top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Manisa'nın Yeni Moda Merkezi Takı Tarzım Mağazası: Modaya Uygun Fiyatlarla Erişin

    Manisa'nın Şehzadeler ilçesinde, Çimentepe Caddesi'nde yeni açılan Takı Tarzım mağazası, zengin ürün çeşitliliği ve uygun fiyatlarıyla dikkat çekiyor. Mağaza müdürü Fatih Kanbay, her hafta yenilenen şık takı ve aksesuarlarla müşterilere modayı yakından takip etme fırsatı sunuyor. Müşteri memnuniyetini ön planda tutan mağaza, kısa sürede Manisa'nın popüler alışveriş noktalarından biri haline geldi. Manisa'da modanın yeni adresi Takı Tarzım, şehrin merkezinde, Utku, Çimentepe Cd. 49B, 45000 Şehzadeler/Manisa adresinde kapılarını açtı. Şube müdürlüğünü üstlenen Fatih Kanbay'ın liderliğinde, mağaza açıldığı günden bu yana büyük ilgi görüyor. Moda severlerin uğrak noktası olmayı hedefleyen Takı Tarzım, zengin ürün çeşitliliği ve her bütçeye hitap eden fiyat politikası ile dikkat çekiyor. Manisa'da Takı Tarzım Mağazası Açıldı: Modaya Uygun Fiyatlarla Erişin Manisa'da modanın yeni adresi Takı Tarzım, şehrin merkezinde, Utku, Çimentepe Cd. 49B, 45000 Şehzadeler/Manisa adresinde kapılarını açtı. Şube'nin yetkilisi Fatih Kanbay'ın liderliğinde, mağaza açıldığı günden bu yana büyük ilgi görüyor. Moda severlerin uğrak noktası olmayı hedefleyen Takı Tarzım, zengin ürün çeşitliliği ve her bütçeye hitap eden fiyat politikası ile dikkat çekiyor. Manisa'nın Yeni Moda Merkezi Çimentepe Caddesi'ndeki merkezi konumu sayesinde, Takı Tarzım, Manisa'nın her yerinden kolayca ulaşılabilir durumda. Mağaza, hem yerel halk hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler için cazip bir alışveriş destinasyonu olmayı hedefliyor. Açılışının ardından kısa sürede büyük ilgi gören mağaza, uygun fiyatlarla şık ve kaliteli ürünlere ulaşmak isteyenlerin tercihi olmaya aday. Her Hafta Yeni Ürünler, Uygun Fiyatlar Takı Tarzım, sürekli yenilenen ürün yelpazesi ile müşterilerine her hafta modaya uygun, kaliteli ve şık takı ve aksesuarlar sunuyor. Fatih Kanbay'ın özenle seçtiği ürünler, modayı yakından takip edenler için cazip fırsatlar yaratıyor. Mağaza, geniş ürün yelpazesi ile müşterilere hem günlük kullanıma uygun hem de özel günlerde tercih edilebilecek seçenekler sunuyor. Müşteri Odaklı Hizmet Anlayışı Fatih Kanbay’ın yönetiminde, Takı Tarzım mağazası, müşteri memnuniyetini her şeyin önünde tutuyor. Müşterilere sunulan hizmetlerin kalitesi, uygun fiyatlarla birleştiğinde, alışveriş deneyimini benzersiz kılıyor. Kanbay, “Manisa halkına en kaliteli takı ve aksesuarları en uygun fiyatlarla sunmak için buradayız. Her hafta yeni ürünlerimizle müşterilerimize en iyi hizmeti vermeye devam edeceğiz,” şeklinde konuştu.

  • Şahin Tuna Vardar: Doğal Temizlikte Küresel Bir Liderin ve Firmasının Yolculuğu

