top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Çankırı'da kadın girişimci, 39. Ahilik Haftası'nda ilk kadın ahisi oldu

    Çocukluk hayalini 10 yıl önce kurduğu pasta eviyle gerçeğe dönüştüren kadın girişimci, 39. Ahilik Haftası'nda yılın ahisi seçilerek Çankırı'nın ilk kadın ahisi oldu. İş yerinde iki kadına sigortalı iş sağlayan girişimci, unvanın ağır sorumluluk gerektirdiğini söyledi. Çankırı'da çocukluk hayalini gerçekleştirerek kurduğu pasta evini 10 yılda kendi çabalarıyla büyütüp kadın istihdamı sağlayan Canan Yaşar, kentin tarihteki ilk kadın ahisi oldu. Çankırı'da eşini erken yaşta kaybettikten sonra uzun yıllar çocuklarının eğitimiyle ilgilenen Canan Yaşar, çocuklarının üniversite eğitimine başlamasının ardından çocukluk hayalini gerçekleştirerek pasta evini kurdu. Azimle çalışan Canan Yaşar, 10 yıldır işlettiği iş yerinde iki kadına daha sigortalı istihdam sağlamaya başladı. Çevresindeki insanlardan da büyük destek gören Yaşar, 39'uncu Ahilik Haftası'nda yılın ahisi seçildi. Canan Yaşar, aldığı unvan ile şehrin ilk kadın ahisi oldu."Gece gündüz hep böyle mücadele ettim"Çocukları üniversitede eğitime başladıktan sonra hayalini gerçekleştirebildiğini belirten Canan Yaşar, "10 yıl önce başladık, çocukluk hayalimdi. İki tane çocuğum var, babalarını erken yaşta kaybedince daha çok onların eğitimiyle ilgilendim. Çocuklar üniversite hayatına başladıktan sonra da hayali olan bu işi yapmaya karar verdim. 10 yıl önce bu işe başladım ve kendi çabalarımla hep bir şekilde yol almaya çalıştım. Yarışım hep kendimle oldu. 'Daha iyisini nasıl yapabilirim, ne şekilde yapabilirim, nasıl çeşitler koyabilirim' diyerek işimle ilgilendim. İlk başlarda yanımda çalışan kızlarımız yoktu. Kendi gücümle, gece gündüz hep böyle mücadele ettim, yeri geldi işimizi eve taşıdık. İki yıl bu şekilde çalıştıktan sonra yanımıza yardımcı kızlarımızı aldık. Şu an iki tane sigortalı yardımcı kızımız var, istihdam ediyorum. Müşterilerimiz güzel bir hizmet verdiğimizi söylüyor. İlk başta çalışan kadınların hayatını kolaylaştırmak amacıyla yola çıkmıştık ama şu an müşteri kitlemizin büyük bir genelini ev hanımları oluşturuyor. Ev hanımlarının misafirlerine sunacakları o güzel menüleri hazırlamaya çalışıyoruz" diye konuştu. "Taşınması gereken çok ağır bir unvan "Ahi seçilmenin kendisini heyecanlandırdığını belirten Yaşar, "Çankırı'nın 39. ahisi ve aynı zamanda ilk kadın ahisi olarak seçildim. Sağ olsun büyüklerimiz böyle bir unvanı bize layık görmüşler. Taşınması gereken çok ağır bir unvan, çok güzel ama sorumlulukları da üzerinde olan bir unvan. Ahi olduktan sonra hayata daha farklı bakıyorsunuz, örnek seçilmiş bir insan ve esnaf olduğunuz için her konuda daha çok dikkat ediyor, daha güzel şeyler yapmaya ve verilen unvanın ağırlığını taşımaya çalışıyorsunuz. Çok güzel tepkiler aldım, çok güzel tebrik mesajları geldi. Bizzat ziyaret ettiler ve bu bizi çok gururlandırdı" diye konuştu.

