Boş arama ile 861 sonuç bulundu
- Küllerinden Doğan Marka: Burhan Çoban İki Yılda Zirveye
6 Şubat 2023’te Malatya’da evi ve işyeri yıkıldığında, Burhan Çoban’ın elinde kalan tek şey ayağındaki terlik ve içindeki mücadele ruhuydu. Cebinde kalan son parasına bir tabure alıp Kırıkkale’de 25 metrekarelik küçücük bir dükkân açtı. İlk günlerde sadece 3 kilo çiğköfte satarak ailesini geçindirmeye çalıştı. Ama pes etmedi. Lezzetine, emeğine ve dürüstlüğüne inandı. Günler haftaları, haftalar ayları kovaladı; dükkân büyüdü, müşteri kitlesi arttı. Türkiye’nin dört bir yanından insanlar o dükkâna akın etti. Bugün Kırıkkale’deki salonu “Türkiye’nin en büyük el yapımı çiğköfte salonu” olarak anılıyor. Bu başarıyla yetinmedi. İki yıl gibi kısa bir sürede, Ankara’da da kendi şansı adına iki yeni dükkân açtı. Artık üç işletmeyle yoluna devam ediyor. Kazancıyla yeni yatırımlar yaptı; ama en büyük gururu kazandığı saygınlık. Burhan Çoban’ın hikâyesi, kocaman bir ömrün iki yıla sığdırıldığı, azmin ve karakterin sınandığı bir yolculuk. Burhan Çoban bugün gururla söylüyor: “Depremde her şeyimi kaybettim; ama mücadelemi kaybetmedim. Karakterimi ve duruşumu ispat ettim. Şimdi üç işletmem, Ankara ve Kırıkkale’de markalaşan bir ismim var. Çok şükür, başardım.”
- Muş'ta gönüllü gençler köy okulunu öğrenciler için hazırladı
Muş'un Korkut ilçesinde gönüllü gençler, duvarlarını resimlerle süsledikleri ve onarımdan geçirdikleri köy okulunu yeni eğitim öğretim dönemine hazır hale getirdi. Korkut Gençlik Merkezi'nde görev yapan gençlik liderleri ve gönüllüler, Gençlik ve Spor Bakanlığının gönüllülük projeleri kapsamında merkeze 90 kilometre uzaklıktaki Çınarardı İlkokulu'nda çalışma başlattı. Muş Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünce tahsis edilen minibüsle Çınarardı köyüne ulaşan gençler, okulun kapıları ile iç ve dış duvarlarının boyasını yeniledi, sıra ve masaları tamir etti, eksikleri giderdi. Gönüllüler, öğrencilerin daha renkli ve güzel ortamda eğitim görmesini sağlamak için okulun dış duvarına görseller çizdi. Okulu yeni eğitim öğretim dönemine hazır hale getiren gençler, öğrenciler için sıralara hediyeler bıraktı. "Okulun iç ve dış duvarlarının boyasını yeniledik" Muş Gençlik Hizmetleri Müdürü Hamdullah Kardaş, AA muhabirine, Gençlik Merkezi aracılığıyla Korkut ilçesinin en ücra köylerinden birinde faaliyet yürüttüklerini söyledi. Ekibin gönüllü gençler ve liderlerden oluştuğunu ifade eden Kardaş, şöyle konuştu: "Ekibimizle bu yıl eğitim öğretim görecek minik öğrencilerimiz için güzel ortam oluşturduk. Okulun iç ve dış duvarlarının boyasını yeniledik, sıralarının tamiratını yaptırdık. Okuldaki diğer eksikleri giderdik. Çocuklarımızın daha eğlenceli ve neşeli eğitim görmesi için okulun duvarlarını hem müzikal hem de eğlenceli görsellerle boyadık. Sadece okulun badanasını yapmakla kalmayıp çocuklarımız için hazırladığımız hediyeleri masalarına bıraktık. Okulun ilk ders zilinin çalmasını bekliyoruz." "Çocukların yüzlerini güldürmek bizler için en büyük mutluluk" Korkut Gençlik ve Spor İlçe Müdürü Cihat Duygu da müdürlük olarak gönüllülük faaliyetlerine önem verdiklerini dile getirdi. Bu kapsamda güzel çalışmaya imza attıklarını anlatan Duygu, "Çocuklarımızın eğitim ortamlarını daha güzel ve sağlıklı hale getirmek, çocukların yüzlerini güldürmek bizler için en büyük mutluluk." dedi. Gençlik lideri Saliha Özyalçın da gönüllülerle köye gittiklerini belirterek, "Okulumuzu elimizden geldiği kadar renklendirmeye çalıştık. Öğrencilerimiz okula geldiklerinde umarım mutlu olacaklardır. Çok güzel bir duygu. Okulun duvarına renkli çizimler yaptık. Öğrenciler okula geldiklerinde rengarenk bir ortamda eğitim görecekleri için mutluyuz." ifadelerini kullandı. Gönüllü gençlerden Pınar Yavuz ise "Çocuklar okulu böyle görse çok sevinir. Bu köyümüz merkeze 2 saat uzaklıkta. Biz çok mutluyuz, inşallah onlar da mutlu olur." diye konuştu.
