top of page

Boş arama ile 855 sonuç bulundu

  • İstanbul'dan bisikletle Türkiye turuna çıkan çift 97 günde Bitlis'e ulaştı

    İstanbul'da yaşayan ve bisikletle Türkiye turuna çıkan emekli çift, 97 günlük yolculuğun ardından Bitlis'in Tatvan ilçesine ulaştı. İstanbul'dan bisikletleriyle başladıkları yolculukta birçok kenti gezen Mehmet (67) ve eşi Duygu Kırkıcı (57), Van Gölü çevresini dolaşarak Tatvan'a geldi. Mehmet Kırkıcı, güzergahları üzerindeki illerde tarihi ve doğal güzellikleri görmeye önem verdiklerini söyledi. İstanbul'dan Bitlis'e 97 günde geldiklerini ifade eden Kırkıcı, şöyle konuştu: "Bu seneki bisiklet turumuzu Türkiye'nin en doğusundaki şehre gelmek için planlamıştık. 'Gitmediğin, görmediğin köy senin değildir.' felsefesiyle yola çıktık. Her yeri görmek amacıyla pedal çevirirken ana yolları kullanmadık. 40 kilometrede bir mola veriyoruz. Mola arasında yöre halkıyla sohbet ediyoruz. İnsanlar bize nereli olduğumuzu ve bisikletle yol gitmenin yorucu olup olmadığını soruyor. Hepimiz Türkiyeliyiz, 'Yorulmak için yola çıkan üçüncü adımda yorulur.' diyoruz. Pedal çevirirken yorulduğumuz anda durup birkaç kişiyle sohbet etmek, onlarla çay içmek tüm yorgunluğumuzu alıyor." Duygu Kırkıcı ise eşiyle 9 yıldır sürekli bisiklet kullandıklarını ve ülkenin güzelliklerini tanımak için turlara çıktıklarını dile getirdi. Türkiye'nin birçok yerini dolaştıklarını, insanlarla tanıştıklarını belirten Kırkıcı, "Van Gölü çevresine daha önce de gelmiştik ama detaylıca gezemediğimiz için Van'a özellikle yer ayırdık. Bu yaşta pedal çeviriyorum. Kadınların sağlıklı yaşamı için bisiklet kullanmayı ve özellikle sporu öneriyorum. Çocuklarımıza da çöplerin dünyayı ne kadar kirlettiğini anlatıyoruz. Çevre bilinci ve temizliği çok önemli. Gelecek nesillere güzel bir dünya ve güzel bir Türkiye bırakmak için herkesin elinden geleni yapmasını rica ediyorum." ifadelerini kullandı. İlçede 3 gün kalmayı planlayan çift, daha sonra Van'a hareket edecek.

  • Kars'tan Amerika'ya uzanan bir başarı hikayesi Gülpembe Gez

    Kars'ın ücra köşesindeki bir okulda ülkesine faydalı olacak bir bilim insan olma hayalleri ile yola çıkan bir kız çocuğunun başarı hikayesi; 8 Dil bilen Gülpembe Gez, Mühendis ve Hukukçu. Aynı anda 3 üniversite birden okudu. Henüz okurken Tekno Hukuk Akademisini kurdu, 24 yaşında bir şirketin CEO'luk görevini yürüttü. Yapay zeka alanında yurt dışında danışmanlık hizmeti veriyor. Yenilikçi Hukukçular Platformu Başkan Yardımcısı. Bu inanılmaz kariyerin sahibi başarılı iş kadını sadece 25 yaşında. Yapay zeka alanındaki çalışmaları ve Hukuk dünyasına yenilikçi bir bakış açısı getirmesiyle adından söz ettiren Gülpembe Gez Kimdir? Çalışmaları Neler Haberimizde yer almaktadır. Gülpembe Gez Kimdir? Kars'ta dünyaya gelen 1999 doğumlu Gülpembe Gez, ilkokulunu Kars'ta tamamladıktan sonra ailesi ile Kocaeli'ye taşınmıştır. Lise öğrenimini burada tamamlayıp Üniversitesi için Amerika'ya gitmiştir. Technical University Of America Mühendislik mezunudur. Aynı zamanda Marmara üniversitesi Hukuk fakültesi ve Türkiye’de ikinci üniversite olarak İstanbul Üniversitesinde Siyaset Bilimleri ve Uluslararası İlişkiler bölümünü tamamlamıştır. 2022 yılında hukuk ve teknolojiyi birleştirerek 'Tekno Hukuk Akademisi'ni kurmuştur. Bu girişimiyle kalmamakla birlikte Global Techs Company CEO’su olarak Dubai, Amerika ve İngiltere'de Legal Tech çalışmaları yürütmekte ve Legal Designer olarak Dubai’de danışmanlık yapmaktadır. Türkiye’nin bir çok ilinde temsilciliği bulunan ve bünyesinde 10 bini aşkın hukukçuyu barındıran “Yenilikçi Hukukçular Platformu” başkan yardımcısı olarak katkılarını sunmaktadır. Türkiye’de ulusal ve uluslararası birçok kanalarda hukuk ve teknolojinin önemini gündeme getirerek adını tüm Türkiye'ye duyurmuştur. İngilizce, Almanca, Fransızca ve İtalyanca Dahil Sekiz Dil Biliyor. Gülpembe Gez, dil öğrenmeye Kars'ta ilk okul öğretmenin teşvikiyle başladığını ve kurs ve internetten videolar izleyerek kendi kendine öğrendiğini aktarıyor. İngilizce Almanca Fransızca İtalyanca'yı çok iyi seviyede konuşabilen Gez, 4 farklı dili de anlayabiliyor. Ayrıca Osmanlıcayı da öğrenmek için çabalarını sürdürüyor. 25 Yaşında Muhteşem Bir Kariyer Çiziyor. Zamanını iyi yönetebilen başarılı bir bilim insanı ve iş kadını Gülpembe Gez, 25 yıllık hayatına muhteşem bir kariyer sığdırdı. 'Tekno Hukuk Akademisi' adında kendine ait bir firması olan başarılı iş kadını aynı zamanda Global Techs Company CEO’su olarak Dubai, Amerika ve İngiltere'de Legal Tech çalışmaları yürütmekte. Zamanını yönetmekte çok iyi olan Gez bunlarla kalmayayıp yapay zeka alanında kendini geliştirmeye devam ediyor. Türkiye’nin bir çok ilinde temsilciliği bulunan ve bünyesinde 10 bini aşkın hukukçuyu barındıran “Yenilikçi Hukukçular Platformu” başkan yardımcısı olarak platforma katkılarını da sürdüren bilim insanı Legal Designer olarak Dubai’de bir çok firmaya danışmanlık yapmaktadır. Tekno Hukuk Akademisi Yapay zeka alanında kendini geliştiren Gülpembe Gez,Hukuk ve teknolojinin bir araya getirerek Tekno Hukuk Akademisini kurdu. Akademinin amacı Hukuk ve teknolojinin güncel gelişmelerini yakından takip etmek ve öğrencilere hukuk teknolojileri açısından yeni bakış açısı katmaktadır. Akademi bazlı birçok yeni eğitim anlayışıyla eğitimler ve öğrenciyi destekleyen etkinlikler yapan başarılı mühendis kısa süre içerisinde 5 bini aşkın hukukçu ve mühendis öğrencilerine eğitim vererek gelişimlerini sağladı. Yapay Zeka her alanda hayatımıza gireceğinden bahseden Mühendis ve Hukuku Gülpembe Gez, Hukuk sisteminin de bu faydalı teknolojiyle buluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. AI programları, daha önce hantal olan süreçleri otomatikleştirmek için zaten kullanılıyor. Hukuk şirketleri için de kolaylaştırıcı oluyor. Hukuki sürecin bazı kısımlarını otomatikleştirmek, önyargıyı ortadan kaldırmaya, mahkemelerin önündeki engelleri aşmaya, tarafsızlığı teşvik etmeye yardımcı oluyor. Teknoloji, doğruluğu ve verimliliği artırarak üretkenliği kolaylaştırıyor. Çok sayıda vaka belgesi hızla taranıyor ve sıralanıyor. Akıllıca entegre edilmiş yapay zeka algoritmaları, durum tespiti, sözleşme yönetimi e-keşif, dolandırıcılık, vb. konularında şimdiden sonuçları dönüştürüyor. Ayrıca, yasal araştırma, belge madenciliği ve vaka sonuçlarını tahmin etme dahil olmak üzere akıllı yazılımların yardımıyla işler daha hızlı, daha iyi ve daha ucuz hale geliyor. Halihazırda teknoloji, hukuk mesleği için ihtiyaç duyulan insan emeği miktarını azaltan verimlilikler yaratıyor.

