top of page

Search this site

Boş arama ile 1096 sonuç bulundu

  • Hayalinin peşinden giden kadın çiftçi, kurduğu serada üretime başladı

    Antalya'daki tecrübesini memleketi Konya'nın Güneysınır ilçesine taşıyan iki çocuk annesi Fadime Uysal, kurduğu 2 dönümlük serada ilk domates hasadını gerçekleştirerek 60 tonluk rekolte hedefledi. Bölgedeki diğer kadınlara da ilham olan başarılı girişimci, önümüzdeki yıl üretim alanını 5 dönüme çıkarmayı amaçlıyor. Konya'nın Güneysınır ilçesinde kurduğu serada ilk domates hasadını gerçekleştiren Fadime Uysal, önümüzdeki yıl üretim kapasitesini artırarak başkalarına da örnek olmak istiyor. İki çocuk annesi 41 yaşındaki Uysal, 13 yıl yaşadığı Antalya'da eşinin yaptığı muz ve tropikal meyve üretimine destek verdi. Kendi serasını kurma hayalini gerçekleştiren Uysal, Habiller Mahallesi'nde 2 dönüm arazi üzerine kurduğu serada domates üretimine başladı. SERASINI BÜYÜTMEYİ HEDEFLİYOR Uysal, AA muhabirine, yoğun iş temposu içinde hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Hasada başladıklarını, şu anda 20 ton domates topladıklarını anlatan Uysal, sezon sonunda 60 ton ürün elde etmeyi beklediklerini dile getirdi. Uysal, emeklerinin karşılığını hızlı şekilde almaya başladığını belirterek, "Çok güzel bir duygu. Bütün kadın arkadaşlarıma öneriyorum. Hepsinin benim gibi dimdik ayakta durup işlerinin patronu olmasını istiyorum. Herkes hedefinin peşinde olsun. Ben hayallerimin peşinde koşuyorum ve hayallerime ulaştım." diye konuştu. Hayalinin peşinden giden kadın çiftçi, kurduğu serada üretime başladı Bu yıl 2 dönüm arazi üzerine kurduğu serasının alanını gelecek yıl 5 dönüme çıkarmayı hedeflediğini aktaran Uysal, şunları kaydetti: "Ürün çeşitliliğini de artırmak istiyorum. Serada işlerin yoğun olması nedeniyle zaman zaman bölge halkından destek alıyoruz. Çok arkadaşımıza da iş imkanı verdik, hala da vermeye devam ediyoruz. Haftada iki defa beşer ton domates topladığımız için ara sıra kadın arkadaşlarımı çağırıyorum. Şimdi onlar da 'Biz de sera kurmak istiyoruz' diyorlar. Bunları duyunca mutlu oluyorum." "EŞİM GÜÇLÜ BİR KADIN, ÇALIŞMAYI SEVER" Uysal'ın eşi Atilla Uysal da eşinin hayallerini gerçekleştirmek amacıyla memleketlerine döndüklerini, elde ettikleri verimin kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Eşinin her zaman yanında olduğunu vurgulayan Uysal, "Eşim güçlü bir kadın, çalışmayı sever, asla pes etmez. Ben de eşimin hayallerini gerçekleştirmek istedim. Bundan dolayı da mutluyum. Şu anda da üretime devam ediyoruz. Burada bize sulama konusunda yardımcı oldular." ifadelerini kullandı. Güneysınır Belediye Başkanı Ahmet Demir de Fadime Uysal'ın örnek bir kadın girişimci olduğunu belirterek, "Üreticimize istediği her konuda destek oluyoruz. Kendisi geniş bir alanda sera kurdu. Kadın üreticilerimizin her zaman yanındayız." dedi.

  • Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin 'ilk kadın generali' oldu

    Beştepe’deki Yüksek Askerî Şûra toplantısında TSK’daki terfi ve emeklilikler belirlendi. Tuğgeneralliğe terfi eden Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin "ilk kadın generali" unvanını kazandı. Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 04.08.2026 salı günü toplandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği yaklaşık 2 saat süren toplantıda, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki terfi ve emeklilik süreçleri değerlendirildi. Buna göre, tuğgeneralliğe yükseltilen Albay Özlem İyidilli Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri tarihinin "ilk kadın paşası" oldu. Türk Hava Kuvvetleri'nin tecrübeli savaş pilotu Albay Özlem İyidilli Karapınar liseden sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanmasına rağmen Hava Harp Okulu'nun yüksek başarılı öğrencilere sunduğu daveti değerlendirdi. Toplantıda, 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. Yüksek Askeri Şura kararı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Rafet Dalkıran atanırken, Türkiye'nin ilk astronotu Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı da tuğgeneralliğe terfi etti. Özlem İyidilli Karapınar kimdir? Karapınar, Yalova'daki ön uçuş eğitiminin ardından hekimlik yerine askerliği seçerek, tüm eleme aşamalarını başarıyla geçti ve Hava Harp Okulu'na girdi. Uzun yıllar Türk Hava Kuvvetleri'nde savaş pilotu olarak görev yaptı. Meslek yaşamı boyunca önemli görevler üstlendi. Deneyimli subay, 2026 YAŞ kararları kapsamında tuğgeneralliğe terfi ederek Hava Kuvvetleri'nin "ilk kadın paşası" olarak tarihe geçti. 2023 yılındaki YAŞ kararları kapsamında tuğamiralliğe yükseltilen Albay Gökçen Fırat, Cumhuriyetin ilk kadın amirali olmuştu.

