tüm aileye ulaşıyor ve ciddi geri dönüş sağlıyor" diye konuştu. Tarımın zorlu bir meslek olduğuna dikkat çeken Boğatimur, sahada edindikleri gözlemleri şu sözlerle aktardı: "Bu iş yıllar süren bir emek gerektiriyor. Çocukların da küçük yaşta üretim sürecine dahil olması sürdürülebilirlik açısından çok kıymetli. Biz de çiftçilerimize teknik destek sağlamak, özellikle hastalıklarla mücadele ve doğru üretim teknikleri konusunda katkı sunmak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." Kadın çiftçilerin her zaman yanında olduklarını belirten Boğatimur, üreticilerin ihtiyaç duydukları her an kendilerine ulaşabileceklerini sözlerine ekledi.
- Semih Hot: Bir Hayali Sektörün Zirvesine Taşıyan Lider
Düğün ve davet organizasyonları denildiğinde Türkiye’de akla gelen markalardan biri haline gelen SVADBA’nın arkasında, vizyonu ve liderliğiyle fark yaratan bir isim var: Semih Hot. Başarıyı sadece bir sonuç olarak görmeyen Hot, kurduğu sistem ve geliştirdiği bakış açısıyla organizasyon sektörüne yeni bir soluk kazandırdı. Onun için her etkinlik, sadece planlanan bir organizasyon değil; insanların hayatında unutulmaz bir anıya dönüşen özel bir deneyim. İş dünyasına olan ilgisi genç yaşlarda başlayan Semih Hot, insan ilişkilerindeki gücünü ve detaylara verdiği önemi işine yansıtarak kısa sürede fark yarattı. Kurduğu SVADBA markası ise zamanla büyüyerek Türkiye’nin en prestijli organizasyon yapılarından biri haline geldi. Bugün Bayrampaşa’dan Tuzla’ya kadar uzanan çok sayıda lokasyonda hizmet veren SVADBA, hem mekan çeşitliliği hem de kalite anlayışıyla sektörde öne çıkıyor. Özellikle Çamlıca’daki Boğaz manzaralı mekanları, İstanbul’un en dikkat çeken düğün ve davet alanları arasında yer alıyor. Semih Hot’un liderlik anlayışının merkezinde ise ekip ruhu ve gelişim var. Çalışanlarının potansiyelini ortaya çıkaran bir sistem kuran Hot, her detayın titizlikle planlandığı bir hizmet anlayışı benimsiyor. Bu yaklaşım, markanın büyümesindeki en önemli etkenlerden biri olarak öne çıkıyor. Aynı zamanda yenilikçi adımlarıyla da dikkat çeken Hot, organizasyon süreçlerinde dijital sistemleri aktif şekilde kullanarak müşteri deneyimini bir üst seviyeye taşıyor. Dekorasyondan planlamaya kadar birçok alanda fark yaratan uygulamalar, SVADBA’yı sektörde ayrı bir konuma yerleştiriyor. Sadece iş dünyasında değil, sosyal alanda da aktif olan Semih Hot; eğitim projeleri, çalışan gelişimi ve genç girişimcilere verdiği desteklerle de adından söz ettiriyor. Gelecek hedeflerinde ise markayı uluslararası arenaya taşımak var. Dijitalleşme ve globalleşme odaklı büyüme planlarıyla SVADBA’nın sadece Türkiye’de değil, dünyada da adından söz ettirmesi hedefleniyor. Semih Hot’un hikâyesi, bir markanın nasıl güçlü bir vizyonla büyüyebileceğini gösterirken; aynı zamanda başarının, tutku ve doğru stratejiyle nasıl kalıcı hale geldiğinin de bir örneği olarak öne çıkıyor.
