Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Girişimci kadınların başarı hikayesi!
Batman'ın Sason ilçesindeki girişimci kadınlar, kurdukları imalathanede kendilerine has tarifleriyle coğrafi işaretli organik Sason çileğiyle çeşit çeşit lokum üretiyor. Sason'da devlet desteğiyle 'Kadın Eliyle Sason Çileği İşleme ve Geliştirme Projesi' dahilinde lokum imalathanesi kuran girişimci kadınlar, başta organik Sason çileği olmak üzere türlü meyvelerden çeşit çeşit lokum üretip satarak ailelerini geçindiriyor. Tescilli Sason çileğini değerlendirmek ve ilçedeki kadınlara iş imkanı sağlamak amacıyla el ele veren girişimci kadınların ürettiği lokumların yoğun talep gördüğünü belirten girişimci kadınlardan Muhsine Bozkurt, "Biz Sasonlu kadınlar, bir araya gelerek özellikle ilçemizdeki meyve zenginliği ve tescilli çileğimizin olması sebebiyle çileğimizin ömrünü uzatma projesi oluşturduk. Bu anlamda ne yapabiliriz diye önce deneme yanılma yöntemiyle çileğimizi kuruttuk reçelini yaptık, pestilini yaptık ve her türlü festivallerde bunları tanıttık ve çok iyi geri dönüşler aldık. Daha sonra, bunu gerekli mercilere iletip projelendirerek kadın istihdam sayısını arttırmak, ilçemizin kalkınması ve çileğimizin daha geniş kitlelere ulaşması için bu projemizi gerçekleştirdik" dedi. Bozkurt, ilk yaptıkları lokumları vatandaşlara ve esnafa tattırdıklarında herkesin çok güzel olduğunu söylediklerini kaydederek, "Şimdi tabii çileğimizin sezonu başladı. Bahçelerden koparılan çileği biz girişimci kadınlar, burada kaynatarak saf suyunu elde edip kazana atıp lokum haline getirdik. Biz bunu geliştirmeyi markalaşmayı düşünüyoruz. İnşallah hedefimize ulaşacağız. Kadın istihdam sayısını bu şekilde arttırmayı hedefliyoruz. Tabi bu projelerin gerçekten üzerinde durulması ve desteklenmesi gerektiğini düşünüyorum. Kadın elinin değdiği her şey hem güzelleşiyor hem istihdama yöneliktir. Aynı zamanda birçok aileye dokunma başarısına ulaşıyoruz" diye konuştu. "Kadınlar olarak kendi ayaklarımız üzerinde durmak için lokum üretiyoruz" İlçedeki kadınlara da iş imkanı sağlamak ve ilçeye has özel bir lokum çeşidi üretmek için bir araya geldiklerini aktaran girişimci kadın Sevgi Cihan, "Sason'da kadınlar olarak elde ettiğimiz çilek suyundan lokum üretiyoruz. Şu anda bayram önü olduğu için lokumları paketleyip vatandaşlarımıza ulaştırmayı hedefliyoruz. Biz ilçedeki kadınlar olarak bu iş sayesinde kimseye muhtaç olmadan kendi ayaklarımız üzerinde durmak istiyoruz. Burada ürettiğimiz lokumlar organik üretimdir. Burada sadece çilek suyu ve şeker kullanarak lokum üretiyoruz. Bahçelerden toplanan organik çilekleri buraya getirip ayıkladıktan sonra suyunu sıkıp kazanlarda kaynatarak tepsilerde 24 saat beklettikten sonra kesip lokum haline getiriyoruz. Lokum çeşitlerimizi 150 lira ile 350 lira arasında satışa sunarak aile bütçemize katkı sağlamaya çalışıyoruz" şeklinde konuştu.
