top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Wattpad’den Kitap Raflarına: Songül Mayuk’un İlham Veren Yazarlık Yolculuğu

    Bir öğretmenin kaleminden doğan umut, hayal ve ilham... Songül Mayuk, sınıf öğretmenliği yaptığı yıllarda başladığı yazarlık serüvenini, 2025 yılında yayımlanan ilk romanı “Yaşam Meleği” ile taçlandırdı. Dijital platformlardan yükselen bu hikâye, kısa sürede kitap dünyasında kendine sağlam bir yer edindi. Edebiyata olan ilgisini Wattpad’de kaleme aldığı hikâyelerle somutlaştıran Songül Mayuk, ilk okur kitlesini burada oluşturdu. Duygusal, içten ve sürükleyici hikâyeleriyle kısa sürede dikkat çekti. Yazdığı her satır, sosyal medyada yankı buldu. Instagram ve TikTok gibi platformlarda paylaştığı kitap içerikleriyle binlerce takipçiye ulaştı. “Yaşam Meleği” ile Profesyonel Sahne Songül Mayuk’un hayalleri 2025 yılında gerçeğe dönüştü. İkinci Adam Yayınları etiketiyle çıkan “Yaşam Meleği”, hem Hepsiburada hem de Trendyol gibi büyük satış platformlarında yer aldı. Roman, içindeki karakter derinliği ve olay örgüsüyle özellikle genç okurlar arasında büyük ilgi gördü. İlk baskısı kısa sürede tükendi, okuyuculardan tam not aldı. Kitap, güçlü bir girişle başlıyor: Sahilde bir yürüyüş sırasında silahlı bir tehdit altındaki genç bir kadının kurtarılması... Bu sahneyle başlayan dramatik ve romantik olaylar zinciri, okuru sayfalar boyunca sürüklüyor. “Yaşam Meleği”, sadece bir aşk hikâyesi değil; aynı zamanda fedakârlık, cesaret, güven ve yeniden doğuşun da romanı. Okuyucudan Tam Not Kitap, birçok okur platformunda yüksek puanlar aldı. 1000Kitap gibi mecralarda “sürükleyici, duygu yüklü ve samimi” olarak yorumlandı. “Aşkı, hüznü, sahte dostlukları anlatan bir roman” olarak nitelendirilen eser, edebiyat yolculuğunun henüz başında olan bir yazar için büyük bir başarıya işaret ediyor. Songül Mayuk’un başarısı, klasik yollardan geçmeden de yazarlık kariyerinin mümkün olduğunu kanıtlıyor. Sınıf öğretmeni kimliğiyle gençlere dokunurken, kalemiyle de binlerce okuyucunun kalbine ulaşıyor. Onun bu cesur adımı, özellikle hayalini erteleyen kadınlara ve genç yazarlara güçlü bir örnek teşkil ediyor. Gelecek İçin Yeni Hedefler Sosyal medya tanıtımları hız kesmeden devam eden Songül Mayuk, okuyucularının büyük beklentiyle beklediği ikinci kitabı için çalışmalara başladı. Onu takip eden kitle, yeni karakterler ve yeni hikâyelerle tanışmak için gün sayıyor. Yazarlık yolculuğu henüz başlasa da, bu çıkış onun uzun vadede edebiyat dünyasında kalıcı olacağının sinyallerini veriyor. Songül Mayuk’un “Yaşam Meleği” ile başlayan yolculuğu, tutkuyla yazmanın ve azimle ilerlemenin güçlü bir örneği. Wattpad’den raflara uzanan bu hikâye, dijital çağda kendi sesini bulan bir yazarın başarı öyküsüdür.

