top of page

Search this site

Boş arama ile 1096 sonuç bulundu

  • Hemşire anne ile doktor kızı aynı hastanede mesai arkadaşı oldu

    Gümüşhane'de sağlık alanında eğitim almaya karar veren 25 yaşındaki Elif Nur Aslan, hekim olarak atandığı hastanede annesi ile çalışmanın mutluluğunu yaşıyor. Annesi Gülcihan Aslan'ın Gümüşhane Devlet Hastanesinde hemşire olarak görev yapmasından etkilenen Dr. Aslan, üniversite eğitimini Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. İlk görev yeri memleketi Gümüşhane olan Aslan, yaklaşık 4 ay önce hemşire annesinin aynı zamanda idari ve mali hizmetler müdür yardımcısı olarak görev yaptığı Gümüşhane Devlet Hastanesi acil servisinde pratisyen hekim olarak çalışmaya başladı. Dr. Elif Nur Aslan, küçük yaşlarda çoğu zaman annesinin çalıştığı hastaneye geldiğini, bir insana yardım edebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu o dönemlerde fark ettiğini söyledi. Hastaların annesine karşı olumlu tavırlarının kendisinde her zaman gurur duygusu oluşturduğunu ifade eden Aslan, "Hasta bir çocuğu iyileştirdiğimizde aldığımız tepkiler inanılmaz bir duygu. Bu duyguyu annemde gördükçe bu meslekte olmam gerektiğini düşündüm ve 'ben de umarım olurum' demiştim ve doktorluğa heveslendim." diye konuştu. Aslan, çevresindeki bazı kişilerin tıp fakültesi eğitiminin zorluğundan bahsetmesine karşın vazgeçmeyi hiç düşünmediğini vurguladı. Annesiyle evde ve hastanede çok iyi ilişkileri olduğunu dile getiren Aslan, "Hastanede annem müdür yardımcısı, ben ise doktor olarak görev yapıyorum. Hepimizin görev tanımı ve sorumlulukları var, buna uygun davranıyoruz. Birlikte çalışmaktan mutluyum. Anne kız aynı hastanede çalışmanın gurur verici olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı. "Gururlanıyorum, mutlu oluyorum" Gülcihan Aslan ise kızı ile görev yaptığı hastanede yaklaşık 4,5 yıldır idari ve mali hizmetler müdür yardımcılığı görevini de sürdürdüğünü kaydetti. Kızının kendisini ve eşini gururlandırdığını belirten Aslan, "Anne ve babanın evladını yetiştirip vatana, millete hayırlı olduğunu görmesi kadar onur verici bir duygu yok. Kızım da beni çok duygulandırdı, emeklerimizi boşa çıkarmadı. Şimdi hastaları tedavi ettikçe onun yerine gururlanıyorum, mutlu oluyorum." diye konuştu. Hemşireliği severek yaptığını ifade eden Aslan, "Bütün anne ve babalara bu duygular nasip olsun. Çocuklarımız vatana, millete hayırlı bireyler olsun." dedi.

  • "Yılın Ahisi" seçilen 70 yaşındaki pastaneci, mesleğini evlatlarıyla sürdürüyor

    Karabük'te 2025 yılında "Yılın Ahisi" seçilen pastaneci Gürbüz Tüçel, mesleğini kızı ve oğlunun desteğiyle devam ettiriyor. Çocuk yaşlarda mesleğe başlayan 70 yaşındaki Tüçel, 45 yıl önce Safranbolu ilçesinde çalıştığı dükkana ortak oldu. İki yıl sonra pastanenin Karabük şubesini açan Tüçel'in iş ortağının 2002 yılında vefat etmesi üzerine tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü mezunu kızı Filiz Selamlar (46), babasına destek olmak için kasanın başına geçti. Tüçel'in gıda mühendisi oğlu Güvencan Tüçel (31) de ablasının izinden giderek 6 yıl önce dükkanda tezgah başında çalışmaya başladı. Kentte geçen yıl "Yılın Ahisi" seçilen ve aralıkta "Türkiye Ahilik Buluşması ve Ahi Esnaf Beratı Takdim Töreni"nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın elinden "Ahi Esnaf Beratı"nı alan Tüçel, oğlunun ve kızının desteğiyle müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor. "Çocuklarım işime sahip çıktı" Gürbüz Tüçel, esnaflığın okulunun olmadığını söyledi. Esnaflıkta ne kadar çok çalışılırsa o kadar başarılı olunacağını vurgulayan Tüçel, "İlkokul 5'ten itibaren ortaokul, lise sonlarına kadar tüm yaz dönemlerinde pastanelerde ve restoranlarda çırak, tezgahtar veya garson olarak çalıştım." dedi. Tüçel, daha sonra kendi işinin sahibi olduğunu ancak esnaflığın zor zanaat olduğunu dile getirerek, "Burada önemli olan paylaşımcı olmak, ekip kurmak, arkadaşlarınla ve müşterilerinle iyi geçinmek. Eskiden esnaflık kültürü daha başkaydı. Yardımlaşma, sabahları selamlaşma, gidip birbirimizle hoş sohbetler etme vardı." diye konuştu. Dükkan açmanın önemli olmadığını belirten Tüçel, en büyük sıkıntının eleman bulamamak olduğunu kaydetti. Tüçel, çocuklarının işine sahip çıktığını anlatarak, "2002 yılında ortağım rahmetli olmuştu. Kızım Filiz sağ olsun 'Baba, sana yardımcı olacağım.' dedi. Ben de 'Buyur kızım.' dedim. Kasaya geçti, bana yardım etmeye başladı. 23 senedir de yanımda." ifadelerini kullandı. Oğlunun da gıda mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra kendisine yardım etmek istediğini belirten Tüçel, şöyle devam etti: "Ben de 'Buyur oğlum.' dedim, önlerini açtım. Kızımın ve oğlumun destekleriyle aslında bu zamana kadar geldik. Kızımın ve oğlumun desteği olmasaydı, gayretlerini veya onların varlığını yanımda hissetmeseydim tahmin ediyorum ki bu durumlara gelemezdim, bu ahilik beratını da Cenabıallah bana nasip etmezdi diye düşünüyorum." Tüçel, işlerinin zorluğundan bahsederek, meslekte başarılı olmak için insanlara güvenilmesi ve kalıcı elemanlarla çalışılması gerektiğini sözlerine ekledi.

