top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Hobisini mesleğe dönüştüren girişimci ürettiği dekoratif eşyaları yurt dışına da gönderiyor

    Amasya’nın Merzifon ilçesinde yaşayan Ramazan Baş'ın tasarım ve üretimini yaparak e-ticaret yoluyla birçok şehre gönderdiği dekoratif eşyalar, yurt dışından da ilgi görüyor. 40 yaşındaki Baş, Kovid-19 salgını döneminde bir fabrikada yönetici olarak çalışırken hobi olarak ev dekorasyonu tamamlayıcı ürünlerini evinin üst katında üretmeye başladı. Sehpa, kitaplık, kahve köşesi, masa, sandalye, çiçeklik ve ayakkabılığın da aralarında bulunduğu çok sayıda dekoratif eşya üreten Baş, internet üzerinden satışları talep görünce imalathane açtı. Özel tasarım dekoratif ürünlerini Amerika, Almanya, Fransa ve İtalya gibi ülkelerden isteyenlere de gönderen Baş’ın yeni hedefi ise fabrika kurmak. Ramazan Baş, çocukluğundan beri fabrika kurmayı hayal ettiğini söyledi. Hobisini mesleği haline dönüştürmenin mutluluğunu yaşadığını anlatan Baş, işlerinin zamanla büyüdüğünü, marka bilinirliğinin arttığını, talebi karşılayabilmek için daha büyük alanda üretime geçtiğini belirtti. Tasarladığı ve ürettiği ürünlerden olumlu geri dönüşler aldığını dile getiren Baş, "Salgın döneminde mobilya fabrikasında satın alma bölümünde yöneticilik yaparken ek gelir olsun diye evimizin üst katında hobi olarak bu işe başlamıştık. Salgının son döneminde işimiz hızlanınca mevcut duruma geldik. Sonrasında kendi işimizi yapma kararı aldık. Küçük ev ürünleri yapmak üzere mobilya sektöründe kendi adımıza firmamızı kurduk ve üretime başladık. Çok güzel geri dönüşler alıyoruz." ifadelerini kullandı. "Mikro ihracat olarak gönderimlerimizi yapıyoruz." İşlerini daha da büyüterek, ihracatı artırmayı hedeflediğini anlatan Baş, şunları kaydetti: "Türkiye’deki satış platformlarının hepsinde mağazalarımız var. Bunun haricinde yurt dışına açılmak istedik ve mikro ihracat olarak gönderimlerimizi yapıyoruz. Hedefimiz mikro ihracatın üstüne çıkıp ihracat kanadında daha fazla işler yapmak. Yurt içinde bir pazar oluşturduk ama yurt dışına satış yapmak çok daha keyif verici. Ülke ekonomisine de katkı sağlamak bize haz veren bir durum. Benim çocukluğumdan beri 2 hayalimden birisi kendi işimi kurup hizmet etmekti. Kendi işini kurmak isteyenler hayallerinden vazgeçmesinler. Olumsuz düşüncelere kapılmasınlar. Olumsuz düşüncelere kapılınca hayallerinizin de sonuna geliyorsunuz." Baş, eşinin her daim destekçisi olduğunu ayrıca bir kişiyi daha istihdam ettiğini sözlerine ekledi.

  • Akademik Dünyanın Parlayan Yıldızı Yunus Emre Genç

    Sürdürülebilir turizm yönetimi alanındaki çalışmaları ve akademik başarılarıyla dikkat çeken Dr. Yunus Emre Genç, genç yaşta Türkiye’yi uluslararası platformlarda temsil eden önemli bir akademisyen olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin genç akademisyenleri arasında başarılarıyla öne çıkan Dr. Yunus Emre Genç, akademik yolculuğuna Trabzon’da başladı. 28 Ocak 1988’de Trabzon’da doğan Genç, ilk, orta ve lise eğitimini Isparta’da tamamladıktan sonra 2005 yılında Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde işletme bölümüne Almanca olarak başladı ve 2010 yılında başarıyla mezun oldu. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’nde İşletme alanında yüksek lisans ve doktora yaparak akademik derinliğini artırdı. Yüksek lisansını 2013’te tamamlayan Genç, doktora çalışmasını ise 2022’de başarıyla bitirdi. Giresun Üniversitesi’nde akademisyen olarak görev yapan Yunus Emre Genç, özellikle sürdürülebilir turizm yönetimi alanındaki çalışmaları ve katkılarıyla biliniyor. Letonya’da düzenlenen Skillman Uluslararası Forumu’nda "Sürdürülebilir Turizm Yönetimi" sunumuyla elde ettiği sadakat ödülü, Genç’in uluslararası başarılarından sadece biri. Akademik kariyerinde yenilikçi yaklaşımı ve girişimci ruhuyla tanınan Genç, sürdürülebilirlik konusunda çeşitli araştırmalara imza atarak Türkiye’yi başarıyla temsil etmektedir. Akademik literatüre sağladığı katkılarla işletme alanında yayımlanmış iki kitabı, altı kitap bölümü, altı makalesi ve beş bildirisi bulunmaktadır. İstanbul Büyükşehir Belediyesi Gençlik Meclisi'nde aktif görev alan Genç, Avrupa Birliği ve Türkiye arasında köprü kurarak gençlik projelerinde liderlik yaptı. Genç yaşta TÜBİTAK projelerinde kazandığı başarılarla dikkat çeken akademisyen, Almanca ve İngilizce dillerindeki hakimiyetiyle uluslararası akademik etkinliklere katılarak Türkiye’nin genç akademisyenlerini dünyada temsil etmeye devam etmektedir. Akademik kariyerinde Rize’de Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi ve Iğdır Üniversitesi’nde de görev alan Yunus Emre Genç, Giresun Üniversitesi’nde sürdürdüğü çalışmalarının yanı sıra toplumsal sorumluluk projelerine de katkı sağlıyor. Genç, akademik başarılarının yanı sıra genç nesillere ilham veren bir rol model olarak geleceğe yön vermeye devam ediyor.

