top of page

Boş arama ile 893 sonuç bulundu

  • Türk Tasarımcı Berk Erner, Tarafından Tasarlanan KIA'nın Elektrikli SUV Modeli EV9 Çok Beğenildi

    Berk Erner, KIA'nın yeni elektrikli SUV modeli EV9'un tasarımcısı olarak dikkat çekiyor. Çocukluk hayali olan otomobil tasarımı alanında büyük başarılara imza atan Erner, KIA'nın Irvine, California'daki tasarım stüdyosunda çalışıyor. KIA EV9, 2024 yılında piyasaya sürülecek ve hem iç hem de dış tasarımıyla büyük beğeni topluyor. Erner'in liderliğinde geliştirilen bu model, Türkiye’de 2024 Yılın Tasarımı ödülünü kazandı Erner, Art Center College of Design'dan mezun olduktan sonra, Tansu Yachts, Nissan Design America ve Japonya’daki Nissan Global Design Center’da staj yaparak kariyerine güçlü bir başlangıç yaptı. 2018 yılından itibaren KIA'da çalışmaya başlayan Erner, markanın gelecekteki modelleri üzerinde çalışmaya devam ediyor​. KIA EV9'un Tasarımı ve Özellikleri KIA EV9, tasarımıyla sadece dış görünüşüyle değil, iç tasarımıyla da dikkat çekiyor. Bilgi-eğlence ekranı ile gösterge ekranını birleştiren tasarım dili, kullanıcılara yenilikçi bir deneyim sunuyor. Her iki ekran da 12,3 inç boyutunda ve kullanıcı dostu bir arayüze sahip. Araç, geniş iç hacmi ve fonksiyonel tasarımı ile hem şık hem de pratik bir kullanım sağlıyor. Sürücü ile ön yolcu arasındaki kolluk, kontrol butonları ve kablosuz şarj pedi gibi detaylarla donatılmıştır​. EV9'un üç sıra koltuklu donanım seçeneği, özellikle VIP deneyimi arayan kullanıcılar için tasarlandı. Orta sıradaki koltuklar 180 derece dönebiliyor, böylece arka koltuk yolcuları daha geniş bir alana sahip olabiliyor ve birbirlerinin yüzüne bakabiliyorlar. Ayrıca, arka koltuklar tamamen kapatılabiliyor, bu da aracı eşya taşıma gibi amaçlarla kullanmayı mümkün kılıyor​. Motor Seçenekleri ve Teknolojik Donanım KIA EV9, farklı motor seçenekleri ile kullanıcıların ihtiyaçlarına cevap veriyor. Temel seviye motor 215 beygir gücü ve 350 Nm tork değerine sahipken, daha büyük bataryalı versiyonu 201 beygir gücünde olup 541 kilometre menzil sağlıyor. Ayrıca, dört tekerden çekişli 380 beygir gücündeki motor seçeneği de mevcut​ (Webtekno). Teknolojik donanım açısından da EV9, üst düzey özelliklere sahip. Üçüncü seviye otonom sürüş imkanı tanıyan Otoyol Sürüş Pilotu (HDP), uzaktan akıllı park yardımı (RSPA 2), dijital anahtar, arka çapraz çarpışma önleme (RCCA), kör nokta çarpışma önleme (BCA), şeritte kalma (LKA), akıllı hız limiti yardımcısı (ISLA) ve navigasyon tabanlı akıllı hız sabitleyici (NSCC) gibi özellikler, KIA EV9'un teknolojik donanımı olarak öne çıkıyor​. Berk Erner'in liderliğinde tasarlanan KIA EV9, otomotiv dünyasında yeni standartlar belirlemeye devam ediyor. Bu model, KIA'nın sürdürülebilir ve yenilikçi otomobiller üretme konusundaki kararlılığını bir kez daha gösteriyor. Başarı Hikayesi: Berk Erner'in Kariyer Yolculuğu Berk Erner'in kariyer hikayesi, çocukluk hayalinin peşinden gitme cesaretini gösteren herkes için ilham verici. İstanbul'da doğan Erner, küçük yaşlarda otomobil çizimleri yaparak tasarım tutkusunu keşfetti. Art Center College of Design'da aldığı eğitimle bu tutkusunu profesyonel bir kariyere dönüştürdü. Mezuniyetinden sonra Nissan'da çalışarak tecrübe kazanan Erner, 2018 yılında KIA'nın tasarım ekibine katıldı. KIA'daki rolü, markanın yeni modellerini tasarlamak ve geleceğin otomobillerine şekil vermek oldu. Erner'in en büyük başarısı, KIA EV9 modelinin tasarımını yapması ve bu modelin büyük beğeni toplaması oldu. EV9'un geniş iç hacmi, yenilikçi teknolojik özellikleri ve şık tasarımı, Erner'in vizyonunu yansıtıyor​. Çocukken deftere otomobil çizimleri yapan Türk tasarımcı Berk Erner’in hayali gerçek oldu. Kia’nın 7 kişilik elektrikli aile aracı EV9’u tasarlayan Erner, aracın Türkiye tanıtımına ailesiyle katıldı. Kia’nın Kıdemli Dış Tasarımcısı olarak ABD’de çalışma hayatını sürdüren Erner, “Bu benim çocukluk hayalimdi. 30 yıllık hayalim gerçek oldu” dedi. Berk Erner'in hikayesi, azim ve tutkuyla hayallerin nasıl gerçeğe dönüştürülebileceğinin mükemmel bir örneği. Otomotiv dünyasında adından söz ettiren Erner, genç tasarımcılara ilham vermeye devam ediyor.

