Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Bankacılıktan Network Marketing Liderliğine: Mehtap Altıkulaçoğlu’nun İlham Veren Yolculuğu
11 yıllık bankacılık ve finans kariyerini geride bırakan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün Network Marketing alanında kadın girişimcilere yol gösteren güçlü bir lider. İki çocuk annesi olan Altıkulaçoğlu, çocuklarının okul saatlerine uygun bir iş bulamayınca girişimcilik yoluna adım attı. İlk başlarda zorluklar yaşasa da “öğrenirim” diyerek asla pes etmedi. Bitkisel ürünler üzerine faaliyet gösteren Homm Life çatısı altında ekibini kurarak, yalnızca kendi başarısını değil, pek çok kadının da hayallerini gerçekleştirmesine öncülük etti. Kurucusu olduğu “Alfa Ekip” ile eğitimler düzenleyen ve girişimcilik koçluğu yapan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün sayısız kadına iş fırsatı sunuyor. Onun için başarı yalnızca maddi kazanç değil; aynı zamanda özgürlük, güçlenme ve örnek olabilmek. Kendi sözleriyle, “Kendine yaslanan dik yürürmüş”… Altıkulaçoğlu’nun hikâyesi, hayallerini erteleyen herkese umut veriyor. Altıkulaçoğlu’nun en büyük amacı ise bütüne fayda olabilmek. Ona göre gerçek başarı, bireysel kazanımları aşarak toplumun geneline dokunabilmek ve kolektif bir güç yaratabilmektir. Bu nedenle attığı her adımı, yalnızca kendi hayatını değil, başkalarının hayatını da güzelleştirecek bir değer üretme sorumluluğuyla atıyor. Kendi sözleriyle, “Kendine yaslanan dik yürürmüş”… Altıkulaçoğlu’nun hikâyesi, hayallerini erteleyen herkese umut veriyor. 11 yıllık bankacılık kariyerinden sonra girişimcilik yoluna adım atan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün Network Marketing alanında yüzlerce kadına ilham veren bir lider. Kurucusu olduğu Alfa Ekip ile eğitimler veriyor, kadınlara iş fırsatları sunuyor. Onun hikâyesi, pes etmeyenlerin neler başarabileceğinin en güçlü kanıtı.
- Işığın Peşinde Bir Yolculuk: Aydın Musaballı’nın Hikâyesi
30 Mart 1976’da İstanbul’da dünyaya gelen Aydın Musaballı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak mesleğini avukatlık üzerine inşa etti. Hukukun titiz ve disiplinli dünyasında yıllardır başarıyla ilerleyen Musaballı, aynı zamanda sosyal hayatın içinde birçok dernekte idari görevler üstlenerek toplumsal katkısını da sürdürüyor. Ancak onun yaşam yolculuğunu farklı ve özel kılan, “ışıkla çizmek” diye tanımladığı fotoğraf sanatına duyduğu tutku oldu. Fotoğrafla ilk tanışması, Büyük Kulüp Derneği’nin Fotoğrafçılık Atölyesi sayesinde gerçekleşti. O andan itibaren, objektifin arkasında hayatı farklı açılardan görmeye başladı. Musaballı’nın ifadesiyle, ışığın ve gölgenin ahengi onda tarifsiz bir hayranlık uyandırdı. Fotoğraf yolculuğunda, çıktığı yolda kendisini her zaman “öğrenci” olarak tanımlayan Musaballı, bilgi ve tecrübelerine yenilerini eklemekten asla vazgeçmedi. Büyük Kulüp Fotoğraf Grubu’nun aktif bir üyesi olmasının yanı sıra Fotoğrafmetre Derneği ve IFSAK Derneği çatısı altında da üretmeye, paylaşmaya ve öğrenmeye devam ediyor. Ayrıca FIAP ve IAAP seviyesinde ünvan çalışmalarına devam ediyor. Sanata olan bağlılığını yalnızca atölyelerle sınırlamayan Musaballı, bu tutkuyu akademik bir boyuta taşımak için Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde eğitim görüyor. Onun için fotoğraf, sadece bir hobi değil; hayatı anlamlandırmanın, anları ölümsüzleştirmenin ve ışıkla yeniden yazmanın bir yolu… Bugüne kadar birçok sergide eserleri sanatseverlerle buluştu. “Yaşamdan Yansımalar – Büyük Kulüp” ve “Fotoğraf Günlükleri – Büyük Kulüp” sergilerinin ardından, T.C. Kültür Bakanlığı ve FOTON Derneği iş birliğiyle gerçekleşen “Kapadokya Fotoğrafları Sergisi”nde de yer aldı. 2023 yılı ise onun için bir dönüm noktası oldu. UEDAŞ tarafından düzenlenen “Şehrin Işıkları” yarışmasında fotoğrafı özel gösterim ödülüne layık görüldü. Aynı yıl, “2. NEW WORLD Uluslararası Turlu Fotoğraf Yarışması”nda iki eseri sergilenme başarısı kazandı. Bugün Aydın Musaballı, bir yandan hukuk alanındaki profesyonel mesleğini sürdürürken, diğer yandan fotoğraf sanatıyla yaşamın en güzel anlarını ölümsüzleştiriyor. Onun hikâyesi, mesleki yoğunlukların arasında bile tutkularına zaman ayırabilenlere güçlü bir ilham veriyor. Çünkü Musaballı’ya göre ışıkla çizmek, aslında yaşamın özünü yakalamak demek…
- Kanserden ölen ağabeyinin kütüphane hayalini memleketindeki okulda gerçekleştirdi
İstanbul'da kitap satışı yapan bir firmada çalışırken yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle iki yıl önce 38 yaşında hayatını kaybeden Recep Özyurt'un kütüphane kurma hayali, kardeşi tarafından Sivas'ta hayata geçirildi. İstanbul'da yaşarken kanser hastalığı sebebiyle yaşamını yitiren Recep Özyurt'un kütüphane kurma hayali, kardeşi tarafından memleketleri Sivas'ın Altınyayla ilçesindeki bir okulda gerçekleştirildi. Kitap satışı yapan bir firmada çalışan Özyurt, kanser hastalığı nedeniyle 2023 yılında vefat etti. Özyurt'un kütüphane kurma hayalini ise kardeşi Tuğba Karataş ile diğer aile bireyleri yerine getirdi. Karataş, diğer kardeşleri ve annesinin de katkılarıyla Altınyayla'daki Şehit Zekeriya Demirkaynak Ortaokulu'nda kurduğu kütüphaneye, hayatını kaybeden ağabeyi Recep ve babası Hüseyin Özyurt'un isimlerini verdi. Ankara'da bir kurumda görev yapan Tuğba Karataş, AA muhabirine, 2 yıl önce yakalandığı kanser hastalığı nedeniyle hayatını kaybeden ağabeyinin çocukları çok sevdiğini söyledi. Ağabeyinin bir okula kütüphane kurma hayali olduğunu anlatan Karataş, "Aslında kendisi yapacaktı, maalesef hastalığı daha da ilerleyince bunu yapamadı. Annem ve kardeşleri olarak bu hayalini Allah'ın izniyle gerçekleştirdik." dedi. "Hüzünlü bir mutluluk yaşıyorum" Karataş, buruk bir mutluluk yaşadıklarını dile getirerek, "Kütüphanenin kurulumu noktasında memleketimiz Sivas'ın Altınyayla ilçesini tercih ettik. Babamın memleketi diye böyle bir hayali vardı. Onun isteğini yerine getirmeye çalıştık." diye konuştu. Ağabeyinin hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını dile getiren Karataş, "Hüzünlü bir mutluluk yaşıyorum. Kendisinin hayattayken kütüphaneyi kurmasını ve görmesini çok arzu ederdim. İnşallah buradaki çocukların sevinç çığlıklarını duyuyordur. Hüzün ve mutluluğu bir arada yaşıyoruz." ifadelerini kullandı. "Öğrencilerimize verdiği katkılardan dolayı teşekkür ediyorum" Şehit Zekeriya Demirkaynak Ortaokulu Müdürü Yakup Gürkan ise eğitim camiasına verdiği destekten dolayı Karataş ve ailesine teşekkür etti. Hayatını kaybeden Özyurt'a Allah'tan rahmet dileyen Gürkan, kendilerinin hayatını kaybeden vatandaşın vasiyetinin yerine getirilmesine vesile olduklarını söyledi. Okullarında bir kütüphane ihtiyacının olduğunu ve bunun hayırsever aile tarafından karşılandığını ifade eden Gürkan, "Tuğba Hanım duyarlılık gösterdi ve vefat eden ağabeyinin vasiyeti üzerine okulumuza bir kütüphane kazandırdılar. Ailemize, öğrencilerimize verdiği katkılardan dolayı ilçemiz ve okulumuz adına teşekkür ediyorum." şeklinde konuştu. Gürkan, okullarında kurulan kütüphaneyi görmek için ilçeye gelen Karataş'a teşekkür plaketi takdim etti.
