top of page

Boş arama ile 893 sonuç bulundu

  • Mustafa Söğüt: Şiirle Büyüyen Bir Hayatın Başarı Hikayesi

    Mustafa Söğüt, Kocaeli’nin sanatsal dokusuna önemli katkılarda bulunan bir şair, yazar ve şiir yorumcusu olarak tanınmaktadır. 1988 yılında Kocaeli’de dünyaya gelen Söğüt, sanat yolculuğuna erken yaşlarda adım atmıştır. Ortaokulu Almanya’da tamamladıktan sonra, ilkokul ve lise eğitimini Kocaeli’nin Derince ilçesinde sürdürmüştür. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nden Sosyal Bilimler bölümünden mezun olduktan sonra, edebiyat ve sanat alanında kendini geliştirmeye devam etmiştir.Mustafa Söğüt'ün şiirle olan bağı, lise yıllarında yazmaya başladığı şiirlerle güçlenmiş ve bu tutku, onun hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. Şiir yorumculuğuna ise özel bir radyoda program yaparken başlamış, bu süreçte seslendirdiği şiirlerle dinleyicilerinin gönlünde taht kurmuştur. Sanatın bir başka dalı olan tiyatroya da ilgi duyan Söğüt, Kocaeli Bölge Tiyatrosu ile Ayko Sanat Okulu'ndan aldığı eğitimlerle sahne sanatlarında da kendini geliştirmiştir. Mustafa Söğüt, şiirlerini ve yorumlarını geniş kitlelere ulaştırmak için dijital platformları etkin bir şekilde kullanmaktadır. YouTube kanalı olan Söğüt TV'de seslendirdiği şiirleri paylaşarak, edebiyat severlerle buluşturmuştur. Bu çalışmalarının yanı sıra, 2019 yılında Abdurrahman Karakaş’ın “Gözlerin” isimli şiirine çekilen ve Erdal Söylemez’in yönetmenliğini yaptığı profesyonel klibiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu klip, sanatseverler tarafından büyük ilgi görmüş ve tüm dijital platformlarda yayınlanarak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Payaslı Medya Gold Ödülleri tarafından 2024 Yılının En İyi Çıkış Yapan Şiir Yorumcusu ödülünü almıştır. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra Mustafa Söğüt, Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği’nin yönetiminde yer alarak, edebiyat ve sanat dünyasında aktif rol oynamaktadır. Kocaeli’deki kültürel ve sanatsal etkinliklere katılarak, şehirdeki sanat yaşamına önemli katkılarda bulunmaya devam etmektedir. Mustafa Söğüt’ün hikayesi, sanata olan tutkusu ve azmiyle şekillenmiş, her geçen gün daha da büyüyen bir başarı öyküsüdür. Şiir, edebiyat ve tiyatro alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla, sanatı hayatının merkezine koyarak hem kendisine hem de çevresine ilham veren bir figür haline gelmiştir. Onun bu yolculuğu, edebiyat ve sanat dünyasında iz bırakmaya devam ediyor.

  • Dünyanın En Büyük Lityum ve Batarya Üreticilerinden Ganfeng Lithium, Türkiye’ye Fabrika Kuruyor!

    Çinli Ganfeng Lithium, batarya sektöründe dev bir adım atarak Yiğit Akü ile ortaklaşa Türkiye’de fabrika kuracağını açıkladı! Bu yeni fabrika, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve elektrikli araç sektörlerine büyük katkı sağlayacak. Hem üretim kapasitesi hem de teknoloji transferi ile Türkiye, bu yatırımla küresel batarya pazarında önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor! Ganfeng Lithium 2011 yılında kurulmuş olup hisse senetleri Shenzhen borsasında kote olan Ganfeng Lithium Group'un bir yan kuruluşudur. Ganfeng Lithium Group lityum demir fosfat pil ürünlerinde küresel olarak ilk beş şirket arasında yer almaktadır. Ganfeng Lithium Group'un faaliyet alanları, lityum kaynak geliştirme, rafinasyon ve işleme, pil üretimi ve pil geri dönüşümüne kadar lityum pil tedarik zincirinin geniş bir bölümünü kapsamaktadır. Ganfeng LiEnergy grup içerisinde, katı hal pilleri, tüketici pilleri, küçük polimer pilleri, güç pilleri ve enerji depolama sistemleri alanında faaliyet göstermektedir. Stratejik İşbirliği Çerçeve Anlaşması kapsamında, taraflar Türkiye'de bir ortak girişim şirketi kurulması amaçlamaktadır. Kurulması planlanan ortak girişim şirketi şirket, Türkiye'de lityum iyon pil üretim kapasitesi oluşturmaya ve Ganfeng LiEnenrgy tarafından sağlanacak olan ve ortak girişim şirketinin Türkiye'de kendisi tarafından üretilen lityum iyon pil ve ilgili ürünlerinin pazar gelişimine odaklanacaktır. Ortak girişim şirketi, yaklaşık 500 milyon ABD doları toplam yatırımla Türkiye'de 5 GWh lityum pil üretim kapasitesi kurmayı amaçlamaktadır. 5 GWh tasarım kapasitesine sahip olacak fabrika, lityum pil hücresi üretim hatlarını içerecek ve pazar geliştirme planına uygun olarak belirlenecek pil paketi üretim hatlarını bünyesinde bulunduracaktır. Ölçeklenebilir bir kapasiteye sahip olacak olan üretim tesisinde üretilecek 100Ah, 280Ah, 314Ah lityum pil hücresi gibi ürünler, esas olarak Türk ve uluslararası enerji depolama sistemi (ESS) pazarlarını hedefleyecektir. Yapılmış olan fizibilite çalışması sonucunda, üretim tesisinin Ar-Ge merkezi, teknik eğitim merkezi, giriş kontrol ve malzeme test merkezi, pil test merkezi, depolar ve ofis binalarından oluşması ve 132.200 metrekare kapalı alandan oluşması, toplam ekipman yatırımının yaklaşık 202.140.000 ABD doları olması, personel sayısının yaklaşık 400 olması öngörülmüştür. Kurulacak olan ortak giriş şirketi yeni teknolojilere odaklanan, fikri mülkiyet haklarına başvuran ve katı hal pil teknolojisi (solid-state), yüksek güçlü pil teknolojisi (high-power batteries), denizcilik (sea and underwater system), havacılık ve uzay (aviation and aerospace) pil teknolojisi gibi ileri lityum pil teknolojisi alanında Ar-Ge projeleri yürüten bir Ar-Ge enstitüsü kurmayı amaçlamaktadır. Söz konusu yatırıma ilişkin yapılan çalışmalarda, küresel Lityum-İyon Pil Pazarının 2023'ten 2030'a kadar %15,70'lik bir yıllık bileşik büyüme oranına ulaşacağı, pazarın 2022'de 50 Milyar ABD Doları değerinde olacağı ve projeksiyon döneminin sonunda 188 Milyar ABD Dolarına ulaşacağı beklenmektedir. Türkiye'nin 3 yılda ihtiyaç duyduğu toplam enerji depolama pazarı yaklaşık 120 GWh'dir. Ortak girişim şirketi, pazarın büyük bir bölümüne hakim olan enerji depolama sistemleri başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösterecektir. Ayrıca her fabrika tarafından kullanılan elektrikli endüstriyel araçlar (forkliftler, çekiciler, AGV, golf arabaları, temizlik makineleri vb.) için özel ürünler, baz istasyonlarında ve telekom uygulamalarında kullanılmak üzere geliştirilen lityum piller, denizcilik uygulamaları için lityum piller, UPS uygulamaları için lityum piller, son kullanıcılar tarafından her an erişilebilen lityum piller de sağlayacaktır. Ürünlerin pazara girişi, ortak üretim tesisi yatırımının tamamlaması beklenmeden başlayacaktır. Ortak girişim şirketinin özellikle Avrupa pazarına ihracata yönelik Türkiye'nin üretim kapasitesini artırması hedeflenmektedir. Ortak girişim şirketinin, yüksek öncelikli teknoloji alanlarında uzmanlaşmış projelere kapsamlı destek ve teşviklerin sağlandığı, özel ihtiyaçlara göre geliştirilen özel çözümlerin sunulduğu bir yatırım programı olan HIT-30 Programı kapsamında verilecek teşviklere de başvuracaktır.