  • Köy okullarında kız öğrencilere umut olan Türk eğitimciye küresel ödül

    Türk eğitimci Dr. Şerife Demircioğlu, Birleşik Krallık tarafından düzenlenen SheInspires Awards Ödülleri'nde "Eğitimde Kadınlar" kategorisinde küresel ödülün sahibi oldu. Ankara'da bir özel okulun genel müdürlüğünü yürüten Demircioğlu, eğitimde cinsiyet ve fırsat eşitliğinin sağlanması adına köy okullarında ve yatılı bölge okullarında, özellikle kız öğrencilere yönelik gönüllü çalışmalar yürütüyor. Birleşik Krallık tarafından düzenlenen ve dünyanın çeşitli bölgelerinden, yer aldıkları sektördeki işleriyle ilham veren kadınları görünür kılmayı amaçlayan SheInspires Awards Ödülleri'nde eğitim alanının bu yılki adayları arasında Demircioğlu da yer aldı. Öğretmen eğitimi, okul liderliği, kültürler arası yeterlilik konularında yaptığı çalışmalar ve yürütülen ulusal ve uluslararası projelerde üstlendiği görevlerle "Eğitimde Kadınlar" kategorisinde küresel ödüle layık görülen Demircioğlu'nun hedefi, yetiştirdiği kız öğrencilere "eğitim meşalesi"ni devretmek. "Amacımız, çocuklara bilimi sevdirmek" Demircioğlu, meslek hayatı boyunca okullara özgü uluslararası eğitim modüllerinin geliştirilmesi ve okul kültürüne entegrasyonunu merkeze alan birçok projede liderlik yaptığını belirtti. Demircioğlu, öğretmen ve öğrenci hareketliliğiyle kültürler arası yetkinliğin geliştirilmesine yönelik projelerin yanı sıra kız çocukların eğitime devamını, köylerde yaşayan çocukların eğitime ulaşımını sağlayabilmek adına hem köy okullarında hem de yatılı bölge okullarında eğitim gönüllüsü olarak çalıştığını belirterek, "Burada amacımız, çocuklara bilimi sevdirmek, onlara umut ve inanç aşılamaktı." dedi. Ödülün kendisine tek bir proje dolayısıyla verilmediğini, uzun zamandır yürüttüğü sürecin bir meyvesi olduğunu ifade eden Demircioğlu, şunları kaydetti: "Yıllardır verilmiş olan emeğin ve eğitime adanmışlığın, uluslararası bir platformda gözükmüş ve değerlendirilmiş olması benim için çok büyük mutluluktu ve ülkem adına, bütün kadın eğitimciler adına çok büyük gurur duydum. Gurur ve mutlulukla beraber tabii ki bu ödülün bana ekstra sorumluluk yüklediğini de biliyorum. Daha fazla kız öğrenciye ulaşabilmek, daha fazla kadına rol model olabilmek için çalışmalarımı devam ettireceğim. Bundan sonra hedefim de elimdeki bu ödülü, meşaleyi başka kız öğrencilerime ve öğretmenlerime verebilmek olacak." "Bir işe yüreğinizi koyduğunuzda başarı sizi buluyor" Demircioğlu, eğitimci olarak temel motivasyonunun öğrencilerinin ve öğretmenlerin hayatına dokunmak, onlarda kalıcı izler bırakmak olduğunu dile getirerek, "Bu iz bazen bir öğrencinin akademik başarısı, bazen kendine güvenmesi, bazen gözündeki ışıltıydı. Onların hayatındaki bu başarıyı, özgüveni görmek de bu mesleğin aslında en güzel tarafı." dedi. Köy okulları ve yatılı bölge okullarında eğitim gören öğrencilere, ailelerine, çalışan öğretmenlere umut ve inanç aşılamayı amaçladığını vurgulayan Demircioğlu, "Yıllar geçti, gördük ki ektiğimiz inançlar, verdiğimiz umutlar çocuklarımızın hayatını çok güzel etkilemiş. Şu anda iyi üniversitelerde eğitimlerine devam ediyorlar, birçoğu meslek sahibi oldu. Bu da zaten yapılan çalışmaların sonucuna erişmiş olduğumuzu gösterdi." değerlendirmesini yaptı. Demircioğlu, eğitimde cinsiyet ve fırsat eşitliğinin sağlanması için bütüncül yaklaşımlar benimsenmesi ve kız çocuklarının eğitime ulaşabilmesi adına sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Okul yönetimlerine, ailelere, psikolojik rehberlik ve danışmanlık hizmetlerine büyük görevler düştüğünü söyleyen Demircioğlu, şu ifadeleri kullandı: "Biliyoruz ki Türkiye'de birçok kadın eğitimci, tüm zorluklara rağmen hiçbir alkış beklemeden, bütün yüreğini ortaya koyarak öğretmen yüreğiyle işlerini yapıyor. Bir işe yüreğinizi, öğretmen sevginizi koyduğunuzda zaten başarı sizi buluyor. Ben şuna inanıyorum, bir kadın eğitime gönül verirse, sadece kendi geleceğini değil, ona bakan tüm gözlerin geleceğini de aydınlatır. O yüzden tüm öğretmenlere ve okul liderlerimize, tüm kadın eğitimcilerimize bu ödülü hediye etmek istiyorum."

