Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Kangal akkaraman ırkı koyun sürüsünü devlet desteğiyle 6 kat büyüttü
Kars'ta devlet desteğiyle Kangal akkaraman ırkı 100 koyun alan besici, "burada bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız" sözlerine aldırış etmeden sürüsünü 6 kat büyüttü. Merkeze bağlı Ani köyünde yaşayan Aytekin Demirkaya (45), üretime katkıda bulunmak için Valilik, Ziraat Bankası ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü işbirliğiyle uygulanan "Köyümde Yaşamak İçin Bir 'Sürü' Nedenim Var Projesi"nden faydalanıp 2 yıl önce 100 Kangal akkaraman ırkı koyun aldı. Köy sakinleri ve çevresindeki vatandaşların Kars'ta bu ırk pek beslenmediği için "burada bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız" sözlerine aldırış etmeyen Demirkaya, 100 koyuna gözü gibi bakmaya başladı. Koyunlarla ilgili araştırma yapan, daha sonra Sivas'a gidip hayvanların yayılımı ile beslenmesini yerinde gören Demirkaya, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin de desteğiyle sürüsünü büyüttü. Daha önce büyükbaş hayvancılık yapan Demirkaya, proje sayesinde başladığı küçükbaş besiciliğiyle Kangal akkaraman ırkı sürüsünü 700 başın üzerine çıkarttı. Besici Aytekin Demirkaya, projeden aldıkları destekle hayvanın birinci kalite ırkını temin ederek Kars'a getirdiklerini söyledi. Biraz pahalı ve maliyetli bir hayvan ırkı olmasına rağmen verimin iyi olacağını, gelecekte Türkiye'de bu işi yapanların Kangal akkaraman cinsi koyuna yöneleceğini dile getiren Demirkaya, "Çoğu insan 'burada siz bunu yapamayacaksınız, başaramayacaksınız' diye baktı ama biz bunu yaptık, başardık." dedi. Desteklerinden dolayı Tarım ve Orman Bakanlığına teşekkür eden Demirkaya, şöyle devam etti: "Biz bu işe aşık olduk, aşık olmazsan bu mesleği kimse yapamaz. Aile işletmesi olarak bu işi yaptık, başardık, tuttuk. Eğer istersen olmayacak hiçbir şey yok, yeter ki azim olsun, çaba gösterilsin. İl Müdürümüz Enver Aydın ve ekibinin çok büyük emekleri oldu." "Yaklaşık 200 yetiştiricimizi bu destekten faydalandırdık" Tarım ve Orman İl Müdürü Enver Aydın da Kars'ın 600 büyükbaş, 1 milyonun üzerinde küçükbaş hayvan varlığına sahip olduğunu söyledi. Geniş mera ve yayla alanlarıyla hayvancılığı daha ileri seviyelere taşımak ve üreticilerin daha verimli, daha kaliteli hayvancılık yapması için her türlü desteği Tarım ve Orman Bakanlığının verdiğini belirten Aydın, "Köyümde Yaşamak İçin Bir 'Sürü' Nedenim Var Projesi ile Valiliğimiz koordinasyonunda Tarım ve Orman Bakanlığının destekleriyle ilimizde yaklaşık 200 yetiştiricimizi bu destekten faydalandırdık ve bugüne kadar da yaklaşık 18 bin küçükbaş hayvanı çiftçimizle buluşturmuş olduk." dedi. Aytekin Demirkaya'yı projeyle desteklediklerini anlatan Aydın, şunları kaydetti: "2024'te bizden almış olduğu destekle başladığı hayvancılığı bu noktalara getirdi. Yaklaşık 100 küçükbaş Kangal ırkı küçükbaş hayvanla başladığı hayvancılığı bugün 700'lere kadar çıkarmış oldu, örnek bir işletme haline geldi. Süreç içerisinde biz hem kendisine teknik destek hem de hastalıklar yönüyle aşılanma gibi Bakanlığımızın diğer faaliyetleri konusunda sürekli destekte bulunmaya devam ediyoruz. Süreç içerisinde ihtiyaç duyduğu diğer hususlarda da inşallah kendisini desteklemekle devam edeceğiz."
