Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Seran Çetintaş: Güzellikten İlham, Bilimden Güç Alan Bir Başarı Hikayesi
Başarı, sadece bir meslek kazanmak değil; bir hayat duruşu sergilemektir. Diyetisyen Seran Çetintaş, genç yaşına rağmen Kuzey Kıbrıs’ta hem sağlıklı yaşamın hem de kadın girişimciliğin ilham veren isimlerinden biri oldu. Doğu Akdeniz Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü’nü fakülte birincisi olarak tamamladı. Akademik başarısını, açtığı kliniğinde sağlıklı yaşamı destekleyen profesyonel hizmetlerle taçlandırdı. Aynı zamanda bir pilates eğitmeni olan Seran Hanım, spor ve beslenmeyi bir bütün olarak ele alıyor. Küçük yaşlardan itibaren sporla iç içe bir yaşam süren Çetintaş, Kuzey Kıbrıs Milli Voleybol Takımı'nda ülkesini temsil etmiş, pek çok şampiyonluk yaşamış güçlü bir sporcu geçmişine sahip. 2021 yılında katıldığı Miss North Cyprus güzellik yarışmasında dereceye girerek zarafeti ve özgüveniyle de dikkat çeken Seran, kardeşlik duygusunu ise 6 Şubat depreminde kaybettiği abisi için paylaştığı dokunaklı mesajla yüreklerimize kazıdı. “Ozi’nin başladığı her işi sonuna kadar sürdüreceğim” diyerek hayata daha da sıkı tutundu. Güzelliği, zekâsı, disiplini ve güçlü duruşuyla hem mesleğinde hem yaşam yolculuğunda örnek olmaya devam ediyor.
- Suskun Şair’den Gönüllere Yolculuk: Eyüp Yelgen’in İlham Veren Hikayesi
Şiiriyle kalplere, kitaplarıyla köy okullarına ulaşan; motorun üzerinde, kelimelerin izinde bir adam… Eyüp Yelgen sadece bir yazar değil, bir yol açıcı. Eyüp Yelgen, Çankırı’nın Bayramören ilçesine bağlı Koçlu köyünde doğdu. Küçük yaşta çobanlık yaparak başladı hayata… Herkesin ‘boş iş’ dediği hayallere tutundu, kimsenin inanmadığı yolda yürüdü. Şair, yazar, sporcu ve sosyal sorumluluk gönüllüsü olan Yelgen, çok yönlü bir başarı hikayesinin adı. Çankırı’nın bir köyünde doğan ve 9 yaşından bu yana şiirle yaşayan Yelgen, bugün kitaplarıyla raflarda, projeleriyle gönüllerde yer edinmiş bir isim. "Suskun Şair" mahlasıyla tanınan Yelgen, “Aşkın Seyri” ve “Her Kalp Bir Şehirdir” adlı kitaplarıyla şiirseverlerin kalbine dokundu. Şimdi ise yeni eseri ''Şairmotovlog'' ile motosiklet tutkusunu, aldığı ileri sürüş eğitiminin bilgilerini, yol anılarını ve motivasyon dolu maceralarını bir araya getirerek motor tutkunlarının ilgisini çeken bir çalışmaya imza attı. Eyüp Yelgen’in başarıları yalnızca edebiyatla sınırlı değil. O aynı zamanda bir motor tutkunu, aktif bir dövüş sporcusu ve eğitim gönüllüsü. 2024 yılında “Yılın En Başarılı Şairi” ödülüne layık görülen Yelgen, sosyal medya üzerinden yürüttüğü Şairmotovlog hesabı aracılığıyla köy okullarına kitap desteği veriyor. Bu duyarlı projesiyle, sadece kitap değil; umut ve ilham da gönderiyor. D&R gibi büyük satış platformlarında en çok aranan yazarlar arasında yer alırken, imza günlerinde uzun kuyruklar oluşturuyor. Kendi kütüphanesindeki kitapları dahi ihtiyacı olanlara ulaştıran bu gönül insanı, “Amacım maddi kazanç değil; daha çok insana ulaşmak,” diyor. Edebiyata, eğitime ve sosyal dayanışmaya adanmış bir hayat… Eyüp Yelgen; şiirle yola çıktı, sevgiyle ilerliyor.
