top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Bankacılık sektörünü bırakıp hayali olan restorasyon işine geçti

    Karabük'ün Safranbolu ilçesinde yaşayan Ceylan Çalıkbaşı, 2 yıldır ilçedeki tarihi konakların restorasyonunda görev alıyor. Kastamonu Üniversitesi Bankacılık ve Sigortacılık Bölümünden mezun olan 33 yaşındaki Çalıkbaşı, bir süre bu sektörde çalıştı. Çalıkbaşı, çocukluk hayalini gerçekleştirmek için 2 yıl önce babasının restorasyon firmasında çalışmaya başladı. Babasının yanında işin inceliklerini öğrenen Çalıkbaşı, tarihi konakların restore edilerek geleceğe taşınmasına katkıda bulunmaktan memnuniyet duyuyor. "Çok uzun yıllar önce bu işe başlamak istemiştim" Ceylan Çalıkbaşı, uzun yıllar önce bu işe başlamak istediğini belirterek, sektörün zorlukları nedeniyle babasını güçlükle ikna ettiğini kaydetti. Yaklaşık 20 yıldır inşaat sektöründe faaliyet gösteren babasının restorasyon işleri de yürüttüğünü anlatan Çalıkbaşı, "Amacımız tarihi evleri geleceğe taşımak. Restorasyonun ardından karşımıza çıkan bina bizi heveslendiriyor, şevke getiriyor. Mutluluk duyuyoruz. Önceliğimiz tarihi evler. Biz de bu tarihi korumaya çalışıyoruz." diye konuştu. Çalıkbaşı, Yörük köyünde restorasyonunu yaptıkları konağın 1908 yapımı olduğunu aktararak, amaçlarının tarihi değerlere sahip çıkmak olduğunu dile getirdi. Kadınların bu alanda başarılı olabileceğine inandığını dile getiren Çalıkbaşı, "Harç yapıyorum, taş taşıyorum ve taş duvar derzi yapıyorum. Bu alanda kendimi geliştirmeye çalışıyorum. Zorlukları var ama yapılamayacak bir iş değil. Kadınları bu alanda görmek istiyorum. Çalışsınlar, öğrensinler. Ben yapabiliyorsam herkes yapabilir. Amacım kendimi olabildiğince yetiştirip babamdan artık bu işi devralmak." ifadelerini kullandı. Çalıkbaşı, saat 07.30'da çalışma alanında bulunduklarını belirterek, günlük işleri planlayıp akşama kadar çalıştıklarını sözlerine ekledi.

