top of page

Bu sitede ara

Boş arama ile 1150 sonuç bulundu

  • '15 liraya batarsın' dediler: Şimdi Audi TT'ye biniyor, ev ve tarla sahibi oldu

    3D yazıcıyla iş kurma ve 3D yazıcıdan para kazanma hayali kuranların dikkatini çeken bir paylaşım sosyal medyada gündem oldu. 15 liralık anahtarlık satarak başladığını söyleyen bir 3D yazıcı girişimcisi, viral olan videosunda işini nasıl büyüttüğünü anlatırken, daha sonra yaptığı yeni paylaşım da kısa sürede büyük ilgi gördü. İşte, yaptığı işte sadece iki günde rekor kazanç elde eden vatandaşın paylaşımı... Sosyal medyada paylaştığı videoyla gündem olan bir girişimci, 3D yazıcı kullanarak kurduğu iş sayesinde hayatının tamamen değiştiğini öne sürdü. Videoda, küçük ürünlerle başladığı ticari yolculuğunu anlatan girişimci, yıllar içinde elde ettiği kazançlarla yaptığı yatırımları tek tek sıraladı. "15 liraya anahtarlık satarak batarsın dediler" Girişimci, işin ilk dönemlerinde çevresinden olumsuz yorumlar aldığını belirterek şu ifadeleri kullandı: "15 liraya anahtarlık satarak dediler ki batarsın. O matematik tutmaz dediler. Valla ben hâlâ batmadım." Sözleri kısa sürede sosyal medyada binlerce kez paylaşılırken, çok sayıda kullanıcı girişimcilik hikâyesi üzerine yorum yaptı. Kazandıklarıyla neler yaptığını anlattı Videoda elde ettiği gelirle yaptığı yatırımları da anlatan girişimci şu ifadeleri kullandı: "Bu gördüğünüz arabayı aldım. Audi TT bu. Haftada yaklaşık 4 bin lira yakıt yakıyor." Ardından işlerini büyüttüğünü belirten girişimci şöyle devam etti: "Bir tane dükkân açtım. Üzerine bir dükkân daha açtım. Şimdi hanımın bir tane dükkânı var. Üç katlı pilates. Onun içerisine bir sürü makine aldım." Ev ve tarla aldığını da anlattı Paylaşımında sadece iş yatırımlarından değil, özel hayatındaki değişimlerden de söz eden girişimci, şu ifadeleri kullandı: "Bir ev aldım. Bir tane tarla aldım. Evlendim. İki çocuk yaptım. Bunların hepsini 15 liralık anahtarlık satarak yaptım." Videonun sonunda ise dikkat çeken şu cümleyi kullandı: "15 liraya hayat büyütülebiliyor mu? Milyonlar kazanılabiliyor mu? Kazanılıyor abi." Video kısa sürede viral oldu 3D yazıcıyla üretim yaparak gelir elde ettiğini anlatan girişimcinin videosu kısa sürede sosyal medyada geniş kitlelere ulaştı. Paylaşımın ardından çok sayıda kullanıcı 3D yazıcıyla iş kurma, 3D yazıcıdan para kazanma ve kişiselleştirilmiş ürün üretimi üzerine yorumlarda bulundu. Video viral olunca rekor kazanç elde etti İlk videosunun viral olmasının ardından yeni bir paylaşım yapan girişimci, sosyal medyada gördüğü ilginin satışlarına doğrudan yansıdığını söyledi. Paylaştığı videoda şu ifadeleri kullandı: "Bakın hafta sonu bir videonun etkisiyle 320 bin TL ciro oldu. Allah bin bereket versin." Böylece girişimci, sosyal medyada milyonlara ulaşan tek bir videonun ardından yalnızca hafta sonunda 320 bin TL ciro elde ettiğini öne sürerek yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi.

  • Türk girişimciler tarafından ABD’de kurulan Derya, 1.1 milyon dolar yatırım aldı

    Yük taşımacılığı operasyonlarını uçtan uca yapay zekâyla dijitalleştiren Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Yatırım turuna Y Combinator, Türkiye’nin ilk girişim sermayesi fonu 212, ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini güçlendirirken, operasyonlarını yeni ticaret koridorlarında ölçeklendirmeyi hedefliyor. Mert Turna ve Oğuzhan Karaca tarafından kurulan ABD merkezli YC girişimi Derya, 1,1 milyon dolar yatırım aldı. Derya’nın tohum öncesi yatırım turuna, 15 yıldır Türkiye girişimcilik ekosisteminin öncüsü ve global teknoloji şirketlerinin destekçisi 212, dünyanın önde gelen girişim hızlandırma programı Y Combinator ve Ubicloud Kurucu Ortağı Umur Çubukçu katıldı. Derya, aldığı yatırımla taşıma, lojistik finansmanı ve veri işleme kapasitesini artırırken, yeni pazarlara açılarak operasyonlarını büyütmeyi planlıyor. Yük taşımacılığı ve aracılığı için bütüncül yapay zekâ altyapısı geliştiren Derya, sektörün büyük ölçüde manuel yürütülen, hatalara ve zaman kaybına yol açan süreçlerini otomatikleştirmeyi hedefliyor. Derya, belgeleme, tedarikçi ve nakliyeci nitelendirme, sevkiyat takibi, müşteri bilgilendirme ve uyumluluk iş akışlarının tamamını yöneten bir yapay zekâ motoru sunuyor. Geleneksel yük taşımacılığı ofislerinin ortalama iki günde yanıt verdiği taleplere karşılık, Derya’nın yapay zekâ motoru uygun tedarikçi ve nakliyeciyi dakikalar içinde eşleştirebiliyor. Karaca: “Yapay zekâyla veri temelli lojistik altyapısı inşa ediyoruz” Derya Kurucu Ortağı ve CEO’su Oğuzhan Karaca yatırımla ilgili verdiği demeçte; “Biz Derya’da lojistik operasyonları ayrı süreçler olarak değil, bütüncül bir iş akışı olarak görüyoruz. Geliştirdiğimiz yapay zekâ altyapısı tedarikçi ve taşıyıcı bulmaktan başlayarak müşteri bulma ve yük takibine kadar tüm adımları veri temelli sistemimizde bir araya getiriyor. Böylece operasyonlar görünürlük kazanmanın ötesinde optimize edilebilir bir yapıya dönüşüyor. Amazımız parçalı operasyonları tek bir akışta birleştirmeye devam ederek doğru eşleşmeleri gerçek zamanlı ve düşük aracı maliyetiyle yapmak. Aldığımız yatırımı da bu vizyonu daha geniş pazarlara taşıma yolunda önemli bir adım olarak değerlendiriyoruz.” Aydın: “Lojistikte manuel süreçleri yapay zekâyla yeniden tasarlıyor” 212 Bölgesel Fon Ortağı Kıvanç Aydın, konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: “Derya, küresel lojistiğin en karmaşık ve hâlâ büyük ölçüde manuel yürüyen alanlarından biri olan yük taşımacılığı ve aracılığını (freight forwarding) yapay zekâyla yeniden tasarlıyor. Oğuzhan ve Mert çok etkileyici iki girişimci. Yatırımımızdan bu yana, sahadaki verimsizlikleri çok iyi analiz edip hızlı aksiyon alarak Derya’yı yalnızca bir yazılım ürünü değil, yük taşımacılığı ve aracılığı alanında yapay zekâ temelli bir operasyon altyapısı olarak konumlandırdıklarını gördük. 212 olarak, Türkiye’den çıkan kurucuların global ölçekte sektör lideri şirketler kurabileceğine inanıyoruz. Derya’nın uluslararası yük taşımacılığında yeni nesil bir altyapı şirketi olma yolculuğunda yanında olmaktan heyecan duyuyoruz.”