- Semih Hot: Vizyoner Bir Liderin Zirve Yolculuğu
Başarının sırlarını yeniden yazan bir lider düşünün: Semih Hot , düğün ve davet organizasyonlarında Türkiye’nin en prestijli markalarından biri olan SVADBA ’yı bir hayalden bir başarıya dönüştürdü. Hem şirketin vizyonunu belirleyen hem de sektöre ilham veren bu lider, yenilikçi yaklaşımıyla bir markayı sektörün zirvesine taşıdı. Semih Hot’un liderlik serüveni, sadece bir organizasyon firmasını yönetmekten çok daha fazlasını içeriyor. Onun için başarı; müşteri memnuniyetinden öte, sektörde yeni standartlar belirlemek ve unutulmaz anılara ev sahipliği yapmak anlamına geliyor. Çocukluğundan itibaren iş dünyasına olan merakı ve insanlarla bağ kurma yeteneği, onu bu alanda benzersiz bir noktaya taşıdı. “Hayaller büyük olmalı. Çünkü ancak büyük hayallere ulaştığınızda gerçek bir fark yaratabilirsiniz,” diyor Semih Hot. Bu yaklaşımı, SVADBA’yı yalnızca bir marka değil, bir vizyonun sembolü haline getirdi. Zirveye Giden Strateji Semih Hot’un liderlik anlayışının temelinde ekip çalışması ve sürekli gelişim bulunuyor. Çalışanlarının her biri, Semih Hot’un “ekip ruhu” yaklaşımıyla bireysel yeteneklerini en iyi şekilde ortaya koyuyor. Her bir şube, düğün ve davet sektöründe kaliteyi temsil ederken, bu başarıda CEO’nun etkisi açıkça hissediliyor. SVADBA’nın bugün sahip olduğu Bayrampaşa’dan Tuzla’ya kadar uzanan 9 farklı lokasyon, hem mekan çeşitliliği hem de sunulan hizmet kalitesiyle sektörde fark yaratıyor. Özellikle Çamlıca Sosyal Tesisleri’nde Boğaz manzaralı şubeler, İstanbul’un en seçkin düğün mekanları arasında yer alıyor. Semih Hot, sektörde inovasyonun öncüsü. Organizasyonlarda kullanılan dekorasyon konseptlerinden dijital rezervasyon sistemlerine kadar birçok yeniliği SVADBA bünyesinde hayata geçirdi. Kendi sözleriyle: “Müşterilerimizin en mutlu günlerine eşlik etmek bir onur. Ancak biz sadece eşlik etmekle kalmıyoruz; onlara hayal ettiklerinden daha fazlasını sunmayı hedefliyoruz.” Hot’un vizyonuyla SVADBA, hem estetik anlayışıyla hem de modern hizmetleriyle sektörde rakipsiz bir konumda. Liderlikte İlham Veren Bir Figür Semih Hot, sadece iş dünyasında değil, aynı zamanda sosyal sorumluluk projelerinde de aktif bir isim. Çalışanları için düzenlediği kişisel gelişim eğitimleri, sürdürülebilirlik projeleri ve genç girişimcilere verdiği mentorluk desteğiyle de fark yaratıyor. SVADBA’nın gelecek vizyonunda dijitalleşme büyük bir yer tutuyor. Semih Hot, markayı global bir platforma taşımayı ve Türkiye’nin dışında da etkinlikler düzenlemeyi hedefliyor. Dijital dönüşümle birlikte, organizasyonların planlama sürecini müşteriler için daha erişilebilir ve keyifli bir deneyim haline getirmek üzerine çalışıyor. Semih Hot’un liderliği sadece bir iş başarısından ibaret değil; aynı zamanda azmin, ekip çalışmasının ve vizyonun gücüne dair önemli bir örnek. Kendisi, sektörde iz bırakmak isteyenler için şu mesajı veriyor: “Başarı bir hedef değil, bir yolculuktur. Bu yolculukta ekip arkadaşlarınız, hayalleriniz ve yaptığınız işe duyduğunuz tutkuyla ilerlersiniz.” Semih Hot, liderlikte sadece bir başarı değil, aynı zamanda bir ilham kaynağı. Vizyonu ve yenilikçi yaklaşımlarıyla, SVADBA’yı sektörde bir ikon haline getirirken, iş dünyasında da adından sıkça söz ettiriyor. Onun hikayesi, yalnızca sektörü değil, aynı zamanda geleceği de şekillendiren bir yolculuk.