  • Togg T10F modeli için mühendislik testleri süreci başladı

    Togg, C araç segmentindeki ilk akıllı mobilite cihazı T10X'in ardından, yine aynı sınıfta geliştirilen ikinci cihazı T10F'i kullanıcılarla buluşturmak için çalışmalarını sürdürüyor. Togg'dan yapılan açıklamaya göre, bu kapsamda T10F'in en önemli aşamalarından biri olan mühendislik test süreçleri, Türkiye ve yurt dışındaki akredite test merkezlerinde başladı. Farklı lokasyonlarda güvenlik, dayanım ve aerodinamik testleri süren T10F, planlar doğrultusunda yıl içinde mevsimsel testlerden de geçecek. Açıklamada görüşlerine yer verilen Togg Üst Yöneticisi (CEO) Gürcan Karakaş, T10X'in ardından T10F'i de kullanıcılarla buluşturmak için aralıksız çalıştıklarını belirtti. 27 Aralık 2019'da ön gösterimi yapılan T10F'i sonrasında CES 2024'te kullanıcıların beğenisine sunduklarını hatırlatan Karakaş, "Günümüzün tasarım dinamiklerini yansıtan ve sedan modellerden olan beklentileri de karşılayan bir fastback olarak tasarladığımız T10F için test süreçlerimizi başlattık. Hem ülkemizde hem yurt dışında güvenlikten dayanıma farklı testlerimiz tüm hızıyla sürüyor. 2025'in ilk çeyreğinde T10F'in ürün lansmanını gerçekleştirmeyi ve ön siparişlerini toplamayı hedefliyoruz. Nisandan itibaren yeni akıllı cihazımızı Türkiye'den başlayarak kullanıcılarımızla buluşturacağız." açıklamasında bulundu. "Almanya pazarına girmek için tüm hazırlıklarımızı yapıyoruz" Gürcan Karakaş, T10X'i Almanya pazarında kullanıcıların beğenisine sunmak için çalışmaların devam ettiğini kaydederek, şu ifadeleri kullandı: "'Bir otomobilden fazlası' için çıktığımız yolda kısa, orta ve uzun vadeli planlarımıza tüm gücümüz ve hızımızla hedeflerimiz doğrultusunda devam ediyoruz. Gemlik'teki Teknoloji Kampüsümüzün inşası, ilk akıllı mobilite cihazımız T10X'in banttan inmesi ve Türkiye'nin 81 ilinde 19 bin 583 kullanıcımızın 2023 boyunca T10X ile buluşması söz verdiğimiz gibi gerçekleşti. Başından beri kullanıcılarımıza kulak verdik, onların isteklerini önemsedik. Pazara yeni giren bir şirket olarak, C-SUV ve elektrikli araçlar segmentinde pazar liderliğine ulaştık. Orta vadeli planlarımız kapsamında, ülkemizde elde ettiğimiz başarının yanı sıra küresel rekabette de yerimizi almak için çalışmalarımızda hız kesmiyoruz. Avrupa'da öncelikle Almanya pazarına girmek için tüm hazırlıklarımızı yapıyoruz." Karakaş, dünyadaki ve sektördeki gelişmeleri yakından takip ettiklerini belirterek, şöyle devam etti: "Stratejimizi gerekli durumlarda adapte ediyor, özellikle teknoloji ve rekabet pozisyonlarımızı güçlendiriyoruz. Akıllı mobilite cihazlarımız, dijital deneyim platformumuz Trumore, temiz enerji çözümlerimiz Trugo ve Siro, yüksek teknoloji şirketimiz Trutek ile bir değer ağı örüyoruz. Kurulduğumuz günden bu yana akıllı cihazlarımızın yanı sıra dijital ürünlerimizle birlikte mobiliteyi yeniden tanımlıyoruz. Uzun vadeli planlarımızda, kilit teknolojilerde milli ve özgün teknolojileri, yarından sonranın teknolojilerini geliştirmek konusunda öncü rolümüzü güçlendirmeyi hedefliyoruz. 2032 yılına kadar 5 farklı model ve toplam 1 milyon adet araç üretmeyi planlıyoruz." Akıllı yaşam çözümleri Verilen bilgilere göre, Togg T10F, T10X gibi kullanıcısını merkeze koyan, akıllı yaşam çözümleriyle sürekli internetin içinde olan ve uzaktan güncellemelerle sürekli gelişen ve yeni kalan bir cihaz. T10F, RWD Standart Menzil (arkadan itiş), RWD Uzun Menzil (arkadan itiş) ve çift motorlu olmak üzere 3 farklı teknik versiyon ve iki farklı donanım özelliğiyle pazara çıkacak. 160 kW / 218 Beygir güç ve 350 Nm tork üreten T10F RWD (arkadan itiş), iki farklı batarya seçeneğiyle 350+ ve 600 kilometreye varan menzillere sahip olacak. T10F'in 700 Nm tork üreten çift motorlu AWD (dört çeker) versiyonu ise 530 kilometreye varan bir menzil sunmayı hedefliyor. Standart menzilli model 52,4 kWh batarya kapasitesine sahipken, uzun menzilli modelde bu kapasite 88,5 kWh'e çıkacak. T10X gibi C platformunda tasarlanan T10F, Togg DNA'sında bulunan stilistik özelliklerin korunduğu bir görünüme sahip. Cihazın stil konseptinde, dinamik ve sportif bir çizgiyi modernlikle birleştiren hacimli arka tasarım dikkat çekiyor.​​​​​​​