  • Eşine yardım ederek başladığı mobilya imalatında ustalaşarak kendi atölyesini kurdu

    Burdur'un Bucak ilçesinde yaşayan Yasemin Aktaş, eşine yardımcı olmak için başladığı mobilya imalatında ustalaşarak kendi atölyesini kurdu. Bilgisayar Teknolojileri Bölümü mezunu Aktaş, evlendikten sonra aile ekonomisine katkı sağlamak amacıyla dolap imalatçısı eşine yardım etmeye başladı. Aktaş, ilk başta dolap çekmecelerinin arkasını çivileyerek işi öğrenmeye çalıştı. Daha sonra inşaatlara gitmeye başlayan Aktaş, eşinin yaptıklarını izleyerek ve ona yardım ederek işi öğrendi ve evinin yanında kendi atölyesini kurdu. 6 yıldır kendi işini yapan Aktaş, mutfak dolabı, vestiyer, yüklük, genç odası ve çalışma masası gibi mobilyalar üretiyor. Yasemin Aktaş, AA muhabirine, evlendikten sonra dolap imalatı yapan eşine yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. Eşinin desteğiyle mobilya üretiminde belirli bir seviyeye geldikten sonra kendi atölyesini kurmaya karar verdiğini anlatan Aktaş, "Bazı el aletlerim var. Onlarla birlikte sektörde üretmeye çalışıyorum. Şu an müşterilerim 'Sen gel, fikir konusunda daha çok destek oluyorsun.' diyorlar. Eşim de bana çok destek oluyor. Sabırlı bir şekilde bana bilmediğim noktaları öğretti." diye konuştu. Aktaş, "Girdiğim ortamlarda hiç kadın olmuyor. Çekinerek, tedirgin olarak gidiyorsun ortama ama müşterinin kafasında çizdiği resmi gerçekleştirdiğimde o mutluluğu görmek çok güzel." ifadesini kullandı.

  • Çankırı'da işitme engelli kadınlar işaret diliyle Kur'an-ı Kerim öğreniyor

    Çankırı'da açılan kursta işitme engelli kadınlar, işaret diliyle Kur'an-ı Kerim öğreniyor. İl Müftülüğünce 2022 yılında İmam-ı Azam Kur'an Kursu bünyesinde açılan kursta işitme engelli 3 kadına Kur'an-ı Kerim ve dini terimler eğitimi işaret diliyle veriliyor. Haftada 3 gün eğitim alan kadınlar, düzenlenen etkinliklerle de sosyalleşme imkanı buluyor. İmam-ı Azam Kur'an Kursu yöneticisi Hatice Özkaya, AA muhabirine, 2018 yılında faaliyete başladıklarını, bünyelerinde 4-6 yaş 8 Kur'an kursu, bir de "Konuşan Eller" ismini verdiklerini işitme engelliler sınıfı olduğunu söyledi. Çankırı'da işitme engelli kadınlara yönelik tek, Türkiye'de de sayılı kurslardan olduklarını dile getiren Özkaya, "Burada verdiğimiz eğitimle kursiyerlerimizin hayata açıldıklarını düşünüyorum çünkü faaliyetlerimiz çok fazla. Onlar da buna teveccüh gösterdiklerinden 4 yıldır aralıksız geliyorlar. Onlara tercümanlık eden, bir yere gittiklerinde durumlarını anlatabilecekleri bir öğretmenleri var. Yanlarında bir rehberleri olduğu için de kendilerini rahat hissediyorlar. Burası onların hayata açılan kapısı." dedi. Hitap ettikleri kesimleri çeşitlendirmek istediklerini, bu yönde çalışma yaptıklarını ifade eden Özkaya, "Bunun içinde çocuklar, gençler, bayanlar, erkekler var. En özeli bence, 'Konuşan Eller' sınıfımız. Çünkü onlar Allah'ın özel kulları. Öyle bildiriliyor bize. Onlar bizim nazarımızda özel olduğu için bu sınıfı çok önemsiyoruz. 'Konuşan Eller' ismini de bu yüzden verdik onlara." diye konuştu. Kur'an'ın dışında dini bilgiler eğitimi de veriliyor İşaret diliyle kursiyerlere eğitim veren öğretici Ayşe Dilan Acar da 2018 yılından bu yana İmam-ı Azam Kur'an Kursu'nda görev yaptığını söyledi. Çevresindeki işitme engellilerle iletişim kurmak için işaret dili öğrendiğini, zamanla kendini geliştirdiğini dile getiren Acar, "İlk başta normal bireylerin başladığı gibi elifba ile Allah'ı tanıtarak, itikat, ibadet, ahlak, siyer derslerimizle bilmediklerini öğretmeye gayret ettik. Derse ilk başladığımızda Kur'an-ı Kerim eğitimi, Esma-ül Hüsna tekrarı, dua tekrarı ve ders anlatımıyla gidiyoruz." ifadesini kullandı. Acar, öğrencilerin başlarda çok fazla dini bilgisi bulunmadığına dikkati çekerek, "İşitme engelliler Allah'a ulaşamayacaklarını düşünüyor. Konuşamadıkları için Allah'ın onları işitmediğini düşünüyorlar. Çünkü ailelerde eğitim verilemediği için burada sıfırdan başlıyoruz." dedi. Kursiyerlerinin bir senede Kur'an-ı Kerim öğrenebildiklerini söyleyen Acar, Diyanet İşleri Başkanlığının hazırladığı kaynaklarla işlerinin kolaylaştığını kaydetti. Kursiyerlerden Kübra Nuhoğlu da 8. sınıftayken Kur'an-ı Kerim'i öğrenmeye başladığını ancak bazı şeyleri tam bilmediğini belirterek, Kur'an-ı Kerim ile dini bilgileri öğrenmekten mutluluk duyduğunu ifade etti.

