Boş arama ile 862 sonuç bulundu
- Kadınların kütüphanede sesli kitap dinlerken ördüğü kıyafetler depremzede çocuklara ulaştı
Çorum'un Kargı ilçesinde ev hanımlarının kütüphanede buluşup sesli kitap dinlerken ördüğü kıyafetler, 6 Şubat 2023'teki depremlerden etkilenen Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesindeki okullara gönderildi. Sınıf öğretmeni Serap Hozantaş ve Kargı Şehit Suat Yaşar İlçe Halk Kütüphanesi Müdürü Furkan Yiğit tarafından kadınların kitap okuma ve kütüphane kullanma alışkanlığı kazanması amacıyla yürütülen Bir Yumak Mutluluk Projesi kapsamında kadınlar kütüphanede 70 takım atkı ve bere ördü. Kadınların sesli kitap dinleyerek ördüğü atkı ve bereler, üzerinde "Sevgiyle hazırlandı. Bir Yumak Mutluluk Projesinin çocuklara armağandır." yazılı notla Afşin'deki Şehit Ömer Erüstün İlkokulu'na gönderildi. Rengarenk atkı ve bereleri takan öğrenciler, bir video mesaj ile kendileri için örgü örenlere teşekkür etti. Proje koordinatörü Serap Hozantaş, projenin ilk el ürünlerini deprem bölgesindeki okullara ulaştırmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. İlçede kadınların örgülerini evlerinde yapmak yerine kütüphanede, sesli kitap dinlerken yapmaları ve bu sayede kütüphane bilinci kazanmalarını istediklerini belirten Hozantaş, "Projemiz ilgiyle karşılandı. Katılımcılarımızın emeğiyle ilk parti atkı ve bereleri Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde bulunan Şehit Ömer Erüstün İlkokulu'na ulaştırdık. Emeği geçen tüm kadınlarımıza ve projemizden desteğini esirgemeyen Kargı Kaymakamımız Oğuzhan Akman'a teşekkür ediyorum." dedi. Kadınların proje kapsamında Kargı Şehit Suat Yaşar İlçe Halk Kütüphanesi'nde her çarşamba örgü yapmaya devam ettiğini dile getiren Hozantaş, gelecekte üretilecek örgü ürünleri de ihtiyaç sahibi öğrencilere ulaştıracaklarını kaydetti.
- Tekvandoyu sevdirmek için çocuklarıyla takım arkadaşı oldu
Siirt'te yaşayan Mehmet Gödek, tekvandoyu sevdirmek için kayıt yaptırdığı kursta çocuklarıyla takım arkadaşı oldu. Kentteki bir kurumda görev yapan 48 yaşındaki Gödek, 4 yıl önce çocukları Ayşe Naz (14) ve Osman Gödek'i (12) teknoloji ve internet bağımlılığından uzak tutmak için tekvando kursuna yazdırdı. İsteksiz olmaları nedeniyle onları ikna etmenin yollarını arayan Gödek, çareyi çocuklarıyla aynı kursa kayıt yaptırmakta buldu. Birlikte kursa katılan, antrenman yapan aile bireylerine 4 ay önce çocukların 6 yaşındaki kardeşleri Umay da katıldı. "Üç çocuğumla düzenli şekilde çalışmalarımızı yapıyoruz" Baba Mehmet Gödek, ailece spor yapmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Zararlı alışkanlıklardan uzak tutmak için çocuklarının bir spor dalıyla ilgilenmesini istediğini ifade eden Gödek, bu amaçla tekvando eğitimi almaları için iki çocuğunu kursa kaydettirdiğini belirtti. Tekvando eğitimi almaya istekli olmayan çocuklarını ikna etmek için kursa katılmaya karar verdiğini anlatan Gödek, "Sekiz yıl önce tayinim Siirt'e çıktığında Mehmetçik Tekvando Spor Kulübü yetkilileriyle tanışmıştım. Çocukların burada eğitim almasını istedim. İlk etapta çocuklar sıkıldı, pek gelmek istemediler. Daha sonra onlarla beraber gelmeye başladım ve ilerleye ilerleye bu seviyeye geldik. Hobi olarak başladığımız bu sporda 3 çocuğumla düzenli şekilde çalışmalarımızı yapıyoruz." dedi. Gödek, gerek federasyonun gerekse Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü yetkililerinin çocukların gelişimi, bu alanda iyi yerlere gelmeleri için çalıştığını, uğraş verdiğini belirterek, tekvandonun çocuklarını dijital ortamdan ve özellikle teknoloji bağımlılığından uzak tuttuğunu, çocuklarının hem gelişimlerini artırdığını hem de sosyal çevre edinmelerine katkı sunduğunu dile getirdi. "Dünya dereceleri elde edip, bu spora hizmet etmeyi düşünüyoruz" Geçen yıl katıldıkları tekvando müsabakalarında oğlu Osman'ın Türkiye 5'incisi, kızı Ayşe Naz'ın ise Türkiye 8'incisi olduğunu ifade eden Gödek, çocuklarının son 2 senede ise il ve bölge şampiyonluklarının bulunduğunu aktardı. Gödek, şunları kaydetti: "Son 2 senede çocuklarımın il ve bölge şampiyonlukları bulunuyor. Spordaki başarıları okuldaki derslerine de yansıyor. Sporun motive edici çalışma disipliniyle daha iyi yerlere geliyorlar. Gençlere baktığımızda özellikle tablet, telefon ve bilgisayar kullanımı çok fazla. Çocuklarımızı spora yönlendirmeliyiz. Özellikle motor becerilerin gelişmesi, fizik kondisyon açısından ileri bir seviyede olmaları, sporla uğraşmaları gerçekten çocuklar için çok iyi. Özellikle devletimiz bu konuda güzel imkanlar sunuyor. Dünya dereceleri elde edip, bu spora hizmet etmeyi düşünüyoruz." "Hedefim milli takım" Çocuklardan Ayşe Naz Gödek, tekvandoda milli formayı giymeyi hedeflediğini belirtti. Başlarda spor yapmaya pek istekli olmadığını anlatan Ayşe Naz, şöyle konuştu: "Sıkılıyordum, daha sonra ailem beni destekledi. Babam da bizimle kurslara katıldı. Bu dalda ilerlemem ve emekleri boşa çıkarmamam gerektiğini söylediler. Devam ettim ve çeşitli dereceler aldım. Hedefim milli takım. Ay-yıldızlı bayrağımızı olimpiyatlarda dalgalandırmak ve bu yönde kariyer yapmak istiyorum. Umarım hayallerim bir gün gerçek olur." Babası ve kardeşleriyle spor yapmaktan mutluluk duyduğunu belirten Ayşe Naz, çoğu arkadaşının bu duruma özendiğini, ailesinin desteklerinden dolayı kendisini şanslı hissettiğini kaydetti. Osman Gödek de tekvandoda büyük hedefleri olduğunu aktararak, "Antrenmanlarda babam beni motive etti. Hedefim Avrupa ve dünyada ülkemizi temsil etmek, ay-yıldızlı bayrağımızı dalgalandırmak. Ailemle tekvando yapmaktan mutluluk duyuyorum." ifadelerini kullandı. Kulüpte tekvando antrenörü Osman Katuk ise Gödek ailesinin antrenmanlara düzenli şekilde katıldığını söyledi. Babalarından ilham alan çocukların gelecek adına umut vadettiğini dile getiren Katuk, Gödek ailesinin diğer ailelere de ilham kaynağı olduğunu belirtti.
