Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Bankacılığı Bıraktı, Tutkusunun Peşinden Gitti: Kendi Markasını Kurarak Binlerce Kişiye İlham Oldu
Ankara'da doğan Ezgi Yücer, uzun yıllar kurumsal hayatta bankacılık sektöründe çalıştı. Başarılı bir kariyere sahip olmasına rağmen, zamanla sadece geçimini sağlayan değil, aynı zamanda ruhunu besleyen bir meslek yapmak istediğini fark etti. Bu farkındalık, onu hayatının en önemli kararlarından birini almaya yöneltti. Gazi Üniversitesi İşletme Bölümü'nden mezun olan ve aynı üniversitede yüksek lisansını tamamlayan Yücer, yıllar boyunca edindiği kurumsal deneyimin ardından yoga ve bütünsel iyi yaşam alanına yöneldi. Başlangıçta kendi yaşamına iyi gelmesi için tanıştığı yoga ve yüz yogası, zamanla onun yeni mesleği ve girişimcilik yolculuğunun temeli haline geldi. Çevresinden "Garanti işini bırakma" ve "Bu alanda başarılı olamazsın" gibi birçok uyarı alan Yücer, korkularına rağmen iç sesini dinlemeyi seçti. En büyük riskin, insanı heyecanlandırmayan bir hayatın içinde kalmak olduğuna inanan genç girişimci, cesur bir kararla kurumsal kariyerini geride bırakarak kendi markası Ezolitha'yı kurdu. Bu yolculukta en büyük dönüm noktalarından biri ise Hindistan oldu. Tek başına çıktığı bu seyahatte bir ay boyunca bir aşramda yaşayarak yoga eğitimi alan Yücer, yalnızca mesleki bilgi kazanmadığını, aynı zamanda hayatının yönünü de burada belirlediğini söylüyor. Meditasyon, disiplin ve sade yaşamın içinde geçirdiği bu süreç, ona insanlara dokunacağı bir gelecek kurma konusunda netlik kazandırdı. Bugün hem yüz yüze hem de online yoga ve yüz yogası eğitimleri veren Ezgi Yücer, düzenlediği atölyeler ve uygulamalarla birçok kişinin yaşamına katkı sunuyor. Aynı zamanda kendini geliştirmeye devam eden girişimci, 38 yaşında Medipol Üniversitesi Fizyoterapi Bölümü'nde eğitim alarak "Öğrenmenin yaşı yoktur" anlayışını yaşamıyla kanıtlıyor. Gelecekte bütünsel sağlık yaklaşımını fizyoterapiyle birleştiren bir merkez kurmayı hedefleyen Yücer, özellikle kadınların kendileriyle yeniden bağ kurmalarına destek olmayı amaçlıyor. Başarı hikâyesini ise tek bir cümleyle özetliyor: "İnsan hayatında ikinci, hatta üçüncü kez yeniden başlayabilir. Benim hikâyem de bunun mümkün olduğunun bir kanıtı."
- Fikir üretmeyi hayatının merkezine koydu... Uğur Ağırgöl'ün girişimcilik yolculuğu ilham veriyor
Başarı, yalnızca bir iş kurmak değil; ürettiğiniz fikirlerle başkalarının hayatına dokunabilmektir. Bu anlayışla yıllardır çalışmalarını sürdüren Uğur Ağırgöl, girişimcilik, dijital pazarlama ve kişisel gelişim alanlarında ürettiği içerikler, projeler ve eğitimlerle girişimcilik ekosistemine katkı sunmaya devam ediyor. İçerik üretmeye olan ilgisini iki bin on yılında blog yazarlığıyla profesyonel bir yolculuğa dönüştüren Ağırgöl, kurucusu ve genel yayın yönetmeni olduğu blogunda girişimcilikten dijital pazarlamaya, kariyer planlamasından iş fikirlerine kadar birçok konuda bilgi ve deneyimlerini paylaşarak geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı. İki bin on beş yılında Anadolu Üniversitesi Halkla İlişkiler Bölümü'nden onur öğrencisi olarak mezun olan Ağırgöl, eğitim hayatını girişimcilik vizyonuyla birleştirdi. Etkili iletişim, liderlik, dijital pazarlama, sosyal medya yönetimi, e-ticaret, inovasyon, proje geliştirme ve girişimcilik gibi birçok alanda eğitimlere katılarak kendisini sürekli geliştirdi. JCI Girişim Hareketi, Girişimcilik Vakfı, Microsoft Startup Weekend ve Özyeğin Üniversitesi LABX gibi önemli programlarda yer alarak fikirlerini projelere dönüştürme yolunda önemli deneyimler kazandı. Katıldığı girişimcilik proje yarışmalarında elde ettiği başarılarla adından söz ettiren Ağırgöl, dijital platformlarda ürettiği içeriklerle de binlerce kişiye ulaşmayı başardı. Sosyal medya hesapları ve blog yazılarıyla girişimci adaylarına yol gösteren Ağırgöl, bilgi paylaşımını kişisel başarının önüne koyan isimlerden biri olarak öne çıkıyor. Toplumsal gelişime katkı sağlamayı en önemli hedeflerinden biri olarak gören Ağırgöl; insanların daha üretken, daha yenilikçi ve daha çözüm odaklı düşünebildiği bir toplum oluşturabilmek için çalışmalarını sürdürüyor. Farklı disiplinlerden edindiği bilgileri bir araya getirerek yeni bakış açıları geliştirmeyi amaçlayan başarılı girişimci, girişimciliğin yalnızca ticari bir faaliyet değil, aynı zamanda toplumsal gelişimin önemli bir parçası olduğuna inanıyor. Bugün girişimcilik eğitmeni, dijital pazarlama danışmanı ve içerik üreticisi kimliğiyle çalışmalarına devam eden Uğur Ağırgöl, ürettiği fikirler ve paylaştığı bilgiyle yeni nesil girişimcilere ilham vermeyi sürdürüyor.