  • Ev Hanımlığından Hukuk Birinciliğine: Gülistan Sarkurt’un Adalet Yolculuğu

    Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Balcı köyünde yaşayan Gülistan Sarkurt, engelli oğlu için çıktığı adalet yolculuğunda binlerce insana ilham olacak bir başarıya imza attı. 2’si engelli 3 çocuk annesi olan Sarkurt, yıllar boyunca ev hanımı olarak sürdürdüğü hayatını, oğlunun yaşadığı bir trafik kazasının ardından tamamen değiştirdi. Aksaray’ın Ortaköy ilçesine bağlı Balcı köyünde yaşayan 40 yaşındaki Gülistan Sarkurt, sıradan bir ev hanımıyken yazdığı sıra dışı başarı hikayesiyle Türkiye’nin dört bir yanında ilham kaynağı oldu. 2’si engelli 3 çocuk annesi olan Sarkurt’un yaşamı, 14 yıl önce büyük oğlunun geçirdiği trafik kazasıyla köklü bir değişime uğradı. Henüz 8 yaşında olan oğlunun ağır engelli kalması, hem bir annenin acısını hem de hak arama mücadelesini başlattı. Ancak en büyük acısı, yaşadığı adaletsizlikti. Hukuki süreçte karşılaştığı ihmalkâr avukatlar yüzünden oğlunun hakları göz göre göre kaybedildi. Bu durum Gülistan Sarkurt’u derinden yaraladı ama pes ettirmedi. Aksine onu bambaşka bir yola itti: Hukuk. Sıradan bir lise mezunuyken, evindeki tüm sorumluluklarına rağmen ders çalışmaya başladı. Yorgun geceler, çocukların hastalıkları, engelli bakımının zorlukları… Hiçbiri onu yolundan çeviremedi. Kararlılığıyla hukuk fakültesini kazandı ve büyük bir başarıya imza atarak fakülteyi birincilikle tamamladı. Sadece bu da değil… KTO Karatay Üniversitesi’nde okul birinciliği kontenjanıyla yüksek lisans eğitimine devam ediyor ve aynı zamanda zorunlu avukatlık stajını sürdürüyor. Gülistan Sarkurt artık sadece kendi oğlunun değil, adalet arayan herkesin sesi olmak istiyor. En büyük hedefi: Hakimlik. Çünkü ona göre adalet, sadece savunulan değil, yerinde temsil edilen bir değer. Bu zorlu yolculukta ailesinin ve köy halkının desteğini de arkasına alan Sarkurt, şimdi tüm Türkiye’ye sesleniyor: “Yaşınız kaç olursa olsun, vazgeçmeyin. Kendinizi yetersiz hissetmeyin. Hele engelli çocuğunuz var diye kendinizi eve kapatmayın. Ben başardıysam, siz de başarabilirsiniz.” Onun mücadelesi, yalnızca bireysel bir azmin değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümün, annelik gücünün ve kadın dayanışmasının güçlü bir örneği. Bugün Gülistan Sarkurt’un adı sadece Aksaray’da değil, Türkiye’nin dört bir yanında umutla ve hayranlıkla anılıyor.

  • Mozaik sanatçısı ayçiçeği tutkusunu kıyafetine ve takısına yansıttı

    Gaziantep'te mozaik sanatçısı Gülçin Sökücü, ayçiçeğine ilgisini takılarına ve kıyafetlerine de yansıtıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Jale Tekinalp Yücel Kültür ve Sanat Merkezi Koordinatörü Gülçin Sökücü, her yıl yüzlerce öğrenciye mozaik sanatı eğitimi verirken farklı materyallerle yaptığı eserlerle dikkati çekiyor. Gaziantep'te birçok kişinin mozaik sanatına ilgi duymasını sağlayan Sökücü, ayçiçeğine ilgisini sadece sanat eserlerine değil kıyafetlerine ve takılarına da yansıtıyor. Mozaik sanatıyla yaptığı şapkasında ayçiçeği figürünü kullanan Sökücü, ayçiçeğinin sanat tarihinde de yer aldığını, hayatında özel yerinin olduğunu anlattı. Roma mozaiklerinin çoğunda ayçiçeğin ortasındaki modelin olduğuna dikkati çeken Sökücü, şöyle konuştu: "Ayçiçeği, yapısı olarak mozaik sanatına çok yakın bir çiçek. Gövdesinde, ortadaki çember yapısında binlerce çiçeği bir arada bulunduran tek bir çiçek ama bir mozaik gibi parçalarla dolu. Birlikte hareket ediyor ve yüzünü aydınlığa, güneşe dönüyor. Bu anlamda hem birliğin hem de beraberliğin simgesidir ayçiçekleri. Sarı renkleriyle enerji verir ve dünyanın her yerinde görebilirsiniz bu çiçekleri. Mozaiklerde de çok önemli bir yeri var. Çiçeğin merkez noktasında yer alan altın oran çizgileri ve doğadaki hareketleri sanatta kullanılmış. Hayran olunmayacak gibi değil. Doğaya, ekosisteme faydalı, aynı mozaik sanatı gibi. Mozaik sanatı da aynı zamanda bir geri dönüşüm sanatı. Ayçiçeği toprağı besliyor, mozaik sanatı da geri dönüşüm çalışmalarıyla doğaya, insanlığa katkı sağlamayı hedefliyor. Bu anlamda seviyorum ayçiçeklerini." Ayçiçeklerini hayatının her alanında kullandığını ifade eden Sökücü, "Metafor olarak da kullanmayı seviyorum. Van Gogh hayranlığım da var, o da ayçiçeklerini çok seviyordu. Doğaya bu kadar katkısı olan bir çiçeğin sevilmemesi mümkün mü?" diye konuştu. "Ayçiçeği, geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi aslında" Her yıl yüzlerce öğrenciye mozaik eğitimi verdiğini anlatan Sökücü, "Ayçiçeklerine güneşin çiçekleri diyorum, aynı öğrencilerim gibi." dedi. Sökücü, sözlerini şöyle tamamladı: "Benim için böyle bir metafor aslında ayçiçekleri. Çiçeğin orta kısmında yer alan çizgileri, 2 bin yıl önceki mozaiklerin üzerinde görebiliyorsunuz. Ayçiçeği, geçmişle gelecek arasında bir köprü gibi aslında. Bizim yaptığımız da aslında geçmişle gelecek arasında köprü oluşturmak, bu anlamda da bağlayıcı. Sadece Roma mozaiklerinde değil birçok motifte ayçiçeğinin ortasında gördüğünüz motif mutlaka vardır. Ayçiçeği, hayatımın her alanında var, bana güneşin kızı diyenler de var ama mahlasım ayçiçeği."

