top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Atölyesinde ürettiği bağlamaları yurt dışına da gönderiyor

    Niğde'de yaşayan 40 yaşındaki Ömer Yavuz, yaklaşık 20 yıldır atölyesinde ürettiği bağlamaları iç piyasanın yanı sıra yurt dışına da gönderiyor. Küçük yaşta gittiği yaz Kur'an kursunda söylediği ilahilerin beğenilmesiyle müziğe ilgi duyan Yavuz, daha sonra davet edildiği düğün, festival ve benzeri etkinliklerde Anadolu türkülerini okumaya başladı. Bu alanda kendini geliştirmek için Ankara'ya giden Yavuz, burada hem saz çalışmasını hem de yapımını öğrendi. Yavuz, uzman çavuş olarak görev yapan kardeşi Enver Yavuz'un 2019'da geçirdiği trafik kazası sonucu vefat etmesiyle Ankara'dan anne ve babasının yaşadığı memleketi Niğde'ye dönüş yaptı. Ankara'daki atölyesini Niğde'ye taşıyan ve burada yaklaşık 20 yıldır üretimini sürdüren Yavuz'un dut ağacından yaptığı bağlamalara, iç piyasanın yanı sıra yurt dışında yaşayan gurbetçiler de ilgi gösteriyor. Ömer Yavuz, ahşapla uğraşmayı sevdiğini belirterek, bağlama çalma ve yapma merakının çocukluk hayali olduğunu söyledi. Ürettiği sazlarını kargoyla dünyanın birçok noktasına gönderdiğini belirten Yavuz, şöyle konuştu: "Sazlarımızı İngiltere, Almanya, Hollanda, Danimarka, İsveç, Brezilya ve Kanada'ya gönderiyoruz. Buradan göndermek kargo açısından zor oluyor ama müşterilerimiz gelip kendileri de alıyor. Öyle müşterilerimiz var ki Almanya'dan, Avusturya'dan, Hollanda'dan gelip saz alıyor. Kayseri'ye uçakla, oradan da araba kiralayıp buraya geliyorlar. Niğde'de turistik gezi yapıyorlar, buraları ilk kez gören müşterilerimiz oldu." "Bu el sanatının miras olarak birilerine kalabilmesi çok önemli" Yavuz, saz üretiminde tek başına zorlandığını dile getirerek, yeni neslin bu işlere pek sıcak bakmadığını ifade etti. Gençlerin kolay işlere yöneldiğini vurgulayan Yavuz, "Gençler ahşap tozuna, polyester tozuna çok yaklaşmıyor. Bu el sanatının miras olarak birilerine kalabilmesi çok önemli, özel şeyler." dedi. Yavuz, bağlama üretiminin uzun bir süreç aldığını, yapım aşamasının yaklaşık 4 ayı bulduğunu, bu nedenle yurt dışı siparişlerinde yoğunluk yaşandığını söyledi. Ailesinin yanında olmak için Niğde'ye yerleştiğini anlatan Yavuz, "Kardeşim uzman çavuştu, bayram iznine gelirken trafik kazasında hayatını kaybetti. Anne ve babam Niğde'de olunca buraya döndüm. Ata bulunmuyor, onların yaşlılığında yanlarında olabilmek, onlara bir güç olabilmek için Ankara'daki her şeyimizi bıraktık. 2 gün içerisinde karar verdim 'gidiyorum' dedim ve geldim." diye konuştu. Yavuz, işini severek yaptığını, bu kültürü yaşatmak için elinden gelenin fazlasını yapmaya hazır olduğunu sözlerine ekledi.

  • Kooperatif kuran girişimci kadınlar kaya odalarda mantar üretiyor

    Nevşehir'in Tatlarin beldesinde bir araya gelerek kooperatif kuran girişimci kadınlar, asırlık handaki kaya odalarda kültür mantarı üreterek aile bütçelerine katkı sağlıyor. Tatlarin Belediyesinin öncülüğünde 2021'de kurulan Tatlarin Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi, hem yöresel ürünlerin katma değere dönüşmesine imkan sundu hem de kadınların iş hayatına katılmasına katkı sundu. Kooperatifte kurulduğundan beri el işi ve yöresel lezzetleri hazırlayarak satışa sunan kadınlar, Tarım ve Orman Bakanlığının "Sofranın İncileri Projesi" kapsamında kültür mantarcılığı ile ilgili hibe desteği aldı. Kadınlar, beldedeki eski han binasının belediye tarafından restore edilmesinin ardından proje kapsamında teslim aldıkları mantar kompostu, raflar, havalandırma ve sulama cihazlarıyla asırlık handaki kaya odalarda kültür mantarı üretimine başladı. İlk hasadı yapan kadınlar, ürünlerini Nevşehir ve çevresine pazarlıyor. Kadınlar üretimde başarının gururunu yaşıyor Kooperatif Başkanı Nazife Selvi, 6 kadınla çalışmalarını sürdürdüklerini söyledi. Hedeflerinin büyük olduğunu belirten Selvi, şöyle konuştu: "Yemek yapmayı, köy ürünleri üretmeyi sevdiğimiz için bir şeyler yapmak istedik. Köyümüz kalkınsın, kadınlarımızın da işi olsun istedik. El işi ile başladık ama fazla gelir olmadı. Beldemizde eski bina olduğu için değerlendirmek istedik, Sayın Valimiz de bizi destekledi. Mantar projesine başvurduk. Bu bina eskiden han olarak kullanılmış. Biz de inceledik buranın nem oranı fazla, mantar üretimine uygun olduğu için değerlendirmek istedik. Burada verim umduğumuzdan daha iyi oldu. Buradaki başka kaya odalarda da mantar üretimi yaparak alanımızı genişletmek istiyoruz. "Yapabilir miyiz diyorduk ama başardık" Kooperatif üyesi kadınlardan Hacer Biltekin de el ele vererek ortaya başarılı bir ürün çıkarabilmenin mutluluğunu yaşadığını ifade etti. Beldede yaşayan kadınların katılımıyla daha da güçleneceklerine inandığını anlatan Biltekin, "İki kadının bir araya geldiğinde yapamayacağı şey yoktur. Biz altı kadın bir araya gelerek başarı sağladık. Çeşitli köy ürünleri üretiyorduk ama mantar üretimine başladık. Acaba yapabilir miyiz diyorduk ama başardık. Mantar üretimi hayalimizdi." dedi. Hatice Yıldırım ise emek vererek üretimde başarı elde ettiklerini, kooperatif aracılığıyla gün içinde arkadaşlarıyla vakit geçirirken aile bütçesine de katkı sunduklarını dile getirdi. Tatlarin Belediye Başkanı Ercan Selvi de kadınların kooperatif çatısı altında gerçekleştirdiği kültür mantarcılığının beldede yaygınlaşacağına inandığını vurguladı. Selvi, "Beldemizdeki kadınlara gelir sağlanması, ileride erkeklere de belki istihdam sağlamak amacıyla kooperatifi kurduk. Tatlarin, Kapadokya turizminden yeterli pay alamıyor. Bu çalışmalarla beldemizi daha iyi tanıtarak yerli ve yabancı misafirleri ağırlamak istiyoruz. Hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum." ifadelerini kullandı.