  • Müziğin Zarafetinde Yol Alan Yıldız: Serap Yenici

    Ünlü sanatçı Serap Yenici kimdir? İzmir doğumlu bu yetenekli müzisyen ve televizyon sunucusu, müzik kariyerinde adeta zirveye tırmanmaya devam ediyor. Küçük yaşlardan itibaren içinde taşıdığı müzik tutkusuyla sahneye adım atan Yenici, kısa sürede televizyon dünyasında da kendine sağlam bir yer edindi. Geniş repertuarı, özgün yorumu ve benzersiz tarzıyla müzikseverlerin kalbinde taht kuran Serap Yenici, her geçen gün büyüyen hayran kitlesiyle sanat dünyasında parlamaya devam ediyor. Serap Yenici’nin kariyerine dair detaylar ve müzik dünyasındaki etkisi haberimizde sizi bekliyor. Serap Yenici: Sanatın Çok Yönlü Yıldızı Ödüllü sanatçı Serap Yenici, müzik ve televizyon dünyasında gösterdiği başarılarla adını uluslararası arenada duyurmuş bir sanatçıdır. Küçük yaşlardan itibaren müziğe olan tutkusunu hiç kaybetmeyen Yenici, müzik kariyerinde hem Türkiye'yi hem de uluslararası müzik sahnelerini başarıyla temsil etti. Serap Yenici, İspanya'nın Kanarya Adaları'nda düzenlenen Universong Festivali'nde Türkiye adına katılarak “Vos Isla de Tenerife / Tenerife Sesi” seçildi ve Jüri Özel Ödülü'ne layık görüldü. Bu prestijli ödül, onun uluslararası müzik kariyerindeki başarılarını bir kez daha taçlandırdı. Ayrıca, Malta'da düzenlenen Wafa yarışmasında "En İyi Yorumcu" ödülünü kazanarak ülkemize üçüncülük getirdi; Bulgaristan'da ise Varna Sea Memories yarışmasında birincilik elde etti. Yenici'nin müzik kariyeri, sadece sahne performanslarıyla sınırlı kalmadı. Atatürk'ün Fikriye Hanım'a ithaf ettiği şiir ile Fikriye Hanım'ın Atatürk'e yazdığı şiirleri bestelemesi ve seslendirmesi, onun sanata ve tarihe olan derin bağlılığını gösteren çalışmalardan biridir. Bu eserler, Atatürk'ün manevi kızı Sabiha Gökçen'in ve Cemil Bozok'un manevi oğlu Eriş Ülger'in "Fikriye" kitabından alıntılarla zenginleştirildi. Yenici, müziğin yanı sıra televizyon dünyasında da başarılı projelere imza attı. 1998 yılında spikerlik ve sunuculuk diplomasını aldıktan sonra birçok televizyon programında yapımcı ve sunucu olarak yer aldı. Ayrıca, Yenici'nin reklam ve dizi müziklerindeki başarısı da dikkat çekicidir. "Annem" dizisi için yazdığı şarkı sözleri, müzik dünyasında onun farklı bir yetenek yönünü de gözler önüne serdi. Klasik Türk Sanat Müziği'nden pop müziğe, cazdan Latin müziğine kadar geniş bir yelpazede eserler seslendiren Serap Yenici, Ege'ye olan sevgisini “Ege’den Aldık Biz Bu Aşkı” adlı albümünde dile getirmiştir. Bu albüm, müziğin her alanında gösterdiği üstün performansı ve sanatına olan bağlılığını bir kez daha kanıtlar niteliktedir. Serap Yenici, sanatın pek çok dalında gösterdiği başarılarla, hem ülkemizi yurtdışında temsil etmiş hem de kendi sanat yolculuğunda adını kalıcı olarak yazdırmıştır. Her biri farklı bir başarıyı simgeleyen ödülleri ve projeleri, onun çok yönlü bir sanatçı olduğunu ortaya koymaktadır. Sanat dünyasına derin izler bırakan ve ülkemizi yurt dışında gururla temsil eden Serap Yenici'nin unutulmaz katkılarına birlikte göz atalım. Sanatçılarımıza Bir Vefa Projesi: "Yıldızlar Gece Parlar" Serap Yenici "Yıldızlar Gece Parlar" adında muhteşem bir proje hazırlayarak; Türk müziğine gönül vermiş birçok sanatçıyı bir araya getirerek onların unutulmaz eserlerini yeniden hatırlatmayı amaçlamıştır. Serap Yenici'nin özenle sunduğu bu program, sadece bir müzik programı olmanın ötesine geçerek, bir kültür mirasını yaşatmayı hedefleyen bir platform haline gelmiştir. Program, Türk müziğinin efsanevi isimlerine olan minnetin bir ifadesi olarak tasarlanmış, her bölümünde bir başka değerli sanatçıyı ağırlamıştır. Selda Bağcan, Kayahan ve Berkant gibi Türk müziğine damgasını vurmuş isimler, hem müzikleriyle hem de hayat hikayeleriyle programa konuk olmuştur. Bu değerli sanatçılar, hem kendi eserlerini seslendirerek geçmişe bir yolculuk yapmış hem de müzik dünyasındaki anılarını izleyicilerle paylaşmıştır. "Yıldızlar Gece Parlar", sadece geçmişin büyük ustalarını onurlandırmakla kalmamış, aynı zamanda izleyicilere kültürel bir şölen sunarak Türk müziğinin zenginliğini ve derinliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu program, sanatçılarımıza duyulan vefanın bir simgesi olarak hafızalarda yer edinmiş ve izleyenlerin gönlünde özel bir yer bulmuştur. Sanatçılarımıza saygı duruşu niteliğindeki bu değerli proje, geçmişin unutulmaz melodilerini yeniden canlandırırken, geleceğe de önemli bir kültürel miras bırakmıştır. "Yıldızlar Gece Parlar", adeta bir vefa manifestosu olarak Türk televizyonculuk tarihindeki yerini almıştır. Serap Yenici, müzikle edebiyatı ustalıkla harmanlayarak adeta bizi sanata doyurdu. Onun çalışmaları, edebi zenginlikleri müziğin evrensel diliyle buluştururken, dinleyicilere derin duygular yaşatmayı başarıyor. Yenici'nin bu eşsiz yaklaşımı, sanatı hem ruhen hem de zihnen besleyen bir deneyime dönüştürüyor. Serap Yenici, sanat dünyasında yalnızca güçlü sesiyle değil, aynı zamanda önemli edebi eserleri besteleme konusundaki yeteneğiyle de öne çıkmıştır. Sabahattin Ali, Cemal Süreyya ve Cevat Şakir gibi Türk edebiyatının dev isimlerinin unutulmaz şiirlerini bestelemiş olan Yenici, bu eserleri müzikle buluşturarak dinleyicilere farklı bir deneyim sunmuştur. Yenici'nin bu çalışmaları, hem edebiyat hem de müzik dünyasında büyük bir takdirle karşılanmış, onun sanatçı kimliğini bir adım daha ileri taşımıştır.1998 yılında spikerlik ve sunuculuk diploması aldıktan sonra televizyon dünyasında da başarılı projelere imza atan Yenici, birçok televizyon programında yapımcı ve sunucu olarak görev almış, "Annem" dizisi için yazdığı şarkı sözleriyle müzik dünyasında farklı bir yeteneğini sergilemiştir. Klasik Türk Sanat Müziği'nden pop müziğe, cazdan Latin müziğine kadar geniş bir yelpazede eserler seslendiren sanatçı, Ege'ye olan sevgisini “Ege’den Aldık Biz Bu Aşkı” adlı albümünde dile getirmiştir. Alpay'a Saygı Albümünde yer aldı Kubat, Ferhat Göçer, Emre Altuğ ve Gökhan Tepe gibi ünlü sanatçılarında yer aldığı "Alpay’a Saygı" albümünde, Serap Yenici'de yer aldı. Ünlü şarkıcı Alpay’ın müzikal kariyerine ve Türk müziğine olan katkılarına ithafen hazırlanan bir tribute albümde Serap Yenici, unutulmaz şarkılardan 'Sen Sevme Beni' şarkısını yorumladı. Yunanistan'lı ünlü sanatçı ile düet yaptı Serap Yenici, Yunanistan'ın en ünlü sanatçılarından Petros Gaitanos ile "Hayalimdeki Resim" adlı şarkıda bir düet gerçekleştirdi. Bu düet için bir klip çekimi de yapıldı ve klibin Eylül ayında yayınlanması planlandı. Bu tür uluslararası işbirlikleri, hem Türkiye hem de Yunanistan müzik sahnelerinde dikkat çeken projeler arasında yer alıyor. Serap Yenici ve Petros Gaitanos'un bu düeti, iki ülkenin müzik kültürlerini bir araya getirerek dinleyicilere özel bir müzikal deneyim sunmayı amaçlıyor. Serap Yenici, müzik eğitimine önem vererek müzikoloji alanında da kendini geliştirmiş, sahne performanslarını temalı konserlerle zenginleştirmiştir. Belediye ve halk konserlerinde sahne alarak geniş kitlelere ulaşmış, büyük firmaların gala gecelerinde ve kongre organizasyonlarında solistlik yapmıştır. Yenici, Güney Afrika, Tayland, Almanya ve Tunus gibi birçok ülkede sahne almış, bu tarz uluslararası tekliflere her zaman açık olduğunu belirtmiştir. Televizyon dünyasında, müzik kalitesi yüksek programlar yapmış olan Yenici, golf sporuyla ilgili olarak World Travel için "Golf Academy" isimli bir program hazırlamış ve bu programda Tiger Woods, Rory Mcllory ve Lee Westwood gibi ünlü golfçüleri konuk almıştır. Ayrıca, Sokak TV'de klasik müzik dünyasını ele alan bir program yapmış ve şu anda Ege bölgesinde, Yunan ve Ege adalarını anlatan bir program hazırlığı içerisindedir. Serap Yenici'nin kariyeri, müzik ve televizyon dünyasında geniş bir yelpazede üretken ve yetenekli bir sanatçı olarak öne çıkmasını sağlamış, uluslararası başarılarla taçlandırılmıştır. Yenici, belediyelerin ve diğer kurumların bu tür çok yönlü ve üretken sanatçılara destek vermesi gerektiğine inanmaktadır. Serap Yenici, yurt içi ve yurt dışında aldığı sayısız ödülle ülkemizi en iyi şekilde temsil etmiş ve bizleri gururlandırmıştır. Sanat dünyasındaki başarısı ve aldığı bu prestijli ödüller, onun yeteneğinin ve emeğinin birer kanıtı olarak öne çıkmaktadır. Yenici, hem sahne performanslarıyla hem de müzikal başarılarıyla ulusal ve uluslararası platformlarda adını duyurarak Türkiye'nin gururu olmayı başarmıştır. Serap Yenici katıldığı uluslararası yarışmalar, sunduğu konserler ,seminerler ,sunumlar ve bestelediği eserlerle pek çok ödül teşekkür belgesi ve plakete layık görülmüştür. İşte aldığı sayısız ödülden bazıları; 16 ülkenin katıldığı yarışmada “Vos Isla de Tenerife / Tenerife Sesi” seçilerek Jüri Özel Ödülü Uluslararası Malta Wafa yarışma en iyi yorumcu dalında üçüncülük Bulgaristan Varna Sea Memories yarışmasında birincilik Ödüllerin tamamını incelemek isterseniz tıklayın ATAMIZA SAYGI; Serap Yenici, Atatürk'ün Şiirini Şarkı Olarak Seslendirdi Serap Yenici, büyük önder Atatürk'ün şiirini şarkı olarak seslendirerek müzik dünyasında anlamlı bir projeye imza attı. Bu özel çalışmasıyla, hem Atatürk'ün sözlerine duyduğu derin saygıyı hem de müzikal yeteneğini bir kez daha ortaya koyan Yenici, dinleyicilere unutulmaz bir eser sundu. Bu şarkı, Atatürk'ün düşüncelerini ve duygularını müzikle buluştururken, Yenici'nin güçlü yorumuyla bir araya gelerek özel bir anlam kazandı. Serap Yenici, bu çalışmasıyla kültürel mirasımıza önemli bir katkıda bulundu ve sanat dünyasında saygın bir yer edindi.