  • Trabzon'da kooperatifte üretim yapanların hikayesi belgeselde anlatılacak

    Trabzon'un Of ilçesinde kooperatif çatısı altında üretim yapan kadın ve özel gereksinimli bireylerin çalışmalarını kamuoyuna anlatmak amacıyla tanıtım filmi çekildi. Ticaret Bakanlığınca "2025 Uluslararası Kooperatifler Yılı" etkinlikleri kapsamında yürütülen faaliyetlerin önemli bir ayağını oluşturan kadın kooperatiflerinin tanıtımına yönelik belgesel çekimleri, Karadeniz Bölgesi'ndeki illerde devam ediyor. Çalışma kapsamında, Of'taki Zirve İstihdam Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında oluşturulan atölyede seramik ve dekoratif cam ürünleri hazırlayan kadınların ve özel gereksinimli bireylerin başarı hikayesi de kayıt altına alındı. Cumhuriyet Mahallesi'ndeki kooperatifte gerçekleştirilen çekimlere, Ticaret Bakanlığı Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürlüğü Kooperatifler Dairesi Başkanı Gülsüm Gözde Ayanoğlu da eşlik etti. Zirve İstihdam Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi Başkanı Selma Uzunlar Nuhoğlu, 2023'te kadın istihdamına yönelik faaliyete başlayan kooperatifte, ilerleyen dönemde özel gereksinimli bireylerle de çalıştıklarını söyledi. Kooperatif çatısı altında oluşturulan atölyede kadın ve özel gereksinimli bireylerle seramik ürünler hazırladıklarını ve cam boyama gibi çeşitli çalışmalar yaptıklarını belirten Nuhoğlu, atölye çalışmaları da gerçekleştirdiklerini anlattı. Ticaret Bakanlığınca yapılan çalışmaların kendilerine yol haritası oluşturma noktasında katkı sağladığını dile getiren Nuhoğlu, yetkililere teşekkür etti. Kooperatifler Dairesi Başkanı Gülsüm Gözde Ayanoğlu ise 2025'in "Uluslararası Kooperatifler Yılı" ilan edilmesi dolayısıyla kooperatifçiliğin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve kooperatifçilik kültürü hakkında vatandaşı bilgilendirmeye yönelik tanıtım çalışmaları yürüttüklerini söyledi. Kooperatiflerin aynı zamanda toplumsal sorumluluk ilkesinin de bir çıktısı olduğunu vurgulayan Ayanoğlu, şunları kaydetti: "Burada, engelli annelerinin bir araya geldiği, çocuklarımızın el işleriyle kendilerine güvenlerini artırdığı bir ortam sağlandı. Çok ciddi bir çalışmaları var. Kooperatiflerimizin daha görünür olması bizim açımızdan büyük önem arz ediyor. Ticaret Bakanlığı olarak kadın girişim ve işletme kooperatiflerimizi desteklemeye devam edeceğiz."