- AYŞEGÜL BANU ŞAHİN – KENDİ HİKÂYESİNİN KALEMİ
Bir yazar… bir anne… bir girişimci… ve bir ilham kaynağı: Ayşegül Banu Şahin. Evli, iki çocuk annesi. Aynı anda hem Kanada, hem Amerika, hem Türkiye deneyimi taşıyan bir kadın… Hayatı dışarıdan sakin görünse de, yakından tanıyanlar için bu hayat; mücadele, üretim ve dönüşümle dolu. Yıllarca Türkiye’de işletmecilik yaptı. Ardından cesaretini bavuluna koyarak Amerika’ya gitti. Burada kendi restoranını açtı. Bugün o restoranı oğlu işletiyor. Ayşegül Banu ise artık kaleminin peşinden gidiyor… İlk romanı “Bitti Dediğim Yerden - Hercai”, ardından “Gecenin Ayak Sesleri”, “Canparem Kanada’ya Uçuyor” ve kadınlara adanmış “Kadın Olma Sanatı” üçlemesi… Her biri binlerce okura dokundu. Özellikle kadınların yaşadığı içsel çatışmaları, umutlarını, yeniden ayağa kalkışlarını satır satır hissettirdi. Yazarlık kariyerindeki bu hızlı yükseliş, 2024 yılında aldığı "Yılın En İyi Çıkış Yapan Yazarı" ödülüyle taçlandı. Ayşegül Banu Şahin, yaşamın sıradan görünen anlarını edebiyatla dönüştüren, azim ve üretkenliğiyle ilham veren bir kadın yazar. Bugün hâlâ üretmeye devam ediyor. Yakında yeni kitabı “İvaz” raflarda olacak. Ayşegül Banu Şahin, “Benim hayatım ilham verici değil” dese de… Onun hikâyesi, “Bitti” denilen yerden nasıl başlandığını bilenlere çok şey anlatıyor. Sessiz ama derin bir ilhamın adı… Ayşegül Banu Şahin.
- Başarı Tesadüf Değil: Onur Yalçın’ın Makasla Yazdığı Hikâye
1998 Ordu doğumlu genç kuaför Onur Yalçın, 11 yaşındayken başladığı kuaförlük macerasını bugün İstanbul Maltepe'deki ödüllü salonuyla taçlandırdı. Nevşehir’de aldığı ilk deneyimden sonra 2017’de İstanbul’a taşınarak kendini geliştiren Yalçın, 2020’ye gelindiğinde Maltepe bölgesinin en kaliteli erkek bakım adresi olarak dikkatleri üzerine çekti Henüz 11 yaşındayken bir kuaför salonunun kapısından içeri girdi. Elinde makas yoktu ama içinde büyük bir tutku taşıyordu. Ordu doğumlu Onur Yalçın, Nevşehir’de çırak olarak başladığı kuaförlük yolculuğunu; disiplin, eğitim ve kararlılıkla Türkiye’nin en başarılı erkek kuaförlerinden biri olma noktasına taşıdı. 2017’de İstanbul’a geldiğinde cebinde sadece hayalleri vardı. Ancak o, işine tutkuyla sarıldı. Eğitimler aldı, gelişime açık oldu. 2020’de Maltepe’de açtığı salon, kısa sürede bölgenin en çok tercih edilen adreslerinden biri haline geldi. Çünkü o, her müşterisini bir ‘proje’ gibi gördü; kişiye özel saç ve sakal tasarımlarıyla fark yarattı. 2023 yılı ise onun için bir dönüm noktasıydı. Girdiği her kesimdeki titizlik, müşteri memnuniyetine verdiği önem ve stil yaratmadaki yeteneği, ona “Yılın En Başarılı Erkek Kuaförü” ödülünü getirdi. Bu ödül, sadece bir başarı belgesi değil; Onur Yalçın’ın yıllardır sessizce inşa ettiği ustalığın, kamuoyunda takdir görmesiydi. Bugün 15 binden fazla takipçiye sahip bir marka, bir stil ikonu ve genç kuaförlere rol model. Onur Yalçın, sadece saç kesmiyor; bir hikâye yazıyor, bir özgüven inşa ediyor. Başarıyı tesadüflere değil, alın terine, vizyona ve sadakate borçlu olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.
