top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • İlçede yıllardır olmayan branşa atandı, sıfırdan klinik kurdu

    Isparta’nın Yalvaç ilçesinde yıllar sonra kurulan göğüs hastalıkları kliniği bölgeye nefes oldu. Isparta’nın Yalvaç ilçesinde uzun yıllardır bulunmayan göğüs hastalıkları branşı, son bir yılda yapılan çalışmalarla yeniden hizmet vermeye başladı. Yalvaç Devlet Hastanesinde göreve başlayan Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Alperen Koç’un koordinasyonunda kurulan klinikte, birçok tanı ve tedavi uygulaması ilk kez uygulanabilir hale geldi. Hastane yönetimi ve hayırsever katkılarıyla kurulan klinikte; bronkoskopi, torasentez, PPD ve deri prick testleri gibi işlemler yapılmaya başlandı. Ayrıca FeNO ölçümü, kapnografi ile NIV ve HFNO gibi solunum desteğine yönelik sistemler de kliniğe kazandırıldı. Sigara bırakma polikliniğinin devreye alınmasıyla birlikte koruyucu sağlık hizmetleri de aktif hale getirildi. Bunun yanı sıra HFCWO ve Acapella sistemleri ile sekresyon yönetimi de tedavi süreçlerinde kullanılmaya başlandı. Yapılan bu düzenlemelerle birlikte, daha önce ileri tetkik ve tedavi için farklı illere gitmek zorunda kalan hastaların Yalvaç Devlet Hastanesinde tedavi ediliyor. “Sevk ihtiyacını önemli ölçüde azalttık” Klinikte yürütülen çalışmalara ilişkin değerlendirmede bulunan Koç, “Yalvaç Devlet Hastanesi Göğüs Hastalıkları biriminde yürütülen bu çalışmalar, ilçe düzeyinde de nitelikli ve sürdürülebilir sağlık hizmeti sunumunun mümkün olduğunu göstermesi yönü ile örnek teşkil etmekte olup hastaların ileri merkezlere sevk ihtiyacı önemli ölçüde azaltılmıştır.” ifadelerini kullandı.

  • Bursa'da lise öğrencilerinden dikkat çeken icat!

    Bursa'nın Nilüfer ilçesinde bulunan Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okul ortamında yaşanabilecek olumsuzluklara karşı dikkat çeken bir projeye imza attı. Öğrenciler, kavga, bayılma, düşme ve yangın gibi riskli durumları tespit edebilen yapay zeka destekli otonom bir robot geliştirdi. Okul içinde güvenliği artırmayı hedefleyen proje, öğrencilerin yaptıkları kapsamlı bir anket çalışmasıyla ortaya çıktı. Farklı sınıflardan 120 öğrenciyle yapılan çalışmada, okulda en çok endişe duyulan durumların başında acil müdahale gerektiren olayların geldiği belirlendi. Edu Guard ile Okul Koridorlarında Yapay Zeka Dönemi Elde edilen veriler doğrultusunda bir araya gelen 5 öğrenci, yaklaşık 6 aylık yoğun bir çalışmayla "Edu Guard" adını verdikleri robotu geliştirdi. Otonom şekilde hareket edebilen robot, okul koridorlarında devriye gezerek görüntü işleme ve yapay zeka teknolojileri sayesinde çevresini analiz ediyor. Yaklaşık 1,5 metre boyundaki sistemin eğitim sürecinde, binlerce farklı senaryo üzerinden veri işlendi. Yangın, kavga, bayılma ve şüpheli durumlara ait görsellerle eğitilen robot, bu sayede olağan dışı durumları yüksek doğrulukla tespit edebiliyor. Anlık Bildirim ve Canlı Müdahale Sistemi Geliştirilen sistem yalnızca tespit yapmakla kalmıyor, aynı zamanda hızlı müdahale için okul yönetimini anlık olarak bilgilendiriyor. Robot, riskli bir durum algıladığında ilgili idareciler ve rehber öğretmenlere görüntü ve bildirim göndererek süreci eş zamanlı iletiyor. Ayrıca sistemin hoparlör altyapısı sayesinde, okul yönetimi canlı anons yaparak olaylara anında müdahale edebiliyor. Bu özellik, özellikle olası kavga ve kriz anlarında hızlı kontrol sağlanmasına olanak tanıyor. Okul Yönetimi: "Güvenli Eğitim Ortamı Hedefleniyor" Okul Müdürü Güray Köken, projenin temel amacının öğrencilerin daha güvenli ve huzurlu bir ortamda eğitim görmesi olduğunu belirtti. Eğitim yaklaşımında insan hayatını iyileştirmeye odaklandıklarını ifade eden Köken, öğrencilerin bu vizyon doğrultusunda önemli projeler geliştirdiğini söyledi. Öğretmenler ise projenin Türkiye'de benzerine az rastlanan bir çalışma olduğunu vurgulayarak, robotun okul güvenliği açısından önemli bir adım olduğunu dile getirdi. Öğrencilerden Ekip Çalışmasıyla Gelen Başarı Projeyi geliştiren öğrenciler, sürecin yaklaşık 5 kişilik bir ekip çalışmasıyla yürütüldüğünü ve herkesin farklı bir alanda sorumluluk üstlendiğini ifade etti. Yazılım, tasarım ve elektronik alanlarında ortak yürütülen çalışma sayesinde robotun işlevsel hale getirildiği belirtildi. Öğrenciler, robotun okul içinde 7 gün 24 saat çalışabildiğini ve özellikle riskli durumları erken aşamada tespit ederek olası sorunların önüne geçmeyi hedeflediğini aktardı. Geliştirilen yapay zeka destekli robot, hem eğitim teknolojileri hem de okul güvenliği alanında dikkat çeken bir yenilik olarak öne çıkıyor.