  • Instagram’ın kapatılması tatil turizmini vurdu

    Türkiye’de dünyanın en popüler sosyal paylaşım sitesi Instagram’ın kapatılmasının ardından tatilciler, hikaye ve gönderi paylaşamayacaklarını gerekçe göstererek erken rezervasyonlarını iptal ediyorlar. Bu iptaller en çok, ülkede yaz tatilinin kalbi olan Muğla’da yaşanıyor. Rezervasyonlar durdu. Güney Ege Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (GETOB) Başkanı Mustafa Deliveli, Instagram’a erişimin kısıtlamasının bölge turizmini olumsuz etkilediğini belirterek, şunları söyledi: “Bu durumun Marmaris turizmi başta olmak üzere bölgemiz turizmine oldukça olumsuz etkisi oldu. Özellikle iç pazar ağırlıklı çalışan Datça ve Marmaris ile gelirini turizmden elde eden Selimiye, Bozburun ve Söğüt'te rezervasyonlar durdu. Bu bölgelerin ağırlıklı satış kanalı direkt satış ve sosyal medya üzerindendir. Sosyal Medyanın kapalı olması repeat müşteri harici yeni rezervasyonları neredeyse tamamen durdurdu. Satış kanalı acente ve tur operatörü olan otellerin de dolaylı yoldan olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Instagram'da tatil paylaşımları ve etkileşimleri, tatil tüketicisini harekete geçirir, motive eder. Bunun yoksulluğunun tüm işletmeleri olumsuz etkilediği kanısındayım.” Deliveli, daha önce yapılan erken rezervasyonlarla ilgili iptaller olduğunu düşünmediğini ifade ederek, “Mevcut yapılan rezervasyonun Instagram'ın kapanmasıyla iptal edileceği bağlantısını kafamda kuramıyorum. Elimde buna dair hiçbir otelden şikayet veya geri bildirim yok. Temel şikayet yeni rezervasyonlardaki düşüş. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı ile iletişimimiz oldu. Turizm hariç birçok sektörün de olumsuz etkilendiğinden pek tabii haberdarlar. Açılmasıyla alakalı henüz somut bir tarih veya program edinemedik. Instagram’a erişim engeli getirilmesinden etkilenen sektörlerden biri de turizm” dedi. AİLE İŞLETMELERİ DE MAĞDUR Instagram'ın kapanmasının Muğla bölgesinde en çok, herhangi bir turizm acentesi ile çalışmayan ve işletmesinin reklamını sosyal medya üzerinden yaparak Instragram üzerinden rezervasyon kabul eden aile işletmelerini olumsuz etkilediğine işaret eden turizm sektörü temsilcileri, şu bilgileri verdiler: “Muğla’nın turistik ilçelerinde bu şekilde faaliyet gösteren aile işletmeleri var. Bu işletmeler şimdi rezervasyon alamadıkları için mağdur oldular. Instagram’a getirilen erişim kısıtlaması turizm sektörünü olumsuz etkiledi. Bir çok küçük işletme tanıtımlarını sponsorlu reklamlarla uygun bir fiyata Instagram'da yapıyordu. Acenteler, turları burada paylaşım yapıyordu. Instagram'a gönderi ve hikaye atmak için tatile gidenler, Instagram'ın kapalı olmasından dolayı tatil yapmaktan vazgeçtiklerini bildiriyorlar. Yüzlerce müşteri paylaşım yapamayacağı gerekçesiyle rezervasyonlarını iptal etti” İNSTAGRAM NEDEN KISITLANDI? 31 Temmuz’da X hesabından Haniye ile ilgili paylaşımları engellediğini belirten İletişim Başkanı Fahrettin Altun, “Heniye'nin şehadeti dolayısıyla insanların taziye mesajı yayınlamasını herhangi bir gerekçe göstermeden engelleyen sosyal medya platformu Instagram'ı da şiddetle kınıyorum. Bu çok açık ve net bir sansür girişimidir” ifadelerine yer vermişti. İletişim Başkanı Altun'un bu paylaşımının ardından BTK tarafından 2 Ağustos tarihinde Instagram'a erişim engeli getirilmişti. İNSTAGRAM’IN TÜRKİYE’DE ERİŞİME KAPATILMASI: ARTILARI VE EKSİLERİ Türkiye’de Instagram’ın erişime kapatılması, toplumda hem olumlu hem de olumsuz etkiler yarattı. Sosyal medya platformunun kapanması, günlük yaşamda ve iş dünyasında önemli değişikliklere sebep oldu. Instagram’ın kapalı olması, telefonlarda geçirilen zamanı azalttı ve insanlar birbirleriyle daha fazla vakit geçirmeye başladı. Bu durum, aile içi iletişimi ve arkadaşlık ilişkilerini güçlendirdi. İnsanlar, sanal dünyadan uzaklaşıp gerçek hayatta daha fazla vakit geçirerek sosyal bağlarını kuvvetlendirme fırsatı buldu. Ayrıca, sosyal medya bağımlılığının azalmasıyla birlikte, özellikle gençler arasında dijital detoks etkisi oluştu. İNSTAGRAM'IN KAPANMASININ OLUMSUZ ETKİLERİ Instagram’ın kapalı kalması özellikle ticaretle uğraşan işletme sahipleri için büyük bir sorun haline geldi. Binlerce işletme sahibi, Instagram üzerinden satış yaparak gelir elde ediyordu ve platformun kapanmasıyla birlikte ciddi zarara uğradıklarını paylaşmaya başladılar. Sosyal medyanın, küçük işletmeler için önemli bir pazarlama ve satış aracı olduğu göz önüne alındığında, bu durumun İnstagramın kapalı kalması halinde ciddi ekonomik sonuçları olacak.

  • BYD'den sonra Çinli Chery de mi Türkiye'ye yatırıma geliyor?

    Çinli elektrikli otomotiv üreticisi BYD'nin yatırımının ardından gözlerine çevrildiği bir diğer Çinli marka Chery'nin de Türkiye'ye yatırıma hazırlandığı öne sürüldü. Yatırım görüşmelerinin fabrika için yer seçimi ve benzinli/dizel araçlar için de imtiyaz talebinde bulunulması nedeniyle uzadığı iddia edildi. Çinli elektrikli otomotiv üreticisi BYD'nin 1 milyar dolarlık yatırımı sonrasında başka hangi otomobil üreticilerinin Türkiye'ye yatırım yapacağı merak konusu oldu. Geçen yıl ve bu yıl yüksek satış rakamlarına ulaşan Çinli Chery'nin fabrika kurup kurmayacağı da tartışılıyor. CNBC-e'den Emre Eser'in haberine göre hem Türkiye pazarındaki güçlü büyümesini sürdürmek hem de Türkiye üzerinden Avrupa ve diğer yakın pazarlara daha fazla ihracat yapmak isteyen Chery, yatırım için Ankara'yla görüşmelerini sürdürüyor. Benzinli modelleri için talep Ancak fabrikanın kurulacağı yer seçimi ve Chery'in içten yanmalı araçlar için de imtiyaz talebinde bulunması görüşmelerin uzamasına neden oluyor. Türkiye; hibrit, elektrikli araçlar, batarya teknolojileri ve yeşil yatırımlar konusunda verilecek teşviklerin esnetilemeyeceğini belirtiyor. Chery'nin Türkiye'de kurmayı düşündüğü fabrika için şimdiye kadar Samsun ve Manisa alternatiflerini değerlendirdiği belirtiliyor. Sürecin eylül ayıyla daha da netlik kazanacağı öngörülüyor. Otomotiv Distribütörleri ve Mobilite Derneği (ODMD) temmuz ayı verilerine göre Chery otomobil satışlarında Volkswagen (7 bin 152) ve Fiat'ın (6 bin 706) ardından 6 bin 638 adetle üçüncü sırada yer alıyor. Aynı listede Renault 6 bin 402 adetle, dördüncü Toyota ise 4 bin 151 adetle beşinci sırada bulunuyor.

