Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Erzurumlu kadın girişimciler yöresel dokumaları ehramı dünyaya tanıtmak istiyor
Yüzde yüz koyun yününden yapılan yörelerinin geleneksel dokuması ehramı dünyaya tanıtmak isteyen Erzurumlu iş kadınları Hülya Saltuklu ile Emine Kahveci, kurdukları kooperatifle 50 kadına da istihdam sağlıyor. Kadın girişimci Saltuklu, 22 yıl icra ettiği el sanatları ve nakış öğretmenliğinden emekli olur olmaz, ehramı tanıtmak için bir dernek kurdu. Hem geleneksel yöntemlerle ehram dokumasını üretmek hem de Erzurumlu kadınlara istihdam sağlamak için derneği kooperatife dönüştürmek istediğinde Saltuklu'nun yardımına Erzurumlu iş kadını Emine Kahveci yetişti. İki cesur kadının önayak olduğu kooperatifte, şimdi 50 kadın evine ekmek götürüyor ve çocuklarının eğitimine katkıda bulunuyor. Bölge insanın yüzyıllardır örtünmek için kullandığı ehramı, modern kıyafetler ve aksesuarlara dönüştüren Erzurumlu kadın girişimciler, dünyaya açılma yolundaki hedeflerini AA muhabirine anlattı. Ehram coğrafi işaret belgesi aldı Hülya Saltuklu, Erzurum'da kadınların örtünmek için kullandığı tamamen ince eğrilen koyun yününden örülmüş ehramın, nakışlarla süslenen ve renkleriyle mesajlar veren geleneksel bir dokuma türü olduğunu söyledi. Türk Patent ve Marka Kurumunca coğrafi işaret belgesi alarak tescillenen ehramın hikayesinin kıştan çıkan koyunların, baharla birlikte kırkımıyla başladığını aktaran Saltuklu, elde edilen yünlerin, kadınlar tarafından derede yıkandığını, yaklaşık yarım saat güneşte bekletildikten sonra tokaçlarla dövüldüğünü anlattı. Saltuklu, hiçbir temizlik malzemesi kullanılmadan dakikalarca tokaçlama işleminden geçirilen yünlerin, kirlerinden arındırıldıktan sonra durulama suyundan geçirilerek, iplere asıldığını belirtti. Güneşte kurutulan yünlerin, kadınlar tarafından demir dişli taraklarla tarandığını ve yörede "teşi" olarak bilinen aletlerle iplik haline dönüştürüldüğünü anlatan Saltuklu, saatler süren çalışma sonrası hazırlanan yün ipliklerin, ehram dokuması için tezgahlara gönderildiğini aktardı. Dermek ve kooperatif olma süreçlerini de değinen Saltuklu, şöyle devam etti: "22 yıl icra ettiğim dikiş nakış öğretmenliğinden, 'Mesleğinden değil, Milli Eğitimden emekli oluyorum' diyerek ayrıldım. Hiçbir zaman emekliliği kendi köşesine çekilmek gibi görmedim. Emekli olur olmaz geleneksel dokumamız ehramı tanıtmak için bir dernek kurdum. Daha sonra ehramı tanıtmanın yanında Erzurumlu kadınlara iş imkanı da yaratmak için bir kooperatif kurmak için kolları sıvadık. Bu noktada Emine Hanım bana destek oldu. Şimdi kooperatif çatısı altında 50 kadına istihdam sağlıyoruz." Günümüzde artık kullanımı azalan ve ustaları bir elin parmaklarını geçmeyen ehramı, yaşatmak için kooperatif bünyesinde bir atölye kurduklarını vurgulayan Saltuklu, "Ehramı bu günün kıyafetlerine uyarladık. Daha sonra katıldığım fuarlarda gördüğüm ilgi, bu yolda ilerleme isteğimi artırdı. Halk Eğitim'de açılan kurslarda yaklaşık 200 öğrenci yetiştirdim. Zamanla ehramdan, erkek, kadın kıyafeti, dekoratif eşyalar, aksesuarlar ve hediyelik eşyalar ürettik. Şimdi Erzurum'da hediyelik eşya konusunda ilk akla gelen ehramdan yapılmış ürünler oluyor." diye konuştu. En büyük mutluluklarının başında Erzurumlu ev hanımlarına bir meslek edindirmiş olmanın geldiğini dile getiren Saltuklu, "Kadınlarımız ehram işine çok ilgi gösterdi. Kurslarımızda hem yeni bir meslek öğrendiler hem de ürettikleri sayesinde aile bütçesine katkı sağladılar. Bu da onlara büyük bir moral oldu." dedi. Yüzde yüz yünden yapıldığı için ehramdan sağlık sektöründe kullanılması için bel, sırt ve diz için özel ürünler ile bebek battaniyeleri de yaptıklarını aktaran Saltuklu, her şeyin yapay olduğu bir dünyada doğal ürün kullanmanın tüketicilerin de ilgisini çektiğini söyledi. Saltuklu hedeflerine tek tek ulaştıklarını belirterek, şunları kaydetti: "Önce ehramı Türkiye'ye tanıttık, sonra coğrafi işaretimizi aldık. Şimdi tasarımlarımızı geliştiriyoruz. Türkiye'nin dört bir yanında fuarlara katılarak, ehramı tanıtıyoruz. Amacımız yurt dışına açılmak. Bu geleneksel ürünün dünyaya yayılmasını istiyoruz." "Ehramı geleneksel halinden çıkarıp, modernize ederek" İş Kadını Emine Kahveci ise Hülya Saltuklu'nun ehramı tanıtma ve kadınlara istihdam sağlama konusundaki azminden etkilediğini ve kendisine destek vermek için çalışmaya başladıklarını söyledi. Kooperatif çatısı altında daha çok kadının hayatına dokunmak için mücadele ettiklerini belirten Kahveci, "Başta 7, şimdi 10 ortaklı bir kadın kooperatifi kurduk. Ortaklarımız arasında bu dokumayı bilen, üretimini bire bir yapan kadınlar var. Hülya Hanım ile birlikte aslında gönüllü olarak çalışıyoruz. Kadınlara yol açmak, onlara önayak olmak için çabalıyoruz. Kooperatif bünyesindeki kadınlar, yünün işlenmesi, taranması, eğrilmesi, dokunması ve son noktaya gelmesine kadar her aşamada çalışıyor." ifadesini kullandı. Kahveci, kooperatif kurmaktaki amaçlarının kültürel mirasları olan ehramı, daha çok hayata katmak olduğunu vurgulayarak, "Dünyanın ehramı kullanmasını istiyoruz. Bu amaçla geleneksel halinden çıkarıp, biraz daha modernize ederek, yelek, atkı, hırka, çanta, aksesuar, magnet, cüzdan, yatak ve masa örtüsü gibi çok çeşitli alanlarda kullandık. Amacımız, yurt dışına açılmak. Ayrıca bir marka ile anlaşmak ona kumaş üretmek de istiyoruz." diye konuştu. Her kadının hayata aynı imkanlarla gelmediğini dile getiren Kahveci, "Biz bu şansa sahip olan kadınlar olarak ne kadar çok kadına ulaşır ve onların evlerine ekmek götürmelerine yardımcı olursak o kadar mutlu oluyoruz." dedi.