  • Filistinli girişimci, Mısır'dan getirttiği mangolarla Türkiye'de işletme kurdu

    Filistin asıllı Türk vatandaşı Muhammed Kaya, çocukluk yıllarını geçirdiği Gazze’deki mango kültürünü Türkiye'ye taşıyarak girişimcilik yolculuğunu sürdürüyor. Yaklaşık 12 yıl önce Türkiye’ye yerleşen Kaya, Mısır'dan getirttiği mangolarla hazırlanan doğal mango sularını katkı maddesi ve tatlandırıcı kullanmadan müşterilerine sunuyor. Yaklaşık 12 yıl önce Antalya'ya yerleşen Kaya, kurduğu işletmede katkı maddesi ve tatlandırıcı kullanılmadan hazırlanan doğal mango sularını müşterilerle buluşturuyor. Antalya'da kısa süre önce hizmet vermeye başlayan "Mango Plus", yalnızca doğal mango suyu değil, waffle, çeşitli tatlılar, ananas, kivi, çilek ve avokado suları ile farklı milkshake seçeneklerini de menüsünde sunuyor. Kaya, yaptığı açıklamada, Gazze'de büyüdüğünü ve mangonun bölgede günlük yaşamın önemli bir parçası olduğunu belirtti. Türkiye'ye mango kültürünü tanıtma fikrinin yıllar önce doğduğunu söyleyen Kaya, iki yıl önce İstanbul'da açtığı ilk şubeyle işe başladığını dile getirdi. Bugün Türkiye genelinde dört şubeye ulaştığını aktaran Kaya, "Biz Filistindeyken yazın mangosuz hayatımız olmazdı. Her gün yiyorduk. Arkadaşlarımla mango yemek için Mısır’a gittiğimi hatırlıyorum. Sonra ‘Neden Mısır’dan Türkiye’ye mango getirmeyelim?’ dedik. Böylece bu işe başladık." ifadelerini kullandı. "Hedefimiz, farklı şehirlerde insanları doğal mango ürünleriyle buluşturmak" Yaklaşık iki yıl önce bu hayalini gerçekleştirmek için ilk adımı attığını ifade eden Kaya, ilk şubesini İstanbul'da açtıklarını söyledi. Kaya, "İlk şubemizi İstanbul'da açtık. Ardından gördüğümüz ilgiyle birlikte yeni şubeler açmaya başladık. Şu anda Türkiye genelinde dört şubeye ulaştık. Hedefimiz ilerleyen süreçte bu sayıyı daha da artırmak ve farklı şehirlerde insanları doğal mango ürünleriyle buluşturmak." diye konuştu. İlk dönemlerde bazı zorluklarla karşılaştıklarını da dile getiren Kaya, şöyle devam etti: "Mango çok bilinen bir meyve değildi. İnsanlar tadını bilmiyordu. Bu nedenle ürünümüzü tanıtmak için çeşitli sunumlar ve tadım etkinlikleri gerçekleştirdik. Özellikle İstanbul’da yaptığımız tanıtımların ardından insanların ilgisi arttı. Zamanla müşterilerimiz mangoyu tanımaya ve sevmeye başladı." "Gerçek Mango Tadını Sunuyoruz" Gazze'nin Akdeniz iklimine sahip olması nedeniyle mangonun bölgede oldukça yaygın ve sevilen bir meyve olduğunu belirten Kaya, işletmelerinde doğallığı ön planda tuttuklarını vurguladı. Mango suyunu herhangi bir katkı maddesi veya tatlandırıcı kullanmadan hazırladıklarını ifade eden Kaya, müşterilerine gerçek mango tadını sunmayı amaçladıklarını söyledi. Gazze'den Türkiye'ye uzanan girişimcilik yolculuğunu sürdüren Muhammed Kaya, çocukluğunun vazgeçilmez lezzetini yeni nesillerle buluştururken, diğer yandan elde ettiği gelirin bir kısmıyla Gazze'deki ailesine ve yakınlarına destek olmaya devam ediyor.

  • Çankırı'da hava durumunu tahmin eden akıllı sera kuruldu! Liseliler Siparişlere yetişemiyor, piyasaya kafa tutuyorlar

    Çankırı Şehit Mehmet Ata Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, hayata geçirilen 280 metrekarelik tam otomasyonlu akıllı sera projesiyle mesleki eğitimde çığır açıyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğü’nün iş birliği ve bakanlığın "Dezavantajlı Alanlar Kırsal Kalkınma Projeleri" kapsamında okula kazandırılan bu teknolojik üs, öğrencilere sadece teorik bilgi değil, modern tarım teknolojilerini bizzat üreterek öğrenme fırsatı sunuyor. Rüzgarın hızından yağmurun debisine kadar her şeyi yapay zekayla yöneten serada yetişen gençler, piyasayla rekabet edebilecek donanımla mezun oluyor. "Çankırı Şehit Mehmet Ata Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'nde hayata geçirilen tam otomasyonlu serada öğrencilerin yenilikleri öğrenerek, sektöre daha iyi hazırlanmaları sağlanıyor. İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Tarım ve Orman İl Müdürlüğünce imzalanan işbirliği protokolü doğrultusunda uygulanan Tarım ve Orman Bakanlığı Dezavantajlı Alanlar Kırsal Kalkınma Projeleri kapsamında Şehit Mehmet Ata Tarım Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi'ne kazandırılan serada öğrencilere üretirken öğrenme fırsatı sunuluyor. Tam otomatik 280 metrekarelik alana sahip sera ile öğrenciler modern tarım teknolojilerini, iklimlendirme sistemlerini ve sürdürülebilir tarım uygulamalarını öğrenme imkanı buluyor. Lisenin tarım alan şefi Ahmet Kapucu, AA muhabirine, seranın yaklaşık 6 ay önce faaliyete alındığını söyledi. Serada tohumdan sebze fideleri ile süs bitkisi yetiştirdiklerini belirten Kapucu, "Seramız tamamen otomasyon sistemiyle çalışır durumda. Havalandırma sistemi yağmur yağışı, rüzgar durumuna göre girmiş olduğumuz verilerle açılıp kapanma açılarını kendi otomatik olarak ayarlayabilmekte. Kışın doğal gazlı ısıtma sistemimiz var. Isıyı istediğimiz dereceye ayarlayabilmekteyiz. Sulama ve gübreleme sistemimiz için özel tanklarımız, çimlendirmeyi hızlandırmak için çimlendirme dolabımız var." dedi. Kapucu, seranın birçok avantajı olduğunun altını çizerek, "Çankırı şartlarında ısıtma ve nem koruma sistemi olmadığı zaman nisan ayının ortasında tohumumuzu ekiyoruz. Ancak mayıs ayının 15 ile 20'sinde fideler piyasaya sürülüyor. Çiçeklerimiz de aynı şekilde ama serada ekim zamanımızı biraz daha geriye çekiyoruz." diye konuştu. Üretimde yer almalarının öğrencilere büyük avantaj sağladığını dile getiren Kapucu, şunları kaydetti: "Eski sistemle yaptığımız zaman başarımız az olduğundan öğrenciler, 'başaramayabiliriz' korkusu çekiyorlardı. Bu ortamda istenilen bütün şartlar sağlandığı için çocuklar bunları görüyor, yapabileceklerine inanıyor. Bu çocuk serayı gördüğü için artık kendisi de sera kurmak için uğraşacak. Burada üretmiş olduğumuz ürünlerle piyasayla rekabet eder hale geldik. Çocuklar da bunu gördükleri için onlar da buradan mezun olup böyle bir sera yaptıktan sonra rekabet edecekler." "TARIM VE TEKNOLOJİ GELECEĞİMİZ İÇİN ÇOK ÖNEMLİ" Okulun 10. sınıf öğrencilerinden Damla Şaban ise ziraat mühendisi olmak için bu okulu tercihi ettiğini vurgulayarak, "Tarım alanındaki bütün aşamalarda görev aldık. Burada öğrendiklerimizi gelecekte kendi işlerimizde de kullanabiliriz. Tarım ve teknoloji geleceğimiz için çok önemli. Burada bunu öğrendiğimizde her şey daha da kolaylaşıyor." ifadesini kullandı. Ali Efe Kabalı da ailesinin tarımla uğraştığını, kendisini bu alanda yetiştirmek için tarım lisesine geldiğini anlatarak, "Bu seranın bize çok katkısı oldu. Az maliyetle daha fazla üretim yapıldı. Eski seramızda sulama sistemi, gübreleme yoktu. Bunlar bizlere çok kolaylık sağlıyor. Tarım ve teknolojiyi bu şekilde öğrenmiş oluyoruz. Bu sayede geleceğimize önemli katkı sağlayacağını düşünüyorum." şeklinde konuştu.