- Babasıyla başlayan Kur'an-ı Kerim serüveni, dünya üçüncülüğüyle taçlandı
Kur'an-ı Kerim eğitimini ilk olarak imam hatip olan babasından alan Hafız Muhammed Yahya Yıldızhan, Türkiye'yi temsil ettiği 65. Malezya Uluslararası Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nda dünya üçüncülüğü elde etti. İstanbul'da 2005'te dünyaya gelen Muhammed Yahya Yıldızhan, imam hatip olan babası Hacı Yıldızhan'ın gözetiminde yetişerek, ilk Kur'an-ı Kerim eğitimini ondan aldı. Yıldızhan, 2017’de başladığı hafızlığı 15 ayda tamamlayarak belge almaya hak kazandı. İlk yarışma deneyimini 2018'de Diyanet İşleri Başkanlığının düzenlediği Kur'an Kursları Arası Kur'an-ı Kerim Güzel Okuma Yarışması'nda yaşayan Yıldızhan, Türkiye ikincisi oldu. Ortaokul yıllarında da İstanbul ve Marmara bölgesinde birçok derece elde etti. Yıldızhan, 2020'de ise TRT ve Diyanet İşleri Başkanlığının ortaklaşa yürüttüğü, Ramazan ayında ekranlara gelen TRT Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nda gün ve hafta birincisi olarak finalist olmaya hak kazandı. Dünyada en itibarlı Kur'an-ı Kerim'i okuma yarışmalarından birisi olarak kabul edilen 65. Malezya Uluslararası Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'nda Türkiye'yi temsil eden Yıldızhan, dünya üçüncülüğü elde etti. AA muhabirine yaptığı açıklamada Kur'an-ı Kerim sesinin hiç kesilmediği bir evde büyüdüğünü belirten Yıldızhan, "Babamla birlikte Mısırlı karileri dinlerdik. Ben onları taklit etmeye çalışırdım, babam da bu kabiliyetimi fark edip teşvik ederdi. Daha sonra camide müezzinlik yaparak farklı yerlerde Kur'an okumaya başladım." dedi. Yıldızhan, hafızlığa adım atmasında babasının aldığı bir kararın dönüm noktası olduğunu kaydederek, "2015 yılında babam imam hatip olması münasebetiyle Diyanet İşleri Başkanlığında sınava girerek yurt dışında Almanya'ya gitmeye hak kazanmıştı. Bu süreçte sırf benim hafızlık yapabilmem adına orayı bırakıp Türkiye'ye geri dönmesi, benimle ilgilenmesi beni en motive eden şey oldu. 2017'de başladığım hafızlığı 15 ayda tamamladım ve hıfzımı ikmal ederek belge almaya hak kazandım." ifadelerini kullandı. "Ülkemizi temsil edip derece aldığım için çok mutluyum" 2020'de katıldığı TRT Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması'ndaki jürilerin kendisini kıraat alanında ilerlemesi için yönlendirildiğini belirten Yıldızhan, "Oradaki jüri heyetinde bulunan Osman Egin hocam elimden tuttu. Şamlı Şeyh Muhammed Mansur'dan 'Kıraat-ı Aşere" dediğimiz on kıraat ilmi, bu ilme dair manzume ezberleri ve Arapça eğitimi aldım. Bu ilim bana yeni bir kapı açtı."diye konuştu. Diyanet İşleri Başkanlığı ile Mushafları İnceleme ve Kıraat Kurulu Başkanı Hafız Osman Şahin'in onayıyla Malezya'daki yarışmaya katılmaya hak kazandığını söyleyen Yıldızhan, yarışmada 16 jüri olduğunu belirterek yarışma süreci hakkında şunları kaydetti: "Bu sene 65'incisi düzenlenen yarışma, şu an dünya üzerindeki en eski ve en prestijli yarışmalardan birisi. Yarışmaya 49 ülkeden 71 farklı yarışmacı, hıfz ve Kur'an-ı Kerim dallarında katıldı. Ben yarışmaya Kur'an-ı Kerim'i güzel okuma dalında katıldım. Tabii yarışma zorlu bir yarışma olduğu için öncelikle ön eleme aşaması oldu. Ön eleme aşamasında bize verdikleri Aşr-ı Şerif'i okuduk. Ön eleme aşamasını geçtikten sonra, 2-9 Ağustos tarihleri arasında Malezya'da yarışma düzenlendi. Yarışmada okuyacağınız yer sabah kurada çekildi, akşam vakti burayı aşır olarak okumanız talep edildi. Her yarışmacıya 10 dakika süre verildi, bu 10 dakika süre zarfında en az 3-4 makam sergileyerek ve makamların çeşitli perdelerini göstererek, tecvit ahkamına riayet ederek Kur'an-ı Kerim tilaveti sunması gerekti. Elhamdülillah ben de ülkemizi bu yarışmada güzel bir şekilde temsil edip derece aldığım için çok mutluyum." "Türk bayrağımızın dalgalanışına şahit olmak bize ayrı bir gurur verdi" Yıldızhan, "Anne babalar, çocuklarına Kur'an-ı Kerim'i öğretmeden önce sevdirmeli. Güzel okumak isteyenler bol bol dinlemeli, çok okumalı, en önemlisi ihlas ve samimiyete önem vermelidir. Büyük karilerin sırrı da buydu." ifadelerini kullandı. Bir yandan üniversite eğimine devam edip, bir yandan da Mısırlı Kıraat Alimi Şeyh Ahmed İsa Al-Masarawi'den kıraat dersleri aldığını ifade eden Muhammed Yahya Yıldızhan, "Kıraat ilmini ve Kur'an-ı Kerim ilimlerini derinleştirip İslam'a hizmet etmek, talebeler yetiştirmek istiyorum. Aynı zamanda Türkiye'yi farklı uluslararası yarışmalarda en güzel şekilde temsil etmeyi arzu ediyorum." diye konuştu. Din görevlisi Hacı Yıldızhan ise oğlunun başarısına ilişkin, "Muhammed Malezya'da Kur'an tilaveti yaparken Türk bayrağımızın dalgalanışına şahit olmak bize ayrı bir gurur verdi. Ailelerin çocuklarıyla hafızlık sürecinde gece gündüz beraber olmaları çok önemli. Biz sürekli onunla birlikte olduk, ortam hazırladık, karileri dinlettik. Gururluyuz, bu başarıların artarak devam edeceğine inanıyorum." diye konuştu.
