top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • Bayat mısıra sinirlenip kendi işini kurdu: 18 yılda 40 bin mısır sattı

    İstanbul'un Fatih ilçesinde, Eminönü'nde yediği bayat mısırın tadı damağında kalan Dursun Öztürk (64), bu olayın ardından kendi mısır tezgahını açmaya karar verdi. 18 yıldır bu mesleği sürdüren Öztürk, günde ortalama 15 mısırla başladığı işini, şimdilerde yılda 40-50 bin adet mısır satacak kadar büyütmüş durumda. Mesleğinde insan sağlığını ön planda tuttuğunu vurgulayan Öztürk, 'Akşama kadar kalan mısırı kesinlikle satmam, hayvanlara veririm. Milletin sağlığıyla hayatta oynamayız.' diyerek kalitesinden ödün vermediğini belirtiyor. EMİNÖNÜ'NDE YAŞANAN OLAY İŞİN BAŞLANGICI OLDU Seneler önce Eminönü'nde bir tezgahtan mısır aldığını ve aldığı mısırın bayat çıkması üzerine tezgah sahibiyle yaşadığı diyaloğu unutamadığını aktaran Öztürk, 'İnsanlara kötü mısır satıyorsunuz' demesi üzerine, tezgah sahibinin 'Senden para istemiyorum, kaybol git' yanıtını aldığını anlatıyor. Bu olayın kendisinde büyük bir etki yarattığını ve 'Ben bu işi daha iyi yaparım' diyerek yola çıktığını ifade ediyor. EŞİNİN DESTEĞİYLE BÜYÜTTÜĞÜ İŞİNDE YALNIZ KALDI Eşinin tam desteğiyle bir piknik tüpü ve 15 mısırla işe başladığını söyleyen Öztürk, ilk gün sattığı mısırların ardından kalanları eve götürdüğünü belirtiyor. Daha sonra odun ateşinde mısır pişirmeye karar verdiğini ve eşiyle birlikte bir arsa kiralayarak bu işi büyüttüğünü anlatıyor. Ancak en büyük destekçisi olan eşi Zeynep Öztürk'ü 2024 yılının Temmuz ayında geçirdiği kalp krizi sonucu kaybeden Öztürk, 'Onunla birlikte yıllarca omuz omuza çalıştık. O olmayınca hiçbir şeyin tadı kalmadı ama tezgâhı kapatmadım.' diyerek yaşadığı derin üzüntüyü dile getiriyor. Kendisini 'Ordulu Dursun Dayı' olarak tanıyan müşterilerine hizmet etmeye devam ediyor.

  • Sokakta meyve satarken milyarder oldu! Sırrını ilk kez anlattı: 'Başarımı 3R'ye borçluyum'

    Sokakta ananas satarken dünyanın en zengin insanlarından biri oldu. Başarısının sırrını ilk kez paylaşan Cheah Cheng Hye'nin '3R' prensibi dikkat çekti. İşte detaylar... Malezya doğumlu Cheah Cheng Hye’nin yoksulluk içinde başlayan hayatı, Hong Kong’da milyar dolarlık bir finans kariyerine dönüştü. Çocukluk yıllarında sokakta ananas satarak geçimini sağlayan Cheah, bugün yaklaşık 1.25 milyar dolarlık servetiyle Malezya’nın en zengin isimleri arasında yer alıyor. KÜÇÜK YAŞTA ÇALIŞMAYA BAŞLADI Penang eyaletinde doğan Cheah, 9 yaşındayken babasını böbrek yetmezliği nedeniyle kaybetti. Ailesine destek olmak için küçük yaşta çalışmaya başlayan Cheah’ın, çocukluk döneminde ciddi ekonomik zorluklar yaşadığı belirtiliyor. Lise eğitimini tamamladıktan sonra 17 yaşında The Star gazetesinde çalışmaya başlayan Cheah, editörlerin yazı yeteneğini fark etmesiyle gazeteciliğe adım attı. Bir süre sonra Hong Kong’dan gelen daha iyi ücretli iş teklifini kabul ederek ülkeyi değiştirdi. İlk hedefi birkaç yıl çalışıp para biriktirerek ülkesine dönmekti. Ancak Hong Kong’daki kariyeri, onu doğrudan finans ve yatırım dünyasına yönlendirdi. VN Express'in haberine göre Cheah, The Standard, HK-TVB News, Wall Street Journal Asia ve Far Eastern Economic Review gibi kurumlarda ekonomi ve finans alanında görev yaptı. Bu süreçte kendi kendine muhasebe ve yatırım eğitimi aldı. 1 MİLYON DOLARLIK GELİR ELDE ETTİ Daha sonra yatırım bankası Morgan Grenfell’de görev yapan Cheah, burada değer yatırımı yaklaşımıyla tanıştı ve yıllık yaklaşık 1 milyon dolara ulaşan gelir elde etti. 1993 yılında iş ortağı V-Nee Yeh ile birlikte Value Partners adlı varlık yönetim şirketini kurdu. Küçük bir sermayeyle başlayan şirket, zamanla Asya’nın önde gelen bağımsız yatırım firmalarından biri haline geldi. Sokakta meyve satarken milyarder oldu Sırrını ilk kez anlattı: Başarımı 3Rye borçluyum '3-R PRENSİBİ' Cheah kendi yatırım felsefesini ve milyarderliğe yolculuunu “3R” prensibine dayandırıyor yani "doğru iş, doğru insanlar ve doğru fiyat." Uzun vadeli değer yatırımı stratejisiyle hareket eden Cheah, özellikle düşük değerli şirketlere odaklandığını ifade ederken "Başarımı 3R'ye borçluyum" dedi. En dikkat çeken yatırımlarından biri, Çin merkezli elektrikli araç üreticisi BYD oldu. Şirketin daha sonra dünyanın en büyük elektrikli araç üreticilerinden biri haline gelmesi, bu yatırımın önemini artırdı. Ancak Cheah’ın kariyeri sadece başarılarla sınırlı kalmadı. 2006’da yatırım yaptığı Oasis Hong Kong havayolu şirketi kısa sürede iflas etti. Bu yatırım firmaya yaklaşık 13 milyon dolarlık zarar yazdı. Yaşanan kaybın ardından Cheah’ın havacılık sektöründen tamamen çekildiği belirtildi. Yatırım dünyasında “aykırı düşünme” yaklaşımıyla tanınan Cheah, genellikle piyasanın tersine hareket ettiklerini ve bu şekilde kazandıklarını ifade ediyor.