  • 60 kadın birlikte başardı! Sosyal medyadan tüm Türkiye’ye satıyorlar! 300 TL'den başlayıp kapış kapış gidiyor

    Muğla'da ev kadınları ve emeklilerden oluşan 60 kişilik dev kadro, hem hayatın stresinden kaçtı hem de kendilerine yeni bir gelir kapısı oluşturdu. Günde sadece 4 saat bir araya gelerek ürettikleri el emeği göz nuru tasarımları sosyal medyadan Türkiye'nin dört bir yanına satıyorlar. Muğla'nın Milas ilçesinde yaşayan ev kadınları, ekonomik hayata katılmak ve aile bütçelerine destek olmak amacıyla bir araya gelerek örgü atölyesi kurdu. Sağlık ve eğitim camiasından emekli kadınların da yer aldığı 60 kişilik grup, el emeği göz nuru ürünlerini sanal medya üzerinden Türkiye'nin dört bir yanına ulaştırıyor. Kadınların dayanışmasıyla kurulan atölyede birbirinden farklı örgü ürünleri hazırlanıyor. Battaniye, çanta, elbise, hırka, kazak, atkı, bere, şapka ve patik gibi tamamen el işçiliğiyle üretilen ürünler, hem özgün tasarımları hem de kaliteli işçilikleriyle ilgi görüyor.Ürünler, işçilik süresi ve modele göre 300 liradan başlayıp 5 bin liraya kadar alıcı buluyor. Atölyede üretim yapan kadınlar, boş vakitlerini değerlendirmenin yanı sıra ekonomik özgürlüklerini kazanmanın mutluluğunu yaşıyor. En güncel haberlere ve son dakika gelişmelerine Google üzerinden anında ulaşmak için bizi favorilerinize ekleyin. Günün belirli saatlerinde bir araya gelen kadınlar hem yeni modeller tasarlıyor hem de birbirlerine teknik destek vererek üretimlerini geliştiriyor. Ortaya çıkan ürünler sanal medya hesaplarında sergilenirken, gelen siparişler doğrultusunda kişiye özel çalışmalar da hazırlanıyor. Atölyeyi kuran 4 çocuk annesi Sevil Güllüce, "Burada hep birlikte keyifli vakit geçiriyoruz. Arkadaşlarımız gruplar halinde geliyorlar. Haftanın 5 günü burada faaliyet gösteriyoruz. Saat 11.00'dan saat 15.00'a kadar buradayız. Arkadaşlarımız sadece ev ekonomisine katkıda bulunmak için değil, aynı zamanda onlara terapi oluyor. Birkaç saatte olsa hayatın hızlı akışına mola veriyoruz. Ürünlerimize yoğun talep var" dedi. Emekli öğretmen Ahsen Akın (60), "Yıllarca özel eğitim ve okul öncesi öğretmenliği yaptım. 19 yıl tiyatro çalışmalarım oldu. Yolum burasıyla kesişti. Burada hayat, yaşam, doğallık, sevgi varmış. Sevgimizi örgülerimize verdik. Ortaya çok güzel ürünler çıkartıyoruz. Ördük rahatladık ve para kazanıyoruz" diye konuştu.