  • Apartman temizliği yapan kadın, işini "cesaretiyle" yükseklere taşıdı

    Apartman temizliği yaparken yüksek binalardan iple sarkarak cam silenleri gören Sibel Baysal, eğitim sonrası aldığı sertifikayla mesleğini farklı bir boyuta taşıdı. İstanbul'da yaşayan 45 yaşındaki iki çocuk annesi Baysal, aile ekonomisine katkıda bulunmak için 2017 yılında apartman temizliği yapan bir şirkette çalışmaya başladı. Apartmanların camlarını iplerle sarkarak temizleyenleri gören Baysal, "ben de yapabilirim" diyerek 2019 yılında kursa katıldı ve endüstriyel iple erişim sertifikası aldı. Metrelerce yükseklikteki binalarda çalışmaya başlayan Baysal, halatla inerek cam temizliği, silikonlama ve cephe tamiratı işlerini yapıyor. Gelen tekliflere göre farklı illerde de görev yapan Baysal, 13 katlı binaların bulunduğu sitede cam temizliği yaptığı Uşak'ta da ilgi odağı oldu. Girişim hikayesini anlatan Baysal, çocuklarını büyüttükten sonra evde oturmak istemediğini, iş arayışına girdiğini, kendisine de uygun olduğu için temizlik sektöründe işe başladığını söyledi. Apartmanlarda temizliğe gittiği sırada iple sarkarak cam silenleri gördüğünü anlatan Baysal, yüksekten korkmadığı için bu işi kendisinin de yapabileceğini düşünerek kursa gittiğini ve sertifika aldığını kaydetti. Artık binaların içini değil dışını temizlediğini, 4 yıldır yaptığı işte önemli bir deneyim elde ettiğini anlatan Baysal, temizliğin yanı sıra tamirat ve güneş paneli montajı gibi işlemlere de başladığını söyledi. "Annem benimle 3-4 ay konuşmadı" İple erişim teknisyenlerinin WhatsApp grubu bulunduğunu, işlerinin genelde oradan geldiğini anlatan Baysal, zamanla şehir dışına da çıkmaya başladığını, yaklaşık 60 ilde bina temizliği ve tamirat işleri yaptığını aktardı. Binalardan halatla sallanmanın kendisini korkutmadığını, kadın olduğunu görenlerin ise çok şaşırdığını anlatan Baysal, "Bazen cama çıkanlar oluyor. Özellikle çocuklar çok tepki veriyor. Annelerini çağırıyorlar bazen. 'Anne bu ablaymış' diyenler oluyor. Binadan indiğimde aşağıda bekleyenler oluyor. Bu tepkiler beni çok sevindiriyor. Yaşım biraz ilerledi. Keşke 20'li yaşlarda bu işle tanışsaydım." dedi. Ailesinin, bu işe başladığında olumsuz tepki verdiğini söyleyen Baysal, şöyle konuştu: "Bu işe başladıktan sonra annem benimle 3-4 ay konuşmadı. Yükseklikten dolayı korkuları vardı annemin. Eşimle de şehir dışı konusunda biraz sıkıntılar oldu. Ama bu işi severek yaptığım için zamanla o da anlayışla karşılamaya başladı. Devam ediyoruz çok şükür."

