top of page

Boş arama ile 1050 sonuç bulundu

  • 11 kadına istihdam sağladı, iki çocuğa annelik yaptı

    Zonguldak’ın Devrek ilçesinde eşiyle birlikte işlettiği restoranda 11 kadına istihdam sağlayan 50 yaşındaki Yadigar Benli, çalışan bir anne olmanın zorluklarını aile dayanışması ve kadın emeğiyle aştı. Anneler Günü’nde yaşadıklarını anlatan Benli, hem iş hayatında hem annelikte verdikleri mücadeleyi samimi sözlerle paylaştı. Devrek’te eşiyle birlikte restoran işleten iki çocuk annesi Yadigar Benli, yıllar içinde verdikleri emeğin bugün birçok kadına iş kapısı olduğunu söyledi. İşletmelerinde kadın çalışanlara öncelik verdiklerini belirten Benli, aynı çatı altında 11 kadınla birlikte üretmeye devam ettiklerini ifade etti. İş hayatında kadın olmanın ciddi sorumluluklar getirdiğini dile getiren Benli, çocuk, ev ve iş hayatını aynı anda yürütmenin kolay olmadığını söyledi. Eşi ve çalışma arkadaşlarının desteği sayesinde bugünlere geldiklerini belirten Benli, yoğun tempoya rağmen mücadeleden vazgeçmediklerini anlattı. "KADIN OLMAK VE İŞ KADINI OLMAK GERÇEKTEN ÇOK ZOR" İşletmelerinde kadın istihdamına büyük önem verdiklerini belirten Yadigar Benli, "İki çocuk annesiyim. Ailece işletiyoruz eşimle beraber. Şu an yanımda 11 çalışan kadın arkadaşım var. Onlarla bu yolda ilerlemeye çalışıyoruz" diyerek kadın dayanışmasının altını çizdi. İş hayatında karşılaştıkları zorluklara değinen Benli, "Zor günlerimiz çok oldu, kolay gelmedik tabii ki buralara. Hem çocuk, hem ev, hem aile, iş tabii ki bizi zorladı. Ama eşimle beraber ve çalışan arkadaşlarımla beraber buralardayız" ifadelerini kullandı. Yoğun bir çalışma temposu içinde olduklarını ifade eden Benli, mesai saatlerini şu sözlerle anlattı: "Mesaimiz sabah saat 6'da başlıyor. Çorbalarımızla beraber yemeklerimize geçiyoruz. Sonrasında öğlen aramız başlıyor. Günün en yoğun saatimiz öğlen arasıdır. Gün içerisinde akşam 9'a kadar devam etmekte. Akşam saat 9 gibi iş yerimizi kapatıyoruz. Buradan çıktığımızda da evimize gidiyoruz." İş ve ev arasındaki dengeyi sağlamanın yorucu olduğunu dile getiren Benli, çalışan bir anne olmanın zorlu süreçlerini şu sözlerle aktardı: "Gün içerisinde zaten çok yorgun oluyoruz. Çocuklarımıza vakit ayırıyoruz belli saatlerde. Bu şekilde devam ediyoruz. Tabii evin işi hiçbir zaman bitmiyor. Hanımlar bunu daha iyi bilirler. Kadın olmak zor. Hem iş kadını olmak hem hayatta kadın olmak gerçekten zor. Onları (çocukları) evde yalnız bırakıp gelmek, gün içerisinde çocuklarımla uzunca zaman vakit geçirememek, sadece onlara ayırdığım zamanın akşam 1-2 saat olması, bizim için zor süreçler oldu. Bu güçlüklerle birlikte onları da yetiştirdik, bugünlere getirdik çok şükür." "ANNELERİMİZ BAŞ TACIMIZ" Anne olmanın tarif edilemez bir duygu olduğunu söyleyen Yadigar Benli, sözlerini Anneler Günü mesajıyla tamamladı: "Anne olmak tabii ki çok güzel bir duygu. Çocukların varlığı ayrı bir güzellik bizim için. Tabii biz de onlara karşı olan sorumluluklarımızı elimizden geldiğince yerine getirmeye çalışıyoruz. Annelerimiz başımızın tacı. Onların hakkı bir gün değil, bir ömür ödenebilecek bir şey değil bana göre. Hakları hiçbir zaman ödenmez. Anneler Günü'nde başta kendi annem olmak üzere, kendim de bir anne olarak bütün annelerin Anneler Günü'nü kutlarım. Annelerimiz baş tacımız. Anneler günümüz kutlu olsun." "KADININ ELİNİN DEĞDİĞİ HER ŞEY GÜZELDİR" Yadigar Benli'nin eşi 50 yaşındaki Atilla Benli ise eşinin ticaretteki azminden övgüyle bahsetti. Geçmişte farklı sektörlerde de faaliyet gösterdiklerini söyleyen Atilla Benli, "Eşimle beraber bizim farklı sektörlerimiz de oldu. Sadece bu sektör değil; 16 yıl başka bir sektör, 4 yıl başka bir sektör, son sektörümüz bu. Eşimle tanıştığımızdan bu yana kendisi değişik ticari faaliyetlerde bulunmaya çalıştı, ticarete yönelik katkıları oldu sürekli" dedi. Eşinin iş hayatındaki güçlü karakterine dikkat çeken Benli, "Hatta kendi yerinden kendi dükkan sahibini kovmuşluğu da olmuştur. İnatçıdır ticarette, o kadar güçlüdür. Onun kararlı duruşları sayesinde, beraber aldığımız kararlar doğrultusunda bu günlere geldik" şeklinde konuştu. Başarılarının temelinde aile içi dayanışmanın yattığını belirten Atilla Benli, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün sözlerine atıfta bulunarak duygularını şu şekilde ifade etti: "Yani 'birlikten kuvvet doğar' dedikleri bu olsa gerek. Bir iki kelimeyle ölçülebilecek bir durum değil. İnsanların, tabii bizim yaşadığımız veya çoğu insanın yaşadığı bir durum da vardır. Lakin 'kadının elinin değdiği her şey güzeldir' cümlesiyle, 'Dünyadaki bütün güzellikler varsa bunlar kadının eseridir' diyen Atatürk'ün bir cümlesi vardı, onunla noktalamak isterim. Bazı kelimeler yetmiyor bazen anlatmaya bazı durumları." İşletmede anne olan personellerle çalışmaya özen gösterdiklerini belirten Benli, "Şimdi torunumuzla uğraşıyoruz. O da ayrı bir duygu, ayrı bir güzellik. Ne diyelim, inşallah onun da anne olduğu günleri görürüz. Ekip arkadaşlarımız da var. Hepsi de birer anne, bir iki tane genç arkadaşımız var. Sorumluluklarını bilen insanlarla çalışmaya çalışıyoruz." "ÇALIŞAN BİR KADININ ÇOCUĞU OLMAK ÇOK BÜYÜK BİR AVANTAJ Çalışan bir annenin çocuğu olarak büyümenin kendisine kattığı değerleri anlatan 28 yaşındaki Neslişah Gemici, annesinin güçlü figüründen ilham aldığını söyledi. Zorlukların üstesinden ailece geldiklerini belirten Gemici, "Elbette çok zor ve daha güçlü olmanız gereken bir durumla karşı karşıya kalıyorsunuz. Ben çoğu zaman annemin yanında, anneme yardım ederek, annem ve babamla birlikte hep çalışarak onların yanında oldum. Annem hiçbir zaman bizi yalnız bırakmadı, ne kadar çalışırsa çalışsın" ifadelerini kullandı. Kardeşiyle olan dayanışmasını anlatan Gemici, "Kız kardeşim de vardı. Ona ben annelik etmek zorunda kaldım. Çünkü onun yaşı daha küçüktü. Sabah okula giderken onu ben giydirdim, saçlarını ben topladım. Dediğim gibi çünkü çalışan bir annemiz vardı. Ve biz kardeşimle birbirimizin eksiklerini daima tamamlamaya çalıştık" şeklinde konuştu. Çalışan bir anneyle büyümenin kendisine özgüven kattığını vurgulayan Gemici, annesiyle duyduğu gururu şu sözlerle dile getirdi: "Ama şöyle bir gerçek var ki; çalışan bir annenin kızı olmak iyi mi kötü mü? Kesinlikle çok iyi bir duygu. Çünkü 'daha ne kadar güçlü olabilirim, daha ne kadar kendim başarabilirim' duygusunu en yakınınızdan aldığınızda o güç zehirlenmesini yaşıyorsunuz zaten. Ve bizde de öyle oldu. Kardeşim de ben de hiçbir zaman hiçbir zorluktan korkmayan, daima bütün zorlukları aşabileceğine inanan iki kadın olarak bu yaşa geldik. Ve bundan da hiçbir zaman pişman olmadık." Bu durumun sosyal hayatına ve hayata bakışına olumlu yansıdığını ifade eden Gemici, "Bunun avantajları da çok oldu. Bakış açınız bile çalışan bir anneye sahipseniz daima daha geniş oluyor. Daha anlayarak, anlamlı bakabiliyorsunuz hayata. Çünkü dört duvar arasına sıkışmış olmuyorsunuz. Sadece bir evde büyümenin de vardır avantajları ama siz küçük yaştan itibaren kalabalığa, ortama, insanlarla konuşmaya, farklı konuşmalara şahit olmaya başlıyorsunuz. Ve bu yüzden iyi ki annem çalışan bir anneymiş, çalışan bir kadınmış. Annemle gurur duyuyorum. Ve çalışan, çalışmayan, izleyen, izlemeyen bütün kadınlarla da gurur duyuyorum. Kadın olmak çok güzel bir duygu" dedi.

