Bu sitede ara
Boş arama ile 1150 sonuç bulundu
- Kadın girişimcilere dört koldan destek
KOSGEB’den kamu bankalarına, odalardan bakanlıklara kadar birçok kurumun devreye aldığı destek paketleri, kadın girişimcilere finansman, hibe, eğitim ve ihracat avantajı sunuyor. Dört koldan sağlanan destekler; girişimci kadınların üretim, istihdam ve ihracattaki payını artırmayı hedefliyor. Kadın girişimciliğine yönelik destekler son dönemde yalnızca finansmanla sınırlı kalmıyor. KOSGEB'in girişimcilik programlarından kamu bankalarının kredi paketlerine, kadın kooperatiflerine verilen hibelerden dijitalleşme ve mentörlük projelerine kadar uzanan uygulamalar, kadınların üretim, istihdam ve ihracattaki payını artırmayı hedefliyor. İş fikrinin ortaya çıkışından markalaşma ve dış pazarlara açılmaya kadar farklı aşamalara yönelik destekler, kadın girişimciler için daha kapsamlı bir yapı oluşturuyor. KOSGEB'DEN EK AVANTAJ KOSGEB'in Girişimci Destek Programı, kadınların iş kurma ve büyütme süreçlerinde başvurduğu temel mekanizmalardan biri olmayı sürdürüyor. İş Kurma Desteği kapsamında gerçek kişi işletmelere 10 bin TL, sermaye şirketlerine ise 20 bin TL kuruluş desteği verilirken, kadın girişimcilere 10 bin TL ilave destek sağlanıyor. Personel giderleri için de üç dönem boyunca destek imkanı sunuluyor. İş Geliştirme Desteği kapsamında personel, makina-teçhizat, yazılım, danışmanlık, pazarlama, tasarım ve belgelendirme giderleri için 1.5 milyon TL üst limitli geri ödemeli destek veriliyor. Kadın girişimciler için ilave 150 bin TL ile üst limit 1 milyon 650 bin TL'ye yükseliyor. Kadın ve genç girişimcilere yönelik işletme sermayesi kredilerinde ise 1 milyon TL'ye kadar finansman sağlanırken, maliyetin yüzde 50'si KOSGEB tarafından karşılanıyor. Program kapsamında kredi vadeleri 36 aya kadar uzayabiliyor. 2025 yılında İş Geliştirme Desteği kapsamında üç başvuru döneminde toplam 1.699 proje için 2 milyar 450 milyon TL destek kararı alınırken, kadın girişimciler ek limitler sayesinde programdan daha avantajlı yararlanabiliyor. KADIN KOOPERATİFLERİNE HİBE Ticaret Bakanlığı'nın yürüttüğü Kooperatiflerin Desteklenmesi Programı'nın 2026 çağrısı ise kadın kooperatiflerine ayrıldı. Program kapsamında makina ve ekipman yatırımlarında hibeye esas proje üst sınırı 1 milyon TL olarak belirlenirken, nitelikli personel desteği iki kişi için toplam 840 bin TL'ye kadar çıkıyor. Ortaklarının en az yüzde 90'ını kadınların oluşturduğu kooperatiflerde, bölge ayrımı yapılmaksızın proje tutarının yüzde 75'i hibe olarak karşılanabiliyor. Personel destek limitlerinin 2026 yılında önemli ölçüde artırılması da kadın kooperatiflerinin istihdam kapasitesini güçlendirmeyi amaçlıyor. FİNANSMAN KANALLARI GENİŞLİYOR Kamu bankalarının kadın girişimcilere yönelik finansman paketleri de çeşitleniyor. Halkbank'ın Kadın Girişimci Kredisi kapsamında işini kurmuş girişimcilere 1 milyon TL'ye, yeni işletmelere ise 600 bin TL'ye kadar kredi sağlanıyor. İhracata yönelik faaliyet gösteren kadın işletmeleri için Büyüyen Kadın İhracatçı Kredisi'nin üst limiti 15 milyon TL veya 500 bin Euro seviyesinde bulunuyor. Teminat sorunu yaşayan ihracatçı kadın girişimciler ise İGE teminatıyla 50 milyon TL'ye kadar finansman kullanabiliyor. Kadın kooperatifleri için oluşturulan destek paketinde makina-ekipman yatırımları ve ticari araç alımları da kredi kapsamına alınırken, vadeler 60 aya kadar uzayabiliyor. Halkbank verilerine göre banka, 2021 ile Mart 2026 arasında 271 bin kadın girişimciye yaklaşık 129 milyar TL finansman sağladı. KADIN İSTİHDAMINA AB DESTEKLİ HİBE Kadın girişimciliği destekleri yalnızca işletme kuruluşunu değil, istihdamı da kapsıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Avrupa Birliği eş finansmanıyla yürütülen Women-Up II Projesi kapsamında Ankara, İstanbul, Aydın ve Samsun'da faaliyet gösteren kadın işverenlere, işe aldıkları ilave kadın çalışanlar için net asgari ücret tutarına kadar destek verildi. Kasım 2025'te tamamlanan ve 11.6 milyon Euro bütçeye sahip projeden 2 bin 809 kadın işveren ile 3 bin 157 kadın çalışan yararlandı. DİJİTALLEŞME VE MENTÖRLÜK ÖNE ÇIKIYOR Son dönemde kadın girişimciliği desteklerinde eğitim ve dijitalleşme programları da dikkat çekiyor. TOBB, Türk Telekom, Habitat Derneği ve UNDP işbirliğinde yürütülen Dijitalde Hayat Kolay Projesi kapsamında 2025 yılında 20 kadın girişimciye toplam 2 milyon TL hibe verildi. Yapay zeka, dijital teknolojiler, sosyal girişimcilik, kırsal kalkınma ve sürdürülebilirlik alanlarında desteklenen projelerde girişim başına sağlanan hibe 250 bin TL'ye kadar ulaştı. Habitat Derneği'nin Girişim Öncüleri Programı kapsamında ise 25 kadın girişimciye toplam 2.5 milyon TL kaynak aktarıldı. EĞİTİM VE İŞ AĞLARI GÜÇLENİYOR Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Halkbank tarafından yürütülen ‘Yükselen Kadınlar: Kendi İşim, Benim İzim’ programı, kadınların eğitim, finansman, mentörlük ve iş ağı imkânlarına erişimini artırmayı hedefliyor. Girişimcilik, yapay zeka, e-ticaret ve finansmana erişim başlıklarında verilen eğitimlerle programın yedi bölgeye yayılması planlanıyor. Bakanlığın hayata geçirdiği ‘Kadın Girişimcilerimizle Güçlü Yarınlara’ platformu da kadın girişimcilere yönelik destekleri tek noktada topluyor. İTO'DAN İHRACATA AÇILAN KAPI İstanbul Ticaret Odası, TOBB İstanbul Kadın Girişimciler Kurulu aracılığıyla kadın girişimcilere yönelik eğitim, iş geliştirme ve ihracat odaklı projeler yürütüyor. İTO'nun desteğiyle gerçekleştirilen çalışmalar kapsamında kadın işletmelerinin markalaşması, yeni pazarlara ulaşması ve ihracata hazırlanması hedefleniyor. UR-GE ve HİSER projelerinde sağlanan destekler ile ‘Yükselen Markalar Türkiye’ projesi, kadın girişimcilerin uluslararası pazarlara açılmasını teşvik eden uygulamalar arasında yer alıyor. BÜYÜMEDE DOĞRU AĞ Soleda Dış Ticaret Limited Şirketi Kurucu Müdürü ve Tasarımcısı Fatma Ebru Aykut Öztürk, markanın kuruluş sürecinde farklı destek mekanizmalarını takip ettiklerini ve KOSGEB’den geri ödemesiz kuruluş desteği aldıklarını belirtti. Desteklerin farklı kurumlarda dağınık biçimde yer almasının ve başvuru şartlarının yoğun dokümantasyon gerektirmesinin girişimciler açısından ciddi bir iş yükü oluşturduğunu anlatan Öztürk, şöyle konuştu: “Özellikle yeni kurulan veya büyüme aşamasındaki işletmeler için operasyonu yürütürken başvuru süreçlerini de yönetmek oldukça zor. Soleda açısından dijitalleşme, markalaşma ve işletme sermayesinin güçlendirilmesi en kritik ihtiyaçlar oldu. Pazarlama yatırımları ve ihracata hazırlık da büyüme açısından önem taşıyor. Dijital altyapıyı güçlendiren ve marka bilinirliğini artıran yatırımların uzun vadede en yüksek katma değeri sağladığını düşünüyoruz.” VADELİ MENTÖRLÜK DESTEĞİ Fatma Ebru Aykut Öztürk, başvuru kriterleri ve değerlendirme süreçlerinin daha sade ve anlaşılır biçimde aktarılması gerektiğini belirterek, uzun vadeli mentörlük desteği sağlanmasını önerdi. Öztürk, “Enflasyon ve değişen piyasa koşullarına uyum sağlayan hızlı finansman mekanizmalarına, büyük perakende zincirleri, e-ticaret platformları ve uluslararası alıcılarla doğrudan buluşmayı sağlayacak programlara ihtiyaç var. Stratejik büyüme, dijital pazarlama, markalaşma ve marka yönetimi alanlarında sunulacak uzun vadeli mentörlük desteği de kadın girişimcilerin bu fırsatlardan daha fazla yararlanmasını sağlayacaktır” dedi.