  • Dünyanın en büyük 100 savunma şirketi açıklandı; Listede 5 Türk şirketi var

    Defense News dergisinin düzenlediği, “Defense News Top 100” listesinde 5 Türk şirketi birden yer aldı. Liste verilerine göre ASELSAN 47. sıradan 42. sıraya, TUSAŞ 58. sıradan 50. sıraya, Roketsan 80. sıradan 71. sıraya, ASFAT ise 100. sıradan 94. sıraya yükseldi. Defense News dergisinin düzenlediği, “Defense News Top 100” listesi güncellendi. Liste verilerine göre Türk savunma sanayii şirketlerinin hepsi birden daha üst sıralara yükseldi. Bir önceki listede yer almayan Makine ve Kimya Endüstrisi (MKE) ise listeye 84. sıradan girdi. Liste verilerine göre ASELSAN 47. sıradan 42. sıraya, TUSAŞ 58. sıradan 50. sıraya, Roketsan 80. sıradan 71. sıraya, ASFAT ise 100. sıradan 94. sıraya yükseldi. Konuya ilişkin sosyal medya hesabından açıklamada bulunan ASELSAN Genel Müdürü Ahmet Akyol ise dünya savunma sanayii devleri arasında yükselişlerinin devam ettiğini belirterek, “Alanında en iyisi üreterek, oyun değiştirici teknojiler geliştirerek, ihracat odaklı çalışarak, 2030’da dünyada ilk 30 arasında yer alma hedefine koşuyoruz. Tüm başarılarımız ülkemize armağan olsun” ifadelerini kullandı.

