Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Emekli askerin mesleki disiplini kendisini 52 yaşında fakülte birincisi yaptı
İzmir'de yaşayan emekli Albay Hakan Bayrı, askerlik gibi zorlu ve disiplin gerektiren bir mesleğin ardından Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'ne girerek, hem bölüm hem de fakülte birincisi olarak mezun oldu. Türk Silahlı Kuvvetlerindeki 26 yıllık görevinin ardından albay rütbesiyle emekli olan Hakan Bayrı (52), psikoloji alanına ilgisi nedeniyle başladığı üniversite eğitimini fakülte birincisi olarak taçlandırdı. Dokuz Eylül Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nden bu yıl 3,93 not ortalamasıyla sadece bölüm değil aynı zamanda fakülte birincisi olarak mezun olan Bayrı, azmiyle gençlere ilham veriyor. Askerlik mesleğinde önemli görevlerde bulunan Bayrı, 2006'da Dicle Üniversitesi Eğitim Fakültesi Eğitimde Psikolojik Hizmetler Bölümünde yüksek lisansını, 2023'te de Düzce Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık dalında doktorasını tamamladı. Yüksek lisans ve doktora yaptığı alanda lisans diplomasına da sahip olmayı hedefleyen Bayrı, emekliliği sonrası Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nü kazandı. Not ortalamasını 3,82'ye yükselten Bayrı, gösterdiği başarıyla Dokuz Eylül Üniversitesi'ne yatay geçiş yaptı. İzmir'de de 3,93 not ortalamasını yakalayan Bayrı, bölüm ve fakülte birincisi olarak mezun oldu. Üniversitedeki eğitim sürecinde hiçbir dersi kaçırmayan Bayrı'nın bu başarısında, disiplini elden bırakmaması önemli rol oynadı. "Pes etmeyi hiç düşünmedim" Bayrı, aldığı askeri disiplinin eğitim hayatına büyük katkısı olduğunu söyledi. Kendini geliştirmek için düzenli kitap okuduğunu, araştırmalar yaptığını belirten Bayrı, üniversite döneminde eşi ve iki çocuğundan da destek aldığını ifade etti. Psikoloji alanında çalışmalarına devam edeceğini vurgulayan Bayrı, "Üniversitede birinci olabilmek için çok çalıştım, amacım bunu başarıp örnek olmaktı. Çok büyük bir gurur ve mutluluk hissediyorum. Bu süreçte çok büyük zorluklar da yaşadım. Pes etmeyi hiç düşünmedim. 'Ben bunu yapacağım' dedim. Yapılmayacak bir iş yok. Yeter ki siz hırs değil azim gösterin." diye konuştu. Dokuz Eylül Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Öğretim Görevlisi Fatma Aysazcı Çakar, Bayrı'nın öğrenmeye istekli bir öğrenci olduğunu ifade etti. Bayrı'nın disiplinli ve özverili çalışmasının sonucunda mükafatını aldığını dile getiren Çakar, "Kendisi asker kimliğine sahip. Düzen, titizlik, disiplin, kuralcılık kendisi için çok önemli. Bir yandan da empatinin, insani duyguların, kişilerarası ilişkilerin var olan kurallardan ve mutlak değerlerden daha ön planda olduğu psikolojik danışmanlık mesleğinin söz konusu olduğu bir süreçten bahsediyoruz. Bu yüzden Hakan Bey, bu iki kimliği, tek bünyede buluşturmayı başaran nadir örneklerden bir tanesi." diye konuştu. 24 yaşındaki Ayşe Kutlu ise sınıf arkadaşı Hakan Bayrı ile yaş farkına rağmen çok güzel bir dayanışma ortamı yakaladıklarını anlattı. Her konuda birbirlerine destek olduklarını aktaran Kutlu, "Her sınav öncesi bizi ders çalıştırır, yüksek not almamıza yardım ederdi. İlerleyen zamanlarda kendisiyle birlikte çalışmayı çok isterim." ifadelerini kullandı.
- Gaziantepli Özyurtseven ailesi önce LGS sınavında şimdi de YKS'de Türkiye birincisi çıkardı
Gaziantep'in Nizip ilçesinde, çocuklarından birisinin Liselere Geçiş Sistemi (LGS) sınavında Türkiye birincisi olduğu öğretmen ailenin diğer çocuğu da Yükseköğretim Kurumları Sınavı'ndan (YKS) tam puan alarak ailesine çifte mutluluk yaşattı. İlçede öğretmen olan Mehmet Kamil ve Öznur Özyurtseven çiftinin 3 çocuğundan ikincisi olan 14 yaşındaki Mehmet Kerem, LGS sınavında tam puan alarak Türkiye birincisi oldu. Ailenin büyük oğlu, Nizip Fen Lisesi öğrencisi Ahmet Eren Özyurtseven de bugün açıklanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda Temel Yeterlilik Testi (TYT) ile Alan Yeterlilik Testi (AYT) sayısal alanda tam puan alarak Türkiye birincisi oldu. "Bu başarıyı bekliyorduk" Muhasebe ve finansman öğretmeni baba Mehmet Kamil Özyurtseven, AA muhabirine, çifte mutluluk yaşadıklarını söyledi. Çocuklarıyla gurur duyduğunu belirten baba Özyurtseven, "Bu başarıyı bekliyorduk, oğlumla gurur duyduk. Allah emeklerinin karşılığını verdi. Çocuklarımız okul hayatına başladığından itibaren başarılı bir öğrenci olacakları belliydi. Çalışkandı, günü gününe çalıştı, hiçbir şeyi ötelemedi, zamanında günlük derslerine çalışmaya devam etti ve başarı kendiliğinden geldi." diye konuştu. "Mutlu ve gururluyuz" Sınıf öğretmeni anne Öznur Özyurtseven de Ahmet Eren'in ilkokuldan beri düzenli ve planlı çalışan bir çocuk olduğunu belirtti. Güne güzel haberle uyandıklarını anlatan anne Özyurtseven, şunları kaydetti: "Aslında bekliyorduk ama yine de güzel bir sürpriz oldu. Çocuklarımızın hepsi düzenli, planlı çalışır. Biz de bu ortamı sağlamak için