Search this site
Boş arama ile 1096 sonuç bulundu
- Güzelliğin Öncü İsmi: Aika Nova Sinanoğlu
Aika Nova Makeup ile Güzellik Dünyasına Yön Veren Girişimci, Makyaj Sanatçısı ve İlham Kaynağı Aika Nova Sinanoğlu, makyaj sanatçısı ve güzellik uzmanı kimliğinin yanı sıra başarılı bir girişimci olarak da dikkat çekiyor. Kendi adını taşıyan "AİKANOVA BEAUTY MAKE-UP" markasıyla sektöre güçlü bir adım atan Sinanoğlu, güzellik alanındaki yenilikçi yaklaşımı ve müşteri odaklı hizmet anlayışıyla kısa sürede geniş bir kitleye ulaştı. Sinanoğlu’nun girişimcilik hikayesi, güzellik sektöründe hem sanatsal hem de ticari bir başarı yakalamanın mümkün olduğunu gösteriyor. Markasının doğuş hikayesinde tutkusu ve yaratıcı vizyonu büyük rol oynayan Sinanoğlu, kişiye özel makyaj uygulamaları, gelin makyajları ve profesyonel çekimler için geliştirdiği tekniklerle farklılık yaratıyor. Estetik bakış açısını ve makyaj sanatını güçlü bir marka çatısı altında birleştiren Aika Nova, kadınların güzellik yolculuğuna rehberlik eden bir isim haline geldi. AİKANOVA BEAUTY MAKE-UP, dijital dünyada da geniş bir etkileşim alanına sahip. Aika Nova Sinanoğlu, sosyal medya platformlarında trendleri yakından takip eden takipçilerine makyaj tüyoları, güzellik ipuçları ve sektördeki yenilikleri aktarıyor. Bu etkileşim sayesinde, Sinanoğlu’nun markası güzellik dünyasında bilinirliğini artırırken aynı zamanda sektörün gelişimine de katkıda bulunuyor. Hem sanatı hem de girişimci kimliğiyle ilham veren Aika Nova Sinanoğlu, güzellik dünyasında başarılarıyla adından söz ettirmeye devam ediyor. Sosyal medya ve dijital platformlarda geniş bir kitleye hitap eden Sinanoğlu, güzellik trendlerini yakından takip eden takipçilerine yenilikleri, güzellik tüyolarını ve makyaj önerilerini sunarak sektöre de ilham veriyor. Hem sanatsal başarısı hem de girişimci vizyonuyla kısa sürede büyük bir başarı elde eden Aika Nova Sinanoğlu, güzellik dünyasında sadece bir sanatçı değil, aynı zamanda bir lider olarak tanınıyor.
- Bakan Şimşek’ten S&P değerlendirmesi: Üç büyük kuruluşta kredi notu iki kademe artırılan tek ülkeyiz
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, S&P'nin Türkiye'nin kredi notunun B+’dan BB-’ye yükseltmesinin ardından sosyal medya hesabından değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, "Bu yıl üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından notu iki kademe artırılan tek ülkeyiz" dedi. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek S&P'nin Türkiye'nin kredi notunun B+’dan BB-’ye yükseltmesinin değerlendirmelerde bulundu. Bakan Şimşek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada "Bu yıl üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından notu iki kademe artırılan tek ülkeyiz" dedi. Bakan Şimşek'in açıklaması şu şekilde: "S&P kredi notumuzu B+’dan BB-’ye yükseltti. Bu yıl üç büyük kredi derecelendirme kuruluşu tarafından notu iki kademe artırılan tek ülkeyiz. Not artışında ekonomide dengelenme, azalan cari açık ve dış finansman ihtiyacı, Türk lirasının istikrarı, güçlenen rezervler ve dezenflasyon süreci etkili oldu. Programımızla sağladığımız bu olumlu gelişmeler aynı zamanda ülke risk primimizi düşürmüş ve dış borçlanma maliyetlerimizde önemli iyileşme sağlamıştır. Daha yüksek notu ima eden piyasa göstergelerimiz önümüzdeki dönemde olumlu gelişmelerin süreceğine işaret ediyor." S&P Türkiye'nin kredi notunu "BB-"ye yükseltti S&P, Türkiye ekonomisine ilişkin değerlendirmesinde Türkiye'nin uzun vadeli kredi notunun "B+"dan "BB-"ye yükseltildiği ve kredi notu görünümünün "durağan" olduğu bildirildi. Ülkenin "B" olan kısa vadeli kredi notunun da teyit edildiği kaydedildi. Kredi kuruluşundan yapılan açıklamada, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) sıkı para politikası duruşunun, Türk yetkililerinin lirayı istikrara kavuşturmasına, enflasyonu düşürmesine, rezervleri yeniden inşa etmesine ve finansal sistemi dolarizasyondan arındırmasına olanak sağladığı aktarıldı.