- 15 koyunla hayvancılığa başlayan genç sürü sahibi oldu
Kırklareli'nin Vize ilçesinde babasının hediye ettiği 15 koyunla hayvancılığa başlayan veteriner teknikeri 28 yaşındaki Eray Akel, 2 yılda sürüsünü büyüttü. Akel, 2020 yılında Afyon Kocatepe Üniversitesi Bayat Meslek Yüksekokulu Laborant ve Veteriner Sağlık Programında eğitimine başladı. Mezun olduktan sonra ailesinin yaşadığı Müsellim köyüne dönen Akel, hayvan çiftliği kurmaya karar verdi. Akel, 2022 yılında babasının hediye ettiği 15 koyun ile hayvancılığa başladı. Kendi imkanlarıyla bir ağıl kuran Akel, iki yıl içerisinde hayvan sayısını 400'e çıkardı. "Ağıla geldiğimde mutlu oluyorum seviniyorum" Akel, ağıla geldiğinde kendini mutlu hissettiğini söyledi. Çocukluğundan bu yana hayvanların içerisinde olduğunu ifade eden Akel, hayvan sevgisinin çok değişik bir duygu olduğunu kaydetti. Köyünü terk etmediğini anlatan Akel, "Hayvana karşı sevgim var, severek yapıyorum, mutluyum. Şu an 400 hayvanım var. Bunların sayısını arttırmayı istiyorum. Devletimizin desteklerini takip ederek kapasitemizi artıracağım." dedi. Akel, ilerleyen yıllarda daha modern bir çiftlik kurmayı hedeflediğini dile getirdi. Gençlere köylerini terk etmemelerini öneren Akel, duygularını, "Ağıla geldiğimde mutlu oluyorum seviniyorum. Üniversitede dönemimde koyunlar doğum yapıyordu göremiyordum, anneme ve babama söylüyordum video at diye göreyim hangi koyun kuzuladı diye. Özlüyordum, çünkü onlara bağlıydım." cümleleriyle ifade etti.
- İlk yarışmasında altın madalya kazanan görme engelli Yağmur'un hedefi olimpiyatlar
Sivas'ta doğuştan görme engelli 13 yaşındaki Yağmur Özcan, ilk kez katıldığı yarışmalarda uzun atlamada birincilik, 100 metre koşuda ise üçüncülük elde etti. Üç çocuk sahibi Zeynep ve Göksel Özcan çiftinin en küçük çocukları Yağmur, doğuştan B-2 (Az görenler) derecesinde görme engelli dünyaya geldi. Yaklaşık 2 yıl önce ailesinin yönlendirmesiyle atletizme başlayan Yağmur, 8-10 Ekim'de Konya'da düzenlenen Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu Atletizm Yarışları'nda ilk mücadelesine çıktı. Yağmur, burada B-2 kategorisinde 12-14 yaş kadınlar uzun atlamada altın, 100 metre koşuda ise bronz madalya kazandı. Sivas'ta kış aylarında soğuk havalarda açık alanda atletizm antrenmanlarını yapamayan Yağmur, kısa süre önce başladığı golbol idmanlarıyla formunu korumaya çalışıyor. Gazi Mustafa Kemal Ortaokulu 7. sınıf öğrencisi Yağmur Özcan, AA muhabirine, ilk kez katıldığı müsabakada uzun atlamada birinci olmanın mutluluğunu yaşadığını belirterek, "Koşuda üçüncü oldum, kürsüye çıktığım zaman biraz üzüldüm. Sonra hırs yapıp uzun atlamada kendimi birincilik kürsüsüne çekmeyi başardım." dedi. "Dışarıda adeta oksijen almış gibi oldum" Atletizme başlamasının ardından hayatının değiştiğini anlatan Yağmur, "Dışarıda adeta oksijen almış gibi oldum. Bazı görme engelli arkadaşlarımı aileleri adeta evin içerisine hapsediyor. Ailelere çocuklarını spora göndermelerini öneririm, görme engellilerin yapabileceği birçok spor var." diye konuştu. Engellilere dört duvar arasına hapsolmamalarını öneren Yağmur, atletizmin yanı sıra golbole de başladığını, spor yapmanın çok keyifli olduğunu dile getirerek, "2028 Los Angeles Paralimpik Oyunları'nda Türkiye'yi temsil ederek, orada birinci olmayı istiyorum." ifadelerini kullandı. Sivas Görme Engelliler Spor Kulübü Başkanı Nilüfer Avcı ise Yağmur'un başarısının kendilerini çok mutlu ettiğini kaydetti. Engelleri nedeniyle eve kapanan çocukların sayısının fazla olduğunu ifade eden Avcı, "Onlar bizimle irtibata geçtiği zaman Yağmur'un yaşadığı sevinci onlar da yaşar, biz de onlarla birlikte yaşarız." dedi. Avcı, Yağmur'un milli takıma seçildiğini, yeni hedeflerinin Avrupa, dünya ve olimpiyat şampiyonlukları olduğunu belirtti.