- Sanatla Lezzeti Buluşturan Girişim: Chef Ceren Gamze Kurt’un Başarı Hikâyesi
Ankara’nın lezzet haritasına yeni bir soluk getiren Ceren Gamze Kurt, butik pasta tasarımını bir meslekten öte bir sanat dalına dönüştürüyor. Genç girişimci, gastronomi eğitimini 15 yıllık sektör deneyimiyle birleştirerek kendi markasını yarattı. Ankara’nın gastronomi sahnesinde yıldızı parlayan Chef Ceren Gamze Kurt, 33 yaşında olmasına rağmen butik pasta tasarımını bir markaya dönüştürerek iş dünyasında dikkat çekici bir ivme yakaladı. Gastronomi eğitimi ve 12 yıllık sektör deneyimini bir araya getiren Kurt, 2023’te aldığı ‘Yılın En Başarılı Butik Pastacısı’ ve Altın Melek – ‘Yılın En İyi Butik Pasta Tasarımcısı’ ödülleriyle adını duyurdu. Ayrıca Başkent Aşçılar ve Turizm Birliği Derneği (BASATDER) ve Türkiye Aşçılar Federasyonu (TAFED) üyesi olarak sektördeki gelişmeleri yakından takip ediyor. Aynı yıl Türkiye’nin en büyük Orduevi ihalesini üstlenmesi, ayrıca Güven Hastanesi ve İş Bankası gibi Ankara’nın köklü kurumlarına ürün tedariği sağlaması, markasının kurumsal yönünü güçlendirdi.” Kurt’un hikâyesini özel kılan bir diğer yön ise sosyal sorumluluğa verdiği önem. Kırıkkale Valiliği ve İçişleri Bakanlığı ile yürütülen “Şeker Hamurundan Hayallerim” projesinde dezavantajlı kadınlara pasta ve figür eğitimi vererek yeni bir meslek kapısı açıyor, sosyal kalkınmaya katkı sağlıyor. Sadece butik pastalarla sınırlı kalmayan Kurt, ürün yelpazesini genişleterek Ankara genelinde artizan pastane ürünleri tedariği sağlayan bir firma konumuna ulaştı. “Kalite, güven ve disiplin çizgimizden taviz vermeden büyümek; daha fazla kadına ve gence ilham olmak önceliğim” diyor. İki çocuk annesi olmasına rağmen, girişimcilik serüveninde disiplin ve istikrardan ödün vermeyen Kurt, 12 kişilik ekibiyle lezzeti sanata, başarıyı ilhama dönüştürüyor. Şubeleşme hedefiyle ilerleyen genç şef, gastronomi dünyasında yenilikçi ve toplumsal duyarlılığı yüksek bir rol model hâline geliyor.