- Devlet desteğiyle kurduğu fabrikada günde 100 bin paket glütensiz gıda üretiyor
Devletten yaklaşık 200 milyon lira yatırım teşviki ile Kayseri'de 500 milyon liralık glütensiz gıda fabrikası kuran Enes Koç, ürünlerini 5 ülkeye ihraç ediyor. "Glütensiz Sofra" adını verdiği işletmesi için 2018'deki kuruluş aşamasında, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığından (KOSGEB) Genç Girişimci Hibe Desteği alan Koç, fabrikasını Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının verdiği devlet teşviklerinden yararlanarak aldığı ekipmanlarla büyüttü. Yaklaşık 500 milyon liralık yatırıma ulaşan fabrika, bunun 200 milyonunu devletin ekipman desteği ile sağladı. Ekmek, un, irmik, kurabiye, kek, simit, yulaf ezmesi, mısır gevreği, pasta, pizza, sütlü tatlı gibi glütensiz gıda üretmeye başlayan fabrikada 50 kişiye de istihdam sağlandı. "Bu tesislerin komple yatırım maliyeti 500 milyon lira" Fabrika Genel Müdürü Enes Koç, sosyal sorumluluk kapsamında kurulan bir firma olduklarını söyledi. Fabrikada glütensiz yiyecekler ürettiklerini anlatan Koç, devlet desteğiyle seri imalat yapan bir yapıya kavuştuklarını ifade etti. Teşvik aldıklarını anımsatan Koç, şunları kaydetti: "İki yatırım teşviğimiz oldu bu süreçte. Bu tesislerin komple yatırım maliyeti 500 milyon lira civarında. Devletten aldığımız yatırım teşviklerinin bize katkısı 200 milyon lira civarında oldu, kullandığımız yatırım teşvikleriyle beraber. 5 ana kalemde üretim yapıyoruz. Un bölümümüz var, glütensiz un çeşitleri imalatı yapıyoruz. Ekmek imalatımız var, glütensiz ekmek simit, poğaça paket halinde 90 gün raf ömürlü üretiyoruz. Donuk ürün imalatı yapıyoruz. Sütlü tatlı üretimlerimiz var. Bisküvi ve kraker üretimimiz var. Bir sonraki aşamada da şu an yan binamızda kurulan glütensiz makarna hattımız var. 150'ye yakın da barkod üretimimiz var. Ulusal zincir marketlerine gönderiyoruz. Yurt içi bayilerimiz var. Kazakistan, Irak, Avustralya, KKTC, Birleşik Arap Emirlikleri gibi ülkelere şu an ihracat yapıyoruz." Koç, tesislerinde günde yaklaşık 100 bin paket gıda ürettiklerini dile getirdi. Yatırımla ürünlere erişimde kolaylık sağlandığını vurgulayan Koç, ithal ürünlerde de fiyat rekabetinin arttığını ve fiyatta aşağı bir ivme yaşandığını belirtti. Koç, çölyak hastası dışında insanların da erişebileceği ürün yelpazesiyle sağlıklı beslenmek isteyenlere de alternatif oluşturduklarını aktardı. Üniversite-sanayi işbirliğiyle kurulduklarını vurgulayan Koç, farklı danışmanlıklarla ürün lezzetinde daha iyi bir ivme yakaladıklarını sözlerine ekledi.
- Kadın girişimcinin tavuk çiftliği kurma hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü
Osmaniye'nin Kadirli ilçesinde devlet desteğiyle çiftlik kurup hayalini gerçekleştiren Ebru Ceyhan, yetiştirdiği tavukları piliç firmalarına satıyor. İlçede butik işleten 43 yaşındaki Ebru Ceyhan, çocukluğundan gelen çiftlik kurma hedefini hayata geçirmek için araştırma yaptı. Farklı kurumlardan sürü yönetimi ve hayvan yetiştiriciliği eğitimi alan Ceyhan, hazırladığı projeyle 2024 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı"na başvurdu. Ceyhan, projesinin uygun bulunmasıyla geçen yıl Karakütük köyündeki 7,5 dekarlık alana 20 milyon liralık yatırımla 30 bin hayvan kapasiteli tavuk çiftliği kurdu. Yatırımına yüzde 50 hibe alan Ceyhan, 1,7 dekarlık kapalı alana sahip çiftliğini iklimlendirme ve besleme ekipmanlarıyla donattı. Kanatlı hayvan sayısını 28 bine çıkaran Ceyhan, yetiştirdiği tavukları piliç firmalarına satıyor. "Kolay değildi ama çok keyifliydi" Ebru Ceyhan, çocukluk hayalini gerçeğe dönüştürmek için çok çalıştığını söyledi. Kanatlı hayvan üretimi yapmaya karar vermesinin ardından İl Tarım ve Orman Müdürlüğüne başvurduğunu dile getiren Ceyhan, "Sağ olsunlar arkadaşlar çok yardımcı oldu. Bir yıllık bir süreçti, kolay değildi ama çok keyifliydi." dedi. Ceyhan, çiftliğin inşasında devlet desteğini yanında hissettiğini belirterek, "Veterinerleri, mühendisleri, müdürleri, personeli olsun inşaat sürecinde çok yardımcı oldular, bizi hiç yalnız bırakmadılar. İnşaatımızı haftada bir kontrol edip, mühendislerle, mimarlarla her şeyi test ederek, gözden geçirerek bu süreci tamamladık." diye konuştu. Kapasitesinin büyük kısmı dolan tesisi büyütmeyi hedeflediğini anlatan Ceyhan, şunları kaydetti: "Öncelikle tesisin kapasitesini iki katına çıkarmak istiyorum. Daha sonra başka bir köyde de kurmayı düşünüyorum çünkü bu çocukluk hayalimdi. Kanatlı hayvanları çok sevdim. Aldığım eğitimlerde de bu işin çok keyifli olduğunu gördüm. İnşallah ikinci, üçüncü, dördüncü tesisi kurarak ilerleyeceğiz."
