top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Yöneticiliği Bırakıp Hayatını Hayvanlara Adayan Adam: Emre Akkuş

    İstanbul’da başarılı bir kariyeri geride bırakan Emre Akkuş, sokak hayvanlarına yardım etmek için hayatını değiştirdi. Ormanda gördüğü açlıktan ölmek üzere olan bir köpek, onun hayatının dönüm noktası oldu. Şimdi her gün hayvanları besleyen Emre, veterinerlik eğitimi alarak onları ücretsiz olarak tedavi ediyor. Karamelek Beslemede Derneği: Yardım Eli Uzatmak İçin Sizi Bekliyor Karamelek Beslemede Derneği, sahipsiz ve yardıma muhtaç hayvanların hayatlarını kurtarmak amacıyla kurulmuş kar amacı gütmeyen bir organizasyondur. Derneğin kurucusu Emre Akkuş’un liderliğinde başlayan bu girişim, her gün İstanbul’un kuzeyindeki ormanlarda terk edilmiş hayvanlara mama ve su sağlayarak onların yaşamlarına dokunuyor. Hayvanların beslenmesi, tedavi edilmesi ve barınak bulmaları için özveriyle çalışan dernek, gönüllüler ve bağışçılar sayesinde her geçen gün büyüyor. Dernek, özellikle eski sahipleri tarafından terk edilmiş ve yardıma muhtaç hayvanlara odaklanıyor. Gönüllülerle işbirliği yaparak güvenli barınaklar inşa eden ve acil beslenme ihtiyacı olan hayvanlara mama desteği sağlayan dernek, aynı zamanda hayvanların sağlık sorunlarıyla da yakından ilgileniyor. Emre Akkuş’un veterinerlik eğitimini tamamlamasının ardından, dernek bünyesinde ücretsiz veterinerlik hizmetleri de sunulacak. Karamelek Beslemede Derneği, Türkiye’nin dört bir yanından hayvanseverlerin desteğini bekliyor. Eğer bu anlamlı harekete katılmak, sahipsiz hayvanlara yardım eli uzatmak isterseniz, derneğe gönüllü olabilir, mama bağışında bulunabilir ya da tedavi masraflarına katkıda bulunabilirsiniz. Derneğe ulaşarak sokak hayvanlarının hayatlarını iyileştirme çabasına katkı sağlayabilirsiniz. Destek olmak ve daha fazla bilgi almak için Karamelek Beslemede Derneği’ne sosyal medya hesapları üzerinden ya da doğrudan iletişim sağlayarak ulaşabilirsiniz. Unutmayın, her bağış bir canlının hayatında fark yaratır. BAĞIŞ YAP İstanbul'da yaşayan ve 3 üniversite bitiren Emre Akkuş, ormanda açlıktan kemikleri sayılan köpeği gördükten sonra yöneticiliği bıraktı. 34 yaşındaki Emre Akkuş, İstanbul’da başarılı bir kariyer sürdürürken hayatını tamamen değiştiren bir olaya tanık oldu. Akpınar Köyü’nde bir arkadaşının isteği üzerine yaptığı ziyaret sırasında ormanda açlıktan neredeyse ölmek üzere olan bir köpekle karşılaşan Akkuş, o an hayatında köklü bir değişiklik yapmaya karar verdi. Bu köpeğin durumu onu derinden etkiledi ve o günden sonra sokak hayvanları için harekete geçmeye karar verdi. Daha önce güvenlik sektöründe yöneticilik yapan Akkuş, işinden istifa ederek kendini terk edilmiş ve yardıma muhtaç hayvanlara adadı. Her gün yaklaşık 80 kilometre yol kat ederek İstanbul’un kuzeyinde bulunan ormanlarda, soğuk ve açlıkla mücadele eden hayvanları beslemeye başladı. "Karamelek Beslemede" adını verdiği gönüllü girişimle, ormanlardaki bu masum canlılara mama ve su sağlayarak hayatta kalmalarına yardımcı oluyor. Akkuş, bu süreçte hayvanların yalnızca beslenme değil, aynı zamanda sağlık ihtiyaçları olduğunu fark etti. Sahipsiz hayvanların tedavi masraflarının yüksek olması nedeniyle, İstanbul Üniversitesi'nde veterinerlik okumaya karar verdi. "Kurtardığım bir canın mama ve barınak ihtiyaçlarını karşılayabiliyorum ama tedavi konusunda zorlanıyordum. Bu yüzden veterinerlik okumaya karar verdim," diyen Akkuş, veterinerlik eğitimi tamamlandığında sahipsiz hayvanlara ücretsiz tedavi hizmeti sunmayı hedefliyor. Hayvan hakları konusunda duyarlı olan Akkuş, doğaya olan sevgisini ve sorumluluğunu da her fırsatta dile getiriyor. "Doğanın bir parçası olduğumu fark ettim. Biz insanlar her zaman daha fazlasını istiyoruz, ama hayvanlar sadece temel ihtiyaçlarını karşılamak istiyorlar. Onların yanında olmak ve onlara yardım etmek benim için bir görev" diyor. Son zamanlarda, Emre Akkuş ve eşi İzmir’e taşındılar. Burada kiraladıkları bir arazi üzerinde, sokak hayvanları için bir besleme ve bakım merkezi kurarak bu canların daha iyi bir yaşam sürmesine yardımcı oluyorlar. Çift, İzmir'deki yeni projeleri ile daha fazla hayvana ulaşmayı amaçlıyor. Emre Akkuş’un bu fedakarlık dolu yolculuğu, hayvanseverler ve gönüllüler tarafından takdirle karşılanıyor. Karamelek Beslemede Derneği, gönüllülerden gelen desteklerle her geçen gün büyüyor. Bağışlar ve gönüllülük esasına dayanan bu girişim, sokak hayvanlarının yaşam koşullarını iyileştirmek için azimle çalışmaya devam ediyor. Akkuş, "Bizler her gün yemek yiyebiliyorsak, bu hayvanların da her gün yemeğe ihtiyacı var. Onlar da bu dünyanın bir parçası ve bizim yardımımıza ihtiyaç duyuyorlar" sözleriyle toplumu da bu iyilik hareketine katılmaya davet ediyor. Emre Akkuş ve Karamelek Beslemede Derneği, hayvanlara yardım etmenin ötesinde, insanların bu canlılara karşı olan sorumluluğunu hatırlatıyor ve topluma farkındalık kazandırıyor. Her geçen gün daha fazla gönüllü bu harekete katılıyor ve sokak hayvanları için bir umut ışığı oluyor. Toplumsal Olaylara Duyarsız Kalmayan Bir Gönüllü Emre Akkuş, yalnızca sokak hayvanları için değil, aynı zamanda toplumu etkileyen büyük olaylarda da aktif rol alarak yardım etmeye devam ediyor. Suriye'ye askerlerle birlikte giderek, orada zor durumda kalan hayvanlar için de yardım elini uzattı. Marmaris yangınlarında, orman yangınları sırasında mahsur kalan hayvanlara ulaşmak için gönüllü olarak çalıştı. Ayrıca, Türkiye'yi derinden sarsan Hatay ve Kahramanmaraş depremlerinde, enkaz altında kalan ya da sahiplerini kaybeden hayvanlara destek oldu. Emre Akkuş, her fırsatta yardımseverliği ve topluma olan bağlılığıyla öne çıkıyor. Nerede bir ihtiyaç varsa, oraya koşuyor ve hayvanlara umut oluyor. Toplumun karşılaştığı bu zor anlarda, yalnızca insanlar değil, hayvanlar da onun şefkatinden faydalandı.