    Şahin Tuna Vardar, İzmir’in mütevazi bir atölyesinden başlayarak, temizlik sektöründe yenilikçi bir devrime imza attı. 2012 yılında kurduğu Glint Herbal Clean Kimya A.Ş., yerli sermaye ile doğallığı buluşturarak kısa sürede global bir başarı hikayesi haline geldi. Vardar’ın bu başarısı, sadece Türkiye’de değil, dünya çapında ses getirdi. Vardar, 2012 yılında mütevazı bir atölyede büyük bir hayalle yola çıktı. Amacı, hem sağlığımıza hem de doğamıza zararlı olan kimyasal içerikli temizlik ürünlerine alternatif olarak, tamamen doğal ve daha hijyenik bitkisel temizlik ürünleri üretmekti. Yıllar süren titiz Ar-Ge çalışmalarının ardından, yerli sermaye ile ürettiği bu ürünler, kısa sürede tüketicilerin favorisi haline geldi ve global bir başarı hikayesi olarak dünya çapında ses getirdi. Kimyasalsız temizlik, yalnızca insan sağlığı için değil, insanın içinde yaşadığı doğa için de büyük bir önem taşıyor. Kimyasal temizlik ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmesi, üretim sonrasında ortaya çıkan kimyasal atıkların doğaya salınması ve bu ürünlerin evlerde kullanılarak çevreye zarar vermesi gibi birçok tahribat söz konusu. Bu nedenle, hem insan sağlığını hem de doğayı korumak adına kimyasalsız temizlik ürünlerine geçiş büyük bir gereklilik haline geldi. Bu farkındalıkla yola çıkan Şahin Tuna Vardar ve eşi, Glint markasını kurarak kimyasal içerikli temizlik ürünlerine alternatif olarak tamamen doğal hammaddelerle üretilen ürünleriyle sektörde fark yaratmayı başardılar. Ancak bu başarıya ulaşmak kolay olmadı.  Şahin Tuna Vardar ve ekibi, küresel firmaların zihinlerimize yıllarca kazıdığı 'kimyasal maddeler olmadan temizlik yeterince hijyenik olmaz' yanılgısını aşmakla işe başladılar. Hepimizin reklamlarda ve temizlik ürünlerinin ambalajlarında gördüğü bol köpüklü görseller, temizlik anlayışımızı şekillendirdi. Bu yüzden, bol köpük üretmeyen doğal temizlik malzemelerinin yeterli hijyen sağlamayacağına dair bir şüphe oluştu. Oysa, uzmanların yaptığı araştırmalar, kimyasal ve bitkisel ürünler arasında hijyen açısından hiçbir fark olmadığını ortaya koyuyor. Ancak, küresel firmalar bu gerçeği yaygınlaştırmanın önünü kesiyor. Buna rağmen, Şahin Tuna Vardar korkusuzca bu konuda toplumu bilinçlendirmeye devam etti. Katıldığı TV programları ve etkinliklerde, sadece kendi markası için değil, genel olarak bitkisel temizlik sektörü için de öncülük etti. Vardar, doğallık ve sürdürülebilirliği teşvik eden bu mücadelesiyle, temizlik sektöründe yeni bir dönemin kapılarını araladı. Şahin Tuna Vardar'ın bu çabaları ve çevre dostu ürünler üretme konusundaki kararlılığı, Glint'i ülkemizde sürdürülebilirlik ve yenilikçilikte öncü bir marka haline getirdi. Glint’in doğaya ve insan sağlığına saygılı ürünleri, sektörde rakipsiz bir konum elde etmesini sağladı. Vardar, bu çabasının karşılığını alarak sektörde zirveye yerleşti. Küçücük Atölyeden Global Bir Markaya... 2012 yılında İzmir’de %100 yerli sermaye ile kurulan Glint, temizlik ve hijyen ürünleri üretiminde uzmanlaşarak hızlı bir yükseliş yakaladı. Ürünleri, ülkemizde satış rekorları kırarken, Glint'in adı kısa sürede dünya genelinde de duyulmaya başladı. Şahin Tuna Vardar, teknolojik yatırımlar ve tam otomasyon sistemleri ile üretim süreçlerini optimize ederek, Glint'i dünya standartlarında bir kaliteye kavuşturdu. 2015 yılında, kuruluşundan sadece üç yıl sonra ihracata başlayarak büyük bir başarı elde eden Glint, günümüzde 30’dan fazla ülkeye ihracat yaparak uluslararası arenada adından söz ettiriyor. Markanın bu başarısı, 3. Altın Marka Ödülleri'nde 'Yılın İhracat Çıkışı Yapan Markası' ödülüyle taçlandırıldı. Ancak Vardar’ın başarı anlayışı sadece ticari kazançla sınırlı kalmadı; topluma ve çevreye katkı sağlamak, onun iş dünyasındaki en büyük motivasyon kaynağı oldu. Büyüme Süreklilik Haline Geldi... Vardar Holding bünyesindeki Glint Herbal Clean Kimya A.Ş., 2023 yılında faaliyetlerini Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ne taşıyarak büyüme yolculuğuna hız kazandırdı. Şirket, ileri teknolojiyi ve tam otomasyon sistemlerini kullanarak, çevresel duyarlılığı ve müşteri memnuniyetini ön planda tutan dünya standartlarında ürünler sunmaya devam ediyor. Ürünleri, "Know-How" üretim metotlarıyla üretilmekte olup, uluslararası kalite belgeleriyle tescillenmiş durumda. Manisa Organize Sanayi Bölgesi’ndeki yeni fabrikasında üretim kapasitesini artırarak, global pazarlarda daha da güçlü bir yer edinmeyi hedefleyen Glint, Şahin Tuna Vardar’ın liderliğinde önümüzdeki yıllarda Amerika ve Avrupa’da yeni ofisler açarak küresel büyümesini sürdürmeyi planlıyor. Vardar Holding Türkiye'nin önemli firmaları arasına girdi. Vardar Holding, Türkiye'nin en prestijli firmaları arasında yerini sağlamlaştırarak, iş dünyasında her geçen gün etkisini artırmaya devam ediyor. Glint markasıyla endüstriyel temizlik, ev temizliği ve araç temizliği alanlarında sektörde ilham kaynağı olan bir başarıya imza atan Şahin Tuna Vardar, şirketini Vardar Holding çatısı altına alarak birçok farklı sektörde başarılı yatırımlara yöneldi. Vardar Holding, endüstriyel temizlikten ev temizliğine, araç temizliğinden birçok farklı sektördeki yatırımlarına kadar geniş bir yelpazede faaliyet gösteriyor. Glint markası, bu alanlarda sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da zirveye ulaştı. Vardar Holding'in en değerli yatırımı olan Glint, ihracatta rekor kırıyor ve yakında dünyayı fethetmeye hazırlanıyor. Şirketin bu başarısı, kaliteli ürün ve hizmet anlayışını küresel pazarlara taşırken, sektörde öncü rol üstlenmesini sağladı. Vardar Holding, sürdürülebilirliği öncelikli tutarak topluma ve çevreye katkı sağlayan projeler geliştirme vizyonunu her zaman koruyor. Bu yaklaşım, holdingin finansal başarılarını sosyal sorumlulukla birleştirerek dünya çapında rekorlar kıran projelere imza atmasına olanak tanıyor. Çevre dostu üretim ve inovasyon, Vardar Holding’in iş yapış biçiminin merkezinde yer alıyor. Başarının Ardındaki İsim Şahin Tuna Vardar... Şahin Tuna Vardar, başarılı bir girişimci ve iş insanının tüm özelliklerini bünyesinde barındıran bir liderdir. Kendi adıyla özdeşleşen vizyonerliği, yenilikçi yaklaşımı ve sınır tanımayan hedefleriyle iş dünyasında fark yaratıyor. Vardar Holding’in kurucusu ve yöneticisi olarak, birçok sektörde başarılı yatırımlara imza atan Şahin Tuna Vardar, liderlik yetenekleriyle öne çıkıyor. Geleceği önceden görebilen keskin bir öngörüye sahip olması, Vardar Holding’i sadece Türkiye’de değil, global arenada da zirveye taşıyor. Şahin Tuna Vardar, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği her zaman ön planda tutarak işlerini büyütüyor. Onun için başarı, sadece finansal kazançtan ibaret değil; aynı zamanda topluma ve çevreye katkıda bulunmak da önemli. Disiplinli çalışma prensipleri ve bitmek bilmeyen enerjisiyle, ekiplerine ilham veren Vardar, zorlukları fırsata çevirme konusunda ustadır. Onun liderliğinde, Vardar Holding her zaman bir adım önde olmayı başarıyor.