  • Fransız tekniğiyle Türk peyniri üretiyor

    İZMİR'in Menemen ilçesinde yaşayan 62 yaşındaki Canan Urhan, 21 yıl önce oğlunu ziyaret için gittiği Fransa'da merak sardığı peynir yapımını mesleğe dönüştürdü. Fransa'da peynir yapım teknikleri üzerine eğitim alan Urhan, Fransız tekniğini Türk damak tadıyla harmanlayarak yerli ve özgün peynirler üretiyor. Menemen'de yaşayan Canan Urhan, 21 yıl önce oğlu Fransa'da üniversite eğitimi alırken ziyaretleri esnasında peynir yapımına merak sardı. O dönem Fransızca ve peynir yapımını öğrenmek için eğitim alan Urhan, Fransa'nın farklı bölgelerindeki peynir imalathanelerinde staj yaptı. 2009 yılında Türkiye'ye dönen Urhan, yurt dışında öğrendiği peynir yapım tekniklerini Türk damak zevkine uyarlayarak kendisine has reçetelerle özgün peynirler üretmeye başladı. İmalathanesinde 7 farklı çeşit peynir üreten Urhan, ürün gamını genişletmek için yurt dışında eğitimlere gitmeyi sürdürüyor. MERAKLA BAŞLADI, MESLEĞİ OLDU 40'lı yaşlarına kadar ev kadını olduğunu dile getiren Canan Urhan, "2005 yılında oğlum Fransa'da üniversiteye başladı. Onu ziyarete gittiğimde Fransızca öğrenmem gerektiğini düşünmüştüm. Carol ismindeki komşumuzla konuşma pratiği yapabilmek için peynir atölyesine gidiyordum. Türk kadınları olarak mutfağa hep çok meraklıyız. Ona birçok soru sorduğum için 'Çok meraklısın, bunu kendi ülkende yapmak istemez misin, seni bir okula yönlendireyim' dedi. Hikayem öyle başladı" dedi. İZMİR'DE KÜÇÜK BİR İŞLETME KURDU Fransızcasını belli bir seviyeye getirdikten sonra peynir yapım teknikleri üzerine eğitim aldığını aktaran Urhan, "Eğitimler pratik olmadan hiçbir işe yaramıyordu. Stajlara gitmeye başladım. Fransa'nın birçok bölgesinde peynir yapan küçük atölyelerle bağlantı kurdum. Teknikleri ilerletmek için çok farklı bölgeleri ziyarete gittim. 2009 yılında Türkiye'ye döndüm. İzmir'in Menemen ilçesi Emiralem köyünde küçük bir işletme kurdum" diye konuştu. 'TÜRK PEYNİRLERİNE ANLAM KATTIĞIMI DÜŞÜNÜYORUM' Emiralem köyünün asıl isminin 'Miralem' olduğunu, bu nedenle marka ismini 'Miralem' olarak seçtiğini vurgulayan Urhan, "Köyümüzün ismiyle anılan bir marka seçmek istedim. Daha sonra çeşit çeşit peynirler ürettik. Her bir peynire kendi çocuklarımıza isim verir gibi isimler koyduk. Bazen çok sevdiğimiz dostlarımızın çocuklarının, bazen hatırası olan isimleri seçtik. Tamamen kendimize özel peynirler yapıyoruz. 'Fransa, İtalya, Hollanda peynirleri mi?' diye soruyorlar, hiçbiri değil. Ürettiklerimiz yüzde 100 Türk peynirleri. Teknik olarak Avrupa peynirlerinin yapım tekniklerini kullanıyoruz. Fakat Türk damak zevkine uyarlayıp, kendi ağız tadımıza göre peynirler üretiyoruz. Toplamda 7 çeşit peynir üretiyoruz. Ürün gamını geliştirmek istiyorum. Bu sebeple eğitimlere gitmeye devam ediyorum. Daha çok Fransa'ya eğitime gidiyorum çünkü oğlum orada. İtalyan peynirlerini de tanıyıp, onların da tekniklerini Türk damak zevkine uyarlamayı çok arzu ediyorum. Türk peynirlerine anlam kattığımı düşünüyorum" dedi. 'EN ÇOK TÜRKİYE'DE YAŞAYAN FRANSIZLAR TERCİH EDİYOR' Urhan, "Bu işe başlarken hedefim; çok büyük değildi, ufak ufak bir şeyler yapmaktı. Ancak beğenildi, ilgi gördü bu da bana cesaret verdi. Kendi ülkemde özel bir ürün yapmaktan çok mutlu oluyorum. Bu ürünü yurt dışına taşımayı ve Türk bayrağını Avrupa'da dalgalandırmayı çok arzu ederim. Ürünlerimizi tercih eden kişilerin yüzde 50'si yabancı. Peynirlerimizi en çok Türkiye'de yaşayan Fransızlar tercih ediyor. 'Senin sayende aradığımız lezzeti buluyoruz' diyorlar. Yılbaşında kendi ülkelerine giderken ailelerine benim peynirlerimi hediye götürüyorlar. Çünkü aileleri 'o peynirlerden getirir misin?' diyorlarmış. Bu çok mutluluk verici" diye konuştu. (DHA)

  • Emine Nur Alkayış Türkiye şampiyonluğuyla Adıyaman'ın gururu

    6 Şubat depremlerinde ailesiyle enkaz altında kalan Adıyamanlı kürekçi Emine Nur Alkayış, Meriç/Edirne 2026 Büyükler Türkiye Şampiyonası PR3 2X-MIX kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu ve Milli Takım'a seçildi. Adıyaman’da yaşayan ve 6 Şubat depremlerinde evleri yıkılan Emine Nur Alkayış, Meriç/Edirne'de düzenlenen 2026 Büyükler Türkiye Şampiyonası'nda Para Kürek PR3 2X-MIX kategorisinde Türkiye şampiyonu oldu ve Milli Takım'a seçildi. Adıyaman Gençlik ve Spor Kulübü adına yarışan genç sporcu, şampiyonluğun ardından babası Bahri Alkayış, Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, Spor Hizmetleri Müdürü Zeynal Abidin Deneri, antrenörü Uğur Sever, Emre Dursun ve Federasyon İl Temsilcisi Ferit Binzet ile makam ziyaretinde bir araya geldi. Emine Nur, yaşadığı kayıplara rağmen sporun kendisi için toparlanma yolu olduğunu belirtti. Enkazdan gelen başarı 6 Şubat depremlerinde ailesiyle enkaz altında kalan ve annesini kaybeden Emine Nur, yaşadığı zor dönemin ardından spora sarılarak yeniden hedef belirledi. Kürek sporunda gösterdiği performansla Meriç/Edirne'deki şampiyonada kürsünün en üst basamağına çıkan genç sporcu, başarıyı kişisel mücadele ve toparlanmanın simgesi olarak değerlendirdi. Yetkililerin değerlendirmesi Adıyaman Gençlik ve Spor İl Müdürü Hüseyin Elüstü, Emine Nur'un başarısının kent için gurur verici olduğunu söyleyerek depremzede gençlerin sporla hayata bağlanmasının önemine vurgu yaptı. Elüstü, bu başarının diğer gençlere örnek olmasını dileyerek Emine Nur'un Milli Takım formasıyla Avrupa ve Dünya şampiyonalarında Adıyaman'ı temsil etmesini beklediklerini ifade etti. Milli takım ve gelecek hedefleri Türkiye şampiyonluğunun ardından Milli Takım hazırlıklarına dahil edilen Emine Nur, önümüzdeki dönemde uluslararası yarışmalarda Türkiye'yi temsil etmeyi ve madalya kazanmayı hedefliyor. Antrenörü ve kulüp yetkilileri, sporcuya teknik ve psikolojik destek sağlanacağını bildirirken, Emine Nur'un hikayesi deprem sonrası sporla iyileşme sürecinin örneği olarak değerlendirildi. Son durum ve süreç Genç sporcunun ilk adımı Türkiye şampiyonluğu olurken takip eden süreç Milli Takım kampı ve uluslararası turnuvalar olacak. İl müdürlüğü ve kulüp yetkilileri, sporcunun eğitim ve antrenman ihtiyaçlarının karşılanması için çalışma başlattıklarını açıkladı. Emine Nur’un başarı hikayesi, Adıyaman’da depremzede gençlerin sporla yeniden hayata bağlanabileceğini gösteren somut bir örnek oluşturuyor.