- İklimlendirme sektörünün ihracatı 2025'te yaklaşık 7,4 milyar dolarla rekor kırdı
İklimlendirme sektörünün ihracatı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 3,5 artarken, en yüksek dış satım 2,78 milyar dolarla tesisat, sistem ve elemanları grubunda gerçekleşti. İklimlendirme sektörünün ihracatı 2025'te yaklaşık 7,4 milyar dolarla tüm zamanların yıllık rekorunu kırdı. Küresel ekonomik büyümenin oldukça zayıf seyrettiği, dış ticarette artış hızının tarihsel ortalamaların altında kaldığı, ticaret savaşları, gümrük vergisi artışları ve korumacılık eğilimlerinin güç kazandığı zorlu bir süreçte Türkiye ekonomisi, üretim kapasitesi, ekonomik büyüme, istihdam ve ihracat artışıyla pozitif ayrışmayı başardı. AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye'nin ihracatı 2025'te yüzde 4,5 artarak 273,4 milyar dolar oldu. Söz konusu iklimlendirme sektörünün ihracatı yüzde 3,5 artarak 7,4 milyar dolara yaklaştı. Söz konusu rakam iklimlendirme sektörünün en yüksek yıllık ihracatı olarak kayıtlara geçti. Sektörün söz konusu yılda toplam ihracattaki payı ise yüzde 3,1 oldu. Geçen yıl iklimlendirmede en fazla ihracat 772,8 milyon dolarla Almanya'ya yapılırken, bu ülkeyi 545 milyon dolarla Birleşik Krallık, 368,1 milyon dolarla İtalya, 319,1 milyon dolarla Fransa, 297 milyon dolarla Rusya Federasyonu ve 277,7 milyon dolarla Romanya takip etti. Değer bazında ihracat artışında 104,1 milyon dolarla Almanya zirvede yer aldı. Onu 59,4 milyon dolarla Birleşik Krallık, 48,2 milyon dolarla Fransa, 42,6 milyon dolarla İtalya izledi. En fazla ihracat İstanbul'dan Geçen yıl iklimlendirme sektöründe en fazla ihracat yapılan il, 2 milyar 854 milyon dolarla İstanbul olarak kayıtlara geçti. Bunu 882,3 milyon dolarla Manisa, 603,1 milyon dolarla Bursa, 579 milyon dolarla Kocaeli ve 551,1 milyon dolarla İzmir izledi. "İhracatta Avrupa pazarı öne çıktı" İklimlendirme Sanayi İhracatçıları Birliği (İSİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Şanal, AA muhabirine, sektör açısından oldukça dinamik bir yılı geride bıraktıklarını söyledi. İhracatta özellikle Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarının öne çıktığını dile getiren Şanal, "HVAC-R sektörünün enerji verimliliği yüksek ürünleri ve yenilenebilir enerji uyumlu çözümleri büyük talep gördü. Başarılı ürün grupları arasında merkezi iklimlendirme sistemleri, enerji tasarruflu klimalar ve soğutma üniteleri ön plana çıktı." dedi. Şanal, geçen yıl küresel ham madde fiyatlarındaki dalgalanma, lojistik maliyetlerindeki artış ve farklı pazarlardaki sert rekabet gibi zorluklarla karşılaştıklarını ifade ederek, 2026'yı "uluslararası pazarlarda rekabet gücünü test etme" yılı olarak nitelendirdi. Tesisat, sistem ve elemanları grubunda 2,78 milyar dolar ihracat Mehmet Şanal, geçen yıl sektörde en çok ihracat yapılan ürün gruplarından bahsederek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Geçen yıl tesisat sistem ve elemanlarında 2,78 milyar dolar, ısıtma sistem ve elemanlarında 1,42 milyar dolar, soğutma sistem ve elemanlarında 1,23 milyar dolar, havalandırma sistem ve elemanlarında 943 milyon dolar, klima sistem ve elemanlarında 833 milyon dolar ve yalıtım malzemelerinde 177 milyon dolar ihracat gerçekleşti. İhracatımızın neredeyse yarısı her zaman olduğu gibi yine Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yapıldı. Sektörümüz, ısıtma, soğutma, havalandırma ve klima gibi birçok alt bileşenden oluştuğu için her alanın farklı öncelikleri bulunuyor. Bu durum, zaman zaman ortak politika ve strateji üretmeyi zorlaştırıyor." "Sektörün en prestijli fuarlarına, zirvelerine ve kongrelerine katılacağız" İSİB Yönetim Kurulu Başkanı Şanal, yıl içerisinde gerçekleştirdikleri faaliyetleri anlatarak, 2025 boyunca milli katılımlar, fuar katılımları, ticaret ve alım heyetleri organizasyonları düzenlediklerini kaydetti. Küresel rekabette enerji verimliliği ve sürdürülebilir üretim standartlarına uyumun önemli bir maliyet unsuru oluşturduğuna değinen Şanal, "Bazı hedef pazarlarda karşılaşılan ticari engeller, sertifikasyon süreçleri ve yüksek lojistik maliyetleri de sektörün rekabet gücünü sınırlandırabiliyor." diye konuştu. Şanal, AB tarafından atılan tüm adımları ve yürürlüğe giren regülasyonları takip ettiklerini ve ihracatçıları anında bilgilendirdiklerini belirterek, "Bu yıl ihracat hacmini artırmak, yeni pazarlara açılmak ve sektörün sürdürülebilirlik hedeflerini desteklemeye odaklanacağız." açıklamasında bulundu. Bu kapsamda hayata geçirecekleri proje ve etkinliklerden bahseden Şanal, "Bu yıl ilk defa ABD'ye ticaret heyeti düzenleyeceğiz ve firmalarımızın bu pazarda daha aktif olmaları için adım atacağız. İlaveten sektörün en prestijli fuarlarına, zirvelerine ve kongrelerine katılacağız." bilgisini verdi. TİM verilerine göre, sektörün 2024 ve 2025'te en fazla ihracat gerçekleştirdiği ülkeler şöyle: 1 OCAK - 31 ARALIK ÜLKE 2024 (BİN DOLAR) 2025 (BİN DOLAR) DEĞİŞİM (YÜZDE) ALMANYA 668.621,46 772.756,01 15,6 BİRLEŞİK KRALLIK 485.588,06 545.012,59 12,2 İTALYA 325.499,29 368.114,73 13,1 FRANSA 270.824,49 319.054,69 17,8 RUSYA FEDERASYONU 466.443,78 296.958,62 -36,3 ROMANYA 248.808,47 277.661,01 11,6 İSPANYA 236.950,45 267.477,65 12,9 POLONYA 244.925,17 266.157,35 8,7 IRAK 264.843,07 258.258,47 -2,5 ABD 217.684,43 236.362,56 8,6
- Acil serviste hemşire anne ile doktor oğlu omuz omuza mesai yapıyor
Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesinde görevli hemşire Gülcan Bulan ile oğlu pratisyen hekim Burak Can Bulan, aynı serviste görev yapıyor. Meslekte 40 yılı geride bırakan ve bunun 21 yılını acil serviste çalışarak geçiren hemşire Gülcan Bulan'ın oğlu Burak Can Bulan'ın çocukluğu, annesinin işi dolayısıyla zaman zaman hastane koridorlarında geçti. Burak Can Bulan, üniversite çağına geldiğinde tercihini Yıldız Teknik Üniversitesi Elektrik-Elektronik Fakültesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nden yana kullansa da bu bölümün kendisine uygun olmadığına karar vererek yeniden sınava girdi. Annesinin sağlıkçı olmasının da etkisiyle kariyerine bu alanda devam etmek isteyen Bulan, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Tıp Fakültesi'nde eğitimini tamamlayarak doktor oldu. Bulan, Tekirdağ'daki görevinin ardından bir hafta önce atandığı Çanakkale Mehmet Akif Ersoy Devlet Hastanesi acil servisinde annesiyle mesai arkadaşı oldu. "Oğlumla aynı birimde çalışmak çok güzel bir duygu" Anne Gülcan Bulan, AA muhabirine, 21 yıldır hastanenin acil servisinde çalıştığını, oğlu tıp fakültesini kazandığında çok sevindiğini ve gurur duyduğunu anlattı. Hemşire olması sebebiyle, zaman zaman nöbetlere yanında getirdiği oğlu Burak Can Bulan'ın adeta hastanede büyüdüğünü belirten Bulan, şöyle konuştu: "Oğlumla aynı birimde çalışmak çok güzel bir duygu. Mesailerimiz güzel geçiyor. Oğlumun göreve başladığı sabah işe gelirken güneşin daha farklı doğduğunu fark ettim. Sanki ortalık daha aydınlık oldu. Sevinçle, gururla geldim. Zaten acil servise severek geliyorum, severek çalışıyorum bu kadar yıldır. Burak Can ile çalışmak daha büyük keyif verecek." Bulan, iş dışında da oğlu ile evde vakalara ilişkin fikir alışverişlerinde bulunduklarını dile getirdi. Oğlunun daha önce Tekirdağ'da görev yaptığını kaydeden Bulan, "Oradaki vakaları da konuşup tartışıyorduk. Bize gelen vakaları ona aktarıp, nasıl bir yol izlemesi gerektiğini, doktorların o tür bir hastada neler yaptığını söylüyordum. Bundan sonra da Burak Can ile birlikte omuz omuza hastalarımıza şifa dağıtmaya, hastalarımızı rahatlatmaya devam edeceğiz." ifadelerini kullandı. "Tatlı bir dayanışma içindeyiz" Pratisyen hekim Burak Can Bulan da küçüklüğünden beri acil servislerin içinde olduğunu, sağlık sektörünü annesinden görerek tanıma imkanı bulduğunu söyledi. Yıldız Teknik Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü'nü bırakıp ÇOMÜ Tıp Fakültesi'ni kazandığını ve yakın zamanda pratisyen hekim olarak göreve başladığını belirten Bulan, şunları kaydetti: "Annemle beraber göreve başladım. Bu çok mutluluk ve gurur verici bir şey. Ben bile bu kadar mutluysam annem ne kadar mutludur siz düşünün. Denk geldiği zamanlarda omuz omuza çalışıyoruz. Benim verdiğim 'order'ları annem uyguluyor. Birbirimize danışıyoruz, hastalara yardımcı olmaya çalışıyoruz. Tatlı bir dayanışma içindeyiz." Bulan, Tıpta Uzmanlık Sınavı'nı kazanarak üroloji alanında ilerlemek istediğini belirtti. Annesiyle birlikte çalışmanın ilginç bir yanı olduğunu da dile getiren Bulan, "Beni büyüten, bebekliğimi bilen kadına 'Anne şu iğneleri yapar mısın' demek garip ama alışıyorsun. Sonuç olarak meslek hiyerarşisi bunu gerektiriyor. " ifadesini kullandı. Bulan, annesiyle birlikte çalıştıklarını gören meslektaşlarının da şaşırdığını ve ilginç bulduklarını sözlerine ekledi.
- Tekirdağlı sanatçı balıkçıların zorlu yaşamını ahşaba yansıttı
Tekirdağ'da yaşayan 61 yaşındaki Pertev Aslan, üç boyutlu oyma tekniğiyle ahşaba işleyerek, balıkçıların zorlu yaşam koşullarını sanat aracılığıyla görünür kılıyor. Aslan, eserinde denizle iç içe geçen yaşamın izlerini, balıkçıların yüzlerindeki yorgunluğu, bakışlardaki mücadeleyi ve yılların emeğini yansıtan detayları öne çıkarıyor. Ahşabın doğal dokusunu ve rengini bozmadan çalışan Aslan, balıkçılığın zorluklarını kalıcı bir anlatıma dönüştürüyor. Aslan, yaptığı açıklamada, Türk barok sanatının Osmanlı döneminden gelen güçlü bir estetik anlayışı temsil ettiğini söyledi. Sanatın üç boyutlu oyma tekniğiyle ahşapta etkileyici bir derinlik kazandığını ifade eden Aslan, yaklaşık 3 ay önce balıkçılık mesleğinin zorluklarından ve mücadele dolu yapısından esinlenerek bu çalışmayı yapmaya karar verdiğini belirtti. Balıkçıların yüz ifadelerinde hayatın izlerini yansıtmaya çalıştığını anlatan Aslan, "Üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede yaşıyoruz. Balıkçılık kültürümüzün önemli bir parçası. Bunu ahşaba yansıtarak kalıcı hale getirmek istedim." dedi. "Yılların bıraktığı izler bu emeği yansıtıyor" Çalışmanın tamamen el işçiliğiyle yapıldığını dile getiren Aslan, eserinde emek ve alın teri temasını ön plana çıkardığını vurguladı. Aslan, "Eserimde balıkçılık zanaatının zorluklarını insan yüzündeki ifadelerle anlatmak istedim. Bakışlar, yüz hatları ve yılların bıraktığı izler bu emeği yansıtıyor. Çalışmayı ahşabın doğal renklerini koruyarak hayata geçirdim." diye konuştu. Türk balıkçılarının denizle kurdukları kadim bağ sayesinde sofralara bereket taşıdığını belirten Aslan, Türk barok sanatının dünyadaki bilinirliğinin artması için çalışmalarını sürdürdüğünü kaydetti. Aslan, yaklaşık 1 ay sonra tamamlanması planlanan eserini, Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenecek sergilerde sanatseverlerle buluşturmayı hedeflediğini ifade etti.
