top of page

Search this site

Boş arama ile 1096 sonuç bulundu

  • 14 Yaşında Limonata Tezgâhı Kurdu, Aylık 90 Bin Lira Kazanmaya Başladı

    Sakarya’nın Serdivan ilçesinde yaz tatilini değerlendirmek isteyen 14 yaşındaki Buğra Koç, evde tablet başında vakit geçirmek yerine ticarete atılmayı tercih etti. İki yıl önce arkadaşıyla birlikte limonata satmaya başlayan Buğra, bugün kendi küçük tezgâhında günlük ortalama 3 bin lira ciro yaptığını belirtiyor. Annesinin hazırladığı ev yapımı limonataları bardak başına 70 ve 80 liradan satan genç girişimci, günde yaklaşık 6 saat çalışıyor. Buğra, haftalık yaklaşık 3 bin liralık hammadde ve bardak masrafını yalnızca bir günde çıkardığını ve aylık kazancının 90 bin liraya ulaştığını söylüyor. Çalışmaya başladıktan yalnızca 14 gün sonra kendi kazancıyla akıllı telefon aldığını anlatan Buğra’nın hedefi ise daha büyük. Genç girişimci, gelecekte kendi limonata kafesini açmak istiyor. Buğra’nın girişimcilik hikâyesinden etkilenen 13 yaşındaki arkadaşı Ali Kemal Temel de tezgâhın yanında soğuk su satmaya başladı. Günlük ortalama 1.000 lira kazandığını belirten Ali Kemal, kazancıyla önce yeni bir tablet aldığını, şimdiki hedefinin ise yaz bitmeden elektrikli bisiklet sahibi olmak olduğunu ifade ediyor. İki arkadaşın dayanışması ve çalışma azmi, çevredeki vatandaşların da dikkatini çekiyor. Buğra ise yaşıtlarına, yaz tatilini sadece telefon ve tablet başında geçirmek yerine üretmeyi ve ticareti denemeleri çağrısında bulunuyor. Bu hikâye, girişimciliğin yaş sınırı olmadığını ve küçük bir fikirle başlayan bir işin, doğru emek ve kararlılıkla büyüyebileceğini gösteriyor.

  • Tüccarlar 'Lekeli' Diye Yüzüne Bakmamıştı: Şimdi Tek Başına Türkiye'nin Dört Bir Yanına Satıyor

    Isparta ilinin Eğirdir ilçesine bağlı Balkırı köyünde ikamet eden kadın girişimci Hilal Çevik, tüccarlar tarafından sadece dış görünüşü sebebiyle tercih edilmeyen lezzetli meyveleri yeniden ekonomiye kazandırıyor. Pazar değeri bulamayan ve israf olma riski taşıyan ürünleri geleneksel kurutma yöntemleriyle işleyen Çevik, gerçekleştirdiği bu üretim sayesinde hem giderek artan gıda israfının önüne geçiyor hem de pazar payı yüksek katma değerli ürünler elde ediyor. Girişimcilik faaliyetlerine 2018 yılında Isparta İl Tarım ve Orman Müdürlüğü bünyesinde düzenlenen projede aldığı üçüncülük derecesiyle başlayan Çevik, zaman içinde üretim kapasitesini düzenli olarak artırdı. Kendi kurduğu işletmesiyle, yörede satılamayan lekeli meyveleri işleyerek tüketime uygun hale getiriyor. Üretim sürecinde mevsim şartlarına bağlı olarak kayısı, cennet hurması, elma, vişne, erik ve şeftali gibi ürünleri kurutuyor. Ortalama iki kilogram taze meyve kullanılarak bir kilogram kuru meyve elde ediliyor. Asıl amacının gıda israfını engellemek olduğunu vurgulayan Çevik, Eğirdir bölgesinde özellikle elma üretiminin çok yüksek seviyelerde gerçekleştiğini belirtiyor. Görünümü kaliteli olan elmalar piyasada kolayca alıcı bulurken, yüzeyinde ufak lekeler bulunan ancak sağlık açısından hiçbir problemi olmayan meyveler maalesef tarlada kalıyor. Çevik, meyvenin iç kısmını kurutmakla kalmayıp kabuklarını da sirke yapımında kullanarak hiçbir parçanın boşa gitmemesini sağlıyor. Maddi sıkıntılara rağmen üretime beş kilogram meyve ile başlandı. Geçmiş yıllarda yaşadığı maddi zorluklar nedeniyle eğitim hayatını yarıda bırakmak zorunda kalan Çevik, ekonomik bağımsızlığını kazanma hedefinden vazgeçmedi. Bahçelerde çürümeye terk edilen ürünleri fark etmesinin hayatında önemli bir dönüm noktası olduğunu ifade eden girişimci, çevresinden aldığı olumsuz tepkilere aldırmadan üretime ilk etapta sadece beş kilogram meyve kullanarak başladı. İlk dönemlerde ürettiği ürünleri çevresindeki insanlara tanıtarak müşteri tabanı oluşturmaya çalışan Çevik, aldığı siparişlere fazladan ürün ekleyerek müşterilerinden bunları komşularına ikram etmelerini talep etti. Bu yerel pazarlama stratejisi sayesinde ürünlerin kalitesi kısa sürede geniş kitleler tarafından duyuldu. Zaman içerisinde sosyal medya platformlarının gücünü arkasına alarak müşteri ağını genişleten Çevik, tüketicinin güvenini kazanmayı en büyük başarısı olarak nitelendiriyor. Başlangıçta sadece yakın çevresine hitap eden bir girişim olarak doğan bu hareket, günümüzde Türkiye'nin birçok şehrine düzenli ürün gönderen bir işletme konumuna ulaştı. Faaliyetlerini aralıksız sürdüren girişimci, üretim kapasitesini artırarak yöresel lezzetleri küresel ölçekte tanıtmayı amaçlıyor. İlerleyen dönemde ihracat yaparak yurt dışına açılmayı planladığını belirten Çevik, elde ettiği bu başarıyla diğer kadın girişimcilere de örnek olmayı sürdürüyor. Gıda israfının engellenmesine yönelik adımlarını kararlılıkla devam ettireceğini dile getiren girişimci, kırsal kalkınmada emeğin önemini bir kez daha ortaya koyuyor.