  • Turgut Reis'in Tunus'taki torunu dedeleriyle iftihar ediyor

    Türk denizcilik tarihinin önemli isimlerinden Amiral Turgut Reis'in Tunuslu eşinden devam eden Tunus'taki "Turgut (Dargus)" ailesinin büyüğü eczacı Muhammed Radi Dargus, torunları olarak büyük dedeleri Turgut Reis ile iftihar ettiklerini söyledi. Yaklaşık 500 yıl önce Tunus'un güney bölgesinde yer alan Cerba Adası'na gelen Turgut Reis'in Cerbalı bir kadınla evliliğinden devam eden soyundan gelen Radi Dargus, Başkent Tunus'un merkezinde yer alan Lafayet semtinde eczane işleten 85 yaşındaki Radi Dargus, dedesinin vatanı Muğla'yı birçok defa ziyaret ettiğini son olarak da Turgut Reis'in vefatının 450. yılı anma törenlerine katılmak üzere Türkiye'ye gittiğini söyledi. Radi Dargus, ailesinin Tunus'taki geniş aileler arasında yer aldığını belirtti. "Turgut Reis'in ailesinin büyük kısmı başkent Tunus'ta yaşıyor" Turgut Reis'in ailesinin bir ferdi olarak büyük dedeleriyle iftihar ettiklerini dile getiren Radi Dargus, "Turgut Reis, İspanyollar ile savaşmak için Cerba Adası'na geldiğinde Cerbe'den bir hanımefendi ile evleniyor. Tunus'taki Turgut Reis sülalesi bu şekilde oluşuyor. Savaşlara katılmak için Tunus'tan ayrılan Turgut Reis'in ailesi Tunus'ta kalıyor. 1565'te Malta'da girdiği bir savaşta hayatını kaybedince naaşı Libya'nın Trablus kentine getirilerek burada defnediliyor. Trablus'a her gittiğimde mutlaka büyük dedemin kabrini ziyaret ederim." dedi. Turgut Reis'in anısını canlı tutmak için "Turgut Reis'in Ayak İzleri" isimli bir dernek kurduğunu belirten Radi Dargus, "Turgut Reis'in Tunus'taki ailesi, 450-500 yıllık geçmişe sahip binlerce ferdi olan bir aile. Ailemizden birçok devlet adamı, doktor, eczacı, avukat, mühendis ve eğitimci var. Her ne kadar Turgut Reis Cerbe'de evlense de şu an ailesinin büyük kısmı başkent Tunus’ta yaşıyor." diye konuştu. "Ailevi ilişkiler Tunus ile Türkiye arasındaki ilişkilerin esasını oluşturuyor" Turgut Reis'in torununu eczanesinde Tunus'taki Türk kurumları temsilcisiyle ziyaret eden Türkiye'nin Tunus Büyükelçisi Ahmet Misbah Demircan, ülkeler arasındaki ikili ilişkilerde aile ve ortak tarihi birlikteliğin önemini vurguladı. Tunus'ta göreve başladığı şubat ayından bu yana birçok Türk kökenli aileyi ziyaret ettiğini belirten Demircan, "Bireysel tasarruflarımız zamanla aile bağlarına, oradan da toplumsal ilişkilere yönelebiliyor. Turgut Reis'in bize bıraktığı aile bağları bunun en güzel örneklerinden biri. Bu tarihsel hakikatler ve binlercesi, Tunus-Türkiye ilişkilerinin en kıymetli değerleri olarak varlığını sürdürüyor. Gelecek nesillere bırakacağımız en güzel hikayeler bunlardır, diye düşünüyorum. Radi beyi bugün eczanesinde Türk kurum temsilcileriyle beraber ziyaret ettik." dedi. Ailenin, Turgut Reis'in hatıralarıyla yaşadığını belirten Demircan, şunları kaydetti: "Aile Dargus (Turgut) soyadını taşıyor. Bu şekilde ülkeler arasında binlerce on binlerce ailevi ilişkiler kurulmuş. Zaten bu ailevi ilişkiler Tunus ile Türkiye arasındaki ilişkilerin esasını oluşturuyor. Biz de Turgut Reis ailesi adına Turgut Reis'in 85 yaşındaki torununu eczanesinde yani kendi mekanında ziyaret ettik. Bu anılar bu hikayeler üzerinden Tunus ile olan ikili ilişkilerimizi sürdürmeye ve geliştirmeye gayret ediyoruz." Turgut Reis 1539 yılında Cerbe Valisi olarak atandı Tarihi kaynaklara göre Turgut Reis, Osmanlı'nın Menteşe sancağına bağlı Seravalos köyünde çiftçi bir ailenin çocuğu olarak tahminen 1487 yılında dünyaya geldi. Genç yaşta denizciliğe ilgi duyan Turgut Reis, kısa sürede leventlere katıldı ve levent kaptanlığına yükseldi. Turgut Reis; denizciler arasında "Büyük Turgut" olarak bilinen Turgut Ata'ya nispetle Osmanlı kaynaklarında "Turgutça", Avrupa literatüründe "Dragut”, Arapça dilinde ise Dargus şeklinde tanınıyor. İslam dünyasında ise "Seyfü'l-İslam (İslam'ın kılıcı)" gibi sıfatlarla anılıyor. Tunus'un Cerbe Adası'na 1539 yılında vali olarak atanan Turgut Reis, 1556-1565 yıllarında Trablus Paşalığı yaptı. Turgut Reis, Malta kuşatması sırasında 23 Haziran 1565'te Saint John şövalyelerine karşı Saint Elmo Kalesi'ne gerçekleştirilen bir saldırıda şehit düştü. Naaşı Trablusgarp'a getirilerek daha önceden yaptırdığı külliyeye defnedildi.

