Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Celal İmre: Kızını Okutmak İçin Köyün Kaderini Değiştiren Baba
Van'ın Edremit ilçesine bağlı kırsal Kıyıcak Mahallesi'nde yaşayan 65 yaşındaki Celal İmre, kızını erken yaşta evlendirmek yerine eğitimine devam etmesi için verdiği kararla sadece kendi çocuklarının değil, tüm köydeki çocukların hayatlarını değiştirdi. Van'ın Edremit ilçesine bağlı kırsal Kıyıcak Mahallesi'nde yaşayan 65 yaşındaki Celal İmre, kızını erken yaşta evlendirmek yerine eğitimine devam etmesi için verdiği kararla sadece kendi çocuklarının değil, tüm köydeki çocukların hayatlarını değiştirdi. 10 çocuk babası olan İmre, kızlarını okutarak toplumsal baskılara rağmen büyük bir değişimin öncüsü oldu. Bugün, 4 kızı öğretmen, 1 kızı hemşire, 3 oğlu doktor ve 1 oğlu inşaat mühendisi olarak topluma hizmet ediyor. Kızını Okutarak Köyün Kaderini Değiştirdi 1997 yılında kızı Fatma'nın ilkokuldan mezun olmasının ardından gelen görücü talebine içerleyen İmre, kızını evlendirmek yerine ortaokula kaydederek eğitime devam etmesini sağladı. Bu karar, köyde büyük tepkilere neden olsa da İmre geri adım atmadı. Fatma’nın eğitimiyle başlayan bu yolculuk, diğer kızlarının da okumasıyla devam etti. İmre, inşaatlarda çalışarak elde ettiği kıt imkanlarla çocuklarının eğitim hayatlarını destekledi. İmre Ailesinin Başarıları Celal İmre'nin dört kızı öğretmen, bir kızı hemşire, üç oğlu doktor ve bir oğlu inşaat mühendisi olarak eğitimlerini başarıyla tamamladı. En küçük oğlu ise lise eğitimine devam ediyor. Bu başarılar, Celal İmre'nin köydeki diğer aileler üzerinde de büyük bir etki yarattı. Başta kızlar olmak üzere, birçok çocuk okula gönderildi ve eğitim hayatlarına devam etti. Kıyıcak Mahallesi'nde artık eczacıdan diş hekimine, öğretmenden hemşireye kadar pek çok meslek sahibi genç var. Tüm Köyün Eğitim Seviyesini Yükseltti Kıyıcak Mahallesi Muhtarı Erol Demir, Celal İmre'nin çocuklarının meslek sahibi olmasının köyde büyük bir farkındalık yarattığını belirtti. "Celal Bey'in çocuklarını okutması, köyde kız çocuklarının eğitimine yönelik büyük bir değişim başlattı. Şimdi köydeki kız çocuklarının neredeyse tamamı okuyor. Benim de iki kızım üniversiteye gidiyor," diye ifade etti. Celal İmre'nin Başarı Hikayesi Celal İmre’nin hikayesi, sadece kendi çocuklarının hayatını değiştiren bir babanın öyküsü değil, aynı zamanda bir köyün eğitim ve toplumsal anlayışını dönüştüren bir başarı hikayesidir. Eğitimle gelen değişimin en güzel örneklerinden biri olan Celal İmre, çocuklarına ve köy halkına ilham vererek, onların da eğitim yolunda ilerlemelerine vesile oldu.
- Tek eliyle işlediği seccadelerle geçimini sağlıyor
Bolu'da yaşayan bedensel engelli Nermin Ayaydın, tek eliyle seccade işleyerek gelir elde ediyor. Göynük ilçesinde 2,5 yaşında geçirdiği çocuk felci nedeniyle engelli kalan 68 yaşındaki Ayaydın, küçük yaşlardan itibaren el işine ilgisi sayesinde seccade işlemeyi öğrendi. Anne ve babasının vefatından sonra ilçede ablası ve eniştesiyle yaşamaya başlayan Ayaydın, seccade işleyerek hem vaktini değerlendiriyor hem de geçimini sağlıyor. Ayaydın, komşulardan ve tanıdıklardan gelen siparişler üzerine işlediği seccadeleri, tanesi 250 liradan satıyor. Seccade işleyerek adeta hayata tutunan Ayaydın'ın yaptığı el emeği göz nuru ürünler talep görüyor. Nermin Ayaydın, yöresel desenlerle seccade yaptığını, el işinin hem bir uğraş hem de geçim kaynağı olduğunu söyledi. Abla Neriman Sarpkaya da kardeşinin çocuk felci geçirdikten sonra yaşadığı zorluklarla baş ederek bu işi yapmaya başladığını kaydetti.
- Türkiye, Yılın İlk 8 Ayında 40 Milyonu Aşkın Ziyaretçiyi Ağırladı
2024 yılının ilk 8 ayında Türkiye'yi ziyaret eden turist sayısı 40 milyonun üzerine çıkarak ülkenin turizmdeki gücünü bir kez daha ortaya koydu! Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre, Ocak-Ağustos döneminde Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre %7,11 artışla 35 milyon 803 bin 874 oldu. Yurt dışında ikamet eden Türk vatandaşlarının sayısı ise 4 milyon 492 bin 105 olarak kaydedildi. Böylece, Türkiye bu dönemde toplam 40 milyon 295 bin 979 ziyaretçi ağırlamış oldu. Ülkeler Arasında Ziyaretçi Sıralaması: Rusya Federasyonu: 4 milyon 550 bin 588 ziyaretçi Almanya: 4 milyon 385 bin 331 ziyaretçi Birleşik Krallık (İngiltere): 3 milyon 102 bin 412 ziyaretçi Ağustos Ayında da Rekor! Sadece Ağustos ayında Türkiye'ye gelen yabancı ziyaretçi sayısı, geçen yılın aynı ayına göre %2,47 artış göstererek 6 milyon 825 bin 403 olarak gerçekleşti. Bu dönemde Türkiye'ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında Rusya Federasyonu birinci sırada yer alırken, onu Almanya ve Birleşik Krallık izledi.