- Hem bağımlılıktan kurtuldular hem iş sahibi oldular
Kilis Yeşilay Danışmanlık Merkezinin desteğiyle bağımlılıktan kurtarılan 15 kişi, yakınlarıyla birlikte işe yerleştirildi. Yeşilay, Kilis'te ücretsiz ve gizlilik esaslı psikoterapi ve sosyal hizmetleriyle farklı alanlarda bağımlılıkla mücadele çalışması yürütüyor. Kilis'te 2019 yılında kurulan Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM), bağımlılıkla mücadelede uzman psikologlar ve sosyal hizmet uzmanlarından oluşan ekibiyle bağımlılara destek sunuyor. Kilis YEDAM, bağımlılık nedeniyle ailesini, işini kaybedenlere de el uzatıyor. Yeşilay Kilis Şube Başkanı Osman Ertuğrul Sağlam, AA muhabirine, YEDAM ünyesinde alkol, madde, tütün, teknoloji, kumar gibi bağımlılıkları bulunanlara ücretsiz psikososyal destek hizmeti sağladıklarını söyledi. Çalışmalarından dolayı geçen yıl genel merkez tarafından ödüle layık görüldüklerini belirten Sağlam, bağımlılıkla mücadele konusunda sürekli sahada olduklarını dile getirdi. İstihdam çalışmaları bu yıl da devam edecek Bağımlılıkla mücadeleyle birlikte danışanların istihdamına yönelik çalışma da yürüttüklerini kaydeden Sağlam, "Sahadaki en büyük iştirakçilerimizden biri de İŞKUR'dur. İŞKUR ile geçtiğimiz yıl kısa bir süre çalışmamıza rağmen 15 danışan ve aile bireylerini işe yerleştirdik. 2026 yılında bu sayıyı daha arttıracağız." diye konuştu. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) İl Müdürü Erdinç Çamlı da Yeşilay ile koordineli bir şekilde çalışmalar yürüttüklerini anlattı. 15 danışan ve ailelerinden 15 kişinin İş Gücü Uyum ve Toplum Yararına Destek Programları kapsamında işe yerleştirildiğini ifade eden Çamlı, "2026 yılında da danışanların istihdam edilmesi anlamında çalışmalarımız devam edecek." dedi.
- Depremin acılarını sporla hafifletti
Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'te yaşanan depremlerde annesi ve babasını kaybeden Mehmet Ali Kaya, enkazdan çıkarıldıktan sonra başladığı havalı tabanca kategorisinde Türkiye'yi temsil etmeye hazırlanıyor. Yeşilyurt Mahallesi’ndeki evlerinde deprem anında enkaz altında kalan 9. sınıf öğrencisi Mehmet Ali, enkazdan kurtarıldıktan sonra okul arkadaşının tavsiyesiyle havalı tabanca dalına yöneldi. Acısını sporla hafifleten genç sporcu, Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün antrenman programlarına katıldı ve antrenörü Hidayet Kahraman ile turnuvalara hazırlandı. Turnuvalarda başarı gösteren 15 yaşındaki Mehmet Ali, Türkiye ikinciliği elde ederek milli takıma seçildi. Gelecek ay düzenlenecek Avrupa Şampiyonası için 16 yaş altı kafilesinde yer almayı başaran Mehmet Ali Kaya, yaptığı açıklamada, depremlerde anne ve babasını kaybettiğini söyledi. Kendisinin de bir süre enkaz altında kaldığını ifade eden Mehmet Ali, şöyle konuştu: "Safran Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisiyim. Havalı tabanca sporuna yaklaşık 1 yıl önce başladım. Antrenörümün desteği sayesinde bu noktaya kadar geldim. Sporla tanışmam okulda başladı. Yusuf Tekdal adında bir arkadaşım vardı. Kendisi bu sporu 6 yıldır yapıyordu. Bana ‘Benimle gelir misin?’ diye sordu. Beraber denemeye gittik ve o günden sonra devam ettim. İlk zamanlar hobi olarak görüyordum ama ilerledikçe sporun hayatımda önemli bir yer edindiğini fark ettim." Zor dönemi sporla atlattı Sporun kendisine katkı sunduğunu anlatan Mehmet Ali Kaya, "Depremde annemi ve babamı kaybettim. Çok zor bir dönemdi. Yaklaşık 7 ay amcamda kaldım. Bu süreçte sporun bana çok büyük katkısı oldu. Hem kafamı dağıtmama yardımcı oldu hem de disiplini hayatıma soktu. Antrenmanlar ilerledikçe başarılar da gelmeye başladı. Annemi babamı unutmak mümkün değil ama bu spor sayesinde o zor günleri biraz olsun geride bırakmayı başardım." ifadelerini kullandı. Mehmet Ali, ileride A Milli Takım kadrosuna girmek istediğini belirterek, "Milli takıma (16 yaş altı) seçildim. Şimdi Bulgaristan'da düzenlenecek Avrupa Şampiyonası'nda Türkiye'yi temsil edeceğim. Orada da madalya kazanmayı hedefliyorum. Hedefim ise olimpiyatlarda derece elde edebilmek." diye konuştu. Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü ise Mehmet Ali Kaya'nın başarılı bir sporcu olduğu söyledi. Genç sporcunun deprem travmasını sporla atlattığını aktaran Elüstü, şunları kaydetti: "Depremin ardından gençlerimize sporu sevdirip sosyal faaliyetlerle desteklemek en büyük hedeflerimizden biri oldu. Asrın felaketinde anne ve babasını kaybetti. Bu süre içerisinde bizler de sporcumuza her türlü destekte bulunduk ve katıldığı yarışmalarda derece elde etti ve kardeşimiz, yaşadığı zorluklara rağmen sporla başarılı olabileceğini tüm Türkiye'ye ispatladı. Avrupa Şampiyonası'nda da başarılı olacağına inanıyoruz."