  • Ekonomist Mücteba Onurhan Özmumcu: Türkiye Ekonomisine Yön Veren Analizler ve Danışmanlık Hizmetleri

    Ekonomist Mücteba Onurhan Özmumcu, Türkiye Ekonomisine Yön Veren Analizleriyle ve Muhasebe Denetimi Alanındaki Uzmanlığıyla Dikkat Çekiyor Türkiye'nin tanınan ekonomistlerinden Mücteba Onurhan Özmumcu, ekonomi, muhasebe ve muhasebe denetimi alanlarındaki uzmanlığıyla dikkat çekiyor. Lisans eğitimini Maliye, yüksek lisansını ise Muhasebe ve Denetim üzerine tamamlayan Özmumcu, özellikle adli muhasebe ve hile denetimi gibi muhasebenin en yeni ve önemli dallarında çalışmalar yapmaktadır. Çalışmalarıyla ilgili televizyon ve YouTube platformlarında düzenli olarak bilgi paylaşımı yapan Özmumcu, Bu alanlarda Türkiye’deki en yetkin isimlerden biri olarak kabul ediliyor. Profesyonel iş hayatında ekonomi ve muhasebe denetimi konularında danışmanlık hizmetleri sunan Özmumcu, özellikle kendi web sitesinde yazdığı ekonomi makaleleriyle biliniyor. Ekonomik analizler ve danışmanlık üzerine yaptığı çalışmalarla geniş bir kitleye hitap ediyor. Ekonomi basınında sıkça görüşlerine yer verilen Özmumcu, konut piyasasından vergi politikalarına kadar birçok konuda değerlendirmeler yaparak sektöre yön veriyor. Örneğin, ekonomi basınında yer aldığı konut kiraları analizi dikkat çeken çalışmaları arasında yer alıyor. Kariyerine yön veren en büyük hedefi, Türkiye'nin ekonomik yapısına katkı sunmak ve bu alandaki bilgi birikimini geniş kitlelerle paylaşmaktır. Mücteba Onurhan Özmumcu, yalnızca profesyonel hizmetleriyle değil, aynı zamanda yazıları ve televizyon programlarında yaptığı analizlerle de geniş bir kitleye ulaşmaktadır. Özellikle kendi web sitesinde kaleme aldığı ekonomi makaleleriyle bilinen Özmumcu, ekonomi dünyasına dair derinlemesine analizler sunarak okuyucularına yeni bakış açıları kazandırmaktadır. Konut piyasasından vergi düzenlemelerine, küresel ekonomik krizlerin Türkiye ekonomisine etkisinden finansal piyasaların geleceğine kadar birçok konuda kapsamlı yazılar yazmaktadır. Bu makaleler, ekonomiyi sade ve anlaşılır bir dille anlatarak hem sektördeki profesyonellere hem de ekonomiyle ilgilenen geniş bir kitleye hitap etmektedir. Ekonomi basınında da sıkça görüşlerine başvurulan Özmumcu, özellikle konut kiralarına yönelik getirdiği çözüm önerileri ve ekonomik politikaların işletmelere etkisi üzerine yaptığı çalışmalarla adından söz ettirmektedir. Örneğin, konut piyasasında kira sınırlamalarının kaldırılmasının piyasa üzerindeki etkilerini analiz ettiği çalışmalar, sektörde geniş yankı uyandırmıştır. Bunların yanı sıra televizyon programlarında ve YouTube videolarında ekonomi, denetim ve finans üzerine konuşmalar yapan Özmumcu, bu alanlarda güncel konuları ele alarak izleyicilere ekonomik trendleri, krizleri ve fırsatları değerlendirme noktasında yol göstermektedir. Eğitim ve deneyimini, geniş bir kitleye ulaştırma misyonuyla hareket eden Özmumcu, toplumun ekonomik konularda daha bilinçli olmasını hedeflemektedir.

  • Yurt dışında 70 bin liraya satılıyor... Türkiye'de bulunmayan ürünü 20 bin liraya mal etti! '3 günde ortaya çıkardık'