  • Mersinli lise öğrencilerinin projesi 562 takım arasından birinci oldu

    Mersin'de lise öğrencilerinden oluşan Moonlight ekibi, görme engelli bireylerin renk temelli sanatlara daha bağımsız katılabilmesi amacıyla geliştirdikleri projeyle, 562 takımın başvurduğu Bilim Kızlarla Gelecek Projesinde birincilik elde etti. Ekip, Generation Unlimited Gençlik Yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek. Mersin'de lise öğrencilerinden oluşan Moonlight ekibi, görme engelli bireylerin renk temelli sanatlara daha bağımsız katılabilmesi amacıyla geliştirdikleri projeyle, 562 takımın başvurduğu Bilim Kızlarla Gelecek Projesinde birincilik elde etti. Ekip, Generation Unlimited Gençlik Yarışmasında Türkiye'yi temsil edecek. Fikir Otobüsü Liselerarası Girişimcilik ve Yenilikçi Projeler Yarışması'nı bu dönem ikincilikle tamamlayan Moonlight ekibi, görme engelli bireylerin renk temelli sanatlara daha bağımsız biçimde katılabilmesi amacıyla geliştirdiği projeyle, Bilim Kızlarla Gelecek (BİGE) Projesinin Demo Day etkinliğinde birincilik ödülünü kazandı. Ekip, Generation Unlimited (GenU) ve UNICEF Türkiye iş birliğiyle düzenlenen Generation Unlimited Gençlik Yarışmasında da ülkemizi temsil edecek. TOBB Mersin Genç Girişimciler Kurulu tarafından 2015 yılında gençlerin yenilikçi fikirlerini somut girişimlere dönüştürmeleri hedefiyle hayata geçirilen Fikir Otobüsü, ilerleyen süreçte Mersin İl Milli Eğitim Müdürlüğünün katılmasıyla 2018'de lise öğrencilerinin de dahil olduğu Fikir Otobüsü Liselerarası Girişimcilik ve Yenilikçi Projeler Yarışması olarak genişledi. Yarışmayı bu yıl ikinci sırada tamamlayan Çağdaşkent Anadolu Lisesi öğrencilerinin oluşturduğu Moonlight ekibi, geliştirdikleri projeyi BİGE'ye taşıdı. Fikir Otobüsünde edindikleri deneyim üzerine çalışmalarını ilerleten öğrenciler, projelerini daha geniş bir platformda sunarak birinciliğe ulaştı. Lise ve üniversite çağındaki kız öğrencileri STEM ve girişimcilik alanlarında güçlendirmeyi amaçlayan BİGE Projesinin hackathon etabına, Türkiye'nin 7 bölgesindeki 71 ilden ve yurt dışında eğitim gören Türk öğrencilerden toplam 562 takım başvurdu. Ön elemenin ardından 20 takım hackathon etabına davet edildi. Moonlight ekibi, jüri değerlendirmesi sonucunda Hızlandırma Programına katılmaya hak kazanan 10 takım arasında yer aldı. İki aylık programın ardından İstanbul'daki Halkbank Kulelerinde düzenlenen Demo Day etkinliğinde jüri ve yatırımcıların karşısına çıktı. Projelerin yenilikçilik, özgünlük, uygulanabilirlik ve teknik yeterlilik açısından değerlendirildiği finalde birincilik, Moonlight ekibinin oldu. Elde edilen başarıyı değerlendiren TOBB Mersin Genç Girişimciler Kurulu İcra Komitesi Başkanı Burçin Köksal, Fikir Otobüsünde ortaya çıkan bir fikrin gençlerin emeğiyle gelişerek ulusal ölçekte ödül kazanmasından memnuniyet duyduklarını belirtti. Bu başarıların sonraki yıllarda yarışmaya katılacak yeni takımlara rol model olduğunu vurgulayan Köksal, Moonlight ekibini tebrik ederek gençlerin girişimcilik yolculuğunda yeni başarılara ulaşmasını diledi.

  • Kayserili girişimci, 900 bin TL'lik safranı Kayseri'de ilk kez kapalı alanda üretiyor