- Meltem Karagöz Akhisar ile İnsan Kaynakları ve Kariyer Danışmanlığında Yeni Dönem: Birey ve Kurumlara Özel Çözümler
İnsan kaynakları ve kariyer danışmanlığı alanında uzmanlaşan Meltem Karagöz Akhisar, hem bireylere hem de şirketlere yönelik kapsamlı hizmetler sunarak kariyer dünyasında fark yaratıyor. Akhisar, insan odaklı yaklaşımlarla bireylerin ve kurumların sürdürülebilir başarıya ulaşmalarını sağlıyor. Meltem Karagöz Akhisar, şirketlere yönelik çeşitli insan kaynakları hizmetleriyle dikkat çekiyor. İşe alım danışmanlığı ve yetenek yönetimi, İK süreçlerinin iyileştirilmesi ve çalışan deneyimi yönetimi gibi hizmetlerle şirketlerin insan kaynakları departmanlarının verimliliğini artırmayı hedefliyor. Ayrıca şirketlere özel hazırladığı İK eğitimleri ve liderlik programlarıyla çalışanların gelişimine katkı sağlıyor. Bu alanlardaki çözümleri, şirketlerin çalışan bağlılığını artırmasına ve yetenekli bireyleri bünyelerine katmasına yardımcı oluyor. Bireysel Hizmetler: Kişisel Kariyer Desteği Akhisar’ın bireylere sunduğu hizmetler arasında CV hazırlama, kariyer danışmanlığı ve mülakat teknikleri eğitimi öne çıkıyor. Kariyer planlama ve kişisel gelişim danışmanlığı ile bireylerin hedeflerine ulaşmalarını kolaylaştırıyor. Özellikle iş arama sürecinde olanlar veya kariyerini şekillendirmek isteyenler için sunduğu hizmetlerle dikkat çeken Akhisar, mülakat teknikleri eğitimi ile adayların iş görüşmelerinde kendilerini en iyi şekilde ifade etmelerini sağlıyor. Kariyer Gelişimi ve Kişisel Gelişim Kampları Akhisar, kariyer planlaması ve kişisel gelişim alanında da önemli adımlar atıyor. Vizyon panosu çalışmaları ve kişisel gelişim kampları ile bireylerin kariyer hedeflerine ulaşmalarına destek olan Akhisar, bu çalışmalarla kişilerin kendi potansiyellerini keşfetmelerine ve hedeflerine ulaşmalarına yardımcı oluyor. 2025 Yılı: Yeni Projeler ve Büyüme Hedefleri 2025 yılı, Meltem Karagöz Akhisar için yenilikler ve büyüme yılı olacak. Kurumsal hizmetlerini genişletmeyi hedefleyen Akhisar, şirketler için insan odaklı İK süreçlerini güçlendirmeyi ve yetkinlik bazlı işe alım stratejileri geliştirmeyi amaçlıyor. Ayrıca bireysel kariyer danışmanlığı hizmetlerini daha geniş kitlelere ulaştırmak için çalışmalarına devam ediyor. Liderlik eğitimleri, vizyon panosu çalışmaları ve kişisel gelişim kampları gibi projeler de 2025 yılında devam edecek. Bu projeler, hem bireylerin hem de kurumların gelişimine katkı sağlamayı hedefliyor. LinkedIn Eğitimleri ve Yeni Kitap Çalışması Meltem Karagöz Akhisar’ın sunduğu hizmetler arasında LinkedIn eğitimleri de yer alıyor. Bu eğitimlerle bireylerin profesyonel dünyada daha etkili bir varlık göstermelerine yardımcı olan Akhisar, kariyer planlaması konusunda bir yol gösterici kitap üzerinde çalıştığını da belirtiyor. Kitap, kariyer yolculuğunda rehber olacak öneriler ve stratejiler sunarak okuyucuların hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Kariyer Yolculuğunuzda Meltem Karagöz Akhisar’dan Destek Alın İnsan kaynakları ve kariyer danışmanlığı alanında sunduğu geniş hizmet yelpazesiyle Meltem Karagöz Akhisar, hem bireylerin hem de kurumların yanında yer alıyor. CV hazırlama, mülakat teknikleri eğitimi ve kariyer danışmanlığı gibi bireysel hizmetlerle kişilerin kariyer hedeflerine ulaşmalarını destekleyen Akhisar, şirketlere yönelik İK süreçlerinde ise insan odaklı çözümler sunuyor.
- Gamze Başak Ünal’dan Yapay Zekâ ve İnsan Hakları Konferansı
Türkiye’de bir ilk: Gamze Başak Ünal’ın geliştirdiği dijital ikizi, Yapay Zekâ Hakları üzerine sunum yapacak. 4 Eylül’de, Avrupa Genç Hukukçular Derneği ELSA Türkiye - ELSA Adana iş birliğiyle düzenlenecek olan ELSA – The European Law Students’ Association etkinliği, hukuk dünyasında dikkat çekici bir ilke sahne olacak. Etkinliğin amacı; teknolojinin hızla geliştiği bir çağda insan hakları ile yapay zekâ haklarını aynı çerçevede ele almak, geleceğin hukuk düzenine ışık tutmak. Bu kapsamda, hem hukukçulara hem de öğrencilere yeni perspektifler kazandırmak hedefleniyor. Konferansta, Global Arabuluculuk Merkezi Kurucusu Avukat ve Arabulucu Gamze Başak Ünal sahneye çıkarak İnsan Hakları üzerine konuşma yapacak. Aynı anda, Ünal’ın geliştirdiği “dijital ikizi”, Türkiye’de ilk kez bir Yapay Zekâ Hukuk Öğretmeni olarak Yapay Zekâ Hakları üzerine sunum gerçekleştirecek. Bu tarihi buluşma, yalnızca bir konferans değil; aynı zamanda hukukun teknolojiyle nasıl yeniden şekilleneceğinin bir göstergesi. İnsan ile yapay zekânın aynı sahneyi paylaşacağı bu an, hukuk tarihinde bir dönüm noktası olarak görülüyor. Etkinlik, katılımcılara hem insan haklarının evrensel değerlerini hem de yapay zekânın gelişen dünyadaki konumunu tartışma fırsatı sunacak. Böylece geleceğin hukuk diline dair yeni bir vizyon ortaya konulacak.