    Sivaslı girişimci, engelli vatandaşlar için yurt dışında 70 bin TL'ye satılan ayarlanabilir klozeti 20 bin TL'ye mal etti. Ürünü 3 günde imal ettiğini belirten girişimci Orhan Aktaş "Bunu yaparken kar amacı gütmedik. Biz bu ürünü geliştirmeyi de düşünüyoruz. Başka bir ülkede 70 bin liralık olan bir ürünü biz şu anda 20 bin liraya mal ettik. Biz bu ürünü 3 günde ortaya çıkardık." dedi. Sivas'ta bir engelli vatandaş, ihtiyaç duyduğu ayarlanabilir klozet almak istedi. Klozetin fiyatının 70 bin TL olduğunu öğrenen vatandaş, yüksek maliyeti nedeniyle almaktan vazgeçti. Ürünün farklı ülkelerde fiyatının 70 bin TL'yi aştığını gören girişimci Orhan Aktaş, bahse konu klozeti kendisi yapmaya karar verdi. Satılan ürünleri inceleyerek kendi tasarımını yapan Aktaş, klozeti 20 bin TL'ye mal etti. 3 gün içerisinde yükseklik ve eğim ayarlı klozet sandalyesi yapan Aktaş, daha az maliyetle engelli vatandaşın ihtiyacını karşıladı. “70 BİN LİRALIK ÜRÜNÜ 20 BİN LİRAYA MAL ETTİK” Ürünün çeşitli ülkelerde 70 bin TL'ye satıldığını ifade eden Orhan Aktaş, “Bu ürünümüzü engelli vatandaşlarımızın hayatlarını kolaylaştırmak adına kişiye özel olarak tasarladık. Bunu yaparken kar amacı gütmedik. Gündelik yaşamda bizim için basit ve sıradan olan işleri engelli vatandaşlar için de basitleştirmek amacıyla yaptık. Biz bu ürünü geliştirmeyi de düşünüyoruz. Akıllı bir sistem projemiz de var. Aile üyelerinde engelli bir birey olan arkadaşımız bize geldi. Bu ürünün yurt dışında üretildiğini fakat Türkiye'de bu ürünü bulamadıklarını söyledi. Biz de yapabilir miyiz diye düşündük, araştırmalarda bulunduk. Afaki fiyatlar olduğunu gördük. Başka bir ülkede 70 bin liralık olan bir ürünü biz şu anda 20 bin liraya mal ettik. Biz bu ürünü 3 günde ortaya çıkardık” şeklinde konuştu. “YENİ PROJELER GERÇEKLEŞTİRMEK İSTİYORUZ” İmkânlar dâhilinde birçok projeyi hayata geçirmek istediğini ifade eden Aktaş, “Yeni çalışmalar, projeler gerçekleştirmek istiyoruz ama yatırımcıya ihtiyacımız var. Tamamen felçli olan bir hastanın mutfak işleri, lavabo, banyo ve gündelik ihtiyaçlarını karşılayabileceği projeler geliştireceğiz. Bu ürünümüz kısmi felçli bir hasta için yapıldı. Kendisinin bu ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için aile bireylerinin desteğinin olması gerektiğini ve bu desteğin de zorladığını söylediler. Hasta, ellerinin desteği ile ayağa kalkıyor, koltuk değnekleriyle belli bir yere kadar gidiyor, fakat oturmakta çok zorlanıyormuş. Biz bu ürünü tekerlekli yaptık. Hastayı kendi yatağından kaldırıp, oturtup klozete götürüyoruz. Kendi kalkması ve yürümesi gereken mesafeyi de kolaylaştırdık. Kişiye özel olması sebebiyle belli kiloyu kaldıracak ürünler kullandık. En düşük 90, en yüksek 140 kiloya kadar taşıyabiliyor” dedi.

  • Kale Arge, Yerli Turbojet Motorları ile dünyaya açılıyor: 500 motor hedefi

    Kale Arge Genel Müdürü Cüneyt Kenger, yerli turbojet füze motorları için ihracat sürecinin son aşamasına geldiğini ve uluslararası müşterilere kısa sürede teslimat yapılacağını duyurdu. Kenger, “Son 1-2 yılda başarılı atışlarımız, motorlarımızın uluslararası platformlarda ilgi çekmesini sağladı”, diyerek ihracat için sipariş alma aşamasına yaklaştıklarını belirtti. YILDA 500’DEN FAZLA MOTOR ÜRETİMİ Kenger, tesisin üretim kapasitesinin artırıldığını vurgulayarak, “Geçtiğimiz yıldan itibaren yıllık üretim kapasitemizi 500 motorun üzerine çıkardık. Dört haneli rakamlara da yaklaşmış durumdayız”, ifadelerini kullandı. BAŞARILI TEST ATIŞLARI Kale Arge’nin geliştirdiği turbojet motorları, ilk test atışlarını başarıyla gerçekleştirdi. KTJ-1750 motoru ile Roketsan Çakır Seyir Füzesi’nden birçok atış yapılırken, KTJ-3200 ve KTJ-3700 motorları da Roketsan Atmaca ve Kara Atmaca füzeleri ile test edildi. Yerli motorlu KTJ-3200 ile ilk SOM Seyir Füzesi atışının yakında yapılması planlanıyor. DIŞA BAĞIMLILIĞIN SONU Türkiye, daha önce turbojet motorlar konusunda ambargolarla karşılaşmış ve bu durum füzelerin üretimini olumsuz etkilemişti. Ancak yerli motorların geliştirilmesiyle birlikte dışa bağımlılığın sona erdiği ve füzelerin üretim ve ihracat faaliyetlerinin hız kazandığı belirtiliyor. Bu süreç, yeni füze projelerinin hayata geçirilmesine de olanak tanıyor. Kale Arge’nin yerli üretimle elde ettiği başarı, hem savunma sanayiinde bağımsızlığın pekişmesini sağlayacak hem de uluslararası pazarda Türkiye’nin rekabet gücünü artırması ön görülüyor.

  • Aselsan’dan Yerli Ürün Atılımı: 250 milyon dolar değerinde!