- Eldar Bora: Bilim Kurguya Yenilikçi Bir Vizyon ve Edebiyatın İzinde Bir Yönetmen
Sanatçı bir aileden gelen Eldar Bora, genç yaşta adım attığı sinema dünyasında uluslararası başarılar kazanan bir yönetmen ve yazar olarak tanınıyor. Tebriz’den dünyaya uzanan yolculuğunda 50’den fazla film ve 100’ü aşkın program yöneten Bora, edebiyat alanında kaleme aldığı kitaplarıyla da sinemaya dair özgün bir bakış açısı sunuyor. Eldar Bora, 1989 yılının Ağustos ayında Güney Azerbaycan’ın Tebriz şehrinde, sanatçı bir ailenin iki oğlundan en büyüğü olarak doğdu. Annesi Atlas Alipur’un oyunculuğu ve babası Yaşar Azeroğlu’nun resim ve heykeldeki ustalığından etkilenerek 10 yaşında oyunculuk ve tiyatroya ilk adımlarını attı. En İyi Oyuncu kategorisinde Asya Pasifik Sinema Ödülleri ve Gümüş Ayı ödüllerine layık görülen Güney Azerbaycanlı oyuncu Reza Naji’nin öğrencisi olan Bora, aynı yaşlarda ilk filmini çekerek Tebriz sinemasında öne çıkmayı başardı. Askerlik öncesi Tebriz’de, sonrasında Türkiye, Azerbaycan, Avrupa ve Amerika’da çalışmalarına devam etti. Uluslararası televizyon kanallarında yönetmenlik yapmanın yanı sıra bireysel çalışmalarına da yoğunlaştı. 2015 yılında IMDb’ye Güney Azerbaycanlı yazar ve yönetmen olarak kaydolan Bora, Santa Clara Üniversitesi’nde “İş Kurma”, The Open University’den “Film İşletmeciliği”, Golden Bull Film Festivali’nden “Kısa Film Çekimi ve Yönetmenliği” ve Fan Pardazan Yüksek Öğrenim Enstitüsü’nden “DBA-Sinema ve Tiyatro Yönetmenliği” eğitimleri aldı. 2018 yılında kısa bilimkurgu filmi “Return/Dönüş” ile Harlem, New York merkezli BeBop Channel ve Massachusetts’te yayın yapan Opprime TV gibi birçok uluslararası platformda gösterim aldı. Aynı yıl, International Cinema Community adlı topluluğu kurdu. 50’den fazla film ve 100’den fazla program yöneten Eldar Bora, sinema alanında dört kitap yazdı; bu kitaplar Amazon dahil 50’den fazla sitede satışa sunuldu. 500’ün üzerinde ulusal ve uluslararası ödül kazanan Bora, farklı platformlarca birçok kez fahri doktora unvanına layık görüldü. Hâlihazırda Amerika’da yaşamını sürdüren Dr. Eldar Bora, ülkemizi uluslararası platformlarda ve Hollywood’da temsil eden ender sanatçılarımızdan biridir. Bugüne kadar 50’den fazla film ve 100’den fazla program yöneten Eldar Bora, sinema üzerine yazdığı "Film’de Da Vinci İzleri," "35mm ve Öncesi Sinema" ve "Astronomiden Sinemaya" gibi 5 kitabını da geniş bir okuyucu kitlesiyle buluşturmuştur. Kitapları Amazon gibi platformlarda satışa sunulan Bora, halen Türkiye’de yaşamını sürdürmekte olup Uluslararası Sinema Topluluğu, Hristiyan Film Yapımcıları Derneği ve İran Genç Sinema Derneği Film Topluluğu üyesidir. Yazarın “Film’de Da Vinci İzleri”, “35mm ve Öncesi Sinema” ve “Astronomiden Sinemaya” gibi kitapları, sinema tarihine dair özgün bakış açısını sunar. Film projelerinde estetik ve teknik detaylara önem veren Bora, eserlerinde kültürel mirasla çağdaş sinema anlayışını birleştirerek dikkat çekici bir üslup geliştirmiştir. Sinema ve edebiyatın güçlü bir savunucusu olarak, Bora’nın eserleri okuyuculara sanatın derinliklerini keşfetme imkânı sunar. Çalışmaları, geniş bir kültürel birikim ve sinemaya olan derin tutkusu sayesinde uluslararası platformlarda da takdir toplamakta olup, Eldar Bora’nın adını sanat dünyasında daha da yukarılara taşımaktadır. Yazarın Kitaplarına ulaşmak için tıklayınız.
- Felçli bilgisayar programcısı özel donanımla kod yazmayı sürdürüyor
Bisiklet kazasıyla vücudunun büyük bölümü felç olan ve yatağa mahkum kalan bilgisayar programcısı Erkan Hürnalı, gözlerini "mouse", ağzını "enter" gibi kullandığı kafa takip sistemli gözlükle bilgisayarında kod yazmaya devam ediyor. Ankara Üniversitesi Elmadağ Meslek Yüksekokulu bilgisayar programcılığı bölümünde, 13 yıl boyunca öğretim görevlisi olarak eğitim veren Hürnalı, 2021'de spor yaptığı sırada bisikletten düşmesiyle beyinde pıhtı atması sonucu malulen emekli oldu. Kazadan sonra vücudunun yüzde 98'i felçli hale gelen ve yatağa mahkum kalan Hürnalı'nın hayatı tamamen değişti. Aylarca hastanede tedavi görmesinin ardından sadece kafasını hareket ettirebilen Hürnalı, doktorların ailesine "yaşaması mucize" demesine rağmen hem eşinin hem de 3 çocuğunun sevgisiyle hayata bağlandı. Çalıştığı dönemde birçok öğrencisine kod yazmayı sevdiren Hürnalı, kazadan sonra karşılaştığı tüm engellere rağmen pes etmeyerek, kafa takip cihazıyla kullandığı bilgisayarıyla ailesiyle iletişim kurmasının yanı sıra eski günlerdeki gibi hem kod yazmaya devam ediyor hem de yapay zeka