    Kayserili girişimci Mustafa Demir, kilogram fiyatı 900 bin TL'ye ulaşan safranı Kayseri'de ilk kez kapalı alanda üretmeye başladı. İklim şartları nedeniyle üretimi raf sistemine taşıyan Demir, 15 bin soğanla bu yıl ilk safran hasadını yapacak. Kayserili girişimci Mustafa Demir, kilogram fiyatı 900 bin TL'ye, gram fiyatı ise 900 TL'ye ulaşan safranı Kayseri'de ilk kez üretmeye başladı. Daha önce açık arazide denemeler yapan Demir, iklim şartlarının olumsuz etkileri nedeniyle üretimi kapalı alana taşıyarak 15 bin safran soğanını raf sisteminde yetiştiriyor. Safran üretimine üniversite yıllarında yüksek lisans yaptığı dönemde okuduğu bir makaleyle ilgi duymaya başladığını belirten Mustafa Demir, uzun yıllar yaptığı araştırmaların ardından yaklaşık 3 yıl önce üretime geçtiğini söyledi. Kayseri'de safranın yetişmeyeceği yönünde yaygın bir kanaat bulunduğunu ifade eden Demir, geçmişte Anadolu ve Kayseri'de safran üretimine ilişkin bilgilere rastlandığını kaydetti. Açık arazide gerçekleştirdiği denemelerde verim aldığını ancak iklim şartlarının üretimi olumsuz etkilediğini belirten Demir; "Safran üretimine ilk olarak üniversite yıllarında yüksek lisans yaptığım dönemde okuduğum bir makale ile tanışmıştım. Ondan sonra safran ve tıbbi aromatik bitkilere oldukça merak sardım. Uzun yıllardır araştırma içerisindeydim. Sonra neden üretimini yapmayayım diye düşündüm. 3 yıl önce başladım. Daha önce açık arazilerde denemelerde bulundum. Kayseri'de yetişmeyeceği noktasında oldukça yaygın bir fikir vardı. Halbuki safran, Anadolu'da antik çağlardan beri üretilen bir ürün. Kayseri'nin geçmiş kroniklerinde de üretildiğine dair birçok bilgi var" dedi. Açık alanda safrandan verim aldıklarını ancak iklim krizleri, don, aşırı sıcaklık ve yağış gibi etkenlerin üretimi olumsuz etkilediğini dile getiren Demir, bu nedenle kapalı üretim modeline yöneldiklerini söyledi.15 bin soğan, 2 bin metrekare araziye eşdeğerKapalı ortamda üretimin iklim şartlarının yanı sıra toprak zararlılarıyla mücadelede de avantaj sağladığını belirten Demir, "Kapalı ortamda iklim krizlerinden etkilenmeyen bir ortamda üretmiş oluyorsunuz. Köstebek, dana burnu gibi toprak zararlılarıyla mücadelede çok etkili bir yöntem. Çiçeğin filizlenmesi, ışıklanması dönemini siz ayarlayabiliyorsunuz, hasadını daha kolay yapabiliyorsunuz. Ben burada 15 bin soğan üretimi yapabiliyorum. Bu 15 bin soğanı eğer açık alanda yapsaydım 2 bin metrekare araziye ihtiyacım olacaktı. Bu da yaklaşık 30 kadar işçinin çalıştırılmasına neden olacaktı. İşçilik maliyetini de düşürdüğümüz bir atmosfer oluşturmuş oluyoruz" ifadelerini kullandı. Safranın antik çağlardan bu yana çeşitli kullanım alanları bulunan değerli bir bitki olduğunu söyleyen Demir, ürünün özellikle tıbbi ve aromatik bitkiler arasında yüksek ekonomik değere sahip olduğunu belirtti. Demir, safranın sağlık alanındaki kullanımına ilişkin değerlendirmelerinde ise; "Safran; antik çağlardan günümüze şifa özellikleriyle bilinmekte. Antik çağlardan bu yana hastaların tedavisinde kullanılmış. Birçok hastalıkta etkili ve dünyanın en pahalı tıbbi ve aromatik bitkisi olarak geçmekte. Kanser hastalıkları, gözdeki sarı noktalar, şeker ve diyabet hastalıklarına faydalı katkıları var. Safranın en ünlü özelliği antidepresan ilaçlarının hepsinin özünde safran bulunması. Depresyon, kaygı bozuklukları, anksiyete, hiperaktif bozuklukları gibi birçok hastalığın tedavisinde safran en etkili ilaçlardan biridir" diye konuştu. Türkiye'de safran üretiminin oldukça sınırlı olduğunu aktaran Demir, "Tarım ve Orman Bakanlığımızın kayıtlarına göre safran yetiştiriciliği Türkiye'de ortalama 100 kilo civarı. Kayseri'de de ilk kez biz yapıyoruz. Maalesef ülkemizde çok yaygın bir alanı yok. İnşallah tanıtmaya gayret göstereceğiz. Komşu İran'da 900 ton üretiliyor, İspanya'da senede 550 ton civarı ciddi bir üretim var. Yunanistan'da 450 ton civarında bir üretim mevcut. Ülkemizde de 100 kilo gibi çok az bir miktar üretiliyor" diye konuştu. Safranın güncel kilogram fiyatının yaklaşık 900 bin TL, gram fiyatının ise 900 TL olduğunu söyleyen Demir, fiyatların son dönemde arttığını belirterek, üretimde işçilik ve yetiştirme şartlarının maliyet üzerinde etkili olduğunu kaydetti. İlk hasat bu yıl yapılacak Kayseri'deki üretim sürecine ilişkin de bilgi veren Demir, safran soğanlarının Eylül ayının ilk haftasından itibaren raflara yerleştirilmeye başlandığını, Ekim ayının ortalarına kadar filizlenme ve büyüme sürecinin devam edeceğini söyledi. Çiçeklenmenin kasım ayının ortalarına kadar sürmesini beklediklerini aktaran Demir, hasadın ardından soğanları yeniden dış alana çıkararak toprağa ekeceklerini ifade etti. Demir; "Bir sonraki yılın haziran ayına kadar da bu safran soğanları yavrulamaya devam edecek. Kayseri'de ilk kez safran hasadı yapacağız bu yıl" dedi. Amaçlarının Kayseri'de safran gibi katma değeri yüksek tarımsal ürünlerin yaygınlaşmasını sağlamak olduğunu belirten Demir, genç ve kadın istihdamına katkı sunacak bir zirai model oluşturmayı hedeflediklerini söyledi. Girişimci Mustafa Demir; safran üretiminin Kayseri ve bölgesinde yaygınlaşmasını, ilerleyen yıllarda daha fazla çiftçi ve genç girişimcinin katma değerli ürünlere yönelmesini hedeflediklerini sözlerine ekledi.

