Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Karani öğretmen, topladığı kapakları Vincent van Gogh'un tablosuna dönüştürdü
İstanbul'da Vedide Baha Pars Ortaokulu'nda teknoloji ve tasarım öğretmeni olarak görev yapan Karani Duzcu, iki yıl boyunca biriktirdiği plastik kapaklarla ünlü ressam Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosunu yeniden yorumladı. Plastik atık malzemelerin doğada kaybolmadığını göstermek ve geri dönüşümün önemine dikkati çekmek isteyen öğretmen Duzcu, iki yıl boyunca biriktirdiği yaklaşık 35 bin kapaktan duvar üzerine tablo yapmak istedi. Kapakları ünlü ressam Vincent van Gogh'un "Yıldızlı Gece" tablosuna dönüştüren Duzcu'nun 5 metre genişliğindeki ve 3 metre uzunluğundaki çalışması sosyal medyada büyük ilgi gördü. Karani Duzcu, hem sanat hem çevre duyarlılığı açısından dikkati çeken projenin ortaya çıkış sürecine dair AA muhabirine açıklamalarda bulundu. "Kapakla yapmak için en uygun resimlerden birisiydi" Sıfır Atık Projesi'nden ilhamla yola çıktıklarını belirten Duzcu, "Çocuklara geri dönüşümün önemini kavratmaya çalıştık. Burada da biz sanatsal unsur kullanarak daha çok dikkat çekmeye çalıştık. Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece'si zaten konularımızda ve derslerimizde vardı. Çocukların aşina olduğu bir renk, popüler bir sanat eseri. Ayrıca, kapakla yapmak için de en uygun resimlerden birisiydi." ifadelerini kullandı. Duzcu, öğrencilerin ve velilerin projeye desteklerinden dolayı memnuniyetini dile getirerek, "Tabii ki en başta velilerimize ve çocuklarımıza çok teşekkür ederiz çünkü tek başına yapılacak bir iş değil. Bütün öğrencilerimizin ve velilerimizin bu konuda çok büyük katkıları oldu." diye konuştu. Kapak biriktirme sürecinin yaklaşık iki yıla yayıldığını, uygulama sürecinin de 1 ay gibi bir sürede gerçekleştirildiğini vurgulayan Duzcu, hem sanatsal hem de çevresel yönü olan çalışmanın mesajlar verdiğini belirterek, şunları kaydetti: "Vincent van Gogh'un 'Yıldızlı Gece' resmini kullanarak geri dönüşümü ve plastik atık malzemelerin doğada kaybolmadığını göstermek için bu işi yaptık. Çok güzel olumlu tepkiler aldık. Bunun üzerine artık daha iyisini, daha büyüğünü yeni projelerde yapacağız." Karani Duzcu, öğrencilerin projeyi yürütürken çok heyecanlı olduklarına değinerek, "Onlar bizden daha çok heyecanlı. Başta büyüklüğünü kavrayamadılar. Küçük olacağını zannettiler. O heyecanları tabii ki işe de yansıdı." değerlendirmesinde bulundu. Daha önce Arjantin'de böyle bir çalışma gördüğünü ve bunu öğrencileriyle uygulamak istediğini aktaran Duzcu, "Arjantin'de plastik kapaklarla ilgili bir proje yapılmıştı ama onların yaptıkları daha küçük işlerdi. Biz bunu ne kadar büyük yapabiliriz diye bir adım ileri götürdük. Oradan esinlenerek bu işi yaptık." bilgisini paylaştı. Duzcu, yeni eğitim öğretim sezonunda öğrencileriyle yeni projelere devam edeceklerinin altını çizdi. "Yıldızlı Gece" tablosu hakkında Hollandalı post empresyonist ressam Vincent van Gogh tarafından 1889'da yapılmış yağlı boya tablosu, "Yıldızlı Gece" adıyla tanınıyor. Van Gogh'un bu eserinde, Saint-Remy-de-Provence'taki sanatoryumda kaldığı dönemde, odasının doğuya bakan penceresinden gördüğü manzarayı gün doğumundan hemen önceki haliyle resmettiği biliniyor. "Yıldızlı Gece", 1941'den bu yana New York’taki Museum of Modern Art (MoMA) kalıcı koleksiyonunda yer alıyor. Van Gogh'un en ünlü eserlerinden biri olan tablo, aynı zamanda Batı kültürünün en tanınmış sanat eserleri arasında bulunuyor.