uygulamalarını kullanarak yaşamını sürdürüyor. Yapay zekanın yardımıyla fotoğrafına önceden kaydettiği sesini koyarak kendi sosyal medya hesabına içerikler de üreten Hürnalı, yapay zekanın desteğiyle sözler yazıp eşi için şarkı besteliyor. "Hastanelerde geçti hayatımız" Erkan Hürnalı'nın eşi Demet Hürnalı, yaptığı açıklamada, eşinin yaklaşık 3,5 yıl önce sabah saatlerinde spor yapmak için arkadaşıyla birlikte sürdüğü bisikletten düştüğünü, başlangıçta kocasının ilk kaldırıldığı Elmadağ Devlet Hastanesi'nde birkaç sıyrık ve dudağındaki yarılma dışında hiçbir şeyinin olmadığını anlattı. Dudağında oluşan yarılma nedeniyle kocasının Ankara'daki başka bir hastaneye sevk edildiğini belirten Hürnalı, "Ambulansla hastaneye gittik, daha sonra başımıza bir saat içerisinde farklı şeyler geldi." dedi. Doktorların burada kendisine eşinin beyninde pıhtı attığını söylediğini ifade eden Hürnalı, eşinin yaklaşık 4,5 ay yoğun bakımda kaldığını aktararak, şöyle konuştu: "Yaklaşık bir sene kadar hep hastanelerdeydik, hastanelerde geçti hayatımız. 90 kiloya yakın kilosu vardı, bu süreçte çok zayıfladı, 30 ila 40 kilo vermiştir. Yoğun bakımda kaldığı sürede kalçasında yaralar oluşmuştu. Gazi Devlet Hastanesi'ne gittik, yine orada tedavisi için 5 ay kaldık, daha sonra eve geldik. Devletin verdiği destekle 2 ders saati kadar fizyoterapist geliyor. Onun dışında fizik tedavi hareketlerini ben yaptırıyorum, bir tane yatak aldım mesela ona kaldırıyoruz. Fizyoterapistimizle beraber fizik tedavi sürecimiz devam ediyor." Eşinin durumundan sonra 3 çocuğuyla birlikte hayatlarının değiştiğini anlatan Hürnalı, çocuklarının babalarını yalnız bırakmadığını, sürekli onunla vakit geçirdiklerini ifade etti. "Kendi gibi hastaların ücretsiz kullanabilmesi için bir program yazdı" Demet Hürnalı, eşinin kazadan sonra boyundan altını hareket ettiremediği için bilgisayarını bir daha asla kullanamayacağı için bilgisayarını bir akrabasına hediye etmek istediğini belirterek, kendisinin buna engel olduğunu söyledi. Eşi Erkan Hürnalı'nın içinde kod yazma isteğinin hep olduğuna inandığını anlatan Hürnalı, "Çünkü o bilgisayarı aşırı seven bir insan. Gençken de yine aynı şekilde bilgisayara merakı varmış zaten. Ben de hep yanında olduğum için her zaman onu motive edecek, iyi şeyler söylüyordum. Erkan, aslında biraz boşluktaydı. Ben ve çocuklarımın da sayesinde onu teşvik ettik, bu şekilde daha çok bağlandı hayata." dedi. Türk mucit tarafından engellilere yönelik tasarlanan kafa takip sistemli cihazla kocasının hayatının epey değiştiğini anlatan Hürnalı, şöyle devam etti: "Bu cihazı kullanabilmemize yarayan bir program yollamışlardı bize. Bunun da ücretsiz deneme hakkından sonra belli bir ücreti vardı. Eşim de bunu kendisinin yazabileceğini söyledi. Şimdi mesela onun programını da yazıp hediye etti onlara. Kendi gibi hastaların ücretsiz kullanabilmesi için böyle bir program yazdı. Şimdi akrabamızla bir iş yapıyor, daha doğrusu kodlamayla, yine bu da programcılık işi. Daha önce sağlıklıyken yapabildiği her şeyi yapabiliyor şimdi. Sabah 5 gibi oturtuyorum bilgisayarına öğlene kadar 8-9-10 saat bilgisayarla uğraşıyor. Önce oturuyor, geri yatırıyorum. Sonra yemeğini yediriyorum, dinlendikten sonra tekrar oturtuyorum bilgisayarın başına. Sonra fizik tedavisi için biraz hareketleri için tekrar ara veriyoruz. Çok çalışkan biri, hiç böyle sıkıldığını söylemedi bana. Evde hatta zamanım yetmiyor diye bana sürekli söyler. Hep kodlamayla yani kendini geliştirebilecek şeylerle yapay zekayla uğraşır, bilgisayar işlerini çok seviyor." "Yapay zekanın çıkışıyla birçok iş benim için kolaylaştı" Erkan Hürnalı, iletişim kurabilmesi için kullandığı program aracılığıyla "Kodlamada yapay zekayı ve yapay zekanın geleceğini nasıl görüyorsunuz?" sorusunu şu şekilde yanıtladı: "Tam bilgisayarla ilişkim açısından 'Her şey bitti' derken hayatıma bu gözlük girdi. İlk zamanlarda 'Bu gözlükle de bir yere kadar' diyordum ama şimdi yapay zekanın çıkışıyla beraber bilgisayardaki birçok iş benim için kolaylaştı. Bunlardan birisi de kodlama. Artık eskisi gibi program yazarken bir yere takılı kalmaktan korkmuyorum. Eskiden çok zor araştırma yapabildiğim için bir yere takıldığım zaman oradan çok zor çıkıyordum şimdi ise yapay zekaya takıldığım yeri tarif etmem yeterli. Bir akrabamızla ortak iş yapıyoruz, ben yazacağım, o satacak. Yapay zekanın sayesinde bir şeyler ortaya çıkarabildikçe üstümdeki değersizlik hissini bir nebze olsun atabiliyorum."
- Dubai Çikolatasının Sırrı Açıklandı! Türkiye Detayı Şaşırttı!
Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran, market raflarında talan edilen meşhur Dubai çikolatası hakkında bilinmeyen gerçek ortaya çıktı! Tarifin ustası Sarah Hamouda, çikolatanın ilham kaynağının Türk baklavası olduğunu açıkladı! Sosyal medyada paylaşım rekorları kıran, market raflarında talan edilen meşhur Dubai çikolatası hakkında bilinmeyen gerçek ortaya çıktı! Tarifin ustası Sarah Hamouda, çikolatanın ilham kaynağının Türk baklavası olduğunu açıkladı! Hamilelik döneminde çikolataya olan iştahını tatmin etmek için kendi tarifini geliştiren Hamouda, Antep fıstığı ezmesi ve künfe dolgusuyla bu eşsiz lezzeti ortaya çıkardı. Dubai çikolatası, TikTok'ta viral olduktan sonra dünya çapında popülerlik kazandı ve üretim kapasitesini günde 500 adede kadar artırmak zorunda kaldılar! Başta evde yapılan bu çikolata, şimdi dev bir trend haline geldi ve herkesin tatmak istediği lezzet oldu.
- Yeni girişimlere 44 milyon liralık "melek" desteği
Melek yatırımcılar, Haziran 2013'ten bu yana başlangıç veya büyüme aşamasındaki girişimlere yaklaşık 44 milyon lira sermaye sağladı. Bu dönemde büyüme aşamasındaki 80 yatırıma 233 yatırımcı ortak oldu. Melek yatırımcılar, Haziran 2013'ten bu yana başlangıç veya büyüme aşamasındaki girişimlere yaklaşık 44 milyon lira sermaye sağladı. Girişim sermayesi fonlarına kaynak aktarılmasını düzenleyen bireysel katılım sermayesi sistemine ilişkin mevzuat, Haziran 2012'de çıkarıldı. Sistem, uygulama yönetmeliğinin Şubat 2013'te yürürlüğe girmesiyle faaliyete geçerken bu kapsamdaki ilk yatırım Haziran 2013'te gerçekleştirildi. Söz konusu tarihten bu yana iptal edilenler hariç 1098 melek yatırımcı lisansı düzenlendi. Bunlardan 603'ü aktif durumda bulunuyor. Uygulama kapsamında 2023'te 158, 2024'ün 9 ayında 74 lisans verildi. Lisans başvurularının yüzde 67,94'ünün yüksek gelir veya servet sahibi, yüzde 32,06'sının ise tecrübeli olduğu belirlendi. 80 YATIRIMA 233 YATIRIMCI Türkiye'de melek yatırım ağlarıyla ilk yatırımın gerçekleştirildiği Haziran 2013'ten bugüne kadar başlangıç veya büyüme aşamasındaki 80 yatırım için 233 yatırımcı, 43 milyon 946 bin lira sermaye aktardı. Uygulama kapsamında geçen yıl 4 yatırımcı, 17 girişime 5,2 milyon liralık sermaye sağlarken bu yılın 9 aylık döneminde 18 yatırım için 36 melek yatırımcının 11 milyon 171 bin lira sermaye transfer ettiği kayıtlara geçti. Yatırım başvurularının 1'i Konya, 1'i Bursa, 1'i Kocaeli, 2'si Kırıkkale, 2'si İzmir, 4'ü Ankara, 69'u İstanbul merkezli faaliyet gösteren firmalar için yapıldı. YATIRIM YAPILAN ŞİRKETLER AZ ORTAKLI Yatırım yapılan işletmelerin yüzde 47'sinin 5'ten az, yüzde 19'unun 5 ile 10 arası, yüzde 34'ünün 10'dan fazla ortağı olduğu belirlendi. Melek yatırımcıların sermaye aktardığı sektörlerin başında bilgisayar programlama ve danışmanlık ile bilgi teknolojisi ve bilgisayar hizmet faaliyetleri geldi. Bu sektörleri veri işleme ve barındırma, bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetleri izledi. Bireysel katılım yatırımcıları, Bakanlık tarafından akredite edilmiş ağlar üzerinden lisans ve yatırım başvurusunda bulunabiliyor. Ağların da akredite edilebilmek için Bakanlıkça belirlenen taahhütleri yerine getirmesi gerekiyor. Sistemde aktif 18 akredite ağ bulunurken bunlardan 10'u İstanbul, 2'si Antalya, 1'i Diyarbakır, 1'i İzmir, 1'i Kayseri, 1'i Ankara, 1'i Elazığ ve 1'i Bursa merkezli faaliyet gösteriyor.
- ''Yapamazsın'' diyenleri dinlemedi! Şimdi Bilecik'ten Avrupa'ya kapış kapış ürün satıyor
Bilecik'te yaşayan 3 çocuk annesi Dilek Çağlar, evinde jüt ve tres ipler ile yapmaya başladığı çanta, paspas, banyo setleri gibi ürünleri birçok ülkeye satıyor Aile ekonomisine katkı sağlamak için evinde neler yapabileceği konusunda internette araştırma yaptığını belirten Dilek Çağlar, izlediği videolarda jüt ve tres ipler ile çeşitli ürünlerin yapılışını öğrendikten sonra evinde bu ürünleri yapmaya başladığını söyledi. ''KORKMASINLAR, HERKES YAPABİLİR'' Zamanla işlerinin büyüdüğünü söyleyen Çağlar, ürünlerini ilçede açtığı dükkanında ve sosyal medya üzerinden sattığını belirtti. ''Yapamazsın'' diyenleri dinlemedi! Şimdi Bilecik'ten Avrupa'ya kapış kapış ürün satıyor - 1 Hedefinin ev hanımları iş imkanı sunmak olduğunu aktaran Dilek Çağlar, “Bir buçuk yıl öncesine kadar güvenlik şirketinde çalışıyordum. 3'üncü hamilelikten sonra işi bırakmak zorunda kaldım. Çocuklarla ilgilenirken eşime destek olmak amaçlı 'Ne yapabilirim' diye araştırırken bu işle karşılaştım. Bazı internet sitelerinde izlediğim videolarla işi ilerlettim. Çantalar, paspaslar, banyo setleri, Amerikan servisleri derken iş büyüdü. Daha da güzel yerlere geldi. Çevremden 'Bu iş olmaz, burada yapamazsın, ilçe olarak küçük satışların kısıtlı olur' gibi tepkilerle karşılaştım ama hepsini arkaya atmayı başardım. Şu an yurt dışına satışlarım mevcut. Almanya, İngiltere, Fransa, Mısır, Irak olmak üzere ülkelere ürün göndermiş bulunmaktayım. İşimi seviyorum. Hedefim ev kadınlarına destek olabilmek. Ev kadınların yaptığı ürünlerin burada satışını sağlamak. Makineler alıp onlara iş imkanı sunmak. Ev hanımlarına önerim var. Korkmasınlar. Herkes yapabilir. Yapabilirim demek çok önemli. Özgüvenleri yerinde olsun. Kadının değdiği her şey güzelleşir” dedi.