  • Sharon Stone'a Bodrum'da Beşiktaş forması hediye edildi

    Altın Küre ve Emmy ödüllü ABD'li aktris Sharon Stone'a Beşiktaş forması hediye edildi. "Golden Globe International Icon Award" töreni için Bodrum'da bulunan dünyaca ünlü aktris Sharon Stone, kendisine hediye edilen Beşiktaş formasını giyerek, teknede poz verdi. Ödül gecesini organize eden Barbaros Tapan, Beşiktaş Kulübü Başkanı Hasan Arat adına siyah-beyazlıların iç ve dış saha formalarını Sharon Stone'a takdim etti. Sırtında isminin yazılı olduğu formayı giyen Stone, hediye edilen formalardan duyduğu mutluluğu dile getirdi.

  • Karasu Devlet Hastanesinin elektrik ihtiyacı güneş enerjisinden karşılanıyor

    Sakarya'daki Karasu Devlet Hastanesinin elektrik ihtiyacının tamamı, otoparka kurulan güneş panellerinden sağlanıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığınca başlatılan "Kamu Binalarında Enerji Verimliliği Projesi" kapsamında, Dünya Bankasının finans desteğiyle Karasu Devlet Hastanesinin bahçesindeki otoparkın üzeri güneş panelleriyle donatıldı. Hastane Başhekimi Uzm. Dr. Anıl Erdik, gazetecilere, panel projesinin yaklaşık 40 gün önce aktifleştirildiğini belirterek, "475 bin kilovat üretim yapılmış ve 200 bin kilovat tüketim yapıldığı anlaşılmıştır. Yıllık ortalama yüzde 40 enerji tasarrufu sağlanması hedeflenmiştir." ifadesini kullandı. Erdik, Yapı İşleri Genel Müdürlüğü Dış Kaynaklı Yatırımlar Daire Başkanlığı başta olmak üzere emeği geçen tüm kurum ve kişilere teşekkür etti.