  • Türkiye'nin en büyük 1000 ihracatçısı belli oldu

    Geçen yıl en çok ihracat yapan şirket 17,8 milyar dolarla THY olurken onu 11,4 milyar dolarla Ford Otomotiv, 3,9 milyar dolarla Toyota Otomotiv izledi. Türkiye'de geçen yıl en çok mal ve hizmet ihracatı yapan ilk 1000 firmanın açıklandığı araştırmada, Türk Hava Yolları (THY), Ford Otomotiv ve Toyota Otomotiv başı çekti. Türkiye'nin 2025 yılı toplam mal ve hizmet ihracatı 395,9 milyar dolarla Cumhuriyet tarihinin rekorunu kırmıştı. Yıl genelinde 273,3 milyar dolarlık mal, 122,6 milyar dolarlık da hizmet ihracatı yapılmıştı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) tarafından hazırlanan "Türkiye'nin İlk 1000 İhracatçısı" araştırmasının 2025 sonuçları açıklandı. Buna göre, 2025'te en yüksek ihracat yapan ilk 1000 firmanın toplam ihracatı 182 milyar 171 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yıl en çok ihracat yapan şirket 17,8 milyar dolarla THY olurken onu 11,4 milyar dolarla Ford Otomotiv, 3,9 milyar dolarla Toyota Otomotiv izledi. TGS Dış Ticaret 3,2 milyar dolarla dördüncü, ARCA Savunma Sanayi 2,9 milyar dolarla beşinci, Kibar Dış Ticaret 2,8 milyar dolarla altıncı, Türkiye Petrol Rafinerileri 2,7 milyar dolarla yedinci oldu. Pegasus 2,6 milyar dolarla sekizinci, Güneş Ekspres Havacılık 2,5 milyar dolarla dokuzuncu, Star Rafineri ise 2,3 milyar dolarla onuncu sırada yer aldı. Önceki yıla göre ilk 3 sıra değişmezken, ihracatını yüzde 392,1 artıran ARCA Savunma'nın 38'incilikten beşinciliğe yükselmesi dikkati çekti. 25 şirketin ihracatı 1 milyar doları aştı İlk 1000 şirket arasında sadece THY ve Ford'un çift haneli rakamlarda ihracat tutarına ulaştığı görülürken toplam 25 şirketin 1 milyar dolardan fazla dış satım yaptığı belirlendi. İlk 10 şirketin dışında sırasıyla Baykar, Arçelik, İGA Havalimanı İşletmesi, Ahlatcı Kuyumculuk, OYAK-Renault, Vestel, Mercedes-Benz Türk AŞ, Odeon Turizm, TAV Havalimanları, Bosch Sanayi ve Ticaret AŞ, Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ, Eti Maden İşletmeleri, BSH Ev Aletleri, TUSAŞ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ, Anexservices Turizm de 1 milyar doların üzerinde ihracat yaptı. 23 şirketin 500-999 milyon dolar, 263 firmanın 100-499 milyon dolar, 346 işletmenin 50-99 milyon dolar, 343 şirketin ise 33-49 milyon dolar aralığında ihracat yaptığı görüldü. Listeye İstanbul damga vurdu İlk 1000 ihracatçı arasında 434 firmanın merkezinin İstanbul'da bulunduğu görüldü. Böylece İstanbul, listedeki firmaların yüzde 43'ünden fazlasına ev sahipliği yaparak araştırmaya damga vurdu. İstanbul'u 87 şirketle İzmir, 60 ile Gaziantep, 58 ile Kocaeli, 57 ile Ankara, 54 ile Bursa izledi. Mersin'den 22, Adana ve Manisa'dan 20'şer, Antalya ve Denizli'den 19'ar, Kayseri'den 15, Tekirdağ'dan 13, Hatay'dan 11, Konya'dan 9, Aydın'dan 8, Balıkesir, Eskişehir, Samsun ve Trabzon'dan 7'şer, Kahramanmaraş'tan 6, Karabük ve Sakarya'dan 5'er, Giresun ve Isparta'dan 4'er şirket listeye girdi. Çorum, Kütahya, Muğla, Ordu, Şırnak ve Yalova'dan 3'er, Çankırı, Düzce, Elazığ, Karaman, Rize ve Uşak'tan 2'şer, Aksaray, Bilecik, Burdur, Bolu, Çanakkale, Gümüşhane, Kastamonu, Kırklareli, Kırşehir, Mardin, Osmaniye ve Zonguldak'tan ise birer firma listede kendine yer buldu. Toplamda 49 ilden firma listeye dahil olurken 32 kentten araştırmaya şirket giremedi. Sektörlerinin şampiyonları Araştırmaya göre, 2025'te "çelik" sektörünün şampiyonu Habaş Sınai ve Tıbbi Gazlar İstihsal Endüstrisi AŞ olurken "çimento, cam, seramik ve toprak ürünlerinde" Şişecam Dış Ticaret AŞ, "demir ve demir dışı metallerde" Kibar Dış Ticaret AŞ, "deri ve deri mamullerinde" Gezer Ayakkabı, "elektrik ve elektronikte" Vestel Ticaret AŞ, "fındık ve mamullerinde" Ferrero Fındık İthalat İhracat ve Ticaret AŞ, "gemi, yat ve hizmetlerinde" Sefine Denizcilik Tersanecilik Turizm zirvede yer aldı. Erdemoğlu Dış Ticaret AŞ "halı" sektörünün, Üniteks Tekstil Gıda Sanayi Dış Ticaret "hazır giyim ve konfeksiyonun", THY "hizmetin", Şölen Çikolata "hububat, bakliyat, yağlı tohumlar ve mamullerinin", Daikin "iklimlendirme sanayisinin", Türkiye Petrol Rafinerileri "kimyevi maddeler ve mamullerinin", Özgür Tarım "kuru meyve ve mamullerinin", Ekom Eczacıbaşı "madenciliğin", Arçelik "makine ve aksamlarının", Döhler Gıda "meyve-sebze mamullerinin" şampiyonu oldu. "Mobilya, kağıt ve orman ürünlerinde" Kastamonu Entegre, "mücevherde" Ahlatcı Kuyumculuk, "otomotivde" Ford Otomotiv, "savunma ve havacılık sanayisinde" ARCA Savunma, "su ürünleri ve hayvansal mamullerde" Kılıç Deniz Ürünleri, "süs bitkileri ve mamullerinde" Çiçekçiler Birliği, "tekstil ve ham maddelerinde" Ak-Pa Tekstil, "tütünde" JTI Tütün Ürünleri, "yaş meyve ve sebzede" Uçak Kardeşler, "zeytin ve zeytinyağında" Verde Yağ zirvede yer aldı. - En çok ihracat yapan ilk 10 şirket Geçen yıl en çok ihracat yapan ilk 10 şirket ve tutarları şu şekilde: 2025 Genel Sıralaması 2025 İhracatı (dolar) 2024 Genel Sıralaması Firma Unvanı 1 17.780.064.704,00 1 Türk Hava Yolları 2 11.353.366.166,03 2 Ford Otomotiv 3 3.912.742.883,98 3 Toyota Otomotiv 4 3.189.941.691,26 7 TGS Dış Ticaret. 5 2.946.073.089,60 38 ARCA Savunma 6 2.804.072.786,32 5 Kibar Dış Ticaret 7 2.707.889.710,75 4 Türkiye Petrol Rafinerileri 8 2.630.853.547,08 8 Pegasus 9 2.474.373.882,80 9 Güneş Ekspres Havacılık 10 2.289.040.577,90 6 Star Rafineri AŞ