  • Türk Fizikçi Furkan Öztürk’ten 175 Yıllık Bilimsel Gizemi Çözen Keşif

    Türk fizikçi Furkan Öztürk, bilim dünyasında 175 yıldır çözülemeyen "homokiralite" denklemini çözerek büyük bir başarıya imza attı. Öztürk’ün bu keşfi, yaşamın 4 milyar yıl önce nasıl başladığını anlamamıza ışık tutuyor. Harvard Üniversitesi’nde gerçekleştirilen bu çalışma, Nobel ödüllü biyokimyacı Jack Szostak tarafından “çığır açıcı” olarak nitelendirildi. Harvard’ın prestijli "Gertrude ve Maurice Goldhaber" ödülüne layık görülen Öztürk, bu başarısıyla dünya çapında ses getirdi. Homokiralite ve Yaşamın Kökeni: Öztürk’ün çözümlediği "homokiralite" denklemi, Louis Pasteur tarafından 1848’de ortaya atılmıştı. Bu kavram, yaşamın temel taşlarından biri olan moleküllerin birbirinin ayna görüntüsü olarak iki farklı formda bulunması durumunu ifade ediyor. Ancak bu özelliklerin kökeni 175 yıldır çözülememişti. Öztürk, bu sorunu çözerek, yaşamın Dünya’da nasıl başladığına dair önemli bir adım attı. Bilimsel Yolculuk ve Ödül: Öztürk’ün bu çalışması, Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü tarafından verilen “Gertrude ve Maurice Goldhaber” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, her yıl deneysel ve teorik alanda üstün başarılar gösteren doktora öğrencilerine veriliyor. Harvard Üniversitesi Astronomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dimitar Sasselov, Öztürk’ün yaratıcılığını ve azmini övgüyle vurguladı. Öztürk’ün doktora tez danışmanı da, onun çalışmasını “mükemmel bir gelişme” olarak nitelendirdi. Geleceğe Işık Tutan Bir Keşif: Öztürk’ün keşfi, sadece Dünya’daki yaşamın kökenini aydınlatmakla kalmayıp, dünya dışı yaşam arayışları için de önemli ipuçları sunuyor. Bu çalışma, evrende yaşamın izlerini ararken bilim insanlarına yol gösterici olabilir. Öztürk, araştırmalarının bilim dünyasında yeni kapılar aralayacağını ve hem dünya içinde hem de dışında yaşamın izlerini sürme konusunda önemli adımlar atılmasına yardımcı olacağını belirtti. Homokiralite ve Yaşamın Kökeni: Öztürk’ün çözümlediği "homokiralite" denklemi, Louis Pasteur tarafından 1848’de ortaya atılmıştı. Bu kavram, yaşamın temel taşlarından biri olan moleküllerin birbirinin ayna görüntüsü olarak iki farklı formda bulunması durumunu ifade ediyor. Ancak bu özelliklerin kökeni 175 yıldır çözülememişti. Öztürk, bu sorunu çözerek, yaşamın Dünya’da nasıl başladığına dair önemli bir adım attı. Bilimsel Yolculuk ve Ödül: Öztürk’ün bu çalışması, Harvard Üniversitesi Fizik Bölümü tarafından verilen “Gertrude ve Maurice Goldhaber” ödülüne layık görüldü. Bu ödül, her yıl deneysel ve teorik alanda üstün başarılar gösteren doktora öğrencilerine veriliyor. Harvard Üniversitesi Astronomi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Dimitar Sasselov, Öztürk’ün yaratıcılığını ve azmini övgüyle vurguladı. Öztürk’ün doktora tez danışmanı da, onun çalışmasını “mükemmel bir gelişme” olarak nitelendirdi. Geleceğe Işık Tutan Bir Keşif: Öztürk’ün keşfi, sadece Dünya’daki yaşamın kökenini aydınlatmakla kalmayıp, dünya dışı yaşam arayışları için de önemli ipuçları sunuyor. Bu çalışma, evrende yaşamın izlerini ararken bilim insanlarına yol gösterici olabilir. Öztürk, araştırmalarının bilim dünyasında yeni kapılar aralayacağını ve hem dünya içinde hem de dışında yaşamın izlerini sürme konusunda önemli adımlar atılmasına yardımcı olacağını belirtti.

  • Türk Bilim İnsanlarından Çığır Açan Buluş: "KANDUR" Kanamayı 1 Dakikada Durduruyor

