Boş arama ile 855 sonuç bulundu
- Siirtli Üretici, 2 Bin 47 Rakımlı Yaylada Arıcılıkla Hem Bölge Ekonomisine Hem de Geleceğe Katkı Sağlıyor
Siirt’in Eruh ilçesine bağlı Bağgöze köyünde yaşayan İdris Çetinkaya, arıcılık yaparak adeta bir başarı hikayesi yazıyor. Zorlu doğa koşullarına rağmen, 2 bin 47 metre rakımlı yüksek yaylada arıcılık yapma cesaretini gösteren Çetinkaya, devletin sunduğu desteklerle işini büyütmeyi başardı. Bu yayla, doğal florası ve temiz havasıyla arılar için ideal bir yaşam alanı sunarken, üretilen balın kalitesini ve lezzetini de artırıyor. Arıcılık serüvenine ilk adımı atarken doğanın sunduğu zengin kaynaklardan ilham alan Çetinkaya, bugün 300 arı kovanıyla üretim yapıyor. Bu kovanlarda üretilen bal, hem yerel pazarlarda hem de Türkiye’nin farklı bölgelerinde alıcı buluyor. Çetinkaya’nın ürettiği bal, yaylanın yüksek rakımı ve temiz çevresi sayesinde lezzeti ve sağlık açısından çok değerli kabul ediliyor. Çetinkaya, "Bu yaylanın florası çok zengin. Arılarımız, burada adeta bir çiçek cennetinde yaşıyorlar. Ürettiğimiz bal tamamen doğal, katkısız ve çok yüksek kalitede. Bu da bize olan talebi artırıyor" diyerek, yaylanın arıcılık için sunduğu avantajlara dikkat çekiyor. İdris Çetinkaya, arıcılığa başlama sürecinde devletin sağladığı desteklerin büyük rol oynadığını belirtiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağladığı teşvikler ve desteklerle arıcılık faaliyetlerine başlayan Çetinkaya, bu destekler sayesinde üretimini artırma fırsatı bulmuş. Ayrıca, devletin sunduğu eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle bilgi ve becerilerini geliştiren Çetinkaya, arıcılığın inceliklerini öğrenerek işinde ustalaşmış. Çetinkaya, "Devletimizden aldığımız destekler olmasaydı, bu işe başlamak ve sürdürmek çok zor olurdu. Özellikle başlangıçta verilen destekler, arıcılığın bölgedeki yaygınlaşmasına katkı sağlıyor" diye belirtiyor. Geleceğe Yönelik Planlar Başarıyı elde etmekle yetinmeyen İdris Çetinkaya, geleceğe yönelik hedeflerini de büyütüyor. Hedefi, kovan sayısını artırarak üretim kapasitesini yükseltmek ve balını ulusal çapta daha geniş kitlelere ulaştırmak. Ayrıca, diğer arıcılara örnek olmak ve onlarla iş birliği yaparak bölgedeki arıcılığı daha da geliştirmek istiyor. Çetinkaya’nın hikayesi, tarım ve hayvancılık sektöründe çalışan birçok kişiye ilham veriyor. Zorlu coğrafi koşullara rağmen, devlet desteği ve kendi azmiyle büyük bir başarı elde eden Çetinkaya, bölge ekonomisine katkı sağladığı gibi, bu sektörün geleceği için de umut veriyor. Doğayla İç İçe Bir Yaşam Bağgöze köyünde doğup büyüyen Çetinkaya, doğayla iç içe olmanın arıcılık için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Yaylada geçirdiği zamanın, sadece arıcılık değil, aynı zamanda doğanın dengesini ve insanın bu denge içindeki yerini de öğrettiğini belirtiyor. "Arılarla geçirdiğim her gün, doğanın mucizesine tanıklık ediyorum. Onların çalışkanlığı ve doğanın bize sunduklarını görmek, insanın doğayla ne kadar uyumlu yaşayabileceğinin en güzel örneği" diyerek, arıcılığın kendisi için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor. Bu başarı hikayesi, sadece bir üreticinin değil, aynı zamanda doğaya duyarlı ve sürdürülebilir bir yaşam tarzının da örneği olarak öne çıkıyor.
- Çınar Çelik'ten Zonguldak'a 20 Milyon Euroluk Dev Yatırım
Türkiye’nin önde gelen sanayi şirketlerinden Çınar Çelik, Zonguldak’ta 20 milyon Euro’luk yeni bir yatırım yaparak bölgeye ve Türkiye ekonomisine önemli bir katkı sunmaya hazırlanıyor. Şirket, bu yatırımla birlikte, kapasitesini artırmayı ve yeni iş imkanları yaratmayı hedefliyor. Zonguldak, Türkiye’nin köklü sanayi bölgelerinden biri olarak biliniyor. Çınar Çelik, bu bölgenin sanayi potansiyelini daha da güçlendirmek amacıyla, modern ve yüksek teknolojili bir üretim tesisini hayata geçirmeye karar verdi. Bu yatırımın, bölgedeki sanayi faaliyetlerini canlandıracağı ve Zonguldak’ın ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sağlayacağı belirtiliyor. Yeni üretim tesisinde, çelik ve metal ürünlerinin üretim kapasitesinin artırılması planlanıyor. Çınar Çelik’in Zonguldak’taki bu yeni yatırımı, bölgedeki sanayiye yeni bir dinamizm kazandıracak. Şirket yetkilileri, yatırımın tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 500 kişiye yeni istihdam sağlayacaklarını belirtti. Yüksek Teknoloji ve Verimlilik Odaklı Üretim Çınar Çelik’in Zonguldak’taki bu dev yatırımı, tamamen yüksek teknoloji ve verimlilik odaklı olarak planlandı. Şirket, modern üretim yöntemleri ve teknolojik yeniliklerle donatılmış bir tesis kurarak, uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Bu sayede, Türkiye'nin çelik üretiminde önemli bir oyuncu olma konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Şirket yetkilileri, bu yatırımın Türkiye’nin çelik ihracatına da olumlu yansıyacağını ve özellikle Avrupa pazarında daha fazla söz sahibi olmayı planladıklarını belirtiyor. Çınar Çelik, üretim kapasitesini artırarak hem iç piyasada hem de ihracatta büyümeyi hedefliyor. Bölge Ekonomisine Katkı ve Yeni İstihdam Alanları Bu dev yatırım, Zonguldak bölgesine sadece sanayi anlamında değil, aynı zamanda ekonomik anlamda da büyük bir ivme kazandıracak. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte, bölgede doğrudan ve dolaylı olarak birçok iş alanı yaratılacak. Bu da Zonguldak’ın istihdam sorununu hafifletecek ve bölgenin sosyal ve ekonomik yapısına olumlu katkılarda bulunacak. Zonguldak Valiliği ve yerel yetkililer de bu yatırımın bölge için önemine dikkat çekiyor. Valilikten yapılan açıklamada, “Bu tür yatırımlar, bölgemizin kalkınması ve işsizliğin azaltılması için büyük önem taşıyor. Çınar Çelik’in bu yatırımı, Zonguldak’ın sanayi gücüne güç katacak ve ekonomimizi canlandıracaktır” denildi. Çınar Çelik’in Gelecek Vizyonu Çınar Çelik, Zonguldak’taki bu yatırımı ile birlikte sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da söz sahibi olmayı hedefliyor. Şirket, önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve projelerle büyümeyi sürdüreceklerini belirtiyor. Yatırımlarını sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim anlayışı üzerine kuran Çınar Çelik, yeni tesiste de çevreye duyarlı üretim teknolojileri kullanacak. Şirketin CEO’su, yaptığı açıklamada, “Bu yatırım, sadece Çınar Çelik için değil, Türkiye için de önemli bir adım. Ülkemizin sanayi gücünü artırmak ve uluslararası pazarda daha fazla yer almak istiyoruz. Zonguldak’ta hayata geçirdiğimiz bu tesis, bu hedeflerimize ulaşmada önemli bir kilometre taşı olacak” dedi.