  • Doğadan bulduğu saleple gelen başarı hikayesi: 60 bin fideyle üretici oldu

    Zonguldak'ın Devrek ilçesinde doğa yürüyüşü sırasında dikkatini çeken salep orkidesini araştırmaya başlayan 3 çocuk annesi Gülsüm Köseoğlu, 3 dönümlük arazide 60 bin fideyi toprakla buluşturarak kendi işini kurdu. Başarılı girişimci kadın, elde ettiği 600 kiloluk ilk hasadını köyünde bir ilke imza atarak şenlik havasında kutladı. Devrek ilçesine bağlı Kabaca köyü Dereköy mahallesinde yaşayan 39 yaşındaki Gülsüm Köseoğlu'nun girişimcilik serüveni, geçen yıl ailesiyle çıktığı doğa yürüyüşüyle başladı. Yürüyüş esnasında gördüğü bir bitkiyi merak ederek internette araştıran Köseoğlu, bunun doğadan toplanması yasak olan endemik 'salep orkidesi' olduğunu öğrendi. Bitkinin yumrularının toz haline getirilerek içecek, dondurma, pastacılık ve kimya sektörlerinde yoğun talep gördüğünü ve yüksek ekonomik değere sahip olduğunu fark eden Köseoğlu, salep yetiştirmeye karar verdi. Uzun süren araştırmalarının ardından ilgili kurumlardan resmi izinlerini alan Köseoğlu, hazırladığı üç dönümlük araziye 60 bin salep fidesi dikti. 'Doğada gördüm, araştırdım ve üretime başladım' Büyük bir emekle girdiği bu yolda 600 kilogram ürün elde etmeyi başaran Köseoğlu, girişimcilik hikayesini şu sözlerle anlattı: 'Ailemle memleketimizde çıktığımız doğa yürüyüşünde yetişen çiçekler dikkatimi çekti. İnternetten araştırıp gerekli bilgileri edindikten sonra dikimini gerçekleştirdik. Ailemin de desteğiyle girdiğimiz salep yetiştiriciliğinde ilk mahsulümüzün hasadını yapmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Bizlere destek veren kurumlara teşekkür ediyorum. Vatandaşlarımızın bu bitkiyi yetiştirerek hem kendi bütçelerine hem de ülke ekonomisine katkı sağlamalarını tavsiye ederim.' Eşinin girişimcilik ruhunu ilk günden beri desteklediğini belirten Umut Köseoğlu ise, 'Eşim salep yetiştiriciliğine merak saldı, ben de kendisine her konuda destek verdim. Ekonomik anlamda güzel getirisi olan bir ürün, yöre insanımıza da bu alana el atmalarını tavsiye ediyorum' dedi. Gülsüm Köseoğlu'nun elde ettiği başarılı ilk hasat, köyde düzenlenen bir etkinlikle taçlandırıldı. Bölgede salep üretimini teşvik etmek amacıyla Gökçebey Halk Eğitim Müdürlüğü tarafından eğitim alan 100 kursiyer de Köseoğlu'nun bahçesinde uygulamalı ders yaparak hasada katıldı. Gökçebey Halk Eğitimi Merkezi Müdürü Satılmış Erenoğlu, 'Şu ana kadar kurumumuzda yüze yakın kişiye sertifika verdik. Üretimi çok zor olmayan bir bitki, her vatandaşımız rahatlıkla yetiştirebilir' ifadelerini kullandı. Kadın girişimcinin başarısını kutlamak için köye akın eden davetliler ve ilçe protokolü, hasat şenliğinde bir araya geldi. Programa; Devrek Belediye Başkan Yardımcısı Özcan Özmekik, Zonguldak İl Tarım ve Orman Müdür Yardımcısı Erol Ziyadoğlu, İl Tarımsal Şube Müdürü Osman Karaköse, Devrek İlçe Tarım ve Orman Müdürü Volkan Hızarcı, Gökçebey Halk Eğitim Müdürü Satılmış Erenoğlu ve çok sayıda davetli katılarak Köseoğlu'nu yalnız bırakmadı.