  • Devletin sera desteğiyle üretimini büyüttü, 9 çocuğuna gelecek kurdu

    Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Yeşiltaş köyünde yaşayan Hüseyin Kartal (66), yaklaşık yarım asırdır 2 dönümlük bahçesinde ürettiği domates ve salatalıkları satarak 9 çocuğunu büyüttü. İki çocuğunu üniversiteye gönderen Kartal, geçen yıl devlet desteğiyle kurduğu seralar sayesinde üretim kapasitesini artırdı. Yüksekova ilçe merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Yeşiltaş köyünde yaşayan Hüseyin Kartal, evlendikten sonra köyünü terk etmeyerek evinin yanındaki arazide domates ve salatalık üretimine başladı. Yıllardır ilçe merkezindeki manav ve marketlere ürün satarak ailesinin geçimini sağlayan Kartal, elde ettiği gelirle bugün en büyüğü 42, en küçüğü ise 18 yaşında olan 9 çocuk büyüttü. Çocuklarından 23 yaşındaki Ayhan, geçen yıl Iğdır Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. 29 yaşındaki Emrah ise Hakkari Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi son sınıfta eğitimini sürdürüyor. Ailenin en küçüğü Zeynep de üniversite sınavına hazırlanıyor. Diğer çocukları ise evlenerek kendi hayatlarını kurdu. Yaklaşık 50 yıldır bahçesinde ürettiği ürünlerle geçimini sağlayan Kartal, geçen yıl Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sera desteğinden yararlanarak üretim kapasitesini artırdı. Seralar sayesinde soğuk havalarda da üretim yapabildiğini belirten Kartal, desteklerinden dolayı yetkililere teşekkür etti. Babasından kalan tarım geleneğini sürdürdüğünü anlatan Kartal, "Babamdan sonra ben de tarımla uğraşıyorum. Salatalık üretimim yılda 2 tonun üzerine çıkabiliyor. Domates ise sürekli ürün veren bir bitki olmadığı için verimi salatalığa göre değişiyor. Geçen yıl aldığım sera desteği üretime önemli katkı sağladı. Allah devletimizden razı olsun. Bir seraya salatalık, diğerine domates ektik. Fide desteği için de başvurmayı düşünüyorum. Kimseye muhtaç değiliz. Sağlığım el verdikçe üretmeye devam edeceğim." diye konuştu.

  • Kadın girişimci köyünü resmen üretim üssüne çevirdi: 3 çocuk annesiydi, şimdi dev çiftliğin patronu!

    Elazığ'da 3 çocuk annesi 43 yaşındaki Nurcan Fıratoğlu, devlet hibesiyle kurduğu küçükbaş besi çiftliğiyle kadınlara ve gençlere ilham kaynağı oluyor. Elazığ'ın merkeze bağlı Dallıca köyünde çiftlik kuran 3 çocuk annesi Nurcan Fıratoğlu (43), Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) hibe desteğiyle 500 baş kapasiteli küçükbaş besi çiftliği kurdu. Proje kapsamında başvurusunu gerçekleştirerek destek almaya hak kazanan Fıratoğlu, geçen yıl inşaatına başladığı tesisi tamamlayarak eşi Bayram Fıratoğlu ile birlikte işletmeye açtı. Girişimci Fıratoğlu ve aile üyeleri, 500 başlık tesiste küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaparak bölge üretimine katkı sağlıyor. Atalarından kalan hayvancılık gelenekselini devlet desteğiyle büyüttüğünü belirten Nurcan Fıratoğlu, "3 çocuk annesiyim. Buradan TKDK'nin desteğiyle bu işe giriştik. Şu anda onun heyecanını yaşıyorum. TKDK'nin bize sunduğu bu hibeden dolayı çok teşekkür ediyorum. Ben bir kadın girişimci olarak bütün bayanlara, bütün girişimcilere bu işi tavsiye ediyorum. Biz bu işi sadece bir iş olarak değil, severek yapıyoruz. Gönül işi, emek işi. İnşallah hem ülkemize hem bölgemize çok güzel bir katkı olur. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım Bakanımızın desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda eşime ve çocuklarıma da çok teşekkür ediyorum, her zaman yanımdalar ve bana yardımcı oluyorlar. Günlük yemlerimizi, sularımızı, hayvanlarımızın takibini hepsini yapıyoruz. Tarım Bakanlığımız izin verirse kendi bütçemle bir mandıra daha kurmayı düşünüyorum. Daha önceden babamın da vardı, küçüklükten beri bu işi yapıyoruz. Anneden, babadan, atadan, dededen gelen bir işimiz. Eşim ve çocuklarımdan dolayı çok şükür sıkıntı yaşamıyoruz, hep beraber yürütüyoruz" dedi. Eşinin girişimcilik cesaretine destek veren ve çiftliğin kurulum sürecinde yanında yer alan Bayram Fıratoğlu, "Devletimize, Cumhurbaşkanımıza ve Tarım Bakanımıza teşekkür ediyorum. Devletimizin desteğiyle küçükbaş çiftliği kurduk. Amacımız üretim yapmak, istihdam sağlamak, devletimiz olmasa biz bu işi yapamazdık. Buradan gençlere sesleniyorum, üretin, devletimiz arkanızda. Köyde hayat var. Üretmek isteyen herkese tavsiyemdir, gitsinler TKDK'nin kapısını çalsınlar, devletimiz destekliyor. Biz bu işe bir yıl önce başladık, eşimin adına başvurduk. Geçen sene 15 Temmuz'da temelimizi attık, aralık ayında inşaatı bitirmiş olduk. TKDK Elazığ İl Koordinatörü Veysel Bey'in ve personelin çok katkıları oldu, her zaman yanımızdalardı. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Eşim burada patron, biz de yardımcılarıyız. İki oğlum, bir kızım var. Hep beraber ailece bu çiftliği daha iyi yerlere getirmeyi planlıyoruz" şeklinde konuştu.