  • ODTÜ'lü uzmanlar deney hayvanlarının yerini alacak çip geliştirilecek

    Avrupa Birliği'nin "Ufuk Avrupa" programı kapsamında desteklenen "Çip üstü organ Sistemleri Odaklı Stratejik Ortaklık (OrChESTRA)" projesinde, ODTÜ MEMS Merkezi liderliğinde 3 ülkeden ortak kuruluşlarla birlikte ilaç araştırmalarında kullanılacak ve deney hayvanlarının yerini alacak çipler geliştirilmek üzere çalışmalara başlandı. ODTÜ Mikro Elektromekanik Sistemler (MEMS) Merkezi Yönetim Kurulu üyesi ve ODTÜ Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü Öğretim üyesi Prof. Dr. Haluk Külah, OrChESTRA Projesi kapsamında yürütülen bilimsel çalışmalara ilişkin açıklamalarda bulundu. Külah, projeyle çip-üstü-organ sistemleri alanında bölgesel mükemmeliyet merkezi olmayı hedeflediklerini belirterek, bu alanda Belçika'dan IMEC, Almanya'dan Freiburg Üniversitesi ve Hollanda'dan Eindhoven Teknoloji Üniversitesi ile birlikte çalıştıklarını anlattı. Böylece 4 kurum birlikte çalışarak, çip üstü organ sistemleri konusunda araştırmacılar yetiştirmeyi amaçladıklarını ifade eden Külah, "Proje kapsamında ikili işbirlikleri var, karşılıklı seyahatler, buradaki araştırmacılarımızın gidip oradaki çalışmalarda yer alması ya da oradaki deneyimli uzmanların gelip ODTÜ MEMS Merkezinde kısa süreli çalışması gibi. Yaklaşık 1,5 senedir süren projeden birçok kazanım elde ettik ve projenin alanda önemli etkileri oldu" diye konuştu. Çip üstü bağırsak platformu ilk hedef Külah, bunun yanında 4 kurumun bir arada çip üstü bağırsak platformu geliştirilmesi üzerine çalışmalar yaptığını aktararak, şu bilgileri verdi: "Çalışma, bir bağırsak modelinin çip üzerinde oluşturulmasını kapsıyor. Bu modeli çip üzerinde oluşturup, bazı ilaçların vücut dışında bir ortamda, etkin bir şekilde test edilmesini hedefliyoruz. Aynı şekilde farklı organların fonksiyonlarının çip üzerinde modellenmesi de mümkün. Bu sayede ilaç araştırmalarının bazı aşamalarını hem hızlandırmak hem de deney hayvanlarından bağımsız yapmak mümkün olabilecek." "Amaç, hayvan deneylerinin azaltılmasını sağlamak" ODTÜ MEMS Merkezinin altyapısı ve biyomedikal teknolojiler alanında belli bir araştırma yetkinliğine ulaşmış olmasının önemine işaret eden Külah, sözlerini şöyle sürdürdü: "Aslında çip üstü organ sistemlerinin bir anlamda yapmaya çalıştığı hayvanlar üzerindeki deneylerinin azalmasını sağlamak. Belki görece yolun başında sayılabiliriz, ama sonunda uygulamanın geleceği noktada, pek çok deney hayvanı kullanmaya gerek olmadan birtakım testleri sadece bir çip üzerinde yapmak mümkün olabilecek. Avrupa'da işbirliği yaptığımız 3 kurum, bu alanda önemli yol kat etmiş durumda. Türkiye'de de bu alanda çalışma yapan kurumlarımız, araştırmacılarımız var. Biz bu alana özellikle mikro elektromekanik sistem teknolojileri ve sensörler alanındaki yetkinliklerimizi kullanarak fark yaratabilmek adına yakın zamanda dahil olduk." "Dünya genelinde de ihtiyaç duyulan bir sistem geliştiriyoruz" ODTÜ Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve ODTÜ MEMS Merkezi araştırmacısı Doç. Dr. Ender Yıldırım da çip üstü organ sistemlerini sensörlerle entegre etmeye dönük dünya genelinde de ihtiyaç bulunan bir sistem geliştirmeye çalıştıklarını anlattı. Çip üstü organ sistemlerinin genellikle ilaç geliştirme amacıyla kullanıldığını aktaran Yıldırım, "İlaçların etkilerinin incelenebilmesi için deney hayvanlarından önce, ilaç aday moleküllerinin çip üstü organ sistemleri üzerinde test edilmesi söz konusu. Buna yönelik çalışmalar da başladı. Bazı uluslararası ilaç geliştirme şirketlerinin bu sistemleri kullanmaya başladığını biliyoruz" dedi. "Organ fonksiyonunun benzetimi yapılıyor" Yıldırım, bu teknolojinin kullanımı sırasında, çip içerisinde hücrelerin büyütülerek organ fonksiyonunun benzetiminin yapıldığı ve yine çip içerisine ilaç uygulanıp, hücrelerin ve organ fonksiyonunun ilaca verdiği tepkinin izlendiğini belirterek, "Biz bunları sensörlerle destekleyip gerçek zamanlı olarak bu testler sırasında sürekli bilgi almayı ve böylelikle ilaçların daha hassas ve daha doğru bir şekilde geliştirilmesine yönelik bir yol açmayı amaçlıyoruz" açıklamasında bulundu. Sistem tamamlandığında bilimde ne gibi değişimlerin yaşanacağının sorulması üzerine Yıldırım, şöyle konuştu: "Farklı uygulamalar mümkün olabilir ancak bizim geliştirmeye çalıştığımız akıllı çip üstü bağırsak platformunda yapmak istediğimiz şey şu. Bağırsaktan emildikten sonra etkisini göstermeye başlayan bir ilacın etkinliğinin doğru bir şekilde anlaşılabilmesi için emilimin modellenmesi yani emilimin nasıl olduğunun incelenmesi gerekiyor. Ancak bu inceleme sonucunda ilacın etkinliğine dair bir yorum yapılabilir. Bu bilginin edinilebilmesi için geliştirdiğimiz çip üstü bağırsak platformunda bağırsağı modellemeye çalışıyoruz. Bağırsak duvarının iki tarafını, iç tarafını ve dış tarafını modelleyen mikro kanallar içerisine sensörler yerleştirip uygulanan ilacın bağırsaktaki emilimini gerçek zamanlı olarak ölçmeyi hedefliyoruz. Bunun için prototipleri üretip testlerimize başladık." "Hedef, mükemmeliyet merkezi olmak" Yıldırım, projenin önemine ilişkin, "Proje, ilaçların daha doğru bir şekilde tasarlanması, deney hayvanları üzerinde test edilmesi aşamasında daha az deney hayvanının kullanılmasına belki de uzun vadede elimine edilmesine yol açabilir" değerlendirmesinde bulundu. Buna yönelik olarak Avrupa'da çalışmaların başladığını aktaran Yıldırım, şunları kaydetti: "Avrupa'da bu alanda çalışan araştırmacıların yer aldığı Avrupa Çip Üstü Organ Topluluğu’na (EUROoCS), OrChESTRA projesinde yaptığımız çalışmalar neticesinde ODTÜ MEMS Merkezi olarak dahil olduk. Orada uluslararası gelişmeleri takip edip Türkiye'de alandaki ilerlemelere katkıda bulunmak istiyoruz. Bu anlamda Türkiye'deki aslında son 10 yılda yürümekte olan çip üstü organ çalışmalarında bir mükemmeliyet merkezi olarak görev yapıp bu alanda faaliyet gösteren diğer araştırmacılara da destek olmayı hedefliyoruz."

  • Kapadokya'da 1 milyar Euro'luk dev bir sektör oluşturan adam Bilge Ezel

    Kapadokya'nın ilk balon pilotu sektörün öncüsü Bilge Ezel (60), 35'nci yılını kutladı. Kapadokya'nın ticari uçuş yapan ilk sıcak hava balon pilotu Ezel gökyüzü ile buluşmasının yıldönümünü gökyüzünde pasta keserek kutladı. Türkiye’nin ilk balon pilotu Bilge Ezel 35 yıldır uçuyor Türkiye'nin ilk lisanslı balon pilotu Bilge Ezel, 1987 yılında Kapadokya semalarında ilk ticari balon uçuşunu gerçekleştirerek tarihe geçti. Bu tarihi uçuş, Kapadokya bölgesinin balon turizminin başlangıcı oldu ve Ezel'in kariyerindeki birçok başarıya zemin hazırladı. Bilge Ezel, çocukluk yıllarından beri gökyüzüne duyduğu ilgiyle büyüdü. İstanbul Üniversitesi Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi'nden mezun olduktan sonra, yurt dışında aldığı balon pilotluğu eğitimiyle Türkiye’ye döndü ve burada ilk sıcak hava balon uçuşlarını başlattı. İlk ticari uçuşunu 4 Ağustos 1987'de gerçekleştiren Ezel, o günden bu yana Kapadokya semalarında binlerce uçuş gerçekleştirdi. Sektör 1 milyar Euro’luk bir ekonomiye ulaştı. Bugün 1 milyar Euro’luk dev balon sektörü sayesinde binlerce kişi ekmek yiyor. Kapadokya bölgesinde günümüzde rağbet gören balon turunu ilk kez 4 Ağustos 1987''de gerçekleştiren Ezel, "Kapadokya''ya katmış olduğumuz ekonomik değer büyük. Buranın tüm dünyaya tanıtımını başardık. Hem istihdam ve bölgenin yatak kapasitesinin artması ayrı bir ekonomik değer yarattı. Her şeyden önce dünyada bir numaralı balon uçuş merkezi unvanı yakalandı. 1987''den sonra Kapadokya''da çok şey değişti. O dönem beş arkadaş başlamıştık ama diğerleri bıraktı. Önemli olan global bir marka yaratmaktı. Kapadokya ve balon dünyada marka olarak yerini aldı." diye konuştu. 35. Yılını Balonda Pasta Keserek Kutladı. Türkiye''nin önemli turizm merkezlerinden Kapadokya bölgesinde günümüzde rağbet gören balon turunu ilk kez 4 Ağustos 1987''de gerçekleştiren Ezel, 35 yıldır peribacaları ile kaplı vadiler üzerinde süzülüyor. Ezel, bölge semalarında uçuşa başlamasının yıl dönümünde sıcak hava balonuyla yükseldiği gökyüzünde pasta kesti. Duygulu anlar yaşayan Ezel, gözyaşını tutamadı. Birlikte göreve başladığı arkadaşlarının zamanla farklı sektörlere yöneldiğini anlatan Ezel, "Kapadokya''ya katmış olduğumuz ekonomik değer büyük. Buranın tüm dünyaya tanıtımını başardık. Hem istihdam ve bölgenin yatak kapasitesinin artması ayrı bir ekonomik değer yarattı. Her şeyden önce dünyada bir numaralı balon uçuş merkezi unvanı yakalandı. 1987''den sonra Kapadokya''da çok şey değişti. O dönem beş arkadaş başlamıştık ama diğerleri bıraktı. Önemli olan global bir marka yaratmaktı. Kapadokya ve balon dünyada marka olarak yerini aldı." diye konuştu.