  • Karsan'ın Otonom e - ATAK’ı İsviçre’de yollara çıkarmaya hazırlanıyor

    Dünyada, toplu ulaşımın elektrikli ve otonom dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, yenilikçi modelleri ve üstün hizmet anlayışıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Dünya genelindeki varlığını her geçen gün daha da artıran Karsan, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin ilk tercihi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda dünyanın ilk, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebilen Seviye-4 toplu ulaşım aracı Otonom e-ATAK, özellikle tarihi dokusunu korumayı başaran eski yerleşim yerlerinin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Dünyada, toplu ulaşımın elektrikli ve otonom dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, yenilikçi modelleri ve üstün hizmet anlayışıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Dünya genelindeki varlığını her geçen gün daha da artıran Karsan, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin ilk tercihi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda dünyanın ilk, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebilen Seviye-4 toplu ulaşım aracı Otonom e-ATAK, özellikle tarihi dokusunu korumayı başaran eski yerleşim yerlerinin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Karsan 8 ülkede toplu taşımayı otonoma dönüştürüyor! Karsan Otonom e-ATAK ABD’de Michigan State University kampüsünde 1.5 yıl boyunca 5 kilometrelik bir rotada yolcu taşıyarak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti. Norveç’in Stavanger şehrinde ise 2022’den bu yana açık trafikte biletli yolcu yaşıyan Otonom e-ATAK, var olan güzergahını bu sene başında tünel içeren bir rota ile genişleterek, tünelden geçen ilk otonom araç olarak zorlu bir sınavı daha başarı ile vermişti. ABD, Norveç, Fransa, Romanya, Türkiye’den sonra son olarak Finlandiya’da çalışmaya başlayan Otonom e-ATAK ile 7 farklı noktada otonom projelerini devreye alan Karsan, 80 bin kilometre otonom sürüş deneyimi elde ederken, 30 binin üzerinde yolcu taşıdı. Bunlara ek olarak, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde havalimanı otonom projesine de imza atan Karsan, 2024 yılı sonunda teslim edeceği 2 adet Otonom e-ATAK’la, dünyada ilk kez havalimanı transferini otonom bir araçla gerçekleştiren marka olacak. Bu başarılı projelere bir yenisini daha ekleyen Karsan, Otonom e-ATAK’ı şimdi de İsviçre’de yollara çıkarmaya hazırlanıyor. İsviçre'nin tarihi şehirlerinden Arbon’da hizmet verecek olan ve ülkenin ilk sürücüsüz otobüsü olacak Otonom e-ATAK, TGA'nın SCCL (Self Controlled City Liner) projesi kapsamında satın alındı ve aralık ayında Karsan tarafından şehre teslim edilecek. Ocak 2025 itibarıyla da Arbon’un toplu ulaşım operatörü Eurobus Ostschweiz AG bünyesinde yolcu taşımaya başlayacak. Karsan’ın “Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” vizyonuyla yenilikçi adımlar atmayı sürdürdüğünü söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Avrupa başta olmak üzere dünyanın ulaşım altyapısını elektrikli ve otonom araçlarımızla dönüştürmeye devam ediyoruz. Ana hedef pazarlarımızın dışında yaptığımız çalışmalarla Japonya’dan ABD’ye kadar çok geniş bir coğrafyada tasarımından üretimine, satış pazarlamasından satış sonrasına kadar kendi markamızla hizmet veriyoruz” dedi. Avrupa’da şehir içinde, açık trafikte otonom şekilde toplu taşıma hizmeti veren araç olan Otonom e-ATAK’ın aynı zamanda Avrupa’da tünelden geçen ilk sürücüsüz araç olarak önemli bir başarıya imza attığını vurgulayan Okan Baş, “Aracımız, İsviçre’nin Arbon şehrinin dar sokaklarına uygun kompakt yapısıyla, tarihi dokuyu bozmadan, yolcularına konforlu ve çevreci bir otonom yolculuk deneyimi vadediyor. 2.2 kilometrelik bir toplu taşıma güzergahında, otonom sürüş modunda yolcu taşıma hizmeti sunacak olan Otonom e-ATAK ile İsviçre’nin de sürücüsüz toplu taşımaya geçişinde öncü rol üstlenmekten gurur duyuyoruz. Daha önce Jest aracımızla adım attığımız İsviçre pazarında, ağustos ve eylül aylarında ülkenin en büyük operatörlerinden birine teslim edeceğimiz 23 adet elektrikli e-ATAK aracımızla bu pazardaki varlığımızı daha da sağlamlaştırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Projeyle ilgili açıklamalarda bulunan ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise “ADASTEC olarak, Karsan ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle global çapta büyümeye devam ediyoruz. Stavanger'de gerçekleştirdiğimiz operasyon ile Avrupa’da bir ilki gerçekleştirdik, ABD’de ise Michigan State Üniversitesi'nde Amerika’nın ilk otonom otobüsünü devreye aldık. Bu projeler, sadece toplu taşıma sistemlerini otomatikleştirmekle kalmadı; aynı zamanda daha akıllı, daha bağlantılı ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru önemli adımlar attık. Birçok Avrupa şehrinde hizmet