  • Pazarda mumbar satarken tanıştığı girişimci kadınlarla restoran açtı

    Gaziantep'te galericilik yapan eşi iflas edince evini geçindirmek için mumbar dolması yapan ev hanımı Hatice Akdulum, pazarda tanıştığı 6 girişimci kadınla restoran açtı. Gaziantep'te yaşayan 4 çocuk annesi, 8 torun sahibi 60 yaşındaki Hatice Akdulum, yaklaşık 9 yıl önce eşinin iflas etmesi nedeniyle evinin geçimi sağlamak için Güneydoğu Anadolu mutfağının yöresel lezzeti mumbar dolması yapıp satmaya başladı. Büyükşehir Belediyesince ev kadınları için açılan yöresel ürün pazarında da satış yapan Akdulum'un hayatı, sosyal medyada "Mumbarcı Hattuç Bacı" olarak tanınmasıyla değişti. Akdulum, haftada bir kilogram mumbar satarak başladığı işinde önce günlük 100 kilogramları, festival dönemlerinde ise 1 tonun üzerinde satış rakamlarını gördü. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in de desteklediği Akdulum, pazarda bir araya geldiği 6 girişimci kadınla Doğal Antep Kadın Girişimi ve Üretim Kooperatifi çatısı altında asırlık Antep evini restorana çevirdi. Mumbar satarak hayatı değişti Evde satış yaparak başladığı işini pazarda sürdürüp sonrasında kadın girişimcilerle restoran sahibi olan Hatice Akdulum, mumbarın kendisinin hayatını kurtardığını, borçlarını ödeyip evini ve arabasını aldığını söyledi. Oğlunun arkadaşının açtığı kokoreç dükkanından esinlenerek bu işe giriştiğini dile getiren Akdulum, "Elimden dikiş nakış da geliyor. O dönem arayış içindeydim. Evde terzilik mi yapsam, ne yapsam diye düşünüyordum. Kokoreççiye bir tabak numune gönderdim çok beğendiler, daha sonra haftada bir kilo oraya vermeye başladım." dedi. Akdulum, ilk başladığında pek bir kazanç elde edemediğini, günde 10 kilogram mumbar satmayı hedef koyduğunu, bazı sosyal medya sayfalarının kendini paylaşmasıyla satışlarının arttığını, sosyal medyada tanınınca hayalinin bile çok üstünde satışlar yaptığını anlattı. "Herkesin emekli olduğu 50'li yaşlarda ben iş kadını oldum" Mumbar yapmayı kayınvalidesinden öğrendiğini ve onun sayesinde bu kadar lezzetli yapabildiğini, mumbar ile tekrar hayata tutunduğunu dile getiren Akdulum, şunları kaydetti: "Herkesin emekli olduğu 50'li yaşlarda ben iş kadını oldum. Mumbar deyip geçmesinler, isteyen her kadın gerçekten evinde bir şeyler üretip yolunu açabilir. Ben bir mumbar ile büyüdüm. Ben okumadım, hep hayalimdi ama okuyanlar çalışır, ben çalışamam diye düşünüyordum. Ev hanımıyken iş kadını oldum, insan isterse hedefine ulaşabiliyormuş. Şimdi müşteri kitlesine göre bazen günde 100 kilo, bazen de haftada 10 kilo sattığımız oluyor dönemsel olarak değişiyor. Komşularımı yanıma eleman olarak aldım. Onları da iş sahibi yaptım." 7 girişimci kadın restoranda güçlerini birleştirdi Restoran süreçlerinde ise belediyenin kendilerine çok fazla desteğinin olduğunu anlatan Akdulum, pazarda bir araya gelen 7 girişimci kadın olarak restoran işlettiklerini, kendisinin yönetim kurulu başkanlığı yaptığını ifade etti. Akdulum, çocukluğunda modacı olmak gibi bir hayali olduğunu ve onu gerçekleştirmek için damadıyla ortak gelinlikçi açtığını belirterek, "Çok pozitif bir kadınım. Çalışmayı çok seviyorum, teklif damadımdan geldi birlikte gelinlikçi açtık. Çevremiz ve kitlemiz de var. 50 yaşımdan sonra her şey oldu, bütün hayallerimi gerçekleştirdim. Ben şimdi 60 oldum 3 işle uğraşıyorum ve işimi de çok seviyorum. Kimse 'battık dönüşü olmaz' demesin. Dönmese benim hayatım dönmezdi." diye konuştu.

  • YKS'nin 81 yaşındaki "en yaşlı" adayı bu yıl 8. kez üniversite sınavına girdi

    Edirne'de yaşayan, 2 üniversite mezunu "filozof hurdacı" 81 yaşındaki Şevki Kılıç, gençlere eğitimin her yaşta mümkün olduğunu göstermek ve bilgilerini test etmek için bu yıl 8. kez üniversite sınavına girdi. Emekli olduktan sonra hurdacılık yaparak evini geçindiren Kılıç, Trakya ve Anadolu üniversitelerinin Tarih bölümünden mezun oldu, önceki yıl ise Arkeoloji bölümünü kazandı. Arkeoloji bölümüne çeşitli nedenlerden dolayı devam edemeyen Kılıç, okuma azmini bu yıl da sürdürdü. Gençlere örnek olmak için bir kez daha sınavda ter döken Kılıç, bastonundan güç alarak geldiği Trakya Üniversitesi Kırkpınar Spor Bilimleri Fakültesi'nde YKS'ye girdi. "Tercih yapmayacağım" Sınava girmeden önce kendisiyle sohbet eden gençlerle tecrübelerini paylaşan Kılıç, gazetecilere yaptığı açıklamada, YKS'ye giren en yaşlı adayın kendisinin olduğunu ve 8. kez üniversite sınavında ter dökeceğini söyledi. Üniversite kazanmak gibi bir hedefinin olmadığını anlatan Kılıç, şunları kaydetti: "Önceki yıllarda 2 kez tarih bölümünü bitirdim. Tavşan atlet olarak giriyorum sınava öğrencilere örnek olmak istiyorum. ÖSYM Başkanı'nın bahsettiği 81 yaşındaki aday benim. Sağlığım el verdiği sürece sınava girmek istiyorum. Bir de YKS'ye girecek en küçük 15 yaşındaki gençle tanışmak isterdim. Bu yıl puanım yüksek olsa dahi hiçbir tercih yapmayacağım. Başka bir uğraş alanım var Osmanlıcadan çeviri yapıyorum ve bu yıl kitabımı çıkarmak istiyorum." "Şevki amca bizi cesaretlendirdi" Sınava giren gençlerden Kerem Abbasoğlu, Şevki Kılıç'ın gençlere örnek olduğunu ifade etti. Kılıç'ı gördüklerinde motivasyonlarının arttığını anlatan Abbasoğlu, "Şevki amca bizi cesaretlendirdi. Ne olursa olsun hedefimin peşinden koşacağım." dedi. Azat Birgül de heyecanlı olduklarını ancak Şevki Kılıç'ı gördükten sonra heyecanlarının yatıştığını söyledi. Birgül, Kılıç'ın okumanın yaşının olmadığını herkese gösterdiğini kaydetti.