  • 'Yapamazsın' denilen görme engelli, azmiyle hafız olmayı başardı Kaynak: 'Yapamazsın' denilen görme engelli, azmiyle hafız olmayı başardı

    Görme engelli hafız Nahide Mutlu, 2021 yılında başladığı hafızlık eğitimini 2024 yılında tamamlayarak kendisine yönelik ön yargıları kırmayı başardı. Nahide Mutlu AA muhabirine, hafızlığa başlama serüvenini, bir görme engelli olarak karşılaştığı zorlukları ve umre yolculuğunu anlattı. Doğumundan kısa bir süre sonra, beyninden gözlerine giden sinirlerin yeteri kadar çalışmaması nedeniyle görme engeli teşhisi aldığını ve bu süreçten sonra ailesinin, onu daha iyi bir şekilde yetiştirebilmek amacıyla özel eğitimlere gönderdiğini belirten Mutlu, hafızlık eğitimi ile 2021 yılında henüz 20 yaşındayken ailesinin teşviki ile tanıştığını belirtti. Eğitimini 2024 yılında başarıyla tamamlayarak hafız olan Mutlu, yıllar süren bu süreç içerisinde engelinden çok kendisini ön yargıların yorduğunu ancak gelinen noktada hem kendisine hem de diğer görme engellilere karşı bakış açısını değiştirebilecek bir başarı elde etmesinin kendisini çok mutlu ettiğini aktardı. "SİZ BİR GÖRME ENGELLİ OLARAK BURADA BİZİMLE NASIL RAHAT EDECEKSİNİZ DEDİLER" Eğitim almak için gittiği hafızlık kursunda yönetimin ilk başta kendisiyle ilgili çekincelerinin bulunduğunun altını çizen Mutlu, "Siz bir görme engelli olarak burada nasıl rahat edeceksiniz, bize uyum sağlayabilir misiniz şeklinde cümleler duydum karşı taraftan. Ben kendime inanıyordum. Çünkü her yerin sakin olmasını, şartların her zaman bana uymasını bekleyemem. Bazen o şartları kendimize uyarlamak gerekiyor. Bunları da onlara söylemiştim. Sonunda ikna olup bana bir şans verebileceklerini söylediler." diye konuştu. Deneme süreci adı altında verilen şansın, hem kendisi için bir aşama hem de kursun ön yargılarını yıkma adına önemli bir adım olduğunu vurgulayan Mutlu, kursa başladıktan sonra karşılaştıkları hakkında şunları söyledi: "Kursun onayıyla birkaç ay deneme sürecine tabi tutuldum. Bu süreçte tabii ki benim hafızlık hocamın çok büyük bir desteği oldu. Benim kendime olan inancımı kaybettiğim zaman bile 'sen yapabilirsin, sen başardın, ben sana çok inanıyorum' deyip her zaman destek olmuştur. Bu süreç hem hocalarım için hem de kurs için ön yargıların kırılmaya başladığı ve engellilerin de bir şeyleri başarabileceğini anladıkları bir süreçti. Ve elhamdülillah benim de artık engelimin bana engel olmayacağını bu süreçte hocalarım da anlamış oldular. Biz de hafızlık yolculuğuna başlamış olduk."Kurstaki ilk ve tek görme engelli öğrenci olduğunu, Kur'an-ı Kerim'i Braille alfabesi ile yazılı cüzlerden ezberlediğini söyleyen Mutlu, ilk ezberlediği ayetteki heyecan ile son ezberlediği ayetin hüznünü hiç unutamadığını belirtti. "ASIL MESELE ORAYI DÜNYEVİ BİR GÖZLE GÖREBİLMEK DEĞİL" Mutlu, hafızlığının ardından bu yıl şubat ayında ailesi ile umre ibadetini yapmak üzere Mekke ve Medine'ye gittiğini buraya giderken özellikle kalabalık ile ilgili çok korku yaşadığını fakat herhangi bir problemle karşılaşmadan çok güzel bir deneyim yaşadığını söyledi. Özellikle orada bulunduğu süreç içerisinde görmemenin kendisine herhangi bir sorun oluşturmadığını, aksine, ibadeti ve manayı anlayabilmek için de bir göze ihtiyaç duyulmadığını fark ettiğini belirten Mutlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Gitmeden önce orayı merak ediyordum. Oranın atmosferini, heyecanını hissedeceğim duyguları merak ediyordum. 'Allah'ım hani nasıl olacak, nasıl yapacağım, görme engelliyim, beni herhangi bir zorluk bekliyor mu' diye çok düşündüm. Ama Kabe'yi ilk gördüğüm an, daha doğrusu hissettiğim an aslında meselenin Kabe'yi görmek ya da görmemek olmadığını rahat bir şekilde ifade edebilirim. Meselenin görmek olduğunu düşünmüyorum. Çünkü biz Peygamber Efendimiz zamanına gittiğimizde baktığımızda Kabe'yi ve onu gören birçok insan vardı ama iman nasip olmadı. Rabbim bir ayet-i kerimede buyuruyor ki, 'gözler kör olmaz ama sadırlar içerisindeki kalpler kör olur.' Yani asıl mesele orayı dünyevi bir gözle görebilmek ya da müşahede edebilmek değil. Asıl mesele aslında orayı gerçekten kalbimizle, gönlümüzle hissedebilmek. "Hafızlık eğitimini 2024 yılında dönemi birincilikle bitirerek tamamladığını dile getiren ve "kutsal topraklara" gitme hayalini gerçekleştiren Mutlu, imkan verilmesi durumunda her engellinin istediği her şeyi başarabileceğini gösterdiği için mutluluk duyduğunu ifade etti. Kendisi gibi hafız olmak isteyen engellilere sosyal medya hesabı aracılığıyla çektiği videolar ile tavsiyeler verip deneyimlerini de aktardığını belirten Mutlu, engellilere asla istedikleri şeyden vazgeçmeme tavsiyesinde bulunurken, engelli bulunmayan kişilerin ise kendilerine karşı ön yargılı ve "engel olmaması" çağrısında bulundu. Mutlu, engelli ve engelsiz bireylere yönelik sözlerini şu şekilde tamamladı: "Engelli olan arkadaşlara şunu söylemek isterim: Asla pes etmeyin. Evet, bizim imtihanımız zor, ağır da bir imtihan. Ama zaten asıl mesele de bu. Bunu kabul ettikten sonra mücadele etmeye devam etmemiz gerekiyor. Çünkü ben şuna inanıyorum. Ben bu dünyaya bir görme engelli olarak olarak geldiysem demek ki bir görme engelli olarak yapabileceğim şeyler olmalı. Yani bir şeyler yapabilmeliyim. Bunu düşünüyorum. Engelli olmayan arkadaşlara şunu söylemek istiyorum. Lütfen bize engel olmayın. Ya biz zaten engelliyiz. Evet, bununla barışığız. Bir şekilde hayatımızı kendimiz kendi bulduğumuz yöntemlerle farklılıklarla idame ettirmeye çalışıyoruz." Kaynak: 'Yapamazsın' denilen görme engelli, azmiyle hafız olmayı başardı