- İzmir'de kadın girişimci, ürettiği kuşkonmazla yurt dışına açılmayı hedefliyor
İzmir'in Tire ilçesinde 3 yıl önce kuşkonmaz üretimine başlayan 39 yaşındaki Sümeyye Kınalı, hasadına başladığı ürünleri yurt dışına da ihraç etmeyi hedefliyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun olan ve uzun süre ABD'de yaşayan Sümeyye Kınalı, burada tanıştığı kuşkonmaz bitkisini Tire'de de yetiştirmeye karar verdi. Kınalı bunun üzerine 3 yıl önce ortağı Ömer Arinç ile Eskioba Mahallesi'ndeki 80 dönümlük arazide üretime başladı. İlçede ilk kez üretilen ve kuraklığa karşı dayanıklılığıyla bilinen kuşkonmazın hasadına İzmir İl Tarım Orman Müdürü Mustafa Şahin'in katılımıyla başlandı. Üretici Sümeyye Kınalı Ankara'da doğdum büyüdüğünü ve mezun olduktan sonra ABD'ye gittiğini anlattı. Kuşkonmazın yurt dışında hem üretilen hem de tüketilen bir ürün olduğunu ifade eden Kınalı, Türkiye'ye dönünce Tire'de üretime karar verdiklerini söyledi. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesinden mezun olan ve uzun süre ABD'de yaşayan Sümeyye Kınalı, burada tanıştığı kuşkonmaz bitkisini Tire'de de yetiştirmeye karar verdi. Kınalı bunun üzerine 3 yıl önce ortağı Ömer Arinç ile Eskioba Mahallesi'ndeki 80 dönümlük arazide üretime başladı. İlçede ilk kez üretilen ve kuraklığa karşı dayanıklılığıyla bilinen kuşkonmazın hasadına İzmir İl Tarım Orman Müdürü Mustafa Şahin'in katılımıyla başlandı. Üretici Sümeyye Kınalı Ankara'da doğdum büyüdüğünü ve mezun olduktan sonra ABD'ye gittiğini anlattı. Kuşkonmazın yurt dışında hem üretilen hem de tüketilen bir ürün olduğunu ifade eden Kınalı, Türkiye'ye dönünce Tire'de üretime karar verdiklerini söyledi. "Yurt dışı piyasasına ağırlık veriyoruz" Kınalı, Tire'nin toprak yapısı ve iklimi bakımından kuşkonmaz için ideal bir yer olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: "Kuşkonmaz, üretimi çok kolay olmakla birlikte aynı zamanda özel ihtiyaçları olan bir sebze. İlk 3 yıl hasat almıyoruz kuşkonmazdan. Bakıyoruz, besliyoruz, suluyoruz. 3 yıldan sonra 12 yıl hasat dönemi oluyor. Çok verimli ve çok yıllık bir sebze. Üretimi sırasında bizi zorlamıyor. En önemli kısmı da diğer sebzelere oranla daha az su istiyor. Dış piyasası daha geniş olan bir sebze. Ülkemizde üretimi de az tüketimi de. Bizim asıl hedefimiz ülkemizde tüketimi de üretimi de artırmak. Yurt dışı piyasasına ağırlık veriyoruz. Almanya, Hollanda, İtalya, İngiltere bunlar hedef ülkelerimiz. Güzel dönüşler alıyoruz. Ürünümüzün kaliteli olması nedeniyle bizimle çalışmak istiyorlar. Kuşkonmazın tüketim alanı çok geniş." Ömer Arinç ise hedeflerinin 80 dekarlık alanı 300'e çıkarmak olduğunu belirterek, "Normal şartlarda biz bu yıl ürün hasadı düşünmüyorduk. Ama toprak ve iklim şartları çok iyi olduğu için sürpriz yaptı sebze. Yaklaşık 5 ton kadar ürün almayı düşünüyoruz. Birkaç haftaya da hasadı durduracağız. Önümüzdeki yıl dekardan 1 ton ürün alma hedefimiz var. Kuşkonmaz bitkisi az su tüketen bir bitki. Tam verime geçtikten sonra Almanya'da ihracata başlayacağız." dedi. İzmir Tarım ve Orman Müdürü Mustafa Şahin ile Tire Tarım ve Orman Müdürü Eda Özden her zaman kadın ve genç üreticilerin yanında olduklarını belirterek, az su isteyen ürünlerin yetiştirilmesinin önemine değindi.