  • Komi’den Chef’e: Hasan Baysal’ın Mutfakta Adım Adım Yükselişi

    Komi olarak girdiği mutfakta, bugün genç şefler yetiştiriyor… Hasan Baysal, 2011 yılında başladığı aşçılık serüveninde çıraklıktan mutfak şefliğine uzanan etkileyici bir başarıya imza attı. Pastanede çikolata dökerek başlayan bu yolculuk, bugün sıfırdan kurduğu mutfakta n myeni tatlar geliştiren, ekip yöneten, ilham veren bir mutfak liderine dönüştü. Sabır, emek ve tutkuyla örülmüş bu hikâye, mutfak sanatının sahne arkasındaki gerçek kahramanını anlatıyor. 2011'de Venezia Place Hotel’de komi olarak mutfağa adım atan Hasan Baysal, sıradışı bir yola çıktı. Pastane kısmında başladığı görevine hızla adapte olan Baysal, menüler hazırladı ve çikolata dökümünde ustalaştı. Aşağı seviyeden eğittikleri “demi‑chef” olarak yetiştirdiği stajyerlerle, sadece yemek değil, yetiştirme sanatı da öğrendi. 2016 Aralık’ta askerliğini tamamlamak için araya verdi. Döndüğünde mutfakta “chef de partie” olarak başlayıp özgüvenini ve liderliğini vurguladı. Bu süreçte, Hilton’da şef olarak görev aldı. Burada hem mutfak yönetimi hem de kurumsal misafir beklentileri konusunda önemli deneyimler kazandı. Kısa süre adını duyurdu Holiday Otel’den teklif aldı. Her yeni mutfak, onun vizyonunu daha da büyüttü. Dedeman Otel’de şef görevine getirildi. Burada kurumsal mutfak yönetimini kavradıktan sonra Be Premium Bodrum’dan gelen teklif onu Bodrum’a taşıdı. İki yıl çalıştı, ardından yeni bir projede sıfırdan bir mutfak ekibi kurmakla görevlendirildi. Gelişen vizyonu ve yetkinliğiyle burada iki yıl boyunca iz bıraktı. Ardından başka bir projede sıfırdan bir mutfak kurmakla görevlendirildi. Ekip kurdu, sistemi oturttu ve yeniden üretmeye başladı. Bugün hâlâ yeni tatlar geliştiriyor, genç yetenekleri mutfağa kazandırıyor. Emek, sabır ve tutkuyla dolu bu yolculuk, Hasan Baysal’ın yalnızca kendi hayatını değil; mutfağa adım atan gençlerin de geleceğini şekillendiriyor. Onun hikayesi, her tabakta biraz ilham, her tarifte biraz umut bırakıyor.

  • Kadın girişimcinin kurduğu lavanta tarlası Sinop turizmi ve ekonomisine değer katacak

    Sinop’ta, kadın girişimci tarafından 30 dönümlük arazi üzerine kurulan lavanta tarlasının kent turizmiyle ekonomisine katkı sunması hedefleniyor. Kentte, ilk kez 2020’de kurulan lavanta tarlalarının sayısı her yıl artış göstermeye devam ediyor. Bu kapsamda daha önce iki lavanta tarlasının oluşturulduğu kentte, üçüncü lavanta tarlası da tamamlandı. Kadın girişimci Janset Şanlı tarafından merkez ilçeye bağlı Sinecan köyünde kurulan tarlalarının turizmin yanı sıra kent ekonomisine de katma değer sağlaması bekleniyor. Vali Mustafa Özarslan'ın katılımıyla hizmete açılan lavanta tarlaları, göz alıcı mor renkleriyle misafirlerini ağırlamaya başladı. Vali Özarslan ve beraberindekiler tarlada bir süre zaman geçirerek, hatıra fotoğrafı çektirdi. Kadın girişimci Janset Şanlı, kentte lavanta tarlası kuran üçüncü kadın girişimci olduğunu söyledi. Kendi ailesine ait 30 dönüm arazi üzerine kurduğu tarlaların şehrin turizmine katkı sunacağına inandığını aktaran Şanlı, şöyle konuştu: "Sinop mavi ve yeşille tanınan bir şehir. ‘Biz buna moru da katacağız’ demiştik. Şu an üçüncü bahçe olarak kattık. Çoğalmasını bekliyoruz. Çünkü lavanta bir turizm rotası oluşturuyor. Özellikle lavanta ziyareti için Isparta ve farklı şehirlere gidiliyor. Sinop da bu anlamda turizm amacıyla lavanta konusunda bir rota haline gelecektir."