- Çorum'lu firma ABD'ye tek başına fark attı
Çorumlu bir savunma sanayi şirketi, tek başına, Amerika kıtasından daha fazla top mermisini bir ayda üretiyor. Arca firması, SAHA EXPO 2024 Fuarı’nın da 2 milyar doların üzerinde ihracat sözleşmesi imzaladı. Firmanın sloganı ise Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Her fabrika bir kaledir" sözü. SAHA EXPO’nun en büyük ihracat anlaşmasını Çorum Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi’nde mühimmat üreten Arca firması yaptı. Arca Savunma Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez ile Slovakya’nın önemli savunma sanayi firmalarından MSM Group arasında topçu mühimmatı üretimi için ihracat sözleşmesi imzalandı. Arca Savunma, tek başına bütün Amerika kıtasında üretilen top mermisinden daha fazla top mermisini Çorum’daki tesislerinde bir ayda üretiyor. Savunma sanayi firması, çeşitli mühimmat türlerinin üretimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. 60 mm, 81 mm, 120 mm yüksek infilaklı havan mühimmatı, 122 mm, 152 mm ve 155 mm yüksek infilaklı topçu mühimmatı, 122 mm roketi yerli imkânlarla üretiyor. Türkiye’nin ilk C4 patlayıcı fabrikası da yine Arca firması bünyesinde kuruldu. SAHA EXPO 2024 Fuarı’nın ana sponsoru da olan firma, fuar kapsamında 2 milyar doların üzerinde ihracat sözleşmesi imzalamış oldu. Son teknoloji savunma sistemleri, yerli ve milli savunma sanayii ürünleri SAHA EXPO'da görücüye çıktı. Saha Expo Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı'nda 133 sözleşme imzalandı, 6 milyar 200 milyon dolarlık ticari anlaşma yapıldı. ATATÜRK'ÜN SÖZÜ İLHAM VERDİ Firmanın temelleri 2020 yılında Ankara’da atıldı. 2022 yılında ise Çorum Sungurlu’daki üretim tesisinde yerli ve milli imkânlarla üretim faaliyetlerine başlandı. Firmanın mottosu “Bizim için önemli olan yerli ve milli olma hedefiyle ilerlemek. Bu bağlamda, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün "Her fabrika bir kaledir" sözünden yola çıkarak savunma sanayindeki bağımsızlığımızın, ülkemizin geleceği için kritik bir öneme sahip olduğuna inanıyoruz” ifadeleriyle anlatılıyor. SAHİBİ PATLAYICI UZMANI SAHA EXPO’da 2 milyar dolarlık anlaşmaya imza atan Arca’nın Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Terlemez, Hürriyet’e konuştu: “Bugüne kadar Sungurlu’da 550 milyon dolarlık yatırım yaptık. TSK’da mühimmat yüzbaşısı olarak çalışırken ayrılıp 2020’de iki arkadaşımla Arca’yı kurduk. Fabrika Çorum’un Sungurlu ilçesinde 1 milyon metrekarelik arazi üzerinde kuruldu. Araziyi biz satın aldık. Hiç teşvik kullanmadık." açıklamasını ylapyan Terlemez, şöyle konuştu: "Bin 84 kişiye istihdam sağlıyoruz. Ordudaki görevim de patlayıcı uzmanlığıydı. Şu anda ağır kalibre dediğimiz havan ve top mühimmatlarını üretiyoruz. Çok namlulu roket atar mühimmatları denilen 122 milimetre roketleri üretiyoruz. Dünyada üreten az sayıda firma var. 5 bin adetlik topçu mühimmat kapasitesiyle başladık, şu anda aylık kapasitemiz 30 bin. Rokette ise ayda 8 bin adetlik üretim var. Diğer Rus kalibrelerde ise aylık 15 bin kapasite var. Avrupa’nın en büyük kapasitesiyiz, bizden sonra Sırbistan var." "AVRUPA DEPOLARINDA BİZİM MÜHİMMAT VAR" Ortaklarımızla oturduk dedik ki biz de artık ismimizi duyurmalıyız. Dünya biraz tanıyor, çünkü yüzde 100 ihracat yapıyoruz. Hiç içeride ihaleye girmedik. Odağımızı Avrupa’ya çevirdik. Şu ana kadar zaten 150 bin adetin üzerinde, 500 milyon dolarlık mühimmat ihracatı yaptık. Ayrıca 30 bin adete yakın roket ihraç ettik. Avrupa’da savunma bakanlıklarının depoları bizim mühimmatlarla dolu. Şu anda ABD, Hollanda, İngiltere, Çekya, Slovakya, Bulgaristan, Litvanya’ya ihracat yapıyoruz. Bizi biliyor ve