elimizden geleni yaptık. Mutlu ve gururluyuz. Erken saatlerde güzel haberle uyandık, çok heyecanlıyız. İlk olarak İlçe Milli Eğitim Müdürümüz Cengiz Gündeş hocamız arayıp güzel haberi verdi. Çok mutlu olduk, sonrasında da ailemiz, arkadaşlarımız, akrabalarımız, öğretmenlerimiz arayıp sevincimizi paylaştılar. Çocuklarıma çok teşekkür ediyorum, emeklerimizin karşılığını aldığımız için." "Türkiye birinciliği beklentimin üzerinde oldu" Ahmet Eren Özyurtseven de birinci olmanın güzel bir duygu olduğunu ifade etti. Başarısını düzenli ders çalışmaya borçlu olduğunu anlatan Özyurtseven, şöyle konuştu: "Güzel bir sonuç bekliyorduk ama Türkiye birinciliği beklentimin üzerinde oldu, çok mutluyum. Benim, ailem ve öğretmenlerim için çok güzel bir duygu. Her zaman lisenin başından beri düzenli bir şekilde çalıştım. Hiçbir zaman fazla çalışmadım. Her zaman tam ayarında düzenli bir şekilde ilerledim. Tabii bu sene tempoyu artırmam şarttı. Son aylarda seri denemelere girdim. Takviye almam gerektiğinde özel dersler aldım. İlkokuldan beri anne ve babamın öğretmen olması nedeniyle çok düzenli bir hayatımız oldu. Uykumu tam aldığım için odak kaybı yaşamadan, stres olmadan güzel sonuçlar aldık her zaman." Şampiyondan sosyal medya uyarısı Ahmet Eren Özyurtseven, gençlerin sosyal medyada çok vakit geçirdiğine dikkati çekerek, adaylara şu tavsiyede bulundu: "Sosyal medyayı bu sene mecburi olarak bıraktım, zaten aşırı kullanan birisi değilim. Çoğu arkadaşım için tehlikeli olduğunu gördüm ama ben sosyal medyaya girmedim. Sınava girecek arkadaşlarıma sosyal medyaya girmemelerini tavsiye ederim." Bilgisayar mühendisi olmak istiyor Hedefine ulaştığı için gururlu olduğunu belirten Özyurtseven, "Benim hedefim küçüklükten beri mühendislikti. Ortaokuldan beri bilgisayar mühendisliğine karar kıldım. Güzel bir üniversitede bilgisayar mühendisliği okumak istiyorum. Kendimi bu alanda geliştirip yazılım ve bilgisayar alanında iyi bir kariyer yapmak istiyorum." diye konuştu. LGS birincisi Mehmet Kerem Özyurtseven ise senenin başından beri hedefinin Türkiye birinciliği olduğunu belirtti. Ağabeyi ile gurur duyduğunu dile getiren Özyurtseven, "Hedefime ulaştığım için çok mutlu oldum. Bana emek veren tüm öğretmenlerime, destek olan aileme çok teşekkür ediyorum. Ağabeyimin iyi bir sonuç alması beni de mutlu etti. Eğer birimiz mutlu, birimiz hüzünlü olsaydık yine tam sevincimizi yaşayamayacaktık. Şimdi çifte mutluluk yaşıyoruz." ifadesini kullandı. Ailenin en küçük çocuğu 12 yaşındaki Ali Erdem Özyurtseven de ağabeylerinin yolundan gitmek istediğini kaydetti.
- Bursa'da kadınların şekillendirdiği çömlekler 94 ülkeye ihraç ediliyor
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde kadınların ellerinde şekillenen 250 çeşit çömlek 94 ülkeye satılıyor. İlçede 2016 yılında faaliyetine başlayan fabrika, tarihin en eski el sanatlarından çömlekçiliği, gelişmiş teknolojiyle birleştirerek sofralarla buluşturuyor. Toprağa estetik katarak kaliteli ve sağlıklı ürünler haline getirilen fabrikada üretilen çömlekler, züccaciye, gıda, ambalaj, bahçe bitkileri sektörlerinde kullanılıyor. Yüzde 87'si kadınlardan oluşan, 220 kişinin çalıştığı fabrikada topraktan yapılan 250 çeşit ürün, Bulgaristan'dan Danimarka'ya ABD'den Japonya'ya kadar 94 ülkeye ihraç ediliyor. Fabrikanın genel müdür yardımcısı Veysel Aydın, fabrikada kırmızı topraktan, birçok sektör için üretim yaptıklarını söyledi. Ham maddenin sadece toprak olduğunu vurgulayan Aydın, "Toprak ve suyu belirli bir süre karıştırdıktan sonra elekten geçirip havuza alıyoruz. Havuzlardan pompalar yardımıyla preslere alarak çamur elde ediyoruz. Kullandığımız malzeme zaten doğrudan toprak. Ürünlerimiz yüzde 100 geri dönüşüm özellikli. Doğaya bir zararımız yok." diye konuştu. "Departmanlarımızda kadın çalışanlarımız hakim" Aydın, fabrikada, 250 çeşit ürün elde ettiklerini dile getirdi. "Züccaciye, gıda, ambalaj, bahçe bitkileri, hazır ve pişmiş ürünler olmak üzere pek çok sektöre ürün imal ediyoruz." diyen Aydın, şöyle konuştu: "94 ülkeye ihracat yapıyoruz. Güney Amerika ve Kuzey Amerika ülkelerine, Japonya'dan Güney Kore'ye, Orta Doğu'dan Rusya'ya kadar ihracatımız var. Fabrikamızdaki 220 personelin yüzde 87'si kadınlardan oluşuyor. Ham madde hattımız ve bakım ekibimiz hariç geri kalan bütün istasyonları ve departmanlarımızda kadın çalışanlarımız hakim." Firmanın AR-GE bölümünde çalışan Beyza Şen Kuyumcu da topraktan üretilen ürünlerin doğallığına vurgu yaptı. Üretimde katkı maddesinin olmadığını dile getiren Şen, "Tamamen natürel olarak yüksek pişirim uygulayıp bu ürünleri sofralara gönderiyoruz." dedi. Vardiya amiri Aysel İnan ise personelin kadın ağırlıklı olmasından memnuniyet duyduklarını ifade ederek, "Kadın olduğumuz için daha iyi anlaşıyoruz, birbirimizle diyaloğumuz daha iyi. Kadınlar yapıları gereği el becerileri daha fazla olduğu için daha verimli ve istekli çalışıyorlar." diye konuştu.