- Kadın girişimci köyde kurduğu markayı dünyaya tanıtmak istiyor
Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Ağaköy'de yaşayan kadın girişimci Ayşe Dişli, odun ateşinde pişirerek hazırladığı köy ürünlerini e-ticaret yoluyla yurdun dört bir yanına gönderiyor. Çanakkale'nin Biga ilçesine bağlı Ağaköy'de yaşayan kadın girişimci Ayşe Dişli, 2 bin 100 nüfuslu köyünde kurduğu markasını dünyaya tanıtarak kadının gücünü ortaya koymak istiyor. Dişli, ailesinin de desteğiyle 2 yıl önce, komşularından aldığı malzemelerle yöresel ürünler üretmeye başladı. Tarhanadan erişteye, reçelden salçaya kadar 30'a yakın farklı üretim yapan 2 çocuk annesi Dişli, ürünlerini kendi imkanlarıyla satışa sundu. Kızının ısrarıyla sosyal medya kullanmaya başlayan girişimci, Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığından (KOSGEB) aldığı destekle sanal pazara adım attı. Çok sayıda internet sitesinden satışa başlayan Ayşe Dişli, gece gündüz demeden otun ateşiyle hazırladığı ürünlerini e-ticaret sayesinde yurdun dört bir yanına göndermeyi başardı. Dişli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, "NefisKöy" markasını ortaya çıkarmasındaki en büyük amacının kadının gücünü ispatlamak olduğunu söyledi. Doğal, katkısız köy ürünleri için gerekli izinleri aldıklarını aktaran Dişli, daha sonra seri üretime geçtiklerini ifade etti. Reçel, erişte, tarhana, salça, turşu gibi yaklaşık 30 farklı üretim yaptıklarını anlatan Dişli, şöyle devam etti: "Bu ürünlerin tamamını odun ateşiyle hazırlıyoruz. Belki de bu kadar lezzetli olmalarının nedeni bu çünkü odun ateşiyle pişen ürünün tadı ve lezzeti çok güzel olur. Biz ürünlerimizi ilk önce sosyal medyadan tanıttık. Küçük reklamlarla ve eşimizin dostumuzun paylaşımlarıyla kısa sürede tanındık. Belli bir çevre edindikten sonra eşimin mobilya sektöründe çalışıyor olması dolasıyla e-ticaret konusunda sanal market ile ilgilendik. Ardından bu sitelerden satışa başladık. Ürünlerimiz bu alanda da çok beğenildi. Bununla birlikte tanınırlığımız arttı." "Küçük bir hayalden kocaman iş çıktı" "Küçücük bir hayalden kocaman bir iş yarattığını" söyleyen Dişli, "Allah'ın izniyle bu işi başardığım için çok mutluyum. Köyümüzün halkına da yararlı olduğum için ayrıca mutluyum çünkü tüm malzeme ihtiyacımı buradan karşılıyorum. Domatesimiz buradan, reçellerimizdeki meyveler buradan, süt buradan. Her şey tamamen köyde yetişip köyde pişip sizin sofranıza geliyor. Paketleme esnasında mesela genç delikanlılarımızdan yardım istiyoruz. Herkes seve seve yardım ediyor." ifadelerini kullandı Dişli, girişimi için KOSGEB desteği aldığını aktararak, o destekle daha da güçlendiklerini kaydetti. Kadın girişimcilerin cesaretli olması gerektiğine işaret eden Dişli, şöyle konuştu: "Kadınlarımız asla korkmasınlar, inansınlar. Maddi manevi her zaman yanlarında olacak bir devletimiz var. KOSGEB bunun için çok önemli bir kurum. Başvurularını yapsınlar, eğitimlerini alsınlar. Asla başarılı olunmayacak bir iş yok. Ben yaşadığım köyde bir marka yarattım. Bunu başardım. Markamı tüm ülkeme göstermek en büyük hayalimdi, bunu başardım çok şükür. İnşallah çok daha ileri gitmek istiyorum. Bu köyden tüm dünyaya markamı tanıtmak istiyorum."
- Zorlu şartlara rağmen vazgeçmedi: Kadın girişimci tek başına iki ton üretiyor
Van'ın Bahçesaray ilçesinde 10 yıl önce devlet desteğiyle kurduğu 500 metrekarelik serada çilek yetiştiriciliğine başlayan 32 yaşındaki Bahar Ayhan, ilçedeki tek çilek üreticisi oldu. Yoğun kar alması nedeniyle kışın yolu sürekli kapanan ilçeye bağlı Köşk Mahallesi'nde yaşayan Ayhan, 2016'da mahalledeki arazisini değerlendirerek tarımsal üretim yapmaya karar verdi. Tarım ve Orman Bakanlığının "Genç Çiftçi Projesi"ne başvuran Ayhan, hazırladığı projenin kabul edilmesiyle aldığı destek sayesinde 500 metrekarelik alana kurduğu serada çilek yetiştirmeye başladı. Yoğun kar alması nedeniyle kışın yolu sürekli kapanan ilçeye bağlı Köşk Mahallesi'nde yaşayan Ayhan, 2016'da mahalledeki arazisini değerlendirerek tarımsal üretim yapmaya karar verdi.Tarım ve Orman Bakanlığının "Genç Çiftçi Projesi"ne başvuran Ayhan, hazırladığı projenin kabul edilmesiyle aldığı destek sayesinde 500 metrekarelik alana kurduğu serada çilek yetiştirmeye başladı. Çevresindeki dağların halen karla kaplı olduğu mahallede ürettiği çilekleri kent merkezi ve çevre ilçelere satan Ayhan, işini büyütmek için bu yıl da Van Valiliğinin "Meyveciliği Geliştirme Projesi"ne başvurdu.