Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Fen bilimleri öğretmeni şehir şehir dolaşıp teleskopla gözlem etkinliği düzenliyor
Karaman İmaret Ortaokulu fen bilimleri öğretmeni Kadir Yetiş, kent merkezi ve köylerdeki okullara teleskopla giderek öğrencilere gökyüzünü anlatıyor. Yetiş, İl Milli Eğitim Müdürlüğünce 2017'de tahsis edilen teleskopla, Karaman, Konya, Mersin, Adana, Uşak, Denizli, Isparta ve Hatay'da gönüllü olarak 100'den fazla gözlem etkinliği düzenledi. En son Karaman'ın Morcalı köyüne gelen Yetiş, öğrencileri ve köy halkını astronomi konusunda bilgilendirdi. Yetiş, izin günlerinde okullarda güneş, ay ve gezegen gözlemi yaptırdığını söyledi. Asıl önceliğinin köy okulları olduğuna değinen Yetiş, şunları kaydetti: "2012'den beri aktif olarak da astronomiyle ilgileniyorum. Sadece Karaman'da şu ana kadar 50'yi aşkın okulda gözlem etkinliği yaptık. Gönüllü olarak gidip teleskop kuruyor ve gökyüzü bilimini anlatıyorum. Gökyüzünü anlatırken öğrencilere bilimi nasıl sevdirebileceğimizi düşünüyoruz. Gündüz gittiğimiz okullarda güneş gözlemi yapıyoruz. Akşamları yaptığımız etkinliklerde Ay, Jüpiter, Satürn ve gezegenlerin durumuna göre gözlemlerimizi yapıyoruz. Takım yıldızları ve hikayelerinden bahsediyoruz. Bunun dışında çeşitli astronomi etkinlikleri de yapmaya çalışıyoruz." "Çocukların mutluluğu motive ediyor" Yetiş, çocukların özellikle ay gözlemi yaptıklarında çok mutlu olduklarını, bunun kendisini motive ettiğini dile getirdi. Herkesin elinde bir teleskop olmadığını belirten Yetiş, "Aya bakıyorlar ama yüzeyini inceleyemiyorlar. Biz sadece astronomi eğitimi yapmıyor, birçok TÜBİTAK projesi de gerçekleştiriyoruz. Bu işe 'Tüm çocuklar aya bakıncaya kadar devam edeceğiz.' sloganıyla başladık. İmkanım ve sağlığım el verdiği sürece tüm okullara, tüm çocuklara teleskopla gözlem yaptırmak istiyorum." diye konuştu. Yetiş, ailelere çocuklarını astronomiyle tanıştırmaları tavsiyesinde bulunarak, çocukların ekranlara değil gökyüzüne yönlendirilmesini istedi. Morcalı Ortaokulu öğrencisi Eyüp Uzun da ilk kez teleskopla gökyüzüne baktığını ve etkinlikten keyif aldığını anlatarak, "Ben de bilim insanı olmak isterdim. İleride bir teleskopum olsun istiyorum." dedi. Öğrencilerden Mustafa Can Boyacı ise teleskopla güneşe bakmaktan keyif aldığını belirtti.
- Müzikle Engelleri Aşan Bir Başarı: Ersin Tünay ve Çağdaş Müzik Derneği’nin İlham Veren Yolculuğu
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde, müziğin birleştirici ve dönüştürücü gücüne yürekten inanan bir isim var: Ersin Tünay. Hem sanatçı, hem eğitmen, hem de sosyal sorumluluk neferi olan Tünay, sadece bir koro şefi değil; aynı zamanda bir toplum gönüllüsü, bir kültür elçisi ve umudun sesi... 2013 yılında kurduğu Çağdaş Müzik Derneği ile Türk Sanat Müziği’ni yaşatmak ve yaymak için yola çıkan Tünay, bugün 120 korist ve 10 saz sanatçısından oluşan büyük bir sanat ailesine liderlik ediyor. Bu koro sadece müzik üretmekle kalmıyor; aynı zamanda Kıbrıs’ın kültürel mirasını uluslararası platformlarda gururla temsil ediyor. Son olarak, 20-25 Mayıs 2025 tarihleri arasında Makedonya’nın Ohrid kentinde düzenlenen 8. Uluslararası Türk Müziği Koroları Festivali’ne katılan Çağdaş Müzik Derneği TSM Korosu, KKTC’yi başarıyla temsil etti. Almanya, Türkiye, Makedonya ve Azerbaycan’dan katılan diğer korolar arasında dikkatleri üzerine çeken topluluk, tamamen kendi imkânlarıyla bu başarıyı elde etti. Tünay, bu örnekle amatör koroların devlet desteğiyle daha güçlü hâle gelmesi gerektiğini vurguladı. Ancak Ersin Tünay’ın hikâyesi sadece sahneyle sınırlı değil. Kıbrıs Türk Ortopedik Özürlüler Derneği ile birlikte yürüttüğü “Şarkılar Bizi Söyler” konserleri ve “Kıbrıs’ta Çocuk Olmak” fotoğraf sergisi, sanatın sosyal sorumlulukla birleştiği örnek projelerden biri. Ada genelinde düzenlenen bu etkinliklerde ilk kez kurulan engelli korosunu sahneye taşıyan Tünay, müziğin engel tanımadığını adeta kanıtladı. Etkinliklerden elde edilen tüm gelir engelli bireylerin ihtiyaçları için bağışlandı. Tünay, fotoğraf sanatı ile müzik sanatını aynı amaç doğrultusunda bir araya getirerek, sanatı sadece bir estetik alan değil; iyileştirici ve dönüştürücü bir araç olarak da kullanmayı başardı. Yalnız yurtiçinde değil, uluslararası bir marka hâline gelen Çağdaş Müzik Derneği, bugüne dek üçbin kişinin izlediği konserlere imza attı. Sosyal sorumluluk projeleriyle de bilinen Ersin Tünay, tam 41 yıldır hayatını müziğe ve sanata adamış bir isim. Şimdi ise 30 Haziran 2025 tarihinde Lefkoşa’da gerçekleştirecekleri büyük konser için çalışmalarını aralıksız sürdürüyor. Ersin Tünay’ın adanmışlığı, yalnızca alkışlarla değil, değişen hayatlarla, oluşan farkındalıklarla ve kalplerde yankı bulan ezgilerle ölçülüyor. Onun önderliğinde müzik, bir umut diline dönüşüyor.