  • 100 haneli köyden 48 yılda 100'ün üzerinde doktor çıktı

    Sivas merkeze bağlı Kolluca köyü, Türkiye’de eşi benzeri az görülen bir başarı hikâyesiyle dikkat çekiyor. Yaklaşık 100 haneli köyden son 48 yılda 100’ün üzerinde doktor yetişti. Köyün ilk doktoru Cahit Gümüşer’in açtığı yol, bugün ikinci ve üçüncü nesil hekimlerle devam ediyor. Sivas merkeze bağlı Kolluca köyü, eğitim alanında ortaya koyduğu dikkat çekici başarıyla Türkiye’de örnek gösterilen yerlerden biri haline geldi. Yaklaşık 100 haneli köyden bugüne kadar 100’ün üzerinde doktor yetiştiği belirtilirken, gelin ve damatlar da dahil edildiğinde bu sayının 150’ye yaklaştığı ifade ediliyor. Kolluca köyüne kayıtlı doktorlar Türkiye’nin farklı şehirlerinde sağlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Bu isimler arasında Kayseri İl Sağlık Müdürü Dr. Mehmet Erşan, Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sağlık Hizmetleri Uygulama ve Araştırma Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mürşit Hasbek ve Sivas Numune Hastanesi Başhekim Yardımcısı Dr. İdris Erşan da yer alıyor. Köyün ilk doktoru ilham kaynağı oldu Kolluca köyünün bu dikkat çekici başarısının arkasında ise köyün ilk doktoru olan 72 yaşındaki çocuk sağlığı ve hastalıkları uzmanı Cahit Gümüşer bulunuyor. Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 1978 yılında mezun olan Gümüşer, aynı yıl Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde göreve başladı. Yaklaşık yarım asırdır mesleğini sürdüren Gümüşer, doktorluğun insanlara hizmet edilen ve en çok dua alınan mesleklerden biri olduğunu belirtiyor. Gümüşer, köyünden çok sayıda kişinin bu mesleği tercih ettiğini vurgulayarak, “Köyümüzde 100’ün üzerinde doktorumuz var. Damatları ve gelinleri de sayarsak sayı 150’ye yaklaşıyor. İnsanlar bu duruma şaşırıyor ama köyümüzde eğitim kültürü eskiden beri güçlüydü” ifadelerini kullandı. Her evden bir doktor çıkıyor Kolluca köyünde neredeyse her ailede en az bir doktor bulunması dikkat çekiyor. Köy muhtarı Şinasi Kumru, köyde avukat ve öğretmen gibi farklı mesleklerde çalışan çok sayıda kişinin bulunduğunu ancak doktor sayısının özellikle öne çıktığını söyledi. Kumru, köyün ilk doktoru olan Cahit Gümüşer’in gençlere ilham verdiğini belirterek, “Köyümüzde hemen hemen her ailede bir doktor var. Tıp fakültesinde okuyan gençlerimiz de bulunuyor. Doktor sayımız arttıkça gururlanıyoruz” dedi. Eğitimin ve rol modellerin etkisi büyük Emekli fizik öğretmeni Abdullah Serttaş da köyden bu kadar çok doktor çıkmasının en önemli nedeninin olumlu rol modeller olduğunu belirtti. Altı çocuğundan üçünün doktor, üçünün öğretmen olduğunu anlatan Serttaş, bugüne kadar yaklaşık 30 öğrencisinin doktor olduğunu söyledi. Serttaş, “Bazen köyümüzün suyundan içen doktor oluyor diye şaka yaparlar ama asıl sebep birbirini örnek alma. Bir öğrenci başarılı olunca diğerleri de aynı yolu izlemek istiyor” dedi. İkinci ve üçüncü nesil doktorlar yetişiyor Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Hastanesi Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Mürşit Hasbek de köyden yetişen doktorlardan biri. Yaklaşık 32 yıldır hekimlik yapan Hasbek, köydeki eğitim kültürünün yeni nesillerde de devam ettiğini söyledi. Hasbek, eşi Prof. Dr. Zekiye Hasbek ile aynı hastanede görev yaptığını ve kızlarının da aile hekimliği uzmanı olduğunu belirterek, köyde artık ikinci ve üçüncü nesil doktorların yetiştiğini ifade etti.