- Sokaktan Bilime Uzanan Bir Başarı: Mirhat Tekin Brusk’un İlham Veren Hikâyesi
Nörobilim uzmanı, çocuk gelişimci ve aile danışmanı Mirhat Tekin Brusk, zorluklarla başlayan hayatını başarıya dönüştüren isimlerden biri olarak dikkat çekiyor. 25 Haziran 1986’da Batman’ın Gömüşörgü köyünde dünyaya gelen Brusk, ekonomik sıkıntılar nedeniyle henüz 8 yaşında sokakta çalışmaya başladı. Küçük yaşta hayatın yükünü omuzlayan Brusk, tüm imkânsızlıklara rağmen eğitimden vazgeçmedi. Azmi ve kararlılığı sayesinde tam 4 üniversite bitiren Brusk, nörobilim alanında uzmanlaşarak akademik ve mesleki başarıya ulaştı. Eğitim yolculuğunu sadece kendi gelişimiyle sınırlamayan Brusk, yurt içinde ve yurt dışında kurduğu eğitim ve danışmanlık merkezleriyle binlerce kişiye ulaştı. Geliştirdiği “Mirte Dilközem” adlı eğitim modeli ise onu alanında farklı bir noktaya taşıdı. Nörobilim temelli bu model; bireyin tüm gelişim alanlarını hedef alması, farklı tanılı gruplara çözüm üretmesi ve çok disiplinli yapısıyla dikkat çekiyor. Sürekli güncellenen bu sistem, bilimsel gelişmeleri referans alarak özel eğitim alanına yeni bir bakış açısı kazandırıyor. Brusk’un geliştirdiği model; doğru teknik, doğru zaman, doğru program ve doğru aile yaklaşımı gibi temel prensiplerle çalışıyor. Aynı zamanda bireye özel eğitim anlayışıyla hareket ederek ihtiyaç kadar eğitim verilmesini esas alıyor. Bugün hem eğitimci hem de girişimci kimliğiyle öne çıkan Mirhat Tekin Brusk, kurduğu sistemler ve geliştirdiği yöntemlerle birçok insanın hayatına dokunmaya devam ediyor. Sokakta başlayan bir yaşam… Bilimle şekillenen bir başarı hikâyesi… Mirhat Tekin Brusk, azmin ve kararlılığın neler başarabileceğinin güçlü bir örneği olarak öne çıkıyor.
- Türkiye'nin tek kadın dedektifi Hilal Sakar Kimdir?
Kariyerinde birçok ödüle layık görülmüş birden fazla meslekte başarı olmuş Hilal Sakar'ı tanıyanların yanı sıra tanımayanlar ve tanımak isteyenler de internette araştırmalarda bulunarak bilgi sahibi olmaya çalışıyor. Peki, Hilal Sakar Kimdir? Nereli, Ne iş yapar haberimizde yer almaktadır. Hilal Sakar Kimdir? 1981 yılında Gaziantep’te doğan Sakar, aslen Adıyamanlıdır. Mimarlık ve Konservatuvar bölümleri mezunudur. Profesyonel iş hayatına mimarlıkla giriş yapan başarılı iş kadını bir dönem savunma sanayi sektöründe silah üretiminde yer alan alan firmanın ortaklığını yapmıştır. Piyade tüfekleri üreten bu firma sayesinde networkü tamamen emniyet ve askeriye mensupları oldu. Bu dönemde güvenlik güçlerinin yaptığı işe duyduğu saygı ve çocukluğundan beri zor durumda olan insanlara yardım etme duygusuyla birleşince dedektiflik mesleğini yapma kararı aldı. Gerekli izin ve yeterlilik belgelerini aldıktan sonra Türkiye'nin ilk kadın dedektifi olmayı başardı. Güçsüzlere ya da İyi Niyetli İnsanlara Yapılan Haksızlıklara Karşı Duran Güçlü Kadın Türkiye’de dedektiflik mesleğini icra eden ve bu alanda tek kadın olarak öne çıkan Hilal Sakar, evliliklerde adalet arayışını sürdürüyor. İç mimarlık geçmişinden gelen Sakar, uzun yıllar süren evliliğinin