  • Ellerini kaybetti, hayata daha çok sarıldı

    Şırnak’ın Uludere ilçesinde henüz 10 yaşındayken eline aldığı cismin patlaması sonucu iki elini ve bir gözünü kaybeden 32 yaşındaki Bayram Yılmaz, engeline rağmen birçok spor dalıyla ilgilenerek hayata tutundu. Uludere ilçesi Taşdelen köyünde yaşamını sürdüren Bayram Yılmaz, 20 Şubat 2004’te henüz 10 yaşındayken eline aldığı yabancı bir cismin patlamasıyla iki elini ve bir gözünü kaybetti. Uzun yıllar birçok problemle karşılaşan Yılmaz hocalarının da teşvikiyle hayata devam etmesi gerektiğinin farkına vardı. Öğretmenlerinin yönlendirmesiyle spora gidip derecelerle hayata daha da sıkı tutunan Yılmaz, birçok beceri de kazandı. Ellerini kaybetti, hayata daha çok sarıldı Bayram Yılmaz, 20 Şubat 2004’te henüz 10 yaşındayken bilmediği bir cismi merakından eline aldığını ve cismin patlaması sonucu iki elini ve bir gözünü kaybettiğini söyledi. Yılmaz, taburcu olduktan iki yıl sonraya kadar da stresli bir psikoloji içerisinde büyümeye çalıştığını hocalarının da bu doğrultuda kendisini okula daha fazla teşvik ettiğini belirtti. Bu süre içerisinde çeşitli problemler yaşadığını dile getiren Yılmaz, yaşadığı problemlerin bir süre sonra önemli olmadığını anladığını kaydetti. İçinde doğuştan gelen bir hırs ve azmin olduğunu anlatan Yılmaz, kendisinin bu nedenle okuluna devam ettiğini vurguladı. Yılmaz, lisede beden hocasının ısrarlı teşvikiyle spora başladığını ve bu doğrultuda Şırnak’ta girdiği yarışmada herhangi bir engeli olmayan insanlara 350 metre fark atarak birinci olduğunu söyledi. Yılmaz, Adana’daki Türkiye kupasına da katılım sağlayıp burada dereceler elde ettiğini, kazandığı dostluklar, gördüğü yeniliklerle hayata daha da sıkı tutunduğunu ve araba sürmeyi de öğrendiğini dile getirdi. Yılmaz, ’’Hayatın ne kadar güzel olduğunu dört duvar içerisinde kalarak göremez insanlar, bu yüzden dışarıya çıkıp hayatı izlemeliler’’ dedi.