- Fındığı katma değerli hale getirip kadın istihdamına katkı sağladı
Trabzon'da kendi arazisindeki fındıkları değerlendirebilmek için yola çıkan Yasemin Eroğlu, imalathanesinde işlediği fındıklardan doğal ve katkısız ürünler üretiyor. Trabzon'da yaşayan fındık üreticisi Yasemin Eroğlu, bölgenin en önemli tarımsal ürününü beraberindeki kadınlarla işleyerek modern ve şık sunumlarla pazarlıyor. Kendi arazisindeki fındıkları daha iyi değerlendirebilmek için fikir arayışına giren Eroğlu, farklı lezzetleri fındıkla buluşturmayı hedefledi. Ortahisar ilçesinde bir imalathane açan Eroğlu, işlediği fındıklardan doğal ve katkısız ürünler hazırlamaya başladı. Fındıktan ezme, krema, çikolata, kuru baklava, kurabiye ve granola üreten Eroğlu, aynı zamanda 7 kadına da istihdam sağladı. "Fındığa katma değer katmak istedim" Üretim sürecinde kadın istihdamını artırmayı hedefleyen 2 çocuk annesi Yasemin Eroğlu, topladıkları fındıkları istedikleri fiyattan satamadıklarını söyledi. Ürünü değerlendirmek için böyle bir iş yapmaya karar verdiğini belirten Eroğlu, imalathanede gelen talep üzerine vatandaşların fındıklarını da işlediğini ifade etti. Eroğlu, fındığı ilk olarak kırma ve kavurma işlemini yaptıklarını, daha sonra ise ezme ve kuru baklava ürettiklerini dile getirerek, şöyle devam etti: "Bence şu ana kadar yaptığımız en güzel ürünlerden bir tanesi kuru baklava. Sonrasında granola yaptık. Fındıkzade adını verdiğimiz tamamen fındıktan ve içerisinde hiçbir katkı maddesi koymadığımız ev yapımı kurabiyelerimiz var. Bununla birlikte parçacıklı sütlü fındık kreması ürettik. Ezmelim diye bir çikolatalı fındığımız var." Ekip arkadaşlarının özveriyle çalıştıklarına işaret eden Eroğlu, sosyal medyanın yanı sıra Sürmene ilçesinde bir satış ofisi açarak ürünlerini pazarladığını dile getirdi. "Verimli çalışabilmek için daha büyük üretim tesisi kurmak istiyoruz" Eroğlu, işe ilk başladığında yaşadığı zorluklara değinerek, "Dükkana 3 ay boyunca hiç kimsenin girmediğini hatırlıyorum. Herkes karamsarlığa düşebilir bu konuda ama ben bunun olacağına inandım. Çünkü en başta sadece kendim için değil, etrafıma da fayda sağlamak için bu yola çıkmıştım." diye konuştu. Beraberinde çalışan ve çocuğu bulunan kadınların zorluk yaşamaması adına belirli zamanlarda işe gelebildiğini vurgulayan Eroğlu, "Kadınlara 'nasıl istihdam sağlayalım?' diye düşündüm ve saatlik çalışma periyotlarını ayarladık. Yani isterseler birisi sabahtan öğleye kadar, isterse öğleden akşama kadar çalışabilir durumuna getirdik." ifadesini kullandı. Eroğlu, istihdam sağladığı 7 kadınla çok güzel işlere imza attıklarını anlatarak, şöyle devam etti: "Bundan sonraki hedefim daha büyük bir fabrikaya geçmek. Yani fabrika derken bunu fabrika ile kötüleştirmek istemiyoruz. Aynı kalitede verimli çalışabilmek için daha büyük bir üretim tesisi kurmak istiyoruz ama en önceliğimiz tabii ki kadınların çalışabileceği saat aralıklarını ayarlamak. Benim için bu çok önemli." Ürünlerine talebin yoğun olduğunu aktaran Eroğlu, "Biz bu yıl belki de tonlarca fındığı sadece burada işleyip, İstanbul'a, Hollanda'ya, Almanya'ya hatta Amerika'ya gönderdik. Fındığın katma değerli olarak satışı beni çok mutlu ediyor. Çünkü bu gençler için de bir iş kolu olarak ilerliyor." dedi.
- Kanseri yenen kadın, eğitim aldığı kursta usta öğretici oldu
Gaziantep'te 17 yıl önce yakalandığı kanseri tedavinin yanı sıra sanatla uğraşıp moralini yüksek tutarak yenen Esra Nazlı Aygan, usta öğretici olup öğrenci yetiştirmeye başladı. Gaziantep'te yaşayan Aygan, 2008'de arkadaşlarıyla gittiği hastanede rahim kanseri olduğunu öğrendi ve yoğun bir tedavi sürecine girdi. Tedavi gördüğü zamanlarda stresli anlar yaşayan Aygan, eşinin desteği ile başladığı terapi seansları sırasında psikoloğunun tavsiyesi üzerine kendisine yeni hobi alanları bulmaya başladı. Aygan, Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Sanat ve Meslek Eğitim Kursu'na (GASMEK) giderek ahşap boyama, yağlı boya ve kara kalem kurslarına kayıt yaptırdı. Tedavisinin yanı sıra sanatla motive olan ve moralini yüksek tutan Aygan, aynı yıl (2008) hastalığını yendi. Aldığı sertifikalarla usta öğretici olarak kurs merkezlerinde ders vermeye başlayan 50 yaşındaki Aygan, küçük yaşlardan beri el sanatlarıyla ilgilenmekten hoşlandığını söyledi. Sanat sayesinde hayata yeniden tutunduğunu ifade eden Aygan, şunları kaydetti: "Hastanede koridorda gülerken girip ağlarken çıktığım günleri hatırlıyorum. Kanser tanısı aldığımda büyük bir şok yaşadım. Psikolog bana ilaç vermek yerine, 'kitap oku, örgü ör, resim yap' dedi. GASMEK'e başvurdum ve kendimi sanatın içinde buldum. Küçük yaşlarda resim yapmayı severdim. Daha sonra bu kadar birikimim var ve devam ettireyim dedim. Ben de öğrencilere öğretmek istedim." "Bitmeyen resimlerim var" Büyük bir tutku ile yağlı boya resimler yaptığını anlatan Aygan, en büyük hayalinin İstanbul'u gezip görmek olduğunu ancak bu hayalini gerçekleştiremediği için şehrin resimlerini yaptığını dile getirdi. Resim yapmanın tutku olduğunu belirten Aygan, "İnsanoğlu bedenini beslediği gibi ruhunu da beslemeli ve bunun en güzel yolu hobilerle ilgilenmek. Benim için bu yol resim yapmak oldu. Bitmeyen resimlerim var hatta İstanbul'u, Kız Kulesi'ni hiç görmedim ama resmini yapıyorum. Oğlum bana, 'Anne, sen orayı görmeden bu resmi bitiremezsin' dedi. Gerçekten de 7 yıldır o resmi tamamlayamadım. Bitirdiğim resimleri ise hayır kurumlarına bağışlamak istiyorum." ifadelerini kullandı "Bizde ilaç yok hobi var" Aygan, 3 çocuğunun sağlıkçı olduğunu, kendisinin de şu anda sağlık kurumu işletmeciliği okuduğunu söyledi. Hastalığı yendiğini, herhangi bir sağlık sıkıntısı kalmadığını anlatan Aygan, sözlerini şöyle tamamladı: "Şu an usta öğreticilik yapıyorum. Hanımlara dekoratif el sanatları öğretmeye çalışıyorum. Öğrencilerimle bir psikolog gibi ilgileniyorum çünkü onlar çoğu zaman duygularını sanat aracılığıyla ifade ediyor. Bizde ilaç yok, hobi var. Anne babalar bazen çocuklarına 'resim yapmayın, oyun oynamayın' diyor ama bunlar olmadan bir çocuğun ruhu doymaz. Öğrendiklerimi başkalarına aktarabildiğim için mutluyum. Çok şükür, bir sağlık sorunum da kalmadı. Umarım bundan sonra da sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ederim."