  • Yapay zeka destekli sulama sistemi verimde artış, enerjiden tasarruf sağlıyor

    Elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, geliştirdikleri yapay zeka destekli sulama sisteminin, doğru zamanda yeteri kadar sulama ile verim artışı, enerjiden tasarruf ve işçilik maliyetlerinde düşüş sağladığını bildirdi. Suyun en çok tüketildiği sektör olan tarımda su tasarrufu için başvurulan yöntemlerden biri olan akıllı sulama, bitkinin ihtiyacı kadar suyun verilmesi ile sudan ve üretimden maksimum verimin elde edilmesi için geliştirilen sistemleri kapsıyor. Bu sistemler üzerine çalışan E-Sular firmasının kurucu ortağı ve elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, AA muhabirine, sürdürülebilir tarım, su ve gübre yönetiminde ileri teknolojik çözümler üzerine 5 yıldır aktif olarak sahada çalışmalar yaptıklarını, Türkiye ve Azerbaycan’da birçok çiftçiye hizmet verdiklerini, 2021'de İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi ile yollarının kesişmesinin kendilerini çok ileriye taşıdığını söyledi. Sulama, su yönetimi ve gübreleme gibi alanlarda kullanılabilecek yazılım ve yapay zeka çözümlerinin tarımın daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayacağını kaydeden Aktaş, Türkiye'deki su kullanımı verilerinin dijital tarımın yaygınlaşmasının gerekliliğini gösterdiğini ifade etti. DSİ verilerine göre Türkiye'nin toplam su hacminin 112 milyar metreküp, yıllık kişi başı su tüketiminin ise 1300 metreküp olduğunu hatırlatan Aktaş, su fakiri olma sınırının 1000 metreküp olduğunu ve Türkiye'nin su fakiri olmaya doğru gittiğini, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi faktörlerin de bu baskıyı artırdığını belirtti. "Sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız kadar suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz" Türkiye'de 1 yılda kullanılan 55 milyar metreküp suyun 45 milyar metreküpünün tarımda harcandığını vurgulayan Aktaş, "Biz yanlış sulamadan dolayı 1 yılda bunun 25 milyar metreküpünü israf ediyoruz. Bunu şöyle somutlaştırırsak daha anlaşılır olacaktır; biz sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz." dedi. Yapay zeka destekli akıllı sulama sistemlerinin tarımda önemli avantajlar sağladığını dile getiren Aktaş, şöyle devam etti: "Çiftçi ne kadar su kullanabileceğini, bitkinin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu bu teknolojilerin sağladığı verilerle analiz edebiliyor. Sistemdeki çeşitli kayıp, kaçak, arıza durumlarını insanların manuel olarak tespit etmesi çok zor çünkü çok geniş alanlar ve bu geniş alanları insan kaynağı ile manuel olarak yönetmek zor. Gittikçe de daha çok zorlaşıyor. O yüzden buralara teknolojileri entegre ederek daha öngörülebilir, riskleri daha azaltıcı ve günün sonunda veriye dayalı kararlar verebileceği hatta aksiyon alabileceği sistemler sayesinde hem su kısmında hem de enerji bacağında ciddi anlamda tasarruf elde edebiliyorlar." "Yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor" Tarım arazileri ve seralarda su ve enerji optimizasyonu için suyun çıktığı kaynaktan bitkiye ulaşana kadarki süreci uçtan uca dijital hale getirerek yapay zeka teknolojileriyle buradaki verileri anlamlandırdıklarını ve çiftçilere daha verimli üretim imkanı sunduklarını anlatan Aktaş, araziye gittiklerinde işe ilk olarak suyun kaynağını yönetmekle başladıklarını aktardı. Aktaş, "Akabinde arazi içine gittiğimizde bazı arazilerde 20, 30 bazılarında yüzlerce, binlerce vana var. Bu vanaları yönetmek gerekiyor. Burada mesela bizim vana kontrol ünitelerimiz var. Otomatik ve verimli bir şekilde havuzun doldurulması gerekiyor. Bunun için havuz seviye sensörlerimiz var. Çeşitli toprak nem sensörlerimiz var, iklim istasyonu gibi sensörlerimiz var. Her arazinin de çiftçinin de ihtiyacına göre çeşitli ürünler var. " diye konuştu. Verinin ve yapay zekanın desteği ile "izle, öğren, yönet" felsefesiyle maksimum verimi minimum kaynak yönetimi ile sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Aktaş, sistemin verime ve tasarrufa yansımaları hakkında şunları söyledi: "Mesela bir işletmemiz var. 7 ila 10 kuyusu var. Kuyusunu ve havuzunu yönetiyoruz. Sadece bir sezonda o proje çıktısında gözlemlediğimiz enerji bacağında yüzde 30'a varan bir tasarruf sağlamıştık. Sulama kısmında da doğru zamanda yeteri kadar sulama yapıldığı için yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor. Tarımın sadece su ve enerji değil işçilik gibi bir problemi de var ama uzaktan yönetebilir dijital teknolojiler, araziye gitmeyi minimize ettiği için oradaki maliyetleri de azaltmış oluyor." Mobil uygulama ile akıllı sulama sensörleri uzaktan nasıl kontrol ediliyor? Geliştirdikleri sensörlerle toprak nemi, sıcaklık, basınç, akış, tuzluluk ve pH değerlerinin anlık olarak takip edilebildiğinden, aynı zamanda elde edilen bu verilerle bitkilerin su ihtiyaçlarını ve toprak kalitesini analiz ederek sulama süreçlerinin otomatik olarak yönetilebildiğinden bahseden Aktaş, şu bilgileri paylaştı: "Kullanıcı mobil uygulamanın ara yüzüne girdiğinde öncelikle arazisinde hangi cihazlar var, kaç vanası, sensörü, pompası var, onları görüyor. Sonra detaylar kısmına girdiğinde hem anlık hem de geçmişe yönelik haftalık, aylık, yıllık veriler ve bolca grafikler var. Bunları raporlandırabiliyor, arazinin haritasını görebiliyor. Cihazların hepsini ekleyip anlık olarak takip edebiliyor. Bir de arka hesap bildirim sistemlerimiz var. Hani vanası açıldı, sulama başladı ve kapandı, pompası çalıştı diye. Çiftçi bunları uygulama içerisinden de görebiliyor. Aynı zamanda biz telegram üzerinden sürekli bildirim gönderiyoruz. Sistemler de zaten akıllı olup kendileri çalıştığı ve aksiyon alan sistemler olduğu için 7/24 hiç uygulamaya girmeden de aslında süreci takip edebiliyoruz." "(Bitkinin) İhtiyacı neyse verip gelecek yıl su ihtiyacından kısmıyorum" Yapay zeka destekli sulama sistemini 1300 dekarlık Cevizli Bahçe adlı tarım işletmesinde kullanan Ziraat Mühendisi Gürcan Balcı, mobil uygulamasından da faydalandıkları sistemin kurulumunun ve kullanımının çok pratik olduğunu söyledi. Chandler ceviz ağaçlarının bulunduğu arazide 72 su vanası olduğunu ve bu vanaların otonom olarak çalıştığını belirten Balcı, "Zaten en büyük şey tüketimde. Sulama kontrolümüzle biz bu nem değerlerini tansiyon metrelerle ölçtüğümüzde su tüketimimizi de minimize etmeye çalışıyoruz. İhtiyacı neyse, 5 litreyse 5 litre verip gelecek yıl su ihtiyacımdan kısmıyorum. İhtiyaçlarımızı belirleyip bu ihtiyaçlar doğrultusunda gidiyorum. Mobil uygulama çok basit, sade ve komple Türkçe. Vanalar, pompalar, kuyular, toprak analiz kısmı da var. Mesela iki havuzumuz var ve mobil uygulamada sadece bir tuşa basıp kuyulardaki motorları kendi kendine çalıştırıp havuzumuzu doldurabiliyorum. Su istediğim seviyeye geldiğinde de sensör haber veriyor, pompalarımı kapatıyorum." ifadelerini kullandı.