- Özel Eğitim Çocuklarının Umudu: Gökhan Akikol
Mardin Artuklu’da Özel Eğitimin Sessiz Kahramanı Mardin’in Artuklu ilçesinde görev yapan özel eğitim uzmanı Gökhan Akikol, 9 yıllık meslek hayatında yüzlerce otizmli çocuğun hayatına dokundu. 1993 doğumlu olan Akikol, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi mezunu. 24 yaşından bu yana özel eğitim alanında aktif olarak çalışan genç eğitimci, kısa sürede bölgenin en güvenilen isimlerinden biri haline geldi. Bugüne kadar yüzlerce çocukla birebir çalışma yürüten Akikol, onlarca öğrencisini mezun ederek eğitim hayatlarına yeni bir yön verdi. En dikkat çeken başarılarından biri ise, konuşma güçlüğü yaşayan çocukların ilk kelimeleriyle ailelerine umut olması. "Bir annenin çocuğundan ilk kez ‘anne’ kelimesini duyması, tüm yorgunluğa değiyor." diyen Akikol, sadece öğrencileri değil, aynı zamanda aileleri de bu sürece dahil ederek bütüncül bir yaklaşım benimsiyor. “Gelişim bir bütündür; gelişmeyen öğrenci yoktur, geliştiremeyen ebeveyn ve öğretmen vardır.” Bu cümle, Gökhan Akikol’un mesleki felsefesinin temelini oluşturuyor. Alanında Uzman, Sahada Aktif 9 yıllık iş tecrübesine sahip olan Akikol, bugüne kadar yüzlerce mesleki eğitim ve seminere katıldı. Geliştirici ve eğitici oyunlar, etkinlik fikirleri, öğretim materyalleri tasarlayarak hem kendi öğrencilerine hem de Türkiye’nin dört bir yanındaki eğitimcilere ilham veriyor. Aynı zamanda sosyal medya üzerinden de binlerce kişiye ulaşıyor. Instagram'daki @mardin_otizm_egitimii hesabında, özel eğitime dair uygulamalı örnekler, eğitim videoları ve ailelere yönelik içerikler paylaşıyor. Hesap, bugün itibariyle 11.600’ün üzerinde takipçiye sahip. Profesyonel Yaklaşım, İnsan Merkezli Eğitim Gökhan Akikol’un en dikkat çeken yönlerinden biri, öğrencilerle empati kurma gücü ve sabırlı yaklaşımı. Her çocuğun gelişimsel sürecini bireysel olarak ele alıyor. “Özel eğitim öğrencilerimiz ne kadar zor görünse de, yapabileceğimiz ve başarabileceğimiz bir yol mutlaka vardır.” diyen Akikol, sadece eğitim değil, bir dönüşüm süreci yürütüyor. Bölgesel Bir Değer Mardin Artuklu’da özel eğitimin niteliğini yükselten Gökhan Akikol, birçok aile için bir umut kapısı haline gelmiş durumda. Yıllar içinde edindiği bilgi birikimi ve sahadaki başarıları, yalnızca bireysel bir kariyer hikâyesi değil; aynı zamanda toplumsal bir başarı öyküsü.