  • Türkiye'nin enerji verimliliği yatırımları 3,5 milyar dolara ulaştı

    Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Ahmet Erdem, Türkiye'de son 20 yılda hızla büyüyen enerji verimliliği yatırımlarının bugün itibarıyla 3,5 milyar dolar hacme ulaştığını bildirdi. Erdem, Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, enerji verimliliği bilinç ve kültürünün her yaş ve kesimden insan tarafından benimsenmesi gerektiğini söyledi. Enerji verimliliğinin, bugün yalnızca bir çevre politikası başlığı olmadığını, ekonomik dayanıklılığın, enerji arz güvenliğinin ve istihdamın en güçlü yapı taşlarından biri haline geldiğini belirten Erdem, Türkiye'de son 20 yılda hızla büyüyen enerji verimliliği yatırımlarının bugün 3,5 milyar dolar hacme ulaştığı bilgisini paylaştı. Erdem, küresel ölçekte enerji verimliliği yatırımlarının da artış gösterdiğini vurgulayarak,"Küresel enerji verimliliği yatırımları 2025'te 800 milyar dolara ulaştı. Bu miktar, son 1 yılda yüzde 6'lık, 2015'e kıyasla yüzde 70'in üzerinde artışı gösteriyor." diye konuştu. Enerji verimliliğinin, en temiz ve ucuz enerji kaynağı olduğunun altını çizen Erdem, bugün atılacak doğru adımların, yalnızca bugünün enerji maliyetlerini değil, yarının rekabet gücünü ve sürdürülebilir kalkınma kapasitesini de belirleyeceğini, bu alandaki kararlı duruş ve uygulama kapasitesinin küresel enerji dönüşümünde Türkiye'yi daha güçlü konuma taşıyacağını ifade etti. "Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin üçte biri binalarda harcanıyor" Erdem, Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin üçte birinin binalarda harcandığını anlattı. Bir önceki yıla göre hane başına düşen elektrik tüketiminin yüzde 12, son 2 yıldır kış mevsiminin benzer geçmesine rağmen doğal gaz tüketiminin ise yüzde 6 arttığına işaret eden Erdem, "2025'te güncellenen TS 825 ısı yalıtım standartlarıyla yeni yapılacak binaların ısıl geçirgenlik değerleri 2 kat iyileştirildi ve bu sayede eski standarda göre artık yüzde 30 daha verimli binalar inşa ediliyor." diye konuştu. Erdem, kamu binalarında 2030'a kadar en az yüzde 30 enerji tasarrufu hedefi bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: "Temiz bir gelecek için kamu öncü rol oynuyor. Kamuda yürütülen çalışmalarla kamunun enerji faturası 2,6 milyar lira azaltıldı. Kamudaki enerji verimliliği yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlatılan Dünya Bankası destekli 'Kamuda Enerji Verimliliği Projesi'nin ikinci fazında 300 milyon dolar daha yatırım yapılacak. Bu yıl itibariyle de 10 bin metrekarenin üzerinde yapılacak kamu binalarında ulusal sertifikamız olan Yeşil Sertifika alınması zorunlu oldu. Kamu binalarının yeşil bina olarak tasarlanmasıyla yılda 1,5 milyar lira tasarruf sağlanacak." Sanayide enerji verimliliği rekabeti artırıyor Sanayinin rekabet gücünün enerji verimliliğiyle arttığına dikkati çeken Erdem, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın da bu çabaları desteklemek amacıyla enerji verimliliği yatırımlarına 27 milyon liraya varan hibe teşviki verdiğinin altını çizdi. Erdem, sektörde nitelikli iş gücünün de desteklendiğini ve yeşil yakalı istihdamının arttığını belirterek, "Enerji yöneticisi, etüt proje ve ölçme-doğrulama eğitim programları kapsamında bugüne kadar 13 binden fazla profesyonel yetiştirildi. Bugüne kadar, başta Orta Asya ve Balkanlar olmak üzere 28 ülkeden 350 kişiye enerji yöneticiliği eğitimleri verildi." dedi. Enerji, sürdürülebilirlik ve çevrenin korunması konularındaki en iyi uygulamaların öne çıkmasını sağlayan ve iki yılda bir düzenlenen Emirates Enerji Ödülleri kapsamında eğitim kategorisinde Türkiye'nin ödül aldığını ifade eden Erdem, "Alınan ödül bu alandaki Türkiye'nin öncü çalışmalarının uluslararası düzeyde kabul edildiğinin de somut bir göstergesi oldu." ifadesini kullandı. Enerji Verimliliği Haftası boyunca etkinlik yapılacak Erdem, derneğin toplum genelinde enerji verimliliği bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını da sürdürdüğünü anlattı. Hafta boyunca sanayi ve eğitim kurumlarıyla geniş kamuoyu için bilgilendirici içerikler paylaşılacağını belirten Erdem, şunları kaydetti: "Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından belirlenen meslek liselerinde öğrenciler için farkındalık eğitimleri düzenlenecek. Ayrıca 6 Ocak 2026 tarihinde saat 14.00'te, veri merkezlerinde enerji yönetimi ve verimlilik uygulamalarının ele alınacağı çevrim içi etkinlik derneğin YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak. Bu faaliyetler, Türkiye'nin enerji verimliliği hedeflerine yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi amaçlıyor." Erdem, Türkiye'nin, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda enerji verimliliğinin stratejik bir öncelik olarak öne çıkarıldığının altını çizerek, "2024 itibarıyla uygulamaya alınan Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı bu çalışmaların somut bir göstergesi. 2030'a kadar enerji verimliliği alanında 20 milyar doların üzerinde bir yatırım ortamı oluşturulması, birincil enerji yoğunluğunda yüzde 15'lik bir iyileşme sağlanması ve yaklaşık 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefleniyor." değerlendirmesinde bulundu.

  • Genç veteriner, baba mesleği hayvancılığı modern yöntemlerle sürdürüyor

    Van'ın Tuşba ilçesinde yaşayan üniversite mezunu Faysal Borizan, baba mesleği olan büyükbaş hayvancılığı devletten aldığı desteklerle daha bilinçli ve modern yöntemlerle sürdürüyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden geçen yıl mezun olan 23 yaşındaki Borizan, babasının 2018'de Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklemesi Programı kapsamında yüzde 50 hibeyle kurduğu çiftlikte çalışmaya başladı. Kozluca Mahallesi'nde 800 metrekare alana kurulan çiftliği 2021'de aldığı ek hibe desteğiyle büyüten Borizan, 150 buzağının bakımını üstlendi. Üniversitede edindiği veterinerlik bilgileri sayesinde hayvanların sağlığı ve beslenmesiyle profesyonel olarak ilgilenen Borizan, hastalık belirtisi gördüğü hayvanları karantinaya alarak tedavilerini gerçekleştiriyor, gerektiğinde aşı ve iğne uygulamaları yapıyor. Eğitiminin sağladığı avantajla veterinerlik masraflarını önemli ölçüde azaltan Borizan, bu yıl Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle 27 bin metrekare alanda yapımına başlanan iki ahırın tamamlanmasıyla tesisini daha da büyütecek. "Çiftliğimizde 150 buzağı bulunuyor" Borizan, üretimi artırmayı, hayvancılıkla ilgilenmek isteyen gençlere örnek olmayı amaçladığını söyledi. Üç kuşaktır devam eden aile işletmelerinde hem yetiştiricilik hem de veteriner hekimlik görevini üstlenerek baba mesleğini sürdürdüğünü belirten Borizan, şunları kaydetti: "Aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığımızın Gençlik Konseyi Van temsilcisiyim. Bu alanda da gençlerle çeşitli faaliyetler yürütmekteyiz. Hayvancılıkla 5 yaşından beri iç içeyim. Çocukluğumdan bu yana bu işi severek yaptığım için veteriner hekimliği seçtim. Mezuniyetimden sonra işletmemizde sorumlu hekim olarak görev yapmaya başladım. Hem mesleğimi icra edebilmek hem de yetiştiriciliği bilinçli bir şekilde sürdürebilmek benim için gurur verici. İşletmemizi yıllar içinde geliştirdik. Zamanında besicilik de yaptık fakat şu an buzağı yetiştirmeye yoğunlaştık. Çiftliğimizde 150 buzağı bulunuyor. Hayvan sağlığı, bakım süreçleri ve koruyucu hekimlik çalışmalarını kendim yürütüyorum. Bu da beni ek masraftan kurtarıyor." "Küçük bir ecza depomuz mevcut" Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin kendilerini sürekli ziyaret ederek hastalıklar ve sektördeki gelişmeler hakkında bilgilendirdiğini anlatan Borizan, "İşletmemde hasta hayvanlar için özel bir alanımız ve küçük bir ecza depomuz mevcut. Hasta olduğunu tespit ettiğimiz hayvanlarımızı hemen sürüden ayırarak karantinaya alıyoruz ve semptomlarına uygun tedaviye başlıyoruz. Gerekli ilaç ve bakım uygulamalarını depomuzdan sağlayarak hayvanın iyileşme sürecini takip ediyor, sağlıklı şekilde sürüye döndürmeye çalışıyoruz. İşletmemizi büyüterek anaç veya besi işletmesine geçmek ve burada laboratuvar kurarak suni tohumlama gibi hizmetleri vermeyi hedefliyorum." diye konuştu.