  • Antalya'da engel tanımayan başarı hikayesi: 12 kilometrelik yol, sporda zafere dönüştü

    Manavgat ilçesinde yaşayan işitme engelli genç sporcu Müslüm Beraat Aslan, ev ile iş yeri arasındaki 12 kilometrelik yolu yürüyerek ve koşarak katetmesiyle atletizme yöneldi. Antalya’nın Manavgat ilçesinde yaşayan işitme engelli genç sporcu Müslüm Beraat Aslan, hayatını hem sporla hem de emekle şekillendiren azim dolu hikâyesiyle örnek oluyor. Günlük yaşamında katettiği uzun mesafeleri bir mücadeleye dönüştüren Aslan, farklı spor branşlarında elde ettiği başarılarla adından söz ettiriyor. 12 KİLOMETRELİK YOL SPORA AÇILAN KAPI OLDU Demirciler Mahallesi’nde yaşayan Aslan, Manavgat’taki iş yerine ve antrenmanlara gitmek için her gün yaklaşık 12 kilometrelik yolu yürümeye başladı. Zamanla bu yürüyüşler koşuya dönüşürken, genç sporcu bu süreçte atletizme de ilgi duymaya başladı. Bu günlük rutin, onun sporla daha güçlü bir bağ kurmasını sağladı ve kısa sürede farklı branşlarda yarışmalara katılmasına zemin hazırladı. FARKLI BRANŞLARDA DİKKAT ÇEKEN BAŞARILAR Müslüm Beraat Aslan, karate-do ile başladığı spor yolculuğunu judo, güreş ve atletizmle sürdürdü. Katıldığı Türkiye şampiyonalarında önemli dereceler elde eden genç sporcu, Mersin’de düzenlenen TİESEF Atletizm Türkiye Şampiyonası’nda da 3 farklı kategoride madalya kazandı. 5 bin metrede ikinci, 3 bin metrede üçüncü ve 1500 metrede beşinci olan Aslan, çok yönlü spor performansıyla dikkat çekti. GÜREŞTE TÜRKİYE DERECELERİ, JUDODA ŞAMPİYONLUK Güreş branşında Türkiye birincilikleri bulunan Aslan, 2023 yılında başladığı judo sporunda da kısa sürede Türkiye şampiyonluğu elde etti. Farklı branşlarda eş zamanlı başarı göstermesi, spor camiasında takdirle karşılandı. AT İLE İŞE GİDİP GELİYOR Spor yaşamının yanı sıra günlük hayatında da sıra dışı bir düzeni olan genç sporcu, zaman zaman iş yerine atıyla gidip geliyor. At biniciliğinde de başarılı olan Aslan, katıldığı yarışmalarda dereceler elde etti. AZMİN VE MÜCADELENİN HİKÂYESİ Sporu yaşamının merkezine koyduğunu belirten Aslan, hem ailesine destek olmaya hem de farklı branşlarda kendini geliştirmeye devam ediyor. Genç sporcu, elde ettiği başarılarla engellerin azim ve çalışmayla aşılabileceğini gösteriyor.

  • Tanesi 150 TL’den satılıyor! Antalya’da yüzlerce kişiye iş kapısı oldu: 81 ilden sipariş yağıyor

    Antalya'nın Elmalı ilçesinde yetiştirilen ve eşsiz zarafetiyle hayran bırakan şakayık çiçeği, tanesi 150 TL'den alıcı buluyor. Üreticisinin yüzünü güldüren ürün bölgedeki yüzlerce kadına dev bir istihdam kapısı oldu. Antalya'nın Elmalı ilçesine bağlı Eymir Mahallesi'nde şakayık çiçeği üretimi adeta altın çağını yaşıyor. Renkleri, zarafeti ve hoş kokusuyla büyük ilgi gören şakayık çiçekleri, bugün sadece bölgenin değil Türkiye'nin dört bir yanının gözdesi haline geldi. Eymir Mahallesi adeta rengarenk bir çiçek bahçesine dönüşürken, bölgeye gelen ziyaretçiler de bu eşsiz manzaraya hayran kalıyor. Üreticiler ise yoğun taleplere yetişebilmek için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte mesaiye başlıyor. Düğünlerden özel organizasyonlara, otellerden çiçek sektörüne kadar birçok alanda tercih edilen şakayıklar, hem kaliteli yapısı hem de uzun ömürlü olmasıyla dikkat çekiyor. Özellikle büyükşehirlerden gelen siparişlerin her geçen yıl artması üreticilerin yüzünü güldürüyor. Üreticiler, tanesini 150 TL'den toptancıya satışını gerçekleştiriyor. Yetiştirilen şakayık çiçekleri Türkiye'nin 81 iline gönderiliyor. Şakayık üretimi bölge ekonomisine de büyük katkı sağlıyor. Mahallede birçok aile geçimini çiçek üretiminden sağlarken, sezon dönemlerinde yüzlerce kişiye istihdam oluşturuluyor. Kadınların üretim sürecindeki aktif rolü ise dikkat çekiyor. Toplama, ayıklama, paketleme ve sevkiyat aşamalarında çalışan vatandaşlar aile bütçelerine önemli katkı sunuyor. Üreticiler, Elmalı'nın verimli toprağı ve serin ikliminin şakayık üretimi için büyük avantaj sağladığını belirtiyor. Özellikle doğal şartlar sayesinde yetişen çiçeklerin kalite bakımından büyük ilgi gördüğü ifade edilirken, Eymir şakayığının artık marka olma yolunda ilerlediği vurgulanıyor. Bölge halkı ise şakayık üretiminin daha da büyümesini ve Elmalı'nın çiçekçilik alanında Türkiye'nin önemli merkezlerinden biri haline gelmesini hedefliyor. Üreticiler desteklerin artmasıyla birlikte ihracat kapılarının da açılabileceğini ifade ediyor.Hem ekonomiye katkı sağlayan hem de görsel şölen sunan şakayık üretimi, Elmalı'nın yükselen değerlerinden biri olmaya devam ediyor.