  • Türkiye'de bir ilk! Tır dorsesini mobil bal fabrikasına çevirdi

    Karslı arıcı Yücel Üzeyir, tır dorsesini 'mobil bal üretim' tesisine dönüştürdü. Dorseye 8 kat halinde 340 kovan yerleştiren Yücel Üzeyir, tasarım, kurulum ve mühendisliğinin kendine ait olduğunu söyledi. Üzeyir, "Arıyı yormadan Kars'ın yüksek rakımlı yaylalarında doğaya zarar vermeden tamamen organik sertifikalı ve coğrafi işaretli bal üretimi yapıyoruz" dedi. Kars'ta ata mesleği arıcılığın yanı sıra yaptığı heykel çalışmalarıyla da bilinen Yücel Üzeyir, daha hızlı ve daha iyi ürün elde edebilmek için ilginç bir projeye imza attı. TIR DORSESİNİ MOBİL BAL ÜRETİM TESİSİNE DÖNÜŞTÜRDÜ Üzeyir, arı dolu kovanları araçlarla taşımak yerine tır dorsesini mobil bal üretim tesisine dönüştürdü. 340 kovanı dorseye 8 kat olarak yerleştiren Üzeyir, enerji ihtiyacı için de 10 kilovatlık güneş paneli sistemi kurdu. Kendi elektriğini üreten sistem de yer alan akıllı iklimlendirme altyapısı sayesinde kovanlar için uygun yaşam koşulları kesintisiz şekilde korunuyor. TÜRKİYE'DE BİR İLK Kars'ın yüksek rakımlı ve florası bol yaylalarını rahatlıkla ulaşan Üzeyir'in hedefi 6-7 ton bal üretimi yapmak. Tasarım, kurulum ve mühendisliğinin kendisine ait olduğunu söyleyen Üzeyir, bunun Türkiye'de bir ilk olduğunu ifade ederek, hem kaliteli üretim hem de doğadaki ekolojik dengeyi korumak amacıyla projeyi hayata geçirdiğini söyledi. "340 KOVANI TEK BİR TIR DORSESİNDE TOPLADIK" Üzeyir, "Organik bal üretmek ve doğadaki ekolojik dengeyi korumak için bir yenilik yaptık. Bu devasa yapıyı, tasarımı, kurulumu, mühendisliği ve patenti tamamen bana ait olan 340 kovan kapasiteli mobil arı üretim tesisine dönüştürdük. Sekiz katlı sistemde 340 kovanı tek bir tır dorsesinde topladık. 10 kilovatlık güneş panelleriyle kendi enerjisini üreten bir sistem kurduk. Arıyı yormadan Kars'ın yüksek rakımlı coğrafyasında ve yaylalarında, doğaya zarar vermeden tamamen organik sertifikalı ve coğrafi işaretli bal üretimi yapıyoruz" diye konuştu.

  • Satışla başlayan kariyerini binlerce insana dokunan bir başarı hikâyesine dönüştürdü... Gülsemin Demir'in ilham veren yolculuğu

    Başarı bazen tek bir meslekte ilerlemek değil, değişime ayak uydurarak kendini sürekli geliştirebilmektir. Bu anlayışla kariyerini şekillendiren Gülsemin Demir, satış sektöründe başladığı profesyonel yolculuğunu bugün eğitim, danışmanlık, koçluk ve yazarlık alanlarında binlerce kişiye ilham veren bir başarı hikâyesine dönüştürdü. 1973 yılında Düzce'de dünyaya gelen Demir, eğitim hayatını Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü, Ege Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon yüksek lisansı ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji eğitimiyle güçlendirdi. 1995 yılında satış sektöründe başladığı kariyerine, 1998 yılında sigortacılık alanında devam etti. Edindiği tecrübeleri girişimcilik ruhuyla birleştirerek 2000 yılında kendi sigorta şirketini kuran Demir, yıllar içinde iş dünyasındaki deneyimini farklı alanlara taşımaya karar verdi. 2005 yılında danışmanlık alanına yönelen Gülsemin Demir, 2007 yılında kurduğu GEB Danışmanlık ve GEB Ajans ile şirketlerin kurumsallaşma süreçlerinden insan kaynakları yönetimine, satış organizasyonlarından iş geliştirme stratejilerine kadar birçok alanda danışmanlık vermeye başladı. Bugüne kadar gerçekleştirdiği projeler ve eğitimlerle 39 binden fazla kişiye ulaşarak iş dünyasında önemli bir etki oluşturdu. MYK Seviye 6 Koç ve MYK Seviye 6 Eğitim Uzmanı unvanlarının yanı sıra NLP Master Trainer olarak da çalışmalarını sürdüren Demir, yalnızca eğitim vermekle yetinmeyip bilgi ve deneyimlerini kitaplarıyla da kalıcı hale getirdi. Yazdığı "Yeni Çağın Bilge Kuaförü Nasıl Olmalı?" adlı eserle kuaförlük mesleğinin sadece teknik becerilerden ibaret olmadığını; insan ilişkileri, kişisel gelişim ve liderlik yönüyle de ele alınması gerektiğini vurguladı. Daha sonra yayımlanan "Sanal Pavyonlar" kitabıyla ise dijital çağın birey ve toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bugün işletmelerin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayan projeler geliştiren, girişimcilere yol gösteren ve eğitimleriyle binlerce kişinin kariyerine dokunan Gülsemin Demir, öğrenmenin ve gelişimin hiçbir zaman sona ermediğine inanıyor. Satış temsilcisi olarak başladığı yolculuğu; danışman, eğitmen, yazar ve sosyolog kimliğiyle taçlandıran Demir'in hikâyesi, başarının yalnızca hedefe ulaşmak değil, öğrendiklerini başkalarının hayatına değer katacak şekilde paylaşabilmek olduğunu bir kez daha gösteriyor.

