top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Yapay zeka destekli sulama sistemi verimde artış, enerjiden tasarruf sağlıyor

    Elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, geliştirdikleri yapay zeka destekli sulama sisteminin, doğru zamanda yeteri kadar sulama ile verim artışı, enerjiden tasarruf ve işçilik maliyetlerinde düşüş sağladığını bildirdi. Suyun en çok tüketildiği sektör olan tarımda su tasarrufu için başvurulan yöntemlerden biri olan akıllı sulama, bitkinin ihtiyacı kadar suyun verilmesi ile sudan ve üretimden maksimum verimin elde edilmesi için geliştirilen sistemleri kapsıyor. Bu sistemler üzerine çalışan E-Sular firmasının kurucu ortağı ve elektrik elektronik mühendisi Fatma Aktaş, AA muhabirine, sürdürülebilir tarım, su ve gübre yönetiminde ileri teknolojik çözümler üzerine 5 yıldır aktif olarak sahada çalışmalar yaptıklarını, Türkiye ve Azerbaycan’da birçok çiftçiye hizmet verdiklerini, 2021'de İTÜ Çekirdek Kuluçka Merkezi ile yollarının kesişmesinin kendilerini çok ileriye taşıdığını söyledi. Sulama, su yönetimi ve gübreleme gibi alanlarda kullanılabilecek yazılım ve yapay zeka çözümlerinin tarımın daha sürdürülebilir olmasına katkı sağlayacağını kaydeden Aktaş, Türkiye'deki su kullanımı verilerinin dijital tarımın yaygınlaşmasının gerekliliğini gösterdiğini ifade etti. DSİ verilerine göre Türkiye'nin toplam su hacminin 112 milyar metreküp, yıllık kişi başı su tüketiminin ise 1300 metreküp olduğunu hatırlatan Aktaş, su fakiri olma sınırının 1000 metreküp olduğunu ve Türkiye'nin su fakiri olmaya doğru gittiğini, küresel ısınma ve iklim değişikliği gibi faktörlerin de bu baskıyı artırdığını belirtti. "Sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız kadar suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz" Türkiye'de 1 yılda kullanılan 55 milyar metreküp suyun 45 milyar metreküpünün tarımda harcandığını vurgulayan Aktaş, "Biz yanlış sulamadan dolayı 1 yılda bunun 25 milyar metreküpünü israf ediyoruz. Bunu şöyle somutlaştırırsak daha anlaşılır olacaktır; biz sanayi ve evlerde 1,5 yılda kullandığımız suyu tarımda sadece 1 yılda israf ediyoruz." dedi. Yapay zeka destekli akıllı sulama sistemlerinin tarımda önemli avantajlar sağladığını dile getiren Aktaş, şöyle devam etti: "Çiftçi ne kadar su kullanabileceğini, bitkinin ne kadar suya ihtiyacı olduğunu bu teknolojilerin sağladığı verilerle analiz edebiliyor. Sistemdeki çeşitli kayıp, kaçak, arıza durumlarını insanların manuel olarak tespit etmesi çok zor çünkü çok geniş alanlar ve bu geniş alanları insan kaynağı ile manuel olarak yönetmek zor. Gittikçe de daha çok zorlaşıyor. O yüzden buralara teknolojileri entegre ederek daha öngörülebilir, riskleri daha azaltıcı ve günün sonunda veriye dayalı kararlar verebileceği hatta aksiyon alabileceği sistemler sayesinde hem su kısmında hem de enerji bacağında ciddi anlamda tasarruf elde edebiliyorlar." "Yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor" Tarım arazileri ve seralarda su ve enerji optimizasyonu için suyun çıktığı kaynaktan bitkiye ulaşana kadarki süreci uçtan uca dijital hale getirerek yapay zeka teknolojileriyle buradaki verileri anlamlandırdıklarını ve çiftçilere daha verimli üretim imkanı sunduklarını anlatan Aktaş, araziye gittiklerinde işe ilk olarak suyun kaynağını yönetmekle başladıklarını aktardı. Aktaş, "Akabinde arazi içine gittiğimizde bazı arazilerde 20, 30 bazılarında yüzlerce, binlerce vana var. Bu vanaları yönetmek gerekiyor. Burada mesela bizim vana kontrol ünitelerimiz var. Otomatik ve verimli bir şekilde havuzun doldurulması gerekiyor. Bunun için havuz seviye sensörlerimiz var. Çeşitli toprak nem sensörlerimiz var, iklim istasyonu gibi sensörlerimiz var. Her arazinin de çiftçinin de ihtiyacına göre çeşitli ürünler var. " diye konuştu. Verinin ve yapay zekanın desteği ile "izle, öğren, yönet" felsefesiyle maksimum verimi minimum kaynak yönetimi ile sağlamaya çalıştıklarını dile getiren Aktaş, sistemin verime ve tasarrufa yansımaları hakkında şunları söyledi: "Mesela bir işletmemiz var. 7 ila 10 kuyusu var. Kuyusunu ve havuzunu yönetiyoruz. Sadece bir sezonda o proje çıktısında gözlemlediğimiz enerji bacağında yüzde 30'a varan bir tasarruf sağlamıştık. Sulama kısmında da doğru zamanda yeteri kadar sulama yapıldığı için yüzde 30 ila yüzde 60 bandında bir verim sağlıyor. Tarımın sadece su ve enerji değil işçilik gibi bir problemi de var ama uzaktan yönetebilir dijital teknolojiler, araziye gitmeyi minimize ettiği için oradaki maliyetleri de azaltmış oluyor." Mobil uygulama ile akıllı sulama sensörleri uzaktan nasıl kontrol ediliyor? Geliştirdikleri sensörlerle toprak nemi, sıcaklık, basınç, akış, tuzluluk ve pH değerlerinin anlık olarak takip edilebildiğinden, aynı zamanda elde edilen bu verilerle bitkilerin su ihtiyaçlarını ve toprak kalitesini analiz ederek sulama süreçlerinin otomatik olarak yönetilebildiğinden bahseden Aktaş, şu bilgileri paylaştı: "Kullanıcı mobil uygulamanın ara yüzüne girdiğinde öncelikle arazisinde hangi cihazlar var, kaç vanası, sensörü, pompası var, onları görüyor. Sonra detaylar kısmına girdiğinde hem anlık hem de geçmişe yönelik haftalık, aylık, yıllık veriler ve bolca grafikler var. Bunları raporlandırabiliyor, arazinin haritasını görebiliyor. Cihazların hepsini ekleyip anlık olarak takip edebiliyor. Bir de arka hesap bildirim sistemlerimiz var. Hani vanası açıldı, sulama başladı ve kapandı, pompası çalıştı diye. Çiftçi bunları uygulama içerisinden de görebiliyor. Aynı zamanda biz telegram üzerinden sürekli bildirim gönderiyoruz. Sistemler de zaten akıllı olup kendileri çalıştığı ve aksiyon alan sistemler olduğu için 7/24 hiç uygulamaya girmeden de aslında süreci takip edebiliyoruz." "(Bitkinin) İhtiyacı neyse verip gelecek yıl su ihtiyacından kısmıyorum" Yapay zeka destekli sulama sistemini 1300 dekarlık Cevizli Bahçe adlı tarım işletmesinde kullanan Ziraat Mühendisi Gürcan Balcı, mobil uygulamasından da faydalandıkları sistemin kurulumunun ve kullanımının çok pratik olduğunu söyledi. Chandler ceviz ağaçlarının bulunduğu arazide 72 su vanası olduğunu ve bu vanaların otonom olarak çalıştığını belirten Balcı, "Zaten en büyük şey tüketimde. Sulama kontrolümüzle biz bu nem değerlerini tansiyon metrelerle ölçtüğümüzde su tüketimimizi de minimize etmeye çalışıyoruz. İhtiyacı neyse, 5 litreyse 5 litre verip gelecek yıl su ihtiyacımdan kısmıyorum. İhtiyaçlarımızı belirleyip bu ihtiyaçlar doğrultusunda gidiyorum. Mobil uygulama çok basit, sade ve komple Türkçe. Vanalar, pompalar, kuyular, toprak analiz kısmı da var. Mesela iki havuzumuz var ve mobil uygulamada sadece bir tuşa basıp kuyulardaki motorları kendi kendine çalıştırıp havuzumuzu doldurabiliyorum. Su istediğim seviyeye geldiğinde de sensör haber veriyor, pompalarımı kapatıyorum." ifadelerini kullandı.