- Berberlikte Ustalıktan Eğitime: Yılmaz Albayrak’ın İlham Veren Başarı Hikayesi
35 yıllık meslek tecrübesiyle berberlik sanatını bir yaşam biçimine dönüştüren Yılmaz Albayrak, son 12 yıldır yalnızca saç ve sakal kesiminde değil, yeni nesil berberlerin yetişmesinde de öncü bir isim haline geldi. Yılmaz Albayrak Academy çatısı altında İstanbul’daki şubesinde verdiği eğitimlerle bugüne kadar 1000’in üzerinde öğrenci yetiştiren Albayrak, öğrencilerini yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın dört bir yanında meslek hayatına kazandırdı. Kamu kurumlarında ve özel eğitim kurumlarında eğitmenlik yaparak sayısız genç berbere ilham olan Albayrak, bu alanda “Sıfırdan Berber Yetiştirme” ödülüne layık görüldü. CMC Cat üyesi olan Yılmaz Albayrak, sahadaki deneyimini modern eğitim anlayışıyla birleştirerek hem yüz yüze hem de online eğitimler düzenliyor. YouTube, Instagram ve TikTok üzerinden geniş bir kitleye ulaşan Albayrak, berberlik mesleğini yalnızca bir iş değil, sanat ve disiplin olarak aktarmayı hedefliyor. Eğitim almak isteyenler, Yılmaz Albayrak’a sosyal medya hesapları üzerinden ya da doğrudan iletişim numarası ile kolayca ulaşabiliyor. Yılmaz Albayrak'a aşağıdan ulaşabilirsiniz instagram youtube
- Eğitimde Samimiyetin ve İlhamın Adı: Murat Ülkü
1981 yılında Muğla’da dünyaya gelen Murat Ülkü, 18 yıldır öğretmenlik mesleğini tutkuyla sürdürüyor. Ancak onun için öğretmenlik yalnızca bilgi aktarmak değil; aynı zamanda öğrencilerinin ve yetişkinlerin hayatlarına dokunmak, onların yollarını aydınlatmak demek. Eğitim yolculuğu boyunca Samsun’dan Çanakkale’ye, Manisa’dan Salihli’ye uzanan farklı şehirlerde görev yaptı. Her gittiği yerde sadece sınıflara değil, kalplere de dokundu. Çünkü Murat Ülkü’ye göre gerçek eğitim, öğretmenle öğrenci arasında kurulan sevgi ve samimiyet bağı sayesinde hayat buluyor. Kızı Beril Masal Ülkü’nün dünyaya gelişi ise onun yaşamında yeni bir dönüm noktası oldu. İnsan hayatının değerini daha derinden kavrayan Ülkü, bu farkındalıkla AKUT gönüllüsü oldu. Burada verdiği eğitimler kısa sürede dikkat çekti ve kendisine yeni bir kapı araladı. Ardından kendi eğitim programlarını tasarlayarak Türkiye’nin dört bir yanında başarı ve motivasyon seminerleri vermeye başladı. Bugüne kadar Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan Milli Eğitim Bakanlığı’na, çeşitli kolejlerden Türkiye’nin ilk kişisel gelişim atölyelerine kadar pek çok kurum ve kuruluşta eğitimler gerçekleştirdi. “Takım Olmak”, “Başarı ve Motivasyon” ve “P4C (Çocuklar için Felsefe)” başlıklı programları yoğun ilgi gördü. Ayrıca İstanbul Bilgi Üniversitesi, Hacı Bektaş Veli Üniversitesi ve TED Üniversitesi olmak üzere üç farklı üniversitede seminerler vererek binlerce kişiye ilham oldu. Yetişkinlere yönelik gerçekleştirdiği 30’a yakın seminerde, katılımcılar tarafından yapılan anketlerde defalarca en yüksek puanları aldı. Murat Ülkü için bu sonuçlar kişisel bir övgü değil, eğitimlerinin samimiyet ve etki gücünün bir göstergesi. Bununla da sınırlı kalmadı. Uzun yol bisikletçiliğinden dağcılığa, seyahat tutkusundan spora kadar hayatın farklı alanlarından beslenerek elde ettiği deneyimleri eğitimlerine yansıttı. Böylece anlattıkları sadece teoriden ibaret kalmadı; yaşamın içinden gelen, gerçek deneyimlerle harmanlanan derslere dönüştü. Bugün profesyonel konuşmacı ve eğitmen kimliğiyle hem öğrencilerine hem de toplumun her kesimine yol gösteriyor. Onun için başarı, yalnızca bilgiyle değil; samimiyet, sevgi ve inançla paylaşıldığında gerçek anlamını buluyor. Murat Ülkü, mesleğine duyduğu aşkı ve insanlara kattığı değerle, eğitimde samimiyetin ve ilhamın en güçlü temsilcilerinden biri olarak yoluna devam ediyor.