- E-Ticaretin Yükselişi ve Türkiye’nin Gücü
Türkiye'nin büyüme hikayesi: 2023’te e-ticaret hacmi 1.85 trilyon TL’ye ulaşarak bir önceki yıla göre %115 arttı. 2024’te bu rakamın 3.39 trilyon TL’ye çıkması bekleniyor. 2026 yılında küresel e-ticaret hacminin 7,4 trilyon dolara ulaşması beklenirken, Türkiye'nin bu dev pastadan daha büyük bir pay alması için doğru stratejiler hayati önem taşıyor. Yapay Zeka ile E-Ticarette Yeni Bir Dönem Yapay zeka, e-ticaretin tüm aşamalarında oyunun kurallarını değiştirmeye devam ediyor. Ürün tasarımından lojistik süreçlere kadar verimlilik sağlayan bu teknolojiler, işletmelerin rekabet gücünü artırıyor. McKinsey raporlarına göre, B2B e-ticaret, %35’lik pazar payıyla satışlarda lider kanal haline geldi. Türkiye’den Önemli Veriler TÜİK’in verilerine göre Türkiye'de nüfusun %51,7’si internetten alışveriş yapıyor. E-ihracatın genel e-ticaret içindeki payı %2,6’ya ulaştı ve yıl sonuna kadar %3’e çıkması hedefleniyor. Yasal Düzenlemelerin Etkisi Türkiye, e-ticaret ekosisteminde platformlardan alınan gelir kesintileriyle yeni bir vergi düzenine geçti. Ayrıca, gümrük düzenlemeleriyle Çin’in pazar hakimiyetine karşı koruma sağlanması hedefleniyor. Başarı İçin Stratejiler Hedef odaklı pazarlama: Türkiye, belirli ülke ve ürün kategorilerine yoğunlaşarak etkili bir büyüme stratejisi oluşturabilir. Lojistik entegrasyonu: Hızlı ve ekonomik teslimatlar için ileri lojistik altyapılarının geliştirilmesi kritik öneme sahip. Türkiye, küresel e-ticaret sahnesinde daha güçlü bir oyuncu olmak için bu stratejilere odaklanarak ve yapay zeka gibi yeni teknolojileri entegre ederek büyüme ivmesini artırabilir.
- Nikah Törenlerine Sanatsal Dokunuş: Bora Ünsal ve Tiyatral Nikah Sanatı
Nikah törenlerinin klasik prosedürlerden sıyrılarak sanatsal bir şölene dönüşmesi, Bora Ünsal sayesinde mümkün hale geliyor. Ünsal, nikah törenlerine getirdiği yenilikçi tiyatral yaklaşımla çiftlerin hayallerini gerçeğe dönüştürüyor. Türk Patent Enstitüsü tarafından marka tescilli olan ve Türkiye’nin ilk profesyonel tiyatral nikah sanatçısı unvanını taşıyan Bora Ünsal, bu alandaki başarısıyla hem yurt içinde hem de uluslararası alanda dikkat çekiyor. Bir Sanat ve Mizah Yolculuğu 2010 yılında nikah sanatçılığı kariyerine başlayan Bora Ünsal, nikahları önceden kıyılmış veya nikah tazelemek isteyen çiftlere yönelik teatral törenlerle unutulmaz anlar yaşatıyor. Esprili, samimi ve tamamen kişiye özel metinlerle hazırlanan bu törenler, çiftlerin ve misafirlerin hafızasında kalıcı bir iz bırakıyor. Ünsal’ın törenleri, nikah seremonilerini sadece bir prosedür olmaktan çıkarıp gerçek bir sanat eserine dönüştürüyor. Türkiye ve Yurt Dışında Hizmet 2021 yılında Türkiye’nin tek yetkili Tiyatral Nikah Sanatçıları Türkiye Platformu’nu kuran Bora Ünsal, geniş bir coğrafyada hizmet sunuyor. Aktif olarak Ankara, Antalya, Aydın, Bodrum, Bursa, Çankırı, Eskişehir, Fethiye, İstanbul, İzmir, Kocaeli, Konya, Mersin ve Muğla’da nikah törenlerine katılan Ünsal, bunun yanı sıra diğer tüm illerde 139 kişilik profesyonel ekibiyle (çoğunluğu emekli nikah memurları ve tiyatro sanatçılarından oluşan) çiftlerin özel günlerine eşlik ediyor. Bora Ünsal ve ekibi, yurt dışında da geniş bir alanda hizmet veriyor. Kuzey Kıbrıs, Yunanistan, Yunan adaları, Azerbaycan, Gürcistan, Bulgaristan ve Almanya gibi ülkelerde düzenlediği nikah törenleriyle çiftlerin en özel anlarını sanatla taçlandırıyor. Tiyatral Nikah ve Medyada Yer Alan Başarılar Bora Ünsal’ın tiyatral nikah seremonileri, Anadolu Ajansı, Habertürk ve Milliyet gibi saygın medya kuruluşlarında yer buldu. Haberlerde, Ünsal’ın yenilikçi yaklaşımı ve mizahi törenleriyle çiftlerin en özel anlarını unutulmaz hale getirdiği vurgulanıyor. Sanatçı, aynı zamanda geniş bir sosyal medya kitlesine sahip. 