  • Kadın girişimcilere dört koldan destek

    KOSGEB’den kamu bankalarına, odalardan bakanlıklara kadar birçok kurumun devreye aldığı destek paketleri, kadın girişimcilere finansman, hibe, eğitim ve ihracat avantajı sunuyor. Dört koldan sağlanan destekler; girişimci kadınların üretim, istihdam ve ihracattaki payını artırmayı hedefliyor. Kadın girişimciliğine yönelik destekler son dönemde yalnızca finansmanla sınırlı kalmıyor. KOSGEB'in girişimcilik programlarından kamu bankalarının kredi paketlerine, kadın kooperatiflerine verilen hibelerden dijitalleşme ve mentörlük projelerine kadar uzanan uygulamalar, kadınların üretim, istihdam ve ihracattaki payını artırmayı hedefliyor. İş fikrinin ortaya çıkışından markalaşma ve dış pazarlara açılmaya kadar farklı aşamalara yönelik destekler, kadın girişimciler için daha kapsamlı bir yapı oluşturuyor. KOSGEB'DEN EK AVANTAJ KOSGEB'in Girişimci Destek Programı, kadınların iş kurma ve büyütme süreçlerinde başvurduğu temel mekanizmalardan biri olmayı sürdürüyor. İş Kurma Desteği kapsamında gerçek kişi işletmelere 10 bin TL, sermaye şirketlerine ise 20 bin TL kuruluş desteği verilirken, kadın girişimcilere 10 bin TL ilave destek sağlanıyor. Personel giderleri için de üç dönem boyunca destek imkanı sunuluyor. İş Geliştirme Desteği kapsamında personel, makina-teçhizat, yazılım, danışmanlık, pazarlama, tasarım ve belgelendirme giderleri için 1.5 milyon TL üst limitli geri ödemeli destek veriliyor. Kadın girişimciler için ilave 150 bin TL ile üst limit 1 milyon 650 bin TL'ye yükseliyor. Kadın ve genç girişimcilere yönelik işletme sermayesi kredilerinde ise 1 milyon TL'ye kadar finansman sağlanırken, maliyetin yüzde 50'si KOSGEB tarafından karşılanıyor. Program kapsamında kredi vadeleri 36 aya kadar uzayabiliyor. 2025 yılında İş Geliştirme Desteği kapsamında üç başvuru döneminde toplam 1.699 proje için 2 milyar 450 milyon TL destek kararı alınırken, kadın girişimciler ek limitler sayesinde programdan daha avantajlı yararlanabiliyor. KADIN KOOPERATİFLERİNE HİBE Ticaret Bakanlığı'nın yürüttüğü Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı'nın 2026 çağrısı ise kadın kooperatiflerine ayrıldı. Program kapsamında makina ve ekipman yatırımlarında hibeye esas proje üst sınırı 1 milyon TL olarak belirlenirken, nitelikli personel desteği iki kişi için toplam 840 bin TL'ye kadar çıkıyor. Ortaklarının en az yüzde 90'ını kadınların oluşturduğu kooperatiflerde, bölge ayrımı yapılmaksızın proje tutarının yüzde 75'i hibe olarak karşılanabiliyor. Personel destek limitlerinin 2026 yılında önemli ölçüde artırılması da kadın kooperatiflerinin istihdam kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. FİNANSMAN KANALLARI GENİŞLİYOR Kamu bankalarının kadın girişimcilere yönelik finansman paketleri de çeşitleniyor. Halkbank'ın Kadın Girişimci Kredisi kapsamında işini kurmuş girişimcilere 1 milyon TL'ye, yeni işletmelere ise 600 bin TL'ye kadar kredi sağlanıyor. İhracata yönelik faaliyet gösteren kadın işletmeleri için Büyüyen Kadın İhracatçı Kredisi'nin üst limiti 15 milyon TL veya 500 bin Euro seviyesinde bulunuyor. Teminat sorunu yaşayan ihracatçı kadın girişimciler ise İGE teminatıyla 50 milyon TL'ye kadar finansman kullanabiliyor. Kadın kooperatifleri için oluşturulan destek paketinde makina-ekipman yatırımları ve ticari araç alımları da kredi kapsamına alınırken, vadeler 60 aya kadar uzayabiliyor. Halkbank verilerine göre banka, 2021 ile Mart 2026 arasında 271 bin kadın girişimciye yaklaşık 129 milyar TL finansman sağladı. KADIN İSTİHDAMINA AB DESTEKLİ HİBE Kadın girişimciliği destekleri yalnızca işletme kuruluşunu değil, istihdamı da kapsıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Avrupa Birliği eş finansmanıyla yürütülen Women-Up II Projesi kapsamında Ankara, İstanbul, Aydın ve Samsun'da faaliyet gösteren kadın işverenlere, işe aldıkları ilave kadın çalışanlar için net asgari ücret tutarına kadar destek verildi. Kasım 2025'te tamamlanan ve 11.6 milyon Euro bütçeye sahip projeden 2 bin 809 kadın işveren ile 3 bin 157 kadın çalışan yararlandı. DİJİTALLEŞME VE MENTÖRLÜK ÖNE ÇIKIYOR Son dönemde kadın girişimciliği desteklerinde eğitim ve dijitalleşme programları da dikkat çekiyor. TOBB, Türk Telekom, Habitat Derneği ve UNDP işbirliğinde yürütülen Dijitalde Hayat Kolay Projesi kapsamında 2025 yılında 20 kadın girişimciye toplam 2 milyon TL hibe verildi. Yapay zeka, dijital teknolojiler, sosyal girişimcilik, kırsal kalkınma ve sürdürülebilirlik alanlarında desteklenen projelerde girişim başına sağlanan hibe 250 bin TL'ye kadar ulaştı. Habitat Derneği'nin Girişim Öncüleri Programı kapsamında ise 25 kadın girişimciye toplam 2.5 milyon TL kaynak aktarıldı. EĞİTİM VE İŞ AĞLARI GÜÇLENİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Halkbank tarafından yürütülen ‘Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programı, kadınların eğitim, finansman, mentörlük ve iş ağı imkânlarına erişimini artırmayı hedefliyor. Girişimcilik, yapay zeka, e-ticaret ve finansmana erişim başlıklarında verilen eğitimlerle programın yedi bölgeye yayılması planlanıyor. Bakanlığın hayata geçirdiği ‘Kadın Girişimcilerimizle Güçlü Yarınlara’ platformu da kadın girişimcilere yönelik destekleri tek noktada topluyor. İTO'DAN İHRACATA AÇILAN KAPI İstanbul Ticaret Odası, TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu aracılığıyla kadın girişimcilere yönelik eğitim, iş geliştirme ve ihracat odaklı projeler yürütüyor. İTO'nun desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kadın işletmelerinin markalaşması, yeni pazarlara ulaşması ve ihracata hazırlanması hedefleniyor. UR-GE ve HİSER projelerinde sağlanan destekler ile ‘Yükselen Markalar Türkiye’ projesi, kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmasını teşvik eden uygulamalar arasında yer alıyor. BÜYÜMEDE DOĞRU AĞ Soleda Dış Ticaret Limited Şirketi Kurucu Müdürü ve Tasarımcısı Fatma Ebru Aykut Öztürk, markanın kuruluş sürecinde farklı destek mekanizmalarını takip ettiklerini ve KOSGEB’den geri ödemesiz kuruluş desteği aldıklarını belirtti. Desteklerin farklı kurumlarda dağınık biçimde yer almasının ve başvuru şartlarının yoğun dokümantasyon gerektirmesinin girişimciler açısından ciddi bir iş yükü oluşturduğunu anlatan Öztürk, şöyle konuştu: “Özellikle yeni kurulan veya büyüme aşamasındaki işletmeler için operasyonu yürütürken başvuru süreçlerini de yönetmek oldukça zor. Soleda açısından dijitalleşme, markalaşma ve işletme sermayesinin güçlendirilmesi en kritik ihtiyaçlar oldu. Pazarlama yatırımları ve ihracata hazırlık da büyüme açısından önem taşıyor. Dijital altyapıyı güçlendiren ve marka bilinirliğini artıran yatırımların uzun vadede en yüksek katma değeri sağladığını düşünüyoruz.” VADELİ MENTÖRLÜK DESTEĞİ Fatma Ebru Aykut Öztürk, başvuru kriterleri ve değerlendirme süreçlerinin daha sade ve anlaşılır biçimde aktarılması gerektiğini belirterek, uzun vadeli mentörlük desteği sağlanmasını önerdi. Öztürk, “Enflasyon ve değişen piyasa koşullarına uyum sağlayan hızlı finansman mekanizmalarına, büyük perakende zincirleri, e-ticaret platformları ve uluslararası alıcılarla doğrudan buluşmayı sağlayacak programlara ihtiyaç var. Stratejik büyüme, dijital pazarlama, markalaşma ve marka yönetimi alanlarında sunulacak uzun vadeli mentörlük desteği de kadın girişimcilerin bu fırsatlardan daha fazla yararlanmasını sağlayacaktır” dedi.