  • Gayrimenkul Dünyasında Yükselen Bir Yıldız: Nino Tsivadze'nin Başarı Hikayesi

    Nino Tsivadze'nin ilham verici başarı hikayesini ve karşılaştığı zorluklarla dolu süreci haberimizde bulabilirsiniz. Gürcistan’dan Türkiye’ye uzanan bu yolculukta, gayrimenkul sektöründe önüne çıkarılan engelleri nasıl aştığını ve Bodrum’da nasıl bir lider haline geldiğini detaylarıyla anlattık. Nino Tsivadze'nin İlham verici Hikayesi Nino Tsivadze, Gürcistan'ın Batum'a yakın sahil kasabası Kobuleti'de 1986 yılında doğan ve azmiyle gayrimenkul sektöründe adını duyuran bir iş insanıdır. Kimya öğretmeni bir anne ve veteriner bir babanın en büyük çocuğu olarak sorumluluklarla dolu bir çocukluk geçiren Nino, eğitim hayatında her zaman başarıyı hedeflemiştir. Batum Şota Rustaveli Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ni kazanan Tsivadze, burada hukuk eğitimi almış, üniversite yıllarında evlenip çocuk sahibi olmuş ve bu zorluklara rağmen kariyer hedeflerinden asla vazgeçmemiştir. 2007 yılında hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra ağır ceza avukatı olarak çalışmaya başlayan Tsivadze, mesleki tatminsizlik ve vicdani yükümlülükler nedeniyle bu kariyeri bırakmaya karar vermiştir. Hayatındaki büyük dönüşüm, Türkiye’ye taşınmasıyla başlamıştır. İstanbul'a geldiğinde dilini bilmediği bu yeni ülkede, ilk zamanlarda çocuk bakıcılığı yaparak geçimini sağlayan Nino, gayrimenkul sektörüne olan ilgisini keşfetmiştir. Bu süreçte hızla Türkçe öğrenmiş ve kısa sürede Bağdat Caddesi'nde tanınan bir gayrimenkul danışmanı haline gelmiştir. İlk altı ayında hem satış hem de ciro birincisi olarak büyük başarılar elde etmiştir. Nino Tsivadze’nin Bağdat Caddesi’ndeki başarıları, onu daha büyük hedeflere yöneltmiş ve 2021 yılında Bodrum'a taşınarak burada "NINO By Bodrum" markası altında kendi gayrimenkul ofisini açmıştır. Kısa sürede büyük bir başarı yakalayan Nino, 50 milyon dolarlık lüks villalar portföyüyle sektörde lider bir konuma gelmiştir. Samimiyeti ve güler yüzlülüğü ile tanınan Nino, oğlu Sandro ile birlikte Bodrum'da hayatına devam etmektedir. Nino Tsivadze’nin hikayesi, kararlılığın ve çalışkanlığın cinsiyetin önünde bir güç olduğunu kanıtlayan ilham verici bir başarı öyküsüdür. Tüm zorluklara rağmen azmi ve çevresinin desteğiyle gayrimenkul sektöründe adını duyurmayı başarmış ve bu başarı dolu yolculuğu, yakın arkadaşları ve Bodrum iş dünyasının tanınan isimleri tarafından büyük bir coşkuyla kutlanmıştır. Bu hikaye, gayrimenkul sektöründe bir yıldız gibi parlayan Nino Tsivadze'nin, yeni zorlukların üstesinden nasıl geldiğini ve başarıyı nasıl yakaladığını anlatıyor. Nasıl Bodrum'un Gayrimenkul Kraliçesi Oldu? 2010 yılında Türkiye’ye taşınan Nino, dilini bilmediği bir ülkede sıfırdan başlamanın zorluklarıyla yüzleşmiştir. İlk başlarda geçimini sağlamak için çeşitli işlerde çalışan Tsivadze, kısa sürede gayrimenkul sektörüne olan ilgisini keşfetmiş ve kendini bu alanda geliştirmeye karar vermiştir. İstanbul'da başlayan bu yeni kariyer yolculuğu, Bağdat Caddesi’nde kısa sürede büyük başarılara imza atmasıyla meyvesini vermiştir. Tsivadze, sektördeki başarısıyla hızla tanınmış ve Bodrum’a taşınarak burada kendi gayrimenkul ofisini açmıştır. Bugün, Bodrum’un en prestijli gayrimenkul danışmanlarından biri olarak anılan Nino Tsivadze, 50 milyon dolarlık lüks villalar portföyüyle sektörde lider konumda yer almaktadır. Bu başarı, onun kararlılığı, çalışkanlığı ve güçlü karakterinin bir sonucudur. Nino’nun hikayesi, sadece bir başarı öyküsü değil, aynı zamanda bir kadının azimle zorlukların üstesinden gelerek hayallerini gerçekleştirmesinin etkileyici bir örneğidir. Bu etkileyici yolculuk, onun Bodrum’da en çok aranan gayrimenkul danışmanlarından biri olmasını sağlamış, hem kişisel hem de profesyonel hayatında büyük bir başarıyı yakalamasına neden olmuştur. Nino Tsivadze, sadece gayrimenkul sektöründe değil, aynı zamanda girişimcilik dünyasında da pek çok kadına ilham vermeye devam etmektedir. Nino Tsivadze'den Battı İddialara Yanıt: Gerçekleri Paylaşıyorum Öncelikle şununla başlamak istiyorum, Türkiye benim için vatanım. Bu ülkenin yıllardır vatandaşı ve vergi mükellefi olmaktan gurur duyuyorum. 15 yıla yakın süredir bulunduğum ülkemde, İstanbul gibi bir metropolde bu işi yaşadığım tüm dil, kültür ve network zorluklarına karşı başarmanın bana verdiği özgüvenle, başlangıçta farklı bir marka altında başladığımız ve ilk kuruluş yılı olmasına rağmen yoğun çalışma ve konsantrasyonla başarıyla yürüttüğümüz Bodrum sürecini, ortaklığın diğer tarafının tüm yatırım finansmanını benim karşıladığım, hem sahada hem masa başında işi benim yürüttüğüm, kendisinin ise sadece seyirci olduğu, Bodrum'da yaşamak istememesi ve bir kadın olarak yeterince saygı ve destek görememem sebebiyle ortaklığı sonlandırmaya, isim hakkını kaldırmaya ve kendi markamı yaratarak "NİNO BY BODRUM" olarak yola devam etmeye karar verdim. Bu kararı almak kolay olmadı ancak yaşadığım zorlu süreçte eşimin tüm desteği, ilişkileri ve tecrübesini, benim iş tecrübem, networküm ve sosyal medyayı profesyonelce kullanarak işi dijital dünyaya taşımam sayesinde daha hızlı ilerlemeyi başardım. Sonrasında bir iş kadını olarak fayda-maliyet analizi yaparak ve sektörün içinde bulunduğu dar boğazı öngörerek, eski ortağımın benim finansmanımla egosunu tatmin ettiği binadan ve kötü enerjisinden kurtulmak amacıyla yan binaya taşındık. Sektörde eski ortağımla eski düşman olan yeni dostlarımız, rakiplerimiz bunu hemen farklı yorumlayarak "batıyor" söylentileri çıkardılar. Ancak aslında zeka ve tecrübeyle, ekonomik konjonktür neyi gerektiriyorsa ona göre esnek hareket ederek dimdik ayaktayız ve karşılarındayız. Onlar, göstermelik, tecrübesiz ve klasik yöntemlerle ilerleyen, sahte, göstermelik kuru kalabalık toplayarak masa parası adı altında, kağıda dahi para kesilen sömürüye dayalı sistemlerle ilerliyor. Biz ise az ve öz, teknoloji ve dijitalleşme odaklı olarak ilerliyoruz. Onlar bir gün olmasa da biz bu sektörde olmaya devam edeceğiz, çünkü klasik yöntemleri tercih etmeyi değil, kendimizi geleceğe entegre etmeyi tercih ediyoruz. Gayrimenkul sektörünün temeli olan güven, müşteri sadakatini oluşturabilme, hukuki ve kamusal alan tecrübesi, bilinirlik ve dürüstlük üzerine kurulu yetişmiş, profesyonel ve aidiyet duygusu yüksek danışmanlar, iş yönetimi tecrübesi, sosyal medya, müşteri memnuniyeti önceliği, bugün çok az gayrimenkul şirketinde olan alıcı ve satıcı tarafında CRM dediğimiz data sistemimiz üzerinde hassasiyetle takip ve filtrasyon ile hızlı sonuç almamız, güler yüz ve müşteri memnuniyetini bu temel üzerine ekleyip dijital dünyaya taşıdığınızda başarıya ulaşmaya başlıyorsunuz. “NİNO BY BODRUM” Benim bebeğim ve tüm geleceğim. Zamanımın neredeyse %100'ünü işime tam konsantrasyon ve aşk ile vakfediyorum, bu da beni başarıya taşıyan en önemli etkenlerden biri. Nino Tsivadze: Doğum Günümde Aldığım Destek, Başarı Yolculuğuma Güç Kattı. Yakın zamanda Bodrum iş dünyası ve dostlarıyla birlikte kutladığı doğum günü, ona bu yolda yalnız olmadığını bir kez daha hatırlattı. Bu özel günü sevdikleriyle paylaşmak, hem iş hem de kişisel hayatımda yeni başlangıçlar için onu motive etti. Bu da gösteriyor ki, çevresindeki insanların desteği, başarı yolculuğunda önemli bir rol oynuyor.