- Azmin Öyküsü: Aynur Çamdibi'nin İnanılmaz Başarı Hikayesi
Aynur Çamdibi, altı çocuk ve on torun sahibi, hayatın zorluklarına rağmen hayallerinden asla vazgeçmeyen azimli bir kadının etkileyici öyküsüdür. 63 yaşında üniversite mezunu olup bir de kitap yazan Aynur Çamdibi, hem yaşadığı toplumda hem de ailesinde ilham kaynağı olmuştur. Aynur Çamdibi, altı çocuk ve on torun sahibi bir kadın olarak, hayatın zorluklarına rağmen hayallerinden asla vazgeçmeyen bir azim hikayesinin kahramanı. 63 yaşında üniversite mezunu olup, bir de kitap yazan Aynur Çamdibi, yaşadığı toplumda ve ailesinde ilham kaynağı olmayı başardı. Aynur Çamdibi'nin eğitim hayatı, dönemin zorlukları ve imkansızlıkları nedeniyle ortaokul birinci sınıfta yarım kalmıştı. Genç yaşta evlenip kısa sürede anne olan Aynur Hanım, her şeye rağmen okumaya olan tutkusunu asla kaybetmedi. En büyük hayali, okuduğu şiir kitaplarının bir gün yazarı olmaktı. Ancak bu hayalini gerçekleştirebilmesi için önce eğitimini tamamlaması gerekiyordu. Altıncı çocuğunu doğurduktan sonra Aynur Çamdibi, yarım kalan ortaokul eğitimini tamamlamaya karar verdi. Bu süreçte büyük bir azim gösterdi ve kısa sürede ortaokul diplomasını aldı. Ardından, aradan bir yıl geçmeden açık lise sınavlarına girerek bu sınavları da üstün bir başarıyla bitirdi. Ancak bu, onun için yalnızca bir başlangıçtı. Çocuklarının eğitimini tamamlaması için ev bütçesine katkı sağlaması gerektiğini düşünen Aynur Hanım, hasta bakıcılığı yaparak aileye destek oldu. Boş vakitlerinde ise üniversite sınavlarına hazırlanıyor ve şiir yazmaya devam ediyordu. Beşinci çocuğuyla birlikte hazırlandığı üniversite sınavından yüksek puan alarak örgün eğitim hakkını kazandı. Ancak çalışma zorunluluğu nedeniyle Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu. Üniversite eğitimi devam ederken Aynur Çamdibi, çocukları ve torunlarının sorumluluklarını üstlenmeye devam ediyordu. Bu yoğunlukta ikinci sınıfta eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Ancak bu, onun için bir son değil, sadece bir mola oldu. Dört yıl ara verdikten sonra Aynur Hanım, dondurduğu üniversite eğitimine geri dönme kararı aldı. Bu kez daha da kararlıydı. Tüm zorluklara rağmen lisans diplomasını almayı başardı ve yıllardır üzerinde çalıştığı şiir kitabını tamamlayarak yayımladı. Şiir kitabı “Sende Kaldım” kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı ve Aynur Çamdibi’nin edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Aynur Çamdibi’nin hikayesi, yaşın, sorumlulukların ve imkansızlıkların hayalleri gerçekleştirmek için bir engel olamayacağını gösteren ilham verici bir öykü. O, sadece kendi hayallerini gerçekleştirmekle kalmadı, aynı zamanda çevresindeki insanlara da azim ve kararlılıkla neler başarılabileceğini kanıtladı. Bu hikaye, Aynur Çamdibi’nin azim ve kararlılık dolu yaşamından ilham alarak, her yaştan insana cesaret ve motivasyon kaynağı olmayı amaçlıyor. Kitabı incele Sende Kaldım Toprağa düşen her yaprak Bir gözyaşı misali Benim gönlümde Tıpkı bir hazan mevsimi Solmuş sararmış Yapraklar misali
- Geleceğin Hibrit Elektrikli Uçaklarına Gökçin İmzası
Türk akademisyen Dr. Gökçin Çınar, NASA’dan aldığı destekle geleceğin hibrit elektrikli uçak teknolojisinin tasarımını ve hesaplamalarını yapabilen yapay zekâ destekli ücretsiz bir yazılım geliştirdi. İşte detaylar.. MICHIGAN Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Gökçin Çınar, gelecekte sürdürülebilirlik ve çevre açısından büyük fayda sağlayacak olan hibrit elektrikli uçaklar üzerine çalışıyor. Çınar, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Amerikan Georgia Tech’te doktorasını tamamladı. 2022’de hibrit elektrik sistemlerinin uçaklara uygulanabilmesi çalışmasıyla NASA tarafından fon alma hakkı kazandı ve yine hibrit elektrik uçak tasarımıyla ilgili araştırması NASA’dan ‘en iyi makale ödülü’nü aldı. NASA İstedi, O Yaptı Bu başarısı NASA’nın resmi sosyal medya hesabından paylaşılan Çınar, bu kez ekibiyle birlikte yüksek teknoloji uçakların kolayca tasarlanabileceği Future Aircraft Sizing Tool (FAST-Gelecek Uçakların Boyutlandırma Aracı) isimli bir yazılım hazırladı. NASA’nın isteği ve desteğiyle hazırlanan, geleceğin havacılık teknolojisine rehber olacak bu yapay zekâ destekli yazılım aynı zamanda bünyesindeki verilerle öğrenciler için de etkili bir kaynak olacak. FAST, NASA’nın üzerinde çalıştığı ve 10 yıl içinde üretilip kullanıma sunulması beklenen hibrit elektrikli uçakların tasarımına ve mühendisliğine de katkı sağlayacak. Çınar, süreci şöyle anlattı: NASA, 2.5 yıl önce hesaplamalı uçak tasarımı yapabilen, kullanımı herkese açık olan, öğrenim aşamasının kolay olacağı hem uzmanların hem de hayatında hiç hesaplamalı tasarım yapmamış kişilerin kullanabileceği, çok hızlı ve çok az girdiye ihtiyaç duyan bir yazılım yapmamızı istedi. Bu yazılım sadece mevcut uçakları tasarlamıyor. Geleceğin teknolojileri dediğimiz elektrikle ya da hidrojenle çalışan uçakları da tasarlayabilecek bir yazılım. Kısa zamanda fazlaca uçak tasarımı ve hesaplaması yapabiliyor, önemli bir kolaylık sağlıyor. Hesaplamalı uçak tasarımı ‘Bir uçaktan neler isteriz?’ sorusuna yanıt arar. ‘Menzili ne kadar olsun, ne kadar yolcu taşıyabilsin, hangi motoru ve enerjiyi kullansın?’ gibi soruları cevapladığınızda uçağın tasarımını tanımlamaya başlarsınız. Geliştirdiğimiz FAST uzmanlara hız kazandırırken, uzman olmayanlar ve öğrenciler için tüm geleneksel yöntemlerden fazlasını sunuyor. En güzel özelliklerinden biri tarih boyunca uçan 200’den fazla uçağın ve motorlarının özelliklerinin bulunduğu zengin veri tabanı. Yazılım kendi içerisinde ‘Madem gerekli bilgileri senden alamıyorum o zaman veri tabanına bakarım’ diyor. Makine öğrenmesiyle kullanıcının giremediği parametreleri dolduruyor. Böylece hiç bilmeyen biri de kullanabiliyor. Uzman biri kullanırsa uçak çok daha özelleşmiş, detaylı oluyor. 10 Yıl Sonra Gökyüzünde Elektrikli uçak çalışmalarının son sürat devam ettiğini kaydeden Çınar, şu bilgileri verdi: Biz şu anda hesaplamalı simülasyonların modellemelerini yaparak yardımcı olmaya devam ediyoruz. Yepyeni tasarım uçakları da 2035 yılı gibi göreceğimizi tahmin ediyorum. NASA, 2021’de geliştirdiği hibrit elektrikli uçak konsept tasarımı Susan’ın mühendislik hesaplamalarının toparlanması, modellenmesi için de beni ve ekibimi görevlendirdi. ‘Susan’da jet yakıtı tüketen bir motor, kanatların altında da 16 elektrik motoru var. Kuyruktaki jet motoru, elektrik motorlara jeneratör yardımıyla güç gönderiyor. Aynı zamanda içinde bir de pil var. Hem jet moturunun jeneratörle oluşturduğu elektrik hem de pilden çıkan elektrik uçağın uçmasını sağlıyor. NASA bize, ‘Biz bu uçağın analizlerini yapıyoruz siz de FAST’te modelleyin’ dedi. FAST’e entegre ederek uçağı şekillendireceğiz ve performansını hesaplayacağız. Modelleme Yapacak Dr. Gökçin Çınar, geliştirdiği yapay zekâ destekli FAST ile Susan’ın mühendislik hesaplarının toparlanması ve modellenmesini de ekibiyle yapacak.
- Dünya Beyzbolunun En Büyük Yıldızı Türk Mühendislere Emanet
Yapay zeka destekli ve gerçek zamanlı veriler sağlayarak sporcuların maksimum potansiyellerine ulaşmalarına destek sağlayan Rapsodo, geçtiğimiz günlerde yaptığı anlaşma ile Amerika’da tüm dikkatleri üzerine çekti. İşte detaylar.. Dünyaca ünlü oyuncu Ohtani’den gelişen teknolojiye dair sözler çarpıcı sözler: İkinci kez Amerikan Ligi MVP Ödülünü kazanan ve Dodgers'la tarihi bir serbest oyuncu sözleşmesi imzalayan Ohtani, Rapsodo’nun marka elçisi olarak bir kez daha dikkatleri üzerine topladı. Rapsodo ürünlerini 2018 yılında Los Angeles'ta kullanmaya başlayan Ohtani yaptığı açıklamada şunları kaydetti; Keşke bu araçlar daha önce elimde olsaydı. Kendi kendime şunu düşünüyorum: ‘Küçükler Ligi yıllarımda böyle bir teknolojiye sahip olsaydım şimdi ne kadar daha iyi olabilirdim? Oyuncuların bu araçları gelişimlerini izlemek için kullanması gerektiğini düşünüyorum ve ne kadar erken kullanmaya başlarlarsa gelişimleri de o kadar hızlı olacaktır. Kamera ve radar teknolojisi kullanarak vuruş ve atış ölçümlerini izleyen Rapsodo, bugün Amerika’daki 30 beyzbol takımının tamamı, 175.000'den fazla beyzbol oyuncusu ve 7.000 antrenör tarafından oyunlarını bir sonraki seviyeye taşımak için kullanılıyor. Rapsodo iki yıl önce Türkiye’de geliştirdiği atış ve vuruşu aynı ünitede birleştiren ürünü ile Amerika’da en çok satan marka ünvanını da elinde bulunduruyor. “Bu başarıda Türk mühendislerimizin payı çok büyük” Rapsodo Kurucusu ve CEO’su Batuhan Okur şunları kaydetti; Dünyanın en iyi beyzbol oyuncusu ile yaptığımız anlaşma bizim de ne kadar başarılı olduğumuzun bir göstergesi oldu. Shohei sadece olağanüstü bir yetenek değil; o zihniyetin, bağlılığın ve doğru araçların bizi nereye götürebileceğinin bir sembolü. Onun yolculuğunun bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Birlikte ilerleyerek, teknolojimizin başarabileceklerinin sınırlarını zorlayacağız. 300’e yaklaşan insan kaynağımızın Ar-Ge üssü ise Türkiye. Bu başarıda Türk mühendislerimizin payı çok büyük. Rapsodo’nun küresel pazarda elde ettiği başarıları duymaya devam edeceksiniz.
- Bankacılık sektörünü bırakıp hayali olan restorasyon işine geçti
Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yaşayan Ceylan Çalıkbaşı, 2 yıldır ilçedeki tarihi konakların restorasyonunda görev alıyor. Kastamonu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümünden mezun olan 33 yaşındaki Çalıkbaşı, bir süre bu sektörde çalıştı. Çalıkbaşı, çocukluk hayalini gerçekleştirmek için 2 yıl önce babasının restorasyon firmasında çalışmaya başladı. Babasının yanında işin inceliklerini öğrenen Çalıkbaşı, tarihi konakların restore edilerek geleceğe taşınmasına katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyor. "Çok uzun yıllar önce bu işe başlamak istemiştim" Ceylan Çalıkbaşı, uzun yıllar önce bu işe başlamak istediğini belirterek, sektörün zorlukları nedeniyle babasını güçlükle ikna ettiğini kaydetti. Yaklaşık 20 yıldır inşaat sektöründe faaliyet gösteren babasının restorasyon işleri de yürüttüğünü anlatan Çalıkbaşı, "Amacımız tarihi evleri geleceğe taşımak. Restorasyonun ardından karşımıza çıkan bina bizi heveslendiriyor, şevke getiriyor. Mutluluk duyuyoruz. Önceliğimiz tarihi evler. Biz de bu tarihi korumaya çalışıyoruz." diye konuştu. Çalıkbaşı, Yörük köyünde restorasyonunu yaptıkları konağın 1908 yapımı olduğunu aktararak, amaçlarının tarihi değerlere sahip çıkmak olduğunu dile getirdi. Kadınların bu alanda başarılı olabileceğine inandığını dile getiren Çalıkbaşı, "Harç yapıyorum, taş taşıyorum ve taş duvar derzi yapıyorum. Bu alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Zorlukları var ama yapılamayacak bir iş değil. Kadınları bu alanda görmek istiyorum. Çalışsınlar, öğrensinler. Ben yapabiliyorsam herkes yapabilir. Amacım kendimi olabildiğince yetiştirip babamdan artık bu işi devralmak." ifadelerini kullandı. Çalıkbaşı, saat 07.30'da çalışma alanında bulunduklarını belirterek, günlük işleri planlayıp akşama kadar çalıştıklarını sözlerine ekledi.