- İsrail'in saldırısında elini kaybeden Gazzeli Muhammed müzik tutkusundan vazgeçmedi
İsrail'in Gazze'nin orta kesimindeki Nusayrat Mülteci Kampı'nda bir okula düzenlediği saldırıda elini kaybeden 14 yaşındaki Muhammed Ebu Iyda, ampüte edilmiş eline kumaş parçasıyla bağladığı yay ile müzik aletini çalıyor. Kuzeydeki Cibaliya Mülteci Kampı sakinlerinden Muhammed, İsrail'in saldırıları nedeniyle annesi ve kız kardeşiyle birlikte Nusayrat Mülteci Kampı'nda Birleşmiş Milletler Yakın Doğu'daki Filistinli Mültecilere Yardım ve Bayındırlık Ajansına (UNRWA) bağlı okullardan birine sığındı. Babası kuzeyde kaldığı için ailesinin su ve yiyecek ihtiyacını temin etme görevini üstlenen Muhammed, Temmuz 2014'te Nusayrat Mülteci Kampı'ndaki Sirac Okulunun hedef alındığı saldırıda şarapnel isabet etmesi sonucu elini kaybetti. Saldırı öncesinde okulda ud eğitimi alan Muhammed, sağ elini kaybettiği için udu bırakmak zorunda kaldı ancak yılmadı ve zoru başararak keman çalmaya başladı. Kemanla yeniden hayata tutunan Muhammed, şimdilerde protez ele kavuşmak, Gazze dışına çıkmak ve okumak istiyor. Muhammed'in elini kaybetmesi son değil başlangıç oldu Edward Said Enstitüsünde müzik eğitmenliği yapan, keman çalan ve şarkı söyleyen 16 yaşındaki Sema Rami Necm, Muhammed'in keman çalmaya başlamasında en büyük etken oldu. Kendisi de 2 milyon Gazzeli gibi evini terk ederek güneye göç eden Necm, göç sırasında geri dönecekleri umuduyla kemanını yanına aldı ancak dönemedi. Kemanın çadırda bir süre hiç kullanılmadan durduğunu söyleyen Sema, "Bir gün neden keman çalmadığımı ve çocuklara bunu öğretmediğimi düşündüm. Sonrasında çadır kentlere ve sığınma merkezlerine gidip çocuklara eğitim vermeye başladım. Bu çocuklardan biri de Muhammed Ebu Iyda'ydı." dedi. Muhammed'in başlangıçta ud eğitimi aldığını ancak okulun vurulmasından sonra eğitiminin yarıda kaldığını kaydeden Sema, şöyle devam etti: "Umudumuzu yitirmemek adına Muhammed'in yeniden bir müzik aleti çalmasını istedim. Muhammed'in elinin ampüte edilmesi her şeyin sonu değil bilakis başlangıcıydı. Kemanın arşesini Muhammed'in ampüte edilmiş eline bağlamayı düşündüm. Ud için iki ele de ihtiyaç var ancak kemanda böyle bir yöntem kullanarak başarabileceğimizi düşündüm." Uzuvlarını kaybetmiş nice önemli şahsiyeti örnek aldılar Muhammed başlangıçta çok zorlandığını ve eli yeni ampüte olduğu için çok acı çektiğini ifade eden Sema, daha sonra aleti sevdiğini ve kemanla arasında bir dil oluştuğunu ve şimdilerde kemancı olmak istediğini aktardı. Çocuklara ilk defa eğitim verdiği için biraz zorlandığını anlatan Sema, "Muhammed'e elinin ampüte edilmesinin dünyanın sonu olmadığını göstermek ve ona umut aşılamak istedim. Bu şekilde uzuvları ampüte edilmiş ancak önemli yerlere gelmiş bilim adamları ve şahsiyetler olduğunu söyledim." ifadelerini kullandı.
- Bursalı kadın üreticiler devlet desteğiyle üretim kapasitesini artırdı
Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği üyeleri, yöreye özel meyvelerden yapılan meyve suyu, ev yapımı salça, reçel ve tarhana gibi ürünlerde kapasiteyi arttırarak 20 kadına istihdam sağladı. Bursa'nın Kestel ilçesindeki kırsal Aksu Mahallesi'nde yaklaşık 15 yıl önce bir araya gelen kadınlar, dernek kurup kahvaltı evi açtı. Aynı zamanda yöresel ürünler üretmeye de başlayan kadınlar, 3 yıl önce Kestel Belediyesi öncülüğünde, "2021 Yılı Kırsalda Ekonomik Kalkınma Mali Destek Programı" kapsamında Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı'ndan (BEBKA) destek alarak üretimlerini profesyonel ortama taşıdı. BEBKA'dan aldıkları 2 milyon 300 bin liralık destekle yaklaşık 3 milyon 100 bin liralık yatırım yapan dernek, meyve suyu makinesi, dolum ve etiketleme makinesi, soğutma tankı, dolum tankı edinerek üretim kapasitelerini arttırdı. Yöreye özgü kendi yetiştirdikleri 7 çeşit meyveden yaptıkları içeceğe patent de alan 20 kadın, meyveleri yetmediğinde çevre köylerdeki kadınlardan da tedarik sağladı. Talebe göre yıllık yaklaşık 3 ton meyve suyu, 4 ton salça, 1 ton reçel ve 5 ton da tarhana üreten kadınlar, internet sitelerinden, sosyal medyadan ve işlettikleri kahvaltı evinden satışlarını yapıyor. Üretim için makinelerin yanında eğitimler de verildi Aksu Köyü Kadınları Dayanışma Derneği Başkanı Gülşah Aktaşçay, aldıkları destekle üretimlerini arttırdıklarını söyledi. Yıllık talebe göre üretim yaptıklarını ve özellikle patentli meyve suyunun revaçta olduğunu aktaran Aktaşçay, "Meyve suyunu 