güveniyorlar. Fuarda 2 milyar dolarlık anlaşma imzaladığımız Slovakyalı MSM Group bize daha önce satın alma teklifiyle gelen bir firma. Avrupa’nın en büyük kapasitesiydi topçu üretiminde. Şimdi onlar bizden alıyorlar. O dönemde bir de Amerikalı bir şirket bizi almak istemişti. İyi ki satmamışız.” SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, SAHA EXPO'ya 1400 aşkın firmanın katılım gösterdiğini belirterek, "SAHA EXPO 2024'te gerçekleştirdiğimiz 133 imza töreninde 6,2 milyar dolarlık sözleşme sadece 4 günde imzalandı." dedi. SAHA İstanbul'un milli üretimin artması ve kritik teknolojilerin Türkiye'ye kazandırılması için kurulduğunu vurgulayan Bayraktar, 27 kurucu firmayla çıktıkları bu yolda bugün 1200'ü aşkın üyeye ulaştıklarını söyledi. "ABD'DEN DAHA FAZLA TOP MERMİSİ ÜRETTİ" Bayraktar, SAHA EXPO'nun ana sponsoru Arca firmasının dünyanın en büyük top mühimmatı üreticilerinden biri olarak ABD'den daha fazla top mermisi üretir hale geldiğini ve birçok ülkeye ihracat gerçekleştirdiğini belirtti. ARCA'nın Çorum da üretim yaptığını belirten Bayraktar, firmanın SAHA EXPO'da 2 milyar doların üzerinde ihracat sözleşmesi imzaladığını söyledi. 2 MİLYAR DOLARLIK SÖZLEŞME Fuar kapsamında 2 milyar dolarlık ihracat sözleşmesi imzalayan Arca firması, 2022 yılında Çorum Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi'nde üretim faaliyetlerine başladı. Savunma sanayi firması, çeşitli mühimmat türlerinin üretimine kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. 60 mm, 81 mm, 120 mm yüksek infilaklı havan mühimmatı, 122 mm, 152 mm ve 155 mm yüksek infilaklı topçu mühimmatı, 122 mm roketi yerli imkânlarla üretiyor. Türkiye’nin ilk C4 patlayıcı fabrikası da yine Arca firması bünyesinde kuruldu.
- Köyüne zeytinyağı tesisi kuran girişimci kadın, 15 kişiyi istihdam etti
Osmaniye'deki köyünde devlet desteğiyle zeytinyağı üretim tesisi kuran iş insanı Ayşe Pınar Tümüklü, kendi markasını oluşturup iç ve dış pazardaki tüketicilere ulaşmayı hedefliyor. Gaziantep'te bir mobilya şirketinin yönetim kurulu başkanlığını yürüten Tümüklü, doğduğu Osmaniye'nin Şekerdere köyünde yetişen zeytinleri ekonomiye kazandırma hedefiyle yatırım yapmaya karar verdi. Tümüklü, zeytinyağı üretim tesisi kurmak için hazırladığı projeyle Tarım ve Orman Bakanlığının Kırsal Kalkınma Yatırımlarının Desteklenmesi Programı'na başvurdu. Hibe almaya hak kazanan Tümüklü'nün inşa ettirdiği tesis, geçen ay faaliyete başladı. Yöre halkından 15 kişinin çalıştığı işletmede, zeytinlerini hasat eden çiftçilere sıkım hizmeti veriliyor. Markalaşma çalışmalarını sürdüren Tümüklü, kendi yağını iç ve dış pazara sunmayı hedefliyor. "Ekipmanlarımızı temin edip zeytinyağlarımızı şişelemeye başlayacağız" Ayşe Pınar Tümüklü, Osmaniye'nin zeytinyağında önemli potansiyele sahip olduğunu söyledi. Markalaşmaya ağırlık verdiklerini dile getiren Tümüklü, "Tesisimizde şu an sıkım bölümü çalışıyor. Çiftçilerin zeytinleri, zeytinyağına dönüştürülüyor. Makine ve ekipmanlarımızı kısa sürede temin edip zeytinyağlarımızı şişelemeye başlayacağız." dedi. Tümüklü, istihdama katkı sunduklarını belirterek, "Tesisimizdeki 15 çalışanımızın 10'u kadın ve hepsi bu köyden. Hedefim bölgede bu tür tesislerin, üreticilerin artması ve Osmaniye'nin zeytinyağında marka olması. Buradaki ağaçlar çok genç, iyi değerlendirilmesi lazım." diye konuştu. İç ve dış pazardaki tüketicilere ulaşmak istediklerini ifade eden Tümüklü, şöyle konuştu: "Amerika Birleşik Devletleri, İsveç, Norveç, İngiltere ve Somali'ye yağ numuneleri gönderdik. Bunların haricindeki bazı ülkelerle de görüşmelerimiz sürüyor. Amacımız, bölgemizin zeytinleriyle ülke ekonomisine katkı sağlayıp ihracat yapmak."