- Türkiye'de işsizlik oranı yüzde 8,7 ile son 12 yılın en düşük seviyesine indi
Türkiye'de işsizlik oranı, 2024'te bir önceki yıla göre 0,7 puan gerileyerek yüzde 8,7 ile son 12 yılın en düşük seviyesine indi ürkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), geçen yıla ilişkin iş gücü istatistiklerini açıkladı. Buna göre, ülke genelinde işsiz sayısı geçen yıl 2023'e kıyasla 151 bin kişi azalarak 3 milyon 113 bin kişi oldu. İşsizlik oranı, geçen yıl bir önceki yıla göre 0,7 puan düşerek yüzde 8,7 olarak kayıtlara geçti. Böylece, işsizlik oranı son 12 yılın en düşük seviyesinde gerçekleşti. Bu oran 2012'de yüzde 8,3 olmuştu. "İş Gücü İstatistikleri 2024" bülteni açıklandı Buna göre, geçen yıl işsizlik oranı erkeklerde yüzde 7,1, kadınlarda yüzde 11,8 olarak tahmin edildi. 15-24 yaş grubunu içeren genç işsizlik oranı 2024'te bir önceki yıla göre 1,1 puan azalarak yüzde 16,3 oldu. Bu yaş grubunda işsizlik oranı, erkeklerde yüzde 13,1, kadınlarda ise yüzde 22,3 olarak hesaplandı. Bu dönemde, istihdam edilenlerin sayısı bir önceki yıla göre 988 bin kişi artarak 32 milyon 620 bin kişiye, istihdam oranı da 1,2 puan artışla yüzde 49,5'e çıktı. Söz konusu oran erkeklerde yüzde 66,9, kadınlarda yüzde 32,5 olarak belirlendi. Geçen yıl 4 milyon 827 bin kişi tarım, 6 milyon 746 bin kişi sanayi, 2 milyon 162 bin kişi inşaat, 18 milyon 886 bin kişi hizmet sektörlerinde istihdam edildi. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında istihdam edilenlerin sayısı, tarımda 132 bin, sanayide 35 bin, inşaatta 165 bin, hizmet sektöründe 656 bin kişi arttı. İstihdam edilenlerin yüzde 14,8'i tarım, yüzde 20,7'si sanayi, yüzde 6,6'sı inşaat, yüzde 57,9'u ise hizmet sektöründe yer aldı. Bir önceki yılla karşılaştırıldığında hizmet ve inşaat sektörünün, istihdam edilenler içindeki payı 0,3 puan artarken sanayi sektörünün payı 0,5 puan azaldı, tarım sektörünün payı ise değişim göstermedi. İş gücü, geçen yıl bir önceki yıla göre 837 bin artışla 35 milyon 733 bin kişi, iş gücüne katılım oranı 0,9 puan artarak yüzde 54,2 oldu. İş gücüne katılım oranı erkeklerde yüzde 72, kadınlarda ise yüzde 36,8 olarak kayıtlara geçti. Zamana bağlı eksik istihdam, potansiyel iş gücü ve işsizlerden oluşan atıl iş gücü oranı, 2024'te bir önceki yıla göre 3,9 puan artarak yüzde 26,7'ye çıktı. Zamana bağlı eksik istihdam ve işsizlerin bütünleşik oranı yüzde 18,1, işsiz ve potansiyel iş gücünün bütünleşik oranı yüzde 18,4 olarak gerçekleşti. En yüksek istihdam oranı "Ardahan"da Geçen yıl işsizlik oranı en yüksek iller yüzde 4 ile "Burdur" ve "Kastamonu" oldu. İşsizlik oranı en düşük bölge yüzde 18,3 ile "Hakkari" olarak kayıtlara geçti. En yüksek istihdam oranı yüzde 60,6 ile "Ardahan"da gerçekleşti. En düşük istihdam oranı ise yüzde 35,3 ile "Hakkari"de hesaplandı. En yüksek iş gücüne katılma oranı yüzde 63,9 ile "Ardahan"da görüldü. En düşük iş gücüne katılma oranı ise yüzde 41,6 ile "Siirt"te kaydedildi.