178 bin takipçili Instagram hesabı (@tiyatralnikah) üzerinden etkinliklerini paylaşan Ünsal, takipçileriyle sürekli etkileşimde bulunarak sanatını daha geniş bir kitleye ulaştırıyor. Sanat ve Teknolojinin Birleşimi Bora Ünsal’ın hizmetlerine dair detaylı bilgi almak isteyenler, tiyatralnikah.com adresinden fiyat bilgisi alabilir ve randevu oluşturabilir. Teknolojiyi etkin bir şekilde kullanan Ünsal, çiftlerin hayatlarındaki bu özel günü daha erişilebilir ve keyifli hale getiriyor. Peki Hizmetleri Neler ? Tiyatral Nikah Törenleri: Mizahi ve sanatsal sunumlarla eşsiz bir deneyim. Kişiye Özel Metinler: Çiftlere özel hikayelerle hazırlanmış özgün içerikler. Yaratıcı Düğün Konseptleri: Geleneksel kalıpların dışında, hayalleri gerçeğe dönüştüren detaylar. Bora Ünsal ile nikah töreniniz sıradanlıktan çıkıp sanatla buluşsun!📞 Türkiye Hizmet Hattı: 0 850 888 8 614📲 Daha Fazlası İçin: tiyatralnikah.com
- Otizmli Ufukcan, piyano çalıp zor matematik işlemlerini saniyeler içinde yapabiliyor
Erzurumlu 20 yaşındaki otizmli Ufukcan Yavuz, gözleri kapalı piyano çalıp, zor matematik işlemlerini saniyeler içinde yapabiliyor. Erzurum'da yaşayan özel güvenlik görevlisi Uğur Yavuz'un 2004 doğumlu oğlu Ufukcan'a 3 yaşında otizm tanısı konuldu.Kentteki Özel Eğitim ve Uygulama Okulu'nda eğitimine devam ederken matematik ve müzik öğretmenlerince yetenekleri keşfedilen Ufukcan, babasının aldığı piyanoyla müzikte kendini geliştirdi. Gözü kapalı piyano çalabilen Ufukcan, ayrıca 3-4 basamaklı sayılarla çarpma, bölme, toplama ve çıkarma gibi işlemleri saniyeler içinde yapabiliyor. Şu sıralar Erzurum Büyükşehir Belediyesinin Aile ve Engelli Hizmetleri Koordinasyon Merkezi'ndeki kurslara katılan Ufukcan, konser vermenin hayalini kuruyor. "Piyano çalınca rahatlıyor, terapi gibi geliyor" Baba Uğur Yavuz, 1 yaşındayken Ufukcan'ın hareketlerinin normal olmadığını anladıklarını söyledi. Birçok kliniğe başvurduklarını ancak çocuğuna 3 yaşında otizm tanısı konulduğunu ifade eden Yavuz, şöyle konuştu: "Erzurum'da Ufukcan, Milli Eğitim'e bağlı özel eğitim uygulama okullarında eğitime başladı. Matematik öğretmeni Vahdettin Akmeşe 10 yıl önce matematik yeteneğini, müzik öğretmeni Mustafa Albayrak da 4 yıl önce piyano çaldırıp müzik yeteneğini keşfetti. Öğretmenlerin desteğiyle Ufukcan'ın gelişimi için emek verdik. Ufukcan, 3-4 basamaklı sayıların her türlü çarpma, bölme, çıkarma ve toplama işlemini anında yapabiliyor. Öğretmeni piyano alıp evde çalmasını istedi, piyano aldık ve gerçekten kendini geliştirdi. Bu işi sonuna kadar götürmek istiyoruz. Bir gün Ufukcan'ın konser vereceğine inanıyorum, onun da böyle isteği var. Piyano çalınca Ufukcan rahatlıyor, ona terapi gibi geliyor." Yavuz, oğlunun eğitiminde desteklerini esirgemeyen tüm öğretmenlere teşekkür etti. Oğlunun matematik ve piyanodaki yeteneğiyle şaşırttığını anlatan Yavuz, evladının başarılı olması için elinden geleni yapacağını söyledi. Ufukcan da çok güzel piyano çaldığını belirterek, "Piyano çalmayı okulda ve evde öğrendim. Konser vermek istiyorum. Kendimi geliştirdim, piyano çalmayı ve matematiği seviyorum. Gözü kapalı piyano çalıyorum." dedi.