- Devlet desteğiyle un değirmenini büyütüp fabrikaya dönüştüren girişimci yöre halkına hizmet veriyor
Ağrı'nın Diyadin ilçesinde geçmişte geleneksel yöntemlerle değirmen işi yapan Hikmet Adıgüzel, devletten aldığı destekle işini büyüttü ve artık son teknolojik makinelerle yöre halkına hizmet veriyor. Ağrı'nın Diyadin ilçesinde 69 yaşındaki Hikmet Adıgüzel, geçmişte taş değirmende öğüttüğü buğdayı, devlet destekli kurduğu tesiste artık son teknolojik makinelerle una dönüştürüyor. İlçede geçmişte geleneksel yöntemlerle değirmen işleten Hikmet Adıgüzel, 2019 yılında Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumundan (TKDK) İl Tarım ve Orman Müdürlüğünden yüzde 50 hibe desteği alarak işletmesini büyütüp son teknolojik makinelerle donattı. Çocuklarıyla beraber "un fabrikası" gibi çalışan değirmeni işleten Adıgüzel, insan eli değmeden tamamen teknolojiden yararlanarak günde 30 ton üretme kapasitesiyle yöre halkına hizmet veriyor. Adıgüzel, un üretip satmanın yanında çiftçilerin getirdiği buğdayları da öğüterek bölgenin ihtiyacını karşılıyor. Hikmet Adıgüzel, fabrikasının Ağrı ve çevresine çok rahat hizmet verme kapasitesine sahip olduğunu söyledi. TKDK'den 2019 yılında yüzde 50 hibe desteği alarak işe başladığını ifade eden Adıgüzel, "Vatandaş buğdayı buraya getirip boşalttığı zaman buğday ön temizleme bölümüne geçiyor. Buradan da silolara alındıktan sonra ikinci temizleme alanında yıkanıyor. Temizlenme işlemi ve dinlenme ambarlarından sonra buğday öğütülmeye geliyor. Öğütülen un silolara alınıp makinelerle paketlendikten sonra banda alınıp araçlara yükleniyor." dedi. "Günlük 30 ton un üretim kapasitesine sahip" Adıgüzel, üst düzey teknoloji kullandıkları için vatandaşların da işinin kolaylaştığını belirterek, yoğun bir talep aldıklarını anlattı. Üretilen unların insan eli değmeden makinelerce torbalara konulup yükleme bantlarıyla araçlara nakledildiğini söyleyen Adıgüzel, şöyle devam etti: "Vatandaşın getirdiği buğdayı öğütüyoruz, isterse un ile değişim de yapıyoruz. Değirmenimiz günlük 30 ton un üretim kapasitesine sahiptir. Ürettiğimiz unlar Ağrı ve Şırnak'a kadar gidiyor. Değirmenimiz çok güzel, Diyadin öyle bir şanslı ki kaliteli un üretiyoruz, kaliteli hizmet veriyoruz. Ağrı'nın yem fabrikasına ihtiyacı vardır. İnşallah devlet desteği nasip olursa hedefim yem fabrikası kurmak. Ben bu işi güzelce başardığım için çok mutluyum. Hedefimiz güzeldir. İyi bir örnek olduğum için çok mutluyum. 5 çocuğumla bu işi yapıyoruz. Bu meslek öyle bir şey ki sen onu bıraksan o seni bırakmaz." Vatandaşlardan Mehmet Salih Kaya ise modern değirmenin üst düzeyde hizmet sunduğunu anlatarak, "Böyle bir değirmenin ilçemizde olması memnuniyet verici bir şey. Köylerdeki vatandaşlar uzak şehirlere gitmek yerine buğdaylarını buraya getiriyor. İnsan eli değmeden buğdaylar una dönüştürülüyor." dedi.
