top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Ata mesleğini sürdüren kardeşler 60 yıldır demire şekil veriyor

    Nevşehir'in Tatlarin beldesinde yaşayan Baydemir kardeşler, birlikte kurdukları atölyede 60 yıldır geleneksel yöntemle demire şekil veriyor. Baydemir ailesinde dördüncü kuşak olarak demircilik mesleğini sürdüren 76 yaşındaki Hikmet ile kardeşi 69 yaşındaki Mesut, babalarından öğrendikleri zanaatı gelişen teknolojiye rağmen sürdürüyor. Küçük yaşlarda başladıkları demir ustalığını Hikmet Baydemir aralıksız sürdürürken, kardeşi ise sadece belediye başkanı olduğu 2004-2009 yıllarında mesleğe ara verdi. İki kardeş, atölyede kömür ocağının ateşiyle yumuşattıkları demiri döverek çeşitli tarım aletleri üretiyor. Aile mesleğini sürdürüyorlar Hikmet Baydemir, kardeşi ile iş arkadaşı olarak çalışmaktan memnun olduğunu söyledi. Teknolojinin gelişmesi ve fabrikalar sayesinde seri üretimin başlamasıyla mesleklerinin yok olmaya yüz tuttuğunu belirten Hikmet Baydemir, "Babamın babası ve dedesi de bu işi yapardı. Şimdiye kadar idame ettirdik. Herhalde mesleğin sonuna da geldik. Ocağın başındaki ustanın karşısında çekici vuracak kişi de usta olmalıdır. Teknolojik aletler çıktı ama o da bu saatten sonra bizim işimiz değil. Mesleği bu zamana kadar getirdik." dedi. Mesut Baydemir ise yarım asırdan fazla süredir ağabeyi ile hem sosyal hayatta hem işte birlikte olduklarını anlattı. Ata mesleğini devam ettirdiklerini ifade eden Baydemir, demiri işlemeyi çocuklarına da öğrettiklerini ancak sürdürme konusunda bekledikleri desteği bulamadıklarını aktardı. Baydemir, yaş itibarıyla eski güçleri olmamasına rağmen her sabah atölyeye gelip üretime devam ettiklerini dile getirerek şöyle konuştu: "Çocukluktan beri mesleğimizi yapıyoruz. Belediye başkanı oldum ama sonrasında yine gelip devam ettim. Eskiden babam, dedem çok mücadele vermişler. Kömür yokmuş, odunla demiri ısıtırlarmış. Kasabaya 1972'de elektrik geldi, 1973'te dükkana elektrik aldık. İşimiz, elektik olunca biraz hafifledi. Çok şükür karınca kararınca elimizden geleni yapıp, milletimizi mutlu etmeye çalıştık ve başardık. Abimle arkadaş gibiyiz. Fikirlerimiz uyuşuyor, bazen ben sinirlerim abim sessiz kalır, bazen o öfkelenir ben seslenmem. Birbirimizi kırmadık, üzmedik bu günlere geldik. Teknoloji ilerledi seri imalata döndü. Bu sanata da pek ilgi kalmadı. Benim iki, abimin bir oğlu var. Olağanüstü bir durum olursa gelip bu dükkanda çalışıp mesleği yapabilirler. Yapmıyorlar o başka ama öğrettik. Gençlere şunu söylerim; sanatı öğren yapmazsan yapma. Sanat altın bileziktir."

  • Batman'da atölye açan emekli öğretmen hat sanatını gelecek nesillere aktarmak istiyor

    Batman'da yaşayan emekli öğretmen Hilmi Beyca, İstanbul'da aldığı hat eğitimini gelecek nesillere aktarmak istiyor. İstanbul'da uzun yıllar öğretmenlik yapan ve burada hat eğitimi alan Hilmi Beyca (69), 2016 yılında emekli oldu ve bu yıl memleketi Batman'a yerleşti. Atölye açan Beyca, 1990'lı yıllarda Hattat Hasan Çelebi'den hat eğitimi aldığını, daha sonra Hattat Kamil Nazik ile eğitimine devam ettiğini söyledi. "Şu anda yazma ve imza atma, yani eser verme faslındayım." diyen Beyca, Batman'da açtığı atölyede, eserler üretmek ve öğrenciler yetiştirmek istediğini belirtti. Hat eğitimini aldığı süreçte, Batman'da hat sanatıyla ilgili bir faaliyetin olmadığını fark ettiğini anlatan Beyca, bu eksikliği gidermek için atölye açtığını ifade etti. Sanatın insanın yaratılışında var olan bir özellik olduğunu, bu duygunun İslam medeniyetinde de kendine özel bir yer edindiğini kaydeden Beyca, şöyle konuştu: "İslamiyet, hat sanatı gibi sanatların gelişmesine olanak sağlamış. Hat sanatı, temelde çizginin uyum ve kurallar çerçevesinde işlenmesidir. Hat, tezhip, minyatür ve ebru gibi diğer İslami sanatların da temelini oluşturuyor. Hat, doğru malzemeler ve tekniklerle icra edilen bir sanat dalı. Hat sanatında kullanılan mürekkep, kimyasal mürekkeplerden çok daha dayanıklı ve bin yıl boyunca solmaz. Bu sayede geçmişte yazılan elyazması kitaplar bugüne kadar ulaşabilmiştir. Ayrıca kullanılan kağıtların da özel bir işlemden geçiyor ve hat sanatına uygun hale getiriliyor. Bu işlemde kağıt, nişasta ve yumurta akı kullanılarak parlatılıyor ve kaleme uygun hale getiriliyor." Beyca, atölyesinde isteyenlere ücretsiz hat sanatı eğitimi vereceğini sözlerine ekledi.