    Türk bilim insanları, Doç. Dr. İsmail Altıntop liderliğinde, sağlık alanında devrim niteliğinde bir buluşa imza attı. Türk bilim insanları, pekmez toprağından ilham alarak sağlık alanında devrim niteliğinde bir buluş gerçekleştirdi. Doç. Dr. İsmail Altıntop liderliğinde yürütülen bu çalışma, ölümlerin en büyük nedenlerinden biri olan kanamaları hızla durdurabilecek bir ilaç geliştirdi. "KANDUR" adı verilen bu yerli ve milli kanama durdurucu ilaç, kanamaları sadece 1 dakika içinde durdurabilme özelliğiyle dikkat çekiyor ve sağlık sektöründe büyük bir yankı uyandırıyor. Pekmez Toprağından İlham Alındı KANDUR'un geliştirilme sürecinde, özellikle Anadolu'da geleneksel olarak kullanılan ve halk arasında "pekmez toprağı" olarak bilinen kalsiyum zengini toprağın kanamayı durdurucu etkisinden ilham alındı. Bu doğal malzemenin, içeriğindeki zengin kalsiyum sayesinde kanın pıhtılaşmasını hızlandırdığı ve bu sayede kanamayı durdurmada etkili olduğu keşfedildi. Bu bilgi, Türk doktorlarının ilacın formülasyonunu geliştirirken kritik bir rol oynadı. Maliyet Avantajı ile Geniş Kitlelere Ulaşma İmkanı KANDUR, yalnızca teknolojik açıdan değil, maliyet avantajıyla da öne çıkıyor. Yurtdışında benzer ilaçların paket maliyeti 50 $ civarında iken, KANDUR’un yerli üretim maliyeti sadece 10 $ olarak hesaplanıyor. Bu maliyet avantajı, ilacın daha geniş kitlelere ulaşmasını sağlayarak sağlık sektöründe yaygın kullanımını mümkün kılacak. Bu durum, ilacın özellikle acil durumlarda, savaş alanlarında ve sağlık hizmetlerinin kısıtlı olduğu bölgelerde etkin bir şekilde kullanılabileceğini gösteriyor. Sağlık Sektöründe Devrim Niteliğinde Doç. Dr. İsmail Altıntop ve ekibinin geliştirdiği bu ilaç, dünya genelinde kanamaya bağlı ölümlerin azaltılmasına yönelik önemli bir adım olarak değerlendiriliyor. KANDUR’un, özellikle travma ve ameliyat sonrası kanamalarda hızlı ve etkili bir çözüm sunarak sağlık alanında devrim yaratacağı öngörülüyor. Bu buluş, Türkiye’nin sağlık teknolojileri alanındaki yerli ve milli üretim kapasitesinin bir göstergesi olarak da büyük bir önem taşıyor. Bu gelişme, Türk bilim insanlarının inovatif yaklaşımı ve geleneksel bilgi birikimini modern teknolojiyle birleştirerek nasıl dünya çapında yankı uyandıran çözümler üretebildiğini gösteriyor.

  • KOSGEB Desteğiyle İşini Kurdu, İhracat Başarısı Yakaladı

    Karaman'da yaşayan makine mühendisi Ali Rıza Aksoy, 17 yıllık gıda ve ambalaj sektörü tecrübesinin ardından kendi işletmesini kurarak büyük bir başarıya imza attı. Devletten aldığı KOSGEB desteği ve birikimleriyle 2017 yılında endüstriyel kek tavaları üreten bir işletme kuran Aksoy, işini kısa sürede büyüterek uluslararası pazara açılmayı başardı. Başlangıçta 300 metrekarelik bir alanda ve sadece 4 çalışanla üretime başlayan Aksoy, işletmesini 4000 metrekarelik bir alana genişleterek bugün 40 kişiye istihdam sağlıyor. İşletmesinin kapasitesini artırmak ve pazar payını genişletmek amacıyla 2020 yılında ihracata yönelen Aksoy, Rusya, Özbekistan, Fas, İran, Irak, Hollanda ve İspanya gibi ülkelere ürünlerini ihraç etmeye başladı. Ali Rıza Aksoy, "Yıl sonuna kadar kapasitemizi doldurduk" diyerek, yurt dışından gelen olumlu dönüşler ve aldığı siparişlerle ihracatta büyük bir başarı yakaladığını ifade etti. İhracatın, işletmesinin yıllık cirosunun %35'ini oluşturduğunu belirten Aksoy, KOSGEB'in sunduğu maddi ve AR-GE desteğinin girişimcilik sürecini kolaylaştırdığını vurguladı. Aksoy, tüm girişimcilere devletin sunduğu bu fırsatlardan yararlanmaları konusunda tavsiyede bulundu. Ali Rıza Aksoy’un başarı hikayesi, girişimcilik ruhu ve devlet desteklerinin bir araya gelerek nasıl büyük başarılara yol açabileceğinin güzel bir örneğini oluşturuyor.

  • Şampiyonluklardan Eğitimciliğe: Eski Yelken Sporcusu, Yeni Nesillere Denizde Yol Gösteriyor

    Tekirdağ'da 7 yaşında yaz kursuyla adım attığı yelken kulübünde Türkiye ve Balkan şampiyonlukları yaşayan Zülal Alev Erkan (21), kulübün antrenörü olarak şampiyon sporcular yetiştirmek için çalışıyor. Eski yelken sporcusu, kendi başarı dolu kariyerinin ardından gençlere yelken sporunu öğretmek için sahalara geri döndü. Yıllarca Türkiye’nin çeşitli yerlerinde kazandığı şampiyonluklarla adını duyuran sporcu, şimdi yetiştiği ve şampiyonluklar yaşadığı kulüpte genç yelkencilerin yetişmesine öncülük ediyor. Bu kulüpte yıllarca profesyonel olarak yarışan ve sayısız başarıya imza atan sporcu, kariyerine eğitimci olarak devam etme kararı aldı. Öğrencilerine sadece teknik bilgi aktarmakla kalmayan eski şampiyon, denizde karşılaşabilecekleri zorluklarla nasıl başa çıkacaklarını da öğretiyor. Sporcunun en büyük hedefi, bu gençlerin de onun gibi başarılı sporcular olarak yetişmesi ve uluslararası arenada Türkiye'yi temsil etmesi. Kendi spor hayatında aldığı eğitimlerin ne kadar önemli olduğunu vurgulayan sporcu, "Bu kulüpte yetişmek benim hayatımın dönüm noktasıydı. Şimdi aynı kulüpte gençlere yelken sporunu öğretmek, benim için büyük bir onur" şeklinde konuştu. Eğitimlerini verdiği gençlerin başarılarıyla gurur duyan sporcu, gelecekte bu gençlerin uluslararası başarılara imza atmasını sabırsızlıkla bekliyor.

