Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Türkiye'de de dünyada da ilk! Giresun Sendromu olarak tıp literatürüne girdi
Giresun’da bir hastada görülen tüm organların yer değiştirmesine bağlı siroz hastalığı vakası görüldü. Vaka, dünyada da ilk kez görülürken bilim dünyasında Giresun Sendromu adıyla tıp literatürüne geçti. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi, dünya tıp literatürüne geçecek önemli bir başarıya imza attı. Tüm organların yer değiştirmesi ve buna bağlı olarak siroz gelişmesiyle karakterize bir vakayı tanımlayan doktorlar, bu durumu Giresun Sendromu adını verdi. Giresun Eğitim ve Araştırma Hastanesi Gastroenteroloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ahmet Cumhur Dülger, bu hastalığın dünyada daha önce tanımlanmadığını vurguladı. “Dünyada ilk defa tüm organları ayna görüntüsünde ters dönmüş bir hastamızda kalp yetmezliğine bağlı siroz tespit ettik." diye konuşan Prof. Dr. Dülger, "Bu vakayı ulusal ve uluslararası kongrelerde hakemlerin onayıyla tıp literatürüne kazandırdık ve Giresun Sendromu adını verdik." dedi. Türkiye'de de dünyada da ilk! Giresun Sendromu olarak tıp literatürüne girdi. Dülger, organların ters yerleşiminin nadiren görüldüğünü ancak bu vakada tüm organların yer değiştirdiğini ve bunun yanı sıra sirozun geliştiğini dile getirdi. Dülger, "Bu hastalar normal kapasitelerinde çalışamıyor, yürüyemiyor ve ömürleri kısalıyor. Karaciğer fonksiyonlarındaki bozulmalar zamanla daha belirgin hale geliyor ve uygun tedavi yapılmazsa hastalık hayatı tehdit edici boyutlara ulaşabiliyor." ifadelerini kullandı. Siroz olduktan 10 ila 12 sene sonra hastaların karaciğer nakline ihtiyaç duyduklarını dile getiren Dülger, "Bir kısmı nakil yaptırıyor, bir kısmı yaptıramıyor yaşam beklentileri daha kısa oluyor. Uygun tedavi edilmezlerse hayati tehlikeli olan bir hastalık grubu." dedi. "Uzun yıllar farkına varmadan yaşıyorlar ama bir zaman geliyor. Karaciğer fonksiyonlarında bozukluk çıkıyor." değerlendirmesinde bulunan Dülger, "Bu durumda müdahale lazım geliyor. Biz hem kalp açısından hem de karaciğer açısından gereken tedavilerine başladık. Şu an hastamızın durumu iyi." diye konuştu. "GİRESUN'UN ADINI DUYURDUK" Başhekim Dr. Fazlı Kulaklı da bu başarının önemine değinerek "Bir sendrom tanımlamak kolay değil ama Giresun’dan çıkan bu başarıyı çok önemsiyoruz. Bu sendrom, Giresun’un adını tüm dünyaya duyuracak ve tıp literatüründe önemli bir yer edinecek." dedi. GİRESUN SENDROMU HASTALIĞININ BELİRTİLERİ NELER? Dünyada ilk kez karşılaşılarak Giresun Sendromu ismi verilen hastalığının belirtileri de açıklandı. İlk kez görülen bir vaka olduğunu belirten uzmanlar, en önemli bulguların nefes darlığı, karında sıvı, toplanması ve halsizlik şikayeti olduğunu dile getirdi.
- Şehitler İçin Kütüphaneler: Mustafa Eranıl’ın Anlamlı Projesi
Gazeteci Mustafa Eranıl, 4,5 yıl önce başlattığı projeyle kapı kapı dolaşarak topladığı 300 bin kitapla şehitler adına kütüphaneler kuruyor. Son olarak Kocaeli’de 25. kütüphanesini açan Eranıl, Şehit Polis Memuru Hüseyin Ölçü’nün adını Uluğbey Ortaokulu’ndaki kütüphanede yaşatıyor. Kocaeli’nin Körfez ilçesinde gazetecilik yapan Mustafa Eranıl, 4,5 yıl önce başlattığı anlamlı proje ile şehitler adına kütüphaneler kurarak adlarını ölümsüzleştiriyor. Kapı kapı dolaşarak topladığı kitaplarla Türkiye’nin dört bir yanında kütüphaneler kuran Eranıl, şimdiye kadar 300 bin kitap toplamayı başararak bir Türkiye rekoru kırdı. Eranıl’ın bu projesi, özellikle gençlere kitap sevgisini aşılamayı ve şehitlerimizin adlarını eğitim yoluyla yaşatmayı hedefliyor. Türkiye’nin birçok ilinde kütüphaneler açan Eranıl, son olarak Kocaeli’deki Uluğbey Ortaokulu’nda 25. kütüphanesini açtı. Kütüphaneye, 2000 yılında şehit düşen polis memuru Hüseyin Ölçü’nün adı verildi. Şehit Hüseyin Ölçü Kütüphanesi, öğrencilere 4 bin 500 kitapla eğitim desteği sunarken, şehidin anısını da gelecek nesillere aktarmayı amaçlıyor. Mustafa Eranıl, bu proje kapsamında daha fazla kütüphane kurmaya devam edeceğini belirterek, toplumdan kitap bağışı ve desteğinin önemine vurgu yaptı.