  • 3 malzemeyle elektriksiz buzdolabı icat etti! Sebzeleri 27 gün taze tutuyor

    Elektriğin olmadığı bölgelerde yiyecekleri taze tutmak çoğu zaman büyük bir sorun haline geliyor. Özellikle sıcak iklimlerde hasat edilen sebze ve meyveler birkaç gün içinde bozulurken, Nijeryalı bir profesörün geliştirdiği sıra dışı sistem milyonlarca insan için umut oldu. Nijeryalı akademisyen Mohammed Bah Abba, yalnızca iki kil çömlek, kum ve su kullanarak çalışan doğal bir soğutma sistemi geliştirdi. Herhangi bir elektrik kaynağına ihtiyaç duymayan bu yöntem sayesinde sebze ve meyvelerin dayanma süresi katlanarak arttı. GELENEKSEL BİLGİYİ BİLİMLE BİRLEŞTİRDİ Kuzey Nijerya'da çömlekçilik geleneğinin içinde büyüyen Bah Abba, yıllardır bölgedeki çiftçilerin aynı sorunla mücadele ettiğini gözlemliyordu. Elektrik erişiminin sınırlı olduğu kırsal alanlarda ürünlerin önemli bir bölümü pazara ulaşamadan çürüyordu. Bu soruna çözüm arayan Bah Abba, geleneksel kil çömlek kullanımını fizik biliminin temel prensipleriyle bir araya getirerek son derece basit ama etkili bir sistem ortaya çıkardı. İKİ ÇÖMLEKLE DOĞAL SOĞUTMA 3 malzemeyle elektriksiz buzdolabı icat etti! Sebzeleri 27 gün taze tutuyor. Sistemin çalışma mantığı oldukça basit. Büyük bir kil çömleğin içine daha küçük bir çömlek yerleştiriliyor. İki çömlek arasında kalan boşluk nemli kumla dolduruluyor ve üst kısmı ıslak bir bezle kapatılıyor. Kumdaki su zamanla çömleğin gözeneklerinden buharlaşırken içerideki ısıyı da beraberinde taşıyor. Böylece iç kısım dış ortamdan daha serin hale geliyor ve gıdalar daha uzun süre taze kalabiliyor. Uzmanlar sistemin en verimli şekilde çalışabilmesi için gölgede tutulmasını, hava akımına maruz kalmasını ve kumun düzenli olarak nemlendirilmesini öneriyor. SEBZELERİN ÖMRÜ HAFTALARCA UZUYOR Yapılan gözlemler, sistemin özellikle sıcak ve kurak bölgelerde dikkat çekici sonuçlar verdiğini ortaya koydu. Normal şartlarda birkaç gün içinde bozulabilen patlıcanların yaklaşık dört haftaya kadar tazeliğini koruyabildiği belirtiliyor. Domates, biber ve benzeri ürünlerin de haftalar boyunca tüketilebilir durumda kaldığı ifade ediliyor. Afrika'nın sıcak bölgelerinde yapılan ölçümlerde, dışarıdaki yüksek sıcaklıklara rağmen çömlek sisteminin iç kısmında belirgin bir serinleme sağlandığı görüldü. 100 BİNDEN FAZLA AİLEYE ULAŞTI Bah Abba'nın geliştirdiği sistem kısa sürede büyük ilgi gördü. İlk etapta enerjiye erişimi kısıtlı köylere binlerce ünite dağıtıldı. Yıllar içinde yalnızca Nijerya'da kullanılan sistem sayısı 100 bini aşarken, proje farklı sivil toplum kuruluşlarının desteğiyle Burkina Faso başta olmak üzere çeşitli Afrika ülkelerine de yayıldı. DÜNYANIN DİKKATİNİ ÇEKTİ Basit ama etkili buluş, uluslararası çevrelerin de dikkatini çekti. Mohammed Bah Abba, geliştirdiği sistem sayesinde 2001 yılında prestijli Rolex Girişim Ödülü'ne layık görüldü. Aldığı ödülü ve maddi desteği teknolojinin daha fazla insana ulaşması için kullandı. Uzmanlara göre bu sistem yalnızca gıda kaybını azaltmakla kalmadı; çiftçilerin ürünlerini daha uzun süre saklayabilmesine, daha iyi fiyatlarla satabilmesine ve yerel üretimin güçlenmesine de katkı sağladı. Bugün "çömlek buzdolabı" olarak bilinen bu yöntem, düşük maliyetli ve sürdürülebilir çözümlerin en başarılı örneklerinden biri olarak gösteriliyor. Karmaşık teknolojilere ihtiyaç duymadan geliştirilen sistem, basit fikirlerin bazen büyük değişimlere yol açabileceğini bir kez daha ortaya koyuyor.

  • Çerezlik tirmisi Düzce Teknopark'ta işleyen kadın girişimci 20 çeşit unlu mamul üretiyor

    Düzce'de girişimci Emine Yüksel Kurtoğlu, Antalya'dan getirdiği acı bakla (tirmis) tohumlarını geleneksel yöntemlerle işleyerek tatlı ve tuzlu 20 çeşit unlu mamul üretiyor. KOSGEB ve Teknopark desteğiyle AR-GE çalışmalarını hızlandıran Kurtoğlu, ürünlerini Türkiye'nin dört bir yanına gönderiyor. Düzce'de girişimci Emine Yüksel Kurtoğlu, Antalya'dan getirdiği acı bakla olarak da bilinen "tirmis" ata tohumlarını ekmek başta olmak üzere tatlı ve tuzlu 20 çeşit mamule dönüştürüyor. Evli ve 3 çocuk annesi 56 yaşındaki Kurtoğlu'nun İstanbul Aydın Üniversitesi'nde görevli akademisyen eşi Ramazan Kurtoğlu, 2020'de kızını ziyaret için gittiği ABD'deki bir markette çocukluk yıllarında memleketi Antalya'da çerez olarak satılan "tirmis" ve bu bitkiden yapılan unlu mamullerle karşılaştı. Kurtoğlu, 3 yıl önce eşinin memleketinden getirdiği tirmis unundan yaptığı kek ve ekmeklerin raf ömrünün yaklaşık 3 ay olduğunu fark edince tohumları evinin bahçesinde kurduğu kazanlarda kaynattı ve dinlenme havuzunda tuzlu suda bekleterek geleneksel yöntemle acılığını aldı. Emine Yüksel Kurtoğlu, un haline getirdiği yerli tohumlardan yaptığı kek ve ekmeklerin raf ömrünün bu kez 6 aya uzadığını tespit edince 7 Ağustos 2024'te Düzce Teknopark'ta iş yerini kurdu. Burada akademisyen ve girişimci desteğinin yanı sıra KOSGEB hibesi ve kendi imkanlarıyla aldığı üretim makineleriyle AR-GE çalışmalarını hızlandırdı. Ürdün, Lübnan, Suriye, Yunanistan, Mısır ve İsrail gibi Akdeniz ülkelerinin ortak lezzetleri arasında bulunan ve baklagiller sınıfından aynı adı taşıyan otsu bir bitkinin olgunlaşmış tohumlarından elde edilen tirmise, Türkiye'nin farklı bölgelerinde "acı bakla", "delice bakla", "kurt baklası", "mısır baklası" gibi isimler veriliyor. Ekmek türleri başta olmak üzere tatlı ve tuzlu 20 çeşit unlu mamulü internetten Türkiye'nin birçok şehrine gönderen Kurtoğlu, AA muhabirine, tirmisin yüksek proteinli olması ve glikoz içermemesi dolayısıyla dünyada yaygın olarak kullanıldığını, Türkiye'deki türünün ise Anadolu'nun kadim bir bitkisi olduğunu söyledi. "Geleneksel yöntemle 10 günde çıkardığımız acısını 24 saatte alıyoruz" Kurtoğlu, bitkinin ham halinin acı tatta olduğunu anlatarak, "Teknopark'taki iş yerimizde akademisyen ve gıda mühendisi desteğiyle geleneksel yöntemle 10 günde çıkardığımız acısını 24 saatte alıyoruz. Acısını aldığımız baklayı yine Teknopark, KOSGEB ve kendi imkanlarımızla aldığımız kurutma fırınlarında kurutuyoruz, değirmenimizde öğütüyoruz ve hamur makinesinde yoğuruyoruz. Makinemizde de glutensiz olarak mayalıyoruz." diye konuştu. Kurtoğlu, AR-GE çalışmalarıyla "tirmisia" başta olmak üzere alt grupta yer alan 10 ürünün marka tescilini aldıklarını kaydetti. Laboratuvar analiz çalışmalarında tirmisle yapılan ürünlerin raf ömrünün 6,5 ay olduğunu gördüklerini aktaran Kurtoğlu, "Şu anda bu bitkiden 20 çeşidin üzerinde ürün elde ediyoruz. Ürünlerimizi sporcular, şeker hastaları ve diyet yapanlar için gruplara ayırdık. Ekmeklerimizde 6 çeşit ürünümüz var. Bunun haricinde lokum, bebe bisküvisi, lezzet topu, bar, kraker ve gevreklerimiz var." şeklinde konuştu. Emine Yüksel Kurtoğlu, ağustos ayında Düzce Teknopark'ta ikinci yıllarını dolduracaklarına değinerek, internet üzerinden Türkiye'nin her yerine satış yaptıklarını sözlerine ekledi.