- Mühendis çift, girişimcilere ve firmalara iş karavanları üretiyor
Kocaeli’de yaşayan makine mühendisi Segah Sağra Öztüre ve elektrik-elektronik mühendisi eşi Levent Öztüre, girişimcilere ve firmalara özel tasarımlarla çeşitli iş kollarında kullanıma uygun karavan üretiyor. Arkadaşlarına hediye ettikleri karavanda kalite sorunları yaşamaları üzerine "Biz daha iyisini yaparız" diyerek girişimde bulunan Öztüre çifti, Başiskele ilçesinde 750 metrekarelik bir atölyede üretime başladı. Bir buçuk ayda tamamladıkları ilk karavanı defalarca gözden geçirerek istedikleri kaliteye ulaştıran mühendis çift, ilk siparişlerini Gaziantep’te faaliyet gösteren bir kafeterya zincirinden aldı. Artan talepler üzerine imalat kapasitelerini genişletip 4 ay içinde kapalı alanı 1250 metrekare olan yeni bir imalathaneye taşınarak ekibini güçlendiren çift, Amerikan tarzı vagon tipi, tamamen sac ve profil kullanılarak üretilen karavanlarla çeşitli projelere imza attı. İstanbul ve farklı illerdeki marinalarda satış kümeleri oluşturan çift kafeterya, dondurmacı, kuaför, burgerci, el yapımı ürün satışı, mobil ofis ve showroom gibi farklı kullanım alanlarına yönelik kişiye özel iş karavanları tasarlayarak girişimcilere taşınabilir çözümler sundu. "Bir akşam kahve içerken karar verdik" Firmanın yönetim kurulu başkanı ve makine mühendisi Segah Sağra Öztüre, AA muhabirine, daha önce iş karavanı üretimi gibi bir planlarının olmadığını söyledi. Bir arkadaşlarına karavan hediye etmek istediklerini anlatan Öztüre, başka bir şehirden aldıkları ürünün yağmur suyu aldığını belirten Öztüre, "Gerçekten çok mahcup olduk. O akşam evde eşimle balkonda kahve içerken 'Biz bunun daha iyisini yaparız' dedik. Eşim projeyi çizdi, ertesi gün bir fabrika kiraladık. Sonrasında kendimizi bu sürecin içinde bulduk." dedi. Öztüre, karavanın her aşamasında birlikte çalıştıklarını, tamamen sacdan, profil ve kaynakla üretim yaptıklarını, gıdaya uygunluğu için de iç kaplamada paslanmaz sac kullandıklarını anlattı. "Bizde hiçbir şeyin eğri olmaması gerekir. Her şey ölçüsünde ve nizami olmalı. Ürünün 1-2 yıl değil, 5-10 yıl hatta daha uzun süre kullanılabilir olmasını hedefliyoruz." diyen Öztüre, üretim sonrası bakım ve servis konusunda da müşterileriyle sürekli iletişimde olduklarını kaydetti. Öztüre, gün içinde işlerini hallettikten sonra imalathanede eşine destek olduğunu, iç kaplama ve perçinleme gibi işlemleri bizzat kendisinin yaptığını sözlerine ekledi. "Karavan sadece ürün değil, çözümdür" Levent Öztüre de sadece araç değil, kullanıcıya özel çözümler sunduklarını, elektrik altyapısından su tesisatına, dış cepheden iç tasarıma kadar her ayrıntıyla yakından ilgilendiklerini söyledi. Tüm üretimin el işçiliğiyle ve kalıp kullanılmadan gerçekleştirildiğini belirten Öztüre, "Kullanım sırasında sorun yaşanması halinde, kaynak biz olalım ya da olmayalım, satış sonrası desteğimizi sürdürüyoruz." diye konuştu. Öztüre, ürünlerinin Avrupa standartlarına uygun belgelendirmeyle üretildiğini aktararak Hollanda ve Almanya başta olmak üzere, yurt dışından bazı firmalarla temas halinde olduklarını, kısa süre içinde Avrupa’ya ihracat yapmayı hedeflediklerini dile getirdi. Bugüne kadar verdikleri tüm karavanların Türkiye’de bilinen, güvenilir markalara teslim edildiğini dile getiren Öztüre, "Sezonluk değil, uzun ömürlü ürünler üretiyoruz. İş yapmaktan vazgeçilse bile aynı karavan yaşam karavanına dönüştürülebiliyor yani karavan sizinle yaşamaya devam ediyor." değerlendirmesinde bulundu. İlk karavanı 1,5 ayda tamamladıklarını anlatan Öztüre, sonraki üretimlerde bu sürenin giderek azaldığını ve artık 15-20 gün arasında sıfır hatayla karavan üretebildiklerini ifade etti. "Mobil mutfak yatırımı daha ekonomik" Zincir hamburger markasının işletmecisi Yasin Okan ise Kocaeli ve Sakarya’daki mağazaları için alternatif yatırım modelleri aradıklarını, çeşitli festivallere mobil mağazalarla katıldıklarını anlattı. Öztüre çiftiyle tanışarak projelerini incelediklerini aktaran Okan, "Franchise mağaza kurulumları çok yüksek maliyetli. Mobil mutfaklar, daha ekonomik ve taşınabilir bir çözüm sunuyor. Sadece hamburger değil, tantuni, tatlı ve kahve konseptlerini de bu projelerle sahaya çıkarabilir miyiz, onu planlıyoruz." ifadelerini kullandı.edyada sunduğu ücretsiz bilgi ve ritüellerle de geniş kitleleri bilinçlendirmeye devam ediyor. Bu alandaki etkileyici başarıları, 2024 yılında taçlandırıldı: İlkim Su Derin, “Uluslararası En İyi Tarot Danışmanı” seçildi. Bu unvan, hem Türkiye’de hem de dünyada onun adını duyurdu.