  • Tokatlı girişimci 400’den fazla drone üretti, şimdi AI SIPA’yı geliştirdi

    Tokat’ta robotik teknolojiler üzerine çalışmalar yürüten ve bugüne kadar 400’den fazla amaca özel endüstriyel drone üreten Alper Ak, bu kez AI SIPA adını verdiği yapay zekâ destekli otonom robot üzerinde çalışıyor. Tokat'ta robotik teknolojiler üzerine çalışmalar yürüten ve bugüne kadar 400’den fazla amaca özel endüstriyel drone üreten Alper Ak, çalışmalarına yeni bir yapay zekâ robotu ekledi. AI SIPA adı verilen sistem, tam otonom hareket edebilmesi ve farklı görevler için kullanılabilmesi amacıyla geliştiriliyor. Ak, AI SIPA’nın bünyesinde 7 milyar parametreli gömülü LLM modeli bulunuyor. Robot, sahip olduğu yapay zekâ altyapısıyla çevresinden aldığı verileri değerlendirirken kullanıcıyla sohbet edebiliyor ve yerine getirdiği görevleri hatırlayabiliyor. GPS olmadan kendi yolunu buluyor AI SIPA’nın öne çıkan özelliklerinden biri GPS bağlantısına ihtiyaç duymadan navigasyon yapabilmesi. Sistem, bulunduğu ortamı algılayarak hareket ediyor ve ihtiyaç halinde yeni yol haritaları oluşturabiliyor. Robotun hem kapalı hem de açık alanlarda tam otonom görev yapması hedefleniyor. Ak, yapay zekânın eğitim çalışmalarını sürdürürken sistemin farklı görevleri kendi karar mekanizmasıyla yerine getirebileceğini belirtiyor. Gece ve gündüz görev yapabiliyor Robotun çevresini algılaması için 3D derinlik kamerası ve 360 derece LiDAR kullanılıyor. Bu donanım sayesinde AI SIPA’nın gece ve gündüz çalışması amaçlanıyor. Sistemde ayrıca Pixhawk otopilot ile Jetson Orin bilgisayar bulunuyor. Donanım ve yapay zekâ altyapısı birlikte çalışarak robotun çevresini algılamasını, rota oluşturmasını ve verilen görevleri yerine getirmesini sağlıyor. Tek şarjla 6 saate kadar çalışıyor AI SIPA’nın mevcut yapısıyla 6 saate kadar çalışabildiğini belirten Ak, çalışma süresinin ihtiyaç doğrultusunda artırılabileceğini ifade ediyor. Robotun kullanım alanları da tek bir sektörle sınırlı tutulmuyor. Kargo teslimatı, fabrikalarda yük nakli ve seralarda bitki sağlığının kontrolü sistem için planlanan kullanım alanları arasında yer alıyor. Yaptığı görevleri hatırlıyor AI SIPA’yı klasik uzaktan kumandalı sistemlerden ayıran noktalardan biri de gömülü yapay zekâ modeli. Ak’ın aktardığı özelliklere göre robot, gerçekleştirdiği görevleri hafızasında tutabiliyor ve kullanıcıyla doğal dil üzerinden iletişim kurabiliyor. Sistemin yapay zekâ eğitimi üzerinde çalışmalarını sürdüren Alper Ak, AI SIPA’nın kapalı ve açık alanlarda farklı ihtiyaçlara göre görev yapabilen, çevresini algılayan ve yeni rotalar planlayan çok amaçlı bir robot haline gelmesini hedefliyor.

  • Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı

    Afyonkarahisar’da üçüncü iş yerini açan 36 yaşındaki kadın girişimci Melek Koçer, yerli ve yabancı turistlere hediyelik eşya satıyor. Evli ve 3 çocuk annesi Koçer, Afyonkarahisar Valiliği öncülüğünde İhsaniye ilçesine bağlı Ayazini köyünün turizm destinasyonuna dönüştürülmesinin ardından, 2021 yılında açtığı hediyelik eşya dükkanıyla ticarete adım attı. Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı Kadın girişimci 5 yılda 3 iş yeri açtı Yöresel ve özel tasarım hediyelik eşya satan Koçer, 2024 yılında Afyonkarahisar‘ın Akmescit Mahallesi’nde, bu yıl da Taci Ahmet Mahallesi’nde yeni iş yerleri açtı. Koçer, kazancıyla hem ailesinin geçimini sağlıyor hem de bölge turizmine ve ekonomisine katkı sunuyor. – “Birçok kadına iş kapısı oluşturduk” Koçer, AA muhabirine, Ayazini köyünde hediyelik eşya dükkanı açma fikrinin Şirince ve Kapadokya gezilerinin ardından oluştuğunu söyledi. Frigya’daki, ailesinden kalma evinin bir bölümünde Frigya’yı anlatan az sayıda ve çeşitteki ürünleri satarak ticarete başladığını ifade eden Koçer, şunları kaydetti: “Bunların satışı bize ilham oldu ve devam ettirmek istedik. Zamanla Ayazini köyündeki kadınların yaptığı el emeği kolyeler, doğal taşlarla ürettiğimiz takıları, soba, kuzine, tütsülükler, buhurdanlıklar, sabunlar, kolonyalar, gıda ürünleri, Afyonkarahisar ve Frigya’yı anlatan farklı objeler, kupalar, fincan takımları da ekledik. Bunu ticarete dönüştürdük ve birçok kadına iş kapısı oluşturduk.” -“Asla vazgeçmeyin, mücadele edin ve üretin” Koçer, Afyonkarahisar‘da zamanla iki hediyelik eşya dükkanı daha açtığını anlattı. Bu iş yerlerinde de hediyelik eşya çeşitlerini artırdığını dile getiren Koçer, “İlk yıllarda küçük başladım, sermayem yoktu ama cesaretim vardı. Çoğu zaman ağladım, yıprandım ama asla vazgeçmedim. Ürün satamadığım çok zamanlar oldu. İnsanlar gelmedi, rafları dolduramadığım zamanlar oldu ama hiçbir zaman mücadelemden vazgeçmedim. Bunu da tüm kadınlara örnek olması açısından da söylüyorum: Asla vazgeçmeyin, mücadele edin ve üretin. Şimdi, 15-20 kadının da ekmek kapısı burası. Herkesin yaptığı parçalar, ürünler var. Burada onlara iş imkanı sağlamaktan da ayrıca çok mutluyum.” diye konuştu. -“Siz iyi bir insan olun, iletişiminiz güçlü olsun, doğru ve dürüst olun, her yol size açılır” Koçer, yerli ve yabancı turistlerin yöreye ait doğal ürünlere daha çok ilgi gösterdiklerini söyledi. Yaklaşık 5 yılda yakaladığı başarı hikayesini duyanların şaşırdıklarına dikkati çeken Koçer, şöyle konuştu: “Siz iyi bir insan olun, iletişiminiz güçlü olsun, doğru ve dürüst olun, her yol size açılır. Benim iletişimim güzel. İnsanları sadece bir müşteri olarak görmüyorum. Ben, insanlarla konuşmayı çok seviyorum. Geldiklerinde muhabbet kuruyorum. O esnada hem muhabbet ediyoruz hem de ticaret oluşturuyoruz. Böylelikle bir sürü dostluk kazandık. Allah, bize bir tane kapı açtı. Şu an 3 tane kapımız oldu. İnşallah, 4 olur, 5 olur, 6 olur. Daha çok insana ekmek kapısı olur. Bundan dolayı da çok mutluyuz.”