  • Engeline meydan okuyan Tuana, ilk tekvando şampiyonasında madalya sevinci yaşadı

    Öğretmeninin yönlendirmesiyle başladığı tekvandoda, katıldığı ilk şampiyonada Türkiye üçüncüsü olmayı başaran 17 yaşındaki bedensel engelli sporcu Tuana Çelik, uluslararası organizasyonlarda da Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor. Yozgat'ın Yerköy ilçesinde yaşayan ve 8 yaşındayken engelli kalan Tuana Çelik'in hayatı, Mehmet Akif Ersoy Ortaokulunda görevli Beden Eğitimi Öğretmeni Ahmet Gün ile tanışmasıyla değişti. Şehit Mehmet Tez Anadolu Lisesi 12. sınıf öğrencisi Tuana, 2,5 yıl önce tanıştığı Ahmet Gün'ün yönlendirmesiyle tekvandoya başladı. Yerköy Tekvando Spor Okulu'nun antrenörlüğünü de yapan Ahmet Gün eşliğindeki antrenmanlarla kendisini geliştiren Tuana, müsabakalara katılmaya karar verdi. Ankara'da 13 Ocak'ta düzenlenen Türkiye Para Tekvando Şampiyonası'nda katıldığı ilk organizasyonda kürsünün üçüncü basamağında yer almayı başaran Tuana Çelik, milli takım forması ile şubatta Antalya'da düzenlenecek 12. Uluslararası Türkiye Açık Tekvando Turnuvası'nda şampiyonluk hedefliyor. Paralimpik oyunlarına da katılmak için çalışan Tuana, uluslararası organizasyonlarda madalyalar alarak Türk bayrağını dalgalandırmak istiyor. "Hedefim olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmek" Tuana Çelik, yaptığı açıklamada, tekvandoya tesadüfen başladığını belirterek, "Hocamın görev yaptığı okula tesadüfen gittim, onu gördüm bana para tekvandoyu ve ne gibi katkıları olacağını anlattı. Aileme de söyledim, onlar da çok olumlu baktı ve 2,5 yıl önce tekvandoya başladım." dedi. Ankara'da katıldığı ilk turnuvada üçüncülük elde ettiğini anlatan Çelik, milli takıma seçildiği için mutlu olduğunu dile getirdi. Çelik, Antalya'da düzenlenecek turnuvanın hazırlıklarını sürdürdüğünü ifade ederek, "Orada daha iyi bir hedefe ulaşmak için azimle çalışıyorum. Milli takım formasıyla ülkemi temsil etmek istiyorum." diye konuştu. Kazadan sonra kaybettiği öz güveninin tekvandoyla yerine geldiğine ve sporla hayata tutunduğuna değinen Çelik, "Tekvando benim için tutkuya dönüştü. Hedefim olimpiyatlarda ülkemizi temsil etmek." ifadelerini kullandı. "Olimpiyat sporcusu olacaktır" Antrenör Ahmet Gün de Çelik'i tesadüfen görüp bünyelerine kattıklarını belirtti. Ailesinin de onayıyla Tuana'nın tekvandoya başladığını anlatan Gün, "İlk katıldığı Türkiye şampiyonasında üçüncü oldu. Antalya'da yapılacak 12. Uluslararası Türkiye Açık Tekvando Turnuvası'nda milli takımda yarışacak. Orada iyi bir derece alırsa Avrupa ve dünya şampiyonasında yer alabilecek. Hedefimiz 2028 Paralimpik Oyunları'nda ülkemizi temsil etmesi. Bu şekilde devam ettiği sürece olimpiyat sporcusu olacaktır." dedi. Gün, Tuana'nın sporla hayatının değiştiğini, arkadaşlarıyla iletişimi ve sosyal becerilerinin geliştiğini de sözlerine ekledi.