  • Kahve yapma eğitimi alan genç girişimci 8 ülkeye ürün gönderiyor

    Antalya'da çalıştığı otelde hazırladığı kahveyi turistlerin beğenmemesi üzerine eğitim alıp 2020'de kendi işini kuran Malatyalı girişimci, işlediği ürünleri 8 ülkeye ihraç ediyor. Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'daki otelde çalıştığı sırada hazırladığı kahveyi Rus turistlerin beğenmemesi üzerine yöneticilerinin desteğiyle 2011'de kahve yapma eğitimi almaya karar verdi. Aldığı eğitimlerin ardından işletme açan ve 17 ülkeden getirdiği kahve çekirdeklerini kavurarak ihraç etmeye başlayan Aldemir, işletmesinde 5 kişiye istihdam sağlıyor. Onur Aldemir, turistlerin yaptığı kahveyi beğenmemesinin hayatında dönüm noktası olduğunu, kendisini bu alanda yetiştirdiğini anlattı. Kahvenin özel bir içecek olduğunu dile getiren Aldemir, şöyle konuştu: "17 farklı ülkeyle çalışıyoruz. Çiğ alıp, işleyip, 8 ülkeye ihracatını sağlıyoruz. Özellikle Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde hizmet sağlayan firmalara gönderiyoruz. Onun yanı sıra Amerika, İngiltere ve Balkan ülkelerine de satış yapıyoruz." Üretim hacmini 20 tona çıkarmak istiyor Talebe göre üretim miktarının her yıl değiştiğini belirten Aldemir, daha fazla ülkeye ihracat için çalıştığını söyledi. Aldemir, şunları kaydetti: "İhracatımız, yıllık 8 ile 10 ton arasında. Paket bazlı baktığımız zaman bu durum 10-15 bin paket bandına çıkabiliyor. Depremlerden önce 15-20 ton bandında üretim yapabiliyorduk ancak 6 Şubat 2023 depremlerinde işletmemiz yıkıldı. Sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Şu an küçük bir işletme kotasındayız. Daha büyük bir üretim hacmine çıkmayı hedefliyoruz. Şu an için 8-10 ton bandında olan hacmimizi ilerleyen zamanlarda 20 ton bandına çıkartıp sektördeki rakiplerimizi yakalamayı hedefliyoruz."

  • Adanalı girişimci, yetiştirdiği ak zambak soğanlarıyla ihracata hazırlanıyor

    Adana'da ortağı olduğu tekstil atölyesinden ayrılıp tarımla ilgilenmeye başlayan girişimci Seyfettin Kavak, yetiştirdiği ak zambak (Lillium candidum) soğanı ve tohumunu Türkiye'nin birçok iline gönderiyor. Küçük yaştan beri tekstil sektöründe çalışan 32 yaşındaki Kavak, 2021'de birikimlerini kullanarak bir arkadaşıyla tekstil atölyesi açtı. Yıl sonuna doğru işlerin düşündüğü gibi gitmemesi üzerine iş yerini ortağına devredip arayışa giren Kavak, Karaisalı ilçesi Karakuyu Mahallesi'nde 50 dönüm alanı kiralayıp sebze yetiştirmeye başladı. Bu üretimden de zarar eden Kavak, bu kez de daha önceleri hobi olarak yetiştirdiği soğanlı bitkileri gelir amaçlı üretmeye karar verdi. Çukurova Agro-Kıymetli Bitkiler firmasını kuran Kavak, 2023'te bir dönümlük alanda AR-GE amaçlı ak zambak üretimine başladı. Kavak, üretiminin ilk yılında elde ettiği soğan ve tohumları Ankara, Zonguldak, Diyarbakır, Konya başta olmak üzere çok sayıda ile gönderdi. Talebin artmasıyla üretim alanını 3 dönüme çıkaran Kavak, ak zambak soğanını iç piyasanın yanı sıra yurt dışına da göndermeye hazırlanıyor. "Pazarı hazır olan bir iş sektörü" Girişimci Seyfettin Kavak, tekstil atölyesini devrettikten sonra başladığı tarımda ilk etapta deneyiminin olmaması nedeniyle sıkıntı yaşadığını söyledi. Sebze yetiştiriciliğinden umduğunu bulamaması üzerine yıllardır merak duyduğu soğanlı bitki ekimine yöneldiğini dile getiren Kavak, şöyle konuştu: "Gerekli izin ve ruhsatları alıp geçmişte zaten hobi olarak yetiştirdiğim ak zambağın tarımsal üretimine bismillah diyerek başladım. Yetiştirdiğim ürünleri çoğaltarak belli bir seviyeye geldim. Geçen sürede ekim alanı ve miktarını artırdım. Şu an çok şükür 3 dönüme yakın alanda ak zambak üreticiliği yapıyorum. İşçiliği az, eşimle çalışıyoruz. Üretiminde herhangi bir problem olmayan, pazarı da gayet şeffaf ve hazır olan bir iş sektörü." Kavak, yetiştiriciliğinin ilk yılında hemen ürün almaya başladığını ve bunları pek çok kente gönderdiğini belirtti. İç piyasaya satış yaptıkça ihracatçı firmaların da kendisiyle temas kurduğunu anlatan Kavak, Hollanda'ya ak zambak soğanı göndermek için anlaşma yaptığını dile getirdi. Kavak, mevcut durumda 3 dönümlük alandan ortalama 60-80 ak zambak soğanı elde ettiğini belirtti. Üretim alanını genişletmeyi hedefliyor Üretim alanını genişletmeyi planladığını söyleyen Kavak, şunları ifade etti: "Önümüzdeki 2026-2027 sezonunda ak zambak üretimimi 10 dönüm seviyesine çıkarmayı planlıyorum. Ayrıca 5 dönümlük bir alanda safran üretimi yapıyorum, orayı da büyüteceğim. Bu anlamda biz çok mutluyuz. Üretmeyi, ülkeme katkıda bulunmayı seven birisiyim. Emeğimin hakkını aldığım zaman çok daha mutlu olan birisiyim. Üretimimi severek yapıyorum çünkü ürünün hakkını alabiliyorum. Bu da beni sevindiren en önemli pozitif yön." Kavak, girişimcilere veya hobi sahiplerine her türlü desteği vermeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.