  • Merve Karakaya: İngilizce Öğretmenliğinden Sosyal Medya Dünyasına Uzanan Başarı Hikayesi

    Merve Karakaya, sosyal medyada seyahat, moda ve kozmetik üzerine yaptığı paylaşımlarla dikkat çeken bir isim. Kendi tarzını yansıttığı bu içeriklerle geniş bir kitleye ulaşan Merve, takipçilerine hem keyifli hem de ilham verici öneriler sunuyor. Seyahatlerinden moda önerilerine kadar, özgün paylaşımlarıyla dijital dünyada fark yaratmaya devam ediyor. Merve Karakaya, İstanbul'da dünyaya gelmiş ve eğitim hayatının ardından sosyal medyaya yönelerek ilgi odağı olmuştur. Uzun yıllar İngilizce öğretmeni olarak çalışan Karakaya, son dönemlerde kariyerinde farklı bir yola girerek sosyal medya dünyasında etkili bir varlık göstermeye başladı. Otel, restoran, seyahat, kozmetik ve moda gibi farklı alanlarda içerikler üreten Merve, paylaşımlarında ziyaret ettiği mekanları, deneyimlediği ürünleri ve kendi yaşam tarzını takipçileriyle paylaşarak büyük bir ilgi gördü. 134 bin takipçisi ile sosyal medyada dikkat çeken Merve, gezdiği mekanlardan seçtiği kıyafetlere kadar geniş bir yelpazede özgün içerikler sunuyor. Merve Karakaya, gezdiği şehirlerdeki otelleri ve restoranları tanıtmakla kalmayıp, aynı zamanda moda ve kozmetik dünyasındaki yenilikleri de takipçilerine aktarıyor. Kozmetik ürünlerindeki deneyimlerini samimi bir şekilde paylaşan Karakaya, birçok marka ile iş birliği yaparak bu alandaki başarısını pekiştiriyor. Gelecekte seyahat, moda ve güzellik alanlarındaki içeriklerini genişletmeyi planlayan Merve Karakaya, dijital dünyadaki etkisini artırarak daha büyük projelerle adından söz ettirmeye devam edecek. Merve Karakaya, yaşam tarzı, modaya olan ilgisi ve farklı şehirlerde ziyaret ettiği mekanları paylaşarak geniş bir kitleye ulaştı. Instagram'da 134 bin takipçisi ile büyük bir topluluğa hitap eden Karakaya, paylaştığı özgün içeriklerle kısa sürede influencer olarak da tanınmaya başladı. Hem kişisel blog yazılarıyla hem de yaşam tarzı önerileriyle takipçilerine ilham veriyor. Merve Karakaya, sosyal medya stratejisini sadece bir "influencer" olmanın ötesine taşıyarak, bu alandaki başarısını da eğitmen kimliğiyle birleştirdi. Öğretmenlikten kazandığı disiplin, bilgi ve deneyimi sosyal medya paylaşımlarına aktararak hem eğlenceli hem de öğretici içeriklere imza attı. Bu içerikler, gençlerin dil öğrenme sürecini daha keyifli hale getirmeyi ve eğitim dünyasını dijital platformlarda nasıl geliştirebileceğini gösterdi. Eğitim dünyasındaki kariyerine ve sosyal medya başarısına ek olarak, Merve Karakaya pozitif enerjisi, güçlü iletişim becerileri ve özgün tarzı sayesinde birçok markayla iş birliği yaparak geniş bir kitleye ulaşmaya devam ediyor. Başarısı, hem öğretmen hem de sosyal medya fenomeni olarak iki farklı dünyada denge kurma becerisiyle perçinleniyor. Gelecek dönemlerde, sosyal medya etkisini daha da genişleterek, eğitim ve dijital içerik üretimi alanlarında daha fazla projeyle karşımıza çıkmayı planlıyor. Merve Karakaya’nın hikayesi, sadece öğretmenliği değil, aynı zamanda dijital dünyada nasıl etkili olunabileceğinin de en güzel örneklerinden biri.