- Ders Çalışırken Başladılar, Mezun Olmadan Şirket Kurup Patent Başvurusu Yaptılar
Üniversite sıralarında başlayan bir fikir, bugün çevre dostu ve yenilikçi bir girişime dönüştü. İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Kimya Bölümü öğrencileri Eylül Civelek ve Sonay Eda Er, eğitim hayatları devam ederken geliştirdikleri doğal içerikli katı parfüm projesiyle girişimcilik dünyasında dikkat çekmeyi başardı. Lise yıllarında arkadaş olan iki genç, üniversitenin birinci sınıfında doğal içerikli katı parfüm üretme fikrini hayata geçirmek için çalışmalara başladı. İYTE Fen Fakültesi Kimya Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hürriyet Polat'ın danışmanlığında yürüttükleri AR-GE çalışmaları sonucunda geliştirdikleri teknoloji için patent başvurusu yaptılar. Projeleriyle TÜBİTAK Bireysel Genç Girişim Programı kapsamında destek almaya hak kazanan Civelek ve Er, mezun olmadan Teknopark İzmir bünyesinde şirket kurarak ürünlerini ticarileştirdi. Böylece akademik çalışmalarını kısa sürede ticari başarıya dönüştürmeyi başardılar. Genç girişimcilerin geliştirdiği katı parfüm, tamamen doğal vakslardan üretilirken alkol içermemesiyle de öne çıkıyor. Hassas ciltler ve dini hassasiyetleri bulunan kullanıcılar için uygun olarak geliştirilen ürün, çevre dostu yapısıyla piyasadaki benzerlerinden ayrılıyor. Ürünün en dikkat çekici yönlerinden biri ise geliştirilen özel teknoloji oldu. Koku molekülleri mikro ölçekte özel damlacıklar içerisinde korunarak hem ürünün raf ömrü uzatılıyor hem de ten üzerindeki kalıcılığı artırılıyor. Girişimciler, geliştirdikleri katı parfümün 10 saatin üzerinde kalıcılık sunduğunu ifade ediyor. Şu ana kadar iki kadın ve bir erkek kokusu geliştiren ekip, kadın koleksiyonunda çiçeksi notalara, erkek koleksiyonunda ise limon ve bergamot aromalarına yer verdi. Stick formunda tasarlanan ürünler, taşınabilir yapısıyla günlük kullanım kolaylığı sağlıyor. Çevrim içi satış platformları ve sosyal medya üzerinden kullanıcılarla buluşan doğal katı parfümlerin, önümüzdeki dönemde şirketin kendi internet sitesi üzerinden de satışa sunulması planlanıyor. Başarı Hikâyesi: Üniversite dersleri arasında başlayan bir proje, doğru AR-GE desteği, girişimcilik ruhu ve kararlılıkla patent başvurusuna, TÜBİTAK desteğine ve mezun olmadan kurulan bir teknoloji şirketine dönüştü.