  • Dünyanın ilk uzay tabanlı elektrik şebekesi kuruluyor

    ABD merkezli bir şirket dünyanın ilk uzay tabanlı elektrik şebekesini kurmaya hazırlanıyor. Uzay araçlarına enerji sağlamayı amaçlayan şebekenin ilk uydusunun gelecek yıl fırlatılması planlanıyor. Bilim insanları güneş enerjisinden mümkün olduğunca yararlanmasını sağlayacak yöntemler üzerine çalışırken bazıları da gözünü uzaya dikti. Uzayda hava durumu gibi engeller olmadan Güneş'ten daha fazla enerji toplanabildiğinden, son yıllarda bu enerjiyi yeryüzüne göndermeye yönelik çalışmalar artıyor. Geçen yıl uzaydan toplanan enerji ilk kez Dünya'ya gönderilmişti. Florida merkezli girişim Star Catcher ise uzayda topladığı enerjiyi diğer uzay araçlarına göndermeyi amaçlıyor. Planlanan uzay tabanlı elektrik şebekesi, alçak Dünya yörüngesine uydular yerleştirerek Güneş'ten gelen enerjiyi yoğunlaştırıp diğer araçların güneş panellerine gönderecek. Güneş'ten elde edilenden 5 ila 10 kat daha fazla enerji Halihazırda alçak Dünya yörüngesindeki ortalama bir uydu, Güneş'ten yaklaşık 1000-1500 watt enerji üretiyor. Bu, bir buzdolabının harcadığından biraz daha yüksek bir miktara denk gelirken, Star Catcher uyduların bir ev kadar güç kullanacağını öne sürüyor. Şirket, uzay araçlarının doğrudan Güneş'ten elde edeceklerinden 5 ila 10 kat daha fazla enerji üreteceklerini iddia ediyor. Ayrıca gönderecekleri yoğunlaştırılmış güneş enerjisinin, uzay araçlarındaki güneş panelleriyle uyumlu olduğunu ve ekstra bir işlemden geçmeleri gerekmeyeceğini ekliyor. Star Catcher, müşterileriyle ihtiyaç duydukları enerji miktarı, yoğunluğu ve sıklığı üzerinden yıllık bir sözleşme imzalamayı planlıyor. İsteyenler de sözleşme yapmadan enerjiyi kullandıkça ödeyebilecek. Şebekedeki tek bir uydunun aynı anda birden fazla araca enerji göndermesi bekleniyor. Deneme amaçlı ilk uyduyu Aralık 2025'te fırlatmayı amaçlayan şirketin nihai hedefi 200 uyduya ulaşmak. Yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Uydu operatörleri konuşlandırıldıktan sonra ortak bir altyapı zihniyetine geçebilir ve güç tüketimi uyduların yanlarında getirdiği şeylerle kısıtlanmaz." Böyle bir şebekenin kurulması özellikle Ay'ın karanlık yüzüne yapılacak çalışmalara katkı sağlayabilir. Güneş enerjisiyle çalışan uzay araçları bu bölgede yıldızın ışıklarından uzak kalıyor fakat şebeke gereken enerjiyi onlara gönderebilir.

  • Meta, Texas'taki biyometrik veri davasında 1,4 milyar dolar ödeyecek

    Facebook, Instagram ve WhatsApp'ın sahibi Meta, yüz tanıma teknolojisini kullanarak biyometrik verileri izinsiz olarak toplamakla suçlandığı Texas'taki davada 1,4 milyar dolar ödemeyi kabul etti. Texas Başsavcısı Ken Paxton tarafından yapılan açıklamaya göre, "şirketin milyonlarca Texaslının kişisel biyometrik verilerini izinsiz olarak toplamasını ve kullanmasını durdurmak için" Meta ile 1,4 milyar dolarlık anlaşmaya varıldı. Açıklamaya göre, bu, Texas'ın "Biyometrik Tanımlayıcının Toplanması veya Kullanımı Yasası" kapsamında açıklanan ilk dava ve sağlanan ilk uzlaşma oldu. Meta'nın 2011'de "Etiket Önerileri" adı verilen özelliği kullanıma sunduğu anımsatılan açıklamada, bu özelliğin nasıl çalıştığı açıklanmadan tüm Texaslılar için otomatik olarak açıldığı aktarıldı. Açıklamada, Meta'nın 10 yıldan fazla süredir Facebook'a yüklenen fotoğraflarda yer alan neredeyse her yüz üzerinde yüz tanıma yazılımını uyguladığı ve kişilerin yüzde geometrisi kayıtlarının alındığı bilgisi paylaşıldı. Texas Başsavcısı Paxton, Şubat 2022'de, milyonlarca Texaslının biyometrik verilerini rızaları olmadan yasa dışı şekilde topladığı gerekçesiyle Meta'ya dava açmıştı.