  • Kilis'te özel gereksinimli bireyler geri dönüşümle üretmenin mutluluğunu yaşıyor

    Kilis'te özel gereksinimli bireyler, atık malzemeleri sanata dönüştürerek hem üretiyor hem de özgüven kazanıyor. Ekrem Çetin Özel Eğitim Meslek Okulu'nda eğitim gören 77 özel gereksinimli öğrenci, "Atıktan Sanata" projesi kapsamında gazete, iplik, yoğurt kovası, şişe ve benzeri geri dönüşüm malzemelerinden dekoratif eşyalar yapıyor. Proje sayesinde öğrencilerin el becerilerinin geliştirilmesi, çevre bilinci kazanmaları ve toplumsal hayata daha güçlü katılımları hedefleniyor. Uygulamalı eğitim alan öğrenciler, öğretmenlerinin rehberliğinde okul atölyelerinde atıkları farklı eserlere dönüştürüyor. Çalışmalar öğrencilerin özgüvenini artırıyor Okul Müdürü Mehmet Özdemir, geri dönüşüm bilincini eğitimin temel unsurlarından biri haline getirdiklerini söyledi. Okulun lise düzeyinde eğitim veren bir meslek okulu olduğunu belirten Özdemir, şunları kaydetti: "Okulumuzda hafif düzeyde zihinsel ve otizmli öğrencilerimiz eğitim görüyor. Meslek okulu olmamız nedeniyle öğrencilerimiz ağırlıklı olarak atölyelerde zaman geçiriyor. Okulumuzda dört farklı atölyemiz bulunuyor. Bu atölyelerde öğrencilerimiz geri dönüşüm malzemelerinden günlük hayatta kullanılabilecek ürünler ortaya koyuyor. Hem üretmenin mutluluğunu yaşıyorlar hem de el becerileri gelişiyor. Yaptıkları ürünleri yıl sonunda okulumuzda ve il genelindeki çeşitli salonlarda sergiliyoruz. Bu çalışmalar öğrencilerimizin özgüvenini artırıyor ve ileride kendi ayakları üzerinde durabilmelerine katkı sağlıyor." El sanatları öğretmeni Esmeray Beyaz da geri dönüşüm çalışmalarının öğrencilerin zihinsel ve sosyal gelişimine olumlu katkı sunduğunu belirtti. Öğrencilerin evlerinden getirdikleri atıkları sanatsal ürünlere dönüştürdüklerini anlatan Beyaz, "Geri dönüşüm malzemeleriyle hem çevre bilinci oluşturuyoruz hem de sanatla üretmenin keyfini yaşıyoruz. Atık bir malzemenin güzel bir ürüne dönüştüğünü görmek öğrencilerimizi çok mutlu ediyor. Bu çalışmalar aynı zamanda çocuklarımızın sosyalleşmesine ve kendilerini ifade etmelerine katkı sağlıyor." dedi. Öğrenciler memnun Dört yıldır okulda eğitim alan Yunus Emre Aslangil ise yapılan çalışmalar sayesinde el becerilerinin geliştiğini söyledi. Öğrencilerden Mahmut Gültekin de okula başladıktan sonra özgüveninin arttığını belirterek, yapılan etkinliklerin kendisini daha mutlu hissettirdiğini dile getirdi.

  • İlkokul öğrencileri, coğrafi işaretli Yağcıbedir halısını dokumayı öğrenmek için tezgah başında

    Balıkesir'in Altıeylül ilçesinde ilkokul öğrencileri, Orta Asya'dan Sındırgı'ya göç eden Yörüklerin geleneksel el sanatı olan Yağcıbedir halısını dokumayı öğrenmek için tezgah başına geçti. İlçedeki Kadriye Kemal Gürel İlkokulu idaresi ile Sındırgı Yağcıbedir Halıcılar Derneğince coğrafi işaretli Yağcıbedir halısının gelecek nesillere aktarılması amacıyla "Köklerden Geleceğe Yağcıbedir Halı Atölyesi" projesi başlatıldı. Proje kapsamında her deseninde bir hikaye barındıran Yağcıbedir halısını dokumak isteyen öğrenciler, atölyede haftanın 2 günü birer saat Sındırgı'dan gelen usta öğreticilerle buluşuyor. Öğrenciler, alacakları eğitimlerle Yörüklerin örf ve adetlerini yansıtan sanat eseri niteliğindeki Yağcıbedir halısını dokumayı öğrenerek, bir santimetrekaresinde barındırdığı 35 ilmekle uzun yıllar sağlamlığını koruyabilen halılar dokuyacak. Yapılan çalışma sayesinde yurt içi ve dışından yoğun ilgi gören el emeği göz nuru Yağcıbedir halılarının dokuyucu sayısının artırılması hedefleniyor. İlk etapta 7 öğrencinin katıldığı dokuma atölyesine katılımın ilerleyen günlerde 70'e çıkarılması amaçlanıyor. "Yağcıbedir halısı inşallah ölmeyecek " Yağcıbedir Halıcılar Derneği Başkanı Ekrem Yavaş, Yağcıbedir halısının Sındırgı yöresinde uzun yıllardır dokunduğunu fakat makineleşmeyle son yıllarda dokuyucu sayısının azaldığını söyledi. İlçede bu geleneğin sürmesi için çok çaba sarf ettiklerini belirten Yavaş, bu geleneği geleceğe taşımak için ilkokulda halı tezgahları kurduklarını anlattı. Yavaş, böyle bir projede yer aldıkları için çok heyecanlı olduğunu anlatarak, "Bizde 50-60 yaşın altında halı dokuyan neredeyse kalmadı. 'Onlar da ölünce bu sanat tamamen bitecek' diye endişe ederken işte buraya 5 tezgah kuruldu. Biz de gelerek onların başında bulunarak 'Nasıl düğüm atılır, desenler nasıl oluşturulur, çocuklar bu işi nasıl keyifli halde götürürler?' diye düşündük. Yağcıbedir halısı inşallah ölmeyecek." ifadesini kullandı. Okul yönetimine de teşekkür eden Yavaş, "İnşallah Türklerin en eski sanatı, 3 bin yıllık bu kültürünü gelecek nesillere taşıyacağız ve insanlar da yere serdikleri halının artık bir naylon değil, toprak etkisi yapan bir yün halı üzerinde oturacak. Bakarken 'ben dokudum, ben yaptım, işte bu benim eserim' diyebilecek yarınları göreceğiz." diye konuştu. "Öğrencilerimize çok katkı sağlıyor" Kadriye Kemal Gürel İlkokulu Müdürü Mahmut Osta da Yağcıbedir halısının yaşatılması için çocuklarla yürüttükleri çalışmanın çok anlamlı olduğunu söyledi. Osta, çocukların birçok anlamda donanım sahibi olduklarını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Öğrencilerimizle yaptığımız bu çalışma sadece geleneksel bir sanatı yaşatmak değildir. Matematik, felsefe, kimya ve tarihi de bünyesinde barındıran Yağcıbedir halısı, öğrencilerimize çok katkı sağlıyor. Maarif modelimiz de özellikle çocukların temel becerilerinin geliştirilmesini amaçlar. Bu anlamda Yağcıbedir halısında yer alan veri analizi ve simetri bilgisini çocuklarımız da öğrenmiş oluyor. Dolayısıyla da biz sadece bir geleneksel sanatı yaşatmanın ötesinde çocuklara farklı becerileri de kazandırması​​​​​​​ açısından önemli olduğunu düşünüyoruz." Müdür Yardımcısı Hacer Dilek Başayan da kendisinin de Sındırgılı olduğunu ve Yağcıbedir halısı kültürünü yaşatmayı çok istediğini anlattı. Yağcıbedir Halıcılar Derneğinin kendilerine çok destek verdiğini belirten Başayan, şunları kaydetti: "Ben de gençliğinde hem okuyan hem de dokuyan denilen kızlardanım. Sındırgılı olarak hem kültürümü yaşatmak istiyorum. Halı dokumayı çok keyifle yaptım. Hiçbir zaman bu bana eziyet olarak gelmedi. Ruhumu dinlendiren bir terapi olarak gördüm ve üretmenin sevincini yaşıyorum. Şu an aynı sevinci öğrencilerim de yaşasın istiyorum. Gün içinde hayatlarımız artık çok yoğun. Çocuklarımız haftada 2 gün birer saat burada kurs görüyorlar. Bu saatin nasıl geçtiğini inanın biz anlamıyoruz." "Şu anda düğüm atmayı ve dolama yapmayı öğrendim" Öğrencilerden Şükran Kertik de halı dokumayı öğrenmek istediğinde ailesinin kendisine çok destek verdiğini söyledi. Yağcıbedir halısını dokumayı çok sevdiğini anlatan Kertik, "Ben çok sabırlı ve mutlu şekilde yapıyorum. Annemle babam da yaptığım halı dokumadan çok memnun oluyor. Babaannem de terzi olduğu için o da benim halı dokunmamdan çok hoşlanıyor. Onun da annesi küçükken ona halı dokutuyormuş. Şu anda düğüm atmayı ve dolama yapmayı öğrendim. İlerleyen dönemde halı dokuma tezgahı almayı düşünüyorum. Kendi halılarımı evime koymak ya da satmak istiyorum." ifadesini kullandı. Usta öğreticilerden Halime Aycan da çocukların halı dokumaya çok meraklı olduğunu ve dokumacılığın detaylarını iyi kavradıklarını dile getirdi.