- Eğitimde Bir Işık, Hayatta Bir Yol Gösterici: Selçuk Tütak’ın İlham Veren Hikayesi
1980 yılında Mardin’de doğan Selçuk Tütak, zorluklarla dolu bir çocukluktan, Türkiye'nin dört bir yanına umut ve ilham taşıyan bir eğitim liderine dönüşen azimli bir yolculuğun kahramanı. Konya Selçuk Üniversitesi İlköğretim Matematik Öğretmenliği bölümünü 2005 yılında tamamladı. Üniversite yıllarında gazetecilikle tanıştı, yazılar kaleme aldı, konferanslar düzenledi. Henüz öğrenciyken kurduğu Nesl-i Ati Gazetesi ile düşünce dünyasında yer edinmeye başladı. Mezuniyetinin ardından ilk görev yeri olan Ağrı Doğubayazıt'ta 5 yıl boyunca öğretmenlik ve idarecilik yaptı. Bu süreçte yalnızca ders anlatmakla kalmadı; TÜBİTAK olimpiyatları, SODES ve Comenius gibi birçok projeye liderlik etti. Öğrencileriyle birlikte "Bu Benim Eserim" yarışmasında Doğu Anadolu derecesi aldı. İstanbul’a tayin olduktan sonra projeler durmadı. 13 büyük bilim, sanat, matematik projesine öncülük etti. Türkiye genelindeki matematik olimpiyatlarında öğrencileri Türkiye 5.si oldu. Hem bir eğitimci hem de bir sanat tutkunu olarak Türk Sanat Müziği konserlerinde de sahne aldı. Mental aritmetik ve zekâ oyunlarına olan ilgisiyle "Akilus" adını verdiği kitabı kısa sürede ikinci baskıyı yaptı. Eğitimci kimliğiyle matematik kitapları kaleme aldı, yüzlerce öğrenciye bu alanda ilham oldu. Aynı zamanda yayımlanmış 14 kitabı, proje aşamasında olan 10 yeni çalışması ile edebiyat dünyasında da iz bırakıyor. Yön Verici Bir Eğitimci Yıllar içinde çeşitli illerde öğretmenlik ve idarecilik görevlerinde bulundu. Kayseri İl Milli Eğitim Müdürlüğü ARGE biriminde proje geliştirdi, seminerler verdi. E-twinning, Erasmus, TÜBİTAK 4006 projeleri, zekâ atölyeleri ve etnospor mangala turnuvaları ile adından söz ettirdi. Sadece sahada değil, dijital mecralarda da aktif. 138 bini aşkın takipçisiyle sosyal medya üzerinden eğitimle ilgili fikirlerini, projelerini ve başarılarını paylaşıyor. YouTube’da 10 bini aşkın abonesi, binlerce saat izlenmiş eğitici içerikleri bulunuyor. Eğitimde dönüşüm vizyonunu dijital platformlara da taşıyarak çok sayıda öğretmene yol gösteriyor. Lider Eğitimci Yazarlar Derneği’nin kurucu başkan yardımcısı ve Yenilikçi Eğitimciler Derneği'nin genel başkanı olarak eğitimde yenilikçi yaklaşımın savunuculuğunu yapıyor. Türkiye’nin dört bir yanında konferanslar, öğretmen kampları, eğitim sempozyumları düzenleyerek binlerce eğitimciye ulaşıyor. Maarif Nişanı ve "Mucize Öğretmen" Unvanı Tütak'ın eğitimdeki özverili çalışmaları, 68 sivil toplum kuruluşunun dikkatini çekti. Bu kuruluşların ortak kararıyla "Yılın Öğretmeni" seçildi ve kendisine Maarif Nişanı takdim edildi. Bu ödül, onun eğitim alanındaki üstün katkılarının bir göstergesidir. Kitaplar ve Genç Yazarlarla Projeler Selçuk Tütak, 30'a yakın kitap yazarak eğitim literatürüne katkıda bulundu. Ayrıca, "Küçük Yazarların Büyük Hikâyeleri" projesiyle, Türkiye genelinden 18 ilkokul öğrencisini bir araya getirerek bir kitap oluşturdu. Bu proje, öğrencilerin yazma becerilerini geliştirmelerine ve kendilerini ifade etmelerine olanak tanıdı. Tütak, aldığı ödülleri kişisel kazanç olarak görmeyip, topluma hizmet için kullandı. Gazze'deki zulme duyarsız kalmayarak, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilen maaş ödülünü Gazze halkına destek amacıyla Diyanet İşleri Başkanlığı'na bağışladı. Ayrıca, Kayseri Kitap Fuarı'nda genç yazarlarla birlikte hazırladığı "Eğlenceli Matematik Şiirleri" kitabının gelirini Mehmetçik Vakfı'na bağışladı.