- Mutfak masrafını karşılamak için kurduğu tesiste yıllık 36 ton mantar üretiyor
Bartın'da mutfak masraflarını karşılamak amacıyla mantar üretimine başlayan Cengiz Özdemir, devlet desteğiyle kurduğu 4 çadırdan oluşan tesisle iş sahibi oldu. Kozcağız beldesi Sütlüce köyünde yaşayan ve 19 Mayıs Üniversitesi İnşaat Teknikerliği Bölümünden mezun olmasının ardından bir süre çiftçilik yaparak geçimini sağlayan 2 çocuk babası 41 yaşındaki Özdemir, televizyonda izlediği girişimciden etkilenerek istiridye mantarı üretmeye karar verdi. Proje kapsamında aldığı 30 bin liralık hibeyle 2017'de 112 metrekarelik alana mantar üretim çadırı kuran Özdemir, yılda 12 ton istiridye mantarı elde etmeye başladı. Artan taleple üretim alanını 3 çadırla 336 metrekareye çıkaran Özdemir, daha önce il dışından hazır olarak temin ettiği kompostları da aldığı makineyle kendi üretmeye başladı. Özdemir, yıllık 36 ton mantar üretilen tesiste, köy sakinlerinden 15 kadına istihdam sağlıyor. "Çok sabırlı olduk, gayret ettik ve başardık" Cengiz Özdemir, televizyonda izlediği girişimcilik programından etkilenerek evinin mutfak masrafını karşılamak için mantar üretimi yapmaya karar verdiğini söyledi. Düşüncesini İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ilgilileriyle paylaştığını ve Genç Çiftçi Projesi sayesinde mantar serası oluşturduğunu, bir ay gibi kısa sürede ürün elde etmeye başladığını anlatan Özdemir, "Tek çadırda 112 metrekare alanda başladığımız üretimimizi artan taleple 3 çadıra, yani 336 metrekareye çıkardık. Şu anda yılda 36 ton mantar üretiyoruz. Bu mantarları başta Ankara ve İstanbul olmak üzere Bartın ve çevre illerdeki marketlere, pazarlara veriyoruz, kısa sürede de tükeniyor." diye konuştu. Özdemir, üretime ilk başladığı süreçte zaman zaman zorluklar yaşadığını, ürün alamadığını ve buna rağmen pes etmediğini dile getirerek, "Çok sabırlı olduk, gayret ettik ve başardık. Üretimi seviyorum. Yaşadığım zorluklara ve aksiliklere rağmen hiçbir zaman 'Bu işi yapamayacağım.' demedim. Yılmadan çalıştık, ayakta durduk ve başarılı olduk. Köyümüzdeki kadınları da istihdam ederek üretimimizi artırarak sürdürüyoruz." ifadelerini kullandı. "Her zaman üretim şart diyoruz" Mantarları kısa sürede günlük ve taze olarak sattıklarını aktaran Özdemir, şöyle devam etti: "İlk çadırımı 'evin mutfak masrafını karşılasın' diye kurmuştum. Bir çadırla başladık, sonra talep artınca ikinci ve üçüncü çadırlarımızı kurduk. Kısa zamanda da dörde çıkarmayı hedefliyoruz. Ürünlere talep fazla olduğu için pazar sorunu yaşamıyoruz hatta talebi karşılamakta güçlük çekiyoruz. İyi ki bu işe girmişim. Burayı sadece ekonomik kazanç olarak değil, aynı zamanda rahatlama aracı olarak görüyorum. Bu şekilde üretim yapmak, çiftçilik veya hayvancılık yapmak isteyenler bulundukları Tarım ve Orman İl Müdürlüklerine gidip araştırabilirler. Hibe desteklerinden faydalanabilirler. Başladıkları işlerde de sabırlı olsunlar, üzerine gitsinler mutlaka başarırlar. Biz her zaman üretim şart diyoruz." Özdemir, kendi işini kurmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, iş arayan gençlerin bu ve buna benzer alana yönlenebileceğini, bu konuda devletin de çeşitli imkanlar sağladığını sözlerine ekledi. İl Tarım ve Orman Müdürü Yasin Önder de mantarın özellikle kapalı üretim için elverişli olduğunu, istiridye mantarı üretiminin de hızla gelişim gösterdiğini aktararak, "Gayret eder ve iyi örgütlenirsek hem istiridye hem kültür mantarı konusunda marka il olabiliriz. Bunun için hem Genç Çiftçi projeleri hem de yüzde 70 hibe desteklemeli projeler var. Özellikle gençlerimizin bu imkanlardan istifade etmelerini istiyoruz. Bizler de çiftçilerimize her türlü bilgi ve desteği veriyoruz." diye konuştu.