  • Malatya Mutfağının Lezzet Sırrı Bu Parkta: Battalgazi’nin Kadınları Siparişlere Yetişemiyor!

    Battalgazi Belediyesi öncülüğünde kurulan kooperatif, Gazi Parkı ve Kışla Caddesi'ndeki satış noktalarıyla Malatya'nın geleneksel mutfağını dünyaya tanıtıyor. Doğal ve ev yapımı ürünler, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor. Malatya’nın Battalgazi ilçesinde kadınların üretime katılması amacıyla hayata geçirilen “Battalgazi’nin Kalbi Kadın Kooperatifi”, üretim faaliyetlerini aralıksız sürdürüyor. El emeğiyle hazırlanan doğal ve yöresel ürünler vatandaşlardan yoğun ilgi görürken, kooperatif hem kadın istihdamına katkı sağlıyor hem de Malatya mutfağını tanıtıyor. 2019 yılında Battalgazi Belediyesi öncülüğünde kurulan kooperatifte kadınlar tarafından hazırlanan ev yapımı ürünler, Gazi Parkı içerisindeki satış ofisinde vatandaşlarla buluşturuluyor. Sipariş üzerine de üretim yapan kooperatifte, yöresel lezzetlerden el işi ürünlere kadar birçok ürün satışa sunuluyor. “Kadınım, Kazanırım, Kalkınırım” Sloganıyla Üretim Battalgazi Belediyesi’nin destekleriyle faaliyetlerini sürdüren kooperatif, özellikle kadınların ekonomik hayata katılmasını hedefliyor. “Kadınım, Kazanırım, Kalkınırım” sloganıyla çalışmalarını sürdüren kadınlar, hem aile bütçelerine katkı sağlıyor hem de üretimin bir parçası oluyor. Kooperatif bünyesinde hazırlanan organik ve doğal ürünlerin vatandaşlara doğrudan ulaştırıldığı belirtilirken, Malatya’nın yöresel yemekleri de ziyaretçilere sunuluyor. Başkan Güder: “Kadınlarımıza İstihdam Olanakları Sağladık” Battalgazi Belediye Başkanı Osman Güder, kooperatifin kadınların ekonomik bağımsızlığı açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Kadınların üretim sürecine dahil edilmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Güder, “Battalgazi’nin Kalbi Kadın Kooperatifimiz ile çalışan, üreten ve kendi ayakları üzerinde durmak isteyen kadınlarımıza istihdam imkanı sunduk. Aynı zamanda vatandaşlarımızı ev yapımı, sağlıklı ve doğal ürünlerle buluşturuyoruz” dedi. Güder, Malatya’nın yöresel mutfağının tanıtımına da katkı sunduklarını belirterek, kadınların hazırladığı ürünlerin Kışla Caddesi’ndeki satış merkezinde de vatandaşlara ulaştırıldığını kaydetti. Yöresel Lezzetler ve El Emeği Ürünler Tek Çatı Altında Kooperatifte hazırlanan ürünler arasında yöresel yemekler, doğal gıda ürünleri ve el emeği hediyelikler yer alıyor. Özellikle ev yapımı ürünlere olan ilginin her geçen gün arttığı belirtilirken, sipariş sistemi sayesinde farklı taleplere de cevap veriliyor. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği satış noktası, kadın üreticiler için önemli bir gelir kapısı haline geldi. “Üreten Kadınların Yanında Olmaya Devam Edeceğiz” Kadınlara yönelik projelerin artarak devam edeceğini söyleyen Başkan Güder, belediye olarak kadınların iş hayatında daha fazla yer almasını hedeflediklerini vurguladı. Göreve geldikleri günden bu yana kadınların önündeki engelleri kaldırmaya yönelik çalışmalar yaptıklarını belirten Güder, “Kadınlarımızın her şartta kendi ayakları üzerinde durabilmesi için projelerimizi çeşitlendirmeye devam ediyoruz.