- Arıcılık yapan kadın muhtar, kovan sayısını 11 yılda altıya katladı
Ardahan'ın Çıldır ilçesinin Kuzukaya Mahallesi Muhtarı Özlem Ballıkaya, arıcılıkta kovan sayısını 11 yılda altıya katladı. Ata mesleği arıcılıkla çocuk yaşlarda ilgilenen 45 yaşındaki Ballıkaya, 11 yıl önce ailesinden devraldığı kovanlarla üretim yapmaya başladı. Kovan sayısını bu süreçte 6 katına çıkaran kadın muhtar, köy işlerinin yanı sıra boş durmayıp üretime de katkı sağlıyor. Köydeki 250 kovanla yakından ilgilenip arıcılık yapan Ballıkaya, yaşadığı yerleşim yerindeki kadınları da üretime dahil etmeyi amaçlıyor. "Amacımız başka kadınların da arıcılık yapmasını sağlamak" Muhtar Özlem Ballıkaya, AA muhabirine, arıcılık ile muhtarlığı birlikte severek yaptığını söyledi. Muhtarlık ve arıcılığın yorucu olduğunu ancak severek yaptığı için yorgunluğu hissetmediğini ifade eden Ballıkaya, şöyle konuştu: "İşimi ve muhtarlığı severek yapıyorum. İşini severek yaptığında başaramayacağın bir şey yok. 40-45 kovanla başladım, şu an 250 kovanım var. Kadın olarak kendi işini yapmak, ayaklarının üzerinde durmak güzel. Diğer kadınlara da tavsiye ederim. Şu an bir proje yapma aşamasındayız. Amacımız başka kadınların da arıcılık yapmasını sağlamak." Bu yıl sezonun verimli geçmesini beklediğini dile getiren Ballıkaya, "Bu yıl hava, yağış ve çiçekler güzel. Bu nedenle sezonun güzel olacağını düşünüyorum." dedi. "Kadınlara ve üreticilere de son derece güzel bir örnek" Tarım ve Orman İl Müdürü Muhammet Fatih Cineviz de Ballıkaya'nın bölgede örnek teşkil ettiğini anlattı. Bakanlığın kadın üreticilere verdiği desteklere değinen Cineviz, şunları kaydetti: "Üretim kapasitesini artırmak ve üreticilerimizin gelir seviyesini yükseltmek amacıyla Bakanlığımızın geliştirdiği yeni destekleme modeliyle kadın üreticimize ve gençlerimize yönelik pozitif ayrımcılık yaptığımızın altını çizmek isterim. Özlem hanımı hem muhtar hem kadın üretici olması, bereketli elleriyle üretime sağladığı katkı nedeniyle ziyaret etmek istedik. Kendi faaliyetlerini yerinde görmek, ayrıca Bakanlığımızın bazı imkanları konusunda konuşmak istedik. Özlem hanımın atadan, dededen arıcılığın içerisinde bulunan birisi olarak kadınlara ve üreticilere de son derece güzel bir örnek teşkil ettiğini görüyoruz." Mahalle sakinlerinden Asiye Tektaş ise muhtar konusunda çok şanslı olduklarını belirterek, "Muhtarımız çok başarılı. İhtiyaçlarımızı gideriyor, taleplerimize karşılık veriyor. Allah kendisinden razı olsun. Biz kendisini seviyoruz." ifadelerini kullandı.
- İstanbul'da kanseri yenen çocuk için gökyüzüne balonlar bırakıldı
Babasının sosyal medyadan yaptığı çağrıya cevap veren binlerce kişi, 8 aylıkken yakalandığı kanser hastalığını 3 yaşında yenen Ali Asaf Demir'in mutluluğuna ortak olmak için Sancaktepe'de gökyüzüne rengarenk balonlar bıraktı. Sancaktepe'de oturan Esra ve Samet Demir'in oğulları Ali Asaf'a 8 aylıkken lösemi teşhisi konuldu. İki yıl tedavi gören Ali Asaf'ın zorlu geçen tedavi süreci ve ilik naklinin ardından yeniden sağlığına kavuşmasıyla aile büyük bir mutluluk yaşadı. Baba Samet Demir, sosyal medya hesabından yaptığı duyuruda, "Arkadaşlar, bizim fazla çevremiz yok. Oğlum kanseri yendi, balon uçurmak istiyor. Gelir misiniz?" yazarak, İstanbullulardan destek istedi. Bu paylaşımın kısa sürede yayılmasıyla birçok kişi Ali Asaf'ı mutlu etmek ve aileye destek vermek için bir araya gelmek istediğini iletti. Yapılan organizasyonun sonucu Sancaktepe Meydan Parkı'nda bugün etkinlik düzenlendi. Binlerce kişi ailenin mutluluğunu paylaşmak için parkta buluştu. Yüzlerce motosiklet sürücüsü de konvoy halinde balonlarıyla buraya geldi. Konserin ardından kanseri yenip iyileşen Ali Asaf ve ailesi platform üzerine çıktı. Küçük çocuğa Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin tarafından kırmızı pelerin giydirildi. Ardından 3 yaşındaki Ali Asaf ile tüm katılımcılar, renkli balonları gökyüzüne bıraktı. Balonlar uçurulurken baba Samet Demir gözyaşlarına hakim olamadı. Etkinliğin ardından katılımcılar Ali Asaf'la fotoğraf çektirdi. Avcılar'daki nikahlarının ardından alana gelen gelin ve damat da kanseri yenen çocuğun mutluluğuna ortak oldu. Baba Samet Demir, basın mensuplarına yaptığı açıklamada, çok duygulandığını anlattı. Demir, bu kadar kalabalığı beklemediğini dile getirerek, "Gelenlerden Allah razı olsun. Herkese çok teşekkür ederim. Oğlumu bu mutlu gününde yalnız bırakmadınız. İnşallah bu diğer hastalara da umut olur. Yaklaşık 2 yıl tedavi süreci oldu, kemoterapi gördü. Sonra hastalık tekrar nüksetti, nakil oldu ve iyileşti. Bu kadar kalabalık beklemiyorduk. Birkaç kişi gelir diye düşündük. Halkımız yalnız bırakmadı." diye konuştu. "Bize kocaman bir aile olduğumuzu hissettirdiler" Anne Esra Demir ise çok zor süreçlerden geçtiklerini belirtti. Etkinliğe katılanların bu mutlu günlerinde kendilerine kocaman bir aile olduğunu hissettirdiğini kaydederek, "Umarım çocuklar hiç hasta olmaz, kanser değil biz güçlüyüz.' diyorum. Aileler umutlarını hiç kaybetmesin, umut her zaman var. Biz, bu süreçte eşimle birbirimize daha çok bağlandık, kenetlendik. Bu süreçte biz onları yalnız bırakırsak onların anne ve babasından başka kimseleri yok, umutlarını hiçbir zaman kaybetmesinler." ifadelerini kullandı. Sancaktepe Belediye Başkanı Alper Yeğin de Ali Asaf Demir'e destek için gelen vatandaşlara teşekkür ederek, kansere karşı savaş veren çocuklara Allah'tan şifa diledi.