  • "Üretimin yaşı olmaz" diyen huzurevi sakinleri mantar yetiştirmeye başladı

    Sinop'ta "Üretimin yaşı olmaz" diyerek yola çıkan huzurevi sakinleri, misafiri oldukları Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezi'nde oluşturulan alanda mantar üretimi gerçekleştiriyor. Yaşlıların rehabilitasyon süreçlerine katkı sunmak ve boş zamanlarını verimli değerlendirmelerine olanak sağlamak isteyen merkez yönetimi, "Üretimin yaşı olmaz" temasıyla Mantar Yetiştiriciliği Projesi'ni hayata geçirdi. Proje kapsamında 80 kişinin yaşam sürdüğü huzurevindeki bazı sakinlere, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü görevlilerince mantar kompostu oluşturulması ve bakımının yapılmasıyla ilgili eğitim verildi. Huzurevi sakinlerinin bazıları, aldıkları eğitim sayesinde merkezin içinde bulunan 40 metrekarelik alanda mantar yetiştirmeye başladı. İlk istiridye mantarı hasadını da yapan huzurevi sakinleri, yetiştirdikleri mantarları huzurevinin bahçesinde düzenledikleri mangal etkinliğinde tüketti. "Büyüklerimiz, bir şey üretmenin mutluluğunu yaşadı" Sinop Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürü Zeki Yıldırım, projenin "Üretimin yaşı olmaz" düşüncesiyle ortaya çıktığını söyledi. Huzurevinde misafir ettikleri kişilerin, yaşları ne olursa olsun mutlaka bir şeyler üretebileceğine inandıklarını vurgulayan Yıldırım, o nedenle merkez yönetiminin yaşlılara yönelik bu tür projeler hayata geçirmeye başladığını anlattı. Merkezde kalan yaşlı vatandaşların hayat enerjilerine en güzel katkının onlara yeni uğraşlar kazandırmak olduğuna dikkati çeken Yıldırım, "Huzurevimizin fiziki imkanları mantar yetiştirmeye müsaitti. Büyüklerimizi İl Tarım ve Orman Müdürlüğümüzün desteğiyle mantar kompostu hazırlamayla ilgili bir eğitimden geçirdik. Bu kompostların hepsinin büyüklerimizle hazırlığını yaptık. Sonra da projeyi hayata geçirdik. Tabii projenin hayata geçirilmesinde en önemli şey hasat yapmaktı. Hasat yapma aşamasına gelindiğinde büyüklerimizin bir şey üretme duygusunu yaşaması hepimizi son derece mutlu etti." dedi. Yıldırım, mantarların tüm yetiştirme sürecinde yaşlıların büyük heyecan duyarak bir şey üretmenin mutluluğunu yaşadığını belirterek, "Büyüklerimizle burada kompostların hazırlanması ve sonraki aşamalarda odanın nemlendirilmesi, mantarın kök salması, büyümesi, bütün heyecanları birlikte yaşadık. Zaman zaman ben de geldim. Büyüklerimiz, bir şey üretmenin mutluluğunu yaşadı." diye konuştu. Her hasatta 50-60 kilogram civarında mantar elde etmeyi planladıklarını belirten Yıldırım, hasat sezonunun sonunda bu rakamın toplam 500 kilograma ulaşmasını beklediklerini kaydetti. "Doğanın özlemini burada hep birlikte yaşadık" Huzurevi sakini 64 yaşındaki Mustafa Avcı ise yönetimin kendilerine böyle bir öneriyle geldiğini, kendilerinin de bunu kabul ettiklerini dile getirdi. Gördükleri bir aylık eğitimin ardından yetiştiriciliğe başladıklarını anlatan Avcı, şunları kaydetti: "Eğitimde mantar kompostu nasıl hazırlanıyor, nemlendirme nasıl yapılıyor, bunlar bize öğretildi. Tabii 4-5 karışımla bunları bodrumda yetiştirdik. Bir ay içerisinde bu duruma getirdik. Şimdi de hasadını yaptığımız mantarları ızgarada pişirerek yedik. Böylelikle o doğanın özlemini burada hep birlikte yaşadık, çıkardık."

  • Türkiye'nin "Toprak Dede"si Hayrettin Karaca, vefatının beşinci yılında anılıyor