  • ABD'de resesyon endişesi satış baskısını derinleştirdi

    New York borsası, ABD'de açıklanan istihdam raporundaki verilerin resesyon endişesini artırmasıyla negatif bir seyir izliyor. ABD Merkez Bankasının (Fed) çarşamba günkü toplantısında politika faizini sabit bırakırken eylül toplantısı için faiz indirim sinyali verse de, hafta boyunca açıklanan verilerin resesyon endişesini beslemeye devam etmesi risk algısının önemli derecede yükselmesine neden oldu. Bugün ABD'de açıklanan verilere göre tarım dışı istihdam 114 binle beklentilerin oldukça altında artarken, haziran ayındaki 206 binlik tarım dışı istihdam verisi de 179 bine revize edildi. Ülkede saatlik kazançlar yüzde 0,2 ile öngörülerin altında yükselirken, işsizlik oranı da yüzde 4,3'le Ekim 2021'den bu yana en yüksek seviyesine ulaştı. Özellikle istihdam raporundaki verilerin ardından piyasalardaki satış baskısının derinleştiği görülürken, New York borsasında endeksler yüzde 2'den fazla değer kaybetti. Söz konusu düşüşe yaklaşık yüzde 27 değer kaybıyla Intel öncülük ederken, onu yüzde 10'la Amazon, yüzde 7'yle American Express, yüzde 5,5'le Goldman Sachs, yüzde 5'le Boeing ve yüzde 4,5'la JP Morgan takip etti. ABD'de işlem gören en büyük şirketlerden Microsoft yaklaşık yüzde 2,8, Nvidia yüzde 3,3, Google yüzde 3,2 ve Meta Platforms da yüzde 1,8 geriledi. Dün beklentilerin üzerinde kar açıklayan Apple hisseleri ise yüzde 3 değer kazanırken, satış baskısının daha da derinleşmesine engel oldu. Analistler, iş gücü piyasalarındaki hızlı soğumanın resesyon endişelerini desteklediğini kaydederek, bu durumun görece riskli varlıklarda kaydedilen düşüşte etkili olduğunu bildirdi. Öte yandan, resesyon endişeleriyle güvenli liman varlıklara olan talep üçlenirken, ABD'nin 10 yıllık tahvil faizi düşüş eğiliminin yedinci iş gününde yaklaşık 15 baz puan gerileyerek yüzde 3,83'te dengelendi. Tahvilin getirisi bir ara yüzde 3,79'a inerek 27 Aralık 2023'ten bu yana en düşük seviyeyi test etti. Para piyasalarındaki fiyatlamalarda, söz konusu durumun ardından Fed'in eylülde 50 baz puan faiz indirimine gideceğine yönelik fiyatlamalar güçlenirken, yıl sonuna kadar toplamda 100 baz puan faiz indirileceğine ilişkin öngörüler öne çıktı.