  • Oğluna verilen ceza hayatını değiştirdi: Görme engelli eğitimcinin 6 diplomalı başarı öyküsü

    Sakarya Üniversitesinde görevli 45 yaşındaki görme engelli İbrahim Bingül, 3 lisans ve 2 yüksek lisans eğitiminin ardından, zihinsel engelli oğluna okulda verilen ceza üzerine dördüncü üniversitesi olan Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Geliştirdiği erişilebilirlik sistemleriyle engelli öğrencilerin eğitim hayatına dokunan Bingül, azmiyle de takdir topluyor. Sakarya Üniversitesinde görevli 45 yaşındaki görme engelli İbrahim Bingül, 3 lisans ve 2 yüksek lisans eğitiminin ardından, zihinsel engelli oğluna okulda verilen ceza üzerine dördüncü üniversitesi olan Özel Eğitim Öğretmenliği bölümünü bitirdi. Geliştirdiği erişilebilirlik sistemleriyle engelli öğrencilerin eğitim hayatına dokunan Bingül, azmiyle de takdir topluyor. SAÜ Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanlığında görev yapan İbrahim Bingül, ilkokul ve ortaokulu görme engelliler okulunda okuduktan sonra liseyi gören akranlarıyla birlikte tamamladı. Eğitim hayatına büyük bir azimle devam eden Bingül; Uluslararası İlişkiler, Sosyal Hizmetler, Tarih ve Özel Eğitim Öğretmenliği olmak üzere 4 lisans ve 2 yüksek lisans programından mezun oldu. Üniversitede dersler veren Bingül, aynı zamanda görme engelli bireylerin bilgiye erişimini kolaylaştıran projelerin de başında yer alıyor. Oğluna verilen ceza sonrası dördüncü üniversitesini okudu Eğitim hayatını sadece diploma almak için değil, bilgiyi içselleştirmek için sürdürdüğünü belirten Bingül'ün hayatındaki en büyük kırılma noktası ise zihinsel engelli oğlunun okulda yaşadığı bir olay oldu. Oğluna öğretmeni tarafından verilen bir ceza sonrasında özel eğitim sürecinin doğrudan içinde yer alması gerektiğine inanan Bingül, yeniden üniversite sınavlarına hazırlandı. SAÜ Eğitim Fakültesi Özel Eğitim Öğretmenliği Bölümünü kazanan ve bu son üniversitesinden 4 yıl önce başarıyla mezun olan Bingül, bugün hem üniversitede dersler veriyor hem de engelli öğrencilerin yolunu aydınlatıyor. 'Oğluma uygulanan bir yemek cezası sonrası artık sahaya inmem gerektiğini düşündüm' Mezun olduğu tüm bölümleri severek okuduğunu ve doğrudan eğitim sürecinin içinde olmak istediğini belirten İbrahim Bingül, 'Sırf elimde kağıt parçası olsun diye değil, öğrenmek ve hayatımın içine katmak için okudum. Tarih bana geçmişten bugüne süreci yorumlamayı öğretti, sosyal hizmetler özel eğitimin farklı yönlerini görmemi sağladı. Uluslararası ilişkiler ise dünyaya farklı kültürler açısından bakabilmeme katkı sundu. Oğluma uygulanan bir yemek cezası sonrası artık sahaya inmem gerektiğini düşündüm. Sadece araştırmanın yetmediğini, doğrudan eğitim sürecinin içinde olmam gerektiğini fark ettim' dedi. 'Elimde bastonla öğretmen olduğumu görünce şaşırdılar' Staj ve görev sürecinde unutamadığı anlar yaşadığını anlatan Bingül, 'Üstümde öğretmen önlüğü, elimde baston vardı. Çocuklar diğer öğretmenlere 'Bu öğretmen sizden mi, bizden mi?' diye soruyordu. Daha sonra onlardan biri olan bir kişinin öğretmen olabileceğini benimsediler' diye konuştu. 'Çabalarsak aşamayacağımız hiçbir engel yok' Sakarya Üniversitesi'nde görme engelli öğrencilerin ders materyallerine erişebilmesi için çalışmalar yaptıklarını dile getiren ve engelliliğin hayatın doğal bir parçası olduğunu ifade eden Bingül, 'Bize gelen PDF dosyalarını ekran okuyucuların algılayabileceği hale getiriyoruz. Resim içerikli dosyaları optik karakter tanıma sistemiyle analiz edip yeniden düzenliyoruz. Böylece öğrencilerimiz bilgiye bağımsız şekilde ulaşabiliyor. Engelliliği hayatın olağan akışı içinde kabul etmek gerekiyor. Sarışınlık, esmerlik ne kadar doğal ise engellilik de o kadar doğal. İnsanlar bununla savaşmak yerine hayatlarını mevcut gerçeklik üzerine kurarlarsa daha başarılı olabilirler. Pes etmeyin. Çabalarsak aşamayacağımız hiçbir engel yok' şeklinde konuştu.