- Teknoloji meraklısı ve çevreci liseliler atık malzemeleri motosiklet yaparak değerlendirdi
Bartın'da Kozcağız Çok Programlı Anadolu Lisesi öğrencileri, öğretmenlerinin desteğiyle atık metal ve ahşap malzemeleri kullanarak 3 tekerlekli motosiklet yaptı. İl genelindeki okullarda çeşitli projelerin sergilendiği şenliklere katılmak için 2018'de spor otomobil yapan öğrenciler, bu yıl da motosiklet hazırlamak için kolları sıvadı. Öğretmenlerinin desteğini alan 15 öğrenci, yaklaşık 2 aylık çalışma sonucu atık metal ve ahşap malzemelerle 3 tekerlekli motosiklet tasarladı. Okulda sergilenen 125 cc'lik motora sahip motosiklet, görenlerin dikkatini çekiyor. Tasarladıkları motosikletle el becerilerini geliştirmenin yanı sıra atık malzemeleri geri dönüşümle yeniden değerlendiren öğrenciler, farklı projelerle çalışmalarını sürdürmek istiyor. "Öğrenciler hevesle çalıştı" Kimya öğretmeni Tahir Dikicigil, öğrencilerle daha önce spor otomobil tasarladıklarını söyledi. Fikir alışverişi sonucu bu yıl da motosiklet yapmaya karar verdiklerini belirten Dikicigil, "Kendi çabalarımızla tamamen toplama parçalardan oluşan bir motosiklet projesi ortaya çıkardık. Resimlerini çizdik. Okulda bölümleri bulunan elektrik, muhasebe, çocuk gelişimi ve Anadolu lisesi öğrencileri bir araya gelerek, herkesin eli değecek şekilde çalışarak ortaya böyle bir proje çıkardık. Öğrencilerimizin bu konuda çok büyük hevesleri oldu. İsteyerek yaptılar. En önemlisi de yapılabilirliğini gördüler. Elimizdeki imkanlar da kısıtlıydı, çekiç, tornavida ve testereyle bu projeyi yaptık." diye konuştu. Dikicigil, bir şeyler yapabildiklerini gören öğrencilerin heveslerinin arttığını anlatarak, "'Bir proje daha yapalım hocam.' demeye başladılar. İnşallah daha iyi projelerle gençlerimiz daha iyi işler yapacak." dedi. Öğrencilerden Ömer Duhan Özmen de projeyi öğrendikten sonra çalışmalara katılmak istediklerini dile getirerek, "Kendi atölyemizde yaptık motosikletimizi. Dış cephesi, iskeleti için hep kendimiz uğraştık. Boş zamanlarımızda bununla ilgilendik. Öğle teneffüslerinde hep hocamızın yanına gittik. Güzel bir proje ortaya çıkmış oldu." ifadelerini kullandı.
- Kocaeli'de öğrenciler teneffüslerde pedal çevirerek okulları için elektrik üretiyor
Kocaeli'nin Başiskele ilçesindeki bir ortaokulun bahçesine yerleştirilen sabit bisikletleri teneffüslerde kullanan öğrenciler, enerjilerini atmanın yanı sıra okulun aydınlatma direkleri için elektrik üretiyor. Şehit Emrah Sapa Ortaokulu'nda hayata geçirilen "Hep Birlikte Geleceğe Pedallıyoruz Projesi" kapsamında bahçeye yerleştirilen 3 adet çift pedallı sabit bisikletleri ders aralarında kullanan öğrenciler, pedal çevirerek hem spor yapıyor hem de elektrik enerjisi üreterek okul bahçesinin aydınlatılmasına katkı sağlıyor. Bisikletlere monte edilen ölçüm cihazları sayesinde öğrenciler ürettikleri enerjiyi anlık olarak görebiliyor. Ekrandaki verileri gören çocuklar, daha fazla enerji üretmek için birbiriyle yarışıyor. Öğrencilerden ilgi gören projenin ilçedeki diğer okullarda da yaygınlaştırılması hedefleniyor. Başiskele Eğitim ve Kültür Derneği Başkan Yardımcısı ve proje direktörü Emin Öztürk, ilçede birçok kurum için farklı projeler hazırladıklarını söyledi. Kızının da eğitim gördüğü okulda, bahçe küçük olduğu için çocukların sınırlı şekilde hareket edebildiğine değinen Öztürk, bu nedenle öğrencilerin enerjilerini atmasını sağlayacak proje hazırlamaya karar verdiğini belirtti. "En çok enerji üreten sınıfa ödüller veriyoruz" Öztürk, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ve Kent Konseyinin Yerel Destek Programı'ndan hibe alarak projeyi hayata geçirdiklerini ifade ederek, "Amacımız, öğrencilerimizin enerjilerini doğru yönlendirmek ve spor yapmalarını teşvik etmek. Bir diğer amacımız da yenilenebilir enerji farkındalığı geliştirmek." dedi. Öğrencilerin bisikletlerde pedal çevirerek kinetik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürdüklerinden bahseden Öztürk, "Aynı zamanda bisikletlerin üzerindeki çatıda da paneller var. Bu panellerden de güneş enerjisi elde ediyoruz." diye