- Afyonkarahisarlı kadınlar yaptıkları doğal tahin ve köpük helva ile kazanç sağlıyor
Afyonkarahisar'ın Başmakçı ilçesinde kooperatif bünyesinde çalışan kadınlar, ürettikleri doğal tahin ve köpük helvanın satışıyla kazanç sağlıyor. Afyonkarahisar Valiliğinin talimatıyla başlatılan "Kadın Kültür Evleri Projesi" kapsamında ilçede kurulan Başmakçı Kadın Girişimi Üretim İşletme ve Kalkınma Kooperatifi, kadınlara geçim kaynağı oldu. Kooperatif bünyesinde çalışan kadınlar, ürettikleri doğal tahin ve köpük helvanın satışıyla aile ekonomilerine katkı sağlıyor. Kadınların tahin imalatına yönelik kapsamlı eğitim aldığı kooperatifte üretilen ürünler, marketlerde satışa sunuluyor. Kooperatif Başkanı Özgül Çetinkaya, AA muhabirine, ilk başlarda zor şartlarda üretim yaptıklarını anlattı. Zaman içinde işlerini geliştirdikten sonra makine alarak üretimi sürdürdüklerini ifade eden Çetinkaya, "Yavaş yavaş açılmaya başladık. Ürünlerimizi Ankara ve İstanbul'a gönderdik. Kooperatifimiz kadınlara istihdam sağlamak amacıyla kuruldu. Amacımız işimizi daha da büyütmek." dedi. Çetinkaya, Valiliğin katkısıyla imzalanan protokol kapsamında, ürünlerinin Tarım Kredi Kooperatifi marketlerinde satışa sunulduğunu bildirdi. "Çeşitli il ve ilçelerden çok büyük rağbet görüyoruz" Başmakçı Kaymakamı Bilal Çelik de kooperatifte tahin ve köpük helva üretiminin 2022'de başladığını söyledi. Kooperatifte tahinin doğal ve katkısız üretildiğini dile getiren Çelik, şöyle konuştu: "Çeşitli il ve ilçelerden çok büyük rağbet görüyoruz. Bunda en önemli pay Vali Kübra Güran Yiğitbaşı'nın. Geçen hafta Ankara'ya satış gerçekleştirdik. Ürünlerimizi marketlere gönderiyoruz. Yavaş yavaş ismimizi duyurmaya başladık. 7 kadın çalışıyor, çok gayretliler. İlerleyen süreçte daha çok kadına istihdam sağlayacağız." "Hem para kazanıyorum hem de ortam çok eğlenceli" Kadınlardan Keziban Canseven (56), "Evde oturmaktan canım sıkılıyordu. Hem para kazanıyorum hem de ortam çok eğlenceli." ifadelerini kullandı. Zeynep Şener de 3 yıldır kooperatifte çalıştığını, kazandığı parayla ailesinin geçimine katkı sağladığını, bunun kendisini çok mutlu ettiğini bildirdi. Fadime Tuncer ise amaçlarının işlerini daha da büyütmek, daha fazla kadına istihdam sağlamak olduğunu ifade etti.
- Ateşle Uyanan Nefes: Belgin Dal’ın Taşlara Yazdığı Şifa Yolculuğu
Belgin Dal’ın yaşam öyküsü, sıradan bir hayattan çok daha fazlasını barındırıyor. Adeta görünmeyen bir el, onu hayatın sınırlarından çekip tekrar tekrar hayata davet etti. Her şey, Afyon’un kırsal bir köyünde yedi aylıkken ölü doğmasıyla başladı. Nefes almıyordu. Kalbi atmıyordu. Aile büyük bir sessizliğe gömülmüştü. Ancak o sırada evin ocağındaki ateşin sıcaklığıyla göbek bağına yapılan basit bir müdahale, mucizevi şekilde Belgin’i hayata döndürdü. Bu, onun yaşamla ilk buluşmasıydı. Henüz kırkı çıkmadan ikinci kez ölümle yüzleşti. Üç yaşına geldiğinde, bir kez daha ölüm sınırını aştı. Tüm bu deneyimler, onun bu dünyadaki yolculuğunun sıradan olmayacağını fısıldıyordu. Her defasında görünmeyen bir güç onu geri çağırıyor, yaşama tutunmasını sağlıyordu. Bu tekrar eden sınavlar, ilerde kadim bilgileri hatırlayacak bir ruhun uyanışına işaret ediyordu. Bir Bileklik, Bir Mucize Belgin Dal, uzun süre (15 yıl) ağır migren ataklarıyla mücadele etti. Enerjiye, taşlara, spiritüel yaklaşımlara inanmayan biriydi. Hatta “Kala kala Allah’ın taşına mı kaldık?” diyerek bu konulara mesafeli yaklaşırdı. Migren atağının şiddetlendiği bir gün, hediyelik eşya dükkânında çalışırken ametist taşından yapılmış bir bileklik yere düştü. Taşı yerden alıp eline aldığında, bedeninden güçlü bir elektrik akımı geçti. Yıllardır