  • ABD'de resesyon endişesi satış baskısını derinleştirdi

    New York borsası, ABD'de açıklanan istihdam raporundaki verilerin resesyon endişesini artırmasıyla negatif bir seyir izliyor. ABD Merkez Bankasının (Fed) çarşamba günkü toplantısında politika faizini sabit bırakırken eylül toplantısı için faiz indirim sinyali verse de, hafta boyunca açıklanan verilerin resesyon endişesini beslemeye devam etmesi risk algısının önemli derecede yükselmesine neden oldu. Bugün ABD'de açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam 114 binle beklentilerin oldukça altında artarken, haziran ayındaki 206 binlik tarım dışı istihdam verisi de 179 bine revize edildi. Ülkede saatlik kazançlar yüzde 0,2 ile öngörülerin altında yükselirken, işsizlik oranı da yüzde 4,3'le Ekim 2021'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Özellikle istihdam raporundaki verilerin ardından piyasalardaki satış baskısının derinleştiği görülürken, New York borsasında endeksler yüzde 2'den fazla değer kaybetti. Söz konusu düşüşe yaklaşık yüzde 27 değer kaybıyla Intel öncülük ederken, onu yüzde 10'la Amazon, yüzde 7'yle American Express, yüzde 5,5'le Goldman Sachs, yüzde 5'le Boeing ve yüzde 4,5'la JP Morgan takip etti. ABD'de işlem gören en büyük şirketlerden Microsoft yaklaşık yüzde 2,8, Nvidia yüzde 3,3, Google yüzde 3,2 ve Meta Platforms da yüzde 1,8 geriledi. Dün beklentilerin üzerinde kar açıklayan Apple hisseleri ise yüzde 3 değer kazanırken, satış baskısının daha da derinleşmesine engel oldu. Analistler, iş gücü piyasalarındaki hızlı soğumanın resesyon endişelerini desteklediğini kaydederek, bu durumun görece riskli varlıklarda kaydedilen düşüşte etkili olduğunu bildirdi. Öte yandan, resesyon endişeleriyle güvenli liman varlıklara olan talep üçlenirken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi düşüş eğiliminin yedinci iş gününde yaklaşık 15 baz puan gerileyerek yüzde 3,83'te dengelendi. Tahvilin getirisi bir ara yüzde 3,79'a inerek 27 Aralık 2023'ten bu yana en düşük seviyeyi test etti. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, söz konusu durumun ardından Fed'in eylülde 50 baz puan faiz indirimine gideceğine yönelik fiyatlamalar güçlenirken, yıl sonuna kadar toplamda 100 baz puan faiz indirileceğine ilişkin öngörüler öne çıktı.

  • BYD Başkan Yardımcısı Li: Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi haline getirmek istiyoruz

    BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi Stella Li, Türkiye'ye sadece bir üretim tesisi inşa etmeye gelmediklerini belirterek, "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz." dedi. BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi (CEO) Stella Li, Türkiye'ye sadece bir üretim tesisi inşa etmeye gelmediklerini belirterek, "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunların hepsi tutku verici gelişmeler." dedi. Stella Li, BYD'nin Türkiye'de 1 milyar dolarlık yatırım kararı almasına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Coğrafi konumu bakımından da Türkiye'nin önemine işaret eden Li, "İstanbul, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan dünyanın tek şehri. Türkiye, Avrupa yakasında da olabiliyor, Asya yakasında da olabiliyor. Böylece Türkiye, burada bir üretim merkezi kurma isteğimiz konusunda en üst noktada yer alıyor ve sonrasında sadece Avrupa'ya değil, çevredeki bölgeyi de kapsayacak şekilde çok sayıda otomobil ihraç etme şansımız olacak." ifadesini kullandı. "Sadece bir tesis inşa etmeye gelmedik" Stella Li, BYD'nin dünya lideri bir yeşil teknoloji şirketi olduğunu ifade ederek, yalnızca otomobil üreten değil aynı zamanda bir mühendislik şirketi olduklarını vurguladı. Dünya çapında 110 binden fazla AR-GE mühendisine sahip olduklarını ve günde 32 patent ürettiklerini anlatan Li, "Bu nedenle Türkiye'ye sadece bir tesis inşa etmeye gelmedik, aynı zamanda elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobillerdeki en gelişmiş yüksek teknolojiyi Türkiye'ye getirmek için bir tutkumuz var. Biz bu tesisi, en ileri teknolojiyi buraya getirecek en büyük üretim yerlerinden biri olacak şekilde inşa etmek istiyoruz." dedi. "8 ila 12 farklı model arasında bir üretim üzerinde konuşuyoruz" Li, üretim tesisinin kurulacağı Manisa'ya bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ve buradaki devlet kurumlarından ve yerel halktan çok etkilendiklerini dile getirerek, "Çok profesyoneller ve araziyi çok beğendik. Burası bizim evimiz olacak ve burada yerel bir Türk şirketi gibi olacağız." açıklamasında bulundu. Türkiye'deki üretimin detaylarına değinen Li, "Yani yaklaşık 8 ila 12 farklı model arasında bir üretim üzerinde konuşuyoruz. Bu yüzden burada daha fazla model üretebilme ve kendimizi burada yerelleştirebilme şansını yakalamak istiyoruz." şeklinde konuştu. "12 aydan daha kısa sürede inşa edebileceğimizi umuyoruz" Mümkün olan en kısa zamanda fabrika inşaatına başlamak istediklerini ve yatırımın birinci fazında pil paket montajının Türkiye'de yapılacağını aktaran Li, şunları kaydetti: "Şu anda çalışıyoruz, burada 12'den fazla kişiden oluşan, farklı bölüm bileşenlerini temsil eden insanlardan oluşan büyük bir ekibimiz var. Pek çok ayrıntıyı bilmek ve daha derinlemesine öğrenmek için bir hafta Manisa'da kalmak istiyoruz. Böylece artık bu proje üzerinde çalışmaya gerçekten hazır hale geleceğiz. Belki önümüzdeki yaz aylarında fabrikanın inşaatına başlayabiliriz ve sonrasında Çin'deki gibi 12 aydan daha kısa sürede fabrikayı inşa edebileceğimizi umuyoruz." "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi haline getirmek istiyoruz" Türkiye'de yerel ortaklarla çalışmayı planladıklarını bildiren Li, "Buradaki BYD yatırımı sadece 5 bin kişiye daha istihdam kazandırmıyor. Ayrıca teknoloji ve yeniliği getiriyoruz. Buradaki teknolojiyi artırmak istiyoruz. Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunların hepsi tutku verici gelişmeler." değerlendirmesinde bulundu. "BYD buraya daha fazla Çinli turistin gelmesini de teşvik edebilir" BYD'nin Türkiye'de üretim yapacak olması nedeniyle araçlarda Türk tüketicilere özel bazı tasarımlar ve yenilikler getirebileceklerini anlatan Li, aynı zamanda araç multimedya sistemine, Türk TV programları ve dizilerinde yer alacağı bir uygulamanın entegre edilebileceğini söyledi. İstanbul'u ikinci kez ziyaret ettiklerini ve özellikle yemeklerden çok memnun kaldığını dile getiren Li, "Burası muhteşem bir turizm ülkesi. Ve biliyorsunuz ki Çin'den çok fazla turist var. Çinliler seyahate 200 milyar dolardan fazla para harcıyor. Bu yüzden belki BYD buraya daha fazla Çinli turistin gelmesini de teşvik edebilir. Türkiye'yi tanıtmak istiyoruz." ifadelerini kullandı. Türkiye'ye yatırım konusunda gümrük tarifelerini çok dikkate almadıklarını anlatan Li, daha çok ülkenin üretim açısından rekabetçi ve yeni teknolojilere hazır olmasına baktıklarını vurguladı. "Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanı ile harika bir toplantı gerçekleştirdi" BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye de değinen Stella Li, "Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanı ile harika bir toplantı gerçekleştirdi. Sayın Cumhurbaşkanı, BYD'den ülkeye en ileri teknolojiyi getirmesini, aynı zamanda Türkiye'nin sanayideki yeteneklerini büyütmesine ve en ileri sanayi merkezimizi kurmasına yardımcı olmasını istedi. Ve evet Sayın Cumhurbaşkanı, tüm bu ileri teknolojiyi buraya getiriyoruz. Ayrıca insanlarınızın (teknoloji alanında) eğitimine de katkı sunacağız." diye konuştu. "Devlet kurumlarının profesyonelliğinden ve özverilerinden çok etkilendik" BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika CEO'su Stella Li, yatırım sürecinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve ilgili kurumların kendileriyle son derece uyum içinde çalıştığına işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'deki devlet kurumlarıyla çalışırken onların profesyonelliğinden ve özverilerinden çok etkilendik. Özellikle de Sayın Bakanımız ve sanayiden gelen büyük bir ekip ve bütün bir ekip çalışıyorlar. Her zaman 'dünyanın en çalışkan grubu veya milliyeti Çinlilerdir' diye bahsediyoruz. Ama sonra öğrendik ki (Türk yetkilikler) aslında bizden daha çok çalışıyorlar. Ayrıca çok profesyoneller ve en ayrıntılı teknoloji setini bile biliyorlar. Bu çok etkileyici."