    Aselsan, SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’na katılarak, millileştirme çalışmalarının bir parçası olarak 30 yerli ürün sergiledi. Aselsan, SAHA EXPO Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayii Fuarı’na katılarak, millileştirme çalışmalarının bir parçası olarak 30 yerli ürün sergiledi. Aselsan Genel Müdürü Ahmet Akyol, bu ürünlerin bir kısmının KOBİ’ler tarafından, bir kısmının ise Aselsan mühendisleri tarafından geliştirildiğini belirterek, toplamda 250 milyon dolarlık yeni ithal edilebilecek ürünlerin yerlisini üretmiş olduk, dedi. KÜRESEL BİR ETKİNLİK HALİNE GELDİ Ahmet Akyol, SAHA İstanbul tarafından Cumhurbaşkanlığı himayesinde düzenlenen fuarın, KOBİ’lerle yerel sektörü buluşturma hedefinin ötesine geçtiğini vurguladı. Fuarda, 50’den fazla ülkeden gelen delegasyonların firmaları ziyaret ettiğini ifade eden Akyol, Türk savunma sanayinin büyük kuruluşlarının KOBİ’lerle iş birliklerini güçlendirdiğini aktardı. 10 YENİ ÜRÜN İLK KEZ FUARDA Akyol, “Burada yeni iş ilişkilerini geliştirirken, KOBİ’lerle büyük şirketler arasında iş birliklerinin kapısını aralıyoruz. Aselsan, 500’den fazla ürün envanterine sahip olup, fuarda 150’den fazla ürün sergilemekte. Ayrıca, ilk kez 10 yeni ürünü tanıttı”, şeklinde konuştu. DOKUZ AYDA 1,6 MİLYAR DOLARLIK İŞ VERDİK Sözlerine devam eden Akyol, Aselsan’ın gelecekteki hedefleri doğrultusunda yeni ürünleri hayata geçirmeye devam ettiğini belirterek, “Türk Silahlı Kuvvetleri ve diğer coğrafyalardan gelen geri dönüşleri değerlendiriyoruz”, dedi. Son olarak, Birleşik Arap Emirlikleri ile aviyonik sistemler alanında bir ihracat sözleşmesi imzalandığını ve yeni anlaşmaların yolda olduğunu duyurdu. Ayrıca Akyol, geçtiğimiz yıl 600 milyon dolarlık ihracat sözleşmesi imzaladıklarını ve bu yılın ilk dokuz ayında bu rakama yaklaşarak yüzde 52 artış sağladıklarını aktararak, 9 ayda 1,6 milyar dolarlık iş verdik. Bunun yarısı SAHA EXPO’da bulunan KOBİ’lere, dedi. MİLLİLEŞTİRME ÇALIŞMALARI VE GELECEK VİZYONU Aselsan, KOBİ’ler ile birlikte millileştirme çalışmalarını sürdürüyor. Fuara getirilen 30 yerli ürün, Türkiye’nin savunma sanayisini büyütme hedefinin bir parçası olarak dikkat çekiyor. Akyol, “Aselsan, 88 ülkeye ihracat yaptı ve son bir yılda 4 yeni ülke eklendi. Türk savunma sanayi markası artık dünya çapında tanınıyor. Ayrıca fuarda, dron saldırılarına karşı daha maliyet etkin çözümler sunmak amacıyla 4 yeni ürün tanıtıldı. Akyol, önümüzdeki günlerde 6 yeni ürün daha duyurulacak”, ifadelerine yer verdi.

  • 40 Günde Üretilen İnsansı Robot Şimdi de Mimik Yapıyor

    Biorobotec firması, Ulutek Teknopark’ın avantajlarıyla 40 günde ürettiği yapay zekaya sahip insansı robot "Tomyris" ile 9 farklı mimik yapabiliyor. Yazılım sektöründe 2002’den bu yana hizmet veren Biorobotec, robot teknolojilerine yönelik çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor. CİNSİYET AYRIMINI KOLAYCA YAPABİLİYOR Biorobotec, Bursa Uludağ Üniversitesi ile iş birliğiyle geliştirdiği "Cuma" robotunun ardından, Tomyris’in üretimini tamamladı. Bu robot, kadın, erkek, çocuk ve yetişkin ayrımı yapabiliyor ve karşısındaki kişinin el ve yüz hareketlerini taklit edebiliyor. YENİ BECERİLER YÜKLENİYOR Tomyris, yüzündeki geliştirmeler sayesinde 9 farklı duyguyu mimiklerle gösterebiliyor. Yapay zeka ile görüntü işleme, duygu çözümleme ve sorulara yanıt verme gibi beceriler kazandırılması amaçlanıyor. Tomyris’in insansı görünüm için silikon deri çalışmaları devam etmekte. Hedef, 4 yıl içinde sahada asistanlık görevleri yapması. İNSANSI HALİYLE YAKINDA SAHALARDA OLACAK Tomyris, 1,80 metre boyunda biyonik bir asistana dönüştürülmekte. Firma sahibi Adem Aksu, Tomyris’in gelişim sürecini ve gelecekteki hedeflerini şu sözlerle açıkladı: “Tomyris robotumuz, gelecekteki Tomyris’in adımları. 4 yıl içinde insansı görünümüyle sahada göreceğiz. Tomyris, gülümseme, sevinç, üzüntü, şaşkınlık, korku gibi duyguları yüz kaslarıyla ifade edebiliyor. Gelecekte, yapay zeka ile duygu durumunu ayarlayıp yüz mimiklerini buna göre hareket ettirebilecek.”