- Elleri olmadan yaptığı resimler hayatına renk katıyor
Ordu'nun İkizce ilçesinde yaşayan bedensel engelli Emre Şahinkaya, aldığı eğitimler sayesinde ahşabı ve tuvali renklendiriyor. İlçenin Merkez Mahallesi'nde 1994'te dünyaya gelen Şahinkaya, doğuştan elleri ve ayakları olmadan yaşama tutundu. 4 yaşında sağ bacak protezi takılan Şahinkaya, ilk olarak 2012'de İkizce Halk Eğitim Merkezi'nde bilgisayar kursuna başladı. Şahinkaya, ahşap yakma ve akrilik boya resim olmak üzere mesleki ve el sanatları üzerine yıllarca çok sayıda kursa katılarak kendini geliştirdi. Ailesiyle yaşadığı evin odasını adeta atölyeye dönüştüren Şahinkaya, ahşap yakmanın yanı sıra tuvalde resim yapıyor. Kişisel sosyal medyasında paylaştığı resimleri beğeni alan Şahinkaya, zaman zaman talep gören bu çalışmalarını satarak kazanç da sağlıyor. Lise mezunu 30 yaşındaki Emre Şahinkaya, doğuştan ortopedik engelli olduğu için durumuna alıştığını söyledi. Okul zamanlarının herhangi bir zorluk yaşamadan güzel geçtiğini anlatan Şahinkaya, iş bulamadığı için evde sıkıldığını ve Halk Eğitim Merkezinde çeşitli kurslara katıldığını kaydetti. Şahinkaya, ilk etapta kendisi için "Yapabilir mi?" diye ifadeler kullanıldığını belirterek, "Hocamız ahşap yakmayı öğretti. İlk bu kurslarla başladım. Ahşap yakmayı öğrendik. Onlar da şaşırdı, 'Elleri olmamasına rağmen yapabiliyor.' dediler." diye konuştu. Daha sonra çeşit çeşit kurslara gittiğini dile getiren Şahinkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hobi olarak evde resimlerimi yapmaya devam ediyorum. Kurslar bitti, evde yine tuval boyama, ahşap yakma, çocuklar için çizgi film karakterleri yapıyorum. Kendimi biraz daha geliştirdim, kitap ayraçları yapıyorum. Kurslar açılırsa yine gideceğim. Yaptığım çalışmaları genellikle sosyal medya üzerinden paylaşıyorum. Kendi videomu çekiyorum. Sosyal medya üzerinden beğeniyorlar, paylaşıyorlar. Hayret ediyorlar, 'Engelli olmasına rağmen yapıyor, azimli, çabalamayı gösteriyor.' diye." "Yapamaz denilmesine aldırmadım" Zaman zaman isteğe göre resim de yaptığını ifade eden Şahinkaya, "Halk Eğitim Merkezinde aldığım kursların ardından evde vakit geçiriyorum. Öğrendiklerimi kendim yapıp çabalıyorum. Bu çalışmalar sayesinde hem evde vakit geçiriyorum hem stresten uzaklaşıyorum. Yani alıştığım için her gördüğüm resmi aynı olmasa bile yorumlayarak değişik renklerde yapıyorum. Bir engelli olarak hayata tutunmaya çalışıyorum." dedi. Şahinkaya, okul ortamındayken sosyalleşmesinin iyi olduğuna işaret ederek, "Büyüdükçe engelliler için 'engelli olduğu için bunu yapamaz, yapamayabilir.' denilmesine aldırmadım. Yani kendi azmimle çabamla kurslara gittim. 'Yaparım, bu zor bir şey değil.' dedim ve kurslara kaydoldum. Öğrendim, hocalarımın öğrettiği tekniklerle evde yapmayı başardım. Yani çabaladım." ifadelerini kullandı.
- Girişimcilik Yolunda Güçlü Bir Destek: Kobi-Line ve Devlet Teşvikleri
Girişimcilik, yenilikçi fikirlerle büyüyen ekonomiler için itici bir güç olmaya devam ediyor. Türkiye’de girişimcilerin ve KOBİ'lerin devletin sunduğu teşviklerden etkin bir şekilde faydalanabilmesi için önemli bir rehber olan Kobi-Line , kurulduğu 2009 yılından bu yana binlerce işletmenin başarı yolculuğuna ışık tutuyor. Devlet Destekleriyle Girişimcilik Kolaylaşıyor KOSGEB, TÜBİTAK ve IPARD gibi devlet teşvikleri, girişimcilerin işletmelerini kurup büyütmeleri için büyük fırsatlar sunuyor. Ancak bu süreçte doğru yönlendirme ve uzman desteği, girişimcilik hikayelerinin başarıyla sonuçlanmasında kritik bir rol oynuyor. İşte bu noktada devreye giren Kobi-Line, işletmelerin iş planı hazırlamaktan dijital dönüşüm stratejilerine, marka ve patent işlemlerinden personel eğitimine kadar geniş bir yelpazede danışmanlık hizmeti sunuyor. Başarı Hikayeleriyle İlham Kaynağı Kobi-Line’ın rehberlik ettiği girişimcilerden birçoğu, devlet teşvikleri sayesinde iş dünyasında sağlam bir yer edindi. Örneğin, bir teknoloji girişimi nakit akışını optimize ederek büyüme fırsatlarını değerlendirirken, bir tekstil firması satışlarını %30 artırarak sektörde fark yarattı. Bu başarı öyküleri, Kobi-Line’ın sağladığı desteğin somut örnekleri olarak dikkat çekiyor. Kobi-Line ile Girişimcilik Eğitimi ve Kariyer Fırsatları Kobi-Line, sadece işletmelere değil, girişimcilik kariyerine adım atmak isteyen bireylere de destek oluyor. Gelişim Üniversitesi, Altınbaş Üniversitesi ve Kobi-Line Akademi işbirliğiyle düzenlenen KOBİ Danışmanlığı eğitimleri, katılımcılara profesyonel danışmanlık becerileri kazandırıyor. Bu eğitimlerle girişimciler, işletmelerin yol göstericisi olma fırsatını yakalıyor. Girişimcilik ve Kobi-Line’ın Geleceği Kobi-Line’ın kurucusu Fuat Böge, girişimcilik ve devlet destekleri arasındaki köprüyü daha da güçlendirmeyi hedeflediklerini belirtiyor. Böge, “Her girişimci ve işletme, devletin sunduğu desteklerden faydalanma hakkına sahip. Biz bu süreci kolaylaştırarak Türkiye’nin ekonomik kalkınmasına katkı sağlıyoruz,” ifadeleriyle firmanın misyonunu özetliyor. Kobi-Line, girişimciler ve KOBİ’ler için güçlü bir çözüm ortağı olmaya devam ediyor. Devlet destekleriyle işletmenizi büyütmek veya girişimcilik kariyerinize sağlam adımlarla başlamak için Kobi-Line’ın hizmetlerinden faydalanabilirsiniz. Detaylı bilgi için: www.kobi-line.com.tr
- Sinop’tan Dünyaya Açılan Bir Başarı Hikayesi: Tekstar Tekstil