- Çocukluk tutkusunu fırçasıyla duvarlara işliyor
Emine Ser Tanrıverdi, "Elimden geldiğince bulunduğum yeri güzelleştirmeye, renklendirmeye ve beton görüntüden kurtarmaya çalışıyorum. Bu doğrultuda gönüllü çalışmalar yapıyorum." dedi. Yozgat Merkez Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğünde usta öğretici olarak görev yapan Emine Ser Tanrıverdi, okullar ve Kur'an kursları başta olmak üzere birçok kamu kurum ve kuruluşunun duvarlarını resimlerle süslüyor. Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü'nden 2010 yılında mezun olduktan sonra 2023'te Fırat Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü'nü bitiren Tanrıverdi, resim tutkusunu duvarlara da yansıtıyor. Eğitim kurumları başta olmak üzere kamu kurumları ve sokaklardaki boş duvarlara çeşitli resimler çizen Tanrıverdi, öğrenciler için öğretici görseller de resmediyor. Tanrıverdi, görsel sanatların çocukların öğrenme sürecine önemli katkı sunduğunu söyledi. sadece süsleme değil, çocukların eğitim sürecine katkı olduğunu vurgulayan Tanrıverdi, "Elimden geldiğince bulunduğum yeri güzelleştirmeye, renklendirmeye ve beton görüntüden kurtarmaya çalışıyorum. Bu doğrultuda gönüllü çalışmalar yapıyorum. Son olarak 4-6 yaş grubu için açılmış bir Kur'an kursu vardı. Bu alanda çocuklara yönelik çalışmalar yaptım. Peygamberimizin Kur'an-ı Kerim'de yer alan öğretilerini ve hayat hikayelerini çocukların anlayabileceği düzeyde resmetmeye çalıştım." dedi. "Yaş grubuna uygun renklendirmeler ve resimlemeler yaptık" Tanrıverdi, kent genelinde birçok okul ve kurumun duvarlarına da resim çizdiğini, bir ticarethaneye, bir okula veya bir Kur’an kursuna yapılacak çizimlerin birbirinden farklı olması gerektiğini ifade etti. Yaptığı çalışmada çocukların pedagojik düzeyine de dikkat ettiğini belirten Tanrıverdi, "İşitsel olarak aldıkları dersleri, aynı zamanda görsel olarak da desteklemek istedik. Kalıcı öğrenmenin daha etkili olması adına, onların yaş grubuna uygun renklendirmeler ve resimlemeler yaptık." diye konuştu. Resme tutkusunun çocuk yaşlarda başladığını ve zamanla mesleğe dönüştüğünü anlatan Tanrıverdi, "İlk üniversite eğitimim işletme üzerineydi ancak içimdeki resim sevgisi hep vardı. Bu tutku beni ikinci üniversite olarak Fırat Üniversitesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü'ne yönlendirdi. Üniversite yıllarında TÜBİTAK projeleri ve çeşitli sanatsal etkinliklerde yer aldım." ifadelerini kullandı. Tanrıverdi, öğrenci ile velilerin resimleri çok beğendiklerini ve önünde hatıra fotoğrafı çektirdiklerini söyledi.
- "Yaşamaz" dediler, hayata tutundu... Şimdi binlerce insana umut oluyor.
Ahmet Tetik, üniversite sınavına girdiği günün gecesinde geçirdiği trafik kazasıyla hayatının en büyük sınavını yaşamaya başladı. Kazada babasını kaybetti, kendisi ise boynu kırık şekilde hayata tutunmaya çalıştı.Doktorlar, sabahı göremeyebilir, konuşamaz, yalnızca kafasını oynatabilir dediler. Kalbi iki kez durdu ama vazgeçmedi, yaşadı. Tam 55 gün boyunca yoğun bakımda makinelere bağlı kaldı. Ne konuşabildi ne de hareket edebildi. 18 yaşına yoğun bakımda girdi ve 35 kiloya kadar düştü. Çıktığında her gün fizik tedaviye başladı. Zamanla kollarını hafifçe oynatabildi, bileklerini hareket ettirebildi. İlk iki yılın ardından gelişimi durdu, ama o pes etmedi. Hâlâ her gün tedavi görüyor, spor yapıyor. Amacı; kas gücünü, eklem esnekliğini ve zihinsel direncini koruyarak, ileride çıkabilecek bir tedaviye hazır kalmak. Bir zamanlar tekerlekli sandalyede otururken her saat başı bayılan Ahmet, şimdi 5 saat kesintisiz oturabiliyor, kas yapmaya başladı bile. Hayata küsmedi, umut oldu. Şimdi açtığı @tetiksendromu ve MotivasyonTetikte sayfalarında, kendi yolculuğunu motivasyon ve eğlence videolarıyla paylaşıyor. İnsanlara pes etmemeyi, yeniden başlamayı ve her koşulda mücadeleyi anlatıyor. Ahmet’in hikayesini takip edin, çünkü bu mücadele sadece onun değil, hepimizin umudu...