  • Bursa'da Devlet Desteğiyle Kurulan Atölye Dünyaya Açıldı

    Bursa'da KOSGEB ve İŞKUR destekleriyle kurduğu tekstil atölyesinde 16 kadına istihdam sağlayan Sibel Zeybek, ABD ve Avrupa ülkelerine gerçekleştirdiği ihracatla Çin pazarındaki bir ürünü Türkiye'ye kazandırdı. Tekstil sektöründeki 20 yıllık tecrübesini kendi işine aktaran girişimci Sibel Zeybek, Bursa'da hayata geçirdiği atölye ile uluslararası pazarda başarılara imza atıyor. Devlet teşvikleri sayesinde üretim kapasitesini artıran Zeybek, ağırlıklı olarak kadın çalışanlardan oluşan 16 kişilik ekibiyle ev tekstilinden pet ürünlerine kadar geniş bir yelpazede imalat yapıyor. Çin'in Pazarını Türkiye'ye Taşıdılar Atölyede yatak alezi, köpek yatağı, mutfak önlüğü, çanta ve nevresim gibi çeşitli ürünler imal ettiklerini belirten Zeybek, üretimin önemli bir kısmını ihraç ettiklerini kaydetti. ABD, Almanya, İngiltere, İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi ülkelere ürün gönderdiklerini belirten girişimci, daha önce ABD'li bir firmanın Çin'den tedarik ettiği alez siparişini kendi atölyelerinde üreterek ABD'ye gönderdiklerini söyledi. Bu başarıyla Çin pazarından pay aldıklarını ifade eden Zeybek, aylık 15 bin parça üretim kapasitesine ulaştıklarını dile getirdi. Kadın İstihdamına Destek İŞKUR iş birliğiyle daha önce hiç tecrübesi olmayan kadınlara atölyede eğitim vererek meslek sahibi yaptıklarını vurgulayan Zeybek, artan talepler doğrultusunda kapasiteyi büyütmeyi ve daha fazla kadını iş hayatına kazandırmayı hedeflediklerini sözlerine ekledi.

  • Çin’de Gördü, Amasya’da Üretime Geçti: İstanbul’daki İşini Bırakıp 35 Kişiye İş Verdi

    Çin’de gördüğü elektrikli motosikletlerden ilham alan Amasyalı girişimci Ferhat Şahin, gördüğü fikri memleketine taşıdı. İstanbul’daki işini bırakarak Amasya’nın Suluova ilçesine dönen Şahin, kurduğu tesiste elektrikli motosiklet montajına başladı. Şimdi hedefinde Türkiye’nin dört bir yanına ulaşmak ve ardından Avrupa’ya ihracat var. Bir seyahat sırasında görülen bir fikir, Ferhat Şahin’in hayatının yönünü değiştirdi. Amasyalı girişimci, Çin’in Şanghay kentinde bulunduğu sırada elektrikli motosikletlerin şehir içi ulaşımda yoğun şekilde kullanıldığını gördü. Bu araçların hem ulaşım sorununa çözüm sunduğunu hem de şehir içindeki hareketliliği kolaylaştırdığını fark eden Şahin, gördüğü sistemi Türkiye’ye taşımaya karar verdi. Bu kararın ardından İstanbul’da çalıştığı firmadaki işinden ayrılan Şahin, memleketi Amasya’nın Suluova ilçesine yerleşti. Hayalini Memleketinde Gerçeğe Dönüştürdü Şahin, ortağı ve ağabeyi Murat Şahin ile birlikte yaptığı değerlendirmelerin ardından Suluova Organize Sanayi Bölgesi’nde yatırım yapmaya karar verdi. Bu yıl altyapı çalışmalarını tamamlanan tesiste elektrikli motosikletler için montaj hattı kuruldu. Çin ve Türkiye’den tedarik edilen parçalar tesiste bir araya getirilerek satışa hazır hale getiriliyor. Üretimin ilk aşamasında biri yük taşımaya uygun kasalı, diğeri ise bireysel kullanıma yönelik olmak üzere iki farklı elektrikli motosiklet modeli üzerinde çalışılıyor. Tesiste günlük yaklaşık 10 motosikletin montajı gerçekleştiriliyor. Hazırlanan araçlar ise Türkiye genelindeki bayiler aracılığıyla müşterilere ulaştırılıyor. 35 Kişiye İstihdam Sağlıyor Memleketine dönerek yatırım yapan Ferhat Şahin’in girişimi yalnızca elektrikli motosiklet üretimiyle sınırlı kalmadı. Suluova’da faaliyet gösteren tesiste şu anda 35 kişiye istihdam sağlanıyor. Girişimcinin önümüzdeki dönem hedeflerinden biri ise motosikletlerde kullanılan parçaların daha büyük bölümünü Türkiye’de üretmek. Bu kapsamda kablo, konnektör ve plastik aksam gibi parçaların yerlileştirilmesi için çalışmalar yürütülüyor. Böylece zaman içerisinde ürünlerdeki yerli üretim oranının artırılması hedefleniyor. “Bunu Türkiye’ye Getirmek Gerektiğine Karar Verdik” Ferhat Şahin, Çin ziyaretinde gördükleri elektrikli motosikletlerin şehir içi ulaşımda önemli bir çözüm sunduğunu belirterek, bu sistemi Türkiye’ye kazandırmak istediklerini ifade etti. Yaklaşık 6 aydır Suluova’daki tesiste montaj çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Şahin, iki farklı modelde günlük yaklaşık 10 motosikletin montajını gerçekleştirdiklerini ve Türkiye genelindeki bayiler üzerinden dağıtım yaptıklarını aktardı. Sırada Avrupa Var Türkiye pazarında büyümeyi hedefleyen girişimcinin planları bununla da sınırlı değil. Elektrikli motosikletlerle ilgili sertifikasyon süreçlerini tamamlayan Şahin, önümüzdeki dönemde Avrupa pazarına ihracat yapmayı hedefliyor. Çin’de gördüğü bir ulaşım çözümünü memleketine taşıyan Ferhat Şahin, İstanbul’daki işini bırakıp Suluova’da yeni bir üretim hikâyesi başlatırken, bugün 35 kişiye istihdam sağlayan bir girişimin başında bulunuyor. Bazen büyük bir girişim, sadece başka bir ülkede gördüğünüz küçük bir fikrin “Bunu biz neden yapmayalım?” sorusuna dönüşmesiyle başlar.