  • Tek seferde çalıştı! Dünyanın ilk hidrojen motorunu üretti

    Bath Üniversitesi'ndeki bir grup öğrenci, dünyada lisans öğrencileri tarafından üretilen ilk içten yanmalı hidrojen motoru geliştirdi. Bath Üniversitesi’nden çığır açan icat! Öğrencilerin ilk hidrojen motoru tek seferde başarılı oldu. Biliyorsunuz hidrojen, çevre dostu yakıtlar arasında öne çıkıyor çünkü yanma esnasında hiç karbondioksit salınımı yapmıyor. Bu öğrenciler, bu süper temiz yakıtı kullanarak, bir prototip hidrojen motoru geliştirdiler. Üstelik bu motor, 2035 yılında benzin ve dizel araçların yasaklanacağı bir dünyada, tam zamanında üretildi diyebiliriz. Projeye sponsor olan bir firmadan sağlanan modifiye edilmiş tek silindirli benzin motoru kullanarak başladılar. Motoru, hidrojen yakıtına uygun hale getirmek için özel bir kontrol ünitesi ve hidrojen spesifik yakıt enjektörleri ile donattılar. Ve ne mi oldu? Motor tek seferde çalıştı. Samuel Ray adında bir öğrenci ve takım lideri, projeye dair şunları söyledi: “Başlamadan önce elimizdeki tüm araştırma ve literatürü okuduk, her şeyi analiz ettik ve neleri başarabileceğimizi anlamaya çalıştık. Küçük bir takım olmamıza rağmen, bu projede neler yapabileceğimizi keşfetmek gerçekten heyecan vericiydi.” Hidrojen motoru üretme başarısı sadece bu öğrenciler için değil, tüm dünya için umut vaat eden bir gelişme oldu. Temiz enerji alanındaki bu gibi yenilikler, sıfır emisyonlu araçların geliştirilmesine ve toplumumuzun kirletici enerji kaynaklarına olan bağımlılığının azaltılmasına büyük katkı sağlayabilir. Yani bu öğrenciler temiz bir geleceğin kapısını araladı diyebiliriz. Lisans öğrencilerinden hidrojen motoru gibi bir yeniliğin ortaya çıkması, genç mühendislerin ve bilim insanlarının ne kadar parlak ve çözüm odaklı olabileceğini tüm dünyaya göstermiş oldu