- Ustadan ilham aldı, binlerce çocuğun hayatına dokundu
Tiyatro, bazıları için sadece sahnede alkış almakken… İlyas Çağlayan için bir iyileşme biçimi, bir umut dili, bir çocuğun dünyasını değiştirebilecek en büyük güçtü. 20 yıllık tiyatro geçmişi, çocuklara adanmış bir sanat yolculuğuna dönüştü. Bayrampaşa Belediyesi Kültür & Sanat Koordinatörü, Kidden Art Genel Müdürü ve Şifa Niyetine Sanat Atölyesi’nin kurucusu İlyas Çağlayan; tiyatroyu sadece bir sahne sanatı değil, aynı zamanda bir şifa ve gelişim aracı haline getirdi. 2014 yılında “Şifa Niyetine” adını verdiği tiyatro atölyesini kurarak yola çıkan Çağlayan, bugüne dek 4.500’den fazla öğrenci mezun etti. Otizmli, down sendromlu ya da özel ilgiye ihtiyaç duyan çocuklardan konservatuvar hayali kuran gençlere kadar pek çok çocuğun içindeki yeteneği ortaya çıkardı. Atölyede yalnızca yaratıcı drama ve tiyatro eğitimi değil; diksiyon, nefes teknikleri, özgüven ve odaklanma gibi yaşam becerileri de kazandırılıyor. Sanata olan bağlılığı, önemli kültür-sanat kuruluşları tarafından da takdir gördü. “Yılın Çocuk Tiyatrosu” dalında ödüle layık görülen atölye, hem vizyonuyla hem de sosyal sorumluluk anlayışıyla öne çıkıyor. Çağlayan bu anlamlı ödülü, her zaman örnek aldığı ustası Nejat Uygur’a ithaf etti. Sadece bir eğitim merkezi değil, aynı zamanda bir yaşam alanı haline gelen Şifa Niyetine Atölyesi’nin üst katı, 'Şifa Niyetine Tiyatro Kafe' olarak hem çocukların hem de ailelerin buluşma noktası oldu. Atölyede ayrıca, pedagojik danışmanlık hizmetleriyle çocukların duygusal gelişimine katkı sağlanıyor. Bunun yanı sıra, Temel Oyunculuk ve Kamera Önü Oyunculuk eğitimleri de veriliyor. İlyas Çağlayan, bugün hâlâ her mezuniyet gecesinde sahnede öğrencileriyle birlikte eğiliyor ve ustasının sözünü hatırlatıyor: “Büyüklerin ellerinden, küçüklerin gözlerinden, ortancaların alınlarından öpüyoruz.”
- Uzman Psikolog Sema Erdugan – İlham Veren Çok Yönlü Bir Başarı Öyküsü
İstanbul doğumlu ve çok yönlü bir kadın: öğretmen, psikolog, eğitmen, girişimci ve spor tutkunu. Sema Erdugan, yaşamını öğrenmeye, öğretmeye ve iyileştirmeye adamış ilham verici bir isim. 17 yıllık İngilizce öğretmenliği tecrübesine sahip olan Erdugan, ikinci branşı olan Fransızca ile de dil alanında derinleşti. Henüz lise yıllarında başlayan psikolojiye ilgisi, zamanla bir tutkuya, ardından da mesleğe dönüştü. Bu ilgisi doğrultusunda aldığı çeşitli eğitimlerin ardından klinik psikoloji lisansını ve yüksek lisansını tamamladı. Şu anda klinik psikoloji doktorasına devam ediyor. Terapi alanındaki çalışmaları; yetişkin, çocuk, ergen ve çift terapisi gibi çok çeşitli alanları kapsıyor. İstanbul'da iki farklı klinikte danışan kabul eden Erdugan, özellikle panik atak, kaygı bozukluğu, travmalar, obsesif kompulsif bozukluk ve iletişim problemleri gibi alanlarda uzmanlaşmış durumda. Psikolog kimliğinin yanında aynı zamanda 9 yıldır adli yeminli tercüman olarak da resmi kurumlarda görev almakta. Bu çok yönlü meslek yolculuğu, onun sadece akademik ve profesyonel değil, insani olarak da ne kadar güçlü ve donanımlı bir yapıya sahip olduğunu gösteriyor. Eğitim ve Girişimcilikte İki Büyük İmza: Sema Erdugan’ın kurucusu olduğu Tesol Türkiye, onun öğretmenlik kariyerinde bir dönüm noktası olmuş. Kanada merkezli Global Tesol College’ın Türkiye ortağı olan bu platform aracılığıyla bugüne kadar 3.000'den fazla İngilizce öğretmeni yetiştirmiş. Öğretirken gelişen ve gelişirken öğreten bir sistemin öncüsü olan Erdugan, bu süreçte kendisinin de sürekli olarak dönüştüğünü vurguluyor. İkinci girişimi Qatarsis Akademi ise onun en duygusal projelerinden biri. Terapiye ulaşmakta zorlanan, kendini geri plana atmış, kendi hayatını yaşamaktan vazgeçmiş kadınlara bir ışık olabilmek amacıyla kurduğu bu platform, psikolojik destek, seminerler, workshoplar ve psiko-kamplar gibi etkinliklerle kadınlara ulaşmayı hedefliyor. Qatarsis Akademi, büyümeye devam eden bir sosyal girişim olarak kadınların yaşamına umut ve dönüşüm katıyor. Sema Erdugan için spor yalnızca bir uğraş değil, bir yaşam biçimi. Çocukluk yıllarında basketbol kulübüyle başlayan spor tutkusu, yıllar içinde Zumba ve Pilates’e evrilmiş. 13 yıldır kadınlara özel gruplarda Zumba ve Total Body dersleri veriyor. Dansa olan ilgisi ise ortaokul döneminden bu yana süregelen bir başka tutku. Sporun ve hareketin, hem ruhsal hem fiziksel dengeyi sağladığına inanan Erdugan, dersler sonrasında kendini adeta yeniden doğmuş gibi hissettiğini ve her yeni güne enerjiyle başladığını söylüyor. Ruh Sağlığına Yatırım, Geleceğe Atılan Adımdır Sema Erdugan'a göre, “Herkesin bir psikoloğu olmalı.” Çünkü terapi sadece bir problem çözücü değil, kişinin kendini keşfetme ve potansiyelini ortaya çıkarma yolculuğudur. Erdugan, modern çağın getirdiği psikolojik yüklerin giderek arttığını ve bu sebeple ruh sağlığına yapılan yatırımların daha da kıymetli hale geldiğini vurguluyor. Yeni Hedef: Maneviyatla Şifaya Yolculuk Psikolojinin yalnızca zihinsel değil, manevi boyutunu da kapsaması gerektiğini düşünen Sema Erdugan’ın şimdiki hedefi, Dr. Mustafa Merter’in öncülüğünü yaptığı Nefs İlmi Terapisi alanında derinleşmek. “İnsanı inançtan ve maneviyattan ayrı düşünerek iyileştirmek mümkün değil,” diyen Erdugan, önce kendi yaralarını iyileştirmeyi, sonra başkalarının şifasına vesile olmayı amaçlıyor.