  • BYD Başkan Yardımcısı Li: Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi haline getirmek istiyoruz

    BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi Stella Li, Türkiye'ye sadece bir üretim tesisi inşa etmeye gelmediklerini belirterek, "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz." dedi. BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika Üst Yöneticisi (CEO) Stella Li, Türkiye'ye sadece bir üretim tesisi inşa etmeye gelmediklerini belirterek, "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunların hepsi tutku verici gelişmeler." dedi. Stella Li, BYD'nin Türkiye'de 1 milyar dolarlık yatırım kararı almasına ilişkin AA muhabirinin sorularını yanıtladı. Coğrafi konumu bakımından da Türkiye'nin önemine işaret eden Li, "İstanbul, Asya ile Avrupa'yı birbirine bağlayan dünyanın tek şehri. Türkiye, Avrupa yakasında da olabiliyor, Asya yakasında da olabiliyor. Böylece Türkiye, burada bir üretim merkezi kurma isteğimiz konusunda en üst noktada yer alıyor ve sonrasında sadece Avrupa'ya değil, çevredeki bölgeyi de kapsayacak şekilde çok sayıda otomobil ihraç etme şansımız olacak." ifadesini kullandı. "Sadece bir tesis inşa etmeye gelmedik" Stella Li, BYD'nin dünya lideri bir yeşil teknoloji şirketi olduğunu ifade ederek, yalnızca otomobil üreten değil aynı zamanda bir mühendislik şirketi olduklarını vurguladı. Dünya çapında 110 binden fazla AR-GE mühendisine sahip olduklarını ve günde 32 patent ürettiklerini anlatan Li, "Bu nedenle Türkiye'ye sadece bir tesis inşa etmeye gelmedik, aynı zamanda elektrikli ve şarj edilebilir hibrit otomobillerdeki en gelişmiş yüksek teknolojiyi Türkiye'ye getirmek için bir tutkumuz var. Biz bu tesisi, en ileri teknolojiyi buraya getirecek en büyük üretim yerlerinden biri olacak şekilde inşa etmek istiyoruz." dedi. "8 ila 12 farklı model arasında bir üretim üzerinde konuşuyoruz" Li, üretim tesisinin kurulacağı Manisa'ya bir ziyaret gerçekleştirdiklerini ve buradaki devlet kurumlarından ve yerel halktan çok etkilendiklerini dile getirerek, "Çok profesyoneller ve araziyi çok beğendik. Burası bizim evimiz olacak ve burada yerel bir Türk şirketi gibi olacağız." açıklamasında bulundu. Türkiye'deki üretimin detaylarına değinen Li, "Yani yaklaşık 8 ila 12 farklı model arasında bir üretim üzerinde konuşuyoruz. Bu yüzden burada daha fazla model üretebilme ve kendimizi burada yerelleştirebilme şansını yakalamak istiyoruz." şeklinde konuştu. "12 aydan daha kısa sürede inşa edebileceğimizi umuyoruz" Mümkün olan en kısa zamanda fabrika inşaatına başlamak istediklerini ve yatırımın birinci fazında pil paket montajının Türkiye'de yapılacağını aktaran Li, şunları kaydetti: "Şu anda çalışıyoruz, burada 12'den fazla kişiden oluşan, farklı bölüm bileşenlerini temsil eden insanlardan oluşan büyük bir ekibimiz var. Pek çok ayrıntıyı bilmek ve daha derinlemesine öğrenmek için bir hafta Manisa'da kalmak istiyoruz. Böylece artık bu proje üzerinde çalışmaya gerçekten hazır hale geleceğiz. Belki önümüzdeki yaz aylarında fabrikanın inşaatına başlayabiliriz ve sonrasında Çin'deki gibi 12 aydan daha kısa sürede fabrikayı inşa edebileceğimizi umuyoruz." "Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi haline getirmek istiyoruz" Türkiye'de yerel ortaklarla çalışmayı planladıklarını bildiren Li, "Buradaki BYD yatırımı sadece 5 bin kişiye daha istihdam kazandırmıyor. Ayrıca teknoloji ve yeniliği getiriyoruz. Buradaki teknolojiyi artırmak istiyoruz. Türkiye'yi geleceğin teknolojisinin merkezi, ardından inovasyon merkezi haline getirmek istiyoruz. Bunların hepsi tutku verici gelişmeler." değerlendirmesinde bulundu. "BYD buraya daha fazla Çinli turistin gelmesini de teşvik edebilir" BYD'nin Türkiye'de üretim yapacak olması nedeniyle araçlarda Türk tüketicilere özel bazı tasarımlar ve yenilikler getirebileceklerini anlatan Li, aynı zamanda araç multimedya sistemine, Türk TV programları ve dizilerinde yer alacağı bir uygulamanın entegre edilebileceğini söyledi. İstanbul'u ikinci kez ziyaret ettiklerini ve özellikle yemeklerden çok memnun kaldığını dile getiren Li, "Burası muhteşem bir turizm ülkesi. Ve biliyorsunuz ki Çin'den çok fazla turist var. Çinliler seyahate 200 milyar dolardan fazla para harcıyor. Bu yüzden belki BYD buraya daha fazla Çinli turistin gelmesini de teşvik edebilir. Türkiye'yi tanıtmak istiyoruz." ifadelerini kullandı. Türkiye'ye yatırım konusunda gümrük tarifelerini çok dikkate almadıklarını anlatan Li, daha çok ülkenin üretim açısından rekabetçi ve yeni teknolojilere hazır olmasına baktıklarını vurguladı. "Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanı ile harika bir toplantı gerçekleştirdi" BYD Yönetim Kurulu Başkanı Wang Chuanfu'nun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı görüşmeye de değinen Stella Li, "Başkanımız, Sayın Cumhurbaşkanı ile harika bir toplantı gerçekleştirdi. Sayın Cumhurbaşkanı, BYD'den ülkeye en ileri teknolojiyi getirmesini, aynı zamanda Türkiye'nin sanayideki yeteneklerini büyütmesine ve en ileri sanayi merkezimizi kurmasına yardımcı olmasını istedi. Ve evet Sayın Cumhurbaşkanı, tüm bu ileri teknolojiyi buraya getiriyoruz. Ayrıca insanlarınızın (teknoloji alanında) eğitimine de katkı sunacağız." diye konuştu. "Devlet kurumlarının profesyonelliğinden ve özverilerinden çok etkilendik" BYD Başkan Yardımcısı ve BYD Amerika CEO'su Stella Li, yatırım sürecinde Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ve ilgili kurumların kendileriyle son derece uyum içinde çalıştığına işaret ederek sözlerini şöyle tamamladı: "Türkiye'deki devlet kurumlarıyla çalışırken onların profesyonelliğinden ve özverilerinden çok etkilendik. Özellikle de Sayın Bakanımız ve sanayiden gelen büyük bir ekip ve bütün bir ekip çalışıyorlar. Her zaman 'dünyanın en çalışkan grubu veya milliyeti Çinlilerdir' diye bahsediyoruz. Ama sonra öğrendik ki (Türk yetkilikler) aslında bizden daha çok çalışıyorlar. Ayrıca çok profesyoneller ve en ayrıntılı teknoloji setini bile biliyorlar. Bu çok etkileyici."