- Elif Töngel: Sanatı Kimonolara Taşıyan ve Moda Dünyasında Yükselen Başarılı Bir Modacı
Moda dünyasında hızla yükselen isimlerden biri olan Elif Töngel, kendi markası TONGELELIF’le adını duyurmayı başarmış güçlü bir tasarımcı ve modacı. Moda, sanat ve kültürü birleştiren Töngel, Japonya’nın geleneksel kimonolarını modern bir çizgide yeniden yorumlayarak, her tasarımını bir sanat eserine dönüştürüyor. Kendi deyimiyle, “Sanatı insanlarla buluşturmak ve onları özgürleştirmek” onun modaya bakışını özetliyor. 43 bin kişilik Instagram topluluğuna ve Trendyol gibi büyük platformlardaki mağazasına sahip Töngel, başarı hikayesini estetik kadar kalite ve kullanışlılık üzerine de kuruyor. Adobe programlarında bir tablo gibi hazırladığı desenler, kimonoları adeta bir sanat eseri gibi gösteriyor. Zarif kumaş seçimleri ve ustaca işçilikle öne çıkan kimonolar, plajdan gece davetlerine kadar her ortama uyum sağlayan birer başyapıt niteliğinde. Başarısının temelinde, Brand Management, Brand Consultancy, Brand Awareness ve Meta Advertising alanlarındaki uzmanlığı da yer alıyor. Yalnızca tasarımlarıyla değil, aynı zamanda markalaşma ve sosyal medya yönetimindeki güçlü duruşuyla da fark yaratan Töngel, moda dünyasında ilham veren bir örnek. Kendi ürünlerini instagram ve Trendyol üzerinden modaseverlerle buluşan Töngel, tasarımlarında sadece modayı değil, sanatı da taşımayı hedefliyor. Yeni koleksiyonunda İspanyol paça pantolonlardan oversize sweat takımlara, canlı renklerden cesur desenlere kadar yenilikçi ve yaratıcı parçalarla modanın sınırlarını zorluyor. Elif Töngel’in tasarımları, stiline sanatsal bir dokunuş arayan herkes için eşsiz bir seçenek. Sanatı giyilebilir kılan Elif Töngel, başarı dolu yolculuğuyla moda dünyasına ilham vermeye devam ediyor.
- Hobi Olarak Başladı, Türkiye'deki 8 Filografi Sanatçısından Biri Oldu
Elazığ’da yaşayan Ayhan Güneş, 2013 yılında bir sergide tanıştığı filografi sanatına duyduğu ilgiyi zamanla tutkuya dönüştürdü. Evinin bir bölümünü atölyeye çevirerek başladığı bu sanatsal yolculuk, onu Türkiye’de Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından onaylanan 8 filografi sanatçısından biri haline getirdi. İlk olarak hobi olarak başladığı filografi sanatında kısa sürede büyük bir ustalık kazanan Güneş, 500’den fazla eser ortaya koydu ve bunları 1 tanesi yurt dışı olmak üzere 11 kişisel sergide sanatseverlerle buluşturdu. Eserleri arasında üretimi bir gün sürenler olduğu gibi, tamamlanması dört ay süren tablolar da bulunuyor. Filografi alanında Türkiye genelinde sadece 8 sanatçıdan biri olmayı başaran Güneş, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde bu unvana sahip tek kişi olma özelliğini de taşıyor. Kendi kurduğu atölyelerde yalnızca üretim değil, aynı zamanda eğitim de veriyor. Çocuklara bu sanatı öğreterek, onların hem sanatsal yönünü geliştirmeyi hem de psikolojik anlamda destek olmayı hedefliyor. Ayhan Güneş'in dikkat çeken bir diğer projesi ise "Orada Bir Sanat Var Uzakta". Bu projeyle birlikte köy okullarına giderek çocuklara filografi sanatını tanıtıyor, atölyeler düzenliyor. Sanatla tanışan çocuklar hem hayal güçlerini hem de el becerilerini geliştiriyor. Güneş’in sanatı devlet nezdinde de takdir gördü. Katıldığı sınavın ardından, Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından resmen tanındı. Hatta Elazığ’a yaptığı ziyarette Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da kendi imzasını işlediği özel bir tablo hediye etti. Kamu görevine devam ederken aynı zamanda filografi sanatını hem yaşatan hem de yeni nesillere aktaran Ayhan Güneş, sanatıyla yalnızca telleri değil, kalpleri de birbirine bağlıyor.