  • 3. üniversite diplomasını birincilikle alan kadın kızına örnek oldu

    Rize'de 48 yaşındaki Fatma Meral, üçüncü üniversiteden birincilikle mezun olmayı başardı. Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümünü birincilikle tamamlayan iki çocuk annesi Meral, Yenişehir Kapalı Spor Salonunda düzenlenen törende diplomasını aldı. Fatma Meral, Atatürk Üniversitesi Oltu Meslek Yüksekokulu Gıda Laboratuvar Bölümünden mezun olduktan sonra sağlık sektöründe 20 yıl görev yaptığını söyledi. Çalışma hayatı sırasında Atatürk Üniversitesi Açıköğretim Fakültesi İş Sağlığı ve Güvenliği Bölümünü bitirerek ikinci üniversite diplomasını aldığını belirten Meral, daha sonra iş hayatını çeşitli nedenlerle bırakmak durumunda kaldığını anlattı. Meral, 4 yıl önce girdiği üniversite sınavında Gürcü alfabesine duyduğu ilgi nedeniyle Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümüne kaydolduğunu ifade etti. Gürcü alfabesinin ve dil yapısının her zaman ilgisini çektiğine işaret eden Meral, bölümün kendisine dilin yanı sıra Gürcistan tarihi ile Türk-Gürcü kültürel etkileşimlerini öğrenme fırsatı sunduğunu da kaydetti. Meral, üniversiteye yeni bilgiler öğrenmek ve araştırma yapmak amacıyla başladığını dile getirerek, "Hedeflediğim şey ilim meclislerinde bulunmak, yeni bilgiler öğrenmek, araştırmak ve keşif yapmaktı. Bölüm birinciliği ve fakülte ikinciliği emeklerimin karşılığı olarak gelen güzel hediyeler oldu" dedi. Kızının da aynı bölümde öğrenci olduğunu, anne kız öğrencilik hayatını birlikte deneyimlediklerini ifade eden Meral, "Birbirimizi desteklediğimiz çok zaman oldu. Birbirimizin emeğine şahit olduk. Birlikte bir şeyler üretmekten mutluluk duyuyorum" diye konuştu. Eğitim hayatı boyunca ailesinin ve yakın çevresinin desteğini gördüğünü belirten Meral, bundan sonra yüksek lisans yapmayı planladığını sözlerine ekledi. "ONUNLA GURUR DUYDUĞUMU BİLMESİNİ İSTİYORUM" Fatma Meralin Gürcü Dili ve Edebiyatı Bölümü üçüncü sınıfa geçen 19 yaşındaki kızı Duha Bükre Meral de bölümü tercih etmesinde annesinin etkisi olduğunu söyledi. Annesinin üst dönem olduğunu aktaran Meral, "Dolayısıyla hocaları önceden tanıyordum. Bu ortam, hocaların samimiyeti ve farklı bir dil olması beni cezbetti" ifadelerini kullandı. Annesiyle aynı okulda okumanın çok da alışıldık bir durum olmadığını anlatan Meral, "Üst dönemim olduğu için sınavlarda ve anlamadığım konularda yardımcı oldu" dedi. Bölüm birincisi annesiyle gurur duyduğunun altını çizen Meral, şunları kaydetti: "Arkadaşlarım annemi benden daha çok seviyorlar. Ortamlarda, O Fatma abla mı geliyor? diye soruyorlar. Annemin böyle bir ağırlığı oluyor arkadaş gruplarımın içerisinde. Hem okulda iyi bir öğrenci hem de evde çok iyi annelik yapıyor bize. Çok teşekkür ediyorum ve onunla gurur duyduğumu bilmesini istiyorum."