- Ahıska Türkü çift, Ukrayna'dan getirdiği fidanlarla Erzincan'da 70 çeşit üzüm yetiştiriyor
Erzincan'ın Üzümlü ilçesinde yaşayan Ahıska Türkü Faik ile Gülşen Binali çifti, döşek arasında Ukrayna'dan getirdikleri fidanlarla bahçelerinde 300 metrekarelik alanda yetiştirdikleri 70 farklı üzüm çeşidiyle geçimlerini sağlıyor. Sovyetler Birliğince 14 Kasım 1944'te, Gürcistan'ın Ahıska bölgesinden sürgün edilen Ahıska Türklerinden Binali ailesi, Ukrayna'dan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın talimatıyla 2017'de Türkiye'ye getirildi. Kafileler halinde Türkiye'ye getirilen ailelerden bazıları, Erzincan'ın Üzümlü ilçesi Bayırbağ köyünde kendileri için yaptırılan TOKİ konutlarına yerleştirildi. Burada ikamet eden Ahıska Türklerinden Binali ailesi, Ukrayna'dan sadece birkaç kişisel eşyasını ve orada yetişen çeşitli üzüm fidanlarını döşek arasında getirebildi. 8 çocuğu ve 40 torunu bulunan Faik ve Gülşen Binali çifti, yıllar içinde hem ürettikleri ekşi, tatlı, alaca, siyah, beyaz, kırmızı, sarı, yeşil gibi çeşit çeşit üzümlerini bahçesinde satarak tarımsal üretimle geçimini sağlamaya başladı hem de köy halkıyla güçlü bir bağ kurdu. 75 yaşındaki Ahıska Türkü Faik Binali, AA muhabirine, 25 yıl yaşadığı Ukrayna'dan ikinci baba yeri olarak gördüğü Türkiye'ye, Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde geldiklerini söyledi. Erzincan'a gelerek 2017'de Üzümlü ilçesine yerleştiklerini dile getiren Binali, o zamandan bu yana da huzur içinde yaşadıklarını anlattı. Ukrayna'dan gelirken de üzüm fidanı getirdiğini dile getiren Binali, "Oradan ağaçlar, üzümler getirdim. 70 çeşit üzümüm var, burada da çoğaltıyorum. Karası, erken ve geç olanı, her lezzetten üzümümüz var. Gelsinler her vakit hizmetteyiz. 300 metrekare alanda üzüm ektik, buradan kazandığımız ile geçiniyoruz. Yiyenler dua ediyor." dedi. "Allah bize rızkımızı da sağlığımızı da veriyor" Lezzetli Cimin üzümü de yetiştirdiklerini anlatan Binali, "Her sabah ezandan önce kalkarak bağda çalışıyorum. Gün boyu buranın içerisindeyiz. Ona göre Allah bize rızkımızı da sağlığımızı da veriyor. Biz buranın halkından, hepsinden çok razıyız. Allah hepsine rızık, selametlik versin. Bizlere ev verdiler, gaz verdiler. Elimizden geleni yapıyoruz. 75 yaşındayım ama kimseden geri de kalmıyorum." diye konuştu. Binali, Cumhurbaşkanı Erdoğan'a minnettar olduklarını belirterek, şunları söyledi: "Bu vakte kadar bize sahip çıkıp kimse getirememişti, o getirdi. Ev verdi, gaz verdi, toprak verdi. Ne lazım olsa verdi. Biz onu baba yerinde görüyoruz. Her vakit evimizde bekleriz ki gelsin, köye de gelsin. Biz ondan çok razıyız. Bir yemek yedirsek, eline çay tutabilirsek kendimizi bahtlı insan hissederiz. Bu üzümlerden ona ikram etmek istiyoruz." "Döşek ile üzüm çubuklarını getirdik" Faik Binali'nin 58 yaşındaki eşi Gülşen Binali de eşine her zaman destek olduğunu belirtti. Yetiştirdikleri çeşitli asmanın yörenin tescilli ürünlerinden Cimin üzümünden daha erken olgunlaştığına işaret eden Gülşen Binali, şunları kaydetti: "Ukrayna üzümleri Cimin üzümüne göre 20 gün, 1 ay öncesinden yetişiyor. Bizim bunu yetiştirme maksadımız ekmek parası kazanmak. 70 çeşit üzüm var. Ukrayna'da çok savaş oluyordu. Sadece biz yanımıza fideleri aldık. Bir tane giyinecek bir şeyim yoktu. Bir kat döşek ile geldik. 2 tane de elimde çanta vardı. Döşek ile üzüm çubuklarını getirdik. Bir çanta dolusu üzüm çubuğuydu. Baktık ve buradaki üzümler şimdi Allah'a şükür satışa çıktı. Üzümler çok iyi." Çok zor durumdayken Cumhurbaşkanı Erdoğan sayesinde Türkiye'ye geldiklerini anlatan Gülşen Binali, sayesinde yetiştirdikleri üzümlerden kendisine ikram etmek istediklerini bildirdi.