sonlanmasının ardından toplumun ve bireylerin haklarını savunmak için dedektiflik mesleğine yöneldi. Hilal Sakar’ın dedektiflik ajansı, evlilik öncesi araştırmalardan, boşanma davalarına delil toplamaya kadar geniş bir yelpazede hizmet sunuyor. Sakar, özellikle evlilik öncesi araştırmalarla, uyumlu gibi görünen ancak altında problemler bulunan ilişkilerin boşanma sürecini önlemeyi hedefliyor. Bu alanda faaliyet gösteren tek kadın dedektif olarak, Hilal Sakar, kadın olmanın hem avantajlarını hem de zorluklarını deneyimliyor. Ancak dürüstlük ve müşterilere gerçekçi beklentiler sunma konusundaki tutumu, güvenilir bir isim olmasını sağlıyor. Bir silah fabrikasının ortağıydım, piyade tüfekleri üretiyordum, kadın olarak böyle bir çalışmada bulunmuş olmak beni her zaman gururlandırmıştır. Bu sektörün içinde olmak üretim ve imalatı yönetmek bunu yaparken de sadece savunma bakanlığı askeriye ve emniyete üretim yaptığımızdan muhataplar, son kullanıcılar derken network’üm tamamen değişmişti. Böylelikle işin resmi ve yasal yönünü keşfetmem ile birlikte güçsüzlere ya da iyi niyetli insanlara yapılan haksızlıklara karşı olan yardımcı olma hissiyatımı da birleştirerek dedektifliğe geçiş yaptım, yaklaşık 10 yıldır bu mesleğin içindeyim. Türkiye'nin İlk ve Tek Kadın Dedektifi Dedektiflik mesleğinin sadece filmlerde olduğunu düşünüyorsanız yanılıyorsunuz! Ülkemizde Onlarca olayı çözmüş ve kayıp insanı bulmuş başarılı bir dedektifimiz var aslında. Üstelik Türkiye’nin ilk ve tek kadın dedektifi Hilal Sakar, ülkece bu mesleği sadece filmlerden bilsek’de Hilal Sakar bir çok kişinin kahramanı olmuş bile 10 yıldır mesleğini yürüten başarılı dedektif Ankara’da bir çok dosyayı doğruları bularak kapatmayı başarmış. Dedektiflik mesleği ile çocukluk hayali olan güçsüzlere ya da iyi niyetli insanlara yapılan haksızlıklara karşı durabildiğini aktaran Sakar, Mesleği yapmak isteyen insanlara özellikle kadınlarada ön ayak oluyor. Ekranların Aranan Yüzü Başarılı iş insanı mesleğinde adını sıkça duyurdu. Dilden dile yayılan başarısı ve sosyal medyada ona olan bu ilgi ulusal basınında dikkatini çekti. Başarıları ve bu ilgiden ötürü birçok gazeteyle röportaj yapan Hilal Sakar, Toplumu bilinçlendirme adına bir çok ulusal ve yerel kanalda programa katıldı. Bizlerde sizin için Hilal hanıma merak edilenleri sorduk işte o soru ve cevapları; Özel Dedektiflik’ mesleği hakkında kısaca bilgi verir misiniz? Az bilinen altyapısı ve faydası henüz yüzde yüz bilinmeyen bir meslek olarak özel dedektiflik; kişilere ve onların varlıklarına ilişkin bazı hususların bilinen ve bilinmeyen, görünen ve görünmeyen yönlerini açık kaynak bilgiler ve bazı profesyonel yöntemler kullanarak araştırıp, somut kanıtlarla ortaya çıkarma mesleğidir. Bu meslek icra edilirken, kişisel verilerin korunması, özel hayatın gizliliği ve Türk Ceza Kanunu açısından suç teşkil edecek fiillerden kaçınılması gerekir. Dedektifin yaptığı araştırma bir kişinin nerede olduğunu ortaya çıkarma olabileceği gibi, bir mülkün, herhangi kıymetli bir emtianın ve eşyanın