  • Çıraklıktan devlet sanatçılığına uzanan tespih ustası mesleğine 40 yılını verdi

    Çıraklık yıllarında başladığı tespih yapımında, bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı unvanını taşıyan Erzincanlı usta Bülent Karadağ, yaklaşık 40 yıldır sürdürdüğü mesleğinin inceliklerini ve tespihin kültürel yolculuğunu anlattı. Osmanlı’dan günümüze uzanan tespih geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olarak gösterilen Karadağ, çocuk yaşlarda çırak olarak başladığı meslekte bugün Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı unvanını taşıyor. Farklı tür ve özellikteki taşları sabırla işleyerek tespihlere sanatsal bir kimlik kazandıran 40 yıllık usta Karadağ, yıllar içinde yurt içi ve yurt dışında geniş bir koleksiyoner kitlesine ulaştı. Yapımı bazen haftalar, bazen aylar süren tespihlerde her ayrıntıyı titizlikle yapan Karadağ, siparişe özel hazırlanan eserlerde motif ve taş seçimini kişisel tercihlere göre şekillendiriyor. "Tespih bizim kültürümüz ve sanatımızdır" Tespih ustası Karadağ, tespih kültürünün Osmanlı’dan günümüze uzanan güçlü bir miras olduğunu söyledi. Tespihin öneminden bahseden Karadağ, şöyle konuştu: "Tespih bizim kültürümüz ve sanatımızdır. Parmaklardan kalplere giden damarları rahatlatıcı bir özelliği vardır. Tespih her türlü materyalden ve taştan yapılabilir. Her taşın kendine özgü özellikleri bulunur. Baş ağrısına ve kan dolaşımına olumlu etkileri olduğuna inanılan taşlar vardır. Peygamber Efendimizin kullandığı akik taşının baş ağrısına ve nazara iyi geldiği rivayet edilir. Tespih sabrı temsil eder ve zikir amaçlıdır." Karadağ, ürettiği bazı tespih fiyatlarının yaklaşık 2 milyon liraya kadar çıktığını, tespihte kullanılan malzemenin ve işçiliğin fiyatta belirleyici olduğunu dile getirdi. "Fiyatları 1,5-2 milyona kadar çıkabiliyor" Arap ülkelerinden de müşterilerinin olduğunu anlatan Karadağ, şunları kaydetti: "Onlara tespihlerini yapıp gönderiyoruz. Müşteriler benim internet sayfamı gördüğü zaman oradan modellerini beğenip sipariş verebiliyorlar. Kabe motifli imamelerimizi bütün Arap şeyhlerimize gönderdik. Almanya, Avustralya, Hollanda’ya da tespihlerimizi gönderdik. Yaptığımız tespihlerin fiyatları 1,5-2 milyon liraya kadar çıkabiliyor. Neredeyse bir araba parası ödeyerek bizlere tespih yaptırdıkları oluyor. Melen Çayı'nda, Avrasya Tüneli'nden gelen taşlardan Cumhurbaşkanımıza tespih yaptım. Devlet Bahçeli'ye, Binali Yıldırım'a da tespih yaptım." Tespihi cami cemaatine benzeten Karadağ, "Tespihteki taneler cemaat, 33 tespih taşının ardından boşluğa gelen taş müezzindir ve baş konumdaki yere imam dememiz lazım. Bizler tespih yaparken çok büyük emek ve sabır veriyoruz. Sabırsız insan, tespih ve sanatla uğraşamaz. Tespih ustası parmaklarımızdaki sayı kadar kaldı. Tespih ustalarını genellikle koleksiyonerler takip eder. Her ustadan tespih alırlar. Koleksiyonerler için parası önemli değildir yeter ki istediği tespihi eline geçirsin. Her ustanın, yaptığı tespihte mutlaka imzası ve ismi vardır. Bu yaptığı tespihte gizlidir. Onu tespihe nakşeder. Bir ustanın kendi motifleri vardır, onu kimse çıkaramaz, sadece kendisi yapabilir. İşçilik de ustayı yansıtıyor." diye konuştu.