süren migreni o anda aniden kesildi. O gece boyunca araştırmalar yaptı. Taşların yalnızca fiziksel varlıklar değil, kainatın frekanslarını taşıyan bilgi ve enerji alanları olduğunu fark etti. Sabah ezanı okunurken içinden gelen şu cümleyle yeni bir hayata adım attı: "Taşlar sadece taş değil, Yaradan’ın yarattığı kodlu parçalardı..." Stone Şifa Bio Enerji Sistemi, Bu deneyim Belgin Dal’ın içsel uyanışını başlattı. Çin, Yunanistan ve Brezilya’da eğitimler aldı. Şifacı John of God ile tanıştıktan sonra, "Türkiye’de neden bir şifa köyü olmasın?" sorusuyla yeni bir vizyon oluşturdu. Beden, zihin ve ruhun bir bütün olduğunu fark ederek kendi özgün sistemini kurdu: Stone Şifa Bio Enerji. Bu sistemde: Doğal taşlar, Sarkaç çalışmaları, Çakra dengeleme, Bilinçaltı temizliği, Ayak altı haritası, Aura alanı okuması, Frekans ve dua çalışmaları, Ritüel tütsü teknikleri bir araya getirildi. Bu sistem yalnızca bireysel şifa seansları sunmakla kalmadı, aynı zamanda öğretilerek yaygınlaştırıldı. Belgin Dal’ın önderliğinde “Her eve bir şifacı” mottosuyla yüzlerce kişi bu kadim bilgileri öğrenerek kendi çevrelerine şifa dağıtmaya başladı. Şifalı Taşlar Kitabı ve Tanınırlık 2013 yılında yayımladığı “Şifalı Taşlar” kitabı, sadece taşların anlamlarını değil, aynı zamanda hangi hastalıklarda hangi minerallerin kullanılmaması gerektiği gibi dikkat edilmesi gereken noktaları da içeriyordu. Kitap, 2016 yılında Ankara ATO tarafından "Yılın En İyi Şifalı Taşlar Kitabı" ödülüne layık görüldü. Belgin Dal’ın bilimsel yaklaşımı ve doğal taşlara getirdiği etik bakış, geniş bir kitleye ulaşmasını sağladı. Uzun yıllar televizyon programlarında, seminerlerde ve sosyal medyada binlerce kişiye ulaştı. Bugün 74 binden fazla takipçisiyle bilgi ve ilham paylaşmaya devam ediyor. Şifa Köyü Sapanca: Taşların Dilini Duyan Bir Mekân 2019 yılında kurulan Şifa Köyü Sapanca, yalnızca bir konaklama alanı değil; dönüşüm, huzur ve enerji merkezi olarak tasarlandı. Bungalovlar, Mısır Piramitleri’nin ölçülerine göre, 7.8 ve 19 frekansına uygun şekilde inşa edildi. Bu ölçüler, dünyanın oluşum frekansı, yani şifa ve sevgi frekansı ile uyum içinde. Tüm odalarda enerji kodlaması var. Belgin DAL Şifa Köyü'nde enerji çalışmaları, konaklama, Kristal Yatak Terapisi, vorteks ağacı ile dengelenme, dilek çanağı ile ritüel, doğal taşlarla enerji hizalama, doğa yürüyüşleri, niyet suyu ve dualı enerji alanları gibi bütüncül deneyimler sunuyor. Belgin Dal’ın vizyonuyla kurulan bu köy, aynı zamanda Türkiye’de tamamlayıcı tıp alanında öncülük eden bir dönüşüm alanı hâline geldi. Geliştirdiği sistem, modern tıbbı dışlamadan, onu tamamlayan bir alan açarak danışanlara yeni bir perspektif sunuyor. Ruhunu Hatırlayan Kadın Bugün Belgin Dal sadece bir “bio enerji uzmanı” değil; aynı zamanda bir annelik gücünü, bir Anadolu kadınının sezgiselliğini, ve kadim bilgeliği içinde barındıran bir ruhsal yol gösterici. Onun için en büyük şifa, kişinin kendi yarasını sarabilmesinde saklı. "En iyi şifacı, kendi yarasını sarandır." – Belgin Dal Bir Başarıdan Fazlası Belgin Dal’ın hikâyesi, sadece bir başarı öyküsü değil; teslimiyetle başlayan bir uyanış, gönülden geçen bir dönüşüm ve binlerce kalbe uzanan ilham dolu bir yolculuktur. Bugün hâlâ binlerce kişiye şu mesajı veriyor: "İnanmasan da başlar bir gün. Çünkü şifa, tam da inancın bittiği yerde seni bulur." Satın almak için tıkla
- Babasının aracını satarak turnuvaya gönderdiği engelli tenisçi başarılarıyla ailesinin gururu oldu