  • Borçlarla Sıfırdan Başladılar, Kendi Moda Evlerini Kurdular: İki Kadın Girişimciden Gümüşhane’ye 2027 Sürprizi

    Gümüşhane’de iki kadın girişimci, herhangi bir kamu desteği almadan kredi ve borçlanarak kurdukları Moira Moda Evi ile kendi hayallerinin peşinden gidiyor. Şengül Aydın ve Cennet Öztürk Beşel, şimdi ise 2026-2027 eğitim öğretim döneminde mezun olacak gençler için özel bir kreasyon hazırlıyor. Gümüşhane’de kadın girişimcilerin az olduğu bir alanda cesur bir adım atan 50 yaşındaki Şengül Aydın ile 31 yaşındaki Cennet Öztürk Beşel, Hasanbey Mahallesi Hasanbey Caddesi’nde Moira Moda Evi’ni açarak kendi işlerinin patronu oldu. Kişiye özel tasarım, gelinlik, abiye, günlük kıyafet, çocuk kıyafetleri, ceket, takım elbise ile tadilat ve onarım hizmetleri sunan iki girişimci, Gümüşhanelilerin özel gün kıyafetleri için şehir dışına gitmek zorunda kalmamasını hedefliyor. Bir Abiye Arayışı Ortak Hayale Dönüştü Üç çocuk annesi Şengül Aydın’ın dikişle tanışması çocukluk yıllarına dayanıyor. Annesinden etkilenerek dikişe başlayan Aydın, Halk Eğitim kurslarında eğitim aldı ve yıllar boyunca dikiş ile perdecilik gibi farklı alanlarda çalıştı. Cennet Öztürk Beşel ise dikiş makinesiyle tanıştığı 6-7 yaşlarından itibaren bu alana ilgi duydu. Halk Eğitim Merkezi'ndeki eğitimlerin ardından Konya Teknik Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü’nü tamamlayan Beşel, bir süre mesleğine ara verdikten sonra Gümüşhane’de yeniden dikiş ve tasarım alanına yöneldi. İki girişimcinin yolları da Halk Eğitim Merkezi’nde kesişti. Ortak iş yeri açma fikrini uzun süredir dile getiren Beşel’in önerisi, Aydın’ın kızının nişanı için Gümüşhane’de abiye aramasıyla gerçeğe dönüştü. Gün boyunca aradıkları kıyafeti bulamayan anne-kızın yaşadığı bu deneyim, iki kadının “Neden Gümüşhane’de böyle bir yer olmasın?” sorusunu sormasına neden oldu. “Elimizde Hiç Para Yokken Başladık” İki kadın girişimci, Moira Moda Evi’ni kurarken herhangi bir kamu desteğinden yararlanamadı. Çeşitli destekleri araştıran Aydın ve Beşel, kendi şartlarına uygun bir destek bulamayınca iş yerini kredi kartları ve kredilerle kurdu. “Elimizde hiç para yokken başladık bu işe” diyen girişimciler, tüm zorluklara rağmen kendi emekleriyle bir iş kurmanın yolunu seçti. İş yerinin bulunduğu Hasanbey Caddesi de bilinçli olarak tercih edildi. Daha merkezi ve yoğun caddelerdeki yüksek kira maliyetlerinin başlangıçta kendilerini zorlayacağını belirten girişimciler, daha uygun kira bedeli sayesinde ayakta kalabilecekleri bir başlangıç yaptıklarını ifade ediyor. Sakin caddenin prova için gelen müşterilere de kolaylık sağladığını belirten iki girişimci, araçların kısa süreli durabilmesi ve daha rahat bir çalışma ortamı oluşmasını avantaj olarak değerlendiriyor. Amaçları Gümüşhane’de Bir İhtiyacı Karşılamak Cennet Öztürk Beşel, Gümüşhane’de özellikle abiye, gelinlik ve kişiye özel kıyafet konusunda önemli bir eksiklik olduğunu fark ettiklerini belirtiyor. Özel gün kıyafeti arayan vatandaşların Trabzon, Erzincan veya Kelkit gibi farklı bölgelere gitmek zorunda kalmasının kendilerini girişimcilik konusunda cesaretlendirdiğini ifade eden Beşel, Gümüşhanelilerin kendi şehirlerinde hayal ettikleri kıyafetlere ulaşabilmesini istiyor. Moira Moda Evi’nde ise müşterinin yalnızca hazır bir kıyafet seçmesi değil, hayalindeki kıyafetin kendi bedenine ve zevkine göre tasarlanması amaçlanıyor. “Kadın Olarak Yapamayacağımız Hiçbir Şey Yok” Kendi işini kurmak isteyen kadınlara da mesaj veren Cennet Öztürk Beşel, kişinin öncelikle kendi yeteneğine ve yaptığı işe inanması gerektiğini söylüyor. Beşel, el becerisine güvenen ve yaptığı işi seven kadınların cesaret ederek kendi yollarını çizebileceğine inanıyor. “Kadın olarak yapamayacağımız hiçbir şey yok” diyen Beşel, kendi hikâyelerinin de bunun bir örneği olduğunu ifade ediyor. Gümüşhane İçin 2027 Kreasyonu Hazırlıyorlar Moira Moda Evi’nin iki girişimcisi şimdi ise yeni bir hedefe odaklanmış durumda. Cennet Öztürk Beşel, 2026-2027 eğitim öğretim döneminde lise ve üniversiteden mezun olacak öğrenciler için özel bir mezuniyet kreasyonu hazırlayacaklarını açıkladı. Gençlerin yanı sıra farklı yaş gruplarına da hitap etmesi planlanan koleksiyonda, farklı bütçelere uygun tasarımların yer alması hedefleniyor. Kendi imzalarını taşıyacak tasarımlarla Gümüşhane’de mezuniyet ve özel gün kıyafetlerine yeni bir alternatif sunmaya hazırlanan iki kadın girişimci, borçlarla ve sıfırdan başladıkları yolculukta şimdi kendi markalarını büyütmenin heyecanını yaşıyor. Onların hikâyesi, bazen bir hayalin gerçekleşmesi için gereken tek şeyin mükemmel şartları beklemek değil, elindekilerle ilk adımı atmak olduğunu gösteriyor.