konuştu. Öztürk, projenin yaklaşık 1 ay önce başladığını ve şu an bahçeye 3 çift bisiklet koydukları anlatarak, şöyle devam etti: "Öğrencilerin daha çok ilgisini çeksin diye bisikletlere direksiyon ekleyip otomobil şeklinde tasarladık. Başiskele'de elektrikli bisiklet üreten firmayla çalıştık. Yazılımlarını, çizimlerini biz yaptık, onlara verdik. Onlar da bisikletleri üretti. Her bisiklette program var. Öğrenciler ne kadar enerji üretildiğini görebiliyor ayrıca sınıf bazında da yarışmalar yapıyoruz. En çok enerji üreten sınıfa çeşitli ödüller veriyoruz. Bu şekilde öğrencileri bisikletleri kullanmaya ve spor yapmaya teşvik ediyoruz." Çocukların bisikletlere büyük ilgi gösterdiğini dile getiren Öztürk, "Öğrenciler zil çalar çalmaz hemen bisikletlerin yanına koşuyor. Pedal çevirmek için sıra bekliyorlar." dedi. Öztürk, ileride bisiklet sayısını arttırmayı, rüzgar türbini de koymayı düşündüklerini, projeyi ilçe genelinde yaygınlaştırmak için farklı okullarda çalışmaların devam ettiğini sözlerine ekledi. "Daha fazla bisiklete ihtiyacımız olacak gibi görünüyor" Okulun müdür yardımcısı Alper Fidan da çocukların zevk alarak öğrendikleri ortamı oluşturmaya çalıştıklarını, öğrencilerde enerji verimliliği, enerjinin dönüşümü ve çevre bilinci konularında farkındalık oluşturmayı amaçladıklarını dile getirdi. Öğrencilerin bisikletlere yoğun ilgi duyduğunu anlatan Fidan, "Teneffüslerde yoğun katılım sağlıyorlar. Sırayla birbirlerini bekliyorlar. Bisikletleri kullanmak için sürekli hareket halindeler. Enerjilerini atmalarına da yarıyor. Biz yola 3 bisikletle çıktık ama daha fazla bisiklete ihtiyacımız olacak gibi görünüyor." şeklinde konuştu. Öğrencilerden Duru Akdeniz, bisiklet sayesinde ders aralarında kafa dağıttıklarını belirterek, "Genelde burada sıra oluyor. Bisiklet sürmek istiyor herkes. Genelde hız yarışı yapıyoruz. Aramızda öyle minik bir rekabet oluyor." ifadelerini kullandı. Öğrenci Ahmet Baran Alaş da bisikletler sayesinde hem spor yaptıklarını hem de okulun aydınlatması için enerji ürettiklerini, bunu yaparken çok eğlendiklerini söyledi.
- Eskişehirli kadın muhtar genç yetenekleri tekvandoya kazandırıyor
Eskişehir'de muhtarlıkta ikinci dönemine devam eden tekvando antrenörü Canan Arı, hem mahalle sakinlerine yardımcı oluyor hem de geleceğin sporcularını yetiştiriyor. Çocukluk yıllarında izlediği kungfu filmlerinden etkilenen 42 yaşındaki Arı, Uzak Doğu sporlarına ilgi duymaya başladı. Yaşadığı köydeki arkadaşlarına öğrendiği teknikleri gösteren Arı, ortaokulda beden eğitimi öğretmeninin yönlendirmesiyle tekvando kursuna yazıldı. Lise yıllarında wushu, dart, kick boks gibi dallarda bilgi ve becerilerini geliştiren Arı, lisans eğitimini Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesinde, yüksek lisansını Kapadokya Üniversitesi Kent Çevre ve Yerel Yönetimler Programında tamamladı. Milli sporcu kimliğiyle 2014 yılında tekvandoda Avrupa üçüncülüğü elde eden, bu branşta hakemlik de yapan Arı, tekvandonun yanı sıra wushu, kick boks gibi sporlarda verdiği ücretsiz kurslarla yüzlerce öğrenci yetiştirdi. Tepebaşı ilçesi Şeker Mahallesi Muhtarlığına 2019'da aday olup seçilen Arı, bu mahallenin ilk kadın muhtarı oldu. Bu yıl martta yapılan muhtarlık seçimini de kazanarak ikinci dönemine başlayan Arı, Türkiye Muhtarlar Derneği Yönetim Kurulu Üyeliğini de sürdürüyor. Hafta içi mahalle sakinlerinin ihtiyaç, talep ve sorunlarıyla ilgilenen Arı, hafta sonlarında dobok (tekvando kıyafeti) giyerek iki ayrı yerde ücretsiz tekvando kursu veriyor. "Mahallelinin evladı gibi oldum" Mahalle sakinlerinin "Muhtar Hocam" diye hitap ettiği Canan Arı, motosikletiyle Şeker Mahallesi'ni karış karış gezerek daha hızlı hizmet verdiğini söyledi. Arı, mahallede muhtarlık hizmetlerinden memnuniyetin çok yüksek olduğunu belirterek, "Ben artık mahallelinin evladı gibi oldum. Her konuda muhtarlığa gelebiliyorlar. Burası gece gündüz açık. Yaptığımız faaliyetler uzun sürecekse muhtarlıkta oluyoruz." dedi. Her türlü konuda mahalle halkının yanında olmaya çalıştığını ifade eden Arı, gece gündüz motosikletiyle sokakları gezdiğini, herhangi