  • Türk öğrencilerin geliştirdiği proje "Grand Prize Ödülü" getirdi

    Türk öğrencilerin yapay zeka kullanarak geliştirdikleri ve disleksili çocukların eğitimine katkı sağlayacak proje, Avrupa'da birincilik, dünya çapında Grand Prize Ödülü'ne layık görüldü. Türkiye'de Bilişim Yetenekleri Geliştirme Programı altında düzenlenen Bilişim Akademisi, şirket tarafından bilişim ve teknoloji alanında nitelikli insan kaynağı oluşturulması amacıyla faaliyet gösteriyor. Bu kapsamda gerçekleştirilen Bilişim Yarışması da şirketin düzenlediği eğitim ve yarışmaları arasında global ölçekte en önemlilerinden biri olarak kabul ediliyor. Üç Türk öğrenci, bu yarışmaya, yapay zeka kullanarak geliştirdikleri ve disleksili çocukların eğitimlerine katkı sağlayacak mobil uygulama projesiyle katıldı. EdusynTech ekibinin "DysTherapy" adını verdikleri proje, Huawei tarafından İstanbul'da düzenlenen Bilişim Yarışması'nın Avrupa etabında birincilik, Çin'de düzenlenen global etabında da Grand Prize Ödülü'ne layık görüldü. Yarışmada, 49 ülke ve bölgeden 470'ten fazla yarışmacının oluşturduğu 160 ekip mücadele etti. Proje ayrıca UNESCO'nun davetiyle 15 Temmuz Dünya Gençlik Günü'nde düzenlenen UNESCO Global Youth Event etkinliğinde de tanıtıldı. "6-12 yaş disleksili çocukların eğitimine yönelik" EdusynTech ekip lideri Arda Gökalp Batmaz, MEF Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünde öğrenim gördüğünü, sınıf arkadaşları Efe Arda Ulun ve Ağa Saltıkalp ile geçen yıl disleksili çocukların eğitimde yaşadıkları zorlukları gidermek amacıyla mobil uygulama geliştirmeye karar verdiklerini söyledi. Batmaz, projenin 6-12 yaş disleksili çocukların eğitimine yönelik olduğunu belirterek, şöyle konuştu: "Hazırladığımız projeyle disleksi öğrenim güçlüğü bulunan çocukların bilişsel becerilerini geliştirmelerine, yapay zeka tabanlı eğitim yaklaşımları ve oyunlaştırmayla katkı sunmayı amaçlıyoruz. Uygulama sayesinde disleksili çocuklar, ihtiyaç duydukları kapsayıcı ve nitelikli eğitime erişebiliyorlar. Yapay zekayı eğitime entegre ederek çocukların kendi seviyelerinde ve ilgi duydukları içeriklerle deneyimleyecekleri adaptif bir öğrenme platformu oluşturduk. Bunu yaparken de çocuğun uygulama içindeki performansını ölçerek velisine ve öğretmenine çocuğun gelişimini raporluyoruz. Böylece bu çocukların gelişimlerini de takip ederek, onların eğitim hayatlarına olumlu yönde katkıda bulunuyoruz." Arda Gökalp Batmaz, geliştirdikleri mobil uygulamanın şu an iki özel okulda kullanıldığı bilgisini vererek, uygulamayı, alınan geri dönüşlere bağlı olarak geliştirmeye devam ettiklerini kaydetti.