  • Emekli öğretmen köy evlerinin bahçe duvarlarını resimleriyle renklendiriyor

    Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yaşayan 72 yaşındaki Yunus Sayım, yöresel değerleri ve geçmişi yaşatmak için resim çizdiği duvarlara özlü sözler de yazıyor. Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yaşayan emekli sınıf öğretmeni Yunus Sayım, köyündeki evlerin bahçe duvarlarını, yaptığı resimler ve yazdığı özlü sözlerle güzelleştiriyor. Yazıköy köyünde yaşayan eden 72 yaşındaki Sayım, ilkokul yıllarında resim yapmaya başladı. Öğretmen okulunda 3 yıl özel ders alan ve 1969'da yağlı boya resim yarışmasında birinci olan Sayım, ilk resim sergisini 1970'te Karabük'te açtı. Yaklaşık 65 yıldır sayısız resim çalışması yapan Sayım, köyündeki evlerin bahçe duvarlarını da tuval olarak kullanıyor. Sayım, yöresel değerlere ilişkin çizimlerin yanı sıra özlü sözler de yazdığı bahçe duvarlarına renk katıyor. Çalışmalarının geniş çevrelerce görülmesini arzulayan Sayım, Yazıköy'ün daha bilinir hale gelmesi için Safranbolu'nun turizm rotasına eklenmesini istiyor. Çocukları, bayramları ve düğünleri resmetti Yunus Sayım, herkesin ülkesi için bir şeyler yapması gerektiğini düşündüğünü söyledi. Kendisinin de bu düşünceden hareketle elinden geleni yapmaya çalıştığını belirten Sayım, "Topluma bir mesaj vermek, insanları biraz gülümsetebilmek istiyorum. Meşhur olmak veya resimlerim satılsın gibi hiçbir düşüncem yok. Bundan sonra da olmayacak. Herkes bu ülke için bir şey yapsın istiyorum." dedi. Sayım, çocukluğunda ailesinin maddi imkanlarının yeterli olmadığını dile getirerek, "Öğretmenlerimden özel dersler aldım. Benimle 3 yıl boyunca ilgilendiler. O yıllarda boyaları ve tuvalleri bana öğretmenlerim aldı. O zamandan beri resim yapmaya devam ediyorum. Karabük'te ilk resim sergisini 1970'te ben açtım, 50 resim vardı. O zamanki resimlerin yaklaşık 40'ını annem 'Ne olacakmış bunlar' diye isteyen herkese vermiş." diye konuştu. Yöresel değerleri ve geçmişi yaşatmak için evlerin bahçe duvarlarını boyamaya başladığını anlatan Sayım, "Duvarın birine bu mahallede yaşayıp ölen 60'a yakın insanın adını ve lakabını unutulmasınlar diye yazdım. Geçmişini unutan toplumların geleceği yoktur." ifadesini kullandı. Sayım, duvarlara Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün resmini çizdiğini, Hz. Muhammed'in bazı sözlerini yazdığını aktararak, Yazıköy evleri ve keşkeği ile çocukları, bayramları ve düğünleri de resmettiğini belirtti. Yunus Sayım'ın eşi Ayşe Sayım da eşinin yaptığı resimlerle gurur duyduğunu söyledi. Eşinin boş durmayı hiç sevmediğini belirten Sayım, "Eşim resim yaparken onu zevkle seyrederim. Onun resimlerini çok beğeniyorum. Eşim resim yaparken çok sessiz olur, sessizliği sever. Hayal gücünü kullanıyor. Her zaman onun yanındayım. Fikir veririm, o da fikrime katılır." şeklinde konuştu .

  • Siirtli Üretici, 2 Bin 47 Rakımlı Yaylada Arıcılıkla Hem Bölge Ekonomisine Hem de Geleceğe Katkı Sağlıyor

    Siirt’in Eruh ilçesine bağlı Bağgöze köyünde yaşayan İdris Çetinkaya, arıcılık yaparak adeta bir başarı hikayesi yazıyor. Zorlu doğa koşullarına rağmen, 2 bin 47 metre rakımlı yüksek yaylada arıcılık yapma cesaretini gösteren Çetinkaya, devletin sunduğu desteklerle işini büyütmeyi başardı. Bu yayla, doğal florası ve temiz havasıyla arılar için ideal bir yaşam alanı sunarken, üretilen balın kalitesini ve lezzetini de artırıyor. Arıcılık serüvenine ilk adımı atarken doğanın sunduğu zengin kaynaklardan ilham alan Çetinkaya, bugün 300 arı kovanıyla üretim yapıyor. Bu kovanlarda üretilen bal, hem yerel pazarlarda hem de Türkiye’nin farklı bölgelerinde alıcı buluyor. Çetinkaya’nın ürettiği bal, yaylanın yüksek rakımı ve temiz çevresi sayesinde lezzeti ve sağlık açısından çok değerli kabul ediliyor. Çetinkaya, "Bu yaylanın florası çok zengin. Arılarımız, burada adeta bir çiçek cennetinde yaşıyorlar. Ürettiğimiz bal tamamen doğal, katkısız ve çok yüksek kalitede. Bu da bize olan talebi artırıyor" diyerek, yaylanın arıcılık için sunduğu avantajlara dikkat çekiyor. İdris Çetinkaya, arıcılığa başlama sürecinde devletin sağladığı desteklerin büyük rol oynadığını belirtiyor. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın sağladığı teşvikler ve desteklerle arıcılık faaliyetlerine başlayan Çetinkaya, bu destekler sayesinde üretimini artırma fırsatı bulmuş. Ayrıca, devletin sunduğu eğitim ve danışmanlık hizmetleriyle bilgi ve becerilerini geliştiren Çetinkaya, arıcılığın inceliklerini öğrenerek işinde ustalaşmış. Çetinkaya, "Devletimizden aldığımız destekler olmasaydı, bu işe başlamak ve sürdürmek çok zor olurdu. Özellikle başlangıçta verilen destekler, arıcılığın bölgedeki yaygınlaşmasına katkı sağlıyor" diye belirtiyor. Geleceğe Yönelik Planlar Başarıyı elde etmekle yetinmeyen İdris Çetinkaya, geleceğe yönelik hedeflerini de büyütüyor. Hedefi, kovan sayısını artırarak üretim kapasitesini yükseltmek ve balını ulusal çapta daha geniş kitlelere ulaştırmak. Ayrıca, diğer arıcılara örnek olmak ve onlarla iş birliği yaparak bölgedeki arıcılığı daha da geliştirmek istiyor. Çetinkaya’nın hikayesi, tarım ve hayvancılık sektöründe çalışan birçok kişiye ilham veriyor. Zorlu coğrafi koşullara rağmen, devlet desteği ve kendi azmiyle büyük bir başarı elde eden Çetinkaya, bölge ekonomisine katkı sağladığı gibi, bu sektörün geleceği için de umut veriyor. Doğayla İç İçe Bir Yaşam Bağgöze köyünde doğup büyüyen Çetinkaya, doğayla iç içe olmanın arıcılık için ne kadar önemli olduğunu vurguluyor. Yaylada geçirdiği zamanın, sadece arıcılık değil, aynı zamanda doğanın dengesini ve insanın bu denge içindeki yerini de öğrettiğini belirtiyor. "Arılarla geçirdiğim her gün, doğanın mucizesine tanıklık ediyorum. Onların çalışkanlığı ve doğanın bize sunduklarını görmek, insanın doğayla ne kadar uyumlu yaşayabileceğinin en güzel örneği" diyerek, arıcılığın kendisi için sadece bir iş değil, aynı zamanda bir yaşam biçimi olduğunu ifade ediyor. Bu başarı hikayesi, sadece bir üreticinin değil, aynı zamanda doğaya duyarlı ve sürdürülebilir bir yaşam tarzının da örneği olarak öne çıkıyor.