  • 7 üniversite bitiren emekli asker 9.’su için sınava girdi

    Denizli’de hayat boyu öğrenmenin güzel bir örneğini yaşatan emekli asker, halen devam ettiği 8’inci üniversite eğitimine birisini daha eklemek için yeniden sınava girdi. Okuma aşkı ve kendini sürekli geliştirme azmiyle gençlere örnek olan Emekli Jandarma Astsubay, iş insanı ve Denizli Burdurlular Derneği Başkanı Şükrü Sezen, eğitim, çalışma hayatı ve sosyal sorumluluk faaliyetlerini bir arada başarıyla sürdürüyor. Hayat boyu öğrenmenin yaşının olmadığına ispatı olan Şükrü Sezen, 7. üniversite diplomasına, Pamukkale Üniversitesi Coğrafya Bölümünü geçtiğimiz yıl başarıyla tamamlayarak sahip oldu. Halen 8. üniversitesi olarak Yerel Yönetimler Bölümünde eğitimine devam etmekte olan Sezen, bilgiye ve öğrenmeye olan bağlılığının bir göstergesi olarak 9. üniversite eğitimini almak amacıyla genç adaylarla birlikte Yüksek Öğretim Kurumları Sınavında (YKS) ter döktü. Başarılı bir sınav geçiren emekli asker Şükrü Sezen, yeni eğitim öğretim döneminde iki bölümde birden eğitimine devam etmeyi hedefliyor.

  • 2 yaşında başladı, hedefi Fazıl Say gibi dünya sahnesine çıkmak

    Tunceli’de 2 yaşından beri piyano çalan 8 yaşındaki Demirhan Gündoğdu, ailesinin desteğiyle hayalini büyütüyor. Minik piyanistin en büyük hedefi ise Fazıl Say gibi başarılı bir sanatçı olmak. Tunceli’de yaşayan 8 yaşındaki Demirhan Gündoğdu, henüz 2 yaşındayken oyuncak piyanosuyla başladığı müzik serüvenini profesyonel eğitimle sürdürüyor. Küçük yaşına rağmen sergilediği performansla dikkat çeken Demirhan, her gün düzenli çalışarak kendisini geliştirmeye devam ediyor. En büyük hedefinin Fazıl Say gibi dünyaca tanınan bir piyanist olmak olduğunu söyleyen minik yetenek, ailesinin maddi ve manevi desteğiyle hayaline emin adımlarla ilerliyor. Babasının tayini nedeniyle Tunceli’den ayrılmaya hazırlanan Demirhan, çok sevdiği şehirden ayrılacak olmanın da üzüntüsünü yaşıyor. "Parmaklarım piyanoya yetişmediği için çalmakta biraz zorlanıyorum" Parmakları piyanoya yetişemediği için zorlandığını ancak çalışmaya devam ettiğini belirten minik piyanist Demirhan Gündoğdu, "8 yaşındayım, 2 yaşından beri piyano çalıyorum. Büyüyünce Fazıl Say gibi bir piyanist olmak istiyorum. Parmaklarım piyanoya yetişmediği için çalmakta biraz zorlanıyorum. Mesela bu eserde biraz zorlanıyorum ama kendimi hızlandırmak için her gün çalıyorum. Buradan gidiyorum, onun için çok üzgünüm. Bu türküyü söylerken burayı düşünerek söyledim. Burayı çok seviyorum. Burada daha uzun kalmak istiyorum ama gitmemiz gerekiyor" dedi. "Oğlum sayesinde ben de notaları ve piyano çalmasını öğrendim" Demirhan’la birlikte kendisinin de nota bilgisinin geliştiğini ve zaman zaman oğluna eşlik ettiğini aktaran anne Şeyma Gündoğdu, "Demirhan 2 yaşından beri piyano çalıyor. Kendi kendine öğrendi. Oyuncak piyanosuyla başladık aslında. 3 senedir de Defne Hocamızla beraber devam ettik. Oğlumu ileride piyanist olarak görmek isterim. Fazıl Say gibi bir piyanist olmak istiyor. Hedefleri hep piyano yönünde. Oğlum küçük yaştan beri piyano çalıyor. Bizler de maddi manevi destek oluyoruz. Bundan sonra da destek olmaya devam edeceğiz. Oğluma destek olmakla birlikte benim de nota bilgilerim gelişti. Oğlum sayesinde ben de notaları ve piyano çalmasını öğrendim diyebilirim. Flütle eşlik ediyorum bazen, bazen de tek başına çalıyor bana notaları anlatıyor" diye konuştu. 2 yaşında başladı, hedefi Fazıl Say gibi dünya sahnesine çıkmak Piyano öğretmeni Defne Bucak ise, "Demirhan’la yaklaşık 3 senedir çalışıyoruz. Onunla birlikte burada çok güzel konserler verdik. Çok güzel anılar biriktirdik. Şimdi gidiyor olması nedeniyle çok büyük bir üzüntü içerisindeyiz. Hem ben hem de piyano arkadaşları. Bir konser anısı daha bıraktı bize bir ay önce. Çok üzüntülüyüz ama onun için çok umutluyuz. Umarım gittiği şehirde daha güzel yerlere gelir, daha güzel işler başarır. Ben onu çok iyi sahnelerde göreceğimi düşünüyorum. Demirhan kısa süre içerisinde gerçekten çok güzel ilerledi. Kendisiyle ilk tanıştığımda küçük oyuncak orguyla kulaktan sağ eliyle çalıyordu, benimle birlikte kendini daha çok geliştirdi. Hem sağ hem sol elini kullandı. Pedalı rahatlıkla kullanabildi. Birçok teknik gelişimine destek olduk" şeklinde konuştu.