- Afyonkarahisar'da kadınların atık malzemelerden yaptıkları ürünler gelire dönüşüyor
Afyonkarahisar'ın Sinanpaşa ilçesi Güney beldesindeki Kadın Kültür Evi'nin kursiyerleri, atık malzemelerden yaptıkları ürünlerin satışından gelir elde ediyor. Afyonkarahisar ve ilçelerinde hayata geçirilen Kadın Kültür Evleri'ne giden kadınlar, katıldıkları kurslarda el sanatları öğreniyor. Kadınlardan bazıları, siparişle ürettikleri ürünlerin, sosyal medyadan, valilik, kaymakamlık ve belediye işbirliğinde kurulacak stantlarda da satışını yaparak aile bütçelerine katkıda bulunacak. Eğlenerek öğreniyorlar Kadın Kültür Evi Müdürü Tülay Sulupınar, kursta el sanatları anlamında elde yapılan her şeyi ürüne dönüştürdüklerini söyledi. Dikiş, nakış, kanaviçe, tel kırma, tel sarma gibi çalışmalar yaptıklarını anlatan Sulupınar, şöyle konuştu: "Nevresim de dikiyoruz. Önlük, yastık, minder, tablo işledik. Örgü alanında oyuncak ördük. Oyuncak yastık yaptık. Kot pantolondan çantalar, yelek yaptık. Atık malzemeler üzerinde çalışıyoruz. Perdecilerden toplanan atık tülden, çelenk çiçeği, çelenk tülü, şişe kapakları, atık kadifelerden saç tokası yaptık. 12 kursiyerimiz var. Ürünleri satarak aile bütçelerine katkı sağlıyorlar. Amacımız kursiyerlerin bir şey öğrenmesi, eğlenmesi ve güzel vakit geçirmelerini sağlamak." Sulupınar, kursiyerlerin aldıkları eğitimle kendilerini daha da geliştireceğine inandığını kaydetti. Yabancı uyruklu kursiyer Aya Ünal (28) da kursa iki yıl önce başladığını dile getirdi. Oyuncak ördüğünü anlatan Ünal, "Tel kırma ve dikiş de öğrendim. Zamanımız güzel geçiyor. Satış da yapıyoruz." dedi.
- Tekirdağ'da bir çiftçi 22 yıldır ağaç oymacılığıyla uğraşıyor
Tekirdağ’ın Hayrabolu ilçesinde yaşayan 69 yaşındaki çiftçi Basri Doğan, 22 yıl önce izlediği bir televizyon programından etkilenerek başladığı ağaç oymacılığına tutkuyla devam ediyor. Hayrabolu’nun Çıkrıkçı Mahallesi’nde yaşayan Doğan, evinin bahçesine kurduğu 5 metrekarelik atölyesinde armut ve akçaağaç gibi yerel ağaçları işleyerek baston ve tahta kaşık yapıyor. Çiftçilikten arta kalan zamanlarında ağaç oymacılığıyla ilgilenen Doğan, ağaca şekil vermenin kendisini rahatlattığını ve mutlu ettiğini söyledi. Ağaç oymacılığına 22 yıl önce bir televizyon programından etkilenerek başladığını anlatan Doğan, "Kısa sürede oymacılığı öğrendim. Boş vakitlerimde baston ve kaşık yapıyorum. Amacım para kazanmak değil, iyi vakit geçirmek. Zaten yaptığım baston ve kaşıkları çevremdekilere hediye ediyorum." dedi. Vaktini kahvehaneye gitmek yerine atölyesinde geçirmeyi tercih ettiğini belirten Doğan, ağaç kütüklerini işleyerek ürünler ortaya çıkarmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Bazen tüm gününü atölyesinde geçirdiğini aktaran Doğan, "Evimin köşesinde oluşturduğum küçük atölyede armut ve akçaağaçtan kaşık ve baston yaparak bu sanatı geliştirdim. En güzel ürünler şimşir ağacından olur ama burada bulunmuyor. Ben de elimdekileri değerlendiriyorum. Bu işi seviyorum, bana huzur veriyor." diye konuştu.
- Kapadokya, yılın ilk 5 ayında 1 milyon 652 bin 261 turisti ağırladı
Yılın ilk 5 ayında 1 milyon 652 bin 261 turistin ağırlandığı Kapadokya'da, ziyaretçilerin 271 bin 463'ü sıcak hava balon turuna katıldı. UNESCO Dünya Mirası Listesi'ndeki Kapadokya, doğal, tarihi ve kültürel zenginlikleriyle yerli ve yabancı turistlerin ilgisini çekiyor. İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü verilerine göre, bu yılın ocak-mayıs döneminde bölgedeki müze, ören yeri ve yeraltı şehirlerini 1 milyon 652 bin 261 yerli ve yabancı konuk gezdi. Yılın aynı döneminde bölgede hava koşullarının uygun olduğu 86 gün gerçekleştirilen sıcak hava balon turları da turistlerin en çok tercih ettiği etkinlikler arasında bulunuyor. Ocak-mayısta 10 bin 733 uçuş gerçekleştirilirken, 271 bin 463 turist balon turuna katıldı. Nevşehir Valisi Ali Fidan, Vilayetler Evi'ndeki bayramlaşma programında gazetecilere, Kapadokya'nın Kurban Bayramı tatili süresinde yoğun talep gördüğünü, bölgedeki tesislerde hareketlilik yaşandığını belirtti. Tatilin huzur ve güven içinde tamamlanması için gerekli tedbirlerin alındığını anlatan Fidan, şöyle konuştu: "Nevşehir'de 10 binlerce yerli ve yabancı konuğumuzu ağırlıyoruz. 2025 yılı turizm verilerine baktığımızda artış trendinde olduğunu görüyoruz. Geçen yıl balon uçuşlarında tüm zamanların rekoru kırılmıştı. Bu yılın ilk 5 ayında balona binen kişi sayısında yaklaşık yüzde 20'lik artış görülüyor. Bu da 2025'in bu kapsamda olumlu geçtiğini gösteriyor. Bu yıl yine Göreme Açık Hava Müzesi, Paşabağları Ören Yeri ile Kaymaklı Yeraltı Şehri başta olmak üzere müze ve ören yerlerinde ilk 5 aylık dönemde yüzde 5'lik artış görüyoruz. Konaklama rakamlarında da yüzde 10'luk artış var. Bu da bölgemizde turizm hareketliliğinin ve canlılığının sürdüğüne işaret ediyor. İlimize gelen misafirlerin bayram tatili ve diğer dönemlerde rahat etmeleri için gerekli planlamalarımızı yapmaya devam ediyoruz." Geçen yılın aynı döneminde Kapadokya'daki müze, ören yeri ve yeraltı şehirlerini 1 milyon 488 bin 525 kişi ziyaret etmiş, sıcak hava balon turlarına da 228 bin 657 turist katılmıştı.