  • Mardin’de kurduğu gül bahçesiyle bölge kadınlarına istihdam sağladı

    Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Mardin'de kurulan gül bahçesinde kadınlar, sabahın ilk ışıklarında başladıkları hasat mesaisinde, kozmetik sektöründe kullanılan gülleri özenle topluyor. Artuklu ilçesi Yaylabaşı Mahallesi'nde güller, gün doğmadan bahçelere gelen kadınlar tarafından özenle toplanarak üretim sürecine hazırlanıyor. 2016 yılında köyüne dönerek projeyi başlattığını belirten Şahin Karademir, 30 yıllık kozmetik ihracatı tecrübesini bölgeye taşıdığını söyledi. Tarıma elverişsiz arazileri teraslama yöntemiyle üretime kazandırdıklarını ifade eden Karademir, "2016'da şu an içinde bulunduğumuz araziyi üçüncü gül bahçemiz yaptım. Ondan önce iki tane daha yaptık. Buraları büyük iş makineleri ile teraslandırdım. Çünkü gerçekten düz olmayan, kıraç yerlerde bu yöntemle araziyi üretime uygun hale getirdik. Ardından güllerimizi ektim ve bu süreçte onuncu yılımızı dolduruyoruz. Hem köydeki insanlarımızı, kadınlarımızı, gençlerimizi hem de çevre köylerden gelen kadınları ve gençleri bu işe dahil ettim, istihdam oluşsun diye projeyi başlattım. Şu an gördüğünüz gibi insanlar bahçenin içinde çalışıyor" dedi. Yüzlerce vatandaş dönemsel olarak istihdam ediliyor Susuz tarım modeline dikkat çektiklerini vurgulayan Karademir, "Susuz tarım özellikle bölgemizde suyun önemini vurgulamak ve ekosistemi canlandırmak adına bu projeyi hayata geçirdim. Su bütün dünyada önemli bir sorun ama özellikle bölgemizde daha da kritik bir konu. Ben de susuz, doğal ve organik üretim yapmak üzere 2016'da memleketim Mardin'in Yaylabaşı Mahallesi'nde bu gül bahçelerini tesis ettim. Şu an yüzlerce insan dönemsel olarak çalışıyor. Güller sabahın erken saatlerinde toplanmaya başlanıyor. Kadınlarımız hem köyümüzden hem çevre köylerden geliyor ve gülleri topluyor. Ardından köyümüzde kurduğumuz Destilasyon tesisinde geleneksel yöntemlerle bu ürünlerin damıtmasını yapıyoruz. Japonya'dan da daha önce çalıştığımız müşterilerimiz buraya gelerek hem gül bahçelerimizi hem de Destilasyon alanlarımızı ziyaret etti. Bu da bizim ekosistem, susuz tarım ve turizm açısından planladığımız önemli bir adımdı" diye konuştu. Rosa Damascena gülünün bin yıllar öncesine dayandığını vurgulayan Karademir, "Rosa Damascena gülü, Mezopotamya'da bin yıllar öncesine dayanan bir geçmişe sahipti. Biz bu gülü yeniden memleketimize kazandırmış olduk. Bu gül kozmetiğin temel hammaddelerinden biridir. Gül suyu ve gül yağı olarak ürün elde ediyoruz. Gül yağı özellikle büyük kozmetik firmalarının parfümlerinde kullanılan çok değerli bir üründür. Dört ton gülden yaklaşık 1 kilogram yağ elde ediliyor. Kokusu ve kalıcılığı oldukça yüksektir" ifadelerini kullandı. Bahçede çalışan kadın işçiler de projeden memnun olduklarını belirtti. Leyla Kalın, sabah erken saatlerde çalışmaya başladıklarını ifade ederek, "Sabah saat 4.30'da gelip gülleri topluyoruz. İşimizden memnunuz. Bize bu imkanı sağlayan Şahin Karademir'e teşekkür ediyoruz" şeklinde konuştu. Serçem Kalın ise çalışmayı sevdiklerini vurgulayarak, "Sabah 04.30'da işe başlıyoruz. İşimizi seviyoruz, bize iş imkânı verdiği için çok teşekkür ederiz" dedi.

  • Genç girişimci hibe desteğiyle hayalini gerçeğe dönüştürdü: Şimdi 350 büyükbaşla üretim yapıyor