  • Türkiye hidroelektrikte Avrupa zirvesini zorluyor

    Yenilenebilir enerji alanında yıllardır sürdürülen istikrarlı yatırımlar, küresel arenada tarihi sonuçlar vermeye devam ediyor. Özellikle enerjide dışa bağımlılığı azaltmak ve makroekonomik göstergeler ile cari açığı dengelemek adına kritik role sahip olan yerli enerji hamlesi, hidroelektrik santrallerindeki devasa kapasiteyle taçlandı. Açıklanan son uluslararası verilere göre Türkiye, su gücünden elektrik üretme konusunda gelişmiş ülkeleri geride bırakarak yeni bir rekora imza attı. Norveç hariç Avrupa'da rakipsiziz Enerji sektörünün en prestijli kurumlarından Uluslararası Hidroelektrik Derneği (IHA), merakla beklenen "2026 Dünya Hidroelektrik Görünümü" raporunu yayımladı. Rapordan yansıyan detaylar, Türkiye'nin su kaynaklarını enerjiye dönüştürme konusundaki çarpıcı yükselişini belgeliyor. Güncel verilere göre, ülkemizin hidroelektrik kurulu gücü tam 32 bin 294 megavat seviyesine ulaşmış durumda. Bu kapasite, Türkiye'yi Avrupa kıtasında adeta erişilmez bir noktaya taşıdı. Fransa, İspanya ve İtalya gibi sanayisi gelişmiş köklü Avrupa ekonomilerini geride bırakan Türkiye, kıta genelinde sadece Norveç'in ardında kalarak ikinci sıraya adını yazdırdı. Küresel devlerin yer aldığı ilk 10'dayızBu başarı yalnızca Avrupa sınırlarıyla kısıtlı kalmadı. Dünya çapındaki güç dengelerine bakıldığında da Türkiye, devasa coğrafyalara ve sınırsız su kaynaklarına sahip ülkelerle aynı ligde yer alıyor. IHA verilerine göre Türkiye; Çin, Brezilya, ABD, Kanada, Hindistan, Rusya, Japonya ve Norveç'in ardından dünyanın en büyük 9. hidroelektrik kapasitesine sahip ülkesi olarak tescillendi. Enflasyon ve ithalat baskısına karşı yeşil kalkan Küresel piyasalarda enerji maliyetlerinin dalgalandığı ve merkez bankalarının enflasyonla mücadele ettiği bu dönemde, 32 bin megavatlık temiz enerji kapasitesi Türkiye ekonomisi için ciddi bir kalkan görevi görüyor. Fosil yakıt ithalatını milyarlarca dolar aşağı çeken bu santraller, hem iklim değişikliği hedeflerine ulaşılmasını sağlıyor hem de sürdürülebilir büyümenin temelini atarak dışa bağımlılığa karşı en güçlü yanıtı veriyor.

  • Sinoplu gençler sıfır faizli krediyle kurdu, şimdi taleplere yetişemiyor: 10 ayda ikiye katladılar

    Sinop'ta yaşayan Mehmet Özcan ve Bilal Epsamlı, çocukluk hayalleri olan küçükbaş hayvan yetiştiriciliğini Genç Çiftçi Projesi kapsamında aldıkları kredi desteğiyle gerçeğe dönüştürdü. 250 koyunla başlayan ikilinin macerası 10 ay gibi kısa bir sürede 500 hayvana ulaştı. Türkeli ilçesine bağlı Hamamlı köyünde yaşayan Mehmet Özcan ve Bilal Epsamlı, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği tesisi açabilmek için Tarım ve Orman Bakanlığınca genç girişimci sayısının artırılması, gençlerin tarımsal üretime yönelik yatırımlarının ve faaliyetlerinin desteklenmesi amacıyla uygulamaya konulan Genç Çiftçi Projesi'ne başvurdu. Yasal süreçlerin ardından yaklaşık 10 ay önce başvuruları kabul edilen iki girişimci, sıfır faizli ve 60 ay geri ödemeli kredi desteğiyle Hamamlı köyünde 600 metrekarelik alanda küçükbaş hayvan yetiştiriciliği çiftliği kurdu. Devlet desteği sayesinde hayallerini gerçekleştiren girişimciler, 250 koyun alarak yetiştiriciliğe başladıkları tesisteki hayvan sayısını bugün 500'e çıkarmanın mutluluğunu yaşıyor. Mehmet Özcan, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yapmanın uzun yıllardır aklında olduğunu söyledi. Daha önce de bir deneme yaptığını ancak çeşitli nedenlerden ötürü tesis açamadığını belirten Özcan, Genç Çiftçi Projesi'nden haberdar olmalarıyla hayallerini gerçekleştirme fırsatı yakaladıklarını dile getirdi. Özcan, Genç Çiftçi Projesi'ni üreticiler açısından çok olumlu bulduklarını vurgulayarak, şunları kaydetti: "Bu benim çocukluk hayalim, devamlı aklımda olan bir şeydi. Devletin sağlamış olduğu sıfır faizli kredi vardı, krediye müracaat ettik ve aldık. Tesisin kurumun maliyetinin yüzde 60'ını sıfır faizli olarak devlet bize verdi. Kalanını öz sermaye olarak tamamladık. 10 ay önce 250 hayvan aldık. Bunlardan ikinci kuzularımızı almaya başladık. 250 koyunla başladım, şu an 300 anacım var. Toplamda 500 koyun oldu." "Kat kat fazlasını elde ediyorsun" Bilal Epsamlı ise babasının da hayvancılık yapmasından dolayı küçük yaşlardan beri bu işin içinde olduğuna işaret etti. Hayvan yetiştiriciliğini profesyonel anlamda bir tesiste yapabilmek için Genç Çiftçi Projesi'nden yararlanmak istediklerini anlatan Epsamlı, kendileri için hayal olan tesisi proje desteğiyle açabilmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyledi. Bu işe ilgi duyan herkese hayvancılık yapmayı tavsiye eden Epsamlı, "Emek isteyen, çaba isteyen, sabır isteyen bir meslek ama bunları başardıktan sonra kat kat fazlasını elde ediyorsun. Aynı zamanda bereketli bir meslek, kimseye seni muhtaç etmez." diye konuştu.