  • En büyük sucuklu yumurtadan 15 dakikalık kesintisiz tezahürata kadar 2025'te çeşitli dünya rekorları kırıldı

    Bu yıl, 15 dakikalık kesintisiz tezahürattan dünyanın en büyük sucuklu yumurtasına, çalışan en yaşlı kadın berberinden su altında en uzun süre nefes tutan kişisine kadar farklı alanlarda kırılan rekorlar, Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girdi. 2025, dünyada siyasi alanda önemli gelişmelerin yanı sıra Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na giren çeşitli rekorlarla da öne çıktı. Ordu'nun Kabadüz ilçesine bağlı Çambaşı Yaylası'nda 25 Ocak'ta, Celal Karaarslan ve ekibinin hazırladığı 1301 çeşit dondurma 125 metrelik masada sergilendi. Guinness World Records Türkiye Hakemi ve Temsilcisi Şeyda Subaşı Gemici, ilgili rekorun daha önce 1001 çeşitle Abu Dabi'de olduğunu ancak 1301 dondurma çeşidiyle Ordu'da yeni bir rekor kırıldığını açıkladı. Japonya'da 108 yaşındaki Hakoişi Şitsui, 5 Mart'ta "dünyanın çalışan en yaşlı kadın berberi" olarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girdi. Toçigi eyaletinde kadın kuaförlüğü yapan Hakoişi, başkent Tokyo'daki bir kuaförde 14 yaşındayken berber çırağı olarak mesleğe adım attı. 1936'da berberlik lisansını alan Hakoişi'nin eşiyle açtığı berber dükkanı İkinci Dünya Savaşı sırasında yıkılırken, kocası savaşta hayatını kaybetti. Hakoişi, önce evinden yaptığı mesleğiyle iki çocuğunu büyüttü. Traktör taraftarlarından 15 dakikalık kesintisiz tezahürat Mısırlı 43 yaşındaki güreşçi Eşref Mahrus, oruçluyken 279 tonluk bir treni çekerek Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na yeni bir başarı ekledi. Başkent Kahire'deki Ramses Tren İstasyonu'nda 14 Mart'ta Mahrus, önceki 221 tonluk tren çekme rekorunu kırarak 279 tonluk treni 10 metre boyunca çekmeyi başardı. İran Körfez Pro Ligi'nde ilk kez şampiyon olan Traktör'ün taraftarları da 16 Mayıs'taki kutlamalarda 15 dakika boyunca kesintisiz tezahürat yaparak, Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girdi. Tebriz'deki Yadigar-i İmam Stadyumu'nda gerçekleştirilen kutlamada, tribünleri dolduran on binlerce Traktör taraftarı, Azerbaycan Türkçesiyle hep bir ağızdan aynı marşı okudu. Öte yandan, Hırvat serbest dalışçı Vitomir Maricic, 19 Haziran'da ülkesindeki denemede, 29 dakika 3 saniye ile su altında en uzun süre nefes tutma rekoru kırarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girmeye hak kazandı. Bu alanda bir önceki rekoru 2021'de 24 dakika 37 saniyelik süresiyle Hırvat sporcu Budimir Sobat kırmıştı. Japon dağcı, 3 bin 776 metre yüksekliğindeki Fuji Dağı'na çıktı 2025'in sıra dışı rekorlarından biri de Japonya'dan geldi. 102 yaşındaki dağcı Akuzawa Kokiçi, 5 Ağustos'ta, 3 bin 776 metre yüksekliğindeki Fuji Dağı'nın zirvesine çıkan en yaşlı kişi olarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na adını yazdırdı. Akuzawa, 96 yaşındayken de Fuji Dağı'na tırmanan en yaşlı kişi olarak kayıtlara geçerken, aradan geçen 6 yılda kalp rahatsızlığı dahil bir dizi sağlık sorunu yaşadı. Akuzawa, ilerleyen yaşına rağmen, 70 yaşındaki kızı, torunu ve 4 kişilik dağcılık ekibiyle zorlu tırmanışı gerçekleştirerek rekor kırdı. Meksika'nın Ecatepec bölgesinde de ilginç bir rekora imza atıldı. Bölgede, 8 Eylül'de 148 binden fazla kişinin çöp toplamasıyla, aynı anda en fazla sayıda çöp toplayan kişi rekoru kırılarak Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girildi. Nijeryalı şef Hilda Bassey Effiong da 16 Eylül'de "Nijerya usulü jollof pilavının en büyük servisi (8 bin 780 kilogram)" ile Guinness Dünya Rekoru'nu kırdı. En büyük sucuklu yumurta rekoru Afyonkarahisar'da 2025 yılının dikkat çekici rekorlarından birine de Afyonkarahisar'da imza atıldı. "7. Uluslararası Gastro Afyon Turizm ve Lezzet Festivali" kapsamında 19 Eylül'de dev tavada pişirilen 1930 kilogramlık sucuklu yumurta, Guinness Dünya Rekorları Kitabı'na girdi. 25 metrekarelik dev tavada 1 ton sucuk, 15 bin gezen tavuk yumurtası, sıvı yağ ve tuzun kullanıldığı sucuklu yumurta, ilgili rekor için verilen minimum ağırlık rakamı 1000 kilogramı geçerek 1930 kilograma ulaştı. Böylelikle dünyanın en büyük sucuklu yumurta rekoru Afyonkarahisar'da kırılmış oldu. Öte yandan, Şili'nin başkenti Santiago'da tekstil atıklarını azaltmak amacıyla 28 Ekim'de düzenlenen kıyafet değişim etkinliğinde de rekor kırıldı. Etkinlikte 2 bin 364 kişinin katıldığı kıyafet değişimi, alanında Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girdi. Fas'ta ise 69 farklı milletten oyuncunun bir araya geldiği futbol müsabakası, Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na giren sıra dışı bir etkinlik oldu. Bu alandaki önceki rekor, 2019'da Fransa'da 53 ülkeden oyuncuların katıldığı bir gösteri maçıyla kırılmıştı. Lübnanlı Caroline Chaptini de 23 Kasım'da, 450 binden fazla yeşil plastik şişe kullanarak inşa ettiği ve 10 metre yüksekliğe ulaşan dünyanın en büyük plastik sedir ağacıyla Guinness Dünya Rekorlar Kitabı'na girdi.