  • Gökçe hemşirenin şampiyonluğa uzanan başarı hikayesi

    Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Hastanesinde görev yapan 33 yaşındaki hemşire Gökçe Can, yoğun çalışma temposunun ardından sualtı sporlarıyla uğraşıyor. Uzun yıllardır sporla ilgilenen Gökçe Can, son dönemde sualtı sporlarına yönelerek çeşitli organizasyonlarda dereceler elde etmeye başladı. Geçen ay düzenlenen Serbest Dalış Havuz Türkiye Şampiyonası'na Okyanus Sporları Kulübü adına katılan Can, kadınlar kategorisinde takım arkadaşlarıyla şampiyonluğa ulaştı. İlk kez katıldığı havuz şampiyonasında önemli bir başarı elde eden Gökçe Can, ağustos ayında Antalya'da düzenlenecek Serbest Dalış Deniz Açıksu Büyükler ve Masterlar Bireysel Türkiye Şampiyonası için çalışmalarını sürdürüyor. Gökçe Can, sağlık çalışanı olmanın fedakarlık gerektirdiğini söyledi. Mesleğini severek yaptığını belirten Can, "Hemşirelik kutsal bir görev. İnsanlara yardımcı olabilmek, ufak bir katkı bile sağlayabilmek günün sonunda insanı çok tatmin ediyor ancak yoğun tempo nedeniyle hem fiziksel hem zihinsel olarak yorulduğumuz zamanlar oluyor. Günün sonunda yorgun şekilde eve gidiyoruz." dedi. Yoğun mesaisinin ardından sporla ilgilenerek hem fiziksel hem de zihinsel olarak kendini yenilediğini anlatan Can, "Geçen ay katıldığım Serbest Dalış Havuz Türkiye Şampiyonası'nda Okyanus Sporları Kulübü adına mücadele ettim. İlk kez havuz yarışmalarına katıldım. Benim için çok heyecanlı bir deneyimdi. Açıkçası bu kadar heyecanlanacağımı düşünmemiştim. İlk yarışma için kendi kapasitemde iyi bir başarı elde ettiğimi düşünüyorum. Kadın sporcular olarak takım halinde Türkiye şampiyonu olduk." diye konuştu. "Serbest dalış iş hayatıma da olumlu yansıyor" Gökçe Can, geçen hafta Gökçeada'da düzenlenen Zıpkınla Balık Avı Türkiye Şampiyonası'nda da kadınlar takımında yer aldığını ve organizasyonu Türkiye ikincisi olarak tamamladıklarını ifade etti. Yeni bir organizasyona hazırlanacağını belirten Can, şunları kaydetti: "Ağustos ayında Antalya'nın Kaş ilçesinde düzenlenmesi planlanan Türkiye Şampiyonası'na katılacağım. Denizde yapılan serbest dalış, havuz yarışmalarına göre daha farklı dinamikler taşıyor. Tek nefeste ulaşabileceğiniz maksimum derinliğe inmeye çalışıyorsunuz. Havuzdan ziyade deniz beni biraz korkutuyor çünkü basınç faktörü daha komplike. İlk kez katılacağım için çok heyecanlıyım. Çalışmalarımı sürdürüyorum." Sporun yaşamının önemli bir parçası olduğunu dile getiren Can, "Hayatımın yarısından fazlası sporla geçti diyebilirim. Spor yapmadığım bir dönem olmadı. Son yıllarda sualtı sporları ve yüzmeyi hayatıma ekledim. Sanırım hayatım boyunca en çok keyif aldığım spor branşı bu oldu. Katıldığım yarışmaların ardından zihinsel olarak rahatlıyorum. Serbest dalış iş hayatıma da olumlu yansıyor." şeklinde görüş belirtti.AA

  • Aksaray'da ilk ve tek! Önce pazarda sattı, şimdi kendi işinin patronu oldu: Dükkanının kapısında kuyruk oluyor