- Siirtli kardeşler birikimlerine KOSGEB desteğini de katarak atölye sahibi oldu
Siirt'te birikimlerine devlet desteğini de katan iki kardeş, dijital baskı ve ışıklı tabela atölyesi kurdu. Uzun yıllar İstanbul'da matbaa ve tekstil atölyesinde çalışan 1 çocuk babası 37 yaşındaki Şahan Yıldırım, döndüğü memleketinde 3 çocuk babası ağabeyi 40 yaşındaki Emrah Yıldırım ile kendi işlerini kurma kararı aldı. Birikimleri yetersiz kalan iki kardeş, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının (KOSGEB) "Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği"ne başvurdu. Başvuruları onaylanan kardeşler, geri ödemeli 1,5 milyon lira tutarında makine ve teçhizat desteği aldı. Kooperatif Mahallesi'nde iki katlı atölye kuran, 5 kişiye de istihdam sağlayan kardeşler iç ve dış mekanlar için metal, plastik, cam ve tahta yüzeyler üzerine yüksek kaliteli baskı yapıyor, ışıklı tabela hazırlıyor. "Başaramazsın, yapamazsın, iflas edersin diyen çok oldu" Şahan Yıldırım, hep ağabeyiyle kendi işlerini kurma hayalleri olduğunu ancak yeterli birikimleri bulunmadığı için bugüne kadar bunu gerçekleştiremediklerini söyledi. Gurbete çalışmak için 20 yaşındayken gittiğini belirten Yıldırım, "Yıllarca orada çalıştım. Grafik tasarım tecrübem var. Oradan kazandığım parayla biraz birikim yaptım. KOSGEB'e başvurduk. Ağabeyim de katkı sağladı. KOSGEB başvurumuz olumlu sonuçlanınca Siirt'te atölye açma hedefimize ulaştık, 5 kişiye de istihdam sağladık." dedi. En zor zamanda devlet desteğini yanlarında hissettiklerini ifade eden Yıldırım, verilen 1,5 milyon liralık destek sayesinde atölyeyi sıfır makinelerle açtıklarını anlattı. Yıldırım, hiç karamsar olmadıklarını ve hep hayallerinin peşinden gittiklerini dile getirerek, kendi işini kurmak isteyenlere KOSGEB'e başvurmaları tavsiyesinde bulundu. İş yeri kurma aşamasında karşılaştıkları birçok olumsuzluğa rağmen geri adım atmadıklarını anlatan Yıldırım, "Başaramazsın, yapamazsın, iflas edersin diyen çok oldu. Onları dinlemedim, yoluma devam ettim. Şimdi hedefim daha da büyük bir iş yeri sahibi olmak ve istihdamı artırmak." diye konuştu. Yıldırım, grafik tasarım ve matbaa baskısının yanı sıra tekstil üretimine yönelik de tecrübeleri bulunduğunu belirterek, ilerleyen süreçte tekstil üretimiyle ilgili de memleketlerinde yatırım yapmayı planladıklarını kaydetti. Emrah Yıldırım da kardeşiyle kendi iş yerlerini kurmanın mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Devlet desteğiyle 4 makine ve teçhizatla 2 katlı atölye açtıklarını anlatan Yıldırım, kaliteli üretimle piyasada kendilerinden söz ettirmeyi hedeflediklerini belirtti. Yıldırım, KOSGEB desteğiyle alınan makinelerin bölgede sayılı olduğunu, devlet desteğinin kendilerine büyük katkı sunduğunu ifade etti. "Geri ödemeler 36 aylık program süresi sonunda başlıyor" KOSGEB Siirt İl Müdürü Ömer Erkılıç, girişimcileri desteklemek amacıyla sunulan "Girişimci Destek Programı İş Geliştirme Desteği"ne başvuran Yıldırım kardeşlere destek sunduklarını söyledi. Siirt'te kendi iş yerini kurmak isteyen, iş fikri olan girişimcileri KOSGEB'e beklediklerini dile getiren Erkılıç, iş geliştirme desteği kapsamında girişimcilere 1,5 milyon lira üst limit dahilinde yüzde 80 geri ödemeli destek sağlandığını, girişimcinin genç, kadın, engelli, gazi veya birinci derecede şehit yakını olması durumunda destek üst limitine 150 bin lira daha eklendiğini belirtti. Erkılıç, "İşletmenin personel, makine, teçhizat ve kalıp, yazılım ve hizmet alımı giderlerine destek sağlanıyor. Geri ödemeler 36 aylık program süresi sonunda başlıyor." ifadelerini kullandı.
- Kadın girişimci yumurta kabuğundan kalsiyum, zarından protein üretiyor
Balıkesir'in Bandırma ilçesinde kurduğu tesiste "sıfır atık" prensibiyle yumurtanın kabuğunu geri dönüştüren kadın girişimci Şükriye Özbilen, gıda ürünlerinde kullanılmak üzere doğal protein ve kalsiyum içeren katkı maddesi üretiyor. Selçuk Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü Sağlık Kurumları İşletmeciliği Bölümü'nden mezun olan 36 yaşındaki Özbilen, kendisinde süte karşı küçük yaşlarda oluşan laktoz intoleransı (süt şekerinin sindirilememesi durumu) konusunda araştırmalara başladı. Bunun üzerine Özbilen, sütten alınacak kalsiyumun alternatiflerini araştırırken, yumurta kabuğundan kalsiyum, zarından da protein üretilebildiğini öğrendi. Yumurta kabuğu geri dönüşüm projesiyle AR-GE ve ÜR-GE çalışmalarına başlayan Özbilen, 2018'de şirketini kurdu. Kadın girişimci, Ömerli Mahallesi'nde kurduğu 1050 metrekarelik fabrikasında likit yumurta fabrikalarından çıkan aylık 100 ton atık kabuğu biyolojik yararlılığı yüksek, protein ve kalsiyum kaynağına dönüştürmeye başladı. Özbilen'in ürettiği, çeşitli proseslerden geçirilip toz haline getirilen yumurta kabukları bazı özel ekmek ve makarnalarda, takviye edici gıda ürünlerinde kalsiyum ve protein katkı maddesi olarak kullanılıyor. Yumurta kabuğu kaynaklı kalsiyum sitrat ve kalsiyum karbonat da üretmeye başlayan Özbilen, 2024 yılında Halkbank Üreten Kadınlar Yarışmasında "Sıfır Atık Kategorisi" ödülünün sahibi oldu. Kendi markasını oluşturarak Türkiye'nin birçok kentine ürünlerini gönderen Özbilen, taleplerin artması üzerine ürünlerini Fransa üzerinden Avrupa'ya da ihraç etmeye başladı. "TÜBİTAK'da analiz ettirdik" EGGLİN Gıda Şirketi'nin kurucusu