  • Çınar Çelik'ten Zonguldak'a 20 Milyon Euroluk Dev Yatırım

    Türkiye’nin önde gelen sanayi şirketlerinden Çınar Çelik, Zonguldak’ta 20 milyon Euro’luk yeni bir yatırım yaparak bölgeye ve Türkiye ekonomisine önemli bir katkı sunmaya hazırlanıyor. Şirket, bu yatırımla birlikte, kapasitesini artırmayı ve yeni iş imkanları yaratmayı hedefliyor. Zonguldak, Türkiye’nin köklü sanayi bölgelerinden biri olarak biliniyor. Çınar Çelik, bu bölgenin sanayi potansiyelini daha da güçlendirmek amacıyla, modern ve yüksek teknolojili bir üretim tesisini hayata geçirmeye karar verdi. Bu yatırımın, bölgedeki sanayi faaliyetlerini canlandıracağı ve Zonguldak’ın ekonomik kalkınmasına önemli katkılar sağlayacağı belirtiliyor. Yeni üretim tesisinde, çelik ve metal ürünlerinin üretim kapasitesinin artırılması planlanıyor. Çınar Çelik’in Zonguldak’taki bu yeni yatırımı, bölgedeki sanayiye yeni bir dinamizm kazandıracak. Şirket yetkilileri, yatırımın tamamlanmasıyla birlikte yaklaşık 500 kişiye yeni istihdam sağlayacaklarını belirtti. Yüksek Teknoloji ve Verimlilik Odaklı Üretim Çınar Çelik’in Zonguldak’taki bu dev yatırımı, tamamen yüksek teknoloji ve verimlilik odaklı olarak planlandı. Şirket, modern üretim yöntemleri ve teknolojik yeniliklerle donatılmış bir tesis kurarak, uluslararası pazarda rekabet gücünü artırmayı hedefliyor. Bu sayede, Türkiye'nin çelik üretiminde önemli bir oyuncu olma konumunu daha da güçlendirmeyi amaçlıyor. Şirket yetkilileri, bu yatırımın Türkiye’nin çelik ihracatına da olumlu yansıyacağını ve özellikle Avrupa pazarında daha fazla söz sahibi olmayı planladıklarını belirtiyor. Çınar Çelik, üretim kapasitesini artırarak hem iç piyasada hem de ihracatta büyümeyi hedefliyor. Bölge Ekonomisine Katkı ve Yeni İstihdam Alanları Bu dev yatırım, Zonguldak bölgesine sadece sanayi anlamında değil, aynı zamanda ekonomik anlamda da büyük bir ivme kazandıracak. Yatırımın tamamlanmasıyla birlikte, bölgede doğrudan ve dolaylı olarak birçok iş alanı yaratılacak. Bu da Zonguldak’ın istihdam sorununu hafifletecek ve bölgenin sosyal ve ekonomik yapısına olumlu katkılarda bulunacak. Zonguldak Valiliği ve yerel yetkililer de bu yatırımın bölge için önemine dikkat çekiyor. Valilikten yapılan açıklamada, “Bu tür yatırımlar, bölgemizin kalkınması ve işsizliğin azaltılması için büyük önem taşıyor. Çınar Çelik’in bu yatırımı, Zonguldak’ın sanayi gücüne güç katacak ve ekonomimizi canlandıracaktır” denildi. Çınar Çelik’in Gelecek Vizyonu Çınar Çelik, Zonguldak’taki bu yatırımı ile birlikte sadece Türkiye’de değil, uluslararası arenada da söz sahibi olmayı hedefliyor. Şirket, önümüzdeki dönemde de yeni yatırımlar ve projelerle büyümeyi sürdüreceklerini belirtiyor. Yatırımlarını sürdürülebilirlik ve çevre dostu üretim anlayışı üzerine kuran Çınar Çelik, yeni tesiste de çevreye duyarlı üretim teknolojileri kullanacak. Şirketin CEO’su, yaptığı açıklamada, “Bu yatırım, sadece Çınar Çelik için değil, Türkiye için de önemli bir adım. Ülkemizin sanayi gücünü artırmak ve uluslararası pazarda daha fazla yer almak istiyoruz. Zonguldak’ta hayata geçirdiğimiz bu tesis, bu hedeflerimize ulaşmada önemli bir kilometre taşı olacak” dedi.