vermeye devam ediyoruz, şimdi de Arbon'da toplu taşımayı daha erişilebilir ve verimli hale getiriyoruz. Bu başarılar, Karsan ile paylaştığımız ortak vizyonun bir sonucu. Projeye katkılarından dolayı proje sahibi TGA’ya ve operatör olan Eurobus’a da teşekkür ediyorum. Bu güçlü iş birliği ile toplu taşımada inovasyonun öncüsü olmaya devam ediyoruz ve her geçen gün daha fazla topluluğa global çözümler sunarak yerel faydalar sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Yüksek Teknoloji İle Sürücüsüz Ulaşımın Geleceği! Karsan Otonom e-ATAK’ta aracın farklı yerlerinde konumlanan çok sayıda LiDAR sensör bulunuyor. Bununla birlikte, ön kısımda bulunan gelişmiş radar teknolojisi, RGB kameralarla yüksek çözünürlükte görüntü işleme kapasitesi sayesinde ekstra çevre güvenliği gibi birçok yenilikçi teknoloji de Otonom e-ATAK’ın özellikleri arasında yer alıyor. Tüm bu teknolojileri Seviye-4 Otonom olarak sunabilen Otonom e-Atak, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebiliyor. Gece veya gündüz, her türlü hava koşulunda 40 km/s hıza otonom sürüşte çıkabilen araç, bir otobüs sürücüsünün yaptığı; rota üzerindeki duraklara yanaşma, inme-binme süreçlerini yönetme, kavşak ve geçitlerle trafik ışıklarındaki sevk ve idareyi sağlama benzeri tüm işlemleri sürücüsüz olarak gerçekleştiriyor. Karsan Hakkında: Türk otomotiv sanayinde 58 yılı geride bırakan Karsan, kurulduğu günden bu yana ticari araç segmentinde kendi markası da dahil, dünyanın önde gelen markaları için modern tesislerinde üretim yapıyor. 1981 yılından bu yana ticari araç üretimi gerçekleştiren Karsan'ın Bursa Hasanağa’daki fabrikası yılda tek vardiyada ~20 bin araç üretebilecek yapıya sahip. Binek araçtan ağır kamyona, minivandan otobüse kadar her türlü aracı üretebilecek esneklikte tasarlanan Hasanağa Fabrikası, Bursa şehir merkezine 30 km uzaklıkta olup, 99 bin metrekaresi kapalı toplam 203 bin metrekarelik bir alan üzerinde yer alıyor. Türk Otomotiv sanayisindeki tek bağımsız çok markalı araç üreticisi konumunda yer alan Karsan, mobilitenin geleceğinde bir adım önde olma vizyonu doğrultusunda iş ortakları ve lisansörleri ile birlikte yeni ve mevcut ürünlerin türevlerini geliştirerek yolcu taşımacılığında tüm segmentlerde yer almayı hedefliyor. Toplu taşıma sektöründe “yenilikçi ürün ve hizmetleri”, “fikirden pazara” geliştirmek ve pazara sunmak için faaliyetlerini sürdüren Karsan, özellikle Ana Üretici/OEM iş kolunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Toplu taşıma sektöründe "fikri geliştirmeden pazara" kadar "yenilikçi ürün ve hizmetler" geliştirme ve piyasaya sunma faaliyetlerini sürdüren Karsan, özellikle ana üretici/OEM iş kolunu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Karsan, Ar-Ge'den üretime, pazarlamadan satış ve satış sonrası faaliyetlere kadar otomotiv değer zincirinin tamamını yönetmektedir. Karsan, kendi markası altında Jest ve Atak modellerini üretmektedir. 2018'de Karsan e-JEST, 2019'da Karsan e-ATAK, 2021'de yerli teknoloji şirketi ADASTEC ile birlikte geliştirdiği, dünyada bir ilk olan Seviye-4 sürücüsüz otobüs Otonom e-ATAK, aynı yıl doğuştan elektrikli e-ATA ailesinin 10m, 12m, 18m modelleri ve 2022'de e-ATA HYDROGEN modellerini peş peşe piyasaya sürerek, 6 metreden 18 metreye kadar tamamen elektrikli ürün gamı sunan Avrupa'daki ilk ve tek şirket olmuştur. 2022 itibarıyla Renault markası için Megane Sedan otomobillerinin üretimini de gerçekleştiren Karsan, 2023 yılının sonunda ise, sağdan direksiyonlu e-JEST modeliyle Japonya pazarına giren ilk Avrupa otobüs üreticisi olmuştur. ADASTEC Hakkında 2018 yılında kurulan ADASTEC Corp, büyük ölçekli otobüsler ve ticari araçlar için otomasyon çözümleri sunan ABD merkezli bir şirkettir. Son teknoloji Seviye-4 otonom sürüş yazılım platformumuz flowride.ai, büyük ölçekli otobüs otomasyonunda üstün kabiliyetleri ile sektör standartlarını yeniden tanımlamış ve ADASTEC'i bu alanda öncü bir konuma taşımıştır. Kalite ve yeniliğe olan sarsılmaz bağlılığı sayesinde ADASTEC, prestijli ISO sertifikalarına layık görülmüştür ve merkezi Michigan, East Lansing'de bulunup, Türkiye ve Hollanda'da global varlığı ile faaliyet göstermektedir. Dünya çapında birçok farklı ülkede operasyonlarını yürüten ADASTEC Corp, sektörün öncü şirketleri ile kurduğu güçlü ortaklıklar aracılığıyla toplu taşımayı daha sürdürülebilir ve verimli bir sistem haline getirme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Büyük ölçekli otobüs ve ticari araçların fabrika çıkışlı otomasyonu ve toplu taşıma sistemlerine sorunsuz entegrasyonu konusunda derinlemesine uzmanlığa sahip olan ADASTEC, modern şehirlerin artan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ölçeklenebilir, ekonomik ve yüksek güvenlik standartlarına sahip çözümler geliştirmeye kendini adamıştır.Daha fazla bilgi için www.adastec.com ziyaret ediniz.