- Müziğin Zarafetinde Yol Alan Yıldız: Serap Yenici
Ünlü sanatçı Serap Yenici kimdir? İzmir doğumlu bu yetenekli müzisyen ve televizyon sunucusu, müzik kariyerinde adeta zirveye tırmanmaya devam ediyor. Küçük yaşlardan itibaren içinde taşıdığı müzik tutkusuyla sahneye adım atan Yenici, kısa sürede televizyon dünyasında da kendine sağlam bir yer edindi. Geniş repertuarı, özgün yorumu ve benzersiz tarzıyla müzikseverlerin kalbinde taht kuran Serap Yenici, her geçen gün büyüyen hayran kitlesiyle sanat dünyasında parlamaya devam ediyor. Serap Yenici’nin kariyerine dair detaylar ve müzik dünyasındaki etkisi haberimizde sizi bekliyor. Serap Yenici: Sanatın Çok Yönlü Yıldızı Ödüllü sanatçı Serap Yenici, müzik ve televizyon dünyasında gösterdiği başarılarla adını uluslararası arenada duyurmuş bir sanatçıdır. Küçük yaşlardan itibaren müziğe olan tutkusunu hiç kaybetmeyen Yenici, müzik kariyerinde hem Türkiye'yi hem de uluslararası müzik sahnelerini başarıyla temsil etti. Serap Yenici, İspanya'nın Kanarya Adaları'nda düzenlenen Universong Festivali'nde Türkiye adına katılarak “Vos Isla de Tenerife / Tenerife Sesi” seçildi ve Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. Bu prestijli ödül, onun uluslararası müzik kariyerindeki başarılarını bir kez daha taçlandırdı. Ayrıca, Malta'da düzenlenen Wafa yarışmasında "En İyi Yorumcu" ödülünü kazanarak ülkemize üçüncülük getirdi; Bulgaristan'da ise Varna Sea Memories yarışmasında birincilik elde etti. Yenici'nin müzik kariyeri, sadece sahne performanslarıyla sınırlı kalmadı. Atatürk'ün Fikriye Hanım'a ithaf ettiği şiir ile Fikriye Hanım'ın Atatürk'e yazdığı şiirleri bestelemesi ve seslendirmesi, onun sanata ve tarihe olan derin bağlılığını gösteren çalışmalardan biridir. Bu eserler, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in ve Cemil Bozok'un manevi oğlu Eriş Ülger'in "Fikriye" kitabından alıntılarla zenginleştirildi. Yenici, müziğin yanı sıra televizyon dünyasında da başarılı projelere imza attı. 1998 yılında spikerlik ve sunuculuk diplomasını aldıktan sonra birçok televizyon programında yapımcı ve sunucu olarak yer aldı. Ayrıca, Yenici'nin reklam ve dizi müziklerindeki başarısı da dikkat çekicidir. "Annem" dizisi için yazdığı şarkı sözleri, müzik dünyasında onun farklı bir yetenek yönünü de gözler önüne serdi. Klasik Türk Sanat Müziği'nden pop müziğe, cazdan Latin müziğine kadar geniş bir yelpazede eserler seslendiren Serap Yenici, Ege'ye olan sevgisini “Ege’den Aldık Biz Bu Aşkı” adlı albümünde dile getirmiştir. Bu albüm, müziğin her alanında gösterdiği üstün performansı ve sanatına olan bağlılığını bir kez daha kanıtlar niteliktedir. Serap Yenici, sanatın pek çok dalında gösterdiği başarılarla, hem ülkemizi yurtdışında temsil etmiş hem de kendi sanat yolculuğunda adını kalıcı olarak yazdırmıştır. Her biri farklı bir başarıyı simgeleyen ödülleri ve projeleri, onun çok yönlü bir sanatçı olduğunu ortaya koymaktadır. Sanat dünyasına derin izler bırakan ve ülkemizi yurt dışında gururla temsil eden Serap Yenici'nin unutulmaz katkılarına birlikte göz atalım. Sanatçılarımıza Bir Vefa Projesi: "Yıldızlar Gece Parlar" Serap Yenici "Yıldızlar Gece Parlar" adında muhteşem bir proje hazırlayarak; Türk müziğine gönül vermiş birçok sanatçıyı bir araya getirerek onların unutulmaz eserlerini yeniden hatırlatmayı amaçlamıştır. Serap Yenici'nin özenle sunduğu bu program, sadece bir müzik programı olmanın ötesine geçerek, bir kültür mirasını yaşatmayı hedefleyen bir platform haline gelmiştir. Program, Türk müziğinin efsanevi isimlerine olan minnetin bir ifadesi olarak tasarlanmış, her bölümünde bir başka değerli sanatçıyı ağırlamıştır. Selda Bağcan, Kayahan ve Berkant gibi Türk müziğine damgasını vurmuş isimler, hem müzikleriyle hem de hayat hikayeleriyle programa konuk olmuştur. Bu değerli sanatçılar, hem kendi eserlerini seslendirerek geçmişe bir yolculuk yapmış hem de müzik dünyasındaki anılarını izleyicilerle paylaşmıştır. "Yıldızlar Gece Parlar", sadece geçmişin büyük ustalarını onurlandırmakla kalmamış, aynı zamanda izleyicilere kültürel bir şölen sunarak Türk müziğinin zenginliğini ve derinliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu program, sanatçılarımıza duyulan vefanın bir simgesi olarak hafızalarda yer edinmiş ve izleyenlerin gönlünde özel bir yer bulmuştur. Sanatçılarımıza saygı duruşu niteliğindeki bu değerli proje, geçmişin unutulmaz melodilerini yeniden canlandırırken, geleceğe de önemli bir kültürel miras bırakmıştır. "Yıldızlar Gece Parlar", adeta bir vefa manifestosu olarak Türk televizyonculuk tarihindeki yerini almıştır. Serap Yenici, müzikle edebiyatı ustalıkla harmanlayarak adeta bizi sanata doyurdu. Onun çalışmaları, edebi zenginlikleri müziğin evrensel diliyle buluştururken, dinleyicilere