Babasının aracını satarak turnuvaya gönderdiği Şırnaklı engelli tenisçi Zeliha Aksak, olimpiyat hedefiyle çalışıyor. Merkeze bağlı Kaymakam Çeşme köyünde doğup büyüyen Zeliha Aksak'ın (20), kalça kırığı ve skolyoz (omurga eğriliği) hastalığı nedeniyle sağ ayağı sol ayağından 7 santimetre kısa kaldı. Köy korucusu baba ile ev kadını annenin 6 çocuğundan en büyüğü olan Zeliha, tenis antrenörü olan öğretmeni Hüseyin Buğa ve okul müdürü İsmail Zeyrek'in desteğiyle 2019'da tekerlekli sandalye tenisine başladı. Kendisini günden güne geliştiren Zeliha Aksak, 2020 yılında babasının sattığı kamyonetin parasıyla Antalya'da yapılan turnuvaya katıldı. Antrenörü Buğa'nın çalıştırmasıyla 2021'de milli takıma seçilen Zeliha, federasyon tarafından Antalya'da düzenlenen, uluslararası turnuvalar olan "Megasaray Open", "MTA Open" ve "KrosMedical Open" tekerlekli sandalye tenis turnuvalarına davet edilerek Türkiye'yi temsil etti. Manisa'nın Demirci ilçesinde 2022'de gerçekleştirilen "Tekerlekli Sandalye Tenis Akıncılar Klasman Turnuvası"nda 3 kategoride birinci olan başarılı sporcu, 2023'te junior kategorisinde dünya dördüncülüğü elde ederek, 18 yaş üstü dünya sıralamasında 52'nci sıraya yerleşti. Antrenmanlarını sürdüren Zeliha Aksak, başarılarından elde ettiği gelirle minibüs alan babasına destek verdi. Başarılarıyla ailesinin gururu olan Zeliha'nın hedefi Los Angeles 2028 Paralimpik Oyunları'na katılmak. "Şu an antrenmanlarıma babam araçla beni getiriyor" Paralimpik tenisçi Zeliha Aksak, AA muhabirine, 6 yıl önce okul müdürünün yönlendirmesiyle başladığı teniste Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonlarında çeşitli dereceler elde ettiğini söyledi. Dar gelirli bir ailenin çocuğu olarak büyüdüğünü anlatan Zeliha, güvenlik korucusu olan babasının eğitimine destek verdiğini belirtti. Babasından spora yöneldiğinde de büyük destek gördüğünü ifade eden Zeliha Aksak, şöyle konuştu: "Babamın en büyük hedefi beni olimpiyatlarda görebilmek. Maddi manevi bana destek veriyor. Aracı vardı. 2020'de katıldığım ilk turnuvada aracını satıp beni turnuvaya gönderdi. Daha sonra turnuvalardan kazandığım parayla babama yeni bir araç alması için destek verdim. Yeni aldığımız aracın büyük ve geniş olması gerekiyordu çünkü 2 sandalyem, malzemelerim var, onun için minibüs aldık. Şu an antrenmanlarıma babam bu araçla beni getiriyor. Onun getiremediği günlerde Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünün servisini kullanıyorum." Bu yıl yer aldığı turnuvada Dünya Şampiyonası'na katılım hakkı kazandığını anlatan Zeliha Aksak, hedefinin olimpiyatlara katılmak olduğunu belirtti. Los Angeles'ta yapılacak olimpiyatlarda Türkiye'yi en iyi şekilde temsil etmek ve Türk bayrağını göndere çektirmek istediğini dile getiren Zeliha, "Haftanın 3 günü antrenörümle, diğer günlerde ise evde çalışmalarımı sürdürüyorum. Yoğun bir şekilde 2028 Olimpiyatları'na hazırlanıyorum." ifadelerini kullandı. Anne ve baba gururlu Baba Sabri Aksak, kızının sporda başarılı olmasının gururunu yaşadıklarını söyledi. Kızının teniste iyi bir yere gelmesi için aracını sattığını aktaran Aksak, şunları kaydetti: "Milli formayla görünce kızımla gurur duyuyorum. Zeliha en büyük çocuğum. Onun da desteğiyle tekrar bir araç aldık. Haftanın belirli günlerinde onu antrenmana götürüyorum. Önce onun spora gitmesine pek gönlümüz yoktu, sonra çok istediğini görünce onu kıramadık, gönderdik, iyi ki göndermişiz. Bundan sonra de kızım için elimden ne geliyorsa yapacağım. Daha önce kamyonetimiz vardı, onu Zeliha için satmıştım. Şimdi minibüs aldık. Minibüsle onu bazen antrenmana götürüyorum." Anne Meryem Aksak ise kızının sporda başarılı olmasının mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek, "Çok sevinçliyiz, kızımın başarılarından dolayı da çok gururluyuz." diye konuştu.