  • Mizaç temelli yapay zeka uygulaması "Mizkolog" bireysel danışmanlık sunuyor

    Psikiyatr Enver Demirel Yılmaz'ın öncülüğünde, psikologlar ve yazılımcılardan oluşan Türk ekip, kişilerin mizacına göre yanıt üreten bireysel danışmanlık yapay zekası "Mizkolog"u hayata geçirdi. Yapay zekanın bireysel yaşamda kullanım alanı genişlerken, bireylerin kendine uygun, kişisel özellikleri dikkate alan, bilimsel temelli ve bireye özgü danışmanlık arayışı da artıyor. Bu ihtiyaca uzun yıllara dayanan bilimsel bir altyapıdan beslenen Dokuz Tip Mizaç Modeli'ni (DTMM) esas alan özgün bir yaklaşımla yanıt vermeyi amaçlayan ekip, Mizkolog'u geliştirdi. Mizaç modelindeki 9 ana tip ve bunların alt yönelimlerinden oluşan 162 farklı mizaç kombinasyonunu esas alan uygulamada, kullanıcılar uygulamaya girişte yaptıkları mizaç testinin ardından seçtikleri 9 farklı danışman profilinden biriyle yazışarak, gündelik yaşam kararlarından ilişki süreçlerine, eğitim ve kariyer planlamasından liderlik gelişimine kadar pek çok konuda rehberlik alabiliyor. Klinik tanı koyma ya da tedavi iddiası taşımayan uygulamada, genel amaçlı yapay zeka modellerinden farklı olarak tek tip bilgi sunmak yerine bireye özgülük öne çıkıyor. Uygulama kişiye özgü yanıt veriyor Uygulamanın detaylarını anlatan Psikiyatr Enver Demirel Yılmaz, mizaç bilimiyle ilgili 20 yılı aşkın süredir çalıştığını ve teknolojinin geldiği noktada yapay zekanın bireysel danışmanlık alanında önemli bir potansiyel barındırdığını kaydetti. Kullanıcıların girişte kişisel bilgilerinin ardından mizaç testini yanıtladığını, test sonucunda ise 162 farklı mizaç tipinden birine ait profilin ortaya çıktığını aktaran Yılmaz, "Kişi mizaç testinin sonucundaki tipolojisine dair özellikleriyle karşılaşıyor. O özellikleriyle karşılaşınca Mizkolog'un kendisiyle doğru muhatap olup olmadığını tecrübe etmiş oluyor. Sonra da dilediği konuda bu danışmanlık alanının içinde yazışabiliyor. Aslında uygulama bireysel danışmanlığa, kişinin mizaç tipine özgü bir proje. Konu alanı olarak daha çok bireysel hayatıyla ilgili bir danışmanlık yapay zekası. Zaten cevap verirken sürekli kişinin mizaç tipini göz önünde bulundurarak ona özgü bir cevap vermeye çalışıyor. Bu alanda hemen hemen her konuyu sorabiliyorsunuz." ifadelerini kullandı. Yılmaz, gündelik hayatlarında insanların yüzde 40'ının yapay zeka uygulamalarını bireysel danışman olarak kullandığını belirterek, "Diğerlerinde çok fazla genel geçer malumat var ve kişiye özgülük yok. Mizkolog’ta kişi kendine özgü mizaç tipinin üzerinden cevap aldığı için 'Onun motivasyonları ne, hayata bakışı ne, algısı ne, bilişsel olarak nasıl düşünür, duygusal olarak nasıl ilişkiler kurar, eylemsel olarak ilişkilerin içinde kendini fiziksel olarak nasıl konumlandırır?' gibi soruların hepsine özgü bir model olduğu için diğerlerinden farklı. Biz de geliştirme sürecinde bunları denedik." dedi. Kişinin mizaç tipini bilmesinin hayatına katkı sunacağını belirten Yılmaz, şunları kaydetti: "Mizaç kodumuz, yapısal DNA'mız gibidir. Kodunuzla birlikte hayatın içinde daima, bizi o davranışların bilişsel, duygusal, fiziksel tarafına iten motivasyonun ana nedeni daima bilmiş olacağız. Eğer biz bunları bilirsek kişinin neyi neden, niçin, nasıl yaptığını, hangi motivasyonla hareket ettiğini bilmiş oluruz. O zaman ortaya ciddi bir kişiye özgülük çıkar. Kişinin eğitim süreçleri, aile süreçleri, inancı, kültürü, görgüsü, yaşam deneyimi de o mizaçla etkileşen bir kişilik yapısı oluşturuyor ama burada oluşan kişilik yapısı daima oradaki mizaç tipi temelinde gelişiyor." diye konuştu. Yılmaz, uygulamanın bir psikiyatr ya da klinik psikoloğun yerini tutamayacağını vurgulayarak, "Belki onların da danışanlarını, bir şirketin çalışanlarını faydalandıracağı, aile bireylerinin mesleki sürecinde, belki akademik sürecinde bireysel anlamda danışabileceği, ilişkilere dair olan süreçlerde danışabileceği bir pratik rehber model geliştirmeye çalıştık. Bazen bir kelime, bir cümle hayatınızın rotasını değiştirebilir. Ben Mizkolog'un o anlamda faydalı olacağını düşünüyorum." ifadelerini kullandı. Uygulamanın geliştirme aşamalarının da devam ettiğini kaydeden Yılmaz, üst versiyonların da kullanıcılarla buluşturulacağını söyledi. Belli limite kadar ücretsiz kullanım sağlanıyor HUMNA Yazılım, Eğitim, Danışmanlık Şirketi Kurucu Ortak Sümeyra Tacıser Yılmaz da uygulamanın kökeninin 20 yılı aşkın bir know-how'a sahip bir ürün olarak çıktığını kaydetti. Yılmaz, Technical University of Munich (TUM) Teknoloji ve Yönetim bölümünden mezun olduğunu, yine aynı üniversitede toplumda yapay zeka alanında yüksek lisans yaptığını aktararak, bu akademik altyapının Mizkolog'un hem teknik hem de etik çerçevesinin şekillenmesinde belirleyici olduğunu vurguladı. Uygulamanın kullanımıyla ilgili bilgiler veren Yılmaz, ilk etapta yapılan 8-10 dakika süren testin çok önemli olduğunu ve gizliliğe de önem verdiklerini aktardı. Yılmaz, kullanıcıların mizaç testini ücretsiz bir şekilde çözebildiğini belirterek, "Belli bir konuşma limitine kadar ücretsiz bir şekilde giriş yapıp, ürünü test edip, gerçekten faydalarını gördükten sonra ücretli bir şekilde konuşmayı devam ettirecek paketler satın alıp daha uzun süreli faydalarını kullanıp görebilirler. Bireye özel yaptığımız için, bireysel farkındalığı hisseden bir yapay zeka ile konuşulmuş olacak." dedi. Yaşamdaki tüm alanlara dair karşılaşılan problemler, farkındalığın artırılması gereken konular ya da herhangi bir yaşam durumunda kişiye fayda sağlayacak yanıtların uygulama üzerinden sunulduğunu kaydeden Yılmaz, Mizkolog'un Türkçe, Almanca ve İngilizce olmak üzere üç dilde hizmet verdiğini belirtti. Uygulamanın Türkiye'de kullanıcılarla buluştuğunu ve ülkede önemli bir ilgi gördüğünü ifade eden Yılmaz, Avrupa'daki akademik ve profesyonel çevrelerden proje hakkında alınan olumlu geri dönüşlerin ardından, önceliği Türkiye olmak üzere, Mizkolog'u ülkedeki gelişimini sürdürerek eş zamanlı biçimde global ölçekte çok farklı kullanıcı kitlelerine ulaştırmayı istediklerini kaydetti. Yılmaz, yapay zeka danışmanlık alanlarında dünya öncüsü olmayı ve bu alanda Türkiye'yi uluslararası ölçekte temsil etmeyi hedeflediklerini de belirtti.

Arama Yap

bottom of page