  • Kadın girişimci köyde kurduğu markayı dünyaya tanıtmak istiyor

    Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Ağaköy'de yaşayan kadın girişimci Ayşe Dişli, odun ateşinde pişirerek hazırladığı köy ürünlerini e-ticaret yoluyla yurdun dört bir yanına gönderiyor. Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Ağaköy'de yaşayan kadın girişimci Ayşe Dişli, 2 bin 100 nüfuslu köyünde kurduğu markasını dünyaya tanıtarak kadının gücünü ortaya koymak istiyor. Dişli, ailesinin de desteğiyle 2 yıl önce, komşularından aldığı malzemelerle yöresel ürünler üretmeye başladı. Tarhanadan erişteye, reçelden salçaya kadar 30'a yakın farklı üretim yapan 2 çocuk annesi Dişli, ürünlerini kendi imkanlarıyla satışa sundu. Kızının ısrarıyla sosyal medya kullanmaya başlayan girişimci, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığından (KOSGEB) aldığı destekle sanal pazara adım attı. Çok sayıda internet sitesinden satışa başlayan Ayşe Dişli, gece gündüz demeden otun ateşiyle hazırladığı ürünlerini e-ticaret sayesinde yurdun dört bir yanına göndermeyi başardı. Dişli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "NefisKöy" markasını ortaya çıkarmasındaki en büyük amacının kadının gücünü ispatlamak olduğunu söyledi. Doğal, katkısız köy ürünleri için gerekli izinleri aldıklarını aktaran Dişli, daha sonra seri üretime geçtiklerini ifade etti. Reçel, erişte, tarhana, salça, turşu gibi yaklaşık 30 farklı üretim yaptıklarını anlatan Dişli, şöyle devam etti: "Bu ürünlerin tamamını odun ateşiyle hazırlıyoruz. Belki de bu kadar lezzetli olmalarının nedeni bu çünkü odun ateşiyle pişen ürünün tadı ve lezzeti çok güzel olur. Biz ürünlerimizi ilk önce sosyal medyadan tanıttık. Küçük reklamlarla ve eşimizin dostumuzun paylaşımlarıyla kısa sürede tanındık. Belli bir çevre edindikten sonra eşimin mobilya sektöründe çalışıyor olması dolasıyla e-ticaret konusunda sanal market ile ilgilendik. Ardından bu sitelerden satışa başladık. Ürünlerimiz bu alanda da çok beğenildi. Bununla birlikte tanınırlığımız arttı." "Küçük bir hayalden kocaman iş çıktı" "Küçücük bir hayalden kocaman bir iş yarattığını" söyleyen Dişli, "Allah'ın izniyle bu işi başardığım için çok mutluyum. Köyümüzün halkına da yararlı olduğum için ayrıca mutluyum çünkü tüm malzeme ihtiyacımı buradan karşılıyorum. Domatesimiz buradan, reçellerimizdeki meyveler buradan, süt buradan. Her şey tamamen köyde yetişip köyde pişip sizin sofranıza geliyor. Paketleme esnasında mesela genç delikanlılarımızdan yardım istiyoruz. Herkes seve seve yardım ediyor." ifadelerini kullandı Dişli, girişimi için KOSGEB desteği aldığını aktararak, o destekle daha da güçlendiklerini kaydetti. Kadın girişimcilerin cesaretli olması gerektiğine işaret eden Dişli, şöyle konuştu: "Kadınlarımız asla korkmasınlar, inansınlar. Maddi manevi her zaman yanlarında olacak bir devletimiz var. KOSGEB bunun için çok önemli bir kurum. Başvurularını yapsınlar, eğitimlerini alsınlar. Asla başarılı olunmayacak bir iş yok. Ben yaşadığım köyde bir marka yarattım. Bunu başardım. Markamı tüm ülkeme göstermek en büyük hayalimdi, bunu başardım çok şükür. İnşallah çok daha ileri gitmek istiyorum. Bu köyden tüm dünyaya markamı tanıtmak istiyorum."