    Aksaray'da 9 yıl öncesine kadar ev temizliğine giderek geçimini sağlayan Ayten Mert, çevresinin "Burada satılmaz" dediği şırdan ve mumbar işine girerek adeta ezber bozdu. Kentin tek kadın şırdancısı olan azimli kadının, şimdilerde kapısında kuyruklar oluşuyor. Aksaray'ın ilk ve tek şırdan ve mumbarcısı olan 44 yaşındaki Ayten Mert, 9 yıl öncesine kadar evlere temizliğe giderek geçimini sağlamaya çalışıyordu. Semt pazarında açılan bir yemek etkinliğine şırdan ve mumbar yapıp katılan Ayten Mert, yaptığı şırdan ve mumbarın beğenilmesi üzerine temizlik işlerini bırakıp semt pazarlarında şırdan ve mumbar yapıp satmaya başladı. Zorlu bir damak tadı olan şırdan ve mumbarı tüm Aksaraylılarla tanıştıran ve sevdiren Ayten Mert yıllarca kız çocuğuyla birlikte gidip geldiği semt pazarlarından elde ettiği gelirle açtığı dükkanda kendi işinin patronu oldu. Şırdan ve mumbar başta olmak üzere ev yemekleri de yaparak satışa sunan Ayten Mert, Aksaray'ın tek şırdancısı olarak vatandaşlara hizmet ederken, kızı ise gastronomi eğitiminden sonra bir iş yerinde staja başlayarak annesinin yolunda ilerliyor. Semt pazarlarında şırdan ve mumbar satışına başladığını anlatan Ayten Mert, "9 yıldır şırdan, mumbar ve ev yemekleri yapıyorum. Bu semt pazarlarında şırdan mumbar satarak başladım. Cumartesi Semt Pazarında bir etkinlik vardı. O etkinliğe katılıp bende şırdan ve mumbar yapmaya başladım. İlk başta Aksaray halkının ön yargısı olarak ‘Şırdan gitmez, Aksaray'da yapılmaz' dediler ama şu anda elhamdülillah 9 yıldır bu işi yapıyorum, şırdan, mumbar, ev yemekleri. Şu anda binlerce şükürler olsun. Şırdan ve mumbar yapmadan önce ev temizliklerine gidiyordum. Bir kız çocuğum var, onunla birlikte temizliğe gidip geliyordum. Sonra bu pazarda şırdan mumbar yapımına başladım. Şimdi ise dükkanımızı açtık, kız çocuğum da okudu ve oda annesi gibi yemekçi olmak için staj görüyor" dedi. Şırdan ve mumbarın zahmetli bir yemek olduğunu ve temizliğinin çok önemli olduğunu anlatan Ayten Mert, "Şırdanı biz alıyoruz toptan olarak. Alıp getiriyoruz ve ilk önce temizliğini yapıyoruz. Temizlikten sonra iç hazırlamasını yapıyoruz. Pirincini, baharatlarını, tuz ve yağını ayarlayıp doluma başlıyorum. Doldurduktan sonra dikim işlemini yapıyorum, dikiminden sonra tekrar bir temizlik aşaması var, o temizliğin ardından da 3 saat pişirmeye bırakıyorum" diye konuştu. Şırdan ve mumbara talebin de yoğun olduğunu anlatan Ayten Mert, "Aksaray'da talebimiz çok fazla. Allah'a şükürler olsun. Çünkü kendim yapıyorum, taze taze her gün temizliği olsun, pişirme aşaması gibi her şeyini kendimiz yaptığımız için Aksaray halkına şırdan ve mumbarı sevdirdik. Vatandaşlarda epey beğendi, her gün akşam da gelirler" şeklinde konuştu.

  • Her şey küçük bir hobiyle başladı! Şimdi siparişlere yetişemiyor

    Eskişehir’de yaşayan ev hanımı Sevil Tuluk, hobi olarak başladığı doğal taş bileklik yapımını bu yıl epoksi sanatıyla birleştirerek sanata dönüştürdü. Hazırladığı ürünlerin yoğun ilgi gördüğünü belirten Tuluk, "Her kesime hitap eden, doğal ve estetik tasarımlar yapıyoruz" dedi. Eskişehir’de ev ekonomisine katkı sağlamak isteyen kadın girişimciler, el emeği ürünlerini görücüye çıkarmaya devam ediyor. Geçtiğimiz yıl doğal taş bileklik yaparak sektöre adım atan Sevil Tuluk, bu yıl çalışmalarına epoksiyi de ekleyerek geniş bir ürün yelpazesi oluşturdu. Her şey küçük bir hobiyle başladı Şimdi siparişlere yetişemiyor Sanat yolculuğunu anlatan Sevil Tuluk, "Geçen sene sadece doğal taş bileklikler üzerine çalışıyordum. Bu yıl kendimi geliştirerek epoksiyi de denemek istedim. Şu an epoksi ile doğal taşları bir araya getirerek; anahtarlık, kalemlik, mumluk, kül tablası ve bardak altlığı gibi pek çok ürün hazırlıyorum" ifadelerini kullandı. Ürettiği eserlerin fiyat aralığı hakkında bilgi veren Tuluk, "Fiyatlarımız anahtarlıklarımızda 100 liradan başlıyor, ürünün detayına ve emeğine göre 700 liraya kadar çıkabiliyor. Şu an en çok ilgiyi anahtarlıklar ve kül tablaları görüyor" dedi. Epoksi üzerine yaklaşık 4 aydır yoğun bir çalışma yürüttüğünü kaydeden Sevil Tuluk, "İşin yapılışını öğrendikten sonra çeşitli kalıplar ve iri doğal taşlarla denemeler yaptım. Özellikle ametist taşı kullandığım ağır ve şık modellerimiz çok ilgi çekiyor. Bazı taşları da kırarak altın görünümü veriyoruz, ortaya çok estetik sonuçlar çıkıyor" diyerek sözlerini noktaladı.