  • Konut satış adedinde son 21 ayın zirvesi görüldü

    Türkiye genelinde gerçekleşen konut satış adedi eylülde 140 bin 919'a ulaşarak son 21 ayın en yüksek verisi olarak kayıtlara geçti. Türkiye İstatistik Kurumunca (TÜİK) açıklanan konut satış istatistiklerine göre, Türkiye genelinde konut satışları eylülde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 37,3 artarak 140 bin 919 oldu. Türkiye'de eylülde 140 bin 919 konut satıldı Bu rakam, 2024'ün en yüksek verisi olarak kayıtlara geçti. Eylül dışındaki en yüksek rakam 134 bin 155 ile ağustosta, 127 bin 155 ile temmuzda, 110 bin 588 ile mayısta görüldü. Konut satışları ocak-eylül döneminde ise yıllık bazda yüzde 5,2 artarak 947 bin 236 olarak gerçekleşti. Sektör temsilcileri, son 21 ayın en yüksek satış rakamının yakalandığı eylül ayına ilişkin istatistikleri değerlendirdi. "Eylüldeki artış oranı son derece ciddi ve sevindirici" Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) Başkanı Neşecan Çekici, ocak-eylülde geçen yılın aynı dönemine göre konut satışlarının yüzde 5,2 artmasına işaret ederek, "Eylüldeki artış oranı da son derece ciddi ve sevindirici. Ev almanın zamanının geldiğini ev satın almak isteyenler biliyor. 2024'ün ikinci çeyreğinde düşük seyreden ve ertelenen satışların pazara döndüğü görülüyor." dedi. Bu tablonun, "şirketlerin kendi kampanyalarının işe yaradığını ve peşinatı olanların yakın gelecekte fiyat artışı olabileceği endişesiyle harekete geçtiğini gösterdiğini" anlatan Çekici, şu açıklamalarda bulundu: "Özellikle ilk defa satılan konutlarda son aylarda yükseliş trendi mevcut. Temmuzdan günümüze aylık 40 bin adedin üzerinde ve toplam satışın içindeki payı yüzde 30'un üzerine çıkmaya başladı. Öte yandan alternatif yatırım araçlarından da beklentiler sınırlı hale geldi. Kısa vadede faizlerin düşeceği, konut fiyatlarında da yukarı yönlü bir hareket olacağı ihtimali gündemde. İpotekli satışlar tarafında da kredi faizlerinin düşüş beklentisi ve ufak da olsa faiz oranlarındaki düşüşler ipotekli satış tarafında da kıpırdamalara neden olacak gibi görünüyor. Ancak yılın ilk 9 ayı toplamı itibarıyla 2023 ipotekli satışların oldukça gerisindeyiz." Çekici, konut fiyatlarında son aylarda yaşanan reel düşüşe değinerek, bu nedenle hareketliliğin yılın kalan aylarında sürmesini beklediklerini sözlerine ekledi. "İpotekli satışlarda artışın sürmesini bekliyoruz" Konut Geliştiricileri ve Yatırımcıları Derneği (KONUTDER) Yönetim Kurulu Başkanı Ramadan Kumova da konut satış istatistiklerine ilişkin verileri paylaşarak, ipotekli satışlarda da artış yaşandığını söyledi. Türkiye genelinde ipotekli satışların eylülde yıl ortalamasının yüzde 54 üzerinde gerçekleştiğini dile getiren Kumova, "Kredili satışlarda bankaların daha iyimser yaklaşımıyla ipotekli satışların artışının sürmesini öngörmekteyiz ancak yüksek faiz ortamına rağmen bu hızlı artışın sürdürülebilir olabilmesi için faiz ortamının da yumuşaması gerekiyor." dedi. Kumova, konut fiyatlarında yaşanan artışın sene başından bu yana enflasyonun gerisinde kalmaya devam ettiğini kaydederek, "Son üç ayda hızlı artan konut satışları ve fiyatların enflasyonun gerisinde kalmasını bir arada değerlendirecek olursak; insanlar konutta ciddi bir alım fırsatı görüp harekete geçti ve tasarruflarını konuttan yana kullanmaya başladı." diye konuştu. "Nakdi olanlar için konut alımında fırsat dönemi" Anadolu Yakası İnşaat Müteahhitleri Derneği (AYİDER) Başkanı Hakan Şişik de satışların eylülle birlikte yükselişe geçeceğini söylediklerini belirterek, şu değerlendirmelerde bulundu: "Bunun en büyük nedeni faiz indirimine gidileceğinin sinyallerinin verilmesi. Finans tarafında parasını yatırımda bulunduranların Türkiye'nin her zaman birinci yatırım aracı olarak değerlendirilen konuta geri dönüşlerini ve yüksek kiralardan dert yananların konut edinmelerini gösterdi. Dediğimiz gibi elinde nakdi olanlar için bir fırsat dönemi diyebiliriz. Bildiğiniz üzere bazı kamu bankaları konut faiz oranlarında bir nebze indirime gittiler ama burada yine markalı konut projelerinin uyguladığı kampanyaların etkili olduğunu söyleyebiliriz. Hem uygun peşinatlar hem de uygun faiz oranları ve ödeme planlarıyla insanları alıma yönlendirdiklerini belirtebiliriz. Konut satışlarındaki yükseliş trendini son çeyrekte de izlemeye devam edeceğiz. Konut satışları yıl sonunda 1,3 milyon bandını geçecektir." "2023 ve 2024'ün en yüksek rakamı" EgeYapı GYO Genel Müdürü Didem Güneş de eylülde ulaşılan 140 bin 919 adetlik satış rakamının hem 2023'ün hem de 2024'ün en yüksek rakamı olduğunu belirterek, "Daha önce de vurguladığım gibi talepte asla bir durgunluk yok, satış ofislerimizde bunu hep hissettik. Sadece konut kredisine ulaşmak zor olduğu için üreticilerle veya kendi başlarına yatırımcılar formül üretmek için zaman kaybetti." diye konuştu. Bekleyen alıcıların son 3 ayda harekete geçtiğini dile getiren Güneş, "Eylüldeki satışın yüzde 31'i yani 45 bin adedi sıfır satış. Önceki iki ayda da 41 bindi ortalama. Satışların yaklaşık yüzde 90'ı kredisiz. Bir de kredi maliyetlerinin aşağı yönlü olmaya başladığını düşünün. Böyle giderse yılı 1,3 milyonun üzerinde bir satışla kapatacağız gibi görünüyor." ifadelerini kullandı. "Bekleyen talebin harekete geçmesi, konut almak için doğru zaman olduğunu gösteriyor" Fuzul Topraktan Yönetim Kurulu Başkanı Faruk Akbal da bekleyen talebin harekete geçmesinin "ev almak için doğru zaman olduğunu" gösterdiğini kaydederek, şunları kaydetti: "Bu ivmenin artarak devam edeceğini düşünüyorum. Yıl toplamında 1,3 milyonun üstünde bir rakama ulaşacağımızı düşünüyorum. Türkiye biliyorsunuz Avrupa'da konut pazarının lideri. OECD üyesi ülkeler arasında da ABD'den sonra en büyük pazar. Ancak ev sahipliği oranımız yüzde 55'lere doğru geriliyor. Bunu yukarı çıkartacak formülleri bulmalı ve hayata geçirmeliyiz." "Yatırımcılar konut fiyatlarındaki reel düşüşü değerlendiriyor" Helmann Holding Yönetim Kurulu Başkanı Selman Özgün de faizlerin düşeceği ve fiyatların artacağı söylentisinin elinde nakdi olanları harekete geçirdiğini söyledi. Özgün, "Öte yandan konut fiyatlarında 7-8 aydır reel düşüş söz konusu. Yatırımcılar bunu çok iyi takip ediyor ve bu dönemin konut almak için çok doğru olduğunu biliyor. Ayrıca yeni arzların da halihazırda satışta olan konutlardan daha pahalı olacağını düşünen alıcılar fırsat bulursa kaçırmıyor." ifadelerini kullandı. Özyurtlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Tamer Özyurt da konut satış rakamlarının üç aydır yükselişte olduğunu ifade ederek, şu bilgileri verdi: "İpotekli satışlarda da eylülde yıllık bazda yüzde 87,4'lük artış söz konusu. Bir malın fiyatının ne olacağı konusunda talep düzeyi de etkilidir. Talep yetersiz olsa inşaat maliyetleri artsa bile konut fiyatlarında yükseliş görülmeyebilir. Ancak ülkemizde konuta talep son derece yüksek seyrediyor. Bizdeki ana sorun konuta ulaşmayı sağlayan kredi faizlerinin yüksekliğidir. Ancak son zamanlarda konut kredi faizlerindeki küçük de olsa aşağı yönlü hareket konut alıcısını harekete geçirdi. Talepkar konut yatırımcısı, beklemekten sıkıldı ve fiyatların daha da artacağı endişesiyle farklı tasarruflarda tuttuğu parasını konuta yatırdı." Bahaş Holding Üst Yöneticisi (CEO) Abdüssamet Bahadır da inşaat maliyetleri arttığı sürece konut fiyatlarının da aynı oranda artmak zorunda olduğunu ancak son aylarda konut fiyatlarında reel düşüşler yaşandığını söyledi. Konut maliyetlerindeki artış hızında düşüş yaşanmasının beklendiğini ve bu beklentinin alıcıyı harekete geçirdiğini anlatan Bahadır, "Olası fiyat artışlarından etkilenmemek adına harekete geçen bu kesim, önümüzdeki yıl faizler düşme trendine girdiğinde konuta talebin artacağını ve bunun da konut fiyatlarını yükselteceğini öngören kesim. Ayrıca eylülde ipotekli satışlarda yaşanan artış da dikkat çekiyor. Bu da kredi faizlerindeki düşüşün piyasayı nasıl hareketlendirdiğinin göstergesi olarak karşımıza çıkıyor." diye konuştu.