Çevresindeki dağların halen karla kaplı olduğu mahallede ürettiği çilekleri kent merkezi ve çevre ilçelere satan Ayhan, işini büyütmek için bu yıl da Van Valiliğinin "Meyveciliği Geliştirme Projesi"ne başvurdu. Buradan aldığı destekle 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak kapasitesini artırmayı planlayan Ayhan, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. Buradan aldığı destekle 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak kapasitesini artırmayı planlayan Ayhan, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de kadınlara örnek oluyor. İşini severek yapan ve günün büyük bölümünü serada geçiren Ayhan, doğal ortamda yetiştirdiği çilekleri ailesinin desteğiyle toplayarak kent merkezi ve çevre ilçelere gönderiyor. İşini severek yapan ve günün büyük bölümünü serada geçiren Ayhan, doğal ortamda yetiştirdiği çilekleri ailesinin desteğiyle toplayarak kent merkezi ve çevre ilçelere gönderiyor. "Yılda 2 ton çilek üretiyorum" Ayhan devlet desteğiyle başladığı çilek yetiştiriciliğini daha da büyütmek istediğini söyledi. "Yılda 2 ton çilek üretiyorum" Ayhan devlet desteğiyle başladığı çilek yetiştiriciliğini daha da büyütmek istediğini söyledi. Bu yıl başvurduğu proje sayesinde 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak işini geliştireceğini belirten Ayhan, tüm gençlere bu işi yapmaları tavsiyesinde bulundu. Bu yıl başvurduğu proje sayesinde 2 bin 500 metrekare alana 5 yeni sera kurarak işini geliştireceğini belirten Ayhan, tüm gençlere bu işi yapmaları tavsiyesinde bulundu. Yaptığı üretimle ailesine katkı sunduğunu ifade eden Ayhan, şunları kaydetti: "Yetiştirdiğim çileğin reçelini de yapıyorum. Yılda 2 ton çilek üretiyorum. Bu konuda kendimi daha çok geliştirmeyi, daha fazla üretim yapmayı ve ürünleri başka şehirlere de satmayı hedefliyorum. İyi ki bu işe başladım. Hedefim işimi daha da büyütmek. Ürettiğim çilekler organik, tadı çok güzel. Çok beğeniliyor. Çilek topladığımda çok mutlu oluyorum. Güzel bir duygu. Ailem de bana bu konuda çok destek oluyor." Yaptığı üretimle ailesine katkı sunduğunu ifade eden Ayhan, şunları kaydetti: "Yetiştirdiğim çileğin reçelini de yapıyorum. Yılda 2 ton çilek üretiyorum. Bu konuda kendimi daha çok geliştirmeyi, daha fazla üretim yapmayı ve ürünleri başka şehirlere de satmayı hedefliyorum. İyi ki bu işe başladım. Hedefim işimi daha da büyütmek. Ürettiğim çilekler organik, tadı çok güzel. Çok beğeniliyor. Çilek topladığımda çok mutlu oluyorum. Güzel bir duygu. Ailem de bana bu konuda çok destek oluyor." Toprakla ilgilenmeyi sevdiğini anlatan Ayhan, "Bu işe başladıktan sonra başka bir şey yapmak istemiyorum. Seramın kapısını açtığımda çilekleri ve o güzelliği görmek dünyalara bedel. İlçede çilek üretimini sadece ben yapıyorum. Yolların yaklaşık 6 ay kapalı kaldığı zorlu bir coğrafyada yaşıyoruz. Yine de güzel. Bir şeylerle uğraşmak insana huzur veriyor." diye konuştu.
- 6 yılda 4 ülkeye ulaştı: Konyalı genç girişimci Ali Karan’dan uluslararası başarı
Türkiye, Dubai ve Fransa’da faaliyet gösteren Future Homes, şimdi de Endonezya’nın dünyaca ünlü Bali Adası’nda yeni ofisini hizmete açtı. Uzun yıllardır yerli ve yabancı yatırımcılara gayrimenkul danışmanlığı alanında hizmet veren Konyalı genç iş insanı Ali Karan, uluslararası büyüme yolculuğuna bir halka daha ekledi. Türkiye, Dubai ve Fransa’da faaliyet gösteren Future Homes, şimdi de Endonezya’nın dünyaca ünlü Bali Adası’nda yeni ofisini hizmete açtı. 6 Yılda 1000’den Fazla Evi Sahipleriyle Buluşturdu Konya’nın Kulu ilçesi nüfusuna kayıtlı olan Ali Karan’ın Yönetim Kurulu Başkanlığını yaptığı Future Homes, 6 yıldır gayrimenkul sektöründe güven ve kalite odaklı hizmet sunuyor. Türkiye’den başlayan başarı hikâyesi bugün dört farklı ülkeye ulaşan şirket, bugüne kadar 1000’den fazla konutun satışını ve teslimini gerçekleştirerek dünyanın farklı noktalarındaki yatırımcıları hayallerindeki evlerle buluşturdu. Antalya ve Mersin’deki çalışmalarının ardından Dubai ve Fransa’da da faaliyetlerini sürdüren şirket, son olarak Endonezya’nın gözde turizm merkezi Bali’de açtığı yeni ofisle uluslararası ağını genişletti. “Başarıya Giden Yol Her Zaman Düz Değil” Başarı yolculuğunun kolay olmadığını ifade eden Ali Karan, yaşadığı zorlukların bugün geldiği noktaya ulaşmasında önemli rol oynadığını söyledi. Karan, “Ben başarıya giden yolun her zaman düz olduğuna inanmıyorum. Yaklaşık sekiz-dokuz yıl önce hayatımın en zor dönemlerinden birini yaşadım. O süreç bana pes etmemeyi, kriz yönetimini ve ticarette iniş çıkışların doğal olduğunu öğretti. Bugün geriye dönüp baktığımda, o zorlukların beni bugünkü Ali Karan yaptığını görüyorum” dedi. Hedef: Dünyada Güvenilir Bir Marka Olmak Türkiye, Dubai ve Fransa’nın ardından Bali’de de ofis açmanın kendileri için önemli bir kilometre taşı olduğunu belirten Karan, bunun yalnızca yeni bir yatırım olmadığını vurguladı.“Bali’deki ofisimiz, yıllar süren emeğin, sabrın ve disiplinin bir sonucu. Bulunduğumuz her ülkede güvenilir ve kaliteli hizmet sunarak hem ülkemizi hem de Konya’yı en iyi şekilde temsil etmeyi hedefliyoruz. Yolun daha başındayız ve önümüzde çok daha büyük hedefler var” ifadelerini kullandı. Konya’dan Dünyaya Uzanan Başarı Hikayesi Konya’nın Kulu ilçesinden çıkarak uluslararası gayrimenkul sektöründe önemli bir başarıya imza atan Ali Karan, bugün Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Fransa ve Endonezya’da faaliyet gösteren şirketiyle küresel ölçekte büyümesini sürdürüyor. Yerli ve yabancı yatırımcılara sunduğu danışmanlık hizmetiyle dikkat çeken genç girişimci, hayata geçirdiği projeler ve 1000’i aşkın teslim edilen konutla adından söz ettirirken, Future Homes markasını uluslararası alanda daha da büyütmeyi hedefliyor.