- Bursluluk sınavında tam puan alan Esra, başarısını kitap okuma ve ders tekrarına bağladı
Samsun'un Bafra ilçesinde Yeşilyazı Ortaokulu 5. sınıf öğrencisi Esra Özkurt, İlköğretim ve Ortaöğretim Kurumları Bursluluk Sınavı'nda tam puan alarak Türkiye birincileri arasında yer aldı. Kırsal bölgede bulunan Yeşilyazı Ortaokulu öğrencisi Esra Özkurt, AA muhabirine, kitap okumayı sevdiğini, bolca kitap okuduğunu söyledi. Okulda derslerini dinledikten sonra evde tekrar yaptığını anlatan Özkurt, "Özellikle anlamadığım yerleri tekrar etmek beni güçlendirdi. Bu sınavda kendime güvenmem de çok önemliydi, başarmak için buna inanmak gerekiyor. Hayalim doktor olmak, bu birincilik beni hedefime daha da yaklaştırdı. Bu süreçte bana destek olan öncelikle aileme, öğretmenlerime ve herkese yürekten teşekkür ediyorum. Tüm arkadaşlarıma da tavsiyem, kitap okusunlar, tekrarlarını yapıp öyle ders çalışsınlar." ifadelerini kullandı. Koşuköyü Mahallesi'nde ikamet eden Esra Özkurt'un babası Adem Özkurt da 5 çocuğunun en küçüğü olan kızı Esra'nın taşımalı eğitim kapsamında okula gittiğini belirterek, "Diğer çocuklarım da okuyor, bir çocuğum hemşireliği, diğeri bilgisayar mühendisliğini kazandı ama gitmediler, daha güzel yerleri kazanmayı hedefliyorlar." dedi. Kızının Türkiye birinciliği ile gururlandıklarını vurgulayan Özkurt, "Kızımın başarısı, öğretmenlerinden sonra ablasına dayanıyor, ablasının disiplinli çalıştırmasına dayanıyor. Aileler çocuklarını takip etsin, okumalarında destek vermelerini istiyorum." diye konuştu. Yeşilyazı Ortaokulu Müdürü Feyyaz Yörük ise Esra Özkurt'un bursluluk sınavında 500 tam puan alarak Türkiye birincilerinden biri olduğunu dile getirerek, "75 öğrencisi olan bir köy okuluyuz. Bir köy okulundan bir kız çocuğumuzun bu başarıyı elde etmesi bizleri son derece mutlu etti. Bu başarı tabii ki oluşturduğumuz okul ikliminin, planlı ve düzenli çalışmanın sonucu. Meslektaşlarımı, öğrencimizi ve değerli ailesini tebrik ediyorum." diye konuştu.
- Menemenli çömlekçiler, Fransa'da yapılan yarışmadan derecelerle döndü
İzmir'in Menemen ilçesinde yaşayan çömlek ustaları, Fransa'da düzenlenen ve çeşitli ülkelerden çömlekçilerin yarıştığı Uluslararası Pottery Turner Yarışması'nda çeşitli dereceler elde etti. Menemen Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, Menton kentinde bu yıl üçüncüsü düzenlenen yarışmada 11 ülkeden çömlek ustası yarıştı. UNESCO Yaşayan İnsan Hazinesi ünvanına sahip, Menemen Çömlekçiler Derneği Başkanı Ahmet Taşhomcu teknik ve estetik dallarında birincilik kazandı. Usta Mustafa Desticioğlu ise teknik dalında ikinci, estetik dalında üçüncü oldu. Türkiye'nin takım halinde birincilik elde ettiği belirtildi. Açıklamada görüşlerine yer verilen Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan, ilçenin çömlekçilikte önemli bir noktaya geldiğini ve çok büyük bir başarı kazandığını ifade etti. Taşhomcu ise başarısının ilçenin 8 bin yıllık çömlekçilik mirasının bir zaferi olduğunu belirtti.