3 ton rahat yapıyoruz. Aynı zamanda salçamızı da ona keza o civarlarda 2-3 ton, daha da fazlası olduğu dönemler oluyor. Reçellerimiz daha az, 500 kilogram ya da bir ton aralığında üretiyoruz. Tarhanamız çok satılıyor, yılda 5 ton sattığımız oluyor." dedi. Mahallelerinin çok zengin bir coğrafyada bulunduğuna işaret eden Aktaşçay, şöyle konuştu: "Köyümüz köy gibi bir köy. Köyümüzde hayvancılık da var. Tarhanamızın sütünü köyümüzden temin ediyoruz. Meyvelerimizi köyümüzden temin ediyoruz. Sıkıştığımız dönemlerde meyve yetiştiremediğimiz dönemlerde diğer civar köylerdeki arkadaşlarımıza yardımcı oluyoruz. Oralardan kendimize meyve alıyoruz. Bu bir kadın dayanışması. Tüm çalışma arkadaşlarıma bu kapsamda da çok teşekkür ediyorum. Yani altyapı oluşturup bu zamana kadar gelmemize vesile olan herkese çok teşekkür ediyorum. Köy halkımız da bu konuda çok özverilidir. Herhangi bir isteğimiz, ricamız olduğu zaman hiç kimse kırmaz. Biz 15 yıllık bir derneğiz. Eşlerimizle ilk etapta tabii ki de biraz problemler yaşandı ama her zaman destek oldular, yanımızda oldular." BEBKA İzleme ve Değerlendirme Birim Başkanvekili Erhan Öztürk, 2021 yılı mali destek programı kapsamında Kestel Belediyesinin başvurusu üzerine derneğe destekte bulunduklarını vurgulayarak, şunları söyledi: "Projemizin toplam bütçesi 2024 yılı rakamlarıyla 3 milyon 100 bin lira, vermiş olduğumuz destek ise 2 milyon 300 bin lira civarında. Proje kapsamında reçel ve meyve suyu üretimine yönelik makine ve ekipmanlar alındı. Yine paketleme ve dolumla ilgili makina ekipmanları da alındı. Yine burada gıda güvenliği ve ürünlerin satışıyla ilgili kadınlarımıza eğitimler verildi. Marka tescili gerçekleştirildi. Baştan sona bütün süreçlerle ilgili bir desteğimiz oldu. Benzer projeleri yine Kestel Belediyemizle işbirliğinde diğer köylerimize de vermiştik. Burada da yine yörede üretilen özellikle kısa sürede tüketilmesi gereken meyvelerin daha uzun vadede değerlendirilmesi için işlenmesi hem ilçedeki köyümüzdeki kadınlarımızın ekonomiye katkısını arttırıyor hem de kırsaldan kente olan göçün yaratmış olduğu sosyal problemlerin önüne geçmiş oluyor. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Bu destek kırsaldaki ekonomik faaliyetlerin çeşitlendirilmesi, yerelde üretilen tarımsal ürünlerin arttırılması yönünde bir destek programıydı." Kestel Belediyesi Meclis Üyesi Kevser Öztürk, bölgede tarihi çok eskiye dayanan kırsal mahallelerde meyveciliğin ön planda olduğunu belirterek, "Bunlar kadınlar adına gerçekten önemli projeler. Biz bu noktada hepsini destekliyoruz. Aksu'da reçel ve meyve suyu üzerine çalışılıyor, uzun süredir faaliyetlerine devam ediyorlar. Tabii ki sadece tesis kurmakla bitmiyor, bunların e-ticaretinden, sosyal medya eğitimlerinden tutun, birçok eğitimleri de bu noktada aldılar." ifadelerini kullandı.
- Aşk Yazarı Mustafa Çifci'nin Başarı Hikayesi
Türk Edebiyatında Aşkın Kalemi: Mustafa Çifci, Duygusal Derinliğiyle Aşkı Yeniden Tanımlıyor Türk edebiyatında "Aşk Yazarı" olarak tanınan Mustafa Çifci, duygusal derinliği ve aşkı işlediği özgün eserleriyle okuyucularını büyülemektedir. Aşka dair yazdığı yazılarıyla basında “Aşk Yazarı Mustafa Çifci” olarak anılan yazar, edebiyatımıza birçok eser ve yüzlerce köşe yazısı kazandırmış bir isimdir. Türk edebiyatının aşk temalı eserlerinde en seçkin, en çok okunan ve en çok aranan yazarların başında gelen Çifci, tüm eserlerinde aşkın eskimeyen yüzünü nostaljik bir bakış açısıyla okuyucularına sunmaktadır. Yazdığı 25 kitabıyla geniş bir okuyucu kitlesine ulaşmayı başarmıştır. Eğitim Hayatı Mustafa Çifci, İşletme, Sosyal Hizmetler ve Sosyoloji lisans mezunu olup, aynı zamanda Psikoloji Uzmanlığı, Koçluk Mesleki Eğitmenliği ve NLP eğitimlerini tamamlamış, Yaşam Koçluğu sertifikasına sahip bir yazardır. Aşkın derinliklerini edebi eserleriyle keşfetmiştir. Son yıllarda gündemden düşmeyen Duygusal Ayrılık, Sevgi Yağmuru, Kalbime Dokunan Sözler ve Ne Yağmurlar Biter Ne de Ayrılıklar kitaplarında, insan ruhu ve aşk ilişkileri üzerine derin felsefi düşünceler sunarak okurlarının kalbine dokunmuş ve onlarla güçlü bağlar kurmayı başarmıştır. Kitaplarındaki Derinlik Yazdığı kitaplar sadece aşkı anlatmakla kalmayıp, aşkın insan hayatındaki yeri, etkisi ve dönüşümünü kapsamlı bir şekilde ele almaktadır. Duygusal Ayrılık eserinde insanın yalnızlığını, kişinin çıkmaz sokaklarından sevginin gücüyle nasıl mutlu bir yaşama döndüğünü anlatır. Çifci, eserlerinde