  • Bedensel engelli genç, öğrencilik yaptığı üniversitede memur oldu

    Hakkari'de doğuştan bedensel engelli Yaşar Gültekin, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (EKPSS) sağladığı başarıyla ön lisans programından mezun olduğu Hakkari Üniversitesinde memurluğa atandı. Kıran Mahallesi'nde yaşayan 28 yaşındaki Gültekin'in doğuştan geçirdiği beyin kanaması sonucu sol tarafı kısmi felçli kaldı. Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yürüme ve konuşma güçlüğü çeken Gültekin, liseden mezun olduktan sonra eğitim hayatına devam etti. Yaşadığı zorluklara rağmen 2018'de Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na giren Gültekin, aldığı puanla Hakkari Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı'na yerleşti. Ön lisansını başarıyla tamamlayan Gültekin, iki yıl önce azmederek hazırlandığı EKPSS'de 82 puan alarak üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine memur olarak atandı. "Asla umudunuzu kaybetmeyin" Düzenli kitap okuyan, eğitimdeki başarısı ve yaşama sevinciyle çevresindekilere örnek olan Gültekin, AA muhabirine, yaşadığı zorluklar karşısında hiç yılmadığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Ömer Pakiş ve akademisyenlerin kendisine destek çıktığını belirten Gültekin, "Öğrencisi olduğum üniversiteye memur olarak gelmek bayağı güzel bir duygu. Başta Veli ağabey olmak üzere bütün arkadaşlarımın bana karşı yaklaşımı çok iyi. İşte olsun, yemekte olsun, her konuda çok yardımcı oluyorlar." dedi. Yaşadığı ilde ve eğitim gördüğü üniversitede zorluk çekmediğini dile getiren Gültekin, şunları kaydetti: "Hocalarımdan, arkadaşlarımdan bayağı destek alıyorum. Dikey Geçiş Sınavı'na girdim. Bölümü 4 yıllığa tamamlayacağım. Durmak yok, yola devam. İlkokuldayken bir öğretmenim bana kitap okumanın ne kadar güzel olduğunu anlatmıştı. Ben de okurken zevk aldım ve okumaya devam ettim. 15 yıldır düzenli kitap okuyorum. Fanatik Beşiktaşlıyım. En büyük hayalim stada gidip maç izlemek. Gençlere sesleniyorum. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Emek vererek çalışın. Benim gibi onlarca insan var."

  • Plastik sektöründe satış sorumlusu olarak çalışıyordu… Patron oldu!

    Malatya’da 30 yıl önce satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe atölye kuran girişimci, fabrikanın patronu oldu Malatya’da 30 yıl önce satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe 3 ortakla birlikte atölye kuran girişimci, 102 kişinin istihdam edildiği fabrikanın patronu oldu. Sektörde 1994 yılında bir fabrikada satış sorumlusu olarak çalışmaya başlayan Işık, Küçük Sanayi Sitesi’nde 2020 yılında 3 ortakla kurdukları atölyede plastik boruların ek parçalarını imal etti. Bir süre sonra ise Işık, 2. OSB’de kurduğu fabrika ile yurt içi ve yurt dışına farklı ebatlarda boru satışı yapmaya başladı. Mehmet Hanifi Işık, satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe işveren olarak ticari faaliyetine devam ettiğini söyledi. Plastik sektöründe gördüğü açık dolayısıyla 2000 yılında ek parça imalatına başladığını ve 10 yıl sonra da fabrika kurduklarını dile getiren Işık, “20 kişiyle başladığımız işletmede yıllık kapasitemiz 1000 tondu, şu an kapasitemizi 10 katına çıkardık. Şu an 102 çalışanımız var. ” dedi. Tarımsal sulama, içme suyu ve kanalizasyon boruları ürettiklerini dile getiren Işık, “Tarımsal sulama dediğimiz boruların alt ve üst yapıları. Pancar ve bostanda kullanılan yağmurlama dediğimiz borular. Kayısı ve narenciye sulamasında laterit hatlar için kullanılan hortumları üretiyoruz, bunlar kapalı sistem sulamada kullanılıyor. İçme suyu için pvc ve polietilen dediğimiz boruları üretiyoruz. Bunlar, Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri ile TOKİ’nin kullandığı ürünler. Kanalizasyon için koruge üretiyoruz, yüz çaptan bin çapa kadar yani bir metre genişliğinde boru üretiyoruz.” diye konuştu. İHRACATI YÜZDE 40’A ÇIKARMAYI HEDEFLİYOR Fabrikayı ilk kurduklarında Irak’a bir miktar ihracat yaptıklarını ifade eden Işık, şunları kaydetti: “Yılda 9 bin ton plastik üretiyoruz. Şu an ihracat bayrağını oğluma devrettim. Yüzde 5 olan ihracatımızı bu yıl yüzde 20’ye çıkardık. İki yıl içinde ihracatımızı yüzde 40’a çıkarmayı hedefliyoruz. Kapasite artırımı için yatırım yapıyoruz. 2026’da 15 bin tonluk üretim hedefliyoruz. Daha önce Cibuti ve Fas’a ihracat yaptık, şu an ciddi olarak çalıştığımız Suriye ve Irak. Şu an Irak’ta firmamıza ait depo oluşturduk ve oradan toptan satış yapıyoruz. Orada iyi bir satış potansiyeli hedefliyoruz.”