  • Baykar’a büyük övgü

    Belçika Kraliçesi Mathilde, İstanbul'da Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'ni ziyaret etti. Kraliçe Mathilde'ye, Baykar Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Bayraktar, tesis hakkında bilgi verdi. Belçika Savunma Bakanı Theo Francken, Baykar'ın Özdemir Bayraktar Milli Teknoloji Merkezi'ni ziyaretinin ardından, "Bu savunma şirketi NATO içinde benzersiz bir yere sahip çünkü sürekli inovasyonu temel prensip haline getirmiş durumda" ifadelerini kullandı. Francken, İstanbul'da aynı zamanda savunmanın geleceğinin şekillendiğine işaret ederek, 1980'lerde çok küçük başlayan şirketin bugün milyar euroluk ciroya sahip bir dev haline geldiğine işaret etti. Francken, "İki kardeş onu sıfırdan kurdu. Nasıl mı? Her zaman bir adım önde kalarak. Adeta geleceği okuyarak. Şirket, yapay zekâ entegre silahlı insansız hava araçlarının öncüsü oldu. Bu sistemler giderek daha iyi hale geliyor. Şimdi Baykar kaçınılmaz bir sonraki adıma geçiyor: insansız savaş uçağı. 'Kızılelma' halihazırda seri üretimde ve ihracatı da yapılıyor" yorumunda bulundu.

  • Babalarının yanında çalışıyorlardı: Devlet desteğiyle kendi işlerinin patronu oldular