  • Ürettiği mini harman makinesi ile fındık yetiştiricisinin işini kolaylaştırdı

    Samsun'un Terme ilçesinde mini harman makinesi üreten Hasan Dinç, eğimli araziye sahip fındık üreticilerinin işini kolaylaştırdı. Üreticiye fındık bahçesinde yere dökülen fındıkları toplama ve harman yapma imkanı sunan, çiftçinin iş yükünü azaltarak zamandan ve işçilik maliyetinden tasarruf sağlayan makine, aynı zamanda fındıktan ayırdığı zurufu (yeşil dış kabuğu) bahçede bırakıp doğal gübre haline gelmesini sağlıyor. Büyük patoz makinelerinin giremediği bahçe ve arazilere girerek üreticiye alternatif sunan makine, Samsun'da gerçekleştirilen Tarım Fuarı'nda tanıtıldı. Yüzde 100 yerli olarak üretilen ve patenti alınan mini fındık patoz makinesinin üreticisi Dinçler Makina Sanayi ve Tarım Ürünleri Firmasının sahibi Hasan Dinç, yaptığı açıklamada, fındık harman makineleri üretiminde 50 yıllık deneyimleri olduğunu söyledi. Büyük patoz makinelerinin fındık bahçesine girememesi ve eğimli arazide de çalışamaması nedeniyle yaklaşık 5 yıllık bir çalışma sonucu fındık toplayan ve kabuklarını ayırabilen mini patoz makinesini ürettiklerini anlatan Dinç, "Makinenin deney raporlarını almak için Ziraat Fakültesine başvurduk. Saatte ortalama 1 ton fındık ayıklama yaptığının deney raporlarını aldık. Daha sonra patent başvurusu yaptık ve aldık. İki yıldır seri üretimini yaptığımız mini harman makinelerinin bölge illere satışını gerçekleştirdik. Normal patozun ağırlığı 2 bin 700 küsur kilo iken bunun ağırlığı 475-500 kilodur." dedi. Makinenin avantajlarından bahseden Dinç, "Küçültülerek en minyatür hale getirilen makine budur. Makine saatte 1 ton fındık ayıklar. Yaş da olsa kuru da olsa bahçede bir araya getirilen fındıkları toplar ve döver. Bahçelerde meyilli yerlerde patpat sırtında gidebiliyor." diye konuştu. Dinç, makinenin iki tip imal edildiğini, patpat ve traktör ile istenilen arazi ve bahçede kullanılabildiğini kaydetti "Küçük olmasının avantajı çok büyük" Makineyi satın alan üreticilerden Kerem Gök de Ordu'nun Ünye ilçesinde yılda ortalama 5-6 ton fındık ürettiklerini dile getirdi. Makineden memnun olduklarını belirten Gök, "Fındık patozu yapıyoruz. Aynı zamanda ticari olarak da çalışıyoruz. Kendi işimizi de görüyoruz komşuların da. Bahçede pratik olarak patoz yapıyor. Makine yüzde 70 eğime kadar bahçeye girebiliyor. Fındık bahçesinde patoz yapabiliyorsun. İstersen fındık toplayabiliyorsun. Her yönden avantajlı bir makine. Tarlada kabuklu fındık toplanıyor. Kabuklu fındığı çektiriyorsun, tane yapıyor. Küçük olmasının avantajı çok büyük. Büyük makineler istenilen her yere giremiyor ama bu küçük olduğu için istediğin her yere girebiliyor." ifadelerini kullandı.