- Kurduğu meyve bahçesiyle hem kendi hem mahalleli iş sahibi oldu
Bolu'da yaşayan Yunus Emre Kalaycı, babasına ait 15 dönümlük araziyi meyve bahçesine dönüştürerek hem iş sahibi oldu hem de mahalleliye istihdam sağladı. Karabük Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümünden mezun olan 26 yaşındaki Kalaycı, tarımla uğraşan ailesinin izinden giderek yaklaşık 3 yıl önce bu alana yöneldi. Karaköy Mahallesi'nde babasına ait 15 dönümlük araziyi meyve bahçesine dönüştüren Kalaycı, ahududu, böğürtlen, frenk üzümü, çilek ve yaban mersini yetiştirmeye başladı. Kalaycı, 20 kişiye istihdam sağlamanın yanı sıra "halka açık bahçe" konseptiyle tüketicilere meyveyi dalından toplama imkanı sunuyor. Özellikle ailelerin yoğun ilgi gösterdiği bahçede, pazar günleri etkinlikler düzenleniyor. Çocuklarıyla bahçeye gelen aileler, hem ürünlerin tadına bakıyor hem de diledikleri kadar meyve satın alıyor. Ayrıca orman meyveleriyle hazırlanan pastalar da ziyaretçilere ikram ediliyor. Yıllık yaklaşık 15 ton üretim kapasitesine ulaşan bahçede yetiştirilen ürünler, Bolu ve çevre illere gönderiliyor. "Devlet desteğiyle bahçemi büyütmek istiyorum" Yunus Emre Kalaycı, ailesinin 30 yıldır tarımla uğraştığını, kendisinin de yeni nesil girişimci olarak tarımla ilgilendiğini söyledi. Kalaycı, üniversiteden mezun olduktan sonra tarım sektörüne yöneldiğini ve orman meyvesi üretimine başladığını belirterek, "15 dönüm arazide orman meyvesi üretimi yapmaktayız. Ağırlıklı olarak ahududu ve böğürtlen olmak üzere çilek, frenk üzümü ve yaban mersini yetiştiriyoruz." dedi. Bahçede "istediğin kadar ye, aldığın kadar öde" konsepti uyguladıklarını aktaran Kalaycı, "Bahçeyi haftada yaklaşık 100 kişi ziyaret ediyor. Üretim yoğunluğumuzdan dolayı misafirlerimizi sadece pazar günleri rezervasyonla ağırlıyoruz. Gelen müşterilerimiz dilediği kadar yiyebiliyor. Ardından topladıklarını tartıyoruz." diye konuştu. Kalaycı, ürünlerden reçel, marmelat ve meyve suyu da yaparak sattıklarını kaydetti. Hasadın hava şartları ve sulamaya bağlı değiştiğine işaret eden Kalaycı, "Bu seneki beklentimiz 15 tonun üzerinde. İl Tarım ve Orman Müdürlüğünün destekleriyle Orman Meyveleri Organik Tarım Projesi kapsamında herhangi kimyasal madde kullanmadan üretim yapıyoruz." dedi. Kalaycı, işini severek yaptığını dile getirerek, ilerleyen dönemde devlet desteğiyle bahçesini büyütmek istediğini sözlerine ekledi. "Meyvelerin hem tadına bakıyoruz hem de topluyoruz" Meyve toplamaya gelen Gürkan Kılıç da böyle bir bahçeyi kente kazandırdığı için genç girişimciye teşekkür ederek, "Meyveleri hem dalından topluyoruz hem de tadına bakıyoruz." dedi. Sema Gülen ise bahçeyi arkadaşları sayesinde keşfettiğini dile getirerek, "Tadına bakarak topluyoruz. Satın aldıklarımızla da evde pasta yapacağım." diye konuştu. Ailesiyle meyve toplayan Mücahit Coşkun, kızının ahududunu çok sevdiğini için sürekli bahçeye geldiklerini belirterek, meyveleri dalından toplayarak yemenin tadına vardıklarını kaydetti. Türk ve Yunan vatandaşı olan Kyo, yıllarını freestyle hip hop, street dance, modern ve latin danslarına adadı. İzmir’de açtığı Kyo Dance Academy’den Yunanistan’daki stüdyosuna, Eskişehir’den Didim’e uzanan yolculuğunda yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Televizyon yarışmalarında, konserlerde, workshop’larda ve festivallerde sahneye çıkarak dans tutkusunu geniş kitlelere ulaştırdı. Bugün ise Kyo, kendine özgü latin & hiphop sentezli özel stiliyle dansı bir yaşam biçimi haline getirmeye devam ediyor. Ve artık Kuşadası’nda her salı akşamı, Duqqan Hotel’de düzenlenen Latin Dans Gecesi ile tüm dansseverleri bir araya getiriyor. Enerjisi, samimiyeti ve sahnedeki karizmasıyla Kyo, bu gecelere damga vuruyor. Dans bilmiyorsanız bile hiç sorun değil! Uygun fiyatları, sıcak atmosferi ve katılımcılarına sunduğu keyifli deneyimle Duqqan Latin Gecesi, herkesin mutlaka yaşaması gereken bir eğlence. 💃🕺 Kuşadası merkezde, her salı akşamı Duqqan Hotel’de buluşuyoruz! Siz de bu coşkuya ortak olmak için yerinizi ayırtın; Kyo hocanın enerjisiyle unutulmaz bir geceye hazır olun. instagram