  • Lösemiyle mücadele eden genç, üniversite eğitimini fakülte birincisi olarak tamamladı

    Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi'ndeki eğitim süreci boyunca lösemiyle mücadele eden Cansu Solak, fakültesini birincilikle bitirdi. Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, fakültenin 2024-2025 eğitim ve öğretim yılı mezuniyet töreni Atatürk Konferans Salonu'nda gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, törendeki konuşmasında, Gerontoloji, Beslenme ve Diyetetik ile Fizyoterapi ve Rehabilitasyon bölümlerinden mezun olan öğrencileri tebrik etti. Ülkeye ve insanlığa hizmet edecek, donanımlı, vicdan sahibi, çağın gereklerini bilen sağlık profesyonellerini topluma kazandırmanın gururunu yaşadıklarını belirten Arıcı, "Unutmayın ki insan hayatına dokunan her meslek gibi sizin yolunuz da kutsaldır. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün 'Vatanını en çok seven, görevini en iyi yapandır.' sözü sizlere daima rehber olsun." ifadesini kullandı. Arıcı, bu yıl Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölümü'nün ilk mezunlarını vermesinin de ayrı bir anlam taşıdığını kaydetti. Fakülte Dekanı Prof. Dr. Aygen Yılmaz ise fakültenin hedefinin niceliksel değil niteliksel büyüme olduğunu belirterek, öğrencileri tebrik etti. Mezuniyet sevincinin yanı sıra duygusal anların da yaşandığı törende, eğitim hayatı boyunca lösemiyle mücadele eden Cansu Solak, tüm zorluklara rağmen fakülte birincisi olarak mezuniyet kürsüsüne çıktı. Fakülte birincisi olmanın kendisi için tarifsiz bir onur ve mutluluk kaynağı olduğunu dile getiren Solak, şunları kaydetti: "Sevgili ailem, bir zamanlar bu hastanede lösemi ile mücadele ederken hayat bize acı bir sınav sundu. Ancak bugün aynı kurumun çatısı altında fakülte birincisi olarak bu kürsüde durabiliyorsam bu başarımdaki en büyük pay sizindir. Koşulsuz sevginiz, sabrınız ve inancınızla hep yanımda oldunuz. O zor günlerde attığım her adımda desteğiniz hep yanımdaydı. İyi ki varsınız. Başta ailem olmak üzere üzerimde emeği olan tüm hocalarıma, bana bu yolu açan üniversiteme ve bu süreçte birlikte yürüdüğüm tüm yol arkadaşlarıma yürekten teşekkür ediyorum." Dereceye giren öğrencilere plaketlerinin takdim edildiği törende, Gerontoloji Bölümü binasının bağışçısı merhum İbrahim Şencan'ın kızı Burcu Aksoy ise bu bölümde dereceye giren öğrencilere Cumhuriyet altını hediye etti. Tören mezun olan öğrencilerin meslek yemini etmeleri ve keplerini fırlatmalarıyla sona erdi.