    Türkiye'nin "Toprak Dede"si, Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfı Kurucu Onursal Başkanı Hayrettin Karaca, vefatının beşinci yılında yad ediliyor. Hayatını toprağın, suyun, yeşilin, bitkilerin korunmasına adayan Karaca, gerek fikirleri gerekse uyguladığı projelerle "sürdürülebilir doğa" şuurunu oluşturan öncülerden biri olarak Türk insanına ilham vermeye devam ediyor. 1922'de Hocazade Halil Efendi ve Zehra Hanım'ın çocuğu olarak Bandırma'da dünyaya gelen Karaca, liseyi bitirdikten sonra ailesinin triko örme işinin başına geçti. Şirketi, Türkiye'nin en başarılı sanayi kuruluşlarından biri haline getiren Karaca'nın doğa sevgisi de gençlik yıllarında başladı. 50'li yaşlarında Türkiye'nin ilk özel arboretumunu (ağaç parkı) kuran Karaca, yurt içi ve yurt dışı ziyaretlerinde tohumlar topladı. Türkiye'de yaşanan çölleşmenin farkına varan Karaca, şehir şehir, köy köy, mahalle mahalle gezerek toprak ve doğa bilincini başta çocuklar olmak üzere herkese aşıladı. Karaca, çevre ve doğa girişimlerini sanayici arkadaşı Nihat Gökyiğit'le beraber 1992'de TEMA Vakfını kurarak kurumsallaştırdı. TEMA ile birlikte erozyon tehlikesini ülkenin gündemine sokan Karaca, ağacı ve ormanı yeniden sevdirdi ve doğaya farklı bir gözle bakılmasını sağladı. Hayatının sonuna kadar çevre bilincinin oluşması için girişimlerini sürdüren Karaca, Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Ödülü, Doğru Yaşam Ödülü ve Birleşmiş Milletler Orman Kahramanı gibi ödüller aldı. Doğanın korunması amacıyla Anadolu'yu karış karış gezen Karaca, 20 Ocak 2020'de 97 yaşında hayata gözlerini yumdu. Arkasında 1 milyonun üzerinde gönüllüsü olan TEMA Vakfının yanı sıra Türkiye'nin gen koruma merkezi sayılabilecek çalışmalar bırakan Karaca, gelecek nesillere doğa koruma çalışmalarında motive kaynağı olmaya devam ediyor. "Gezegende az iz bırakarak nasıl yaşarım"ı kurgulamaya çalıştı TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Hayrettin Karaca'nın, doğanın korunmasında paha biçilmez emeği ve katkısı olduğunu söyledi. "Doğa ile savaş halindeyiz. Eğer kazanırsak, kaybedeceğiz" ifadelerini çok değerli bulduğunu belirten Ataç, "Doğayla başa çıkmak mümkün değil. Yapacak tek şey onunla uyumlu yaşamak ve onun sınırlarına saygı gösterip yaşam biçimimizi ona göre ayarlamak. Hayrettin Bey'in de bütün felsefesi bunun üzerine kuruluydu aslında. Doğayı çok izlerdi, çok yakından bakardı, çok okurdu. O gördüklerini de kendi hayatının içine alırdı. Söylediğini yapmak, yaptığını söylemek çok önemlidir. Hayrettin Bey'de bunu çok görürdünüz. Net bir şekilde Gandhi'den çok etkilenmişti, sözlerini çok sık kullanır, onun gibi yaşar, onun öykülerini anlatırdı. Çok özel bir insandı. İyi ki bu dünyadan, bu ülkeden geçti." dedi. Hayrettin Karaca'nın, arboretumu kurarken, soyları tükenme ihtimali olan bitkileri korumak için 400 bin kilometre yol yaptığını kaydeden Ataç, köy köy dolaştığı sırada bir çocuğun Karaca'ya "Erozyon Dede" diye bağırdığını, sonradan bu yakıştırmanın "Toprak Dede"ye dönüştüğünü anlattı. Karaca'nın ülkeye ve TEMA'ya çok büyük miras bıraktığını ifade eden Ataç, bu mirasın yükünün ve kendileri üzerindeki sorumluluğun çok ağır olduğunu vurguladı. Hayrettin Karaca'nın "Yaşamak istiyorsan yaşatacaksın", "Sana can verenleri yaşatacaksın" sözleriyle doğaya saygılı yaklaşılmasının mesajlarını verdiğini aktaran Ataç, şunları kaydetti: "Son dönemlerinde hiçbir şey aldıramazdık üstüne. Delikli kazaklarıyla dolaşırdı, ayakkabılarına pençe yaptırırdı. Parası olmadığından değil. Bunlar, hep onun yaşamı nasıl gördüğünü ve 'gezegende az iz bırakarak nasıl yaşarım'ı kurgulamaya çalıştığını anlatırdı. Düşünün, bizden başka arkasında organik atık bırakan bir canlı daha yok. O da bunu anlatmak için her yolu denerdi." Türkçenin korunmasına da büyük önem verdi TEMA Genel Müdür Yardımcısı Hikmet Öztürk ise Karaca ile 1982-1983 yıllarında orman mühendisliği öğrencisiyken tanıştığını anımsatarak, "Hayrettin Bey'in 'Toprak Dede' ismini almasındaki en büyük etken bence erozyonun ne kadar büyük, yaygın bir sorun olduğunu ve topraklarımızı yok ettiğini, topluma en iyi anlatan önderlerden biri olmasıydı." diye konuştu. Öztürk, "Her bir yağıştan sonra, o akan derelerin nehirlerin rengi değiştikçe o giden toprağa üzülürdü. Bunu da hep dile getirdi. 'Herkes sel bastı, şuralarda şu kadar zarar oldu diyor ama hiç kimse giden toprağı görmüyor' derdi ve bunu çok büyük bir üzüntüyle dile getirirdi. Toprağın tüm dünyadaki karasal yaşamın temeli olduğunu o biliyordu." ifadesini kullandı. Karaca'nın hem mesajlarıyla hem davranışlarıyla doğayı korumak için ne yapılması gerektiğini halka anlatmaya çalıştığını vurgulayan Öztürk, şöyle devam etti: "O, üzerindeki eski kırmızı kazağı yıllarca giyip kullanarak, 'param var ama almaya hakkım yok' diyerek, tüketimi teşvik etmenin aksine engelleyerek, daha az tüketerek doğaya olan yükümüzü azaltacağımızın örneğini sergiledi. Ekosistemin çalışmasındaki en önemli unsur toprak. Toprak da yaşayan bir ekosistem içerisinde milyonlarca canlıyı barındıran bir ekosistem. Söylediği şuydu. 'Yaşamak istiyor musun? O zaman sana yaşam verenleri yaşatacaksın'. Ekosistemin işleyişini bundan daha öz anlatan bir şey olamaz. Bu bir düşünürün, çok okumanın, çok bilginin işi." Hikmet Öztürk, Hayrettin Karaca'nın aynı zamanda Türk dili savunucusu olduğunu ve Türkçenin korunmasına büyük önem verdiğini sözlerine ekledi.