toplumsal ilişkileri sorgulayan, aile ve aşk hayatında eksiklikler yaşayan insanların bu olumsuz taraflarını ve sevgi ile büyümenin yollarını anlatır. Ailede sevgi eksikliğinin, kardeşler arasındaki anlaşmazlıkların toplumsal huzursuzluğun temel kaynağı olduğunu ve duygusal ilişkilerde sevginin yapıcı gücünü örneklerle gösterir. Aşk Yazarı Çifci’nin Eserlerinden Doğan Sorgulamalar Aşk Yazarı Çifci’nin kitaplarını okurken ister istemez şu sorular aklımıza gelir: “Hüznün uğramadığı bir yürek, acının yaşanmadığı bir aile var mıdır? İnsan yalnız mıdır?” Çok Yönlü Bir Entelektüel Yazarlık kariyerinde aşkın dilini, insanın içsel yolculuğunu ve duygusal yoğunluğu işleyen Çifci, yalnızca edebi başarılarıyla değil, aynı zamanda bireysel gelişim alanında aldığı eğitimlerle de çok yönlü bir entelektüel olarak öne çıkmaktadır. Psikoloji ve sosyoloji alanındaki bilgilerini eserlerinde ustalıkla kullanarak okurlarına sadece duygusal bir hikâye değil, hayata dair derin içgörüler de sunmaktadır. Kitaplarından Bazıları: Duygusal Ayrılık (2023) Sevgi Yağmuru (2023) Kalbime Dokunan Sözler (2022) Ne Yağmurlar Biter Ne de Ayrılıklar (2023) Aşk Eski Bir Fotoğraftı (2014) Mustafa Çifci, "Aşk Yazarı" unvanını alarak Türk edebiyatında kendine özgü bir yer edinmiş ve aşkın evrensel dilini kalemiyle ustalıkla ifade etmiştir. Kastamonu doğumlu olan yazar, 2002 yılında Türkiye Edebiyatçılar ve Kültür Adamları Ansiklopedisi'nde yer almıştır. Cumhuriyetin 100. Yılında İz Bırakan Kalemler Edebiyat Antolojisi başta olmak üzere birçok esere önsöz yazmıştır. Tüm kitapları için tıklayın
- Uşak'tan Kırklareli'ne göç eden kadın köyün "hanımağa"sı oldu
Uşak'tan 11 yıl önce hayvan bakıcısı olarak ailesiyle Kırklareli'nin Kayalı köyüne göç eden 35 yaşındaki Çiğdem Onbey, çalıştığı işletmenin kapanması üzerine büyükbaş hayvan çiftliği kurdu, köydeki kahvehanenin işletmeciliğini üstlendi. Onbey, eşi ve 3 çocuğu ile Kayalı köyünde kurulan keçi çiftliğinde çalışmak üzere göç etmeye karar verdi. Çiftliğe yaptığı başvurunun kabul edilmesi üzerine Onbey, 2013 yılında köye göç etti. Onbey'in bir süre çalıştığı çiftlik, 2017'de kapandı. İşsiz kalan Onbey, sahiplerinden çiftliği kullanmak için izin aldı. Banka kredisiyle büyükbaş hayvan alan Onbey, kısa sürede sürüsünü büyüttü. Çiftlikte 55 büyükbaş hayvana bakan Onbey, 2022 yılında da kapanan köy kahvehanesini işletmeye talip oldu. Onbey, köy muhtarlığından kahvehaneyi kiralayıp, eşi ve 21 yaşındaki kızı İkbal ile köy kahvehanesini işletmeye başladı. Kısa sürede tüm köylünün sevgisini kazanan Onbey, bir yandan köy kahvehanesindeki, diğer yandan çiftlikteki mesaisini sürdürüyor. Köyde "Hanımağa" olarak anılan Onbey, azmiyle de köy kadınlarına örnek oluyor. Çiğdem Onbey, çiftlikteki hayvanlarına bakması için köyden bir kadını da istihdam ediyor. Gün aydınlanmadan köy kahvehanesinde temizlik yapan ve çayı demleyen Onbey, havanın aydınlanmaya başlamasıyla buradaki mesaisini geçici olarak eşine ve kızına devrediyor. Traktörün direksiyonuna geçen Onbey, yanına aldığı yardımcısı ile çiftliğin yolunu tutuyor. Onbey, şarkı ve türküler eşliğinde çiftlikte hayvanları besleyip süt sağım işlemini gerçekleştiriyor. Öğlen saatlerinde çiftlikteki mesaisini tamamlayan Onbey, yeniden kahvehanedeki çay ocağının başına geçiyor. "Köyde parmakla gösterilen bir numara kadın kahveciyim artık" Çiğdem Onbey, çalıştıkları çiftliğin üretimi durdurmasının ardından kent merkezine yerleşmeyi düşündüklerini ancak yaşam şartlarının zor olabileceği düşüncesiyle köyde kalmaya karar verdiklerini anlattı. Banka kredisiyle aldığı inekle süt üretimine başladığını anlatan Onbey, işlerini büyüttükten sonra köyün kahvehanesini de çalıştırmaya karar verdiklerini ifade etti. Zaman zaman zorlandığını anlatan Onbey, "Kadınsın yetişemiyorsun etrafta da çay isteyenler oluyor, yeri geliyor ocakta çalışıyor çay yapıyorum, yeri geliyor garsonluk yapıyorum. Yani her türlü her tarafa yetişmeye çalışıyorsun. Bir erkek gibi rahat olamıyorsun kahvehanede." şeklinde konuştu. Hemcinslerinin kendisini takdir ettiğini dile getiren Onbey, kahvehaneye gelenlerin çok memnun ayrıldıklarını belirtti. "Beni yadırgayan herkes alıştı, kabullendi" Ön yargıları da yıktığını dile getiren Onbey, "İlk başlarda kahveciliğe başladığımda yadırgayanlar oldu. Hani 'kadından kahveci mi olur, bizlerde olmaz böyle şeyler' deyip... Sonunda beni yadırgayan herkes alıştı, kabullendi. Şimdi herkes takdir