  • Chicago'nun İlham Veren Rehberi: Sema Bayrakdar'ın Başarı Hikayesi

    Sema Bayrakdar, Türkiye'den Amerika Birleşik Devletleri'nin Illinois eyaletine bağlı Chicago'ya uzanan ilham verici bir başarı hikayesine sahip. Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesi lisans ve İletişim Fakültesi yüksek lisans mezunu olan Sema, kariyerine turizm sektöründe yönetici olarak başladı. Ardından Sağlık Bakanlığı ve bir global şirket olan PG'de proje eğitmenliği yaptı. Genç yaşlarda Türk Kadınlar Birliği Gençlik Komisyonu başkanı ve E.Kalkınma Vakfı gençlik komisyonu yönetim kadrosunda yer aldı. Diksiyon dersleri alarak CD çıkarttı, TRT’de 6 ay stajyer olarak bulundu ve üniversite radyosunda haber spikeri olarak çalıştı. Aynı zamanda protokol sunuculuğu yaparak önemli görevler üstlendi. 2006 yılında İngiltere'de yüksek lisans yapma hayalleri kurarken, hayat ona farklı bir yol çizdi. Beklenmedik bir evlilik kararıyla Amerika'ya taşınan Sema, burada birçok zorlukla karşılaştı. Ancak bu zorluklar, onun azmini kırmadı; aksine onu daha da güçlü kıldı. Chicago’ya ilk adım attığında, kültür ve atmosfer şoku yaşadı. Ancak bu zorluklar, Sema’nın öğrenme ve uyum sağlama sürecini hızlandırdı. Sema, Amerika'daki hayatını yeniden şekillendirirken, çeşitli alanlarda çalışmaya başladı. IT kurslarına katılarak dijital becerilerini geliştirdi, self-defense savunma kursunu tamamladı ve gönüllü olarak birçok kurumda çalıştı. Eczane teknisyeni olarak da görev alan Sema, kariyerini çeşitlendirdi. Aynı zamanda butik pasta ve kurabiye yapıp satan Sema, Instagram hesabıyla bu lezzetli ürünlerini tanıttı. Kayak sporunda dereceli bir sporcu olan Sema, başarılarını sadece profesyonel hayatıyla sınırlamadı. Evli ve iki oğul sahibi olan Sema, çocuklarının hem Türk hem de Amerikan kültürleriyle büyümelerini sağladı. Onların kaliteli, vizyon sahibi ve erdemli bireyler olmaları için büyük bir çaba sarf ediyor. Kendi sözleriyle, kimlik bir zenginlik katabilir ama önemli olan ‘insan’ olmanın hakkını verebilmektir.Sema, Amerika'da yaşamaya başladığından bu yana sadece kendini değil, başkalarını da bu yeni dünyaya adapte etmeye adadı. "Amerika'yı Keşif" adı altında sosyal medyada Amerika'yı tanıtan içerikler üretiyor, Chicago’daki Türk restoranlarını tanıtıcı videolar çekiyor ve Amerikalı Türkler için bir rehber haline geliyor. Chicago'daki Türk topluluğu için yaptığı bu değerli çalışmalar, ona sadece bir sosyal medya fenomeni değil, aynı zamanda bir kültür elçisi unvanını da kazandırdı. Sema Bayrakdar'ın hikayesi, zorluklar karşısında pes etmeyen, sürekli öğrenen ve her alanda kendini geliştiren bir kadının başarı öyküsüdür. O, hem Türkiye’de hem de Amerika’da çok yönlü bir kariyer inşa ederken, farklı kültürler arasında köprü kuran bir lider olarak tanınıyor. Sema, herkesin ilham alabileceği bir örnek olarak, hayatını ve tecrübelerini paylaşmaya devam ediyor.

  • Babası 'Kızlar okumaz' demişti! İkinci üniversiteyi kazandı

    51 yaşındaki Gülsüm Taşdemir'i babası 'Kızlar okumaz' deyip okula göndermedi. İlkokuldan sonra okuyamayan Taşdemir, temizlik personeli olarak çalıştığı üniversitede önce turizm otelcilik bitirdi. Şimdi de orman mühendisliğini kazandı. Isparta'da Orman Bölge Müdürlüğü'nde 12 yıldır temizlik personeli olarak görev yapan 3 çocuk annesi Gülsüm Taşdemir (51), çalışırken bir yandan da hem ortaokulu hem liseyi dışarıdan bitirdi. BABASI 'KIZLAR OKUMAZ' DEMİŞTİ İlkokuldan mezun olduktan sonra babasının 'Kızlar okumaz, okulda ne işi var' diyerek okula göndermediği Gülsüm Taşdemir, 3'üncü oğlunun doğumundan sonra yaklaşık 12 yıl önce Isparta Orman Bölge Müdürlüğü'nde taşeron işçi kadrosundan temizlik personeli olarak çalışmaya başladı. HEM ÇALIŞTI HEM OKUDU Çalışırken önce açık öğretimden ortaokulu, ardından liseyi bitiren Taşdemir, üniversite sınavına da hazırlandı. O dönem çalıştığı kurumun misafirhanesinde görevli olduğu için Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (ISUBÜ) Isparta Meslek Yüksekokulu Otel Lokanta ve İkram Hizmetleri Bölümü Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'nı tercih edip, kazanan Gülsüm Taşdemir, geçen yıl okulu bitirdi. İKİNCİ ÜNİVERSİTEYİ KAZANDI 2 yıllık Turizm ve Otel İşletmeciliği Programı'ndan mezun olan Taşdemir, bu yılki sınavda ise 4 yıllık Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Orman Endüstrisi Mühendisliği Bölümü'nü kazandı. Mezun olduktan sonra okuma aşkından vazgeçmeyen Gülsüm Taşdemir, "Babamız bizi 'kızlar okumaz, okulda ne işi var' deyip okula göndermemişti" dedi.

  • Mustafa Söğüt: Şiirle Büyüyen Bir Hayatın Başarı Hikayesi

    Mustafa Söğüt, Kocaeli’nin sanatsal dokusuna önemli katkılarda bulunan bir şair, yazar ve şiir yorumcusu olarak tanınmaktadır. 1988 yılında Kocaeli’de dünyaya gelen Söğüt, sanat yolculuğuna erken yaşlarda adım atmıştır. Ortaokulu Almanya’da tamamladıktan sonra, ilkokul ve lise eğitimini Kocaeli’nin Derince ilçesinde sürdürmüştür. Anadolu Üniversitesi Açık Öğretim Fakültesi'nden Sosyal Bilimler bölümünden mezun olduktan sonra, edebiyat ve sanat alanında kendini geliştirmeye devam etmiştir.Mustafa Söğüt'ün şiirle olan bağı, lise yıllarında yazmaya başladığı şiirlerle güçlenmiş ve bu tutku, onun hayatının önemli bir parçası haline gelmiştir. Şiir yorumculuğuna ise özel bir radyoda program yaparken başlamış, bu süreçte seslendirdiği şiirlerle dinleyicilerinin gönlünde taht kurmuştur. Sanatın bir başka dalı olan tiyatroya da ilgi duyan Söğüt, Kocaeli Bölge Tiyatrosu ile Ayko Sanat Okulu'ndan aldığı eğitimlerle sahne sanatlarında da kendini geliştirmiştir. Mustafa Söğüt, şiirlerini ve yorumlarını geniş kitlelere ulaştırmak için dijital platformları etkin bir şekilde kullanmaktadır. YouTube kanalı olan Söğüt TV'de seslendirdiği şiirleri paylaşarak, edebiyat severlerle buluşturmuştur. Bu çalışmalarının yanı sıra, 2019 yılında Abdurrahman Karakaş’ın “Gözlerin” isimli şiirine çekilen ve Erdal Söylemez’in yönetmenliğini yaptığı profesyonel klibiyle dikkatleri üzerine çekmiştir. Bu klip, sanatseverler tarafından büyük ilgi görmüş ve tüm dijital platformlarda yayınlanarak geniş bir izleyici kitlesine ulaşmıştır. Payaslı Medya Gold Ödülleri tarafından 2024 Yılının En İyi Çıkış Yapan Şiir Yorumcusu ödülünü almıştır. Sanatçı kişiliğinin yanı sıra Mustafa Söğüt, Bağımsız Yazarlar ve Şairler Derneği’nin yönetiminde yer alarak, edebiyat ve sanat dünyasında aktif rol oynamaktadır. Kocaeli’deki kültürel ve sanatsal etkinliklere katılarak, şehirdeki sanat yaşamına önemli katkılarda bulunmaya devam etmektedir. Mustafa Söğüt’ün hikayesi, sanata olan tutkusu ve azmiyle şekillenmiş, her geçen gün daha da büyüyen bir başarı öyküsüdür. Şiir, edebiyat ve tiyatro alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalarla, sanatı hayatının merkezine koyarak hem kendisine hem de çevresine ilham veren bir figür haline gelmiştir. Onun bu yolculuğu, edebiyat ve sanat dünyasında iz bırakmaya devam ediyor.