derin duygular yaşatmayı başarıyor. Yenici'nin bu eşsiz yaklaşımı, sanatı hem ruhen hem de zihnen besleyen bir deneyime dönüştürüyor. Serap Yenici, sanat dünyasında yalnızca güçlü sesiyle değil, aynı zamanda önemli edebi eserleri besteleme konusundaki yeteneğiyle de öne çıkmıştır. Sabahattin Ali, Cemal Süreyya ve Cevat Şakir gibi Türk edebiyatının dev isimlerinin unutulmaz şiirlerini bestelemiş olan Yenici, bu eserleri müzikle buluşturarak dinleyicilere farklı bir deneyim sunmuştur. Yenici'nin bu çalışmaları, hem edebiyat hem de müzik dünyasında büyük bir takdirle karşılanmış, onun sanatçı kimliğini bir adım daha ileri taşımıştır.1998 yılında spikerlik ve sunuculuk diploması aldıktan sonra televizyon dünyasında da başarılı projelere imza atan Yenici, birçok televizyon programında yapımcı ve sunucu olarak görev almış, "Annem" dizisi için yazdığı şarkı sözleriyle müzik dünyasında farklı bir yeteneğini sergilemiştir. Klasik Türk Sanat Müziği'nden pop müziğe, cazdan Latin müziğine kadar geniş bir yelpazede eserler seslendiren sanatçı, Ege'ye olan sevgisini “Ege’den Aldık Biz Bu Aşkı” adlı albümünde dile getirmiştir. Alpay'a Saygı Albümünde yer aldı Kubat, Ferhat Göçer, Emre Altuğ ve Gökhan Tepe gibi ünlü sanatçılarında yer aldığı "Alpay’a Saygı" albümünde, Serap Yenici'de yer aldı. Ünlü şarkıcı Alpay’ın müzikal kariyerine ve Türk müziğine olan katkılarına ithafen hazırlanan bir tribute albümde Serap Yenici, unutulmaz şarkılardan 'Sen Sevme Beni' şarkısını yorumladı. Yunanistan'lı ünlü sanatçı ile düet yaptı Serap Yenici, Yunanistan'ın en ünlü sanatçılarından Petros Gaitanos ile "Hayalimdeki Resim" adlı şarkıda bir düet gerçekleştirdi. Bu düet için bir klip çekimi de yapıldı ve klibin Eylül ayında yayınlanması planlandı. Bu tür uluslararası işbirlikleri, hem Türkiye hem de Yunanistan müzik sahnelerinde dikkat çeken projeler arasında yer alıyor. Serap Yenici ve Petros Gaitanos'un bu düeti, iki ülkenin müzik kültürlerini bir araya getirerek dinleyicilere özel bir müzikal deneyim sunmayı amaçlıyor. Serap Yenici, müzik eğitimine önem vererek müzikoloji alanında da kendini geliştirmiş, sahne performanslarını temalı konserlerle zenginleştirmiştir. Belediye ve halk konserlerinde sahne alarak geniş kitlelere ulaşmış, büyük firmaların gala gecelerinde ve kongre organizasyonlarında solistlik yapmıştır. Yenici, Güney Afrika, Tayland, Almanya ve Tunus gibi birçok ülkede sahne almış, bu tarz uluslararası tekliflere her zaman açık olduğunu belirtmiştir. Televizyon dünyasında, müzik kalitesi yüksek programlar yapmış olan Yenici, golf sporuyla ilgili olarak World Travel için "Golf Academy" isimli bir program hazırlamış ve bu programda Tiger Woods, Rory Mcllory ve Lee Westwood gibi ünlü golfçüleri konuk almıştır. Ayrıca, Sokak TV'de klasik müzik dünyasını ele alan bir program yapmış ve şu anda Ege bölgesinde, Yunan ve Ege adalarını anlatan bir program hazırlığı içerisindedir. Serap Yenici'nin kariyeri, müzik ve televizyon dünyasında geniş bir yelpazede üretken ve yetenekli bir sanatçı olarak öne çıkmasını sağlamış, uluslararası başarılarla taçlandırılmıştır. Yenici, belediyelerin ve diğer kurumların bu tür çok yönlü ve üretken sanatçılara destek vermesi gerektiğine inanmaktadır. Serap Yenici, yurt içi ve yurt dışında aldığı sayısız ödülle ülkemizi en iyi şekilde temsil etmiş ve bizleri gururlandırmıştır. Sanat dünyasındaki başarısı ve aldığı bu prestijli ödüller, onun yeteneğinin ve emeğinin birer kanıtı olarak öne çıkmaktadır. Yenici, hem sahne performanslarıyla hem de müzikal başarılarıyla ulusal ve uluslararası platformlarda adını duyurarak Türkiye'nin gururu olmayı başarmıştır. Serap Yenici katıldığı uluslararası yarışmalar, sunduğu konserler ,seminerler ,sunumlar ve bestelediği eserlerle pek çok ödül teşekkür belgesi ve plakete layık görülmüştür. İşte aldığı sayısız ödülden bazıları; 16 ülkenin katıldığı yarışmada “Vos Isla de Tenerife / Tenerife Sesi” seçilerek Jüri Özel Ödülü Uluslararası Malta Wafa yarışma en iyi yorumcu dalında üçüncülük Bulgaristan Varna Sea Memories yarışmasında birincilik Ödüllerin tamamını incelemek isterseniz tıklayın ATAMIZA SAYGI; Serap Yenici, Atatürk'ün Şiirini Şarkı Olarak Seslendirdi Serap Yenici, büyük önder Atatürk'ün şiirini şarkı olarak seslendirerek müzik dünyasında anlamlı bir projeye imza attı. Bu özel çalışmasıyla, hem Atatürk'ün sözlerine duyduğu derin saygıyı hem de müzikal yeteneğini bir kez daha ortaya koyan Yenici, dinleyicilere unutulmaz bir eser sundu. Bu şarkı, Atatürk'ün düşüncelerini ve duygularını müzikle buluştururken, Yenici'nin güçlü yorumuyla bir araya gelerek özel bir anlam kazandı. Serap Yenici, bu çalışmasıyla kültürel mirasımıza önemli bir katkıda bulundu ve sanat dünyasında saygın bir yer edindi.