- Türkiye'de eğitim alan Somalili kadın girişimci ülkesinde kendi parfüm markasını kurdu
19 Mayıs Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunu Naima Salad: "Değişmesini en çok istediğim yanlış algı, Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç veya mağdur olarak görülmesidir. Oysa Afrikalı kadınlar, kısıtlı imkanlara rağmen bölgesel ve küresel ekonomiye değer üreten, yenilikçi ve güçlü girişimcilerdir" "Türkiye'de aldığım eğitim, perakende yönetimi, tedarik zinciri planlaması ve kurumsal markalaşma alanlarında bana büyük katkılar sağladı" Türkiye'de üniversite eğitimini tamamladıktan sonra ülkesi Somali'ye dönen ve Mogadişu'da kendi parfüm markasını kuran Naima Salad, Afrikalı kadınların ekonomik hayatta rol almada yaşadığı zorlukları anlattı. Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunun 2021 yılında aldığı kararla 25 Temmuz, "Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü" ilan edildi. Bu özel gün, Afrika kökenli kadınların kültürden ekonomiye, bilimden siyasete kadar birçok alandaki katkılarını görünür kılmayı, aynı zamanda ırkçılık, ayrımcılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğine karşı küresel farkındalık oluşturmayı amaçlıyor. BM verilerine göre, Afrika kökenli kadınlar eğitimden sağlığa, istihdamdan ekonomik yaşama ve karar alma mekanizmalarına kadar birçok alanda yapısal eşitsizliklerle karşı karşıya kalıyor. BM Kadın Birimi (UN Women), Afrika kökenli kadınların hem cinsiyetleri hem de etnik kökenleri nedeniyle çoklu ayrımcılığa maruz kaldığını; bunun eğitim, ekonomik fırsatlar ve siyasi yaşama katılım başta olmak üzere birçok alanda etkisini gösterdiğini belirtiyor. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) ise Sahraaltı Afrika'nın kız çocuklarının eğitime erişimde en fazla güçlük yaşanan bölgelerden biri olmaya devam ettiğine, erken yaşta evlilikler, yoksulluk ve çatışmaların eğitimden kopuşun başlıca nedenleri arasında yer aldığına işaret ediyor. Sağlık alanında da birçok sıkıntıyla karşı karşıya kalan Afrikalı kadınlar, kayıt dışı istihdam, finansmana erişim, sosyal koruma ve karar alma mekanizmalarına katılım konusunda erkeklere kıyasla daha dezavantajlı konumda bulunuyor. Irkçılık ve toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yanı sıra çatışmalar, zorunlu göç, iklim krizi ve ekonomik kırılganlıklar da Afrika kökenli kadınların yaşam koşullarını ağırlaştıran temel unsurlar arasında yer alıyor. Afrikalı kadınlar güçlü girişimcilerdir Türkiye'de 19 Mayıs Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden mezun olduktan sonra Somali'ye dönen ve Mogadişu'da kurduğu Magool Scent markasıyla girişimcilik yolculuğuna başlayan Naima Salad "Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü" vesilesiyle AA muhabirine konuştu. Afrika Kökenli Kadınlar ve Kızlar Uluslararası Günü'nün kendisi için yalnızca kutlanan bir gün olmadığını belirten Salad, bu günün tarih boyunca direnci, üretkenliği ve dönüştürücü gücüyle öne çıkan Afrikalı kadınların görünür kılınması açısından büyük önem taşıdığını söyledi. Bugünün aynı zamanda Afrika'nın ekonomik ve toplumsal geleceğini şekillendiren vizyoner kadınların liderliğini görünür kılmak için önemli bir fırsat sunduğunu ifade eden Salad, dünyada değişmesini en çok istediği algının Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç ya da mağdur kişiler olarak görülmesi olduğunu dile getirdi. Salad, "Değişmesini en çok istediğim yanlış algı, Afrikalı kadınların sürekli yardıma muhtaç veya mağdur olarak görülmesidir. Oysa Afrikalı kadınlar, kısıtlı imkanlara rağmen bölgesel ve küresel ekonomiye değer üreten, yenilikçi ve güçlü girişimcilerdir. Biz yardım değil, adil iş ortaklıkları, küresel pazarlara erişim ve eşit fırsatlar talep ediyoruz." diye konuştu. Kadın girişimcilerin en büyük engeli finansmana erişim Afrika'da kadın girişimcilerin karşılaştığı zorlukların Somali'de de yakından hissedildiğini belirten Salad, iş kurmak isteyen kadınların önündeki en büyük engelin finansmana erişim olduğuna işaret etti. Geleneksel sermaye mekanizmaları ve bankacılık sisteminin kadın girişimcilerden hala yüksek teminat talep ettiğine dikkati çeken Salad, iklim kontrollü lojistik gerektiren ürünlerde altyapı eksikliğinin de girişimcileri zorlayan önemli sorunlardan biri olduğunu kaydetti. Somali'de kadın girişimciliğinin güçlenmesi için kadın odaklı risk sermayesi ve esnek finansman fonlarının yaygınlaştırılması gerektiğini aktaran Salad, "Kadınlar, yalnızca finansmana değil, uluslararası pazarlara erişim konusunda da daha fazla desteğe ihtiyaç duyuyor." dedi. Türkiye kazanımlarını ülkesine taşımak istiyor Türkiye'deki eğitiminin ardından ülkesine dönme kararını anlatan Salad, Türkiye'de edindiği bilgi ve deneyimi Somali'nin gelişen perakende sektörüne taşımak istediğini dile getirdi. Salad, uluslararası tedarik ağını sıfırdan kurmanın, yüksek başlangıç maliyetlerini karşılamanın ve kaliteli ürün anlayışını pazarda kabul ettirmenin en büyük zorlukları olduğunu belirterek, "Türkiye'de aldığım eğitim, perakende yönetimi, tedarik zinciri planlaması ve kurumsal markalaşma alanlarında bana büyük katkılar sağladı. Türkiye'nin dinamik ve müşteri odaklı ticaret kültürü, Somali'de kurduğumuz Magool Scent markasıyla uluslararası standartlarda hizmet sunmamıza ve pazarın ihtiyaçlarına daha hızlı uyum sağlamamıza imkan verdi." değerlendirmesinde bulundu. "Hayallerinizi sınırlandırmayın" Somalili ve Afrikalı genç kızlara kendilerine güvenmeleri, eğitimden vazgeçmemeleri ve uzmanlaşmaktan korkmamaları tavsiyelerinde bulunan Salad, şöyle devam etti: "Hayallerinizi sınırlandırmayın. Kendinize olan inancınızı hiçbir zaman kaybetmeyin. Eğitimle kendinizi geliştirin, uluslararası bir vizyon kazanın ve attığınız her adımda disiplinle ilerleyin. Dünya sizi izliyor. Sizin başarınız yalnızca kendi hayatınızı değil, sizden sonra gelecek kız çocuklarının da önünü açacak. Hayatımdaki en önemli dönüm noktası Türkiye'de edindiğim teorik ve pratik bilgi birikimini Somali'nin potansiyeliyle buluşturma kararı oldu. Magool Scent markasını kurarak uluslararası standartlarda bir iş modelini ülkeme taşımak girişimcilik yolculuğumun en önemli adımı oldu."
- 14 Yaşında Girişimci: Hatice Kübra
Antalya'da lise öğrencisi Hatice Kübra, kar satışıyla ailesine destek olup örnek oluyor. Antalya'nın Serik ilçesinde lise öğrencisi Hatice Kübra Erdal, babasının Toroslar'ın zirvesinden bin bir emekle getirdiği karlarla geleneksel lezzet "karlama" satarak aile ekonomisine katkı sağlıyor. Yaşıtları tatil yaparken kavurucu sıcakta çalışan 14 yaşındaki Hatice Kübra, hem azmiyle örnek oluyor hem de Serik halkından yoğun takdir topluyor.Lise eğitimine adım atan 14 yaşındaki Hatice Kübra Erdal, yaşıtlarının aksine tatilini gezerek ya da dijital dünyada vakit geçirerek değil, babasıyla omuz omuza çalışarak geçiriyor. 2 bin 350 metre rakımlı Gündoğmuş Eğrigöl Yaylası'nın zirvesinden getirilen doğal karla karlama satan genç kız, hem ailesine destek oluyor hem de girişimcilik ruhuyla büyüklere taş çıkartıyor."Hayat bir şekilde alıştırıyor"Yaşını duyan müşterilerin büyük bir şaşkınlık yaşadığını belirten Hatice Kübra Erdal, "Yaşımdan dolayı başka bir yerde bir işte çalışamadığımız için kendi işimizde çalışıyoruz. Bu sayede geçimimizi sağlamaya çalışıyoruz. Liseye yeni geçtim. Beni görenler, yaşımı duyduklarında şok oluyorlar. 14 yaşında olduğumu öğrenince çok şaşırıyorlar. Bu şekilde aileme destek oluyorum. Sıcaklarda çalışmaya alıştık, hayat bir şekilde alıştırıyor. Karlamamızın tadı efsane. Müşterilerimiz 'mükemmel' diyerek çok beğeniyor. Hiç kötü geri dönüş almadık, hep olumlu yorumlar alıyoruz. Görenler yaşımdan ve emeğimden dolayı beni tebrik ediyor" diye konuştu."Torosların zirvesinde odun keser gibi kar kesiyorlar"Karın üretim ve getirilme aşamasındaki zorlukları anlatan baba Reşat Erdal ise dağlardaki dondurucu soğukla mücadele ettiklerini vurguladı. Kızının çalışkanlığıyla gurur duyduğunu belirten baba Erdal, "Karı, Gündoğmuş Eğrigöl Yaylası'ndan getiriyoruz. Türkiye'de bu mevsimde başka hiçbir yerde bu kalitede kar bulamazsınız. Dağda karı ağaç motoruyla, adeta odun keser gibi kesiyoruz. Karı aldığımız yerde adeta donuyorsunuz, öyle bir soğuk var. Şu anda Serik'e 2,5 ton kar getirdik. Tüm Serik halkını bu doğal lezzeti tatmaya bekliyoruz. Karın faydaları gerçekten çok fazla. Benim getirdiğim karı kızım burada satıyor, ben de bir yandan ağaç budama işlerine gidiyorum. Kızımın bu şekilde üretken olması, çalışması gurur verici. İnsanın evladı laf dinlerse, çarşı pazar gezmek yerine, internet ve televizyonla vakit öldürmek yerine evine destek verirse, her baba onunla gurur duyar" ifadesini kullandı. "Yaşıtları telefonla oynarken o ailesine destek oluyor "Karlama yemeye gelen Cerrah Olgaç, "Öncelikle bu genç kızımızı yürekten tebrik ederim. Bu yaşında böyle üretken bir iş yapması gerçekten çok güzel ve takdire şayan. Yaşıtları şu an evde laptop başında ya da telefonla oyun oynayarak vakit geçiriyor, hiçbir şey üretmiyorlar. Bu yüzden kızımızı gönülden kutluyorum. Karlamanın tadı da ayrıca çok güzel, kesinlikle tavsiye ederim" dedi.