- Emekli kimya mühendisi 10 yılda Anadolu'nun 67 şehrini görüntüledi
Bursa'da yaşayan 73 yaşındaki emekli kimya mühendisi Erdoğan Serinçay, 1990-2000 yılları arasında kasetli kamerası ve analog fotoğraf makinesiyle Anadolu'nun farklı şehirlerini gezerek 120 saatlik video ve 3 bin kareden oluşan bir arşiv oluşturdu. Erdoğan Serinçay'ın 1973'te İstanbul'da üniversite öğrencisiyken küçük bir sahafta karşısına çıkan 1903 yılına ait Fransızca yazılı Bursa broşürünü almasıyla koleksiyon merakı başladı. Daha sonra eski yazma eserleri, gazeteleri, dergileri, fotoğrafları, kasetleri, plakları biriktirmeye başlayan Serinçay, 1990'lı yıllarda ise haftalık izin günlerinde Anadolu'nun bir iline giderek, orada günlük yaşama ilişkin video kayıtları alıp fotoğraf çekti. Türkiye'nin 67 kentini gezerek 120 saat video ve 3 bin fotoğraf çeken Serinçay, bu arşivin dijitale geçişinin sağlanması ve gelecek nesillere aktarılabilmesi için yardım istiyor. "Memleketimin 67 vilayetini doya doya kameraya aldım" Serinçay, üniversite yıllarında başlayan biriktirme merakının daha sonra kendisini yolculuk yapmaya ittiğini söyledi. Haftalık izin günlerinde Türkiye'nin farklı şehirlerine yolculuk yapmaya başladığını belirten Serinçay, şöyle konuştu: "1990'lı yıllarda 10 yıl boyunca her hafta bir ili, toplamda da 67 şehri 120 saat kameraya aldım. 3 bin de fotoğraf çektim. Bu inanılmaz bir keyifti çünkü halkımla bir araya geliyordum. Bu keyif her hafta devam edince bu birikimleri de DVD'lere yükledim. Memleketimin 67 vilayetini doya doya kameraya aldım. İnsanlarla bir araya geldim." Serinçay, yine aynı yıllarda eğlence programlarından futbol karşılaşmalarına, reklamlardan söyleşilere pek çok televizyon yayınını video kaydına aldığını dile getirerek, koleksiyonunda 1850-1950 yılları arasına ait bazı kitapların, haritaların, gravürlerin, dergilerin ve tapuların bulunduğunu aktardı.
- Seracılık hayalini 60 yaşında gerçekleştirdi
İstanbul'dan eşinin emekli olmasının ardından memleketi Giresun'a dönen Nurifer Özyılmaz, 2 bin rakımda devlet desteğiyle kurduğu serada sebze ve meyve üretiyor. Özyılmaz, 10 yıl önce emekli olan eşiyle memleketi Dereli ilçesine bağlı Yavuzkemal beldesine yerleşme kararı aldı. Üretime katkıda bulunmak isteyen Özyılmaz, geçen yıl Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğünce yürütülen ve Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığınca finanse edilen "Giresun İli Kırsal Gelir Kaynaklarının Çeşitlendirilmesi" projesine başvurdu. Özyılmaz, proje kapsamında sağlanan destekle bu yıl Güzelyurdu Mahallesi'nde 2 bin rakımdaki bahçesinde örtü altı sera kurdu. Dört çocuk annesi Özyılmaz, serada domates, salatalık, biber, patlıcan, kabak ve karpuz yetiştiriyor. Nurifer Özyılmaz, eşinin emekli olması üzerine İstanbul'dan memleketleri Yavuzkemal beldesine geri dönme kararı aldıklarını söyledi. Yörede hayvancılık ve tarımın yaygın olduğunu belirten 60 yaşındaki Özyılmaz, kendisinin de özellikle örtü altı sebze ve meyve üretmeyi hayal ettiğini dile getirdi. Özyılmaz, hayalini gerçekleştirmek için geçen yıl Giresun Tarım ve Orman Müdürlüğüne sunduğu projesine destek sağlandığını ifade ederek, "Seramızı kurduk ve bu yıl ilk kez sebze ve meyve üretimine başladık." dedi. "Burası benim hayalimdi" Yüksek rakım ve sert iklim şartları nedeniyle projeye başlarken endişelendiğini anlatan Özyılmaz, şöyle devam etti: "Burası benim hayalimdi. Merakındaydım zaten. İnternette de görüyorduk, istiyorduk üretimi. Yüksek rakım, 'Burada olur mu, olmaz mı?' tereddüdünde kaldık. Ama yaptık, oldu. Devlet desteğiyle hayalim gerçeğe dönüştü. Bu yıl ilk kez üretim gerçekleştiriyoruz. Yaptık ve başardık, çok mutluyum. Herkese de tavsiye ederim." Özyılmaz, verimli bir hasat dönemi beklediğini ifade ederek, "Domates, salatalık, kapya ve sivri biber, patlıcan, kabak ve karpuz üretimi yapıyorum. Bu yıl deneme amaçlı ekim yaptık. 500 ila 1 ton rekolte beklentim var. Gelecek yıllarda bu rakamı artırmayı hedefliyorum." diye konuştu. Ürünleri hasat ettikçe belde ve Giresun'daki pazarlarda satışa sunduğunu belirten Özyılmaz, böylece aile ekonomisine katkıda bulunduğunu kaydetti. Nurifer Özyılmaz'ın eşi Ömer Özyılmaz ise eşiyle gurur duyduğunu vurgulayarak, "Devlet desteğiyle serayı kurduk. Güzel bir sezon geçiriyoruz. Bizlere desteklerini sağlayan ilgili kurum yetkililerine teşekkür ediyorum." dedi.