  • "Matematiğin yıldızları" Singapur'daki olimpiyatlarda 16 ödül kazandı

    Bursa'daki Nilüfer Anadolu İmam Hatip Lisesinin ortaokul bölümünde eğitim gören öğrenciler, Asya'nın en prestijli yarışmalarından Singapur Uluslararası Matematik Olimpiyatları'nda 1 altın, 2 gümüş, 8 bronz ve 5 mansiyon olmak üzere 16 ödül kazandı. Nilüfer ilçesinde 678 öğrenci ve 78 öğretmeni bulunan okulda, öğrencilerin analitik düşünme ve problem çözme becerilerini geliştirmek, onları İngilizce matematiğe yönlendirmek amacıyla "Matematik Olimpiyatları Kulübü" kuruldu. Kulübün öğrencileri, haftanın belirli gün ve saatlerinde farklı ülkelerdeki matematik müfredatına göre eğitim görmeye başladı. Lisenin ortaokul bölümünde eğitim gören öğrencilerden 12'si, Asya'nın en büyük matematik yarışmalarından Singapur Uluslararası Matematik Olimpiyatları'na (SIMOC) katıldı. Öğrenciler, 40 ülkeden 2 bin 287 öğrencinin katıldığı yarışmada 1 altın, 2 gümüş, 8 bronz madalya ve 5 mansiyon ödülü kazandı. "Bu süreçte öğrencilerimiz ellerinden geleni yaptı" Okulun matematik öğretmeni Ebru Ceyhan, AA muhabirine, öğrencileriyle 1 yıldır bu organizasyona hazırlandıklarını söyledi. Öğrencilerin zorlu yarışmada güzel dereceler elde ettiğini belirten Ceyhan, "Analitik düşünme ve problem çözme becerilerinin sorulduğu soruların yanı sıra uluslararası takım oyunlarının oynandığı bir organizasyon." dedi. Ceyhan, öğrencilerin 3 farklı kategoride yarıştığını anlatarak, şunları kaydetti: "Biri yazılı sınav. Yıl içerisinde yaptığımız çalışmaların sonucunu gördükleri, problem çözme becerilerinin olduğu, kendi seviyelerinden daha üst düzeyde sorular çözdükleri yazılı bir sınav. Diğer ikisi ise takım oyunu. Farklı ülkelerden öğrencilerle eşleşme yapılarak Singapur'a özgü oyunların oynandığı bir oyundu. Bu maraton yaklaşık 10 saat sürdü. Bu süreçte öğrencilerimiz ellerinden geleni yaptı." Yarışmada elde ettikleri başarıdan dolayı gururlu olduklarını söyleyen Ebru Ceyhan, "Elimiz dolu bir şekilde bayrağımızı gururlandırarak Türkiye'mize dönüş sağladık. Bir öğretmen olarak öğrencilerimizin bu başarısını Singapur'da görmek, bayrağımızı orada dalgalandırmak benim için çok kıymetliydi." ifadesini kullandı. Ceyhan, 1 yıl yoğun tempoyla çalışmanın karşılığını aldıklarını dile getirerek, "Bu madalyaların arkasında emek, disiplin, özveri ve büyük bir çalışma var. Bu öğrenciler sadece bir madalya değil, farklı kültürleri tanıma, özgüvenlerini artırma, ayrıca dünya vatandaşı olma yolunda da yol katetmiş olduklarını düşünüyorum." diye konuştu. "Yarışmalara katılıp ülkem için hayırlı işler yapmaya devam edeceğim" Organizasyonda 1 altın ve 1 bronz madalya kazanan 7. sınıf öğrencisi Kimya Meyra Avcı da en çok matematik dersini sevdiğini anlattı. Matematik dersinde çok eğlendiğini dile getiren Avcı, şöyle konuştu: "Singapur'daki yarışma iyi geçti. Altın madalya almak beni gururlandırdı. Bundan sonra da yarışmalara katılıp ülkem için hayırlı işler yapmaya devam edeceğim. Yarışmaya katılmama destek olan MÜSİAD ailesine teşekkür ederim." Öğrencilerden Yiğit Ali Dağdelen de bu tür yarışmalara katılmaya devam edeceğini belirterek, "3 farklı kategoride bronz madalya kazandım. Mutluluktan havaya uçtum. Ailem de çok mutlu oldu." dedi.