- Turizmi bıraktı, yapay zekâ şirketi kurdu: Şimdi fabrikalarda insan gözünün göremediği hataları tespit ediyor
Teknoloji tutkusu uğruna güvenli kariyerinden vazgeçen Sezer Berber ve ortağı Oğuzhan Koca, kurdukları SOOS Teknoloji ile geliştirdikleri yapay zekâ çözümleri sayesinde fabrikalarda kalite kontrolden iş güvenliğine kadar birçok süreci dönüştürüyor. Üniversitede turizm işletmeciliği eğitimi alırken bile aklı hep teknolojideydi. Bilgisayar tamiri yapıyor, elektronik ürünler üzerinde çalışıyor ve yazılım geliştirerek kendini sürekli geliştirmeye devam ediyordu. Ancak Sezer Berber için bu ilgi zamanla bir hobi olmaktan çıktı ve hayatının en önemli kararlarından birine dönüştü. Turizm alanındaki eğitimini bırakan Berber, bilgisayar programcılığı ve bilgisayar mühendisliği alanına yönelerek kariyer rotasını tamamen değiştirdi. Yazılım sektöründe edindiği deneyim, onu yalnızca daha iyi bir yazılımcı yapmadı; aynı zamanda kendi teknoloji şirketini kurma hayaline de bir adım daha yaklaştırdı. Bu süreçte yolları Oğuzhan Koca ile kesişti. Ortak hayalleri ve geliştirdikleri projeler zamanla olgunlaştı. Güvenli maaşlı işlerini geride bırakan ikili, tüm riskleri göze alarak SOOS Teknoloji'yi kurdu. Girişimcilik yolculuğunun ilk dönemleri ise düşündükleri kadar kolay olmadı. Gelir belirsizliği, yatırım arayışı ve yeni bir teknoloji şirketini ayakta tutmanın getirdiği zorluklar zaman zaman "Acaba yanlış yolda mıyız?" sorusunu akıllarına getirdi. Buna rağmen geliştirdikleri teknolojiye olan inançlarını hiç kaybetmediler. Bugün SOOS Teknoloji, yapay zekâ destekli görüntü işleme sistemleriyle üretim tesislerine akıllı çözümler sunuyor. Şirketin geliştirdiği sistemler; kalite kontrolden lojistik süreçlerine, iş sağlığı ve güvenliğinden üretim optimizasyonuna kadar birçok alanda fabrikaların dijital dönüşümüne katkı sağlıyor. Geliştirilen yapay zekâ modelleri, üretim bantlarında insan gözünün fark etmekte zorlandığı çizik, eksik parça, renk hatası, etiket eksikliği ve benzeri kusurları saniyeler içinde tespit edebiliyor. Aynı zamanda ürün sayımı, plaka tanıma, forklift takibi, baret kontrolü ve çalışan güvenliği gibi operasyonel süreçler de tek bir platform üzerinden izlenebiliyor. Özellikle tekstil sektöründe geliştirdikleri çözümler dikkat çekiyor. Saniyede metrelerce hızla ilerleyen kumaşlarda oluşan ilmek hataları, renk akıntıları, yırtıklar ve üretim kusurlarını tespit edebilen sistemler, kalite kontrol süreçlerinde önemli avantajlar sağlıyor. SOOS Teknoloji yalnızca görüntü işleme alanında değil, büyük dil modeli (LLM) tabanlı kurumsal yapay zekâ çözümleri üzerinde de çalışmalar yürütüyor. Şirketlerin kendi sunucularında çalışabilen bu sistemler sayesinde işletmeler, verilerini dışarı çıkarmadan yapay zekâ destekli dijital dönüşüm süreçlerini yönetebiliyor. Şirketin büyüme yolculuğundaki önemli dönüm noktalarından biri ise Sanayi ve Ticaret Odası'nda gerçekleştirdikleri sunum oldu. Bu sunumun ardından yatırım alarak çalışmalarını hızlandıran ekip, şimdi hedefini Avrupa pazarına çevirmiş durumda. Sezer Berber'e göre girişimcilik; yalnızca iyi bir fikir bulmaktan değil, o fikrin arkasında her şeye rağmen durabilmekten geçiyor. Çocukluk yıllarında öğretmeninden duyduğu "Çoğu şeyde başarılı olmayın, bir şeyde çok çok başarılı olun." sözü ise bugün hâlâ hem kendi yolculuğuna hem de şirketin vizyonuna yön veren en önemli motivasyonlardan biri olmayı sürdürüyor. Türkiye'den çıkan teknoloji girişimlerinin küresel rekabette daha fazla söz sahibi olmaya başladığı bir dönemde, Sezer Berber ve Oğuzhan Koca'nın kurduğu SOOS Teknoloji de geliştirdiği yapay zekâ çözümleriyle bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.