  • Tek seferde çalıştı! Dünyanın ilk hidrojen motorunu üretti

    Bath Üniversitesi'ndeki bir grup öğrenci, dünyada lisans öğrencileri tarafından üretilen ilk içten yanmalı hidrojen motoru geliştirdi. Bath Üniversitesi’nden çığır açan icat! Öğrencilerin ilk hidrojen motoru tek seferde başarılı oldu. Biliyorsunuz hidrojen, çevre dostu yakıtlar arasında öne çıkıyor çünkü yanma esnasında hiç karbondioksit salınımı yapmıyor. Bu öğrenciler, bu süper temiz yakıtı kullanarak, bir prototip hidrojen motoru geliştirdiler. Üstelik bu motor, 2035 yılında benzin ve dizel araçların yasaklanacağı bir dünyada, tam zamanında üretildi diyebiliriz. Projeye sponsor olan bir firmadan sağlanan modifiye edilmiş tek silindirli benzin motoru kullanarak başladılar. Motoru, hidrojen yakıtına uygun hale getirmek için özel bir kontrol ünitesi ve hidrojen spesifik yakıt enjektörleri ile donattılar. Ve ne mi oldu? Motor tek seferde çalıştı. Samuel Ray adında bir öğrenci ve takım lideri, projeye dair şunları söyledi: “Başlamadan önce elimizdeki tüm araştırma ve literatürü okuduk, her şeyi analiz ettik ve neleri başarabileceğimizi anlamaya çalıştık. Küçük bir takım olmamıza rağmen, bu projede neler yapabileceğimizi keşfetmek gerçekten heyecan vericiydi.” Hidrojen motoru üretme başarısı sadece bu öğrenciler için değil, tüm dünya için umut vaat eden bir gelişme oldu. Temiz enerji alanındaki bu gibi yenilikler, sıfır emisyonlu araçların geliştirilmesine ve toplumumuzun kirletici enerji kaynaklarına olan bağımlılığının azaltılmasına büyük katkı sağlayabilir. Yani bu öğrenciler temiz bir geleceğin kapısını araladı diyebiliriz. Lisans öğrencilerinden hidrojen motoru gibi bir yeniliğin ortaya çıkması, genç mühendislerin ve bilim insanlarının ne kadar parlak ve çözüm odaklı olabileceğini tüm dünyaya göstermiş oldu