- "Öğrencilere faydası olsun" diye 20 yıl önce öğrendiği satrançta il temsilcisi oldu
Kastamonu'da satranç il temsilciliği görevini de yürüten kentteki bir okulun müdür yardımcısı Hilmi Böcek, 20 yıldır çocukların satranç öğrenmesi için çaba gösteriyor. Devrekani ilçesi Halime Celal Budak İlkokulunda sınıf öğretmenliği yapan Böcek, 2005 yılında taşımalı eğitimle gelen çocukların öğle aralarında vakitlerini boş geçirmemesi amacıyla satranç oynamayı öğrenip çocuklara öğretmeye başladı. Okulda pek çok öğrencinin satranç öğrenmesini sağlayan Böcek, 2014 yılında satranç il temsilciliği görevini üstlendi. Bugüne kadar yüzlerce kurs açıp turnuvalar düzenleyen, çocukların satranç öğrenmesine olanak sağlayan Böcek, 2016 yılında müdür yardımcısı olarak il merkezine atandı. Behiye Barut Anaokulunda müdür yardımcılığı görevini sürdüren Hilmi Böcek, AA muhabirine, satrancın sınıf içinde yapılabilecek bir etkinlik olduğunu ve çocukların gelişimine katkı sağlayabileceği düşüncesiyle bu alanda çalışma yaptığını belirtti. Başlarda kendisinin de satrançla ilgili pek bilgisi olmadığını anlatan Böcek, "Çocuklara faydalı olmak için önce kendim satrancı öğrendim. Daha sonra kurslara giderek antrenörlük, hakemlik belgesi aldım. Ulusal hakemim. Çocuklarımıza faydalı oldukça mutlu olmaya başladım. Bunu gönüllü olarak yapmaya devam edeceğim. Hayatımın büyük bölümünü satranca adadım. Boş kaldığımız zamanlarda nasıl etkinlikler yapalım da çocuklarımıza faydalı olalım diye düşünüyoruz." ifadelerini kullandı. "Satranç oynayan çocuklarımız akademik olarak da başarılı oluyor" Böcek, Kastamonu'da okullarda satranç dersleri verdiklerini dile getirerek, şunları kaydetti: "Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü koordinesinde satranç kurslarımız, hafta sonları satranç turnuvaları devam ediyor. İl merkezi ve ilçelerden sporcular geliyor. 2005 yılından beri binin üzerinde sporcu yetiştirdim. Yetiştirdiğimiz çocukların birçoğu fen lisesinde öğrenci oldu, daha sonra doktor, mühendis oldular. Biliyoruz ki satranç, çocukların gelişiminde, beynimizin gelişmesinde önemli bir spor. Satranç oynayan çocuklarımız akademik olarak da başarılı oluyor. Çocuklarımız başarılı olduğunda biz de mutlu oluyoruz." Öğrenci velisi Zafer Saymaz ise 2 çocuğunun satranç kursuna gittiğini aktararak, "Hilmi hocamın önemli günlerde, belirli tarihlerde yaptığı turnuvalarla çocukların satranca katılımı arttı. Bu da çocukların başarısını etkilemeye başladı. Hilmi hocam yaptığı turnuvalarla satrancı Kastamonu'ya sevdirdi." dedi. Ortaokul öğrencisi Hazar Efe Cabbar da Devrekani'den turnuvalara katılmak için geldiğini belirterek, "Yaşadığım ilçede çok fazla turnuva olmuyor. İl merkezine her zaman gelmeye çalışıyorum." şeklinde konuştu.
