Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- TKDK desteğiyle büyüttüğü iş yerinde 12 kişiye istihdam sağlıyor
Tokat'ta yaşayan 42 yaşındaki Mehmet Ekinci, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle büyüttüğü iş yerinde 12 kişiye istihdam sağlıyor. Başta çökelekli olmak üzere pidesi ile ünlü merkeze bağlı Çamlıbel beldesinde yaşayan Ekinci, pide salonunu genişletmek için 7 yıl önce "Kırsal turizm destekleri" kapsamında TKDK'ye başvurdu. Bölgenin peynir gibi ürünlerinin değerlendirilmesi için projesi onaylanan Ekinci, aldığı hibe desteğiyle tadilat yapıp iş yerini büyüterek müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor. Ekinci,1999 yılında pideciliğe çırak olarak başladığını söyledi. Farklı iş yerlerinde 2014 yılına kadar çalıştığını belirten Ekinci, "2014 yılında kardeşim ile Rusya'ya inşaat işine gittik. Orada 3 sene çalıştık. Orada soğuktan ayaklarımı hissetmediğimi, ağladığımı biliyorum ama yine de hedefime ulaşmak için dönmemem gerektiğini biliyordum." dedi. Tokat'a döndükten sonra 2017 yılında arazi satın alarak 200 metrekarelik pide salonu açtığını dile getiren Ekinci, "Bize o dönemde de 'Devlet desteğinden faydalanıp yapabilirsiniz' dediler ama biraz korktum, yapamayız, beceremeyiz diye. Sonra iş yerini açıp işletmeye başladık." ifadesini kullandı. Daha sonra TKDK'nin desteklerini araştırmaya başladığını anlatan Ekinci, "Salonun çatısı yapılacaktı, dükkanın büyümesi gerekiyordu. Bize küçük geliyordu. TKDK'ye 2019 yılında projeyi verdik. Projemiz onaylandı. 2020 yılında inşaatımıza başladık. O zaman TKDK'den 1 milyon 200 bin lira destek aldık." diye konuştu. İş yerinde 12 kişi istihdam ettiğini belirten Ekinci, yaz aylarında işlerinin daha yoğun olduğunu, bu dönemde çalışan sayısının 17-18'e çıktığını sözlerine ekledi.
- Michelin'in "tavsiye edilen restoranlar" listesine giren kadınlar, kız öğrencilere burs sağlıyor
Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde 10 yıl önce kurulan kadın kooperatifi bünyesinde hizmet veren ve Michelin Rehberi 2026 Türkiye seçkisinde tavsiye edilenler listesinde yer alan restoranın geliriyle üniversiteli kız öğrencilere burs desteği sağlanıyor. 2018'den bu yana "Kapadokya Tık Tık Kadın Emeği Üretim ve İşletim Kooperatifi" bünyesinde hizmet veren restoran, aralarında Kapadokya mutfağına ait geleneksel lezzetlerin de yer aldığı ev yemeklerini müşterileriyle buluşturuyor. "Ürgüp köfte", "peravu", "tık tık mantı", "yaprak sarma", "kabak çekirdekli erişte" gibi yöresel yemekleri hazırlayan kadınlar, üretimden sunuma kadar her aşamada aktif rol alarak, yöresel ürün pazarının genişlemesine katkı sağlıyor. Kadın emeğini ve yerel mutfağı merkezine alan kooperatif, Michelin Rehberi 2026 Türkiye seçkisinde "tavsiye edilen restoranlar" arasında yer alarak uluslararası alanda da dikkati çekti. "Bursta bu sene 35 öğrenciye kadar ulaştık" Kooperatif yöneticilerinden Hatice Ersoy, kadınlarla evlerde bir araya gelerek başladıkları serüvende, dernekleşip ardından da kooperatif kurduklarını ifade etti. İlçedeki kadınlara sosyoekonomik destek sağlamak hedefiyle bir çatı oluşturduklarını vurgulayan Ersoy, şöyle konuştu: "Bu süreçte, unlu mamuller üretmek için bir grup oluşturduk. Dernek kurarken önümüze üç hedef koyduk. Birinci hedefimiz, ev kadınları bu güzel yemekleri evde yapıyordu ama para kazanamıyordu. Para kazansınlar istedik. İkincisi, Ürgüp yemeklerinin unutulmasını engellemekti. Üçüncü hedef olarak da bu ülkenin kalkınması için kız çocuklarının okuması gerekiyordu çünkü kadın öğrenirse öğretir, ülkemizde kızları ve erkekleri kız çocukları yetiştiriyor. Birkaç öğrenciyle başladık. Bursta bu sene 35 öğrenciye kadar ulaştık." İlçe sakinleri ile yerli ve yabancı turistleri kooperatifin restoranında ağırladıklarını dile getiren Ersoy, konukların lezzetleri tatmanın yanı sıra restoranda satışa sunulan paketli yöresel ürünlerden de aldığını belirtti. Bugüne kadar çeşitli ödüller aldıklarını, Michelin Rehberi'nde tavsiye listesine alınmalarının kendileri için onur ve motivasyon kaynağı olduğunu vurgulayan Ersoy, "Her yıl bir ödül aldık ama en son Michelin ile taçlandık. Dünyada listeye giren tek kadın kooperatifiyiz." dedi. "Sanki anneanne, babaanne evine gelmiş gibi küçük bir yerimiz var" Sevil Halıcı Ayhan ise Ahiler Kalkınma Ajansı ve Kapadokya Üniversitesi ile yapılan işbirliğiyle çeşitli eğitimler aldıklarını söyledi. Kooperatife 18 kadın üyenin dönüşümlü olarak gelip restoranda çalıştıklarını anlatan Ayhan, "Kooperatimizin zaman içinde farklı meslek gruplarından müdavimleri oluştu. Çalışma alanımız şirin, sanki anneanne, babaanne evine gelmiş gibi küçük bir yerimiz var. Büyüttüğümüz zaman biraz sanayi tipi olur. Bu kadar sıcak olamayız diye düşünüyorum. Bu şekilde, buranın daha da güzel olması için gayret ederiz. Burs sağladığımız 35 çocuğumuzu 60-70'e çıkartmak istiyoruz." diye konuştu. Kooperatif üyelerinden Neriman Balkın da başka kadınlarla el ele vererek üretmenin keyifli olduğunu dile getirdi. Çok olmasa da ev ekonomisine de katkıda bulunduklarını belirten Balkın, "Kendimizi deşarj ediyoruz, ortamımız çok güzel. Yaptığımız işlerden çok memnun oluyoruz, mutluluk verici çünkü. Bir de sevdiğimiz işler, bütün arkadaşlarımız da eminim ki çok seviyor burada olmayı." dedi.