- İlkim Su Derin – Spiritüel Bilgeliğin ve Kadın Gücünün Parlayan Sesi
Anneannesinden miras aldığı güçlü hislerle çıktığı yolda, bugün hem spiritüel dünyanın hem de sahnelerin yıldızı… İlkim Su Derin, Türkiye’de başlayıp uluslararası arenaya taşan başarı hikayesiyle binlerce kişiye rehberlik ediyor. İlkim Su Derin’in hikayesi; içsel gücünü keşfetmiş, onu bilgiyle harmanlamış ve binlerce insana umut olmuş bir kadının ilham verici yolculuğudur. İstanbul’da doğan İlkim, gazetecilikle başladığı eğitim serüvenine İnsan Kaynakları Yönetimi, İlişki ve Evlilik Danışmanlığı, Cinsel Terapi, Din ve Aile Rehberliği, Bioenerji, Aile Dizilimi ve Karma Astroloji gibi birçok alanda uzmanlıklar ekleyerek devam etti. Bu çok yönlü eğitimi, onun danışmanlık alanında özgün ve etkili bir rehber olmasını sağladı. Anneannesinden miras aldığı güçlü sezgileri, aileden gelen ruhsal yatkınlıkla birleşince; İlkim’in yolu spiritüel danışmanlığa yöneldi. Kurucusu olduğu FalPortal.com.tr platformu kısa sürede büyük bir kitleye ulaştı. Burada verdiği tarot, astroloji ve ritüel danışmanlıkları; yüzlerce insanın hayatına ışık tuttu. Üstelik yalnızca bireysel danışmanlıkla değil, sosyal medyada sunduğu ücretsiz bilgi ve ritüellerle de geniş kitleleri bilinçlendirmeye devam ediyor. Bu alandaki etkileyici başarıları, 2024 yılında taçlandırıldı: İlkim Su Derin, “Uluslararası En İyi Tarot Danışmanı” seçildi. Bu unvan, hem Türkiye’de hem de dünyada onun adını duyurdu. Ancak İlkim’in ışığı yalnızca spiritüel dünyada parlamıyor. Zarafeti ve duruşuyla dikkat çeken İlkim Su Derin, 2025 yılında düzenlenecek İtalya merkezli Miss Europe Güzellik Yarışması’nda Türkiye’yi temsil etme hakkı kazandı. Spiritüel bilgelik ile dış güzelliği bir araya getiren İlkim, böylece sahnede de kendi kimliğini gururla taşıyor. Yazar kimliğiyle de dikkat çeken İlkim Su Derin, 2021 yılında yayımladığı ilk kitabı “Bir Ölünün Satırları” ile içsel derinliğini edebiyatla buluşturdu. Duygusal, felsefi ve spiritüel katmanlarla örülü bu eser; okurlarına hem düşünsel hem duygusal bir yolculuk sunuyor. Aydın’a taşındıktan sonra kızıyla birlikte sade ama dolu dolu bir yaşam süren İlkim, her sabah yeniden uyanarak takipçilerine seslenmeye, hissettiklerini paylaşmaya ve bilgeliğini çoğaltmaya devam ediyor. Bugün 100 binin üzerinde takipçisiyle sosyal medyada aktif olan, danışmanlık verdiği yüzlerce insanın kalbine dokunan ve hem sahnede hem ruhta ışıldayan bu kadın; Türkiye’nin modern zamanlardaki ilham veren figürlerinden biri olarak yükselmeye devam ediyor.