- Gayrimenkul Dünyasında Yükselen Bir Yıldız: Nino Tsivadze'nin Başarı Hikayesi
Nino Tsivadze'nin ilham verici başarı hikayesini ve karşılaştığı zorluklarla dolu süreci haberimizde bulabilirsiniz. Gürcistan’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculukta, gayrimenkul sektöründe önüne çıkarılan engelleri nasıl aştığını ve Bodrum’da nasıl bir lider haline geldiğini detaylarıyla anlattık. Nino Tsivadze'nin İlham verici Hikayesi Nino Tsivadze, Gürcistan'ın Batum'a yakın sahil kasabası Kobuleti'de 1986 yılında doğan ve azmiyle gayrimenkul sektöründe adını duyuran bir iş insanıdır. Kimya öğretmeni bir anne ve veteriner bir babanın en büyük çocuğu olarak sorumluluklarla dolu bir çocukluk geçiren Nino, eğitim hayatında her zaman başarıyı hedeflemiştir. Batum Şota Rustaveli Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanan Tsivadze, burada hukuk eğitimi almış, üniversite yıllarında evlenip çocuk sahibi olmuş ve bu zorluklara rağmen kariyer hedeflerinden asla vazgeçmemiştir. 2007 yılında hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra ağır ceza avukatı olarak çalışmaya başlayan Tsivadze, mesleki tatminsizlik ve vicdani yükümlülükler nedeniyle bu kariyeri bırakmaya karar vermiştir. Hayatındaki büyük dönüşüm, Türkiye’ye taşınmasıyla başlamıştır. İstanbul'a geldiğinde dilini bilmediği bu yeni ülkede, ilk zamanlarda çocuk bakıcılığı yaparak geçimini sağlayan Nino, gayrimenkul sektörüne olan ilgisini keşfetmiştir. Bu süreçte hızla Türkçe öğrenmiş ve kısa sürede Bağdat Caddesi'nde tanınan bir gayrimenkul danışmanı haline gelmiştir. İlk altı ayında hem satış hem de ciro birincisi olarak büyük başarılar elde etmiştir. Nino Tsivadze’nin Bağdat Caddesi’ndeki başarıları, onu daha büyük hedeflere yöneltmiş ve 2021 yılında Bodrum'a taşınarak burada "NINO By Bodrum" markası altında kendi gayrimenkul ofisini açmıştır. Kısa sürede büyük bir başarı yakalayan Nino, 50 milyon dolarlık lüks villalar portföyüyle sektörde lider bir konuma gelmiştir. Samimiyeti ve güler yüzlülüğü ile tanınan Nino, oğlu Sandro ile birlikte Bodrum'da hayatına devam etmektedir. Nino Tsivadze’nin hikayesi, kararlılığın ve çalışkanlığın cinsiyetin önünde bir güç olduğunu kanıtlayan ilham verici bir başarı öyküsüdür. Tüm zorluklara rağmen azmi ve çevresinin desteğiyle gayrimenkul sektöründe adını duyurmayı başarmış ve bu başarı dolu yolculuğu, yakın arkadaşları ve Bodrum iş dünyasının tanınan isimleri tarafından büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Bu hikaye, gayrimenkul sektöründe bir yıldız gibi parlayan Nino Tsivadze'nin, yeni zorlukların üstesinden nasıl geldiğini ve başarıyı nasıl yakaladığını anlatıyor. Nasıl Bodrum'un Gayrimenkul Kraliçesi Oldu? 2010 yılında Türkiye’ye taşınan Nino, dilini bilmediği bir ülkede sıfırdan başlamanın zorluklarıyla yüzleşmiştir. İlk başlarda geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışan Tsivadze, kısa sürede gayrimenkul sektörüne olan ilgisini keşfetmiş ve kendini bu alanda geliştirmeye karar vermiştir. İstanbul'da başlayan bu yeni kariyer yolculuğu, Bağdat Caddesi’nde kısa sürede büyük başarılara imza atmasıyla meyvesini vermiştir. Tsivadze, sektördeki başarısıyla hızla tanınmış ve Bodrum’a taşınarak burada kendi gayrimenkul ofisini açmıştır. Bugün, Bodrum’un en prestijli gayrimenkul danışmanlarından biri olarak anılan Nino Tsivadze, 50 milyon dolarlık lüks villalar portföyüyle sektörde lider konumda yer almaktadır. Bu başarı, onun kararlılığı, çalışkanlığı ve güçlü karakterinin bir sonucudur. Nino’nun hikayesi, sadece bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda bir kadının azimle zorlukların üstesinden gelerek hayallerini gerçekleştirmesinin etkileyici bir örneğidir. Bu etkileyici yolculuk, onun Bodrum’da en çok aranan gayrimenkul danışmanlarından biri olmasını sağlamış, hem kişisel hem de profesyonel hayatında büyük bir başarıyı yakalamasına neden olmuştur. Nino Tsivadze, sadece gayrimenkul sektöründe değil, aynı zamanda girişimcilik dünyasında da pek çok kadına ilham vermeye devam etmektedir. Nino Tsivadze'den Battı İddialara Yanıt: Gerçekleri Paylaşıyorum Öncelikle şununla başlamak istiyorum, Türkiye benim için vatanım. Bu ülkenin yıllardır vatandaşı ve vergi mükellefi olmaktan gurur duyuyorum. 15 yıla yakın süredir bulunduğum ülkemde, İstanbul gibi bir metropolde bu işi yaşadığım tüm dil, kültür ve network zorluklarına karşı başarmanın bana verdiği özgüvenle, başlangıçta farklı bir marka altında başladığımız ve ilk kuruluş yılı olmasına rağmen yoğun çalışma ve konsantrasyonla başarıyla yürüttüğümüz Bodrum sürecini, ortaklığın diğer tarafının tüm yatırım finansmanını benim karşıladığım, hem sahada hem masa başında işi benim yürüttüğüm, kendisinin ise sadece seyirci olduğu, Bodrum'da yaşamak istememesi ve bir kadın olarak yeterince saygı ve destek görememem sebebiyle ortaklığı sonlandırmaya, isim hakkını kaldırmaya ve kendi markamı yaratarak "NİNO BY BODRUM" olarak yola devam etmeye karar verdim. Bu kararı almak kolay olmadı ancak yaşadığım zorlu süreçte eşimin tüm desteği, ilişkileri ve tecrübesini, benim iş tecrübem, networküm ve sosyal medyayı profesyonelce kullanarak işi dijital dünyaya taşımam sayesinde daha hızlı ilerlemeyi başardım. Sonrasında bir iş kadını olarak fayda-maliyet analizi yaparak ve sektörün içinde bulunduğu dar boğazı öngörerek, eski ortağımın benim finansmanımla egosunu tatmin ettiği binadan ve kötü enerjisinden kurtulmak amacıyla yan binaya taşındık. Sektörde eski ortağımla eski düşman olan yeni dostlarımız, rakiplerimiz bunu hemen farklı yorumlayarak "batıyor" söylentileri çıkardılar. Ancak aslında zeka ve tecrübeyle, ekonomik konjonktür neyi gerektiriyorsa ona göre esnek hareket ederek dimdik ayaktayız ve karşılarındayız. Onlar, göstermelik, tecrübesiz ve klasik yöntemlerle ilerleyen, sahte, göstermelik kuru kalabalık toplayarak masa parası adı altında, kağıda dahi para kesilen sömürüye dayalı sistemlerle ilerliyor. Biz ise az ve öz, teknoloji ve dijitalleşme odaklı olarak ilerliyoruz. Onlar bir gün olmasa da biz bu sektörde olmaya devam edeceğiz, çünkü klasik yöntemleri tercih etmeyi değil, kendimizi geleceğe entegre etmeyi tercih ediyoruz. Gayrimenkul sektörünün temeli olan güven, müşteri sadakatini oluşturabilme, hukuki ve kamusal alan tecrübesi, bilinirlik ve dürüstlük üzerine kurulu yetişmiş, profesyonel ve aidiyet duygusu yüksek danışmanlar, iş yönetimi tecrübesi, sosyal medya, müşteri memnuniyeti önceliği, bugün çok az gayrimenkul şirketinde olan alıcı ve satıcı tarafında CRM dediğimiz data sistemimiz üzerinde hassasiyetle takip ve filtrasyon ile hızlı sonuç almamız, güler yüz ve müşteri memnuniyetini bu temel üzerine ekleyip dijital dünyaya taşıdığınızda başarıya ulaşmaya başlıyorsunuz. “NİNO BY BODRUM” Benim bebeğim ve tüm geleceğim. Zamanımın neredeyse %100'ünü işime tam konsantrasyon ve aşk ile vakfediyorum, bu da beni başarıya taşıyan en önemli etkenlerden biri. Nino Tsivadze: Doğum Günümde Aldığım Destek, Başarı Yolculuğuma Güç Kattı. Yakın zamanda Bodrum iş dünyası ve dostlarıyla birlikte kutladığı doğum günü, ona bu yolda yalnız olmadığını bir kez daha hatırlattı. Bu özel günü sevdikleriyle paylaşmak, hem iş hem de kişisel hayatımda yeni başlangıçlar için onu motive etti. Bu da gösteriyor ki, çevresindeki insanların desteği, başarı yolculuğunda önemli bir rol oynuyor.