- Yapay zeka ile deprem tahmini: İstanbul için yüzde 91,65 başarı
Depremleri tam bir ay önceden tahmin etmek mümkün olabilir. Türk bilim insanı Cemil Emre Yavaş ve ekibi tarafından ABD'de geliştirilen algoritmanın bu konuda yüzde 98'lik başarı oranına ulaştığı açıklandı. Yapay zekanın İstanbul'daki depremleri tahmin konusundaki başarısı ise yüzde 91'i aşıyor. Uzmanlar, algoritmanın doğal afetlere karşı yapay zeka ile önlem alınması konusunda çığır açacağını söylüyor. ABD'deki Georgia Southern Üniversitesinden Türk araştırmacı Cemil Emre Yavaş ve ekibi dikkat çeken bir araştırmaya imza attı. Geliştirilen algoritma ile yapay zeka sayesinde İstanbul'daki depremleri 30 gün önceden yüzde 91,65 oranında doğru tahmin edilebilir. BİRÇOK YAPAY ZEKA MODELİ DENEDİLER Bilim insanları ABD'de sık sık depremlerle sarsılan Los Angeles bölgesinde yüksek doğruluk oranı sunan bir tahmin modeli geliştirmek amacıyla çeşitli yapay zeka algoritmalarını denedi. Geçmiş araştırmalarda ABD'nin Los Angeles kenti için yüzde 69'luk doğruluk oranına ulaşan uzmanlar, Kuzey Anadolu Fayı'na (KAF) yakınlığı nedeniyle sismik hareketliliğin yoğun olduğu İstanbul'u mercek altına aldı. EN BÜYÜK DEPREMLERİ İNCELEDİLER Araştırmada, Yavaş ve ekibi yapay zekanın eğitimi için deprem büyüklüğünü etkileyen çeşitli faktörleri derledi. Deprem derinliği ve büyüklüğü arasındaki etkileşimi inceleyen bilim insanları bölgenin yeraltı yapısı, geçmişteki en büyük depremler gibi verileri de kullandı."Random Forest" adlı algoritmanın depremleri önceden tahmin etmek konusunda benzerlerinden çok daha etkin olduğu tespit edildi. 30 GÜN ÖNCEDEN TAHMİN EDİLİYOR Yavaş ve ekibinin geliştirdiği algoritma sayesinde, yapay zekanın 30 gün içinde gerçekleşecek depremlerin büyüklüğünü doğru tahmin edebildiği ifade ediliyor. Prestijli Scientific Reports by Nature bilim dergisinde yayınlanan araştırmada yapay zekanın İstanbul'daki depremleri tahmin konusunda yüzde 91,65'lik doğruluk oranına ulaştığı açıklandı. ABD'nin San Diego kenti için bu oranın yüzde 98'i aştığı belirtildi. Birleşmiş Milletler’in (BM) afet risk azaltma platformu Prevention Web’te de yayınlanan araştırma bilim dünyasında büyük yankı buldu. Uzmanlar, tarihte görülmemiş doğruluk oranına ulaşan algoritmanın, doğal afetlere karşı yapay zeka ile önlem alınması konusunda çığır açacağını söylüyor.
- Çocukları masalın büyülü dünyasıyla buluşturuyor
Çocukluğunda dedesinden dinlediği hikayelerle büyüyen masal anlatıcısı Özgür Aras Tüfek, il il gezerek çocukları masalın büyülü dünyasıyla buluşturuyor. TRT Radyo 1'de Masalcı programını da sunan Tüfek, çocukları hayal gücüyle büyülü bir yolculuğa çıkarıyor. Tüfek, küçük yaşlarda dedesinden masallar dinleyerek büyüdüğünü, masal ve hikayelerin zamanla hayatının merkezine yerleştiğini söyledi. Yetişkinlerin masal anlatmayı bıraktığını ve çocukların masallardan uzaklaştığını ifade eden Tüfek, masal anlatıcılığını yeniden canlandırmak için arkadaşlarıyla birlikte projeler geliştirdiklerini kaydetti. Türkiye'nin birçok şehrinde masal anlatıları programı düzenlediklerini belirten Tüfek, "Birlikte düşler kurmanın, hayalleri paylaşmanın ve masal diyarında yolculuk yapmanın keyfini çıkardık. Başlangıçta bazıları, 'Bugünün çocukları teknoloji varken oturup 20-25 dakika masal dinler mi?' diye düşünebiliyor. Ancak o an geldiğinde görüyoruz ki çocuk her zaman çocuktur. Çocukların dünyası oyun ve masal doludur, hayal diyarında özgürce yolculuk yapabilirler." dedi. Kültürel birikimin ve değerlerin aktarımında masalların önemli rol oynadığına işaret eden Tüfek, "Çocuklar saygı, adalet ve iyilik gibi kavramları bir masalın içinde kahramanın yolculuğuyla deneyimleyerek, kendi hayatındaki sembollerle ilişkilendirerek daha iyi anlayabilirler. Bu sayede, masallar aracılığıyla kültürel değerleri daha etkili bir şekilde içselleştirirler." değerlendirmesinde bulundu. Masalların çocuklara aynı zamanda evrensel değerleri aktardığını dile getiren Tüfek, "Bütün masallar evrenseldir. Örneğin, bizim 'Çilli Horozun Altını' masalımız, Portekiz'de 'Cesur Civciv' olarak geçebiliyor. Yani masalların iskeletleri aynı, kahramanları ve kıyafetleri farklı." ifadelerini kullandı. Masal buluşmalarında kendisini heyecanlandıran anılar biriktirdiğini söyleyen Tüfek, şöyle devam etti: "Bir keresinde masal anlatırken 'az gittik, uz gittik, dere tepe düz gittik' dediğimde, 4-5 yaşlarında bir çocuk ayağa kalkıp yürümeye başladı. O an masalın içinde onun yürüdüğünü görmek çok etkileyiciydi. Kollarını bağlayıp 'Ben masal dinlemem!' diyen bir çocuğun ise etkileşimli masal anlatımında, 'Şimdi ipliklerimiz ne renk?' dediğimizde, 'yeşil' diye bağırması beni çok mutlu etti." "Alternatif sunmadığımız zaman çocuklar sanal dünyada kaybolur" Çocukların artık cep telefonu, tablet ve bilgisayar gibi teknolojik