- ASELSAN'dan tarihi rekor: Değeri 30 milyar doları aşan ilk Türk şirketi
ASELSAN, borsa kapanışı itibarıyla piyasa değerini 30 milyar doların üzerine taşıyarak BIST 100 tarihinde bu eşiği aşan ilk Türk şirketi oldu. Geçtiğimiz yıl Borsa İstanbul'un en değerli şirketi konumuna yükselerek 1 trilyon TL piyasa değerine ulaşan ASELSAN, bu başarısının ardından yeni bir rekora daha imza attı. Şirket, mevcut konumuyla Avrupa'nın en değerli ilk 10 savunma sanayi şirketi arasında yer alarak önemli bir başarı elde etti. ASELSAN'ın söz konusu performansında, uluslararası pazarlardaki artan etkinliği ile yüksek teknolojili ve oyun değiştirici ürünlere yönelik yatırımları belirleyici rol oynadı. Şirket, son olarak NATO üyesi bir ülke ile imzaladığı 410 milyon dolarlık sözleşme ile küresel pazardaki konumunu daha da güçlendirdi. Avrupa ve ABD merkezli teknoloji şirketlerinin öncülük ettiği küresel piyasalardaki yükseliş eğilimine eşlik eden ASELSAN, Türkiye'deki teknoloji dönüşümünün de önde gelen temsilcilerinden biri oldu. Şirket 9 ayda 1,45 milyar dolar yeni ihracat sözleşmesi imzaladı ASELSAN'ın büyüme performansı, sürdürülebilir finansal yönetim anlayışıyla destekleniyor. Şirket, genişleyen bilançosu ve artan gelirleri sayesinde güçlü operasyonel sonuçlar elde etmeye devam ediyor. Araştırma ve geliştirme yatırımlarını her yıl artıran ASELSAN, bu stratejinin karşılığını yurt içi ve yurt dışında imzaladığı yeni sözleşmelerle alıyor. 2023 yılı başından bu yana bakiye siparişlerini yüzde 120 artırarak 17,9 milyar dolar seviyesine çıkaran ASELSAN, yüzde 42 olan küresel artış ortalamasını yaklaşık üçe katlayarak uluslararası rakiplerinden olumlu yönde ayrıştı. Benzer şekilde, ASELSAN’ın ihracat sözleşmelerinde de güçlü bir artış kaydedildi. Şirket, 2025 yılının ilk dokuz ayında toplam 1,45 milyar dolar tutarında yeni ihracat sözleşmesi imzalarken, bu alandaki artış bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 171 olarak gerçekleşti.
- Şanlıurfa'ya 2 milyar liralık besi organize tarım bölgesi yatırımı
Tarım ve Orman Bakanı Yumaklı, "Et üretiminin kalelerinden Şanlıurfa Besi Organize Tarım Bölgesi'nde, bu yılın ilk yarısında 150 besi işletmesi daha faaliyete geçecek." ifadesini kullandı. Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, NSosyal hesabından Şanlıurfa Besi Organize Tarım Bölgesi'nde altyapı çalışmalarının tamamlanmasına ilişkin değerlendirmede bulundu. Şanlıurfa'ya 2 milyar liralık dev yatırım yapıldığına işaret eden Yumaklı, şunları kaydetti: "Et üretiminin kalelerinden Şanlıurfa Besi Organize Tarım Bölgesi'nde, bu yılın ilk yarısında 150 besi işletmesi daha faaliyete geçecek. Böylece toplamda 320 besi işletmesi, yıllık 36 bin ton kırmızı et üretimi ve 3 bin istihdam rakamına ulaşarak, bölgemizin kalkınmasına ve ülke ekonomimize güçlü katkı sağlanacak. 8 bin dekar alana kurulan Türkiye'nin en büyük organize tarım bölgesi olan bu dev yatırım, bölgemize ve Şanlıurfa'mıza hayırlı, bereketli olsun."