  • Dünyadaki her 20 hava kargodan birini Turkish Cargo taşıyor

    Türk Hava Yolları (THY) Genel Müdür Yardımcısı Ali Türk, bu yılın ilk yarısında küresel pazar paylarını (FTK) yüzde 5,8'e çıkardıklarını belirterek,"Mayısta yüzde 6 ile Turkish Cargo tarihinin en yüksek pazar payına ulaştık. Bu, basit bir hesapla her 20 hava kargodan birini taşıdığımız anlamına geliyor" dedi. THY'nin hava kargo markası Turkish Cargo, hava kargo taşımacılığında Amerika, Avrupa ve Uzak Doğu'nun en büyük markalarını geride bırakarak 2023 Ağustos ayından bu yana ilk üç hava kargo taşıyıcısından biri haline geldi. Dünyanın en çok ülkesine uçan, yıllık bazda en fazla büyüyen hava kargo firması unvanlarına sahip şirket 2033 yılında sektörün en büyüğü olmayı hedefliyor. "Dünyanın en büyük hava kargo taşıyıcılarından biri haline geldik" THY Genel Müdür Yardımcısı Ali Türk, son yıllarda küresel ekonominin ve özellikle lojistik sektörünün COVID-19 ile başlayıp Ukrayna-Rusya ve Filistin-İsrail çatışmalarıyla devam eden çok sayıda krizle karşı karşıya kaldığını söyledi. Türk, "Bu zorlu koşullara rağmen Turkish Cargo olarak üstün bir performans gösterdik. Salgın döneminde yolcu uçaklarıyla 7 binden fazla kargo seferi icra ederek kapasite darboğazının üstesinden geldik. Yine bu dönemde oluşturulan medikal koridor ile 400'den fazla destinasyona sağlık taşıması yaptık. Toparlanma döneminde ise sektör üstü bir büyüme sağladık. Kısaca karşılaştığımız tüm krizlere çevik yapımız sayesinde etkili çözümler üreterek yükselen bir ivme yakaladık. THY'nin 90 yıllık deneyimi ve dayanıklı yapımız da bu zor dönemlerdeki istikrarlı yükselişimizi hep destekledi ve bizi dünyanın en büyük hava kargo taşıyıcılarından biri haline getirdi" diye konuştu. Turkish Cargo'nun başarısını tek bir nedene bağlayarak açıklamanın doğru olmayacağının altını çizen Türk, bugün gelinen noktada hem iç hem de dış faktörlerin ortak bir etkisi olduğunu kaydetti. Başarılarının çeşitli fırsatların birleşiminden ve bu fırsatları değerlendirme yeteneklerinden geldiğine vurgu yapan Türk, hacim, gelir ve hizmet kalitesi açısından 2033'e kadar sektörde öncü olmayı hedeflediklerini dile getirdi. "Dünyanın en çok ülkesine uçan hava kargo markası unvanına sahibiz" Ali Türk, 2023'ü küresel hava kargo sektöründe yüzde 5,2 pazar payı ile dördüncü sırada tamamladıklarını aktararak, 2023 Ağustos itibarıyla önde gelen hava kargo taşıyıcıları arasında üçüncü sıraya yükseldiklerini ifade etti. Türk, "2024'te de bu konumumuzu muhafaza ediyoruz. Bu yılın ilk yarısında küresel pazar payımızı (FTK) yüzde 5,8'e çıkardık ve mayısta yüzde 6 ile Turkish Cargo tarihinin en yüksek pazar payına ulaştık. Bu, basit bir hesapla her 20 hava kargodan birini taşıdığımız anlamına geliyor. Güçlü altyapımız, operasyonel yeteneklerimiz, geniş uçuş ağımız ve dünyanın en gelişmiş kargo tesislerinden biri olan SMARTIST ile küresel rekabette en üst düzey oyunculardan biriyiz" dedi. Turkish Cargo olarak, 135 ülkede 105 doğrudan kargo destinasyonuna hizmet verdiklerinin bilgisini paylaşan Türk, şöyle devam etti: "Yolcu ve kargo birlikte değerlendirildiğinde ise 21'i kargo uçağı olmak üzere 456 uçaklık filomuzla dünya genelinde 360'tan fazla noktaya ulaşıyoruz. Bu anlamda dünyanın en çok ülkesine uçan hava kargo markası unvanına sahibiz. Hub avantajı ve küresel uçuş ağındaki liderliğimiz sayesinde dünyanın iki ucunu tek bir günde birbirine bağlayabilme yeteneğine sahibiz. ABD'nin en batısındaki Los Angeles'a yaklaşık 14 saatte, Asya'nın en doğusundaki Tokyo'ya ise yaklaşık 13 saatte ulaşıyoruz. Tüm dünyadaki iş ortaklarımıza geniş erişim ağı ve bağlantı fırsatları sağlama konusunda önemli bir rekabet avantajı elde etmiş durumdayız." Türk, Türkiye'nin stratejik coğrafi konumuyla, uluslararası ticaret ve lojistik için bir merkez görevi gördüğünü belirterek, uluslararası ticaret ve ekonomi merkezinin batıdan doğuya kayarken, bu konumun daha da önem kazandığına dikkati çekti. Bu bağlamda, SMARTIST'in önemine değinen Türk, "İstanbul'da yer alan ve en son teknoloji sistemlerle donatılmış olan Turkish Cargo'nun yeni merkezi SMARTIST, Avrupa, Asya ve Afrika gibi önemli ticaret bağlantı noktalarını birbirine bağlayan bir transit merkezi olarak kritik bir rol oynamaktadır. Turkish Cargo’nun geniş uçuş ağı ile SMARTIST'in benzersiz konumu birleştiğinde 4 saatte 50'den fazla ülkeye, 7 saatte ise 60'tan fazla başkente tek seferde ulaşabilmektedir. Bu anlamda Turkish Cargo, kıtaları birbirine bağlayan geniş küresel ağıyla sınır ötesi ticaretin önemli bir kolaylaştırıcısı ve uluslararası tedarik zincirlerinin destekçisidir" ifadelerini kullandı.

  • Eski eşyaları toplayıp köy kıraathanesini müzeye çevirdi

    Sinop'un Ayancık ilçesinde, yıllarca yurt dışında çalıştıktan sonra köyüne dönen kişi, geçmişin izlerini yaşatmak için topladığı eski eşyaları kullanılmayan kıraathanede sergilemeye başladı. İlçeye bağlı Hatip köyünde yaşayan Mustafa Taşkın (65), hobi olarak, eskiden köylerde kullanılan tarım aletleri, gaz lambaları, mutfak eşyaları ve keten dokuma aletlerini biriktirmeye başladı. Topladığı eşyaları gençlerin de görmesini isteyen Taşkın, kendilerine ait kullanılmayan kıraathaneyi köy müzesine çevirdi. Taşkın, geçmişte kullanılan eşyaların, tarım aletlerinin bir köşede yok olup gittiklerini, gençlerin geçmişe dair fikirleri olması için bu eşyaları değerlendirmek istediğini söyledi. Oluşturduğu küçük müzenin ilgi gördüğünü anlatan Taşkın, "Kırk sene yurt dışında yaşadıktan sonra ülkeme geri döndüm ve 15 yıldır köyümdeyim. Babamdan, dedelerimden kalma eski aletleri, eşyaları toplayarak burayı köyümüze kazandırdım. Burada tırmık, el değirmeni, yayık, mengene, öküz arabası gibi birçok alet bulunuyor. Yöresel Ayancık ketenini yapmak için kullanılan malzemeler de var." dedi. Müzeyi ziyarete gelen gençlere eski eşyaları tanıttığını belirten Taşkın, "Çoğu kendime ait dedemlerden kalma eşyalar. Bazılarını da köydeki arkadaşlardan toplayarak burada bir araya getirdim. Bu tür eski şeyleri merak ediyorum. Toplayıp böyle güzel bir görüntüyü, gelenlere gösteriyorum. İleride de daha büyük ve güzel bir müze oluşturmayı düşünüyorum. Ziyarete gelen herkes bunların kaybolmaması için yaptıklarıma teşekkür ediyor. Gelen gençlere de buradaki aletleri gösteriyoruz, öğretiyoruz." diye konuştu. Köy müzesini ziyaret eden Engin Ekim de sergilenen eşyaların kendisini geçmişe götürdüğünü, bireysel çabalarla oluşturulan bu tür koleksiyonların kıymetli olduğunu ifade etti.

Arama Yap

bottom of page