cihazlara maruz kaldığını vurgulayan Tüfek, "Alternatif sunmadığımız zaman çocuklar sanal dünyada kaybolur. Ebeveynlerden istediğim, çocuklarına yeniden masal anlatmaları. Çocuklarımızı 'şuraya götürelim, bir masal dinletelim' demekten ziyade, her akşam muhabbet tadında, sohbet ederek, arada bir kitap veya nesne olmaksızın masalı birlikte yoğurmak ve şekillendirmek çok kıymetli. Bu, iletişim anlamında çocuklarımızla aramızdaki bağı güçlü bir şekilde sağlamamıza yardımcı olacaktır." diye konuştu. Anlatmak ve dinlemenin insanların temel ihtiyaçları arasında olduğunun altını çizen Tüfek, hikaye anlatımının önemini kaybetmeyeceğini ancak çağa göre evrileceğini ve teknolojinin imkanlarından da faydalanarak yaşamaya devam edeceğini ifade etti. Masalların kalbimizdeki iyiliği ve adaleti koruduğumuz sürece mutlu sona ulaşabileceğimizi hatırlattığını belirten Tüfek, "Masallar çocukların hayal gücünü destekleyerek her şeyin mümkün olduğunu gösterirken, yetişkinlerin hayal gücünü de canlandırır. Burada pireler berber, develer, tellal olabilir. Sen ninenin beşiğini tıngır mıngır sallayabilirsin. Masal evreninde olmaz dediğimiz her şey oluyor. En sonunda masal dinleyen çocuk, 'Evet, her şey olabilir, ben de yapabilirim' diyerek kendisine inanır." diye konuştu. Masalların konuşma, dinleme, okuma ve yazma becerilerini geliştirirken, çocukların empati yeteneğini de artırdığına dikkati çeken Tüfek, şunları kaydetti: "Bugüne kadar 40 şehirde hem çocuklarımız hem büyüklerle masalın büyülü ikliminde bir araya geldim. Gördüm ki bizler sanki bir hazine sandığının üstünde oturuyoruz ve o sandığın içinde neler olduğunu bir şekilde unutmuşuz. Masal anlatmak, dinlemek o sandığın kapağını açıp oradaki hazineleri herkesle paylaşmaktır. O sandığın içindeki hazineler taşıyor ama dökülmüyor, artıyor ama eksilmiyor. O yüzden yarının büyükleri olan çocuklarımıza masallarımızı, aktarmamız gerektiğini düşünüyorum. Kendi adıma ben böyle bir misyon üstlendim. Masal anlatmak benim için artık bir yaşam biçimi. Umarım daha fazla çocuğumuzla ve yetişkinlerle bir araya gelirim ve onlarla masallarımızı paylaşmaya devam ederim."
- Yarım asırdır birlikte ayakkabı üreten baba oğul, 10 metrekarelik dükkanlarında zamana direniyor
Sakarya'da yaklaşık 50 senedir birlikte el yapımı ayakkabı üretip tamircilik yapan ustalar Cemalettin ile oğlu Mustafa Anıl, çırak bulamadıkları mesleklerini sürdürmek için her gün tezgah başına geçiyor. Akyazı ilçesinde 15 yaşında el işçiliğiyle ayakkabı üretimi ve tamirciliğine başlayan 82 yaşındaki üç çocuk babası Cemalettin Anıl, mesleğe kazandırdığı oğluyla 47 yıldır mesleğini icra ediyor. Cemalettin Anıl, 58 yıl önce kendi iş yerini açtığı mesleğe aralıksız devam ettiğini ve ilçede el işçiliği yapan tek ayakkabı imalatçısı olduğunu söyledi. Mesleğe başladığı ilk 1 senesinin çivi doğrultmayla geçtiğini anlatan Anıl, "15 yaşında Selahattin Uslu ustamın yanında başladım. 1 sene sadece çivi doğrultmayla geçti, sonra çivi eğitme, ilmek atma, kazıma ile kademe kademe devam etti." dedi. Anıl, meslek hayatı boyunca 12 çırak yetiştirdiğini, kimisinin farklı mesleklere yöneldiğini, bazılarının ise eğitime devam ettiğini belirterek, son olarak oğluna zanaatı öğrettiğini kaydetti. İlerleyen yaşına ve sağlık sorunlarına rağmen mesleğini severek sürdürdüğünü dile getiren Anıl, "1966'da kendi dükkanımı açtım, bu zamana kadar devam ettiriyorum. Aynı lokasyonda 5-6 dükkan değiştirdim ama 30 yıldır bu dükkandayım. 6 kez stent takıldı, beynimde pıhtı attı, tansiyon ve kalp rahatsızlıklarım var ama çalışmadan duramıyorum, işimi çok seviyorum." diye konuştu. "Bazen birbirimize kızıyoruz, 15 dakika sonra 2 çay getiriyorum, karşılıklı içiyoruz" Babasının yetiştirdiği 58 yaşındaki oğul Mustafa Anıl da 47 yıldır babasının yanında ayakkabı imalatı ve tamiri yaptığını ifade etti. İlkokulda derslerin bitiminde babasının yanında yavaş yavaş mesleği öğrenmeye başladığını aktaran Anıl, "Çivi sökmeyle başladım. Kalfalar vardı o zamanlar, onların yanında biraz öğrendim. İlk başlarda zorluk çekiyorsun, ilaç kokusu, bıçakların parmakları kesmesi. İşe başladığımda 1 hafta çalıştıktan sonra ilaç kokusu bana zarar verdi. Alışamadı vücudum, 2 gün yattım, sonradan alıştım." şeklinde konuştu.Anıl, askerlik görevini yaptıktan sonra babasının yanında mesleğine devam ettiğine değinerek, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çırak bulmakta güçlük çekiyoruz. Bu mesleğe devam etmek istemiyorlar, fabrikalara gidip para kazanmak istiyorlar. Kimisi çalışıyor, kimisi çalışmıyor. Babamla arada bazen birbirimize kızıyoruz, çıkıyorum dükkandan 15 dakika sonra gelirken 2 çay getiriyorum, karşılıklı içiyoruz. Gelecek neslin bu mesleği öğrenmesi lazım, bitmeyecek meslek bu. İnsanlar sağ olduğu müddetçe geliri olan bir meslek."