- Engelli Annenin Okçuluk Başarısı
Tülay Bahçecik, trafik kazası sonrası okçulukla hayata döndü, Türkiye 2'ncisi oldu ve paralimpik havuzuna girdi. ANKARA'da 2011 yılında geçirdiği trafik kazasının ardından omurilik felci olan Tülay Bahçecik (44) tedavi sürecinde tanıştığı okçuluk sporu ile hayata bağlandı. Okçulukta Türkiye 2'ncisi olup, milli takım seçmelerine katılan Bahçecik, bir taraftan da iki oğlunu büyütüp, 2 yıllık üniversite okuyarak 2'ncilikle mezun oldu. Evli ve 2 çocuk sahibi Tülay Bahçecik, 2011 yılında Kızılcahamam ilçesinde geçirdiği trafik kazasının ardından omurilik felci oldu. Tekerlekli sandalyeye mahkum olan Bahçecik, tedavi gördüğü Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi'nde okçuluk sporu ile tanıştı. Bir süre belediyenin sağladığı servisle antrenmanlara giden Bahçecik, uzun yolculuklar nedeniyle verimli çalışamadı. Pandemi döneminde servis hizmetinin kaldırılmasıyla aracı olmadığı için antrenmanlara gidemeyen Bahçecik, okçuluğa ara verdi. Spordan kopmamak için ehliyet alıp otomobil sahibi olan Bahçecik, yeniden başladığı antrenmanlarda Gazi Okçuluk Kulübü ile tanıştı. Aynı dönemde eğitimini de sürdüren Bahçecik, 2023 yılında Ankara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü'nden 2'ncilik ile mezun oldu. Okçuluğa dönüşünün 5'inci ayında milli takım seçmelerine katılma hakkı kazanan Bahçecik, 2025 yılında Samsun'daki elemelerde ilk 4 sporcu arasına girerek 2028 Paralimpik sporcu havuzuna dahil edildi. Tülay Bahçecik, 9-10 Mart 2026'da Antalya'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası'nda ise gümüş madalya kazanarak Türkiye 2'ncisi oldu. Bahçecik, tüm bunları yaparken taksi şoförü olan eşi Sedat Bahçecik'in de desteği ile kaza geçirdiğinde 7 ve 10 yaşında olan iki oğlunu da büyüttü. 'MİLLİ TAKIM HAVUZUNA GİRDİM' Tülay Bahçecik, 2011 yılında geçirdiği trafik kazasının ardından 9 gün yoğun bakımda kaldığını, ölüm tehlikesi atlattığını, sonra bir daha yürüyemediğini belirterek, "Buraya gelmem çok kolay olmadı. Oturma dengesi için çok uğraştım, uzun tedaviler gördüm. Omuriliğim zedelendi. Sonra yoğun tedavi süreçlerine başladım. Bu süreç içinde okçuluğa başladım. Daha 5 aylık bir sporcuyken hocamız yarışmaya katılacağımızı söyledi. Çok heyecanlandım. İlk yarışmamdı. Antalya'da düzenlenen yarışmaya katıldım ve orada milli takım seçmelerine çağırdılar. Samsun'da düzenlenen milli takım seçmelerine katıldım. İlk 4 sporcu arasına girerek 2025 yılının Aralık ayında paralimpik sporcu havuzuna dahil oldum. Bu benim için çok güzel bir anıydı. Emeklerimizin karşılığını bu kadar kısa sürede almak bizi çok mutlu etti. Bu yıl Antalya'da düzenlenen Türkiye Şampiyonası'nda Türkiye 2'ncisi oldum" dedi. 'HAYALLERİMİ GERÇEKEŞTİRDİM' Bahçecik, antrenmanlara gidebilmek için 40 yaşından sonra ehliyet aldığını ve araba kullanmayı öğrendiğini söyleyerek, "Üniversite okumak en büyük hayalimdi. Ankara Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümü'nü 40 yaşımdan sonra kazandım ve bölümümden 2'ncilik ile mezun oldum. Çocuklarımın gözü önünde diplomamı almak benim için çok güzeldi. Çok güzel bir kep töreni yaşadım. 40 yaşından sonra hayallerimi gerçekleştirdim. Hocalarıma beni kısa sürede bu seviyeye hazırladıkları için teşekkür ediyorum. Ben okçuluk sporunu çok seviyorum ve ok atmaktan büyük keyif alıyorum. Hocalarımın emekleriyle daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum" ifadelerini kullandı. 'AİLECEK BİRBİRİMİZE KENETLENDİK' Başarılarında ailesinin büyük payı olduğunu söyleyen Bahçecik, "Ailem bu mücadelemde bana çok büyük destek oldu. Araba almamda ve araba kullanmayı öğrenmemde eşimin çok büyük desteği var. Ailecek bu sıkıntılı günleri atlattık. Çocuklarım çok küçüktü ben kaza yaptığımda. Engelli bir anne olarak onları büyütmek gerçekten benim için çok zordu. Ailecek birbirimize kenetlenerek bunları aştık. Şu anda çocuklarım benimle gurur duyuyor. Bu benim için tarif edilemez bir mutluluk. Engelli bireylere, özellikle kadınlara tavsiyem; hedeflerinize gitmek için beklemeyin, durmayın, adım atın ve çabalayın. Hayatta önümüze engeller çıkabilir. Bu engeller hedeflerimizden vazgeçmemize neden olmasın. Azim, çaba ve kararlılıkla hedeflerimize ulaşacağımıza inanıyorum. Hedefim milli takıma girmek. Ay yıldızlı bayrağımızı yurt dışında dalgalandırarak ülkemi temsil etmek istiyorum. Bu gururu yaşamak istiyorum" diye konuştu.
- Girişimci Neslihan’ın Anguslarında İlk Buzağılar Dünyaya Geldi
Tarım ve Orman Bakanlığınca yürütülen Kırsalda Bereket Hayvancılığa Destek Projesi kapsamında destek alan Ziraat Mühendisi Neslihan Düz, teslim aldığı büyükbaş hayvanlarla işletmesini büyütürken, ilk buzağıları da dünyaya geldi. İlçeye bağlı Vezirli mahallesinde büyükbaş hayvancılık yapan Neslihan Düz, proje kapsamında yaptığı başvurunun kabul edilmesiyle 1. etap 9. grup dahilinde 30 adet Angus ırkı büyükbaş hayvan teslim aldı. Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik, beraberinde Tarım ve Orman İl Müdürü Mehmet Asım Şen ile işletmeyi ziyaret ederek genç girişimci Neslihan Düz’den işletme ve hayvanların durumu ile ilgili bilgi aldı. Yaklaşık 40 gün önce işletmesine getirilen hayvanlardan bugüne kadar 3 buzağı dünyaya gelmesiyle proje sayesinde Neslihan Düz, üretimlerini geliştirme fırsatı yakaladığını ifade etti. Angus ırkı hayvanların besi hayvancılığı için tercih edildiğini dile getiren Düz, bu hayvanların süt veriminin düşük olmasına rağmen kırsal şartlara uyum sağlayabilen ve beslenme konusunda dayanıklı bir yapıya sahip olduğunu söyledi. Hayvanların tamamını Şanlıurfa’nın Ceylanpınar ilçesinden gebe olarak teslim aldıklarını anlatan Neslihan Düz, ilk günlerde çevre ve sürü değişikliğine bağlı olarak uyum sorunu yaşandığını, ancak yerli ırk hayvanlarla bir araya getirilmelerinin ardından kısa sürede bu süreci atlattıklarını kaydetti. İşletmede Angus ırkı ile yerli ırk hayvanların birlikte yetiştirildiğini ifade eden Düz, bu süreçte hayvanların uyum içinde gelişim gösterdiğini ve yaklaşık 40 günlük sürede 3 buzağının doğduğunu belirtti. Projeden duyduğu memnuniyeti dile getiren Düz, sağlanan destek sayesinde işletmesini daha da büyütmeyi hedeflediğini sözlerine ekledi.