  • Görme engelli müzik öğretmeni origami ile görmediği figürlere şekil veriyor

    Çorum'da doğuştan görme engelli müzik öğretmeni Bilge Özel, çevrimiçi eğitimle öğrendiği origami sanatında kendisini geliştirip, hiç görmediği hayvan, çiçek ve geometrik şekilleri üç boyutlu hale getirerek ilk sergisini açtı. Görme engeli nedeniyle ilk ve ortaokulu Ankara'daki engellilere yönelik bir okulda tamamlayan Özel, lise eğitimini Çorum Anadolu Güzel Sanatlar Lisesinde, üniversite eğitimini Ankara Gazi Üniversitesinde aldı. Müzik üzerine yüksel lisans ve doktora da yapan Özel, müzik öğretmeni olarak atandığı Milli Eğitim Bakanlığına bağlı çeşitli okullarda yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Necip Fazıl Kısakürek Ortaokulunda öğretmenliğe devam eden Özel, çocukluk yıllarından itibaren kağıt kullanarak bir şeyler ortaya çıkarma hevesinden hareketle, Japon kağıt katlama sanatı olan origamiye yöneldi. Yaklaşık 2 yıl çevrimiçi origami eğitimi alan Özel, hiç görmediği onlarca hayvan ve çiçek türü ile geometrik şekilleri yapmayı başardı. "Görsel sanat olduğu için çok zorlanıyorum" Özel, iki yıllık eğitim ardından yaptığı çalışmaların yer aldığı ilk kişisel sergisini açtı. Bedesten'de "Kağıttan Sanata Dr. Bilge Özel Origami Sergisi" adıyla açılan sergide Özel, en çok beğendiği çalışmalarını ziyaretçileri ile paylaştı. Özel, sergide ayrıca, kendisini müzik eğitimine yönlendiren müzik öğretmeni Hakan Önsöz ile birlikte keman ve piyano dinletisi sundu. Bilge Özel, yaptığı açıklamada, origaminin görsel sanat olmasına karşın kağıtlarla görme problemini aştığını söyledi. Origami sanatçısı Atilla Yurtkul'dan çevrimiçi eğitim aldığını belirten Özel, "Origami internette, kitaplarda diyagramlarda anlatılıyor. Diyagramları görme şansım olmadığı için bir modeli ya dokunarak yapmam lazım ya birinin bana katlama adımlarını tarif etmesi lazım. Atilla hocam bu konuda bana çok yardımcı oluyor." dedi. Çocukluk yıllarından itibaren kağıt katlayarak bir şeyler yapmaya hevesli olduğunu belirten Özel, "Origaminin nasıl bir sanat dalı olduğunu merak ediyordum. Bir arkadaşım vasıtasıyla origami hocamla tanıştım ve başladım. İki yıldır ders alıyorum. Hocam bana uzaktan 'şu köşeyi buraya katla, kenarını bu şekilde tut' şeklinde tarif ediyor ve ben de yapıyorum. Elbette bu çok zor. Yan yana olsak birçok şeyi daha kolay yaparız. Görsel sanat olduğu için çok zorlanıyorum." diye konuştu. Özel, origaminin dünyada yaygın bir sanat dalı olduğuna işaret ederek, "İspanya, İngiltere, Amerika ve Japonya gibi ülkelerde çok yaygın. Origami ayrıca birçok alana ilham veriyor. Uzay teknolojileri, nanoteknoloji, tıp, moda endüstrisi gibi çok çeşitli alan, origamiden faydalanıyor." ifadelerini kullandı. "Hayalimde gül böceği vardı, onu tasarladım" Origaminin kendisine de çok iyi geldiğini vurgulayan Özel, şunları kaydetti: "Origaminin bana çok faydası var. Ben hayalimdeki modeli tasarlayabiliyorum. Mesela hayalimde gül böceği vardı, onu tasarladım. Origami bana da çok ilham veriyor ve sınırsız bir sanat dalı. Bunu keşfetmeyi seviyorum. Bu sabır, el becerisi, mücadele gerektiren bir sanat. Bazen öyle bir model, katlama oluyor ki bazen bir katlama üzerinde 45 dakika uğraşmanız gerekebiliyor. O kadar zor ve sabır gerektiren bir iş. Ben de sonuca ulaşmayı seviyorum. Beni sonuca götürecek her türlü yolu deniyorum ve sonunda da başarıyorum, mutluyum." Özel, yaptıklarını insanlarla paylaşmak istediği için sergi açtığını, bir kişiye bile ilham verebilirse kendisini çok daha mutlu hissedeceğini sözlerine ekledi.

  • “Eğitimde Dijital Devrim: Zeki Kayhan ve Kayı Öğretim'in İlham Veren Yolculuğu”

    Pandemi süreciyle birlikte eğitim sisteminde büyük değişimler yaşanırken, Zeki Kayhan bu zorlu dönemde yeni bir yol açarak Türkiye çapında binlerce öğrenciye umut oldu. Öğretmenlikle başladığı kariyerine okul ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinde yöneticilik, yüksek lisanslar ve üniversite hocalığı ile devam eden Zeki Kayhan, eğitimde her kademede edindiği birikimi 2020 yılında kurduğu online sistemle dijital dünyaya taşıdı. Kayı Öğretim Eğitim Danışmanlık Yayın Ltd. Şti., Türkiye’de evde okul ve dershane konseptini geliştiren ilk yapı olarak dikkat çekiyor. Öğrencilere bireysel farklılıklarına göre hazırlanan programlarla hem rehberlik hem de akademik başarı sunan Kayı Öğretim, bugün binlerce öğrenciye ulaşıyor. Danışmanlık, yayıncılık, ebeveyn eğitimi ve sınavlara hazırlık gibi alanlarda hizmet veren bu sistem, teknolojiyi eğitimle buluştururken, Atatürk’ün “Geleceğin güvencesi sağlam temellere dayalı bir eğitimdir” ilkesini merkezine alıyor. Bugün Kayı Öğretim yalnızca bir eğitim markası değil, aynı zamanda dijital çağın ruhunu yakalayan, öğrenci odaklı bir öğrenme ekosistemi. Zeki Kayhan’ın liderliğinde bu yolculuk, eğitimde ilham verici bir dönüşüme imza atıyor.