  • Türkiye yüksek teknoloji alanında üretim üssü olacak

    Türkiye, toplam 30 milyar dolarlık büyüklüğüyle "İnovasyon Karnesi Göstergeleri"nin iyileşmesine güçlü katkı verecek "HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı" ile devler ligine girmeye hazırlanıyor. Bu doğrultuda çıkılan ilk 6 çağrıyla, Türkiye'nin yeni nesil enerjili araçlar, batarya teknolojileri, çip teknolojileri, güneş hücresi, rüzgar türbinleri alanlarında üretim merkezi haline getirilmesi amaçlanıyor. Anılan çağrılar kapsamında, 20 milyar doların üzerinde özel sektör yatırımının 2030 yılında Türkiye'de gerçekleştirilmesi sağlanacak. Dünyada en fazla AR-GE çalışmaları yürüten ilk 1000 şirketin Türkiye'de kuracakları AR-GE merkezlerine de etkin destekler sunulacak. Türkiye, program doğrultusunda 2030'a kadar vergi desteği ve hibe ile pazar geliştirme desteklerini kapsayan 30 milyar dolarlık kaynağı yüksek teknoloji alanlarına yönlendirecek. HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı'yla eş zamanlı, Dijital Dönüşüm Destek Programı, Yeşil Dönüşüm Destek Programı ve Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Yenilikçi, Yükselen Teknolojiler çağrısı da ilan edildi. Bu 4 programla Türkiye'de yüksek teknoloji ihracatının hızla yükselmesi, toplam ihracatın içinde yüksek ve orta yüksek teknolojili ürün ve hizmetlerin payının yüzde 50'ye çıkarılması planlanıyor. Batarya çağrısı Program kapsamında, batarya üretimi de desteklenecek. Toplam 4,5 milyar dolara varan desteklerle 80 gigavatsaat batarya üretim kapasitesinin Türkiye'de oluşturulması hedefleniyor. Elektrikli araçlar ve enerji depolama sektörlerinde kritik ihtiyaç olan bataryaların Türkiye'de geliştirilmesi ve üretimi için 2030'a kadar megavatsaat başına 6 bin dolara kadar hibeyi de içeren teşvikler sunulacak. Böylece Türkiye'nin, yüksek teknoloji üretim üssü olmasının önü açılacak. Programla, yüzde 25'e varan destekler, yüzde 60'a varan vergi teşviki verilecek. Elektrikli araç çağrısı Programda ilan edilen ilk çağrılarından biri elektrikli araç yatırımlarına yönelik oldu. 5 milyar dolarlık teşvik paketiyle, Türkiye'de yıllık 1 milyon elektrikli araç üretimi gerçekleşmesi öngörülüyor. Böylece Türkiye, yeni nesil araçların AR-GE ve üretim üssü olması amaçlanıyor. En az 150 bin araç kapasiteli yatırımlar, sadece BEV ve PHEV üretimi, yüzde 51 yerli üretim planı ve AR-GE merkezi kurulması gibi nitelikler taşıması gerekecek yatırımlara, belirli sayıda araç için gümrük vergisi muafiyeti ve/veya yüzde 50'ye varan hibe, yüzde 80'e varan vergi teşviki sağlanacak. Çip çağrısı Küresel teknoloji yarışının en çok hissedildiği ve stratejik önemi giderek artan alanlardan biri olan çip teknolojilerinde de endüstriyel boyutta çip üretim kapasitesi inşa etme hedefiyle çağrıya çıkıldı. Güncel üretim teknolojilerine dayalı en az bir endüstriyel ölçekli çip fabrikasının ülkeye kazandırılması için 5 milyar dolarlık bir teşvik paketi devreye alınacak. Kullanım alanlarına göre farklı kapasitede yatırımlar, çip değer zinciri yatırımları ve en az 65 nanometre teknolojisi niteliği taşıyan yatırımlara yüzde 30'a kadar sermaye katkısı, yüzde 10'a varan hibe, yüzde 80'e varan vergi teşviki verilecek. Güneş ve rüzgar çağrısı "Yeşil enerji" başlığı HIT-30 Yüksek Teknoloji Teşvik Programı'nın önemli odak alanlarından biri olarak öne çıktı. Ülkede gelecek dönemde yenilenebilir enerji yatırımlarının artarak devam etmesi amacıyla güneş enerjisinde asgari 5 gigavatlık üretim kapasitenin tesisine yönelik hücre yatırımlarına megavat başına 8 bin dolara kadar hibe verilecek. Bu paketin toplamı 2,5 milyar doları bulacak. Rüzgar enerjisi alanında da kritik bileşenler ve deniz üstü türbinler gibi ürünlerin imalatının desteklenmesi ve yerli bir rüzgar enerjisi markası inşa edilmesi planlanıyor. Bu yatırımlar için ise toplam 1,7 milyar dolarlık kaynak ayrıldı. AR-GE çağrısı Büyük teknoloji firmalarının araştırma geliştirme merkezlerini Türkiye'ye kazandıracak cazip ve esnek bir model de devreye alınacak. AR-GE faaliyetleri bakımından dünyanın en büyük ilk 1000 firmasının Türkiye'de kuracağı yeni merkezlerin personel giderlerinin yarısını 5 yıl süreyle karşılanacak. Bu yatırımlara 1 milyar dolarlık destek verilecek. Söz konusu çağrılara istihdam desteği, vergi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi ve finansman desteği gibi destekler de verilecek.

