top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Abou Martinez: Dünyada Bir İlk ile Sinemada Devrim Yapmaya Hazırlanıyor!

    Sanat yönetmeni ve oyuncu Abou Martinez, sinema dünyasında devrim niteliğinde bir projeye imza atıyor. Yakın zamanda çekimlerine başlanacak bu yenilikçi proje, izleyicilere interaktif bir sinema deneyimi sunarak dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. Martinez, hem Türkiye'de hem de yurtdışında gerçekleştirdiği başarılı projelerin ardından, sinemaseverleri yepyeni bir deneyimle buluşturmayı hedefliyor. Sinemanın sınırlarını zorlayan bu projeyle Martinez, sanat dünyasına damgasını vurmaya hazırlanıyor. 2011 yılında sanat dünyasına adım atan Abou Martinez, sanat yolculuğunda hem oyuncu hem de sanat yönetmeni olarak iz bırakyor. Kariyerine ilk adımı tiyatro sahnesinde atan Martinez, kısa sürede hem yerel hem de uluslararası projelerde kendine yer bulmayı başardı. Tiyatro, dizi ve kısa film gibi farklı türlerde edindiği deneyimlerle kariyerini güçlendirirken, sanat yönetmenliği konusundaki becerisiyle de sektörde fark yarattı. Martinez’in kariyerinde öne çıkan en büyük özellik, çok yönlülüğü oldu. Sahnenin önünde etkileyici performanslar sergilerken, kamera arkasında da sanatsal vizyonuyla projelere yön verdi. Gerek Türkiye’de gerekse yurt dışında gerçekleştirdiği çalışmalar, onun sanat yönetimi ve oyunculuk becerilerini harmanlayarak özgün işler ortaya koymasını sağladı. Martinez, sanatı bir hayat biçimi olarak benimseyen bir isim olarak, her projesinde bir hayali gerçeğe dönüştürmenin hazzını yaşadığını ifade ediyor. Ancak Martinez’in sanat yolculuğu sadece başarılı oyunculuk performansları ve sanatsal yönetmenlikle sınırlı değil. Son dönemde başlattığı yeni sinema projesi, sadece onun kariyerinde değil, dünya sinema tarihinde de bir ilki temsil ediyor. Yakın zamanda çekimlerine başlanacak bu projede, izleyicilerin sinema salonlarında interaktif bir sistemle filmle etkileşim kurabilecekleri bir yapı hedefleniyor. Dünyada daha önce benzeri görülmemiş olan bu yenilikçi yaklaşım, Martinez’in sinema dünyasında devrim yapma arzusunun bir göstergesi olarak değerlendiriliyor. Abou Martinez, bu projeyle ilgili detayları şimdilik paylaşmasa da, sinema severlere tamamen farklı bir deneyim sunacağının sözünü veriyor. Sinema salonlarında izleyicinin hikayeye dahil olacağı, filmin akışını yönlendirebileceği bu interaktif sistem, sinema ile dijital dünyayı harmanlayarak izleyicilere benzersiz bir deneyim yaşatacak. Martinez’in bu vizyonu, sinemanın geleceğine dair çığır açıcı bir adım olarak yorumlanıyor. Martinez’in projeye olan inancı, onun sanat dünyasındaki yenilikçi duruşunun bir yansıması. Sadece izleyicilere yeni bir deneyim sunmayı hedeflemiyor, aynı zamanda sinema sanatının sınırlarını zorlayarak sanatın nereye kadar genişleyebileceğini göstermeyi amaçlıyor. Martinez’in bu cesur hamlesi, onun sanata olan bağlılığını ve sektördeki yaratıcı liderliğini bir kez daha kanıtlıyor. Abou Martinez, sanatın evrensel bir dil olduğunu her fırsatta dile getiriyor. Sanat yolculuğuna başladığı günden bu yana, farklı düşünerek sınırları aşan projelere imza atmak istiyor. Bu bakış açısıyla sadece Türkiye’de değil, dünya çapında da tanınmak istiyor. Onun sinema ve sanata dair vizyonu, modern sinemanın geleceğine yön verebilecek potansiyele sahip. Sadece projeleri değil, sanata olan tutkusuyla da dikkat çeken Martinez, gelecekteki çalışmalarında da hem kamera önünde hem de arkasında fark yaratmaya devam edecek. Bu noktada en büyük motivasyon kaynağı ise izleyicilerle kurduğu bağ ve onlara her seferinde unutulmaz bir deneyim yaşatma arzusu. Martinez, "Bir hayali gerçeğe dönüştürmek ve izleyicinin bu hayalin bir parçası olmasını sağlamak benim için en büyük tatmin," diyerek sanatla olan ilişkisinin derinliğini ifade ediyor. Sonuç olarak, Abou Martinez, sadece başarılı bir oyuncu ve sanat yönetmeni değil, aynı zamanda geleceğe dair büyük hayalleri olan bir sanatçı olarak karşımıza çıkıyor. Kariyerinde attığı her adım, onun sanata olan tutkusu ve sektörde fark yaratma arzusu ile şekilleniyor. Önümüzdeki dönemde Martinez’in adını çok daha fazla duyacağımıza hiç şüphe yok. Çok yakında başlayacak olan ve sinema dünyasında bir ilk olacak projesiyle sadece izleyicilere değil, tüm dünyaya sanatta devrim niteliğinde bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Martinez’in bu büyük adımı, sinema dünyasında yeni bir çağın başlangıcı olabilir. Sinemanın sadece izlenen değil, yaşanan bir sanat formuna dönüştüğü bu yenilikçi proje, Martinez’in sanatın sınırlarını zorlamaya devam edeceğinin güçlü bir göstergesi. İnstagram adresi için tıkla

  • Azmetti, başardı 54 yaşında psikolog oldu!