  • Azmin Öyküsü: Aynur Çamdibi'nin İnanılmaz Başarı Hikayesi

    Aynur Çamdibi, altı çocuk ve on torun sahibi, hayatın zorluklarına rağmen hayallerinden asla vazgeçmeyen azimli bir kadının etkileyici öyküsüdür. 63 yaşında üniversite mezunu olup bir de kitap yazan Aynur Çamdibi, hem yaşadığı toplumda hem de ailesinde ilham kaynağı olmuştur. Aynur Çamdibi, altı çocuk ve on torun sahibi bir kadın olarak, hayatın zorluklarına rağmen hayallerinden asla vazgeçmeyen bir azim hikayesinin kahramanı. 63 yaşında üniversite mezunu olup, bir de kitap yazan Aynur Çamdibi, yaşadığı toplumda ve ailesinde ilham kaynağı olmayı başardı. Aynur Çamdibi'nin eğitim hayatı, dönemin zorlukları ve imkansızlıkları nedeniyle ortaokul birinci sınıfta yarım kalmıştı. Genç yaşta evlenip kısa sürede anne olan Aynur Hanım, her şeye rağmen okumaya olan tutkusunu asla kaybetmedi. En büyük hayali, okuduğu şiir kitaplarının bir gün yazarı olmaktı. Ancak bu hayalini gerçekleştirebilmesi için önce eğitimini tamamlaması gerekiyordu. Altıncı çocuğunu doğurduktan sonra Aynur Çamdibi, yarım kalan ortaokul eğitimini tamamlamaya karar verdi. Bu süreçte büyük bir azim gösterdi ve kısa sürede ortaokul diplomasını aldı. Ardından, aradan bir yıl geçmeden açık lise sınavlarına girerek bu sınavları da üstün bir başarıyla bitirdi. Ancak bu, onun için yalnızca bir başlangıçtı. Çocuklarının eğitimini tamamlaması için ev bütçesine katkı sağlaması gerektiğini düşünen Aynur Hanım, hasta bakıcılığı yaparak aileye destek oldu. Boş vakitlerinde ise üniversite sınavlarına hazırlanıyor ve şiir yazmaya devam ediyordu. Beşinci çocuğuyla birlikte hazırlandığı üniversite sınavından yüksek puan alarak örgün eğitim hakkını kazandı. Ancak çalışma zorunluluğu nedeniyle Açıköğretim Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne kaydoldu. Üniversite eğitimi devam ederken Aynur Çamdibi, çocukları ve torunlarının sorumluluklarını üstlenmeye devam ediyordu. Bu yoğunlukta ikinci sınıfta eğitimine ara vermek zorunda kaldı. Ancak bu, onun için bir son değil, sadece bir mola oldu. Dört yıl ara verdikten sonra Aynur Hanım, dondurduğu üniversite eğitimine geri dönme kararı aldı. Bu kez daha da kararlıydı. Tüm zorluklara rağmen lisans diplomasını almayı başardı ve yıllardır üzerinde çalıştığı şiir kitabını tamamlayarak yayımladı. Şiir kitabı “Sende Kaldım” kısa sürede geniş bir okuyucu kitlesine ulaştı ve Aynur Çamdibi’nin edebiyat dünyasındaki yerini sağlamlaştırdı. Aynur Çamdibi’nin hikayesi, yaşın, sorumlulukların ve imkansızlıkların hayalleri gerçekleştirmek için bir engel olamayacağını gösteren ilham verici bir öykü. O, sadece kendi hayallerini gerçekleştirmekle kalmadı, aynı zamanda çevresindeki insanlara da azim ve kararlılıkla neler başarılabileceğini kanıtladı. Bu hikaye, Aynur Çamdibi’nin azim ve kararlılık dolu yaşamından ilham alarak, her yaştan insana cesaret ve motivasyon kaynağı olmayı amaçlıyor. Kitabı incele Sende Kaldım Toprağa düşen her yaprak Bir gözyaşı misali Benim gönlümde Tıpkı bir hazan mevsimi Solmuş sararmış Yapraklar misali