- Kadın arıcı 2 kovanla başladığı arıcılıkta bu yıl yaklaşık 1,5 ton bal bekliyor
Artvin'in Şavşat ilçesinde çocuğuna doğal bal yedirebilmek için 7 yıl önce aldığı 2 kovanla arıcılığa başlayan 33 yaşındaki Elif Kör, aradan geçen sürede kendini geliştirerek kovanlarının sayısını 70'e çıkardı. İlçe merkezinde yaşayan 1 çocuk annesi Kör, 7 yıl önce çocuğuna doğal bal yedirebilmek amacıyla arıcılığa başladı. Arıcılıkla ilgili araştırmalar yaparak bilgiler edinen Kör, 2 kovanla işe koyuldu. Zamanla ürettiği balların kendisi için fazla olduğunu fark eden Kör, bir bölümünü satarak aile bütçesine de katkı sağladı. Kör, ürettiği ballara ilginin her geçen yıl artmasıyla kovan sayısını 70'e yükseltti. Farklı renklere boyadığı kovanlarıyla sosyal medya hesabından paylaşımlar da yapan Elif Kör, bölgeye gelen turistlerin de ilgisini çekerek arılığını ziyaret etmelerini sağladı. Kör, Kafkas arısının gen merkezi olan bölgede arılığını geliştirmek için başvurduğu Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan (TKDK) yüzde 70'i hibe olmak üzere 624 bin liralık destek almaya hak kazandı. "İki kovanla başladığım bu serüvende 70 kovana ulaştım" Elif Kör, AA muhabirine, arıcılığa başlamasındaki en önemli etkenin, oğlunun bala düşkünlüğü olduğunu söyledi. Oğlu henüz 3 yaşındayken hobi amaçlı arıcılıkla tanıştığını belirten Kör, şöyle devam etti: "Ürettiğim balı sofraya koymanın verdiği mutlulukla arıcılığı geliştirdim. Kovan sayımı her yıl artırdım. İki kovanla başladığım bu serüvende 70 kovana ulaştım. Arıcılık zor ve meşakkatli bir iş, beden gücü gerektiriyor. Arılığımda her şeyi tek başıma yapıyorum. Kovan taşıyorum, tamir ediyorum, bal sağımı yapıyorum. Bir kadın için ekstra yorucu oluyor ama bunu zevkle yapıyorum. Arıları çok seviyorum, onlara tutkuyla bağlı olduğum için zorlukların üstesinden geliyorum." Kör, arıcılıkla ilgili yaptığı çalışmaları sosyal medyadan paylaşmasıyla daha fazla ilgi gördüğünü dile getirerek, "Sosyal medyadan çok güzel tepkiler aldım. Özellikle kadınlar bana ulaşıp, 'Elif Hanım arıcılık yapmak istiyoruz, bize destek olur musunuz?' dedi. Elimden geldiğince destek olmak benim için gurur verici oldu. Sosyal medyada dikkat çekmemin bir nedeni de arılığımın çok renkli olması. Renkli kovanlarım, çevre düzenlemem ve maskelerimle daha da ilgi çekici hale geldim." diye konuştu. Kadın elinin değdiği her şeyin daha düzenli ve güzel olduğunu belirten Kör, "Arılığımı turizme de açtım. Zaman zaman turistleri ağırlıyorum. Arılığıma birçok insan geldi, ünlüleri misafir ettim. Türkiye'nin dört bir yanından insanlar geldi. Haziran ayında da turist kafilelerini ağırlamayı sürdüreceğim. Arılığıma turlarla misafirler gelecek. Böylece Artvin'in balını ve kültürünü tanıtmış olacağım" ifadelerini kullandı. Arıcılığın kendisi için aynı zamanda bir gelir kaynağı olduğunu dile getiren Kör, bu yıl 70 kovanlı arılığından 1,5 tona yakın bal beklediğini söyledi. TKDK'dan yüzde 70'i hibe desteği Bugüne kadar arıcılıkta maddi bir destek almadığını ifade eden Elif Kör, 7 yıl boyunca kendi imkanlarıyla işini sürdürdüğünü anlattı. Kör, arılığını geliştirebilmek için Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumuna başvurduğunu belirterek, "Yüzde 70'i hibe olmak üzere 624 bin liralık destek aldık. Arılığımı büyütmek için önemli bir kaynak olacak. Bu işi daha da büyütmek, ana arı üretmek, farklı arı ürünleri geliştirmek istiyorum." diye konuştu.