- Simit Tezgâhından Türkiye’nin Lezzet Zincirine: Emre Coşar’ın Mr.Simitmax Yolculuğu
1986 yılında Konya’nın Karapınar ilçesi Sazlıpınar Mahallesi’nde dünyaya gelen Emre Coşar, daha çocuk yaşta hayatın yükünü omuzladı. Henüz 16 yaşında bir simitçide çalışmaya başladığında, aslında geleceğinin tohumlarını atıyordu. O küçük dükkânda edindiği tecrübeler, ona yalnızca iş disiplini değil; hayallerin peşinden koşmanın da önemini öğretti. Askerden döndüğünde birçok genç gibi farklı seçenekler karşısında durmadı; cesaretle hayalini seçti. Kendi simit dükkânını açarak küçük bir adım attı ama bu adım, büyük bir serüvenin başlangıcı oldu. Zamanla geliştirdiği lezzetler, müşteri memnuniyetine verdiği önem ve girişimci ruhuyla işini büyüttü. 2019 yılı ise dönüm noktasıydı. Coşar, yılların emeğini Mr.Simitmax markasıyla taçlandırdı. Bugün Türkiye genelinde bayilik ağı ve franchise sistemiyle hızla büyüyen Mr.Simitmax, aynı zamanda Emç Unlu Mamülleri çatısı altında dondurulmuş simit, poğaça ve börek üretimi yaparak, Türkiye’nin dört bir yanına lojistik sevkiyat gerçekleştiriyor. Marka, sadece kendi bayileriyle sınırlı kalmıyor; otellere, kolej kafeteryalarına, simitçilere, börekçilere ve farklı unlu mamul işletmelerine de ürün tedarik ederek geniş bir dağıtım ağı oluşturuyor. Bugün Mr.Simitmax ve Emç Unlu Mamülleri, yalnızca simit ve çayı bir araya getiren bir lezzet noktası değil; aynı zamanda girişimciler için güçlü bir yatırım fırsatı. Franchise başvurusu için markanın web sitesi ve sosyal medya hesaplarından detaylı bilgi alınabiliyor. Emre Coşar’ın hikâyesi, bir köy çocuğunun çalışkanlığıyla, azminin ve inancının birleştiğinde nelerin mümkün olabileceğini gösteriyor. Bugün Mr.Simitmax, sadece simidin değil, hayallerin gerçeğe dönüşmesinin de adı haline geldi.