  • Bedriye Kaya: Evinden Başlayarak Zirveye Ulaşan Bir Başarı Hikayesi

    Evinin Odasından Zirveye: Bedriye Kaya’nın İlham Veren Güzellik Yolculuğu Güneydoğu Anadolu’nun Siirt ili Eruh ilçesinde, 1981 yılında dünyaya gelen Bedriye Kaya, genç yaşlarından itibaren azimli ve kararlı duruşuyla farklı mesleklerde görev aldı. Ancak onun gerçek tutkusu, güzellik ve kişisel bakım sektörüne duyduğu ilgi oldu. Evlendikten sonra Bursa’ya taşınan Kaya, hayallerini gerçekleştirmek için evinin küçük bir odasında güzellik hizmeti sunmaya başladı. Bugün, tam 20 yıl sonra, Bursa’da saygın bir güzellik merkezi olan SALON BEDRİYE KAYA’nın sahibi ve türban tasarım alanında eğitimler veren başarılı bir girişimci. Bedriye Kaya'nın başarı hikayesi, basit bir başlangıçla büyük başarılara imza atmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Kumaş katlama sanatı ve türban tasarımı üzerine eğitimler vererek sektörde fark yaratan Kaya, güzellik merkeziyle müşterilerine profesyonel bakım hizmetleri sunuyor. Salonunda sadece güzellik ve bakım hizmetleri değil, aynı zamanda eğitimlerle de kadınların kendilerini geliştirmelerine katkıda bulunuyor. Bitlis Tatvan’da düzenlenen eğitim programlarıyla başlayan ödül süreci, İstanbul Adile Sultan Sarayı’ndaki gelinlik defilesi ve 100 Türk iş kadını arasında seçilmesiyle taçlandı. Bu özel gün, Bedriye Kaya için unutulmaz bir anıydı ve sektördeki yerini sağlamlaştırdı. Ayrıca, Ankara’da jüri üyeliği yaparak türban tasarımı konusunda ulusal çapta tanınan bir isim haline geldi. Yaptığı işteki başarıları, 2024 yılında Türk iş kadınları ödülüne layık görülmesiyle bir kez daha tescillendi. Geleceğe yönelik planları arasında Antalya, Tatvan ve Mardin’de eğitimler vererek daha fazla kadının hayatına dokunmak yer alıyor. Bedriye Kaya, bir kadın olarak zorlukların üstesinden gelmenin mümkün olduğunu ve başarıya ulaşmanın azim ve kararlılıkla mümkün olabileceğini gösteren ilham verici bir rol model. İşini Severek Yapıyor, Yenilikleri Takip Ediyor Bedriye Kaya, sektördeki başarılarının sırrını işine olan tutkusu ve sürekli gelişime açık olmasına borçlu. Güzellik ve kişisel bakım alanındaki en yeni trendleri yakından takip eden Kaya, müşterilerine en iyi hizmeti sunmak için kendini sürekli olarak geliştiriyor. Kaliteli ürünler ve en güncel tekniklerle çalışan ekibiyle, her bir müşterisinin memnuniyeti için özenle çalışıyor. Yeniliklere açık ve her zaman bir adım önde olma hedefiyle, sektördeki liderliğini sürdürüyor. SALON BEDRİYE KAYA, Bursa'nın Yıldırım ilçesinde, Özdilek Caddesi No:54/A adresinde hizmet vermektedir. Geniş hizmet yelpazesiyle güzellik ve bakım ihtiyaçlarınızı karşılayan bu prestijli mekânda, Bedriye Kaya'nın deneyimli ekibiyle en son trendleri takip eden hizmetlerden faydalanabilirsiniz. Randevu almak veya daha fazla bilgi edinmek için salonun resmi web sitesini ziyaret edebilir ya da Instagram hesabı ( @salonbedriyekaya ) üzerinden iletişime geçebilirsiniz. https://bedriyekaya.com.tr/

  • Düğün takılarıyla hobi bahçesi alan çift işlerini büyüterek üretim atölyesi kurdu

    İstanbul'daki işlerinden ayrılarak Bolu'ya yerleşen girişimci çift, düğün takılarıyla aldıkları hobi bahçesinde yetiştirdikleri ürünleri tüketicilerle buluşturuyor. Aslen Bolu Mengenli olan 33 yaşındaki Sündüs Burcu Nalbantoğlu, iletişim fakültesi halkla ilişkiler ve tanıtım bölümü ile çocuk gelişimi bölümünden mezun olduktan sonra İstanbul'da bir hazır giyim firmasında üst düzey yönetici asistanı olarak çalışmaya başladı. Sündüs Burcu, 2018 yılında hayatını haber yönetmeni 44 yaşındaki Barış Nalbantoğlu ile birleştirdi. Çift, düğün takılarını değerlendirmek için Mengen ilçesine bağlı Konak köyünde 1 dönüm arazi satın alarak hobi bahçesi oluşturdu. İşlerinden arta kalan zamanlarda Mengen'e gelerek bahçelerinde sebze ve meyve ile tıbbi aromatik bitki yetiştiren çift, Kovid-19 salgını döneminde köye yerleşme kararı aldı. Sündüs Burcu Nalbantoğlu'nun 2021 yılında Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığının kadın girişimciler için açtığı programdan ekipman desteği almasının ardından çift, bahçelerinde yetiştirdikleri ürünlere katma değer sağlamak amacıyla üretim atölyesi kurdu. Köyden 3 dönüm daha arazi satın alan çift, domates, salatalık, biber, çilek, fasulye gibi ürünler ile tıbbi aromatik bitkileri atölyelerinde işleyerek kendi markalarıyla ağırlıklı olarak internet üzerinden satışa sunuyor. "Kendimi bildim bileli çiftçiliğe çok meraklıydım" Sündüs Burcu Nalbantoğlu, İstanbul'da yönetici asistanı olarak çalışırken eşiyle işlerinden istifa ederek memleketlerine yerleştiklerini söyledi. Köylerinde çiftçilik yapmaya başladıklarını dile getiren Nalbantoğlu, "Kendimi bildim bileli çiftçiliğe çok meraklıydım. Küçüklüğümden beri de bu konulara hakimdim. Anneannemden çok şey öğrenmiştim." diye konuştu. Anneannesinden öğrendiklerinin yanı sıra modern üretim teknikleriyle ilgili eğitimler aldığını belirten Nalbantoğlu, "Beyaz yakalı olarak çalışırken yüreğimizde hep kendi topraklarımızda ya da kırsalda herhangi bir yerde çiftçilik yapmak vardı." dedi. Nalbantoğlu, salgın döneminde iş yerleri kapanınca köydeki bahçelerini ekmeye başladıklarını anlatarak, "Aslında hobi olarak buna başlamıştık. Zaten çok sevdiğimi biliyordum fakat bu kadar çok keyif alacağımızı bilemiyorduk. Eşimin de keyif alacağını bilemiyorduk." ifadesini kullandı. Mengen'in iklimine uygun bitkileri deneyerek üretimlerini çoğalttıklarını belirten Nalbantoğlu, şunları söyledi: "Mahsul çok olunca bunun işlenmesi gerektiğini düşündük. İşlediğimiz mahsule de katma değer katmamız gerekiyordu. Kendimize konserve gıda yaptık, salça, turşu, tarhana, reçelimizi yaptık ama bunun da sayısı çok fazlaydı. 'Kırsalda yaşasak geçimimizi sağlayabilir miyiz? Bu bizi mutlu eder mi?' dedik. İlk sene bunu denedik. Bu süre içinde yaptığımız şeylerin bizi de tatmin ettiğini gördük. Bunu geçimimizi sağlayacak bir iş haline getirelim ve bu bizim kırsalda yaşamamıza da vesile olsun diye düşünerek çalıştık." Nalbantoğlu, arazilerinde çeşitli sebze ve meyveler ile aromatik bitkiler yetiştirdiklerini, ürünlerden reçel, salça, menemenlik sos da ürettiklerini dile getirerek, bunları kendi markalarıyla internet üzerinden tüketicilerle buluşturduklarını sözlerine ekledi. Barış Nalbantoğlu da doğma büyüme İstanbullu olduğu için çiftçilik hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını kaydetti. Nalbantoğlu, eşinin çiftçiliğe merakı dolayısıyla köye yerleşme kararı aldıklarını dile getirerek, "Eşim zaten bu konulara çok meraklıydı. Anneannesi ve annesinden kadim bilgiler öğrenmiş. Benim hiçbir ilgim yoktu bu işlere. Buraya geldikten sonra eşime yardım ettim." dedi.