    Kilimli ilçesi Çatalağzı Beldesi'nde yaşayan 54 yaşındaki Hava Orhan, eşi Kadir Orhan’dan aldığı destek ile yıllar sonra üniversiteyi derece ile bitirerek psikolog oldu Orhan Ailesi’nin büyük azmi tüm çiftlere örnek oluyor. 1980 darbesi nedeni ile kazandığı üniversiteye gidemeyen Kadir Orhan’ın 41 yıl sonra mezun olmasının ardından eşi Hava Orhan da psikoloji ve sosyoloji bölümlerini yüksek derecelerle bitirdi. Kilimli ilçesi Çatalağzı Beldesi'nde yaşayan 54 yaşındaki Hava Orhan, eşi Kadir Orhan’dan aldığı destek ile yıllar sonra üniversite sınavlarına hazırlandı. Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde Sosyoloji ve Psikoloji bölümlerinde çift anadal (ÇAP) yaparak lisans eğitimini tamamlayan Hava Orhan şimdi Zonguldak ElmasPark’ta psikolojik danışmanlık hizmeti veriyor. Uzun yıllar sonra üniversite hayatına başlayan Hava Orhan 2018-2023 yılları arasında üniversite eğitim sürecini Sosyoloji bölüm birincisi olarak tamamlarken Psikoloji bölümünde de yüksek onur belgesi alarak mezun oldu. 2 çocuk annesi Hava Orhan ayrıca eğitim süreci boyunca da Cumhurbaşkanlığı (CBİKO) Ulusal Staj Programı, Cumhur Başkanlığı İnsan Kaynakları Ofisi Koordinasyonluğu bünyesinde, Zonguldak Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığına bağlı Sosyal Hizmetler Merkez Huzurevi ve yine aynı bakanlıkta çocuk, kadın ve evde bakım hizmetleri başta olmak üzere çeşitli departmanlarda stajlarını tamamladı. ElmasPark AVM’de psikolojik danışmanlık merkezi açan Hava Orhan, eğitimin yaşı olmadığını belirterek “Bu yaştan sonra okuyup ne yapacaksın” diyenlere inat başarısı ile hem yaşıtlarına hem de genç arkadaşlarına örnek oldu. Orhan, mezuniyetinden sonra bile bilgi ve tecrübelerini güncel tutmak ve yeni gelişmelere uyum sağlamak amacı ile alandaki tüm yenilikleri takip ediyor.