- "Yapamazsın" Dediler, 19 Yaşında Kendi İşini Kurdu: Büşra Tekin 5 Kişiye İstihdam Sağlıyor
Gaziantep'te yaşayan 19 yaşındaki Büşra Tekin, genç yaşına rağmen girişimcilik hayalini gerçeğe dönüştürerek örnek bir başarı hikâyesine imza attı. Çevresinden sık sık "Bu yaşta yapamazsın" sözlerini duyan Tekin, bu eleştirilere kulak asmak yerine çalışmayı tercih etti ve ailesinin desteğiyle kendi ev yemekleri işletmesini kurdu. Çocukluk yıllarından itibaren mutfağa ilgi duyan Büşra Tekin, meslek lisesinde Yiyecek ve İçecek Hizmetleri alanında eğitim aldı. Mezuniyetinin ardından yaklaşık 1,5 yıl içinde kendi işletmesini açarak günlük ev yemekleri, yöresel Gaziantep lezzetleri, pasta ve tatlı çeşitleriyle müşterilerine hizmet vermeye başladı. Kısa sürede geniş bir müşteri kitlesine ulaşan işletme, özellikle üniversite öğrencileri, memurlar ve ailesinden uzakta yaşayan vatandaşların tercih ettiği adreslerden biri haline geldi. Tekin, amaçlarının yalnızca yemek sunmak değil, müşterilerine ev sıcaklığını hissettirmek olduğunu ifade ediyor. Henüz 19 yaşında olmasına rağmen işletmesini büyüten genç girişimci bugün 5 kişiye istihdam sağlıyor. İlerleyen dönemde ekibini daha da genişletmeyi hedefleyen Tekin, gençlere de önemli bir mesaj veriyor: Başkalarının "yapamazsın" sözlerine değil, kendi hayallerine inanarak cesur adımlar atmaları gerektiğini vurguluyor. Büşra Tekin'in hikâyesi, yaşın değil azim, emek ve kararlılığın başarıyı belirlediğini bir kez daha gösteriyor.
- Bir destekle başladı, dört yılda marka oldu: Bakan Göktaş'tan örnek proje vurgusu
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Düzce'deki yaban mersini bahçesini ziyaret ederek devlet korumasındaki çocuklarla birlikte hasat yaptı. Genç girişimci desteğiyle kurulan aile işletmesinin dört yılda Düzce'nin marka değerine katkı sunduğunu belirten Göktaş, projeyi yeni nesil tarımın en güzel örneklerinden biri olarak nitelendirdi. GENÇ GİRİŞİMCİ DESTEĞİYLE BAŞLAYAN YABAN MERSİNİ SERÜVENİ Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Düzce'de ziyaret ettiği yaban mersini bahçesinde açıklamalarda bulundu. Devlet koruması altındaki çocuklarla birlikte yaban mersini topladıklarını belirten Göktaş, projenin genç girişimcilere örnek olduğunu söyledi. Bakan Göktaş, Tarım ve Orman Bakanlığının genç girişimci desteği kapsamında hayata geçirilen projeye ilişkin, "Şimdi öncelikle tabii böyle faaliyetler bizleri mutlu ediyor. Tarım Bakanlığımızın genç girişimci desteği kapsamında alınan ilk destekle bir yaban mersini bahçesine başlıyor genç kardeşimiz ailesiyle. Akabinde taleple beraber burayı genişletiyor. Aslında ilk aşamada ticari bir faaliyet gözetmeksizin bunu başlatmıştı fakat geldiğimiz noktada ailelerin de çok keyifle zaman geçirdiği bir ortama dönüşmüş" ifadelerini kullandı. BAKAN GÖKTAŞ'IN EN GURUR DUYDUĞU İKİ NOKTA Projenin yeni nesil tarım anlayışını yansıttığını vurgulayan Göktaş, "Aslında yeni tarım, yeni nesil tarımın en güzel örneklerinden. Hem yaban mersininin çeşitli şekilde nasıl değerlendirildiğini de ailece çok güzel değerlendirmişler. Burası bir aile işletmesi. Benim en gurur duyduğum iki nokta oldu. Özellikle aile işletmeleri çok kıymetli. Anne, baba ve çocukların her birinin burada bir sorumluluğu var. Ama hem dayanışmayı beraber başlatıyorlar, aynı zamanda fikren de birbirlerine destek oluyorlar. Buranın bu kadar gelişmiş olmasının da muhtemelen sebebi bu aile içi bağların çok kuvvetli olması" dedi. DEVLET KORUMASINDAKİ ÇOCUKLARA KEYİFLİ HASAT DENEYİMİ Devlet koruması altındaki çocukların da etkinliğe katıldığını belirten Göktaş, "Diğer yandan çocuklar ve aileler de burada birlikte zaman geçirebiliyorlar. Biz de bugün devlet korumasındaki çocuklarımızla beraber yaban mersini topladık. Oldukça keyifli zaman geçirdik. Bu güzel imkânı sundukları için ve bu vizyoner proje için kendilerine teşekkür ediyorum. Gerçekten örnek teşkil eden bir proje" diye konuştu. DÜZCE'NİN MARKA DEĞERİNE DÖRT YILDA DAMGA VURAN PROJE Devletin genç girişimcilerin yanında olmaya devam edeceğini söyleyen Göktaş, "Devletimiz bütün kurumlarıyla gençlerimizin yanında. Bir fikri olanın her zaman devletimiz yanında. Bu da fikri olan genç girişimci kardeşimizin genç girişimci desteği kapsamında aldığı ilk destekle oluşturdukları, akabinde kendilerinin sadece dört yıl gibi bir sürede geliştirdikleri bir ürün bahçesine dönüşmüş ve bizleri de gerçekten gururlandırdı" ifadelerini kullandı. Bakan Göktaş, "Ben buraya geldiğimde bu kadar nitelikli, bu kadar güzel bir bahçeyle karşılaşacağımı beklemiyordum. Hem ürün çeşidi, aynı zamanda da fikir olarak da birbirlerini destekliyorlar, birbirine katkı sunuyorlar. Düzce'ye de gerçekten bir katkı sunmuş. Düzce biliyorsunuz tarım memleketi, aynı zamanda fındığın da yetiştiği bir şehir. Yaban mersiniyle beraber burada hem ürün çeşidi artırılmış oldu hem de marka değeri bence tescillendi. Tebrik ediyorum, kendileriyle gurur duyuyorum" dedi.