  • Kimse inanmadı, kadınların azmi başardı! Çorak topraklar servet üreten bahçelere dönüştü

    Adana'da devlet desteği alan kadın girişimciler, yıllar önce verimsiz arazilerde başladıkları üretim yolculuğunu büyük bir başarı hikayesine dönüştürdü. Lavantanın ardından seracılığa geçen kadınlar şimdi siparişlere yetişemiyor. Adana'nın Feke ilçesine bağlı Tapan bölgesinde kadınların azmi ve devlet destekleriyle başlayan üretim yolculuğu, kırsal kalkınmada başarı hikayesine dönüştü. ORKÖY ve genç çiftçi projeleriyle destek alan kadın girişimciler, yıllar önce çorak arazileri lavanta bahçelerine dönüştürürken şimdi seracılıkla yüzde 50 hibe ile ilki gerçekleştirerek yeni gelir kapısı oluşturdu. Kışın marul, yaz dönemi domates üretimine başlayan kadınlar lavanta bahçelerinde ziyaretçilerini ağırlarken sera üretimi ile de taleplere yetişmeye çalışıyor. 2009 yılında ilçede su olmadığı için atıl kalan çorak arazileri lavanta bahçelerine dönüştüren kadınlar, Orman ve Köy İlişkileri Dairesi Başkanlığı'nın (ORKÖY) desteğine başvuran 5 kadın ilk serayı kurarak hem aile ekonomisine hem de bölgeyi tarım ve turizm açısından değerli hale getirdi. Paşalı Mahallesi'nde yaşayan kadın girişimci Hilal Köz, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ormancılık desteklerinden biri olan ORKÖY Projesi ile kurduğu sera sayesinde ilçede ilk sera kurulumunu gerçekleştirirken bölgede diğer kadınlarla birlikte hem sera da üretim, hem de lavanta bahçelerinde doğa turizmi ile başarmanın gurunu yaşıyor. Seracılık üretiminin bir hayalle başladığını anlatan Köz, devlet desteğiyle üretime başladığını ifade ederek "Bir arkadaşımın başka bir yerde yaptığı seraya özenerek bakmıştım. Tarım ve Orman Bakanlığı'nın ORKÖY Projesi çerçevesinde seracılık desteğine başvurarak İşletme Müdürümüz Mustafa Çelen'in destekleri ile seramızı kurduk" dedi. Köy olarak beş kişinin projeye dahil olduğunu belirten Köz, "Dört arkadaşımızla birlikte seramızı kurduk. Yüzde 50 hibe desteği aldık. 400 bin lira destekle seramız kuruldu. Damla sulama sistemlerimizi yaptık, fidelerimizi aldık ve üretime başladık" diye konuştu. Köylerinin klasik tarıma çok elverişli olmadığını anlatan Köz, seracılığın kendileri için önemli bir alternatif olduğunu kaydederek, "Bizim köyümüz su konusunda çok zengin değil. Tarıma çok uygun bir alan değildi. Seracılıkta daha az su kullanıldığı için bu alana yöneldik. Devlet desteği sayesinde üretime başlayabildik" dedi. Kimse inanmadı, kadınların azmi başardı Çorak topraklar servet üreten bahçelere dönüştü 500 metrekarelik serada ilk olarak marul yetiştirdiğini belirten Köz, "Geçen yıl eylül-ekim aylarında 1600 adet marul ektim. Kış döneminde onları satarak seracılığa başladım. Kazandığım parayla domates fidesi aldım. Böylece sera kendi içerisinde kendini geliştirmeye başladım. Bir seradan üretime bağlı olarak 500-600 bin lira civarında gelir elde etmek mümkün" diye konuştu. Kimse inanmadı, kadınların azmi başardı Çorak topraklar servet üreten bahçelere dönüştü Üretmenin kendisi için büyük mutluluk olduğunu söyleyen Köz, "Uzak bir yere gittiğim zaman ilk özlediğim yer seram oluyor. Gelip ürünlerime bakıyorum. Üretmek çok heyecan verici. Kendimi çiftçilikte bulduğumu düşünüyorum" ifadelerini kullandı. Seraların kısa sürede ilgi gördüğünü anlatan Köz, "Şu anda köyümüzde 5 sera var. Herkes üretiyor siparişlere yetişemiyoruz. Geçen yıl marullarımızı 35-50 lira arasında sattık. Çukurova'daki seraları su basınca bizim kırsaldaki üretimimiz değer kazandı. Bin rakımdan Çukurova'ya marul gönderdik" dedi. Paşalı Mahallesi sakini Ayşe Başer ise yıllar önce atılan adımın bugün büyük bir başarı hikayesine dönüştüğünü kaydederek, "Doğma büyüme Paşalı köyündenim. Önceden kimse bize inanmıyordu. Şimdi hepimiz köyümüzde ekmek yiyoruz, üretiyoruz. Çorak topraklarımız üretime kazandırıldı" dedi.