  • Meyve atıkları çöpe değil gelire dönüşecek

    Dr. İncinur Hasbay meyve atıklarını katma değerli ürünlere dönüştürerek ekonomik getiri sağlayacak yeni ürünler geliştiriyor TÜBİTAK MAM Gıda İnovasyon Teknolojileri Araştırma Grubu Lideri ve gıda mühendisi Dr. İncinur Hasbay, avokado, elma ve turunçgil atıklarını katma değerli ürünlere dönüştürerek hem israfın önüne geçmeye hem de ekonomik getiri sağlayacak yeni ürünler geliştirmeye çalıştıklarını, araştırma sürecini de sıfır atık prensibiyle oluşturduklarını bildirdi. Türkiye Tarımsal Üretiminde Küresel İklim Değişikliğine Uyumlu Sürdürülebilir Tarım Teknolojileri Platformu (S-ATP), tarım sektöründe küresel iklim değişikliğine uyum sağlayacak yenilikçi ve sürdürülebilir teknolojilerin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması ve uygulanması amacıyla birçok üniversite, enstitü ve özel sektörden paydaşlarla birlikte hayata geçirildi. Platformun yürütücü kuruluşlarından TÜBİTAK MAM tarafından başlatılan “Tarımsal Atıkların ve Düşük Kaliteli Tarımsal Ürünlerin Katma Değerli Ürünlere Dönüştürülmesi” projesi, tarlada kalan düşük kaliteli atıkların gıda tedarik zincirine tekrar kazandırılmasını hedefliyor. Projenin ayrıntıları hakkında AA muhabirinin sorularını yanıtlayan Hasbay, meyve yetiştiriciliği ile ortaya çıkan ürünlerin atıklarının yeterli ölçüde değerlendirilemediği için israf olduğunu söyledi. Dünyada yıllık üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 30’unun atık olduğunu belirten Hasbay, “Meyve yetiştiriciliğinde çıkan atıklar ya hayvan yemi olarak değerlendiriliyor ya kompost haline getiriliyor ya da hiçbir şekilde değerlendirilemeyip boş bir araziye seriliyor ki bu da çevre kirliliğine yol açıyor. Bizim amacımız ilk önce bu kayıpların önlenmesi, önlenemeyen atıkların ise katma değere dönüştürülmesi.” dedi. Hasbay, proje kapsamında tarlada kalan düşük kaliteli, tüketiciye sunulamayacak, meyve suyu üretilemeyecek don yemiş ürünler veya gıda tedarik zincirinin çeşitli aşamalarından, örneğin meyve suyu üretiminden kalan atıkların ileri dönüştürülmesi üzerinde çalıştıklarını kaydetti. “AVOKADO ÜRETİMİ YAYGINLAŞIYOR, ATIK OLUŞUMU ARTIYOR” Hayvan yemi olarak ya da farklı bir alanda kullanılamaması nedeniyle projede özellikle turunçgil atıklarına yer verdiklerini, Türkiye’de avokado üretiminin giderek yaygınlaşması ve atık oluşumunun artması nedeniyle bu meyvenin atıklarını da katma değerli bir ürüne dönüştürmek için tercih ettiklerini vurgulayan Hasbay, 4 alt projeden oluşan çalışmalarını şöyle özetledi: “İlk projemiz turunçgil atıklarından uçucu yağ elde edilmesi. Bunu çevre dostu teknolojilerle yapacağız. İkinci projemiz yine turunçgil ve elma atıklarından pektin elde edilmesi. Kıvam verici bir madde elde edeceğiz. Üçüncü projemiz avokado atıklarının değerlendirilmesi. Dördüncü projemizde de sıfır atığa giderken bütün bu atıkları değerlendirip biyogaz ve toprak iyileştirici ajan oluşturacağız. Bunları değerlendirerek hem çevre kirliliğini önleyeceğiz hem de katma değere dönüştüreceğiz. Bu çalışmaların sanayi ölçeğine dönüşebilecek prosesler geliştirilerek yürütülmesi, geliştirilen ürünlerin üretime geçmesi, ekonomiye ve gıda döngüsüne yeniden kazandırılması önemli.” Araştırma sürecinde çevre dostu teknolojiler kullandıklarına değinen Hasbay, bu sayede minimum su, enerji ve etanol (alkol) kullanarak sera gazı emisyonlarının ve iklim değişikliğinin etkilerinin azaltılmasına katkı sunacaklarını ifade etti. Maliyet ve çevre kirliliği açısından problem oluşturması nedeniyle pektin üretiminde etanol kullanımını sıfırlamayı ya da minimize etmeyi hedeflediklerini dile getiren Hasbay, bunun çok uygulanmış ya da denenmiş bir yöntem olmadığını, çevre dostu olması açısından bu hedefi belirlediklerini anlattı. “TAM BİR SIFIR ATIK PROJESİ OLACAK” Projenin üçüncü çeyreğini tamamladıkları bilgisini paylaşan Hasbay, “Bundan sonraki süreçte atıklardan elde edeceğimiz ürünleri en uygun koşullarda minimum enerji, maksimum verim ve kaliteyle elde etmek için çalışacağız ve bunu elde ettikten sonra proseslerin sanayi ölçeğinde uygulanabilir olmasına odaklanacağız.” diye konuştu. Projeyi sıfır atık prensibiyle tasarladıklarını anlatan Hasbay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Turunçgil atıklarından ilk projemizde uçucu yağlar, özellikle de limonel dediğimiz uçucu yağı elde edeceğiz. Onun atığını pektin eldesi, pektin atığını da biyogaz ve toprak iyileştirici ajan için kullanarak sıfır atığa doğru gideceğiz. İlk aşamada projemizi böyle tasarladık. Sonrasında S-ATP platformunda yer alan örneğin protein çalışacak olan ODTÜ’deki hocalarımızın atıklarını, tıbbi aromatik bitkiler çalışacak olan Marmara Üniversitesinden hocalarımızın atıklarını ve diğer meyve sebze atıklarının hepsini toprak iyileştirici ajan ve biyogaz olarak dördüncü projemizde değerlendireceğiz. Bu anlamda tam bir sıfır atık projesi olacak.” Projenin 2027’de sonuçlanacağını belirten Hasbay, proje tamamlandığında firma ortaklarıyla birlikte farklı destek programlarına yatırım için başvuracaklarını ve ürünlerin endüstriyel boyutta üretimi için çalışacaklarını sözlerine ekledi.

  • Turkcell, Forbes'un "Dünyanın En İyi İşverenleri" listesinde

    Turkcell İnsan ve İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu, "Hedefimiz nitelikli insan kaynağımızı koruyarak, yeni yetenekleri aramıza katarak Turkcell'in bu alandaki başarısını daha da ileriye taşımak." ifadesini kullandı. Turkcell, Forbes tarafından gerçekleştirilen "Dünyanın En İyi İşverenleri" listesinde yer aldı. Şirketten yapılan açıklamaya göre, Turkcell, dünyanın önde gelen yayınlarından Forbes tarafından gerçekleştirilen ve 50 ülkede 300 binden fazla çalışanın katıldığı "Dünyanın En İyi İşverenleri" araştırmasında önemli bir başarıya imza attı. Türkiye'den 6 şirketin girebildiği listede Turkcell, teknoloji ve iletişim alanındaki tek Türk şirketi oldu. "Listedeki tek Türk teknoloji ve iletişim şirketi olmak bizler için ayrı bir gurur" Turkcell İnsan ve İş Destekten Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erkan Durdu, bu başarıyı, Turkcell'in insan odaklı kurumsal vizyonu ve çalışan memnuniyetine yönelik stratejilerinin bir sonucu olarak gördüklerini bildirdi. Turkcell olarak, çalışma arkadaşlarının gelişimini ve çalışma konforunu destekleyen bir iş yeri kültürü oluşturmak için titizlikle çalıştıklarını belirterek, "İnsan kaynakları yönetimine dair yaklaşımımızın küresel ölçekte takdir görmesi ve teknoloji, iletişim alanında ülkemizi temsil eden listedeki tek şirket olmamız da bizler için ayrı bir gurur. Hedefimiz nitelikli insan kaynağımızı koruyarak, yeni yetenekleri aramıza katarak Turkcell'in bu alandaki başarısını daha da ileriye taşımak. Bu başarıya katkı sağlayan tüm çalışma arkadaşlarımızı tebrik ediyorum." ifadesini kullandı.