  • 5 dekar alana deneme amacıyla ekmişti! Şimdi siparişlere yetişemiyor

    2007 yılında Çorum’un İskilip ilçesinde 5 dekar alanda çilek üretimine başlamıştı, 2024 yılında yaklaşık 750 dekar alanda üretime devam ediyor. Tarımsal ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla özellikle dağlık bölgelerdeki köylerde çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması amacıyla çalışma başlatıldı.2007 yılında yapılan denemede iyi verim alınması üzerine açılan kurslarda çilek üretimi eğitimi alan çiftçiler, arazilerinin belli bölümlerinde çilek yetiştiriciliğine başladığı belirtildi. ORGANİK PAZARLARDA SATILMAYA BAŞLANDI İskilip Kaymakamlığı ve İskilip Belediyesince desteklenen çiftçiler, ürettikleri çilekleri tarlalarının yanına kurdukları tezgahlarda satış yaparak gelir elde etti. 2013 yılında organik üretime geçen çilek üreticileri, ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kurulan organik pazarlarda satılmaya başlandı. İskilip Belediyesince 2023’te coğrafi işaret tescili alınan İskilip çileği, tatlı aromasıyla öne çıkıyor. Yılda 4 kez hasat yapan İskilipli çilek üreticileri, bu yıl 2 bin ton çilek elde etmeyi hedefliyor. İskilip Ziraat Odası Başkanı Adem Efe, İskilip’te çilek üretiminin 750 dekara kadar yükseldiğini belirtti. İLÇE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLADI İlçede 520 ile 1650 rakımları arasında çilek yetiştirildiğini belirten Efe, “Bölgemizdeki gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olması ve toprağımızın potasyum zenginliği sebebiyle çileğimizin aroması fazladır” ifadelerinde bulundu. Efe, ilçede üretilen çileğin bir kısmının Türkiye’nin farklı illerine gönderildiğini, bir kısmını da Ziraat Odası bünyesinde kurdukları dondurarak kurutma tesisinde kurutarak ilçe ekonomisine katkı sağladıklarını vurguladı.

  • Genç Yazar Enes Saraç’ın Yükselişi: Tarih, Aşk ve İnsani Değerlerle Dolu Eserleri

    Edebiyat dünyasında genç yaşına rağmen kendine sağlam bir yer edinen Enes Saraç, yazdığı eserlerle hem okuyucuların hem de eleştirmenlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Tarihi olaylardan, insani duygulara kadar geniş bir yelpazede kalem oynatan Saraç, son dönemde yayınladığı eserlerle büyük beğeni topladı. Eserlerinde Tarihin ve İnsanlığın İzleri Enes Saraç, Doğu Türkistan’ın dramatik tarihini ele aldığı "Bir Doğu Türkistan" kitabı ile büyük yankı uyandırdı. Bu eserinde, bölgedeki insanlık dramını ve tarihsel gerçekleri okuyucularına güçlü bir dille aktaran Saraç, edebiyatseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. Tarih bilincini canlı tutan bu eser, aynı zamanda insan haklarına duyarlı okuyucular için de önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Saraç’ın eserleri sadece tarihi konularla sınırlı kalmıyor. Aşkın derin anlamını keşfettiği son kitabı ise yazarın edebi yelpazesini genişleten bir diğer önemli çalışma. Gerçek aşkı konu alan bu eser, okuyucularına duygusal bir yolculuk sunarak, aşkın evrensel boyutlarını sorguluyor ve aşkın farklı yüzlerini keşfetmeye davet ediyor. Kitabı Satın almak için tıklayın Yazar Enes Saraç’ın Portresi Enes Saraç, yazarlık kariyerine genç yaşta adım atan ve kısa sürede büyük bir okur kitlesine ulaşan bir isim olarak öne çıkıyor. Antalya'lı olan yazar, küçük yaşlardan itibaren edebiyata duyduğu ilgiyle tanınıyor. İlk yazılarını lise yıllarında kaleme alan Saraç, üniversite eğitimi sırasında edebi yeteneklerini daha da geliştirerek profesyonel yazarlık kariyerine başladı. Yazdığı eserlerle edebiyat dünyasında hızlı bir çıkış yakalayan Enes Saraç, özellikle tarih ve insani değerler üzerine yazdığı kitaplarıyla tanınıyor. Eserlerinde derin bir insan sevgisi ve tarih bilinci barındıran yazar, okuyucularına her zaman anlamlı ve düşündürücü içerikler sunmayı hedefliyor. Gelecekteki Projeleri ve Etkisi Enes Saraç, yazarlık kariyerinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Tarihi ve toplumsal olayları ele aldığı eserlerinin yanı sıra, insani duyguları keşfettiği kitaplarıyla da geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Gelecekteki projeleri merakla beklenen Saraç, edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı amaçlıyor. Yazarın, edebiyat dünyasında elde ettiği başarılar ve yazdığı kitaplar, genç yazarlara da ilham kaynağı oluyor. Enes Saraç, kalemiyle yeni ufuklar açmaya ve okuyucularını derin düşüncelere sevk etmeye devam ediyor. Tüm kitaplarını Gör Enes Saraç: Genç Bir Kalemin Büyük Yolculuğu Enes Saraç, genç yaşına rağmen edebiyat dünyasında adını duyurmayı başarmış yetenekli bir yazar. Antalya'da doğup büyüyen Enes, küçük yaşlardan itibaren kitaplara olan ilgisi ve yazma tutkusuyla tanınırdı. Lise yıllarında kaleme aldığı kısa hikayeler ve denemelerle edebiyat dünyasına ilk adımını atan Saraç, üniversite eğitimi sırasında bu yeteneğini daha da geliştirdi. Saraç’ın yazarlık kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, "Bir Doğu Türkistan" adlı eserini yayımlaması oldu. Bu kitap, Doğu Türkistan’ın dramatik tarihini ve bölgedeki insanların yaşadığı zorlukları anlatan etkileyici bir eser olarak öne çıkıyor. Enes Saraç, tarihi olayları derinlemesine ele alarak, okuyucularına hem bilgilendirici hem de duygusal bir okuma deneyimi sunmayı başardı. Eser, kısa sürede büyük ilgi gördü ve edebiyat eleştirmenleri tarafından övgüyle karşılandı. Enes Saraç’ın başarısı sadece bu kitapla sınırlı kalmadı. Gerçek aşkı konu alan ve aşkın evrensel anlamını sorgulayan son kitabı, onun edebi yelpazesini genişleten bir diğer önemli çalışma oldu. Bu eser, genç yaşta derin duyguları ve insani değerleri keşfetme yeteneğine sahip olan bir yazarın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Saraç, yazdığı her eserde insana dair derin bir anlayışı ve toplumsal bilinci yansıtarak, okuyucularına yeni perspektifler sunmayı hedefliyor. Onun kalemi, tarihin izlerini taşıyan hikayelerden, aşkın ve insanlığın en saf halleriyle dolu eserlere kadar geniş bir yelpazede okuyucularını etkiliyor. Gelecekteki projeleri merakla beklenen Enes Saraç, edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı amaçlıyor. Yazarlık yolculuğunda emin adımlarla ilerleyen Saraç, genç yaşına rağmen kazandığı başarılarla, sadece kendi nesline değil, gelecek kuşaklara da ilham vermeye devam ediyor.