- Yasemin Güzel: O, Saçlardan Hikâyeler yapan ve onları başaklara dönüştürüp dünyaya dokunan Bir Kadın
Sivas’ta doğdu, ama sanatıyla tüm dünyaya ulaştı. Yasemin Güzel’in hayatı, hayallerin, azmin ve sanatın gücüyle yeniden yazılmış bir başarı öyküsü… Çocuk yaşta eğitim hakkı elinden alınan Yasemin Güzel, hiçbir zaman içinde taşıdığı sanat aşkından vazgeçmedi. Yıllar sonra, kimseye haber vermeden girdiği üniversite sınavını kazanarak Cumhuriyet Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nde eğitim hayatına başladı. Bu karar, onun hayatında yeni bir dönemin kapısını araladı. Henüz 25 yaşında, iki çocuk annesiyken çıktığı bu yolda hem öğrenci hem anne hem de çalışan bir kadın olarak büyük bir mücadele verdi. Ortaokul yıllarında hayranlıkla izlediği resim öğretmeniyle yıllar sonra aynı atölyede yeniden buluşması, bu yolculuğun en anlamlı anlarından biri oldu. Yasemin Güzel’in kaderini değiştiren dönüm noktalarından biri, Hanımlar Kültür Merkezi’nde tanıştığı bir hocasının yönlendirmesiyle güzel sanatlara hazırlanmasıydı. Bu destekle başlayan sanat yolculuğu, onu uluslararası arenaya taşıdı. Bugün, TEDx konuşmacısı, Contemporary Art ve ArtContact gibi önemli fuarların katılımcısı, sayısız serginin sahibi olan Yasemin Güzel, özellikle “Saçtan Hikâyeler” adlı projesiyle adından sıkça söz ettiriyor. Sivas’ın tarihi tren garında açtığı “SAÇ – YOL – MA” adlı ilk kişisel sergisi ve İstanbul Bebek’teki “Saçtan Hikâyeler” sergisi, sanatıyla kurduğu derin duygusal bağın en güçlü örneklerinden oldu. Bu projede kadınlar saçlarını kesip hikâyelerini bir kutuya bırakıyor, Yasemin ise bu saçları gömlek, ceket, kravat ve devasa tespih gibi sıra dışı sanat eserlerine dönüştürüyordu. Saçların iğneyle tek tek işlenerek oluşturulduğu bu eserler, kadınların yaşadığı travmalara dikkat çekerken, sabrın, gücün ve dayanışmanın da simgesi hâline geldi. Sanatı, 2020 yılında bir İtalyan yönetmenin dikkatini çekti ve Yasemin Güzel’in hayatı uluslararası bir belgesele konu oldu. 24 farklı ülkede ödül alan bu film, onun sanatının evrensel etkisini bir kez daha gözler önüne serdi. 11 Haziran 2025’te İtalya’da gerçekleşecek özel bir etkinlikte, eserlerinin baskıları sanatseverlerle buluşacak. Sanatla verdiği bu toplumsal mesaj, onu yalnızca Türkiye’de değil, dünyada da görünür hale getirdi. Yasemin Güzel’in hayatını ve sanatını konu alan belgesel, 2024-2025 döneminde dünyanın dört bir yanındaki festivallerde büyük başarı kazandı: 🏆 Dubai Golden Frame – En İyi Belgesel 🏆 Mandras Independent Film Festival – En İyi Uzun Belgesel 🏆 Florence International Film Festival – Onur Mansiyonu 🏆 Pure Magic International Film Festival – En İyi Belgesel 🏆 Thilsri International Film Festival – En İyi Kadın Sanatçı Filmi...ve daha onlarcası. Son olarak, Bayburt’taki Kenan Yavuz Etnografya Müzesi’nde “Saçtan Hikâyeler – Hasat Zamanı” adlı etkileyici bir yerleştirme (enstalasyon) gerçekleştiren sanatçı, kadın hikâyelerini bu kez Anadolu’nun buğday başaklarıyla buluşturdu. Artık onun yolculuğu, saçtan başağa; acıdan umuda uzanan bir metafora dönüşmüş durumda. Yasemin Güzel yalnızca bir sanatçı değil, aynı zamanda bir eğitimci. 6 yıldır görsel sanatlar öğretmeni olarak görev yapan sanatçı, çocuklarla birlikte yürüttüğü projelerle de dikkat çekiyor. TRT Çocuk’un Rafadan Tayfa galasında öğrencileriyle birlikte gerçekleştirdiği sergi, onun sanatı çocuklara taşıma vizyonunun bir örneğiydi. Sanatla büyüyen bireylerin sağlıklı bir toplumun temeli olduğuna inanan Yasemin Güzel, hem Türkiye’de hem de dünyada iz bırakan çalışmalarıyla sanatın dönüştürücü gücünü gözler önüne seriyor. O, sadece saçlardan değil, hayattan hikâyeler dokuyan bir kadın.