  • Şırnak'ta 92 köy GES sayesinde içme suyu temini için elektrik faturası ödemiyor

    Şırnak'ta Valilik ve İl Özel İdaresince sağlanan yatırımla kent merkezi ve 6 ilçeye bağlı 92 köyde kurulan güneş enerjisi panelleriyle vatandaşlar elektrikte büyük tasarruf sağladı. 237 köyü olan Şırnak'ta sondaj ile içme suyu temininde gerekli elektrik enerjisinde maliyetin düşürülmesi için Valilik ve İl Özel İdaresi harekete geçti. 4 yıl önce hayata geçirilen güneş enerji santrali (GES) Projesi ile kent merkezi ve 6 ilçeye bağlı 92 köye 6 bin 714 güneş paneli kuruldu. Güneşten günde 2,6 megavat elektrik üretilen köylerde, artık içme suyu temininde elektrik faturası ödenmiyor. Güneş enerjisi sayesinde elektrik masrafından kurtulmak isteyen 111 köyden de GES kurulması için İl Özel İdaresine başvuru yapıldı. Bu kapsamda başvuruda bulunan köylerden 15'ine daha güneş paneli kurulumu sürüyor. "Güneş enerjisi ile sağlanan su bütün köye yetiyor" İdil ilçesinin Öğündük Köyü muhtarı Şemun Vergili, daha önce sondajla içme suyu temini için kullandıkları elektriğe yüksek fatura ödediklerini, büyük mağduriyet yaşadıklarını söyledi. "Her ay yaklaşık 100-120 bin lira elektrik faturası geliyordu." diyen Vergili, GES sayesinde maddi olarak rahatladıklarını, aynı zamanda elektriğe de bağımlı olmadıklarını belirtti. Vergili, "Güneşten aldığımız enerji ile suyumuz bütün köye yetecek şekilde sağlanıyor. Valiliğimize, Kaymakamlığımıza ve İl Özel İdaremize çok teşekkür ediyoruz. Güneş enerjisi ile sağlanan su bütün köye yetiyor. Günde 150-200 ton su kapasitesine ulaşabiliyoruz. Sabah 07.00'den akşam 17.00'ye kadar güneşten tam verim alabiliyoruz." dedi. Köyde yaşayan Yuhanna Töre ise daha önce elektrik kesintisi olduğunda mağduriyet yaşadıklarını anlatarak, GES sayesinde çiftçilerin rahatladığını belirtti. Töre, köyde 80 hane bulunduğunu, herkese yetecek kadar su olduğunu dile getirerek, suyun bahçelere de yettiğini ifade etti. Emeği geçen bütün devlet yetkililerine teşekkür ettiklerini belirten Töre, "Vatandaş olarak çok memnunuz, herkese de tavsiye ediyoruz." ifadesini kullandı. "GES ile rahatlığa kavuştuk" Cizre ilçesinin Varlık köyü muhtarı Ramazan Bulduk ise devlete sunulan bu imkan için teşekkür ederek, GES gibi bir imkana sahip oldukları için çok mutlu olduklarını dile getirdi. Daha önce elektriğin sorunlu olduğunu, zaman zaman kesintiler yaşandığını anlatan Bulduk, "Şimdi elektrik var ya da yok bakmadan suyumuz geliyor. 60 hane, 550 nüfusumuz var. GES ile rahatlığa kavuştuk. Elektrik faturası çok geliyordu, şimdi sıfır maliyetimiz var." diye konuştu. Köyde yaşayan Tevfik Bulduk da güneş enerjisinin kendilerine büyük kolaylık sağladığını belirterek, emeği geçenlere teşekkür etti.