  • Genç doktorun en büyük yardımcısı aynı hastanede çalıştığı hemşire annesi

    İzmir Karaburun Devlet Hastanesi'ne atanan pratisyen hekim Sevim Nur Şeker, mesaisini aynı birimde hemşire annesi ile yürütüyor. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nden haziran ayında mezun olan 24 yaşındaki Sevim Nur Şeker, Sağlık Bakanlığınca, hemşire olan annesi Aslı Şeker'in görev yaptığı Karaburun Devlet Hastanesi'ne atandı. Şeker, 25 yıllık hemşire annesinin de görev yaptığı hastanenin toplum sağlığı ve diyaliz merkezinde görevlendirildi. Sağlık çalışanı anne ve kızı işe birlikte gidip geliyor. Genç doktor ve hemşire anne, mesailerine diyaliz merkezinde vizite (hastaların sağlık durumunu gözden geçirmesi) yaparak başlıyor. Hemşire anne tansiyon ölçüyor, tetkikler için kan alıyor, doktor kızı ise hastaların genel sağlık durumlarının takibini yapıyor. Doktor Sevim Nur Şeker,babasının emekli polis olduğunu, küçük yaşlardan bu yana hemşire olan annesini örnek aldığı için doktor olmaya karar verdiğini söyledi. İlk tayininin annesinin çalıştığı hastaneye çıktığını öğrendiğinde şaşırdığını belirten Şeker, "Beklemiyorduk açıkçası çünkü çok fazla tercih yapmıştık. İlk anneme söyledim, çok mutlu oldu. Annemle birlikte hastalarla iyi bir iletişimimiz var. Annemle çalışmak bana güven veriyor. Burada kendimi yalnız hissetmiyorum." dedi. Şeker, bir süre daha pratisyen hekim olarak çalışmaya devam edeceğini ancak daha sonra bir alanda uzman olmak istediğini anlattı. Diyaliz tedavisi gören hastalarla yakından ilgilenmeye çalıştığını ifade eden Şeker, şöyle konuştu: "Annemin hasta ve hasta yakınlarıyla iletişim noktasında çok önemli tavsiyeleri oldu. Mesela hastalarla empati kurmamız, onlarla aile gibi olmamız gerektiğini anlatıyor. Hasta doktor ilişkisinin ötesinde biraz daha empati kurabiliyorum. Annemin burada olması hastalarla iletişimimi güçlendirdi. Hastalarla bir aile gibi olduk. Onların gönüllerini alacak, o gün onları mutlu edecek şeyler söylüyoruz. Hastalar da çok mutlu. Onlar bizi biz onları seviyoruz." "Onun çalışkan bir doktor olmasını istiyorum" Anne Aslı Şeker ise kızıyla aynı hastanede çalıştığına inanamadığını dile getirdi. Kızı sayesinde kendisini mesleğe ilk başladığı yıllardaki gibi hissettiğini ifade eden Şeker, "Kızımla işe gidip gelmemiz beni çok mutlu ediyor. Onun çalışkan bir doktor olmasını istiyorum. Aramızda iş yerinde doktor hemşire ilişkisi var. Evde hastalar hakkında çok konuşmuyoruz. Tecrübelerimden faydalanmak istediği zaman yardımcı oluyorum. Anne nasıl yapalım diye soruyor." diye konuştu. Hastalardan Ebru Çelikbilek, 8 yıldır diyaliz tedavisi gördüğünü, Doktor Sevim Nur Şeker ve hemşire annesi Aslı Şeker'in kendilerine çok iyi davrandığını söyledi. Diyaliz merkezinde aile gibi olduklarını belirten Çelikbilek, "Aileden biri gibi davranıyorlar. Bu bizler için çok önemli. Bazen ailevi sorunlarımızı bile paylaştığımız oluyor. Burası bir aile yuvası. Onlardan çok memnunuz." diye konuştu. İsmail Konya ise anne kızın kendileriyle çok ilgilendiğini ve moral verdiğini dile getirdi. Anne ve kızın aynı hastanede olmasının kendilerine de faydasının dokunduğunu vurgulayan Konya, "Çünkü birbirlerine destek oluyorlar, bu bize de yansıyor. Samimi bir hava içindeyiz. En iyi hizmeti görüyoruz. Annesinden de kızımızdan da memnunuz." dedi. Başhekim Hasan Alpay, anne kızın görevlerini büyük bir hassasiyetle yaptığını, tüm hastalarla çok iyi iletişim kurduklarını belirtti.