- Muğla'da 1400 kişilik köyden çıktı: Çin'de dünya şampiyonu oldu
Muğla Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü’nün Milli sporcusu Emircan Haney, Çin’in Nanjing kentinde düzenlenen 2025 Hyundai Dünya Kupası Finallerinde erkekler makaralı yay kategorisinde Dünya Şampiyonu oldu. Emircan Haney’in Yatağan’ın 1400 nüfuslu Bencik Mahallesi’ndeki tütün deposunda Aile Sağlığı Merkezi Doktoru Dr. Ejder Sözen ile başlayan okçuluk serüveni, bugün dünya sahnesine taşınan büyük bir gurura dönüştü. Muğla Büyükşehir Belediyesi Antrenörü Dr. Ejder Sözen ve Emircan Haney, kırsaldan uluslararası arenaya uzanan bu ilham verici yolculuğu anlattı. DOKTOR SÖZEN: "KÖYDE BAŞLAYAN SERÜVEN DÜNYA ŞAMPİYONLUĞUNA ULAŞTI" 2010 yılında Yatağan’ın kırsal Bencik Mahallesine Aile hekimi olarak atanan Dr. Ejder Sözen, okçuluk sporunu köyde geliştirmek için çalışmalara başladığını, bugün gelinen noktaya ise sürekli çalışarak gelindiğini açıkladı. Okçuluk antrenörü ve aile hekimi Dr. Sözen, " Aile hekimiyim. Muğla'nın Yatağan ilçesinin, Bencik Mahallesi'nin, ki biz köy diyoruz, Bencik Köyü'nün aile hekimiyim. Aynı zamanda bir okçuluk sporu sevdalısı ve okçuluk antrenörü olarak bu köyde hem aile ekimliği yapıyorum, hem Muğla Büyükşehir Belediyesi adına bu köyde 15 senedir yetiştirmeye çalıştığım çocukları okçuluk branşında antrene ediyorum. İlk bu fikri kendi içimde yaşatıp hayata geçirmeye başladığım zaman 15 sene sonra biz dünya şampiyonu olalım, dünyayı açılalım gibi bir hayal, bir beklenti ilk başta tabii ki yoktu. Öncelikle burada bir sporcu bulabilir miyim, onu yetiştirebilir miyim, onu yarışmalara götürebilir miyim fikriyle başlayan bir düşünce. Fakat bu süreç içerisinde her başarılan yeni bir aşamadan sonra karşımıza yeni hedefler çıktı. İşte yarışmaya gidebiliyorsak derece yapabiliriz. Derece yapabiliyorsak çocuk sayısını arttırabiliriz. Çocuk sayısını arttırırsak, takım olabiliriz. Yaşları geldiği zaman milli takıma girebiliriz. İşte yıldız milli, genç milli, arkasından neden A milli olmayalım? A milli olduktan sonra neden uluslararası dereceyi yapamayalım vs. derken, her seferinde yeni hedefler koyarak süreç uzadı gitti. Hedef koymaktan hiç vazgeçmedik. Öz güvenimizi hiç yitirmedik. Sürekli kendimize güvenerek her türlü eleştiri ve engellemeye kulak kapatarak hedeflerimize odaklandık ve bu sonuçlara ulaştık" dedi. "BİR KÖYÜ, İLÇEYİ, İL’İ VE MİLLİ TAKIMI TEMSİL ETMEK EN BÜYÜK BAŞARI" "Bence bu takımın elde ettiği en önemli başarı, bir köyde bir okçuluk takımı oluşturup, o okçuluk takımıyla beraber 15 yıl hiç vazgeçmeden bütün yarışmalara düzenli olarak katılabilmek, bir köyü, bir ilçeyi, bir ili ve zamanı gelince de bir milli takımı temsil edebilmek bence en büyük başarının ta kendisi. Şu an bizim bireysel Avrupa şampiyonluğundan bireysel dünya ikinciliğine kadar, dünya kupaları takım halinde birinciliklerinden hem Avrupa, hem dünya çapındaki rekorlara kadar muhtelif derecelerimiz ve başarılarımız mevcut" dedi. "ULUSLARARASI ARENADA İSTİKLAL MARŞIMIZI SÖYLETMEK EN BÜYÜK GURUR" Okçuluk sporuna 2010 yılında başladığını belirten Milli takım okçusu Emircan Haney, hayatının dönem noktasının 2017 yılında milli takım seçmeleri olduğunu belirterek, "2010 yılında aile hekimliği sistemi başlandığı zaman Ejder abinin köye geldiğini duydum. Ve okçuluk sporu yapıyordu. Çok ilgimi çekiyordu küçük yaştan beri. Onunla tanıştım. Ben okçu olmak istiyorum diye ona anlattı, söyledim. İlk başta elime bir başlangıç için tahta bir yay verdi. İşte temel tekniği anlattı. Çektim, oku attığımda çok mutlu olmuştum. O şekilde bir daha da bırakmadım okçuluğu. 2017 yılında kadet kategorisindeyken o zaman milli takım seçme yarışmaları vardı. İlk ayaklı bir yarışmaydı. İki yarışmada da ben birinci oldum ve milli takıma girmeye hak kazandım. Benim için en önemli noktalardan biri buydu. 2022 yılında takım halinde Avrupa şampiyonu olmuştuk. Onun yanında da bu sene 2024 yılında dünya kupalarında yine erkek takımda 3 tane gümüş madalya kazandık. Onun yanında da bireyselde dünya kupasında dördüncülüğüm var bu sene. Her seferinde oraya gittiğimde böyle farklı bir duygu içerisine giriyorum. Orada göğsümde yıldızlı bayrak, arkamda çok güvendiğim milli takım antrenörlerim oluyor. Orada İstiklal Marşımızı söyletebilmek için elimizden gelen mücadeleyi veriyoruz. Bu bizim için de çok büyük bir gurur. En büyük hedefim şöyle. Ben okçuluğa ilk başladığım yıllarda çok video izliyordum. Dünya çapında bütün okçuların yarışma videolarını izliyordum. Kendime onlara örnek alıyordum. Onları örnek olarak görüyordum kendimi. Artık bulunduğum seviyede onlarla aynı yarışmada, aynı çizgide ok atarken yarışmalarım var. O seviyeye ulaştım" dedi.
- Ev Hanımlığından Girişimciliğe Uzanan Yolculuk: Figen Somalı'nın İlham Veren Başarı Hikâyesi
Başarı bazen büyük sermayelerle değil, küçük bir fikirle başlar. Figen Somalı'nın hikâyesi de bunun en güzel örneklerinden biri. Halkla İlişkiler eğitimi alan Figen Somalı, evlendikten sonra iş hayatına ara verdi. Dört çocuk annesi olarak uzun yıllar ailesiyle ilgilenen Somalı, zamanla üretme isteğini yeniden keşfetti. Tesettüre girdikten sonra kendi tarzına uygun kıyafet bulmakta zorlanması ise hayatının dönüm noktası oldu. Hazır ürünleri değiştirmeye, kıyafetleri yeniden tasarlamaya ve evindeki eşyaları kendi dokunuşlarıyla farklılaştırmaya başladı. İlk tasarımı ise oldukça mütevazıydı. Evde bulunan malzemelerle başörtüsü tokasını yeniden tasarladı. Kumaş, tül ve küçük aksesuarlarla hazırladığı bu tasarım, hem estetik görünümü hem de kullanım kolaylığıyla büyük ilgi gördü. Ürettiği tasarımları Instagram'da paylaşmaya başlayan Somalı'nın takipçi sayısı kısa sürede hızla arttı. İnsanlar tasarımlarını satın almak isterken, birçok marka da ürün tanıtımları için kendisiyle iletişime geçti. Böylece hobi olarak başlayan üretim yolculuğu, girişimciliğe dönüştü. Kurduğu Figen Somalı Design markasıyla kişiye özel tasarımlar hazırlayan Somalı, fuar ve festival organizasyonları düzenleyerek birçok kadın girişimciye de satış yapma fırsatı sundu. Düzenlediği etkinliklerde onlarca kadın üretici aynı çatı altında ürünlerini sergileyerek kendi kazançlarını elde etme imkânı buldu. Başarı yolculuğunu yalnızca ticaretle sınırlamayan Somalı, sosyal sorumluluk çalışmalarına da önem verdi. "Bir İyilik de Sen Yapmak İster misin?" sloganıyla yürüttüğü yardım organizasyonları sayesinde ihtiyaç sahibi ailelere ve çocuklara kıyafet desteği sağladı. Özellikle Hakkâri'nin Şemdinli ilçesindeki çocuklara ulaştırılan mont, bot ve bayramlık yardımları bu çalışmaların en anlamlı örneklerinden biri oldu. Bugün hem girişimci kimliğiyle hem de sosyal sorumluluk projeleriyle çalışmalarını sürdüren Figen Somalı, aynı zamanda Türk Kızılay İstanbul Kadın Yönetim Kurulu'nda görev alıyor. Hedefi ise markasını kurumsallaştırarak uluslararası alanda büyütmek ve organizasyonlarını Avrupa'ya taşımak. Başarısını tek bir cümleyle özetliyor: "Bir işte başarılı olmanın en önemli yolu pes etmemektir. Sürekli çalışmak gerekir; ama çalışırken vicdanını da kaybetmemek gerekir."E
- Çorum’dan 120 ülkeye sensör ihraç ediyor