- Elif Kılıç: Atıktan Sanata, Gönülden Geleceğe Uzanan Bir Başarı Hikâyesi
Amasya’nın Merzifon ilçesinde yaşayan moda tasarımcısı Elif Kılıç, modayı yalnızca bir estetik alanı değil; aynı zamanda çevresel, sosyal ve kültürel dönüşümün güçlü bir aracı olarak kullanıyor. Altı yıldır hiçbir maddi beklenti olmadan tamamen gönüllülük esasına dayalı yürüttüğü çevre temelli çalışmalarıyla, Türkiye’nin en sıra dışı tasarımcılarından biri haline geldi. Plastik atıklar, metal kapaklar, çöp poşetleri, pet şişeler… Birçoğumuzun gözünde "çöp" olarak görülen bu malzemeler, Elif Kılıç’ın ellerinde hayat buluyor. Türkiye’deki en büyük atık kostüm koleksiyonlarından birini oluşturan Kılıç, bu kostümleriyle üniversitelerde ve eğitim kurumlarında gençlere hem çevre bilinci aşılıyor hem de sanat yoluyla ilham veriyor. “Modanın çevreye verdiği zararı anlatmak için yeteneğimi kullanıyorum,” diyor. Elif Kılıç, TOBB Amasya Kadın Girişimciler Kurulu’nda başkan yardımcısı olarak da görev yapıyor. Aynı zamanda İstanbul Rumeli Üniversitesi’nde Siyaset Bilimi ve Ekonomi üzerine yüksek lisans yapıyor. Bir TEDx konuşmacısı olan Kılıç, “Best of Year Awards” gibi prestijli ödüllerle de onurlandırıldı. Ancak onu diğerlerinden ayıran en önemli şey, sosyal duyarlılığı. Topladığı atıkları lisanslı kurumlar aracılığıyla gelire çeviriyor ve elde edilen tüm kazancı doğrudan kaymakamlık hesabına aktarıyor. Bu gelirle şimdiye dek şiddet mağduru annelere bebek arabaları, köy çocuklarına bayram harçlıkları ulaştırıldı. Elif Kılıç, “Biriken geliri üçe katlayıp ihtiyaç sahiplerine ulaştırmaya çalışıyorum,” diyor ve ekliyor: “İnanın kendi eşyalarım için kullandığım deponun bile büyük kısmı atık biriktirmek için ayrıldı.” İlk başlarda çevresinden “çöp toplayan kadın” olarak tepki gördü, ama zamanla halkın desteği çığ gibi büyüdü. Bugün, bölgedeki insanlar artık atıklarını çöpe değil, Elif Kılıç’a ulaştırıyor. O da bu atıkları sanatla geri dönüştürerek toplum için bir kaynak hâline getiriyor. Kendi sözleriyle: “Evet, çöpçülük yapıyorum... Ama bu çöp, geleceğe umut oluyor.” Elif Kılıç, hem doğaya hem de insanlığa katkı sunan çok yönlü bir başarı hikâyesi yazıyor. Onun hikâyesi, moda dünyasına çevresel farkındalık, dayanışma ve vicdan kazandırıyor.
- Konya'da gök taşından takı ve bıçak üreten girişimci hobisini sektöre taşıyor
Konya'da yaşayan gök taşı meraklısı Adem Aktaş, koleksiyonluk meteorit parçalarını değerli eşyalara dönüştürerek takı ve hediyelik eşya sektörüne yenilik kazandırmayı amaçlıyor. Aktaş, gök taşı merakının hobiye dönüştüğünü söyledi. Gök taşlarının ekonomik değerine işaret eden Aktaş, taşların CNC tezgahlarında işlenerek değerli aksesuarlara dönüştürüldüğünü dile getirdi. Meteoritlerden yüzük, kolye ve saat gibi ürünler yapılabildiğini dile getiren Aktaş, "Örneğin, şu an elimdeki bir saatin kadranı tamamen demir grup gök taşından yapılmış. Fiyatlar 500 dolardan başlayıp 2 bin 500 dolara kadar çıkabiliyor. Demir grup gök taşları, kırılganlık göstermedikleri için CNC ve özel atölyelerde rahatlıkla işlenebiliyor. Bu taşlardan saat, kolye ve bıçak gibi yüksek dayanıklılık isteyen ürünler yapılabiliyor." diye konuştu. Aktaş, şu ana kadar 12 parça ürün hazırladığını, bunlar arasında bıçaklar, kolyeler, bileklikler, alyans ve tespihlerin yer aldığını kaydetti. 30 bin dolara bıçak, 750 dolara kolye Aktaş, sosyal medya ve müzayede salonları üzerinden ürünlerini satışa çıkaracağını belirterek, şöyle konuştu: "Özel bir koleksiyonluk bıçağımız 30 bin dolar, başka bir bıçağımıza ise 20 bin dolar değer biçtik. Kolye ve bileklik 750'şer dolardan satışa sunulacak. Ayrıca bir alyansımız da 500 dolardan satışta olacak. Tüm ürünler uluslararası sertifikalı ve orijinalliği kanıtlanmış. Ürünleri sosyal medya üzerinden tanıtıyorum. Yayınlarda hem taşların hikayesini hem de ürünlerin detaylarını anlatıyorum. Aynı zamanda Türkiye'de büyük müzayede salonlarında açık artırmayla da satışa sunmak için girişimlerde bulunuyorum. Gök taşı sektörü Türkiye için yeni bir alan. Hem estetik hem ekonomik değeri var."