  • Torunlarıyla akran gençlerle sıra arkadaşı oldular

    Elazığ'da Fırat Üniversitesi (FÜ) Keban Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Bölümüne bu yıl yerleşen 77 yaşındaki Ahmet Rıza Öcal ve 62 yaşındaki Cemile Göktaş, torunlarıyla akran gençlerle sıra arkadaşı oldu. Lise eğitimlerinin ardından çeşitli nedenlerle üniversite eğitimi alamayan 3 çocuk ve 1 torun sahibi Öcal ile 3 çocuk ve 4 torun sahibi Göktaş, geçen onca yıla rağmen üniversiteli olma hayalinden vazgeçmedi. Bu yıl girdikleri Yükseköğretim Kurumları Sınavı sonucuna göre FÜ Keban Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Yetiştiriciliği Bölümüne yerleşen Öcal, oturduğu Ağın ilçesinden Keban ilçesine gelmek için 33 kilometre, Göktaş ise il merkezinden ilçeye gelmek için 51 kilometre yol katediyor. Ortaya koydukları azim ve derslere olan ilgileriyle okuldaki tüm öğrencilere ilham kaynağı olan Göktaş ve Öcal, genç arkadaşlarıyla birlikte üniversitede okumanın mutluluğunu yaşıyor. "Torunum yaşındaki gençlerle okumak benim için büyük bir onur" Ahmet Rıza Öcal, bazı nedenlerden lise eğitimini tamamlayamadığını, vatani görevini yaptıktan sonra 1972'de ortaokul mezunu olarak polislik mesleğine başladığını söyledi. Mesleğe başlayıp aile kurduktan sonra eğitimine devam edemediğini, 1999'da emekli olduktan sonra çok arzuladığı üniversiteli olma hayalini gerçekleştirmek için önce lise diplomasını aldığını dile getiren Öcal, sınavlara hazırlandığını belirtti. Öcal, "Üniversite okumak ukde olarak kalmıştı içimde, çoğu arkadaşlarım üniversiteden mezun oldular. Bazı sebeplerden yapamadım, bu seneye nasipmiş. Hocalarımız çok iyi, çok şeyler öğreneceğiz. Bu yaşta gençlerle birlikte okumak çok güzel bir duygu, torunum yaşında olanlar var. Torunum yaşındaki gençlerle okumak benim için büyük bir onur." dedi. Okumanın, yeni bilgiler edinmenin beyni zinde tuttuğunu kaydeden Öcal, üniversiteye başladıktan sonra kendini her açıdan daha iyi hissettiğini dile getirdi. "Bu sene çok isteyerek, birincilikle peyzaj ve süs bitkileri yetiştiriciliği bölümüne girdim" Cemile Göktaş da çocukluğundan beri okumayı çok sevdiğini, başarıyla liseyi bitirdikten sonra 1980 yılında Gazi Üniversitesi Eğitim Fakültesini kazandığını ancak 12 Eylül Darbesi nedeniyle kaydını yapamadığını söyledi. Sonraki yıllarda yine çeşitli nedenlerle üniversitede okuyamadığını ifade eden Göktaş, şöyle konuştu: "Çocukluğumda, gençliğimde çok çalışkan bir öğrenciydim işte bazı nedenlerle engellendik, üniversiteye gidemedim ama çok şükür şimdi o fırsatı yakaladım, çocuklar da torunlar da büyüdü artık beni engelleyen hiçbir şey olmadığı için üniversiteye gelmek beni çok mutlu etti. Bu sene çok isteyerek, birincilikle peyzaj ve süs bitkileri yetiştiriciliği bölümüne girdim. Azıcık kaygılıydım acaba gençlerle nasıl olacak, uyum sağlayabilir miyim diye ama gençler beni çok güzel karşıladılar. Onların hem ablası hem teyzesi oldum, çok güzel bir uyum içerisinde büyük bir zevkle derslere giriyoruz. İnşallah burada çok güzel şeyler öğreneceğiz, bunu da hayatımıza uygulayacağız." Göktaş, eğitimini tamamladıktan sonra çeşitli süs bitkileri, çiçeklerin ve ağaçların yer alacağı birkaç dönümlük hobi bahçesi kurmak istediğini ifade etti. "Anne baba hissiyatı veriyorlar" Öğrencilerden 18 yaşındaki Bilal Vural ise Muşlu olduğunu, üniversite eğitimi için oturdukları Bursa'dan Keban'a geldiğini dile getirdi. Vural, "Okula başladığımda herhalde herkes birbiriyle yaşıttır diye düşünmüştüm. Sınıfta Ahmet amca ve Cemile teyzeyi görünce şaşırdım. Allah razı olsun çok iyi insanlar, anne baba hissiyatı veriyorlar. Yani ailemizden uzağız ama anne baba sevgisi görüyoruz onlardan, onlara çok teşekkür ediyorum." ifadelerini kullandı. Öğrencilerden Mine İlcan, her yönüyle okulunu çok sevdiğini, sınıf arkadaşları olan Göktaş ve Öcal'ı daha çok sevdiğini dile getirdi. İlcan, "Sınıfa ilk girdiğimde Göktaş ve Öcal'ı görünce şaşırmıştım. Okumanın yaşı olmadığını anladım. Eğitimim açısından onlardan ilham alıyorum, ilham kaynağım oluyorlar." dedi. Keban Meslek Yüksekokulu Peyzaj ve Süs Bitkileri Programında Öğretim Görevlisi Dr. Halil Karan da bu yıl Göktaş ve Öcal'ın bölümlerini tercih ederek okullarına renk kattığını, derslere olan ilgi ve azimleriyle genç öğrencilere örnek olduklarını söyledi.

  • Tekirdağ'da kaporta boyacısının ürettiği fiberglas otomobil maketleri talep görüyor