  • Bankacılığı bıraktı, hayali olan kazık fabrikasını kurdu

    Kayseri'de Bünyamin Geçgil (38), 12 yıl çalıştığı özel bir bankada bölge müdür yardımcılığını bırakarak, hayalini kurduğu fabrikayı kurdu. Orman yönünden fakir olan Kayseri'de emprenyeli kazık ve telefon direği üretimi için bu alandaki ilk fabrikayı açan Geçgil, yurt içindeki birçok elma, muz ve avokado bahçeleri ile 4 ülkedeki bahçelerin kurulumu için ürün satmaya başladı. Kayseri'de yaşayan Bünyamin Geçgil, 12 yıl boyunca özel bir bankada çeşitli görevlerde bulundu. Son olarak bankanın Kayseri ve bölge illerinden sorumlu bölge müdür yardımcılığı görevini yürüten Geçgil, 2016 yılında hep hayalini kurduğu ticarete atılmaya karar verdi. 1 yıllık Ar-Ge çalışması sonrası Bünyamin Geçgil, Kayseri Organize Sanayi Bölgesi'nde kentin ilk ve tek kazık ve emprenyeli herek telefon direği imalatı yapan fabrikayı kurdu. Kısa sürede Kayseri ve çevre iller başta olmak üzere yurt içindeki pek çok elma, muz ve avakado bahçesi için kazık üretimi yapan Geçgil, ardından da Azerbaycan, Suriye, İran ve Makedonya'ya ihraç etmeye başladı. 'İÇİMDE UKDEYDİ' Babasının ayakkabı dükkanı olduğunu ve bu yüzden ticareti sevdiğini belirten Bünyamin Geçgil, "İçimizde her zaman ticaretle uğraşma ukdesi vardı. Bu yönde istediğim bir alana yönelmek istedim. Bankacılığın tabanından en yükseğine kadar çalıştım. Bankacılığı bırakmadan önce de bölge müdür yardımcısı olarak görev yaptım. 5 bin metre arazi üzerine 2 bin metrekare kapalı alanda bir fabrika açtım. Kazık ve telefon direği imalatı yapıyoruz. Kayseri'de bu alanda üretim yapan tek fabrikayız. Ormanın olmadığı bir şehirde olduğumuz için çevre illerden aldığımız ağaçları burada işleyip elma, avokado ve muz bahçelerine gönderiyoruz. Yurt içinde Isparta, Burdur gibi illere yurt dışında da Balkan ve Orta Doğu ülkelerine ihracat yapıyoruz" dedi. Kayseri'de farklı bir yatırım yapmak istediğini de anlatan Geçgil, "Kayseri'de daralmış bir sanayi vardı. Sadece mobilya ve çelik kapı imalatı var. Biz de kimsenin yapmadığı bir üretimi burada yapmak istedik. Halkın ve çiftçinin ihtiyacı olan ürün üretimine karar verdim. Bu ürün daha çok Rusya ve Belarus gibi ülkelerden ithal edilen ürünlerdi. Bir vatandaşlık görevi ile dış ticaret açığını kapatmak için bu işe başladık. Bu sektöre girmeden çok araştırma yaptım. 1 yıllık Ar-Ge çalışması sonucu bu işe başladım" diye konuştu. 'YAKINLARIM ÇOK ŞAŞIRDI' Bankacılığı bıraktıktan sonra yakınlarının verdiği tepkilere de değinen Geçgil, "Bankacı arkadaşlarım çok şaşırdı. Neden bankayı bırakıyorsun? Bankada iş bulmak çok zor. Neden bıraktığımı hep sorguladılar. Hatta bazısı benim bu işi yapamayacağımı, düşündü. Başarısız olacağımı zannetti. Birinci derece akrabalarım bile ‘Bankacılık bırakılır mı?’ yorumları yaptı. Sabit gelir ve standart bir hayat var diye düşündüler. Çok şükür artık ithal edilen bir ürünü ihraç eder bir hale geldik. 4 ülkeye ürün ihraç ediyorum" ifadelerini kullandı.

  • 25 liralık rendeyle başlayan hikaye, 1 buçuk milyonluk işletmeye dönüştü

    Osmaniye’de kooperatif aracılığıyla aile ekonomisine destek olmak isteyen kadın girişimcilerin 25 liraya aldıkları rende ile başlayan hikayeleri, 1 buçuk milyonluk sermayeden oluşan bir işletmeye dönüştü. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde kooperatif aracılığıyla coğrafi işaret tescili bulunan Osmaniye yer fıstığı helvası ve yöresel ürünleri de kooperatif çatısı altında üreten kadınlar, elde ettikleri gelirle aile bütçelerine katkı sağlıyorlar. Düziçi Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi çatısı altında bir araya gelen 23 ev hanımı, 25 Türk lirasına aldıkları rendeyle çıktıkları yolda Ticaret Bakanlığı KOOP-DES, Sanayi Bakanlığı SOGEP ve Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOĞAKA) 1 buçuk milyonluk ekipman desteği sayesinde makineleşen kooperatif 50 çeşit ürünün yurt içi ve yurt dışı satışını yapıyor. Osmaniye’nin kadınlarının ne kadar güçlü olduğunu göstermek için kooperatif kurduğunu söyleyen Başkan Rahime Yüksek, "Kooperatifi kurma hikayem aslında bütün kadınların şu anda sıkıntısı gibi benim de bir sıkıntıdan kaynaklandı. Eşim bir rahatsızlık geçirdi sağlık sorunları oldu ondan dolayı ekonomik bir sıkıntı içerisine girdim. Kendim gibi bu tür ekonomik sıkıntı çeken kadınlara nasıl destek olabilirim, bunlarla nasıl bir iş birliği içerisinde bir platform kurabilirim diye düşünürken kooperatifi kurmak geldi aklıma. Çocukluk arkadaşlarımı, mahalleden ve köylümden kadınları topladım ve kooperatifi anlattım. Biz Kars’ın kadınlarını, Kahramanmaraş’ın kahraman kadınlarını, İzmir’in Urla’nın kadınlarını izledik. Osmaniye’nin neden güçlü kadınları olmasın diyerek. Osmaniye’nin Düziçi ilçesinde çok güzel bir kooperatif kurduk" dedi. Her zaman devletin desteğini hissettiklerini söyleyen Başkan Yüksel, "Başta tabii kooperatifi kurduğumuz zaman imkansızlıklar vardı. Zor şartlar altında 25 TL ile almış olduğumuz bir rendeyle başlayan hikayemiz şu an gördüğünüz gibi 1 buçuk milyonluk bir makine ekipman desteğiyle devam ediyor. Hem yurt içi hem yurt dışı satışlarımızla beraber büyüyoruz. Ticaret Bakanlığı’na bağlı bir kooperatif olduğumuz için, Ticaret Bakanlığı’nın KOOP-DES projesinden kaynaklanarak 150 bin liralık bir hibe aldık. Sanayi Bakanlığı’nın SOGEP projesi çerçevesinde 1 buçuk milyonluk makine ve ekipmana sahip olduk, 25 lirayla başlayan hikayemiz, şu an milyonlara ulaşan bir sermayeye dönüştü. Bu konuda bize destek olan Osmaniye Valimizin emekleri çok büyük, Doğu Akdeniz Kalkınma Ajansı çalışanlarının ve genel sekreterlerin emeği çok büyük. Her zaman devletimiz yanımızdaydı ve biz çok büyük destekler aldık" dedi. Yer fıstığının Osmaniye için önemli olduğunu belirten Yüksek, "Kooperatif bünyemizde çalışan kadınlarla beraber biz coğrafi işaretli yer fıstığımızı işlemeyi hedefledik. Bununla ilgili mutfağımıza çok güzel bir AR-GE çalışmasıyla Osmaniye yer fıstığı helvasını ürettik. Yer fıstığı helvası çıktığımız pazarlarda, fuarlarda ve panayırlarda çok dikkat çekti. Şu anda hem yurt dışı hem de yurt dışı pazarlarda artı sosyal medya satışlarında yer fıstığı helvamız yerini buldu. Bununla beraber yine yer fıstıklı acuralar, yer fıstık ezmeleri, yer fıstıklı baklavalara kadar üretimli yapmaktayız. Yaklaşık 50 çeşit ürünümüz bulunmakta. Şu an yaptığımız çalışmalarda mutfağımızda bu ürün yelpazemizi genişletmek için çabalamaktayız" ifadelerini kullandı.