  • Bankacılığı Bıraktı, Tutkusunun Peşinden Gitti: Kendi Markasını Kurarak Binlerce Kişiye İlham Oldu

    Ankara'da doğan Ezgi Yücer, uzun yıllar kurumsal hayatta bankacılık sektöründe çalıştı. Başarılı bir kariyere sahip olmasına rağmen, zamanla sadece geçimini sağlayan değil, aynı zamanda ruhunu besleyen bir meslek yapmak istediğini fark etti. Bu farkındalık, onu hayatının en önemli kararlarından birini almaya yöneltti. Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olan ve aynı üniversitede yüksek lisansını tamamlayan Yücer, yıllar boyunca edindiği kurumsal deneyimin ardından yoga ve bütünsel iyi yaşam alanına yöneldi. Başlangıçta kendi yaşamına iyi gelmesi için tanıştığı yoga ve yüz yogası, zamanla onun yeni mesleği ve girişimcilik yolculuğunun temeli haline geldi. Çevresinden "Garanti işini bırakma" ve "Bu alanda başarılı olamazsın" gibi birçok uyarı alan Yücer, korkularına rağmen iç sesini dinlemeyi seçti. En büyük riskin, insanı heyecanlandırmayan bir hayatın içinde kalmak olduğuna inanan genç girişimci, cesur bir kararla kurumsal kariyerini geride bırakarak kendi markası Ezolitha'yı kurdu. Bu yolculukta en büyük dönüm noktalarından biri ise Hindistan oldu. Tek başına çıktığı bu seyahatte bir ay boyunca bir aşramda yaşayarak yoga eğitimi alan Yücer, yalnızca mesleki bilgi kazanmadığını, aynı zamanda hayatının yönünü de burada belirlediğini söylüyor. Meditasyon, disiplin ve sade yaşamın içinde geçirdiği bu süreç, ona insanlara dokunacağı bir gelecek kurma konusunda netlik kazandırdı. Bugün hem yüz yüze hem de online yoga ve yüz yogası eğitimleri veren Ezgi Yücer, düzenlediği atölyeler ve uygulamalarla birçok kişinin yaşamına katkı sunuyor. Aynı zamanda kendini geliştirmeye devam eden girişimci, 38 yaşında Medipol Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü'nde eğitim alarak "Öğrenmenin yaşı yoktur" anlayışını yaşamıyla kanıtlıyor. Gelecekte bütünsel sağlık yaklaşımını fizyoterapiyle birleştiren bir merkez kurmayı hedefleyen Yücer, özellikle kadınların kendileriyle yeniden bağ kurmalarına destek olmayı amaçlıyor. Başarı hikâyesini ise tek bir cümleyle özetliyor: "İnsan hayatında ikinci, hatta üçüncü kez yeniden başlayabilir. Benim hikâyem de bunun mümkün olduğunun bir kanıtı."