  • Küçük Bir Köyden Dünya Pazarına: Asıl Ailesinin Manda Yoğurduyla Yükselen Başarı Hikayesi

    Tokat’ın Pazar ilçesine bağlı Çiftlik köyü, tarih boyunca doğallığı ve geleneksel üretim yöntemleriyle bilinen bir yer olmuştur. Bu köy, son yıllarda özellikle manda yoğurdu üretimiyle adından söz ettirmeye başladı. Bu başarı hikayesinin arkasında ise Asıl ailesi bulunuyor. Yaklaşık dört yıl önce, Murat Asıl ve ailesi, köylerinde sahip oldukları küçük bir mandıra ile manda yoğurdu üretmeye başladı. Bu girişimin arkasında yatan temel motivasyon ise hem ekonomik kalkınmayı sağlamak hem de yerel istihdama katkıda bulunmaktı. Ancak, küçük bir aile işletmesi olarak başladıkları bu yolculuk, kısa sürede büyük bir başarı hikayesine dönüştü. Murat Asıl, işletmenin kuruluş sürecini şu sözlerle anlatıyor: “Köyümüzdeki imkanları en iyi şekilde değerlendirerek, doğal ve katkısız bir ürün sunmayı hedefledik. Başlangıçta sadece yerel pazarlara yönelik bir üretim planımız vardı, ancak ürünümüzün kalitesi kısa sürede talebi artırdı ve bu da bizi daha geniş bir pazara açılmaya yönlendirdi.” İlk yıllarda sadece Tokat ve çevresindeki pazarlara ürün sağlayan Asıl ailesi, manda yoğurdunun yoğun talep görmesiyle birlikte üretim kapasitelerini artırdı. Günde yaklaşık 1 ton süt işleyen işletme, kısa sürede hem bölgesel hem de ulusal çapta tanınır hale geldi. 2023 yılı ise Asıl ailesi için bir dönüm noktası oldu. Yoğurtlarının lezzeti ve doğallığı, uluslararası pazarda da dikkat çekti. Bu dönemde Dubai'deki bir gıda distribütörü, Asıl ailesiyle iletişime geçerek ürünlerini Birleşik Arap Emirlikleri’ne ithal etmeye başladı. İlk başta aylık 250 kilogram olan ihracat miktarı, kısa süre içinde 750 kilograma kadar çıktı. Murat Asıl, Dubai’ye açılmalarının ardındaki süreci şöyle anlatıyor: “Dubai’den gelen talep, bizim için büyük bir sürprizdi. Ürünlerimizin yurt dışında da beğenilmesi, doğru yolda olduğumuzun bir göstergesiydi. Bu başarı, bizi daha büyük hedeflere yönlendirdi. Şimdi, 2024 yılında yurt dışına daha fazla ürün göndermeyi ve yeni pazarlar keşfetmeyi planlıyoruz.” Asıl ailesinin bu başarı hikayesi, sadece bir aile işletmesinin değil, aynı zamanda bir köyün de kalkınma hikayesi olarak değerlendirilebilir. Çiftlik köyünde yaşayan diğer aileler de bu başarıdan ilham alarak kendi girişimlerini hayata geçirmeye başladılar. Köydeki istihdam oranı artarken, gençler de köyde kalarak çalışmayı tercih ediyor. Asıl ailesi, gelecekte organik ürün sertifikası almayı ve üretimlerini daha da genişletmeyi planlıyor. Ayrıca, manda yoğurdunun yanı sıra farklı süt ürünleri üretimi için de araştırmalar yapıyorlar. Bu başarı hikayesi, küçük bir köyden dünya pazarına açılmanın, azim, kalite ve doğru strateji ile mümkün olduğunu gösteriyor. Asıl ailesi, bu yolda ilerlemeye ve Çiftlik köyünün adını dünya çapında duyurmaya kararlı.

  • Hukukun Gücüyle Başarıya Ulaşan Avukat: Burçin Tekin'in İlham Veren Hikayesi

    Başarı, çoğu zaman kararlılık, azim ve doğru ilkelere bağlılık gerektirir. Bu nitelikleri bir araya getirerek kendi alanında iz bırakan biri de Avukat Burçin Tekin’dir. Hukukun sadece bir meslek değil, aynı zamanda toplumsal adaletin sağlanması için bir araç olduğuna inanan Tekin, başarıya ulaşmanın sınırlarını adaletle yeniden tanımlayan bir isimdir. Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nden mezun olan Burçin Tekin, genç yaşta avukatlık mesleğine adım attı. Henüz kariyerinin başındayken gösterdiği kararlılık ve işine duyduğu tutku, onu kısa sürede tanınan bir avukat haline getirdi. Kariyeri boyunca kazandığı davalarla dikkat çeken Tekin, hukukun karmaşık yollarında adaleti arayanların rehberi oldu. Burçin Tekin, yalnızca bireysel davalarla ilgilenmekle kalmadı; aynı zamanda toplumsal sorunlara da duyarlı bir avukat olarak tanındı. Özellikle kadın hakları, çocuk istismarı ve dezavantajlı grupların haklarının savunulması gibi konularda aktif rol aldı. Bu alanlarda yürüttüğü çalışmalar, ona yalnızca hukuki başarı değil, aynı zamanda toplumsal saygı da kazandırdı. Avukatlık kariyerinde elde ettiği tecrübeleri bir adım öteye taşımak isteyen Tekin, kendi hukuk bürosunu kurma cesaretini gösterdi. Bu, onun için sadece bir iş değil, aynı zamanda adaletin daha geniş kitlelere ulaşması için bir platform oldu. Kendi ofisinde, hukuk hizmetlerini daha erişilebilir hale getirmek için çalıştı ve bu sayede birçok insanın haklarını savunma şansı buldu. Burçin Tekin’in kariyerindeki başarıları, sayısız ödül ve takdir ile taçlandırıldı. Mesleki başarılarının yanı sıra toplumsal sorunlara duyarlılığı, ona "Yılın Avukatı" gibi prestijli unvanlar kazandırdı. Bu ödüller, onun hukuk camiasındaki yerini daha da sağlamlaştırdı. Burçin Tekin, hukuk alanındaki çalışmalarını sürdürürken, aynı zamanda genç avukatlara ilham vermeye ve onlara mentorluk yapmaya devam ediyor. Gelecek için en büyük hedeflerinden biri, hukuk sistemindeki adaletsizlikleri ortadan kaldırmak ve toplumsal eşitliği sağlamak için daha geniş kapsamlı projeler yürütmektir. Burçin Tekin’in hikayesi, hukuk kariyerinde başarılı olmanın ötesinde, toplumsal adaletin savunucusu olmanın önemini de vurguluyor. Onun azmi, kararlılığı ve adalete olan bağlılığı, genç avukatlar ve hukuka ilgi duyan herkes için ilham verici bir örnek teşkil ediyor.