- 17 yaşındaki gencin anneanne ve babaannesinin tarifleriyle yaptığı yemekler ilgi görüyor
Bayburt'ta yaşayan 17 yaşındaki Metehan Demirhan, unutulmaya yüz tutan yöresel yemekleri geleceğe taşımak için çaba gösteriyor. Küçük yaşlardan beri yemek yapmaya ilgi duyan Demirhan, teyzesinin tavsiyesiyle Bayburt'a özgü geleneksel lezzetlere yöneldi. Anneannesi ve babaannesi başta olmak üzere aile büyüklerinden yemeklerin yapılışını öğrenip not eden Demirhan, bu lezzetleri usulüne uygun şekilde hazırlıyor. Demirhan yemek hazırladığı içerikleri sosyal medya ve çeşitli etkinlikler aracılığıyla paylaşarak insanlarla buluşturuyor. Kentin zengin mutfağından lor dolması, galacoş, tatlı çorba ve ekşi lahana gibi geleneksel yemekleri özenle yapan Demirhan, kısa videolarını ve fotoğraflarını "meteşef" adlı sosyal medya hesabından yayınlıyor. Demirhan, yaptığı yemeklerle zaman zaman kentteki etkinliklere de katılarak gençlere bu lezzetleri sevdirmeyi ve Bayburt'un gastronomi kültürünü yaşatmayı amaçlıyor. "Yemeklere olan ilgimden dolayı gastronomi okumayı düşünüyorum" Lise son sınıf öğrencisi Metehan Demirhan, AA muhabirine, çocukluğundan beri yemek yapmaya karşı yeteneğinin olduğunu, teyzesinin yönlendirmesiyle de yöresel yemekleri araştırıp yapmaya başladığını söyledi. Yaptığı yemekleri ve tariflerini sosyal medyada paylaşınca büyük bir ilgiyle karşılaştığını belirten Demirhan, "Bu ilgiyi görünce insanların yöresel yemekleri özlediğini fark ettim ve dolayısıyla ben de bu tür yemekleri daha fazla yapmaya yöneldim. İzleyenlerden güzel yorumlar almaya başladım. Anneannesinin, babaannesinin yemeklerini özleyenler özellikle çok fazla ilgi gösterince ben de mutlu oldum. Amacım da inşallah bu tür yöresel yemekleri tüm coğrafyaya yaymak." dedi. Yemeklerin tariflerini genellikle anneannesi ve babaannesi başta olmak üzere büyüklerinden öğrendiğini aktaran Demirhan, en doğru tarifi bulmak için oldukça titiz davrandığını anlattı. Binlerce kişinin yaptığı yemeklerin tarifini aldığını ve çok güzel yorumlarla karşılaştığını dile getiren Demirhan, "Bu yorumlar bana büyük mutluluk veriyor. İnsanlar benim yaptığım tarifleri alıyorlar. Bakıyorum 10 bin, 20 bin kişi benim yaptığım yemeklerin tarifini kaydetmiş. Bu şekilde Bayburt kültürüne ait yöresel yemekleri gelecek kuşaklara aktarmaya çalışıyorum." diye konuştu. Demirhan, her yöresel yemeğin ayrıca bir hikayesi olduğunu, bunları da yemeği yaparken paylaştığını aktardı. Yemekleri Bayburt'un kültürünü yansıtan Bayburt Üniversitesine ait Bilgi Evi'nde yaptığını sözlerine ekleyen Demirhan, şunları kaydetti: "Bu da bana ayrıca bir motivasyon veriyor. Yemeklere olan ilgimden dolayı gastronomi okumayı düşünüyorum. Daha sonra da kendi yöresel yemek restoranımı açarak insanları bu lezzetlerle buluşturmak istiyorum. 'meteşef' adıyla bir hesabım var ve birçok yöresel yemeği tarifleriyle birlikte orada paylaşıyorum. Bayburt'un yaklaşık 40 çeşit yöresel yemeği var. Köyden köye bile değişen yemekler var."
- Meyve posalarını katma değere dönüştüren yerli girişimci dış pazarı hedefliyor
Girişimci Sanem Koçak, meyve posaları, çekirdekleri ve fermantasyon kültürlerini atıksız üretim modeliyle tarım, gıda ve kozmetik sektörlerine kazandırmak amacıyla başlattığı girişiminin ardından Avrupa ve Körfez pazarına girmeyi hedefliyor. Koçak, küçük yaşlarda annesinden gördüğü meyve posalarından sirke üretimini 2019 yılında üniversiteden mezun olduktan sonra yerli girişim modeline dönüştürerek meyve posaları, çekirdekleri, fermantasyon kültürlerini tarım, gıda ve kozmetik sektörlerine kazandıran girişimi hayata geçirdi. Sanem Koçak, bilimsel AR-GE'ye dayalı pazar araştırmalarından sonra 2024'te şirketini kurup ardından KOSGEB'e başvurduğunu ve üretime başladığını söyledi. Koçak, oluşturdukları özel fermantasyon süreçlerinde yüzde 100 katkısız ve probiyotik tabanlı fermente içecekler ve fonksiyonel gıdalar ürettiklerini belirterek, şunları kaydetti: "Probiyotik, prebiyotik açısından zengin doğal fermantasyonla oluşmuş meyvelerin aslında belirli bir ortamda standardı korunarak üretilmesi süreci diyebiliriz buna. Bu gıdaların üretimi ardından da ortaya çıkan yan ürünler oluşuyor. Bunlar meyve posaları, çekirdekleri ve fermantasyon kültürleri oluyor ve bunlardan da atıksız üretim modelimizle sektörlere sürdürülebilir çözümler geliştiriyoruz. Bu aşamada meyve posalarımızdan Türkiye'de biyoteknoloji firmalarına ham madde sağlayabiliyor, aynı zamanda fermantasyon kültürümüz sirke anası ya da kombucha üretiminde oluşan scoby (simbiyotik bakteri ve maya kültürü) gibi bunlardan da kozmetik sektörüne temiz içerikli ham madde geliştiriyoruz." "Projemizi tüm yerli ve milli imkanlarımızı kullanarak ülkemizde geliştirdik" Sanem Koçak, 2024'te KOSGEB desteğiyle üretim tesislerini açmalarının ardından jüri üyeleriyle görüşmeler ve kontrolün ardından Bilgiyi Ticarileştirme Merkezinden (BTM) destek aldıklarını anlatarak, 2026'da AR-GE süreçleriyle TÜBİTAK'a da başvuracaklarını söyledi. İç ve dış pazardaki hedeflerine ulaşarak katma değeri yüksek üretimle ekonomiye katkı sağlamak istediklerine işaret eden Koçak, "Satışlarımız başladı. 