  • Zorlu şartlara rağmen vazgeçmedi: Kadın girişimci tek başına iki ton üretiyor

    Van'ın Bahçesaray ilçesinde 10 yıl önce devlet desteğiyle kurduğu 500 metrekarelik serada çilek yetiştiriciliğine başlayan 32 yaşındaki Bahar Ayhan, ilçedeki tek çilek üreticisi oldu. Yoğun kar alması nedeniyle kışın yolu sürekli kapanan ilçeye bağlı Köşk Mahallesi'nde yaşayan Ayhan, 2016'da mahalledeki arazisini değerlendirerek tarımsal üretim yapmaya karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığının "Genç Çiftçi Projesi"ne başvuran Ayhan, hazırladığı projenin kabul edilmesiyle aldığı destek sayesinde 500 metrekarelik alana kurduğu serada çilek yetiştirmeye başladı. Yoğun kar alması nedeniyle kışın yolu sürekli kapanan ilçeye bağlı Köşk Mahallesi'nde yaşayan Ayhan, 2016'da mahalledeki arazisini değerlendirerek tarımsal üretim yapmaya karar verdi.Tarım ve Orman Bakanlığının "Genç Çiftçi Projesi"ne başvuran Ayhan, hazırladığı projenin kabul edilmesiyle aldığı destek sayesinde 500 metrekarelik alana kurduğu serada çilek yetiştirmeye başladı. Çevresindeki dağların halen karla kaplı olduğu mahallede ürettiği çilekleri kent merkezi ve çevre ilçelere satan Ayhan, işini büyütmek için bu yıl da Van Valiliğinin "Meyveciliği Geliştirme Projesi"ne başvurdu.Çevresindeki dağların halen karla kaplı olduğu mahallede ürettiği çilekleri kent merkezi ve çevre ilçelere satan Ayhan, işini büyütmek için bu yıl da Van Valiliğinin "Meyveciliği Geliştirme Projesi"ne başvurdu. Buradan aldığı destekle 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak kapasitesini artırmayı planlayan Ayhan, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. Buradan aldığı destekle 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak kapasitesini artırmayı planlayan Ayhan, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. İşini severek yapan ve günün büyük bölümünü serada geçiren Ayhan, doğal ortamda yetiştirdiği çilekleri ailesinin desteğiyle toplayarak kent merkezi ve çevre ilçelere gönderiyor. İşini severek yapan ve günün büyük bölümünü serada geçiren Ayhan, doğal ortamda yetiştirdiği çilekleri ailesinin desteğiyle toplayarak kent merkezi ve çevre ilçelere gönderiyor. "Yılda 2 ton çilek üretiyorum" Ayhan devlet desteğiyle başladığı çilek yetiştiriciliğini daha da büyütmek istediğini söyledi. "Yılda 2 ton çilek üretiyorum" Ayhan devlet desteğiyle başladığı çilek yetiştiriciliğini daha da büyütmek istediğini söyledi. Bu yıl başvurduğu proje sayesinde 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak işini geliştireceğini belirten Ayhan, tüm gençlere bu işi yapmaları tavsiyesinde bulundu. Bu yıl başvurduğu proje sayesinde 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak işini geliştireceğini belirten Ayhan, tüm gençlere bu işi yapmaları tavsiyesinde bulundu. Yaptığı üretimle ailesine katkı sunduğunu ifade eden Ayhan, şunları kaydetti: "Yetiştirdiğim çileğin reçelini de yapıyorum. Yılda 2 ton çilek üretiyorum. Bu konuda kendimi daha çok geliştirmeyi, daha fazla üretim yapmayı ve ürünleri başka şehirlere de satmayı hedefliyorum. İyi ki bu işe başladım. Hedefim işimi daha da büyütmek. Ürettiğim çilekler organik, tadı çok güzel. Çok beğeniliyor. Çilek topladığımda çok mutlu oluyorum. Güzel bir duygu. Ailem de bana bu konuda çok destek oluyor." Yaptığı üretimle ailesine katkı sunduğunu ifade eden Ayhan, şunları kaydetti: "Yetiştirdiğim çileğin reçelini de yapıyorum. Yılda 2 ton çilek üretiyorum. Bu konuda kendimi daha çok geliştirmeyi, daha fazla üretim yapmayı ve ürünleri başka şehirlere de satmayı hedefliyorum. İyi ki bu işe başladım. Hedefim işimi daha da büyütmek. Ürettiğim çilekler organik, tadı çok güzel. Çok beğeniliyor. Çilek topladığımda çok mutlu oluyorum. Güzel bir duygu. Ailem de bana bu konuda çok destek oluyor." Toprakla ilgilenmeyi sevdiğini anlatan Ayhan, "Bu işe başladıktan sonra başka bir şey yapmak istemiyorum. Seramın kapısını açtığımda çilekleri ve o güzelliği görmek dünyalara bedel. İlçede çilek üretimini sadece ben yapıyorum. Yolların yaklaşık 6 ay kapalı kaldığı zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz. Yine de güzel. Bir şeylerle uğraşmak insana huzur veriyor." diye konuştu.

  • 6 yılda 4 ülkeye ulaştı: Konyalı genç girişimci Ali Karan’dan uluslararası başarı