  • Merakla beklenen 'Vergi Yüzsüzleri' listesi ilk kez açıklandı

    Tüm Türkiye genelinde vergi borcunu ödemeyen mükelleflerin yer aldığı 'vergi yüzsüzleri listesi' bugün itibarıyla açıklandı. Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından vergi borcunu ödemeyen mükelleflerin yer aldığı liste illerin vergi dairelerinde ilan edildi. Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca (GİB) kesinleşen vergi ve cezalar ile vadesi geçtiği halde ödenmemiş vergi borcu bulunan 57 firma ve şahsın isimlerini ilk kez ilan etti. 5 MİLYON LİRA VE ÜZERİ BORCU OLANLAR İLK DEFA AÇIKLANDI Hazırlanan listelerde, geçen yıl sonu itibarıyla vadesi geldiği halde 30 Eylül itibarıyla ödenmemiş vergi ve cezalar ile 1 Haziran 2023-31 Mayıs 2024 tarihlerinde kesinleşen tarhiyatlar dikkate alındı. Her bir vergi dairesine 5 milyon lira ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükelleflerin isimleri İl ve İlçe Vergi Dairelerinde askıya çıkarıldı. Bakanlığa verilen yetki kapsamında, her bir vergi dairesine 5 milyon lira ve daha fazla borcu olan veya bu tutar ve üzerinde kesinleşen vergi ve cezası bulunan mükellefler ilk kez yayımlandı. Yapılacak açıklamalar, vergi dairesinin ilan koymaya mahsus yerlerine asılacak. GİB de 1-15 Kasım'da söz konusu listeleri internet sitesinde paylaşacak. 5 milyon üzeri vergi borcu bulunan 57 firmadan bazıları şu şekilde oldu: Vergi Kimlik No: 14000****32 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ADNAN SARAÇ Esas Faaliyet Konusu: PAZARLAMA, TOPTAN TİCARET Borç Tutarı: 13 milyon 611 bin 474.95 TL Vergi Kimlik No: 14422****32 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: HAMİT ASLAN Esas Faaliyet Konusu: ALIM SATIM, EMLAK KOMİSYONCULUĞU Borç Tutarı: 6 milyon 44 bin 360.86 TL Vergi Kimlik No: 23508****34 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MUSTAFA AYDOĞAN Esas Faaliyet Konusu: ELEKTRİK, SU, DOĞALGAZ DALLARINDA TOPTAN TİCARET Borç Tutarı: 32 milyon 46 bin 929.72 TL Vergi Kimlik No: 27003****34 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ZEKİYE BAYSAL Esas Faaliyet Konusu: KONFEKSİYON ÜRÜNLERİ İMALATI Borç Tutarı: 5 milyon 111 bin 898.21 TL Vergi Kimlik No: 15203****16 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MEHMET KAZIM Esas Faaliyet Konusu: MAĞAZACILIK Borç Tutarı: 6 milyon 591 bin 666.53 TL Vergi Kimlik No: 10609****32 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MUSTAFA HÜSEYİN HOCAOĞLU Esas Faaliyet Konusu: İNŞAAT MÜHENDİSLİĞİ Borç Tutarı: 5 milyon 47 bin 880.21 TL Vergi Kimlik No: 23404****13 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: SÜLEYMAN AKIN YİĞİT Esas Faaliyet Konusu: TOPTAN İNŞAAT MALZEMELERİ TİCARETİ Borç Tutarı: 8 milyon 113 bin 892.71 TL Vergi Kimlik No: 21118****23 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MEHMET HAKAN OĞUZ Esas Faaliyet Konusu: GIDA VE NAKLİYAT Borç Tutarı: 5 milyon 953 bin 846.32 TL Vergi Kimlik No: 23009****11 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: ALİ SÖNMEZ Esas Faaliyet Konusu: SANAYİ MAKİNELERİ TİCARETİ Borç Tutarı: 7 milyon 564 bin 073.23 TL Vergi Kimlik No: 20908****14 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: YUSUF CEMALİ KILANCI Esas Faaliyet Konusu: İNŞAAT VE GAYRİMENKUL GELİŞTİRME Borç Tutarı: 10 milyon 974 bin 989.41 TL Vergi Kimlik No: 25608****12 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: EMİNE SULTAN BOZDEMİR Esas Faaliyet Konusu: TOPTAN PERAKENDE TİCARET Borç Tutarı: 9 milyon 748 bin 647.11 TL Vergi Kimlik No: 18808****21 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: MAHMUT YILMAZ Esas Faaliyet Konusu: GIDA VE LOJİSTİK Borç Tutarı: 5 milyon 111 bin 899.32 TL Vergi Kimlik No: 15508****11 Borçlu Adı, Soyadı, Unvanı: İBRAHİM ŞAHİN Esas Faaliyet Konusu: OTEL İŞLETMECİLİĞİ Borç Tutarı: 6 milyon 788 bin 213.92 TL

  • Yahyalı elması yöre kadınının elinden dünya pazarına açılıyor

    Kayseri'nin Yahyalı ilçesinde yetiştirilen elmaların üretiminden hasadına kadar her aşamasında yöre kadını yoğun emek harcıyor. Kalitesi ve kendine has aromasıyla iç ve dış piyasada talep gören Yahyalı elmasının bakımından, hasadına ve depolanmasına kadar tüm aşamalarında yüzlerce kadın büyük özveriyle çalışıyor. Kadınların büyük katkısıyla yetiştirilen elmalar, Hindistan, Kanada, Libya, Suudi Arabistan, Kuveyt, Katar ve Rusya başta olmak üzere 25 ülkeye ihraç ediliyor. Elma deposunda çavuş olarak çalışan Kezban Tekin, elma üretiminde çoğunlukla kadınların mesai harcadığını söyledi. Yahyalı kadınının emektar olduğunu dile getiren Tekin, "Kadınlar hem evde işini görüyor hem burada çalışıyor. Sabah geliyor, akşam gidiyor. Ekmeğimizi kazanıyoruz. Hem biz kazanıyoruz hem millet kazanıyor." dedi. "Dala çıkan da merdivene çıkan da kadın" Tekin, elma üretimine çok büyük destek verdiklerine değinerek, şöyle devam etti: "Kadın olmazsa olmuyor. Bundan 2 gün öncesine kadar tarladaydık. Dala çıkan da merdivene çıkan da kadın. Erkeğin burada yaptığı elma yüklü kasayı almak. İşin çoğunluğu kadında bitiyor. Kadın elmayı diziyor, seçiyor, çürüğü atıyor. Yani iş hep kadında bitiyor. Yahyalı elmasının bu kadar iyi ve meşhur olmasında kadının etkisi var. Tarladan çıkıp bu seviyeye gelmesinde kadınların emeği çok büyük. Benim 34 işçimin sadece 5'i erkek." İşçilerden Gönül Koç ise yaklaşık 8 yıldır elma işinde çalıştığını, aile bütçesine katkı sağladığını belirtti.Hatice Gürkan da elma işinin yanında ev işlerini de ihmal etmediklerini anlatarak, "Biz daha temiz çalışıyoruz. Elmaların yaralılarını, kötülerini alıyoruz. Böyle çalışmaktan zevk alıyoruz. Burası bizim için şenlikli geçiyor. Çalgımız olursa bazen oynuyoruz. Emeklerimiz çok." diye konuştu. Üretici Abdullah Dağ ise kadınların elmaları daha hassas topladığını ve bu yüzden çalışanlarının yüzde 90'ının kadınlar olduğunu söyledi. "Elma işinde çalışan yaklaşık 2 bin kişinin yüzde 90'ı kadınlarımız" Yahyalı Belediye Başkanı Esat Öztürk de ilçedeki kadınların elma üretimine önemli katkı sağladığını vurguladı. Elma bahçesinden depoya kadar her yerde kadınların çalıştığına dikkati çeken Öztürk, şunları kaydetti: "Yahyalı'daki kadınlarımızın çoğu elma işinde çalışıyor. Elma işinde çalışan yaklaşık 2 bin kişinin yüzde 90'ı kadınlarımız. Kadınlarımızın Yahyalı ekonomisine Kayseri ekonomisine ve dolayısıyla Türkiye ekonomisine ciddi manada katkısı var. Elmacılık zor bir sektör. Yahyalı kadını, diğer Türk kadınlarının da olduğu gibi katma değer üreten beceriye sahip. Kadınlarımıza 8-9 ay istihdamımız var. Bu gerçekten önemli. Kadınlarımızın, mutfağa, aile ekonomisine katkısı oluyor. Üreten, eli öpülesi kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Kadınlarımızın daha çok tercih edilmesinin sebebi işine olan vefası diye düşünüyorum."