- Çocukken başladığı terzilikte iğne ipliği 80 yıldır elinden düşürmüyor
Kütahya'nın Simav ilçesinde yaşayan terzi İlyas Aksoy, amcasından öğrendiği mesleği 80 yıldır sürdürüyor. Mesleğe 11 yaşındayken köyde terzi olan amcası Mehmet Aksoy'un yanında çırak olarak başlayan Aksoy, askerliğin ardından 1956 yılında Dört Eylül Mahallesi Terziler Sokağı'nda dükkanı bulunan bir terzinin yanına geçti. Mesleği bırakan ustasından 1962'de dükkanı devralan Aksoy, o tarihten bu yana aynı iş yerinde müşterilerine hizmet vermeyi sürdürüyor.Gelişen teknolojiye inat mesleğini bugünlere kadar devam ettiren Aksoy, ilçede kendisinden sonra bu mesleği devam ettirecek kimsenin olmamasının hüznünü yaşıyor. Üç çocuk babası, 91 yaşındaki Aksoy, mesleğini çok sevdiğini ve sağlığı elverdikçe devam ettirmeyi düşündüğünü söyledi. Aksoy, terziliğe ilginin azaldığını ve yeni ustaların zor yetiştiğini belirterek, şöyle konuştu: "20 yıl öncesine kadar terzilik geçerli çok güzel bir meslekti. Şimdi artık terzilik son safhalarına geldi. Teknolojinin gelişmesiyle hazır konfeksiyonlar çıktıktan sonra bizim mesleğimiz bitiyor. Bugüne kadar çok çırak yetiştirdim ama bugün hiçbiri artık terzilik yapmıyor. Artık bu mesleği öğrenmek isteyen de yok. Son 20 yıldan bu yana hiç çırak gelmedi. Bundan sonra da gelmez." Aksoy, mesleğe ilk yıllarda insan gücüyle çalışan tek tip dikiş makineleriyle başladığını, teknolojinin gelişmesiyle bu makinelerin yerini elektrikli dikiş makinelerinin aldığını dile getirdi. "Üç oğlumu bu meslekten kazandığım parayla okuttum" Sağlıklı ve dinç olmasını mesleğine ve çalışmasına borçlu olduğunu anlatan Aksoy, şunları kaydetti: "Bugüne kadar geçimimi sadece terzilikten sağladım. Üç oğlumu bu meslekten kazandığım parayla okuttum ve evlendirdim. Hepsi şimdi meslek sahibi. Evde zaman geçiremiyorum. Çok şükür dükkanım da kira değil. Her gün sabah gelip dükkanımı açıyorum. Ufak işler geliyor onları yapıyorum. Bazen de pantolon ve takım elbise diktiren oluyor." İlyas Aksoy, kendisinin ilçede mesleği sürdüren en yaşlı terzi olduğunu sözlerine ekledi.
- Tekerlekli sandalyesiyle 16 yıllık hac özlemini giderdi
SMA hastası hacı adayı İsa Demirhan, 16 yıllık hac hasretini ailesinin desteği ve Diyanet İşleri Başkanlığının sağladığı imkanlarla giderdi. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesinde devlet memuru olarak görev yapan Demirhan, iki kardeşiyle hac vazifesini yerine getirmek için Mekke'ye geldi. SMA hastası olmasına rağmen Diyanet İşleri Başkanlığının sağladığı imkanlar ve ailesinin desteğiyle hac yolculuğuna çıkan Demirhan, gazetecilere 2009 yılında hac kayıtlarını yaptırdıklarını, 16 yıllık bekleyişin ardından mübarek topraklara kavuştuğunu söyledi. Hacca gelmeden önce Diyanetin kaynaklarından faydalandıklarını ve Hazreti Peygamber'in hayatıyla ilgili kitapları okuduklarını anlatan Demirhan, "Haccın anlamını, önemini anlatan kaynaklardan istifade ettik. Daha önce gelen akrabalarımızdan, eş ve dosttan tecrübelerini dinledik, tavsiyelerini aldık." dedi. Demirhan, ailesinin hac kurasının çıktığını öğrendiğinde büyük heyecan yaşadığını dile getirdi. Tekerlekli sandalye kullanmasına rağmen hac yolculuğuna dair herhangi bir endişe duymadığını belirten Demirhan, "Haccın meşakkatli olduğunu biliyoruz. Fiziki olarak, coğrafya olarak zahmetli. İki erkek kardeşimle geldiğim için çok şükür, herhangi bir sıkıntı yaşamadım, öyle bir düşüncem olmadı." diye konuştu. Demirhan, hac hazırlıklarında ve mübarek topraklarda karşılaştığı zorlukların Diyanet İşleri Başkanlığının hassas çalışmaları sayesinde aşıldığını vurguladı. Tavaf ve say ibadetleri sırasında engelliler için özel alan ayrılmasının daha uygun olacağının altını çizen Demirhan, Kabe'ye doğrudan giriş yapamamanın burukluğunu dile getirdi. "Kabe'yi gördüğünde o duygu anlatılmaz" Kabe'yi ilk gördüğünde hissettikleri için "O duygu anlatılmaz." ifadesini kullanan Demirhan, şöyle konuştu: "Tabii biz farklı bir açıdan gördüğümüz