Sinop’tan dünya markalarına uzanan bir başarı hikayesi! Tekstar Tekstil, 2000 yılında İstanbul’da kuruldu ve kısa sürede Sinop’taki üretim tesisleriyle kadın istihdamına öncülük etti. Sürdürülebilir üretim anlayışıyla çevre dostu ürünler sunan Tekstar, 70 milyondan fazla ürünü global markalarla buluşturarak Sinop’un adını dünya pazarlarında duyurdu. Sinop’un sakin sahillerinden dünya pazarlarına açılan bir başarı öyküsü: Tekstar Tekstil . 2000 yılında İstanbul merkezli olarak kurulan Tekstar, kaliteli ve yenilikçi tekstil ürünleri sunma vizyonuyla yola çıktı. Kuruluşundan sadece beş yıl sonra Sinop’ta açtığı ilk üretim tesisiyle bölge ekonomisine katkıda bulunmaya başlayan şirket, özellikle kadın istihdamına verdiği önemle fark yarattı. Yerel halk için bir iş kapısı olmanın ötesinde, sosyal sorumluluk projeleriyle de bölgede önemli bir değer haline geldi. Tekstar’ın yükselişi yalnızca üretim kapasitesiyle sınırlı kalmadı. 2010 yılında çevre dostu üretim anlayışını benimseyerek, ekolojik sürdürülebilirliği iş süreçlerinin merkezine koydu. Bu yaklaşım, markanın hem yerel hem de global düzeyde takdir toplamasını sağladı. Şirket, çevreye duyarlı malzeme kullanımı ve enerji tasarrufu sağlayan üretim süreçleriyle tekstil sektöründe bir öncü konumuna geldi. 2015 yılı, Tekstar için uluslararası alanda bir dönüm noktası oldu. Global markalarla gerçekleştirdiği ilk iş birliği, şirketin dünya pazarlarındaki yerini sağlamlaştırdı. Bugüne kadar 70 milyondan fazla ürünü başarıyla teslim eden Tekstar, Sinop’taki tesislerinde yenilikçi teknolojiyle üretim yapmayı sürdürüyor. Şirket, yalnızca kaliteli ürünleriyle değil, aynı zamanda kadın istihdamını artırmaya yönelik projeleriyle de sektörde örnek gösteriliyor. 2024 yılına gelindiğinde, Tekstar sadece Türkiye’nin değil, dünyanın dikkatini çeken bir marka haline geldi. Sinop’tan tüm dünyaya yayılan bu başarı hikayesi, yerel değerlerin doğru bir vizyonla nasıl global bir başarıya dönüşebileceğini gösteriyor. Tekstar, inovasyon, sürdürülebilirlik ve sosyal sorumluluğu bir araya getirerek büyümeye devam ediyor.
- "Mutlak kulak" Aylin, piyanoyla adını dünyaya duyurmak istiyor
Kocaeli'de 5 yaşındayken piyano çalmaya başlayan ve müzik öğretmeninin yönlendirmesiyle yapılan testlerle "mutlak kulak (absolut kulak)" olduğu belirlenen Aylin Kılıç, dünyaca ünlü bir piyanist olmayı hedefliyor. Çayırova ilçesinde oturan 11 yaşındaki Kılıç, 6 yıl önce piyano eğitimi için ailesi tarafından kursa yazdırıldı. Müziğe yatkınlığını fark eden öğretmeninin yönlendirmesiyle yapılan testlerde Kılıç'ın "mutlak kulak" olarak nitelendirilen müzik yeteneğine sahip olduğu ortaya çıktı. London College of Music okulunun sınav programına çevrim içi katılan Kılıç, 9 yaşında uluslararası geçerliliği olan lise düzeyinde diplomayı dereceye girerek elde etti. Yeteneğini geliştirmesi için ailesinin de desteklediği Kılıç, eğitimine, giriş sınavını kazanarak kaydolduğu İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarında devam ediyor. Gülsin Onay, Gökhan Aybulus, Alexander Makaev ve Valerian Shuikashvili'nin de aralarında bulunduğu usta isimlerden aldığı "ustalık sınıfı (master class)" eğitimleriyle kendini geliştiren ve katıldığı uluslararası yarışmalarda dereceler elde eden Kılıç, son olarak geçen yıl İstanbul'da düzenlenen Uluslararası Piyano Yarışması'nda birinci oldu. Çeşitli sanat etkinliklerinde de yer alan Aylin, piyanoyla adını dünyaya duyurmak istiyor. "Korna çaldığında veya evdeki kuşum öttüğünde hangi notada ses çıkardığını anlıyorum" Aylin Kılıç, piyano çalarken çok mutlu olduğunu, çaldığı parçaların duygularını hissedebildiğini söyledi. Müziği kendini ifade etme şekli olarak gördüğünü belirten Kılıç, "Bazı insanlar kendini konuşarak, resim çizerek ifade ediyor, ben de kendimi müzikle ifade ediyorum. Piyano çaldıkça da çok mutlu oluyorum." dedi. Kılıç, mutlak kulak yeteneği sayesinde sesleri duymanın kendisi için kolaylaştığını dile getirerek, "Korna çaldığında veya evdeki kuşum öttüğünde hangi notada ses çıkardığını anlayabiliyorum. Piyanonun yanında solfej eğitimi de alıyorum, nota okuma, yazma ve temel müzik bilgisi dersi. Absolut kulak olmak solfej dersinde baya işime yaradı çünkü dikte yaptığımda notaları ve ritimleri duymam gerekiyor." diye konuştu. Konservatuarda eğitim görerek hayalinin gerçek olduğunu anlatan Kılıç, şunları kaydetti: "Müzik eğitimi ile diğer derslerime orada devam ediyorum. Okulumu çok seviyorum çünkü küçüklüğümden beri konservatuara gitmek çok büyük bir hayalimdi. Oradaki hocam Irakli Chumburidze ile de çalışmayı çok seviyorum. Okulumdan mezun olduktan sonra yurt dışında bulunan dünya çapındaki müzik okullarında okumak, ülkemizi de dünyada başarıyla temsil eden örnek aldığım piyanistler Fazıl Say, İdil Biret ve Gülsin Onay gibi olmak istiyorum." "Kızımızı ülkesini başarıyla temsil eden bir piyanist olarak görmek istiyoruz" Anne Aysun Kılıç da kızının potansiyeli ve hızlı gelişimi karşısında şaşırdıklarını söyledi. Kızının müziğe tutkuyla bağlı olduğunu belirten Kılıç, "Aylin'in müziğe tutkusu ve bu yolda ilerlemek istediğine dair ısrarcı olması ile hocalarının onun piyano konusunda teknik olarak yaşıtlarından 10 yıl kadar ileri seviyede bulunduğu yönündeki yorumları, bizi bu yolda yürümemiz gerektiğine ikna etti." dedi. Kılıç, ellerinden geldiğince destekleyecekleri kızlarını, ülkesini başarıyla temsil eden bir piyanist olarak görmek istediklerini sözlerine ekledi.