- Bankacılıktan Network Marketing Liderliğine: Mehtap Altıkulaçoğlu’nun İlham Veren Yolculuğu
11 yıllık bankacılık ve finans kariyerini geride bırakan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün Network Marketing alanında kadın girişimcilere yol gösteren güçlü bir lider. İki çocuk annesi olan Altıkulaçoğlu, çocuklarının okul saatlerine uygun bir iş bulamayınca girişimcilik yoluna adım attı. İlk başlarda zorluklar yaşasa da “öğrenirim” diyerek asla pes etmedi. Bitkisel ürünler üzerine faaliyet gösteren Homm Life çatısı altında ekibini kurarak, yalnızca kendi başarısını değil, pek çok kadının da hayallerini gerçekleştirmesine öncülük etti. Kurucusu olduğu “Alfa Ekip” ile eğitimler düzenleyen ve girişimcilik koçluğu yapan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün sayısız kadına iş fırsatı sunuyor. Onun için başarı yalnızca maddi kazanç değil; aynı zamanda özgürlük, güçlenme ve örnek olabilmek. Kendi sözleriyle, “Kendine yaslanan dik yürürmüş”… Altıkulaçoğlu’nun hikâyesi, hayallerini erteleyen herkese umut veriyor. Altıkulaçoğlu’nun en büyük amacı ise bütüne fayda olabilmek. Ona göre gerçek başarı, bireysel kazanımları aşarak toplumun geneline dokunabilmek ve kolektif bir güç yaratabilmektir. Bu nedenle attığı her adımı, yalnızca kendi hayatını değil, başkalarının hayatını da güzelleştirecek bir değer üretme sorumluluğuyla atıyor. Kendi sözleriyle, “Kendine yaslanan dik yürürmüş”… Altıkulaçoğlu’nun hikâyesi, hayallerini erteleyen herkese umut veriyor. 11 yıllık bankacılık kariyerinden sonra girişimcilik yoluna adım atan Mehtap Altıkulaçoğlu, bugün Network Marketing alanında yüzlerce kadına ilham veren bir lider. Kurucusu olduğu Alfa Ekip ile eğitimler veriyor, kadınlara iş fırsatları sunuyor. Onun hikâyesi, pes etmeyenlerin neler başarabileceğinin en güçlü kanıtı.
- Işığın Peşinde Bir Yolculuk: Aydın Musaballı’nın Hikâyesi
30 Mart 1976’da İstanbul’da dünyaya gelen Aydın Musaballı, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olarak mesleğini avukatlık üzerine inşa etti. Hukukun titiz ve disiplinli dünyasında yıllardır başarıyla ilerleyen Musaballı, aynı zamanda sosyal hayatın içinde birçok dernekte idari görevler üstlenerek toplumsal katkısını da sürdürüyor. Ancak onun yaşam yolculuğunu farklı ve özel kılan, “ışıkla çizmek” diye tanımladığı fotoğraf sanatına duyduğu tutku oldu. Fotoğrafla ilk tanışması, Büyük Kulüp Derneği’nin Fotoğrafçılık Atölyesi sayesinde gerçekleşti. O andan itibaren, objektifin arkasında hayatı farklı açılardan görmeye başladı. Musaballı’nın ifadesiyle, ışığın ve gölgenin ahengi onda tarifsiz bir hayranlık uyandırdı. Fotoğraf yolculuğunda, çıktığı yolda kendisini her zaman “öğrenci” olarak tanımlayan Musaballı, bilgi ve tecrübelerine yenilerini eklemekten asla vazgeçmedi. Büyük Kulüp Fotoğraf Grubu’nun aktif bir üyesi olmasının yanı sıra Fotoğrafmetre Derneği ve IFSAK Derneği çatısı altında da üretmeye, paylaşmaya ve öğrenmeye devam ediyor. Ayrıca FIAP ve IAAP seviyesinde ünvan çalışmalarına devam ediyor. Sanata olan bağlılığını yalnızca atölyelerle sınırlamayan Musaballı, bu tutkuyu akademik bir boyuta taşımak için Anadolu Üniversitesi Fotoğrafçılık Bölümü’nde eğitim görüyor. Onun için fotoğraf, sadece bir hobi değil; hayatı anlamlandırmanın, anları ölümsüzleştirmenin ve ışıkla yeniden yazmanın bir yolu… Bugüne kadar birçok sergide eserleri sanatseverlerle buluştu. “Yaşamdan Yansımalar – Büyük Kulüp” ve “Fotoğraf Günlükleri – Büyük Kulüp” sergilerinin ardından, T.C. Kültür Bakanlığı ve FOTON Derneği iş birliğiyle gerçekleşen “Kapadokya Fotoğrafları Sergisi”nde de yer aldı. 2023 yılı ise onun için bir dönüm noktası oldu. UEDAŞ tarafından düzenlenen “Şehrin Işıkları” yarışmasında fotoğrafı özel gösterim ödülüne layık görüldü. Aynı yıl, “2. NEW WORLD Uluslararası Turlu Fotoğraf Yarışması”nda iki eseri sergilenme başarısı kazandı. Bugün Aydın Musaballı, bir yandan hukuk alanındaki profesyonel mesleğini sürdürürken, diğer yandan fotoğraf sanatıyla yaşamın en güzel anlarını ölümsüzleştiriyor. Onun hikâyesi, mesleki yoğunlukların arasında bile tutkularına zaman ayırabilenlere güçlü bir ilham veriyor. Çünkü Musaballı’ya göre ışıkla çizmek, aslında yaşamın özünü yakalamak demek…