- Türkiye'nin ilk lisanslı otizmli e-spor takımı Konya'da kuruldu
Selçuklu Otizmli Bireyler Eğitim (SOBE) Vakfı, "Farklılıklarıyla Kazanıyorlar" projesi kapsamında, Türkiye'nin ilk lisanslı otizmli e-spor takımı olan Spectrum Warriors'ı (Spektrum Savaşçıları) kurdu. SOBE'den yapılan yazılı açıklamada, "Farklılıklarıyla Kazanıyorlar" projesiyle otizmli bireylerin sosyal yaşama aktif katılımını artırmak, özgüvenlerini desteklemek ve iletişim becerilerini geliştirmenin hedeflendiği belirtildi. Otizmli bireylerin ilgi duyduğu görsel detaylar, strateji geliştirme ve dijital oyunlar üzerinden sosyal becerilerini pekiştirecek motive edici ve kontrollü bir ortam için Türkiye'nin ilk lisanslı otizmli e-spor takımı Spectrum Warriors'ın Konya'da kurulduğu bilgisi aktarıldı. Spectrum Warriors takımına dahil edilen bireylerin, yaşıtlarıyla oyun oynayabilen, kurallara uyum sağlayabilen ve stratejik düşünme becerilerine sahip olan otizmli bireyler arasından uzman ekiplerce belirlendiği kaydedildi. Açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "Özel eğitimciler, psikologlar ve profesyonel e-spor koçlarının gözetiminde yürütülen profesyonel eğitim süreci, bireylere hem sosyal hem de dijital gelişim imkanı sunuyor. Her oyuncu bireysel gelişim programları, atölye çalışmaları ve birebir mentorluk desteği ile çok yönlü olarak destekleniyor. Spectrum Warriors’ın önümüzdeki dönemde ulusal ve uluslararası e-spor turnuvalarına katılması, medya görünürlüğü kazanması ve çeşitli farkındalık etkinliklerinde aktif rol üstlenmesi hedefleniyor." Açıklamada ifadelerine yer verilen SOBE Vakfı Başkanı Mustafa Ak da e-sporun artık sadece bir eğlence ya da rekabet platformu olmadığını, otizmli bireyler için önemli fırsatlar sunduğunu belirterek, şunları kaydetti: "E-spor, eğitim, sosyalleşme ve bireysel gelişim için güçlü bir araç. Özellikle otizmli bireyler için strateji geliştirme, dikkat süresi, görsel hafıza ve takım çalışması gibi alanlarda çok ciddi faydalar sağlıyor. Biz de bu potansiyeli görerek ‘Spectrum Warriors’ adlı özel e-spor takımımızı kurduk. E-spor sayesinde otizmli bireyler takım çalışmasını öğreniyor, kurallara uyum sağlıyor, karar verme becerilerini geliştiriyor, sosyal iletişimlerini artırıyor ve en önemlisi özgüven kazanıyor. Spectrum Warriors yalnızca bir takım değil, aynı zamanda bir toplumsal dönüşümün simgesi." diye konuştu.
- Çukurova’nın kalbinde doğan bir cesaret hikayesi: Sercan Çelik
Çukurova bölgesinin verimli toprakları kadar umut dolu bir şehirde, Adana’da dünyaya geldi Sercan Çelik. Hayatın içinde erken yaşta sorumluluklarla tanıştı. 2014’te Gazi Üniversitesi’nde Mimarlık ve Şehir Planlama eğitimi için Ankara’ya gitti. Aynı yıl ailesiyle birlikte Mersin’e taşındı. Üniversite yıllarının ardından, gençliğin taşıdığı heyecanla iş dünyasına atılmak istedi. Ancak kapılar kolayca açılmadı. Herkesin “bekle biraz daha” dediği yerde, o harekete geçmeyi seçti. İş hayatına spor salonlarında özel dersler vererek başladı. İnsanlara ilham vermek, güç katmak onun ilk adımıydı. Ancak pandemiyle birlikte hayat durdu. Spor salonları kapandı, umutlar belirsizliğe gömüldü. İşsiz kaldı. Ama yılmadı. Kısa süreli iş deneyimleriyle hayatını sürdürdü. Ancak o günler, onun için bir hazırlıktı. Çünkü içinde her zaman kendine dair bir inanç vardı: “Kendi işimi daha iyi yaparım.” Bugün Sercan Çelik; 📌 Sigorta ve yazılım alanlarında faaliyet gösteren Çelik Group’un kurucusu, 📌 Türkiye-Irak Sanayici ve İş İnsanları Derneği çatısı altında kurulan Genç TİSİAD’ın kurucu başkanı, 📌 Genç girişimcilere yol gösteren, ilham veren bir lider. Kurduğu şirketle yalnızca sektörüne değil; gençlere, dostlarına, hatta ülkesine katkı sunmayı hedefliyor. Onun iş anlayışında sadece kâr değil; dürüstlük, bağlılık ve sorumluluk var. “Ben sadece kendi yolumu değil, başkalarının yolunu da aydınlatmak istiyorum.” Sercan Çelik’in hikayesi, bir yolculuktan fazlası. O, “yapamazsın” diyenleri sessizce geride bırakıp, kendi dağını kendi elleriyle aşanlardan biri. Ve bugün; o dağların zirvesinde sadece kendi adını değil, başkalarının umudunu da taşıyor.