  • Türkiye yüksek teknoloji alanında üretim üssü olacak

    Türkiye, toplam 30 milyar dolarlık büyüklüğüyle "İnovasyon Karnesi Göstergeleri"nin iyileşmesine güçlü katkı verecek "HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı" ile devler ligine girmeye hazırlanıyor. Bu doğrultuda çıkılan ilk 6 çağrıyla, Türkiye'nin yeni nesil enerjili araçlar, batarya teknolojileri, çip teknolojileri, güneş hücresi, rüzgar türbinleri alanlarında üretim merkezi haline getirilmesi amaçlanıyor. Anılan çağrılar kapsamında, 20 milyar doların üzerinde özel sektör yatırımının 2030 yılında Türkiye'de gerçekleştirilmesi sağlanacak. Dünyada en fazla AR-GE çalışmaları yürüten ilk 1000 şirketin Türkiye'de kuracakları AR-GE merkezlerine de etkin destekler sunulacak. Türkiye, program doğrultusunda 2030'a kadar vergi desteği ve hibe ile pazar geliştirme desteklerini kapsayan 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji alanlarına yönlendirecek. HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı'yla eş zamanlı, Dijital Dönüşüm Destek Programı, Yeşil Dönüşüm Destek Programı ve Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Yenilikçi, Yükselen Teknolojiler çağrısı da ilan edildi. Bu 4 programla Türkiye'de yüksek teknoloji ihracatının hızla yükselmesi, toplam ihracatın içinde yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ve hizmetlerin payının yüzde 50'ye çıkarılması planlanıyor. Batarya çağrısı Program kapsamında, batarya üretimi de desteklenecek. Toplam 4,5 milyar dolara varan desteklerle 80 gigavatsaat batarya üretim kapasitesinin Türkiye'de oluşturulması hedefleniyor. Elektrikli araçlar ve enerji depolama sektörlerinde kritik ihtiyaç olan bataryaların Türkiye'de geliştirilmesi ve üretimi için 2030'a kadar megavatsaat başına 6 bin dolara kadar hibeyi de içeren teşvikler sunulacak. Böylece Türkiye'nin, yüksek teknoloji üretim üssü olmasının önü açılacak. Programla, yüzde 25'e varan destekler, yüzde 60'a varan vergi teşviki verilecek. Elektrikli araç çağrısı Programda ilan edilen ilk çağrılarından biri elektrikli araç yatırımlarına yönelik oldu. 5 milyar dolarlık teşvik paketiyle, Türkiye'de yıllık 1 milyon elektrikli araç üretimi gerçekleşmesi öngörülüyor. Böylece Türkiye, yeni nesil araçların AR-GE ve üretim üssü olması amaçlanıyor. En az 150 bin araç kapasiteli yatırımlar, sadece BEV ve PHEV üretimi, yüzde 51 yerli üretim planı ve AR-GE merkezi kurulması gibi nitelikler taşıması gerekecek yatırımlara, belirli sayıda araç için gümrük vergisi muafiyeti ve/veya yüzde 50'ye varan hibe, yüzde 80'e varan vergi teşviki sağlanacak. Çip çağrısı Küresel teknoloji yarışının en çok hissedildiği ve stratejik önemi giderek artan alanlardan biri olan çip teknolojilerinde de endüstriyel boyutta çip üretim kapasitesi inşa etme hedefiyle çağrıya çıkıldı. Güncel üretim teknolojilerine dayalı en az bir endüstriyel ölçekli çip fabrikasının ülkeye kazandırılması için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi devreye alınacak. Kullanım alanlarına göre farklı kapasitede yatırımlar, çip değer zinciri yatırımları ve en az 65 nanometre teknolojisi niteliği taşıyan yatırımlara yüzde 30'a kadar sermaye katkısı, yüzde 10'a varan hibe, yüzde 80'e varan vergi teşviki verilecek. Güneş ve rüzgar çağrısı "Yeşil enerji" başlığı HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı'nın önemli odak alanlarından biri olarak öne çıktı. Ülkede gelecek dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının artarak devam etmesi amacıyla güneş enerjisinde asgari 5 gigavatlık üretim kapasitenin tesisine yönelik hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe verilecek. Bu paketin toplamı 2,5 milyar doları bulacak. Rüzgar enerjisi alanında da kritik bileşenler ve deniz üstü türbinler gibi ürünlerin imalatının desteklenmesi ve yerli bir rüzgar enerjisi markası inşa edilmesi planlanıyor. Bu yatırımlar için ise toplam 1,7 milyar dolarlık kaynak ayrıldı. AR-GE çağrısı Büyük teknoloji firmalarının araştırma geliştirme merkezlerini Türkiye'ye kazandıracak cazip ve esnek bir model de devreye alınacak. AR-GE faaliyetleri bakımından dünyanın en büyük ilk 1000 firmasının Türkiye'de kuracağı yeni merkezlerin personel giderlerinin yarısını 5 yıl süreyle karşılanacak. Bu yatırımlara 1 milyar dolarlık destek verilecek. Söz konusu çağrılara istihdam desteği, vergi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi ve finansman desteği gibi destekler de verilecek.