- Genç doktor kardeşler aynı hastanede hastaların hizmetinde
Afyonkarahisar Sağlık Bilimleri Üniversitesi (AFSÜ) Tıp Fakültesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde görev yapan doktor kardeşler, birbirlerine verdikleri destekle mesleklerinde ilerlemek istiyor. İlkokul, ortaokul ve liseyi aynı okullarda tamamlayan 30 yaşındaki Dr. Musa Can Çelikbaş ile 26 yaşındaki kardeşi Dr. Adem Cem Çelikbaş, tıp fakültesini 4 yıl arayla Ankara'daki farklı üniversitelerde bitirdi. Biri ortopedi ve travmatoloji, diğeri kadın hastalıkları ve doğum uzmanlığında branşlaşan Çelikbaş kardeşler, eğitimlerinin ardından ilk görev yerleri Afyonkarahisar'ın İscehisar ilçesindeki devlet hastanesine atandı. AFSÜ Tıp Fakültesi Ortopedi ve Travmatoloji Ana Bilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olan Dr. Musa Can Çelikbaş, Sağlık Uygulama ve Araştırma Merkezi'nde dört, kardeşi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı'nda Araştırma Görevlisi olan Dr. Adem Cem Çelikbaş da bir yıldır hastalara en iyi hizmeti vermeye çalışıyor. "Doktor ve sağlık çalışanlarından güzel geri dönüşler alıyoruz" Doktor Musa Can Çelikbaş, AA muhabirine, hekimliğin çocukluk hayali olduğunu söyledi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi beşinci sınıfta öğrenim görürken, kardeşinin Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesini kazandığını anlatan Çelikbaş, şöyle konuştu: "Ankara'da iki yıl birlikte eğitim aldık. Sonrasında İscehisar Devlet Hastanesi'ne atandım. Kardeşim de mezun olduktan sonra aynı hastaneye atandı. İlgi alanlarımız doğrultusunda branşlarımız ayrı olsa da yine bir yıldır aynı hastanede çalışıyoruz. Bizim kardeş olduğumuzu duyanlar önce şaşırıyor. İsimlerimiz Can ve Cem olduğu için biraz benziyor. Aynı ameliyathaneyi birlikte kullandığımız için bazen hemşire arkadaşlar isimlerimizi karıştırıyor. Doktor ve sağlık çalışanlarından güzel geri dönüşler alıyoruz." "İkimizin de hekim olması çok güzel bir duygu" Çelikbaş, branşları farklılık gösterse de sağlık durumlarını birlikte takip ettikleri hastaların olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Hastalarla ilgili fikir alışverişinde bulunuyoruz. İkimizin de hekim olması çok güzel bir duygu. Memleketimiz Afyonkarahisar'da birlikte hastalara şifa dağıtmaya çalışıyoruz. AFSÜ çatısı altında bu hizmeti veriyoruz. Bundan dolayı da gerçekten çok gururlu ve mutluyuz. Bir süre sonra zorunlu hizmet sürecim olacak. İnşallah, bundan sonra da kardeşimle aynı hastanelerde çalışmaya devam ederiz. Hedefim akademik anlamda branşımda ilerlemek." "Şifa olma çabalarımız karşılık gördüğünde mutlu oluyoruz" Doktor Adem Cem Çelikbaş da aynı mesleği icra ettiği ağabeyinin kendisi için rol model olduğunu dile getirdi. Ağabeyinin öneri ve tavsiyelerinin kendisi için her zaman çok kıymetli olduğuna dikkati çeken Çelikbaş, "Branşlarımız ne kadar yoğun olsa da aynı hastanede görev yaptığınız doktor ağabeyinizle kahve içmek bile çok kıymetli. Ağabeyimle mesleki anlamda ortak hayallerimiz var. İlerleyen yıllarda hastanelerimiz farklılık gösterse de memleketimizde çalışma hayatına devam etmek istiyoruz. Şifa olma çabalarımız karşılık gördüğünde mutlu oluyoruz." ifadelerini kullandı.