  • Taha Arben Vurgun: Genç Yaşında Global Başarılar Elde Eden Bir Deha

    Taha Arben Vurgun, 14 yaşında Bergama Bilim ve Sanat Merkezi ve Bergama Fen Lisesi öğrencisi olup, sanat ve bilimde olağanüstü başarılar elde etmiştir. Karikatür sanatıyla başladığı yolculuğunda, ulusal ve uluslararası alanda birçok ödül kazanmış, özellikle Birleşmiş Milletler'den aldığı "Zero Project Awardee" ödülüyle adını tarihe altın harflerle yazdırmıştır. Teknofest'teki birincilikleri, sosyal sorumluluk projelerine katkıları ve dünya genelinde farkındalık yaratmaya yönelik çabaları, Taha'yı genç yaşta büyük bir rol model haline getirmiştir. Taha Arben Vurgun, Bergama Bilim ve Sanat Merkezi ve Bergama Fen Lisesi’nde eğitim gören, 14 yaşında genç bir dahi. Küçük yaşlardan itibaren sergilediği başarılarla dikkat çeken Taha, dünya çapında adını duyurmayı başarmış bir isim. Karikatüre olan ilgisi beş yaşında başladı ve bu alandaki yeteneği, çocuk dergilerinde ve mizah dergilerinde yayımlanan eserleriyle kısa sürede fark edildi. Manisa ve Bergama’da açtığı kişisel sergilerle sanat dünyasına da adım atan Taha, ulusal haberlerde sıkça yer aldı.Taha Arben Vurgun’un başarıları yalnızca sanatla sınırlı değil. Sosyal sorumluluk projelerine olan katkıları ve farkındalık yaratma çabalarıyla da adından söz ettiriyor. "Dünyada Sıfır Açlık" hedefi kapsamında çizdiği posterle Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü'nün (FAO) Açlığa Son kampanyasına destek veren Taha, bu çabasıyla FAO’dan teşekkür belgesi aldı. İklim değişikliğiyle mücadele etmek amacıyla yürüttüğü projeler ulusal basında defalarca yer aldı ve farkındalık yaratmak için ortaya koyduğu çalışmalarıyla takdir topladı. En büyük başarısı ise, Birleşmiş Milletler Viyana’da düzenlenen The Zero Project Conference 2024’te “Zero Project Awardee” (Dünyanın En İyi Erişilebilir Projesi) ödülünü kazanması oldu. Bu ödülü 97 ülkeden 523 aday arasından alarak, Birleşmiş Milletler’de gerçekleştirilen Zero Konferansı’na katılan ve ödül kazanan en genç katılımcı olarak tarihe geçti. Engelsiz bir dünya için çalışan projeleriyle dikkat çeken Taha, farklılığı olan çocukların eğitimine erişimlerini kolaylaştıran teknolojik altyapılar geliştirmekte. Teknofest 2022’de Engelsiz Yaşam Teknolojileri alanında Türkiye birincisi, 2023’de ise İstanbul’da Türkiye ikincisi ve İzmir’de Türkiye birincisi oldu. Geliştirdiği Erişilebilir Zekâ Oyunları projesi, dünyada bu alanda bir ilk olma özelliğini taşıyor.Taha Arben Vurgun, “Türkiye Kapsayıcılık Takımı” olarak yürüttükleri sosyal sorumluluk projesiyle, Türkiye’nin yanı sıra 15 Afrika ülkesi, Pakistan, ABD ve Japonya’da projelerini uygulamaya başladı. Toplumsal konulara olan duyarlılığı, farklılıkların bir arada eğitim alması için gösterdiği mücadele, geliştirdiği engelsiz yaşam teknolojilerine ait eğitim projeleri ve sanat alanındaki başarılarıyla yaşıtlarına ve topluma örnek olmaya devam ediyor. Taha’nın bu etkileyici çalışmaları, dünya genelinde Autism Speaks gibi önemli uluslararası organizasyonlar tarafından da tanınıyor ve sosyal medya hesaplarında paylaşılıyor.Taha Arben Vurgun, uluslararası arenada bilim, sanat ve spor alanlarında ülkemizi başarıyla temsil eden genç bir deha olarak, gelecekte de adından sıkça söz ettirecek gibi görünüyor. Onun başarıları, farklılıklara rağmen neler başarılabileceğinin en güzel örneklerinden biri olarak tarihe geçmeye devam ediyor.

  • Arkadaş ziyareti için geldiği Osmaneli'yi beğenince konak satın alıp işletmeci oldu