  • Nida Akargül: Hayat Kurtaran Ellerden Kalplere Dokunan Kaleme – Kahramanmaraş’tan Yükselen Bir Yazarın Hikayesi

    Nida Akargül, hem sağlık memuru hem de yazar olarak iki güçlü mesleği başarıyla sürdürüyor. İlk kitabıyla çocuk istismarı gibi önemli bir konuya dikkat çeken Akargül, topluma hem kalemiyle hem de sağlık hizmetleriyle katkıda bulunuyor. 32 yaşındaki Nida Akargül, Kahramanmaraş’ta sağlık memuru olarak başladığı yolculuğunu, edebiyatın derinliklerine doğru genişleten bir isim. 14 yıldır acil tıp teknisyeni olarak görev yapan Akargül, sadece fiziki yaraları değil, yazdığı satırlarla toplumun manevi yaralarını da sarmayı hedefleyen bir yazar. Kariyerine yazarlığı da ekleyerek, edebiyat dünyasında dikkat çeken bir yolculuğa başladı. Sağlık sektöründeki yıllar süren tecrübesi, insan hayatına dokunmanın anlamını çok daha derinden hissetmesini sağladı. Özellikle çocuklarla ilgili karşılaştığı hikayeler ve yaşadığı tecrübeler, Nida Akargül’ün ilk kitabının ana temasını oluşturdu: çocuk istismarı. Bu zor, ama bir o kadar da önemli konuyu işleyerek hem ebeveynlerin hem de toplumun dikkatini çekmeyi amaçlayan Akargül, toplumun bu konudaki görevlerini hatırlatmayı görev edindi. Kitabında ele aldığı çarpıcı öykülerle, okurlarına sadece bir hikaye sunmakla kalmadı, aynı zamanda derin bir farkındalık yarattı. Kendisi de bir anne olan Akargül, her satırında bu duyarlılığı ve sorumluluğu hissettiriyor. İlk kitabının yazım süreci Akargül için bir hayalin gerçeğe dönüşmesiydi. Uzun yıllardır bir okuyucu olarak kitaplara olan ilgisi, bir gün kendi hikayelerini yazma hayaliyle birleşti. "Bu kadar kitap okuyorum, neden yazamayayım?" sorusu, onu yazmaya teşvik eden en büyük etkenlerden biriydi. İlk cümlesini yazdığında, kaleminin onu nereye götüreceğini bilmeyen Akargül, kısa sürede kitabını tamamladı ve okurlarıyla buluşturdu. Bu başarı, kendisine olan inancını güçlendirdi ve yazarlık kariyerine yeni kapılar açtı. Akargül’ün edebiyat serüveni sadece bu kitapla sınırlı değil. Şu anda üzerinde çalıştığı ikinci kitabının yarısını tamamlamış durumda. Ancak yeni kitabını aceleyle okurlarına sunmayı değil, ilk kitabından gelen geri bildirimleri dikkatle değerlendirip yeni eseriyle daha güçlü bir şekilde geri dönmeyi hedefliyor. "Okurlarımın yorumları benim için çok kıymetli, çünkü onların fikirleriyle daha iyi bir yazar olmayı amaçlıyorum" diyor Akargül. Sağlık memurluğu görevini sürdürmeye devam eden Nida Akargül, aynı zamanda hayatın en zor anlarında insanlara destek olmanın yanı sıra, yazarlığıyla da toplumun bilinçlenmesine katkı sağlamayı sürdürüyor. Sağlık alanındaki tecrübeleriyle edebiyatı birleştiren Akargül, hem bir kurtarıcı hem de bir ilham kaynağı olarak yoluna devam ediyor. Bu çok yönlü kariyeriyle Nida Akargül, okurlarına ve çevresine her gün yeni bir değer katıyor. Sağlık alanındaki meslektaşlarına büyük bir sevgiyle bağlı olduğunu belirten yazar, bu dengeyi sağlarken hayata olan tutkusunu kalemiyle paylaşmayı sürdürüyor. Kitabını satın almak için tıklayın