- Uzman Diyetisyen Zübeyde Semiz: Sağlıklı Yaşamın Adresi, Başarının Yükselen İsmi
Sağlıklı yaşamın şifrelerini sadece rakamlarla değil, insan hayatına dokunarak çözen bir isim: Uzm. Dyt. Zübeyde Semiz. Samsun Bafra doğumlu Zübeyde Semiz, Ondokuz Mayıs Üniversitesi’nden Diyetisyen unvanıyla mezun oldu. Eğitime olan tutkusu onu durdurmadı. Eczacılık Fakültesi’nde yüksek lisansını tamamlayarak, fonksiyonel tıp ve fitoterapi alanlarında uzmanlaştı. Bugün, klasik diyet anlayışının ötesine geçen bütüncül sağlık yaklaşımıyla adından söz ettiriyor. Detoks, Alkali Yaşam, Fonksiyonel Tıp, Sporcu Beslenmesi… Zübeyde Semiz’in danışanlarına sunduğu programlar yalnızca kilo verme odaklı değil. Vücudun toksin yükünü azaltan detoks sistemleri, alkali denge kurmaya yönelik yaşam önerileri ve bağışıklık sistemini destekleyen bitkisel çözümlerle fonksiyonel bir sağlık yolculuğu sunuyor. Sporcu performansını artıran, insülin direnci ve hormonal dengesizliklerle mücadele eden, yaşlılar ve çocuklar için bireysel planlanan özel diyetlerle her yaştan danışanına umut oluyor. 387 BİN KİŞİYE ULAŞAN BİR SAĞLIK ELÇİSİ Sosyal medya gücünü sağlık bilinci oluşturmak için kullanan Zübeyde Semiz’in Instagram’da 387 binden fazla takipçisi var. Bilgi dolu içerikleri, sade anlatımı ve uygulamaya dönük önerileriyle geniş bir kitleye ulaşıyor. Onun paylaşımları, sadece yemek listeleri değil; bir yaşam tarzını benimseten dijital bir rehber niteliğinde. SADECE DİYET DEĞİL, BİR VİZYON: “KİŞİYE ÖZEL SAĞLIK” Zübeyde Semiz’e göre, her bireyin sağlığı tıpkı parmak izi gibi benzersizdir. Bu anlayışla oluşturduğu planlar, kişiye özel analizler ve sürdürülebilir alışkanlıklar üzerine kurulu. Klasik diyet listelerinin çok ötesinde bir yaklaşımla, danışanlarının fiziksel, ruhsal ve zihinsel dengesini gözetiyor. YILIN EN HIZLI YÜKSELEN DİYETİSYENİ ÖDÜLÜ 2025 yılında “Yılın En Hızlı Yükselen Diyetisyeni” ödülüne layık görüldü. Bu prestijli ödül sadece mesleki başarısını değil, sosyal sorumluluk bilincini de taçlandırdı. Ödülünü, eğitime destek verdiği çocuklar adına kabul eden Semiz, “Bu ödül, geleceğe inanan çocuklar için. Hiçbir başarı tesadüf değil” sözleriyle alkış topladı. SOSYAL SORUMLULUKTA DA ÖNCÜ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı projelerde aktif olarak görev alıyor. Dezavantajlı çocuklarla birebir ilgileniyor, sağlıklı beslenmeyi yalnızca ayrıcalıklı kesime değil, herkese ulaşılabilir kılmak için çalışıyor. Onun için diyetisyenlik bir meslekten çok, bir farkındalık hareketi. Zübeyde Semiz’in başarısı, sadece klinik bilgiyle değil; içten bir bağlılık, toplumsal sorumluluk ve yenilikçi bir vizyonla büyüyor. “Sağlık; sayılardan değil, bilinçten başlar” diyen Zübeyde Semiz, bugün sadece danışanlarının değil, binlerce insanın yaşamına ilham veriyor.
- Bozcaada’dan Paris’e Uzanan Bir Renk Yolculuğu: Pınar Akarsu Tınç
“Bozcaada’nın mitolojik dokusundan ilham alan Pınar Akarsu Tınç, mürekkep boyama tekniğiyle ürettiği eserleriyle Louvre’dan İstanbul’a uzanan güçlü bir sanat dili oluşturdu.” Sanatın izini çocukluğunun geçtiği Bozcaada’nın sokaklarında süren Pınar Akarsu Tınç, bugün eserleriyle Louvre Müzesi dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanında sanatseverlerle buluşuyor. Ada’nın mitolojik geçmişi, çok kültürlü yapısı ve doğal renkleri, onun ilk fırça darbesine ilham oldu. Uludağ Üniversitesi’nden başlayan akademik yolculuğu; Marmara ve Hacettepe Güzel Sanatlar Fakülteleri'yle devam etti. Eğitiminin ardından profesyonel resim kariyerine adım atan Tınç, zamanla özgün mürekkep boyama tekniğiyle tanındı. Pınar Akarsu Tınç’ın eserleri; Louvre Paris başta olmak üzere Almanya’daki sanat galerilerinde, yurtiçinde ve yurtdışında birçok önemli sanat fuarında sergilendi. Fransa Hükümeti’nin resim koleksiyonunda yer alan eserleriyle uluslararası saygınlığını pekiştiren sanatçı, dünyanın dört bir yanındaki özel ve kamu koleksiyonlarında da kalıcı yer edinmiş durumda. Sanat üretimlerini İstanbul, Bozcaada, Bodrum ve Fransa’nın Saint-Leu kentleri arasında sürdüren Pınar Tınç, şimdi ise sanat yolculuğunu Amerika’ya taşıyor. Önümüzdeki dönemde Amerika’da açacağı kişisel sergiyle, sanatını daha geniş bir coğrafyayla buluşturmaya hazırlanıyor. Yakında bir TEDx konuşmasıyla sanat ve yaşam üzerine ilham verici yolculuğunu paylaşacak olan Tınç, aynı zamanda bir eş ve iki çocuk annesi. Yaşamının her yönünü sanatla harmanlayan sanatçı; doğayı, kadını, zamanı ve duyguları görünür kılan eserleriyle izleyicisini içsel bir keşfe davet ediyor.