  • Mardin'de gül bahçesi kurdu! Bölge kadınlarına istihdam sağladı

    Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Artuklu ilçesi Yaylabaşı Mahallesi'nde güller, gün doğmadan bahçelere gelen kadınlar tarafından özenle toplanarak üretim sürecine hazırlanıyor. 2016 yılında köyüne dönerek projeyi başlattığını belirten Şahin Karademir, 30 yıllık kozmetik ihracatı tecrübesini bölgeye taşıdığını söyledi. Tarıma elverişsiz arazileri teraslama yöntemiyle üretime kazandırdıklarını ifade eden Karademir, "2016'da şu an içinde bulunduğumuz araziyi üçüncü gül bahçemiz yaptım. Ondan önce iki tane daha yaptık. Buraları büyük iş makineleri ile teraslandırdım. Çünkü gerçekten düz olmayan, kıraç yerlerde bu yöntemle araziyi üretime uygun hale getirdik. Ardından güllerimizi ektim ve bu süreçte onuncu yılımızı dolduruyoruz. Hem köydeki insanlarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi hem de çevre köylerden gelen kadınları ve gençleri bu işe dahil ettim, istihdam oluşsun diye projeyi başlattım. Şu an gördüğünüz gibi insanlar bahçenin içinde çalışıyor" dedi. Yüzlerce vatandaş dönemsel olarak istihdam ediliyor Susuz tarım modeline dikkat çektiklerini vurgulayan Karademir, "Susuz tarım özellikle bölgemizde suyun önemini vurgulamak ve ekosistemi canlandırmak adına bu projeyi hayata geçirdim. Su bütün dünyada önemli bir sorun ama özellikle bölgemizde daha da kritik bir konu. Ben de susuz, doğal ve organik üretim yapmak üzere 2016'da memleketim Mardin'in Yaylabaşı Mahallesi'nde bu gül bahçelerini tesis ettim. Şu an yüzlerce insan dönemsel olarak çalışıyor. Güller sabahın erken saatlerinde toplanmaya başlanıyor. Kadınlarımız hem köyümüzden hem çevre köylerden geliyor ve gülleri topluyor. Ardından köyümüzde kurduğumuz distilasyon tesisinde geleneksel yöntemlerle bu ürünlerin damıtmasını yapıyoruz. Japonya'dan da daha önce çalıştığımız müşterilerimiz buraya gelerek hem gül bahçelerimizi hem de distilasyon alanlarımızı ziyaret etti. Bu da bizim ekosistem, susuz tarım ve turizm açısından planladığımız önemli bir adımdı" diye konuştu. Rosa Damascena gülünün bin yıllar öncesine dayandığını vurgulayan Karademir, "Rosa Damascena gülü, Mezopotamya'da bin yıllar öncesine dayanan bir geçmişe sahipti. Biz bu gülü yeniden memleketimize kazandırmış olduk. Bu gül kozmetiğin temel hammaddelerinden biridir. Gül suyu ve gül yağı olarak ürün elde ediyoruz. Gül yağı özellikle büyük kozmetik firmalarının parfümlerinde kullanılan çok değerli bir üründür. Dört ton gülden yaklaşık 1 kilogram yağ elde ediliyor. Kokusu ve kalıcılığı oldukça yüksektir" ifadelerini kullandı. Bahçede çalışan kadın işçiler de projeden memnun olduklarını belirtti. Leyla Kalın, sabah erken saatlerde çalışmaya başladıklarını ifade ederek, "Sabah saat 4.30'da gelip gülleri topluyoruz. İşimizden memnunuz. Bize bu imkanı sağlayan Şahin Karademir'e teşekkür ediyoruz'' şeklinde konultu. Serçem Kalın ise çalışmayı sevdiklerini vurgulayarak, "Sabah 04.30'da işe başlıyoruz. İşimizi seviyoruz, bize iş imkânı verdiği için çok teşekkür ederiz'' dedi.

  • Depremde evi yıkılan Saliha Alıcı, Dünya Bankası hibesiyle 8 kadına istihdam sağladı