  • Geleceğin Hibrit Elektrikli Uçaklarına Gökçin İmzası

    Türk akademisyen Dr. Gökçin Çınar, NASA’dan aldığı destekle geleceğin hibrit elektrikli uçak teknolojisinin tasarımını ve hesaplamalarını yapabilen yapay zekâ destekli ücretsiz bir yazılım geliştirdi. İşte detaylar.. MICHIGAN Üniversitesi Havacılık ve Uzay Mühendisliği Bölümü’nden Dr. Gökçin Çınar, gelecekte sürdürülebilirlik ve çevre açısından büyük fayda sağlayacak olan hibrit elektrikli uçaklar üzerine çalışıyor. Çınar, ODTÜ Havacılık ve Uzay Mühendisliği’nden mezun olduktan sonra Amerikan Georgia Tech’te doktorasını tamamladı. 2022’de hibrit elektrik sistemlerinin uçaklara uygulanabilmesi çalışmasıyla NASA tarafından fon alma hakkı kazandı ve yine hibrit elektrik uçak tasarımıyla ilgili araştırması NASA’dan ‘en iyi makale ödülü’nü aldı. NASA İstedi, O Yaptı Bu başarısı NASA’nın resmi sosyal medya hesabından paylaşılan Çınar, bu kez ekibiyle birlikte yüksek teknoloji uçakların kolayca tasarlanabileceği Future Aircraft Sizing Tool (FAST-Gelecek Uçakların Boyutlandırma Aracı) isimli bir yazılım hazırladı. NASA’nın isteği ve desteğiyle hazırlanan, geleceğin havacılık teknolojisine rehber olacak bu yapay zekâ destekli yazılım aynı zamanda bünyesindeki verilerle öğrenciler için de etkili bir kaynak olacak. FAST, NASA’nın üzerinde çalıştığı ve 10 yıl içinde üretilip kullanıma sunulması beklenen hibrit elektrikli uçakların tasarımına ve mühendisliğine de katkı sağlayacak. Çınar, süreci şöyle anlattı: NASA, 2.5 yıl önce hesaplamalı uçak tasarımı yapabilen, kullanımı herkese açık olan, öğrenim aşamasının kolay olacağı hem uzmanların hem de hayatında hiç hesaplamalı tasarım yapmamış kişilerin kullanabileceği, çok hızlı ve çok az girdiye ihtiyaç duyan bir yazılım yapmamızı istedi. Bu yazılım sadece mevcut uçakları tasarlamıyor. Geleceğin teknolojileri dediğimiz elektrikle ya da hidrojenle çalışan uçakları da tasarlayabilecek bir yazılım. Kısa zamanda fazlaca uçak tasarımı ve hesaplaması yapabiliyor, önemli bir kolaylık sağlıyor. Hesaplamalı uçak tasarımı ‘Bir uçaktan neler isteriz?’ sorusuna yanıt arar. ‘Menzili ne kadar olsun, ne kadar yolcu taşıyabilsin, hangi motoru ve enerjiyi kullansın?’ gibi soruları cevapladığınızda uçağın tasarımını tanımlamaya başlarsınız. Geliştirdiğimiz FAST uzmanlara hız kazandırırken, uzman olmayanlar ve öğrenciler için tüm geleneksel yöntemlerden fazlasını sunuyor. En güzel özelliklerinden biri tarih boyunca uçan 200’den fazla uçağın ve motorlarının özelliklerinin bulunduğu zengin veri tabanı. Yazılım kendi içerisinde ‘Madem gerekli bilgileri senden alamıyorum o zaman veri tabanına bakarım’ diyor. Makine öğrenmesiyle kullanıcının giremediği parametreleri dolduruyor. Böylece hiç bilmeyen biri de kullanabiliyor. Uzman biri kullanırsa uçak çok daha özelleşmiş, detaylı oluyor. 10 Yıl Sonra Gökyüzünde Elektrikli uçak çalışmalarının son sürat devam ettiğini kaydeden Çınar, şu bilgileri verdi: Biz şu anda hesaplamalı simülasyonların modellemelerini yaparak yardımcı olmaya devam ediyoruz. Yepyeni tasarım uçakları da 2035 yılı gibi göreceğimizi tahmin ediyorum. NASA, 2021’de geliştirdiği hibrit elektrikli uçak konsept tasarımı Susan’ın mühendislik hesaplamalarının toparlanması, modellenmesi için de beni ve ekibimi görevlendirdi. ‘Susan’da jet yakıtı tüketen bir motor, kanatların altında da 16 elektrik motoru var. Kuyruktaki jet motoru, elektrik motorlara jeneratör yardımıyla güç gönderiyor. Aynı zamanda içinde bir de pil var. Hem jet moturunun jeneratörle oluşturduğu elektrik hem de pilden çıkan elektrik uçağın uçmasını sağlıyor. NASA bize, ‘Biz bu uçağın analizlerini yapıyoruz siz de FAST’te modelleyin’ dedi. FAST’e entegre ederek uçağı şekillendireceğiz ve performansını hesaplayacağız. Modelleme Yapacak Dr. Gökçin Çınar, geliştirdiği yapay zekâ destekli FAST ile Susan’ın mühendislik hesaplarının toparlanması ve modellenmesini de ekibiyle yapacak.

  • Dünya Beyzbolunun En Büyük Yıldızı Türk Mühendislere Emanet

    Yapay zeka destekli ve gerçek zamanlı veriler sağlayarak sporcuların maksimum potansiyellerine ulaşmalarına destek sağlayan Rapsodo, geçtiğimiz günlerde yaptığı anlaşma ile Amerika’da tüm dikkatleri üzerine çekti. İşte detaylar.. Dünyaca ünlü oyuncu Ohtani’den gelişen teknolojiye dair sözler çarpıcı sözler: İkinci kez Amerikan Ligi MVP Ödülünü kazanan ve Dodgers'la tarihi bir serbest oyuncu sözleşmesi imzalayan Ohtani, Rapsodo’nun marka elçisi olarak bir kez daha dikkatleri üzerine topladı. Rapsodo ürünlerini 2018 yılında Los Angeles'ta kullanmaya başlayan Ohtani yaptığı açıklamada şunları kaydetti; Keşke bu araçlar daha önce elimde olsaydı. Kendi kendime şunu düşünüyorum: ‘Küçükler Ligi yıllarımda böyle bir teknolojiye sahip olsaydım şimdi ne kadar daha iyi olabilirdim? Oyuncuların bu araçları gelişimlerini izlemek için kullanması gerektiğini düşünüyorum ve ne kadar erken kullanmaya başlarlarsa gelişimleri de o kadar hızlı olacaktır. Kamera ve radar teknolojisi kullanarak vuruş ve atış ölçümlerini izleyen Rapsodo, bugün Amerika’daki 30 beyzbol takımının tamamı, 175.000'den fazla beyzbol oyuncusu ve 7.000 antrenör tarafından oyunlarını bir sonraki seviyeye taşımak için kullanılıyor. Rapsodo iki yıl önce Türkiye’de geliştirdiği atış ve vuruşu aynı ünitede birleştiren ürünü ile Amerika’da en çok satan marka ünvanını da elinde bulunduruyor. “Bu başarıda Türk mühendislerimizin payı çok büyük” Rapsodo Kurucusu ve CEO’su Batuhan Okur şunları kaydetti; Dünyanın en iyi beyzbol oyuncusu ile yaptığımız anlaşma bizim de ne kadar başarılı olduğumuzun bir göstergesi oldu. Shohei sadece olağanüstü bir yetenek değil; o zihniyetin, bağlılığın ve doğru araçların bizi nereye götürebileceğinin bir sembolü. Onun yolculuğunun bir parçası olmaktan onur duyuyoruz. Birlikte ilerleyerek, teknolojimizin başarabileceklerinin sınırlarını zorlayacağız. 300’e yaklaşan insan kaynağımızın Ar-Ge üssü ise Türkiye. Bu başarıda Türk mühendislerimizin payı çok büyük. Rapsodo’nun küresel pazarda elde ettiği başarıları duymaya devam edeceksiniz.

Arama Yap

bottom of page