  • Kazım Gürbüz: Gayrimenkul Yatırım Danışmanlığında Öncü Bir İsim

    Kuzey Kıbrıs’ta Gayrimenkul Yatırımının Güvenilir Adresi: Türkiye ve Dünyadan Yatırımcıların Tercihi Kazım Gürbüz Kazım Gürbüz, Viopa Global’in sahibi olarak Türkiye ve dünyanın dört bir yanından gelen müşterilerine gayrimenkul yatırım danışmanlığı alanında hizmet veren başarılı bir girişimcidir. Yatırım dünyasında geniş bir müşteri portföyüne sahip olan Gürbüz, mimarlık ve girişimcilik konusundaki yetkinliği ile sektörde öne çıkıyor. Kuzey Kıbrıs'ın en güvenilir yatırım danışmanlarından biri olan Gürbüz, Viopa Global’i uluslararası arenada da tanınan bir marka haline getirdi. Kuzey Kıbrıs'ta gayrimenkul yatırım fırsatları sunan Viopa Global, özellikle bölgedeki gelişen pazar koşulları ve artan talep doğrultusunda önemli bir rol üstleniyor. Gürbüz, yerli ve yabancı yatırımcılarla kurduğu güçlü ilişkiler sayesinde, yatırım danışmanlığını güvenilir ve kazançlı bir süreç haline getirmiştir. Yatırımcılarına sunduğu geniş portföy seçenekleri, doğru analizler ve profesyonel yönlendirmeler sayesinde kazançlarını maksimize etmelerini sağlamaktadır. Girişimcilikte Yenilikçi Adımlar Kazım Gürbüz’ün liderliğindeki Viopa Global, sadece Kuzey Kıbrıs'ta değil, uluslararası arenada da tanınan bir yatırım danışmanlık firmasıdır. Türkiye, Avrupa, ve İngiltere'den birçok yatırımcıyla çalışan Gürbüz, global piyasalarda güven ve başarı odaklı bir strateji yürütmektedir. Bu geniş müşteri kitlesi, Viopa Global’in sunduğu güvenilir yatırım danışmanlığı hizmetlerinin bir göstergesidir. Gürbüz'ün başarısının ardında yatan temel faktörlerden biri de mimarlık ve girişimcilik alanlarındaki derin tecrübesidir. Hem akademik eğitimini Near East University Mimarlık Fakültesi’nde tamamlamış, hem de sektördeki uzun yıllara dayanan tecrübeleri sayesinde, yatırımcılarına doğru ve sürdürülebilir çözümler sunmaktadır. Bu çok yönlü yaklaşımı, onu yatırım danışmanlığı alanında diğerlerinden ayıran en önemli özelliklerden biridir. Ekip Çalışmasının Gücü Kazım Gürbüz, başarısının temelinde ekip çalışmasının olduğuna inanıyor. Viopa Global olarak, ekiple birlikte koordine şekilde çalışarak müşterilere en iyi hizmeti sunmayı hedeflediklerini belirtiyor. Bu ekip ruhu, şirketin güvenilirliğini artıran en önemli faktörlerden biri. Gürbüz, şirket olarak uzun vadeli yatırım süreçlerinde müşterileriyle sadece iş ilişkisi kurmakla kalmayıp, aynı zamanda samimi ve güvene dayalı dostluk bağları oluşturduklarını vurguluyor. Bu samimi yaklaşım, müşterilerinin Viopa Global’i tercih etmelerindeki en büyük sebeplerden biri. Viopa Global’in Başarısının Temeli Viopa Global, Kazım Gürbüz'ün liderliğinde müşterilerine sunduğu yüksek kaliteli danışmanlık hizmetleriyle Kuzey Kıbrıs’ın önde gelen firmalarından biri olmuştur. Firma, sadece gayrimenkul yatırımlarıyla sınırlı kalmayıp, portföy yönetimi, risk analizi ve stratejik yatırım fırsatları konularında da kapsamlı hizmetler sunmaktadır. Bu sayede, müşterilerinin güvenini kazanmış ve yatırım kararlarını kazançlı hale getirmiştir. Kazım Gürbüz’ün vizyonu, Viopa Global’i sadece bölgesel bir oyuncu değil, küresel bir yatırım danışmanlığı markası haline getirmiştir. Onun gayrimenkul yatırım danışmanlığı konusundaki başarısı, müşterilerine sunduğu güvenilir hizmetlerle perçinlenmektedir. Gürbüz, sektördeki değişen dinamikleri yakından takip ederek, yatırımcılara her zaman güncel ve kazançlı fırsatlar sunmayı ilke edinmiştir. Gelecek Vizyonu Kazım Gürbüz, Viopa Global ile yatırım danışmanlığı alanındaki başarısını daha da ileriye taşımayı hedeflemektedir. Kuzey Kıbrıs'ta kazandığı güvenilirlik, onu uluslararası yatırımcılar için bir referans noktası haline getirmiştir. Gürbüz, müşterilerinin ihtiyaçlarına özel çözümler sunarak, onları gelecekte de kazançlı yatırımlara yönlendirmeye devam edecektir. Viopa Global, dünya çapında yatırımcılar için cazip gayrimenkul fırsatları sunmaya devam ederek, gelecekte de sektördeki lider pozisyonunu koruyacaktır.

  • Bilecik'te hara kuran girişimci, yarış atı yetiştiriyor

    Bilecik'in Pazaryeri ilçesinde hara kuran girişimci Serhat Akbaş, Arap ve İngiliz cinsi yarış atı yetiştiriyor. Memleketi Kocaeli'nin İzmit ilçesinden 5 yıl önce Pazaryeri ilçesi Arapdede köyüne gelen 43 yaşındaki Akbaş, 1 yıllık hazırlık aşamasının ardından 2020'de at yetiştiriciliği tesisini faaliyete geçirdi. Yaklaşık 300 dönüm alana kurulu haradaki 8 padok (yarış atlarının gezdirildiği yer) ve 40 hayvan kapasiteli tesisinde yetiştiriciliğe başlayan Akbaş, 4 senede 40 yarış atını Türk atçılığına kazandırdı. Bu atlar, sahipleri tarafından İstanbul, Ankara, Adana ve Kocaeli'ndeki hipodromlarda yarıştırılıyor. Ailesiyle tesisteki evinde yaşayan, çalışanlarıyla üçüncü kuşak 10 tay ile 20 kısrağına bakan Akbaş, haftanın 7 günü hem kendisine hem de pansiyon hizmeti verdiği, başkalarına ait atlarla ilgileniyor. Hayvanların beslenmesinde ihtiyaç duyulan yonca ve yulaf ile çeşitli otları da aynı köydeki tarlasında üreten Akbaş, böylece haranın yem ihtiyacının yüzde 40'ını kendisi karşılıyor. Serhat Akbaş, gazetecilere, yaklaşık 14 yıldır atçılıkla ilgilendiğini söyledi. İzmit'te de harasının bulunduğunu ifade eden Akbaş, "Atlarımızın sayısı çoğaldıkça yer ihtiyacı duyduk. Bir arkadaşımla İnegöl'e mobilya bakmaya giderken civardaki araziler hoşuma gitti. Araştırma yaparken burayı keşfettik. Temmuz 2019'da inşaata başladık. Daha sonra etrafını çevirdik ve atlarımızı getirdik. Eşim ve çocuğumla buradaki bungalovda yaşıyoruz." diye konuştu. "Kendi çocuğumuz gibi yetiştiriyoruz" Akbaş, tesisin tüm ihtiyaçlarını kendilerinin üretmeyi amaçladıklarını, bu sebeple büyük çaba sarf ettiklerini dile getirdi. Ağırlıklı olarak İngiliz atı yetiştirdiklerini bildiren Akbaş, "Buradan çıkan atlar bütün hipodromlara gidiyor. Kocaeli'nde kendi ekibimiz var. Satılmayan atlarımızı oraya gönderiyor, kendimiz koşturuyoruz. Kaliteli atlar yetiştirerek hem Bilecik'e hem de Türk atçılığına kazandırmak istiyoruz." dedi. Akbaş, güne erken başladıklarını, saat 06.30'da atların yemlerini vererek rutin bakımlarını yaptıklarını belirtti. Rahatsızlanan atların tedavilerini de aynı yerde gerçekleştirdiklerini anlatan Akbaş, "Bu iş gönül, sevda işi. Sattığımız at yarış kazandığında dünyalar bizim oluyor. Mesela sattığımız 'Polychromo' adında bir atımız vardı, dün ilk yarışını kazandı." ifadesini kullandı. Yetiştiricilik aşamalarına ilişkin bilgi veren Akbaş, şunları kaydetti: "Annelerimize önce aygır seçiyoruz. Ardından aşım yapılıyor, 11 ay gebe kalıyor. Yavrular ilk 6 ay annelerinin yanında duruyor. Daha sonra annesinden ayırıp kendimize alıştırıyoruz. Onlarla bağ kuruyoruz. Kendi çocuğumuz gibi yetiştiriyoruz. Bunlar bizim evladımız sayılır. Herhangi bir dertleri bizim canımızı sıkıyor."