    TKDK hibe desteğiyle hayata geçirilen büyükbaş hayvancılık yatırımları, kırsal kalkınma projeleri ve genç çiftçi destekleri yeniden dikkat çekiyor. Kahramanmaraş'ta 25 yaşındaki bir girişimci, aldığı 400 bin avroluk destekle Avrupa standartlarında modern bir besi çiftliği kurarak üretime başladı. Yüzlerce büyükbaş hayvanın bulunduğu tesiste kullanılan otomasyon sistemleri, güneş enerjisi planları ve üretim kapasitesini artırmaya yönelik hedefler, tarım ve hayvancılık sektöründe örnek gösterilen projeler arasında yer aldı. Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Mustafa Tekdemir, uzun yıllardır ailesinin sürdürdüğü tarım ve hayvancılık faaliyetlerini daha ileri taşımak için önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Kahramanmaraş'ın Elbistan ilçesinde yaşayan 25 yaşındaki Mustafa Tekdemir, uzun yıllardır ailesinin sürdürdüğü tarım ve hayvancılık faaliyetlerini daha ileri taşımak için önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Genç girişimcinin hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştü. Genç yaşta kendi işletmesini kurma hedefiyle harekete geçen Tekdemir, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan hibe desteğinden yararlanarak modern bir besi çiftliği kurdu. Genç girişimcinin hayali devlet desteğiyle gerçeğe dönüştüGenç yaşta kendi işletmesini kurma hedefiyle harekete geçen Tekdemir, Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) tarafından sağlanan hibe desteğinden yararlanarak modern bir besi çiftliği kurdu. TKDK hibe desteğiyle dikkat çeken yatırım Son dönemde "TKDK destekleri nasıl alınır?", "Genç çiftçi hibesi ne kadar?", "Devlet destekli hayvancılık yatırımı yapılabilir mi?" soruları sıkça araştırılırken, Elbistan'da hayata geçirilen proje dikkat çekti.Mustafa Tekdemir'in hazırladığı projenin kabul edilmesiyle birlikte 400 bin avro hibe desteği almaya hak kazandığı öğrenildi. Bu destekle ilçeye bağlı Kışla Mahallesi'nde Avrupa standartlarında modern bir işletme kuruldu. TKDK hibe desteğiyle dikkat çeken yatırımSon dönemde "TKDK destekleri nasıl alınır?", "Genç çiftçi hibesi ne kadar?", "Devlet destekli hayvancılık yatırımı yapılabilir mi?" soruları sıkça araştırılırken, Elbistan'da hayata geçirilen proje dikkat çekti.Mustafa Tekdemir'in hazırladığı projenin kabul edilmesiyle birlikte 400 bin avro hibe desteği almaya hak kazandığı öğrenildi. Bu destekle ilçeye bağlı Kışla Mahallesi'nde Avrupa standartlarında modern bir işletme kuruldu. Büyükbaş hayvancılıkta yeni nesil çiftlik modeli Türkiye'de modern besi çiftlikleri ve teknolojik hayvancılık yatırımları giderek yaygınlaşırken, Tekdemir'in kurduğu tesis de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İşletmede kullanılan sistemlerin verimliliği artırmaya yönelik planlandığı belirtilirken, tesisin çevre dostu uygulamaları da dikkat çekiyor. Genç girişimci, kendi imkanlarıyla bu ölçekte bir yatırım yapmasının oldukça zor olduğunu belirterek devlet desteklerinin üretim açısından büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti. Büyükbaş hayvancılıkta yeni nesil çiftlik modeli Türkiye'de modern besi çiftlikleri ve teknolojik hayvancılık yatırımları giderek yaygınlaşırken, Tekdemir'in kurduğu tesis de bu dönüşümün dikkat çeken örneklerinden biri olarak öne çıkıyor. İşletmede kullanılan sistemlerin verimliliği artırmaya yönelik planlandığı belirtilirken, tesisin çevre dostu uygulamaları da dikkat çekiyor. Genç girişimci, kendi imkanlarıyla bu ölçekte bir yatırım yapmasının oldukça zor olduğunu belirterek devlet desteklerinin üretim açısından büyük fırsatlar sunduğunu ifade etti. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütüyor Hayvancılık yatırımı kadar yem maliyetleri de üreticilerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Mustafa Tekdemir, hayvanların yem ihtiyacının önemli bölümünü kendi arazilerinde yetiştirdikleri ürünlerden karşıladıklarını belirterek maliyet avantajı sağladıklarını söyledi. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütmenin işletmeye önemli katkı sunduğunu ifade eden Tekdemir, üretim süreçlerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütüyor. Hayvancılık yatırımı kadar yem maliyetleri de üreticilerin en çok araştırdığı konular arasında yer alıyor. Mustafa Tekdemir, hayvanların yem ihtiyacının önemli bölümünü kendi arazilerinde yetiştirdikleri ürünlerden karşıladıklarını belirterek maliyet avantajı sağladıklarını söyledi. Tarım ve hayvancılığı birlikte yürütmenin işletmeye önemli katkı sunduğunu ifade eden Tekdemir, üretim süreçlerini daha sürdürülebilir hale getirmeyi hedeflediklerini kaydetti. Avrupa standartlarında sistemler kullanılıyor Modern hayvancılık teknolojileri ve otomasyon sistemleri son yıllarda sektörde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Çiftlikte ızgaralı sistemler ve otomatik sıyırıcı sistemlerin bulunduğunu belirten Tekdemir, temizlik işlemlerinin büyük bölümünün teknoloji sayesinde gerçekleştirildiğini anlattı. Yer altına inşa edilen beton gübre depolama alanlarının da çevresel etkileri azaltmaya katkı sağladığını ifade etti. Avrupa standartlarında sistemler kullanılıyor. Modern hayvancılık teknolojileri ve otomasyon sistemleri son yıllarda sektörde öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor. Çiftlikte ızgaralı sistemler ve otomatik sıyırıcı sistemlerin bulunduğunu belirten Tekdemir, temizlik işlemlerinin büyük bölümünün teknoloji sayesinde gerçekleştirildiğini anlattı. Yer altına inşa edilen beton gübre depolama alanlarının da çevresel etkileri azaltmaya katkı sağladığını ifade etti. Güneş enerjisi yatırımıyla maliyetleri düşürmeyi hedefliyor Enerji maliyetlerinin yükseldiği dönemde birçok üretici güneş enerjisi sistemlerine yöneliyor. Mustafa Tekdemir de çiftlikte güneş enerjisi sistemini devreye almayı planladıklarını belirterek enerji giderlerini azaltmayı hedeflediklerini söyledi. Modern sistemlerin hem iş gücü verimliliğini artırdığını hem de işletme maliyetlerini düşürdüğünü ifade eden genç girişimci, benzer yatırım yapmak isteyenlere devlet desteklerini yakından takip etmeleri tavsiyesinde bulundu.

  • 11 yaşında babasını kaybetti, sıfırdan başlayıp 40 kişiye istihdam sağladı

    Ünye'de yaşayan Mehmet Abasız, 11 yaşında babasını kaybedip tekstilde çalıştı; bugün kurduğu işletmeyle 40 kişiye istihdam sağlıyor. 11 yaşında babasını kaybetti, sıfırdan başlayıp 40 kişiye istihdam sağladı Mehmet Abasız, Ordu'nun Ünye ilçesinde büyüdü; 11 yaşında babasını kaybetmesinin ardından ailenin geçimine katkı sağlamak için çalışmaya başladı. Yıllar içinde biriktirdiği sermaye ve deneyimle kurduğu işletme, bugün 40 kişiye istihdam kapısı açıyor. 39 yaşındaki Abasız'ın hayatı, 1998 yılında babasının trafik kazasında vefatıyla değişti. Ortaokul yıllarında eğitimini yarıda bırakmak zorunda kalan girişimci, 14 yaşında kardeşiyle birlikte İstanbul'a giderek tekstil sektöründe çalışmaya başladı. Aileye destek olmak için erken yaşta iş hayatına atıldığını belirten Abasız, süreci şu sözlerle anlattı: "1998 yılında babam elim bir trafik kazasında vefat etti. O günden sonra üç kardeşim ve annemle birlikte zorlu bir hayat mücadelesi başladı. Aileme destek olabilmek için okulu bırakmak zorunda kaldım. Çalışma hayatımız 14 yaşında başladı". Uzun yıllar çeşitli tekstil firmalarında çalışan Abasız, memleketi Ünye'ye döndükten sonra biriktirdiği sermayeyle kendi işini kurdu. 8 makine ile başladığı üretim faaliyetlerini büyüterek bugünkü yapıya ulaştı ve işletmesi artık 40 kişiye istihdam sağlıyor. Abasız, yaşadığı zorlukların azim ve çalışkanlıklarını pekiştirdiğini vurguladı: "Bugün elde ettiğimiz başarının arkasında geçmişte çektiğimiz zorluklar var. Belki de o sıkıntıları yaşamasaydık bu kadar mücadeleci olamazdık. Azmimiz ve çalışkanlığımız bizi bugünlere taşıdı". Pandemi döneminde aile desteğiyle işlerini genişlettiklerini söyleyen Abasız, mağaza ve tekstil faaliyetleri kapsamında son dört yılda yaklaşık 100 kişiye istihdam sağladıklarını belirtti. Başarıda hedef koymanın, azimle çalışmanın ve devlet desteklerinin rolüne değindi: "İnsan inanıp çalıştığında başaramayacağı hiçbir şey yok. Ailemin desteğinin yanı sıra devletimizin sağladığı destekler de bizim için çok kıymetli oldu. Üreten işletmelere verilen katkılar nedeniyle devletimize teşekkür ediyorum". Abasız'ın hikâyesi, erken yaşta üstlenen sorumluluk, sektörel deneyim ve yerel sermaye birikiminin küçük ölçekli istihdam yaratmadaki rolünü gösteriyor. Bölgesel istihdama katkı sağlayan işletmelerin, hem aile ekonomilerine hem de yerel piyasaya doğrudan etkisi bulunuyor; Abasız örneği, devlet desteklerinin ve aile dayanışmasının girişimciliği nasıl güçlendirebildiğine dair somut bir örnek sunuyor.