ediyor, sevilen bir insan olduk artık." ifadelerini kullandı. Onbey, azmin getirdiği gururu yaşadığını, hiç tanımadıkları köyde kendi işinin patronu olduğunu anlattı. Kadınların artık hayatın her alanında var olduğunu anlatan Onbey, şöyle devam etti: "Bana 'kahveci' diyorlar bakıyorum, 'Çiğdem' diyorlar bakıyorum, 'hanım ağa çay getir', 'hanım ağa bardak boşaldı', 'haydi be nerede kaldın' diyorlar ama arada 'hişt, pişt' diyorlar kızıyorum. Kadın olunca kahvenin içinde erkekler bir tık daha derli toplu oldu. Normalde bir kahvehanede izmariti sağa sola fırlatabilirler ama burada öyle değil." Onbey, bir hayalinin de kahvehaneyi haftada bir kadınlara yönelik açmak olduğunu söyledi. Tırnaklarından ojesini de eksik etmiyor Çiğdem Onbey, işini severek yaptığını ve çok yoğun bir tempoda çalıştığını belirtti. Hayvancılık işinin normalde erkek işi olduğunu vurgulayan Onbey, "Kaldırdığım balya, slaj, yem. Bir çuval yem 50 kilogram. Kadınsın erkeğe göre biraz naifiz. Anadolu kadınının, Yörüklerin getirdiği bir güç herhalde." dedi. Hayvanlarını çok sevdiğini ifade eden Onbey, her hayvanın bir ismi olduğunu anlattı. Çok mutlu bir hayatının olduğunu belirten Onbey, şunları kaydetti: "Köyde aktif bir kadınım. Köydeki kadınlara nispeten. Bana bir bakıyor traktördeyim, bir bakıyor arabadayım, bir bakıyorlar bisiklet tepesindeyim en sonunda dediler ki sen 'hanım ağa' ol. Artık köy beni hanım ağa olarak tanıyor. Şalvar tabii ki hayvanlara bakarken giydiğim bir şey, ojelerimde kadının gerektirdiği bakımım. Ojemi de sürerim, makyajımı da yaparım, yeni geldiğinde hanımefendi olmasını bilirim, yeni geldiğinde de bir köy kadını olmasını bilirim."
- Oğuzhan Öztürk: Gayrimenkul Sektöründe Vizyoner Bir Liderin Başarı Hikayesi
Berlin'de 1984 yılında doğan Oğuzhan Öztürk, kariyer yolculuğuna genç yaşlarda adım atan bir girişimci olarak biliniyor. Gazi Üniversitesi Ekonometri bölümünden mezun olan Öztürk, analitik düşünme yeteneği ve ekonomi bilgisini kariyerinde başarıyla harmanladı. İş dünyasında farklı deneyimler kazandıktan sonra en büyük tutkusu olan gayrimenkul sektörüne geri dönerek adından sıkça söz ettirdi. Kariyerin Başlangıcı: Gayrimenkul Sektörüne İlk Adımlar Oğuzhan Öztürk, 2008 yılında gayrimenkul danışmanı olarak iş hayatına adım attı. Bu sektördeki ilk yıllarında, yatırımcılar ve bireysel müşterilere sunduğu profesyonel danışmanlık hizmetleriyle hızla başarıya ulaştı. Öztürk, mülk alım-satım süreçlerinde edindiği deneyim ve müşteri memnuniyeti odaklı yaklaşımıyla kısa sürede sektörde tanınan bir isim haline geldi. 2011 yılına kadar gayrimenkul sektöründe çeşitli projelerde yer aldı ve sektörde önemli tecrübeler kazandı. Satış ve Pazarlamada Yöneticilik Yılları 2011 yılında kariyerinde yeni bir sayfa açan Öztürk, Türkiye'nin ve Ankara'nın önde gelen şirketlerinde Satış ve Pazarlama departmanlarında yöneticilik görevlerini üstlendi. Bu dönemde, pazarlama stratejilerinin oluşturulması ve müşteri ilişkileri yönetimi konusunda uzmanlaşarak, şirketlerin büyüme süreçlerine önemli katkılarda bulundu. Yönetici olarak çalıştığı yıllarda kazandığı bilgi birikimi ve liderlik yetenekleri, Oğuzhan Öztürk’ü sektörde daha da ileri taşıdı. Ancak, bu süreçte gayrimenkul sektörüne duyduğu ilgiyi asla kaybetmedi. Gayrimenkule Dönüş ve Büyük Başarılar 2017 yılı, Oğuzhan Öztürk'ün kariyerinde dönüm noktası oldu. Öztürk, en büyük tutkusu olan gayrimenkul sektörüne geri dönme kararı aldı ve bu sektördeki bilgi birikimiyle çok daha büyük başarılara imza atmaya başladı. Satış ve pazarlama alanında kazandığı deneyimleri gayrimenkul sektörüne entegre eden Öztürk, profesyonel danışmanlık hizmetlerinde fark yarattı. Beş yıllık satış-pazarlama deneyimi, analitik düşünme yeteneği ve gayrimenkul sektörüne olan tutkusu sayesinde, müşterilerine güvenilir ve profesyonel hizmet sunan Oğuzhan Öztürk, sektördeki yerini sağlamlaştırdı. Bu süreçte, ortakları ile beraber RE/MAX Master adını verdiği gayrimenkul danışmanlık ofisini kurarak sektörde bir adım öne çıktı. 