  • Kayseri'de karavana dönüştürdükleri otobüs hem evleri hem iş yerleri oldu

    Kayseri'de yaşayan 45 yaşındaki Kemal Kılıçlı, karavana dönüştürdüğü otobüste hem ailesiyle yaşıyor hem de eşiyle kuaförlük mesleğini yürütüyor. Çocukken karavanda yaşama hayali kuran Kılıçlı, bankacılıktan emekli olduktan sonra eşi Dilek Kılıç ile kuaförlük yapmaya başladı. Talas ilçesinde bir dükkanda kuaförlük yapan aile, bir yere bağlı kalmak yerine otobüsü karavana dönüştürüp hem burada yaşamaya hem de işlerini gezerek yapmaya başladı. Kemal Kılıçlı, ailesiyle karavanda yaşamanın kendisini mutlu ettiğini söyledi. Yaklaşık 4 ayda otobüsü karavana dönüştürdüklerini belirten Kılıçlı, bir ailenin yaşamanı sürebileceği her şeyin karavanlarında mevcut olduğunu söyledi. Kılıçlı, ev olarak benimsedikleri karavanlarında kuaför hizmeti sunmalarının da farklı bir deneyim olduğunu dile getirdi. Karavanları için müsait olan her yere gidebildiklerini anlatan Kılıçlı, "Bizim her yer evimiz, her yer iş yerimiz. Bir yere bağlı, sabit kalmadan bulunduğumuz yerden memnun kalmadıysak gezebiliyoruz. Bu da bizim için ayrıca bir avantaj oluyor." dedi. Dilek Kılıçlı da (39) yaklaşık 25 yıldır kuaförlük yaptığını ve mesleğini artık farklı bir şekilde sürdürdüğünü ifade etti. Karavanlarına "Kuaförbüs" adını verdiklerini belirten Kılıçlı, "Benim için çok büyük bir değişiklik oldu. 25 yıldır 4 duvar arasında mesleğimi icra ettim. Eşimin hayalini benim mesleğimle birleştirdik. Müşterilerim de mutlu. Özgür hissediyorum. Kuaför salonunda yapılan birçok işlemi burada müşterilerimize sunuyoruz. Ailece karavan hayatına alıştık." diye konuştu. Müşterilerden Burcu Çağal ise kuaför hizmetini karavanda almanın farklı duygu olduğunu söyledi.

  • Simay Ohara: Bilinç aklın pusulasıdır

    Simay Ohara, yurt dışında aldığı eğitimlerle bireylerin içsel dünyalarına dokunurken, yazarlık ve enerji terapistliğiyle yaşamı daha bilinçli ve pozitif deneyimlemeleri için rehberlik ediyor. Simay Ohara, sadece İzmir’de değil, dünyada da enerji terapisi ve yazarlık alanında adını duyuran güçlü bir isim. Yurt dışında aldığı ileri seviye terapi eğitimleriyle, zihinsel ve ruhsal sağlık konularında uzmanlaşan Simay, bireylere bilinçli bir yaşam sürme ve içsel dengeyi bulma yollarını sunuyor. Kişisel blog yazıları, verdiği terapiler ve gerçekleştirdiği bilinç ve farkındalık sohbetleriyle geniş bir kitleye hitap eden Simay Ohara, bireylerin içsel yolculuklarında onlara rehberlik ediyor. Yeni kitabı "Seçim Yaratır (Zamanı Şimdi Mi?)" ile hayalperest ruhlara sesleniyor. Kitap, dünyayı değiştirme arzusuna sahip, farklı olduğunu hisseden bireylere rehber niteliğinde. Simay Ohara, yaşamın enerjisinin ve bilincin nasıl yönlendirilebileceğine dair pratik araçlar sunarak okuyucularını, kendi keşif yolculuklarına çıkmaya davet ediyor. Simay, yurt dışında aldığı eğitimlerle edindiği bilgi birikimini, terapi ve yazarlık alanlarında birleştirerek modern dünyada sıklıkla kaybolan içsel huzuru yeniden keşfetmenin yollarını paylaşıyor. Onunla gerçekleştirilen bilinç ve farkındalık sohbetlerinde, yaşamın enerjisini daha bilinçli ve pozitif bir şekilde nasıl kullanabileceğimize dair önemli ipuçları bulmak mümkün. Ohara’nın geniş yazarlık deneyimi, ona sadece ruhsal değil, zihinsel açıdan da derin bir perspektif sunuyor. İzmir’de başlayan bu yolculuk, hem Türkiye'de hem de dünya genelinde birçok kişiye ilham kaynağı olmuş durumda. Simay Ohara’nın rehberliğinde, yaşamı daha farkında ve enerjik bir şekilde deneyimlemek isteyenler, onun sunduğu şifa dolu bu yolculuğa katılmak için sabırsızlanıyor. Simay Ohara: İzmir’den Dünyaya Şifa ve Bilgelik Sunan Yazar İzmir'de yaşayan enerji terapisti ve yazar Simay Ohara, ruhsal ve fiziksel şifaya odaklanarak bireylerin içsel yolculuklarına rehberlik ediyor. Blog yazıları ve enerji terapileriyle pek çok insana dokunan Simay, bu kez kalemiyle okuyucularını "Seçim Yaratır (Zamanı Şimdi Mi?)" adlı kitabında topluyor. Kitap, evrende farklı olduğunu hisseden ve dünyayı değiştirebileceğine inanan hayalperestlere hitap ediyor. İçsel dengelerini bulmak ve hayatlarını tutkuyla yaşamak isteyenler için Simay, kendi keşif yolculuğunu samimi bir dille anlatıyor. "Seçim Yaratır" ile okuyucular, yaşamlarını kolaylaştıracak ve hayatlarına derin anlamlar katacak araçlar edinecekler. Kitabı Satın Almak İçin Tıkla

  • Yılın Ahisi seçilen Yaşar usta geleneksel motifleri ilmek ilmek camilere işliyor