- Trendyol Grubu, Baykar, ADQ ve Ant International arasında stratejik işbirliği
Trendyol, Baykar, ADQ ve Ant International, Türkiye pazarına yönelik yeni nesil bir finansal teknoloji platformu kurmak amacıyla mutabakat zaptı (MoU) imzaladı. Trendyol'dan yapılan açıklamaya göre, e-ticaret platformu Trendyol, insansız hava aracı üreticisi Baykar, Birleşik Arap Emirlikleri merkezli yatırım fonu ADQ, küresel dijital ödeme sistemleri ve finansal teknoloji sağlayıcılarından Ant International, stratejik işbirliğine imza attı. Taraflar, Türkiye'de yeni finansal teknoloji platformu oluşturmak amacıyla MoU imzaladı. İmza törenine, Trendyol Grubu Başkanı Çağlayan Çetin, Trendyol Grubu Üst Yöneticisi (CEO) Erdem İnan, Baykar CEO'su Haluk Bayraktar, Alibaba Grubu Başkanı Michael Evans, ADQ Grup İcra Kurulu Başkan Yardımcısı Mansour AlMulla ve Ant International Finans Direktörü (CFO) Yi Zhou katıldı. Stratejik işbirliği kapsamında e-ticaret, finansal teknolojiler, geleneksel ve dijital bankacılık, siber güvenlik ve yapay zeka gibi alanlardaki farklı uzmanlıkların bir araya gelmesiyle, perakende ve KOBİ finansmanından mevduat ve yatırım ürünlerine, dijital ödeme sistemlerinden sigorta işlemlerine kadar geniş bir yelpazede entegre finansal hizmetler sunacak bir platform geliştirilecek. Türkiye'de geliştirilecek yapay zeka ve finansal teknolojilerin entegre edilmesiyle kurulacak bu yeni girişimle, bireylerin ve küçük işletmelerin finansmana erişim süreçleri kolaylaştırılacak. Platformun, resmi kurumların onaylarının ardından gelecek aylar içinde hayata geçmesi planlanıyor. "Örnek bir model oluşturacağına inanıyoruz" Açıklamada görüşlerine yer verilenlerden Çağlayan Çetin, bu işbirliğinin Türkiye ekonomisinin dijital dönüşümünü hızlandıracağına ve teknoloji tabanlı finansal çözümler alanında örnek bir model oluşturacağına inandıklarını belirtti. Çetin, "Güçlü data analizi yetkinliklerimizle, başta 250 bin satıcımız olmak üzere şirketlerin e-ticaret ve e-ihracat potansiyellerini güçlendirmek için finansal hizmetleri daha erişilebilir hale getirmeyi, ülke ekonomisine sürdürülebilir ve kalıcı katkılar sağlamayı amaçlıyoruz." ifadesini kullandı. Haluk Bayraktar da şirketlerinin dünya standartlarındaki yapay zeka ve siber güvenlik yetkinliğiyle, Trendyol'un e-ticaret deneyimi ve Ant'ın fintek konusundaki küresel birikimini birleştirerek, finansal teknolojiler alanına katma değer sağlamak amacıyla bu işbirliğinin paydaşı olduklarını aktardı. Yapay zekanın sektörler arasında köprü görevi gördüğünü ve farklı alanları ortak bir zeminde buluşturduğunu vurgulayan Bayraktar, şunları kaydetti: "Bu ortaklıkla, Baykar'ın yapay zeka çözümleri ve güçlü altyapısını, Trendyol'un geniş kullanıcı tabanı ve finansal teknolojilerdeki deneyimiyle birleştiriyoruz. Amacımız, daha hızlı, güvenilir ve herkes için erişilebilir çözümler geliştirmek. Risk yönetimi ve güvenlik konularında yüksek standartları esas alarak, tamamen yerli bir finansal teknoloji altyapısı oluşturacağız. Bu önemli adımın, Milli Teknoloji Hamlesi'ne güç katmasını diliyorum. Katkı sunan tüm ekiplerimize teşekkür ediyorum." Michael Evans ise Türkiye'ye duydukları güvenin ispatı niteliğindeki bu stratejik işbirliğiyle, Türkiye'ye çok değerli bir yatırım ve yenilikçi bir finansal teknoloji platformu kazandırılacağını dile getirdi. Evans, "Türkiye'deki bireysel ve kurumsal müşterilerin erişeceği yenilikçi, güvenilir ve erişilebilir dijital finansal hizmetlerin, yalnızca kullanıcıların günlük hayatına değil, aynı zamanda Türkiye ekonomisinin sürdürülebilir büyümesine ve finansal ekosistemin gelişimine önemli ölçüde değer katacağına inanıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. Mansour AlMulla da Türkiye'nin dinamik ekonomisinin ve büyüyen dijital ortamının, tüm sektörler için önemli fırsatlar sunmaya devam ettiğini vurgulayarak, "Bu işbirliği, birbirini tamamlayan yetkinliklere sahip güçlü ortakları bir araya getirerek Türkiye'nin dijital dönüşümüne katkı sağlayacak yenilikçi finansal çözümleri geliştirme yönündeki ortak amacı yansıtıyor." görüşünü paylaştı. Yi Zhou ise Türkiye'nin genç ve dijitalleşme odaklı nüfusu ve gelişmiş e-ticaret sektörüyle küresel dijital ekosistemleri için çok değerli bir yere sahip olduğuna değinerek, "Benzer bakış açısına sahip ortaklarla, yapay zeka ve blockchain başta olmak üzere en son teknolojilerimizle bu dinamik dijital ekonomiye yönelik kapsayıcı dijital finansal çözümler geliştireceğimiz için heyecan duyuyoruz." ifadesine yer verdi.