2023 yılında RE/MAX Master, açılan ofisler arasında Türkiye şampiyonu olarak büyük bir başarıya imza attı. Bu ödül, Öztürk'ün liderliğinde ofisin profesyonelliğini ve müşteri odaklı yaklaşımını bir kez daha kanıtladı. Ankara, Kıbrıs ve Dubai’de Vizyoner Bir Lider Oğuzhan Öztürk'ün başarıları sadece Türkiye ile sınırlı kalmadı. Hem Türkiye'nin hem de yurt dışının çeşitli bölgelerinde projeler yöneten Öztürk, özellikle Kıbrıs ve Dubai'deki yatırımlarıyla dikkat çekiyor. Yurt dışı bağlantılarını genişleterek, gayrimenkul sektöründe uluslararası arenada da güçlü bir oyuncu haline geldi. Yatırım fırsatlarını doğru analiz etme yeteneği ve girişimcilik vizyonu sayesinde birçok yatırımcıya yol gösterici oldu. Ankara, Kıbrıs ve Dubai’de yürüttüğü projelerle sektördeki yerini sağlamlaştıran Öztürk, bu bölgelerdeki gayrimenkul trendlerine yön veriyor. Global bakış açısı ve yerel dinamiklere hâkimiyetiyle, Oğuzhan Öztürk, sadece Türkiye’de değil, uluslararası platformlarda da sektörün lider isimleri arasında yer alıyor. Geleceğe Dair Hedefler Oğuzhan Öztürk, kariyerinde bugüne kadar elde ettiği başarılarla yetinmeyip, gelecekte de yeni projeler ve yatırımlarla sektöre yön vermeye devam etmeyi hedefliyor. Amacı, gayrimenkul sektöründe müşterilerine en güvenilir ve profesyonel hizmeti sunmak ve yatırımcılar için en doğru stratejileri belirlemek. Girişimci ruhuyla her zaman yeniliklere açık olan Öztürk, global gayrimenkul piyasasında da Türkiye’nin güçlü bir temsilcisi olmayı sürdürüyor.
- Vizyoner Sanatçı ve İş Kadını: Alaz Sağlam'ın Sanat ve Moda Dünyasındaki Yükselişi
Alaz Sağlam’ın sanat ve iş dünyasındaki başarılarını anlatan bu haber, onun hem sanatçı hem de girişimci kimliğiyle dikkat çeken bir isim olduğunu vurguluyor. Sağlam, desen çalışmaları ve şiir kitaplarıyla sanattaki derinliğini ortaya koyarken, iş dünyasında sürdürülebilir moda projeleriyle de öncü bir rol üstlenmiştir. Yazarlık ve sanatsal başarıları, onu uluslararası arenada güçlü bir figür haline getirmiştir. Alaz Sağlam, hem sanat dünyasında hem de iş hayatında büyük başarılar elde eden, yaratıcı vizyonuyla fark yaratan bir sanatçı ve iş kadınıdır. Moda ve sanatın kesişim noktasında yer alarak, hem kişisel sanatsal projeleri hem de sürdürülebilir moda çalışmaları ile tanınmaktadır. İstanbul'da doğan Sağlam, kariyerine sanatla başlayıp kısa sürede uluslararası başarıya ulaşarak, global bir figür haline gelmiştir. Sanat Hayatı ve Başarıları: Alaz Sağlam’ın sanat serüveni, çocuk yaşlarda başlayan resim yeteneği ile şekillendi. Desen çalışmaları ile sanat dünyasında öne çıkan Sağlam, İstanbul Sanat Dergisi’nde yer alan çalışmalarıyla geniş bir izleyici kitlesi tarafından takdir edildi. Kendine özgü tarzı ve detaylara verdiği önem, onu farklı kılan unsurların başında geliyor. Sağlam’ın eserleri, hem modern hem de klasik sanat anlayışını birleştirerek zamansız bir estetik sunuyor. "Aşk Kadını" adlı şiir kitabıyla da sanatseverlerin beğenisini kazandı; bu kitapta aşkın farklı yönlerini derin duygularla işlemesi, onun şair kimliğini de ortaya koydu. İş Dünyasındaki Başarıları: Alaz Sağlam’ın yetenekleri yalnızca sanatla sınırlı kalmadı; aynı zamanda başarılı bir iş kadını olarak da adını duyurdu. Sürdürülebilir moda üzerine çalışmaları, onu iş dünyasında yenilikçi bir lider haline getirdi. Sağlam, moda tasarımlarında çevre dostu materyaller kullanarak sürdürülebilirliği savunan projelere imza atmıştır. The Hollywood Magazine'de yer alan bir makalede, Sağlam’ın moda ve sanat dünyasındaki çığır açan çalışmaları ve iş dünyasında elde ettiği başarılar övgüyle anlatılmıştır. Hem estetik anlayışını hem de çevre bilincini birleştirerek, moda dünyasında da öncü bir figür olmayı başarmıştır. AS Global ve Girişimcilik Başarıları: Sağlam’ın kurucusu olduğu AS Global, 2021 yılında İstanbul merkezli olarak kuruldu ve kısa sürede birçok farklı sektörde hizmet vermeye başladı. Şirket, danışmanlık, inşaat, tekstil, elektrik taahhüt ve yayıncılık gibi alanlarda faaliyet gösterirken, yenilenebilir enerji yatırımlarına da odaklanmaktadır. 2023’te kurulan AS Global Green Enerji ile, Amerika, Türkiye, Avrupa ve Balkanlar’da çevre dostu projeler yürütmektedir. Paris İklim Anlaşması hedeflerine uygun olarak karbon emisyonlarını azaltmaya yönelik çalışmalarıyla şirket, çevre bilinci yüksek projeler üretmektedir. İş Dünyasındaki Vizyoner Başarıları: Sanatı iş dünyasıyla harmanlayarak sürdürülebilir moda projelerine imza atan Sağlam, çevre dostu yaklaşımlarıyla sektörde fark yarattı. İş dünyasındaki bu yenilikçi vizyonuyla geniş bir etki alanı oluşturdu. Alaz Sağlam, hem sanat hem de iş dünyasındaki başarılarıyla öne çıkan bir lider. Yaratıcı eserleri ve yazarlık yeteneği, onu sanatseverler ve iş dünyasında etkili bir figür haline getirdi. Gelecekte de sanatı ve iş dünyasını birleştiren projeleriyle dikkat çekmeye devam edecek.