- Öğretmen Berhan'ın "köy havuzu" çocukların yaz neşesi oldu
Erzurum'da bir öğretmenin doğduğu köyde çocukların yardımı ile yaptığı havuz, hem köydeki çocukların yaz eğlencesi oldu hem de çocukları telefon bağımlılığından uzaklaştırdı. Erzurum'da bir çocuğun kendisine havuz yapmaya çalışmasından ilham alan 16 yıllık öğretmen Berhan Karamanlı, çocukların yardımıyla köyde oluşturduğu yüzme havuz, tatil eğlencesi oldu. Palandöken ilçesinde bulunan Polis Amca İlkokulu'nda öğretmenlik yapan Berhan Karamanlı, doğduğu Şehitler Mahallesi'nde, bir çocuğun kendi imkanları ile havuz yapmaya çalıştığını gördü. Ardından öğretmen Karamanlı, evinin önüne mahalledeki çocukların yardımlarıyla büyük bir havuz yaptı. Atlama tahtası da bulunan havuz, sıcak havalarda çocukların en büyük eğlencesi oldu. Öğretmen Berhan Karamanlı, çocukların mutlu olmasından büyük keyif aldığını söyledi. Karamanlı, şöyle konuştu: "Çocukların mutlu olması için sürekli etkinlikler yapıyoruz. Amacımız onlar için çalışmak. Havuz fikri de çocuklarımızdan bir tanesinin burada kendisi için amatörce bir havuz yapmaya çalışırken çıktı. Daha önce kendi çocuklarımız için küçük bir havuz yapmaya çalıştık. Baktık komşularımızın çocukları da var. Biraz daha büyüttük. Baktık pikniğe gelenlerin çocukları var. Nihayetinde bu kadar büyük bir havuzu yaparak sonuca ulaşmış olduk." Havuzla birlikte çocukları telefon gibi sanal bağımlıktan da uzaklaştırdıklarını ifade eden Karamanlı, "Şu anda çocukların hiçbirisi evde telefonla meşgul olmuyorlar. Tam tersine, ne zaman havuza gidebiliriz, keşke hava ısınsa, sürekli havuzda olsak gibi etkinlikler peşindeler. Burada kendi kendilerine yaratıcı oyunlar bulmaya çalışıyorlar. " diye konuştu. Karamanlı, birçok çocuğun hayatında ilk defa havuzla tanıştığını dile getirerek, "Keşke onların yaşında olup da bu şekilde eğlenmek bize de nasip olsaydı. Yaşamadığımız mutluluğu onlara yaşatmak için uğraşıyoruz. Burayı yapmaya başlarken 'senin başka işin yok mu? Niye boş işlerle uğraşıyorsun' diyorlardı. Bittiği zaman da 'Helal olsun sana hocam' dediler. Çocuklara her zaman hayalleriniz kadar uçun, hayal kurmadığınız hiçbir şeyi gerçekleştirme şansınız yok diyorum. Bu havuzu çocuklarımızla yaptık. Onların her bir taşta emeği var. Çünkü ben çocuklarla yaşamayı, onlara hayatı yaşatmayı çok seviyorum." Karamanlı, ayrıca havuzu şebeke suyundan doldurduklarını ve hijyenine çok dikkat ederek sürekli temizlik yaptıklarını sözlerine ekledi.