  • Dünyanın En Büyük Lityum ve Batarya Üreticilerinden Ganfeng Lithium, Türkiye’ye Fabrika Kuruyor!

    Çinli Ganfeng Lithium, batarya sektöründe dev bir adım atarak Yiğit Akü ile ortaklaşa Türkiye’de fabrika kuracağını açıkladı! Bu yeni fabrika, Türkiye'nin yenilenebilir enerji ve elektrikli araç sektörlerine büyük katkı sağlayacak. Hem üretim kapasitesi hem de teknoloji transferi ile Türkiye, bu yatırımla küresel batarya pazarında önemli bir rol üstlenmeye hazırlanıyor! Ganfeng Lithium 2011 yılında kurulmuş olup hisse senetleri Shenzhen borsasında kote olan Ganfeng Lithium Group'un bir yan kuruluşudur. Ganfeng Lithium Group lityum demir fosfat pil ürünlerinde küresel olarak ilk beş şirket arasında yer almaktadır. Ganfeng Lithium Group'un faaliyet alanları, lityum kaynak geliştirme, rafinasyon ve işleme, pil üretimi ve pil geri dönüşümüne kadar lityum pil tedarik zincirinin geniş bir bölümünü kapsamaktadır. Ganfeng LiEnergy grup içerisinde, katı hal pilleri, tüketici pilleri, küçük polimer pilleri, güç pilleri ve enerji depolama sistemleri alanında faaliyet göstermektedir. Stratejik İşbirliği Çerçeve Anlaşması kapsamında, taraflar Türkiye'de bir ortak girişim şirketi kurulması amaçlamaktadır. Kurulması planlanan ortak girişim şirketi şirket, Türkiye'de lityum iyon pil üretim kapasitesi oluşturmaya ve Ganfeng LiEnenrgy tarafından sağlanacak olan ve ortak girişim şirketinin Türkiye'de kendisi tarafından üretilen lityum iyon pil ve ilgili ürünlerinin pazar gelişimine odaklanacaktır. Ortak girişim şirketi, yaklaşık 500 milyon ABD doları toplam yatırımla Türkiye'de 5 GWh lityum pil üretim kapasitesi kurmayı amaçlamaktadır. 5 GWh tasarım kapasitesine sahip olacak fabrika, lityum pil hücresi üretim hatlarını içerecek ve pazar geliştirme planına uygun olarak belirlenecek pil paketi üretim hatlarını bünyesinde bulunduracaktır. Ölçeklenebilir bir kapasiteye sahip olacak olan üretim tesisinde üretilecek 100Ah, 280Ah, 314Ah lityum pil hücresi gibi ürünler, esas olarak Türk ve uluslararası enerji depolama sistemi (ESS) pazarlarını hedefleyecektir. Yapılmış olan fizibilite çalışması sonucunda, üretim tesisinin Ar-Ge merkezi, teknik eğitim merkezi, giriş kontrol ve malzeme test merkezi, pil test merkezi, depolar ve ofis binalarından oluşması ve 132.200 metrekare kapalı alandan oluşması, toplam ekipman yatırımının yaklaşık 202.140.000 ABD doları olması, personel sayısının yaklaşık 400 olması öngörülmüştür. Kurulacak olan ortak giriş şirketi yeni teknolojilere odaklanan, fikri mülkiyet haklarına başvuran ve katı hal pil teknolojisi (solid-state), yüksek güçlü pil teknolojisi (high-power batteries), denizcilik (sea and underwater system), havacılık ve uzay (aviation and aerospace) pil teknolojisi gibi ileri lityum pil teknolojisi alanında Ar-Ge projeleri yürüten bir Ar-Ge enstitüsü kurmayı amaçlamaktadır. Söz konusu yatırıma ilişkin yapılan çalışmalarda, küresel Lityum-İyon Pil Pazarının 2023'ten 2030'a kadar %15,70'lik bir yıllık bileşik büyüme oranına ulaşacağı, pazarın 2022'de 50 Milyar ABD Doları değerinde olacağı ve projeksiyon döneminin sonunda 188 Milyar ABD Dolarına ulaşacağı beklenmektedir. Türkiye'nin 3 yılda ihtiyaç duyduğu toplam enerji depolama pazarı yaklaşık 120 GWh'dir. Ortak girişim şirketi, pazarın büyük bir bölümüne hakim olan enerji depolama sistemleri başta olmak üzere birçok alanda faaliyet gösterecektir. Ayrıca her fabrika tarafından kullanılan elektrikli endüstriyel araçlar (forkliftler, çekiciler, AGV, golf arabaları, temizlik makineleri vb.) için özel ürünler, baz istasyonlarında ve telekom uygulamalarında kullanılmak üzere geliştirilen lityum piller, denizcilik uygulamaları için lityum piller, UPS uygulamaları için lityum piller, son kullanıcılar tarafından her an erişilebilen lityum piller de sağlayacaktır. Ürünlerin pazara girişi, ortak üretim tesisi yatırımının tamamlaması beklenmeden başlayacaktır. Ortak girişim şirketinin özellikle Avrupa pazarına ihracata yönelik Türkiye'nin üretim kapasitesini artırması hedeflenmektedir. Ortak girişim şirketinin, yüksek öncelikli teknoloji alanlarında uzmanlaşmış projelere kapsamlı destek ve teşviklerin sağlandığı, özel ihtiyaçlara göre geliştirilen özel çözümlerin sunulduğu bir yatırım programı olan HIT-30 Programı kapsamında verilecek teşviklere de başvuracaktır.