- Chicago'nun İlham Veren Rehberi: Sema Bayrakdar'ın Başarı Hikayesi
Sema Bayrakdar, Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'nin Illinois eyaletine bağlı Chicago'ya uzanan ilham verici bir başarı hikayesine sahip. Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi lisans ve İletişim Fakültesi yüksek lisans mezunu olan Sema, kariyerine turizm sektöründe yönetici olarak başladı. Ardından Sağlık Bakanlığı ve bir global şirket olan PG'de proje eğitmenliği yaptı. Genç yaşlarda Türk Kadınlar Birliği Gençlik Komisyonu başkanı ve E.Kalkınma Vakfı gençlik komisyonu yönetim kadrosunda yer aldı. Diksiyon dersleri alarak CD çıkarttı, TRT’de 6 ay stajyer olarak bulundu ve üniversite radyosunda haber spikeri olarak çalıştı. Aynı zamanda protokol sunuculuğu yaparak önemli görevler üstlendi. 2006 yılında İngiltere'de yüksek lisans yapma hayalleri kurarken, hayat ona farklı bir yol çizdi. Beklenmedik bir evlilik kararıyla Amerika'ya taşınan Sema, burada birçok zorlukla karşılaştı. Ancak bu zorluklar, onun azmini kırmadı; aksine onu daha da güçlü kıldı. Chicago’ya ilk adım attığında, kültür ve atmosfer şoku yaşadı. Ancak bu zorluklar, Sema’nın öğrenme ve uyum sağlama sürecini hızlandırdı. Sema, Amerika'daki hayatını yeniden şekillendirirken, çeşitli alanlarda çalışmaya başladı. IT kurslarına katılarak dijital becerilerini geliştirdi, self-defense savunma kursunu tamamladı ve gönüllü olarak birçok kurumda çalıştı. Eczane teknisyeni olarak da görev alan Sema, kariyerini çeşitlendirdi. Aynı zamanda butik pasta ve kurabiye yapıp satan Sema, Instagram hesabıyla bu lezzetli ürünlerini tanıttı. Kayak sporunda dereceli bir sporcu olan Sema, başarılarını sadece profesyonel hayatıyla sınırlamadı. Evli ve iki oğul sahibi olan Sema, çocuklarının hem Türk hem de Amerikan kültürleriyle büyümelerini sağladı. Onların kaliteli, vizyon sahibi ve erdemli bireyler olmaları için büyük bir çaba sarf ediyor. Kendi sözleriyle, kimlik bir zenginlik katabilir ama önemli olan ‘insan’ olmanın hakkını verebilmektir.Sema, Amerika'da yaşamaya başladığından bu yana sadece kendini değil, başkalarını da bu yeni dünyaya adapte etmeye adadı. "Amerika'yı Keşif" adı altında sosyal medyada Amerika'yı tanıtan içerikler üretiyor, Chicago’daki Türk restoranlarını tanıtıcı videolar çekiyor ve Amerikalı Türkler için bir rehber haline geliyor. Chicago'daki Türk topluluğu için yaptığı bu değerli çalışmalar, ona sadece bir sosyal medya fenomeni değil, aynı zamanda bir kültür elçisi unvanını da kazandırdı. Sema Bayrakdar'ın hikayesi, zorluklar karşısında pes etmeyen, sürekli öğrenen ve her alanda kendini geliştiren bir kadının başarı öyküsüdür. O, hem Türkiye’de hem de Amerika’da çok yönlü bir kariyer inşa ederken, farklı kültürler arasında köprü kuran bir lider olarak tanınıyor. Sema, herkesin ilham alabileceği bir örnek olarak, hayatını ve tecrübelerini paylaşmaya devam ediyor.
- Babası 'Kızlar okumaz' demişti! İkinci üniversiteyi kazandı
51 yaşındaki Gülsüm Taşdemir'i babası 'Kızlar okumaz' deyip okula göndermedi. İlkokuldan sonra okuyamayan Taşdemir, temizlik personeli olarak çalıştığı üniversitede önce turizm otelcilik bitirdi. Şimdi de orman mühendisliğini kazandı. Isparta'da Orman Bölge Müdürlüğü'nde 12 yıldır temizlik personeli olarak görev yapan 3 çocuk annesi Gülsüm Taşdemir (51), çalışırken bir yandan da hem ortaokulu hem liseyi dışarıdan bitirdi. BABASI 'KIZLAR OKUMAZ' DEMİŞTİ İlkokuldan mezun olduktan sonra babasının 'Kızlar okumaz, okulda ne işi var' diyerek okula göndermediği Gülsüm Taşdemir, 3'üncü oğlunun doğumundan sonra yaklaşık 12 yıl önce Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'nde taşeron işçi kadrosundan temizlik personeli olarak çalışmaya başladı. HEM ÇALIŞTI HEM OKUDU Çalışırken önce açık öğretimden ortaokulu, ardından liseyi bitiren Taşdemir, üniversite sınavına da hazırlandı. O dönem çalıştığı kurumun misafirhanesinde görevli olduğu için Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Isparta Meslek Yüksekokulu Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'nı tercih edip, kazanan Gülsüm Taşdemir, geçen yıl okulu bitirdi. İKİNCİ ÜNİVERSİTEYİ KAZANDI 2 yıllık Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'ndan mezun olan Taşdemir, bu yılki sınavda ise 4 yıllık Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. Mezun olduktan sonra okuma aşkından vazgeçmeyen Gülsüm Taşdemir, "Babamız bizi 'kızlar okumaz, okulda ne işi var' deyip okula göndermemişti" dedi.