- Türk öğrenciler Arapça münazarada dünya kürsüsünde yer almaktan gururlu
İzmit Mehmet Akif Ersoy Kız Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencileri, Katar'da düzenlenen 7. Uluslararası Okullar Arapça Münazara Turnuvası'nda dünya ikincisi olmaktan gurur duyuyor. Doha'da 40 ülkeden 100'den fazla takım ve 400'ün üzerinde öğrencinin katılımıyla gerçekleştirilen turnuvanın finali, 11 Ocak'ta Bahreyn ve Türkiye takımları arasında yapıldı. Okul müdürü Fatih Şenocak ve danışman Arapça öğretmeni İman Sumakiye rehberliğinde Türkiye'yi temsilen turnuvaya katılan öğrenciler Meryem Rabia Şengül, Sümeyye Bulut, Zeynep Rümeysa Arabacı ve Zehra Nur Abay, dünya ikincisi oldu. Ana dili Arapça olan katılımcıları geride bırakan öğrenciler, okulun aynı yarışmada 2018'de elde ettiği birinciliğin ardından ikinci başarıya imza attı. "Türkiye'yi temsil ettiğimiz için gurur duyuyoruz" Arapça öğretmeni İman Sumakiye, 2018 yılında yarışma konularının önceden verildiğini, bu yıl ise konular önceden açıklanmadığı için öğrencilerle sürekli güncel konuları ve günlük haber akışını takip ettiklerini söyledi. Sumakiye, yarışma sürecinin güzel geçtiğini ve önemli bir başarı elde ettiklerini belirterek, "Orada farklı uyruktan insanlarla bir araya geldik. Onlarla fikir alışverişi yapıyor olmamız bizim açımızdan çok önemliydi. Bütün çalışmalarımızı, konuşmalarımızı ve fikirlerimizi Arapça ilerletiyorduk. Bu da Arapça münazara konusunda bize kolaylık sağladı." dedi. Başarılarındaki etkenleri sistematik çalışma, takım arasındaki yardımlaşma ruhu, sabır ve Allah'a tevekkül olarak sıralayan Sumakiye, "Türkiye'yi temsil ettiğimiz için gurur duyuyoruz ve istiyoruz ki Türkiye adına güzel bir damga vurmuş olalım." dedi. "Finale çıkmamız bile bizim için büyük başarıydı" 12. sınıf öğrencisi Sümeyye Bulut da Türkiye şampiyonu olduktan sonra Katar'da ülkeyi temsil etme hakkı kazandıklarını dile getirerek, çevrim içi elemeler ve yaklaşık bir yıllık hazırlık aşamasının ardından kendilerini 20 dakikada Arapça ifade etmeleri gereken zorlu süreçten geçtiklerini anlattı. Çevrim içi elemelerde ana dili Arapça olan ülkelerle yarıştıklarını belirten Bulut, "Beş münazaradan dördünü kazandığımız için Katar'da ana dili Arapça olan ülkelerle yarışmamıza karar verildi ve 6 ay sonra Doha'da ülkemizi temsil ettik. Herkes Arap olduğu için bizim için yarışmak çok zordu. Finale çıkmamız bile bizim için çok büyük başarıydı. Birincilik zaten çok zordu. Finalde 20 dakikalık hazırlık sürecimiz olduğu için karşımızdakilerin Arap olması bizi zorladı." diye konuştu. Bulut, hazırlık sürecinde 100'ü aşkın konuya çalıştıklarını, iktisadi, içtimai ve siyasi birçok başlıkta hazırlık yaptıklarını, bu süreçte münazara tekniğini, düşüncelerini eleştirel biçimde ifade etmeyi ve 20 dakikalık süreyi yönetmeyi öğrendiklerini kaydetti. Okulun geçmişte dünya şampiyonluğunun olmasının kendilerini motive ettiğini vurgulayan Bulut, "Ablalarımızın ulaştığı şampiyonluğa ulaşmak istiyorduk. Çalışma sürecinde hep tabloya bakıyorduk. Biz de kendimizi onların yerinde hayal ediyorduk." ifadesini kullandı. Yeni mezun Meryem Rabia Şengül ise kendileri için sürecin uzun ve zorlu geçtiğini belirterek, ana dili Arapça olan katılımcılarla yarışmanın kolay olmayacağını bildiklerini söyledi. Farklı bir dilde münazara yapma isteğinin kendilerini motive ettiğini anlatan Şengül, her alanda çalıştıklarını ancak yarışmada daha çok sosyal konulara ilişkin sorularla karşılaştıklarını kaydetti. Şengül, öğretmenlerinin daha önce dünya şampiyonluğu kazanan ekibin başında yer almasının, argümanlara hızlı ve etkili karşılık verebilme becerilerini geliştirdiğini ifade etti.