için daha farklı bir duygu oldu. Buraya geldiğimiz zaman ilk önce bu mekanda yapacağımız tüm duaların kabul olmasını niyaz ettik. Ailemize, eşimize, dostumuza, akrabalarımıza ve özellikle son zamanlarda Filistin'e, Doğu Türkistan'a, Çeçenistan'a, Arakan'a, Myanmar'daki Müslüman kardeşlerimize de dualarımızı ettik. Hazreti Peygamber'in izlerini taşıyan bu topraklarda bulunmak tarifsiz bir his. Müthiş bir duygu oluşturuyor burada. Başta Peygamber Efendimiz olmak üzere sahabe-i güzin, evliyalar, asfiyalar, hepsinin ayak izleri burada. Sanki onlarla beraber tavaf ediyoruz, onlarla beraber say ediyoruz, onlarla beraber namaz kılıyormuş gibi bir hissimiz var. Allah herkese de bu duyguyu yaşatmayı nasip etsin." "Hiç endişe etmesinler, Allah bir şekilde kolaylığını veriyor" SMA hastası olduğunu ve 1995 yılından beri bu rahatsızlığı yaşadığını anlatan Demirhan, "Elhamdülillah hastalık Allah'tan gelmiş. Tıbbi desteklerimizi, tedavilerimizi alıyoruz. Sağ olsun ailemden büyük destek görüyorum. İki erkek kardeşim var, ailem var. Hiç bu durumu bize negatif yansıtmadılar, yaşatmadılar. Allah cümle hastalara şifa versin." dedi. Diyanet İşleri Başkanlığının organizasyonundan ve görevlilerinin rehberliğinden duyduğu memnuniyeti dile getiren Demirhan, her yerde mavi yelekli din görevlilerinin bulunduğunu, bu nedenle hiç sıkıntı yaşamadıklarını söyledi. Hacca gelmek isteyip de fiziksel engellerinden dolayı cesaret edemeyenlere seslenen İsa Demirhan, "Herhangi bir engelinden dolayı buraya gelmekte kaygı duyan hacı adaylarımız varsa hiç endişe etmesinler. Her şekilde gelebilirler. Allah bir şekilde kolaylığını veriyor. Sağ olsun devletimiz de Diyanet İşleri Başkanlığımız da bununla ilgili her sene gittikçe yeni düzenlemeler yapıyor." diye konuştu.
- Geleceğin Müziği Şimdi: Yapay Zeka Sanatçısı Bora Ünsal ile Tanışın
Müzik artık sadece bir sanat değil; aynı zamanda bir teknoloji deneyimi! Yapay zeka destekli müzik üretimiyle Türkiye’de çığır açan Bora Ünsal , sanat ve teknolojiyi aynı potada eriten öncü bir isim. Geleneksel müzik anlayışının sınırlarını zorlayan Ünsal, yapay zeka algoritmalarıyla daha önce hiç duyulmamış sesleri bir araya getirerek dinleyicilere bambaşka bir deneyim sunuyor. Onun eserleri, sadece kulaklara değil, zihne ve hayal gücüne de hitap ediyor. "Müziğin geleceği nerede?" diye soruyorsanız, cevabı açık: Yapay zeka ile üretilmiş özgün eserlerinde, Bora Ünsal'ın vizyonunda! Sadece bir müzisyen değil; aynı zamanda bir akademisyen, bir düşünür ve teknolojiyi sanata dönüştüren bir vizyoner. Bora Ünsal, yapay zekanın yaratıcı gücünü kullanarak müziği sadece dinlenen değil, hissedilen ve düşünülen bir boyuta taşıyor. Konferanslar, dijital yayınlar, makaleler… Bora Ünsal sadece üretmiyor, aynı zamanda ilham veriyor. Spotify, Apple Music, YouTube gibi platformlarda yayınladığı parçalarıyla dünya çapında ses getiren bu benzersiz sanatçının dünyasını keşfetmeye hazır mısınız? Uluslararası Başarılar ve Büyük İş Birlikleri Bora Ünsal’ın yapay zeka destekli müziğe kattığı özgün dokunuş, sadece Türkiye’de değil, uluslararası platformlarda da büyük yankı uyandırdı. Sanatçının vizyoner yaklaşımı, dünya genelinde birçok müzikseverin dikkatini çekti. Yurt dışından konser ve festival davetleri almaya başlayan Bora Ünsal, farklı ülkelerde ve yurt içinde sahne teklifleri alıyor. Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok organizasyon, onun teknolojik altyapı ile şekillenen müziğine internet üzerinden ulaşıyor. Sadece sahne performansları değil! Ünlü teknoloji devlerinden, global markalara kadar pek çok büyük şirket, reklam, lansman ve özel projeleri için Bora Ünsal’a müzik üretimi teklif etti. Yapay zeka destekli bu özel besteler, kurumsal dünyada da büyük ses getirmeye başladı. Onun müziği artık sadece bir sanat eseri değil; aynı zamanda uluslararası projelerin, marka kimliklerinin ve dijital dünyanın bir parçası. https://yapayzekasanatcisi.com/