2024 yılından bu yana AR-GE sürecinden sonra sirke üretimimizde ortaya çıkan fermantasyon kültürümüz olan sirke anasını atık olmaktan çıkararak patent başvurusunu, tescilini tamamladığımız bir gıda formuna dönüştürdük. Yeni anlaşmalarımızın da sözleşme sürecindeyiz." dedi. Koçak, şöyle devam etti: "Projemizi tüm yerli ve milli imkanlarımızı kullanarak ülkemizde geliştirdik ve geliştirmeye de devam ediyoruz. 2026 sonuyla birlikte yeni hedeflerimiz var. Sağlıklı yaşam bilincini edinmiş probiyotik, prebiyotik alanına yönelen pazarları hedefliyoruz. Kuzey Amerika bölgesi, Körfez bölgesindeki ülkelerde de bu bilinçli tüketime yönelim gitgide artıyor. Ayrıca şu anki pazar araştırmalarımızda Almanya, Hollanda, İskandinav ülkeleri gibi bölgeler mevcut. Burada artık tüketiciler bir ürünün faydasının yanında aslında üreticinin sürdürmüş olduğu faaliyetleri, şeffaflığı, izlenebilirliği de önemsiyorlar ve biz de aslında ülkemizde yapmış olduğumuz faaliyetlerle birlikte geliştirdiğimiz bu döngüsel üretim modeliyle bu pazarlarda yer edinebileceğiz." Fermente gıda pazarının dünyada gelişen pazar olduğuna işaret eden Koçak, "Fonksiyonel gıda pazarı globalde 586 milyar dolar civarında. Fermente gıda pazarı da aslında yıllık çift haneli bir büyüme gösteriyor ve biz de 2026-2029 yılları arasındaki 3 senelik süreçte 3,5 milyon dolarlık bir pazar payını hedefliyoruz. Tabii bu süre zarfında bu çalışmaların yanında döngüsel üretim modelini esas aldığımız için kozmetik sektörü için ham madde geliştirme sürecimiz var. Burada bir noktada kozmetik sektörüne eş zamanlı değiniyoruz." şeklinde konuştu. Sanem Koçak, Türkiye'nin iklim avantajının bulunduğunu ve geleneksel fermantasyon kültürü ile de geniş bir pazara sahip olduğunu anlatarak, bazı sorunlara dikkati çekti. Koçak, şunları kaydetti: "Bunlardan ilki sentetik üretimle fermente ürünlerde üretimin artmış olması ve meyve işleme sektöründe de meyvenin işlenmesi sürecinde ortaya çıkan ham madde oranı yüksek oranda. Bu atık olarak görülen meyve işleme sürecinde oluşan yan ürünler yüksek değerli bir ham madde olarak görülmeli. Bizler bu sorunlardan da yola çıkarak geliştirmiş olduğumuz iş modelimizle birlikte aslında ülkemizde ekonomik ve ekolojik kaybı önleyen bir sistem kuruyoruz." Türk girişimcilere tavsiyelerde bulunan Koçak, "Girişimcilik yolculuğu heyecanlı olduğu kadar bir o kadar zorlu da ve bu yol disiplin ve inanç gerektiriyor, ayrıca bir o kadar da sabır. Bu sebeple öncelikle kendi iş fikirlerine, yollarına inanmış olmaları ve devam etmeleri, sürekliliği sağlamaları gerekiyor. Bu noktada ülkemizde kurum ve kuruluşların desteklerinden faydalanmalarıyla da bence iyi bir noktaya erişeceklerdir." diye konuştu.
- Hemşire anne ile doktor kızı aynı hastanede mesai arkadaşı oldu
Gümüşhane'de sağlık alanında eğitim almaya karar veren 25 yaşındaki Elif Nur Aslan, hekim olarak atandığı hastanede annesi ile çalışmanın mutluluğunu yaşıyor. Annesi Gülcihan Aslan'ın Gümüşhane Devlet Hastanesinde hemşire olarak görev yapmasından etkilenen Dr. Aslan, üniversite eğitimini Yüksek İhtisas Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde tamamladı. İlk görev yeri memleketi Gümüşhane olan Aslan, yaklaşık 4 ay önce hemşire annesinin aynı zamanda idari ve mali hizmetler müdür yardımcısı olarak görev yaptığı Gümüşhane Devlet Hastanesi acil servisinde pratisyen hekim olarak çalışmaya başladı. Dr. Elif Nur Aslan, küçük yaşlarda çoğu zaman annesinin çalıştığı hastaneye geldiğini, bir insana yardım edebilmenin ne kadar kıymetli olduğunu o dönemlerde fark ettiğini söyledi. Hastaların annesine karşı olumlu tavırlarının kendisinde her zaman gurur duygusu oluşturduğunu ifade eden Aslan, "Hasta bir çocuğu iyileştirdiğimizde aldığımız tepkiler inanılmaz bir duygu. Bu duyguyu annemde gördükçe bu meslekte olmam gerektiğini düşündüm ve 'ben de umarım olurum' demiştim ve doktorluğa heveslendim." diye konuştu. Aslan, çevresindeki bazı kişilerin tıp fakültesi eğitiminin zorluğundan bahsetmesine karşın vazgeçmeyi hiç düşünmediğini vurguladı. Annesiyle evde ve hastanede çok iyi ilişkileri olduğunu dile getiren Aslan, "Hastanede annem müdür yardımcısı, ben ise doktor olarak görev yapıyorum. Hepimizin görev tanımı ve sorumlulukları var, buna uygun davranıyoruz. Birlikte çalışmaktan mutluyum. Anne kız aynı hastanede çalışmanın gurur verici olduğunu düşünüyorum." ifadelerini kullandı. "Gururlanıyorum, mutlu oluyorum" Gülcihan Aslan ise kızı ile görev yaptığı hastanede yaklaşık 4,5 yıldır idari ve mali hizmetler müdür yardımcılığı görevini de sürdürdüğünü kaydetti. Kızının kendisini ve eşini gururlandırdığını belirten Aslan, "Anne ve babanın evladını yetiştirip vatana, millete hayırlı olduğunu görmesi kadar onur verici bir duygu yok. Kızım da beni çok duygulandırdı, emeklerimizi boşa çıkarmadı. Şimdi hastaları tedavi ettikçe onun yerine gururlanıyorum, mutlu oluyorum." diye konuştu. Hemşireliği severek yaptığını ifade eden Aslan, "Bütün anne ve babalara bu duygular nasip olsun. Çocuklarımız vatana, millete hayırlı bireyler olsun." dedi.