  • Kopyası: Nermin Gelbal Gökduman: Zeytinden Doğan Bir Başarı Hikayesi

    Arı ürünleri üreticisi kadın girişimci Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı'ya, ABD'de yayın yapan “Acquisition International” dergisi tarafından, Küresel Mükemmeliyet Ödülleri kategorisinde, 2024 yılının ‘En İyi Doğal ve Organik Arı Ürünleri' üreticisi ödülü verildi. 2018 yılından bu yana çeşitli sektörlerde ve Kurumsal Sosyal Sorumluluk ödülleri, İş Kadınları ödülleri gibi birçok kategoride yarışma düzenleyen Acquisition International dergisinin, 2024 yılı sonuçları 21 Eylül'de açıklandı. Uluslararası düzenlenen büyük çaplı yarışmanın kazananlarından biri de Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı oldu. Samancı'ya, Küresel Mükemmeliyet Ödülleri kategorisinde, 2024 yılının ‘En İyi Doğal ve Organik Arı Ürünleri' üreticisi ödülü verildi. “ARI GİBİ ÇALIŞIYORUZ” Ödül sonrası açıklama yapan BEE&YOU Genel Müdürü ve Kurucusu Dr. Aslı Samancı, “2013 yılından bugüne dek gerçekleştirdiğimiz Ar-Ge ve İnovasyon çalışmaları ile Anadolu propolisinin şifasını en doğal hali ile kovandan sofralarınıza ulaştırıyor, tüm dünyaya tanıtmak üzere arı gibi çalışıyoruz. Büyük emek verdiğimiz bu yolda, daha çok başarılara imza atacağımıza inancım sonsuz. Başladığımız bu yolculukta elde ettiğimiz başarı ve kazandığımız güven hem iş birliklerini hem de ödülleri beraberinde getiriyor. Türkiye'de arı ürünlerinin üretiminde, arıcılarımızı da destekleyen bir prensiple bu işe başlamış olmamız ise başarımızın altında yatan en büyük etkenlerden bir tanesi. Bu yolculuğa çıktığımız ilk günden itibaren mottomuz, ‘Arı varsa, hayat var. İnanıyoruz ki, her geçen gün dünya çapında ödüller almaya devam edeceğiz” dedi.

  • Nermin Gelbal Gökduman: Zeytinden Doğan Bir Başarı Hikayesi

    Nermin Gelbal Gökduman, İstanbul’daki telekomünikasyon sektöründeki kariyerini bırakıp Balıkesir’in Havran ilçesinde zeytin ağaçlarıyla dolu bir hayatı tercih eden cesur bir girişimci. 2012 yılında başlattığı bu yolculuk, sadece onun değil, bölgedeki yüzlerce insanın da hayatını değiştirdi. İlk başta 50 dönümlük bir zeytin bahçesiyle işe koyulan Gökduman, zeytincilik konusunda eğitim aldı ve öğrendiklerini hayata geçirerek zeytinyağı üretiminde hızlıca fark yarattı. Zeytinlerinden elde ettiği soğuk sıkım zeytinyağlarıyla kısa sürede Japonya, İtalya ve Arjantin gibi ülkelerde düzenlenen uluslararası yarışmalarda ödüller kazandı. Japan Olive Oil Prize ve EVO IOOC İtalya gibi prestijli organizasyonlardan altın madalya ile döndü​. Bugün, 30 bin zeytin ağacına ve yıllık 150 ton zeytinyağı üretim kapasitesine sahip olan Nermin Hanım, ABD, Hollanda ve Güney Kore gibi ülkelere ihracat yaparak ürünlerini dünya pazarına sunuyor. 8 dönümlük bir fabrika ve restoran işletmeciliği ile sadece zeytinyağı üretimi yapmakla kalmıyor, aynı zamanda bölgedeki 150 kişiye istihdam sağlayarak ekonomik kalkınmaya da büyük bir katkıda bulunuyor​ Gökduman, “Kadın isterse her şeyi başarır” diyerek kadın girişimciliğinin en güzel örneklerinden birini sergiliyor. Ürettiği zeytinyağlarının kalitesi ve başarılarıyla hem Türkiye'nin adını uluslararası platformlarda duyuruyor hem de kadın istihdamına olan katkısıyla toplumda fark yaratıyor. Başarılarla dolu bu yolculuğu, girişimciliğin sınır tanımadığını bir kez daha gösteriyor. Başarıları: 30 bin zeytin ağacı ve 150 ton üretim kapasitesi. ABD, Hollanda ve Güney Kore’ye ihracat. Japan Olive Oil Prize, EVO IOOC gibi yarışmalarda altın madalyalar. Nermin Gelbal Gökduman’ın bu ilham verici hikayesi, küçük bir başlangıcın nasıl büyük bir uluslararası başarıya dönüşebileceğinin kanıtı.