hangi şartlar ile nasıl kaybolduğu veya zarara uğratıldığının açığa çıkarılması, akabinde bulunması, zararın telafi edilmesi konusunda bilgi ve belge edinme de olabilir. Örneğin; sigortacılık sektöründe art niyetli kişiler sigorta firmalarını maalesef yanlış hikayeler, tahrif edilmiş veya manipüle edilmiş belgeler ve tutanaklarla dolandırmaktadır. Pahalı ve sigortalanmış hava, deniz ve kara vasıtalarında bu tür sigorta dolandırıcılıkları sıkça yaşanmaktadır. Ayrıca meskenler, ofisler, üretim yapan küçük orta ve büyük ölçekli fabrikalarda, sigortadan para almak için, kundaklama eylemi yapılıp, kazara çıkmış bir yangın gibi göstermek suretiyle dolandırıcılık yapılabilmektedir. Bu da sigorta firmalarını yanlış ödemelere ve büyük zararlara uğratmaktadır. Özel dedektifliğin kapsadığı konularından bahseder misiniz? Evlilik öncesi tarafların araştırılması, boşanma aşamasındaki eşlerin araştırılması, aldatma vakalarında tespit ve kanıtlama, sigorta dedektifliği, kayıp şahısların bulunması, bayi denetleme, marka dedektifliği, kayıp para ve değerli takıların bulunması, kayıp araçların bulunması, şirket içi mali suistimallerin araştırılması gibi konular dedektiflerin araştırma konularıdır. Özel dedektiflik lisansı nasıl alınır? Özel dedektiflik lisansı almak için lisans derecesi ve dedektiflik dersleri almak gerekir. Eğitimini tamamlayan öğrenciler özel dedektiflik sertifikası sınavına girerek mesleğe başlayabilirler.
- Yurotek: İsveç’ten Dünyaya Açılan Yazılım Markası
İsveç merkezli Yurotek, hem yazılım geliştiren hem de iş garantili yazılım eğitimleri sunan global bir marka olarak dikkat çekiyor. Kurucusu Mehmet Can Seyhan’ın kişisel yolculuğu, bugün binlerce insanın hayatına dokunan uluslararası bir başarı hikâyesine dönüştü. Mehmet Can Seyhan, 2017’de Türkiye’de ilk girişimini kurmaya çalıştı. Yazılım şirketi olarak kendi ürünlerini geliştirmek, dışarıya hizmet vermek ve aynı zamanda sektördeki açığı görerek eğitimler sunmak istedi. Ancak Türkiye’de istediğini elde edemedi. 2019’da İsveç’e taşındı, ardından 2020’de Paris’te ilk yazılım ve yazılım eğitim şirketini kurdu. Burada elde ettiği başarıyla ekibini büyüttü ve yeniden yapılanmaya gitti. 2022’den itibaren merkezini İsveç olarak belirleyen Yurotek, kısa sürede Fransa, Türkiye ve Kanada gibi ülkelerde ofisler açarak global bir yapıya kavuştu. Bugün şirket; yazılım geliştirme, danışmanlık, inşaat, eğitim gibi farklı alanlarda faaliyet gösteriyor. Yurotek’in en dikkat çeken yönü ise sunduğu iş garantili yazılım eğitimleri. Türkçe ve İngilizce verilen bu eğitimlerle öğrenciler yalnızca teorik bilgi edinmiyor; gerçek projeler ve staj fırsatlarıyla sektöre hazırlanıyor. Bugüne kadar yüzlerce kişi Yurotek sayesinde yazılım alanında meslek sahibi oldu. Mehmet Can Seyhan’ın vizyonu, sadece yazılım geliştiren bir şirket kurmak değil; aynı zamanda insanlara yeni bir gelecek inşa etme fırsatı sunmak. Bu yönüyle Yurotek, yalnızca bir teknoloji markası değil, aynı zamanda küresel ölçekte istihdam üreten bir girişim olarak öne çıkıyor.