bir sorun tespit ettiğinde hemen belediyeye bildirdiğini anlattı. Arı, hem muhtarlığı hem de tekvando antrenörlüğünü severek yaptığını dile getirdi. Disipline büyük önem verdiğini vurgulayan Arı, şöyle konuştu: "2019'da 'Tek işimiz hizmet' sloganıyla çıktığım bu yolda disiplinimden ödün vermeyeceğimi söylemiştim. Çocukları geleceğe düzgün hazırlamak istediğim için tekvando disiplinine çok önem veriyorum. Muhtarlık görevimi de bu misyonla sürdürüyorum. Tekvando da muhtarlık da disiplin gerektiriyor. Tekvando saygı, sevgi ve disiplin sporu, muhtarlık ise devletin bize vermiş olduğu bir disiplin. Bu nedenle muhtarlık görevinde yabancılık çekmedim." Uzun yıllar boyunca tekvando sporunda kupa ve madalyalar kazandığını anlatan Arı, verdiği kurslarla bütün bilgi ve birikimini gençlere aktarıp onları maçlara hazırladığını kaydetti.Yaz aylarında muhtarlığın bahçesinde tekvando kursu verdiğini belirten Arı, kadınlara yönelik savunma sanatları kursu açmak için hazırlıklara başladığını sözlerine ekledi.
- Meme kanserini atlatan Mine ebe kadınları bilinçlendirmek için hikayesini anlatıyor
Edirne'de annesini kanser taramasına gönderdiği gün kanser olduğunu öğrenen ebe Mine Erçel Boz, erken teşhisin önemini ve tedavi sürecinde yaşadıklarını anlatarak kadınları bilinçlendirmeye çalışıyor. Edirne Toplum Sağlığı Merkezinde görevli 39 yaşındaki Boz, 4 yıl önce meme dokusundaki değişiklik ve kitle nedeniyle Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezinde (KETEM) tarama yaptırdı. Annesini de aynı merkeze tarama için gönderen Boz, annesinin merkeze gittiği gün çıkan tarama sonuçlarından meme kanseri olduğunu öğrendi. Ailesinin desteği ve tedaviyle hastalığı yenen Boz, mesleğine döndü. Merkezin Bulaşıcı Hastalıklar Bölümü'nde görev yapan Boz, aynı binadaki KETEM'e gelenleri ve çevresindekileri kanserin erken teşhisi ve tedavisi konusunda gönüllü olarak bilgilendiriyor. "Rutin kontrollerimizi yaptırmalıyız" Boz, Meme Kanseri Farkındalık Ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada, meme kanserinin korkulacak bir hastalık olmadığını ve tedavisinin mümkün olduğunu söyledi. Meme kanserinde erken teşhisin hayati önem taşıdığını dile getiren Boz, tedavi sürecini birçok doktorun yardımıyla atlattığını anlattı. Kemoterapi seanslarından sonra saçları dökülse de sosyalleşmekten vazgeçmediğini ve bu süreçte en büyük desteği ailesinden aldığını dile getiren Boz, şöyle devam etti: "Meme kanseri dünyada 8 kadından 1'inde görülüyor. Günümüzde tedavisi olan bir hastalık. Kanserde erken tanı her zaman hayat kurtarır. Vücudumuzu en iyi tanıyacak kişiler biziz. Vücudumuzda herhangi bir anormallik tespit ettiğimizde, meme başında çökme, portakal kabuğu görüntüsü, elimize gelen bir kitle varsa bir hekime başvurmalıyız. Sadece meme kanseri için değil tüm hastalıklara karşı rutin kontrollerimizi yaptırmalı, doktora gitmekten korkmamalıyız. Ben bu hastalığı yaşadım ve yendim. Moralimi her zaman yüksek tuttum. Size iyi gelecek, sizi seven ve enerjinizi yükseltecek insanlar olmasını istiyorsunuz yanınızda. Ben bu konuda çok şanslıydım. Annem, babam, kardeşlerim benim yanımdaydı." Tanıştığı tüm kadınları bilgilendiriyor Tanıştığı her kadına meme kanseri öyküsünü anlattığını ifade eden Boz, çevresindekileri ve vatandaşları kanserin erken teşhisi ve tedavisi yönünde bilgilendirdiğini aktardı. Sosyal medyadan da meme kanseri farkındalığı için paylaşımlar yaptığını dile getiren Boz, şunları kaydetti: "Sosyal medyamdan paylaşımlar yapıyorum. Bir arkadaşım da bunu görmüş. Onun üzerine göğsünde bir anormallik fark etmiş. Tanı aldı ve tedavi gördü. Umutsuz gördüğüm her kadına meme kanseri mücadelemi anlatıyorum. Moralin, sevginin ve güzel insanların hayatımızda olmasının çok önemli olduğunu anlatıyorum. Herhangi bir anormallikte KETEM'e ve sağlık kuruluşlarına gitmelerini söylüyorum. Onlara 'Beni görün, örnek alın, 1 yıl tedavi gördüm, 1 yıl kel gezdim ama moralimi hiç bozmadım' diyorum. Özetle hayatımı ikiye ayırıyorum tedavi öncesi ve tedavi sonrası. Artık çevremde bana iyi gelen ve beni seven insanlar var."