- "Yılın Ahisi" seçilen 70 yaşındaki pastaneci, mesleğini evlatlarıyla sürdürüyor
Karabük'te 2025 yılında "Yılın Ahisi" seçilen pastaneci Gürbüz Tüçel, mesleğini kızı ve oğlunun desteğiyle devam ettiriyor. Çocuk yaşlarda mesleğe başlayan 70 yaşındaki Tüçel, 45 yıl önce Safranbolu ilçesinde çalıştığı dükkana ortak oldu. İki yıl sonra pastanenin Karabük şubesini açan Tüçel'in iş ortağının 2002 yılında vefat etmesi üzerine tıbbi dokümantasyon ve sekreterlik bölümü mezunu kızı Filiz Selamlar (46), babasına destek olmak için kasanın başına geçti. Tüçel'in gıda mühendisi oğlu Güvencan Tüçel (31) de ablasının izinden giderek 6 yıl önce dükkanda tezgah başında çalışmaya başladı. Kentte geçen yıl "Yılın Ahisi" seçilen ve aralıkta "Türkiye Ahilik Buluşması ve Ahi Esnaf Beratı Takdim Töreni"nde Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Ticaret Bakanı Ömer Bolat'ın elinden "Ahi Esnaf Beratı"nı alan Tüçel, oğlunun ve kızının desteğiyle müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor. "Çocuklarım işime sahip çıktı" Gürbüz Tüçel, esnaflığın okulunun olmadığını söyledi. Esnaflıkta ne kadar çok çalışılırsa o kadar başarılı olunacağını vurgulayan Tüçel, "İlkokul 5'ten itibaren ortaokul, lise sonlarına kadar tüm yaz dönemlerinde pastanelerde ve restoranlarda çırak, tezgahtar veya garson olarak çalıştım." dedi. Tüçel, daha sonra kendi işinin sahibi olduğunu ancak esnaflığın zor zanaat olduğunu dile getirerek, "Burada önemli olan paylaşımcı olmak, ekip kurmak, arkadaşlarınla ve müşterilerinle iyi geçinmek. Eskiden esnaflık kültürü daha başkaydı. Yardımlaşma, sabahları selamlaşma, gidip birbirimizle hoş sohbetler etme vardı." diye konuştu. Dükkan açmanın önemli olmadığını belirten Tüçel, en büyük sıkıntının eleman bulamamak olduğunu kaydetti. Tüçel, çocuklarının işine sahip çıktığını anlatarak, "2002 yılında ortağım rahmetli olmuştu. Kızım Filiz sağ olsun 'Baba, sana yardımcı olacağım.' dedi. Ben de 'Buyur kızım.' dedim. Kasaya geçti, bana yardım etmeye başladı. 23 senedir de yanımda." ifadelerini kullandı. Oğlunun da gıda mühendisliği bölümünü bitirdikten sonra kendisine yardım etmek istediğini belirten Tüçel, şöyle devam etti: "Ben de 'Buyur oğlum.' dedim, önlerini açtım. Kızımın ve oğlumun destekleriyle aslında bu zamana kadar geldik. Kızımın ve oğlumun desteği olmasaydı, gayretlerini veya onların varlığını yanımda hissetmeseydim tahmin ediyorum ki bu durumlara gelemezdim, bu ahilik beratını da Cenabıallah bana nasip etmezdi diye düşünüyorum." Tüçel, işlerinin zorluğundan bahsederek, meslekte başarılı olmak için insanlara güvenilmesi ve kalıcı elemanlarla çalışılması gerektiğini sözlerine ekledi.