  • Karsan'ın Otonom e - ATAK’ı İsviçre’de yollara çıkarmaya hazırlanıyor

    Dünyada, toplu ulaşımın elektrikli ve otonom dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, yenilikçi modelleri ve üstün hizmet anlayışıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Dünya genelindeki varlığını her geçen gün daha da artıran Karsan, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin ilk tercihi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda dünyanın ilk, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebilen Seviye-4 toplu ulaşım aracı Otonom e-ATAK, özellikle tarihi dokusunu korumayı başaran eski yerleşim yerlerinin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Dünyada, toplu ulaşımın elektrikli ve otonom dönüşümünde öncü rol oynayan Karsan, yenilikçi modelleri ve üstün hizmet anlayışıyla dikkatleri üzerine çekmeye devam ediyor. Dünya genelindeki varlığını her geçen gün daha da artıran Karsan, Avrupa başta olmak üzere birçok ülkenin ilk tercihi olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda dünyanın ilk, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebilen Seviye-4 toplu ulaşım aracı Otonom e-ATAK, özellikle tarihi dokusunu korumayı başaran eski yerleşim yerlerinin ilk tercihi olmayı sürdürüyor. Karsan 8 ülkede toplu taşımayı otonoma dönüştürüyor! Karsan Otonom e-ATAK ABD’de Michigan State University kampüsünde 1.5 yıl boyunca 5 kilometrelik bir rotada yolcu taşıyarak dünyada bir ilki gerçekleştirmişti. Norveç’in Stavanger şehrinde ise 2022’den bu yana açık trafikte biletli yolcu yaşıyan Otonom e-ATAK, var olan güzergahını bu sene başında tünel içeren bir rota ile genişleterek, tünelden geçen ilk otonom araç olarak zorlu bir sınavı daha başarı ile vermişti. ABD, Norveç, Fransa, Romanya, Türkiye’den sonra son olarak Finlandiya’da çalışmaya başlayan Otonom e-ATAK ile 7 farklı noktada otonom projelerini devreye alan Karsan, 80 bin kilometre otonom sürüş deneyimi elde ederken, 30 binin üzerinde yolcu taşıdı. Bunlara ek olarak, Hollanda’nın Rotterdam şehrinde havalimanı otonom projesine de imza atan Karsan, 2024 yılı sonunda teslim edeceği 2 adet Otonom e-ATAK’la, dünyada ilk kez havalimanı transferini otonom bir araçla gerçekleştiren marka olacak. Bu başarılı projelere bir yenisini daha ekleyen Karsan, Otonom e-ATAK’ı şimdi de İsviçre’de yollara çıkarmaya hazırlanıyor. İsviçre'nin tarihi şehirlerinden Arbon’da hizmet verecek olan ve ülkenin ilk sürücüsüz otobüsü olacak Otonom e-ATAK, TGA'nın SCCL (Self Controlled City Liner) projesi kapsamında satın alındı ve aralık ayında Karsan tarafından şehre teslim edilecek. Ocak 2025 itibarıyla da Arbon’un toplu ulaşım operatörü Eurobus Ostschweiz AG bünyesinde yolcu taşımaya başlayacak. Karsan’ın “Mobilitenin Geleceğinde Bir Adım Önde” vizyonuyla yenilikçi adımlar atmayı sürdürdüğünü söyleyen Karsan CEO’su Okan Baş, “Avrupa başta olmak üzere dünyanın ulaşım altyapısını elektrikli ve otonom araçlarımızla dönüştürmeye devam ediyoruz. Ana hedef pazarlarımızın dışında yaptığımız çalışmalarla Japonya’dan ABD’ye kadar çok geniş bir coğrafyada tasarımından üretimine, satış pazarlamasından satış sonrasına kadar kendi markamızla hizmet veriyoruz” dedi. Avrupa’da şehir içinde, açık trafikte otonom şekilde toplu taşıma hizmeti veren araç olan Otonom e-ATAK’ın aynı zamanda Avrupa’da tünelden geçen ilk sürücüsüz araç olarak önemli bir başarıya imza attığını vurgulayan Okan Baş, “Aracımız, İsviçre’nin Arbon şehrinin dar sokaklarına uygun kompakt yapısıyla, tarihi dokuyu bozmadan, yolcularına konforlu ve çevreci bir otonom yolculuk deneyimi vadediyor. 2.2 kilometrelik bir toplu taşıma güzergahında, otonom sürüş modunda yolcu taşıma hizmeti sunacak olan Otonom e-ATAK ile İsviçre’nin de sürücüsüz toplu taşımaya geçişinde öncü rol üstlenmekten gurur duyuyoruz. Daha önce Jest aracımızla adım attığımız İsviçre pazarında, ağustos ve eylül aylarında ülkenin en büyük operatörlerinden birine teslim edeceğimiz 23 adet elektrikli e-ATAK aracımızla bu pazardaki varlığımızı daha da sağlamlaştırmayı hedefliyoruz” diye konuştu. Projeyle ilgili açıklamalarda bulunan ADASTEC CEO’su Dr. Ali Peker ise “ADASTEC olarak, Karsan ile gerçekleştirdiğimiz iş birliğiyle global çapta büyümeye devam ediyoruz. Stavanger'de gerçekleştirdiğimiz operasyon ile Avrupa’da bir ilki gerçekleştirdik, ABD’de ise Michigan State Üniversitesi'nde Amerika’nın ilk otonom otobüsünü devreye aldık. Bu projeler, sadece toplu taşıma sistemlerini otomatikleştirmekle kalmadı; aynı zamanda daha akıllı, daha bağlantılı ve sürdürülebilir bir geleceğe doğru önemli adımlar attık. Birçok Avrupa şehrinde hizmet vermeye devam ediyoruz, şimdi de Arbon'da toplu taşımayı daha erişilebilir ve verimli hale getiriyoruz. Bu başarılar, Karsan ile paylaştığımız ortak vizyonun bir sonucu. Projeye katkılarından dolayı proje sahibi TGA’ya ve operatör olan Eurobus’a da teşekkür ediyorum. Bu güçlü iş birliği ile toplu taşımada inovasyonun öncüsü olmaya devam ediyoruz ve her geçen gün daha fazla topluluğa global çözümler sunarak yerel faydalar sağlamayı hedefliyoruz” dedi. Yüksek Teknoloji İle Sürücüsüz Ulaşımın Geleceği! Karsan Otonom e-ATAK’ta aracın farklı yerlerinde konumlanan çok sayıda LiDAR sensör bulunuyor. Bununla birlikte, ön kısımda bulunan gelişmiş radar teknolojisi, RGB kameralarla yüksek çözünürlükte görüntü işleme kapasitesi sayesinde ekstra çevre güvenliği gibi birçok yenilikçi teknoloji de Otonom e-ATAK’ın özellikleri arasında yer alıyor. Tüm bu teknolojileri Seviye-4 Otonom olarak sunabilen Otonom e-Atak, planlanmış bir rota üzerinde sürücüsüz olarak hareket edebiliyor. Gece veya gündüz, her türlü hava koşulunda 40 km/s hıza otonom sürüşte çıkabilen araç, bir otobüs sürücüsünün yaptığı; rota üzerindeki duraklara yanaşma, inme-binme süreçlerini yönetme, kavşak ve geçitlerle trafik ışıklarındaki sevk ve idareyi sağlama benzeri tüm işlemleri sürücüsüz olarak gerçekleştiriyor. Karsan Hakkında: Türk otomotiv sanayinde 58 yılı geride bırakan Karsan, kurulduğu günden bu yana ticari araç segmentinde kendi markası da dahil, dünyanın önde gelen markaları için modern tesislerinde üretim yapıyor. 1981 yılından bu yana ticari araç üretimi gerçekleştiren Karsan'ın Bursa Hasanağa’daki fabrikası yılda tek vardiyada ~20 bin araç üretebilecek yapıya sahip. Binek araçtan ağır kamyona, minivandan otobüse kadar her türlü aracı üretebilecek esneklikte tasarlanan Hasanağa Fabrikası, Bursa şehir merkezine 30 km uzaklıkta olup, 99 bin metrekaresi kapalı toplam 203 bin metrekarelik bir alan üzerinde yer alıyor. Türk Otomotiv sanayisindeki tek bağımsız çok markalı araç üreticisi konumunda yer alan Karsan, mobilitenin geleceğinde bir adım önde olma vizyonu doğrultusunda iş ortakları ve lisansörleri ile birlikte yeni ve mevcut ürünlerin türevlerini geliştirerek yolcu taşımacılığında tüm segmentlerde yer almayı hedefliyor. Toplu taşıma sektöründe “yenilikçi ürün ve hizmetleri”, “fikirden pazara” geliştirmek ve pazara sunmak için faaliyetlerini sürdüren Karsan, özellikle Ana Üretici/OEM iş kolunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Toplu taşıma sektöründe "fikri geliştirmeden pazara" kadar "yenilikçi ürün ve hizmetler" geliştirme ve piyasaya sunma faaliyetlerini sürdüren Karsan, özellikle ana üretici/OEM iş kolunu güçlendirmeyi hedeflemektedir. Karsan, Ar-Ge'den üretime, pazarlamadan satış ve satış sonrası faaliyetlere kadar otomotiv değer zincirinin tamamını yönetmektedir. Karsan, kendi markası altında Jest ve Atak modellerini üretmektedir. 2018'de Karsan e-JEST, 2019'da Karsan e-ATAK, 2021'de yerli teknoloji şirketi ADASTEC ile birlikte geliştirdiği, dünyada bir ilk olan Seviye-4 sürücüsüz otobüs Otonom e-ATAK, aynı yıl doğuştan elektrikli e-ATA ailesinin 10m, 12m, 18m modelleri ve 2022'de e-ATA HYDROGEN modellerini peş peşe piyasaya sürerek, 6 metreden 18 metreye kadar tamamen elektrikli ürün gamı sunan Avrupa'daki ilk ve tek şirket olmuştur. 2022 itibarıyla Renault markası için Megane Sedan otomobillerinin üretimini de gerçekleştiren Karsan, 2023 yılının sonunda ise, sağdan direksiyonlu e-JEST modeliyle Japonya pazarına giren ilk Avrupa otobüs üreticisi olmuştur. ADASTEC Hakkında 2018 yılında kurulan ADASTEC Corp, büyük ölçekli otobüsler ve ticari araçlar için otomasyon çözümleri sunan ABD merkezli bir şirkettir. Son teknoloji Seviye-4 otonom sürüş yazılım platformumuz flowride.ai, büyük ölçekli otobüs otomasyonunda üstün kabiliyetleri ile sektör standartlarını yeniden tanımlamış ve ADASTEC'i bu alanda öncü bir konuma taşımıştır. Kalite ve yeniliğe olan sarsılmaz bağlılığı sayesinde ADASTEC, prestijli ISO sertifikalarına layık görülmüştür ve merkezi Michigan, East Lansing'de bulunup, Türkiye ve Hollanda'da global varlığı ile faaliyet göstermektedir. Dünya çapında birçok farklı ülkede operasyonlarını yürüten ADASTEC Corp, sektörün öncü şirketleri ile kurduğu güçlü ortaklıklar aracılığıyla toplu taşımayı daha sürdürülebilir ve verimli bir sistem haline getirme yolunda emin adımlarla ilerlemektedir. Büyük ölçekli otobüs ve ticari araçların fabrika çıkışlı otomasyonu ve toplu taşıma sistemlerine sorunsuz entegrasyonu konusunda derinlemesine uzmanlığa sahip olan ADASTEC, modern şehirlerin artan ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla ölçeklenebilir, ekonomik ve yüksek güvenlik standartlarına sahip çözümler geliştirmeye kendini adamıştır.Daha fazla bilgi için www.adastec.com ziyaret ediniz.