    Türkiye, Dubai ve Fransa’da faaliyet gösteren Future Homes, şimdi de Endonezya’nın dünyaca ünlü Bali Adası’nda yeni ofisini hizmete açtı. Uzun yıllardır yerli ve yabancı yatırımcılara gayrimenkul danışmanlığı alanında hizmet veren Konyalı genç iş insanı Ali Karan, uluslararası büyüme yolculuğuna bir halka daha ekledi. Türkiye, Dubai ve Fransa’da faaliyet gösteren Future Homes, şimdi de Endonezya’nın dünyaca ünlü Bali Adası’nda yeni ofisini hizmete açtı. 6 Yılda 1000’den Fazla Evi Sahipleriyle Buluşturdu Konya’nın Kulu ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Ali Karan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Future Homes, 6 yıldır gayrimenkul sektöründe güven ve kalite odaklı hizmet sunuyor. Türkiye’den başlayan başarı hikâyesi bugün dört farklı ülkeye ulaşan şirket, bugüne kadar 1000’den fazla konutun satışını ve teslimini gerçekleştirerek dünyanın farklı noktalarındaki yatırımcıları hayallerindeki evlerle buluşturdu. Antalya ve Mersin’deki çalışmalarının ardından Dubai ve Fransa’da da faaliyetlerini sürdüren şirket, son olarak Endonezya’nın gözde turizm merkezi Bali’de açtığı yeni ofisle uluslararası ağını genişletti. “Başarıya Giden Yol Her Zaman Düz Değil” Başarı yolculuğunun kolay olmadığını ifade eden Ali Karan, yaşadığı zorlukların bugün geldiği noktaya ulaşmasında önemli rol oynadığını söyledi. Karan, “Ben başarıya giden yolun her zaman düz olduğuna inanmıyorum. Yaklaşık sekiz-dokuz yıl önce hayatımın en zor dönemlerinden birini yaşadım. O süreç bana pes etmemeyi, kriz yönetimini ve ticarette iniş çıkışların doğal olduğunu öğretti. Bugün geriye dönüp baktığımda, o zorlukların beni bugünkü Ali Karan yaptığını görüyorum” dedi. Hedef: Dünyada Güvenilir Bir Marka Olmak Türkiye, Dubai ve Fransa’nın ardından Bali’de de ofis açmanın kendileri için önemli bir kilometre taşı olduğunu belirten Karan, bunun yalnızca yeni bir yatırım olmadığını vurguladı.“Bali’deki ofisimiz, yıllar süren emeğin, sabrın ve disiplinin bir sonucu. Bulunduğumuz her ülkede güvenilir ve kaliteli hizmet sunarak hem ülkemizi hem de Konya’yı en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz. Yolun daha başındayız ve önümüzde çok daha büyük hedefler var” ifadelerini kullandı. Konya’dan Dünyaya Uzanan Başarı Hikayesi Konya’nın Kulu ilçesinden çıkarak uluslararası gayrimenkul sektöründe önemli bir başarıya imza atan Ali Karan, bugün Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa ve Endonezya’da faaliyet gösteren şirketiyle küresel ölçekte büyümesini sürdürüyor. Yerli ve yabancı yatırımcılara sunduğu danışmanlık hizmetiyle dikkat çeken genç girişimci, hayata geçirdiği projeler ve 1000’i aşkın teslim edilen konutla adından söz ettirirken, Future Homes markasını uluslararası alanda daha da büyütmeyi hedefliyor.

  • Türkiye'de eğitim alan Somalili kadın girişimci ülkesinde kendi parfüm markasını kurdu

    19 Mayıs Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu Naima Salad: "Değişmesini en çok istediğim yanlış algı, Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç veya mağdur olarak görülmesidir. Oysa Afrikalı kadınlar, kısıtlı imkanlara rağmen bölgesel ve küresel ekonomiye değer üreten, yenilikçi ve güçlü girişimcilerdir" "Türkiye'de aldığım eğitim, perakende yönetimi, tedarik zinciri planlaması ve kurumsal markalaşma alanlarında bana büyük katkılar sağladı" Türkiye'de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ülkesi Somali'ye dönen ve Mogadişu'da kendi parfüm markasını kuran Naima Salad, Afrikalı kadınların ekonomik hayatta rol almada yaşadığı zorlukları anlattı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 2021 yılında aldığı kararla 25 Temmuz, "Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü" ilan edildi. Bu özel gün, Afrika kökenli kadınların kültürden ekonomiye, bilimden siyasete kadar birçok alandaki katkılarını görünür kılmayı, aynı zamanda ırkçılık, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı küresel farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. BM verilerine göre, Afrika kökenli kadınlar eğitimden sağlığa, istihdamdan ekonomik yaşama ve karar alma mekanizmalarına kadar birçok alanda yapısal eşitsizliklerle karşı karşıya kalıyor. BM Kadın Birimi (UN Women), Afrika kökenli kadınların hem cinsiyetleri hem de etnik kökenleri nedeniyle çoklu ayrımcılığa maruz kaldığını; bunun eğitim, ekonomik fırsatlar ve siyasi yaşama katılım başta olmak üzere birçok alanda etkisini gösterdiğini belirtiyor. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ise Sahraaltı Afrika'nın kız çocuklarının eğitime erişimde en fazla güçlük yaşanan bölgelerden biri olmaya devam ettiğine, erken yaşta evlilikler, yoksulluk ve çatışmaların eğitimden kopuşun başlıca nedenleri arasında yer aldığına işaret ediyor. Sağlık alanında da birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalan Afrikalı kadınlar, kayıt dışı istihdam, finansmana erişim, sosyal koruma ve karar alma mekanizmalarına katılım konusunda erkeklere kıyasla daha dezavantajlı konumda bulunuyor. Irkçılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yanı sıra çatışmalar, zorunlu göç, iklim krizi ve ekonomik kırılganlıklar da Afrika kökenli kadınların yaşam koşullarını ağırlaştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Afrikalı kadınlar güçlü girişimcilerdir Türkiye'de 19 Mayıs Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun olduktan sonra Somali'ye dönen ve Mogadişu'da kurduğu Magool Scent markasıyla girişimcilik yolculuğuna başlayan Naima Salad "Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü" vesilesiyle AA muhabirine konuştu. Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü'nün kendisi için yalnızca kutlanan bir gün olmadığını belirten Salad, bu günün tarih boyunca direnci, üretkenliği ve dönüştürücü gücüyle öne çıkan Afrikalı kadınların görünür kılınması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Bugünün aynı zamanda Afrika'nın ekonomik ve toplumsal geleceğini şekillendiren vizyoner kadınların liderliğini görünür kılmak için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Salad, dünyada değişmesini en çok istediği algının Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç ya da mağdur kişiler olarak görülmesi olduğunu dile getirdi. Salad, "Değişmesini en çok istediğim yanlış algı, Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç veya mağdur olarak görülmesidir. Oysa Afrikalı kadınlar, kısıtlı imkanlara rağmen bölgesel ve küresel ekonomiye değer üreten, yenilikçi ve güçlü girişimcilerdir. Biz yardım değil, adil iş ortaklıkları, küresel pazarlara erişim ve eşit fırsatlar talep ediyoruz." diye konuştu. Kadın girişimcilerin en büyük engeli finansmana erişim Afrika'da kadın girişimcilerin karşılaştığı zorlukların Somali'de de yakından hissedildiğini belirten Salad, iş kurmak isteyen kadınların önündeki en büyük engelin finansmana erişim olduğuna işaret etti. Geleneksel sermaye mekanizmaları ve bankacılık sisteminin kadın girişimcilerden hala yüksek teminat talep ettiğine dikkati çeken Salad, iklim kontrollü lojistik gerektiren ürünlerde altyapı eksikliğinin de girişimcileri zorlayan önemli sorunlardan biri olduğunu kaydetti. Somali'de kadın girişimciliğinin güçlenmesi için kadın odaklı risk sermayesi ve esnek finansman fonlarının yaygınlaştırılması gerektiğini aktaran Salad, "Kadınlar, yalnızca finansmana değil, uluslararası pazarlara erişim konusunda da daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor." dedi. Türkiye kazanımlarını ülkesine taşımak istiyor Türkiye'deki eğitiminin ardından ülkesine dönme kararını anlatan Salad, Türkiye'de edindiği bilgi ve deneyimi Somali'nin gelişen perakende sektörüne taşımak istediğini dile getirdi. Salad, uluslararası tedarik ağını sıfırdan kurmanın, yüksek başlangıç maliyetlerini karşılamanın ve kaliteli ürün anlayışını pazarda kabul ettirmenin en büyük zorlukları olduğunu belirterek, "Türkiye'de aldığım eğitim, perakende yönetimi, tedarik zinciri planlaması ve kurumsal markalaşma alanlarında bana büyük katkılar sağladı. Türkiye'nin dinamik ve müşteri odaklı ticaret kültürü, Somali'de kurduğumuz Magool Scent markasıyla uluslararası standartlarda hizmet sunmamıza ve pazarın ihtiyaçlarına daha hızlı uyum sağlamamıza imkan verdi." değerlendirmesinde bulundu. "Hayallerinizi sınırlandırmayın" Somalili ve Afrikalı genç kızlara kendilerine güvenmeleri, eğitimden vazgeçmemeleri ve uzmanlaşmaktan korkmamaları tavsiyelerinde bulunan Salad, şöyle devam etti: "Hayallerinizi sınırlandırmayın. Kendinize olan inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. Eğitimle kendinizi geliştirin, uluslararası bir vizyon kazanın ve attığınız her adımda disiplinle ilerleyin. Dünya sizi izliyor. Sizin başarınız yalnızca kendi hayatınızı değil, sizden sonra gelecek kız çocuklarının da önünü açacak. Hayatımdaki en önemli dönüm noktası Türkiye'de edindiğim teorik ve pratik bilgi birikimini Somali'nin potansiyeliyle buluşturma kararı oldu. Magool Scent markasını kurarak uluslararası standartlarda bir iş modelini ülkeme taşımak girişimcilik yolculuğumun en önemli adımı oldu."