- Yozgatlı Girişimci Murat Erdem'in Kurduğu Bistorya Gıda, Ankara'dan Dünyaya Türk Lezzetlerini Taşıyor
Yozgatlı iş insanı Murat Erdem tarafından 2012 yılında kurulan Bistorya Gıda, geleneksel Türk lezzetlerini modern üretim teknolojisiyle buluşturarak uluslararası pazarda dikkat çeken bir başarı hikâyesi yazıyor. Ankara'daki üretim tesislerinden çıkan simit, poğaça, açma, su böreği, baklava ve birçok unlu mamul, bugün Amerika, Avrupa ve Körfez ülkelerindeki tüketicilerle buluşuyor. Dört Marka ile Güçlü Yapı Kurulduğu günden bu yana üretim kapasitesini ve ihracat ağını sürekli geliştiren Bistorya Gıda, yalnızca tek bir marka olarak faaliyet göstermiyor. Şirket bünyesinde yer alan Bistorya, Simitçi Dünyası, Fast Bakery ve Sıcak Fırın markalarıyla hem mağazacılık hem de toptan üretim alanında hizmet veriyor. Ayrıca yurt dışındaki birçok firma için özel marka (private label) üretimi gerçekleştirerek uluslararası pazardaki varlığını güçlendiriyor. Ankara'dan Üç Kıtaya İhracat Firmanın Ankara'daki modern üretim tesislerinde hazırlanan ürünler, ileri dondurma teknolojisiyle şoklanarak soğuk zincir sistemiyle dünyanın farklı noktalarına ulaştırılıyor. Özellikle Amerika kıtasında güçlü bir ihracat ağına sahip olan şirket, Avrupa'nın birçok ülkesine ve Körfez bölgesine düzenli sevkiyat gerçekleştiriyor. Türkiye'de ise başta Ankara olmak üzere çok sayıda market, pastane ve kafe zincirine ürün tedarik ediyor. "Ankara'dan Dünyaya Lezzet Gönderiyoruz" Şirketin ikinci kuşak yöneticilerinden Muhammed Erdem, firmanın büyüme sürecinin planlı çalışma ve aile kültürüne dayandığını belirtti. Bilkent Üniversitesi'nden mezun olduktan sonra İngiltere'de dijital pazarlama alanında yüksek lisans yaptığını ifade eden Erdem, aile şirketinde farklı departmanlarda görev alarak tecrübe kazandığını söyledi. Erdem, "2012 yılında kurduğumuz Bistorya Gıda bugün farklı markalarıyla faaliyet gösteriyor. Hem yurt içinde hem de uluslararası pazarda toptan ürün sevkiyatları gerçekleştiriyoruz. Kendi markalarımızın yanı sıra private label üretim de yapıyoruz. Özellikle Amerika kıtasında güçlü bir konumdayız. Avrupa'nın birçok ülkesine ve Körfez ülkelerine ürün gönderiyoruz." ifadelerini kullandı. Geleneksel Lezzet ve El İşçiliği Ön Planda Başarılarının temelinde kalite anlayışının bulunduğunu vurgulayan Muhammed Erdem, üretim süreçlerinde geleneksel lezzeti korumaya özen gösterdiklerini belirtti. "Tam anlamıyla endüstriyel üretim anlayışından uzak durmaya çalışıyoruz. El işçiliğini ve geleneksel lezzeti koruyarak kaliteli ürünler üretmek bizi farklı kılıyor." dedi. Kadın İstihdamına Katkı Sağlıyor Firmanın Üretim Müdürü ve Kimya Mühendisi Aslıhan Keş ise üretim tesislerinde hijyen ve kalite standartlarının titizlikle uygulandığını söyledi. Çalışanların yaklaşık yüzde 70 ila 80'inin kadınlardan oluştuğunu belirten Keş, simitten baklavaya kadar geniş ürün yelpazesini eksi 40 derecede şoklayıp eksi 18 derecede muhafaza ederek dünyanın birçok ülkesine gönderdiklerini ifade etti. Keş, "Öncelikle kendimizin güvenle tüketebileceği ürünleri üretiyoruz. Kalitesinden emin olmadığımız hiçbir ürünü müşterilerimize sunmuyoruz." dedi. Yozgat'tan Dünyaya Uzanan Girişimcilik Hikâyesi Murat Erdem tarafından temelleri atılan Bistorya Gıda, ikinci kuşak yönetici Muhammed Erdem'in katkılarıyla büyümesini sürdürüyor. Geleneksel Türk lezzetlerini dünya sofralarına taşıyan şirket; ihracat başarısı, kadın istihdamına verdiği önem, güçlü marka yapısı ve kalite odaklı üretim anlayışıyla Türk girişimciliğinin dikkat çeken örnekleri arasında yer alıyor.