- Köy okullarında kız öğrencilere umut olan Türk eğitimciye küresel ödül
Türk eğitimci Dr. Şerife Demircioğlu, Birleşik Krallık tarafından düzenlenen SheInspires Awards Ödülleri'nde "Eğitimde Kadınlar" kategorisinde küresel ödülün sahibi oldu. Ankara'da bir özel okulun genel müdürlüğünü yürüten Demircioğlu, eğitimde cinsiyet ve fırsat eşitliğinin sağlanması adına köy okullarında ve yatılı bölge okullarında, özellikle kız öğrencilere yönelik gönüllü çalışmalar yürütüyor. Birleşik Krallık tarafından düzenlenen ve dünyanın çeşitli bölgelerinden, yer aldıkları sektördeki işleriyle ilham veren kadınları görünür kılmayı amaçlayan SheInspires Awards Ödülleri'nde eğitim alanının bu yılki adayları arasında Demircioğlu da yer aldı. Öğretmen eğitimi, okul liderliği, kültürler arası yeterlilik konularında yaptığı çalışmalar ve yürütülen ulusal ve uluslararası projelerde üstlendiği görevlerle "Eğitimde Kadınlar" kategorisinde küresel ödüle layık görülen Demircioğlu'nun hedefi, yetiştirdiği kız öğrencilere "eğitim meşalesi"ni devretmek. "Amacımız, çocuklara bilimi sevdirmek" Demircioğlu, meslek hayatı boyunca okullara özgü uluslararası eğitim modüllerinin geliştirilmesi ve okul kültürüne entegrasyonunu merkeze alan birçok projede liderlik yaptığını belirtti. Demircioğlu, öğretmen ve öğrenci hareketliliğiyle kültürler arası yetkinliğin geliştirilmesine yönelik projelerin yanı sıra kız çocukların eğitime devamını, köylerde yaşayan çocukların eğitime ulaşımını sağlayabilmek adına hem köy okullarında hem de yatılı bölge okullarında eğitim gönüllüsü olarak çalıştığını belirterek, "Burada amacımız, çocuklara bilimi sevdirmek, onlara umut ve inanç aşılamaktı." dedi. Ödülün kendisine tek bir proje dolayısıyla verilmediğini, uzun zamandır yürüttüğü sürecin bir meyvesi olduğunu ifade eden Demircioğlu, şunları kaydetti: "Yıllardır verilmiş olan emeğin ve eğitime adanmışlığın, uluslararası bir platformda gözükmüş ve değerlendirilmiş olması benim için çok büyük mutluluktu ve ülkem adına, bütün kadın eğitimciler adına çok büyük gurur duydum. Gurur ve mutlulukla beraber tabii ki bu ödülün bana ekstra sorumluluk yüklediğini de biliyorum. Daha fazla kız öğrenciye ulaşabilmek, daha fazla kadına rol model olabilmek için çalışmalarımı devam ettireceğim. Bundan sonra hedefim de elimdeki bu ödülü, meşaleyi başka kız öğrencilerime ve öğretmenlerime verebilmek olacak." "Bir işe yüreğinizi koyduğunuzda başarı sizi buluyor" Demircioğlu, eğitimci olarak temel motivasyonunun öğrencilerinin ve öğretmenlerin hayatına dokunmak, onlarda kalıcı izler bırakmak olduğunu dile getirerek, "Bu iz bazen bir öğrencinin akademik başarısı, bazen kendine güvenmesi, bazen gözündeki ışıltıydı. Onların hayatındaki bu başarıyı, özgüveni görmek de bu mesleğin aslında en güzel tarafı." dedi. Köy okulları ve yatılı bölge okullarında eğitim gören öğrencilere, ailelerine, çalışan öğretmenlere umut ve inanç aşılamayı amaçladığını vurgulayan Demircioğlu, "Yıllar geçti, gördük ki ektiğimiz inançlar, verdiğimiz umutlar çocuklarımızın hayatını çok güzel etkilemiş. Şu anda iyi üniversitelerde eğitimlerine devam ediyorlar, birçoğu meslek sahibi oldu. Bu da zaten yapılan çalışmaların sonucuna erişmiş olduğumuzu gösterdi." değerlendirmesini yaptı. Demircioğlu, eğitimde cinsiyet ve fırsat eşitliğinin sağlanması için bütüncül yaklaşımlar benimsenmesi ve kız çocuklarının eğitime ulaşabilmesi adına sürdürülebilir politikaların geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Okul yönetimlerine, ailelere, psikolojik rehberlik ve danışmanlık hizmetlerine büyük görevler düştüğünü söyleyen Demircioğlu, şu ifadeleri kullandı: "Biliyoruz ki Türkiye'de birçok kadın eğitimci, tüm zorluklara rağmen hiçbir alkış beklemeden, bütün yüreğini ortaya koyarak öğretmen yüreğiyle işlerini yapıyor. Bir işe yüreğinizi, öğretmen sevginizi koyduğunuzda zaten başarı sizi buluyor. Ben şuna inanıyorum, bir kadın eğitime gönül verirse, sadece kendi geleceğini değil, ona bakan tüm gözlerin geleceğini de aydınlatır. O yüzden tüm öğretmenlere ve okul liderlerimize, tüm kadın eğitimcilerimize bu ödülü hediye etmek istiyorum."