  • Uluslararası Bilim Olimpiyatlarında Büyük Başarı

    Türk öğrenciler, uluslararası bilim olimpiyatlarında 1 altın, 7 gümüş, 6 bronz madalya kazandı. Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen gençlerin, uluslararası bilim olimpiyatlarından 1 altın, 7 gümüş, 6 bronz madalya ve 7 mansiyon ödülüyle döndüğünü açıkladı. Bakan Mehmet Fatih Kacır, sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Gençlerimiz uluslararası bilim olimpiyatlarında göğsümüzü kabartmaya devam ediyor. İtalya'nın Cesenatico şehrinde düzenlenen, 59 ülkeden 218 öğrencinin yarıştığı 6'ncı? ?Avrupa Kızlar Bilgisayar Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 3 gümüş madalya, 1 bronz madalya, İsveç'in Göteborg şehrinde düzenlenen, 41 ülkeden 199 öğrencinin yarıştığı 10'uncu Avrupa Fizik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 1 gümüş madalya, 1 bronz madalya, 1 mansiyon ödülü, Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen, 27 ülkeden 209 öğrencinin yarıştığı 26'ncı Asya Fizik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 2 bronz madalya, 6 mansiyon ödülü, Romanya'nın Buzau şehrinde düzenlenen, 23 ülkeden 133 öğrencinin katıldığı 30'uncu Genç Balkan Matematik Olimpiyatı'nda öğrencilerimiz, 1 altın madalya, 3 gümüş madalya, 2 bronz madalya kazanarak ülkemize büyük bir gurur yaşattılar. Türkiye'mizi başarıyla temsil eden tüm öğrencilerimizi tebrik ediyorum" ifadelerini kullandı. 6'NCI AVRUPA KIZLAR OLİMPİYATI Bu yıl, 12-18 Mayıs tarihleri arasında İtalya'nın Cesenatico şehrinde 6'ncısı düzenlenen 59 ülkeden 218 öğrencinin yarıştığı Avrupa Kızlar Bilgisayar Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil eden öğrenciler, 3 gümüş ve 1 bronz olmak üzere toplamda 4 madalya elde etti. TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen öğrencilerden Elif Başak Keleş, Nehir Karatopcu ve Zeynep Cansu Mutlu gümüş madalya, Aslıhan Buğa bronz madalya kazandı. 10'UNCU AVRUPA FİZİK OLİMPİYATI12-16 Haziran tarihlerinde İsveç'in Göteborg şehrinde düzenlenen ve 41 ülkeden 199 öğrencinin yarıştığı 10'uncu Avrupa Fizik Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil eden öğrenciler 1 gümüş, 1 bronz ve 1 mansiyon ödülü olmak üzere toplam 3 derece elde etti. TÜBİTAK bünyesinde yürütülen 2202 Bilim Olimpiyatları Programı kapsamında yetiştirilen öğrencilerden Şenol Tarhan gümüş madalya, Rüzgar Kuşaklı bronz madalya, Mert Andaç Karan mansiyon ödülü kazandı.26'NCI ASYA FİZİK OLİMPİYATI17-25 Mayıs tarihleri arasında Güney Kore'nin Busan kentinde düzenlenen ve 27 ülkeden 209 öğrencinin katıldığı 26'ncı Asya Fizik Olimpiyatı'nda Mert Andaç Karan ve Rüzgar Kuşaklı bronz madalya kazanırken; Eren Akarsu, Ömer Akhan, Şenol Tarhan, Yiğit Koca, Kaan Arif Say ve Eyüp Efe Şimşek mansiyon ödülüne layık görüldü. 30'UNCU GENÇ BALKAN MATEMATİK OLİMPİYATI15-20 Haziran tarihleri arasında Romanya'nın Buzau şehrinde düzenlenen ve 23 ülkeden 133 seçkin öğrencinin katıldığı olimpiyatta, Timuçin Tunç Bozkan altın madalya, Ahmet Ekrem Aydın, Mert Gerenli, Çağrı Maraşlı gümüş madalya, Ali Yağız Kahraman ve Batu Emirhan Arık bronz madalya kazandı.