  • Selçuk Bayraktar: Adana’da geleceğe umut aşılandı!

    TEKNOFEST Adana’da 1 milyondan fazla ziyaretçi ağırlandı. Selçuk Bayraktar, gençlere umut ve sorumluluk çağrısında bulundu. Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST Adana’nın kapanış ve ödül töreninde duygu dolu bir konuşma yaparak, festivalin ziyaretçi sayısının 1 milyonu aştığını belirtti. Bayraktar, Adana’nın sıcak ilgisi ve sahiplenmesi karşısında hayran kaldıklarını belirtti. DÖNÜŞÜM VE UMUT HAREKETİ Bayraktar, ayrıca TEKNOFEST’in sadece bir teknoloji festivali değil, aynı zamanda gençlere umut aşılayan ve dünyaya ilham veren bir hareket olduğunu dile getirdi. “Bu meydanda ağırladığımız ziyaretçi sayısı 1 milyonu aştı. Adana, senin gönlüne hayran kaldık” dedi. GENÇLERE UMUT VE SORUMLULUK MESAJI Bayraktar, gençlerin geleceğe yön vereceğine ve merhametli bir dünya kuracaklarına dikkat çekti. “Mazlumlara, mağdurlara herkes sırtını dönse biz dönmeyeceğiz. Gazze’de adaletin sesi olacağız,” diyerek kararlılıklarını vurguladı. YENİ BAŞARILARA İMZA ATACAĞIZ Festivalin gelecek yıllarında 2025 için büyük hedeflerle yola çıkacaklarını belirten Bayraktar, “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve İstanbul’da düzenleyeceğimiz TEKNOFEST’lerde yeni başarılara imza atacağız” ifadelerinde bulundu. Konuşmanın ardından TEKNOFEST Şampiyonlar Ligi’nde dereceye giren takımlara ödülleri takdim edildi. Törenin sonunda, bakanlar ve diğer katılımcılar hatıra fotoğrafı çektirdi. Festivalin coşkulu atmosferi, TEKNOFEST şarkısının söylenmesiyle sona erdi. TEKNOFEST Yönetim Kurulu ve Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı (T3 Vakfı) Mütevelli Heyeti Başkanı Selçuk Bayraktar, TEKNOFEST Adana’da ağırlanan ziyaretçi sayısının 1 milyonu aştığını belirtti. Bayraktar, dereceye giren takımlara ödüllerini verdi.

  • Türk halıcılardan 9 ayda 2 milyar 86 milyon dolarlık ihracat

    Türk halıcılar, 9 ayda ihraç ettikleri 429 milyon 566 bin metrekare halıdan 2 milyar 86 milyon 182 bin dolar gelir elde etti. Anadolu Ajansı'nın Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri (GAİB) verilerinden yaptığı derlemeye göre, Türkiye'deki halı üreticileri, 2024 yılının 9 ayında 181 ülke ve serbest bölgeye 429 milyon 566 bin metrekare halı sattı. Bu ihracat karşılığında 2 milyar 86 milyon 182 bin dolar gelir sağlayan Türk halıcılar, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatını yüzde 6,7 artırdı. Sektör, en fazla geliri 1 milyar 628 milyon 408 bin dolarla makine halılarından elde etti. Makine halılarını, 382 milyon 620 bin dolarla tufte halıları (özel tasarım), 68 milyon 225 bin dolarla el halıları ve 6 milyon 888 bin dolarla kilim takip etti. El halıları ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 101,4 artarken, kilim ihracatında ise yüzde 35'lik artış görüldü. En çok ihracat ABD'ye yapıldı Ülke bazında Türkiye'den en çok halı ihracatı 586 milyon 386 bin dolarla ABD'ye yapıldı. İkinci sıradaki Suudi Arabistan'a 222 milyon 31 bin dolarlık, üçüncü sıradaki Irak'a 166 milyon 126 bin dolarlık, dördüncü sıradaki İngiltere'ye de 136 milyon 221 bin dolarlık halı satıldı. Yılın 9 ayında, geçen yılın aynı dönemine göre ihracatın en çok artırıldığı ülke yüzde 96,3 ile Japonya oldu. Bu ülkeyi yüzde 73,2'lik artışla Hollanda, yüzde 63,2'lik artışla Irak takip etti. GAİB halı ihracatında zirvede Türkiye'nin halı ihracatında yüzde 67,9'luk paya sahip olan GAİB, yılın 9 ayında 1 milyar 416 milyon 265 bin dolar ile en çok ihracat yapan birlik olarak zirvedeki yerini korudu. GAİB'in halı ihracatı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 8,3 arttı. Güneydoğu Anadolu Halı İhracatçıları Birliği Başkanı Zeynal Abidin Kaplan, 2024 yılının birçok sektör gibi halı sektörü için de zor olduğunu söyledi. Sektörün sahip olduğu gücü koruması için çeşitli projeleri hayata geçirdiklerini belirten Kaplan, "Özellikle son dönemlerde uzak ülkelere yöneldik. Malezya, Avustralya, Moritanya, Senegal, Hindistan ve Japonya gibi ülkelere yönelik düzenlediğimiz ticaret heyetlerimizle ürünlerimizin tanıtımını yaparak bu ülkelerdeki pazar payımızı artırmaya çalışıyoruz." dedi. Savaşların, Ukrayna, Rusya ve Orta Doğu ülkelerine yönelik ticaretlerini olumsuz etkilediğini ifade eden Kaplan, farklı pazarlarla bunları tolere etmeye çalıştıklarını, yıl sonu hedeflerini yakalayacaklarına inandığını, halı sektöründe liderliği üstlenen Gaziantep'in bu öncülüğünü koruyabilmesi için gayret göstereceklerini sözlerine ekledi.