    Kahramanmaraş'ta yaşayan iki genç girişimci, Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında aldıkları yüzde 50 hibe desteğiyle tavuk çiftliği kurdu. Devlet hibesiyle üretime başlayan gençlerin başarı hikâyesi, tavuk çiftliği kurma desteği ve genç girişimci destekleriyle ilgilenenlerin de dikkatini çekti. İşte detaylar... Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki İbrahim Eren Okumuş ile 21 yaşındaki Eren Akar, deprem sonrası üretimden vazgeçmek yerine kendi işlerini kurmayı tercih etti. Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında aldıkları yüzde 50 hibe desteği sayesinde modern bir tavuk çiftliği kuran iki genç girişimci, ilk üretim dönemini başarıyla tamamladı. Kahramanmaraş'ın Türkoğlu ilçesinde yaşayan 19 yaşındaki İbrahim Eren Okumuş ile 21 yaşındaki Eren Akar, deprem sonrası üretimden vazgeçmek yerine kendi işlerini kurmayı tercih etti. Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı kapsamında aldıkları yüzde 50 hibe desteği sayesinde modern bir tavuk çiftliği kuran iki genç girişimci, ilk üretim dönemini başarıyla tamamladı. Deprem sonrası üretime yöneldiler 6 Şubat depremlerinde ailelerine ait iş yerlerinin hasar görmesinin ardından yeni bir yol çizen genç girişimciler, çocukluk yıllarından beri kurdukları tavuk çiftliği hayalini gerçekleştirmek için yaklaşık iki yıl boyunca sektör araştırması yaptı. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının hibe programına başvuran girişimciler, projelerinin kabul edilmesiyle birlikte yatırımlarına başladı. Deprem sonrası üretime yöneldiler6 Şubat depremlerinde ailelerine ait iş yerlerinin hasar görmesinin ardından yeni bir yol çizen genç girişimciler, çocukluk yıllarından beri kurdukları tavuk çiftliği hayalini gerçekleştirmek için yaklaşık iki yıl boyunca sektör araştırması yaptı. 2025 yılında Tarım ve Orman Bakanlığının hibe programına başvuran girişimciler, projelerinin kabul edilmesiyle birlikte yatırımlarına başladı. Yüzde 50 hibe desteğiyle 60 bin kapasiteli tesis kurdular Genç girişimciler, Şekeroba Mahallesi kırsalında yaklaşık 15 dönüm arazi üzerine 60 bin kapasiteli modern bir tavuk çiftliği inşa etti. 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip tesiste iklimlendirme, otomatik yemleme ve sulama sistemleri kullanılıyor. Modern altyapısıyla dikkat çeken çiftlikte üretim tamamen teknolojik sistemlerle yürütülüyor. Yüzde 50 hibe desteğiyle 60 bin kapasiteli tesis kurdularGenç girişimciler, Şekeroba Mahallesi kırsalında yaklaşık 15 dönüm arazi üzerine 60 bin kapasiteli modern bir tavuk çiftliği inşa etti. 4 bin 500 metrekare kapalı alana sahip tesiste iklimlendirme, otomatik yemleme ve sulama sistemleri kullanılıyor. Modern altyapısıyla dikkat çeken çiftlikte üretim tamamen teknolojik sistemlerle yürütülüyor. 40 gram olarak gelen civcivler kesim ağırlığına ulaştı Yaklaşık 40 gün önce çiftliğe getirilen civcivler kısa sürede kesim ağırlığına ulaştı. Genç girişimci İbrahim Eren Okumuş, üretim sürecini şu sözlerle anlattı: "Çiftliğimiz tamamen Avrupa standartlarında tasarlandı. Klimalarımız, yemliklerimiz ve suluklarımız tamamen otomatik. Hava şu an içeride 22-23 derece. Bu sıcakta bile her şey otomatik olarak devam ediyor." 40 gram olarak gelen civcivler kesim ağırlığına ulaştıYaklaşık 40 gün önce çiftliğe getirilen civcivler kısa sürede kesim ağırlığına ulaştı. Genç girişimci İbrahim Eren Okumuş, üretim sürecini şu sözlerle anlattı: "Çiftliğimiz tamamen Avrupa standartlarında tasarlandı. Klimalarımız, yemliklerimiz ve suluklarımız tamamen otomatik. Hava şu an içeride 22-23 derece. Bu sıcakta bile her şey otomatik olarak devam ediyor." Hedeflerini de açıkladılar Üretimi daha da büyütmek istediklerini belirten Okumuş, amaçlarının hem ülke ekonomisine hem de istihdama katkı sunmak olduğunu söyledi. Genç girişimci açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Hedef, ülke ekonomisine ve istihdamına daha fazla katkıda bulunmak, üretim kapasitemizi daha fazla artırmak. Yaklaşık 2 gün sonra 59 bin civcivimizi piliç şeklinde firmamıza teslim edeceğiz." Hedeflerini de açıkladılarÜretimi daha da büyütmek istediklerini belirten Okumuş, amaçlarının hem ülke ekonomisine hem de istihdama katkı sunmak olduğunu söyledi. Genç girişimci açıklamasında şu ifadeleri kullandı: "Hedef, ülke ekonomisine ve istihdamına daha fazla katkıda bulunmak, üretim kapasitemizi daha fazla artırmak. Yaklaşık 2 gün sonra 59 bin civcivimizi piliç şeklinde firmamıza teslim edeceğiz." "Devlet desteği olmasaydı bu hayal zor gerçekleşirdi" 21 yaşındaki Eren Akar ise çocukluk yıllarından bu yana tavuk çiftliği kurmayı hayal ettiğini belirterek, aldıkları hibe desteğinin yatırımın önünü açtığını ifade etti. Akar şunları söyledi: "Devletimizden Allah razı olsun. Yüzde 50 hibe verdi. O hibeyi elimizden geldiği şekilde en iyi fırsatta kullanmaya çalıştık. 42 gram gelen civcivi 3 kiloya yakın çıkarmayı başardık. Böyle imkanlar olduğu sürece bizim gibi gençler de üretmeye devam edecektir." "Devlet desteği olmasaydı bu hayal zor gerçekleşirdi"21 yaşındaki Eren Akar ise çocukluk yıllarından bu yana tavuk çiftliği kurmayı hayal ettiğini belirterek, aldıkları hibe desteğinin yatırımın önünü açtığını ifade etti. Akar şunları söyledi: "Devletimizden Allah razı olsun. Yüzde 50 hibe verdi. O hibeyi elimizden geldiği şekilde en iyi fırsatta kullanmaya çalıştık. 42 gram gelen civcivi 3 kiloya yakın çıkarmayı başardık. Böyle imkanlar olduğu sürece bizim gibi gençler de üretmeye devam edecektir." İlk üretim dönemini tamamlayan genç girişimciler, yaklaşık 59 bin piliçi önümüzdeki günlerde 20 tırla piliç firmasına teslim edecek. Yurt dışına gönderilmek üzere hazırlanan ürünlerle ilk büyük sevkiyatını gerçekleştirecek olan işletme, bugün itibarıyla 5 kişiye istihdam sağlıyor. İki genç girişimci ise hedeflerinin üretim kapasitesini daha da artırarak hem ihracata hem de bölgedeki istihdama daha fazla katkı sunmak olduğunu belirtiyor.

  • '15 liraya batarsın' dediler: Şimdi Audi TT'ye biniyor, ev ve tarla sahibi oldu