    Gaziantep'in İslahiye ilçesinde 6 Şubat depremlerinde evi yıkılan 48 yaşındaki üç çocuk annesi Saliha Alıcı, Dünya Bankası'nın hibe desteğiyle kendi iş yerini kurdu. 6 Şubat depremlerinde Gaziantep'in İslahiye ilçesinde evi yıkılan 48 yaşındaki 3 çocuk annesi Saliha Alıcı, deprem sonrası aldığı Dünya Bankası hibesiyle kendi iş yerini açarak girişimci oldu. Daha önce evinde yemek yaparak geçimini sağlayan Alıcı, bugün işletmesinde 5 çalışan ve 3 öğrenci olmak üzere toplam 8 kişiye istihdam sağlıyor. Gaziantep'te daha önce evinde 30-40 kişilik yemekler hazırlayarak geçimini sağlayan 48 yaşındaki 3 çocuk annesi Saliha Alıcı, 6 Şubat depremlerinden sonra aldığı hibe desteğiyle kendi iş yerini açarak girişimci oldu. Alıcı, ev yemekleri üzerine faaliyet gösteren işletmesinde 5 çalışan ve 3 öğrenci olmak üzere toplam 8 kadına istihdam sağlıyor. Daha önce ev hanımı olan Saliha Alıcı, evinde yaptığı yemekleri zamanla daha fazla kişiye ulaştırmaya başladı. Deprem sonrasında ev yemeklerine duyulan ihtiyacı da göz önünde bulunduran Alıcı, Dünya Bankası tarafından depremzedelere yönelik sağlanan hibe programına başvurdu. Başvurusunun olumlu sonuçlanmasının ardından aldığı destekle kendi iş yerini açan Alıcı, bugün işletmesini büyüterek yoluna devam ediyor."Hibe sayesinde iş yerimi açtım"İşletmesini nasıl kurduğunu anlatan Saliha Alıcı, "Daha önce evde yemek yapıyordum. 30-40 kişilik yemekler çıkartıyordum. Daha sonra bir hibeye başvurdum. Başvurum olumlu sonuçlandıktan sonra böyle bir yer açmaya karar verdik. Güzel oldu. Ev yemekleri üzerine çalışıyoruz. Depremden sonra burada böyle bir şeye ihtiyaç vardı. Dünya Bankası'nın deprem dolayısıyla verdiği hibe sayesinde iş yerimi açtım. Şu anda da bu hale geldik" dedi.8 kişiye istihdam sağlıyorİş yerinde 5 çalışanının yanı sıra 3 öğrencinin de bulunduğunu belirten Alıcı, toplam 8 kişiye istihdam sağladığını söyledi. İşlerinin yolunda gittiğini ifade eden Alıcı, "İşlerim güzel, her şey yolunda gidiyor. Müşterim var, bir problem yok çok şükür" ifadelerini kullandı. Ev yemeklerinden oluşan geniş menü: İşletmesinde sulu yemek ağırlıklı ev yemekleri hazırladıklarını anlatan Alıcı, menülerinde kuru fasulye, bamya ve yeşil fasulye gibi yemeklerin yanı sıra börek çeşitleri, içli köfte, mantı, sarma ve dolmanın da bulunduğunu belirtti.Alıcı, "Ev yemekleri, sulu yemek üzerine çalışıyoruz. Kuru fasulye, bamya, yeşil fasulye, börek türleri, içli köfte, mantı, sarma, dolma, yani aklınıza gelebilecek evde yiyebileceğiniz her türlü yemeğimiz mevcut" diye konuştu.

  • Kadınlar köyden dünyaya bebek ihraç ediyor

    Bursa'da dağ köyünde yaşayan kadınlar yöresel bebeklerini kara tezgahta dokudukları ipliklerle yapıp dünyaya ihraç ediyor. Keles ilçesinin Sorgun köyünde köyün kadınları 200 yıllık ninelerinden kalma tezgahlarda kumaş üretip yöresel bebekler yapıyor. Köylü kadınlar bebekleri bu kumaşlarla giydirip Türkiye'nin ve dünyanın çeşitli ülkelerine gönderiyor. Atalarının giydiği kıyafetlerin minyatürlerini üretip bebeklere giydiren köylü kadınlar, bu sayede Yörük kıyafetlerini yaşatıyorlar. Kadınlar, yöresel bebekleri 250 ila 500 lira arasında değişen fiyatlarla satarak aile bütçelerine katkı sağlıyor. Köyde yaşlısı genci her kadın bu tezgahların başına geçip bebek kıyafeti imâl ediyor. Tek tek elde işlenerek yapılan yöresel 1 yöresel bebeğin yapımı 20 gün sürüyor. Köydeki kadınlar ayda 50 bebek üretimi yapıyor. Kadınların sanat eseri gibi süsledikleri bebekleri çok beğenilip büyük rağbet görüyor. Köyde işitme engelli Nurhayat Yılmaz'da bebek yapım işini öğrenek bebek yapmaya başladı. evinde bebek yaparak satan engelli kız aile bütçesine katkıda bulunuyor. Köyde bebek üretimi ve usta öğreticilik yapan Emine Çiçek, "Oyuncak bebeklere yöresel kıyafetlerimizi giydiriyoruz. Ben hem üretim yapıyorum hem de bu işi öğretiyorum. Bu kıyafetler bizim tarihimizden geliyor. Kültürümüz yaşatmaya çalışıyoruz. Kıyafetlerin bazı bölümlerini kara tezgahta dokuyoruz. Geri kalanlarını elde tek tek işliyoruz. Bir bebeğin yapımı 20 gün sürüyor. Her işçiliği elde tek tek yapılıyor. Çok zahmetli çok beğeniliyor. Her yerden talep geliyor. Türkiye'nin yanı sıra dünyanın farklı ülkelerine de gönderiyoruz. Bebeklerimizin boyutuna göre 250 ila 500 lira arasında değişiyor" dedi. Yüzlerce yıllık kültürlerini yaşattıklarını belirten Sorgun Köyü Dernek Başkanı Muharrem Ulutaş, "Köyümüzde kadınlarımız kültürümüzü yaşatıyor. Yöresel kıyafetler dikerek bunları bebeklere giydiriyorlar. Bebeklerimiz çok talep görüyor. Buradan Türkiye'nin farklı illerine ve dünyanın farklı ülkelerine gönderiyoruz" şeklinde konuştu

  • Memurluktan istifa eden genç girişimci Çorum’da hayvancılık hayalini gerçekleştirdi