- Mustafa Söğüt: Şiirle Büyüyen Bir Hayatın Başarı Hikayesi
Mustafa Söğüt, Kocaeli’nin sanatsal dokusuna önemli katkılarda bulunan bir şair, yazar ve şiir yorumcusu olarak tanınmaktadır. 1988 yılında Kocaeli’de dünyaya gelen Söğüt, sanat yolculuğuna erken yaşlarda adım atmıştır. Ortaokulu Almanya’da tamamladıktan sonra, ilkokul ve lise eğitimini Kocaeli’nin Derince ilçesinde sürdürmüştür. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nden Sosyal Bilimler bölümünden mezun olduktan sonra, edebiyat ve sanat alanında kendini geliştirmeye devam etmiştir.Mustafa Söğüt'ün şiirle olan bağı, lise yıllarında yazmaya başladığı şiirlerle güçlenmiş ve bu tutku, onun hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. Şiir yorumculuğuna ise özel bir radyoda program yaparken başlamış, bu süreçte seslendirdiği şiirlerle dinleyicilerinin gönlünde taht kurmuştur. Sanatın bir başka dalı olan tiyatroya da ilgi duyan Söğüt, Kocaeli Bölge Tiyatrosu ile Ayko Sanat Okulu'ndan aldığı eğitimlerle sahne sanatlarında da kendini geliştirmiştir. Mustafa Söğüt, şiirlerini ve yorumlarını geniş kitlelere ulaştırmak için dijital platformları etkin bir şekilde kullanmaktadır. YouTube kanalı olan Söğüt TV'de seslendirdiği şiirleri paylaşarak, edebiyat severlerle buluşturmuştur. Bu çalışmalarının yanı sıra, 2019 yılında Abdurrahman Karakaş’ın “Gözlerin” isimli şiirine çekilen ve Erdal Söylemez’in yönetmenliğini yaptığı profesyonel klibiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu klip, sanatseverler tarafından büyük ilgi görmüş ve tüm dijital platformlarda yayınlanarak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Payaslı Medya Gold Ödülleri tarafından 2024 Yılının En İyi Çıkış Yapan Şiir Yorumcusu ödülünü almıştır. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra Mustafa Söğüt, Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği’nin yönetiminde yer alarak, edebiyat ve sanat dünyasında aktif rol oynamaktadır. Kocaeli’deki kültürel ve sanatsal etkinliklere katılarak, şehirdeki sanat yaşamına önemli katkılarda bulunmaya devam etmektedir. Mustafa Söğüt’ün hikayesi, sanata olan tutkusu ve azmiyle şekillenmiş, her geçen gün daha da büyüyen bir başarı öyküsüdür. Şiir, edebiyat ve tiyatro alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla, sanatı hayatının merkezine koyarak hem kendisine hem de çevresine ilham veren bir figür haline gelmiştir. Onun bu yolculuğu, edebiyat ve sanat dünyasında iz bırakmaya devam ediyor.
- Dünyanın En Büyük Lityum ve Batarya Üreticilerinden Ganfeng Lithium, Türkiye’ye Fabrika Kuruyor!
Çinli Ganfeng Lithium, batarya sektöründe dev bir adım atarak Yiğit Akü ile ortaklaşa Türkiye’de fabrika kuracağını açıkladı! Bu yeni fabrika, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve elektrikli araç sektörlerine büyük katkı sağlayacak. Hem üretim kapasitesi hem de teknoloji transferi ile Türkiye, bu yatırımla küresel batarya pazarında önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor! Ganfeng Lithium 2011 yılında kurulmuş olup hisse senetleri Shenzhen borsasında kote olan Ganfeng Lithium Group'un bir yan kuruluşudur. Ganfeng Lithium Group lityum demir fosfat pil ürünlerinde küresel olarak ilk beş şirket arasında yer almaktadır. Ganfeng Lithium Group'un faaliyet alanları, lityum kaynak geliştirme, rafinasyon ve işleme, pil üretimi ve pil geri dönüşümüne kadar lityum pil tedarik zincirinin geniş bir bölümünü kapsamaktadır. Ganfeng LiEnergy grup içerisinde, katı hal pilleri, tüketici pilleri, küçük polimer pilleri, güç pilleri ve enerji depolama sistemleri alanında faaliyet göstermektedir. Stratejik İşbirliği Çerçeve Anlaşması kapsamında, taraflar Türkiye'de bir ortak girişim şirketi kurulması amaçlamaktadır. Kurulması planlanan ortak girişim şirketi şirket, Türkiye'de lityum iyon pil üretim kapasitesi oluşturmaya ve Ganfeng LiEnenrgy tarafından sağlanacak olan ve ortak girişim şirketinin Türkiye'de kendisi tarafından üretilen lityum iyon pil ve ilgili ürünlerinin pazar gelişimine odaklanacaktır. Ortak girişim şirketi, yaklaşık 500 milyon ABD doları toplam yatırımla Türkiye'de 5 GWh lityum pil üretim kapasitesi kurmayı amaçlamaktadır. 5 GWh tasarım kapasitesine sahip olacak fabrika, lityum pil hücresi üretim hatlarını içerecek ve pazar geliştirme planına uygun olarak belirlenecek pil paketi üretim hatlarını bünyesinde bulunduracaktır. Ölçeklenebilir bir kapasiteye sahip olacak olan üretim tesisinde üretilecek 100Ah, 280Ah, 314Ah lityum pil hücresi gibi ürünler, esas olarak Türk ve uluslararası enerji depolama sistemi (ESS) pazarlarını hedefleyecektir. Yapılmış olan fizibilite çalışması sonucunda, üretim tesisinin Ar-Ge merkezi, teknik eğitim merkezi, giriş kontrol ve malzeme test merkezi, pil test merkezi, depolar ve ofis binalarından oluşması ve 132.200 metrekare kapalı alandan oluşması, toplam ekipman yatırımının yaklaşık 202.140.000 ABD doları olması, personel sayısının yaklaşık 400 olması öngörülmüştür. Kurulacak olan ortak giriş şirketi yeni teknolojilere odaklanan, fikri mülkiyet haklarına başvuran ve katı hal pil teknolojisi (solid-state), yüksek güçlü pil teknolojisi (high-power batteries), denizcilik (sea and underwater system), havacılık ve uzay (aviation and aerospace) pil teknolojisi gibi ileri lityum pil teknolojisi alanında Ar-Ge projeleri yürüten bir Ar-Ge enstitüsü kurmayı amaçlamaktadır. Söz konusu yatırıma ilişkin yapılan çalışmalarda, küresel Lityum-İyon Pil Pazarının 2023'ten 2030'a kadar %15,70'lik bir yıllık bileşik büyüme oranına ulaşacağı, pazarın 2022'de 50 Milyar ABD Doları değerinde olacağı ve projeksiyon döneminin sonunda 188 Milyar ABD Dolarına ulaşacağı beklenmektedir. Türkiye'nin 3 yılda ihtiyaç duyduğu toplam enerji depolama pazarı yaklaşık 120 GWh'dir. Ortak girişim şirketi, pazarın büyük bir bölümüne hakim olan enerji depolama sistemleri başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösterecektir. Ayrıca her fabrika tarafından kullanılan elektrikli endüstriyel araçlar (forkliftler, çekiciler, AGV, golf arabaları, temizlik makineleri vb.) için özel ürünler, baz istasyonlarında ve telekom uygulamalarında kullanılmak üzere geliştirilen lityum piller, denizcilik uygulamaları için lityum piller, UPS uygulamaları için lityum piller, son kullanıcılar tarafından her an erişilebilen lityum piller de sağlayacaktır. Ürünlerin pazara girişi, ortak üretim tesisi yatırımının tamamlaması beklenmeden başlayacaktır. Ortak girişim şirketinin özellikle Avrupa pazarına ihracata yönelik Türkiye'nin üretim kapasitesini artırması hedeflenmektedir. Ortak girişim şirketinin, yüksek öncelikli teknoloji alanlarında uzmanlaşmış projelere kapsamlı destek ve teşviklerin sağlandığı, özel ihtiyaçlara göre geliştirilen özel çözümlerin sunulduğu bir yatırım programı olan HIT-30 Programı kapsamında verilecek teşviklere de başvuracaktır.