  • Türkiye'de yılın ilk 4 ayında 49 ilin ihracatı arttı

    Ticaret Bakanlığı, ocak-nisan döneminde 18 ilin ihracatının 1 milyar doların üzerine çıktığını, 49 ilde de ihracat artışı gerçekleştiğini bildirdi. Bakanlık, nisan ayı ve yılın ilk 4 ayına ilişkin faaliyet illerine göre ihracat verilerini açıkladı. Buna göre İstanbul, geçen ay 5 milyar 179 milyon dolarla en fazla ihracat yapan il oldu. Kentin ihracatı, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 24,6 arttı. İstanbul'u, 3 milyar 512 milyon dolarla ve yüzde 16,3 artışla Kocaeli, 2 milyar 40 milyon dolar ve yüzde 8,7 yükselişle İzmir takip etti. Kıymetli veya yarı kıymetli taşlar faslı, 976 milyon 584 bin dolarla İstanbul'un ihracatında ilk sırada yer aldı. Bu faslı, 463 milyon 686 bin dolarla kazanlar, makineler, 455 milyon 894 bin dolarla örme giyim eşyası ve aksesuarları izledi. Kocaeli'de motorlu kara taşıtları, 1 milyar 329 milyon 409 bin dolarla en fazla dış satım gerçekleştirilen sektör oldu. Bu faslı, 430 milyon 480 bin dolarla mineral yakıtlar, mineral yağlar, 289 milyon 565 bin dolarla elektrikli makine ve cihazlar takip etti. İzmir'in ihracatında, mineral yakıtlar, mineral yağlar, 366 milyon 28 bin dolarla ilk sırada yer aldı. Söz konusu faslın ardından 199 milyon 943 bin dolarla demir ve çelik, 195 milyon 386 bin dolarla kazanlar, makineler geldi. İlk üç ilin en fazla ihracat yaptığı ülkeler İstanbul'un ihracatında 567 milyon 891 bin dolarla Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ilk sırada yer aldı. Bu ülkeyi 330 milyon 669 bin dolarla ABD ve 327 milyon 192 bin dolarla Almanya izledi. Kocaeli, en fazla ihracatı 346 milyon 98 bin dolarla Almanya'ya yaptı. Bu ülkenin ardından, 305 milyon 440 bin dolarla İngiltere ve 278 milyon 75 bin dolarla İtalya geldi. İzmir'in en fazla ihracat yaptığı ülke, 222 milyon 13 bin dolarla Almanya oldu. Bu ülkeyi, 162 milyon 255 bin dolarla İspanya, 152 milyon 629 bin dolarla İtalya takip etti. Buna göre, ocak-nisan döneminde 18 il 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı, 49 il de ihracatını artırdı.

  • Asrın felaketi sonrası enkazdan doğan başarı: Depremzede kadınlar Zeynep Ana ile hayata döndü!

    Malatya Doğanşehir’de depremin izleri, kadınların el emeğiyle siliniyor. 6 Şubat felaketinden hemen önce kurulan ancak depremle faaliyetleri duran "Zeynep Ana Kadın Kooperatifi", 17 depremzede kadının dayanışmasıyla yeniden ayağa kalktı. Kahramanmaraş merkezli depremlerin büyük yıkıma yol açtığı Malatya'nın Doğanşehir ilçesinde, kadınlar el ele vererek enkazın arasından yeni bir hayat kurdu. Depremden sadece iki ay önce kurulan ancak felaketle birlikte kapılarını kapatmak zorunda kalan Zeynep Ana Kadın Kooperatifi, 17 azimli kadının girişimiyle Doğanşehir'i yeniden ayağa kaldırıyor. Kooperatifin kurucu başkanı ve 3 çocuk annesi Tuba Çiçek, öncelikli amaçlarının rehabilite olduğunu vurguluyor. İlçedeki binaların yarısından fazlasının ağır hasar aldığını belirten Çiçek, "İlk zamanlar sadece yaraları sarmak için toplandık. Sonra bunu sürdürülebilir bir model haline getirdik. Burada herkesin evi, hayalleri yıkıldı ama biz üretmekten vazgeçmedik. Bugün kapımız tüm kadınlarımıza açık" dedi. Doğanşehir’in bereketli topraklarını kadın emeğiyle birleştiren kooperatif; süt ürünleri, ilçeye has meşhur kuru fasulye, bulgur, reçel ve kurutmalık dolma gibi ürünleri bir marka çatısı altında topladı. Evlerindeki geleneksel üretimleri kazanca dönüştüren kadınlar, hem bir marka yaratmanın gururunu yaşıyor hem de aile bütçesine katkı sağlıyor. Kooperatif çatısı altında birleşen kadınların hayatındaki değişimler ise dikkat çekici. Depremde yıkılan umutlarını burada yeşerten Seher Kaya, "Burası bize dimdik ayakta durmayı öğretti. Kooperatif sayesinde ehliyetimi aldım, şimdi kendi arabamla işime gelip gidiyorum" derken; Aysun Kurtulmuş ise eşinin de desteğini alarak "anne-kız, abla-kardeş" ortamında üretim yapmanın mutluluğunu yaşadığını ifade etti. Tuba Çiçek, projenin sadece bugünü değil geleceği de hedeflediğini belirterek şu mesajı verdi: "Bizim gidecek çok yolumuz var. Kadınlarımızın hayal kurması, üretmesi ve yatırım yapabilmesi gerekiyor. Bu proje bir nesil projesidir. Kadınlarla beraber bu ilçeyi ayağa kaldıracağız."

Arama Yap

bottom of page