- Hayalinin peşinden giden kadın çiftçi, kurduğu serada üretime başladı
Antalya'daki tecrübesini memleketi Konya'nın Güneysınır ilçesine taşıyan iki çocuk annesi Fadime Uysal, kurduğu 2 dönümlük serada ilk domates hasadını gerçekleştirerek 60 tonluk rekolte hedefledi. Bölgedeki diğer kadınlara da ilham olan başarılı girişimci, önümüzdeki yıl üretim alanını 5 dönüme çıkarmayı amaçlıyor. Konya'nın Güneysınır ilçesinde kurduğu serada ilk domates hasadını gerçekleştiren Fadime Uysal, önümüzdeki yıl üretim kapasitesini artırarak başkalarına da örnek olmak istiyor. İki çocuk annesi 41 yaşındaki Uysal, 13 yıl yaşadığı Antalya'da eşinin yaptığı muz ve tropikal meyve üretimine destek verdi. Kendi serasını kurma hayalini gerçekleştiren Uysal, Habiller Mahallesi'nde 2 dönüm arazi üzerine kurduğu serada domates üretimine başladı. SERASINI BÜYÜTMEYİ HEDEFLİYOR Uysal, AA muhabirine, yoğun iş temposu içinde hayallerini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Hasada başladıklarını, şu anda 20 ton domates topladıklarını anlatan Uysal, sezon sonunda 60 ton ürün elde etmeyi beklediklerini dile getirdi. Uysal, emeklerinin karşılığını hızlı şekilde almaya başladığını belirterek, "Çok güzel bir duygu. Bütün kadın arkadaşlarıma öneriyorum. Hepsinin benim gibi dimdik ayakta durup işlerinin patronu olmasını istiyorum. Herkes hedefinin peşinde olsun. Ben hayallerimin peşinde koşuyorum ve hayallerime ulaştım." diye konuştu. Hayalinin peşinden giden kadın çiftçi, kurduğu serada üretime başladı Bu yıl 2 dönüm arazi üzerine kurduğu serasının alanını gelecek yıl 5 dönüme çıkarmayı hedeflediğini aktaran Uysal, şunları kaydetti: "Ürün çeşitliliğini de artırmak istiyorum. Serada işlerin yoğun olması nedeniyle zaman zaman bölge halkından destek alıyoruz. Çok arkadaşımıza da iş imkanı verdik, hala da vermeye devam ediyoruz. Haftada iki defa beşer ton domates topladığımız için ara sıra kadın arkadaşlarımı çağırıyorum. Şimdi onlar da 'Biz de sera kurmak istiyoruz' diyorlar. Bunları duyunca mutlu oluyorum." "EŞİM GÜÇLÜ BİR KADIN, ÇALIŞMAYI SEVER" Uysal'ın eşi Atilla Uysal da eşinin hayallerini gerçekleştirmek amacıyla memleketlerine döndüklerini, elde ettikleri verimin kendilerini mutlu ettiğini söyledi. Eşinin her zaman yanında olduğunu vurgulayan Uysal, "Eşim güçlü bir kadın, çalışmayı sever, asla pes etmez. Ben de eşimin hayallerini gerçekleştirmek istedim. Bundan dolayı da mutluyum. Şu anda da üretime devam ediyoruz. Burada bize sulama konusunda yardımcı oldular." ifadelerini kullandı. Güneysınır Belediye Başkanı Ahmet Demir de Fadime Uysal'ın örnek bir kadın girişimci olduğunu belirterek, "Üreticimize istediği her konuda destek oluyoruz. Kendisi geniş bir alanda sera kurdu. Kadın üreticilerimizin her zaman yanındayız." dedi.
- Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin 'ilk kadın generali' oldu
Beştepe’deki Yüksek Askerî Şûra toplantısında TSK’daki terfi ve emeklilikler belirlendi. Tuğgeneralliğe terfi eden Albay Özlem Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri’nin "ilk kadın generali" unvanını kazandı. Yüksek Askerî Şûra (YAŞ) Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 04.08.2026 salı günü toplandı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın başkanlık ettiği yaklaşık 2 saat süren toplantıda, Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesindeki terfi ve emeklilik süreçleri değerlendirildi. Buna göre, tuğgeneralliğe yükseltilen Albay Özlem İyidilli Karapınar, Türk Hava Kuvvetleri tarihinin "ilk kadın paşası" oldu. Türk Hava Kuvvetleri'nin tecrübeli savaş pilotu Albay Özlem İyidilli Karapınar liseden sonra Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni kazanmasına rağmen Hava Harp Okulu'nun yüksek başarılı öğrencilere sunduğu daveti değerlendirdi. Toplantıda, 25 general ve amiral bir üst rütbeye, 69 albay ise general ve amiralliğe yükseltildi. Yüksek Askeri Şura kararı ile Hava Kuvvetleri Komutanlığına Orgeneral Rafet Dalkıran atanırken, Türkiye'nin ilk astronotu Hava Pilot Albay Alper Gezeravcı da tuğgeneralliğe terfi etti. Özlem İyidilli Karapınar kimdir? Karapınar, Yalova'daki ön uçuş eğitiminin ardından hekimlik yerine askerliği seçerek, tüm eleme aşamalarını başarıyla geçti ve Hava Harp Okulu'na girdi. Uzun yıllar Türk Hava Kuvvetleri'nde savaş pilotu olarak görev yaptı. Meslek yaşamı boyunca önemli görevler üstlendi. Deneyimli subay, 2026 YAŞ kararları kapsamında tuğgeneralliğe terfi ederek Hava Kuvvetleri'nin "ilk kadın paşası" olarak tarihe geçti. 2023 yılındaki YAŞ kararları kapsamında tuğamiralliğe yükseltilen Albay Gökçen Fırat, Cumhuriyetin ilk kadın amirali olmuştu.
- Devletin sera desteğiyle üretimini büyüttü, 9 çocuğuna gelecek kurdu
Hakkari’nin Yüksekova ilçesinin Yeşiltaş köyünde yaşayan Hüseyin Kartal (66), yaklaşık yarım asırdır 2 dönümlük bahçesinde ürettiği domates ve salatalıkları satarak 9 çocuğunu büyüttü. İki çocuğunu üniversiteye gönderen Kartal, geçen yıl devlet desteğiyle kurduğu seralar sayesinde üretim kapasitesini artırdı. Yüksekova ilçe merkezine yaklaşık 50 kilometre uzaklıktaki Yeşiltaş köyünde yaşayan Hüseyin Kartal, evlendikten sonra köyünü terk etmeyerek evinin yanındaki arazide domates ve salatalık üretimine başladı. Yıllardır ilçe merkezindeki manav ve marketlere ürün satarak ailesinin geçimini sağlayan Kartal, elde ettiği gelirle bugün en büyüğü 42, en küçüğü ise 18 yaşında olan 9 çocuk büyüttü. Çocuklarından 23 yaşındaki Ayhan, geçen yıl Iğdır Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim-İş Öğretmenliği Bölümü’nden mezun oldu. 29 yaşındaki Emrah ise Hakkari Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi son sınıfta eğitimini sürdürüyor. Ailenin en küçüğü Zeynep de üniversite sınavına hazırlanıyor. Diğer çocukları ise evlenerek kendi hayatlarını kurdu. Yaklaşık 50 yıldır bahçesinde ürettiği ürünlerle geçimini sağlayan Kartal, geçen yıl Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sera desteğinden yararlanarak üretim kapasitesini artırdı. Seralar sayesinde soğuk havalarda da üretim yapabildiğini belirten Kartal, desteklerinden dolayı yetkililere teşekkür etti. Babasından kalan tarım geleneğini sürdürdüğünü anlatan Kartal, "Babamdan sonra ben de tarımla uğraşıyorum. Salatalık üretimim yılda 2 tonun üzerine çıkabiliyor. Domates ise sürekli ürün veren bir bitki olmadığı için verimi salatalığa göre değişiyor. Geçen yıl aldığım sera desteği üretime önemli katkı sağladı. Allah devletimizden razı olsun. Bir seraya salatalık, diğerine domates ektik. Fide desteği için de başvurmayı düşünüyorum. Kimseye muhtaç değiliz. Sağlığım el verdikçe üretmeye devam edeceğim." diye konuştu.
- Kadın girişimci köyünü resmen üretim üssüne çevirdi: 3 çocuk annesiydi, şimdi dev çiftliğin patronu!