  • Girişimciliğiyle kadınlara örnek olan Nezihe Filiz Toker

    Girişimciliğiyle kadınlara örnek olan Nezihe Filiz Toker, evinin mutfağında üreterek marka haline getirdiği ilikli kemik suyundan sonra şimdi de kantaronla birleştireceği ilik yağından merhem yapmaya hazırlanıyor. İki çocuk annesi 44 yaşındaki Toker, Fransız Dili ve Edebiyatı bölümünden mezun oldu. Aklında hep babaannesinin mutfak bilgilerini bugüne uyarlama fikri olan Toker, bunun için aşçılık eğitimi aldı. Bu arada çocukları için evinin mutfağında tencerede ilikli kemik suyu yapmaya başlayan Toker, babaannesinin tarifiyle yaptığı kemik suyu çevresindekilerin de talep etmesiyle kendisine bir atölye kurdu. Ağırlıklı olarak kadınları istihdam ettiği atölyesinde ürettiği ilikli kemik suyuyla marka haline gelen Toker, şimdi de Bezmialem Vakıf Üniversitesi ile ilik yağından merhem yapmaya hazırlanıyor. Toker, evinin mutfağında yaptığı ilikli kemik suyunu nasıl marka haline getirdiğinin hikayesini ve yeni çalışmalarını anlattı. Halkbank'ın Üreten Kadınlar Yarışması'nda "Yılın Üreten Kadın Girişimcisi" ödülünü de alan Toker, yola çıkarken işlerin bu kadar büyüyeceğini hayal bile etmediğini söyledi. İlikli kemik suyu yapmaya çocuklarının bağışıklık sistemini güçlendirmek için başladığını belirten Toker, "Çok iyi yaptığım bir şeyi işe çevirdim. Babaannem beni ilikli kemik sularıyla büyüttü, ben de çocuklarımı böyle büyütmek istedim. Çünkü rol modelim başta babaannem olmak üzere ailemin kadınları. Aşçılık eğitimi alan biri olarak, babaannemin kadim bilgilerini bilimle buluşturmaya çalışırken ortaya bağışıklık sistemini güçlendiren kemik iliği çıktı. Kendi mutfağımda bir tencerede yaparak başladım. Bir tencere iki oldu, iki tencere üç oldu derken evimin sistemi bunu kaldırmadı." ifadelerini kullandı. İlik yağı saçkıran ve egzamada kullanılıyor Toker, 15 kişinin çalıştığı bir atölye kurduğunu anlatarak, çalışanların çoğunluğunun kadınlardan oluştuğunu, kadınlara istihdam sağlamaktan memnuniyet duyduğunu dile getirdi. Günümüzde kemiğin şifasının unutulduğunu, ilikli kemik suyu içme alışkanlığını tekrar kazandırmak istediklerini belirterek, protein ve omega değerleri çok yüksek olan ilik yağının da yüz yıllardır kullanıldığını söyledi. İlik yağının saçkıran ve egzama tedavilerinde kullanıldığını anlatan Toker, şöyle devam etti: "Çukurovalı bir aile olduğumuz için bizde kantaron yağı çok yapılır. İlik yağı da kantaron da çok kıymetli iki ürün. Bu iki kıymetli ürünü bilimle buluşturmak, bunları birleştirip merhem yapmak istedim. Önce Türk Patent ve Marka Kurumu'na gittim. İngiltere ve Amerika'da ilgili kurumlara bu buluşu sundum. Sonra Bezmialem Vakıf Üniversitesi Eczacılık Meslek Bilimleri Bölümü Farmakognozi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Murat Kartal ile beraber bunu merhem haline getirmek için 1 Mart itibarıyla imzalarımızı atarak AR-GE çalışmalarına başladık. Merhemi çıkarmamız 8-9 ayı bulacaktır." Kemikler yaklaşık 35 saat pişiyor Nezihe Filiz Toker, işini atölyeden Düzce Gümüşova'da kurulan bir üretim tesisine taşıdığını belirterek, bu tesiste ilikli kemik suyunun yanı sıra ilik yağından merhem, kolajen şampuan, yağ bazlı kaş ve kirpik serumu da üreteceklerini söyledi.Üretimlerinin ana maddesi olan kemiği nasıl işlediklerini anlatan Toker, sözlerini şöyle sürdürdü: "Önce kemikleri kesip, kaya tuzunda bir gece bekletiyoruz. Sonra kemikleri yıkayıp, kan ve tuzdan arındırıyoruz. Ardından fırınlıyoruz ama protein değerleri düşmesin diye çok yüksek sıcaklıkta yapmıyoruz. Fırından çıkan kemikleri büyük kazanlarımıza koyuyoruz, içine defne yaprağı, sirke ekliyoruz. Yaklaşık 35 saat pişiriyoruz. Pişme işleminin sonlarına sebzeleri atıyoruz. Ocağın altını kapatıyoruz ve birkaç saatte demleniyor. O ilikler pat pat kemikten düşüyor. Son olarak da kavanozlara dolduruyoruz." Günde 1500 kavanoz üretim yaptıklarını vurgulayan Toker, haftada 2.5-3 ton kemik kullandıklarını dile getirdi. İlikli kemik suyunu kahve ve "smoothie"de kullandığını aktaran Toker, "Kahve çekirdeklerindeki yağla kemik iliğindeki kolajenin birleşmesi kahveyi daha fonksiyonel bir hale getiriyor. Dünyada da böyle bir akım var zaten. İlikli kemik suyu içmeyen ya da et yemeyen çocuklar için smoothie içine bir kaşık konabilir. Gerek kahvede gerekse smoothie asla tat ve koku etkilenmiyor." diye konuştu. New York'ta Birleşmiş Milletler Toplantısı sonrası Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde, first ladylere Türk mutfağını tanıtmak amacıyla düzenlenen etkinlikte kolajen dondurma yaptığını belirten Toker, "Bu dondurma, hem first ladylerin hem de dünya basının çok ilgisini çekti. Antep fıstığı, krem bal, salep, doğal jelatin olan ilikli kemik suyunu kullandım. Kimyasal jelatin yerine kendi ürettiğim ilikli kemik suyumu tercih ettim. Tamamen milli ve yerli bir dondurma yaptım. Türk mutfağını bu şekilde temsil etmek beni çok mutlu etti." diye konuştu.