  • Fikir üretmeyi hayatının merkezine koydu... Uğur Ağırgöl'ün girişimcilik yolculuğu ilham veriyor

    Başarı, yalnızca bir iş kurmak değil; ürettiğiniz fikirlerle başkalarının hayatına dokunabilmektir. Bu anlayışla yıllardır çalışmalarını sürdüren Uğur Ağırgöl, girişimcilik, dijital pazarlama ve kişisel gelişim alanlarında ürettiği içerikler, projeler ve eğitimlerle girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. İçerik üretmeye olan ilgisini iki bin on yılında blog yazarlığıyla profesyonel bir yolculuğa dönüştüren Ağırgöl, kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu blogunda girişimcilikten dijital pazarlamaya, kariyer planlamasından iş fikirlerine kadar birçok konuda bilgi ve deneyimlerini paylaşarak geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. İki bin on beş yılında Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'nden onur öğrencisi olarak mezun olan Ağırgöl, eğitim hayatını girişimcilik vizyonuyla birleştirdi. Etkili iletişim, liderlik, dijital pazarlama, sosyal medya yönetimi, e-ticaret, inovasyon, proje geliştirme ve girişimcilik gibi birçok alanda eğitimlere katılarak kendisini sürekli geliştirdi. JCI Girişim Hareketi, Girişimcilik Vakfı, Microsoft Startup Weekend ve Özyeğin Üniversitesi LABX gibi önemli programlarda yer alarak fikirlerini projelere dönüştürme yolunda önemli deneyimler kazandı. Katıldığı girişimcilik proje yarışmalarında elde ettiği başarılarla adından söz ettiren Ağırgöl, dijital platformlarda ürettiği içeriklerle de binlerce kişiye ulaşmayı başardı. Sosyal medya hesapları ve blog yazılarıyla girişimci adaylarına yol gösteren Ağırgöl, bilgi paylaşımını kişisel başarının önüne koyan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Toplumsal gelişime katkı sağlamayı en önemli hedeflerinden biri olarak gören Ağırgöl; insanların daha üretken, daha yenilikçi ve daha çözüm odaklı düşünebildiği bir toplum oluşturabilmek için çalışmalarını sürdürüyor. Farklı disiplinlerden edindiği bilgileri bir araya getirerek yeni bakış açıları geliştirmeyi amaçlayan başarılı girişimci, girişimciliğin yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal gelişimin önemli bir parçası olduğuna inanıyor. Bugün girişimcilik eğitmeni, dijital pazarlama danışmanı ve içerik üreticisi kimliğiyle çalışmalarına devam eden Uğur Ağırgöl, ürettiği fikirler ve paylaştığı bilgiyle yeni nesil girişimcilere ilham vermeyi sürdürüyor.

  • Ders Çalışırken Başladılar, Mezun Olmadan Şirket Kurup Patent Başvurusu Yaptılar

    Üniversite sıralarında başlayan bir fikir, bugün çevre dostu ve yenilikçi bir girişime dönüştü. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Kimya Bölümü öğrencileri Eylül Civelek ve Sonay Eda Er, eğitim hayatları devam ederken geliştirdikleri doğal içerikli katı parfüm projesiyle girişimcilik dünyasında dikkat çekmeyi başardı. Lise yıllarında arkadaş olan iki genç, üniversitenin birinci sınıfında doğal içerikli katı parfüm üretme fikrini hayata geçirmek için çalışmalara başladı. İYTE Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hürriyet Polat'ın danışmanlığında yürüttükleri AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdikleri teknoloji için patent başvurusu yaptılar. Projeleriyle TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim Programı kapsamında destek almaya hak kazanan Civelek ve Er, mezun olmadan Teknopark İzmir bünyesinde şirket kurarak ürünlerini ticarileştirdi. Böylece akademik çalışmalarını kısa sürede ticari başarıya dönüştürmeyi başardılar. Genç girişimcilerin geliştirdiği katı parfüm, tamamen doğal vakslardan üretilirken alkol içermemesiyle de öne çıkıyor. Hassas ciltler ve dini hassasiyetleri bulunan kullanıcılar için uygun olarak geliştirilen ürün, çevre dostu yapısıyla piyasadaki benzerlerinden ayrılıyor. Ürünün en dikkat çekici yönlerinden biri ise geliştirilen özel teknoloji oldu. Koku molekülleri mikro ölçekte özel damlacıklar içerisinde korunarak hem ürünün raf ömrü uzatılıyor hem de ten üzerindeki kalıcılığı artırılıyor. Girişimciler, geliştirdikleri katı parfümün 10 saatin üzerinde kalıcılık sunduğunu ifade ediyor. Şu ana kadar iki kadın ve bir erkek kokusu geliştiren ekip, kadın koleksiyonunda çiçeksi notalara, erkek koleksiyonunda ise limon ve bergamot aromalarına yer verdi. Stick formunda tasarlanan ürünler, taşınabilir yapısıyla günlük kullanım kolaylığı sağlıyor. Çevrim içi satış platformları ve sosyal medya üzerinden kullanıcılarla buluşan doğal katı parfümlerin, önümüzdeki dönemde şirketin kendi internet sitesi üzerinden de satışa sunulması planlanıyor. Başarı Hikâyesi: Üniversite dersleri arasında başlayan bir proje, doğru AR-GE desteği, girişimcilik ruhu ve kararlılıkla patent başvurusuna, TÜBİTAK desteğine ve mezun olmadan kurulan bir teknoloji şirketine dönüştü.