olan Şükriye Özbilen, AA muhabirine, yaptığı araştırmalarda Türkiye'deki likit yumurta üreten fabrikalarda ciddi yumurta kabuğu atığı oluştuğunu öğrendiğini söyledi. Yumurta kabuklarının genellikle atıldığını ve değerlendirilmediğini ifade eden Özbilen, şöyle konuştu: "Bunun üzerine likit yumurta fabrikasından bir numune aldım. Önce bunun içindeki kalsiyum kaynağını öğrendim. Toz haline getirdiğim yumurta kabuğunu da kullanarak evde makarna yaptık. Bunu TÜBİTAK'da analiz ettirdik ve iyi bir kalsiyum sonucu aldık. Kalsiyumun kendi vücudunda faydasını gören birisi olarak yumurta kabuğuna olan ilgim çok daha fazla arttı. Çünkü yumurta kabuğundaki kalsiyum sentetik kalsiyumlara göre biyoyararlılığı ve midede çözülme hızı 4 kat daha fazla." Özbilen, yumurta kabuğuna ilişkin yaptığı çalışmalarda da zarında ciddi oranda protein olduğunu öğrendiğini vurguladı. Yumurta zarındaki proteinin, kas ve eklem ağrıları için ağrı kesici ve tedavi edici özelliğinin olduğunu aktaran Özbilen, şunları kaydetti: "Bununla ilgili Almanya, ABD ve Türkiye'de bilimsel çalışmalar yapılmış. Bunları öğrendikten sonra yumurta kabuğundaki zarı da daha iyi bir şekilde ayrıştırmaya başladık. Şu anda Avrupa standartlarında yumurta zarından protein üreten 6 firmadan biriyiz ve üretimimizin yüzde 50'den daha yüksek oranını Fransa üzerinden Avrupa'ya ihraç ediyoruz. Bir merakla başladığımız iş bizi bu noktaya getirdi." "Salatanıza ya da yoğurdunuza koyarak tüketebilirsiniz" Şükriye Özbilen, yumurta kabuğundan elde ettiği kalsiyumu ilk etapta satmakta zorlandıklarını belirtti. İnsanların her sabah çöpe attıkları yumurta kabuğunun kalsiyum kaynağı olduğunu anlatmanın zor olduğunu aktaran Özbilen, sözlerini şöyle sürdürdü: "Çeşitli makaleler, bilimsel çalışmalarla ispatlayabildik. Şu anda cam kavanozlara paketlediğimiz ürünlerimizin satışından memnunuz. Ürünümüz biliniyor ve kalsiyum kaynağı olarak tercih ediliyor. İnsanlar artık sentetik kalsiyum kullanmak istemiyor. Bilinçli tüketici yumurta kabuğundaki kalsiyumu tercih ediyor. Doğumdan ölüme kadar her gün almamız gereken bir kalsiyum miktarı var. Bizim yarım ölçeğimiz sizin günlük kalsiyum ihtiyacınızı karşılıyor. Bunu salatanıza, yoğurdunuza ya da hamur işlerinize koyarak tüketebilirsiniz." Özbilen, fabrikalarında günde ortalama 5 ton hammadde işleyebildiklerine değindi. Ürünleri genellikle yaşı ilerlemiş kişilerin kullandığını anlatan Özbilen, kullanıcılardan çok iyi dönüşler aldıklarını sözlerine ekledi.
- Kobi-Line’ın 13 Yıllık Başarısı ve Girişimcilere Yönelik KOSGEB Destekleri
Girişimcilere 2 Milyon TL Destek: KOSGEB ile İşinizi Büyütün Türkiye’nin önde gelen KOBİ danışmanlık firmalarından Kobi-Line, 2009’dan bu yana KOBİ'lere, çiftçilere ve girişimcilere devlet teşvik ve hibe programları konusunda uzman danışmanlık hizmeti sunuyor. CEO Fuat Böge liderliğinde, girişimcilerin büyüme hedeflerine ulaşmalarına yardımcı olarak birçok başarı hikâyesine imza atan Kobi-Line, KOSGEB destek programlarına da özel bir önem veriyor. Özellikle KOSGEB Girişimcilik Destek Programı, yeni işletme kurmak isteyen girişimcilere 2 milyon TL’ye kadar destek sağlıyor. 2025 başvuruları Mart ayında başlamış olup, girişimcilerin bu fırsatı kaçırmamaları öneriliyor. KOSGEB Girişimcilik Destek Programı, girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmeleri ve mevcut işletmelerin gelişimine katkıda bulunmak amacıyla finansal kaynaklar sunuyor. Bu program, KOSGEB’in girişimcilere yönelik en büyük desteklerinden biri olarak biliniyor. Özellikle dijital dönüşüm, inovasyon, pazarlama ve finansal yönetim gibi alanlarda yeni projeleri teşvik eden KOSGEB, girişimcilerin hem yerel hem de uluslararası arenada rekabetçi bir seviyeye ulaşmalarını hedefliyor. Kobi-Line olarak, girişimcilik ekosisteminin bu tür programlardan en etkin şekilde faydalanmasını sağlamak için sunduğumuz rehberlik hizmetleri, 12 yıllık tecrübemizle Türkiye’nin dört bir yanına yayılmış durumda. Girişimcilere iş planı hazırlama, pazar analizi yapma, devlet desteklerinden maksimum fayda sağlama ve büyüme stratejileri belirleme gibi birçok konuda yardımcı oluyoruz. CEO Fuat Böge'nin Vizyonu Fuat Böge, 17 yıllık Almanya tecrübesi ile Kobi-Line'ı sadece bir danışmanlık firması olmaktan çıkarıp KOBİ'ler için stratejik bir ortak haline getirdi. Böge’nin liderliğinde, Kobi-Line, birçok işletmenin ulusal ve uluslararası başarıya ulaşmasında kilit rol oynadı. Böge’nin vizyonu doğrultusunda, KOBİ’lerin global pazarda rekabet edebilecek bir konuma gelmesi amaçlanıyor. KOSGEB Destek Programı'nın Önemi KOSGEB Girişimcilik Destek Programı, girişimcilerin iş fikirlerini hayata geçirmelerinde önemli bir finansal kaynak sağlıyor. 2025 başvuruları için belirlenen son tarih olan 31 Mart’a kadar girişimciler, iş kurma süreçlerinde bu desteği almak için başvurularını yapabilirler. Bu program, girişimcilerin büyüme potansiyelini artıran projeleri destekleyerek iş dünyasına yeni fikirler kazandırmayı amaçlıyor. Sonuç olarak, Kobi-Line hem girişimcilerin hem de KOBİ’lerin büyüme yolculuğunda yanlarında olmaya devam ediyor. 2025’te KOSGEB’in sunduğu fırsatlardan faydalanmak isteyen tüm girişimciler, Kobi-Line’ın danışmanlık hizmetleri ile süreçlerini en iyi şekilde yönetebilirler. Detaylı bilgi için: KOSGEB Girişimcilik Destek Programı .