  • Türkiye'den geçen yıl 9 milyar 495 milyon dolarlık tekstil ihracatı yapıldı

    Türk tekstil sektörü, 2024 yılında 9 milyar 495 milyon 379 bin dolar ihracat gerçekleştirdi. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, tekstil ve hammaddeleri sektörü 2024 yılında 207 ülke ve serbest bölgeye ürün sattı. Sektör ihracatçıları, 2 milyon 449 bin 416 ton ürün karşılığında 9 milyar 495 milyon 379 bin dolar gelir elde etti. En çok gelir 5 milyar 938 milyon 429 bin dolarla kumaştan kazanılırken, kumaşları 2 milyar 382 milyon 728 bin dolarla pamuk ve 1 milyar 174 milyon 222 bin dolarla elyaf izledi. İplikte artış görüldü Miktarda yüzde 12, değer bazında ise yüzde 5 ile en çok artış iplikte görüldü. İplik kalemleri içerisinde ise en fazla tercih edilen ürün 677 milyon 44 bin dolarla miktarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 36'lık artış gösteren pamuk ipliği oldu. En fazla dış satımı 3 milyar 584 milyon 826 bin dolarla Avrupa Birliği ülkelerine yapılırken, sektör ihracatında ilk sıradaki ülke 739 milyon 585 bin dolarla İtalya oldu. İtalya'yı 533 milyon 689 bin dolarla İngiltere ve 473 milyon 370 bin dolarla İspanya izledi. Yeşil ve dijital dönüşüm süreci hızlandırılacak TİM Tekstil ve Hammaddeleri Sektör Kurulu Başkanı Ahmet Fikret Kileci, AA muhabirine, bu yıl yapılan ihracat başarısının Türk tekstil sektörünün küresel rekabetteki gücünü bir kez daha gözler önüne serdiğini söyledi. Söz konusu başarıyı sürdürülebilir kılmak ve pazardaki payı kaybetmemek adına sektördeki yeşil ve dijital dönüşüm süreçlerinin hızlandırılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Kileci, şunları kaydetti: "Bu geniş pazar yelpazesinde sektörün, çevre dostu üretim süreçlerine yatırım yapması, yeşil üretim odaklı iş modeline geçilmesi ve sürdürülebilirlik ilkelerinin benimsenmesi, gelecekteki rekabet gücünü pekiştirecektir. Sektörde beşeri sermayenin etkin bir şekilde kullanılması ve dijital yetkinliklerin artırılması kritik öneme sahiptir. Çalışanlarımızın dijital becerilerinin geliştirilmesi ve inovasyon kültürünün desteklenmesi, sektörün geleceğini güvence altına alacak önemli adımlar olacaktır."

  • Manisa'da liseliler hurda malzemelerden güneş enerjisiyle çalışan elektrikli otomobil geliştirdi

    Manisa'nın Selendi ilçesinde lise öğrencileri, hurda malzemeleri kullanarak güneş enerjisiyle çalışan elektrikli otomobil tasarladı. Selendi Anadolu Lisesi'nde eğitim gören bir grup öğrenci, danışman öğretmeni Mehmet Nadir Kavruk'un desteğiyle elektrikli otomobil yapmak için proje geliştirdi. Yaklaşık 3 ay süren çalışmaların ardından tasarlanan ve hurda malzemelerin kullanıldığı otomobil, güneş enerjisinden sağlanan elektrikle çalışıyor. Söz konusu otomobil 35 kilometre menzil ve 9 kilometre hıza ulaşabiliyor. Kaymakam Tarık Safa Kahveci, öğrencilerin tasarladığı otomobiliyle test sürüşü gerçekleştirerek ilçe turu attı. Kahveci, gazetecilere, elektrikli otomobilin beğendiğini belirterek, "Öğretmen ve öğrencileri tebrik ediyorum. Ekip ruhuyla çalışılarak güzel bir eseri ortaya çıkarmışlar." dedi. Okul Müdürü Gökhan Gümüş ise desteklerin sağlanmasıyla daha iyilerini yapabileceklerini vurgulayarak, öğrencileri tebrik etti.

  • Sakarya'da baba oğul "şampiyon kanaryalar" yetiştiriyor

    Sakarya'da 49 yıl önce kuşlarla ilgilenmeye başlayan Bahattin Geyve, oğluyla "şampiyon kanaryalar" yetiştiriyor. Adapazarı ilçesinde oturan 72 yaşındaki işçi emeklisi Geyve, 49 yıl önce hediye edilen kuşla yetiştiriciliğe başladı. Evinin bodrum katında kuş yetiştiren Geyve'nin uğraşına, sonraki yıllarda oğlu da dahil oldu. Bodrumun zarar görmesi nedeniyle kuşları bir süre evin odasında besleyen Bahattin ve Cüneyt Geyve, daha sonra çatı katında kuşlar için özel alan yaptı. "Phaeo Kırmızı Mozaik" ve "İspanyol Larget" ırkından yaklaşık 50 kuşu bulunan baba ve oğlu, 1990'lı yıllardan itibaren katıldıkları ulusal ve uluslararası müsabakalarda çeşitli dereceler elde etti. Baba oğlun üst soylarıyla yetiştirdiği "İspanyol Larget" ırkı kanarya, 18-27 Ocak'ta Portekiz'de düzenlenecek, Türkiye'nin yanı sıra 50'nin üzerinde ülkeden kuşların duruş ve tüy yapısına göre değerlendirileceği 72. Dünya Şampiyonası'nda birincilik için yarışacak. "Hedefimiz dünya şampiyonluğu" Bahattin Geyve, oğlunun yavruyken keşfettiği kuşları yarışmalara hazırladıklarını söyledi. Kuşlarla ilgilenmekten keyif aldığını dile getiren Geyve, "Kuşlar benim hayatım. Anlatılmaz, yaşamak gerekiyor. Emekliyim, öğlene kadar torunlarla ilgileniyorum, öğleden sonra kuşlarla vakit geçiriyorum." dedi. Metalurji ve malzeme mühendisi Cüneyt Geyve de yoğun emek vererek kuşları yarışmalara hazırladıklarını belirtti. Çeşitli yarışmalarda elde ettikleri derecelere, yenilerini eklemek istediklerini anlatan Geyve, Portekiz'de düzenlenecek şampiyonaya ilişkin şunları kaydetti: "Kuşun belli bir disipline ihtiyacı var. Duruş kuşu olduğu için yarışma kafesinde belirli antrenmanlar veriyoruz. Sakin olması gerekiyor, bunu da kafesin içinde yanımızda tutarak sağlıyoruz. Tüylerinin parlak, egzersizinin iyi olması lazım. Bu şekilde vitaminlerini ve besinlerini vererek kuşumuzu hazırladık. Şu an kondisyonu gayet iyi. Umarım sağlıklı şekilde gidip derece alıp gelir. Ailesinde dünya şampiyonları var. Zaten soy takibi yaparak bu seviyeye geldik. Hedefimiz dünya şampiyonu olmak. İspanya'ya ait kuş bakıyoruz. Özellikle Portekiz'de derece almak bizim için gurur verici olur." Geyve, ilerleyen süreçte, yetiştirdikleri "Phaeo Kırmızı Mozaik" cinsi kuşlarla da yarışmalara katılmak istediklerini sözlerine ekledi.