- Kadınların duygularını seramikten yaptığı heykellerle anlatıyor
Hayal ettiği 25 kadının yüzündeki duyguyu seramik ile anlatmaya karar veren Leyla Koyuncuoğlu, yaklaşık 6 ay sürecek çalışmanın sonunda eserleriyle sergi açacak. Kastamonu'da yaşayan Leyla Koyuncuoğlu, kadınların duygularını yaptığı seramik heykellerle anlatıyor. İstanbul'da 14 yıl seramik sanatıyla uğraştıktan sonra geçen yıl Kastamonu'ya yerleşen Koyuncuoğlu, Şeyh Şaban-ı Veli Caddesi'nde seramik atölyesi açtı. Hayal ettiği 25 kadının yüzündeki duyguyu seramik ile anlatmaya karar veren Koyuncuoğlu, yaklaşık 6 ay sürecek çalışmanın sonunda oluşan eserlerle İstanbul ve Kastamonu'da sergi açmayı planlıyor. Leyla Koyuncuoğlu, Kastamonu'da mozaik ve seramik eserlerle sanat terapisi yaptığını söyledi. Kadınlar ve duyguları üzerine yıllardır proje yapmak istediğini anlatan Koyuncuoğlu, "25 ayrı kadın üzerinden duygularımızı bakışlarla, beden diliyle, kıyafetiyle anlatmayı hedefledim. Bu özel kişisel sergi için hazırladığım bir proje." dedi. Sadece düz bir heykel yapmak istemediğini vurgulayan Koyuncuoğlu, heykellere duygu vermeye çalıştığını belirtti. "Kadınlar bazen çoğu şeyi ifade edemezler ama bu, bedenlerine yansır" Heykele bakan kişinin duyguyu görmesini istediğine işaret eden Koyuncuoğlu, şunları anlattı: "Onun karşısına geçtiğiniz, o kadının gözlerine baktığınız zaman size ne anlattığının ifadesini yakalamaya çalıştım. Onun için farklı boyutlarda, farklı ebatlarda tercih ettim. Kadınların duyguları ayrıdır, erkeklerin duyguları ayrıdır ama kadınlar daha duygusaldır. Kadınlar bazen çoğu şeyi ifade edemezler ama bu, bedenlerine yansır. Sırtının eğik, gözünün hüzünlü olması, başını önüne eğmesi, hepsinin aslında birer nedeni vardır. Hayatın içinde bunları çok fazla fark edemiyoruz ama bunu sanat diliyle bir obje haline getirdiğimiz zaman daha görünür kılabiliyoruz. Çocuksu bir sevinç nasıl, hüzün nasıl görülür, hayatın yükü, iki çocuğunu, üç çocuğunu tek başına büyüten bir kadının vücudundaki yük, gözlerindeki ifade, anlam, bakış nasıl toprakla ve çamurla buluşur, hedefin bunu ifade etmekti." Projeye eylül ayında başladığını dile getiren Koyuncuoğlu, "Mayıs ayında bitirmeyi planlıyorum. Şu anda 4 heykeli hazırladım. Kastamonu'da ve İstanbul'da özel bir galeride sergilenecek. 'Sanat yaşatır, rahatlatır, mutlu eder' diyorum. Kendimizi en güzel ifade edebileceğimiz sanat dalı olarak seramik benim için çok kıymetli." ifadesini kullandı.