- Dr. Burak Uyanık: Türkiye’nin İlk İşitme Engelli Doktora Mezununun İlham Veren Yolculuğu
Türkiye'de doktora yapan ilk işitme engelli birey olan Burak Uyanık, azmi ve başarısıyla herkese ilham kaynağı oldu. Doğuştan işitme engelli olan Dr. Burak Uyanık , Türkiye’de işitme engelli birey olarak doktorasını tamamlayan ilk kişi olmayı başardı. 2019 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Bilgisayar Mühendisliği Anabilim Dalı'nda doktora programına başlayan Uyanık, 4 yıl süren zorlu bir eğitim sürecinin ardından, 23 Kasım'da başarılı bir tez savunması yaparak doktora unvanını aldı. Uyanık’ın tezi, "Web Tabanlı Uygulamalar için Kullanıcı Etkileşimli Otomatik Kod Üretimi" başlığını taşıyor ve akademik çevrelerde büyük ilgi uyandırdı. Bu süreçte Burak Uyanık yalnız değildi. Eşi Gizem Uyanık , elektronik mühendisliği geçmişine rağmen bilgisayar mühendisliği terimlerini öğrenerek, kocasına eğitim ve sınav dönemlerinde tercümanlık yaptı. Ayrıca, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi işaret dili tercümanı Betül Avcı da ona destek oldu. Uyanık'ın doktorasını başarıyla tamamladığı gün ailesi ve hocaları, onunla gurur duyduklarını ifade ettiler. Özellikle annesi ve babası, Burak’ın çocukluğundan itibaren karşılaştığı zorlukları birlikte aşarak bu noktaya gelmenin gururunu yaşadıklarını belirtti. Azim ve Kararlılıkla Gelinen Nokta Burak Uyanık, eğitim hayatı boyunca birçok zorluğun üstesinden geldi. Atatürk Meslek Lisesi’nde bilgisayar donanımı okuyan Uyanık, Anadolu Üniversitesi’nde bilgisayar teknolojileri üzerine lisans eğitimini tamamladı ve ardından Sakarya Üniversitesi’nde yüksek lisans yaptı. 2021 yılında Türkiye’nin önde gelen savunma sanayii kuruluşlarından TUSAŞ TEI’de işe başlayan Uyanık, kariyerine burada devam ediyor. Akademik başarılarının yanında, iş hayatında da büyük adımlar atan Uyanık, engelli bireylere olanaklar sunulması durumunda neler başarılabileceğini herkese gösterdi. Bu başarı, akademik camia ve toplumda büyük yankı uyandırdı. Kocaeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nuh Zafer Cantürk, Burak Uyanık’ı makamında ağırlayarak kendisini tebrik etti. Uyanık’a bundan sonraki kariyerinde başarılar dileyen Cantürk, üniversite olarak böyle bir başarıya katkıda bulunmaktan gurur duyduklarını belirtti. Bu görüşmede Kocaeli Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Sayar ve Toplumsal Katkı Koordinatörü Prof. Dr. Elif Karagün de hazır bulundu. Burak Uyanık, işitme engeline rağmen gösterdiği kararlılık ve azimle büyük bir başarıya imza attı. Uyanık, sadece kendi başarısını değil, sağır toplumu adına "biz başardık" diyerek bu yolculuğa katkıda bulunan herkesi onurlandırdı. Onun bu azmi ve başarısı, Türkiye’de ve dünyada işitme engelli bireyler için bir ışık oldu. Dr. Burak Uyanık’ın başarı hikayesi, "imkansız" kelimesinin anlamını yeniden yazan bir örnek olarak tarihe geçti.