    Tekirdağ'da yaşayan 33 yaşındaki oto kaporta boyacısı Ümit Marangoz'un dekoratif kullanım için ürettiği fiberglas klasik otomobil maketleri, hem yurt içinde hem yurt dışında alıcı buluyor. Süleymanpaşa 100. Yıl Mahallesi'ndeki atölyesinde 15 yıldır oto boyacılığı yapan Marangoz, 5 yıl önce hurdaya ayrılan klasik otomobilleri alıp eski görünümüne kavuşturmaya başladı. Marangoz, daha sonra klasik otomobillerin birebir aynısını maket olarak fiberglas malzemeden yapmaya başladı. Motorsuz olarak üretilen fiberglas otomobil maketleri, meraklıları tarafından satın alınarak otel, galeri, film seti ve fotoğraf stüdyolarında kullanılıyor. Marangoz ürettiği araçları, Türkiye'nin yanı sıra ABD, Bulgaristan, Yunanistan ve Birleşik Arap Emirlikleri'ne satıyor. Fiberglas otomobillerin yanı sıra klasik otomobil parçalarından koltuk takımları da üreten Marangoz'un ürünleri yurt içi ve yurt dışından talep görüyor. "Bu bir hastalık bizim için" Marangoz, Türkiye'de kendisi gibi fiberglas klasik otomobil ile klasik otomobil parçalarından koltuk ve masa yapan 2-3 kişinin olduğunu söyledi. Klasik otomobillerin kendisi için bir tutku olduğunu ifade eden Marangoz, "Bunlara çok merakımız vardı. Hem üretip hem toplamak istedik. Bu bir hastalık bizim için. Oteller, film stüdyoları, fotoğraf stüdyoları fiberglas klasik arabaları çok talep ediyor. Bayağı bir talebimiz var. Aşama aşama herkese yetişmeye çalışıyoruz." dedi. Marangoz, ürettikleri araçlarda motor olmadığını, aracı sıfırdan tamamen kendilerinin ortaya çıkarttığını dile getirdi. Her zaman farklı çalışmalara imza atmaya çalıştığını belirten Marangoz, "Fiberglass bir otomobili sıfırdan inşa etmemiz bir ay sürüyor. Koltuk, kapılar, camlar, farlar hepsi kendi imalatımız. Bunun yanı sıra klasik otomobillerin ön ve arka bagaj kısmından da koltuk üretiyoruz. Yani müşteri isteğine göre aracın istediği bölgesinden kesip birebir orijinal boyutunda koltuk veya masa yaparak satışa sunuyoruz." diye konuştu. Talep yoğunluğu var Fiberglas otomobillerin meraklıları olduğunu yurt dışına da satış yaptıklarını aktaran Marangoz şunları kaydetti: "Genellikle oteller, fotoğraf çekim stüdyoları bu araçları istiyor, galericilerimiz çok istiyor. Araçların bulunmayan parçalarını kendimiz üretiyoruz. Kaporta, boya her şeyi bize ait. Döşeme bölümü bize ait. Yurt dışından da taleplerimiz var. Genellikle Amerikan ve klasik araç üretiyoruz. Şu an 3 siparişim var. Bunların arasında Amerika ve Dubai de var. Bulgaristan ve Yunanistan'a yaptığımız otomobiller var. Türkiye'ye nazaran genellikle yurt dışı satışlarımız daha iyi gidiyor. Yani şu an 'talepleri yetiştiremiyoruz' desem yeri var."

  • Bursa'da 7 yaşındaki Aslıhan, sattığı dergilerle Gazzeliler için 40 bin lira topladı

    Bursa'nın İnegöl ilçesinde yaşayan 7 yaşındaki ilkokul öğrencisi Aslıhan Karakurt, Gazzeliler için bastırdığı dergileri satarak 40 bin lira topladı. Sosyal medya ve televizyon kanallarından İsrail’in Gazze’deki katliamlarına tanıklık eden 7 yaşındaki Aslıhan Karakurt, Gazze yararına bir dergi hazırlayarak satışa sunmak istedi. Anne ve babasının da destek olduğu Aslıhan, çizimlerden oluşan bir dergi hazırladı ve bir hayırseverin desteği ile dergisini bastırdı. İyilik Hareketi Derneğinin de katkılarıyla dergileri satışa sunan Aslıhan, satıştan elde ettiği 40 bin lirayı Kızılay İnegöl Şube Başkanı Alay Ergin’e teslim etti. Burada açıklamalarda bulunan Karakurt, "Çocukların ölmediği, güldüğü, eğlendiği, okula gittiği bir dünya istiyorum. Dergimi alarak Filistin'deki kardeşlerime yardımda bulunduğunuz için teşekkür ederim." dedi. Kızılay İnegöl Şube Başkanı Alay Ergin ise şöyle konuştu: "Evladımız, Allah razı olsun. 7 Ekim olaylarından sonra tamamen kendi imkanları ile bir dergi hazırladı. İnegöl’deki bir hayırseverin desteği ile dergi basıldı, tanıtımı ve satışı yapıldı. Yapılan bu satıştan elde edilen geliri, Aslıhan evladımız bizlere getirdi ve Gazze'deki kardeşlerimize göndermemiz için bizlere müracaatta bulundu. Biz kendisine teşekkür ediyoruz. Meblağın hiç önemi yok. Az ya da çok hiç önemi yok. Takdire şayan davranıştan dolayı kendisine ve kendisini yetiştiren ailesine teşekkür ediyorum. Vesile olan, destek olan herkese çok teşekkür ediyorum. Türkiye’de bir akımı başlatacağına inanıyorum ben. Çok güzel bir çalışma olmuş."

Arama Yap

bottom of page