- Mahallenin "Ayşe ablası" 18 yıldır davuluyla sokaklarda
Burdur'un Çeltikçi ilçesine bağlı Kuzköy'de yaşayan 53 yaşındaki Ayşe Alkan, çocukluk hayali olan ramazan davulculuğunu 18 yıldır sürdürüyor. Ramazan ayında binlerce davulcu, girdikleri sınavı kazanarak ya da belediye ve muhtarlıkların doğrudan verdiği izinle sahurda sokaklara çıkarak yüzlerce yıllık geleneği devam ettiriyor. Maniler söyleyip davul çalarak ramazana ayrı renk katan davulcuların, ay içinde belirli aralıklarla topladıkları paralar tek gelirleri oluyor. Sahur vakti yollara düşen 3 çocuk annesi Ayşe Alkan da ramazan süresince her gece Kuzköy sokaklarında dolaşarak köylüleri sahura kaldırıyor. Alkan, çocukluk yıllarında babasının ramazan davulcularına bahşiş vermesinden etkilenerek bu işe başladığını söyledi. Çocukken ramazan ayı geldiğinde oruç tutmaya çok hevesli olduğunu anlatan Alkan, "Biz 7 kardeştik, ailem çobanlık yapardı. Çocukluğumuzda oruç tutmayı çok severdik. Sahurda davulcular gelince annem, babam oruç tutmak için kalkardı ve biz de kalkar oruç tutardık. Davulcu gelince babam bahşiş atardı, ben de 'Keşke erkek olsaydım, ben de davulcu olsaydım.' derdim." ifadelerini kullandı. "Kadınlar istediği her şeyi başarabilir" Ramazanda davul çalmaya ilk olarak 2005'te eşinin başladığını belirten Alkan, 2 yıl sonra eşi çalışmak için şehir dışına gidince, çocukluk hayalini gerçekleştirme fırsatını yakaladığını kaydetti. Alkan, kadınların istediği her şeyi başarabileceğini dile getirerek, "Eşim Antalya'ya çalışmaya gitti. 'Davulu kim çalacak?' diye düşündük. Oğluma, 'Bunu beraber çalalım.' dedim. Oğlum bir mahallede, ben diğer mahallede çalıyordum. Kızım da küçüktü ilk başladığımda, onu da yanıma alıyordum. O zamanlar durumumuz kötüydü, bahşiş veren çok oldu. Köy halkı beni hiçbir zaman boş çevirmedi." diye konuştu. Eskiden köylerinin nüfusunun daha kalabalık olduğuna değinen Alkan, işini severek yaptığını, en büyük hayalinin ise umreye gitmek olduğunu sözlerine ekledi. Ramazan Alkan ise davul çalmasını desteklediği eşine çok güvendiğini söyledi. Köy muhtarı Arif Altaş da Ayşe Alkan'ın ramazan davulculuğunu 2007 yılından beri yaptığını, köy halkının bu durumdan memnun olduğunu kaydetti.
- Bursa'da tarım lisesinin öğrencileri yetiştirdikleri ürünlerle iftar sofraları kuruyor
Bursa'da 134 yıllık Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesinin öğrencileri, öğretmenleri gözetiminde bahçede yetiştirdikleri ürünlerle hazırladıkları iftar menülerini okulun restoranında servis ediyor. Sultan 2. Abdülhamid tarafından 1891 yılında "Hamidiye Ziraat Mektebi" adıyla kurulan Hamidiye Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, yaklaşık 600 öğrenciyle faaliyetini sürdürüyor. Tarım, yiyecek içecek hizmetleri, laboratuvar hizmetleri, hayvan yetiştiriciliği ve sağlığı ile gıda teknolojileri alanlarının yer aldığı okulda öğrenciler, tüm alanlarda uygulamalı öğrenim görüyor. Öğrencilerin yaklaşık 400 dönüm alana sahip lisenin bahçesinde öğretmenlerinin gözetiminde yetiştirdiği sebze ve meyvelerden hazırlanan ürünler, okuldaki satış mağazası ve bazı marketler ile internet üzerinden de satışa sunuluyor. Okulun Yiyecek İçecek Hizmetleri Alanı öğrencileri de ramazan ayında serada doğal yetiştirdikleri ürünlerle iftar menüsü hazırlıyor. Öğrenciler tarafından mutfakta lezzetli yemeklere dönüştürülen ürünler, iftar vakti okulun restoranına gelen müşterilere servis ediliyor. "Her gün yaklaşık 100 misafir ağırlıyoruz" Okul Müdürü Ali Cihan, okul ortamında uygulamalı eğitim gören her öğrencinin sektördeki kalifiye eleman seviyesinde çalıştığını söyledi. Tarlada yetiştirilen doğal ürünlerle öğrencilerin ramazan sofralarını süslediğini belirten Cihan, "Her gün yaklaşık 100 misafir ağırlıyoruz. Seralarımızda, tarlalarımızda, çiftliklerimizde yetiştirdiğimiz doğal ürünler, burada öğrencilerimizin hünerli ellerinden geçerek tabaklarda lezzet şöleni şeklinde misafirlerimize ulaşıyor." diye konuştu. Cihan, öğrencilerin kalabalık gruplar halinde gelen misafirleri de ağırlayacak kapasitede çalıştıklarını dile getirerek, şunları kaydetti: "Sektörü takip eden öğrencilerimiz burada lezzetleri sofraya sunuyor ve iftar menülerimizin fiyatları da piyasa şartlarına göre oldukça uygun. Gramajları yüksek, çeşitliliği fazla. Halkımıza ramazan boyunca açık olan restoranda iftar vakti bireysel müşterilere, gruplara hizmet vermekteyiz." Okulun 11. sınıf öğrencisi Hüseyin Cihan da ramazan menüsünün yanı sıra okul içindeki pansiyonda kalan öğrencilerin de yemeklerini hazırladıklarını anlattı. Sabah pansiyon, akşam da iftar için çalıştıklarını ifade eden Cihan, "Ben mutfak kısmında çorbaların, böreğin ve yemeğin hazırlığını yapıyorum. Bu işi sevdiğim için seçtim. Mutfakla uğraşmaktan keyif alıyorum." dedi.