  • İşitme engelli gençten tarihi telsizcilik başarısı: Didem 'Sessiz Güç' projesiyle parladı

    İzmir'de işitme engelli lise öğrencisi Didem Özkan, 'Afet Anında Sessiz Güç' projesi kapsamında amatör telsizcilik sınavından 100 üzerinden 96 alarak A Sınıfı Lisans kazandı. İzmir’in Bergama ve Kınık ilçelerinde yürütülen "Afet Anında Sessiz Güç" projesi, dikkat çekici bir başarıya imza attı. Proje kapsamında eğitim alan işitme engelli lise öğrencisi Didem Özkan, amatör telsizcilik sınavında 100 üzerinden 96 gibi olağanüstü bir puan alarak A Sınıfı Amatör Telsiz Lisansı almaya hak kazandı. Bu tarihi başarı, Türkiye'de işitme engelli bireylerin teknik alanlardaki potansiyelini gözler önüne seren en önemli örneklerden biri olarak kayıtlara geçti. AFET İLETİŞİMİNDE YENİ BİR DÖNEM BAŞLIYOR Afet ve acil durumlarda kesintisiz iletişimin ne denli kritik bir rol oynadığı bilinen bir gerçek. "Afet Anında Sessiz Güç" projesi, bu zorunlu ihtiyaca yönelik olarak işitme engelli bireylerin de bu süreçlerde aktif rol alabilmesinin önünü açıyor. Türkiye Radyo Amatörleri Cemiyeti (TRAC) Bergama Şubesi ile Kınık Mert Öztüre Özel Eğitim Meslek Lisesi'nin ortaklaşa hayata geçirdiği bu eğitimlerde gösterdiği üstün gayretle Didem Özkan, projenin ilk öncü isimlerinden biri olarak tarihe geçti. Eğitimler kapsamında öğrenciler, görsel ve titreşim destekli Mors alfabesi, SSTV (Slow Scan Television) ile görüntü aktarımı ve acil durum protokolleri gibi konularda derinlemesine bilgi ve beceri kazandı. 'BEN DE VARIM' DİYEN GENÇLERE İLHAM KAYNAĞI Didem Özkan'ın bu anlamlı başarısı, yalnızca bir sınav sonucundan öte, "Ben de varım" deme cesaretinin, azmin ve inancın güçlü bir göstergesi olarak TRAC Genel Merkezi tarafından da büyük bir gururla karşılandı. TRAC Genel Başkan Yardımcısı Ali Serdar Süalp, yaptığı açıklamada, Didem'in hikayesinin diğer gençlere de ilham vereceğine olan inancını vurgulayarak, "Engel, insanın önünde değil; çoğu zaman zihinlerde kurulan duvarlardadır. Bugün telsizcilik alanında açılan bu kapıdan yarın başka gençlerin de cesaretle geçeceğine inanıyoruz." ifadelerini kullandı. TRAC Bergama Şubesi Başkanı Emre Serdar Kaya ise projenin, "engelleri değil, imkanları konuşan bir anlayışın ürünü" olduğunu belirterek, Didem'in başarısının gelecekte daha birçok öğrenciye yol göstereceğinin altını çizdi.

  • Muhasebeciliği bırakan kadın girişimci, devlet desteğiyle sürü sahibi oldu

    Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde yaşayan kadın girişimci Asiye Sağır, muhasebeciliği bıraktıktan sonra Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumunun (TKDK) desteğiyle kurduğu çiftliğinde 3 yılda 103 koyundan oluşan sürüsünü 800 başa çıkardı. Bir dönem Kayseri'de muhasebecilik yapan 3 çocuk annesi Sağır, memleketinde satın aldığı 55 dekarlık arazide hayvancılık yapmak için 2021 yılında TKDK'ye proje başvurusunda bulundu. Projesi kabul edilen Sağır, yaklaşık 1 milyon 440 bin liralık yatırımın 607 bin lirasını hibe olarak aldı. Bu destekle Avrupa Birliği ve halk sağlığı kriterlerine uygun, 3 bin 800 metrekare kapalı alana sahip, iki yem deposu ve gübre çukuru bulunan bir ahır kurdu. Sağır, 2022 yılında 103 koyunla başladığı üretim yolculuğunda 3 yıl içinde sürüsünü yaklaşık 800 başa çıkarmayı başardı. Çiftliğinde 4 kişiye de istihdam sağlayan Sağır, geçimini damızlık ve kurbanlık koyun satışından elde ediyor. "Dünyadaki en güzel şey üretmektir" Asiye Sağır, AA muhabirine, çocukluk yıllarından bu yana hayvancılığa ilgi duyduğunu söyledi. Kayseri'de muhasebecilik yaptığını ancak bu mesleği sevmediğini belirten Sağır, eşinin desteğiyle memleketine dönerek hayalini gerçekleştirdiğini ifade etti. Hayvancılığı çocukluğundan beri çok sevdiğini vurgulayan Sağır, şunları kaydetti: "Kendi imkanlarımızla yapamayacağımız bir yatırımı yüzde 75 hibe desteğiyle hayata geçirdik. İlk olarak 103 koyunla üretime başladık, şu an 800'e yakın koyunumuz var. Dünyadaki en güzel şey üretmek ve çalışmak. İnsanın kendi parasını kazanması kadar değerli bir şey yok." Kadın ve genç girişimcilere üretimden kopmamaları tavsiyesinde bulunan Sağır, hayvancılığın zor ancak sevildiğinde kazancı olan bir meslek olduğunu dile getirdi. Sağır, ilk zamanlarda çevresinden eleştiriler aldığını ancak eşinin en büyük destekçisi olduğunu belirterek, üretmeye devam ettiğini anlattı. Çiftliğin otomatik sistemlerle donatıldığını ifade eden Sağır, tesisin AB standartlarına uygun şekilde kurulduğunu aktardı. Kuzulama döneminin başladığını ve verimli bir sezon geçirdiklerini kaydeden Sağır, çiftlikte yetiştirilen Sivas kangal ve Arap cinsi koyunları damızlık ve kurbanlık olarak sattıklarını sözlerine ekledi.

Arama Yap

bottom of page