    Trabzon'da baba mesleği ahşap oymacılığı sürdüren 79 yaşındaki Yaşar Ercin'in sanatının izleri, camilerin kapı, minber, mihrap ve vaaz kürsülerinde göze çarpıyor. Trabzonlu 79 yaşındaki ahşap oyma ustası Yaşar Ercin, geleneksel motifleri ilmek ilmek camilerin kapı, minber, mihrap ve vaaz kürsülerine işliyor. Akçaabat ilçesinde yaşayan Ercin, ilkokul yıllarında baba mesleği ahşap oymacılığa merak sardı. Ağabeyi ve babasından zanaatın inceliklerini öğrenen Ercin, bu sayede mesleğe ilk adımını atmış oldu. Babasının 1983'te vefatının ardından ağabeyi ve kardeşiyle işlerin başına geçen Ercin, kendisini camilerin ahşap oymaları konusunda geliştirdi. Yaklaşık 41 yıldır geleneksel motifleri camilerin kapı, minber, mihrap ve vaaz kürsülerine ilmek ilmek işleyen Ercin, ilerleyen yaşına rağmen mesleğini ilk günkü heyecanıyla sürdürüyor. "Babadan gelen bir zanaat, böyle de devam ediyoruz" Zanaatı ve kişiliğiyle çevresinden takdir toplayan ve Trabzon'da "yılın ahisi" seçilen Ercin, AA muhabirine, babasının ve ağabeyinin eskiden marangozluk yaptığını, kendisinin de zanaatı onlardan öğrendiğini söyledi. Baba mesleğini o günden itibaren sürdürdüğünü dile getiren Ercin, "Gidebildiğimiz yere kadar gideceğiz. Yaş 79 oldu. Babadan gelen bir zanaat, böyle de devam ediyoruz." ifadesini kullandı. Ercin, meslekte geliştirecek eleman bulmakta zorlandıklarına işaret ederek, kendisinin bu işi hobi olarak gördüğü için yapmaktan mutluluk duyduğunu aktardı. Maddi olarak işten beklentisinin olmadığını belirten Ercin, "Benim maddi yönden bu işi yapmaya şu anda ihtiyacım yok ama tezgahlar rahmetli babamın yıllardan beri elini sürdüğü, kendisinin yaptığı tezgahlar. Biz kardeş olarak da birbirimize çok bağlıyız. Büyüğümüze de saygımız çoktur, küçüğümüzü de severiz. Böyle yetiştik, böyle gidiyoruz." diye konuştu. "Bir caminin içerisine ne lazımsa onları tamamlıyoruz" Ercin, yaptıkları işlere Osmanlı ve geleneksel motifleri işlediklerini anlatarak, "Zanaatımızı seviyoruz. Zorlukları ne kadar olursa olsun baba mesleğimizi severek yapıyoruz." dedi. Tamamen ahşapta el işçiliğine yönelik çalıştıklarını ifade eden Ercin, yaptıkları motifleri yaklaşık 1 ayda ilmek ilmek işleyerek gün yüzüne çıkardıklarını kaydetti. Ercin, yurt içinin yanı sıra yurt dışında da minber, mihrap, kürsü gibi bir caminin içerisine ne lazımsa onları yaptıklarını vurgulayarak, şöyle konuştu: "Buradan iki defa Hollanda'ya mihrap, minber yaparak gönderdik. Yurt içinde de Trabzon ve ilçelerinin yanı sıra Bayburt, Kelkit, Köse, Erzincan, Giresun, Dereli'ye de ürünler yaptık. Maun ağacından kapılarımız, mihraplarımız var. Yıllardır camilere yönelik bu işi yapıyoruz." Yılın ahisi seçilmekten mutluluk duyduğunu dile getiren Ercin, "Tek bir kalfamız var. O da 47-48 senedir bizimle. Her zaman işin yapıcı tarafındayız." dedi.

  • Otizmlilerin çalışma hayatında yer alması için işbirliği protokolü imzalandı

    Tohum Otizm Vakfı ile Arvato Lojistik arasında imzalanan protokol çerçevesinde, otizmlilerin çalışma hayatına katılımlarının artırılması ve iş yerlerinde başarıyla yer almaları amaçlanıyor. Tohum Otizm Vakfı ile Arvato Lojistik arasında, otizmli bireylerin çalışma hayatında yer almasına yönelik projenin hayata geçirilmesi için işbirliği protokolü imzalandı. Vakıftan yapılan açıklamaya göre, hayata geçirilecek projeyle otizmli bireyler Arvato Lojistik bünyesinde istihdam edilecek. Projeyle, otizmlilerin çalışma hayatına katılımlarının artırılması ve iş yerlerinde başarıyla yer almaları amaçlanıyor. Bu kapsamda Arvato Lojistik, otizmlilerin adaptasyon süreçlerini kolaylaştırarak iş gücüne katılımlarını destekleyen "Destekli İstihdam Modeli"ni şirket bünyesinde uygulamaya başlıyor. Tohum Otizm Vakfı ve Arvato Lojistik, hayata geçirdikleri bu projeyle, otizmlilerin iş hayatına katılımını desteklemenin yanı sıra toplumsal farkındalığı artırarak daha kapsayıcı bir iş dünyası yaratılmasına katkı sunmayı hedefliyor. Otizmlilerin kendilerini rahat hissedebilecekleri çalışma ortamı yaratılacak Proje kapsamında, Tohum Otizm Vakfı Otizmliler Kariyer Merkezi öncelikle şirket bünyesinde kapsamlı bir iş analizi gerçekleştirerek işbirliğine başladı. Projede, otizmlilerin ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapılması ve işe uyum süreçlerinin kolaylaştırılması için şirket bünyesinde çalışacak iş koçuna 2 ay boyunca kapsamlı eğitim verilecek. Eğitim sürecinin ardından bir yıl içerisinde vakıf, iş yerinde otizmlilerin ihtiyaçlarına uygun düzenlemelerin yapılması ve işe uyum süreçlerinin kolaylaştırılması için yerinde danışmanlık hizmeti sunacak. Arvato Lojistik ayrıca, çalışanlarına otizm konusunda farkındalık çalışmaları gerçekleştirecek. Tüm bu hazırlık süreçleri ile otizmlilerin kendilerini rahat hissedebilecekleri verimli bir çalışma ortamı yaratılacak. "Otizmli bireylerin iş ve sosyal hayata kazandırılmaları konusunda önemli bir adım" Açıklamada görüşlerine yer verilen Tohum Otizm Vakfı Başkanı Aylin Sezgin, gerçekleştirdikleri iş birliğinin otizmli bireylerin eğitimlerini tamamlamalarının ardından iş ve sosyal hayata kazandırılmaları konusunda önemli bir adım olduğunu belirtti. Sezgin, bu tür projelerin artması ile daha fazla otizmlinin iş hayatında yer alma fırsatı yakalayarak kendi ayakları üstünde durabilen yetişkinler olabileceğini ifade etti. Arvato Lojistik Genel Müdürü Umur Özkal da şirket bünyesinde çalışacak iş koçunun alacağı kapsamlı eğitim süreci sonrasında 4 otizmli bireyi istihdam etmeyi hedeflediklerini aktardı. Özkal, "Şirketimizin çeşitlilik, eşitlik ve kapsayıcılık politikaları çerçevesinde otizmli bireylere de bu fırsatın sunulmasını önemsiyor hem sektörümüze hem de diğer tüm sektörlerde faaliyet gösteren şirketlere örnek olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. İş dünyasında daha çok otizmlinin yer almasının hem işverenlere hem de çalışma ortamına değer katacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. Otizmlilerin istihdam edilmesine yönelik çalışmalarını 2010 yılından bu yana sürdüren vakıf, faaliyetlerini mart ayında Tohum Otizm Vakfı Otizmliler Kariyer Merkezi çatısı altında topladı. Vakıf bu merkezle, otizmlilerin istihdam süreçlerini daha etkili şekilde yönetmeyi ve yaygınlaştırmayı amaçlıyor.