- Başarı Hikayesi: Yasemin Korkut ve Kurtuluş Köyü’nden Dünyaya Uzanan Yolculuk
Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı Kurtuluş Köyü’nde küçük bir girişim olarak başlayan iş, bugün 50'den fazla çalışanıyla dünya çapında ürün satışı gerçekleştiriyor. Yasemin Korkut, Aydın’ın Kuyucak ilçesine bağlı Kurtuluş Köyü’nde sıfırdan başlattığı meyve-sebze kurutma işini, bugün dünya çapında ihracat yapan bir başarıya dönüştürdü. Küçük bir üretim tesisiyle başlayan bu hikaye, çevre dostu "sıfır atık" politikası ve kadınlara iş imkanı sağlayan vizyonuyla büyüyerek, tüm dünyaya yayıldı. Korkut’un girişimi, köyde yaşayan kadınlara iş imkanı sunma fikriyle başladı. Özellikle çocukları olan kadınların evden çalışarak geçimlerini sağlayabilmesi için fırsatlar yarattı. İlk başta küçük bir yerel üretici olan Yasemin Korkut, kısa süre içinde işini büyüttü ve 50’den fazla çalışanıyla uluslararası pazarlara açıldı. Şu an Malezya, Dubai ve Avrupa ülkelerine düzenli olarak ürün ihraç eden Korkut, her geçen gün yeni pazarlara girerek büyümeye devam ediyor. Yasemin Korkut, üretim tesislerinde kullanılan tüm meyve ve sebzeleri "sıfır atık" prensibiyle işliyor. Meyve kabuklarından sirke, yumuşak ürünlerden reçel ve marmelat yapılıyor, sağlam meyveler ise kurutularak satışa sunuluyor. Böylece atık neredeyse hiç olmuyor. Bu çevre dostu yaklaşımı, Korkut’un ürünlerini daha da çekici hale getiriyor. Yasemin Korkut’un başarı hikayesinin bir diğer önemli unsuru da kadın istihdamına verdiği önem. Kurtuluş Köyü’nde başladığı bu girişimde, kadınların ekonomik bağımsızlık kazanmasına büyük katkı sağladı. Evde çalışamayan veya çocukları nedeniyle iş bulamayan kadınlara fırsat sunarak onlara iş imkanı sağladı. Bugün, Korkut’un 50’den fazla çalışanı bulunuyor ve bunların büyük bir kısmı köyde yaşayan kadınlardan oluşuyor. Korkut, KOSGEB ve Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) gibi devlet desteklerinden faydalanarak işini büyüttü. Yatırımlar sayesinde üretim kapasitesini artırarak günlük 5 ton ürün işleme kapasitesine ulaştı. İlk olarak Malezya ve Dubai pazarına giren Korkut, artık Avrupa pazarında da etkin bir şekilde yer alıyor ve daha fazla ülkeye ihracat yapmayı hedefliyor. Sıfırdan Zirveye Azim Dolu Bir Yolculuk Yasemin Korkut, "Kadın isterse her şeyi başarır" mottosuyla çıktığı bu yolda, azmi ve çalışkanlığı ile bir başarı hikayesi yazdı. Yerel bir üretici olarak başladığı girişimini dünya çapında tanınan bir marka haline getirdi. Bugün, ürünleri hem yurtiçinde hem de yurtdışında büyük ilgi görüyor. Korkut’un sıfırdan zirveye ulaşan bu başarı hikayesi, pek çok girişimciye ilham kaynağı olmaya devam ediyor. Yasemin Korkut’un başarısı, sadece bir ticari başarı değil, aynı zamanda sosyal sorumlulukla birleşen bir girişimcilik hikayesi. Kadınların ekonomide aktif rol oynaması için sunduğu fırsatlar ve çevreye duyarlı üretim modelleri ile Korkut, girişimciliğin en iyi örneklerinden biri. Aydın'ın Kurtuluş Köyü'nden çıkan bu başarı hikayesi, köyden dünyaya açılan bir başarıya dönüşmüş durumda.