- Kadın usta öğreticiler, Yozgat'ın kültürel mirasını sanatla tanıtıyor
Kültürel mirası sanat yoluyla görünür kılmak amacıyla başlatılan "Şehr-i Sanat Yozgat Projesi" kapsamında kadın usta öğreticiler, 7 ayda 30'a yakın eser üretti. Yozgat'ta 5 kadın usta öğretici, "Şehr-i Sanat Yozgat Projesi" ile kentin kültürel mirasını sanatla tanıtıyor. Yozgat Valiliği himayesinde İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü ile İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliğiyle yürütülen proje kapsamında, halk eğitimi merkezlerinde görevli 5 kadın usta öğretici tarafından 7 ayda 30'a yakın sanat eseri hazırlandı. Geçen yıl ekim ayında başlanan çalışmalarda üretilen eserler, Müzeler Haftası kapsamında Sarıkaya Roma Hamamı ve eski askerlik şubesi binasında sanatseverlerin beğenisine sunuldu. Yozgat'ın kültürel mirasını sanat yoluyla tanıtmak amacıyla başlatılan projeyle mozaikten bakır rölyefe, ahşap yakmadan sepet örücülüğüne kadar geleneksel ve modern teknikler bir araya getirildi. Hazırlanan eserler arasında "Roma Hamamı" temalı ahşap yakma, "Yozgat Türküleri" temalı tablo, deriyle işlenmiş filografi çalışmaları, yöresel motifli dekoratif sepetler, tuval boyama, resim, ahşap taban süslemeli mozaik yer alıyor. Proje yürütücüsü Emine Ser Tanrıverdi, AA muhabirine, 4 ekip arkadaşıyla özverili bir çalışmayla projeyi hayata geçirdiklerini söyledi. Destek gördükleri takdirde bu tür projeleri üretmeye devam edeceklerini ifade eden Tanrıverdi, "Halk Eğitimi Merkezindeki usta öğretici arkadaşlarımla yaklaşık 7 ayda bu çalışmaları yaptık. Yozgat'ın tarihini biz de üretim süreciyle birlikte tanıdık, zengin geleneklerini keşfettik." dedi. "Sanatsal bir hareketlilik başlattığımıza inanıyoruz" Gücünden faydalandıkları sanatı araç olarak kullandıklarını vurgulayan Tanrıverdi, gelenekselle çağdaşı bütünleştirdikleri çalışmalarla Yozgat'ın kültürünü geleceğe aktardıklarını dile getirdi. Projeyi yalnızca bir sanat faaliyeti olarak görmediklerini belirten Tanrıverdi, şöyle devam etti: "Yollar ve binalar şehirleri geliştirir ama şehirlerin bir de ruhu vardır. Biz bu ruha sanatla dokunmak istedik. Sanat aracılığıyla kültürel tanıtım yapılır ve bu değerler geleceğe taşınır. Kadının elinin değdiği her yer güzelleşir. Kadının neler başarabileceğini hep birlikte gösterdik. Sergilenen ürünlere baktığınızda, bir anne elinin değdiği güzelliği hissedeceksiniz. Biz bir başlangıç yaptık. Belki bizden sonra gelenler bu çalışmalardan ilham alarak daha iyilerini yapacak. En azından Yozgat'ta sanatsal bir hareketlilik başlattığımıza inanıyoruz." Usta öğreticilerden Safiye Karaaslan da "Ben Yozgatlıyım ama bu kadar zengin bir kültürel mirasa sahip olduğumuzu bilmiyordum." diye konuştu Projede yer alan ahşap yakma eğitmeni Sevim Korkmaz ise Yozgat'ın kültürüne katkı sunmanın gurur verici olduğunu söyledi. Korkmaz, "Ahşap yakma çalışmalarında yalnızca klasik işlem yapmadık. Boyutlandırdık, deriyle birleştirdik, filografiyle zenginleştirdik." ifadesini kullandı.
- DÜZCE’NİN GAYRİMENKULDE PARLAYAN YILDIZI: FUAT ÇAKIR
Düzce’de emlak sektörünün önde gelen isimlerinden biri haline gelen Fuat Çakır, kurucusu olduğu İnci Emlak ile sadece konut değil, güven ve istikrar da inşa ediyor. Bugün sektördeki pek çok danışmana ilham kaynağı olan Çakır, başarısını sadece satış rakamlarıyla değil, insan odaklı yaklaşımıyla da kanıtlamış durumda. Bir Ofisten Markaya Uzanan Yolculuk Gayrimenkul sektörüne ilk adımını attığında, elinde yalnızca çalışma azmi ve dürüstlüğü vardı. Ancak zamanla müşteri memnuniyetini merkeze alan hizmet anlayışıyla kısa sürede fark yaratmayı başardı. Bugün İnci Emlak'la beraber Düzce’nin en bilinen emlak danışmanlarından biri olarak gösteriliyor. Fuat Çakır’ı benzerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biri, istikrarlı ve sistematik çalışma prensipleri. Müşterilerine sunduğu hizmetin her aşamasında şeffaflığı ön planda tutan Çakır, “bir ev satmak değil, bir hayat kurmak” düşüncesiyle hareket ediyor. Bu bakış açısı, ona sadece müşteriler değil, aynı zamanda sektör profesyonelleri arasında da saygınlık kazandırmış durumda. İnci Emlak, sadece bireysel başarı hikayesinin değil, aynı zamanda bir ekip ruhunun eseri. Bünyesinde 10 danışmana istihdam sağlayan Çakır, genç yeteneklere rehberlik ederek onları sektöre kazandırıyor. Ekip içerisinde düzenli eğitimler, motivasyon toplantıları ve performans analizleriyle sürdürülebilir başarıyı amaçlıyor. Sosyal medyayı aktif ve profesyonel şekilde kullanan Fuat Çakır’ın Instagram hesabı (@fuat_cakr), sektördeki güncel projeleri ve başarı hikayelerini takipçileriyle buluşturuyor. 7.900’den fazla takipçisi olan sayfa, güvenilirlik ve şeffaflığın dijital yansıması olarak görülüyor. Düzce’nin Emlakta Yeni Tanımı: İnci Emlak Bugün Düzce’de ev almak ya da satmak isteyenlerin ilk durağı haline gelen İnci Emlak, müşteri memnuniyetini en yüksek seviyede tutarak referansla büyümeye devam ediyor.