- Saliha Çağlayan Maman: Eğitimde İki Kat Başarıya İmza Atan Vizyoner Girişimci
Şanlıurfa, Karaköprü – Eğitim dünyasında yenilikçi yaklaşımı ve güçlü liderliğiyle öne çıkan Saliha Çağlayan Maman, iki ayrı eğitim kurumu olan Renkler Şatosu Anaokulları ve Renkler Şatosu Anaokulu Kampüsü ile başarı hikayesini sürdürüyor. Çağlayan Maman, çocukların bireysel gelişimlerini destekleyen ve onları geleceğe hazırlayan eğitim anlayışıyla hem yerel hem de uluslararası alanda takdir topluyor. Saliha Çağlayan Maman , eğitim serüveni, 14 yaşında anaokullarında yardımcı abla olarak başladı. Eğitim sektörüne olan bu erken ilgisi, onu kısa sürede bölgesinin en büyük anaokulunun kurucusu haline getirdi. Renkler Şatosu Anaokulu ve Renkler Şatosu Kampüsü, Çağlayan Maman’ın vizyonu ve çalışkanlığıyla hayat buldu. Özellikle kampüsün iç ve dış mimarisini kendisi tasarlayan Çağlayan Maman, bu süreci büyük bir titizlikle yönetti. Bugün, çocuklara sunduğu güvenli ve yaratıcı eğitim ortamı, bölgenin en saygın okullarından biri olarak biliniyor. Her çocuğun birer inci tanesi olarak değerlendirildiği bu okul, çocukların sosyal, duygusal, bilişsel ve fiziksel gelişimlerini destekleyen kapsamlı eğitim programları sunuyor. Çağlayan Maman’ın liderliğinde, okul kısa sürede Şanlıurfa Karaköprü’de ailelerin ve eğitim camiasının güvenini kazandı. Başarıyı bir adım öteye taşıyan Çağlayan Maman, Renkler Şatosu Anaokulu Kampüsü’nü kurarak eğitim vizyonunu genişletti. Kampüs, daha geniş bir eğitim yelpazesi sunarak çocukların keşfetme, öğrenme ve büyüme süreçlerini destekleyen modern ve güvenli bir ortam sağlıyor. Geniş açık alanlar, oyun parkları, sanat atölyeleri ve doğa ile iç içe alanlar, çocukların keyifli vakit geçirmesini ve potansiyellerini en üst düzeye çıkarmasını mümkün kılıyor. Renkler Şatosu Anaokulları’nın misyonu, çocukların keşfetmelerini, öğrenmelerini ve büyümelerini teşvik ederek onları merak eden, özgüven sahibi bireyler olarak yetiştirmektir. "Her çocuğun bir gelecek yıldızı olduğuna inanıyoruz" diyen Çağlayan Maman, çocuklara kendilerini ifade etme ve potansiyellerini keşfetme fırsatı sunan bir eğitim ortamı yaratmayı hedefliyor. Deneyimli ve sevgi dolu öğretmenler, çocukların öğrenme tarzlarını ve ilgi alanlarını dikkate alarak onların akademik, duygusal, sosyal ve fiziksel gelişimlerini destekleyen programlar sunuyor. Güvenlik ve Kalite Renkler Şatosu Anaokulları, çocukların güvenliği ve refahını en ön planda tutuyor. Deneyimli ve eğitimli personel, çocukların ihtiyaçlarını anlamak ve onların güvenliğini sağlamak için özel olarak eğitilmiş durumda. Okul, belirlenen güvenlik protokolleri ve prosedürleri ile acil durumlarda hızlı ve etkili müdahaleler gerçekleştirebiliyor. Düzenli denetimler ve değerlendirmelerle güvenlik standartları sürekli olarak iyileştiriliyor. Ailelerle İşbirliği Çağlayan Maman, ailelerle yakın işbirliği içinde çalışarak çocukların en iyi potansiyellerine ulaşmalarını sağlamak için çaba sarf ediyor. Ebeveynlerin endişelerini dinleyen ve çözüm odaklı yaklaşımlar geliştiren Renkler Şatosu, ailelerin güvenini kazanarak çocukların eğitim serüveninde güçlü bir ortaklık oluşturuyor. Geleceğe Yatırım Saliha Çağlayan Maman, "Her güçlü savaşçının kazandığı bir şatosu vardır" mottosuyla, eğitimin ne kadar değerli olduğunu ve her çocuğun geleceğe sağlam adımlarla ilerlemesi gerektiğini vurguluyor. Renkler Şatosu Anaokulları ve Kampüsü, modern eğitim teknikleri ve sürdürülebilir eğitim anlayışıyla çocukların geleceğini şekillendirmeye devam ediyor. Renkler Şatosu ile Tanışın Renkler Şatosu Anaokulları ve Kampüsü hakkında daha fazla bilgi almak ve çocuğunuzun eğitim serüvenindeki farkı keşfetmek için renklersatosu.com adresini ziyaret edebilirsiniz. Her çocuk bir gelecek yıldızı olan Renkler Şatosu, çocuklarınıza en iyi eğitimi sunmak için yanınızda. Renkler Şatosu ile tanışın
- Genç Yaşta Büyük Buluş: Elvin Ortatepe'nin Radyasyon Kalkanı Başarısı