  • "Yapamazsın" Dediler, 19 Yaşında Kendi İşini Kurdu: Büşra Tekin 5 Kişiye İstihdam Sağlıyor

    Gaziantep'te yaşayan 19 yaşındaki Büşra Tekin, genç yaşına rağmen girişimcilik hayalini gerçeğe dönüştürerek örnek bir başarı hikâyesine imza attı. Çevresinden sık sık "Bu yaşta yapamazsın" sözlerini duyan Tekin, bu eleştirilere kulak asmak yerine çalışmayı tercih etti ve ailesinin desteğiyle kendi ev yemekleri işletmesini kurdu. Çocukluk yıllarından itibaren mutfağa ilgi duyan Büşra Tekin, meslek lisesinde Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanında eğitim aldı. Mezuniyetinin ardından yaklaşık 1,5 yıl içinde kendi işletmesini açarak günlük ev yemekleri, yöresel Gaziantep lezzetleri, pasta ve tatlı çeşitleriyle müşterilerine hizmet vermeye başladı. Kısa sürede geniş bir müşteri kitlesine ulaşan işletme, özellikle üniversite öğrencileri, memurlar ve ailesinden uzakta yaşayan vatandaşların tercih ettiği adreslerden biri haline geldi. Tekin, amaçlarının yalnızca yemek sunmak değil, müşterilerine ev sıcaklığını hissettirmek olduğunu ifade ediyor. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen işletmesini büyüten genç girişimci bugün 5 kişiye istihdam sağlıyor. İlerleyen dönemde ekibini daha da genişletmeyi hedefleyen Tekin, gençlere de önemli bir mesaj veriyor: Başkalarının "yapamazsın" sözlerine değil, kendi hayallerine inanarak cesur adımlar atmaları gerektiğini vurguluyor. Büşra Tekin'in hikâyesi, yaşın değil azim, emek ve kararlılığın başarıyı belirlediğini bir kez daha gösteriyor.

  • Bir destekle başladı, dört yılda marka oldu: Bakan Göktaş'tan örnek proje vurgusu

    Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Düzce'deki yaban mersini bahçesini ziyaret ederek devlet korumasındaki çocuklarla birlikte hasat yaptı. Genç girişimci desteğiyle kurulan aile işletmesinin dört yılda Düzce'nin marka değerine katkı sunduğunu belirten Göktaş, projeyi yeni nesil tarımın en güzel örneklerinden biri olarak nitelendirdi. GENÇ GİRİŞİMCİ DESTEĞİYLE BAŞLAYAN YABAN MERSİNİ SERÜVENİ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Düzce'de ziyaret ettiği yaban mersini bahçesinde açıklamalarda bulundu. Devlet koruması altındaki çocuklarla birlikte yaban mersini topladıklarını belirten Göktaş, projenin genç girişimcilere örnek olduğunu söyledi. Bakan Göktaş, Tarım ve Orman Bakanlığının genç girişimci desteği kapsamında hayata geçirilen projeye ilişkin, "Şimdi öncelikle tabii böyle faaliyetler bizleri mutlu ediyor. Tarım Bakanlığımızın genç girişimci desteği kapsamında alınan ilk destekle bir yaban mersini bahçesine başlıyor genç kardeşimiz ailesiyle. Akabinde taleple beraber burayı genişletiyor. Aslında ilk aşamada ticari bir faaliyet gözetmeksizin bunu başlatmıştı fakat geldiğimiz noktada ailelerin de çok keyifle zaman geçirdiği bir ortama dönüşmüş" ifadelerini kullandı. BAKAN GÖKTAŞ'IN EN GURUR DUYDUĞU İKİ NOKTA Projenin yeni nesil tarım anlayışını yansıttığını vurgulayan Göktaş, "Aslında yeni tarım, yeni nesil tarımın en güzel örneklerinden. Hem yaban mersininin çeşitli şekilde nasıl değerlendirildiğini de ailece çok güzel değerlendirmişler. Burası bir aile işletmesi. Benim en gurur duyduğum iki nokta oldu. Özellikle aile işletmeleri çok kıymetli. Anne, baba ve çocukların her birinin burada bir sorumluluğu var. Ama hem dayanışmayı beraber başlatıyorlar, aynı zamanda fikren de birbirlerine destek oluyorlar. Buranın bu kadar gelişmiş olmasının da muhtemelen sebebi bu aile içi bağların çok kuvvetli olması" dedi. DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLARA KEYİFLİ HASAT DENEYİMİ Devlet koruması altındaki çocukların da etkinliğe katıldığını belirten Göktaş, "Diğer yandan çocuklar ve aileler de burada birlikte zaman geçirebiliyorlar. Biz de bugün devlet korumasındaki çocuklarımızla beraber yaban mersini topladık. Oldukça keyifli zaman geçirdik. Bu güzel imkânı sundukları için ve bu vizyoner proje için kendilerine teşekkür ediyorum. Gerçekten örnek teşkil eden bir proje" diye konuştu. DÜZCE'NİN MARKA DEĞERİNE DÖRT YILDA DAMGA VURAN PROJE Devletin genç girişimcilerin yanında olmaya devam edeceğini söyleyen Göktaş, "Devletimiz bütün kurumlarıyla gençlerimizin yanında. Bir fikri olanın her zaman devletimiz yanında. Bu da fikri olan genç girişimci kardeşimizin genç girişimci desteği kapsamında aldığı ilk destekle oluşturdukları, akabinde kendilerinin sadece dört yıl gibi bir sürede geliştirdikleri bir ürün bahçesine dönüşmüş ve bizleri de gerçekten gururlandırdı" ifadelerini kullandı. Bakan Göktaş, "Ben buraya geldiğimde bu kadar nitelikli, bu kadar güzel bir bahçeyle karşılaşacağımı beklemiyordum. Hem ürün çeşidi, aynı zamanda da fikir olarak da birbirlerini destekliyorlar, birbirine katkı sunuyorlar. Düzce'ye de gerçekten bir katkı sunmuş. Düzce biliyorsunuz tarım memleketi, aynı zamanda fındığın da yetiştiği bir şehir. Yaban mersiniyle beraber burada hem ürün çeşidi artırılmış oldu hem de marka değeri bence tescillendi. Tebrik ediyorum, kendileriyle gurur duyuyorum" dedi.