- Türkiye'nin enerji verimliliği yatırımları 3,5 milyar dolara ulaştı
Enerji Verimliliği Derneği Başkanı Ahmet Erdem, Türkiye'de son 20 yılda hızla büyüyen enerji verimliliği yatırımlarının bugün itibarıyla 3,5 milyar dolar hacme ulaştığını bildirdi. Erdem, Enerji Verimliliği Haftası dolayısıyla yaptığı değerlendirmede, enerji verimliliği bilinç ve kültürünün her yaş ve kesimden insan tarafından benimsenmesi gerektiğini söyledi. Enerji verimliliğinin, bugün yalnızca bir çevre politikası başlığı olmadığını, ekonomik dayanıklılığın, enerji arz güvenliğinin ve istihdamın en güçlü yapı taşlarından biri haline geldiğini belirten Erdem, Türkiye'de son 20 yılda hızla büyüyen enerji verimliliği yatırımlarının bugün 3,5 milyar dolar hacme ulaştığı bilgisini paylaştı. Erdem, küresel ölçekte enerji verimliliği yatırımlarının da artış gösterdiğini vurgulayarak,"Küresel enerji verimliliği yatırımları 2025'te 800 milyar dolara ulaştı. Bu miktar, son 1 yılda yüzde 6'lık, 2015'e kıyasla yüzde 70'in üzerinde artışı gösteriyor." diye konuştu. Enerji verimliliğinin, en temiz ve ucuz enerji kaynağı olduğunun altını çizen Erdem, bugün atılacak doğru adımların, yalnızca bugünün enerji maliyetlerini değil, yarının rekabet gücünü ve sürdürülebilir kalkınma kapasitesini de belirleyeceğini, bu alandaki kararlı duruş ve uygulama kapasitesinin küresel enerji dönüşümünde Türkiye'yi daha güçlü konuma taşıyacağını ifade etti. "Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin üçte biri binalarda harcanıyor" Erdem, Türkiye'nin toplam enerji tüketiminin üçte birinin binalarda harcandığını anlattı. Bir önceki yıla göre hane başına düşen elektrik tüketiminin yüzde 12, son 2 yıldır kış mevsiminin benzer geçmesine rağmen doğal gaz tüketiminin ise yüzde 6 arttığına işaret eden Erdem, "2025'te güncellenen TS 825 ısı yalıtım standartlarıyla yeni yapılacak binaların ısıl geçirgenlik değerleri 2 kat iyileştirildi ve bu sayede eski standarda göre artık yüzde 30 daha verimli binalar inşa ediliyor." diye konuştu. Erdem, kamu binalarında 2030'a kadar en az yüzde 30 enerji tasarrufu hedefi bulunduğunu anımsatarak, şöyle devam etti: "Temiz bir gelecek için kamu öncü rol oynuyor. Kamuda yürütülen çalışmalarla kamunun enerji faturası 2,6 milyar lira azaltıldı. Kamudaki enerji verimliliği yatırımlarını hızlandırmak amacıyla başlatılan Dünya Bankası destekli 'Kamuda Enerji Verimliliği Projesi'nin ikinci fazında 300 milyon dolar daha yatırım yapılacak. Bu yıl itibariyle de 10 bin metrekarenin üzerinde yapılacak kamu binalarında ulusal sertifikamız olan Yeşil Sertifika alınması zorunlu oldu. Kamu binalarının yeşil bina olarak tasarlanmasıyla yılda 1,5 milyar lira tasarruf sağlanacak." Sanayide enerji verimliliği rekabeti artırıyor Sanayinin rekabet gücünün enerji verimliliğiyle arttığına dikkati çeken Erdem, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın da bu çabaları desteklemek amacıyla enerji verimliliği yatırımlarına 27 milyon liraya varan hibe teşviki verdiğinin altını çizdi. Erdem, sektörde nitelikli iş gücünün de desteklendiğini ve yeşil yakalı istihdamının arttığını belirterek, "Enerji yöneticisi, etüt proje ve ölçme-doğrulama eğitim programları kapsamında bugüne kadar 13 binden fazla profesyonel yetiştirildi. Bugüne kadar, başta Orta Asya ve Balkanlar olmak üzere 28 ülkeden 350 kişiye enerji yöneticiliği eğitimleri verildi." dedi. Enerji, sürdürülebilirlik ve çevrenin korunması konularındaki en iyi uygulamaların öne çıkmasını sağlayan ve iki yılda bir düzenlenen Emirates Enerji Ödülleri kapsamında eğitim kategorisinde Türkiye'nin ödül aldığını ifade eden Erdem, "Alınan ödül bu alandaki Türkiye'nin öncü çalışmalarının uluslararası düzeyde kabul edildiğinin de somut bir göstergesi oldu." ifadesini kullandı. Enerji Verimliliği Haftası boyunca etkinlik yapılacak Erdem, derneğin toplum genelinde enerji verimliliği bilincini artırmaya yönelik çalışmalarını da sürdürdüğünü anlattı. Hafta boyunca sanayi ve eğitim kurumlarıyla geniş kamuoyu için bilgilendirici içerikler paylaşılacağını belirten Erdem, şunları kaydetti: "Organize Sanayi Bölgeleri Üst Kuruluşu (OSBÜK) tarafından belirlenen meslek liselerinde öğrenciler için farkındalık eğitimleri düzenlenecek. Ayrıca 6 Ocak 2026 tarihinde saat 14.00'te, veri merkezlerinde enerji yönetimi ve verimlilik uygulamalarının ele alınacağı çevrim içi etkinlik derneğin YouTube kanalından canlı olarak yayımlanacak. Bu faaliyetler, Türkiye'nin enerji verimliliği hedeflerine yönelik toplumsal farkındalığı güçlendirmeyi amaçlıyor." Erdem, Türkiye'nin, 2053 Net Sıfır Emisyon hedefi doğrultusunda enerji verimliliğinin stratejik bir öncelik olarak öne çıkarıldığının altını çizerek, "2024 itibarıyla uygulamaya alınan Enerji Verimliliği 2030 Stratejisi ve II. Ulusal Enerji Verimliliği Eylem Planı bu çalışmaların somut bir göstergesi. 2030'a kadar enerji verimliliği alanında 20 milyar doların üzerinde bir yatırım ortamı oluşturulması, birincil enerji yoğunluğunda yüzde 15'lik bir iyileşme sağlanması ve yaklaşık 100 milyon ton emisyon azaltımı hedefleniyor." değerlendirmesinde bulundu.