- Down sendromlu genç kadın çalışma hayatındaki başarısıyla örnek oluyor
"Ailem iş sahibi olmamdan çok mutlu. İşimi severek yapıyorum. Benim gibi arkadaşlarımın da iş hayatında daha çok yer almasını ve bir meslek sahibi olmasını istiyorum" Dezavantajlı durumuna rağmen iş hayatına atılarak 5 yıldır veri giriş sorumlusu olarak çalışan down sendromlu Çağla Köksal, başarısıyla çevresine örnek olurken kendi ayaklarının üzerinde durabilmenin mutluluğunu da yaşıyor. İstanbul Tuzla'da yaşayan 37 yaşındaki down sendromlu Çağla Köksal'ın hayatı, Türkiye Down Sendromu Derneğinin istihdam programıyla değişti. Destekli istihdam projesi kapsamında down sendromlu bireylere yönelik eğitimlere katılan Köksal, Teknopark'ta bir firmada çalışmaya başladı. Bu firmada 5 yıldır veri giriş sorumlusu olarak görev yapan Köksal, dezavantajlı durumuna rağmen iş hayatındaki özverili çalışmalarıyla kendisini yöneticilerine ve çalışma arkadaşlarına sevdirdi. Köksal, hem kazandığı parayla kendi ayakları üzerinde durabilmenin hem de kariyer sahibi olmanın mutluluğunu yaşıyor. "Ekip arkadaşlarımla uyum içinde çalışıyoruz" Çağla Köksal, başarı hikayesini 21 Mart Down Sendromu Farkındalık Günü'nde AA muhabirine anlattı. İşini severek yaptığını belirten Köksal, "Ekip arkadaşlarımla uyum içinde çalışıyoruz. Onlar da beni çok seviyor. Benim gibi arkadaşlarımın da iş hayatında daha çok yer almasını ve bir meslek sahibi olmasını istiyorum." dedi. Köksal, Türkiye Down Sendromu Derneğinin, sosyalleşmeleri ve kariyer sahibi olmalarına büyük katkı sağladığını ifade etti. Babasının vefat ettiğini, annesi ve 3 kardeşiyle birlikte yaşadığını aktaran Köksal, şunları dile getirdi: "Ailem iş sahibi olmamdan çok mutlu. Maaşımı biriktiriyorum ve spor bir araba almak istiyorum. Beşiktaşlıyım, o yüzden arabamın siyah beyaz olmasını istiyorum. Sıkı bir diyet yapıyorum. Bu yüzden her akşam yürüyüş yapıyorum, pilatese gidiyorum. Bir de köpeğim var adı Zeytin. Yürüyüşlerimde bana eşlik ediyor. Ayrıca boyama da yapıyorum." "Çağla ile çok iyi bir iletişim içindeyiz" Çağla Köksal'ın çalıştığı firmada yöneticisi olan Özlem Akdere, Köksal ile birlikte çalışmanın çok büyük bir deneyim olduğunu söyledi. Daha önce ekip olarak down sendromlu bir kişiyle çalışma tecrübelerinin olmadığını dile getiren Akdere, şöyle konuştu: "O yüzden ilk başta endişelendik. Bu anlamda Türkiye Down Sendromu Derneği'nden gelen iş koçları çalışmamızı kolaylaştırdı. Tüm ekibimize Çağla ile nasıl iletişime geçilmesi gerektiği konusunda bir eğitim verildi. 15 gün boyunca iş ortamında iş koçu kendisine eşlik etti. Bu süre zarfında bizleri de bilgilendirdi. Şu an Çağla ile çok iyi bir iletişim içindeyiz. Ekibimizin bir parçası olarak çalışmaya devam ediyoruz." "Onun sayesinde azimle engellerin aşılabileceğini gördük" Akdere, Çağla Köksal'ın veri girişlerinden sorumlu olduğunu belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gördük ki bilgisayarı çok iyi kullanıyor. Teknolojiye çok yatkın. Yeni teknolojileri bizden bile daha iyi kullandığını söyleyebilirim. Çok hızlı öğreniyor. Her gün ortalama 7-8 eğitim programı düzenlediğimizi ve yaklaşık 200 veri girişi yaptığımızı düşünürsek, Çağla bizim için çok önemli bir işi başarabiliyor diyebiliriz. Arkadaşlarıyla ilişkisi çok güzel. Saygı ve sevgi çerçevesinde ilerliyor. Tüm arkadaşları ona çok yardımcı oluyor. Biz Çağla'ya bir çok şey öğretiyoruz ama o da bize bazı şeyleri öğretiyor. Onun sayesinde engellere rağmen azimle her şeyin nasıl aşılabileceğini görüyoruz." "İyi ki aramızda, kendisini çok seviyoruz" İş arkadaşı Salih Gömürgen ise Çağla Köksal iş yerine ilk geldiğinde "Birlikte çalışabilir miyiz?" gibi endişeleri olduğunu belirterek, "Çağla'nın öz verisi, bizim de ona verdiğimiz destekle iyi bir ekip olduk. Çağla şu an yine imkansız diye gördüğümüz bir şeyi yapıyor ve iki gün evden çalışarak, kendi başına veri girişi yapıyor." dedi. Gömürgen, Köksal'ın, sabahları yaptıkları toplantıları yönettiğini, herkese sırayla söz verip, kargaşayı önlediğini ifade ederek, "Ayrıca bizim çok fazla data girişimiz var. Bu girişleri yapıyor. Çağla işinde her zaman başarılı olmayı seven bir insan, rekabetçi bir yapısı var. İyi ki aramızda kendisini çok seviyoruz." şeklinde konuştu. "170 down sendromluyu istihdam etik" Türkiye Down Sendromu Derneği Başkan Yardımcısı Fulya Ekmen ise destekli istihdam projesinin, zihinsel engelli bireylerin iş hayatında yer alması için çok önemli bir metot olduğunu anlattı. Ekmen, bir down sendromluyu istihdam ettikten sonra da yalnız bırakmadıklarını kaydederek, "Kendi yetenek ve becerilerine göre çok farklı alanlarda çalışıyorlar. Mesela Çağla gibi okuma yazma bilen ve bilgisayar kullanabilen arkadaşlarımız veri girişi yaparken, hiç eğitim olmayan arkadaşlarımız da hizmet sektöründe çalışıyor." diye konuştu. Down sendromluların istihdamı konusunda iş yerlerinden çok olumlu geri dönüşler aldıklarının altını çizen Ekmen, "Bir yönetici, 'down sendromlu elemanların bulunduğu birimlerin yöneticileri daha başarılı olmaya başladı, ciroları daha arttı' dedi. Çünkü yöneticilerin down sendromlulara gösterdiği empatiyi, diğer elemanlara da yansıtması, hem yöneticilerin insani yönünün gelişmesine vesile oluyor hem de verimi artırıyor." ifadelerini kullandı. Fulya Ekmen, down sendromlu bireylerin meslek sahibi olması için 17 ilde 42 firma ile işbirliği yaptıklarını, 170 kişiyi istihdam etiklerini belirterek, yüzde 88 de istihdam sürekliliği sağladıklarını dile getirdi.