  • Neslihan Baykal Yakışan: Sağlıklı Yaşamın Kapılarını Açan Başarılı İş İnsanı

    Neslihan Baykal Yakışan, iş dünyasında sağlıklı yaşam ve güzellik alanında yaptığı çalışmalarla öne çıkan bir isimdir. İşletme ve Halkla İlişkiler Eğitimlerine ilaveten bir çok sağlıklı yaşam konularında seminer kurs sertifika programlarının ardından bağımlılık, bağımlılıkla mücadele sigarayı bırakma terapileri, kilo kontrolü ve zararlı alışkanlıkları sona erdirme konularında önemli başarılara imza atmıştır. Nunmora Sağlık ve Güzellik Merkezi’nin kurucusu olan Yakışan, Biorezonans terapisi ile bu konularıda entegre ederek sağlıklı yaşam felsefesini yeniden inşa etme imkanı sunmaktadır. Kurumunda Sağlık ve Zinde Yaşam Odaklı, modern yaşamın getirdiği stres ve sağlıksız alışkanlıklarla mücadele etmek için kişiye özel çözümler sunmaktadır. Yakışan, farklı uygulamalar ve biorezonans terapileri ile bedenin enerji dengesini sağlamayı ve zararlı frekansları vücuttan temizlemeyi amaçlamaktadır. Yüzlerce danışanı sigarayı ve alkolü bırakmış, aynı zamanda kilo verme süreçlerinde başarılı sonuçlar elde etmiştir. Kendisinden danışmanlık alan kişilerin deneyimleri, Nunmora'nın etkili bir çözüm merkezi olduğunu kanıtlamaktadır. Danışanların memnuniyeti kurumun ilk hedefidir. Bir çok danışanın burada sigarayı bıraktığını ve yaşam kalitesinde ciddi bir artış yaşadığını belirten yazı ve videoları bulunmaktadır. Topluma Katkıları ve Fayda Sağlayan bir çok STK larda yönetim kurulu üyeliği ve en son olarak da Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bakırköy Şube Başkanı olarak görev almış; toplumda sağlıklı yaşam bilincini yaymak için birçok faaliyet göstermiştir. Sosyal sorumluluk faaliyetleri ve projelere organize ederek zararlı alışkanlıklarla mücadelede topluma katkı sunarken, geniş kitlelere ulaşarak sigara ve alkolün zararları hakkında farkındalık yaratmıştır. Çeşitli etkinlikler ve seminerlerle toplumda sağlıklı yaşam konusunda bilgilendirme yaparak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Başarılarının Ardındaki Motivasyon Sağlıklı yaşam ve kişisel gelişim üzerine olan tutkusuyla tanınan Neslihan Baykal Yakışan, kurumda sadece fiziksel sağlığı değil, aynı zamanda ruhsal sağlığı da göz önünde bulundurarak kişiye özel farklı programlar ve terapi yöntemlerini uygulamaktadır. Sigarayı bırakma, kilo verme ve zararlı alışkanlıklarla mücadele, kaygı , stres konularında faaliyet gösteren kurumuyla toplumda fark yaratmıştır. Türk İş Kadınları Başarı Ödülleri’nde kazandığı ödüllerle de bu başarılarını taçlandırmıştır. Yakışan’ın hedefi, daha fazla insana ulaşarak sağlıklı yaşamı bir alışkanlık haline getirmeye yönelik çalışmalara öncülük etmektir. Nunmora Sağlık Merkezi, sunduğu terapilerle bu hedefe katkı sağlamaya devam etmektedir. Aynı zamanda Türkiye çapında düzenlediği sağlıklı yaşam seminerleri ve etkinliklerle, bireylerin yaşam kalitesini artırmayı misyon edinmiştir. Neslihan Baykal Yakışan: Sağlıklı Yaşamın Öncüsü ve 20. Yılında Ödüllerle Taçlandırılan İş Kadını Neslihan Baykal Yakışan, iş dünyasında 20. yılını kutlayarak önemli bir başarıya imza attı. 2024 yılında Türk İş Kadınları Başarı Ödülleri’nde “Adım ve İtibar Ödülü”nü kazanan Yakışan, sağlıklı yaşam alanındaki öncü çalışmalarıyla tanınıyor. Bir çok STK larda yönetim kurulu üyeliği ve en son olarak da Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bakırköy Şube Başkanı olarak görev alan ve Nunmora Sağlık Merkezi’nin kurucusu olan Yakışan, biorezonans terapisi, sigara bırakma programları ve sağlıklı yaşam alanındaki inovatif yaklaşımlarıyla geniş kitlelere ulaşmaktadır. Nunmora Sağlık Merkezi’nin Kurucusu Kurucusu olduğu Nunmora Sağlık Merkezi ile Yakışan, sağlıklı yaşamın her alanında danışanlarına destek sunmaktadır. Biorezonans terapisi gibi ileri seviye tedavi yöntemleriyle insanların zararlı alışkanlıklarını bırakmalarına, dengeli bir yaşam tarzı benimsemelerine yardımcı olmaktadır. Kişiye özel beslenme programları ve sağlıklı kilo verme süreçlerinde elde edilen başarılı sonuçlar, Yakışan’ı sağlık sektöründe önemli bir isim haline getirmiştir. Toplum sağlığı konusunda da aktif bir rol oynayan Neslihan Baykal Yakışan, düzenlediği etkinlikler ve seminerler ile toplumda farkındalık yaratmayı sürdürmektedir. Özellikle sigara ve alkol gibi zararlı alışkanlıkların bırakılmasına yönelik çalışmaları, topluma katkı sağlamış ve birçok insanın hayatında olumlu değişiklikler yaratmıştır. Başarılarının Ardındaki Kararlılık Yakışan, sağlıklı yaşam konusundaki bilgi ve deneyimlerini bireylere sunarak, yaşam kalitelerini artırmayı misyon edinmiştir. Türk İş Kadınları Başarı Ödülleri’nde kazandığı "Adım ve İtibar Ödülü" ile başarısını taçlandıran Yakışan, gelecekte de sağlıklı yaşam bilincini yaymaya ve insanlara sağlıklı bir hayat sürdürmeleri için rehberlik etmeye devam etmektedir. İş İnsanı Neslihan Baykal Yakışan Kimdir? Neslihan Baykal Yakışan, Halkla ilişkiler ve İşletme mezunu, uzman bir terapist ve iş kadınıdır. Sağlıklı yaşam biliminde aldığı eğitimler ile kendini bu alanda uzmanlaştırmış, özellikle sigarayı bıraktırma konusundaki uzmanlığı ile bir çok ödüle layık görülmüştür. Sağlıklı yaşam ve sağlık turizmi alanında kendini sürekli geliştiren ve danışanlarının hayatını kolaylaştıran başarılı uzman yaptığı diyet programları ile alternatifi bol seçenekler ile keyifli bir kilo verme sürecini yaratarak danışanlarında büyük bir başarı oranı yakalamıştır. Bu başarı sayesinde alanında en tanınır uzmanlardan biri olmayı başarmıştır. Onlarca sağlıklı yaşam Kongresi ve Sempozyumu düzenleyen başarılı uzman ulusal basının en çok bilgi aldığı isimlerdendir. Ayrıca Başarılı Uzman bir çok STK larda yönetim kurulu üyeliği ve en son olarak da Türkiye Yeşilay Cemiyeti Bakırköy Şube Başkanı olarak görev almıştır. Topluma Katkısı ve Bilinçlendirme Çabaları Takdir Görüyor Çeşitli etkinliklerde bilgi ve deneyimlerini paylaşarak geniş kitlelere ulaşmayı başaran Neslihan Baykal Yakışan, sağlıklı yaşam konusunda farkındalık yaratıyor. Sağlıklı Yaşama geçişteki teşvikleri, bilinçli beslenme önerileri ve yaşam kalitesini artırıcı ipuçları, ile toplum tarafından takdir gören başarılı iş kadını bir çok kuruluşunda dikkatini çekiyor. Onlarca farklı kuruluştan ödül alan başarılı Terapist son olarak Türk İş Kadınları Başarı Ödülleri gecesinden ödülle döndü.