  • Reklam dünyasından girişimciliğe geçti, pazar lideri marka yarattı

    Bahar Şamhili Tanju, uzun yıllar boyunca Türkiye’nin en önemli gazetelerinden birinde pazarlama ve Reklam Gurup Başkanı olarak görev yaptı. Çalıştığı medya grubunun el değiştirmesi sonrasında, kendisine yeni bir alan seçmeyi düşünürken kemik erimesi rahatsızlığı geçirdi. Bu hastalığın tedavi sürecinde doktorları destek gıda olarak kolajen değerleri yüksek olan ilikli kemik Suyu (bone broth) ve sakatat çorbaları (offal soup) gibi gıdalar tüketmesini önerdiler Kendiniz için yemek hazırlarken sanayi tipi üretime geçmeye nasıl karar verdiniz? Zaman içerisinde bu gıdaların sağlığım üzerindeki olumlu etkisini deneyimledim. Ayrıca kullandığım bu malzemelerle hazırladığım yemekler her zamankinden daha lezzetli oldu, Öyle ki zamanla kemik suyu kullanmadan yemek yapamaz oldum. Ancak; bu gıdayı hazırlamak çok zahmetliydi, iyi bir kemik suyunun 24 saatin üzerinde pişirilmesi gerekiyordu. Üstelik tüm evde ağır bir koku oluyordu. Sonuçta bu değerli gıdayı düzenli olarak evde yapmakta zorlanmaya başladım. Girişimcilik fikri nasıl doğdu? Tıpkı evlerde yapıldığı gibi taze ve jöle kıvamında ürün satın alabilir miyim diye araştırdım. Ancak güvenilir satış noktalarında aradığım tür ürünler yoktu. “Piyasada satılsa çok iyi olur” diye düşündüm. Girişimci olmaya böyle karar verdim. Kendi sağlığıma olan katkısından yola çıkarak herkese fayda ve şifa olsun istedim. Böylece hiç bilmediğim bir alana girmiş ve üretim için araştırma yapmaya başlamış oldum. Ar-ge yaptınız yani… Evet. İlikli kemik suyunu, kemiğin içerisinde bulunan tüm faydayı koruyarak taze, jöle kıvamında üretebilmek için iki üniversite ile dokuz ay ar-ge çalışması yaptık. Hiçbir katkı ve koruyucu kullanmadan ürünü en taze hali ile ürettik. Cam kavanozlarda soğuk zincirde satışa sunabilmek için dolum ve paketleme tekniğini oluşturduk. Pişirme süresi, ısı derecesi, hayvanın hangi bölümündeki kemiğin ne yoğunlukta kullanılması gerektiği gibi ayrıntılar üzerinde çalıştık. Ürünün içeriğini ve lezzet kısmını yemek akademisiyle birlikte hazırladık. Üretime nasıl geçtiniz? Aynı süreçte kendi butik üretim tesisimizi kurduk. Tüm izin belgelerimizi aldık. Ekibimizi oluşturduk. Deneme üretimleri yaparak, ürün prototipini hazırladık. Eş zamanlı olarak markamıza karar verdik. Logo, etiket ve ambalaj tasarımlarımızı da bu dönemde tamamladık. Satış noktalarını nasıl belirlediniz? Ülkemizin çok önemli market zincirlerinden biriyle anlaşma yaptık. 2.5 yıl önce Türkiye’nin ilk ve tek taze ilikli kemik suyunu markası Gurvita’yı markette, soğuk zincirde satışa sunduk. Ürünümüz piyasadaki bulyon ve uzun raf ömürlü konserve kemik sularına benzemiyordu. Bu yüzden, soğuk zincirde sunulan taze ve farklı bir ürünün piyasaya çıktığını anlatmamız gerekiyordu. İletişim çalışmalarınızda hangi stratejiyi uyguladınız? İletişim stratejimizi ürünün rakiplerden ayrışan özellikleri üzerine kurduk. Toplumun önde gelen kanaat liderleri ile işbirliği ve tanıtım çalışmaları yaptık. İletişimimizde ürünün somut faydalarını ön plana çıkardık.. Örneğin, kemiğin, iliğin içerisinde bulunan tüm önemli beslenme değerlerini koruyarak toplam 36 saatlik bir süreçte buharda, ateş görmeden pişirildiği; en yakın rakibinden 7 kat daha zengin beslenme değerlerine sahip, taze ve jöle kıvamında olduğu; soğuk zincirde dağıtıldığı; raf ömrünün kısalığı; sıcak içecek olarak da tüketilebileceği gibi özelliklerini vurguladık. Hangi sonuçları elde ettiniz? Tüm rakiplerimizden ayrıştık. Tüketicimizle yakın bir bağ kurmayı başardık. Bunun sonucunda, pazar payımız yüzde 60’ı geçti. Son dönemde ürün çeşitlerimizi artırdık. Kadın üreticileri desteklemek amacıyla kadın kooperatiflerden temin ettiğimiz ürünlerle yeni çeşitler geliştirdik. Ürünlerimize yurtdışından da büyük talep oluştu. Bugünlerde, ihracat konusu üzerinde çalışıyoruz.

  • Ankara'da dev marka yarattı, şimdi memleketine Türkiye'nin en büyük 5. tesisini kuruyor!

    Ankara’da kurduğu HİMA Ambalaj ile sektörün önde gelen isimlerinden biri olan Çorumlu iş insanı Mehmet Akkaş, şimdi de doğup büyüdüğü topraklara dev bir yatırım yapmaya hazırlanıyor. Akkaş, Sungurlu Organize Sanayi Bölgesi'ne Türkiye'nin 5. büyük ambalaj tesisini kuracağını açıkladı. Ankara merkezli HİMA Ambalaj firmasının sahibi, Çorumlu iş insanı Mehmet Akkaş, yıllar önce ayrıldığı memleketi Sungurlu'ya vefa borcunu dev bir yatırımla ödemeye hazırlanıyor. Uzun yıllar Sungurlu'da esnaflık yaptıktan sonra 2009'da Ankara Kahramankazan'da kendi ambalaj tesisini kuran Akkaş, şimdi de sektördeki tecrübesini Sungurlu'ya taşıyor. Akkaş'ın Ankara'daki tesisinde balonlu naylondan streç filme, koli bandından özel baskılı ürünlere kadar geniş bir yelpazede üretim yapılıyor. "MEMLEKETİME YATIRIM YAPMANIN MUTLULUĞUNU YAŞIYORUM" Sektörün en büyüklerinden biri olacak yeni yatırımın heyecanını yaşayan Mehmet Akkaş, doğup büyüdüğü topraklara hizmet etmenin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirtti. Akkaş, şunları kaydetti: “Türkiye’nin önde gelen endüstriyel ambalaj tedarikçilerinden biri olarak bilgi, birikim ve tecrübemizle Sungurlu Organize Sanayi Bölgesine Türkiye’nin 5. büyük ambalaj tesisini kurmayı planlıyoruz. OSB’de arsa tahsisi yapıldı, proje sürecinin ardından inşaata başlayacağız. Üretimin yüzde 70’ini ihraç etmeyi hedefliyoruz. Savunma sanayinin merkezi haline dönüşen Sungurlu’ya biz de yatırım yaparak destek olacağız. Sungurlulu olarak ilçemizin gelişmesi adına elimizden gelen ne varsa yapmaya hazırız.”

Arama Yap

bottom of page