  • Bedensel engelli genç, öğrencilik yaptığı üniversitede memur oldu

    Hakkari'de doğuştan bedensel engelli Yaşar Gültekin, Engelli Kamu Personeli Seçme Sınavı'nda (EKPSS) sağladığı başarıyla ön lisans programından mezun olduğu Hakkari Üniversitesinde memurluğa atandı. Kıran Mahallesi'nde yaşayan 28 yaşındaki Gültekin'in doğuştan geçirdiği beyin kanaması sonucu sol tarafı kısmi felçli kaldı. Yaşadığı rahatsızlık nedeniyle yürüme ve konuşma güçlüğü çeken Gültekin, liseden mezun olduktan sonra eğitim hayatına devam etti. Yaşadığı zorluklara rağmen 2018'de Yükseköğretim Kurumları Sınavı'na giren Gültekin, aldığı puanla Hakkari Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Çevre Sağlığı Programı'na yerleşti. Ön lisansını başarıyla tamamlayan Gültekin, iki yıl önce azmederek hazırlandığı EKPSS'de 82 puan alarak üniversitenin İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesine memur olarak atandı. "Asla umudunuzu kaybetmeyin" Düzenli kitap okuyan, eğitimdeki başarısı ve yaşama sevinciyle çevresindekilere örnek olan Gültekin, AA muhabirine, yaşadığı zorluklar karşısında hiç yılmadığını söyledi. Rektör Prof. Dr. Ömer Pakiş ve akademisyenlerin kendisine destek çıktığını belirten Gültekin, "Öğrencisi olduğum üniversiteye memur olarak gelmek bayağı güzel bir duygu. Başta Veli ağabey olmak üzere bütün arkadaşlarımın bana karşı yaklaşımı çok iyi. İşte olsun, yemekte olsun, her konuda çok yardımcı oluyorlar." dedi. Yaşadığı ilde ve eğitim gördüğü üniversitede zorluk çekmediğini dile getiren Gültekin, şunları kaydetti: "Hocalarımdan, arkadaşlarımdan bayağı destek alıyorum. Dikey Geçiş Sınavı'na girdim. Bölümü 4 yıllığa tamamlayacağım. Durmak yok, yola devam. İlkokuldayken bir öğretmenim bana kitap okumanın ne kadar güzel olduğunu anlatmıştı. Ben de okurken zevk aldım ve okumaya devam ettim. 15 yıldır düzenli kitap okuyorum. Fanatik Beşiktaşlıyım. En büyük hayalim stada gidip maç izlemek. Gençlere sesleniyorum. Asla umudunuzu kaybetmeyin. Emek vererek çalışın. Benim gibi onlarca insan var."

  • Plastik sektöründe satış sorumlusu olarak çalışıyordu… Patron oldu!

    Malatya’da 30 yıl önce satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe atölye kuran girişimci, fabrikanın patronu oldu Malatya’da 30 yıl önce satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe 3 ortakla birlikte atölye kuran girişimci, 102 kişinin istihdam edildiği fabrikanın patronu oldu. Sektörde 1994 yılında bir fabrikada satış sorumlusu olarak çalışmaya başlayan Işık, Küçük Sanayi Sitesi’nde 2020 yılında 3 ortakla kurdukları atölyede plastik boruların ek parçalarını imal etti. Bir süre sonra ise Işık, 2. OSB’de kurduğu fabrika ile yurt içi ve yurt dışına farklı ebatlarda boru satışı yapmaya başladı. Mehmet Hanifi Işık, satış sorumlusu olarak girdiği plastik sektöründe işveren olarak ticari faaliyetine devam ettiğini söyledi. Plastik sektöründe gördüğü açık dolayısıyla 2000 yılında ek parça imalatına başladığını ve 10 yıl sonra da fabrika kurduklarını dile getiren Işık, “20 kişiyle başladığımız işletmede yıllık kapasitemiz 1000 tondu, şu an kapasitemizi 10 katına çıkardık. Şu an 102 çalışanımız var. ” dedi. Tarımsal sulama, içme suyu ve kanalizasyon boruları ürettiklerini dile getiren Işık, “Tarımsal sulama dediğimiz boruların alt ve üst yapıları. Pancar ve bostanda kullanılan yağmurlama dediğimiz borular. Kayısı ve narenciye sulamasında laterit hatlar için kullanılan hortumları üretiyoruz, bunlar kapalı sistem sulamada kullanılıyor. İçme suyu için pvc ve polietilen dediğimiz boruları üretiyoruz. Bunlar, Malatya Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İşleri Genel Müdürlüğü, Devlet Su İşleri ile TOKİ’nin kullandığı ürünler. Kanalizasyon için koruge üretiyoruz, yüz çaptan bin çapa kadar yani bir metre genişliğinde boru üretiyoruz.” diye konuştu. İHRACATI YÜZDE 40’A ÇIKARMAYI HEDEFLİYOR Fabrikayı ilk kurduklarında Irak’a bir miktar ihracat yaptıklarını ifade eden Işık, şunları kaydetti: “Yılda 9 bin ton plastik üretiyoruz. Şu an ihracat bayrağını oğluma devrettim. Yüzde 5 olan ihracatımızı bu yıl yüzde 20’ye çıkardık. İki yıl içinde ihracatımızı yüzde 40’a çıkarmayı hedefliyoruz. Kapasite artırımı için yatırım yapıyoruz. 2026’da 15 bin tonluk üretim hedefliyoruz. Daha önce Cibuti ve Fas’a ihracat yaptık, şu an ciddi olarak çalıştığımız Suriye ve Irak. Şu an Irak’ta firmamıza ait depo oluşturduk ve oradan toptan satış yapıyoruz. Orada iyi bir satış potansiyeli hedefliyoruz.”