- Dans Tutkusuyla Yükselen Bir İsim: Kyo Özdilek
Kyo Özdilek, hem Türkiye hem de Yunanistan vatandaşı olan, latin, hip hop, modern ve urban dansın enerjisini sahnelere taşıyan başarılı bir sanatçı ve eğitmen. Dans yolculuğu 18 yaşında freestyle hip hop ile başladı. Yunanistan’da aldığı uzun soluklu dans eğitimiyle yeteneğini profesyonel bir çizgiye taşıdı. Üniversite sonrası “Benimle Dans Eder misin” ve “Yetenek Sizsiniz Türkiye” gibi programlarda yer alarak geniş kitlelere ulaştı. Özellikle Flashmob dans grubuyla sergilediği performanslar dikkat çekti ve yarı finale kadar yükseldi. Latin danslarına duyduğu ilgiyle eğitimini derinleştiren Kyo, İzmir’deki saygın dans okullarında hem eğitmenlik yaptı hem de kendine özgü tarzını geliştirdi. Alsancak, Efesart ve Bornova’da verdiği derslerle yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Daha sonra kurduğu KYO Dance Academy ile dans dünyasında fark yarattı. Türk ve Yunan vatandaşı olan Kyo, yıllarını freestyle hip hop, street dance, modern ve latin danslarına adadı. İzmir’de açtığı Kyo Dance Academy’den Yunanistan’daki stüdyosuna, Eskişehir’den Didim’e uzanan yolculuğunda yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Televizyon yarışmalarında, konserlerde, workshop’larda ve festivallerde sahneye çıkarak dans tutkusunu geniş kitlelere ulaştırdı. Bugün ise Kyo, kendine özgü latin & hiphop sentezli özel stiliyle dansı bir yaşam biçimi haline getirmeye devam ediyor. Ve artık Kuşadası’nda her salı akşamı, Duqqan Hotel’de düzenlenen Latin Dans Gecesi ile tüm dansseverleri bir araya getiriyor. Enerjisi, samimiyeti ve sahnedeki karizmasıyla Kyo, bu gecelere damga vuruyor. Dans bilmiyorsanız bile hiç sorun değil! Uygun fiyatları, sıcak atmosferi ve katılımcılarına sunduğu keyifli deneyimle Duqqan Latin Gecesi, herkesin mutlaka yaşaması gereken bir eğlence. 💃🕺 Kuşadası merkezde, her salı akşamı Duqqan Hotel’de buluşuyoruz! Siz de bu coşkuya ortak olmak için yerinizi ayırtın; Kyo hocanın enerjisiyle unutulmaz bir geceye hazır olun. instagram
- Dans ve Sporun Güçlü İsmi: Ceyda Atıgan
Küçük yaşlardan itibaren sporun içinde büyüyen Ceyda Atıgan, bugün binlerce kişiye dans ve fitness sevgisini aşılayan başarılı bir eğitmen, girişimci ve sosyal sorumluluk gönüllüsü olarak tanınıyor. Ege Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu olan Atıgan, basketbol ve masa tenisinden ralli sporuna uzanan yolculuğunu dans tutkusu ile taçlandırdı. Pilates, step aerobic, cardio ve tae-bo alanlarında uzmanlaşarak hem bireysel hem de grup eğitimleriyle kısa sürede büyük kitlelere ulaştı. Kurucusu olduğu CeyDancE markası ile Aydın ve Kuşadası’nda başlayan dans yolculuğu, Türkiye’nin dört bir yanında yankı buldu. Çocuklar için özel dans eğitimleri, kadınlara yönelik dişil enerji atölyeleri ve yurt içi-yurt dışı etkinliklerle adını duyuran Atıgan, aynı zamanda Uluslararası Down Sendromu Federasyonu Dans ve Müzik Kurulu Başkanı olarak sosyal sorumluluk projelerinde öncü rol üstleniyor. Aynı zamanda Ege Bölgesi’nde birçok çiftin ilk düğün dansına imza atan Ceyda Atıgan, kurucusu olduğu CeyDancE Organizasyon şirketi ile de özel günleri unutulmaz kılmaya devam ediyor. Hayvan sevgisi ve toplumsal duyarlılığıyla da bilinen Ceyda Atıgan, yaz aylarında Kuşadası Solara Beach Club’ta düzenlediği Latin Dans Geceleriyle sanat ve eğlenceyi buluşturuyor. Atıgan’ın vizyonu net: “Dans yalnızca bir hareket değil, aynı zamanda özgüven, mutluluk ve birlikte yaşama kültürünün bir ifadesidir.”