- Belçika'dan Kırklareli'ye uzanan hayal
Besici Gizem Alparslan Korkmaz, "Bu benim çocukluk hayalimdi. Dedelerim çiftçiydi, o yüzden bu işe her zaman ayrı bir merakım oldu. Hedefim, ileride kendi çiftliğimi kurmak ve hayallerimi tamamen gerçeğe dönüştirmek" dedi. Belçika'dan Kırklareli'ne gelen çift, devlet desteğiyle büyükbaş hayvan besiciliğine başladı. Belçika'da doğan 32 yaşındaki Gizem Alparslan Korkmaz ailesiyle tatil yapmak için geldiği Kırklareli'nde 34 yaşındaki Okan Korkmaz ile tanıştı. Yaklaşık 10 yıl önce evlenip Belçika'da yaşam süren çift, 2022 yılında hayvan besiciliği yapmak için Kırklareli'ne göç etti. Üsküp beldesinde kiraladıkları bir ağılda Tarım ve Orman Bakanlığının desteklerinden yararlanan çift, 6 gebe düveyle besicilik hayatına başladı. Korkmaz çifti, hayvan sayısını artırarak modern bir çiftlik kurmayı hedefliyor. "Yapamazsın diyenlere kulak asmadık" Gizem Alparslan Korkmaz, AA muhabirine, azmi ile tüm gençlere örnek olmak istediğini söyledi. Hayallerinin peşinden gittiğini ifade eden Korkmaz, Belçika'dan Türkiye'ye göç ederek mutluluğu yakaladıklarını kaydetti. "Yapamazsınız" diyenlere kulak asmadığını anlatan Korkmaz, "Bu benim çocukluk hayalimdi. Annemlerle yazdan yaza Türkiye'ye tatile geldiğimde hep köyde kalıyorduk. Hayvancılığa çok merakım vardı. Çocukluktan gelen bir heves bu aslında." dedi. Köyde çok güzel bir yaşam sürdüklerini anlatan Korkmaz, hayvan sayısını artırmak için gayret gösterdiklerini belirtti. "Hedefim ileride bir çiftlik kurmak" Tüm gençlere köylerine dönüp hayvancılık yapmayı öneren Korkmaz, şöyle devam etti: "Ben doğma büyüme Belçikalıyım oradaki hayatı da gördüm. Buradaki hayatı daha çok seviyorum. Neden daha çok seviyorum, kendi insanımız olduğu için seviyorum ve kendi kültürüm olduğu için seviyorum. Zaten ben Trakya insanıyım. Trakya insanları daha cana yakın ve sohbetleri daha güzel. Benim dedelerim çiftçiydi, o yüzden çok merakım var. Şu an 6 gebe düveyle başladım. Az hayvanla başlayıp sayıyı arttırmak istiyorum. Hedefim ileride bir çiftlik kurmak." Okan Korkmaz ise eşinin istediği üzerine bu işe yöneldiklerini söyledi. Yaklaşık 9 dönüm alan üzerinde hayvancılık ve çiftçilik yaptıklarını anlatan Korkmaz, "Eşimin hayalleri vardı. Gittik Belçika'da bir süre yaşadık. Daha sonra karar aldık geri dönüş yaptık. Döndük ve hedeflerimizi tamamlamaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı. Genç bir öğrencinin, akademik başarı kadar erdemli davranmaya da önem verdiğini vurgulayan Yılmaz, Ömer Nadi'nin hem ailesi hem de eğitimcileri tarafından gururla karşılandığını belirtti. Yılmaz, bağışlanan 100 bin liranın vakfın dünya çapındaki faaliyetlerinde kullanılacağını aktararak, 2024 yılında 35 ülkede 2 buçuk milyona yakın kişiye ulaştıklarını kaydetti.
- LGS birincisi 100 bin liralık başarı ödülünü Yetim Vakfına bağışladı
Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki merkezi sınavda 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan öğrencilerden Ömer Nadi Yılmaz, başarı ödülü olarak aldığı 100 bin lirayı Yetim Vakfına bağışladı. Vakıftan yapılan açıklamaya göre, Başakşehir Akif İnan Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Ömer Nadi Yılmaz, 2025 LGS'de Türkiye birincisi olunca, sınava hazırlandığı Sadık Yamanoğlu Eğitim Kurumları tarafından 100 bin lira değerinde hediye çekiyle ödüllendirildi. Aldığı hediyenin tamamını Yetim Vakfına bağışlama kararı alan Ömer Nadi Yılmaz, çekini Vakıf Yönetim Kurulu Başkanı Murat Yılmaz'a takdim etti. Öğrenci Yılmaz'ın yaptığı bağış, vakfın yetim çocuklarla ilgili faaliyet alanlarında değerlendirilmek üzere kuruma teslim edildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Vakıf Başkanı Murat Yılmaz, Ömer Nadi Yılmaz'ın bağışını takdirle karşıladıklarını kaydederek, "Böylesi bir başarıdan sonra elde edilen ödülün, hiçbir yönlendirme olmadan doğrudan yetim çocukların istifadesine sunulması, yalnızca akademik değil, ahlaki bir üstünlüğün de göstergesidir. Kardeşimiz, birçok insana, özellikle de yaşıtlarına ilham verecek bir tavır sergiledi." ifadelerini kullandı. Genç bir öğrencinin, akademik başarı kadar erdemli davranmaya da önem verdiğini vurgulayan Yılmaz, Ömer Nadi'nin hem ailesi hem de eğitimcileri tarafından gururla karşılandığını belirtti. Yılmaz, bağışlanan 100 bin liranın vakfın dünya çapındaki faaliyetlerinde kullanılacağını aktararak, 2024 yılında 35 ülkede 2 buçuk milyona yakın kişiye ulaştıklarını kaydetti.