  • 27 Yıl Sonra İş Hayatına Atıldı, Hibelerle Çiftlik Sahibi Oldu!

    48 yaşındaki Süreyya Kozak, evlendikten sonra uzun yıllar boyunca herhangi bir işte çalışmadı ancak içindeki girişimcilik ruhu ve hayvancılık sevgisi onu harekete geçirdi. Uşak’ın Banaz ilçesine bağlı Baltalı köyünde yaşayan Kozak, Tarımsal ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu'ndan (TKDK) aldığı 1 milyon 300 bin liralık hibe desteğiyle 3 bin 100 metrekarelik büyük bir çiftlik kurarak hayalini gerçeğe dönüştürdü. Girişimcilik ve Azim Bir Arada Süreyya Kozak, yıllarca iş hayatında aktif rol almasa da kırsal kalkınma projelerine büyük ilgi duyuyordu. Köyünde doğup büyüyen Kozak, çocukluk hayali olan büyükbaş hayvancılığa adım atarak, kendi işletmesini kurmanın yolunu buldu. 27 yıl sonra iş dünyasına geri dönen Kozak, bu yolda devlet desteğinin önemine vurgu yapıyor. TKDK’dan aldığı hibeyle, 48 gebe düve satın aldı ve çiftliğinde süt üretimine başladı. Bugün, günde 600 litre süt üreten Kozak, tüm hayvanlarının doğum yapmasıyla bu kapasiteyi 1 tona çıkarmayı hedefliyor. Hayalleri Gerçeğe Dönüştürdü Kozak, "Çocukluk hayalimi gerçekleştirdim. Çiftlik kurmak ve büyükbaş hayvancılık yapmak hep aklımdaydı, ancak bunun için hem finansal destek hem de bilgi gerekiyordu. Devletin sağladığı hibeler sayesinde bu hayalimi gerçekleştirme fırsatı buldum" diyerek duygularını dile getirdi. Çiftlik kurmanın kolay olmadığını, ancak doğru planlama ve kararlı bir duruşla başarıya ulaşmanın mümkün olduğunu belirtti. Kadın Girişimcilere İlham Oluyor Süreyya Kozak, özellikle kadın girişimcilere örnek teşkil ediyor. "Evde oturmak yerine hayallerinizin peşinden gidin" mesajını veren Kozak, kırsal bölgelerde yaşayan kadınlara devletin sunduğu destekleri takip etmeleri çağrısında bulunuyor. Kozak’ın bu süreçte aldığı desteklerle sadece kendi hayatını değiştirmekle kalmadığı, aynı zamanda bulunduğu bölgeye de ekonomik katkı sağladığı biliniyor. Gelecek Planları: Damızlık Hayvan Satışı Süreyya Kozak’ın hedefleri bununla da sınırlı değil. Hali hazırda sürdürdüğü süt üretiminin yanında, damızlık hayvan yetiştiriciliğine de adım atarak bu alanda bölgedeki diğer üreticilere öncülük etmeyi planlıyor. Kozak, çiftliğinin daha da büyüyüp gelişmesi için çalışmalarını sürdürüyor ve bu alanda daha fazla kadının iş dünyasına kazandırılmasına katkıda bulunmayı hedefliyor. Devlet Desteğiyle Kırsalda Kalkınma Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sunduğu hibeler ve destek programları, kırsal bölgelerdeki kalkınmanın önünü açıyor. Süreyya Kozak’ın başarı hikayesi, bu desteklerin nasıl etkili bir şekilde kullanılabileceğinin en güzel örneklerinden biri. Üretime katılmak isteyen kadın girişimciler için umut verici bir yol açan Kozak, azim ve kararlılıkla hayallere ulaşmanın mümkün olduğunu gösteriyor.

  • Adanmışlıkla Geleceği İnşa Etmek: Banu Cankut’un İlham Veren Öğretmenlik Hikayesi