  • Başarıya Yüzerken İş Dünyasına Dalmak: Güven Duvan’ın İlham Veren Hikayesi

    Sudan Çıktı, İş Dünyasında Zirveye Oynuyor. Türkiye’nin gurur kaynağı olan rekortmen milli yüzücümüz Güven Duvan, sadece spor kariyeriyle değil, iş dünyasındaki başarılarıyla da ilham veriyor. 50 metre sırtüstü kategorisinde uzun yıllar Türkiye rekorunu elinde bulunduran ve Galatasaray yüzme takımında profesyonel olarak sporculuk yapan Duvan, Türkiye'yi ulusal ve uluslararası yarışmalarda temsil etti. Yüzme kariyerindeki üstün başarılarıyla Türkiye yüzme tarihinde önemli bir yere sahip olan Duvan, suyun dışındaki hayatında da başarıya kulaç atmaya devam ediyor. Şimdi ise iş dünyasında adından söz ettirerek Edirne'nin önde gelen girişimcileri arasında yer alıyor. Spordan İş Dünyasına: Başarıya Giden Yol Spor kariyerinden elde ettiği disiplin, odaklanma ve azim, Duvan’ın iş dünyasında da başarıyı yakalamasında büyük bir etken oldu. Sporda olduğu gibi, girişimcilik dünyasında da hedeflerine ulaşma konusunda kararlılıkla ilerliyor. Duvan, iş hayatındaki yükselişinde sporda kazandığı liderlik becerilerini ve takım çalışmasına dayalı deneyimini aktif bir şekilde kullanıyor. Türkiye Yüzme Federasyonu Yönetim Kurulu’nda başkanvekili olarak görev yapan Duvan, sporun getirdiği vizyonu iş dünyasına taşıyarak, her iki alanda da aktif rol oynuyor. Edirne’ye Değer Katan Girişimci Güven Duvan için doğup büyüdüğü Edirne, yalnızca bir şehir değil, köklerine ve tarihine sahip çıktığı bir miras. Edirne'yi geliştirmek, turizmde hak ettiği yere taşımak ve şehri ulusal çapta daha fazla tanıtmak amacıyla büyük projelere imza atan Duvan, yerel değerlere sahip çıkan bir girişimci olarak tanınıyor. Onun için girişimcilik, ticari bir faaliyet olmanın ötesinde, şehrine ve kültürel mirasına katkıda bulunmanın bir yolu. Edirne’nin Kalbinde Lezzet Durağı: Ponsetya Seafood Cuisine Güven Duvan’ın en dikkat çeken projelerinden biri, Edirne’nin gastronomi dünyasında önemli bir yere sahip olan Ponsetya Seafood Cuisine. Bu restoran, sadece deniz ürünleri üzerine değil, aynı zamanda Edirne ve Trakya’nın yerel tatlarını öne çıkaran bir lezzet durağı olarak biliniyor. Yöresel ve coğrafi işaretli ürünlere büyük önem veren Duvan, restoranında kullanılan malzemeleri büyük bir özenle seçiyor. İpsala’nın ünlü pirinçleri, Edirne bağlarından gelen kaliteli şaraplar ve Trakya’nın doğallığıyla ünlü ürünleri, Ponsetya Seafood Cuisine’in mutfağında baş köşede yer alıyor. Ponsetya Seafood Cuisine, Edirne’nin gastronomi haritasında önemli bir yere sahip. Misafirlerine sunduğu deniz ürünlerinin yanı sıra, Trakya’nın eşsiz lezzetlerini bir araya getirerek hem bölgesel hem de ulusal çapta bir marka haline geldi. Duvan, bu girişimiyle yalnızca restoran işletmeciliği yapmıyor, aynı zamanda yerel kültürü ve mutfak değerlerini tanıtarak Edirne'nin turizm potansiyelini de artırıyor. Cavit Duvan Prestige Hotel: Aile Geleneği, Prestijli Hizmet Güven Duvan’ın liderlik ettiği bir diğer önemli proje ise Cavit Duvan Prestige Hotel. Edirne’nin en prestijli otellerinden biri olan bu aile işletmesi, konaklama sektöründe bölgeye büyük katkılar sunuyor. Otel, şehre gelen turistler ve iş insanları için lüks ve konforu bir araya getirirken, aynı zamanda Edirne’nin tarihi ve kültürel zenginliklerini tanıtan bir marka olma yolunda ilerliyor. Güven Duvan’ın vizyoner bakış açısı ve sporculuktan getirdiği disiplini, otelin hizmet kalitesine de yansıyor. Otel, bölge ekonomisine istihdam sağlamanın ötesinde, Edirne’yi ziyaret edenlerin unutulmaz bir konaklama deneyimi yaşaması için sürekli kendini yenileyen bir yapıya sahip. Misafirlerine sunduğu yüksek standartlardaki hizmet anlayışı, Cavit Duvan Prestige Hotel’i Edirne’nin en çok tercih edilen otellerinden biri haline getirmiş durumda. Yerelden Küresele: Güven Duvan’ın Vizyonu Güven Duvan’ın başarıları, yalnızca Edirne ile sınırlı kalmıyor. Girişimlerinde Edirne ve Trakya’ya bağlı kalarak, bölgenin kültürel ve gastronomik zenginliklerini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı hedefliyor. Onun için girişimcilik, bir yandan yerel değerlere sahip çıkmak, diğer yandan bu değerleri küresel arenada tanıtarak fark yaratmak demek. Duvan, Edirne’nin tarihini, lezzetlerini ve misafirperverliğini Ponsetya Seafood Cuisine ve Cavit Duvan Prestige Hotel aracılığıyla dünyaya sunuyor. Bu girişimleriyle hem bölgesine ekonomik katkı sağlıyor hem de Edirne’yi turizmde hak ettiği yere taşımak için önemli adımlar atıyor. Bir Sporcu, Bir Girişimci, Bir İlham Kaynağı Sporculuk kariyerinde elde ettiği başarıları iş dünyasına da taşıyan Güven Duvan, sporun getirdiği disiplin ve liderliği iş hayatında da etkili bir şekilde kullanıyor. Hem Türkiye’nin hem de Edirne’nin gurur kaynağı olan Duvan, genç girişimciler için de önemli bir ilham kaynağı. Sudan çıkıp iş dünyasına atılan Güven Duvan, hem gastronomi hem de turizm alanında yaptığı çalışmalarla gelecekte de adından sıkça söz ettireceğe benziyor. Onun hikayesi, başarıya ulaşmanın disiplin, tutku ve azimle nasıl mümkün olabileceğini gösteren, ilham dolu bir yolculuk.