- İki çocuk annesi 44 yaşındaki kadın, üniversiteden birincilikle mezun oldu
Hitit Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Moda Tasarımı Bölümünden birincilikle mezun olan 44 yaşındaki Ümmü Gemici, 25 yıllık hayalini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyor. Çeşitli nedenlerle lise öğrenimini yarıda bırakan Gemici, daha sonra evlenip 2 çocuk sahibi oldu. Eğitim idealinden vazgeçmeyen Gemici, liseyi dışarıdan bitirdikten sonra girdiği Yükseköğretim Kurumları Sınavı'nda (YKS) 2023'te Hitit Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Moda Tasarımı Bölümüne yerleşti. Bölümünü birincilikle bitiren Gemici, mezun olmanın mutluluğunu yaşadı. Gemici, gazetecilere, okuma hayalinin peşinden koşmayı hiç bırakmadığını söyledi. Üniversite sürecinde eşinin ve çocuklarının desteğini aldığını belirten Gemici, "Çok heyecanlı ve mutluyum. 2 yıldır çok yoruldum. 25 yıllık geç kalmış bir mezuniyetti. İçimde kalmıştı üniversitede okumak, mezun olmak, diploma almak ama başardım." dedi. Liseyi dışarıdan bitirdikten sonra daha fazlasını yapmayı istediğini dile getiren Gemici, "Lise döneminde de çok başarılı bir öğrenciydim. Pandemi sürecinden önce dikiş kursuna başladım. Sonra baktım bana yetmiyor. 'Daha fazlasını yapmak istiyorum.' dedim. Üniversite sınavına hazırlandım. Moda tasarımı bölümünü kazandım. Çok mutluyum. Hayallerimin peşinden koştum ve başardım." ifadelerini kullandı. Gemici, birinciliğin ayrı gururu olduğunu vurgulayarak, "Öğrenci olmak çok güzel bir şey ama hem anne hem öğrenci olmak, aynı zamanda oğlumu evlendirdim bu süreçte, kayınvalide olmak, düğün yapmak hepsi bir arada çok yorucuydu ama en büyük destekçim tabii ki eşim, çocuklarım. Bana çok destek oldular, hepsine çok teşekkür ediyorum." diye konuştu.
- Genç girişimcinin tasarladığı akıllı gözlük görme engellilere sesli rehberlik yapacak
Çukurova Kalkınma Ajansının (ÇKA) desteğiyle Mersin Teknopark'ta şirket kuran 23 yaşındaki girişimci Serkan Işıklı, geliştirdiği sesli bildirim özelliğine sahip akıllı gözlükle, görme engellilerin yaşamını kolaylaştırmayı amaçlıyor. İskenderun Teknik Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü'nden geçen yıl mezun olan bilişim uzmanı Işıklı, görme engellilerin yaşam konforunu artıracak gözlük tasarlamak için öğrenci olduğu 2021'de proje çalışmalarına başladı.Işıklı, bölümde görevli Öğretim Üyesi Doç. Dr. Emine Uçar'ın akademik danışmanlığında tamamladığı projesinin prototipiyle katıldığı TEKNOFEST 2021'in İnsanlık Yararına Teknoloji Yarışması'nda finale kalma başarısı gösterdi. Projesini geliştirmek isteyen Işıklı, ÇKA'nın "Genç Girişimci Destek Programı" ve Bilgiyi Ticarileştirme Merkezinin "Depremzede Girişimci Desteği"ne başvurdu. Aldığı destekle 2023'te Mersin Teknopark'ta şirket kurup çalışmalarını ilerleten genç girişimci, geliştirdiği yapay zeka tabanlı akıllı gözlüğe "Heysem" adını verdi. Yüz ve görsel tanıma özelliğine sahip kameralı gözlük, sesli bildirim özelliği sayesinde görme engelli bireylerin çevresini algılamasına katkı sağlıyor. "Sisteme entegre edilen kişilerin yüzlerini algılıyor" Serkan Işıklı, ürünü seri üretime hazır hale getirdiklerini söyledi. Engellilerin yaşamını kolaylaştırmayı hedeflediklerini dile getiren Işıklı, "Akıllı gözlük sayesinde kullanıcılar dijital, sosyal ve iş hayatında özgür, bağımsız şekilde hareket edebilecek." dedi. Işıklı, akıllı gözlüğün bazı özelliklerinin internetsiz ortamda da kullanılabildiğini belirterek, şöyle konuştu: "Daha önce sisteme entegre edilen kişilerin yüzleri, tanıma özelliği sayesinde algılanıyor ve gözlük kullanıcısının kulağına örneğin 'Önünde Serkan var' şeklinde sesli bildirim yapılıyor. Görme engelli kişiler, kaldırımlardaki sarı şeritlerden geçerken park halindeki araç, tabela, sarkan ağaç dalları ve hatalı belediyecilik uygulamaları gibi birçok sorunla karşı karşıya kalabiliyor. Geliştirdiğimiz üründeki yapay zeka destekli sistem, kullanıcının önündeki tabela gibi bilgileri görüp sesli olarak iletiyor." TEKNOFEST kuşağı genç mühendislerin önemli çalışmalar yaptığını ifade eden Işıklı, savunma sanayisi, eğitim ve turizm gibi birçok alanda kullanılabilecek yeni akıllı gözlükler geliştirmeyi planladıklarını anlattı. Görme Engelliler Federasyonu Başkan Yardımcısı Dursun Arslan da projenin görme engellilere umut olacağını belirtti. Gözlüğün Türkiye'de üretilmesinden gurur duyduklarını kaydeden Arslan, "Gözlük sayesinde birinin yardımına muhtaç olmayacağım. Gözlük, çevredeki nesneleri tanıyarak çok daha rahat ve bağımsız hareket etmemi sağlayacak, hem sosyal hem de iş hayatımda birçok sorunumu ortadan kaldırmış olacak." ifadelerini kullandı.