- İsrail saldırıları altındaki Gazze'de Filistinliler açlık, susuzluk ve yerinden edilmeyle mücadele ediyor
İsrail saldırıları altındaki Gazze Şeridi'nde açlığın yanı sıra etkili olan yüksek sıcaklıklarda susuzluğun da yaşandığı, İsrail saldırıları nedeniyle su kuyularına erişimin zor olduğu açıklandı. Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansından (UNRWA) yapılan açıklamada, "Gazze'de yaz sıcağı, suyun daha da kıt olduğu anlamına geliyor." ifadesi kullanıldı. Açıklamada, İsrail'in saldırıları ve Filistinlileri zorla yerinden eden "sürgün emirleri" nedeniyle su kuyularına ulaşımın zor olduğu vurgulandı. Yakıt ihtiyacına vurgu yapılan açıklamada, İsrail'in Gazze'ye günde yalnızca 2 tanker yakıt ulaştırılmasına izin verdiği belirtildi. Açıklamada, "Gazze'ye günde sadece iki tanker yakıt giriyor, yakıt seviyeleri hala çok düşük ve su hizmetleri de dahil olmak üzere kritik hizmetler kesintiye uğrama riski altında." ifadesi kullanıldı. Deniz suyu arıtım tesisi ve hastanelerdeki jeneratörler için de yakıtın kullandığı Gazze'de, "yakıt olmadan insanlara suyun ulaştırılamayacağı" vurgulandı. "Gidilecek güvenli bir yer bulunmazken, insanlar tekrar kaçmaya zorlanıyor" UNRWA'dan yapılan bir diğer açıklamada da Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilerin yerinden edilmesine dikkati çekildi. Gazze Şeridi'nin "yalnızca onda birinden biraz fazlasının" erişilebilir durumda olduğu belirtilen açıklamada, Gazze'nin kuzeyi ile güneyi arasındaki kopukluğun daha fazla olduğu kaydedildi. Açıklamada, "Gidilecek güvenli bir yer bulunmazken, insanlar tekrar kaçmaya zorlanıyor. Birçoğu da zaten daha önce birkaç kez yerinden edildi." ifadelerine yer verildi. İsrail'in saldırıları ve insani yardım girişini kısıtlayan sıkı kuşatması altındaki Gazze Şeridi, açlığın yayıldığı, su, ilaç, tıbbi gereçler ve hijyen malzemesinin bulunamadığı insani felaketi yaşıyor. Sivil altyapıyı da tahrip ederek Gazze'nin yüzde 88'ini yıkan İsrail ordusu, sürgün emirleriyle yerinden ettiği Filistinlileri sık sık barındıkları bölgelerde hedef alıyor. Nüfusu yaklaşık 2,3 milyon olan Gazze'de İsrail saldırıları ve sürgün emirleriyle yerinden edilenlerin sayısının 2 milyona ulaştığı, çok sayıda kişinin defalarca yerinden edildiği belirtiliyor. Temel malzemelerden yoksun bir şekilde yerinden edilen Filistinliler, derme çatma çadırlarda veya aşırı kalabalıklar içinde hijyen malzemelerinin eksikliğinde lavaboların bile yetersiz olduğu, bulaşıcı hastalıkların yayıldığı okullarda hayatta kalmaya çalışıyor. İsrail ordusu ise günlük düzenlediği saldırılarla yerinden edilenlerin çadırları ve barındığı sivil noktaları bombalıyor. İsrail'in Gazze Şeridi'ne 7 Ekim 2023'ten bu yana düzenlediği saldırılarda en az 59 bin 29 Filistinli hayatını kaybetti, 142 bin 135 kişi de yaralandı.
- Geçmişin izinden giden kadın geleceğini 47 yaşında sanatla kurdu
Rize'de bitkisel örücülüğe ilgisinin peşinden giderek 47 yaşında üniversiteden mezun olan Ayla Şamlı, usta öğretici olarak geleneksel el sanatlarını yaşatmaya devam ediyor. Küçük yaşlarda aile büyüklerinden öğrendiği bitkisel örücülüğü, mesleğe dönüştürmek için 20'li yaşlarda halk eğitim merkezi kurslarına başlayan Şamlı, feretiko, bitkisel örücülük, sepet örücülüğü, halı ve kilim dokuma ile mısır yaprağından iskemle dokunmasına yönelik dersler aldı. Süreçte kendisini sürekli geliştiren Şamlı, usta öğreticilerinin de yönlendirmesiyle ortaokul ve liseyi açıktan bitirdi. "Üniversiteli olma" hayaliyle çok çalışan Şamlı, Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Geleneksel El Sanatları Bölümü'nden 2023'te dereceyle mezun oldu. Mezuniyetinin ardından Rize Belediyesi Kadın Koordinasyon Merkezi'nde yaklaşık 2 yıldır usta öğreticilik yapan Şamlı, bu sayede geleneksel el sanatlarını hem üretiyor hem de öğretiyor. "Okumak için yaşın hiçbir zaman önemi yokmuş" Hayallerine 47 yaşından sonra kavuşan Ayla Şamlı, üniversite eğitiminin onun için keyifli bir yolculuk olduğunu söyledi. Yolunun uzun olduğunu ve bitmediğini belirten Şamlı, "Yola hala devam ediyoruz. Bitkisel örücülükten Kültür Bakanlığı sanatçılığına başvurdum, onayı geldi. Kariyerimi nasipse onunla da taçlandırırsam ne mutlu bana. Gidebildiğim yere kadar eğitim olarak ilerlemek, öğrenci yetiştirmek adına gideceğim." diye konuştu. Şamlı, usta öğretici olarak 35'e yakın öğrencisinin olduğunu dile getirerek, hayallerine uzanan süreçte ailesi, yakın arkadaşları ve üniversitedeki hocalarından çok destek aldığını ifade etti. Şamlı, şu an hedefinin kültür sanatçılığını almak olduğunu vurgulayarak, "Okumak için yaşın hiçbir zaman önemi yokmuş. Hissettiğim o iç huzur anlatılamaz." ifadesini kullandı. "Çok güzel öğretiyor, teşvik ediyor" Kurs öğrencilerinden 60 yaşındaki Aynur Akdemir de Ayla Şamlı'nın hayatından ilham aldığını söyledi. Kendisinin de ona özenerek üniversite sınavına girdiğini aktaran Akdemir, sözlerini şöyle sürdürdü: "O süreci Ayla hocadan ilham alarak yaşadığım için çok mutlu oldum. Herkes yapabilir. Ben Ayla hocanın arkadaşlığından çok öğretmenliğini sevdim. Çok saygılı, çok güzel öğretiyor, teşvik ediyor."