- Babasının YKS çıkışında çiçekle karşıladığı öğrenci hayalindeki bölüme yerleşti
Muş'ta, 60 yaşındaki Mehmet Emin Gülen'in Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) çıkışında koşarak çiçekle karşıladığı kızı Çimen, Yeditepe Üniversitesi Çeviribilimi bölümüne yerleşmenin mutluluğunu yaşıyor. Çimen Gülen, YKS sonuçlarını Aydın'ın Didim ilçesinde bir otelde çalışırken öğrendi. Çimen, mutlu haberi Muş'taki babasına telefonda bildirdi. Sınav çıkışında kızını çiçekle karşıladı, sosyal medyada "yılın babası" ilan edildi Otelde garsonluk yapan Gülen, gazetecilere, aile ekonomisine destek olmak için çalıştığını söyledi. Yeditepe Üniversitesi Çeviribilimi (İngilizce) bölümünü kazandığını belirten Gülen, "Üniversite sınavında çok heyecanlı olduğum için babam bana çiçek almıştı. Sonuçlarım açıklanınca ben de ona çiçek götürmüştüm. Böyle bir sürecimiz olmuştu çok emek vermiştim. Üniversite tercih sonuçlarım açıklandı. Yeditepe Üniversitesi'ni yüzde 50 burslu kazandım. Bir iş insanı da geri kalanı karşıladı. Ekonomik durumum el vermediği için iş insanı yardımcı oldu. Buradan ona çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Üniversitede ilk yılını tamamladıktan sonra ABD'de yapay zekayla çalışmalara ağırlık veren bir üniversiteye gitmeyi hedeflediğini aktaran Gülen, "Hayallerime ulaşmakta ilk adımı attım. Çok mutluyum. Duygularımı ifade edemiyorum." dedi. Babasının kendisine çok yardımcı olduğunu belirten Gülen, şöyle devam etti: "Küçüklüğümden beri babam 5 kız olmamıza rağmen hepimize 'tekmiş' gibi davrandı. Bu yıl çiçek alarak da bunu kanıtladı. Gerçi bunu sürekli yapan biri. Bu yıl sadece kameralara göründü. Normalde göründüğünden daha tatlıdır. Kendisi benim sürekli destekçimdir. Onun sayesinde bugün bir yerlerdeyim. Yarısı benim çalışmam, yarısı da babamın desteği… Onunla baba kızdan öte arkadaş gibiydik. Herhangi bir sorunum olduğunda ona anlatabilirdim. Babamı çok seviyorum."
- 45 yıllık "yemeni" ustası zanaatını gelecek nesillere aktarmak istiyor
Altındağ Belediyesince kurulan Altınköy Açık Hava Müzesi'nde, Anadolu'nun geleneksel el dikimi deri ayakkabısı "yemeni"yi tanıtan Mehmet Baltacı, burada hem sanatını icra ediyor hem de bu zanaatı gelecek nesillere aktarmak istiyor. Köy yaşamını ve Türkiye'nin farklı yörelerindeki sanatları tanıtmayı amaçlayan müze, yel değirmeni, asma köprü, bakkal, gül bahçesi, tarihi evler ve çeşitli hayvanların yanı sıra farklı illerden davet edilen zanaatkarlara da ev sahipliği yapıyor. Ziyaretçiler, şehir hayatının yoğunluğundan uzaklaşırken, hem doğal köy yaşamını tadıyor hem de geleneksel meslekleri yakından tanıma fırsatı buluyor. Buraya Adıyaman'dan gelen 59 yaşındaki yemeni ustası Mehmet Baltacı da el dikimi deri ayakkabı "yemeni" yapımını ziyaretçilere hem tanıtıyor hem de kendi işlediği ürünleri sergiliyor. Baltacı'nın 5 farklı hayvan derisinden yaptığı "yemeni" ayakkabıları ziyaretçilerin de ilgisini çekiyor. "Çekirdekten yetişme ustayım, 8 yaşında başladım" Aynı zamanda Adıyaman Halk Eğitim Merkezi'nde usta öğretici olarak görev yapan Baltacı, 45 yıldan fazladır gönül verdiği yemeni sanatına olan sevgisini AA muhabirine anlattı. Yemeni sanatının Osmanlı döneminden günümüze geldiğine işaret eden Baltacı, "Yemeni üretiminde Osmanlı çarıkları dediğimiz beş farklı hayvan derisi kullanılıyor. Koyun, oğlak, manda ve dana gibi hayvanların derisinden, sağlıklı şekilde