  • AVM otoparkında yeşil yapraklı sebzeler üretiliyor

    İstanbul'da lüks bir alışveriş merkezinin kapalı otoparkında kurulan yaklaşık 1 dönümlük tesiste topraksız ve dikey üretimle marul çeşitleri, kale, pazı, fesleğen, reyhan, kişniş, mizuna, pak choi ve roka gibi yeşil yapraklı sebzeler üretiliyor. Sarıyer'deki AVM'nin kapalı otoparkında 4 girişimci tarafından kurulan tesiste, topraksız ve dikey tarım yöntemiyle üretim yapılıyor. Kapalı ve kontrollü ortamda bulunan sebzeler değişen iklimden korunarak, yıl boyu mevsimden bağımsız üretim sağlanıyor. Firmanın kurucu ortağı Halil Beşkardeşler,yaptıkları işin temel mantığının şehir tarımı olduğunu söyledi. AVM binasında inşa edilen ayrı bir laboratuvar ortamında üretim yapıldığına dikkati çeken Beşkardeşler, "Burada üretilen ürünler hasat edildiği an, ilgili restoran ve son tüketicilere gruplar üzerinden teslim ediliyor. Yani üretilen ürün çok taze, besin değeri çok yüksek ve herhangi bir nakliye ve kayıp yaşamadan tüketicilere ulaştırılıyor. Dolayısıyla şehrin göbeğinde olmamızın en büyük sebebi bu." diye konuştu. Ürünlerin verimli ve sağlıklı şekilde yetiştirilmesi için bitkinin ihtiyaç duyduğu fotosentezi özel LED aydınlatmalardan sağladıklarını anlatan Beşkardeşler, ortam sıcaklığı ve nem oranlarının sürekli kontrol altında tutulduğunu belirtti. Halil Beşkardeşler, topraksız tarım teknolojisini geliştiren tarafta olduklarını vurgulayarak, şöyle devam etti: "Kapalı ve izole bir ortamda üretim yapıyoruz. Yatay alanda değil dikeyde üretim yapıyoruz. Dolayısıyla çok geniş arazilerde ve açık alanda üretim yapmadığımız için herhangi bir haşere ya da pestisit ilacı kullanmak zorunda kalmıyoruz. Dolayısıyla bu aslına bakarsanız bizim en büyük artılarımızdan bir tanesi. Doğal ortamda yani geleneksel tarımda ya da serada üretim yaparken kullandığınız ilaçlar fotosentezle bitki hücrelerine işliyor. Dolayısıyla yedikten sonra da ileriki zamanlarda sıkıntılar yaşanabiliyor. Ama bu ortamda öyle bir şeye ihtiyaç olmadığı için sıfır pestisit, herhangi bir ilaçlama yapmadan ve hormon kullanmadan üretim yapıyorsunuz." "315 kat daha verimli üretim yapabiliyoruz." Tesiste marul çeşitleri, kale, pazı, fesleğen, reyhan, kişniş, mizuna, pak choi (Çin lahanası) ve roka gibi yeşil yapraklı birçok bitkiyi yetiştirdiklerini dile getiren Beşkardeşler, üretim şartlarını anlattı. Beşkardeşler, "Buradaki fabrikayı bir dönüm olarak düşünürseniz 315 dönüme tekabül eden üretim yapıyoruz. Bu fabrikamızın yıllık kapasitesi yaklaşık olarak 900 bin ila 1 milyon adettir. Bitkiye en iyi şartları sağlıyoruz, yatay alandan bağımsız dikey alanda üretim yapıyoruz. Metrekaredeki üretim sıklığımız, katlı üretim yapmamız, bitkiye ihtiyacı olan şartları daha hızlı verdiğimiz ve daha iyi imkanları sağladığımız için bitkinin daha hızlı gelişmesi gibi çarpanlarla ilerlediğimizde 315 kat daha verimli üretim yapabiliyoruz." diye konuştu. Tesiste hasadı yapılan ürünlerin talep doğrultusunda AVM'deki restoranlara da aynı gün teslim edilebildiğini dile getiren Beşkardeşler, üretim modelinin sürdürülebilirliğe önemli katkı sağladığını bildirdi. Halil Beşkardeşler, şehir içinde üretim yapıldığı için fosil yakıtlı araçlarla şehir dışından ürünün buraya gelmediğinin altını çizerek, "Orada ciddi şekilde karbon ayak izini azaltıyoruz. İkincisi pestisit kullanmıyoruz. Kullandığınız zaman çevreye zarar veriyorsunuz. En önemlisi geleneksel tarım yöntemlerine göre su kullanımımızda yüzde 95’ten daha fazla tasarruf sağlıyoruz. Bu anlamda bu tip üretim metodolojisi ciddi anlamda doğaya fayda sağlıyor, kaynakların kullanımını daha verimli hale getiriyor." bilgisini verdi.

Arama Yap

bottom of page