- Genç veteriner, baba mesleği hayvancılığı modern yöntemlerle sürdürüyor
Van'ın Tuşba ilçesinde yaşayan üniversite mezunu Faysal Borizan, baba mesleği olan büyükbaş hayvancılığı devletten aldığı desteklerle daha bilinçli ve modern yöntemlerle sürdürüyor. Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Veteriner Fakültesi'nden geçen yıl mezun olan 23 yaşındaki Borizan, babasının 2018'de Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklemesi Programı kapsamında yüzde 50 hibeyle kurduğu çiftlikte çalışmaya başladı. Kozluca Mahallesi'nde 800 metrekare alana kurulan çiftliği 2021'de aldığı ek hibe desteğiyle büyüten Borizan, 150 buzağının bakımını üstlendi. Üniversitede edindiği veterinerlik bilgileri sayesinde hayvanların sağlığı ve beslenmesiyle profesyonel olarak ilgilenen Borizan, hastalık belirtisi gördüğü hayvanları karantinaya alarak tedavilerini gerçekleştiriyor, gerektiğinde aşı ve iğne uygulamaları yapıyor. Eğitiminin sağladığı avantajla veterinerlik masraflarını önemli ölçüde azaltan Borizan, bu yıl Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle 27 bin metrekare alanda yapımına başlanan iki ahırın tamamlanmasıyla tesisini daha da büyütecek. "Çiftliğimizde 150 buzağı bulunuyor" Borizan, üretimi artırmayı, hayvancılıkla ilgilenmek isteyen gençlere örnek olmayı amaçladığını söyledi. Üç kuşaktır devam eden aile işletmelerinde hem yetiştiricilik hem de veteriner hekimlik görevini üstlenerek baba mesleğini sürdürdüğünü belirten Borizan, şunları kaydetti: "Aynı zamanda Tarım ve Orman Bakanlığımızın Gençlik Konseyi Van temsilcisiyim. Bu alanda da gençlerle çeşitli faaliyetler yürütmekteyiz. Hayvancılıkla 5 yaşından beri iç içeyim. Çocukluğumdan bu yana bu işi severek yaptığım için veteriner hekimliği seçtim. Mezuniyetimden sonra işletmemizde sorumlu hekim olarak görev yapmaya başladım. Hem mesleğimi icra edebilmek hem de yetiştiriciliği bilinçli bir şekilde sürdürebilmek benim için gurur verici. İşletmemizi yıllar içinde geliştirdik. Zamanında besicilik de yaptık fakat şu an buzağı yetiştirmeye yoğunlaştık. Çiftliğimizde 150 buzağı bulunuyor. Hayvan sağlığı, bakım süreçleri ve koruyucu hekimlik çalışmalarını kendim yürütüyorum. Bu da beni ek masraftan kurtarıyor." "Küçük bir ecza depomuz mevcut" Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ekiplerinin kendilerini sürekli ziyaret ederek hastalıklar ve sektördeki gelişmeler hakkında bilgilendirdiğini anlatan Borizan, "İşletmemde hasta hayvanlar için özel bir alanımız ve küçük bir ecza depomuz mevcut. Hasta olduğunu tespit ettiğimiz hayvanlarımızı hemen sürüden ayırarak karantinaya alıyoruz ve semptomlarına uygun tedaviye başlıyoruz. Gerekli ilaç ve bakım uygulamalarını depomuzdan sağlayarak hayvanın iyileşme sürecini takip ediyor, sağlıklı şekilde sürüye döndürmeye çalışıyoruz. İşletmemizi büyüterek anaç veya besi işletmesine geçmek ve burada laboratuvar kurarak suni tohumlama gibi hizmetleri vermeyi hedefliyorum." diye konuştu.
- Kahve yapma eğitimi alan genç girişimci 8 ülkeye ürün gönderiyor
Antalya'da çalıştığı otelde hazırladığı kahveyi turistlerin beğenmemesi üzerine eğitim alıp 2020'de kendi işini kuran Malatyalı girişimci, işlediği ürünleri 8 ülkeye ihraç ediyor. Malatya'da yaşayan 32 yaşındaki Onur Aldemir, Antalya'daki otelde çalıştığı sırada hazırladığı kahveyi Rus turistlerin beğenmemesi üzerine yöneticilerinin desteğiyle 2011'de kahve yapma eğitimi almaya karar verdi. Aldığı eğitimlerin ardından işletme açan ve 17 ülkeden getirdiği kahve çekirdeklerini kavurarak ihraç etmeye başlayan Aldemir, işletmesinde 5 kişiye istihdam sağlıyor. Onur Aldemir, turistlerin yaptığı kahveyi beğenmemesinin hayatında dönüm noktası olduğunu, kendisini bu alanda yetiştirdiğini anlattı. Kahvenin özel bir içecek olduğunu dile getiren Aldemir, şöyle konuştu: "17 farklı ülkeyle çalışıyoruz. Çiğ alıp, işleyip, 8 ülkeye ihracatını sağlıyoruz. Özellikle Katar, Birleşik Arap Emirlikleri ve Kuveyt gibi Körfez ülkelerinde hizmet sağlayan firmalara gönderiyoruz. Onun yanı sıra Amerika, İngiltere ve Balkan ülkelerine de satış yapıyoruz." Üretim hacmini 20 tona çıkarmak istiyor Talebe göre üretim miktarının her yıl değiştiğini belirten Aldemir, daha fazla ülkeye ihracat için çalıştığını söyledi. Aldemir, şunları kaydetti: "İhracatımız, yıllık 8 ile 10 ton arasında. Paket bazlı baktığımız zaman bu durum 10-15 bin paket bandına çıkabiliyor. Depremlerden önce 15-20 ton bandında üretim yapabiliyorduk ancak 6 Şubat 2023 depremlerinde işletmemiz yıkıldı. Sıfırdan başlamak zorunda kaldık. Şu an küçük bir işletme kotasındayız. Daha büyük bir üretim hacmine çıkmayı hedefliyoruz. Şu an için 8-10 ton bandında olan hacmimizi ilerleyen zamanlarda 20 ton bandına çıkartıp sektördeki rakiplerimizi yakalamayı hedefliyoruz."