- Kadın muhtar sayesinde nineler yıllar sonra okulun yolunu tutuyor
Erzincan'da kadın muhtarın girişimiyle üçüncü kez açılan okuma yazma kursu, yıllardır eğitim fırsatı bulamayan ninelerin yeniden okulun yolunu tutmasını sağlıyor. Barbaros Mahallesi Muhtarı İntizar Bayram, ev ziyaretlerinde torun sahibi kadınların okuma yazma kursu talebi üzerine, Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğüne başvuruda bulundu. Bu talebin onaylanması sonrası mahalledeki ilkokulda üçüncü kez kurs açıldı ve bir öğretmen görevlendirildi. Yıllar sonra haftanın belirli günlerinde okulun yolunu tutan nineler, okuma yazma öğrenerek hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. "50 yaşında, 80 yaşında da öğrencimiz var" Muhtar İntizar Bayram, mahalle ziyaretlerinde özellikle kadınların eğitim ihtiyacını yakından gözlemlediğini söyledi. Yaptığı talep üzerine kurs açıldığını ve bir öğretmen görevlendirildiğini ifade eden Bayram, şöyle konuştu: "Bu açtığımız üçüncü kurs. Açılan kurslarda 50-60 kişiye dokunabildik. Bu beni çok mutlu etti. Devamının gelmesini isterim. Kadın erkek fark etmeksizin herkesin gelip okuma yazma öğrenmesi gerekir. Bu yürek ve gönül işi. Öğrenmenin ne yaşı, ne de cinsiyeti var. Açtığımız kurslarda 50 yaşında da öğrencimiz var, 80 yaşında da öğrenmeye hevesli teyzemiz var." Kursiyerlerden 69 yaşındaki Sevgili Çitanak ise okuma yazma bilmediği için yıllarca günlük işlerinde zorluk yaşadığını anlattı. Hastaneye gitmekten, toplu taşımaya binmeye kadar pek çok konuda başkalarına bağımlı kaldığına işaret eden Çitanak, "Hastaneye kendi başıma gidemezdim. Bineceğim toplu taşıma araçlarının numaralarını bilmezdim. Bir gün arabaya bindim, bir yere gidecektim, şoföre sordum. Şoför bana döndü, 'Sen bu yaşa gelmişsin nasıl bilmezsin?' dedi. 'Bir baksana oraya, okuma yazman yok mu, kör müsün?' dedi. Bu yüzden sonuna kadar okumayı öğrenmek istiyorum." diye konuştu. Artık hastane dahil her yere kendi başıma gidebildiğini dile getiren Çitanak, "Mesaj geldiğinde okuyorum. Yani artık kendi işimi kendim görebiliyorum ve çok mutluyum. Çocuklarım da 'Sen yeter ki oku, biz sonuna kadar arkandayız' diyerek destek oluyorlar." dedi. Okuma yazma öğrenen 63 yaşındaki Gülizar Ayaz da çocukluğunda eğitim imkanı bulamadığını ve kurs sayesinde içinde kalan ukdeyi gidermeye çalıştığını belirtti. "Okuyamıyordum, çok üzülüyordum" Küçük yaşta öğretmen olmayı hayal ettiğini ancak bunu gerçekleştirememenin üzüntüsünü yaşadığını anlatan Ayaz, "Muhtarımız ön ayak oldu 'Kurs açacağım gider misiniz' dedi, 'Evet' dedik. Biz de başladık." ifadesini kullandı. Kursiyer 66 yaşındaki Sevim Karakaş ise kurs öğretmeni olan torununun teşvikiyle kursa katıldığından bahsederek, "Okumam yoktu, Kur'an da bilmiyordum, 52 yaşımda öğrendim. Türkçeyi de güzel okuyamıyordum, çok üzülüyordum. Çocuklarım okudu ama ben okuyamadım. Okumanın yaşı yok, herkes gelsin okusun. Öğretmen torunum benim üzüldüğümü görünce 'Gel anneanne seni okutalım' dedi. Ben de geldim, çok mutluyum. Allah razı olsun açanlardan, okutanlardan." şeklinde konuştu. Kurs öğretmeni Feyzanur Işık da kursiyerler arasında anneannesinin de olduğunu belirterek, öğrencilerinin azim ve kararlılığının kendisini de motive ettiğini söyledi.