- Türkiye'nin ihracatı ekimde 23,5 milyar dolar olarak gerçekleşti
Türkiye'nin ihracatı, ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3,1 artarak 23 milyar 500 milyon dolar, ithalatı ise aynı kalarak 29 milyar 409 milyon dolar olarak gerçekleşti. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Ticaret Bakanlığı işbirliğiyle oluşturulan ekim ayına ilişkin geçici dış ticaret verileri açıklandı. Buna göre, Genel Ticaret Sistemi kapsamında ihracat, ekimde geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,1 artarak 23 milyar 500 milyon dolar, ithalat ise değişmeyerek 29 milyar 409 milyon dolar oldu. Dış ticaret açığı, ekimde geçen yılın aynı ayına göre yüzde 10,5 azalarak 5 milyar 909 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı, Ekim 2023'te yüzde 77,5 iken geçen ay yüzde 79,9'a yükseldi. Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 30,1 azaldı Ocak-ekim döneminde ise ihracat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 3,1 artışla 216 milyar 195 milyon dolara çıktı. İthalat ise yüzde 7,2 azalarak 282 milyar 49 milyon dolara geriledi. Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 30,1 azalışla 94 milyar 267 milyon dolardan 65 milyar 853 milyon dolara düştü. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Ekim 2023 döneminde yüzde 69 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 76,7'e yükseldi. Enerji ve altın hariç dış ticaret Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ihracat, ekimde yüzde 7,2 artarak 20 milyar 565 milyon dolardan 22 milyar 55 milyon dolara çıktı. Ekimde enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç ithalat yüzde 2,4 artışla 22 milyar 151 milyon dolardan 22 milyar 682 milyon dolara ulaştı. Enerji ürünleri ve parasal olmayan altın hariç dış ticaret açığı, ekimde 627 milyon dolar olarak gerçekleşti. Dış ticaret hacmi yüzde 4,7 artışla 44 milyar 737 milyon dolar oldu. Söz konusu ayda enerji ve altın hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 97,2 olarak hesaplandı. İmalat sanayisinin payı yüzde 93,3 Buna göre, ekonomik faaliyetler incelendiğinde, ihracatta ekimde imalat sanayisinin payı yüzde 93,3, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,6, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 2,5 oldu. Ocak-ekim döneminde ekonomik faaliyetlere göre ihracatta imalat sanayisinin payı yüzde 94,2, tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,5, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı yüzde 1,8 olarak belirlendi. Geniş ekonomik gruplar sınıflamasına göre, ithalatta ekimde ara mallarının payı yüzde 68,2, tüketim mallarının payı yüzde 17,4 ve sermaye mallarının payı yüzde 14,3 olarak hesaplandı. İthalatta, ocak-ekim döneminde ara mallarının payı yüzde 69,4, tüketim mallarının payı yüzde 15,6 ve sermaye mallarının payı yüzde 14,9 oldu. Almanya ihracatta, Çin ithalatta ilk sırada Ekimde ülkeler özelinde ihracatta ilk sırayı 1 milyar 795 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi 1 milyar 562 milyon dolarla ABD, 1 milyar 294 milyon dolarla Birleşik Krallık, 1 milyar 236 milyon dolarla Irak, 1 milyar 159 milyon dolarla İtalya takip etti. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 30'unu oluşturdu. Ocak-ekim döneminde de ihracatta ilk sırayı 17 milyar 97 milyon dolarla Almanya aldı. Bu ülkeyi sırasıyla 13 milyar 381 milyon dolarla ABD, 12 milyar 490 milyon dolarla Birleşik Krallık, 10 milyar 762 milyon dolarla Irak ve 10 milyar 537 milyon dolarla İtalya izledi. İlk 5 ülkeye yapılan ihracat, toplam ihracatın yüzde 29,7'sine tekabül etti. Ekimde ithalatta ilk sırayı Çin aldı. Çin'den yapılan ithalat tutarı 4 milyar 242 milyon dolar olarak hesaplanırken, bu ülkeyi sırasıyla 3 milyar 117 milyon dolarla Rusya, 2 milyar 346 milyon dolarla Almanya, 1 milyar 772 milyon dolarla İtalya, 1 milyar 278 milyon dolarla ABD takip etti. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 43,4'ünü oluşturdu. Ocak-ekim dönemindeki ithalatta da ilk sırada 37 milyar 423 milyon dolarla Çin yer buldu. Bu ülkeyi 35 milyar 499 milyon dolarla Rusya, 22 milyar 186 milyon dolarla Almanya, 15 milyar 585 milyon dolarla İtalya, 13 milyar 526 milyon dolarla ABD izledi. İlk 5 ülkeden yapılan ithalat, toplam ithalatın yüzde 44'ü olarak hesaplandı. Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,6 Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre, ekimde bir önceki aya kıyasla ihracat yüzde 0,5, ithalat yüzde 3,1 artış gösterdi. Takvim etkilerinden arındırılmış seriye göre ise ekimde geçen yılın aynı ayına göre ihracat yüzde 0,2 artarken ithalat yüzde 1,1 azaldı. Teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verileri, "ISIC Rev.4" sınıflaması içinde yer alan imalat sanayisi ürünlerini kapsıyor. Ekimde bu sınıflamaya göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 93,3 oldu. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,6 olarak kayıtlara geçti. Ocak-ekim döneminde ISIC Rev.4'e göre imalat sanayisi ürünlerinin toplam ihracattaki payı yüzde 94,2'yi, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ihracatı içindeki payı yüzde 3,4'ü buldu. Ekimde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 84,8 olarak belirlendi. Yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı yüzde 9,7 olarak kaydedildi. Ocak-ekim döneminde imalat sanayisi ürünlerinin toplam ithalattaki payı yüzde 81,8, yüksek teknoloji ürünlerinin imalat sanayisi ürünleri ithalatı içindeki payı ise yüzde 11 olarak kayıtlara geçti. Özel Ticaret Sistemi verileri Özel Ticaret Sistemi'ne göre ekimde ihracat, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 3,9 artarak 21 milyar 459 milyon dolara yükselirken, ithalat yüzde 0,7 azalışla 27 milyar 351 milyon dolara geriledi. Ekimde dış ticaret açığı yüzde 14,5 azalarak 6 milyar 891 milyon dolardan 5 milyar 892 milyon dolara düştü. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ekim 2023'te yüzde 75 iken bu yılın aynı ayında yüzde 78,5'e yükseldi. Özel Ticaret Sistemi'ne göre ihracat, ocak-ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 2,8 artarak 195 milyar 818 milyon dolar, ithalat yüzde 7,6 azalarak 262 milyar 536 milyon dolar olarak belirlendi. Ocak-ekim döneminde dış ticaret açığı yüzde 28,8 azalarak 93 milyar 699 milyon dolardan 66 milyar 718 milyon dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı Ocak-Ekim 2023 döneminde yüzde 67 iken bu yılın aynı döneminde yüzde 74,6'ya yükseldi.