    Eğitimde Sınırları Kaldıran Bir Lider: Banu Cankut, Öğrencilerine İlham Vermeye Devam Ediyor Banu Cankut, Türkiye’de eğitim alanında fark yaratan isimlerden biri olarak, sadece akademik başarıyı değil, öğrencilerine hayata dair değerler kazandırmayı hedefleyen bir eğitim lideri olarak tanınıyor. Alanya Türkler Güzel Sanatlar Lisesi’nin müdürlüğünü yapan Cankut, özellikle kız çocuklarının eğitimine verdiği önem ve öğrencilerine sunduğu ilham verici yaklaşımıyla birçok projeye imza attı. Cankut’un öğretmenlik yolculuğu, her çocuğun bir değer olduğuna ve onların potansiyellerinin keşfedilmesinin önemli olduğuna inanan bir anlayışla şekilleniyor. Banu Cankut, Türkiye’de eğitim alanında fark yaratan isimlerden biri olarak, sadece akademik başarıyı değil, öğrencilerine hayata dair değerler kazandırmayı hedefleyen bir eğitim lideri olarak tanınıyor. Alanya Türkler Güzel Sanatlar Lisesi’nin müdürlüğünü yapan Cankut, özellikle kız çocuklarının eğitimine verdiği önem ve öğrencilerine sunduğu ilham verici yaklaşımıyla birçok projeye imza attı. Cankut’un öğretmenlik yolculuğu, her çocuğun bir değer olduğuna ve onların potansiyellerinin keşfedilmesinin önemli olduğuna inanan bir anlayışla şekilleniyor. Elmadağ’da Kız Çocuklarının Eğitimi İçin Verilen Mücadele Banu Cankut, Elmadağ Hasanoğlan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde okul müdürü olarak görev yaparken, kız çocuklarının eğitimine verdiği önemle dikkat çekti. Yöre halkını kız çocuklarını meslek liselerine göndermeleri konusunda bilinçlendirmek için köy köy, kahvehane kahvehane gezerek halka kızlarını okutmalarını anlattı. "Ağalar beyler, kızlarınızı meslek liselerine gönderin" diyerek, kız çocuklarının sadece evlenip yuva kurmalarının değil, eğitim alarak meslek sahibi olmalarının önemini vurguladı. Kahvehanelere giren bir kadın olarak önce şaşkınlık yaratsa da, Cankut’un samimi ve kararlı duruşu yöre halkı tarafından büyük saygı gördü. Bu adanmışlık dolu çabası, kız çocuklarının eğitimine ve toplumun gelişimine büyük katkı sağladı. Banu Cankut, bu mücadelesiyle sadece bir eğitim lideri değil, aynı zamanda toplumsal değişimin de bir savunucusu oldu. Alanya’da Sosyal Sorumluluk Projeleri Banu Cankut’un Alanya Türkler Güzel Sanatlar Lisesi’nde müdürlük yaptığı dönemde, sadece akademik anlamda değil, sosyal sorumluluk projeleriyle de öğrencilerini geliştirmeye büyük özen gösterdi. Huzurevlerine düzenlenen ziyaretler, köy okullarına yapılan yardımlar ve sosyal farkındalık etkinlikleriyle öğrencilerini hayata hazırladı. Özellikle “Orada Bir Köy Uzakta Değil, Kalbimizde” projesi kapsamında köy okullarına müzik aletleri tanıttılar ve resim alanı öğrencileri, çocuklarla birlikte boyama etkinlikleri düzenledi. Ayrıca, köy çocuklarına çeşitli hediyeler dağıtarak etkinliklerini taçlandırdılar. Banu Cankut’un liderliği altında okulun müzik ve resim alanlarındaki öğrencileri, bu projelerde yer alarak sosyal sorumluluk bilinci kazandı. Sanatta Büyük Başarılar Banu Cankut’un liderliğindeki öğrenciler, uluslararası bir yarışmada 5 altın ve 1 gümüş madalya kazanarak büyük bir başarıya imza attı. Bu başarılar, Cankut’un öğrencilerine verdiği ilhamın bir yansıması olarak görülüyor. Onların yeteneklerini keşfetmek ve geliştirmek için gösterdiği çaba, sadece okulun değil, aynı zamanda öğrencilerin de başarısını artırdı. Eğitim Felsefesi: "Kaybedecek Tek Bir Öğrencimiz Bile Yok" Banu Cankut, makam kapısının önüne astığı Mustafa Kemal Atatürk'ün "Kaybedecek tek bir öğrencimiz bile yok" sözünü, öğretmenlik hayatının felsefesi haline getirmiştir. Bu anlayışla her öğrencisine değer veren Cankut, onların potansiyelini en üst seviyeye çıkarmak için büyük bir özveriyle çalışmaktadır. Eğitimdeki bu kararlı duruşu, onu öğrenciler ve veliler arasında bir lider ve rol model haline getirmiştir. Ödüllü Öğretmen Banu Cankut, Elmadağ İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü tarafından düzenlenen “24 Kasım Öğretmenler Günü” etkinliklerinde, “Öğrenciler ve öğretmenler arası meslekte unutulmaz an” yarışmasında büyük bir başarıya imza attı. Hasanoğlan Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü olarak “Pembe Elbise” başlıklı anısıyla yarışmaya katılan Cankut, birinci oldu ve ödüle layık görüldü. Bu ödül, Cankut’un mesleğine olan adanmışlığını ve öğrencileriyle kurduğu özel bağın bir yansıması olarak dikkat çekti. Topuklu Ayakkabısıyla 13 Kiloluk Hiltiyi Kaldırıp Yaz Tatilinde Ustalarla Çalışan Okul Müdürü: Banu Cankut, öğrencilerine daha iyi bir eğitim ortamı sunabilmek için okulun fiziki şartlarını iyileştirmeye de büyük önem verdi. Yaz aylarında okulun tamir işlerine katılarak, ustalarla birlikte çalıştı ve okulun bakımını bizzat üstlendi. Eline 13 kilogramlık hiltiyi alıp, okulun bakım ve onarımında görev almak, onun liderlik anlayışının bir yansımasıdır. Cankut, okulun her yönüyle ilgilenerek öğrencilerine en iyi eğitim koşullarını sunmak için çalıştı. Mesleğine Adanmışlık: "Önce Öğretmenim, Sonra Anneyim" Banu Cankut, kendisini her zaman önce öğretmen, sonra anne olarak tanımlıyor. "Atanmadım, adandım" diyerek öğretmenlik mesleğine olan bağlılığını vurgulayan Cankut, mesleğine ve sabra olan aşkıyla tanınan bir okul müdürü. Öğrencilerine ve eğitimine duyduğu bu derin bağlılık, onun öğretmenlik yolculuğunu benzersiz kılıyor. Yeni Görev Yeri: Hüseyin Girenes Fen Lisesi Son olarak, Banu Cankut, Hüseyin Girenes Fen Lisesi’nin müdürü olarak atanmıştır. Kimya alanında uzmanlaşan ve 10 yıllık okul müdürlüğü deneyimi bulunan Cankut, bu yeni görevinde fen lisesi öğrencilerine rehberlik etmeye hazırlanıyor. Eğitimdeki liderlik anlayışı ve geçmiş başarıları, Hüseyin Girenes Fen Lisesi’nde de fark yaratacağının bir göstergesi.

  • Kübra Denizci Keskin: Hayallerinde Engel Tanımadı, Avrupa’dan Çifte Kupa ile Döndü

    16 yaşında bir kazayla tekerlekli sandalyeye mahkum kalan Kübra Denizci Keskin, azmi ve kararlılığı sayesinde Türkiye’nin ilk engelli kadın ralli pilotu oldu. Son olarak Avrupa Ralli Şampiyonası'nda kazandığı iki kupa ile motor sporları dünyasında zirveye adını yazdırdı. Kübra Denizci Keskin, Türkiye'nin ilk engelli kadın ralli pilotu olarak motor sporlarındaki azmi ve başarılarıyla dünyaya ilham veriyor. 16 yaşında bir kazada boynunu kırıp omurilik yaralanması geçiren Kübra, tekerlekli sandalyede sürdürdüğü hayatına rağmen, hayallerinden asla vazgeçmedi. Açık Öğretim Lisesi'ni bitirip iki üniversite diploması alan ve yıllarca fizik tedavi gören Kübra, 18 yaşında ehliyetini aldı ve motor sporlarına olan tutkusunu ralli pistlerine taşıdı. Kübra Denizci Keskin, sadece Türkiye’de değil, dünyada da omurilik yaralanması sonrası ralli yapabilen iki kadın pilottan biri olma başarısını elde etti. 2023 yılında Türkiye Tırmanma Şampiyonası'nda kadınlar birincisi olarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak başarısı bununla sınırlı kalmadı; geçtiğimiz günlerde Avrupa Ralli Şampiyonası'nın Çekya ayağında yarışarak, 1’incilik ve 3’üncülük kupalarını kazanarak Türkiye’ye büyük bir gurur yaşattı. Motor sporlarına olan tutkusu, fiziksel engelleri aşan kararlılığı ve kendine inancı ile Kübra, tüm dünyada takdir topluyor. Uluslararası Otomobil Sporları Federasyonu (FIA), onun başarılarını tüm dünyaya duyurdu ve onun gibi engelli bireylere ilham kaynağı olduğunu vurguladı. Başarılarının ardından, Kübra, Osmangazi Belediyesi’nde çalıştığı Yazı İşleri Müdürlüğü'nde Başkan Erkan Aydın’ı ziyaret ederek sevincini paylaştı. Aydın, "Başarılarıyla hepimize ilham verdi, engelli bireylere rol model oldu" dedi. Kübra ise, "Zor bir yarıştı ama kupalarla dönmek benim için çok büyük bir mutluluk oldu," diyerek duygularını paylaştı.

Arama Yap

bottom of page