  • Cam kemik hastası kadın, el işi ürünler yaparak ailesine destek oluyor

    Eskişehir'de yaşayan cam kemik hastası Kader Döngel, örgü ve tığ işleme ile yaptığı el işi ürünleri satışa sunarak hem aile bütçesine destek oluyor hem de engelini becerileriyle aşıyor. Gündelik hayata karışmakta zorlanan, rahatsızlığı nedeniyle evinden çıkamayan 34 yaşındaki Döngel, ilkokulun ardından ortaokulu 2022'de uzaktan eğitimle tamamladı. Tekerlekli sandalyeye bağımlı yaşayan Döngel, eğitimin verdiği cesaretle sosyal hayata adapte olmak için çocukluğunda oynadığı oyuncak bebekler için yaptığı kıyafetlerden ilham alarak örgüye başladı. Annesi Hanım Döngel'in örgülerini örnek alan Döngel, tığı sol eliyle tuttuğu için kendi yöntemleriyle çalıştı. Döngel, annesinden öğrendiği tekniklerle örgü ve tığ işlemede kendini geliştirdi, oyuncakları için tasarladığı kıyafetleri örgüye uyarlayıp birçok model ördü. Evindeki yünleri kullanarak lif, patik, kazak örmede mesafe kateden Döngel, amigurumi bebekler de hazırladı. Annesiyle Tepebaşı Belediyesinin haftada iki gün ilçenin farklı noktalarında kurduğu sergilerde diğer tasarımcılarla ürünlerini satışa sunan Döngel'in ürünleri ilgi görüyor. "Benim gibi olan insanlar asla kendilerini eve kapatmasın" Cam kemik hastası Kader Döngel, yaptığı el işi ürünler sayesinde yeni insanlarla tanıştığını, hayata örgüyle bağlandığını söyledi. Katıldığı sergilerde ziyaretçilerden olumlu dönüşler aldığını belirten Döngel, "Ziyarete gelen herkes çok beğendi. İnsanlar bunu hayata tutunmamın bir yolu olduğunu fark edince, benim burada olmamı, hayata bağlandığımı görünce beğendiler, mutlu oldular." dedi. Döngel, para kazanmanın ikinci planda olduğunu dile getirerek, insanlarla bağ kurmanın önemini vurguladı. Kemik yapısı zayıf olduğu için çeşitli zorluklarla karşılaştığını bildiren Döngel, şöyle devam etti: "Sağlık durumumdan dolayı bir günde bir bebek patiği, bir haftada bir amigurumi bebek yapabiliyorum. Kaslarım da zayıf, dolayısıyla çok çabuk yoruluyorum. Gözlerimde de problem olduğu için dikkatli olmaya çalışıyorum. Amigurumi, örülmesi, doldurulması ve dikimi uzun süren ince bir iş. Birçok insan yapamıyor hatta insanlar gördüklerinde 'Sen bunları nasıl yapıyorsun, çok güzel olmuş.' diyor. Benim gibi olan insanlar asla kendilerini evlerine kapatmasın, umutsuzluğa kapılmasınlar. Onların da becerileri vardır, bunları keşfederek kendilerini geliştirsinler isterim. Asla pes etmesinler." Uzaktan eğitimle liseye devam ettiğini anlatan Döngel, en büyük hedefinin okulunu bitirmek olduğunu sözlerine ekledi. Hanım Döngel ise kızıyla beraber iş yapmaktan mutlu olduğunu belirterek, "Kızım hayata böyle bağlandığı için çok mutluyum. Gelen müşteriler de bizleri çok mutlu ediyor. En büyük isteğim bir gün kızımın iş bularak çalışma hayatına katılabilmesi." diye konuştu.

  • Çinli Şirketlerden Türkiye'ye Dev Çıkarma!

    Avrupa'ya yayılma hedefleri doğrultusunda Türkiye'yi stratejik merkez olarak konumlandıran 12 Çinli otomobil devi, ardı ardına resmi yatırım kararlarını açıklarken, Türkiye pazarı tarihinin en yoğun rekabetine şahit olmak üzere. BYD'nin dev yatırımı dikkat çekiyor! Çinli otomobil devi BYD, Türkiye’ye yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yaparak bir Ar-Ge merkezi kurmayı ve 5 bin kişiye doğrudan istihdam sağlamayı planlıyor. 2026’da faaliyete geçmesi beklenen bu merkez, Türkiye'nin otomotiv ekosistemine büyük katkı sağlayacak ve Türkiye’yi Avrupa pazarına açılan önemli bir kapı haline getirecek. Avrupa Birliği’nin Çin’den gelen elektrikli otomobillere ek vergi getirme kararının ardından, Türkiye’ye yatırım yapan Çinli otomobil devleri bu vergilerden muaf olacak. Bu da Türkiye’yi Çinli üreticiler için daha cazip bir yatırım noktası haline getiriyor. BYD, Türkiye'de ürettiği elektrikli araçlar sayesinde Avrupa Birliği'nde de vergi avantajı sağlayacak. Domino etkisi yaratıldı! BYD’nin yatırım kararının ardından, DFSK, Chery, MG gibi diğer Çinli otomobil devleri de Türkiye’ye yatırım planlarını hızlandırdı. Türkiye, elektrikli araç rekabetinin yeni merkezi haline geliyor. BYD'nin hedefi sadece üretimle sınırlı değil; tam elektrikli ve hibrit araçlarla Türkiye pazarında hızlı bir büyüme hedefleyen marka, 2024 yılına kadar 10 bin araç satışı gerçekleştirmeyi amaçlıyor. BYD Türkiye Genel Müdürü İsmail Ergun, “Markamızın Türkiye’de hızlı bir şekilde büyüyeceğini ve pazarda güçlü bir konuma ulaşacağını öngörüyoruz,” diyor. Yeni Elektrikli Otomobil Danışmanları sahada! BYD, Türkiye’deki tüketicilere elektrikli araçlar hakkında güvenilir bilgi sunmak için bayilerde "NEV Danışmanları" görevlendirdi. Bu danışmanlar, müşterilere en doğru bilgiyi sunmak ve yeni teknolojilere geçiş sürecinde rehberlik etmek için hazır.