  • Resim ve oyuncaklarla renklendirdiği iş yerinde depremzede çocukları tıraş ediyor

    Hatay'daki dükkanı depremde yıkılan çocuk berberi Fikret Demirkol, devlet desteğiyle kavuştuğu prefabrik iş yerini küçük müşterileri için çizgi film karakterlerinin resimleri ve oyuncaklarla süsledi. Çocuk berberi 54 yaşındaki Demirkol'un merkez Antakya ilçesi Ürgenpaşa Mahallesi'ndeki iş yeri ve evi, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat 2023'teki depremde yıkıldı. Afet nedeniyle işsiz kalmasına rağmen kentten ayrılmayan Demirkol, AFAD öncülüğünde Defne ilçesi Çekmece Mahallesi'ne kurulan prefabrik çarşıya başvurdu. Demirkol, başvurusunun olumlu sonuçlanmasının ardından 8 ay önce yeni dükkanında işbaşı yaptı. Türk Kızılayın maddi destekte bulunduğu berber, çocuk müşterilerinin yüzünü güldürmek için araba şeklinde tıraş koltukları yerleştirdiği işletmesini, çizgi film karakterlerinin resimleri ve oyuncaklarla süsledi. "Onları tıraş ederken mutlu oluyorum" Fikret Demirkol, çocuk berberliğine 2020'de başladığını söyledi. Prefabrik çarşıda da bu konsepti sürdürdüğünü dile getiren Demirkol, "Burayı açtıktan sonra önceki müşterilerim gelmeye başladı. Çocuğu olan vatandaşlar tıraş için beni tercih ediyor." dedi. Demirkol, küçük müşterilerinin dükkanı sevdiğini ifade ederek, şöyle konuştu: "Çocukların burada kendi arabası, oyuncağı, şekeri, balonu var. Çocuklar onlarla oynarken ben de tıraşımı yapıyorum. Onları tıraş ederken mutlu oluyorum çünkü depremin psikolojisini üstümden atıyorum, rahatlıyorum." Yeniden çocuklara hizmet verdiği için mutlu olduğunu anlatan Demirkol, çarşı projesinde emeği geçenlere ve Türk Kızılaya teşekkür etti. Çocuğunu tıraşa getiren Emek Edipoğlu da Demirkol'u yeni iş yerinde ziyaret ettiklerini belirterek, "Oğlum burada kendini mutlu hissediyor, oyuncaklarla daha rahat tıraş oluyor. Tıraş sonunda da çocuklara şeker ve balon veriyor." diye konuştu.

  • Dünya onu konuşuyor. Türk Astsubay Yusuf Dikeç tarihimize geçen bir başarıya imza attı

    Olimpiyat Oyunları'nda 10 metre havalı tabanca karışık takım kategorisinde gümüş madalyanın sahibi olan Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Yusuf Dikeç'in tek eli cebinde atış yapması dünya gündemine oturdu. Paris 2024 Olimpiyat Oyunları'nda 10 metre havalı tabanca karışık takım kategorisinde gümüş madalya kazanan Yusuf Dikeç ve Şevval İlayda Tarhan, Türk spor tarihine adlarını altın harflerle yazdırdı. Bu ikili, Türkiye'ye atıcılık dalındaki ilk olimpiyat madalyasını kazandırarak büyük bir başarıya imza attı. Elemelerde 582 puanla birinci olan ve olimpiyat sıralama rekorunu egale eden Yusuf Dikeç ve Şevval İlayda Tarhan, finalde Sırbistan ile karşılaştı. Son atışlar sonucunda 16-14 kaybederek olimpiyat ikincisi olan milliler, Türk sporu adına bir ilki gerçekleştirdi. Yusuf Dikeç ve Şevval İlayda Tarhan ikilisi, bu başarılarıyla Türkiye'ye atıcılık branşındaki ilk madalyasını kazandırdı. 'Çok rahat çok profesyonel! Milli sporcu Yusuf Dikeç tüm dünyada gündem oldu.' Jandarma Astsubay Kıdemli Başçavuş Yusuf Dikeç'in Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları sırasında ekipman kullanmaması ve elleri cebinde rahat duruşu dünya çapında gündem oldu. Sosyal medyada birçok kullanıcı Yusuf Dikeç ve rakibi Damir Mikec'in fotoğraflarını yan yana getirip paylaşımda bulundu. Öte yandan milli sporcumuz Yusuf Dikeç'in olimpiyat sayfasında yer alan hayat felsefesi bölümünde, "Başarı, elleriniz cebinizdeyken gelmez." yazdığı görüldü.