    3D yazıcıyla iş kurma ve 3D yazıcıdan para kazanma hayali kuranların dikkatini çeken bir paylaşım sosyal medyada gündem oldu. 15 liralık anahtarlık satarak başladığını söyleyen bir 3D yazıcı girişimcisi, viral olan videosunda işini nasıl büyüttüğünü anlatırken, daha sonra yaptığı yeni paylaşım da kısa sürede büyük ilgi gördü. İşte, yaptığı işte sadece iki günde rekor kazanç elde eden vatandaşın paylaşımı... Sosyal medyada paylaştığı videoyla gündem olan bir girişimci, 3D yazıcı kullanarak kurduğu iş sayesinde hayatının tamamen değiştiğini öne sürdü. Videoda, küçük ürünlerle başladığı ticari yolculuğunu anlatan girişimci, yıllar içinde elde ettiği kazançlarla yaptığı yatırımları tek tek sıraladı. "15 liraya anahtarlık satarak batarsın dediler" Girişimci, işin ilk dönemlerinde çevresinden olumsuz yorumlar aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "15 liraya anahtarlık satarak dediler ki batarsın. O matematik tutmaz dediler. Valla ben hâlâ batmadım." Sözleri kısa sürede sosyal medyada binlerce kez paylaşılırken, çok sayıda kullanıcı girişimcilik hikâyesi üzerine yorum yaptı. Kazandıklarıyla neler yaptığını anlattı Videoda elde ettiği gelirle yaptığı yatırımları da anlatan girişimci şu ifadeleri kullandı: "Bu gördüğünüz arabayı aldım. Audi TT bu. Haftada yaklaşık 4 bin lira yakıt yakıyor." Ardından işlerini büyüttüğünü belirten girişimci şöyle devam etti: "Bir tane dükkân açtım. Üzerine bir dükkân daha açtım. Şimdi hanımın bir tane dükkânı var. Üç katlı pilates. Onun içerisine bir sürü makine aldım." Ev ve tarla aldığını da anlattı Paylaşımında sadece iş yatırımlarından değil, özel hayatındaki değişimlerden de söz eden girişimci, şu ifadeleri kullandı: "Bir ev aldım. Bir tane tarla aldım. Evlendim. İki çocuk yaptım. Bunların hepsini 15 liralık anahtarlık satarak yaptım." Videonun sonunda ise dikkat çeken şu cümleyi kullandı: "15 liraya hayat büyütülebiliyor mu? Milyonlar kazanılabiliyor mu? Kazanılıyor abi." Video kısa sürede viral oldu 3D yazıcıyla üretim yaparak gelir elde ettiğini anlatan girişimcinin videosu kısa sürede sosyal medyada geniş kitlelere ulaştı. Paylaşımın ardından çok sayıda kullanıcı 3D yazıcıyla iş kurma, 3D yazıcıdan para kazanma ve kişiselleştirilmiş ürün üretimi üzerine yorumlarda bulundu. Video viral olunca rekor kazanç elde etti İlk videosunun viral olmasının ardından yeni bir paylaşım yapan girişimci, sosyal medyada gördüğü ilginin satışlarına doğrudan yansıdığını söyledi. Paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: "Bakın hafta sonu bir videonun etkisiyle 320 bin TL ciro oldu. Allah bin bereket versin." Böylece girişimci, sosyal medyada milyonlara ulaşan tek bir videonun ardından yalnızca hafta sonunda 320 bin TL ciro elde ettiğini öne sürerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

  • Türk girişimciler tarafından ABD’de kurulan Derya, 1.1 milyon dolar yatırım aldı

    Yük taşımacılığı operasyonlarını uçtan uca yapay zekâyla dijitalleştiren Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turuna Y Combinator, Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu 212, ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini güçlendirirken, operasyonlarını yeni ticaret koridorlarında ölçeklendirmeyi hedefliyor. Mert Turna ve Oğuzhan Karaca tarafından kurulan ABD merkezli YC girişimi Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Derya’nın tohum öncesi yatırım turuna, 15 yıldır Türkiye girişimcilik ekosisteminin öncüsü ve global teknoloji şirketlerinin destekçisi 212, dünyanın önde gelen girişim hızlandırma programı Y Combinator ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini artırırken, yeni pazarlara açılarak operasyonlarını büyütmeyi planlıyor. Yük taşımacılığı ve aracılığı için bütüncül yapay zekâ altyapısı geliştiren Derya, sektörün büyük ölçüde manuel yürütülen, hatalara ve zaman kaybına yol açan süreçlerini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Derya, belgeleme, tedarikçi ve nakliyeci nitelendirme, sevkiyat takibi, müşteri bilgilendirme ve uyumluluk iş akışlarının tamamını yöneten bir yapay zekâ motoru sunuyor. Geleneksel yük taşımacılığı ofislerinin ortalama iki günde yanıt verdiği taleplere karşılık, Derya’nın yapay zekâ motoru uygun tedarikçi ve nakliyeciyi dakikalar içinde eşleştirebiliyor. Karaca: “Yapay zekâyla veri temelli lojistik altyapısı inşa ediyoruz” Derya Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuzhan Karaca yatırımla ilgili verdiği demeçte; “Biz Derya’da lojistik operasyonları ayrı süreçler olarak değil, bütüncül bir iş akışı olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz yapay zekâ altyapısı tedarikçi ve taşıyıcı bulmaktan başlayarak müşteri bulma ve yük takibine kadar tüm adımları veri temelli sistemimizde bir araya getiriyor. Böylece operasyonlar görünürlük kazanmanın ötesinde optimize edilebilir bir yapıya dönüşüyor. Amazımız parçalı operasyonları tek bir akışta birleştirmeye devam ederek doğru eşleşmeleri gerçek zamanlı ve düşük aracı maliyetiyle yapmak. Aldığımız yatırımı da bu vizyonu daha geniş pazarlara taşıma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.” Aydın: “Lojistikte manuel süreçleri yapay zekâyla yeniden tasarlıyor” 212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Derya, küresel lojistiğin en karmaşık ve hâlâ büyük ölçüde manuel yürüyen alanlarından biri olan yük taşımacılığı ve aracılığını (freight forwarding) yapay zekâyla yeniden tasarlıyor. Oğuzhan ve Mert çok etkileyici iki girişimci. Yatırımımızdan bu yana, sahadaki verimsizlikleri çok iyi analiz edip hızlı aksiyon alarak Derya’yı yalnızca bir yazılım ürünü değil, yük taşımacılığı ve aracılığı alanında yapay zekâ temelli bir operasyon altyapısı olarak konumlandırdıklarını gördük. 212 olarak, Türkiye’den çıkan kurucuların global ölçekte sektör lideri şirketler kurabileceğine inanıyoruz. Derya’nın uluslararası yük taşımacılığında yeni nesil bir altyapı şirketi olma yolculuğunda yanında olmaktan heyecan duyuyoruz.”