  • Bitlis'te 37 yıllık öğretmen, öğrencileriyle aynı okulda görev yapıyor

    Bitlis'te 37 yıllık coğrafya öğretmeni Fesih Tutuğ, mezun ettiği 4 öğrencisiyle aynı okulda gelecek nesilleri yetiştiriyor. Kahramanmaraş'ın Çağlayancerit ilçesinde 1988'de göreve başlayan 59 yaşındaki Tutuğ, 1990'da atandığı Bitlis'te 2005'e kadar görev yaptıktan sonra Adana'ya tayin oldu. Burada 3 yıl görev yaptıktan sonra tekrar Bitlis'teki okuluna dönerek meslek hayatını sürdüren Tutuğ, bu süreçte yüzlerce öğrenci mezun etti. Bitlis Lisesinde coğrafya öğretmenliğine devam eden Tutuğ, yıllar önce derslerine girdiği şu anda okulun müdür yardımcısı Serdar Uluç, fizik öğretmeni Gökmen Şeker, matematik öğretmeni Onur Humaç ve edebiyat öğretmeni Saniye Erdil'le görev yapıyor. Öğrencileriyle aynı mesleği yapmanın gururunu yaşayan Tutuğ, onlarla tecrübelerini paylaşıyor, her konuda yardımcı olarak deneyim kazanmalarını sağlıyor. "Meslek hayatımın en sevindirici noktası" Rol model olması açısından bu örneği öğrencilere de aktaran Tutuğ, AA muhabirine, okulda bir süre idarecilik yaptığını, 2012'de idarecilikten ayrılarak coğrafya öğretmenliğine döndüğünü söyledi. Meslekte 37. yılını geride bıraktığını belirten Tutuğ, şöyle konuştu: "Bu liseyi gerçekten çok seviyorum. Eski öğrencilerimle öğretmenlik yapıyorum. Tayini çıkan arkadaşlar da oldu. Halen 4 öğrencimle birlikte görev yapıyorum. Bundan büyük keyif duyuyorum. Meslek hayatımda en sevindirici noktalardan birisi, okuttuğum öğrencilerin benimle aynı okulda görev yapması oldu. Zaman zaman onların öğretmeniyken yaşadığımız güzel anıları paylaşıyoruz. Bana hiçbir zaman saygıda kusur etmiyorlar. Diğer öğrencilere örnek bir durum teşkil ediyorlar. Bu da beni çok mutlu ediyor." Eğitim öğretim yılının sonuna yaklaştıklarını anlatan Tutuğ, bayrağı artık yetiştirdiği öğretmenlere devretme zamanının yaklaştığını, onların da bu görevi en iyi şekilde sürdüreceğine inancının tam olduğunu sözlerine ekledi. "Hocamızı birçok konuda örnek alıyorum" Müdür yardımcısı Serdar Uluç da Bitlis Lisesinden mezun olduğunu, Van'da üniversite eğitimini tamamladıktan sonra mesleğe başladığını belirtti. Mezun olduğu okula 2021'de müdür yardımcısı olarak atandığını dile getiren Uluç, "Fesih hocam o dönemde coğrafya öğretmeni olarak görev yapıyordu. Onunla çalışmak güzel bir duygu. Ben genellikle sabah öğretmenlerden önce okula gelirim ama hiçbir zaman Fesih hocamdan önce gelmemişimdir. Bu yaşında bile çok büyük bir şevkle çalışıyor, ona yetişmek imkansız. Hocamızı birçok konuda örnek alıyorum. Hem öğrencisi hem de aynı kurumda meslektaşı olduğum için kendimi çok şanslı hissediyorum. Sınıfa girdiğimde öğrencilerime, 'Fesih hoca benim öğretmenimdi. Hocamıza olan saygımızı halen koruyoruz' diyorum." diye konuştu. 2004'te Bitlis Lisesinden mezun olan fizik öğretmeni Gökmen Şeker ise "Mezun olduğum yıl Fesih hocamız hem Coğrafya öğretmenimizdi hem de idarecimizdi. Ben fizik öğretmeni olarak tekrar liseme geldiğimde, hocamız burada öğretmen olarak devam ediyordu. Fesih hocanın öğrencileri olan arkadaşlarımızla şimdi meslektaşları olduk. Hocamız bize hem ayrı bir destek verdi hem de bizi gururlandırdı. Bana bu gururu yaşattığı için teşekkür ederim." dedi.

Arama Yap

bottom of page