  • 5 dekar alana deneme amacıyla ekmişti! Şimdi siparişlere yetişemiyor

    2007 yılında Çorum’un İskilip ilçesinde 5 dekar alanda çilek üretimine başlamıştı, 2024 yılında yaklaşık 750 dekar alanda üretime devam ediyor. Tarımsal ürün çeşitliliğini artırmak amacıyla özellikle dağlık bölgelerdeki köylerde çilek yetiştiriciliğinin yaygınlaştırılması amacıyla çalışma başlatıldı.2007 yılında yapılan denemede iyi verim alınması üzerine açılan kurslarda çilek üretimi eğitimi alan çiftçiler, arazilerinin belli bölümlerinde çilek yetiştiriciliğine başladığı belirtildi. ORGANİK PAZARLARDA SATILMAYA BAŞLANDI İskilip Kaymakamlığı ve İskilip Belediyesince desteklenen çiftçiler, ürettikleri çilekleri tarlalarının yanına kurdukları tezgahlarda satış yaparak gelir elde etti. 2013 yılında organik üretime geçen çilek üreticileri, ürünlerini İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde kurulan organik pazarlarda satılmaya başlandı. İskilip Belediyesince 2023’te coğrafi işaret tescili alınan İskilip çileği, tatlı aromasıyla öne çıkıyor. Yılda 4 kez hasat yapan İskilipli çilek üreticileri, bu yıl 2 bin ton çilek elde etmeyi hedefliyor. İskilip Ziraat Odası Başkanı Adem Efe, İskilip’te çilek üretiminin 750 dekara kadar yükseldiğini belirtti. İLÇE EKONOMİSİNE KATKI SAĞLADI İlçede 520 ile 1650 rakımları arasında çilek yetiştirildiğini belirten Efe, “Bölgemizdeki gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkının fazla olması ve toprağımızın potasyum zenginliği sebebiyle çileğimizin aroması fazladır” ifadelerinde bulundu. Efe, ilçede üretilen çileğin bir kısmının Türkiye’nin farklı illerine gönderildiğini, bir kısmını da Ziraat Odası bünyesinde kurdukları dondurarak kurutma tesisinde kurutarak ilçe ekonomisine katkı sağladıklarını vurguladı.

  • Genç Yazar Enes Saraç’ın Yükselişi: Tarih, Aşk ve İnsani Değerlerle Dolu Eserleri

    Edebiyat dünyasında genç yaşına rağmen kendine sağlam bir yer edinen Enes Saraç, yazdığı eserlerle hem okuyucuların hem de eleştirmenlerin dikkatini çekmeye devam ediyor. Tarihi olaylardan, insani duygulara kadar geniş bir yelpazede kalem oynatan Saraç, son dönemde yayınladığı eserlerle büyük beğeni topladı. Eserlerinde Tarihin ve İnsanlığın İzleri Enes Saraç, Doğu Türkistan’ın dramatik tarihini ele aldığı "Bir Doğu Türkistan" kitabı ile büyük yankı uyandırdı. Bu eserinde, bölgedeki insanlık dramını ve tarihsel gerçekleri okuyucularına güçlü bir dille aktaran Saraç, edebiyatseverlerin ilgisini çekmeyi başardı. Tarih bilincini canlı tutan bu eser, aynı zamanda insan haklarına duyarlı okuyucular için de önemli bir kaynak olarak öne çıkıyor. Saraç’ın eserleri sadece tarihi konularla sınırlı kalmıyor. Aşkın derin anlamını keşfettiği son kitabı ise yazarın edebi yelpazesini genişleten bir diğer önemli çalışma. Gerçek aşkı konu alan bu eser, okuyucularına duygusal bir yolculuk sunarak, aşkın evrensel boyutlarını sorguluyor ve aşkın farklı yüzlerini keşfetmeye davet ediyor. Kitabı Satın almak için tıklayın Yazar Enes Saraç’ın Portresi Enes Saraç, yazarlık kariyerine genç yaşta adım atan ve kısa sürede büyük bir okur kitlesine ulaşan bir isim olarak öne çıkıyor. Antalya'lı olan yazar, küçük yaşlardan itibaren edebiyata duyduğu ilgiyle tanınıyor. İlk yazılarını lise yıllarında kaleme alan Saraç, üniversite eğitimi sırasında edebi yeteneklerini daha da geliştirerek profesyonel yazarlık kariyerine başladı. Yazdığı eserlerle edebiyat dünyasında hızlı bir çıkış yakalayan Enes Saraç, özellikle tarih ve insani değerler üzerine yazdığı kitaplarıyla tanınıyor. Eserlerinde derin bir insan sevgisi ve tarih bilinci barındıran yazar, okuyucularına her zaman anlamlı ve düşündürücü içerikler sunmayı hedefliyor. Gelecekteki Projeleri ve Etkisi Enes Saraç, yazarlık kariyerinde emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor. Tarihi ve toplumsal olayları ele aldığı eserlerinin yanı sıra, insani duyguları keşfettiği kitaplarıyla da geniş bir okuyucu kitlesine hitap ediyor. Gelecekteki projeleri merakla beklenen Saraç, edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı amaçlıyor. Yazarın, edebiyat dünyasında elde ettiği başarılar ve yazdığı kitaplar, genç yazarlara da ilham kaynağı oluyor. Enes Saraç, kalemiyle yeni ufuklar açmaya ve okuyucularını derin düşüncelere sevk etmeye devam ediyor. Tüm kitaplarını Gör Enes Saraç: Genç Bir Kalemin Büyük Yolculuğu Enes Saraç, genç yaşına rağmen edebiyat dünyasında adını duyurmayı başarmış yetenekli bir yazar. Antalya'da doğup büyüyen Enes, küçük yaşlardan itibaren kitaplara olan ilgisi ve yazma tutkusuyla tanınırdı. Lise yıllarında kaleme aldığı kısa hikayeler ve denemelerle edebiyat dünyasına ilk adımını atan Saraç, üniversite eğitimi sırasında bu yeteneğini daha da geliştirdi. Saraç’ın yazarlık kariyerindeki en önemli dönüm noktalarından biri, "Bir Doğu Türkistan" adlı eserini yayımlaması oldu. Bu kitap, Doğu Türkistan’ın dramatik tarihini ve bölgedeki insanların yaşadığı zorlukları anlatan etkileyici bir eser olarak öne çıkıyor. Enes Saraç, tarihi olayları derinlemesine ele alarak, okuyucularına hem bilgilendirici hem de duygusal bir okuma deneyimi sunmayı başardı. Eser, kısa sürede büyük ilgi gördü ve edebiyat eleştirmenleri tarafından övgüyle karşılandı. Enes Saraç’ın başarısı sadece bu kitapla sınırlı kalmadı. Gerçek aşkı konu alan ve aşkın evrensel anlamını sorgulayan son kitabı, onun edebi yelpazesini genişleten bir diğer önemli çalışma oldu. Bu eser, genç yaşta derin duyguları ve insani değerleri keşfetme yeteneğine sahip olan bir yazarın gücünü bir kez daha ortaya koydu. Saraç, yazdığı her eserde insana dair derin bir anlayışı ve toplumsal bilinci yansıtarak, okuyucularına yeni perspektifler sunmayı hedefliyor. Onun kalemi, tarihin izlerini taşıyan hikayelerden, aşkın ve insanlığın en saf halleriyle dolu eserlere kadar geniş bir yelpazede okuyucularını etkiliyor. Gelecekteki projeleri merakla beklenen Enes Saraç, edebiyat dünyasında kalıcı bir iz bırakmayı amaçlıyor. Yazarlık yolculuğunda emin adımlarla ilerleyen Saraç, genç yaşına rağmen kazandığı başarılarla, sadece kendi nesline değil, gelecek kuşaklara da ilham vermeye devam ediyor.

Arama Yap

bottom of page