  • Yozgatlı Girişimci Murat Erdem'in Kurduğu Bistorya Gıda, Ankara'dan Dünyaya Türk Lezzetlerini Taşıyor

    Yozgatlı iş insanı Murat Erdem tarafından 2012 yılında kurulan Bistorya Gıda, geleneksel Türk lezzetlerini modern üretim teknolojisiyle buluşturarak uluslararası pazarda dikkat çeken bir başarı hikâyesi yazıyor. Ankara'daki üretim tesislerinden çıkan simit, poğaça, açma, su böreği, baklava ve birçok unlu mamul, bugün Amerika, Avrupa ve Körfez ülkelerindeki tüketicilerle buluşuyor. Dört Marka ile Güçlü Yapı Kurulduğu günden bu yana üretim kapasitesini ve ihracat ağını sürekli geliştiren Bistorya Gıda, yalnızca tek bir marka olarak faaliyet göstermiyor. Şirket bünyesinde yer alan Bistorya, Simitçi Dünyası, Fast Bakery ve Sıcak Fırın markalarıyla hem mağazacılık hem de toptan üretim alanında hizmet veriyor. Ayrıca yurt dışındaki birçok firma için özel marka (private label) üretimi gerçekleştirerek uluslararası pazardaki varlığını güçlendiriyor. Ankara'dan Üç Kıtaya İhracat Firmanın Ankara'daki modern üretim tesislerinde hazırlanan ürünler, ileri dondurma teknolojisiyle şoklanarak soğuk zincir sistemiyle dünyanın farklı noktalarına ulaştırılıyor. Özellikle Amerika kıtasında güçlü bir ihracat ağına sahip olan şirket, Avrupa'nın birçok ülkesine ve Körfez bölgesine düzenli sevkiyat gerçekleştiriyor. Türkiye'de ise başta Ankara olmak üzere çok sayıda market, pastane ve kafe zincirine ürün tedarik ediyor. "Ankara'dan Dünyaya Lezzet Gönderiyoruz" Şirketin ikinci kuşak yöneticilerinden Muhammed Erdem, firmanın büyüme sürecinin planlı çalışma ve aile kültürüne dayandığını belirtti. Bilkent Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra İngiltere'de dijital pazarlama alanında yüksek lisans yaptığını ifade eden Erdem, aile şirketinde farklı departmanlarda görev alarak tecrübe kazandığını söyledi. Erdem, "2012 yılında kurduğumuz Bistorya Gıda bugün farklı markalarıyla faaliyet gösteriyor. Hem yurt içinde hem de uluslararası pazarda toptan ürün sevkiyatları gerçekleştiriyoruz. Kendi markalarımızın yanı sıra private label üretim de yapıyoruz. Özellikle Amerika kıtasında güçlü bir konumdayız. Avrupa'nın birçok ülkesine ve Körfez ülkelerine ürün gönderiyoruz." ifadelerini kullandı. Geleneksel Lezzet ve El İşçiliği Ön Planda Başarılarının temelinde kalite anlayışının bulunduğunu vurgulayan Muhammed Erdem, üretim süreçlerinde geleneksel lezzeti korumaya özen gösterdiklerini belirtti. "Tam anlamıyla endüstriyel üretim anlayışından uzak durmaya çalışıyoruz. El işçiliğini ve geleneksel lezzeti koruyarak kaliteli ürünler üretmek bizi farklı kılıyor." dedi. Kadın İstihdamına Katkı Sağlıyor Firmanın Üretim Müdürü ve Kimya Mühendisi Aslıhan Keş ise üretim tesislerinde hijyen ve kalite standartlarının titizlikle uygulandığını söyledi. Çalışanların yaklaşık yüzde 70 ila 80'inin kadınlardan oluştuğunu belirten Keş, simitten baklavaya kadar geniş ürün yelpazesini eksi 40 derecede şoklayıp eksi 18 derecede muhafaza ederek dünyanın birçok ülkesine gönderdiklerini ifade etti. Keş, "Öncelikle kendimizin güvenle tüketebileceği ürünleri üretiyoruz. Kalitesinden emin olmadığımız hiçbir ürünü müşterilerimize sunmuyoruz." dedi. Yozgat'tan Dünyaya Uzanan Girişimcilik Hikâyesi Murat Erdem tarafından temelleri atılan Bistorya Gıda, ikinci kuşak yönetici Muhammed Erdem'in katkılarıyla büyümesini sürdürüyor. Geleneksel Türk lezzetlerini dünya sofralarına taşıyan şirket; ihracat başarısı, kadın istihdamına verdiği önem, güçlü marka yapısı ve kalite odaklı üretim anlayışıyla Türk girişimciliğinin dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.

Arama Yap

bottom of page