    Çorumlu Esat Er, hastanedeki memuriyet görevinden istifa ederek hayali olan hayvancılık işine girdi. Kömürlükte başladığı üretimde şimdi kendi çiftliğini yönetiyor. Çorum’da yaşayan 30 yaşındaki Esat Er, çocukluk yıllarından beri kurduğu hayallerin peşinden giderek konforlu işini geride bıraktı. Üç yıl öncesine kadar bir hastanede sekreter olarak görev yapan Er, memurluktan istifa ederek doğup büyüdüğü köye dönme kararı aldı. Çevresindeki insanların ‘başaramazsın’ yönündeki uyarılarına kulak asmayan genç girişimci, bugün kendi kurduğu çiftlikte üretim yapmanın gururunu yaşıyor. Kömürlükten modern çiftliğe uzanan başarı hikayesi Hayvancılık serüvenine ailesinin yaşadığı Köprüalan köyünde oldukça kısıtlı imkanlarla başlayan Esat Er, ilk adımını bir kömürlüğü ahıra dönüştürerek attı. Maddi ve manevi birçok zorlukla karşılaşmasına rağmen vazgeçmeyen Er, şu anda 18 büyükbaş hayvan kapasiteli bir çiftliğe sahip. Anne ve babasının desteğiyle günlük bakım işlerini yürüten genç üretici, işine duyduğu tutku sayesinde tüm engelleri aştığını ifade ediyor. Çocukluk hayali gerçek oldu Hastanede çalıştığı dönemde insanlarla uğraşmanın kendisini yorduğunu belirten Er, üretim yapma isteğinin her zaman ağır bastığını dile getirdi. Pandemi döneminin bu kararı almasında etkili olduğunu vurgulayan girişimci, ‘Hayvanlarla ilgilenmek benim çocukluk hayalimdi. Okul ve hayat şartları nedeniyle bu isteğimi ertelemek zorunda kalmıştım. Şimdi ise hayalimi yaşıyorum ve bu mutluluk bana her şeye değer geliyor’ şeklinde konuştu. Gençlere üretim çağrısı Üretimin toplumun geleceği için kritik bir öneme sahip olduğunu hatırlatan Esat Er, gençlerin de benzer girişimlerde bulunması gerektiğini savunuyor. Kendisini Heidi karakterinin dağlara kaçışına benzeten Er, gelecekte birçok insanın şehirden kaçıp köylerine döneceğini öngörüyor. Elindeki hayvan sayısını artırmayı ve tesisini daha da geliştirmeyi hedefleyen Er, Türkiye’nin kalkınması için üretmeye devam edeceğini belirtti.

  • Siirt’te yetiştiriliyor, Avusturya’ya gidiyor! 7 kadın girişimci başardı: Hedef ilk 5

    Siirt’in Şirvan ilçesine bağlı Pirinçli köyünde 7 kadın girişimcinin emeğiyle üretilen ürünler, ulusal marketlerin ardından Avusturya’ya da ihraç ediliyor. Kentte bağcılığın geliştirilmesi için son yıllarda milyonlarca liralık destek sağlanırken, Siirt’in üzüm üretiminde Türkiye’de ilk 5 il arasına girmesi hedefleniyor. Siirt'in Şirvan ilçesi Pirinçli köyünde, bölgenin tescilli lezzetlerinden tayfi üzümünün hasadı düzenlenen törenle başladı. Pirinçli köyünde gerçekleştirilen tayfi üzümü hasat programına Siirt Valisi ve Belediye Başkan Vekili Dr. Kemal Kızılkaya, Şirvan Kaymakamlığı yetkilileri, Siirt Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Günbat, protokol üyeleri, üreticiler ve vatandaşlar katıldı. Yapılan duanın ardından protokol üyeleri ve çiftçiler bağa girerek sezonun ilk tayfi üzümlerini topladı. Programda konuşan Vali Kızılkaya, kentin 27 farklı üzüm gen kaynağına sahip olduğunu belirterek, "2025 yılı TÜİK verilerine göre kentimizde 27 bin 956 dekar alanda 45 bin 261 ton üzüm üretildi. Bu üretim miktarıyla Siirt, Türkiye genelinde 9. sırada yer alıyor. Üzümümüz sofralık tüketimin yanı sıra pekmez, pestil, cevizli sucuk, şıra ve kuru üzüm gibi katma değerli ürünlere dönüştürülüyor" dedi. Kadınların üretime ve ekonomiye katılımına dikkat çeken Vali Kızılkaya, GAP İdaresi finansmanıyla Pirinçli köyünde kurulan Siirt Tayfi Üzümü Yaprak Salamura İşleme Tesisinde 7 kadın girişimcinin istihdam edildiğini söyledi. Tesiste işlenen yaprakların 'Mavit' markasıyla ulusal marketlerde yer aldığını vurgulayan Kızılkaya, ürünlerin Avusturya'ya da ihraç edildiğini ifade etti. 2020-2025 yılları arasında Siirt Valiliği ve GAP İdaresi destekleriyle 198 dekar alanda modern bağ, 40 dekar alanda ise damla sulama sistemi kurulduğunu kaydeden Vali Kızılkaya, üreticilere 259 adet üzüm sıkma makinesi dağıtıldığını ve bağcılık projelerine toplam 16 milyon 273 bin lira destek sağlandığını belirtti. Vali Kızılkaya, hedeflerinin kentin üzüm üretiminde ilk 5 il arasına girmesi olduğunu sözlerine ekledi. Hasat programında konuşan Siirt Ziraat Odası Başkanı Hüseyin Günbat ise bahar aylarındaki bol yağışların rekolteye olumlu yansıdığını belirterek, "Tayfi üzümü hem ekonomik değeri yüksek hem de tezgahta dayanıklılık süresi uzun olan bir çeşidimiz. Yağmurların bol olmasıyla bu yıl verim çok güzel. Tüm çiftçilerimize bereketli bir sezon diliyorum" dedi.Üretici Tarık Aziz İdiz de köyde her yıl üzüm ve nar üretimi yapıldığını, elde edilen ürünlerin pekmez, sirke, nar ekşisi gibi türevlere dönüştürülerek Van başta olmak üzere çevre illere pazarlandığını ifade etti.

Arama Yap

bottom of page