  • Niğde'de eski kadın hükümlü, devlet desteğiyle büyükbaş hayvan yetiştiricisi oldu

    Niğde'de eski kadın hükümlü, devlet desteğiyle aldığı büyükbaş hayvanlarla kendi işini kurup para kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. Niğde Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğündeki denetimini tamamlayan hükümlü S.K, engelli ve eski hükümlülere yönelik hibe desteğinden yararlanmak için Niğde Koruma Kurulu Başkanlığına başvurdu. Merkeze bağlı Çarıklı köyünde hayvan almak için yaptığı başvurusu kabul edilen S.K, İŞKUR'dan aldığı 240 bin lira hibeye, 60 bin lira da kendisi ekleyerek 3 büyükbaş hayvan satın aldı. Eski kadın hükümlü S.K, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hayvancılık yapmak için Niğde'den Çarıklı köyüne yerleştiğini söyledi. Sadece çiğ süt satmadığını belirten S.K, "Peynir ve yoğurt yapıp satıyorum. Bunlarla aileme ek gelir sağlıyorum. 4 ineğim var, bunu daha da büyütmeyi amaçlıyorum. 4 inekte kalmayı istemiyorum." dedi. S.K, devletin ellinden tuttuğunu ve her zaman yanında olduğunu vurguladı. Bu işi yapmaktan mutluluk duyduğunu dile getiren S.K, "Büyük mandıra kurarak bu işi büyüteceğim. Şu an oturduğumuz yeri kiraladık. Eşimle el ele vererek avlu duvarlarımızı, mandıramızı, açık besimizi yaptık. Elimizden gelenin en iyisini yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Amacım hayvancılıkla daha ileriye gidip gelir elde ederek bütün kadınlara örnek olmak. Yapamayan kadın yoktur, isterlerse her şey olur." diye konuştu. Niğde Cumhuriyet Başsavcısı Ufuk Mustafa Süren, Denetimli Serbestlik Müdürü Haydar Demir ve beraberindekiler, S.K'ye ziyarette bulunarak "hayırlı olsun" dileklerini iletti, plaket verdi.

  • Günde 4 bin 500 kişiye yemek hazırlayan meslek lisesi 38 milyon lira ciroya ulaştı

    Samsun'un Vezirköprü ilçesinde bulunan Şahinkaya Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde günlük 4 bin 500 kişiye yemek hazırlanırken, geçen yıl 38 milyon lira ciro elde edildi. Meslek lisesi bünyesindeki yiyecek hizmetleri bölümünde, ilçede taşımalı eğitim verilen okullarla Vezirköprü Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Aşevi'nin yemekleri hazırlanıyor. Malzeme alımı, yemek üretimi, yemeklerin okullara ulaştırılması ve dağıtımı olmak üzere tüm aşamaları kendi bünyesinde yapan okulun mutfağında, öğretmenler ve usta öğreticiler ile 143 öğrenci görev alıyor. Günde 4 bin 500 kişilik yemek çıkaran okulda, 2024 yılında 38 milyon liralık ciro elde edildi. Okul Müdürü Mecit Bedük, gazetecilere, okulda öğrencilerinin hem uygulamalı eğitim aldığını hem de harçlıklarını çıkardıklarını söyledi. Geçen yıl 38 milyon lira ciroya ulaşıldığını vurgulayan Bedük, "Elde edilen cironun büyük bölümü masraflara gitti. Kar olarak kalan paranın 4 milyon lirası hazineye verildi, 1 milyon 727 bin lirasıyla maaş ödemesi yapıldı, 855 bin lirası ise öğrencilere dağıtıldı." dedi. Dağıtım yaptıkları okullarda yemek artıklarını da israf etmediklerine işaret eden Bedük, bunları toplayarak Vezirköprü Hayvan Barınağı'na verdiklerini anlattı. Bedük, liselerinin uygulama oteliyle bölgeye konaklama hizmeti sunduğunu da dile getirerek, "Konaklama ve seyahat hizmetleri öğrencileri burada uygulamalı eğitim görüyor. Öğrenciler, bilinen klasik yemekler dışında dünya mutfağından da örnekler sunuyor. Ayrıca öğrenciler, yurt içinde ve dışında staj imkanı buluyor." ifadesini kullandı.