- Kadın arıcı ata mesleğini 45 yıldır sürdürüyor
Düzce'nin Yığılca ilçesinde arıcılık yapan babasından 45 yıl önce mesleği öğrenen Hacer Uğurlu, son yıllarda modern arıcılık eğitimleri ve devletten aldığı hibe destekleriyle kovan sayısını 10'dan 300'e çıkardı. Ailesinin geçimini arıcılıkla sağlayan babasını genç yaşlarında kaybeden ancak ata yadigarı mesleği 45 yıldır sürdüren 63 yaşındaki Uğurlu, arıcılık yaparak 3 kardeşinin eğitimlerini tamamlamalarını sağladı. Uzun yıllar babasından kalan 10 kovanla zengin floraya sahip Yığılca ilçesi Hocatman köyünde bal üretimi yapan Uğurlu, Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile Düzce Üniversitesi Arıcılık Araştırma Geliştirme ve Uygulama Merkezi'nde yürütülen "ana arı üretimi, kadın girişimcilik, propolis üretimi, arı zehri üretimi" eğitim programlarına katıldı. Sertifikalarını alan, bakanlık tarafından verilen kadın girişimcilik ve arıcılık destek programıyla da zaman içinde kovan sayısını 300'e çıkaran Uğurlu, yıllık ortalama 1 ton çiçek balı, propolis ve arı zehri üretimi yapıyor. "Dedelerimizden bu yana arıcıyız" Uğurlu, arıcılık mesleğinin kendilerinin ata mesleği olduğunu, gençlik yıllarında babasını kaybettiğini ve kendisine emanet kardeşlerini arıcılık sayesinde okuttuğunu anlattı. Dedelerden bu yana arıcılık mesleğiyle geçimlerini sağladıklarını belirten Uğurlu, "Ben babamdan, babam da dedemden öğrenmiş. Önceden kara kovanlarla yaparlardı. Şimdi daha iyi kovanlarla yapıyoruz. Bu kovanlar daha iyi, daha güzel. Burada bal üretiminin yanında propolis yapıyorum, ana arı yetiştirip satışını yapıyorum." diye konuştu. Arıcılığın çok güzel bir meslek olduğunu dile getiren Uğurlu, "Bakımlarını yapınca çok güzel verim alıyorsun. Arıcılık çok rahat. Herkese tavsiye ederim." dedi. Uğurlu, ailecek arıcılık yaptıklarını anlatarak, şunları söyledi: "Hepsine öğrettim ve onlar da öğrendiler. Ben devletin verdiği bütün kurslara kaçırmadan gittim. Ana arı yetiştirme, propolis üretimi, arı zehri üretim belgeleri gibi birçok belge aldım. Burada her türlü üretim yapıp sipariş üzerine İstanbul başta olmak üzere Türkiye'deki her yere gönderiyoruz." Kovan başına 30 kilograma kadar bal üretimi yaptıkları bilgisini paylaşan Uğurlu, sözlerini şöyle tamamladı: "Yıllardır bu işi severek yaparım. Bütün kadınlara da tavsiye ederim. Çok güzel bir meslek ve alıştıktan sonra yapılmayacak bir şey yok. Yıllardır geçimimi bununla sağladım. Bu iş bütün aileye bakar. Bal, ana arı, propolis satarsın. Yani birçok kazanç elde edersin. Ben aileye bakmakla kalmadım, hacca da gittim. Şimdi de köyümüze inşa edilen caminin yapımına destek oluyorum."
- Fizik ve matematik aşığı Rengin, Teksas'a altın madalya için gidiyor
ABD'de düzenlenecek Fizik ve Astronomi Küresel Turu'nda Türkiye'yi temsil edecek Aydın Lisesi öğrencisi Rengin Yaralı, Teksas'tan altın madalyayla dönüp başarılarını taçlandırmak istiyor. Uluslararası akademik yarışmalarda başarılı sonuçlar alan Aydın Lisesi 11. sınıf öğrencisi Rengin Yaralı, matematik ve fizik alanında kazandığı derecelerle adından söz ettiriyor. Fizik ve matematiğe olan ilgisi ortaokulun son döneminde başlayan Yaralı, ailesinin de yönlendirmesiyle bu alandaki yarışmalara katılmaya başladı. Yaralı, International Math Challenge'da altın, Southeast Asian Mathematical Olympiad ve Copernicus Fizik ve Astronomi Olimpiyatı'nda da bronz madalya kazandı. Copernicus Fizik ve Astronomi Olimpiyatı'nın ön eleme turunu geçmeyi başaran Yaralı, 21-26 Ocak'ta ABD'nin Teksas eyaletine bağlı Houston kentinde düzenlenecek Fizik ve Astronomi Küresel Turu'nda Türkiye adına yarışacak. Altın madalyayı hedefleyen Rengin Yaralı, Teksas'ta ülkesini gururlandırmak istiyor. Dünya genelinden seçkin öğrencilerin katıldığı bu organizasyon, alanında en prestijli uluslararası öğrenci olimpiyatları arasında yer alıyor. Müziğe de ilgi duyan Yaralı, boş zamanlarını piyano çalarak değerlendiriyor. İleride akademisyen olarak kariyerine devam etmek istiyor Yaralı, matematik ve fen bilimlerini çok sevdiğini söyledi. Bu alanlarda daha çok soru çözerek ilerlediğine işaret eden Yaralı, "Soru çözmeyi daha çok seviyorum çünkü bir şekilde onu öğrendiğim bilgiyi yorumlayabilme yeteneği oluyor, o bilgiyi bir yerde kullanabiliyorum. Zor sorularla da uğraşmak biraz hoşuma gidiyor açıkçası." diye konuştu. Mücadeleden asla vazgeçmediğini dile getiren Yaralı, katıldığı ilk olimpiyatta 25 sorudan sadece 3'ünü işaretlediğini ancak bu durumun hiçbir zaman moralini bozmadığını, çalışmaya devam ettiğini belirtti. Çok çalışmaktansa önem sırasına odaklandığını aktaran Yaralı, şöyle devam etti: "Açıkçası lisede müfredat ile olimpiyatları birlikte götürmek zor oluyor. Bu konuda bir önem sırası koymaya çalıştım. Aslında en yakında bir olimpiyat varsa ilk olarak olimpiyata çalışıyorum. Derslerimi de elbette ihmal etmiyorum, burada düzenli çalışmak bence işin püf noktası. Diğer türlü zamanınız çok sıkıntıya girebilir. Teksas'taki olimpiyatlarda altın madalya kazanmayı çok istiyorum ve bunun için çok çalışıyorum. Umarım ABD'den güzel bir sonuçla dönerim ve ülkemi gururlandırırım." Yaralı, ileride akademisyen olarak kariyerine devam etmek istediğini sözlerine ekledi. Baba Engin Yaralı da kızıyla gurur duyduğunu belirterek, ona sürekli destek olduklarını kaydetti.