  • Girişimciliğiyle kadınlara örnek olan Nezihe Filiz Toker

    Girişimciliğiyle kadınlara örnek olan Nezihe Filiz Toker, evinin mutfağında üreterek marka haline getirdiği ilikli kemik suyundan sonra şimdi de kantaronla birleştireceği ilik yağından merhem yapmaya hazırlanıyor. İki çocuk annesi 44 yaşındaki Toker, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Aklında hep babaannesinin mutfak bilgilerini bugüne uyarlama fikri olan Toker, bunun için aşçılık eğitimi aldı. Bu arada çocukları için evinin mutfağında tencerede ilikli kemik suyu yapmaya başlayan Toker, babaannesinin tarifiyle yaptığı kemik suyu çevresindekilerin de talep etmesiyle kendisine bir atölye kurdu. Ağırlıklı olarak kadınları istihdam ettiği atölyesinde ürettiği ilikli kemik suyuyla marka haline gelen Toker, şimdi de Bezmialem Vakıf Üniversitesi ile ilik yağından merhem yapmaya hazırlanıyor. Toker, evinin mutfağında yaptığı ilikli kemik suyunu nasıl marka haline getirdiğinin hikayesini ve yeni çalışmalarını anlattı. Halkbank'ın Üreten Kadınlar Yarışması'nda "Yılın Üreten Kadın Girişimcisi" ödülünü de alan Toker, yola çıkarken işlerin bu kadar büyüyeceğini hayal bile etmediğini söyledi. İlikli kemik suyu yapmaya çocuklarının bağışıklık sistemini güçlendirmek için başladığını belirten Toker, "Çok iyi yaptığım bir şeyi işe çevirdim. Babaannem beni ilikli kemik sularıyla büyüttü, ben de çocuklarımı böyle büyütmek istedim. Çünkü rol modelim başta babaannem olmak üzere ailemin kadınları. Aşçılık eğitimi alan biri olarak, babaannemin kadim bilgilerini bilimle buluşturmaya çalışırken ortaya bağışıklık sistemini güçlendiren kemik iliği çıktı. Kendi mutfağımda bir tencerede yaparak başladım. Bir tencere iki oldu, iki tencere üç oldu derken evimin sistemi bunu kaldırmadı." ifadelerini kullandı. İlik yağı saçkıran ve egzamada kullanılıyor Toker, 15 kişinin çalıştığı bir atölye kurduğunu anlatarak, çalışanların çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu, kadınlara istihdam sağlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Günümüzde kemiğin şifasının unutulduğunu, ilikli kemik suyu içme alışkanlığını tekrar kazandırmak istediklerini belirterek, protein ve omega değerleri çok yüksek olan ilik yağının da yüz yıllardır kullanıldığını söyledi. İlik yağının saçkıran ve egzama tedavilerinde kullanıldığını anlatan Toker, şöyle devam etti: "Çukurovalı bir aile olduğumuz için bizde kantaron yağı çok yapılır. İlik yağı da kantaron da çok kıymetli iki ürün. Bu iki kıymetli ürünü bilimle buluşturmak, bunları birleştirip merhem yapmak istedim. Önce Türk Patent ve Marka Kurumu'na gittim. İngiltere ve Amerika'da ilgili kurumlara bu buluşu sundum. Sonra Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Kartal ile beraber bunu merhem haline getirmek için 1 Mart itibarıyla imzalarımızı atarak AR-GE çalışmalarına başladık. Merhemi çıkarmamız 8-9 ayı bulacaktır." Kemikler yaklaşık 35 saat pişiyor Nezihe Filiz Toker, işini atölyeden Düzce Gümüşova'da kurulan bir üretim tesisine taşıdığını belirterek, bu tesiste ilikli kemik suyunun yanı sıra ilik yağından merhem, kolajen şampuan, yağ bazlı kaş ve kirpik serumu da üreteceklerini söyledi.Üretimlerinin ana maddesi olan kemiği nasıl işlediklerini anlatan Toker, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce kemikleri kesip, kaya tuzunda bir gece bekletiyoruz. Sonra kemikleri yıkayıp, kan ve tuzdan arındırıyoruz. Ardından fırınlıyoruz ama protein değerleri düşmesin diye çok yüksek sıcaklıkta yapmıyoruz. Fırından çıkan kemikleri büyük kazanlarımıza koyuyoruz, içine defne yaprağı, sirke ekliyoruz. Yaklaşık 35 saat pişiriyoruz. Pişme işleminin sonlarına sebzeleri atıyoruz. Ocağın altını kapatıyoruz ve birkaç saatte demleniyor. O ilikler pat pat kemikten düşüyor. Son olarak da kavanozlara dolduruyoruz." Günde 1500 kavanoz üretim yaptıklarını vurgulayan Toker, haftada 2.5-3 ton kemik kullandıklarını dile getirdi. İlikli kemik suyunu kahve ve "smoothie"de kullandığını aktaran Toker, "Kahve çekirdeklerindeki yağla kemik iliğindeki kolajenin birleşmesi kahveyi daha fonksiyonel bir hale getiriyor. Dünyada da böyle bir akım var zaten. İlikli kemik suyu içmeyen ya da et yemeyen çocuklar için smoothie içine bir kaşık konabilir. Gerek kahvede gerekse smoothie asla tat ve koku etkilenmiyor." diye konuştu. New York'ta Birleşmiş Milletler Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde, first ladylere Türk mutfağını tanıtmak amacıyla düzenlenen etkinlikte kolajen dondurma yaptığını belirten Toker, "Bu dondurma, hem first ladylerin hem de dünya basının çok ilgisini çekti. Antep fıstığı, krem bal, salep, doğal jelatin olan ilikli kemik suyunu kullandım. Kimyasal jelatin yerine kendi ürettiğim ilikli kemik suyumu tercih ettim. Tamamen milli ve yerli bir dondurma yaptım. Türk mutfağını bu şekilde temsil etmek beni çok mutlu etti." diye konuştu.

  • Resim ve oyuncaklarla renklendirdiği iş yerinde depremzede çocukları tıraş ediyor

    Hatay'daki dükkanı depremde yıkılan çocuk berberi Fikret Demirkol, devlet desteğiyle kavuştuğu prefabrik iş yerini küçük müşterileri için çizgi film karakterlerinin resimleri ve oyuncaklarla süsledi. Çocuk berberi 54 yaşındaki Demirkol'un merkez Antakya ilçesi Ürgenpaşa Mahallesi'ndeki iş yeri ve evi, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremde yıkıldı. Afet nedeniyle işsiz kalmasına rağmen kentten ayrılmayan Demirkol, AFAD öncülüğünde Defne ilçesi Çekmece Mahallesi'ne kurulan prefabrik çarşıya başvurdu. Demirkol, başvurusunun olumlu sonuçlanmasının ardından 8 ay önce yeni dükkanında işbaşı yaptı. Türk Kızılayın maddi destekte bulunduğu berber, çocuk müşterilerinin yüzünü güldürmek için araba şeklinde tıraş koltukları yerleştirdiği işletmesini, çizgi film karakterlerinin resimleri ve oyuncaklarla süsledi. "Onları tıraş ederken mutlu oluyorum" Fikret Demirkol, çocuk berberliğine 2020'de başladığını söyledi. Prefabrik çarşıda da bu konsepti sürdürdüğünü dile getiren Demirkol, "Burayı açtıktan sonra önceki müşterilerim gelmeye başladı. Çocuğu olan vatandaşlar tıraş için beni tercih ediyor." dedi. Demirkol, küçük müşterilerinin dükkanı sevdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Çocukların burada kendi arabası, oyuncağı, şekeri, balonu var. Çocuklar onlarla oynarken ben de tıraşımı yapıyorum. Onları tıraş ederken mutlu oluyorum çünkü depremin psikolojisini üstümden atıyorum, rahatlıyorum." Yeniden çocuklara hizmet verdiği için mutlu olduğunu anlatan Demirkol, çarşı projesinde emeği geçenlere ve Türk Kızılaya teşekkür etti. Çocuğunu tıraşa getiren Emek Edipoğlu da Demirkol'u yeni iş yerinde ziyaret ettiklerini belirterek, "Oğlum burada kendini mutlu hissediyor, oyuncaklarla daha rahat tıraş oluyor. Tıraş sonunda da çocuklara şeker ve balon veriyor." diye konuştu.

Arama Yap

bottom of page