- Öğrenciler, solar hücre projeleriyle bina ve seralardan elektrik üretilmesini hedefliyor
TEKNOFEST'e İstanbul'dan katılan öğrenciler, organik materyallerden yaptığı solar hücreyi camlarda kullanarak hem apartmanlardan hem de seralardan elektrik üretilmesini hedefliyor. Hazırladıkları projeyle 2-6 Ekim'de Adana'da, Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı ile Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının ana yürütücülüğünde düzenlenen, Anadolu Ajansının global iletişim ortağı olduğu TEKNOFEST'e katılan İstanbul Anabilim Fen ve Teknoloji Lisesi Minerva Takımı, Çevre ve Enerji Teknolojileri Yarışması'nda ikincilik elde etti. Çevre kirliliğinin önüne geçebilmek amacıyla proje yapan öğrenciler, organik materyalleri kullanarak solar hücre elde etti. Elde ettikleri solar hücreyi cam üzerinde deneyen ve elektrik üretilmesini sağlayan öğrenciler, bunun hem apartmanlarda hem de seralarda kullanılarak daha fazla elektrik üretilmesine katkıda bulunmak istiyor. "Doğaya minimum zarar vererek daha fazla enerji üretiyoruz" Takım kaptanı İrem Topuz, üretilen solar hücreli camların hafif olduğunu söyledi. Geliştirdikleri solar hücreyi uyguladıkları camın sıradan güneş panellerinden daha fazla elektrik üretebildiğini anlatan Topuz, şöyle konuştu: "İki indium kalay oksit kaplamalı camın arasına titanyum dioksit tabakası, karbon tabası ve ince film kaplama yaparak hazırladığımız camı güneşe tuttuğumuz zaman elektrik üretmeyi hedefledik. Eklediğimiz tüm maddeleri organik yollarla ürettik. Doğaya bir zararları olmuyor. Ayrı zamanda, diğer güneş panelleriyle aynı ışığı aldığında, daha fazla elektrik enerjisi üretiyor." Topuz, geliştirdikleri ürünün, normal camla aynı ağırlıkta olduğunu belirterek, "Bu ürettiğimiz solar hücreleri, apartmanlara, gökdelenlere, tarım alanları ve seralara uygulayarak elektrik üretmeyi hedefliyoruz. Sürdürülebilir enerji teknolojileriyle doğaya minimum zarar vererek daha fazla enerji üretiyoruz." diye konuştu.
- Üniversite mezunu Yeşim, hayvancılıkta köyüne örnek olmak istiyor
Ardahan'ın Posof ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki üniversite mezunu Yeşim Fatma Sarıkaya, desteklerle başladığı besicilikte köyüne örnek olmayı hedefliyor. Ordu Üniversitesi Laborant ve Veteriner Sağlık Programı'ndan mezun olduktan sonra ilçeye bağlı Asmakonak köyüne yerleşen Sarıkaya, çocukluk hayali olan besiciliği yapmak için Ağustos 2022'de Tarım ve Orman Bakanlığının "Kırsal Kalkınmada Uzman Eller Projesi"ne başvurdu.Kabul sonrası geri ödemesiz 6 simental ırkı gebe büyükbaş desteği verilen Sarıkaya, hayvanların sağlıkla doğum yapması üzerine büyükbaş sayısını iki yılda 12'ye çıkardı. "Hayvancılığı büyütmek ve geliştirmek istiyorum" Yeşim Fatma Sarıkaya, hayvancılık yapmanın çocukluk hayali olduğunu ve bunu Bakanlığın desteği ile gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Hayvancılıktaki başarısı ile örnek olmak istediğini ifade eden Sarıkaya, şöyle konuştu: "Şu an 2. yılımı tamamlamak üzereyim. Küçüklükten bu yana hayvancılık yapmak istiyordum. Özellikle de köyümde yapmak hayalimdi. Hayalimdeki bu projeyi gerçekleştirmek için de çok istekliydim. Bu nedenle proje çok hoşuma gitti. Bütün özelliklerini de sağlıyordum. Aldığım hayvanlar doğum yaptı ve sayı 12'ye çıktı. Ayrıca 6 tanesini, yani erkek olan buzağıları ise sattım. Onlardan elde ettiğim parayı da yine hayvanlarımın ihtiyacına harcadım. "Hayvancılığı daha da teknik olarak yapmak ve geliştirmek istiyorum. Yapacağım bu çalışmanın çevreme de örnek olacağına inanıyorum." Sarıkaya, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü yetkililerine de süreç boyunca desteklerinden dolayı teşekkür etti. "Bu tarz örnek modellere ihtiyaç duyuyoruz" İl Tarım ve Orman Müdürü Muhammet Fatih Cineviz de projenin verimli ve başarılı şekilde sürdüğünü gördüklerini belirtti.Projenin Bakanlık açısından çok önemsendiğine işaret eden Cineviz, şunları kaydetti: "Bu projenin Bakanlığımız açısından en önemli yaklaşımı, uzman ellerimizin bu konuda eğitim almış olanlarıdır. Çünkü teknik altyapısı bulunan bu kardeşlerimiz, üretimde başarı sağlıyor. Bizzat içinde uygulamalarla, başarılı örneklerle üretime katkı sunuyorlar. Bunun yanı sıra çevrelerine de örnek oluyorlar. Projeyle hayvancılığın yaygın olarak uygulandığı bölgemizde geleneksel yöntemlerin oluşturduğu hata ve eksikliklerin farkına varılıyor. Bu tarz örnek modellere ihtiyaç duyuyoruz. Bu alanda ayrıca müdürlük olarak da eğitim ve çalışmalarımızı sürdürüyoruz."