- Bedensel engelli Kübra Denizci Keskin, Yeşil Bursa Rallisi'nde zirveyi hedefliyor
Bedensel engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin, Petrol Ofisi Maxima 2025 Türkiye Ralli Şampiyonası'nın üçüncü ayağı olan Yeşil Bursa Rallisi'nde, kendi kategorisi olan "RC5"te zirveyi hedefliyor. Türkiye Otomobil Sporları Federasyonunun düzenlediği Yeşil Bursa Rallisi, 23-25 Mayıs tarihlerinde 59 otomobil ve 118 sporcuyla start alacak. Yarışlarda "RC5" kategorisinde mücadele edecek sporcuların arasında Atış Motor Sport Takımı'ndan bedensel engelli kadın ralli pilotu Kübra Denizci Keskin de yer alıyor. Kariyerine "Türkiye Tırmanma Şampiyonası" ile başlayan, ardından ralli yarışlarına geçiş yapan Kübra Denizci, Türkiye ve Avrupa ralli şampiyonalarında yarışan ilk engelli kadın sporcu olma ünvanını taşıyor. Aynı zamanda klinik psikolog olan sporda ve yaşamda engellerin ötesine geçen duruşuyla ilham veren Kübra Denizci Keskin, Yeşil Bursa Rallisi'nde de gözünü kürsünün zirvesine dikti. "Engelli kadın olarak dünyada ralli branşında yarışan tek kişiyim" Kübra Denizci Keskin, AA muhabirine, 2004 yılında yüksekten düşme sonrasında omurilik yaralanması geçirdiğini ve hayatının bu aşamadan sonra değiştiğini söyledi. Yaklaşık 3 sene tekerlekli sandalyeyle yeni hayatına adapte olmaya çalıştığını anlatan Kübra Denizci, sonrasında hedefleri doğrultusunda yaşamını sürdürdüğünü ifade etti. Kübra Denizci, iki üniversite bitirdiğini ve sporculuk kariyerinin yanı sıra çeşitli alanlarda çalıştığını belirterek, şöyle konuştu: "Osmangazi Belediyesi Meclisi'nde çalışıyorum. Bunun yanı sıra kendim zor bir süreçten geçtiğim için benzer süreçlerden geçen insanlara destek olmak adına klinik psikolog oldum. Travma sonrası iyileşme ve gelişme üzerine çalışıyorum. 2018 yılında sporculuk kariyerimde yarışmak için federasyona başvurdum. Engelli kadın olarak dünyada ralli branşında yarışan tek kişiyim. Tabii ki bu sürece hazırlanma dönemim bayağı uzun sürdü. 2022 yılında yarış lisansımı aldım ve 2023 yılında da Türkiye Tırmanma Şampiyonası ile yarışlara başlamış oldum." Kübra Denizci Keskin, tekerlekli sandalye kullanan bedensel engelli birey için otomobil kullanmanın önemli bir özgürlük olduğunu vurguladı. Çocukluktan itibaren otomobillere karşı ilgisinin olduğunu anlatan Kübra Denizci, "Ailemizde de bir pilot vardı. Onun yarışlarını izleyerek büyüdüm. Bu benim hayalimdi. Bunu gerçekleştirmek için de önümde bir engel yoktu. Otomobil sporlarında olmak adına da çok ciddi bir çaba verdim." diye konuştu. "Kategorimi birinci olarak zirvede tamamlamayı çok istiyorum" Kübra Denizci Keskin, Avrupa Ralli Şampiyonası'nda yarışma imkanı bulduğunu ve bunun kariyeri açısından önemli olduğunun altını çizdi. Uluslararası Otomobil Federasyonunun (FIA) Roma'da düzenlenen yarışlarda kendisini dünyadaki tek engelli ralli pilotu olarak duyurduğunu hatırlatan Kübra Denizci, şöyle devam etti: "Bir sonraki yarışta Çekya'da podyuma çıkarak Avrupa Ralli Şampiyonası'nda da güzel bir başarı elde etmiş olduk. Şimdi önümde Yeşil Bursa Rallisi var. Bu yarış benim için çok önemli. Çünkü evimdeyim. Bu sene bir Bursa takımıyla yarışıyorum. Etaplar zaten çok güzel. Aynı zamanda bu sene ayrıca da bir seyirci etabı yapıldı. Bu yarış için çok heyecanlıyım. Başarı elde etmek istiyorum. Kategorimde iyi bir puanla tabii ki iyi bir yerde bulunmak istiyorum. Kategorimi birinci olarak zirvede tamamlamayı çok istiyorum. Çünkü şampiyonada aldığımız puanların hepsi çok değerli. Şampiyona uzun, yarışlar çok fazla. Aldığımız bütün puanlar sonuca yansıyor. O yüzden bizim için çok değerli bir hale geliyor." "Dünya Ralli Şampiyonası'nda start alan ilk engelli kadın sporcu olmak istiyorum" Kübra Denizci Keskin, sezon hedeflerinden birinin de Avrupa Ralli Şampiyonası'nda yarışmak olduğunu belirterek, şunları kaydetti: "Dünya Ralli Şampiyonası'nda start alan ilk engelli kadın sporcu olmayı çok hayal ediyorum. Hedefim aslında daha fazla engelli sporcuyu otomobil sporlarına kazandırabilmek. Hem çalışıyorum hem de yarışıyorum. Antrenmanlar yapıp yarışlara katılmak önemli. Yöneticilerimizin, Osmangazi Belediye Başkanımız Erkan Aydın'ın bana verdiği desteği çok önemsiyorum. Çünkü spora devam edebilmek için destekçilerle bu yolu yürümemiz gerekiyor."