  • 14 Yaşında Girişimci: Hatice Kübra

    Antalya'da lise öğrencisi Hatice Kübra, kar satışıyla ailesine destek olup örnek oluyor. Antalya'nın Serik ilçesinde lise öğrencisi Hatice Kübra Erdal, babasının Toroslar'ın zirvesinden bin bir emekle getirdiği karlarla geleneksel lezzet "karlama" satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaşıtları tatil yaparken kavurucu sıcakta çalışan 14 yaşındaki Hatice Kübra, hem azmiyle örnek oluyor hem de Serik halkından yoğun takdir topluyor.Lise eğitimine adım atan 14 yaşındaki Hatice Kübra Erdal, yaşıtlarının aksine tatilini gezerek ya da dijital dünyada vakit geçirerek değil, babasıyla omuz omuza çalışarak geçiriyor. 2 bin 350 metre rakımlı Gündoğmuş Eğrigöl Yaylası'nın zirvesinden getirilen doğal karla karlama satan genç kız, hem ailesine destek oluyor hem de girişimcilik ruhuyla büyüklere taş çıkartıyor."Hayat bir şekilde alıştırıyor"Yaşını duyan müşterilerin büyük bir şaşkınlık yaşadığını belirten Hatice Kübra Erdal, "Yaşımdan dolayı başka bir yerde bir işte çalışamadığımız için kendi işimizde çalışıyoruz. Bu sayede geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz. Liseye yeni geçtim. Beni görenler, yaşımı duyduklarında şok oluyorlar. 14 yaşında olduğumu öğrenince çok şaşırıyorlar. Bu şekilde aileme destek oluyorum. Sıcaklarda çalışmaya alıştık, hayat bir şekilde alıştırıyor. Karlamamızın tadı efsane. Müşterilerimiz 'mükemmel' diyerek çok beğeniyor. Hiç kötü geri dönüş almadık, hep olumlu yorumlar alıyoruz. Görenler yaşımdan ve emeğimden dolayı beni tebrik ediyor" diye konuştu."Torosların zirvesinde odun keser gibi kar kesiyorlar"Karın üretim ve getirilme aşamasındaki zorlukları anlatan baba Reşat Erdal ise dağlardaki dondurucu soğukla mücadele ettiklerini vurguladı. Kızının çalışkanlığıyla gurur duyduğunu belirten baba Erdal, "Karı, Gündoğmuş Eğrigöl Yaylası'ndan getiriyoruz. Türkiye'de bu mevsimde başka hiçbir yerde bu kalitede kar bulamazsınız. Dağda karı ağaç motoruyla, adeta odun keser gibi kesiyoruz. Karı aldığımız yerde adeta donuyorsunuz, öyle bir soğuk var. Şu anda Serik'e 2,5 ton kar getirdik. Tüm Serik halkını bu doğal lezzeti tatmaya bekliyoruz. Karın faydaları gerçekten çok fazla. Benim getirdiğim karı kızım burada satıyor, ben de bir yandan ağaç budama işlerine gidiyorum. Kızımın bu şekilde üretken olması, çalışması gurur verici. İnsanın evladı laf dinlerse, çarşı pazar gezmek yerine, internet ve televizyonla vakit öldürmek yerine evine destek verirse, her baba onunla gurur duyar" ifadesini kullandı. "Yaşıtları telefonla oynarken o ailesine destek oluyor "Karlama yemeye gelen Cerrah Olgaç, "Öncelikle bu genç kızımızı yürekten tebrik ederim. Bu yaşında böyle üretken bir iş yapması gerçekten çok güzel ve takdire şayan. Yaşıtları şu an evde laptop başında ya da telefonla oyun oynayarak vakit geçiriyor, hiçbir şey üretmiyorlar. Bu yüzden kızımızı gönülden kutluyorum. Karlamanın tadı da ayrıca çok güzel, kesinlikle tavsiye ederim" dedi.

Arama Yap

bottom of page