Elazığ'da 3 çocuk annesi 43 yaşındaki Nurcan Fıratoğlu, devlet hibesiyle kurduğu küçükbaş besi çiftliğiyle kadınlara ve gençlere ilham kaynağı oluyor. Elazığ'ın merkeze bağlı Dallıca köyünde çiftlik kuran 3 çocuk annesi Nurcan Fıratoğlu (43), Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) hibe desteğiyle 500 baş kapasiteli küçükbaş besi çiftliği kurdu. Proje kapsamında başvurusunu gerçekleştirerek destek almaya hak kazanan Fıratoğlu, geçen yıl inşaatına başladığı tesisi tamamlayarak eşi Bayram Fıratoğlu ile birlikte işletmeye açtı. Girişimci Fıratoğlu ve aile üyeleri, 500 başlık tesiste küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yaparak bölge üretimine katkı sağlıyor. Atalarından kalan hayvancılık gelenekselini devlet desteğiyle büyüttüğünü belirten Nurcan Fıratoğlu, "3 çocuk annesiyim. Buradan TKDK'nin desteğiyle bu işe giriştik. Şu anda onun heyecanını yaşıyorum. TKDK'nin bize sunduğu bu hibeden dolayı çok teşekkür ediyorum. Ben bir kadın girişimci olarak bütün bayanlara, bütün girişimcilere bu işi tavsiye ediyorum. Biz bu işi sadece bir iş olarak değil, severek yapıyoruz. Gönül işi, emek işi. İnşallah hem ülkemize hem bölgemize çok güzel bir katkı olur. Cumhurbaşkanımızın ve Tarım Bakanımızın desteklerinden dolayı çok teşekkür ediyorum. Aynı zamanda eşime ve çocuklarıma da çok teşekkür ediyorum, her zaman yanımdalar ve bana yardımcı oluyorlar. Günlük yemlerimizi, sularımızı, hayvanlarımızın takibini hepsini yapıyoruz. Tarım Bakanlığımız izin verirse kendi bütçemle bir mandıra daha kurmayı düşünüyorum. Daha önceden babamın da vardı, küçüklükten beri bu işi yapıyoruz. Anneden, babadan, atadan, dededen gelen bir işimiz. Eşim ve çocuklarımdan dolayı çok şükür sıkıntı yaşamıyoruz, hep beraber yürütüyoruz" dedi. Eşinin girişimcilik cesaretine destek veren ve çiftliğin kurulum sürecinde yanında yer alan Bayram Fıratoğlu, "Devletimize, Cumhurbaşkanımıza ve Tarım Bakanımıza teşekkür ediyorum. Devletimizin desteğiyle küçükbaş çiftliği kurduk. Amacımız üretim yapmak, istihdam sağlamak, devletimiz olmasa biz bu işi yapamazdık. Buradan gençlere sesleniyorum, üretin, devletimiz arkanızda. Köyde hayat var. Üretmek isteyen herkese tavsiyemdir, gitsinler TKDK'nin kapısını çalsınlar, devletimiz destekliyor. Biz bu işe bir yıl önce başladık, eşimin adına başvurduk. Geçen sene 15 Temmuz'da temelimizi attık, aralık ayında inşaatı bitirmiş olduk. TKDK Elazığ İl Koordinatörü Veysel Bey'in ve personelin çok katkıları oldu, her zaman yanımızdalardı. Kendilerine şükranlarımı sunuyorum. Eşim burada patron, biz de yardımcılarıyız. İki oğlum, bir kızım var. Hep beraber ailece bu çiftliği daha iyi yerlere getirmeyi planlıyoruz" şeklinde konuştu.