Ebru Özdemir, network marketing dünyasına adım attığında sadece bitkisel ürünler kullanmayı hedefliyordu. Ancak işin fırsatlarını keşfettikçe bu alanda kendini geliştirerek başarılı bir ekip kurdu ve dijital içerik üreticiliğiyle binlerce kişiye ilham kaynağı oldu. Adana’da lise öğrencisi olan 18 yaşındaki Elvin Ortatepe, sağlık çalışanlarının hayatını kolaylaştıracak bir yeniliğe imza attı. Kurşun bazlı radyasyon önleyici kalkanlara alternatif olarak, daha hafif ve çevreci bir malzeme geliştirdi. Bizmut oksit ve soya içerikli reçine kullanarak yaptığı kalkan, hem toksik maddelerden uzak hem de antibakteriyel özellik taşıyor. Ortatepe, babasının bir doktor arkadaşıyla yaptığı sohbetten ilham aldı. Kurşun kalkanların ağırlığı ve rahatsız edici yapısı üzerine düşündü ve sağlık çalışanlarına, nükleer santrallerde çalışanlara ya da uzay alanında görev yapanlara yönelik bu hafif yapılı radyasyon kalkanını tasarladı. Projesi, TÜBİTAK bölge sergisinde yer aldıktan sonra Dr. İbrahim Arıkan MEF Eğitim Kurumları Araştırma Projeleri Yarışması’nda fizik dalında Türkiye birinciliği kazandı. Elvin, "Kurşun, ağır ve zararlı bir metal. Bizmut oksit ise hafif ve çevreci bir alternatif. Gelecekte mühendis olarak insanlığa daha fazla fayda sağlamak istiyorum," diyerek projelerinin devam edeceğini belirtti. Bu inovatif çalışmaya destek sağlayan Adana Alparslan Türkeş Bilim Teknoloji Üniversitesi’nden Doç. Dr. İlkan Özkan, Ortatepe’nin projesinin bilimsel açıdan büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirtti ve projenin desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
- Büyük dedesinin 123 yıl önce başladığı bıçakçılığı atölyesinde yaşatıyor
Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanatçısı ve UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı Servet Altınışık, büyük dedesinin 123 yıl önce başladığı ata yadigarı bıçakçılık zanaatını coğrafi işaret tescilli "Düzce bıçağı" yaparak sürdürüyor. Altınışık ailesinin bıçakçılık serüveni 1901 yılında, Trabzon'un Vakfıkebir ilçesinde yaşayan ve o dönem ismi "Hamzaoğullarından Hasan" olarak bilinen büyük dedeleri ile başladı. Ailenin nesilden nesile devam eden zanaatının 4. kuşaktan son temsilcisi, 41 yaşındaki Altınışık da 17 yıl önce ata yadigarı mesleği sürdürmeye karar verdi. O yıllarda fabrikada işçi olarak çalışan Altınışık, hobi olarak başladığı bıçakçılığı 5 yıl önce eski sanayi sitesinde açtığı atölyede mesleği haline dönüştürdü. Altınışık, bu alanda kendini sürekli geliştirerek 2020 yılında bıçakçılık alanında Kültür ve Turizm Bakanlığı Sanatçı Tanıtım Kartı ile UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı unvanını aldı. Altınışık, 17 yıldır bıçakçılıkla uğraştığını, 5 yıldır da ticari amaçlı yaptığını söyledi. Atölyesinde ürettiği bıçakları sanat eseri niteliğinde gördüğünü ifade eden Altınışık, çalışmalarına da evladı gibi sahip çıktığını anlattı. El işçiliğiyle kişiye özel bıçak tasarlıyor Kentte bu zanaatı sürdüren 3 kişi olduklarını belirten Altınışık, yaptıkları bıçakların bu yıl Türk Patent ve Marka Kurumundan "Düzce bıçağı" adıyla coğrafi işaret tescil belgesi aldığını aktardı. "Düzce bıçağını" namlusunu çelikten el işçiliğiyle kişiye özel tasarlayıp ürettiğini kaydeden Altınışık, "Düzce bıçağını diğer bıçaklardan ayıran, kabzalardaki ya da namlu kısmına yaptığımız gravürler, süslemeler. Tel kakma olabiliyor, figürler olabiliyor. Aynı zamanda heykelli figürlerle de birleştirebiliyoruz." dedi. Altınışık, kabzada doğal ve yöresel ahşap malzemeler kullandıklarına işaret ederek, "Bunun yanında geyik boynuzu, karaca boynuzu, manda boynuzu olabiliyor. Kılıflarını da kendim dikiyorum. Kılıf üzerinde kraft işlemeleri yapıyorum, dana derisi, manda derisi kullanıyoruz ağırlıklı olarak. Ahşaptan iç kılıf, sonrasında üzerine dana derisini kaplayarak, bıçağı daha uzun yıllar hizmet etsin diye muhafaza altına alıyoruz." diye konuştu. Ürettiği bıçakları Türkiye'nin birçok yerine gönderdiğini dile getiren Altınışık, şunları kaydetti: "İstanbul, Ankara, İzmir, Adana gibi başta büyük şehirler olmak üzere 81 ilde bıçağım mevcut. Bunun haricinde bugüne kadar 16 ülkeye bıçak gönderdim. İskandinavlara, kendi modellerinde bıçak satmış bir ustayım. Fransa'ya sabit olarak ihracat yapıyorum, yakın zamanda Hollanda'ya da başladık. Müşterilerimiz ağırlıklı olarak sosyal medyadan, web sitemizden ulaşıyorlar ama en çok tavsiye üzerine beni buluyorlar."