- Ev hanımı kendi işinin patronu oldu
Ev hanımıyken Samsun Büyükşehir Belediyesi’nden aldığı destek ile süs bitkileri serası kuran 50 yaşındaki Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede kendi işinin patronu oldu. Türkiye’nin birçok yerinden sipariş alan kadın, mahallesindeki kadınlara da istihdam sağladı. Samsun Büyükşehir Belediyesi, kadın girişimciler başta olmak üzere üretim yapmak isteyen vatandaşlara ekipmandan fideye, tohumdan sera kurulumuna, teknik danışmanlıktan pazarlama sürecine kadar önemli imkanlar sunuyor. Yerel üretimin ekonomik değere dönüşmesi sürecinde önemli rol oynayan Büyükşehir Belediyesi’nin destekleri birçok kişinin hayatını değiştiriyor. Ayda 100 bin TL gelir elde ediyor Büyükşehir Belediyesi’nin desteklediği isimlerden biri de Samsun’un Bafra ilçesi Lengerli Mahallesi’nde yaşayan Filiz Köksal oldu. Büyükşehir Belediyesi’nin sağladığı destek programından yararlanarak süs bitkileri serası kuran Filiz Köksal, iki yıl gibi kısa bir sürede önemli bir başarıya imza attı. Ev hanımıyken üretime adım atan Köksal, bugün aylık ortalama 100 bin TL gelir elde eden bir işletmenin sahibi oldu. Samsun Büyükşehir Belediyesi tarafından sağlanan destekle kurulan sera, 2024 yılında üretime başladı. Mevsimlik süs bitkileri, salon bitkileri, peyzaj ürünleri ve çilek fidesi gibi 30 çeşit ürünün bulunduğu sera iki yılda hızla büyüyerek iş hacmini artırdı, istihdama katkı sunmaya başladı. Filiz Köksal ev hanımıyken kendini çiçeklerin arasında büyüyen bir başarı öyküsünün içinde buldu. "Türkiye’nin her yerinden talep var" Ev hanımıyken kendi işinin patronu olan Filiz Köksal, "Bir dönüm sera ile başladık. Büyükşehir Belediyemiz hem seramızı kurdu hem de bize toprak ve malzeme desteği sağladı. 30 çeşit dış mekan çiçeği var. Çilek fidelerimiz var. Anaç üzerine yetiştirdiğimiz çiçekleri fide olarak da üretiyoruz. Türkiye’nin her yerine üretim yapıyoruz. Hemen hemen her ilden talep var. Bugüne kadar 30 bini aşkın üretim yaptık. Samsun Büyükşehir Belediyesi’ne bize sunduğu bu imkanlardan dolayı çok teşekkür ediyorum" dedi. Üretmek isteyen kadınlara ilham veren hikayesini paylaşan Köksal, "İçimde hep üretme isteği vardı, çiçekleri de çok seviyordum. Bu desteği görünce hemen başvurduk. Çok güzel imkanlar sağladı bize Büyükşehir Belediyesi. Büyükşehir Belediyesi’nin desteği ile ev hanımlığından iş hayatına başladım. Benimle birlikte başka kadınlarda iş imkanı buldu. Mahallemizdeki kadınlara da istihdam sunuyoruz. Başlarken bu kadar büyüyeceğini tahmin etmiyordum. Ama imkan verildiğinde kadınların başaramayacağı bir şey yok. Büyükşehir ile başardım. Kendi işinin patronu olmak gurur verici. Büyükşehir Belediyesi’nin, devletimizin çok güzel destekleri, teşvikleri var. Yeter ki insanımız üretmek istesin" diye konuştu.