Çorum’un Alaca ilçesine bağlı Çikhasan köyünde dünyaya gelen İlhan Bora Serin, devlet destekleriyle kurduğu ArGesim Teknoloji’de güneş enerjisi santralleri için geliştirdiği sensörleri yaklaşık 120 ülkeye ihraç ediyor. Şirketin kilogram başına ihracat geliri ise 150 bin dolara ulaştı. Ekonomi Gazetesi Yazarı Vahap Munyar’ın aktardığına göre, 1984 yılında dört çocuklu bir ailenin en küçük ferdi olarak dünyaya gelen İlhan Bora Serin, ilkokulu köyünde tamamladı. Serin, daha sonra devlet parasız yatılı bursuyla Anadolu Lisesi’nde eğitim gördü. Gaziantep Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümünü kazandığı dönemde babasını kaybeden Serin, üniversite eğitimini devlet ve özel burslarla tamamladı. Öğrencilik yıllarında değişim programıyla bir süre ABD’de bulunan Serin’e, yüksek not ortalaması nedeniyle eğitimine burada devam etmesi teklif edildi. Ancak ailevi nedenlerle Türkiye’ye döndü. Üniversiteden mezun olduktan sonra Suudi Arabistan’da altyapı projeleri yürüten bir şirkette dört yıl görev yapan Serin, biriktirdiği parayla yüksek lisans eğitimi için Almanya’ya gitmeye karar verdi. Dortmund Teknik Üniversitesi Robotik Bölümüne kabul edilen Serin, eşine vize verilmemesi üzerine açılan davadan da sonuç alamayınca yüksek lisans planından vazgeçerek Türkiye’ye döndü. Üniversiteden mezun olduktan sonra Suudi Arabistan’da altyapı projeleri yürüten bir şirkette dört yıl görev yapan Serin, biriktirdiği parayla yüksek lisans eğitimi için Almanya’ya gitmeye karar verdi. Dortmund Teknik Üniversitesi Robotik Bölümüne kabul edilen Serin, eşine vize verilmemesi üzerine açılan davadan da sonuç alamayınca yüksek lisans planından vazgeçerek Türkiye’ye döndü. Türkiye’ye dönüşünün ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teknogiriş Sermaye Desteği Programı’na başvuran Serin, 100 bin liralık hibe desteğiyle 2012 yılında ilk işletmesini kurdu. Projesini başarıyla tamamlayan Serin, seri üretim için ihtiyaç duyduğu sermayeyi sağlamak amacıyla bir süre ticaret yaptı. Daha önce çalıştığı Suudi Arabistan’daki altyapı projelerine ürün ihraç ederek kaynak oluşturan Serin, 2018 yılında yeniden teknoloji üretimine yöneldi. Akıllı teknolojilerin yaygınlaşmasıyla sensörlere duyulan ihtiyacın artacağını öngören Serin, mühendislik bilgi ve deneyimini bu alanda değerlendirme kararı aldı. İlk işletmesini Teknogiriş desteğiyle kurdu Türkiye’ye dönüşünün ardından Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının Teknogiriş Sermaye Desteği Programı’na başvuran Serin, 100 bin liralık hibe desteğiyle 2012 yılında ilk işletmesini kurdu. Projesini başarıyla tamamlayan Serin, seri üretim için ihtiyaç duyduğu sermayeyi sağlamak amacıyla bir süre ticaret yaptı. Daha önce çalıştığı Suudi Arabistan’daki altyapı projelerine ürün ihraç ederek kaynak oluşturan Serin, 2018 yılında yeniden teknoloji üretimine yöneldi. Akıllı teknolojilerin yaygınlaşmasıyla sensörlere duyulan ihtiyacın artacağını öngören Serin, mühendislik bilgi ve deneyimini bu alanda değerlendirme kararı aldı. İlhan Bora Serin, ArGesim Teknoloji bünyesinde KOSGEB destekli projeler yürüterek iki yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından ilk sensörlerini geliştirdi. “Seven Sensör” markasıyla üretilen ürünlerin piyasaya çıkışı Kovid-19 salgını dönemine denk geldi. Şirket, 2021 yılında yatırım teşvik belgesi alarak Çorum Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika inşaatına başladı. Tesis, yaklaşık bir yıl sonra üretime geçti. İki yıllık Ar-Ge sürecinin ardından üretime geçti İlhan Bora Serin, ArGesim Teknoloji bünyesinde KOSGEB destekli projeler yürüterek iki yıllık Ar-Ge çalışmasının ardından ilk sensörlerini geliştirdi. “Seven Sensör” markasıyla üretilen ürünlerin piyasaya çıkışı Kovid-19 salgını dönemine denk geldi. Şirket, 2021 yılında yatırım teşvik belgesi alarak Çorum Organize Sanayi Bölgesi’nde fabrika inşaatına başladı. Tesis, yaklaşık bir yıl sonra üretime geçti. ArGesim Teknoloji’nin 27 mühendis ve 32 teknikerin de aralarında bulunduğu toplam 85 çalışanla faaliyet gösterdiğini belirten İlhan Bora Serin, üretilen sensörlerin ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji sektöründe kullanıldığını söyledi. Sensörlerin özellikle güneş enerjisi santrallerinde verimlilik ölçümü ve hesaplamalarında önemli görev üstlendiğini ifade eden Serin, sahadan toplanan veriler sayesinde tesislerin en verimli çalışma planlarının oluşturulabildiğini kaydetti.Serin, “Geliştirdiğimiz sensörler, güneş enerjisi santrallerinde en verimli çalışmanın sağlanmasında önemli rol oynuyor. Sensörlerle sahadan toplanan veriler sayesinde en uygun çalışma planı oluşturulabiliyor” dedi. 85 kişiye istihdam sağlıyor ArGesim Teknoloji’nin 27 mühendis ve 32 teknikerin de aralarında bulunduğu toplam 85 çalışanla faaliyet gösterdiğini belirten İlhan Bora Serin, üretilen sensörlerin ağırlıklı olarak yenilenebilir enerji sektöründe kullanıldığını söyledi. Sensörlerin özellikle güneş enerjisi santrallerinde verimlilik ölçümü ve hesaplamalarında önemli görev üstlendiğini ifade eden Serin, sahadan toplanan veriler sayesinde tesislerin en verimli çalışma planlarının oluşturulabildiğini kaydetti.Serin, “Geliştirdiğimiz sensörler, güneş enerjisi santrallerinde en verimli çalışmanın sağlanmasında önemli rol oynuyor. Sensörlerle sahadan toplanan veriler sayesinde en uygun çalışma planı oluşturulabiliyor” dedi. “Seven Sensör” markalı ürünlerin ABD, Japonya, İsveç ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 120 ülkeye ihraç edildiğini belirten Serin, ürünlerin zorlu iklim koşullarında dahi görev yapabildiğini söyledi.Sensörlerin yatırımcıların sahadaki gözü ve kulağı haline geldiğini ifade eden Serin, ürünlerin güneş enerjisi santrallerinde sürekli veri toplayarak tesis performansının izlenmesini sağladığını dile getirdi. ABD’den Japonya’ya kadar geniş ihracat ağı “Seven Sensör” markalı ürünlerin ABD, Japonya, İsveç ve Güney Afrika’nın da aralarında bulunduğu yaklaşık 120 ülkeye ihraç edildiğini belirten Serin, ürünlerin zorlu iklim koşullarında dahi görev yapabildiğini söyledi.Sensörlerin yatırımcıların sahadaki gözü ve kulağı haline geldiğini ifade eden Serin, ürünlerin güneş enerjisi santrallerinde sürekli veri toplayarak tesis performansının izlenmesini sağladığını dile getirdi. Teknolojik ürünlerde yenilenme hızının yüksek olduğuna dikkat çeken Serin, şirket olarak yoğun Ar-Ge faaliyetleri yürüttüklerini belirtti. ArGesim Teknoloji’ye ait üç patent bulunduğunu açıklayan Serin, TÜBİTAK ile 14 milyon lira bütçeli lazer tabanlı rüzgâr ölçüm projesi üzerinde çalıştıklarını söyledi. Daha yüksek katma değerli ürünler geliştirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Serin, “Kilogram başına ihracat gelirimiz şu anda 150 dolar. Bu rakamı daha da yukarı taşımak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı. Teknolojik ürünlerde yenilenme hızının yüksek olduğuna dikkat çeken Serin, şirket olarak yoğun Ar-Ge faaliyetleri yürüttüklerini belirtti. ArGesim Teknoloji’ye ait üç patent bulunduğunu açıklayan Serin, TÜBİTAK ile 14 milyon lira bütçeli lazer tabanlı rüzgâr ölçüm projesi üzerinde çalıştıklarını söyledi. Daha yüksek katma değerli ürünler geliştirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Serin, “Kilogram başına ihracat gelirimiz şu anda 150 dolar. Bu rakamı daha da yukarı taşımak için çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.