yapılıyor. Doktorlarımız bile bazı ayak hastalıklarına karşı kokuyu alması için bu derileri tercih eder ve önerebilir." diye konuştu. Baltacı, yıllardır yemeni sanatını sürdürmesine rağmen henüz daha ustasının seviyesine gelemediğini söyleyerek, "Ben çekirdekten yetişme ustayım, bu mesleğe 8 yaşında başladım, neredeyse 60 yaşına geldim. Ancak daha ustamın bildiklerini tam bilmiyorumdur." ifadelerini kullandı. Bu sanatı yaşatmaya çalıştığını ve kursiyerlerinin olduğunu belirten Baltacı, "Kursiyer yetiştirmeye çalışıyoruz, şu anda 12 kursiyerim var." dedi. Yaklaşık 3-4 ay olan kurs süresinin sanatı tanıtmak için yeterli olsa da usta yetiştiriciliği için kısa kaldığını vurgulayan Baltacı, ustalığın gönüllülük ve sabır gerektirdiğini söyledi. "Deri kokusuna alternatif kolonya parfüm kullanmam" Baltacı, çocuk yaşta yemeni sanatına başlama hikayesini şöyle anlattı: "Ben 8,5 yaşındaydım. Babam, 'Seni mesleğe verelim' dedi. O zaman birinci sınıfa gidiyordum. Babam beni götürdü ustanın yanına, 'Eti senin kemiği benim' dedi. Çocuğum, korktum yani öğleye doğru lavaboya diye çıktım, oyuna dalmışım. Ustam geldi, 'Sen ne diye oyuna daldın' dedi ve iki sille yapıştırdı. Ustaya sinirlendim ve eve gittim. Sonra babam, 'Seni işe verdik sen niye erkenden geldin' dedi. Açıklama yaptım, iki sille de babam yapıştırdı ve tekrar ustaya götürdü. Yani dört sillelik ustayım. Allah'a dua ediyorum iyi ki sille vurmuşlar da usta olmuşum. Bu sanatın hatırası oldu bana." İşini severek yaptığını vurgulayan Baltacı, "İşime aşkım var. Deri kokusuna alternatif kolonya parfüm kullanmam. Bu deri kokusu cezbediyor. Mesela benim kadın kursiyerlerim var, içeri girerken burunlarını kapatıyorlar, 'Deri pis kokuyor' diyorlar. İki gün sonra deri kokusuna alışıyorlar ve seviyorlar. Bu orijinal deri kokusudur." diye konuştu.
- Anne Bebek Danışmanlığında Parlayan Bir İsim: Elif Nur Gündüz
Kreşten başlayan yolculuk, annelere ve bebeklere umut oldu: Elif Nur Gündüz’ün sağlık alanındaki ilham verici hikâyesi. Sağlık alanındaki yolculuğunu tutkuyla sürdüren Elif Nur Gündüz, anneler ve bebekler için yaptığı çalışmalarla öne çıkan bir sağlık profesyoneli. “İşimi seviyorum hem de çok seviyorum; iyi ki bu mesleği seçmişim” sözleriyle mesleğine olan bağlılığını dile getiren Gündüz, bugün hem sahada hem de online eğitimlerle annelere rehberlik ediyor. 2013 yılında sağlık meslek lisesinde başladığı hemşirelik serüvenini 2018’de okul birinciliği ile taçlandıran Gündüz, ardından Kırklareli Üniversitesi Hemşirelik Bölümü’nü kazandı. 2023 yılında mezun olarak profesyonel kariyerine güçlü bir adım attı. Bugün Bebek Hemşiresi, Gebe Eğitmeni, Ödüllü Emzirme Danışmanı, Doula, Baby Spa ve Masaj Terapisi Uzmanı, Hamile Yogası Eğitmeni olarak hizmet veren Gündüz; annelere sadece fiziksel değil, ruhsal açıdan da destek oluyor. Özellikle emzirme danışmanlığı ve hamile yogası ile annelerin süreçlerini kolaylaştırırken, baby spa ve masaj terapisi uzmanlığı ile de bebeklerin doğum sonrası gelişimlerini destekliyor. Ayrıca düzenlediği online eğitimler sayesinde bulunduğu şehir dışındaki annelere de ulaşarak bilgilerini geniş kitlelerle paylaşmaya devam ediyor. Mesleğini tutkuyla yapan Elif Nur Gündüz, aldığı ödüller ve yetiştirdiği annelerle başarı hikâyesini her geçen gün daha da büyütüyor. Onunla bu yolculuğa çıkan anneler kendilerini daha güçlü, bilinçli ve huzurlu hissediyor.