  • Yürüme engelli kadın, hayvancılık sayesinde yaşama bağlandı

    Giresun'da 2007'de geçirdiği rahatsızlık nedeniyle yüzde 59 yürüme engelli olan, yapılan operasyonun ardından uzun süre fizik tedavi gören 43 yaşındaki Derya Bekdemir, hayvancılığa başladıktan sonra bulduğu moralle hayata dört elle sarıldı. Giresun'da yürüme engeli bulunan Derya Bekdemir, hayvancılığın getirdiği hareketli yaşam ve moralle hayata tutundu. Kemiklerindeki rahatsızlık nedeniyle operasyon geçiren ve uzun süre fizik tedavi gören yüzde 59 yürüme engelli Bekdemir, sağlık sorunlarının artması üzerine moral olması amacıyla 5 yıl önce yayladaki halasının yanına gitti. Burada halasının büyükbaş hayvanlarıyla ilgilenen ve bu süreçte şikayetlerinin azaldığını fark eden 43 yaşındaki Bekdemir, Kovid-19 salgını döneminde annesi ve babasıyla kent merkezinden Burhaniye köyüne taşındı. Sağlığına iyi geleceğini düşünerek hayvan bakmaya karar veren Bekdemir, daha önce yaylada halasının yanında edindiği tecrübeyle buzağı aldı. Babasının da desteğiyle ahır yaptıran Bekdemir'e İl Tarım ve Orman Müdürlüğü 3 yıl önce 5 büyükbaş hayvan hibe etti. Hayvancılık sayesinde daha hareketli bir yaşam sürmeye başlayan Bekdemir, hayvan sevgisi ve üretime katılmanın verdiği mutlulukla yaşama daha sıkı sarıldı. Koltuk değneğiyle her gün ahıra giderek hayvanların bakımı, süt sağımı ve ahırın temizliği gibi işlerle uğraşan Bekdemir'in 8 büyükbaş hayvan ve 3 buzağısı bulunuyor. Hayvanlarından elde ettiği süt, peynir, yoğurt ve tereyağı gibi ürünleri pazarlayarak gelir sağlayan Bekdemir, az da olsa tarlasında ürettiği sebzelerin de satışını yapıyor. Derya Bekdemir, 2007'de yaşadığı rahatsızlık sonucu engelli kaldığını anlattı. Uzun süre yatalak denebilecek boyutta hayatını evin içerisinde geçirdiğini ifade eden Bekdemir, "O dönemler benim için çok sıkıcı ve yorucuydu. Sonra uzuvlarımın birçoğunu hissetmemeye başladım, sonra buna farklı sağlık problemleri de eklendi." diye konuştu. Bekdemir, sıkıntıların artması üzerine 5 yıl önce yaylaya halasının yanına gittiğini belirterek, şöyle devam etti: "Orada buzağılarla ineklerle oynarken, onlar benim ellerime, kollarıma dokunurken, yalarken, o sürede geçirdiğim zamanda ağrılarımın, kramplarımın daha da azaldığını fark ettim. Yattığım zaman canım çok yanıyordu, uyuşmalarım çok fazla vardı ama hayvanlarla oynadığım gün, galiba hareketliliğim arttığından dolayı yataktan daha rahat kalktım." Görüştüğü doktorunun bu durumun, aktivitelerin olumlu etkisi olabileceğini söylediğini ifade eden Bekdemir, bunun sonucu köyde bir buzağı, sonrasında da bir inek aldıklarını söyledi. Geçirdiği operasyon ve gördüğü fizik tedaviyle ayağa kalkan Bekdemir, hayvancılığa başlamasının hastalıkla ilgili bir durum olduğunu dile getirerek, "Benim hastalık sürecimin, beni yoran, yıpratan sürecini atlatmaya yardımcı olsun diye başladığımız bir yoldu." dedi. Vücudunun bazı yerlerinde yaralar çıktığını ifade eden Bekdemir, "Onlarla oynarken yaralar kapanmaya başladı. Fiziksel aktivitelerim daha çok artmaya başladı. Ağrılarımı daha hafif atlatabiliyorum, aktivitelerim artıyor çünkü yataktan kalkma sebebim oluyorlar." diye konuştu. Bekdemir, hayvanlarının her birine ayrı isim koyduğunu belirterek, "İlk göz ağrımdan biridir 'Çilek' isimli buzağı. Baharda gelen hayvanımızın birinin adını 'Yazgülü' koydum, birinin önlerine gelen saçları vardı, kınalı şeklindeydi, adını 'Kınalı' koydum. Biri yere basmaya tedirgindi, adını 'Nazlı' koydum. Her birinin ayrı hikayesi var." dedi. "Onlarla bir yolculuktayım" Hayvanlarını evinin bir bireyi gibi gördüğünü vurgulayan Bekdemir, "Sanki onlar benim parçam, onlarla bir yolculuktayım, onlarla huzurlu bir hayat yaşıyorum." ifadesini kullandı. Derya Bekdemir, hayvan bakarken zorlandığı zamanların da olduğuna işaret ederek, "Ama faydasını gördüğüm yerler çok fazla. 'Bugün benim çok ağrım var, yatmam gerekiyor.' demiyorum, sabah kalkıp 'Hayvanlarımın bana ihtiyacı var, gitmem gerekiyor.' diyorum. Onlarla geçirdiğim her gün beni daha mutlu ediyor." dedi. Bekdemir, kendisine her ihtiyaç duyduğunda destek olan İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkilileri ile arkasında duran ailesi ve arkadaşlarına teşekkür etti.

Arama Yap

bottom of page