    Bursa'da bankacılıktan emekliye ayrıldıktan sonra arkadaş ziyareti için geldiği Bilecik'in Osmaneli ilçesinin mimari dokusunu beğenen Serpil Karaboğa, belediyenin restore ettirdiği konaklardan ikisini satın alarak butik otel işletmeciliğine başladı. Geçmişi milattan önce 5000'li yıllara dayanan, tarihi İpek Yolu üzerinde ve Osmanlı Devleti'nin temellerinin atıldığı coğrafyada yer alan ilçenin Osmanlı döneminden kalma konakları turizme kazandırılıyor. Mimari özellikleriyle dikkati çeken, kapıları, motifleri, işleme stilleri ve yapı şekilleri itibarıyla kayıt altına alınan konaklardan bazıları belediye tarafından başlatılan çalışma kapsamında mülk sahiplerinden alınarak restore ediliyor. Osmaneli Belediyesinin "Tarihi Lefke Çarşısı İş Geliştirme Merkezi Projesi" kapsamında ilçenin eski adıyla anılan Lefke Çarşısı'nda Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansının (BEBKA) destekleriyle restore edilen 15 yapıdan "Fadıl Bozkurt", "Bekir Güven", "İrfan Yılmaz" ve "Necati Kurul" konaklarını ihaleyle satın alan işletmeciler, butik otel hizmeti veriyor. Karşılıklı konumlanan "Fadıl Bozkurt" ve "Bekir Güven" konakları, Bursa'da özel bir bankadan geçen sene emekli olan Karaboğa tarafından satın alınarak butik otele dönüştürüldü. Serpil Karaboğa, eşiyle girişimci bir ruha sahip olduklarını, bankacılığın yanı sıra yaklaşık 10 yıl önce zeytin ve zeytinyağı üretimine başladıklarını söyledi. Sebze ve meyve üreticiliği de yaptıklarını belirten Karaboğa, geçen yıl arkadaşını ziyaret etmek için geldiği Osmaneli'deki tarihi konakların doku ve yapılarından, kentin sakin ve huzurlu olmasından etkilendiğini anlattı. Hayalindeki girişimcilik fikrini bu ilçede gerçekleştirebileceğini görüp, tesadüfen geldiği Osmaneli'de belediyenin ihaleyle satışa çıkardığı iki konağı aldığını dile getiren Karaboğa, şöyle devam etti: "Aslında turizm alanında hep ileriye dönük gerçekleştirmek istediğimiz projeleri eşimle değerlendiriyorduk, bu alanda kendime bir işletme açmayı çok istiyordum. Doğal ve özgün bir restoran ya da kafe ama kişiye özel hizmet sunan butik konseptte özel bir dokusu olan işletme istiyordum. Osmaneli'ye geldiğimizde tarihi konakları, şehrin dinginliğini, iklimi ve tarım üretimini çok beğendik. İsteğimi burada gerçekleştirmiş oldum. Aile, ev konseptinde otel açma imkanım oldu. (Fadıl Bozkurt Konağı) 1800'lü yıllardan kalma Osmanlı mimarisine sahip tarihi bir konak. Binanın özgün yapısı ve çevresinin tarihi dokusuna göre işletmeye dönüştürdük." "Kendilerini evlerinde hissedebileceği hale getirdik" Karaboğa, sanayi bölgelerinin de bulunduğu Osmaneli'nin gelişmeye açık bir ilçe olduğunu vurguladı. İş insanlarını, doğa gezisi gruplarını, kısa süreli turizm amacıyla gelen yerli ve yabancı turistleri tarihi konakta ağırladıklarını kaydeden Karaboğa, "Ahşap karkas üzerine kerpiç örgü ile inşa edilmiş konağımızın odalarında konaklayıp, çeşitli ağaçların bulunduğu çiçeklerle süslü geniş avlusunda çayını kahvesini yudumlarken tarihin derinliklerine dalabiliyorlar. Tarihi dokusuna sadık kalarak misafirlerimizin kendilerini evlerinde hissedebileceği hale getirdik. Misafirlerimiz kendilerini o kadar rahat hissediyorlar ki bazen kendimizi hep birlikte mutfakta yemek yaparken sofralar kurarken bulabiliyoruz." diye konuştu.

  • Halil Onur Ezcan - Hayaller ve Gerçeklerin Harmanında Yükselen Bir Yazar

    Edebiyat dünyasında yetenekli kalemlerden biri olan Halil Onur Ezcan, yazdığı eserlerle okurlarının gönlünde taht kurmayı başarmış bir yazar. İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü'nden mezun olan Halil Onur Ezcan, edebiyata olan ilgisini hiç kaybetmeden, mühendislik kariyerinin yanı sıra yazarlıkta da önemli başarılara imza attı. Yaptığı çalışmalarla dikkat çeken Halil Onur Ezcan Kimdir? Çalışmaları neler? haberimizde yer almaktadır. Halil Onur Ezcan Kimdir? 1986 tarihinde Bitlis-Tatvan doğumlu yazar, 2009 yılında İstanbul Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olmuştur. 2013 yılında Türk Standartları Enstitüsü kurumunda uzman yardımcısı olarak göreve başladı. Uzmanlık sınavının ardından TSE uzmanı olarak çalışmaya başladı ve hâlâ devam etmektedir. 2017 yılında uluslararası kaynak mühendisliğini bitirmesinin ardından 2019 yılında Gebze Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde yüksek lisansımı tamamlamıştır. Ezcan’ın yazarlık kariyeri, 2012 yılında kaleme aldığı ve 2013 yılında yayımlanan “Kar Tanesi Sakladınsa Beni Kalbinde” adlı romanıyla başladı. Bu psikolojik kurgu, çağdaş Türk edebiyatında kendine sağlam bir yer edindi. Kitap, insanlara önyargılarından arınarak gerçek sevgiye ulaşmaları için bir rehber niteliği taşıyor. 2021 yılında ise üçlemenin ikinci kitabı olan “Bir Nefes Mavi” okuyucularla buluştu. Ezcan’ın yazarlık yolculuğu, hayaller ile gerçekler arasında sıkıştığı bir dönemde başladı. O, bu sıkışmışlık hissini, hayallerini ve gerçeklerini birleştirerek yaratıcı bir dünyaya dönüştürdü. Bu dünya, iyilik ve yükselişin seçimiyle şekillenen bir renk paleti gibiydi. Ezcan, bu yolculuğunda cesareti ve kalbi rehber edindi. Çünkü ona göre, geleceği inşa edecek olanlar, kalplere dokunabilen cesur insanlar olacaktır. “Kar Tanesi Sakladınsa Beni Kalbinde” ve “Bir Nefes Mavi” adlı eserleriyle büyük beğeni toplayan Ezcan, üçlemenin son kitabı üzerinde çalışmaya devam ediyor. Bu son kitap, okuyucularını hayal ve gerçeğin sınırlarını zorlayan bir yolculuğa çıkaracak ve Ezcan’ın edebiyat serüvenini taçlandıracak. Halil Onur Ezcan, hayallerin ve gerçeklerin harmanlandığı bu uzun yolculukta adım adım ilerleyen bir yazar. Onun hikayesi, yazar olmanın yalnızca kelimelerle değil, aynı zamanda kalple de yazıldığını gösteren bir örnek. Ezcan’ın yolu uzun ve belirsiz olabilir, ancak bu yolda attığı adımlar, onun başarısını her geçen gün daha da pekiştiriyor.

Arama Yap

bottom of page