- Hayallerinden vazgeçmeyen kadın, 67 yaşında 5 yıldızlı otelde üniversiteli stajyer oldu
YÖK'ün "34 yaş üstü kadın" kontenjanından girdiği üniversite sınavında, geçen yıl ÇOMÜ Gelibolu Piri Reis Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'nı kazanan 67 yaşındaki Fevziye Oğuz, 5 yıldızlı bir otele stajyer olarak kabul edildi. Yükseköğretim Kurulunun (YÖK) "34 yaş üstü kadın" kontenjanından girdiği üniversite sınavında geçen yıl Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Gelibolu Piri Reis Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'nı kazanan 67 yaşındaki Fevziye Oğuz, birinci sınıfın ardından kentteki 5 yıldızlı otelde stajyer oldu. Aslen Gelibolulu olan, lise mezuniyetinin ardından evlenen Oğuz, subay olan eşinin görevi dolayısıyla farklı illerde yaşadı ve farklı coğrafi bölgeleri tanıma imkanı buldu. Hayatı boyunca biri kız iki çocuğunun eğitimine öncelik veren, 5-6 yıl süreyle torununu da büyüten Oğuz'un içinde ukde kalan üniversite eğitimini tamamlamak istedi. Eşinin emekli olmasının ardından Gelibolu'ya yerleşen Oğuz, YÖK'ün "34 yaş üstü kadın" kontenjanından yararlanarak üniversite sınavına girmeye karar verdi. Sınava 3 ay kala, evinde bulunan ve yakınlarının çocuklarına ait eski hazırlık kitaplarından çalışmaya başlayan Oğuz, geçen yıl ÇOMÜ Gelibolu Piri Reis Meslek Yüksekokulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'na yerleşerek en büyük hayaline kavuştu. İleri yaşta olması nedeniyle kendisine ön yargılı davranılacağı endişesi taşıyan Oğuz, genç sınıf arkadaşlarından gördüğü sevgi ve saygı karşısında bölümüne ve derslerine daha da bağlandı. Birinci sınıfı başarıyla tamamlayan Oğuz, kentteki 5 yıldızlı bir otelin yöneticilerine, üniversiteye yaptıkları ziyaret sırasında staj talebini iletti ve mesleğini ilk kez sahada tecrübe etme imkanı buldu. Çanakkale merkezde hizmet veren otelin SPA bölümünde stajına bir haftadır devam eden Oğuz, mesai arkadaşlarından ve yöneticilerinden büyük destek görüyor ve onlardan mesleğin inceliklerini öğreniyor. "Yapmak istediğim ama yapamadığım eksik yanımdı" Oğuz, "Yapmak istediğim ama yapamadığım eksik yanımdı." dediği üniversite hayalini gerçekleştirmesini anlattı. Fevziye Oğuz, sonuçlar açıklandığında başarmanın verdiği mutlulukla ağladığını ve kendisiyle gurur duyduğunu dile getirdi. Okulun önüne ilk gittiğinde "Allah'ım sana şükürler olsun bana bunu kısmet ettin. Bu benim için çok büyük bir şey." diyerek içeri girdiğini anlatan Oğuz, "Çekinerek ve ön yargılı geldim. Yaş itibarıyla babaanne ve anneanne olabilecek yaştayım ama bana çok saygılı ve sevecen yaklaştılar. Hepsini çok seviyorum." dedi. İlk sınavlar öncesi endişelendiğini ancak vize ve final sınavlarında başarılı olduğunu belirten Oğuz, "Not ortalamam çok güzel. 'Fevziye yapabilirsin, başarılı olabilirsin. Hatta bölümünün birincisi bile olabilirsin.' diye kendisini motive ettiğini söyledi. Oğuz, annelerini özleyen sınıf arkadaşlarının bu özlemlerini gidermeleri adına evden kek, poğaça ve kurabiye götürdüğünü, paylaşmayı çok sevdiğini anlattı. "Genç arkadaşlarımla yarışırcasına her şeyi öğrenmeye devam ediyorum" Güz döneminde üniversiteyi ziyaret eden yöneticilere "Benim yaş grubuma otelleriniz imkan sağlayabiliyor mu?" diye sorduğunu ve yaşını söyleyince inanamadıklarını aktaran Oğuz, şunları kaydetti: "Genel Müdür beni otelde stajyer olarak görmek istediklerini söyledi. Bilgi almak adına soru yöneltmiştim ama müdürümüzün bu şekilde dönmesi beni mutlu etti. Müdürümüzün daveti üzerine burada bulunmaktayım. İşimi en iyi şekilde yapmaya çalışıyorum. Genç arkadaşlarımla yarışırcasına her şeyi öğrenmeye devam ediyorum. Öğrenmem için zaman ayırıyorlar. Onları mahcup etmemek adına hemen algılamaya ve yapmaya çalışıyorum. Güzel şekilde devam ettiriyoruz. 30 iş günü stajımı devam ettireceğim." Mezun olduktan sonra dikey geçiş sınavına girerek lisans eğitimine devam etmek istediğini belirten Oğuz, yaşıtlarına ise şu tavsiyelerde bulundu: "Yapabilirler, başarabilirler. Ben bunu çok kısa bir zamanda yaptım. Çocuklarımla çok ilgiliydim eğitim dönemlerinde. Ders çalışmalarından bazı şeyler kalmış aklımda sanırım bilgi olarak. İsteği varsa içinde, eksik yanı varsa, ertelendiyse ama içinde de kaldıysa lütfen kendilerini saklamasınlar, bunu yapmak için yola çıksınlar. Başarabileceklerine inanıyorum." "Fevziye Hanım'ın tercih edilmesi bizim için onur kaynağı" Fevziye Oğuz'u staj yaptığı otelde ziyaret ederek, bilgi alan Rektör Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu da YÖK'ün tercih kılavuzlarında iki senedir 34 yaş üstü kadınlar için ek kontenjan tanımlandığını, ÇOMÜ'nün 21 fakülte ve 13 meslek yüksek okulunun tamamında bu kontenjanların açık olduğunu ve ciddi talep gördüğünü söyledi. Geri bildirimlerin kıymetli olduğunu dile getiren Erenoğlu, "Tanımlanan kontenjanlara yerleşen öğrencilerimizin derslerine yüksek oranda devam ettikleri, not tutmadan tutun, yıl içi ve yıl sonu sınavlarda yüksek performans sergiledikleri bilgisini alıyoruz." dedi. Erenoğlu, üniversitelerin sadece bir meslek edindirme formasyonu kazandırmadığını, topluma her yaşta dokunmak gerektiğini ifade eden Erenoğlu, "Fevziye Hanım bunun iyi bir örneği oldu. Piri Reis Meslek Yüksek Okulu Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'nı kazanmış. Derste gösterdiği yüksek performansla, içinde bulunduğumuz otelde staj yapma fırsatını kazanmış durumda. Fevziye Hanım'ın tercih edilmesi bizim için büyük bir onur kaynağı oldu." değerlendirmesinde bulundu.