- Şehit babası oğlunun hayrına, yıpranan Kur'an-ı Kerimlerin onarımını sağlıyor
Elazığ'da şehit babası Hasan Alan (45), Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde geçen yıl şehit olan oğlu Piyade Sözleşmeli Er Sefer Alan'ın hayrına, cami ve Kur'an kurslarındaki yıpranan Kur'an-ı Kerimlerin onarılmasını sağlıyor. Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde bölücü terör örgütü mensuplarınca yapılan taciz atışı sonucu 9 Ekim 2024'te şehit olan Piyade Sözleşmeli Er Sefer Alan'ın (23) Elazığ'da yaşayan babası Hasan Alan, oğlu için hayırda bulunmak amacıyla İl Müftülüğü ile iletişime geçerek cami ve Kur'an kurslarında yıpranmış Kur'an-ı Kerimlerin tespit edilmesini sağladı. Müftülük aracılığıyla hem toplanan hem de kendisinin gidip temin ettiği yıpranan Kur'an-ı Kerimleri İmam-ı Azam Camisinin müştemilatında bir araya getiren Alan, yaklaşık 3 bin Kur'an-ı Kerim'in uzmanlarınca ciltlenmesini ve onarımını yaptırıyor. Şehit babası Alan'ın masraflarını karşıladığı bu çalışma sayesinde yenilenen Kur'an-ı Kerimler İl Müftülüğü aracılığıyla alındıkları cami ve kurslara teslim ediliyor. "Bunu şehit oğlumun hayrına yapıyorum" Alan, 5 çocuğundan en büyüğü olan Sefer Alan'ın geçen yıl şehit olduğunu belirterek, oğlunun hayrı için kentte yıpranan Kur'an-ı Kerimlerin onarılarak yenilenmesi için bir çalışma başlattığını söyledi. Alan, "Camilerden çok sayıda Kur'an geldi. Getirilme durumu olmayan yerlere de ben gidip yıpranan Kur'an-ı Kerimleri teslim aldım. İl Müftülüğünün onayı ile bu çalışmayı yapıyoruz.3 bin Kur'an-ı Kerim toplandı. Bunların onarım ve ciltleme masraflarını karşılayacağım. Bunu şehit oğlumun hayrına yapıyorum. Kur'an-ı Kerimleri restore edip yeni hale getiriyoruz. İşlemi bitenleri yine geri göndereceğiz. Fazla olanları da cezaevlerine göndereceğiz." dedi. Bütün şehitlere Allah'tan rahmet dileyen Alan, ömrü yettikçe oğlu için bu tür hayır işlerini sürdüreceğini belirtti. "Daima onun ismini yaşatmak istiyorum" Alan, inşaat işleri ile uğraştığını, işlerinden arta kalan vaktini bu çalışmanın yürütüldüğü İmam-ı Azam Camisinin müştemilatında geçirdiğini anlatarak, şunları kaydetti: "Bu işin ustaları bakım ve ciltleme işini yapıyor. Ciltleme işinin bir kısmını yaptık. Yapılanların hepsi yeni gibi oldu. Bu tür hayır işleriyle uğraşarak oğlumun özlemini, hasretini dindirmeye çalışıyorum, böyle mutlu oluyorum. Bu işi gönülden yapıyorum. Bundan çok büyük gurur ve mutluluk duyuyorum. Şehit babası olmak da gurur verici. Daima onun ismini yaşatmak istiyorum." Kur'an-Kerimlerin ciltlenmesi ve onarımını yapan ustalardan Fatih Erdoğan da şehit babası Hasan Alan'ın çok değerli bir çalışma yaptığını belirtti. Toplanan Kur'an-ı Kerimlerin en kısa zamanda yenilenmesini sağlayacaklarını anlatan Erdoğan, şöyle devam etti: "Hasan ağabeyimiz her aşamasında bize yardımcı oluyor. Burada kapağı yıpranmış, ipliklerinden ayrılmış Kur'an-ı Kerimlerin sökümünü usulüne göre yapıyoruz. Sonraki aşamada kaplığını takıp, dikimini yapıyoruz. Bu işe emek veren herkese teşekkür ediyoruz."