- Türkiye'de bir ilk! Tır dorsesini mobil bal fabrikasına çevirdi
Karslı arıcı Yücel Üzeyir, tır dorsesini 'mobil bal üretim' tesisine dönüştürdü. Dorseye 8 kat halinde 340 kovan yerleştiren Yücel Üzeyir, tasarım, kurulum ve mühendisliğinin kendine ait olduğunu söyledi. Üzeyir, "Arıyı yormadan Kars'ın yüksek rakımlı yaylalarında doğaya zarar vermeden tamamen organik sertifikalı ve coğrafi işaretli bal üretimi yapıyoruz" dedi. Kars'ta ata mesleği arıcılığın yanı sıra yaptığı heykel çalışmalarıyla da bilinen Yücel Üzeyir, daha hızlı ve daha iyi ürün elde edebilmek için ilginç bir projeye imza attı. TIR DORSESİNİ MOBİL BAL ÜRETİM TESİSİNE DÖNÜŞTÜRDÜ Üzeyir, arı dolu kovanları araçlarla taşımak yerine tır dorsesini mobil bal üretim tesisine dönüştürdü. 340 kovanı dorseye 8 kat olarak yerleştiren Üzeyir, enerji ihtiyacı için de 10 kilovatlık güneş paneli sistemi kurdu. Kendi elektriğini üreten sistem de yer alan akıllı iklimlendirme altyapısı sayesinde kovanlar için uygun yaşam koşulları kesintisiz şekilde korunuyor. TÜRKİYE'DE BİR İLK Kars'ın yüksek rakımlı ve florası bol yaylalarını rahatlıkla ulaşan Üzeyir'in hedefi 6-7 ton bal üretimi yapmak. Tasarım, kurulum ve mühendisliğinin kendisine ait olduğunu söyleyen Üzeyir, bunun Türkiye'de bir ilk olduğunu ifade ederek, hem kaliteli üretim hem de doğadaki ekolojik dengeyi korumak amacıyla projeyi hayata geçirdiğini söyledi. "340 KOVANI TEK BİR TIR DORSESİNDE TOPLADIK" Üzeyir, "Organik bal üretmek ve doğadaki ekolojik dengeyi korumak için bir yenilik yaptık. Bu devasa yapıyı, tasarımı, kurulumu, mühendisliği ve patenti tamamen bana ait olan 340 kovan kapasiteli mobil arı üretim tesisine dönüştürdük. Sekiz katlı sistemde 340 kovanı tek bir tır dorsesinde topladık. 10 kilovatlık güneş panelleriyle kendi enerjisini üreten bir sistem kurduk. Arıyı yormadan Kars'ın yüksek rakımlı coğrafyasında ve yaylalarında, doğaya zarar vermeden tamamen organik sertifikalı ve coğrafi işaretli bal üretimi yapıyoruz" diye konuştu.
- Satışla başlayan kariyerini binlerce insana dokunan bir başarı hikâyesine dönüştürdü... Gülsemin Demir'in ilham veren yolculuğu
Başarı bazen tek bir meslekte ilerlemek değil, değişime ayak uydurarak kendini sürekli geliştirebilmektir. Bu anlayışla kariyerini şekillendiren Gülsemin Demir, satış sektöründe başladığı profesyonel yolculuğunu bugün eğitim, danışmanlık, koçluk ve yazarlık alanlarında binlerce kişiye ilham veren bir başarı hikâyesine dönüştürdü. 1973 yılında Düzce'de dünyaya gelen Demir, eğitim hayatını Anadolu Üniversitesi İşletme Bölümü, Ege Üniversitesi Yönetim ve Organizasyon yüksek lisansı ve İstanbul Üniversitesi Sosyoloji eğitimiyle güçlendirdi. 1995 yılında satış sektöründe başladığı kariyerine, 1998 yılında sigortacılık alanında devam etti. Edindiği tecrübeleri girişimcilik ruhuyla birleştirerek 2000 yılında kendi sigorta şirketini kuran Demir, yıllar içinde iş dünyasındaki deneyimini farklı alanlara taşımaya karar verdi. 2005 yılında danışmanlık alanına yönelen Gülsemin Demir, 2007 yılında kurduğu GEB Danışmanlık ve GEB Ajans ile şirketlerin kurumsallaşma süreçlerinden insan kaynakları yönetimine, satış organizasyonlarından iş geliştirme stratejilerine kadar birçok alanda danışmanlık vermeye başladı. Bugüne kadar gerçekleştirdiği projeler ve eğitimlerle 39 binden fazla kişiye ulaşarak iş dünyasında önemli bir etki oluşturdu. MYK Seviye 6 Koç ve MYK Seviye 6 Eğitim Uzmanı unvanlarının yanı sıra NLP Master Trainer olarak da çalışmalarını sürdüren Demir, yalnızca eğitim vermekle yetinmeyip bilgi ve deneyimlerini kitaplarıyla da kalıcı hale getirdi. Yazdığı "Yeni Çağın Bilge Kuaförü Nasıl Olmalı?" adlı eserle kuaförlük mesleğinin sadece teknik becerilerden ibaret olmadığını; insan ilişkileri, kişisel gelişim ve liderlik yönüyle de ele alınması gerektiğini vurguladı. Daha sonra yayımlanan "Sanal Pavyonlar" kitabıyla ise dijital çağın birey ve toplum üzerindeki etkilerine dikkat çekti. Bugün işletmelerin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlayan projeler geliştiren, girişimcilere yol gösteren ve eğitimleriyle binlerce kişinin kariyerine dokunan Gülsemin Demir, öğrenmenin ve gelişimin hiçbir zaman sona ermediğine inanıyor. Satış temsilcisi olarak başladığı yolculuğu; danışman, eğitmen, yazar ve sosyolog kimliğiyle taçlandıran Demir'in hikâyesi, başarının yalnızca hedefe ulaşmak değil, öğrendiklerini başkalarının hayatına değer katacak şekilde paylaşabilmek olduğunu bir kez daha gösteriyor.