- Kızına örnek olmak isteyen 48 yaşındaki kadın üçüncü üniversitesini tamamladı
Edirne'de oturan 48 yaşındaki emekli Ülkü Kaya, kızıyla üniversite sınavına hazırlanarak kazandığı Trakya Üniversitesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümü'nü başarıyla tamamladı. Kamudaki görevinden 2020 yılında emekli olan Kaya, üniversiteye hazırlanan kızı Öykü'ye hem destek hem de örnek olmak amacıyla yeniden sınavlara hazırlandı. Kızı Orta Doğu Teknik Üniversitesi Psikoloji Bölümü'nü kazanırken, Kaya da Trakya Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Mütercim ve Tercümanlık Bölümü'ne yerleşti. Kızıyla aynı dönem üniversite okumanın gururunu yaşayan Kaya, eğitim hayatını sürdürerek ziraat alanında bir bölümde daha okumayı hedefliyor. "Eğitim aşkı çok güzel bir duygu" Kaya, hazırlık sınıfı dahil 5 yıl süren eğitimin ardından mezun olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi. Aynı dönemde kızının da mezun olmasıyla duygularının daha da anlam kazandığını ifade eden Kaya, "Yabancı dil öğrenmek çok eskiden beri isteğimdi. Bu üçüncü üniversitem, üçüncü lisansımı bitiriyorum. Çok mutluyum." dedi. Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü'nü 2009'da tamamladıktan sonra aynı bölümde yüksek lisans yaptığını anlatan Kaya, 2015'te ise Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü'nü bitirdiğini dile getirdi. Eğitim aşkının sürdüğünü ve okumayı çok sevdiğini belirten Kaya, şunları kaydetti: "Bu bölüme giriş hikayem kızımla ilgili. Kızım üniversite sınavına girecekti, emekli olmuştum. Üniversite sınavında yanında olmak için onunla birlikte sınava hazırlandım. Kızıma 'Üniversite sınav sorularını seninle okumak, aynı anda bunu hissetmek istiyorum.' dedim. Ben de sınava girdim. Kızım Ankara'da, ben Edirne'de okudum. Eşim bizimle çok gurur duyuyor, ben de çok mutluyum. Eğitim aşkı çok güzel bir duygu, herkese tavsiye ederim." Kendisindeki eğitim aşkının, hayatının her döneminde kızına örnek olduğunu dile getiren Kaya, "Kızıma okuma yazmayı ben öğretmiştim, üniversite sınavına birlikte hazırlandık, aynı dönemde okuduk, şimdi ise onunla aynı dönemde üniversiteden mezun olduk. Çok güzel, gurur verici bir duygu." diye konuştu. Kaya, Trakya Üniversitesinin kendisine çok şey kattığını anlatarak, "Hem hocalarımız hem de arkadaşlarımız çok yardımseverdi. Herkese tavsiye ederim. Üniversitenin hayalini kuranlar, olanakları varsa bunu gerçekleştirsin. Güçlü olsunlar, içlerindeki eğitim hevesini hiç kırmasınlar." ifadelerini kullandı.
- Sosyal Medyanın Sıradanlığına Sanatsal Bir Direniş: Boyalı Kelimeler
Günümüz dijital dünyasında hız, gösteriş ve yüzeysellik öne çıkarken; bu düzene sanatsal bir başkaldırı yükseliyor: Boyalı Kelimeler. Şair Erdem YILMAZ öncülüğünde kurulan bu özgün oluşum, sosyal medyada anlam arayanlara umut oluyor. “Anlamsızlığın ortasında bir anlam, gürültünün içinde bir ses olmak” mottosuyla yola çıkan Boyalı Kelimeler, sadece içerik üretmekle kalmıyor; şiir, ses, resim ve sanatla bir direniş inşa ediyor. Her şey bir şiirle başlıyor. Şair dizeleri yazıyor, ses sanatçısı bu şiirleri ruhla buluşturuyor. Ardından ressamlar bu sesleri tuvale taşıyor, marka yüzü projeye kimlik kazandırıyor, sosyal medya ekibi ise bu kolektif emeği dijital dünyayla buluşturuyor. Her içerik, bir haftada değil; bir duygunun izini süren uzun bir yolculukta doğuyor. Kadın-erkek eşitliği, eski bayramlar, aşk, toplumsal meseleler… Her projede bir tema, her temada bir mesaj var. Boyalı Kelimeler, sosyal medyada sadece göze değil, kalbe de hitap eden bir alan açıyor. Kurucusu Erdem YILMAZ’ın sözleriyle: “Bu sadece bir oluşum değil. Bu, içinde şiir, resim, ses ve umut olan bir direniş. Amaçsızlığa, sıradanlığa ve suskunluğa karşı renkli bir başkaldırı.” Ve büyük bir adım daha: Boyalı Kelimeler çok yakında basılı dergi formatıyla da okurlarıyla buluşacak! Sanatı sadece dijitalde değil, sayfalarda da yaşatacak olan ekip, edebi ve görsel üretimlerini daha da geniş kitlelere taşımaya hazırlanıyor. Sen de bu direnişe ortak ol! Boyalı Kelimeler’i sosyal medyada takip et, içeriklerini paylaş, sanata ve emeğe destek ver! Takip etmek için tıkla