  • Besicilik yapan Filistinli kız çiftlik ürünlerini sosyal medyada pazarlayarak ailesine destek oluyor

    İşgal altındaki Batı Şeria'nın Beytüllahim kentinde yaşayan 12 yaşındaki Habibe Salah, küçük bir çiftlikte, küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliğinden elde ettikleri ürünleri sosyal medyada pazarlayarak, ailesinin geçimine destek oluyor. Filistinli Habibe, İsrail'in 7 Ekim 2023'te Gazze Şeridi'ne başlattığı saldırıların ardından ekonomik durumu kötüye giden ailesine maddi destek için babasıyla beraber küçükbaş ve kanatlı hayvan yetiştiriciliği yapmaya başladı. Filistinli kızın babasıyla işlettiği, "Habibe Çiftliği"nde beslenen hayvanlardan elde edilen süt ve süt ürünleri ile yumurtanın yanı sıra bölgede üretilen zeytin ve zeytinyağı gibi gıda ürünleri satışa sunuluyor. Habibe, sosyal medya hesabından babasıyla çiftlikte yaptığı işleri ve günlük rutinini takipçileriyle paylaşıyor. Besicilik yaparak ürettikleri ve satışını yaptıkları diğer ürünleri sosyal medyada pazarlayan Habibe, müşterilerin ilgisini çekiyor. "Koyun, ördek ve tavuk yetiştiriyorum" Sosyal medyada takipçi sayısının iyi olduğunu ifade eden Habibe, "Her gün yaptığım günlük işleri sosyal medyada paylaşıyorum. Bu da takipçilerimin hoşuna gidiyor." dedi. Ailesinin geçimine katkı sağlamak için babasına destek olduğunu ifade eden Habibe, "Tavuk ve ördeğin yanı sıra keçi ve koyun gibi küçükbaş hayvan besiciliği yapıyoruz. Çiftliğimizin yakınında asmalarımız ve zeytin bahçelerimiz de var. Buralarda vakit geçirmekten mutlu oluyorum." diye konuştu. İşlerinin her geçen gün büyüdüğünü ve hayvanların çoğaldığını belirten Habibe, çiftlikte ürettiği yumurta, süt, bal gibi hayvansal malzemelerin yanı sıra zeytinyağı ve diğer geleneksel ürünleri de küçük bir bakkal dükkanında sattığını söyledi. Çiftliğini ve hayvanları çok sevdiğini, her birine özel isim verdiğini anlatan Habibe, "Çiftliğimi daha da büyütmeyi ve ileride veteriner olmayı hedefliyorum. Hayvanlarla hep haşır neşir olmak, onlarla ilgilenmek istiyorum." ifadesini kullandı. Çiftlik projesi, ailemizin temel gelir kaynağı oldu Filistinli kızın babası Ahmed Salah da (45), İsrail'in 7 Ekim 2023'de Gazze Şeridi'ne başlattığı saldırıların ardından ekonomik olarak zor günler geçirdiklerini anlattı. "İsrail'in Gazze saldırıları ve bunun Batı Şeria'daki yansımaları nedeniyle ekonomik durumumuz kötüye gitti. Kendimi bir anda işsiz buldum. Tarımla ve toprakla uğraşmaya başladım. Daha sonra çiftlik projesini başlattık." diyen Salah, kırsal bir bölgede yaşadıklarını, her zaman toprakla ve hayvanlarla bağlarının olduğunu ancak bunun şimdi ailenin temel gelir kaynağı haline geldiğini anlattı. Kızının küçük yaşlarından itibaren bu gibi işlere meraklı olduğunu paylaşan baba Salah, "Ben, kızım ve eşim çiftlikte çalışıyoruz. Kızım yaptığımız işleri sosyal medyadan paylaşmaya başladı. İnsanlar Habibe'yi çok sevdi. Nihayetinde ürünleri bu yolla pazarlamaya başladık. Eve teslimat hizmetimiz de var. Tüketiciler bize güvendi ve ürünlerimize rağbet gösterdi." diye konuştu. Doğal ve geleneksel ürünlere ilgi ve talep arttı Halkın büyük bir kısmında, fabrikalarda işlemden geçen gıdalardan ziyade doğal ve geleneksel ürünlere ilgi ve talebin arttığına dikkati çeken Salah, çiftlik projesinin iyi bir müşteri kitlesine ulaşmasını, tamamen doğal yollarla elde edilen geleneksel ürünlerin herhangi bir katkı maddesi içermemesine bağladı. Hedef kitlelerine ilişkin de Salah, "Batı Şeria'nın çeşitli şehir ve kasabalarından, İsrail'deki Arapların yaşadığı bölgelerden gelen daimi müşterilerimiz var. Geleneksel ürünlerin değerini bilen yaşlı ziyaretçilerimiz de oldukça fazla." bilgisini paylaştı. Ahmed Salah çiftliğini genişletmeyi, daha fazla bitki ve ağaç türü yetiştirmeyi ve zamanla farklı hayvanları da dahil ederek hayvan besiciliğini büyütmeyi planladığını kaydetti.

Arama Yap

bottom of page