  • Yerli Üretim İlkesiyle İhracatta 24 Ülkeye Ulaştı

    ‘Let's Be Child' markasıyla geçen yıl 1 milyondan fazla oyuncak satan Enfal Oyuncak, satışların yüzde 20'sini 24 ülkeye ihracattan elde ediyor. Bu yıl ise 1.5 milyon satış hedefleniyor. Oyuncak sektöründe Türkiye'nin yerli ve milli üreticilerinden olan Enfal Oyuncak; 'Let's Be Child' markasıyla geçen yıl 1 milyon adetin üzerinde oyuncak sattı. Bu yıl ise hedef 1.5 milyon adete ulaşmak. Avrupa pazarında her yıl %10 büyüme hedefiyle İngiltere'den sonra Almanya'da ofis açmaya hazırlanan Enfal Oyuncak, diğer taraftan da ABD Pazar için hazırlanıyor. Satışlarının yüzde 20'si ihracat olan markanın şu anda Avrupa ağırlıklı olmak üzere 24 ülkeye ihracatı bulunuyor. Let's Be Child markası bünyesine bebek kategorilerini de ekleyen marka, ana kucağı, biberon, bebek güvenlik araçları gibi yeni ürünlerle pazarını genişletiyor. "Sağlıklı oyuncak" ilkesiyle faaliyet gösteren Enfal Oyuncak'ın Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Karaduman, oyuncak sektöründe Türkiye'de yabancı marka algısını "Sağlıklı Oyuncak" ile kırdıklarını söyledi. Bebeklerin sağlığının ön planda tutularak, kimyasal içermeyen en kaliteli hammaddelerden ana kucağı, biberon gibi bebek ürünleri, bebek ev güvenlik ürünleri, bebek termosu ve katlanabilir banyo setleri ile ürün çeşitliliğini arttıran Enfal Oyuncak, Let's Be Child markasının Avrupa ülkelerinde gördüğü ilgiyi ve başarılı yükselişini, önümüzdeki 10 yılda Latin Amerika ve ABD'ye taşımayı hedefliyor. Firma, Lets's Be Child markası altında geliştirdiği ve geçen ay satışa sunduğu "Bebek Ürünleri"nin çeşitliliğini de kademe kademe arttırmaya devam edecek. Tahtakale'den Başlayan Marka Yolculuğu Tahtakale'de başlayan yolculuğunu bugün dünyada 24 ülkeye yerli üretim oyuncak satarak sürdüren Enfal Oyuncak, Çin hakimiyetini kırma hedefiyle Avrupa'da büyüyor. Tüm dünyada oyuncak üretiminin büyük oranda Çin'e kaydığı dönemde bir Alman markası ile iş birliği yaparak Türkiye'de oyuncak üretimine başlayan Enfal Oyuncak, Tahtakale'de başlayan yolculuğunu bugün dünyada 24 ülkeye yerli üretim oyuncak satarak sürdürüyor. Pandemi dönemi ile sınırların kapanması, ticaretin durması ithalatta daralmaya neden olunca Enfal Oyuncak yerli üretim yatırımlarını büyüterek hayata geçirdi. Yaklaşık 80 milyon Euro'luk yatırım yaparak üretime başlayan Enfal Oyuncak'ın Yönetim Kurulu Başkanı Furkan Karaduman, "Bugün gelinen noktada ürünlerimizin yüzde 70'i Türkiye'de üretilirken, yüzde 30'u Çin'den ithal ediliyor. Üretimin başlamasıyla birlikte ihracat da gündeme geldi. Pandemi döneminde Avrupa'nın Türkiye'ye yönelmesi, ihracat kapılarını araladı ve ilk kez 2022 yılında aralarında Avrupa ülkeleri, Körfez ülkeleri ve Rusya'nın bulunduğu ülkelere kalıbı, üretimi kendimize ait yaklaşık 1 milyon dolar tutarında ihracat gerçekleştirdik. 3 yıl gibi kısa bir sürede ihracatımız 10 milyon doların üzerine çıktı." Krizleri Fırsata Çevirme Enfal Oyuncak, kriz dönemlerinde fırsatları değerlendirerek büyüdü. Enfal Oyuncak'ın büyüme dönemlerinin hep kriz dönemleri olduğunu anlatan Furkan Karaduman, "Pandemi döneminde üretim yapıp isim hakkını aldığımız marka ile anlaşmazlık yaşayınca kendi markamızı kurmaya karar verdik ve Let's Be Child markası doğdu. 10-12 yıldır krizlerle mücadele halinde olduk. Krizleri hep fırsata çevirdik, olgunlaştık. Çok şey öğrendik" dedi. Online Kanalda Büyüme Ürünlerinin online kanal ve seçkin bebek ve oyuncak mağazalarında yer aldığını belirten Karaduman, fiziki mağaza hedeflerinin de olduğunu ifade etti. "Bizim şu anda müşteriyle direkt temas ettiğimiz yer online kanal. İleride fiziki mağaza hedefimiz de var. Özellikle yurtdışında Let's be Child markası görmek isterim" dedi. Sağlıklı ve Dayanıklı Oyuncaklar Enfal Oyuncak, ürettiği oyuncakları kendi çocuklarının da kullandığını ve ürünlerinin dayanıklılığının en gurur verici yönü olduğunu belirtti. Karaduman, sağlıklı oyuncak hakkında şu bilgileri de verdi: "Türkiye'de üretilen oyuncaklarımız, güvenlik testlerinden geçmiş ve sağlığa zararlı olmadığı kanıtlanmıştır. Toksin ve kurşun boyası içeren BPA, Phthalates, PVC ve benzer dış kaplamaları içermeyen oyuncaklarımız, FDA standartlarını karşılar. Avrupa Birliği tarafından (EU) EN71 standartlarına uygunlukları akredite olmuş, uluslararası test kuruluşları tarafından test edilip onaylanmışlardır. Boyalarında, kesinlikle ağır metaller ve zararlı kimyasallar bulunmamaktadır. Kesinlikle Bisphenol A (BPA) ya da kurşun, ftalat gibi zararlı kimyasallar içermezler."

  • iPhone kullanıcıları endişeli: Safari'de erişim problemi yaşanıyor

    Bazı Apple kullanıcıları iCloud Private Relay'in devre dışı kaldığını ve Safari'de arama yapamadığını bildirdi. Peki iPhone'un Safari tarayıcısı çöktü mü? Safari ne zaman düzelecek? İşte ayrıntılar... Bu özellik, Safari aramalarını iki ayrı güvenli rota üzerinden gönderir, böylece kimse nerede olduğunuzu veya hangi sitelere göz attığınızın takip edilmemesini sağlar. Apple Insider'ın haberine göre, iCloud+'ın bir parçası olan bu işleve erişim problemi yaşandığı ve bazı Apple kullanıcılarının da Safari'den arama yapamadığı aktarıldı. SAFARİ SORUNU NASIL DÜZELTİLİR? Ancak Apple, hizmetle ilgili devam eden bir sorun olduğunu bildirirken bazı kullanıcılar, iCloud Private Relay'i kapatıp açmanın sorunu çözdüğünü bildiriyor.

Arama Yap

bottom of page