- Sakarya'da çırak bulamayan eşine yardıma giden kadın mobilya ustası oldu
Sakarya'nın Karasu ilçesinde oturan 43 yaşındaki Esra Tuncer, eşine yardım için gittiği atölyede 4 yıldır mobilya, kapı ve ahşap merdiven yapıyor. Darıçayırı Mahallesi'nde yaşayan 3 çocuk annesi Tuncer, çırak bulamayan mobilya ustası eşi İbrahim Tuncer'e yardım etmek için 4 yıl önce atölyede çalışmaya başladı. Burada işin inceliklerini ve makineleri kullanmayı öğrenen Tuncer, eşiyle çeşitli mobilya, kapı ve ahşap merdiven imalatı yapıyor. Tuncer, gazetecilere, 4 yıldır atölyede bilfiil çalıştıklarını belirterek, "Şu an her şeyi yapabiliyorum. Kesim makinesini kullanabiliyorum, cumbalama ve şarjlı aletleri kullanıyorum, çekmece, dolap toplayabiliyorum, ahşap merdiven kuruyoruz." dedi. Kadınlara çalışmaları tavsiyesinde bulunan Tuncer, "Çalışmaktan insana zarar gelmez. Evde oturup para bekleyeceklerine güçlerinin yettiği işlerde kendi ihtiyaçlarını karşılasınlar." diye konuştu. İbrahim Tuncer de eleman bulmakta zorlandıklarını dile getirerek, "Yanımıza gençleri alıyoruz, çalışmıyor ve kaçıyorlar. Cep telefonuyla oynamak daha çok hoşlarına gidiyor. Bu tür işlere yönelmiyorlar. Yalnız kaldığım için eşimden yardım istedim, 4 yılın sonunda eşim usta oldu. Hala daha yanımızda çalışacak çocuk bulamıyoruz." ifadelerini kullandı.
- Bingöl'de üretilen harman tuğlalar İngiltere'ye ihraç ediliyor
Bingöl'ün Genç ilçesinde üretilen ve dayanıklılığıyla öne çıkan harman tuğlalar, İngiltere'ye ihraç ediliyor! Uzunyayla Group, 1996 yılında Genç ilçesinde tuğla üretimine başladı ve bugün yıllık 25 milyon tuğla üretim kapasitesine ulaştı. Firma, İngiltere’ye her yıl 3,5 milyon harman tuğla gönderiyor. Ayrıca Hollanda, Almanya, ABD, Fransa, İsviçre ve İtalya gibi ülkelerden de talep aldı. Üretim Süreci: Topraktan elde edilen ham madde, suyla yoğurulup karanlık odada dinlendirildikten sonra kalıplara dökülüyor ve 72 saat güneşte kurutuluyor. Ardından 1100 derecelik fırında pişirilen tuğlalar, zahmetli bir süreçle üretiliyor. Tamamen doğal yöntemlerle hazırlanan bu tuğlalar, İngiltere'nin yapı testlerinden başarıyla geçti. Firma Sahibi Mehmet Ali Uzunyayla'nın Açıklamaları: "İngiltere'den gelen teknik elemanlar, tuğlamızın kalitesini onayladı ve ihracat için anlaşma sağladık. Bugün İngiltere’deki yapıların büyük bir kısmında bizim harman tuğlalarımız kullanılıyor. İhracatımızı artırarak, diğer Avrupa ülkelerine de yaymayı hedefliyoruz. Şu an İngiltere dışında Hollanda, Almanya, ABD, Fransa, İsviçre ve İtalya’dan gelen taleplerle de ilgileniyoruz." Zorlu Üretim ve Kalite Standartları: İngiltere, harman tuğlalar için birçok test gerçekleştirdi. Tuğlalar, don ve aşırı sıcak testlerinden başarıyla geçti ve 250 yıl ömrü olduğu kanıtlandı. Su emme oranı da çok düşük olan bu tuğlalar, İngiltere'nin yağmurlu iklimine dayanıklı bulundu. İhracatın Önemine Vurgu: Uzunyayla Group, sadece İngiltere’ye değil, diğer ülkelerde de pazara girmeyi hedefliyor. Firma, harman tuğlanın Türkiye’deki yapı sektöründe de yaygınlaştırılması için çalışmalara başladı. Bingöl'ün mimarisinde harman tuğlayı daha fazla kullanarak kentin estetiğine katkı sağlamayı amaçlıyor. Cihan Uzunyayla'nın Ek Açıklamaları: "İhracat yaptığımız fabrikada 180 kişiyi istihdam ediyoruz ve tamamen emek yoğun bir üretim gerçekleştiriyoruz. İngiltere, makinelerle üretilen tuğlaları tercih etmiyor. Bu da bizim gibi emekle üreten firmaların önünü açıyor." Bingöl’ün Mimarisi İçin Büyük Adım: Uzunyayla Group, Bingöl’de cam cephe sistemlerini bırakıp harman tuğla ile çeşitli binalar inşa ederek, bölgenin mimari dokusunu güçlendirmeyi hedefliyor.