- Emekli inşaat mühendisi, 64 yaşında resim bölümünü dereceyle bitirdi
İzmir'de yaşayan üç çocuk annesi Ulviye Erener, inşaat mühendisliği gibi zorlu ve disiplinli bir meslekten emekli olduktan sonra içinde ukde kalan resim sevgisini akademik başarıya dönüştürdü. İzmir'de yaşayan 64 yaşındaki Ulviye Erener, inşaat mühendisliği kariyerinin ardından başladığı resim bölümünden dereceyle mezun olup çocukluk hayalini gerçekleştirdi. Ulviye Erener, çocukluğundan beri ressam olmak istemesine rağmen aile mesleği olan inşaat mühendisliğini devam ettirmek için hayalinden vazgeçerek Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümünü seçti. Mezun olduktan sonra bu alanda 21 yıl çalışan Erener, 2006'da emekli olduktan sonra içinde ukde kalan resim tutkusunun peşine düştü. Erener, eşinin ve üç çocuğunun da desteğiyle 2021'de Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na (YKS) girdi. Dört aylık hazırlık süreciyle hem YKS hem de Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümünün yetenek sınavında başarılı olan Erener, bu yıl 83,5 not ortalamasıyla bölüm üçüncüsü olarak mezun oldu. "Bir yola çıktıysam onu başarıyla bitirmek için her şeyi yaparım" Erener, yıllar sonra okul sıralarına dönmenin hem zor hem de çok kıymetli bir deneyim olduğunu söyledi. Resim yapma sevgisini ve becerisini akademik eğitimle taçlandırmak istediği için üniversite sınavına başvurduğunu belirten Erener, bazen çok yorulsa da hiç pes etmediğini ifade etti. Erener, yıllar sonra üniversite sıralarına dönmenin farklı duygular hissettirdiğini dile getirerek, "Gençlerle aynı sıraya oturunca ilk anda ben de dahil herkes şaşırdı ama beni çok güzel benimsediler. Ben onları çok sevdim, onlar beni çok sevdi. Hocalarımı da çok seviyorum. Hepsinden çok farklı şeyler öğrendim." diye konuştu. Bu süreçte ailesinin de kendisine çok yardımcı olduğunu vurgulayan Ulviye Erener, şunları kaydetti: "Mesleğimi de severek yaptım ama resim bölümünde okumak benim en büyük hayallerimden biriydi. Çok gururluyum. Ben bunu bu yaşta yapabildim. Resmi zaten yapıyoruz ama akademik anlamda bunu başarmak çok büyük gurur. Eşim, çocuklarım bana çok destek oldu. Arkadaşlarım sıkıldığım anlarda bana motive edici konuşmalar yaptı ve bu motivasyonla ben kendimi toparladım, tekrar sarıldım. Çünkü hem okul hem ev hem çocuklar biraz zorluyor. Hayat zorluyor ama o zorluğu da çevremin, ailemin desteğiyle yendim. Bir yola çıktıysam onu başarıyla bitirmek için her şeyi yaparım. Belki bazen vakit, enerji yetmiyor ama resim aşkım hiç bitmiyor. Sevdiğiniz şeyi başarırsınız." Sınıf arkadaşlarından "Ulviye abla"larına övgü Erener'in sınıf arkadaşlarından 23 yaşındaki Duygu Yılpır, aralarındaki yaş farkına rağmen Erener ile çok güzel bir dayanışma ortamı yakaladıklarını belirtti. Erener ile görüşmeye devam edeceklerini aktaran Yılpır, "O bize önderlik ediyor. Zorlandığımız konularda bize yardımcı oluyor. Sanki ailemden biri mezun oluyor gibi hissediyorum. Çünkü Ulviye abla hem iyi hem de çok çalışkan biri. Bundan sonra da çalışmalarımızı birlikte sürdüreceğiz." ifadelerini kullandı. 22 yaşındaki Emrullah Çamtosun da Erener ile birçok anı biriktirdiğini belirterek, "Beraber sergiler açtık, çalışmalar yaptık, jürilerden geçtik. Hepsinde Ulviye abla bizi destekledi. Katkısı çok büyük. İrtibatımız devam edecek, birlikte yeni sergiler açmayı planlıyoruz." dedi.