  • Eşine yardım ederek başladığı mobilya imalatında ustalaşarak kendi atölyesini kurdu

    Burdur'un Bucak ilçesinde yaşayan Yasemin Aktaş, eşine yardımcı olmak için başladığı mobilya imalatında ustalaşarak kendi atölyesini kurdu. Bilgisayar Teknolojileri Bölümü mezunu Aktaş, evlendikten sonra aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla dolap imalatçısı eşine yardım etmeye başladı. Aktaş, ilk başta dolap çekmecelerinin arkasını çivileyerek işi öğrenmeye çalıştı. Daha sonra inşaatlara gitmeye başlayan Aktaş, eşinin yaptıklarını izleyerek ve ona yardım ederek işi öğrendi ve evinin yanında kendi atölyesini kurdu. 6 yıldır kendi işini yapan Aktaş, mutfak dolabı, vestiyer, yüklük, genç odası ve çalışma masası gibi mobilyalar üretiyor. Yasemin Aktaş, AA muhabirine, evlendikten sonra dolap imalatı yapan eşine yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. Eşinin desteğiyle mobilya üretiminde belirli bir seviyeye geldikten sonra kendi atölyesini kurmaya karar verdiğini anlatan Aktaş, "Bazı el aletlerim var. Onlarla birlikte sektörde üretmeye çalışıyorum. Şu an müşterilerim 'Sen gel, fikir konusunda daha çok destek oluyorsun.' diyorlar. Eşim de bana çok destek oluyor. Sabırlı bir şekilde bana bilmediğim noktaları öğretti." diye konuştu. Aktaş, "Girdiğim ortamlarda hiç kadın olmuyor. Çekinerek, tedirgin olarak gidiyorsun ortama ama müşterinin kafasında çizdiği resmi gerçekleştirdiğimde o mutluluğu görmek çok güzel." ifadesini kullandı.

  • Çankırı'da işitme engelli kadınlar işaret diliyle Kur'an-ı Kerim öğreniyor

    Çankırı'da açılan kursta işitme engelli kadınlar, işaret diliyle Kur'an-ı Kerim öğreniyor. İl Müftülüğünce 2022 yılında İmam-ı Azam Kur'an Kursu bünyesinde açılan kursta işitme engelli 3 kadına Kur'an-ı Kerim ve dini terimler eğitimi işaret diliyle veriliyor. Haftada 3 gün eğitim alan kadınlar, düzenlenen etkinliklerle de sosyalleşme imkanı buluyor. İmam-ı Azam Kur'an Kursu yöneticisi Hatice Özkaya, AA muhabirine, 2018 yılında faaliyete başladıklarını, bünyelerinde 4-6 yaş 8 Kur'an kursu, bir de "Konuşan Eller" ismini verdiklerini işitme engelliler sınıfı olduğunu söyledi. Çankırı'da işitme engelli kadınlara yönelik tek, Türkiye'de de sayılı kurslardan olduklarını dile getiren Özkaya, "Burada verdiğimiz eğitimle kursiyerlerimizin hayata açıldıklarını düşünüyorum çünkü faaliyetlerimiz çok fazla. Onlar da buna teveccüh gösterdiklerinden 4 yıldır aralıksız geliyorlar. Onlara tercümanlık eden, bir yere gittiklerinde durumlarını anlatabilecekleri bir öğretmenleri var. Yanlarında bir rehberleri olduğu için de kendilerini rahat hissediyorlar. Burası onların hayata açılan kapısı." dedi. Hitap ettikleri kesimleri çeşitlendirmek istediklerini, bu yönde çalışma yaptıklarını ifade eden Özkaya, "Bunun içinde çocuklar, gençler, bayanlar, erkekler var. En özeli bence, 'Konuşan Eller' sınıfımız. Çünkü onlar Allah'ın özel kulları. Öyle bildiriliyor bize. Onlar bizim nazarımızda özel olduğu için bu sınıfı çok önemsiyoruz. 'Konuşan Eller' ismini de bu yüzden verdik onlara." diye konuştu. Kur'an'ın dışında dini bilgiler eğitimi de veriliyor İşaret diliyle kursiyerlere eğitim veren öğretici Ayşe Dilan Acar da 2018 yılından bu yana İmam-ı Azam Kur'an Kursu'nda görev yaptığını söyledi. Çevresindeki işitme engellilerle iletişim kurmak için işaret dili öğrendiğini, zamanla kendini geliştirdiğini dile getiren Acar, "İlk başta normal bireylerin başladığı gibi elifba ile Allah'ı tanıtarak, itikat, ibadet, ahlak, siyer derslerimizle bilmediklerini öğretmeye gayret ettik. Derse ilk başladığımızda Kur'an-ı Kerim eğitimi, Esma-ül Hüsna tekrarı, dua tekrarı ve ders anlatımıyla gidiyoruz." ifadesini kullandı. Acar, öğrencilerin başlarda çok fazla dini bilgisi bulunmadığına dikkati çekerek, "İşitme engelliler Allah'a ulaşamayacaklarını düşünüyor. Konuşamadıkları için Allah'ın onları işitmediğini düşünüyorlar. Çünkü ailelerde eğitim verilemediği için burada sıfırdan başlıyoruz." dedi. Kursiyerlerinin bir senede Kur'an-ı Kerim öğrenebildiklerini söyleyen Acar, Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı kaynaklarla işlerinin kolaylaştığını kaydetti. Kursiyerlerden Kübra Nuhoğlu da 8. sınıftayken Kur'an-ı Kerim'i öğrenmeye başladığını ancak bazı şeyleri tam bilmediğini belirterek, Kur'an-ı Kerim ile dini bilgileri öğrenmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.

Arama Yap

bottom of page